Alerji Hastalıkları

Bölüm Hakkında

Vücudun bağışıklık sisteminin her hangi bir maddeye karşı gösterdiği aşırı hassasiyet reaksiyonudur. Alerjiye yatkın insanlar ‘atopik’ olarak adlandırılır. Atopi bir hastalık olarak değerlendirilmez fakat kalıtsal bir özelliktir. Açık tenliler ile deniz kenarı ya da nemli ortamlarda yaşayan insanlarda daha fazla görülür. Alerjiye neden olan alerjenlerin çoğu organik kökenli maddelerdir. Normalde insan vücuduna zararı olmayan bu maddeler alerjik insanlarda tepkimelere neden olabilir. Alerjik rahatsızlıklar gelişmiş ülkelerde daha sık görülmektedir. Stres, yoğun çalışma ortamı, hava kirliliğinin artması, gıdalara eklenen katkı maddeleri alerjilerin görülme sıklığının artmasına yol açtığı bilinmektedir.

En sık rastlanan alerjenler;

  • Ot ve ağaç polenleri
  • Evcil hayvanların deri veya tüyleri
  • Çeşitli gıdalar (süt, yumurta, soya, deniz ürünleri, meyve ve kuruyemişler)
  • Ev ve toz akarları
  • Mantar veya küf sporları
  • Arı sokmaları
  • Birtakım ilaçlar
  • Kimyasal reçineler, lastik, nikel
  • Lastik, kauçuk tarzı maddeler
  • Kolye, küpe tarzı takılar

Dönemsel olarak bahar aylarında artış gösterir

Dönemsel alerjilerin en fazla görüldüğü zaman bahar aylarıdır. Bu dönemde ağaç polenleri, otlar, çiçekler ve çay polenleri rüzgarın da etkisiyle sık sık yer değiştirdiği için özellikle mevsimsel alerjisi olan kişiler için en zor zaman dilimidir. Bahar mevsiminde havaya yoğun bir şekilde bitki polenleri karışır. Polenler havaya karıştıkları için bu dönemde özellikle gözler ve solunum sisteminde alerjiler görülür. Yerleşimlerine ve mevsime göre çok değişiklikler gösterirler. Ağaçlar yaz başından ortasına kadar, çimenler ilkbahar sonu yaz başı, otlar yaz sonu sonbahar başı artan alerji sebebidir. Bu problem kendisini en sık bahar nezlesi, bazen de astım şeklinde gösterir. Özellikle bahar aylarında polenlerden kaynaklanan alerjilerden korunmak gerekmektedir.

Alerjik hastalıklar

  • Alerjik nezle veya alerjik rinit
  • Göz nezlesi ya da alerjik konjiktivit
  • Alerjik astım
  • Ürtiker (Kurdeşen)
  • İlaç alerjisi
  • Böcek alerjisi
  • Arı alerjisi
  • Gıda alerjisi
  • Egzama
  • Atopik Dermatit

Alerjik nezle burun içindeki mukoz zarların iltihabı olarak tanımlanmaktadır. Yaşam kalitesini son derece olumsuz şekilde etkileyen alerjik nezle, dikkatli ve kuralları olan bir yaşam tarzını zorunlu kılar. Alerjik nezle, tedavi edilmediği takdirde astıma, sinüzite hatta çocuklarda yüzde şekil bozukluğuna neden olabilmektedir. Genellikle polenler, ev tozu akarları, mantar sporları veya evde beslenen hayvanların tüy ve deri döküntüleri neden olmaktadır. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık ile burun, boğaz, gözler ve kulaklarda kaşıntı gibi yakınmalarla kendini belli eder. Bu belirtilerin yanında yorgunluk, sırt ağrıları, uyuklama, sabah kalkmakta zorlanma ve kendini yaşlı hissetme gibi belirtileri de vardır. Polenlerin neden olduğu alerjik nezle daha çok bahar ayları ve yazın görülürken mantarlar, ev tozu ya da hayvansal alerjiler bütün bir yıl gözlemlenebilir. Tedavi edilmediği durumlarda alerjik nezlesi olanların yüzde 25’i ileride alerjik astım rahatsızlığıyla karşılaşmaktadır. Hastaların koruyucu tedavide bir takım kurallara uyması gerekmektedir. Uyulacak kuralların yanında alerjik nezle için aşı tedavisi de uygulanmaktadır. Bir tedavi uygulanacaksa kişinin öncelikle bir alerji uzmanına başvurması gerekir.

Özellikle çocuklarda görülen göz nezlesi göz kapağının iç yüzeyi ile gözün beyaz yüzeyinin bir kısmını örten ince zarın iltihaplanması ya da enfeksiyon kapması sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Göz nezlesi virüs yoluyla ya da enfeksiyon sonucu oluşabilir. Bunların yanı sıra açık havadaki polen ve duman ya da yüzme havuzlarındaki klor, kozmetik malzemelerin kullanımı sonucu meydana gelebilir. Alerjik göz nezlesi olan kişilerin gözleri sürekli kaşınır. Gözlerin içinde kum varmış gibi batma hissi verir. Aşırı göz sulanması ve göz kapağınrda şişme yaşayan bu hastaları florasan, televizyon veya otomobil ışığı bile rahatsız edebilir. Hastanın rahatını sağlamak ve hastalığın yayılmasını önlemek için, enfeksiyon ve iltihabın etkisinin azaltılması gerekmektedir. Elleri sık sık yıkamak ve gözlere dokunmamak önemlidir.

Astım hem çocukluk döneminde hem de yetişkinlerde, akciğerdeki hava yollarının alerjenler ve farklı uyaranların etkisiyle daralması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle krizler şeklinde gelişir. Herhangi bir alerjen ya da tetikleyici unsur ile karşılaşan astım hastalarının akciğerlerine giden hava yollarındaki kaslar kasılır. Bu kasılma sonucu hava yolları daralır. Hava yollarındaki bu etkileşimden dolayı iltihaplanma gelişirken, yapışkan salgı üretiminde artış gözlenir. Bu nedenle nefes alış verme de zorluklar meydana gelir. Öksürük krizleri, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi astım belirtisi olabilir. Bu şikayetler başka hastalıkların da belirtisi olabilmektedir. Şikayetler mevsimsel değişimlerle kendini gösteriyorsa, tekrarlayıcı ve nöbetler halinde meydana geliyorsa, kendiliğinden veya ilaçlarla düzelebiliyorsa astımdan şüphelenmek gerekir. Bunların yanında egzersizden sonra hırıltı yakınması da alerjik astımın önemli belirtilerinden biridir. Tedavide öncelikle akciğer fonksiyonlarının ve astık şiddetinin saptanması gerekmektedir. Hava yollarındaki iltihap ile daralmayı düzeltecek ilaçların belirlenmesi ve astımı tetikleyen faktörlerin azaltılması tedavide izlenen yollardır.

Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker, alerjik deri döküntüsüdür. Değişik büyüklüklerde olabildiği gibi kabarık ve kaşıntılı kızarıklardır. Genelde 1 ya da 2 gün içinde kendiliğinden kaybolur. 6 hafta veya daha uzun sürdüğü durumlar kronik olarak değerlendirilir ve detaylı inceleme gerektirir. Ürtiker genellikle alınan  ilaçlar ve tüketilen gıdalardan kaynaklanmaktadır. Özellikle penisilin ve penisilin türevi ilaçlarda tepkime gözlenirken süt, yumurta, kabuklu yemişler, çilek gibi gıdalarda ürtikere neden olabilir. Hiçbir nedene bağlı olmadan gelişen ürtikerler de bulunmaktadır. Bu tip döküntüler en inatçı ürtiker olduğu bilinmektedir.  Hipertirioidi ve hipotiroidi hastalarında sıkça rastlanan ürtiker özellikle kronik tiroidit durumunda şiddetli seyreder. Nadiren de olsa kolon, akciğer, lenf kanserlerinin başlangıcında görülür. Tedavisinde ilaç kullanımının yanı sıra ürtikere yol açabilecek gıdalar, gıda katkı maddeleri, ilaçlar ve psikolojik stresler gibi tetikleyici faktörlerden olabildiğince sakınmak temel prensiptir. Anjioödem de ürtikerin bir çeşididir. Ürtikerden farklı olarak kabarcıklar ve ödem derinin daha alt tabakalarına dokulara kadar ulaşmaktadır. Kaşıntıdan ziyade ağrı ve yanma şeklinde kendini gösterir. En sık dudaklar, göz kapakları, el ve ayaklarda görülür.

Tedavilerde kullanılan ilaçlara vücudun gösterdiği tepkimelerdir. İlaçların çoğu kendi başına alerjik etkili değillerdir. Bununla birlikte vücuda girdiklerinde bir takım proteinlerle birleşip allerjik etki yaratabilirler. Aynı zamanda ilaç yapımında kullanılan boya ya da koruyucu maddeler de alerjik tepkime oluşmasına neden olabilir. İlaç alerjilerinde en sık görülen belirtiler deride kaşıntı ve döküntü oluşmasıdır. Bununla birlikte belirti ve bulgular bağışıklık sisteminin reaksiyon veren bölümüne göre değişiklik gösterebilmektedir. İlaç alerjilerinde hayati tehlike yaratabilecek tepkimelerle birlikte ateş, kurdeşen, kan hücrelerinin yıkımı, safra kanallarının tıkanması ya da romatizmal rahatsızlıklara da rastlanabilmektedir. İlaç alerjilerine en çok antibiyotikler neden olmaktadır.  Gereksiz yere ilaç kullanmanın ilaç alerjisine davetiye çıkartacağı unutulmamalıdır. Alerjiye neden olan ilaçtan sakınmak tedavide izlenen ana yoldur.

Tedavideki esas temel alerjiye neden olan etken ya da etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Hastaların çoğunda alerjiye neden olan etkenlerden uzak durup korunmak yaşanan olumsuzlukların önüne geçebilmektedir. Alerjide uygulanan tedavi yöntemleri aşı, alerjiye neden olacak besinlerden uzak duracak bir beslenme düzeni ve ortam düzenlemesiyle mümkün olabilir. İlaç kullanmak alerjinin tedavisinde geçici ve kısmi çözümler üretir. Hastalığın öyküsü ve belirtilerinin iyi belirlenmesi tedavide önemli bir yer tutmaktadır. Tedavide hastaya muhakkak alerji testi yapılmalıdır. Testin sonuçları negatif çıksa bile kişide alerjik belirtiler gözükebilir. Hiç alerjik belirti göstermemiş kişilerin yapılan testlerinde kanlarında alerjik olduğunu gösteren değerler bulunabilir. Bu gibi durumlarda testlerin sonuçlarını doğru değerlendirebilmek için hastanın öyküsünü bilmek gerekmektedir. Bazı durumlarda alerjik etkenler bilinmesine rağmen ortadan kaldırılmayabilmektedir. Aşı ile vücudun bu etkenlere karşı direnci artırılabilmektedir. Kişinin alerji etkenleri belirlenerek buna göre uzun süreli aşı programıyla çözüme gidilebilmektedir.

Teknolojik gelişmeler sayesinde alerji testlerinin doğru sonuç verme oranında büyük bir artış yaşanmıştır. Alerjiye neden olan etkenlerin belirlenebilmesi için çeşitli testler yapılmaktadır.

  • Epidermal (Prick) Test: Hastaların açık alerji belirtileri gösterdiği durumlarda alerjenin kesin olarak belirlenebilmesi için yapılır.  Rinit, gıda, arı, ev tozu, hayvan tüyleri, kurdeşen, egzama veya saman alerjisi gibi alerjilerin belirlenebilmesi için uygulanır. Deri üzerine alerjenin sürülmesi ve derinin gösterdiği reaksiyona göre belirleme yapılır. 10-15 dakikada sonra değerlendirme yapılır.
  • Intradermal Test (Deri içi) : Alerjen maddeler özel enjektörlerle derinin daha alt tabakalarına enjekte edilir. Genellikle prick testinde alerji yaptığı düşünülen alerjene karşı bir durum gözlenmediğinde daha kesin sonuçlar elde etmek için kullanılır.10-15 dakika sonra değerlendirme yapılabilir.
  • Yama Testi: Daha çok metal, kimyasal ve egzama teşhisinde kullanılır. Alerjen maddeler deriye sürülerek, üzerine steril bant yapıştırılır.  24 -72 saat beklendikten sonra, hastanın duyarlı olduğu bölgelerde kızarıklık ve kabarcıklar oluşup oluşmadığı gözlenir.
  • Kan Testleri: Alerjinin belirlenebilmesi için yapılan kan testleri deri testleri kadar duyarlı sonuçlar vermemektedir. Genellikle ağır deri hastalıkları olan kişilerde, deri testinin uygulanmasının olmadığı durumlarda ve çocuklarda tercih edilir. Vücudun alerjenlere tepki olarak oluşturduğu immunglobulin E (IgE) antikorunun kandaki düzeyini ölçen kan testi, alerji teşhisinde en çok kullanılan kan testi türüdür. Gıda allerjilerinde cilt testleriyle birlikte kan testinin değerlendirilmesi daha doğru sonuçlar verebilmektedir.
  • Besin yükleme testi: Gıda alerjilerinde kesin tanıyı koyabilmek için, alerjiye neden olduğundan şüphelenilen gıdalar kademeli olarak hastaya verilmektedir. Besin yükleme testi, hastalık öyküsünde ağır reaksiyon olan hastalara yapılmamalıdır.

 

ALERJİDEN KORUNMAK İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

  • Özellikle bahar aylarında polenlerin en fazla uçuştuğu sabah saatlerinde açık havaya çıkılmamalıdır. Bu saatlerde açık havada spor yapılmamalıdır. Polenlerin eve girmemesi için pencereler kapalı tutulmalıdır.
  • Polenlerin havada uçuştuğu dönemlerde pencereler kapalı tutulmalı.
  • Saçların düzenli yıkanmasına ve kurutulmasına özen gösterilmeli.
  • Dışarıda gözlük ve şapka kullanılmalıdır.
  • Yün ya da kuş tüyü yastık yorgan ve battaniye kullanılmamalıdır. Kolay temizlenen ve toz tutmayan perdeler tercih edilmelidir. Yatak odasında yerde kumaş kilim veya sentetik halı kullanılmalıdır. Yatak odasında çiçek, saksı vs. bulunmamalıdır.
  • Günlük kıyafetler yatak odasında değiştirilmemelidir.
  • Deodorant, yağlıboya, parfüm, böcek ilaçları ve naftalin tarzı maddeler ve kokulardan uzak durulmalıdır. Bütün temizliklerde deterjan yerine beyaz sabun kullanılmalıdır.
  • Kütüphane kapalı veya camlı olmalıdır.
  • Evcil hayvanlar kesinlikle evde beslenmemeli ve bulundurulmamalıdır.
  • Çocukların oyuncakları bir kutuda saklanmalı, tüylü oyuncaklar yerine tahta ve plastik gibi toz tutmayan maddelerden yapılmış oyuncaklar tercih edilmelidir.
  • Evde toz duman yapan eşyalar olmamalı, banyo, tuvalet ve balkonda da sigara içilmemelidir.
  • Evde özellikle çiçek açan bitkiler bulundurulmamalıdır.
  • Arı kovanlarından uzak durulmalıdır.
  • Tatil için deniz kenarını veya yüksek dağlar tercih edilmeli,  tıbbi yardım alınamayacak yerlere gidilmemelidir.
  • Alerji yaratabilecek gıdalardan uzak durulmalı.
  • Dinlenmeye önem verilmeli, stresten uzak durulmalıdır.
  • Herhangi bir ilaç kullanılacağı zaman alerji konusunda doktora hatırlatma yapılmalıdır.

Bölüm Doktorları

Memorial Şişli Hastanesi

Memorial Etiler Tıp Merkezi

CANLI DESTEK