Baş Ağrısı Merkezi | MEMORIAL
Memorial 444 7 888 MENÜ

Baş Ağrısı Merkezi

E-Randevu Al

Bölüm Hakkında

Son 15 yılda baş ağrıları hakkında pek çok heyecan verici buluş gerçekleşmesine rağmen, edinilen bilgiler ve tedavi yaklaşımları yeterince klinik uygulamaya girmemiştir. Baş ağrısının sadece “ağrı” olarak ele alınmasıyla tedavide başarı sağlamak her zaman mümkün olmayabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Baş Ağrısı Merkezi, hastanın genel sağlık durumuna, iş ve sosyal yaşantısına göre, multidisipliner bir yaklaşım ile kişiye özel bir tedavi planı sunmaktadır.

Bölüm Doktorları:

Baş ağrısı, vücudun verdiği bir alarmdır. Sadece bu alarmı susturmak, her şeyin yoluna girdiği anlamına gelmez. Migren ve gerilim tipi baş ağrısı, kişinin kendini fiziksel ve ruhsal olarak yorduğunun bir göstergesi iken; yeni ortaya çıkan baş ağrıları vücutta bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesi olabilir. Bu tipteki baş ağrılarının altında; göz bozuklukları, diş çürüğü, sinüzit, boyun fıtığı gibi nispeten iyi huylu hastalıklardan; kafa içi yer kaplayıcı lezyonlara kadar ciddi tablolar yatabilir. Kan oksijenlenmesini bozan hastalıklar (Bazı akciğer ve kalp hastalıkları, anemi, uyku apnesi gibi) kan şekeri oynamaları, tiroid bezi fonksiyon bozuklukları ya doğrudan baş ağrısına yol açar, ya da baş ağrısının sıklık ve şiddeti üzerine etkili olabilir. Tedavi amacıyla kullanılan bir takım ilaçlar da (Örneğin hipertansiyon, diyabet ya da doğum kontrol ilaçları) baş ağrısına yol açabilir. Alkol ve bazı besinlerin de hassas kişilerde baş ağrısını tetikleyebileceği akılda tutulmalıdır.

Memorial Ataşehir Hastanesi Baş Ağrısı Merkezi, bünyesindeki deneyimli hekimleri ile hastalarına ağrı tedavisine ek olarak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sunmayı hedeflemektedir.

BAŞ AĞRILARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Migren Nedir?

Migren baş ağrıları ile kendini gösteren, ataklar halinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazıhastalarda ataklar yılda 1-2 defa olurken; bazılarında ise bir ay içinde defalarca görülebilir. Ağrı genellikle şiddetlidir. Bu duruma bulantı, ses ve ışıktan duyulan rahatsızlık da eşlik edebilir.

Eğer baş ağrınıza bulantı eşlik ediyorsa, ses ve ışıktan rahatsız oluyorsanız, ağrı günlük işlerinizi yapmanıza engel oluyorsa, büyük olasılıkla migreniniz var demektir. Bununla beraber, migren tanısının konulması bazen uzun ve karmaşık bir süreç gerektirebilir.

Migrenin Sebebi Nedir?

Migren kafanın içinde bir anormallik olduğu anlamına gelmez. Aile büyüklerinden kalıtım yolu ile geçmiş olabilir.

Migren Kimlerde Görülür?

Migren her 6-7 erişkinin 1’inde görülür. Kadınlarda sıklığı erkeklere göre 3 kat daha fazladır. Genellikle çocuklukta ve ergenlik çağında çağda başlar. Nadir rastlanan veya korkulacak bir hastalık değildir.

Kaç Tip Migren Vardır?

Migrenin çeşitli tipleri vardır. Bunlar arasında en sık “aurasız migren” görülür . Migrenlilerin 4’te 3’ünde sadece bu tipte migren mevcuttur. Auralı migreni olanların 10’da 9’unda aurasız ataklar da görülür. Eğer migren atakları kişiyi rahatsız ediyorsa, tedavi olması gerekir.

Migrenin Bulguları Nelerdir?

Ataklar arasında kişiler tamamen sağlıklıdır. Migrenlilerin yaklaşık yarısı, atağın geleceğini önceden hissedebilir. Atak öncesinde; sinirlilik, depresif ruh hali ve yorgunluk hissi olabilir. Bunun tersine bazı insanlar atak öncesinde kendilerini alışılmadık derecede enerjik bulurlar. Bazılarında kontrol edilmesi güç bir yeme hissi ortaya çıkabilir.

Eğer kişinin auralı migren atakları varsa, ilk evreyi “aura” izler. Aura genellikle 10-30 dakika sürer ve sıklıkla görme ile ilgili yakınmalara yol açar. Parlak veya yanıp sönen ışıklar ya da görme alanının ortasına doğru yayılan renkli zigzag şeklinde çizgiler ortaya çıkar.

Nadiren parmaklardan başlayıp kollara ve bunu takiben aynı tarafta yüz ve dile yayılan uyuşma, karıncalanma meydana çıkabilir. Konuşma güçlüğü veya konuşurken doğru kelimeleri bulamama da auranın bir parçası olabilir. Çoğu hasta için baş ağrısı fazı en sıkıntı verici olanıdır; birkaç saatten, birkaç güne kadar sürebilir. Ağrı, klasik olarak göz ve şakaklarda hissedilir, zonklayıcıdır, tek taraflı olabileceği gibi çift taraflı da olabilir.

Migren Atağı Ne Zaman Başlar?

Bazı insanlar, diğerlerine göre migren ataklarına daha yatkındır. Eğer kişinin migren eşiği yüksek ise, migren atağı gelişmesi daha güçtür. Migren eşiği düşük olduğu takdirde migren atağı gelişmesi riski daha fazladır.

Migren tetikleyicilerinin önemi burada karşımıza çıkar. Migren eşiği düşük olanlarda tek bir tetikleyici migren atağını başlatabilir. Migren eşiği yüksek olanlarda ise, birkaç tetikleyici faktörün bir araya gelmesi gerekir. Yorgunluk (uyku ve dinlenme ihtiyacı), korku ve endişe hali, stres altında olmak (fiziksel veya ruhsal) migren eşiğini düşürür ve tetikleyicilerin migren atağını başlatması kolaylaşır.

Tetikleyiciler Nelerdir?

Migren tetikleyicileri, kişiden kişiye değişir hatta aynı insanda ataktan atağa da farklılık gösterebilir.

  • Diyet: Bazı yiyecekler, öğün atlamak veya öğün gecikmesi, yeteri kadar su içmemek
  • Uyku: Uyku düzeninde değişiklikler, az veya fazla uyku
  • Fiziksel: Yoğun egzersiz ya da yolculuk
  • Çevresel etkenler: Parlak ve yanıp sönen ışıklar, keskin kokular, meteorolojik değişiklikler
  • Psikoloji: Duygusal faktörler (üzüntü, öfke, depresyon vb)
  • Kadınlarda hormonal değişimleri: Adet dönemleri, doğum-kontrol hapları, hormon tedavisi

migreni tetikleyebilir.

Hangi Tedavi Uygulanmalı?

Doğru ilaç, doğru zamanda alındığı zaman migren atağını sonlandırabilir. Eğer bulantı varsa tedaviye bir de bulantı önleyici ilaç eklemek faydalı olacaktır. Bulantının önlenmesi, alınan ilacın daha etkin bir şekilde emilmesini sağlayacaktır.

Bir migren hastasının kullandığı ilaç diğerine iyi gelmeyebilir. Eczacı veya diğer migren hastaları bazı ilaçlar önerebilirler. Eğer bu ilaçlar kişi için faydalı olmazsa veya etki için daha yüksek dozlara ihtiyaç duyuluyorsa, konunun uzmanına başvurulması gerekir.

İlacı Erken Alın!

Migren hastaları kendilerine iyi gelen ilacı her zaman yanlarında bulundurmalıdır. Atak başladığında ilaç mümkün olduğunca erken alınmalıdır. Erken alınan ilaç daha etkili olur. Migren atağı sırasında mide hareketleri yavaşlar, emilim azalır ve bu nedenle ağızdan alınan ilaçların kana karışması normalden daha uzun zaman alır.

Çok Sık Ağrı Kesici Almaktan Kaçının!

Baş ağrısı için, haftada 2 veya 3 gün ağrı kesici kullanmanın sakıncaları olabilir. Bir süre sonra vücutta tolerans gelişir ve ağrı kesiciler ağrının kaynağı haline gelir. Bu aşamadan sonra baş ağrısını tedavi etmek daha güç hale gelir.

Eğer Ağrı Kesiciler Işe Yaramıyorsa…

Eğer ataklar sık ve şiddetliyse, ağrı kesiciler ile kontrol altına alınamıyorsa, “koruyucu tedavi” bir seçenektir. Koruyucu tedavide kullanılan ilaçlar her gün alınır ve etki mekanizmaları, ağrı kesicilerden tamamen farklıdır. Kişinin migren eşiğini yükselterek etki gösterir.

Koruyucu ilaçların hemen hepsi, ilk başta farklı hastalıklar için geliştirilmiştir. Bu nedenle migren hastalarına tansiyon düşürücü, epilepsi ilacı veya antidepresan reçete edilebilir.

Migren koruyucu tedavi için kullanılan ilaçların etkileri ortalama 3 hafta sonra başlar (pratik olarak 1 kutu kullandıkta sonra). İlk başta belirgin olan ilacın yan etkileridir, tedavi edici etkisi daha sonra ortaya çıkar. Bu nedenle hastanın ilacı, tedavinin başlarında “Bana iyi gelmedi” diyerek kesmemesi gerekir. İlaçlar düzenli kullanılmadığı  takdirde faydalı olmayacaktır.

Tedavi Için Hasta Neler Yapabilir?

Düzenli egzersiz ve formda olmak tedavide fayda sağlayacaktır. Migren eşiğini düşüren faktörlerden ve migren tetikleyicilerinden uzak durmak önemlidir. Bu nedenle tüm risk faktörlerinin tanınması gerekir. Bazı tetikleyicilerden uzak durmak, bunların önüne geçmek mümkün olabilirken, bazılarından kaçınmak mümkün olmayabilir.

Günlük Tutun!

Bir baş ağrısı günlüğü tutmak faydalı olacaktır. Günlük; tetikleyicilerin tanınmasında, tedavinin seyrini takipte ve tedavinin düzenlenmesinde kullanılabilir

Eğer Hamileyseniz…

Migrenin atak ve koruyucu tedavisinde kullanılan bir çok ilaç, hamileler için uygun değildir. Eğer hamile bir kadın migren ataklarından rahatsızsa mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

Tetkiklere İhtiyaç Var mı?

Hastanın baş ağrısı özellikleri, fiziki ve nörolojik muayene migren tanısı için yeterlidir. Tanıyı doğrulamak için herhangi bir teste ihtiyaç yoktur. Eğer doktor tanıdan tam olarak emin değilse, baş ağrısı ayırt edebilmek için gerekli testleri isteyecektir.

Migren Tedavi Edilebilir mi?

Migren için bilinen kesin bir tedavi yoktur. Ancak ilerleyen yaşla ataklar daha nadir hale gelir. Bununla beraber, migren ataklarını kontrol altına alabilmek için, tedavide hastaların da aktif rol alması gerekir.

Migren ve Obezite

Migren ve obezite iki önemli sağlık sorunudur. İkisi de hayat kalitesi ciddi oranda azaltır Bugüne kadar bir çok bilimsel çalışma ile baş ağrısı ve obezite arasındaki ilişkiyi araştırılmıştır. Bu çalışmalarda genel olarak obezite, episodik baş ağrısı, kronik günlük baş ağrısı arasındaki ilişki incelenmiş ve migren üzerinde de özel olarak durulmuştur. Obezite ve episodik migren hastalarında, obez olmayan episodik migrenlilere oranla daha fazla oranda kronik günlük baş ağrısı gelişme riski olduğu saptanmıştır. Bunu takiben konu ile ilgili bir çok çalışma yapılmıştır. Tüm bu çalışmaların ortak bulgusu, özellikle genç erişkin yaşlarda, hem genel obezite (Body Mass Index – Vücut Kitle İndeksi- olarak bilinir) hem de abdominal obezitenin (bel çevresinde, can simidi şeklinde yağlanma) baş ağrılarını artırdığı yöndedir. Kadınlarda genel ve abdominal obezitenin migren veya şiddetli baş ağrılarının sıklığını %40 artırdığı; erkeklerde ise genel obezitenin bu sıklığı %40, abdominal obezitenin ise %30 oranında yükselttiği gösterilmiştir. Bunlara ek olarak vücut kitle indeksi arttıkça da baş ağrısı sıklığının orantılı olarak arttığı tespit edilmiştir. Bu bulguların tersine, daha ileri yaşlardaki erişkinlerde, örneğin menopoz çağındaki kadınlarda obezite ve migren sıklığı arasında bir bağlantı tespit edilememiştir.

Migren ve Obezite Arasındaki Ortak Mekanizmalar Nelerdir?

Episodik baş ağrısı ve kronik günlük baş ağrısı ile obezite arasındaki ilişkinin detayları tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu iki konu ile ilgili bazı mekanizmaların birbirleri ile örtüşmesi muhtemeldir. Bunlarda biri hipotalamus olabilir; çünkü hem iştahın düzenlenmesinde rolü vardır hem de migren atakları sırasında aktif hale geçer. “Seratonin” ve “oreksin” gibi hipotalamik beyin kimyasalları hem beslenmede, hem de migren ve kronik günlük baş ağrısında rol oynar. Ek olarak, adiponektin ve leptin daha çok yağ hücrelerince üretilen hormonlardır ve beyinde de reseptörleri bulunur. Enflamasyonda rolleri vardır (migrenin de kökeninde bulunduğu ileri sürülen mikropsuz iltihap) Migren ve kronik günlük baş ağrısında da rolleri olduğu düşünülmektedir.

Migrenlilere Hangi Önerilerde Bulunabilir?

Bugüne kadar elde edilen bilgiler, kilo kaybı ve egzersizin migren sıklığını azalttığı yönündedir. Özellikle aerobik egzersizin migren ataklarının sıklığı azalttığı yönünde yapılmış çalışmalar son yıllarda artmıştır. Bu nedenle tüm bu veriler göz önüne alındığında; episodik migreni veya kronik günlük baş ağrısı olanların kilo almaktan kaçınması gerekmektedir. Bağlantılı olarak, koruyucu tedavide kilo alımına neden olmayacak seçeneklerin düşünülmesi; gerekiyorsa migren hastasının kilo vermesi yerinde olacaktır.

Migren ve Egzersiz

Egzersizin migreni tetiklediği yönünde bazı bilgiler olsa da, orta dereceli aerobik egzersizin migren üzerine önemli etkisi vardır.

Migren ve Genel Sağlık

Egzersizin genel sağlık üzerine olumlu etkisi bilinmektedir. Düzenli fiziksel aktivitenin; hipertansiyon, diyabet, depresyon ve obezite üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca stresi azaltma, kan kolesterolünü düşürme, uyku kalitesini artırma ve sağlıklı olma hissini yaratmada rolü vardır.

Dikkat!

Şiddetli egzersiz migren ataklarını tetikleyebilir. Eğer bu durum kişiyi egzersiz yapmaktan uzaklaştırıyorsa, egzersizin genel sağlık haline ve migren üzerine olan faydalı etkilerinden yoksun kalınıyor demektir.

Egzersizin Migren Üzerine Faydalı Etkileri

Son zamanlarda yapılan çalışmalar hafif egzersizlerin migren ataklarının sıklık ve şiddetini azalttığı ve migrenin koruyucu tedavisinde faydalı olabileceğini göstermiştir. Egzersiz ile vücut kimyasallarının seviyesinde değişim görülür. Egzersiz vücutta, doğal ağrı kesici olarak bilinen endorfinler ve doğal antidepresan olarak bilinen enkefalinlerin salınımını uyarır. Bu nedenle düzenli bir egzersiz programına girmek hem kullanılan ilaç miktarını azaltır, hem de koruyucu tedavi alınıyorsa destek olur.

Egzersiz Nasıl Olmalı?

Yorucu olmayan, düzenli aerobik egzersiz migren için en faydalı olanıdır. Bu nedenle, özellikle düzenli olması için, kişi kendisine en uygun fiziksel aktiviteyi seçmelidir. Bu egzersizler:

  • Jogging
  • Yüzme
  • Dans
  • Bisiklet
  • Tempolu yürüyüş olabilir.

Kişi egzersiz programına başlarken, zorlu veya mücadele dayalı egzersizlerden, kendini formda hissedinceye kadar kaçınmalıdır. Egzersiz, haftada en az 3 gün 30 dakika sure ile orta şiddette olmalıdır. Etkisini görmek için en az 6 haftalık bir süre tanınmalıdır.

Uyku ve Bağ Ağrısı

Ana noktalar:

  • Her gece 7-8 saat uyunmalıdır.
  • Düzenli ve yeterli uyku baş ağrılarınızı azaltır.
  • Az vaya çok uykunun ikisi de baş ağrısına yol açar.
  • Uykudan baş ağrısı ile uyanmak olası bir uyku bozukluğunun göstergesidir.
  • İnsomni, depresyon ve anksiyete riskini artırır. Baş ağrıs, uyku ve duygu durum bir bütün olarak değerlendirilip, doktordan bu kombinasyona göre tedavi alınmalıdır.
  • Horlamak baş ağrısına neden olabilir. Aynı zamanda uyku apnesinin de işareti olabilir. Apnenin tedavi edilmesi, baş ağrısı sıkılığını azaltır veya tamamen ortadan kaldırır.
  • Uykuya dalma süresi, uyanma saati, uyku süresini ve kalitesini migren atakları ile birlikte not edilmelidir. Bu şekilde insomniyi ve uyku ile ilgili tetikleyicileri tanımak mümkün olabilir.

Migrenli hastalar uyku bozuklukları açısından büyük risk taşırlar. Bu risk, toplumun geneline göre 2- 8 kat daha yüksektir. Baş ağrısı kliniklerine devam eden hastaların yarısından fazlasında kronik uyku problemi vardır. Baş ağrısı sıklığı ve şiddeti arttıkça, uyku hastalıkları da artar. Düzenli ve dinlendirici uyku baş ağrısını azaltır.

Migren ataklarının yaklaşık yarısı sabah 04:00 ile 09:00 arasında oluşur. Geceleri baş ağrısı ile sık veya her gece uyanma, uykunun baş ağrısını tetiklediği anlamına gelebilir. Bu ağrı, migren veya gerilim tipi baş ağrısı şeklinde olabilir. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, baş ağrısının zamanlaması yani uyku ile olan ilişkisidir. Sabahları baş ağrısı ile uyanmak, hastanın uyku hastalıkları açısından değerlendirilmesini gerekli kılar.

Obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesi ve insomnia, baş ağrısına yol açan en sık uyku bozukluklarıdır. Diğer sık sebepler, huzursuz bacak sendromu, gün içi aşırı uykululuk hali ve diş gıcırdatmadır. Narkolepsi adı verilen uyku bozukluğu ve uyurgezerlik de baş ağrısına yol açabilen diğer nedenlerdir.

Horlama ve Uyku Apnesi

Horlama, kronik günlük baş ağrısı için bir risk faktördür. Horlama, soluma ile ilgili ciddi hastalıkların ilk belirtisidir. Her horlayanda uyku apnesi bulunmaz. Horlama, uyku apnesinin bir sonucudur. Uyku apnesinin diğer belirtileri soluk almada belirgin duraklamalar, uyanmalar, gece idrara çıkma, uyku terlemeleri ve gündüz uykulu olma halidir. Uyku apnesi, hipertansiyon, kalp hastalığı ve inme ile bağıntılıdır. Baş ağrısı ile uyananlar doktorlarına horladıklarını bildirmelidirler. Tanı için uyku testi gerekir. Uyku apneli hastaların önemli bir kısmının baş ağrısı tedaviden sonra önemli derecede azalacak veya kaybolacaktır.

İnsomni

Baş ağrılı hastalarda en sık görülen uyku problemidir. İnsomni, uykuya dalma ve sürdürme güçlüğü, sabah erken ve yorgun uyanma ile kendini gösterir. Toplam gece uykusu süresi genellikle 6 saatten kısadır. İnsomni günlük fonksiyonları bozar; bitkinlik, konsantrasyon ve dikkat zayıflığı ve motivasyon kaybı görülür. İnsomni aynı zamanda sinirlilik, anksiyete veya depresif ruh halinin sebebidir. İnsomni tanısında uyku günlüğü oldukça önemli yer tutar. Uykuya dalma süresi, uyanma saati, uyku süresi ve uyku kalitesi en az iki hafta boyunca not edilmelidir. Uyku ve baş ağrısı günlüğünü beraberce tutarak, uyku ve baş ağrısı arasındaki ilişkiyi netleştirilebilir.

İnsomnisi olan baş ağrılı hastalarda genellikle anksiyete veya depresyon görülür. Uyku ve duygu durum bozuklukları ile beraber kombine olan baş ağrısı günlük fonksiyonları bozar ve hayat kalitesini düşürür. Uyku ve duygu durum bozukluğunun ele alınması, baş ağrısının tedavisi için kritik bir noktadır. Davranış tedavisi veya antidepresanlar faydalı olabilir. İlaç seçimi hastanın tıbbi durumuna göre yapılmalıdır. Bazı antidepresanlar uyku için fayda sağlayabilir. İnsomni için tercih edilen tedavi yöntemi, davranışsal uyku tedavisidir. Bazı uyku uzmanları ve psikologlar, bilişsel tedavi, gevşeme ve uyku davranışlarının düzenlenmesi gibi daha yoğun tedaviler önerebilirler.

Baş Ağrısı-Uyku-Duygu Durum Arasındaki Biyolojik Bağıntı

Uyku, baş ağrısı ve duygu durum beyinde ortak bölgeler tarafından kontrol edilir. Aynı zamanda, ortak kimyasal aracılar düzenlenmelerinde rol oynar. Bu nedenle uyku bozukluğu, hem baş ağrısı hem de duygu durum için risk teşkil eder. Yetersiz uyku ağrı eşiğini düşürür. Bu durum hastayı, ruhsal ve fiziksel olarak daha hassas hale getirir. Diğer taraftan iyi bir uyku ağrıyı azaltır ve duygusal durumu olumlu etkiler.

Uyku ile Bağıntılı Baş Ağrısı Tetikleyicileri

Yetersiz uyku, fazla uyku ve uyku düzeninde ani değişiklikler migren ve gerilim tipi baş ağrısı için ortak tetikleyicilerdir. Bir migrenli için ideal uyku süresi 7-8 saat olmalıdır. Altı saatten kısa ve 8.5 saatten uzun uykunun ağrı üzerine olumsuz etkileri vardır. Migrenli hastaların uyku saatlerinin düzenli olması ve az veya çok’a kaçmadan belirli süre uyku alması en idealidir. Ergenler ve genç erişkinlerin uyku ihtiyacı daha fazladır.

Sağlıklı Uyku Alışkanlığı

Düzenli ve dinlendirici uykunun baş ağrısı üzerine olumlu etkileri vardır. Sağlıklı uyku alışkanlıkları insomni ve baş ağrısını engeller:

  • Uyku ve uyanma saatleri düzenli olmalıdır.
  • Erişkinler için ideal uyku süresi 7-8 saattir, daha genç yaştakiler için daha uzun olabilir
  • Uykuyu bozan kafein, nikotin ve alkolden sakınılmalıdır.
  • Karanlık, sessiz ve uygun genişlikte bir uyku mekanı olmalıdır.
  • Beyni uyanık tutacak aktivitelerden ( televizyon, internet, kitap vs..) uzak durulmalıdır.
  • Uykudan önce sakinleştirici zihinsel aktiviteler ile meşgul olunmalıdır.

Düzenli uyku ve diğer sağlıklı uyku alışkanlıklarının baş ağrısı üzerine etkisini görmek için en az 4 hafta sürdürülmelidir. Kombine uyku ve baş ağrısı günlüğü tutmak kişiye yardımcı olacaktır.

Migren ve Kadın

Kadınlık hormonları ve baş ağrısı mekanizmaları arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Hormonların baş ağrılarını tetikleyen kesin bir faktör olarak ortaya konması halinde dahi, tüm standart hormon testleri normal sınırlar içindedir.

Hormonal faktörler ile baş ağrıları tetiklenen kadınlar ile tetiklenmeyen kadınlar arasında hormon seviyeleri açısından bir farklılık mevcut değildir. Muhtemelen sorun, santral sinir sisteminin normal hormonal dalgalanmalara verdiği cevap ile ilişkilidir.

Puberte (ergenliğe giriş), kız çocuklarının periyodik kanamalarının başladığı dönemdir ve hormonlarda aylık döngüler ortaya çıkar. Artık bu noktadan sonra, hormonal etkiler ilk defa baş ağrıları üzerinde etkili olmaya başlar. Kadın migrenlilerin çoğunun, ilk ataklarını menstruasyondan sonra yaşadığı bilinmektedir.

Puberte öncesi, kız ve erkek çocuklarda migren sıklığı benzerdir; ancak bu dönemden sonra bu oran farklılaşır ve kadın/erkek arasındaki oran 3’e çıkar. Bununla beraber, yaşın ilerlemesi ve menopoz ile migrenin sıklık ve şiddeti azalır. Birçok kadının, baş ağrıları ve menstruasyon arasındaki ilişki dikkatini çeker. Menstruel periyod sırasında baş ağrıları tipik olarak daha sık ve daha şiddetli hale gelir. Sonuçta, bu tip migren atakları ile mücadele edebilmek daha güçtür. Bu durumda migren semptomlarını kontrol edecek ilaçlar kullanılabileceği gibi, menstruel döngüyü engelleyecek seçenekler de düşünülebilir.

Özellikle menstruel migren için satılan ilaçlar mevcut değildir; ancak bazı ilaçlar çoğu hastada faydalıdır. İlaç seçimi, periyod sırasında karşılaşılan diğer semptomlara göre de yapılması en uygun yoldur ve genellikle doktora danışmayı gerekli kılar.

Menstürel Migren Nedir?

Menstürel migren, menstürel periyodun 2 gün öncesi ve ilk 3 günü içinde daha sık görülür. Çoğu kadında menstürel periyod dışında da migren atağı olurken, saf menstruel migreni olan kadınlar yalnızca menstürel periyod sırasında ağrı yaşar.

Menstürel ataklar, diğer migren atakları ile karşılaştırıldığında, daha şiddetli, daha uzun ve ertesi gün tekrarlayan ataklardır. Bu nedenle, menstrusyon dışındaki migren ataklarına göre tedavileri daha güçtür.

Kimlerde Görülür?

Kadınların yaklaşık %50’si migren ve periyodları arasındaki bağlantının farkına varır. Bu durum çoğu kez 30’lu yaşların sonunda veya 40’lı yaşlarda fark edilir. Periyodlarında başka sorunlar da yaşayan kadınlar, baş ağrılarının nedeninin migren oldugunu fark etmeyebilirler. Bu dönemdeki migren benzer şekilde doktorlar tarafından da atlanabilir.

Menstürel Migrene Ne Yol Açar?

Menstruel siklus başında östrojen seviyesindeki düşmenin migren ataklarını tetiklediği düşünülmektedir. Bunun dışında, kadınların periyodlarının ilk günleri migren atakları ile ve ağrı ile geçebilir.

Menstruel Migrenin Tedavisi Nedir?

Çoğu kadın menstruel migren atakları için farklı bir tedavi kullanmaz; periyod dışındaki kullandıkları tedavi yeterli olur.

Hastalar baş ağrısı günlüğü tutarak, migren atakları ile periyotları arasındaki ilişkiyi tespit edebilir. Bu sayede periyotları yaklaştığı zaman tetikleyicilerden mümkün olduğunca uzak durarak ataktan korunabilirler.

İlaç mümkün olduğunca erken alınmalıdır. Eğer ağrı aynı gün veya ertesi gün yeniden başlıyorsa aynı tedavi tekrar uygulanabilir. Menstruel migrenin çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur. Bazı iilaçlar ve hormonal tedavisi (östrojen bandı, kontrasepsiyon vb.) seçeneklerdendir.

Migren Bebek İçin Zararlı Olur mu?

Migreni olmayan gebe kadınlarla karşılaştırıldığında, auralı ya da aurasız migrenin düşük, ölü doğum veya doğumsal bozukluklar açısından risk artışı yapması ile ilgili hiçbir kanıt yoktur.

Tedavi İçin Ne Kullanılabilir?

İlaçlar gelişen bebek üzerine en fazla etkisini gebeliğin birinci ayında, yani genellikle kadın gebe olduğunu öğrenmeden önceki dönemde gösterir. Gebe kadınların kullandığı birçok ilaç nadiren zararlı etki gösterse de, gebe kadına ataklarında ne alması gerektiği konusunda öneride bulunmak kolay değildir. Güvenilirliğe dair kanıtların çoğu tesadüfidir; çünkü etik sınırlamalar dolayısı ile az sayıda ilaç gebelik ve emzirme dönemlerinde test edilebilmiştir. Neticede ilaçlar sadece olası yararları, olası risklerine ağır bastığı zaman kullanılmalıdırlar.

İlaç Dışı Tedavi

Birçok gebe kadın, özellikle de gebelik sırasında migrenin düzelme olasılığını bilenler, ilaç dışı tedavi yöntemlerini benimsemektedir. Bulantı gibi erken gebelik semptomları şiddetli olduğunda gıda ve sıvı alımını engelleyerek, kan şekerinin düşmesine ve dehidratasyona yol açarak migreni tetikleyebilirler. Sık ve az yemek, bol sıvı tüketmek gibi önlemler ile bu sorunlar çözülebilir. Diğer güvenilir koruyucu önlemler, biofeedback, masaj ve rahatlama tekniklerini içerir.

Baş Ağrısı Hijyeni

Bazı yiyecekler, aktiviteler, ilaçlar veya stress, baş ağrısını tetikleyebilir veya kötüleştirebilir. Aşağıdaki listede yaşam tarsi ile ilgili yapılabilecek değişiklikler sıralanmaktadır. Bu değişiklikler ile baş ağrılarının sıklığını önemli ölçüde azaltılabilir.

Düzenli Uyku

Her gün belirli zamanlarda uyunup uyanılmalıdır. Hafta sonları çok fazla, hafta içi çok az uyumak sakıncalıdır. Çoğu erişkinin gece ihtiyaç duyduğu uyku süresi yaklaşık 6-8 saattir.

Düzenli Yemek

Kan şekerinin düşmesi, baş ağrısını tetikleyebilir. Günde üç kez, düzenli aralıklarla, protein, meyve, sebze ve karbonhidrat içeren öğünler tüketilmelidir. Çok fazla şeker, kan şekerinin hızlı yükselmesine ve bu da tekrar hızlı düşmesine yol açar; sonuç olarak baş ağrısını tetikleyebilir.

Makul Ölçüde Rutin Egzersiz

Haftada 3- 5 kez yapılan yeterli ölçüde egzersiz, stresinizin azalmasına ve bedensel olarak formda kalınmasına yardım edecektir. Aşırı veya düzenli yapılmayan egzersiz ise baş ağrılarını tetikleyebilir

Bol Miktarda Sıvı Tüketmek

Normal bir erişkin gün içerisinde bol miktarda su içmelidir. Dehidratasyon (vücudun susuz kalması) baş ağrısına neden olabilir

Kafein, Alkol ve İlaç Alımını Sınırlandırmak

Kafein uyarıcı bir maddedir ve kafein yoksunluğu baş ağrısına neden olabilir. Alkol baş ağrıları için tetikleyici bir faktör olabilir.

Stresi Azaltmak

Stres baş ağrısında bir artışa yol açabilir. Rahatlama ve stres ile baş edebilmek baş ağrılarını azaltılabilir.

Sinir Blokajı ve Baş Ağrısı

Ana Noktalar:

  • Sinir blokajı, sinir çevresine etken madde vermekten ibarettir.
  • Baş ağrısı için sinir blokajı, başın arkasındaki oksipital sinirler üzerine yapılır.
  • Hangi hastaların sinir blokajına cevap vereceğini tahmin edebilmek uzmanlık gerektirir.
  • Enjeksiyonda lokal anestetikler ve daha nadiren steroidler (kortizon) kullanılır.
  • Sinir blokajları tehlikesiz işlemlerdir ancak yan etkiler görülebilir.

Enjeksiyonların Baş ağrısı Tedavisindeki Yeri

Sinir blokajında amaç; sinir, kas, ligament(Vücudun muhtelif eklemlerinde, organlarında bulunan bağlar), kemik ve deriden gelen sinyallerin sayısını azaltmaktır. Sinir blokajlarını baş ağrısındaki yerini anlamak için, akut ve koruyucu tedavi hakkında da bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Akut tedavi, sadece tek bir atağın tedavisi için kullanılır. Amaç o sırada mevcut olan baş ağrısını dindirmektir. Bir sonraki atak için herhangi bir etkisi yoktur. Akut atak tedavisinin sık kullanılması, tedavinin dışında baş ağrılarının daha da çok artmasına neden olur.

Sinir blokajları akut baş ağrısını kesmek için kullanılabilir. Ancak bazen etkisi sadece bir atağı önlemenin ötesine de geçip, daha uzun süre devam edebilir. Başka bir deyişle, enjeksiyon uygulaması basit bir akut atak tedavisinden ibaret değildir. Bazı hastalar enjeksiyondan fayda göremezken, çoğu hastada  etki günler veya haftalar sürer. Sinir blokajını koruyucu tedavi olarak kullanmak için, enjeksiyonların 4-6 haftada bir tekrar edilmesi gerekir. Fakat bu önemli sayıdaki hasta için tercih edilen bir yol değildir.

Etki süreleri ve hasta tercihleri göz önüne alındığında; sinir blokajları akut tedavi veya koruyucu tedavi sınıfına girmemektedir, genellikle geçiş tedavisi olarak kullanılırlar. Yani uygulanan koruyucu tedavinin etkisi ortaya çıkıncaya kadar olan sürede koruyucu tedavi vazifesi görürler.

Kullanılan En sık Yöntem Olarak Oksipital Sinir Blokajı

Baş ağrısı için kullanılan en sık sinir blokajı, “oksipital sinir blokajı”dır. Oksipital kemik başın arka tarafını oluşturur. Oksipital sinir, üst boyun omurlarından kaynaklanır ve başın arkasının duyusunu verir. İnjeksiyon bölgesi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Genel kural olarak, enjeksiyon yapılan bölge, ense ile oksipital kemik sınırıdır.

Baş bölgesindeki sinirler deriye yakındır ve baştaki her sinir bloke edilebilir. Örneğin, supraorbital sinir, alın ve başın üst kısmının duyusunu sağlar. Sinirin kafatasından çıktığı yer, gözlerin hemen üzeridir. Supraorbital sinir için enjeksiyon bölgesi genellikle alında, kaşların üzerindedir.

Kimin Blokajdan Fayda Göreceğini Bilmek Zor Olabilir

Oksipital sinir blokajı her tür baş ağrısı için etkili değildir. Genellikle aşağıdaki koşullarda uygulanır:

  • Küme baş ağrısında, oksipital sinir blokajının lokal anestetik ve steroidler ile beraber yapıldığında etkili olduğu gösterilmiştir.
  • Servikojenik baş ağrısı, baş hareketleri ve oksipital sinire bası ile tetiklenen tek taraflı baş ağrısıdır. Nedeni, baş veya boyun travması olabilir. Destekleyici ek bulgular, boyun hareketlerinde kısıtlılık ve başın arkasında duysal bozukluklardır. Servikojenik baş ağrılarında oksipital sinir blokajının faydalı olduğu gösterilmiştir. Ancak, bu tip Enjeksiyona cevap almak, tanının servikojen baş ağrısı olduğu anlamına gelmez.
  • Boyundan başlayan kronik migren ataklarında tek veya çift taraflı enjeksiyonun faydalı olduğu bildirilmiştir. Oksipital sinir blokajının migrendeki etkisi hakkında net kanıtlar yoktur; ancak oksipital sinir üzerine bası ağrı yaratıyorsa faydalı olması daha muhtemeldir.
  • Lomber ponksiyon (belden sıvı alınması, doğumda spinal anestezi vb) sonrası ortaya baş ağrısı çıkması muhtemeldir. Özellikle hasta ayağa kalktığında belirginleşir, yatınca azalır veya kaybolur. Rutin olarak uygulanmasa da, oksipital sinir blokajının bu tip baş ağrılarında faydası gösterilmiştir.
  • İlaç aşırı kullanım baş ağrısı oksipital sinir blokajının uygulama alanı bulduğu diğer bir haldir. Özellikle, ilacın vücuttan temizlenmesi amacıyla hastanın aldığı tüm ağrı kesiciler kesildiğinde ortaya çıkan baş ağrısının tedavisinde kullanılabilir.
  • Oksipital nevralji (başın arkasında ortaya çıkan kısa süreli, şimşek çakar, bıçak batar gibi şiddetli ağrılar) blokajın kullanıldığı diğer bir ağrı tipidir.
  • Tam olarak tiplendirilemeyen baş ağrılarında, eğer başın duyusunu sağlayan sinirlerde hassasiyet varsa, yine bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir.
  • Belli bir sinire bası uygulamak ile baş ağrısı tetikleniyorsa, bu sinirlerin blokajı yine tedavi için bir çözüm olabilir.
  • Eğer başta allodini varsa (hafif temasın ağrı olarak algılandığı haller) blokaj denenebilir.
  • Boyun ağrısı veya ense kaslarının spazmında kullanılabilir.

Enjeksiyon Ne Zaman Yapılmalı?

Eğer hasta küme baş ağrısı, servikojen baş ağrısı, oksipital nevralji tanısı aldıysa ya da başının arkasında hassasiyeti varsa sinir blokajını düşünülebilir. Kişide kronik migren varsa ve oksipital sinirlerden en az biri hassas ise yine blokaj düşünülebilir.

Botulinum Toksini ve Migren

Botulinum toksinin sinir sistemi üzerinde güçlü etkileri vardır. Toksin belli dozlarda kasları gevşeterek, kasların aşırı aktif olduğu bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Migren Için Kullanilabilir mi?

Botulinum toksinin baş ağrısı sıklığını nasıl azalttığı bilinmemekle beraber, beyine giden ağrı sinyallerini bloke ederek etki gösterdiği düşünülmektedir. Baş ağrısı için enjeksiyon sayısı genellikle 31-39’dur. Botulinum toksini; alın, şakaklar, ense, boyun kasları içine verilir. Enjeksiyonlar her 12 haftada tekrarlanabilir. Klinik etki genellikle 2-6 aydır.

Ne Kadar Etkindir?

Botulinum toksininin, epizodik migren (ayda 15’ten az baş ağrısı) üzerine etkisi yoktur. Botulinum toksininin ayda en az 15 gün baş ağrısı olan, ve bu 15 günün yarısından fazlasının da migren özelliği taşıyan hastalarda faydalı olacağı gözlenmiştir.

Hangi Yan Etkiler Olabilir?

Yan etkiler nadirdir. Botilinum toksini alan hastalarda % 6-9’unda boyun ağrısı, %5-6’sında kas güçsüzlüğü bildirilmiştir. Diğer yan etkiler göz kapağında düşme, kas ağrıları ve kaslarda sertleşmedir. Bunlar birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler. Nadiren enjeksiyon bölgesinde ağrı ve kanama olur. Çok daha nadiren de yutma güçlüğü ortaya çıkabilir.

Etkisini Anlamak Ne Kadar Zaman Alabilir?

Düzelmeyi fark etmek birkaç hafta alabilir. Etkisi genellikle birkaç ay sürer. Eğer etkinin zayıfladığı gözlenirse, 12 haftadan daha sık olmamak üzere enjeksiyonlar tekrarlanabilir.

Ne Kadar Süre Kullanabilirsiniz?

Klinik deneyimler 12 haftalık aralıklarla beş botulinum toksini tedavisi kürünün güvenli ve iyi tolere edildiğini göstermektedir. Az sayıda hastada, botulinum toksinini etkisini engelleyen antikorlar geliştiği bildirilmiştir. Tavsiye edilenden daha yüksek dozda ve sık olarak toksin uygulananlarda bu durumun gerçekleştiği tespit edilmiştir. Eğer enjeksiyonlar etkili olan en düşük dozda kullanılır ve sık tekrarlanmazsa antikor gelişme riski daha azdır.

Birlikte Alabileceğim Diğer Ilaçlarla Etkileşim Olabilir mi?

Bazı antibiyotikler botulinum toksini etkisini artırabilir. Eğer mümkünse, tedaviden önceki hafta içinde aspirin kullanmamak enjeksiyon yerindeki kanamayı azaltır.

Hamile Kalmak İstiyorsanız…

Botulinum toksinin gebelikle ve emzirme döneminde güvenliliği kanıtlanmamıştır. Tedavinin yararı herhangi bir potansiyel riskinden daha ağır basmıyorsa genellikle tavsiye edilmemektedir.

Kimler İçin Uygun Değildir?

Hamile ve emziren kadınlara ek olarak toksin daha önce alerjik bir reaksiyonu olan kişiler tarafından kullanılmamalıdır.

Migren Hastalarında Depresyon ve Anksiyete

Anahtar Noktalar:

  • Migrenlilerde depresyon ve anksiyete gelişme riski daha fazladır.
  • Depresyon ve anksiyete ayda 15 gün veya daha fazla migren ağrısı olanlarda daha belirgindir.
  • Depresyon ve anksiyete arttığında genellikle migren atakları da sıklaşır.
  • Depresyon ve anksiyete semptomlarını tanımak fayda sağlar.
  • Depresyon ve anksiyete için çeşitli ilaç ve davranış tedavisi yöntemleri vardır.
  • Eğer kişi depresyon veya anksiyete belirtileri yaşıyorsa, mutlaka bu konuda doktora başvurmalıdır.

Migren, Depresyon ve Anksiyete

Birçok migren hastası depresyon ve anksiyete belirtilerinden yakınmaktadır. Migreni olanların bu belirtileri gösterme olasılığı, migreni olmayanlara göre 2-5 kat daha fazladır. Migrenlilerin yaklaşık dörtte birinde depresyon, yarısında ise anksiyete semptomları mevcuttur. Bazı kişilerde bu hastalıklara ait belirtiler, migrenin yol açtığı kısıtlamalar ile yaşamaya başladıktan sonra gelişir. Diğerlerinde ise bu belirtiler migren gelişmeden önce ortaya çıkar. Ne zaman gelişirse gelişsin, bu hastalıkların migrenlilerde neden daha sık görüldüğü tam olarak bilinmemektedir.

Tüm bu hastalıklarda bir takım ortak problemlerin bulunduğu düşünülmektedir. Bunlardan biri nöronlar arası iletişimi sağlayan serotonin adlı kimyasal maddedir. Hem kadın hem de erkeklerde bulunan bu hormondaki değişiklikler depresyon gelişimini etkiler. Çoğu kadında bu hormon değişiklikleri migren gelişimi için de önem taşır. Migreni, depresyonu ve anksiyetesi bulunan insanlar iç ve dış değişkenlere daha duyarlıdırlar.

Depresyon ve anksiyete belirtileri kronik migrenli insanlarda daha yaygındır. Kronik migren 3 ay süre ile, iki günde bir veya daha sık baş ağrıları ile karakterizedir. Baş ağrıları daha nadir olan insanlarda ise depresyon veya anksiyetenin varlığı, baş ağrılarının zamanla artma riskini beraberinde getirir. Depresyon ve anksiyete diğer sağlık durumlarını da etkiler. Yaşam kaliteleri depresyon veya anksiyetesi olmayan migren hastalarından daha düşüktür. Bu hastalıklar tedavi edilmedikçe baş ağrısı tedavisinden de tam verim almak mümkün olmamaktadır.

Depresyon hastalarının, ilaç tedavisine uyum göstermeleri ve migren tetikleyicilerinden korunmaya yönelik yaşam tarzını sürdürmeleri daha zordur. Bu tip hastalar baş ağrısı tedavilerine daha az cevap verirler ve iyileşseler de relaps (tekrar etme) oranları daha fazladır.

Uyarıcı Belirtiler: Duygu Ve Düşünce Bozuklukları

Depresyon ve anksiyete tedavisi ilk olarak semptomların tanınması ile başlar. Belirtilerin tanınması güç olabilir. Her iki durum da sıklıkla fiziksel semptomlarla ortaya çıkar. Migren ile ortak bazı belirtiler bulunabilir. Örneğin uyku problemi, iştah bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, halsizlik ve sersemlik hissi hem migren hem de depresyon ve anksiyetede görülür. Bu nedenle, hastanın duygu ve düşüncelerini dikkate almak hastalıklar arasındaki farkı ayırt etmeye yardımcı olacaktır. Depresyon genellikle üzüntü ve çaresizlik gibi duygularla kendini belli eder. Depresyonda olan bazı migren hastaları kendilerini üzgün, çökkün ya da çaresiz hissetmezler; fakat bunun yerine normalde keyif alarak yaptıkları işlerle eskisi gibi ilgili görünmezler. Diğer bir kısımda ise değersizlik veya suçluluk hissi veya intihar düşünceleri bulunabilir.

Anksiyete Tipleri

Anksiyete bozuklukları, ruhsal bozuklukların en sık görülen tipidir. İnsanların yaklaşık %30’ u bir dönemlerinde anksiyete bozukluğu kriterlerini karşılar; fakat bu migren hastalarının %50-60’ı için geçerlidir. Anksiyete bozukluklarının birçok türü bulunsa da, çoğu kronik endişe veya korku ve bu duyguları tetikleyen obje ve mekanlardan kaçmaya yönelik davranışları içerir.

Migren hastalarında en sık görülen anksiyete bozukluğu panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu ve fobidir. Panik bozukluğunda, kişide umulmadık tekrarlayıcı korku hissi oluşur. Kalp atışları hızlanır ve soluk alıp verme güçleşir; diğer belirtiler terleme, ölüm veya kontrolunu kaybetme korkusudur. Bu ataklar çok uzun sürmemesine ve tehlike yaratmamasına karşın, çoğu hastada ataklar arasında da ciddi anksiyete gelişir. Hastalar belli yerlere gitmekten kaçınır ve panik atakla ilişkilendirdiği için bazı normal fiziksel uyarılardan korkar.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar belki de hiç gerçekleşmeyecek olaylar ile ilgili endişelerini kontrol edemezler. Genellikle bu abartılmış endişeye fiziksel semptomlar eşlik eder. Fobiler ise belli nesnelere veya mekanlara karşı duyulan korkulardır. Sosyal ortamlarda duyulan sosyal fobi buna bir örnektir. Doktorlar bu belirtileri hasta görüşmeleri, hastaların doldurduğu anketler ve hasta davranışlarına ait gözlemler çerçevesinde değerlendirirler.

Tedavi Seçenekleri

Depresyon ve anksiyete belirtilerinin tedavisinde birçok ilaç ve davranış tedavisi metodu yer alır. Antidepresanlar depresyon ve anksiyete semptomlarını azaltır. Beyinde bir nörondan diğerine kimyasal mesaj taşıyan serotonin gibi hormon düzeylerinde değişiklikler yapar. Bazen tek bir ilaç veya davranış tedavisi yöntemi hem depresyon/anksiyete hem de baş ağrısı belirtilerine iyi gelir. Fakat çoğu hasta iki farklı ilaç veya bir süreliğine davranış tedavisine ihtiyaç duyar.

Davranışsal tedaviler hafif-orta depresyonda etkilidir ve anksiyete bozuklukları için de özellikle uzun dönemli etkiye bakıldığında ilaçlardan daha etkili olma eğilimi gösterir. Depresyon, anksiyete ve baş ağrılı birçok hasta için tıbbi ve davranışsal yöntemlerin birleştirilmesi birinin tek başına uygulanmasından çok daha yararlıdır. Önemli olan farklı özellikteki hastalara göre en uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesidir. Ayrıca depresyon ve anksiyeteyi tedavi etmenin baş ağrısına; baş ağrısını tedavi etmenin de depresyon ve anksiyeteye yararı olacağını kavramak gerekir. Her biri için en iyi tedavinin düzenlenmesi son derece önemlidir.

Gerilim Tipi Baş Ağrısı

Gerilim Tipi Baş ağrısı Nedir?

Gerilim tipi baş ağrısı sık rastlanan bir baş ağrısı çeşidi olup çoğu insanda görülür.

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Kimlerde Görülür?

Gerilim tipi baş ağrısı insanların yaklaşık % 80’ inde dönem dönem görülür. Yaklaşık %3 civarında insanda ise hemen hergün mevcuttur.

Gerilim Tipi Baş ağrısının Farklı Tipleri Nelerdir?

Epizodik gerilim tipi baş ağrısı insanlar tarafından genellikle “normal baş ağrısı" olarak ifade edilir.

Baş ağrıları her ay, ayda en az 15 gün meydana geldiğinde ise kronik gerilim tipi baş ağrısından söz edilir. Bazılarında bu ağrılar şiddetini azaltır, fakat asla tamamen kaybolmaz ve buna “kronik günlük baş ağrısı” denir. Baş ağrılarının Israrcı olma özelliğinden dolayı bu durum sıkıntılı ve kısıtlayıcıdır.

Gerilim Tipi Baş Ağrısının Belirtileri Nelerdir?

Tipik olarak ağrı başın çevresinde, başı sıkan bir şapka ya da bandın yarattığı hissi verir. Bazı insanlar “sıkışma” ya da “basınç” hissi olarak tarifler. Genellikle başın her iki yanında hissedilir, sıklıkla boyuna doğu veya boyundan yukarı doğru yayılır. Genellikle hafif ya da orta şiddetlidir; nadiren şiddetli olabilir. Ağrı yarım saatten 1 haftaya kadar sürebilir. Çoğu zaman, ağrıya başka bir semptom eşlik etmez. Bazı hastalar parlak ışık veya yüksek sesten rahatsız olur ve iştahsızlık görülebilir.

Herhangi Bir Test Gerekli midir?

Herhangi bir teste gerek yoktur. Tanı, baş ağrısının özelliklerine ve muayenede anormal bulguların olmamasına dayanır. Tanı ile ilgili şüphe duyulursa baş ağrısının diğer nedenlerini dışlamaya yönelik testler yapılabilir.

Gerilim Tipi Baş Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Gerilim tipi baş ağrısının nedenleri çok ve değişkendir. Ruhsal gerilim, kaygı veya stres önde gelen sebeplerdendir.

Baş Ağrılarınız İçin Neler Yapabilirsiniz?

  • Gevşemek: Çalışma aralarında mola vermek, yürüyüş veya egzersiz yapmak kişiyi normal rutin durumdan biraz uzaklaştıracaktır.
  • Stres ile baş etmek: Kişi stresli bir iş veya uzak duramadığı stresli bir durum ile karşı karşıya ise nefes alma ve rahatlama egzersizleri deneyebilir.
  • Depresyon tedavisi: Hasta sıklıkla çökkün, depresif bir duygu durumunda olduğunu hissediyorsanız medikal bir tedavi alması, baş ağrısının etkin bir şekilde tedavi edilmesi için önemlidir.
  • Düzenli egzersiz yapmak: Gerilim tipi baş ağrısı egzersiz yapmayan insanlarda, yapanlara oranla daha sık görülür. Asansör kullanmaktan çok merdivenler tercih edilmelidir, yürüyerek gidilebilecek yerler için araç kullanılmamalıdır ve fizik egzersizi olabildiğince hayatın rutin bir parçası haline getirilmelidir.

Baş Ağrısı Günlüğü Tutun

Ağrılı günleri not etmek, baş ağrıları ile ilgili bilginin önemli bir kısmının kayıtlanmasını sağlar. Özellikle; ne sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü ve nasıl belirtiler gösterdiği not edilmelidir. Ayrıca bunlar tanı koymada, tetikleyici faktörleri belirlemede ve tedavi etkinliğini değerlendirmede de önem taşır.

İlaçları Erken Alın

Aspirin veya parasetamol gibi ağrı kesiciler genellikle ağrının geçmesinde etkilidir. Fakat ilaçlar sadece ağrıyı ortadan kaldırmak içindir; uzun dönem tedavide, nedeni ortadan kaldırmaya çalışmak daha iyi sonuç verir.

Ağrı kesicileri çok sık almamak gerekir. Bir süre sonra ağrı kesicilere karşı tolerans gelişir; ağrıyı kesmek için artık 1 değil, 2 tablete ihtiyaç duyulmaya başlanır. Bu durumu önlemek için haftada iki günden fazla bu ilaçlar kullanılmamalıdır. Fakat doktor her gün kullanılması gereken bir ilaç vermişse (koruyucu tedavi) bu tamamen farklı bir durumdur. Baş ağrısı için verilen koruyucu tedavi semptomatik tedaviye kıyasla daha farklı bir yoldan işler.

Baş ağrısını tetikleyen nedenler ortaya çıkarılıp tedavi edildiğinde, gerilim tipi baş ağrısı problem olma özelliğini yitimektedir.

Kronik Günlük Baş Ağrısı

“Kronik günlük baş ağrısı” bir tanı değildir. Basitçe, son üç ay içinde ağrılı günlerin ağrısız günlere göre daha fazla olduğu anlamına gelir. Migren de, gerilim tipi baş ağrısı da kronik günlük baş ağrısının nedeni olabilir.

Yaklaşık 20 kişiden 1’ inde, hayatlarının bir döneminde kronik günlük baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanır.Migren, kronik günlük baş ağrısının, en sık nedenlerden biridir ve “kronik migren” olarak da adlandırılır. “İlaç aşırı kullanım baş ağrısı” sık rastlanan nedenlerden bir diğeridir ve migrenin özel bir komplikasyonudur.

Herhangi Bir Test Yaptırmanız Gerekir mi?

Eğer kişide uzun süredir baş ağrısı dışında ters giden başka bir şey yoksa, ciddi bir neden olma olasılığı düşüktür. En önemli test doktor tarafından yapılan fizik ve nörolojik muayenedir. Birçok hasta, hasta yakınları ve doktorlar beyin görüntülemesi yaptırmadan tatmin olmazlar. Manyetik Rezonans (MR), Bilgisayarlı Tomografi’ye oranla daha çok tercih edilir. Bilgisayarlı tomografi ile bazı önemli hastalıklar gözden kaçabilir. MR çok hassas olmakla beraber; her 4 sağlıklı şahıstan 1’ine teknik sebepler nedeniyle herhangi bir önemi olmayan anormallikler görülebilir. Sağlıklı 40 kişiden 1’inde ise, MR ile, önemli olma ihtimali bulunan patoloji tespit edilir.

Kronik Günlük Baş Ağrısı Nasıl Tedavi Edilir?

Tanı, tedavinin anahtarıdır. İlaç aşırı kullanım baş ağrısı tedavisinde, ilk aşamada hastanın kullandığı tüm ağrı kesici ilaçların kesilmesi gerekir. Migren ve gerilim tipi baş ağrısının yol açtığı kronik günlük baş ağrısında, koruyucu tedavi başlanır. Koruyucu tedavide hasta her gün, doktorunun reçetelediği ilacı belli süre için kullanmalıdır. Bu tedavide, ağrıların mümkün olduğunca seyrelmesi, şiddetinin ve süresinin azalması ve ağrı kesiciye daha kolay cevap verecek hale gelmesi hedeflenir.

İlaç Aşırı Kullanım Baş Ağrısı

Baş ağrısı için kullanılan herhangi bir ilaç, çok uzun sure ve sık alındığında baş ağrısı ortaya çıkabilir. Aspirin, parasetamol ve aslında tüm ağrı kesiciler bu durum ile ilişkilidir. Ek olarak, sadece migren ağrıları için kullanılan bazı ilaçlar da sık kullanıldığında bu probleme yol açabilir.

Kafeinin aşırı kullanımı da benzer tipte baş ağrısına neden olabilir. Kafeinin kaynağı genellikle kahve, çay, kolalı içecekler ve kafein içeren ağrı kesicilerdir. Haftada 1-2 defa ağrı kesici kullanmak sakıncalı olmayabilir; fakat sürekli olarak, haftada üç günden fazla bu ilaçların kullanılması ilaç aşırı kullanım baş ağrısına yol açar.

Bu durumu düzeltmenin tek yolu aşırı kullanılan ilacın kesilmesidir. Klinik çalışmalarda, aşırı kullanılan ilacın kesilmesinin birçok insanda büyük ölçüde düzelme sağladığı gösterilmiştir. Fakat tam iyileşme 3 aya kadar uzayabilir. Genellikle uygulanan yol ilacın azaltılarak değil, bir anda kesilmesidir. İlaçların kesilmesini izleyen ilk 48 saat içinde, baş ağrılarında şiddetlenme, bulantı, anksiyete ve uykusuzluk ortaya çıkar ve bu hal iki haftaya kadar uzayabilir. Bu bir tip yoksunluk halidir.

Aşırı İlaç Kullanmayı Sürdürmek Neye Yol Açar?

Eğer aşırı ilaç kullanmak kişide baş ağrılarının sıklaşmasına yol açtıysa ilaç alımını sürdürmek doğru değildir. Çünkü bu durumda baş ağrıları daha da sıklaşacak ve ağrı kesicilere ya da koruyucu tedaviye cevap vermeyecektir. En kötü ihtimalle ilaçlar karaciğer ve böbreklere de zarar verecektir.

İlaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısından kurtulduktan sonra, tedbirli olmak koşuluyla tekrar ağrı kesici kullanılmaya başlanabilir. Aynı durumun tekrarlama riski vardır. Eğer baş ağrıları tekrar sıklaşmaya başlarsa, kişi kendi kendine tedavi etmeyi sürdürmeye çalışmamalı, mutlaka doktora başvurmalıdır.

Baş Ağrısı Günlüğü Tutun

Sık ilaç alımı sebebiyle ilaç aşırı kullanım baş ağrısı riski taşıyan insanların baş ağrısı günlüğü tutması özellikle önemlidir; çünkü ne kadar sıklıkta ve kaç tane ilaç aldıklarını takip etmelerini sağlar.

Küme Baş Ağrısı Nedir?

Küme baş ağrısı; tek taraflı, göz veya göz çevresinde olan, kısa süren çok şiddetli baş ağrılarıdır. Bu ataklar, her gün bir veya daha fazla sayıda, gündüz ya da geceleyin genellikle aynı saatlerde ortaya çıkar. Ağrı sıklıkla uykuya daldıktan sonraki bir saat civarında uyandırır.

Küme Baş Ağrısı Kimlerde Görülür?

Küme baş ağrısına sık rastlanmaz. Her 1000 kişiden en fazla üçünü etkiler. Erkeklerde görülme olasılığı kadınlara göre beş kat daha fazladır ve bu da küme baş ağrısını diğer baş ağrılarından farklı kılar. İlk atak genellikle 20-40 yaş arası ortaya çıkmakla beraber, herhangi bir yaşta da görülebilir.

Küme Baş Ağrısının Tipleri Nelerdir?

Küme baş ağrısının “epizodik” tipi daha sık görülür. Belli dönemlerde (episod) kümelenmeler halinde ortaya çıkar, episod boyunca her gün ağrı olur ve sonra durur. Baş ağrısına, bu özelliği nedeniyle “küme” baş ağrısı denmiştir. Bu dönemlerin süresi genellikle 6- 12 hafta arasında değişir fakat herhangi bir sebepten, ağrı dönemi iki hafta sonra sonlanabileceği gibi 6 aya kadar da devam edebilir. Ağrı dönemleri sıklıkla ilkbahar ya da sonbahar ayları gibi yılın belli zamanlarında olma eğilimindedir. Fakat bazı hastalarda, her yıl iki veya üç defa bu epizodlar gelişirken, bazılarında iki veya daha fazla yıl epizodsuz dönem görülebilir.

Bu dönemler dışında ise hastanın baş ağrısına dair hiçbir yakınması yoktur. Küme baş ağrılı her 10 kişiden birinde ağrı dönemi sona ermez ve ataklar yıllar boyu ara vermeden, her gün veya gün aşırı olmaya devam eder. Bu durumda “kronik” küme baş ağrısından söz edilir. Zaman içerisinde epizodik küme baş ağrısı kronik forma, kronik form da epizodik forma dönüşebilir.

Küme Baş Ağrısının Belirtileri Nelerdir?

En önemlisi, küme baş ağrısı dayanılmaz derecede bir ağrıdır. Kadın hastalar bu ağrıların doğum ağrısı ile karşılaştırılabileceğini ifade etmektedirler. Ağrı daima tek taraflıdır ve hep aynı tarafta olur (epizodik küme baş ağrısında, episodtan episoda taraf değiştirebilir). Gözde, göz çevresinde veya göz arkasında, yakıcı, bıçak saplanır gibi veya delici bir ağrı olarak tariflenir. Çok hızlı bir şekilde şiddetini artırır; 5-10 dakika içerisinde en şiddetli haline ulaşır.

Tedavisiz 15 dakika ile 3 saat arasında sürer (sıklıkla 30-60 dakika). Dikkat çekici şekilde, migren atağındaki çoğu insan olabildiğince sessiz bir yer arayıp yatmak isterken; küme baş ağrılı hasta huzursuzdur. Küme baş ağrısı atağı geldiğinde sakin kalamaz, volta atma şeklinde dolaşıp durur veya oturduğu yerde ileri geri sallanır. Ağrılı taraftaki gözde kızarıklık, sulanma olur ve göz kapağında düşme meydana gelebilir. Aynı esnada burun tıkalı olabilir veya sürekli akabilir. Başın diğer tarafı ise tamamen normaldir.

Küme Baş Ağrısına Ne Yol Açar?

Küme baş ağrısının nedenine yönelik epeyce tıbbi araştırma yapılmasına rağmen sebebi hala bilinmemektedir. En fazla ilgi atakların hep aynı zamanlarda olması üzerine yoğunlaşmıştır. Bu da atak zamanı ile biyolojik saat arasındaki bağlantıya işaret eder. Bu konu ile ilgili yapılan son araştırmalar hipotalamusun rolüne işaret etmektedir.

Küme baş ağrılı hastaların çoğunda yoğun sigara kullanımı vardır. Bu durum küme baş ağrısının oluşumuna katkıda bulunuyorsa da rolü bilinmemektedir. Sigarayı bırakmak, her zaman sağlık açısından doğru olandır fakat küme baş ağrısına nadiren etki eder.

Herhangi Tetkikleyici Gerekli mi?

Sahip olduğu özellikler nedeniyle küme baş ağrısını tanımak kolaydır. Tanıyı doğrulamak için herhangi bir teste gerek yoktur. Tanı, baş ağrısının özelliklerine ve muayenede anormal bir bulgu olmaması ile kesinleştirilir. Bu nedenle, baş ağrısı ve diğer belirtilerin dikkatli bir şekilde anlatılması çok önemlidir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Küme baş ağrısında genellikle işe yarar bir grup tedavi seçeneği vardır. Ataklar için en alışılagelen tedavi, atak sırasında maske ile %100 oksijen solunmasıdır. Bu oksijen tüpü ile sağlanabilir. Geceleri atakları olanların evlerinde, gündüzleri atakları olanların ise iş yerlerinde bir oksijen tüpü tedarik etmesi akılcı olabilir. Oksijen tedavisi, hem ucuzdur, hem yan etkisi yoktur hem de gün içinde gerek olduğunda defalarca uygulanabilir.

Koruyucu tedavi ise küme baş ağrılı çoğu hasta için en iyi tedavi seçeneğidir. Koruyucu tedavide önerilen ilaçları baş ağrılarının tekrarlamasını durdurmak için küme dönemi boyunca her gün alınması gerekir. Bu ilaçlar etkilidir fakat olası yan etkileri nedeniyle yakın tıbbi izlem gerektirir.

Eğer Bu Tedaviler İşe Yaramazsa?

Çeşitli koruyucu tedavi seçenekleri vardır. Eğer biri işe yaramazsa, diğeri denenebilir. Bazen iki veya daha fazlası birlikte de kullanılabilir.

Ne Yapılmalıdır?

Sıradan ağrı kesiciler işe yaramamaktadır. Arının süresi, basit ağrı kesicilerin etki etme sürelerine göre daha kısadır. Etkili tedavi için mümkün olduğunca küme episodunun başında doktora görünülmesi gerekir. Erken dönemde başlanan tedavilerden daha başarılı sonuçlar alındığı görünmektedir.

Baş Ağrısı Günlüğü Tutun

Ağrılı günleri not etmek, baş ağrılarınız ile ilgili bilginin önemli bir kısmının kayıtlanmasını sağlar. (Özellikle ne sıklıkta olduğu, ne zaman olduğu, ne kadar sürdüğü ve nasıl belirtiler gösterdiği gibi) Ayrıca bunlar tanı koymada, tetikleyici faktörleri belirlemede ve tedavi etkinliğini değerlendirmede önem taşır.

Küme dönemleri yıllarca devam edebilir. Özellikle kronik küme baş ağrılı hastalarda yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde sıklıkla baş ağrılarında düzelme görülmektedir.

Sekonder Baş Ağrıları Nedir?

Sekonder baş ağrıları, başka bazı hastalıklar nedeniyle oluşan baş ağrılarıdır. “Sekonder” terimi bu baş ağrısı tipini; migren, gerilim tipi baş ağrısı ve küme baş ağrısı gibi primer baş ağrısı bozukluklarından (altta baş ağrısına neden olacak herhangi bir hastalığın yatmadığı baş ağrıları) ayırt etmek için kullanılır. Birçok tıbbi durum baş ağrısına neden olabilir fakat genellikle tıbbi öykü veya muayenede sekonder baş ağrısı izlenimi veren bir takım ipuçları bulunur.

Baş ağrısı şiddetli hipertansiyon veya beyin ve içerisindeki yapıların etkilendiği durumlar gibi genel tıbbi hastalıklar nedeniyle oluşabilir. Farenjit, sinüzit ve menenjit gibi baş ve boyun bölgesi enfeksiyonlarının belirtilerinden biri baş ağrısıdır. Kafa travması, hafif şiddette olsa bile, çoğu zaman baş ağrısına yol açar.

Tümör, kanama ve hidrosefali (beyin içindeki sıvı-beyin omurilik sıvısının normalden fazla birikmesi) gibi kafa içerisinde yer kaplayan her hangi bir oluşum baş ağrısına neden olabilir. Anevrizma (damarda genişlemeye bağlı oluşan baloncuk) yırtılması sonucu oluşan beyin kanaması gibi damarlarla ilgili problemlere bağlı olarak da şiddetli baş ağrıları gelişebilir. Sekonder baş ağrılarını primer baş ağrılarından ayırt etmenin anahtarı; baş ağrısının özellikleri, eş zamanlı oluşan diğer semptomlar ve fizik muayenede saklıdır.

Doktorunuz Genellikle Sekonder Baş Ağrısına Işaret Eden Belirtileri Sorgular

Bunlar:

  • Hayat boyu meydana gelen ilk veya en kötü baş ağrısı
  • Baş ağrısının herhangi bir uyarı vermeden aniden başlaması
  • Daha önce tekrarlayan baş ağrılarından tamamen farklı özellikte bir baş ağrısının gelişmesi
  • Baş ağrısının ilk olarak 5 yaşında önce veya 50 yaşında sonra ortaya çıkması
  • Kanser, AIDS veya gebelik gibi durumların varlığı
  • Fizik muayenenin normal sınırlar içinde olmaması
  • Baş ağrısının; nöbet, geçici bilinç kaybı ile birlikteliği ya da efor, cinsel birliktelik veya ıkınma sonrasında oluşması

Doktorunuz Ayrıca Primer Baş Ağrısı Varlığına Dair Bir Takım Özellikleri De Sorgulayacaktır. Bunlar:

  • Yılın birçok ayı boyunca gelişen ve devamlı aynı özellikler gösteren baş ağrıları
  • Uzun süredir mevcut olan baş ağrıları
  • Ailede benzer baş ağrıları varlığı
  • Fizik muayenenin normal olması
  • Baş ağrılarının devamlı olarak ;
  • Hormonal döngü
  • Belli yiyecekler
  • Belli duysal uyarılar (ışık, koku, hava değişimi) ile tetiklenmesi

Kişi baş ağrılarının başka tıbbi durumlara bağlı olabileceği endişesini taşıyorsa mutlaka doktoruyla konuşmaktadır. Baş ağrısının altta yatan başka bir nedene bağlı olmadığından emin olmak, etkin bir tedavi planının geliştirilmesinde ilk önemli adımdır.

Baş Ağrısı ve Görüntüleme Teknikleri

MR Görüntüleme ve Bilgisayarlı Tomografi

Ana Noktalar:

Baş ağrısı şikayeti olan bir çok hastanın görüntüleme yöntemleri ile yapılan ttekiklere ihtiyacı yoktur. Görüntüleme gerektiren durumlar oldukça karmaşıktır. Farklı tipteki sorunlar, farklı tipte görüntüleme yöntemleri gerektirir. Baş ağrılı hastaların doktora başvurma nedeni sıklıkla kendilerinde bir sorun olduğu düşüncesidir.

Hastaların en çok aklına takılan kendilerinde beyin tümörü, anevrizma (damar balonlaşması), beyin damarlarında tıkanıklık veya enfeksiyon gibi patolojilerin olup olmadığıdır. Ancak, nadiren baş ağrılarının nedeni altta yatan ciddi bir hastalıktır. Risk taşıyan baş ağrıları, çoğunlukla yeni ortaya çıkan baş ağrılarıdır. Bir çok hasta da doktora, baş ağrılarının gerçekten de migren olup olmadığını öğrenmek için başvurur.

Migren ağrısı baş ve yüzdeki kan damarlarının beyin ile hayli karmaşık etkileşimleri neticesinde ortaya çıkar. Görüntüleme teknikleri beyinde gerçekleşen bu etkileşimleri göstermez. Yapılan görüntülemenin, baş ağrısı olmayan insanlarınkinden farkı yoktur. Bununla beraber bazı durumlarda, altta hayatı tehdit edici bir patolojinin bulunmadığından emin olmak için görüntüleme yapmak gerekir.

Aşağıdakiler Görüntülemenin Gerekli Olduğu Durumlardır:

  • Ani ve çok şiddetli baş ağrısı
  • Her zaman yaşanan baş ağrısının özelliklerinde ani değişme
  • 50 yaşından sonra başlayan baş ağrısı
  • Başın pozisyonu ile ilişkili baş ağrıları; örneğin otururken veya ayakta iken mevcut olan yatmakla azalan veya geçen baş ağrısı
  • Baş ağrısı ile birlikte epileptik nöbet (sara nöbeti) geçirmek
  • Bir hastalığın seyrinde ortaya çıkan baş ağrısı ve/veya ateş mevcudiyeti
  • Baş ağrısı ile beraber ses duyma
  • Baş ağrısından once, yakın zamanda kafa travması geçirmiş olmak
  • Egzersiz, seks, öksürme, hapşırmak veya ıkınma ile ortaya çıkan baş ağrısı
  • Baş ağrısına şuur bozukluğu, konuşma bozukluğu, felç, uyuşma veya dengesizliğin ya da ellerde beceriksizliğin eşlik etmesi
  • Kanser veya AIDS gibi hastalığı bulunan hastalar
  • İlaç tedavisine cevap vermeyen baş ağrıları
  • Başında bir rahatsızlık olduğu düşüncesini kafasından atamayan kişiler

Baş Ağrisi Için Kullanılan Görüntüleme Yöntemleri

Beyin görüntülemesi için kullanılan iki temel görüntüleme yöntemi vardır:

Bilgisayarlı Tomografi (BT): BT Çekimi sadece birkaç dakika sürer. Klostrofobi yani kapalı yerde kalma korkusu BT için söz konusu olmamaktadır. BT ile ayrıntılı görüntüler elde edilemeyebilir. BT hastaları, sadece direkt göğüs grafisinden biraz daha fazla radyasyona maruz bırakır. Hamilelerin BT çekilmesi uygun değildir. Ancak çok zorunlu ise, karın korunarak çekilmesi denenebilir.

Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme: Mıknatısları ve radyo dalgalarını kullanarak beyinin ayrıntılı görüntülerinin alınmasını sağlar. BT’ye oranla MR ile daha fazla bilgi elde edilir. BT’ye göre MR çekimi daha fazla süre alır; bazen 1 saatten de uzun sürebilir. Makina oldukça gürültülüdür. İnceleme süresince hasta ince dar bir tünel içinde yatmak zorundadır. Klostrofobi MR çekimi için önemli sorundur. Çekim için yatıştırıcı ilaç kullanılabilir. Diğer bir seçenek açık MR’dır; fakat görüntü kalitesi klasik MR kadar iyi değildir. Kalp pili, metal kalp kapağı ve beyin damarlarında klips bulunanlara MR tetkiki yapılmaz.

“Kontrast madde” (gadolinium)  genellikle klasik MR çekiminde kullanılır; enjektör ile koldaki venlerde verilir. Kontrast madde ile beyin hakkında daha da fazla bilgi edimek mümkün hale gelir. Kontrast madde böbrek fonksiyonlarını etkilediğinden, ciddi böbrek sorunu olan hastalarda kullanılmamalıdır.

BT için kullanılan kontrast madde ise iyot içerir. İyota ya da kabuklu deniz hayvanlarına allerjisi varsa kişi bunu önceden doktoruna söylemelidir. Aksi takdirde kontrast maddeye karşı şiddetli bir alerjik reaksiyon yaşanabilir.

Eğer damarlarda bir patoloji olduğu düşünülüyorsa (balonlaşma, daralma vb.), MR anjiografi ya da BT anjiografi incelemesi istenebilir. Ancak bahsedilen yöntemler ile 2-3 mm’den küçük anomalileri saptamak mümkün değildir. Şüphe halinde, klasik anjiografi de uygulanabilir.

Görüntüleme Yöntemleri İle İlgili Bilinmesi Gerekenler

  • Baş ağrısı nedeniyle doktora başvuran hastaların %94’üne migren tanısı konulur.
  • Doğru bir hastalık hikayesi ve muayene ile, çoğu kişide görüntüleme olmadan doğru tanı koyulur ve başarılı bir tedavi uygulanabilir.
  • Migren tanısı koyulan bir kişide görüntüleme yapılması tedaviyi değiştirmez.
  • Eğer baş ağrısı aylardır veya yıllardır mevcut ise, görüntülemenin çok büyük olasılıkla faydası olmaz.
  • Eğer baş ağrıları ilaçlar ile kontrol altına alındıysa genellikle görüntülemeye ihtiyaç duyulmaz.
  • Görüntüleme sırasında ortaya çıkan tesadüfi bir bulgu nedeniyle başka tetkikler gerekebilir ve tetkikler tetkikleri izleyebilir. Bu olaylar zinciri hastanın elinde bir çok tetkik, bir çok doktor görüşü, zaman ve para kaybı ile sonlanır; ancak tanı değişmez.

Çocuk ve Ergenlerde Migren

Migren Teşhisi

Migren, çocuklarda baş ağrılarının önemli bir nedenidir. Çalışmalar 7-15 yaş arasında çocukların %60’ının baş ağrısı yaşadığını göstermiştir. 7 yaşındaki çocukların yaklaşık %1-2’sinde, 9 yaşındakilerin %2.5’inde migren vardır; 15 yaşındaki çocukların %5’inden fazlası migrenlidir.

Migren sıklığı ergenliğe kadar kız ve erkeklerde eşittir, ergenlikten sonra kızlarda daha fazladır. Ataklar sırasında şiddetli ağrı ve kusmadan dolayı çocuklar genellikle okula gidemezler ve günlük aktivitelerine devam edemezler. Eğer bu ataklar sıksa, migren nedeniyle okulda devamsızlıkları artabilir.

Çocuklarda Migren Erişkinlere Göre Birçok Yönden Farklıdır:

  • Baş ağrısı genellikle tek taraflı değildir, tüm başı kapsar
  • Baş ağrısı sadece minör bir semptom olabilir veya hiç olmayabilir
  • Kusma ve/veya karın ağrısı sıktır
  • Ataklar daha kısadır, bazen bir saatten kısa surer

Erişkinlerdeki gibi atak sırasında çocuklar solgun ve halsizdir. Migrenin tanısına yardımcı olan bir tetkik yoktur, teşhis tamamen öyküye göre koyulur. Migren günlüğü, tanıda ve tedavide çok değerlidir. Sağlıklı bir çocukta bulantı ve kusmanın eşlik ettiği tekrarlayıcı baş ağrıları varsa ve ataklar arasında tamamen sağlıklı ise büyük olasılıkla migrendir. Bazı çocuklar, baş ağrısı başlamadan önce solgun görünürler ve birkaç saat boyunca esnerler; diğerleri ise aşırı hareketli olabilir. Bazı çocuklarda tipik olarak parlak zig-zaglar görebilirler, kör noktalar şeklinde ve baş ağrısı öncesinde bir saat kadar süren migren aurası olabilir. Ataklar birkaç saat sürebilir; ebeveynler için çocukların ataktan sonra hızla normale dönmesi şaşırtıcı olabilir.

Çocuğumu Ne Zaman Doktora Götürmeliyim?

Eğer atakların net bir sebebi varsa, semptomlar ağrı kesicilere cevap veriyorsa ve çocuk bunun dışında normalse, doktora gitmeye gerek kalmayabilir. Ama eğer çocuğun baş ağrılarının nedeni ve özelliği nedeniyle herhangi bir şüphe varsa, çocuk genel olarak iyi görünmüyorsa veya baş ağrıları günlük yaşamı etkiliyorsa bir doktora danışmak gerekir.

Aşağıdaki Durumlarda Çocuğunuzu Doktora Göstermeniz Gerekmektedir:

  • 7 yaşından önce başlayan baş ağrısı
  • Baş ağrısının şeklinde zamanla farklılaşma
  • Atakların sıklığı, şiddeti ve süresinde belirgin artış
  • Son zamanlarda okul kaybı
  • Kişilik/davranış değişiklikleri
  • Bayılma veya bilinç kayıpları
  • Denge-koordinasyon problemleri
  • Büyüme ve gelişmenin geri kalması

Ne Zaman Acil Olarak Doktora Gitmem Gerekir?

Gittikçe artan sıklıkta şiddetli baş ağrısı; özellikle nöbet, ısrarlı kusma, ateş veya bilinç kaybı eşlik ediyorsa acilen doktora gitmeniz gerekmektedir.

Migren Tedavisi

Çocuklarda migren erişkinlerdeki gibi tedavi edilir. Burada cevaplanması gereken durumlar şunlardır:

· Baş ağrısına ne yol açıyor?

· Baş ağrısında neler iyi gelir?

Nedenler :

Çocuklarda, özellikle ergenlerde dengesiz beslenme en önemli tetikleyici nedendir. Çocuklar genellikle okula yetişmek için aceleyle yetersiz bir kahvaltı yaparak okula giderler, yanlarına aldıkları öğle yemeğini öğlen tatilini oyunla geçirmek için genellikle yemezler. Birçok çocuğun baş ağrısının öğleden sonra başlaması şaşırtıcı bir durum değildir. Ebeveynler çocuklarının iyi bir kahvaltı yaptığından emin olmalıdır, böylece çocukları öğlen yemeğini atlasa bile en azından kahvaltıyla günü geçirebilirler.

Kaçırılmış öğünler sonucu çocuklar şeker veya çikolata aranmaya başlar. Tatlı aranması migrenin öncü bulgusudur ve çikolata genelde –doğru olmasa da- migren tetikleyicisi olarak suçlanır. Az sayıda çocukta bazı yiyeceklerin tüketilmesi sonrası migren başlangıcıyla ilgili bir ilişki vardır ancak yiyecek günlüğü tutarak bu konu aydınlatılabilir.

Ancak genel olarak yiyecekleri kısıtlamak gereksizdir, daha önemlisi çocukların öğünlerinin düzenli olmasına dikkat edilmelidir. Spor bazen susuzluğa ve kan şekerinde oynamalara yol açtığından migreni tetikleyebilir. Çocuklar için dinlenme ve gevşemeye de zaman ayırmak önemlidir; yeterli ve düzenli uykudan fayda görürler.

Günlük Tutun

Erişkinlerdeki gibi migren tek bir olayla değil, bunların kombinasyonuyla tetiklenir. Eğer çocuk yeteri kadar büyükse tetikleyiciler için günlük tutması teşvik edilmelidir. Kaçırılmış öğünler, spor aktiviteleri, stresli dersler, bir önceki gece geç vakte kadar ders çalışmak, duygusal değişiklikler gibi noktalar not edilmelidir. Bu kayıtlardan farklı olarak migren ataklarının ve diğer baş ağrılarının günlüğü tutulmalıdır. Birkaç ay sonra günlüğe çocukla beraber bakılıp, tetikleyiciler belirlenebilir. Aslında tüm potansiyel tetikleyicilerden uzaklaşmak mümkün olmayabilir ve hatta gereksiz de olabilir; ama bu tetikleyicilerden birkaçından uzaklaşmak çocukları atak geçirmesi için gereken eşik değerinin altında tutabilir.

Semptomları Kontrol Etmek İçin İlaçlar

Sessiz, karanlık bir odada dinlenmek, ağrıyı hafifletmek için soğuk ya da sıcak uygulamayla masaj yapmak ciddi olmayan semptomları gidermek için yeterli olabilir. Birçok çocuk atak sırasında uzanmak ister, uyku iyileşmelerini hızlandırdığı için uyuması tavsiye edilebilir. Mümkünse çocuk sağlıklı şeyler yemelidir. Bununla birlikte basit ağrı kesiciler atak için yeterli olabilir. Çözünebilir veya efervesan ağrı kesiciler bir meşrubat içinde eritilerek verilirse, hem tadı daha hoş hem de daha etkili olurlar. Migren atağı başladıktan hemen sonra sindirim sisteminde yavaşlama geliştiğinden ilaçlar geç verilirse etkili olmayabilir. Çocuğun okulunu migrenle ilgili bilgilendirmek gerekebilir.

Migreni Önlemek

Tedavinin temeli migren tetikleyicilerini belirleyip bunlardan kaçınmaktır. Baş ağrıları günlük hayatı çok etkilemediği sürece çocuklara koruyucu tedavi başlamak çoğu zaman gereksizdir. Eğer ataklar özellikle sınav dönemlerinde ise, kısa dönem önleyici ilaçlar verilebilir. Bu ilaçlara kritik olduğu düşünülen zamandan daha önce başlanmalıdır. Bu sayede ilacın tolere edildiğinden ve yan etkilerinin çocuğun günlük performansını etkilemediğinden emin olunur. Çocuklarda en sık kullanılan bu ilaçlar reçeteyle alınır.

Ağrılar Hala Devam Ediyorsa;

Eğer çocuk sık migren atağı veya baş ağrısı yaşıyorsa ve basit tedavi stratejileri işe yaramıyorsa, altta depresyon, okul problemleri veya duygusal sorunlar yatabilir. Akut ilaç tedavilerinin aşırı kullanımı da baş ağrısına yol açabilir. Migren atağı sırasında kullanılan ilaçlar düzenli kullanılmamalı ve haftada iki-üç günden daha fazla verilmemelidir.

Özet Olarak;

Migren çocuklarda ve ergenlerde görülür ve tahmin edilenden daha sıktır. Sağlıklı bir çocukta tekrarlayıcı, kusmanın eşlik ettiği baş ağrıları büyük olasılıkla migrendir. Baş ağrısı çocukluk çağı migreninin her zaman bir özelliği olmayabilir; karın ağrısı ve kusma daha fazla öne çıkabilir



SIKÇA SORULAN SORULAR

Migren Nedir?

Migren kronik bir sağlık sorunudur. Baş ağrıları genellikle tek taraflı, şiddetli ve zonklayıcıdır. Çift taraflı olması da nadir değildir. Ağrı çoğunlukla göz çevresinde şakaklarda hissedilebileceği gibi, kafanın her tarafında görülme olasılığı da vardır. Ağrı ile beraber, bulantı, kusma, ışık, ses ve keskin kokulara karşı hassasiyet görülebilir. Ağrıya eşlik eden bu semptomlar her hastada görülmeyebilir hatta aynı kişide her atakta ortaya çıkmayabilir. Bazı migren ataklarının öncesinde, parlak veya kara noktalar, kırık çizgiler, görme alanında daralma gibi görme bozuklukları oluşabilir.

Migren atağı günün her saatinde başlayabilirse de, genellikle sabah saatlerinde ortaya çıkar ya da kişi ağrı ile uyanır. Ağrı birkaç saatten 3 güne kadar sürebilir. Bazı insanlarda migren atakları haftada 2 defadan sık olabilirken, bazı insanlarda yılda 2 defa kadar da seyrek olabilir. Migren atakları, genel sağlığı tehdit etmez ancak yaşam kalitesini bozar.

Neyin migren ataklarına neden olduğu tam olarak bilinmemekle beraber, migrenlilerin bazı ortak özellikleri vardır:

  • Migren özellikle 15-55 yaş arasındaki insanlarda görülür
  • Çoğu migrenlide aile hikayesi vardır
  • Kadınlarda daha sıktır
  • Yaş ilerledikçe migren atakları daha nadir ve daha az şiddetli hale gelir

Migren Ne Sıklıkta Görülür?

Toplumda migren görülme sıklığı kadınlarda %18, erkeklerde ise %6 civarındadır. İnsanların en sık doktora başvurduğu baş ağrısı tipidir.

Migrenin Sebebi Nedir?

Migrenin nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Çoğu bilim adamı, doğal olarak beyinde sentezlenen kimyasal maddelerin seviyelerinde anormal değişimler nedeniyle oluştuğunu düşünmektedir. Bu kimyasal maddelerin miktarında artış, steril (mikrop bulunmayan) bir iltihabi reaksiyona yol açar. Bu iltihabi reaksiyon, beyin zarlarındaki sinirlerin çok fazla derecede hassaslaşmasına neden olur. Bu hassasiyet, normalde ağrılı olarak algılanmayan olayların, ağrılı olarak algılanmasına yol açar. Fizyolojik damar atımları ağrının zonklayıcı karakterinden sorumlu olabilir.

Genlerin de migren ile ilişkisi vardır. Migrenli kişilerde, bazı beyin hücrelerinin fonksiyonlarını kontrol eden genlerde anormallik olduğu düşünülmektedir.

Ne tip faktörlerin ve olayların migren ataklarını tetikledikleri bilinmektedir. Bu tetikleyici faktörler, kişiden kişiye değişir ve her zaman migren atağına yol açmaz. Çoğunlukla tek bir tetikleyici değil, tetikleyici faktörlerin kombinasyonu migren atağını tetikler. Yani migren atağının ortaya çıkması için bir değil, birden fazla tetikleyicinin aynı anda var olması gerekir. Kişinin migren atağının az veya çok tetikleyici ile ortaya çıkması kişinin migren eşiği ile ilişkili olabilir. Kişinin migren eşiği de zamandan zamana değişiklik gösterebilir; örneğin menstruasyon sırasında kadınların migren eşiği düşmüştür. Benzer eşik düşmesi durumu, fiziksel ve psikolojik stres yaratan olaylar sırasında da olabilir.

Migren Kalıtsal Mıdır?

Migrenin kalıtsal olduğu söylenebilir. Yaklaşık 5 migrenliden 4’ünün ailesinde migreni olan başka biri daha vardır. Eğer anne-babadan birinin migreni varsa, çocukta migren gelişmesi olasılığı %50’dir. Eğer her iki ebeveynde migren varsa bu olasılık %75’e çıkar.

Migren tanısı için kullanılan bir tetkik yoktur. Tanı, kişinin vermiş olduğu hastalık hikayesine ve baş ağrısının zaman içindeki seyrine göre konulur. Bu nedenle baş ağrısı günlüğü tanı için kullanılan en önemli araçtır. Doktor gerekli gördüğünde baş ağrısnı benzer bulguları taşıyan diğer hastalıklardan ayırt etmek için Manyetik Rezonans Görüntüleme(MR) veya Bilgisayarlı Tomografi (BT) tetkiklerini yaptırabilir.

İdeal Migren Tedavisi Nasıl Olur?

Etkin baş ağrısı tedavisi için ilaçlar yanında, günlük yaşantının düzenlenmesi de büyük önem taşır. Kişi günlük davranışlarını düzenlemediği taktirde, sadece ilaç ile yapılan tedavi kalıcı olmayacaktır. Baş ağrısından korunmak için günlük yaşamda bazı davranış değişikliklerini yapmak güç olabilir.

Davranış değişiklikleri kabaca şöyle özetlenebilir:

  • Baş ağrısı takvimi veya baş ağrısı günlüğü tutmak
  • Az ya da fazla uyumamak
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Stres ile başa çıkma yollarını öğrenmek
  • Uygun bir kiloya erişmek
  • Alkolden kaçınmak

Baş ağrısı tetikleyicileri ya atağa neden olur ya da kişiyi atak gelişmesine daha hassas hale getirir. Tetikleyiciler kişiden kişiye değişir ve bunları tanımlamanın en iyi yolu baş ağrısı günlüğü tutmaktır. Bir veya iki ay boyunca baş ağrısı günlüğü tutmak bu faktörlerin tanımlanmasında yardımcı olur.

Başlıca Hangi Faktörler Migren Atakları Üzerine Etkilidir?

1. Diyet ve beslenme: Öğünleri sadece düzenli yemek yeterli olmayabilir. Öğünlerin ölçülü ( az veya fazla değil) ve dengeli olması (belli oranlarda protein, yağ ve karbonhidrat); sebze, meyve gibi lifli besinleri içermesi idealdir.  Kimyasallar ile muamele edilmiş ve koruyucular içeren gıdalardan mümkün olduğunca kaçınmak gerekmektedir. Yeterli derecede sıvı almamak baş ağrısını tetikleyebilir.

2. Uyku : Çoğu kişiye 7-8 saatlik gece uykusu yetmekle beraber, herkesin uyku ihtiyacı farklı olabilir. Düzenli bir uyku-uyanıklık düzeni sağlamak; hafta sonu da hafta içindeki düzeni muhafaza etmek migren atağından koruyucu olacaktır. Uykunun azı da çoğu da baş ağrısını tetikler. Genellikle 6 saatten az, 9 saatten fazla uyku ertesi gün baş ağrısına yol açabilir.

3. Çevresel faktörler : Parlak veya yanıp sönen ışıklar, parfüm gibi keskin kokular, barometrik basıncın düşmesi (sıklıkla fırtınadan önce olur) baş ağrısını tetikleyebilir.

Bazı faktörleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, bu faktörlerlerle ilişkiler düzenlenebilir. Güneş gözlüğü, kulak tıkacı kullanmak faydalı olabilecek önlemlere iki örnektir.

4. Psikolojik ve duygusal faktörler: Bir çok insan, stres ve talepler nedeniyle baş ağrılarının tetiklendiğini belirtmektedir. Her ne kadar hayatınızdaki stresi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, stresör faktörleri manipule etmek, zamanı iyi değerlendirmek, yerinde olmayan taleplere hayır demek, gerektiğinde yardım isteyebilmek, kişinin aileye ve yakın çevreye hangi koşullarda işlevsel olduğunu öğretmesi yükünü azaltacaktır. Gün içinde, hem zihinsel hem de bedensel gevşeme sağlayacak bazı aktiviteler programlanmalıdır. Bunlardan en kolayı yürüyüş yapmaktır.

5. Hormonal faktörler: Doğurganlık çağındaki kadınların bir kısmı adet kanaması öncesinde veya adet ile eşzamanlı ortaya çıkan baş ağrılarından yakınırlar. Bu dönemde günlük yaşantıya özellikle dikkat edilmesi önemlidir. (düzenli beslenme ve uyku, stres ile mücadele vb.)

Hangi Besinler Migren Atağını Tetikler?

Bazı peynirler ve tiramin içeren diğer yiyecekler: “Tiramin” maddesi doğal olarak bazı gıdalarda bulunur. Besin bekletildikçe, proteinlerin yıkılması neticesinde ortaya çıkar. Genellikle yüksek protein içeriği olan yiyecekler yıllandıkça tiramin miktarı da artar. Peynirlerde tiramin miktarı büyük oranda peynirlerin üretim aşamasında gördüğü muameleye, fermentasyonuna, yıllandırılması ve hatta bozulma ve bakteri bulaşmasına bağlıdır. Tiramin aynı zamanda, kırmızı şarap, alkollü içecekler ve bazı muamele edilmiş etlerde de bulunur.

Alkol: Alkol alınması beyne olan kan akımını artırır. Bazı bilim adamları alkol nedenli baş ağrısını, katkı maddelerine veya alkolün metabolizması sırasında ortaya çıkan yan ürünlere bağlarlar. Kırmızı şarap, bira, viski ve şampanya en iyi bilinen migren tetikleyicileridir.

Gıda koruyucuları: Bazı gıdalar içinde bulunan koruyucular migreni tetikleyebilir. Örneğin bunlar içinde nitratların damarları genişleterek ağrıya yol açtığı düşünülmektedir.

Soğuk gıdalar: Soğuk yiyecekler bazı insanlarda ağrıya yol açabilir. Özellikle egzersiz sonrasında vücut ısıları fazla yükseldi ise veya sıcak havada bu durum ortaya çıkar. Ağrı, özellikle alın ve/veya şakaklarda hissedilir, 20-60 saniyede maksimuma ulaşır, genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Nadiren de, soğuğa maruz kalma ile doğru orantılı olarak, migren atağını tetikler.

Migreni Tetikleyen Başka Gıdalar Var Mı ?

  • Kuruyemişler ve kabuklu yemişler
  • Tütsülenmiş (smoked) veya kurutulmuş balık
  • Fırınlanmış mayalı yiyecekler (kek, ev yapımı ekmek, sandviç ekmeği)
  • Muz, narenciye ürünleri (portakal, mandalina, turunç vb), kivi, ananas, frambuaz, kırmızı erik
  • Bazı kuru meyveler (hurma, incir, üzüm)
  • Et bulyon ile yapılmış çorbalar (Gerçek et suyu için geçerli değildir)
  • Aspartam ve diğer tatlandırıcılar

Hangi Besinler Yüksek Oranda Tiramin İçerir?

Bazı Peynirler:

  • Rokfor ve benzeri küflü peynirler (stilton, gorgonzola)
  • Çedar
  • Beyaz peynir
  • Mozzarella
  • Permesan
  • İsviçre peyniri

Yüksek Tiramin İçeren Diğer Yiyecekler :

  • Fasulye, barbunya, nohut, börülce,
  • Soğan
  • Zeytin
  • Avokado
  • Üzüm
  • Kuruyemişler
  • Turşu
  • Konserve veya muamele görmüş etler

Kafein ve Migren Arasındaki İlişki Nedir?

Kafein ilaç olarak genellikle uyanıklığı artırdığı, yorgunluk hissini azalttığı ve kaslardaki koordinasyonu arttırdığı için kullanılır. Her ne kadar kahve akıla ilk gelen kafein kaynağı olsa da, çay ve çikolatada da bulunur ve sıklıkla meşrubatlara, ağrı kesicilere ve soğuk algınlığı ilaçlarına eklenir. Kişiden kişiye kafeine olan hassasiyet değişkenlik gösterir. Eğer aşırı miktarda kullanılırsa, anksiyete, uykusuzluk kas seğirmesi veya karın ağrısı gibi semptomlara da yol açar.

Ağrı kesicilere kafein eklenmesi, ilaçların baş ağrısına karşı %40 daha etkili hale gelmesini sağlar. Kafein aynı zamanda, baş ağrısı ilaçlarının daha çabuk emilmesini sağlayarak, etki hızını da arttırırlar. Bu şekilde kafein içeren ilaçlar ile, daha düşük dozda daha fazla etki sağlamak mümkündür.

Kafein içeren ilaçlar da dahil olmak üzere, tüm baş ağrısı ilaçlarının aşırı derecede kullanılması rebound baş ağrısına (geri tepme baş ağrısı) yol açar. Kafein içeren ilaçlar faydalı olmasına karşın bu ilaçlar kafein içeren gıdalar ile beraber tüketildiklerinde (kahve, çay, meşrubatlar veya çikolata) kişiyi rebound başağrılarına hassas hale getirebilirler. Bu tip ağrılardan kurtulmak için gereken, kullanılan tüm ilaçaların kesilmesi olup, bir doktor gözetiminde gerçekleştirilmelidir.

Migren Hakkında Nasıl Sağlıklı Bilgi Edinebilirim?

  • Migrenlinin kendi başına hangi bilginin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayıklamaya çalışması hem yorucu hem de sonuçsuz bir çabadır.
  • Migren hakkındaki yanlış bilgilerin kaynağı çoğunlukla, gazete ve dergiler, televizyon programları ve hastanın yakın çevresidir.
  • Yanlış bilginin kaynağı doğrudan doktorlar veya ilaç firmaları olabilir. Eski bilgiler veya fikirler, yenileri mevcut olmasına rağmen, kasıtlı olarak ortaya atılabilir.
  • Migren ve diğer başağrıları ile ilgili çalışmaların çoğu son yıllarda yapılmış olup, bazı doktorlar da konu hakkında kendini yenilememiş olabilirler.

Sinüzit İle Migren Nasıl Birbirinden Ayrılır?

Bir çok insan sinüzit ile migren ağrısını birbirine karıştırır. Çünkü migren ağrısı sırasında da sinüsler üzerinde basınç ve ağrı, burunda dolgunluk ve gözlerde sulanma olabilir. Kişi kendisinde migren mi sinüzit mi olduğunu anlamak istiyorsa aşağıdaki soruları kendisine sormalıdır

Mevcut bulgulara ek olarak aşağıdakilerden hangisi var?

1. Bulantı

2. Işık hassasiyeti

3. Orta veya şiddetli derecede ağrı (konsantrasyonunuzu engelleyen veya işlerinize tamamen engel olan)

Eğer bu sorulardan iki veya daha fazlası ek olarak sizde bulunuyorsa baş ağrısının nedeni migrendir. Gerçek sinüzit baş ağrısının nedeni sinüs enfeksiyonudur. Gerçekten sinüs enfeksiyonu varsa, aynı zamanda sarı veya yeşil, kıvamlı bir burun akıntısının da bulunması gerekir. Tedavi ile, sinüs enfeksiyonu ile beraber baş ağrısının da kaybolması gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak, yaz aylarında da aynı ağrı varsa, sinüzit olasılığı geride bırakılmalıdır.

Boyun Kireçlenmesi ve Migren Arasinda Ilişki Var Mı?

Boyun omurgasının dejeneratif hastalıkları ile migren arasında birebir ilişki bulunmamaktadır. Boyun omurlarında dejeneratif değişiklikler, migreni olsun veya olmasın 40 yaş üzerindeki hemen herkeste bulunur. Bu nedenle, servikal omurga filmlerinde tespit edilen bulgular ile migren arasında her hangi bir ilişki yoktur.

Boyunda, sinirler, kan damarları, kaslar, kemikler ve bağ’lar gibi ağrıya hassas yapılar bulunmaktadır. Boyundaki bu yapıların duyusunu sağlayan sinirler ile başın ön tarafı ve yüzün duyusunu sağlayan sinirlerin arasında bağlantılar bulunmaktadır.Bu nedenle boyun bölgesindeki ağrılar başın ön kısmına (alın ve şakaklar) yansıyabilir.

Romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıkları bu tip ağrılara daha yatkındır. Ağrı tek taraflı, künt (zonklayıcı olmayan), belli baş ve boyun hareketleri ile tetiklenen, bulantı, kusma, ses ve ışığa hassasiyet gibi tipik migren bulgularının eşlik etmediği bir tarzdadır. Boyun hareketlerinde kısıtlılık ve bazı hassas bölgeler ağrının kaynağını tespit etmeye yardımcı olabilir.

Migren İle Gerilim Tipi Baş ağrısı Arasındaki Fark Nedir?

Migren ile karşılaştırıldığında Gerilim Tipi Baş ağrısı daha hafiftir ve kişinin günlük işlerini genellikle engellemez. Aşağıdaki tabloda Migren ile Gerilim Tipi Baş ağrısı arasındaki klinik farklılıklar verilmiştir.

 

Semptomlar

Migren

Gerilim Tipi Baş ağrısı

 

 

Ağrının Özellikleri

 

 

 

 

Hafif

-

+

Orta

+

+

Şiddetli

+

-

Zonklayıcı Nitelik

+

-

Künt Nitelik

-

+

 

 

 

 

Ağrının Tarafı

 

Tek Taraflı

+

-

Çift Taraflı

+

+

 

 

 

 

Diğer Semptomlar

 

Bulantı

+

-

Kusma

+

-

Ses ve Işığa Karşı Hassasiyet

+

-

Aura

+

-

 

 

 

Genellikle Gerilim Tipi Baş ağrısında işe yarayan ilaçlar, migren atakları için işe yaramaz. Ya da, migren atakları için kullanılan ağrı kesiciler, Gerilim Tipi Baş ağrısında daha düşük dozlarda etkili olabilirler.

Bazı otoriteler, Gerilim Tipi Baş ağrısının, migrenin hafif bir formu olduğunu düşünmektedirler.

Periyodik Kanamaların Hemen Öncesinde Olan Migren Ataklarının Bu Kanamalar İle İlişkisi Var Mıdır?

Kadınlarda migren ağrılarının yarıdan fazlası periyodlarının hemen öncesinde, periyod sırasında veya sonrasında gelişir. Buna “menstruel migren” denir. Migrenli kadınların çok az bir kısmında, sadece menstruel periyodları sırasında baş ağrısı olur. Büyük çoğunluğunda ise ayın diğer zamanlarında da migren ağrıları ortaya çıkar.

Menstruel siklusla migren arasındaki ilişki hala net değildir. Bilinen; siklus başlamadan hemen önce kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron düzeylerinde ani bir düşüş olduğu ve hormonlardaki bu düşüşün migren ataklarını tetikleyebileceğidir. Çünkü kadınlarda östrojen, beyinde ağrı duyarlılığını etkileyen kimyasalları kontrol eder.

Migren Menapoz Sırasında Kötüleşir Mi?

Eğer migreniniz ile menstruel siklusunuz arasında sıkı bir ilişki varsa menapoza girdiğinizde ağrılarınızın şiddeti azalabilir. Yaşınız ilerledikçe bulantı ve kusma da azalabilir. Migrenli kadınların yaklaşık üçte ikisi belirtilerinin menapozla düzeldiğini söylerler.

Fakat bazı kadınlarda menapoz migreni ortaya çıkarabilir veya kötüleştirebilir. Bunun nedeni net olarak bilinmemektedir. Bazı kadınlara menapoz sırasında verilen hormon tedavileri bu dönemdeki migrenle bağlantılı olabilir. Yine de genel olarak, menapoz tamamlandığı zaman kötüleşen migren belirtileri dahi yok olur.

Doğum Kontrol Hapları Migreni Kötüleştirir Mi?

Kadınların bir kısmında doğum kontrol hapları migreni iyileştirir; bu haplar atakların hem sayısını hem şiddetini azaltır. Bazılarında bu ilaçlar migreni kötüleştirebilir. Geri kalan kısmında ise doğum kontrol haplarının migren üzerine etkisi yoktur.

Doğum kontrol ilaçlarının yarattığı bu farklı sonuçların nedeni tam olarak anlaşılamamıştır. Migreni kötüleşen kadınlarda atakların daha çok adet kanamasına yakın meydana geldiği görülmektedir. Bunun nedeni de bir aylık ilaç kutusu içindeki son yedi hapın hormon ihtiva etmemesi; sadece ilaç alma alışkanlığını bozmamak üzere hazırlanmış olması bu sebeple de vücuttaki östrojen düzeylerinin aniden düşmesidir. Bu durum gerçekleşmesi gereken periyodik kanamayı başlatırken, bazı kadınlarda migren atağını da beraberinde getirebilir.

Eğer doğum kontrol hapları migreninizi kötüleştiriyorsa bu durumu doktorunuzla konuşun. Kullandığınız doğum kontrol hapının, hepsi hormon içeren diğer aylık doğum kontrol hapları ile değiştirilmesi migreninizin kontrol altına alınmasını sağlayabilir. Düzenli uyumak ve düzenli yemek gibi yaşam tarzı değişiklikleri de bu iyileşmeye katkı sağlayabilir.

Eğer auralı migreniniz varsa, kombine doğum kontrol haplarını kullanmamanız gerekir.

Gebelikte Migren

Kadınların %80’ inin migreninde (aurasız migren) gebelik sırasında düzelme olur ve özellikle 3.ay’dan sonra belirgin hale gelir. Bunun nedeni muhtemelen gebelik sırasında östrojen hormonunda dalgalanmalar olmamasıdır.

Ayrıca, vücutta doğal ağrı kesici olarak bilinen endorfinlerin üretiminin artması, kaslarda gevşeme, kan şekeri regülasyonunda farklılaşma gibi fiziksel, biyokimyasal ve duyusal değişiklikler bu düzelmenin nedeni olabilir.

Gebelikte Migren Tedavi Edilebilir Mi?

Bazı migren ilaçlarının hamilelik döneminde kullanılması sakıncalıdır çünkü gebelikte güvenilirliğine dair kanıtlar azdır. Gebe iseniz veya gebelik planlıyorsanız ve migren ağrılarınız oluyorsa doktorunuzla konuşun. Doktorunuz gebelikte güvenle kullanılabilecek bir ilaç önerebilir. Gevşeme egzersizleri ve soğuk uygulama gibi evde tedavi yöntemleri de migreninizi hafifletebilir. Fakat bilinmesi gereken ve olumlu bir sonuç yaratan durum, gebelik dönemi boyunca kadınların çoğunda migren ağrılarının azaldığı veya tamamen kaybolduğudur.

Emzirme Döneminde Kullanılan Migren İlacı Bebeğe Zarar Verir Mi?

Doktorunuzla, emzirme döneminde güvenle kullanılabilecek migren ilaçları hakkında konuşun. Bazı ilaçlar anne sütüne geçebilir ve bebek için zararlı olabilir.

Düşük Sonrası Migren Sıklığı ve Şiddeti Artar mı? Bu Durum Hormonlarla İlişkili Olabilir Mi?

Gebelik belirgin derecede hormon dalgalanmalarının olduğu bir dönemdir; özellikle de gebeliğin ilk üç ayı… Genellikle ilk birkaç haftada migren kötüleşirse de gebeliğin ilerleyen dönemlerinde düzelme gösterir. Doğum sonrasında ise hızlı bir şekilde hatta bazen doğumdan birkaç gün sonra migren atakları tekrar başlayabilir. Bazen de periyodik kanamalar geri dönünceye kadar görülmez.

Gebelik uygun şekilde ilerlemediğinde ise düşük meydana gelir. Vücutta değişen hormon düzeylerinin normale dönmesi birkaç ayı bulur. Bu zaman zarfında migren ağrılarının kötüleşmesi nadir rastlanan bir durum değildir. Fakat bu dönemde hormonlar dışında başka nedenler de migren ataklarının gelişimini etkileyebilir. Düşük yapan birçok kadın, bazen kendilerine bile itiraf edemeseler de kendilerini çok üzgün ve altüst olmuş hissederler. Duygusal durumu etkileyen herhangi bir olay gibi bu durum da migren ataklarının sıklaşmasına sebep olabilir.

Genellikle her şey yolunda giderse, hormonlar düzene girince migren sıklığı da azalır. Önemli bir nokta da, bu dönemde haftada iki veya üç günden fazla migren ilacı (ağrı kesici gibi) kullanmamaktır. Aksi taktirde ilaç aşırı kullanım baş ağrısı gelişebilir.

Stres Migren Nedeni Olabilir mi?

Stres hem gerilim tipi baş ağrısını hem de migreni tetikleyebilir. Uykusuzluk, öğün atlama vb. gibi durumlar ile birleşirse migren atağı riski daha da artar. Kişinin, kendi stresini azaltmaya yönelik metotları keşfetmesi faydalı olacaktır.

Stresten korunma veya stresi azaltmaya yönelik bazı yöntemler:

  • Hareket (haftanın çoğu günü en az 30 dk)
  • Gevşeme egzersizleri
  • Yeterli uyku

 

Migren Nasıl Tedavi Edilir?

Migrenin kesin tedavisi yoktur, fakat migren kontrol altına alınabilir. Doktorunuz, hem migren atağı tedavisi, hem de atak sıklık ve şiddetini azaltmaya yönelik yöntemler geliştirmenize yardımcı olabilir.

Aşağıda özetlenen çeşitli yöntemler sizin için faydalı olacaktır:

  • İlaç tedavisi: İlaç kullanımında iki yaklaşım vardır: Atak tedavisi ve koruyucu tedavi. Çoğu migrenli her iki tedavi yöntemini de kullanır.
  • Atak tedavisi: Eğer zamanında ve yeterli dozda alınırsa aspirin, asetominofen veya ibuprofen gibi ağrı kesici ilaçlar (NSAİD’ ler: steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar), orta şiddette migren ağrısı için yeterli olabilir.

Migren atağında ilaçlar en çok, ağrı başladığı anda alınırsa işe yarar. Bu nedenle migrenlilerin, atak tedavisinde kullandıkları ilaçları yanlarında bulundurmaları gerekir. Şiddetli migren atakları olanlar ise daha güçlü bir ilaca ihtiyaç duyarlar. Migren tedavisinden herkes için aynı yolla yanıt alınmaz. Bu durumda migrenli kişi için en iyi tedavinin hangisi olduğunu hasta, doktor ile birlikte belirlemelidir.

Koruyucu tedavi: Migren koruyucu tedavisinde kullanılan ilaçlar her gün düzenli olarak alınan ilaçlardır. Bu tedavi ile migren ataklarının gelişmesi önlenebilir. Bu ilaçların bazıları yüksek tansiyon (ör: atenolol, metoprolol, propranolol), epilepsi (ör: topiramat ve valproik asit) ve depresyon (ör: amitriptilin) gibi hastalıkları tedavi etmek için geliştirilmiştir; fakat migren koruyucu tedavisi için de etkinliği gösterilmiştir.

Migrende koruyucu tedaviye doktor önerisi ve kontrolü ile başlanır. Migren atağı sırasında alınan ilaçlar etki göstermiyorsa; migren ağrıları verimliliği azaltıyor ya da çalışma hayatı, aile yaşantısı veya sosyal faaliyetlerden kişiyi alıkoyuyorsa; ağrılar haftada iki kereden fazla ağrı kesici alımına yol açıyorsa koruyucu tedavi düşünülebilir.

Yaşam tarzı değişiklikleri: Günlük yaşamda yapılacak bu düzenlemeler ile migren atak sıklığı azaltılabilir:

  • Açlık gibi önlenebilen migren tetikleyicilerine maruz kalmamak
  • Her gün aynı saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen göstermek
  • Öğün kaçırmamaya gayret etmek
  • Düzenli fiziksel aktivite yapmak
  • Alkol ve kafein alımını sınırlandırmak
  • Stresle başa çıkma ve stresi azaltma yollarını öğrenmek

Alternatif yöntemler:

Biyofeedback’ in bazı migren hastalarının tedavisinde faydalı olduğu gösterilmiştir. Biofeedback; kalp atımlarını yavaşlatmak ve kas gerginliğini azaltmak gibi vücudun strese verdiği yanıtların kişi tarafından takibi ve kontrolünü içerir. Akupunktur ve gevşeme teknikleri stresi azaltmaya yardım edebilir. Psikolog, eğer migreninizin depresyon veya anksiyete ile ilişkili olduğunu düşünüyorsanız yardımcı olabilir. Bu tedavi yöntemlerinin kendinize uygulanabilirliği hakkında doktorunuzla konuşunuz.

Aşırı İlaç Kullanımı Baş ağrısı (MOH) Nedir?

Migren için haftada 2-3 defadan veya ayda 10 günden fazla ağrı kesici ilaç kullanan kişiler, aşırı ilaç kullanım baş ağrısı (medication overuse headache) olarak adlandırılan bir kısır döngünün içine girebilir. İlacın etkisi geçtiğinde, tekrar ağrı ortaya çıkar ve tekrar ilaç almaya yol açar. Bu aşırı kullanım ilacın etkisinin geçmesine neden olur. Ağrı kesiciler vücudun başka bir yerindeki ağrı için alındıklarında da, baş ağrısı için etkilerini kaybedip aynı hadiseye yol açarlar.

Migrenden Korunma Yolları Nelerdir?

Migren ataklarını azaltmanın yollarından biri de, atakları tetikleyen nedenleri belirleyerek bunlardan uzak durmaya çalışmaktır. Stresli zamanlarda migren atakları daha sıklaştığından, stresi sonlandırmak ve stresle başa çıkmayı sağlayan yollar bulunması hastalar için fayda sağlayacaktır. Eğer bu konuda motive iseniz, doktorunuzla egzersiz programları veya gevşeme yöntemlerinin öğretildiği bir eğitime katılma konusunda konuşunuz.

Haftada 2’ den fazla ağrı kesici alma ihtiyacı duyuyorsanız doktorunuzla görüşün çünkü bu durum ilaç aşırı kullanım baş ağrısı gelişimine yol açabilir. Migren koruyucu tedavi için reçete edilen ilaçların tam olarak reçetede belirtildiği dozlarda alınması gerekir. Doz atlandığı durumda ne yapmanız ve ilaçları ne kadar süre kullanmanız gerektiğini sorun. Reçetede belirtilen ilaç miktarı size yeterli gelmiyorsa, doktorunuzla görüşün.

Migren Ağrısı Başladığında Ne Yapılmalı?

Migren için uygulanacak tedavi planı doktor ve hasta tarafından birlikte hazırlanmalıdır. Daha önce kullanılan ve etkili olan tedavi yöntemlerinin bir listesini oluşturmak da migren kontrolünde fayda sağlayabilir.

Migren ağrısı başladığında:

  • Eğer migren ilacı kullanıyorsanız, onu doğru şekilde alın
  • Migren sırasında bulantınız yoksa sıvı alın
  • Eğer mümkünse karanlık, sessiz bir odada yatın ve istirahat edin

Yapılan Bir MR’ da Beyinde Beyaz Lekeler Gösterildi. Bu Ne Anlama Gelir?

50 yıldan fazla zamandır şiddetli migren ağrıları yaşıyorum. Yakın zamanda MR çektirdim. MR’ da küçük beyaz lezyonlar görüldü. Bu lezyonlar ne anlama geliyor?

Tanımı gereği migren, beyindeki yapısal lezyonlar ile ilişkili değildir. Migrenli hastalarda biraz daha sık görülse de, bu lezyonlar, hiçbir yakınması olmayan ve tamamen normal durumdaki insanlarda da bulunabilir.

Görüntüleme sırasında saptanabilecek bu lezyonlara benzer - varlıklarını öğrenmenin şüphe ve bazen kaygıya yol açtığı - bir kaç tesadüfi bulgu vardır.

Baş ağrısı için görüntüleme yaptıracaksanız, aşağıdakileri bilmeniz gerekmektedir.

Sorunun Kökeni:

X-ışınlarının keşfinden önce insanlar genellikle doktorlar ile yakınmaları olduğunda görüşürdü. Bununla birlikte doktorların da x-ışınlarını daha iyi kullanmasıyla, doktorlar aslında bakmadıkları şeyleri keşfetmeye başladılar. Bunlara “tesadüfi bulgular” adını verdiler.

Tesadüfi bulgu, mevcut hastalığı ile ilgili olmayan ve bilmeden keşfedilen bir şeydir. Örnek olarak inme tanısını doğrulamak için yapılan beyin MR görüntüleme veya BT’de sinüslerde iltihap da tespit edilebilir.

Beyin MR görüntülemeleri giderek daha sık kullanılmakta ve bu görüntülemeleri kaydeden cihazlar gittikçe daha iyi olmaktadır. Bu demektir ki bazı hastalarda yakınmaya neden olmayan ve açıklanamayan beyin anormallikleri keşfedilecektir.

Genel popülasyonda son zamanlarda yapılan beyin MR görüntülemelerine dair araştırmalar sonucunda, yakınmaya neden olmayan çeşitli tesadüfi bulgular saptanmıştır:

14 kişiden 1’ inde infarktlar (cansız doku alanları);

55 kişiden 1’inde beyin damarlarında anevrizma (kan damarının duvarında balonlaşma);

62 kişiden 1’ inde iyi huylu beyin tümörü tespit edilmiştir.

İnfarktların ve iyi huylu beyin tümörlerinin görülme sıklığı yaşla artmaktadır. Bu sonuçlar, tesadüfi bulguların sık görüldüğünü ve yaşlı insanlarda daha da sık olduğunu göstermektedir.

Genel olarak tesadüfi bulguların üç tipi vardır:

Tesadüfi bulguların büyük çoğunlunun hasta için bir önemi yoktur ve hiçbir zaman bir soruna neden olmazlar. İyi huylu tümörler dahi bu kategoriye girer

Herşeyin yolunda olduğundan emin olmak için, daha ileri girişimlere veya görüntülemelere ihtiyaç doğuran bazı bulgular da mevcuttur

Bazı tesadüfi bulgular ise gelecekte ortaya çıkabilecek hastalıklar ile ilişkili olabilir. Böyle durumlarda hastanın takibi gerekir.

Sonuç olarak; beyin görüntülemesi yaptırmadan önce görüntüleme sonrası tesadüfi bulgular saptanabileceği konusunda bilinçli olmak gerekir.

Ağrı Nedir? Başım Niye Ağrıyor?

Ağrı genel tanımı ile, olası veya gerçek, doku hasarına bağlı, hoş olmayan, duysal ve emosyonel komponentleri bir arada barındıran bir hadisedir.

Ağrı “akut” ve “kronik” olarak ikiye ayrılabilir. Akut ağrı, vücutta bir şeyin yanlış gittiğinin habercisidir. Örneğin, kişi elini sıcak bir şeye değdirirse, duyduğu acı hissi ile elini hemen geri çeker. Kişi ağrı yolu ile, elinin kendisine zararı olabilecek bir şeye temas ettiğini anlar. Demek ki ağrı bir habercidir. Baş ağrısını da böyle düşünebiliriz.

Eğer başınız ağrıyorsa; bedeninizde yanlış giden bir şey var demektir. Migren söz konusu olduğunda, baş ağrısı şeklindeki bu alarm, kendinizi fiziksel ve/veya ruhsal olarak hırpaladınız, yordunuz anlamına gelir.

Emin olabilirsiniz ki, bu durumun giderilmesi ağrı kesici ile  olmaz. Ağrı kesici sadece ağrıyı giderir; altta yatan olay ise devam eder. Ağrı kesicilerin sık kullanılması başağrılarının kronikleşmesinde en önemli faktörlerden biridir.

Migren Semptomları (Belirtileri) Nelerdir?

Migren denilen hastalık sadece baş ağrısından ibaret değildir. Baş ağrısı migren’in sadece belirtilerinden biridir. Migren atağına, bulantı, kusma; fonofobi (seslerden rahatsızlık), fotofobi (ışıktan rahatsızlık) ve osmofobi (kokulardan rahatsızlık) gibi semptomlar da eşlik edebilir.

Migren atağı 4 saatten, 3 güne kadar sürebilir. Ancak migren atağı bununla sınırlı değildir. Prodrom adı verilen ağrı öncesi dönemde, aşırı iştah (özellikle tatlıya karşı), yorgunluk, esneme, uyaranlara karşı aşırı duyarlılık, vücutta su tutulması gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ağrının sonlanmasını takiben, düzelme evresinde, iştahsızlık, yorgunluk, öfori veya depresif ruh hali, çok idrara çıkma şeklinde belirtiler görülebilir.

Resimde görüldüğü gibi, ağrı dışında prodrom ve düzelme evresi de migren atağına dahildir.

Prodrom dönemi ağrıdan 1 gün önce başlayabilir; düzelme safhası ise 2 güne kadar uzayabilir. Başağrılı dönemin ise, 4 saatten 3 güne kadar sürebileceğini düşünecek olursak; prodromu, baş ağrısı ve düzelme safhaları ile bir migren atağı kişinin birkaç gününe mal olabilir.

Baş Ağrılarımı Tanımak İçin Ne Yapabilirim?

Bunun en iyi yolu baş ağrısı günlüğü tutmaktır;

Başağrılarınızı nelerin tetiklediği (uykusuzluk, açlık, gerilim, yiyecekler, hormonal faktörler, adet vb.) tespit etmeniz, başağrınızın ne kadar sürdüğü, başağrınıza hangi bulguların eşlik ettiği (bulantı, ses ve ışıktan rahatsızlık) hangi ilaçların başağrınıza faydası olduğu gibi bilgilerin doktorunuza aktarılması, tedavinizde daha hızlı ve daha emin adımlar ile yol alınmasını sağlayacaktır.

Baş Ağrısı Günlüğü Nasıl Tutulur?

İlk önce başağrınızın başlamasından önceki 24 saatte sizi zorlayan fiziksel ve ruhsal olayları not etmeniz gerekiyor. Ağrı sırasında başağrınızı hafifleten (uzanmak, karanlık, sessiz ortam vb.) ve arttıran (fiziksel aktivite, gürültü vb.) faktörleri not ediniz. Aldığınız ilacı ve bu ilacın etkisini belirtiniz (hangi ilacı aldınız ve bu ilaç başağrınızı ne kadar süre sonra kesti veya azalttı, ilacın etkisi geçtiğinde başağrınız tekrarladı mı vb.)

Baş Ağrısı Günlüğü Niye Önemli?

Baş ağrısı günlüğünü doktorunuz inceleyerek, size özel bir tedavi hazırlayacaktır. Çünkü her hastanın özellikleri birbirinden farklıdır.

Toplumda sıkça karşılaşılan migren ve gerilim-tipi baş ağrısı tanısını koyabilmek için, beyin filmi, kan testi gibi özel bir tanı yöntemi yoktur. Bu başağrılarının tanısı, hastanın baş ağrısı hakkında verdiği bilgilere dayanılarak koyulur. O nedenle doktorunuza aktaracağınız bilgiler çok önemlidir ve doğru tanı almada sizin rolünüz çok önemlidir.

Baş Ağrısı Tedavisinde Rolünüz Ne Olmalı?

Baş ağrısı tedavisindeki kilit nokta hasta-doktor ilişkisidir. Başağrılarınızın kontrol altına alınmasında, doktorunuz kadar sizin de çaba göstermeniz önemlidir. Başağrılarınızı tanıyarak ve bu konuda doktorunuzu yönlendirerek, kendinize daha etkin bir tedavi sağlanmasına yardımcı olabilirsiniz.

Başağrınızı tetikleyen faktörlerin farkına varmanız ve onlardan kaçınmanız, günlük yaşantınızı bir düzene sokmanız, düzenli ve sağlıklı beslenmeniz, uykularınızın düzenli olması, fizik egzersiz yapmanız ve gün içinde karşı karşıya kaldığınız stres ile mücadeleyi öğrenmeniz halinde başağrılarınızı kontrol altına almak kolaylaşacaktır.


Sağlık Rehberi'nde Baş Ağrısı Merkezi Bölümü


ONLINE HİZMETLER
GÖRSEL HASTANE TURU
MEMORIAL'I TANIYIN
WEB SİTELERİMİZ
ONLINE RANDEVU RANDEVUMU ŞİMDİ OLUŞTURMAK İSTİYORUM RANDEVU AL RANDEVU TALEBİM İÇİN ARANMAK İSTİYORUM
*
*
Yıldızla işaretlenen alanların doldurulması zorunludur.
Memorial Sağlık Grubu
Piyalepaşa Bulvarı Okmeydanı 34385 İstanbul TR
(0212) 314 66 66