Kozmetoloji

Bölüm Hakkında

Sağlıklı, pürüzsüz ve genç bir cilde, inci gibi dişlere sahip olmak, vücuttaki bölgesel fazlalıklardan kurtulmak ve fit görünmek, kırışıklıklara meydan okumak ve yaşlanmanın etkilerini azaltmak… Sağlık kadar güzelliğine de önem veren herkes için farklı uygulama seçenekleri sunan ve her geçen gün yeni teknolojilerin insan yaşamına girdiği tıp alanında adından söz ettirmeye başlayan “Kozmetoloji”, artık Memorial Kayseri Hastanesi’nde…

Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Sema Karaoğlu’nun yönetimde 6 kişilik profesyonel bir ekiple hizmet vermeye başlayan Kozmetoloji Bölümü’nde; Nd Yag lazerle nonablatif cilt gençleştirme ve kırışıklık karşıtı uygulamalar, Silhouette ipleri ile yüz germe ve kaş kaldırma Kök hücre tedavileri Dolgu ve Botox uygulamaları( kırışıklık ve aşırı terleme için) Dolgu ile burun estetiği Fraksiyonel lazerle akne skarlarının, falçata izlerinin ve ameliyat izlerinin azaltılması, Lazer ve iğneli epilasyon, Lazerle tırnak mantarı tedavisi Cilt bakımları ve cilt lekelerinin yok edilmesi, Dövme silme işlemleri, Lazerle  yüz kızarıklıklarının giderilmesi, kılcal damar ve varislerin tedavisi, Lazer lipoliz, kryolipoliz, karboksiterapi, ile bölgesel zayıflama Saç ve cilt mezoterapileri, Saç,yüz ve  ellere prp uygulamaları ve Biorezonans ile sigarayı bırakma tedavileri başarıyla uygulanmaktadır.

Kusursuz bir cilt için lazer uygulamaları Memorial Kayseri Hastanesi Kozmetoloji Bölümü’nde, profesyonel bir ekip çalışması ile saç telinden ayak tırnağına kadar her türlü cilt sorunlarının tedavisi, dünya standartlarında uygulamalar ile gerçekleştirilmektedir. Birçok alanda kullanılabilen lazer teknolojisi, her işlem için aynı özelliklere sahip cihazlarla uygulanmaktadır.

Yaşlanma ilerleyen zamanla meydana gelen komplike bir olaydır. Genetik (iç etkenlerle ve zamana paralel oluşan spontan yaşlanma) ve çevresel (dış etkenlerle özellikle uv ve sigaraya bağlı gelişen foto yaşlanma) faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Cildimizde yaşlanmaya bağlı olarak pigmentasyon (leke), cilt kuruluğu, ciltte incelme, deri altındaki kollajenin yıpranması ve elastik liflerin tahrip olmasına bağlı olarak cildin yumuşaklığının kaybı, telenjiektazi (kılcal damar), kırışıklıklar, mat – sağlıksız bir görünüm, yaşlanma sonucu azalan deri elastikiyeti (derideki sarkma) meydana gelir. Bu bulgular görünümünü etkilemek suretiyle kişinin ruh sağlığını ve yaşam kalitesini etkilemektedir.

Cildin yapısını ve görünümünü düzeltmek için pek çok yöntem kullanılmaktadır. Kremler, serumlar, maskeler, soyma ve enjeksiyonlu tedaviler ilk akla gelen yöntemlerdir. Ancak etkinliği ve kişinin cildinde sosyal hayatını etkileyecek bir ize neden olmaması sebebiyle son yıllarda lazer ile cilt yenileme yöntemi oldukça önem kazanmıştır.

Bugün cilt gençleştirme ya da rejuvenasyon diye de adlandırılan bu yöntem ile kullanılan lazer enerjisi sayesinde ciltteki yaşlılık belirtilerini azaltmak, orta ve ince kırışıkları gidermek, cildin tonunu düzelterek nem oranını artırmak, daha sağlıklı-canlı-iyi bir görünüme kavuşmak mümkündür.

Cilt altı dokudaki kollajen üretimi ve yıkımı denge halinde seyrederken 25 yaşından sonra bu denge yıkım lehine bozulur. 40 yaşından sonra kollajen üretimi iyice azalır. Fotorejuvenasyon uygulaması ile deri altında hafif bir termal zedelenme oluşturur. Zedelenme sonrasında ciltte kollajen üretimi artar.

Dolayısıyla özellikle göz ve dudak çevresindeki (mimik kaslarının kasılmasına bağlık olmayan) yüzeysel ve ince kırışıklıklar lazerle giderilebilmektedir. Kırışıklıklar azalıp yok olur, cilt gerginleşir, gözenekleri sıkılaşır. Düzensiz leke ve damarları ortadan kalkar Ciltteki renk ve ton farkları azalır. Daha genç ve sağlıklı bir görünüme kavuşur ve tedavideki en önemli nokta tüm bunlar olurken kişinin sosyal hayatı hiç etkilenmez, kişi yaşamdan soyutlanmaz.

Cilt yenileme ayrıca, yüzdeki sivilce izleri, yaşlılık ve gebelik lekeleri, ince kırışıklıkların yanı sıra göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıklar, eldeki kırışıklık ve lekelerde de uygulanabilmektedir.

Genellikle 3–5 seans en iyi sonuçları verir. Cilt yenileme sonuçları tedaviden sonra 6 ay -1 yılda görülebilir.

3-4 haftada bir tekrarlanır. Seanslar ortalama 15–20 dakika sürer.

Tedavi sonrası yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanması gerekir.

Hafif bir kızarıklık dışında hiç bir yan etkisi bulunmaz. Çok nadiren yüzeysel kabuklanma görülebilir, ancak iz bırakmadan iyileşir.

Fraksiyonel lazer, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemidir. Lazer ışınlarının pixelleştirilmiş mini ışınlara bölünme şeklidir. Küçük mikrokolonlar halinde dokuların içine nüfuz eder. Lazer ışınlarına maruz kalan bölgelerdeki dokular tahrip olurken aralarda sağlam bölgeler de kalmaktadır. Fraksiyonel lazer cilde mozaikleme tarzında nüfus ederek, cilt altındaki yıpranmış kollajeni yok eder ve yeni kollajeni filizlendirir. Böylece üst derideki kök hücreleri aktive ederek, yeni epitel hücrelerinin yüzeyi örtmesini sağlar. Dolayısıyla fraksiyonel teknolojisi ile uygulanan lazerle cilt gençleştirme işlemi sonucunda iyileşme çok daha çabuk olur. Mikroışınların çarptığı, mikrotedavi alanları şeklinde adlandırılan bölgelerde meydana gelen yeni kolajen oluşumu cildin yenilenmesini sağlar. MCL 30 Dermablate fraksiyonel başlık tüm endikasyonlarda güvenle kullanılmaktadır.

Fraksiyonel Lazer tıpkı bir mozaik deseni gibi ciltte, ince sütunlar halinde sorunlu alanları tarar, bu alanlarda karşılaştığı yıpranmış hücre ve kollajeni yok eder. Yok olan kollajenin yerine taze kollajen oluşmasını sağlar. İşlem sonrası tazelenen kollajen, cilde parlak yumuşak ve taze bir görünüm kazandırır. Fraksiyonel lazer cildi mozaik deseni gibi etkiler. Fraksiyonel lazer sonrası, cildin gerginliği artar, gözenekleri sıkılaşır. İnce izler büyük oranda kaybolur, derin izler yüzeyelleşir. Ciltteki renk ve ton farkları azalır.

Fraksiyonel lazer uygulanmadan önce cilde ya soğuk uygulama yapılır ya da ağrı kesici krem uygulanır. Kremin etki göstermesi için 20 dakika kadar beklenir. Bir gün öncesinden hastanın yüzüne makyaj yapmaması önerilir. Cilt temizlendikten sonra işleme başlanır. Doktor, uygulama alanlarını tarar. Lazer uygulanan alan mozaık şeklinde taranacağından bir seansta toplam işlem alanının ancak %5-20'si lazerlenebilir. İşlem süresi 15-20 dakika kadardır. Hasta uygulama sırasında hafif iğnelenme ve yanma hissi duyabilir.

Fraksiyonel lazer sonrası tıpkı güneş yanığı gibi bir görünüm oluşur. Bu kızarıklık hali 24 saat devam eder. Ancak ilk saatlerde daha belirgindir daha sonra azalır.  Soğuk uygulaması ve topical yumuşatıcılar yararlı olur. Ertesi gün kızarıklık tamamen geçer ciltte kuruma ve hafif kahverengileşmeler oluşur. Hasta hafif bir kapatıcı kullanarak rahatlıkla işine gidebilir. İsterse makyaj yapabilir. 4. 5. günde yüzdeki ölü deri dökülmeye başlar ve bu 1-2 gün içinde tamamlanır. Cilt tertemiz pembemsi bir görünüm alır. Bu yenilenmenin işaretidir. İşlem sonrası dönemde güneşten korunmak ve yüksek faktörlü kremler kullanmak mutlaka gereklidir.

Fraksiyonel lazer;

  • Yüzdeki sivilce izlerinde
  • Yüzdeki yaşlılık ve gebelik lekelerinde,
  • Yüzdeki ince kırışıklıklarda
  • Göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıklarda,
  • Eldeki kırışıklık ve lekelerde
  • Falçata izlerinde
  • Yara veya cerrahi kesi izlerinde
  • Vücutta oluşmuş çatlakların tedavisinde kullanılır.

Fraksiyonel lazer, sivilce izlerinin tedavisine yepyeni bir boyut kazandırmıştır. Cildin kusurlu alanlarını derinlemesine ama kontrollü bir şekilde lazerleyerek izleri siler veya küçültür.

Yüzeyden gönderilen toplu iğne ucundan küçük lazer ışınları, derinin alt tabakalarına ulaşarak, iz görünümüne yol açan bozuk bağ dokusunu tahrip eder ve beraberinde genç ve sağlıklı doku oluşumunu başlatır.

Yeniden oluşan kollajen ve örtücü epitel sivilce izinin yerini alır. Bu yöntemle üç seans sonrası sivilce izlerini %50-80 oranında azaltmak mümkündür.

Gebelik sırasında oluşan çatlaklar, fraksiyonel lazer işlemi ile küçültülür ve cildin görünümü önemli oranda düzeltilir. Etki mekanizması, çatlak dokusundaki bozuk bağ dokunun mozaiklenerek silinmesine dayanır.

Yeni oluşan sağlıklı bağ doku, çatlak dokusunu doldurarak, izi küçültür ve cildin kalitesini artırır.

Güneş ve yaşlanmaya bağlı yüz cildi yıpranır. Kırışıklık ve pürüzlenmeler oluşur. Leke ve çizgiler ciltte dalgalı ve benekli bir görünüme yol açar.

Fraksiyonel lazer, yıpranmış kollajeni ince ışınlarla ile tahrip eder, bağ doku hücrelerinin yeni kollajen üretmesini ve epitelyum hücrelerinin yenilenmesini başlatır. Üst ve altderinin yenilenmesi, cilde daha genç bir görünüm sağlar. Genellikle dört seans yapılması yeterlidir.

Yaşlanmaya bağlı el cildinde yıpranmalar oluşur. Deri incelir, kırışır ve yumuşaklığını kaybeder. Fraksiyonel lazer, kontrollü bir lazer tekniği ile el derisinin yıpranmış dokularını yeniler. Ortaya çıkan yeni hücreler cildin görünümünü değiştirir, el cildini gençleştirir.

Kontrollü hasarlama (mozaikleme) mekanizması sayesinde, yara izi küçültülür, düzleştirilir ve çevre doku ile olan uyumu arttırılır. Ortalama olarak dört seansta izler önemli oranda azaltılabilmektedir. Cildin renk tonunu düzenleme, canlılığını arttırma, ince kırışıklıkları ortadan kaldırma, yaşlanma bulgularını azaltmak amaçlı uygulamalardır. Yapılan işlemlere genel olarak rejuvenasyon adı verilir. Ciltteki kırmızı, mor, kahverengi lekeleri ortadan kaldırır.bazal tabakayı uyararak epitelyum hücre tabakasının kalınlaşmasını, keratinizasyonu azaltarak kaba görüntünün düzelmesini sağlar.

CUTERA Nd YAG LAZER

Excel HR lazer, Nd: YAG teknolojisinin birleşimi ile Safir Kontakt Soğutma sayesinde tüm cilt tiplerine tedavi imkânı sunulmaktadır. Safir kontakt soğutuculu başlığı sayesinde baskı yaratarak hedefe odaklanılır, etkili bir şekilde lazer derine nüfuz eder ve enerji verimli bir şekilde istenilen noktaya erişir. Cutera Nd Yag Lazerle;

Alexandrite laser epilasyon

Nd Yag lazer epilasyon

Cilt yenileme, cilt gençleştirme

Göz çevresi ve kazayağı kırışıklıklarının düzeltilmesi, Yüz ve boyun kırışıklıklarının giderilmesi, Yüz kızarıklıklarının giderilmesi El üstü derisinin gençleştirilmesi Kılcal damarların  ve varislerin yok edilmesi Tırnak mantarı tedavisi yapılabilmektedir.

Kimyasal peeling, cildi canlandırmak amacıyla uygulanan bitkisel asitlerle cildin hasarlı üst kısmının "soyulması" işlemidir. Bu şekilde daha parlak, genç, temiz bir cilt görünümü kazanılır. Bu şekilde cilt adeta yeniden hayat kazanır. Kimyasal peeling amacıyla değişik kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Glikolik asit,  laktik asit ve meyve asitlerini içeren Alfa Hidroksi Asitler, TCA denilen triklorasetik asit , prüvik asit, kojik asit bunlardan bazılarıdır. AHA, meyvelerden Kullanılan maddeye göre yüzeysel, orta ve derin peeling yapılabilmektedir.

Zamanla ciltteki kollajen ve elastin liflerde bozulma olur, bunun sonucunda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluşur. Kimyasal peeling ile daha bol ve daha iyi organize olmuş yeni dokuların oluşması sağlanır. Cildin üzerindeki hasarlı kısım ayrılması ile daha sağlıklı rengi ve dokusu güzel bir cilt oluşur.

Peeling tedavisi

• Akne (sivilce)tedavisi

• Aknelerin iyileştikten sonra bıraktığı izlerin (skarlarının) tedavisi • Kırışıklıklar ve ince çizgilerin giderilmesi • Ciltteki açık porların kapanması • Eldeki yaşlılık lekeleri giderilmesi • Gebelik lekelerinin giderilmesi • Yaşlılık ve güneş lekelerinin tedavisi • Yaşlanma etkilerini geciktirmek için uygulanmaktadır

Kimyasal Peeling

• Gebelerde

• Uygulama bölgesinde aktif enfeksiyonu olanlarda kullanılmamalıdır.

Peeling uygulamasını takiben güneşten korunma çok önemlidir. AHA peeling sonrası kişiler normal aktivitelerine devam ederler. Uygulamayı takiben birkaç saat makyaj yapılmaması, bazı özel kremler dışında ürün kullanılmaması ve güneşten korunulması önemlidir.

FibroCell, zamanı geriye çeviren bir hücresel tedavi yöntemidir. Otolog yani hastanın kendi dokularından olduğundan dolayı alerji riski minimumdur.

• Kapanmayan kronik yaraların tedavisinde • Mezoterapi ile yapılabilecek yüz yenileme ( Facial rejuvenation ) uygulamalarında • Akne veya suçiçeği gibi rahatsızlıklar sonrası oluşan çukurların doldurulmasında • Yanık, geçirilmiş cerrahi ya da travmaya bağlı oyukluk ve nedbelerin tedavisinde • Dudakların dolgunlaştırılmasında • Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılır.

Fibrocell uygulamaları;

• Toksik değildir.

• Kalıcı ve uzun etkilidir.

• Karsinojenik değildir.

• Teratojenik değildir.

• Alerjik değildir.

• Hayvansal hastalık oluşturma riski yoktur.

• Yeterince elastiktir.

• Enjekte edildiği yerden başka yerlere kaymaz.

• Herkeste aynı etkilidir

• Güvenlidir.

Uygulama öncesinde hastanın güneş görmemiş kulak arkasından ya da kol içinden steril şartlarda 3,0mm’lik punch biyopsi ile mercimek tanesi büyülüğünde 1 adet doku biyopsisi alınır. Bu işlemin acısız olması için uygulanan alan önceden lokal ve topikal olarak bir anestetik kremle uyuşturulur. Biyopsi % 1 antibiyotik içeren taşıma solüsyonuna (RPMI) aktarılıp aseptik koşullarda soğuk zincir ile Farmalink Sağlık Ürünleri Ürün Danışmanı’na teslim edilir.

Herhangi bir alerjik reaksiyonu önlemek amacı ile fibroblast üretimi, hastanın kendi serumu ile yapılmaktadır. Bu nedenle, biyopsi esnasında, biyokimya laboratuvarlarında kullanılan sarı tüplere alınan 12 ünite kan da biyopsi ile bir kite alınır.

Her iki malzeme de laboratuvara gönderilir ve üretime alınır.

Hekim hasta ile randevulaşarak kültür fibroblastların geleceği gün hasta, tedavi için kliniğe gelir.

“Dudaklarımız daha dolgun olsa, yanak oluklarımız daha az belirgin olsa, burnumuzdaki çöküntüler daha az olsa, gözaltlarımız daha az çökük olsa” diye düşünüyorsak seçeceğimiz değişim yöntemi “Cilt Dolgusu” olacaktır. Bazılarımızın doğuştan ya da yaşamı süresince çeşitli nedenlerle yüzlerinde deri altı doku azalmaları olur. Bazen de yaşlanmanın, güneş hasarının, kaygıların, yer çekiminin ve başka çevresel faktörlerin etkisiyle, ciltte sarkma, kırışıklık ve çizgiler oluşur. Ciltteki çöküntüleri, hacim kayıplarını, kırışıklıkları deri altına bazı maddeler enjekte edilerek yok etmek mümkündür. Böylece daha genç ve alımlı bir görümün elde edilebilir.

Memorial Kozmetoloji kliniğinde Hyalüronik asit içeren dolgular kullanılmaktadır.

Cilt altına uygulanan dolgu çevre dokuyla kaynaşır. Su moleküllerini tutarak daha fazla hacim kazanır. Uygulandığı dokuya sıkılık, düzgünlük kazandırır. Zamanla geçici etkide olanlar, metabolizma faaliyetleri sayesinde ortamdan uzaklaştırılır.

• Dudak, dudak kenarı: Dolgunun başarıyla kullanıldığı bir bölgedir. Yüzün tam ortasında olarak makyajın en çarpıcı noktalarından birini oluşturan dudak, kendini iyi hissetmek ve sosyal imaj için en önemli olan organlardandır. Dolgu sayesinde kenarları daha belirgin, etli, dolgun bir dudağa sahip olabilirsiniz.

• Burun-dudak oluğu: Kişiyi olduğundan daha yaşlı gösteren bu yüz hattı yumuşatılabilir.

• Dudak “barkotu”:Dudaklara dik olarak duran deri kıvrımları, rujluyken iz çıkartıldığı zaman “barkot” görüntüsü oluşturduğu için bu deyim kullanılmaktadır. Dudak kenarına ve bu kırışıklıklara yapılacak dolgu işlemiyle önlenebilir, ortadan kalkabilir yada azaltılabilir.

• Kaz ayakları:Öncelikle Botox tedavisini de göz önünde bulundurulması gerekir. Tercih edilmezse ya da Botox işlemi tüm kırışıklığı giderememişse dolgu kullanılabilir.

• Gözaltı çukurları:Elmacık kemiği üzerindeki çukurlar gölgeli görüntüsüyle daha yaşlı ve yorgun bir görüntü vermektedir. Dolgu ile hem göz altı daha genç bir görünüme kavuşacak, hem de sarkmış olan yanaklar hafifçe yukarıya doğru toparlanacaktır.

• Burundaki bölgesel simetriler:Neredeyse bal mumu şekillendirir gibi uygulanabilir.

• El sırtı:İncelmiş, kemik ve tendonları belirginleşmiş el sırtlarında uygulanabilir.

• Çene ve yanak gamzeleri, çukurları

• Ağız köşelerindeki çukurlar

• Yara çukurları

Genellikle herhangi bir anestezi gerektirmeden, özel iğnesi aracılığıyla enjeksiyon gerçekleştirilir. Tercih edilirse anestezik merhem ya da iğne uygulanabilir. Gerek duyulan her bölgeye enjeksiyon yapılabilir. Masajla dokuya yayılır. Şekillendirilir. Bir-iki hafta sonra hasta yeniden değerlendirilip küçük rötuşlar yapılabilir. 15- 30dakika içinde tedavi tamamlanır.

Yan etkiler sık değildir. Alerjik reaksiyon, şişme, kızarma, ülserleşme, uçuk enfeksiyonu, bakteri enfeksiyonu, beze oluşumu görülebilir. Birçok dolgu maddesinden sonra iyileşme dönemi gerekmez, hemen günlük yaşama dönülebilir. Dudak dolgularından sonra 1-2 gün şişlik ve hassasiyet devam edebilir.

Dolgu malzemelerinin etkisi ve etki süresi maddenin kendi özelliklerinin yanı sıra, kişinin yaşına, yaşam şekline, cildinin yapısına, istenen etkinin derecesine göre değişir. Genel olarak kliniğimizde kullandığımız geçici dolgu maddelerinin etkisi 10-12 aydır.

Uygulamadan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?

12 saat makyaj yapılması, sauna, buhar banyosu önerilmez. Birkaç gün güneş ışığından ve aşırı soğuktan korunmalıdır. Birkaç hafta dolgu uygulana bölgeye yüksek faktörlü güneş kremi sürülür.

• Cilt enfeksiyonu varlığı

• Kollajen yada otoimmun hastalıklar

• Sonuçta “Abartılı” beklentilerin varlığı durumlarında dolgu yapılmamalıdır.

PRP, “Platelet  Rich Plasma—platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma    uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulama    bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj    işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen    az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” nın (PRP), yine    aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.

Plateletler – veya diğer adıyla trombositler – vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan    “büyüme faktörlerini” yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır, PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektir, böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır.

Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimize limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimize hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında büyüme faktörü salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak elde edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci başlatmasını sağlarlar.    Derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek olan yapı, yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır, bu nedenle plazma uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem olarak gelişmiştir.

PRP uygulaması hücresel tedavinin uygulama alanlarından yalnızca biridir.    Yeni bir yöntem değildir; dental (diş) implantlarla başlayan uygulama alanları estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır. Yakın bir gelecekte kronik ağrı tedavisinde, tendon hasarlarında, romatizmal yakınmalarda PRP kullanımına ait çok sayıda bilimsel çalışmanın yayınlanması beklenmektedir.

En genel tanımla estetik tıpta PRP yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde;

• Lazer/peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak,

• Deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığın yeniden kazandırılmasını sağlamak,

• İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zara gördüğü durumların kontrolünü sağlamak,

• Saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisini güçlendirmek…

...gibi amaçlarla ve yukarıda belirtilen alanlar dışında pek çok alanda başarıyla uygulanmaktadır.

Kök hücre tedavisi veya hücresel tedavi hastalığı tedavi etmek amacıyla hasar görmüş olan bir organa yeni hücrelerin tanıtılması anlamına gelmektedir. PRP uygulamasında ise hasarlı dokunun onarımı için onarımı başlatan ve uyaran bir faktör olarak plateletlerden yararlanılmaktadır, iki uygulama bu anlamda birbirinden farklıdır.

PRP uygulaması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastadan kendisinden alınanladır, ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında, verilen plateletlere eklenen hiçbir şey mevcut değildir. Bu nedenlerle bu uygulama güvenilir olarak değerlendirilebilir.

Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp ( .16-23 ml ) kan alınır, santrfüj cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan plateletler kitteki tüpün içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün (PRP) dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır, deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır. Kolayca, acısız biçimde uygulanır.

PRP uygulamasında kan alınmasından dolgu veya mezoterapi ya da maske uygulamasına kadar olan tüm işlemlerin teknik ve hijyenik nedenlerle aynı yerde yapılması gerekir.

Plateletler bizim kanımızda serbest halde dolaştığına göre neden yaşlanan dokuya kendiliklerinden gidip bu süreci başlatmıyorlar?

Aslında kan dolaşımı ile dokulara ulaşan plateletler bunu belirli ölçüde yaparlar ancak genel olarak yaşlanmakta olan bir bedende bu tetikleme yeterli değildir. Bu nedenle plateletler yoğunlaştırılıp PRP haline getirilip ve hedeflenen dokulara; yüze, boyuna, ellere ve diğer alanlara uygulanabilir.

Plateletlerin yoğunlaştırılarak PRP elde edilmesi teknik olanaklarla ilgilidir. Öncelikle Plateletlerin bu zenginleştirme işlemi sırasında herhangi bir hasar görmemesi gerekir. Ayrıca zenginleştirme belli ölçülerde olmak zorundadır. Örneğin aşırı zenginleştirilmiş bir PRP işe yaramayacaktır.    Bundan başka, bir hastadan elde edilen kan ürünü aynı hastaya geri vermek    için etkinlik ve güvenirliliği onaylanmış ürün ve yöntemler kullanılmalıdır.

PRP mezoterapi veya dolgu yöntemiyle deriye verilebildiği gibi bir maske    yardımıyla da uygulanabilir, ayrıca, PRP’yi özel bir kremin içine karıştırıp    uygulamak da mümkündür.

PRP sadece gençleştirme değil iyileşmeyen yaralarda, açık yaralarda, çene implantlarında ve benzer birçok alanda kullanılabilir.

Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha    sonra bu parlak görünümünde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan    sonra ( yani 1 kür uygulandıktan sonra ) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.

Etkinin tam olarak sağlanması için kaç uygulama yapmak gerekir?

Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir kür tamamlandıktan sonra    kalıcı bir ışıltı, bir toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.

Bir kür ile elde edilen olumlu sonuçlar sonradan tamamen kaybolur mu?

Kaybolmaz, ancak 3 veya 4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir    tekrarlamak gerekir. Bu durumda uygulanan kürlerin etkisi kalıcı bir    gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya     4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

Sağlanan gençleştirici etkinin dolgu ve benzer uygulamalarda elde edilen    etkiler gibi sadece belirli alanlara yoğunlaşmış olmaması, derinin daha büyük    bir bölümüne yayılması ve daha kalıcı olmasıdır. Diğer yöntemlerle sağlanan    olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları    tamamen uygulanan kişiye aittir. Kaybolup gitmez.

Hastaya kendi kanından üretilen bir materyal  (PRP) verilmektedir.    Yapılan işlem basitçe yara iyileşmesi sürecini başlatmak ve hızlandırmaktır.    İstenmeyen bir etki ile karşılaşma olasılığı oldukça düşüktür.

Platelet sayısı yetersiz olan hastalarda, kanser hastalarında bu uygulama    yapılmamaktadır.

PRP;

• Uzun etkilidir,

• Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır.

• Kolay ve güvenli biçimde uygulanır.

• Sadece yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler.

• Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi “doldurarak” değil “gençleştirerek” giderir.

İlk uygulamadan sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için ardışık uygulamalar yapılmalı ve gençleştirici etkinin yığılmasını sağlamalıdır.

3 veya 4 uygulamadan oluşan kürler her 10-12 ayda bir kez tekrarlandığında kalıcı sayılabilecek kadar uzun etkili bir gençleştirici etkisi sağlanmış olacaktır.

Yaşlanmaya rağmen, genç ve taze bir görüntüyü muhafaza edebilme çabası, yaşadığımız imaj çağında artık lüks olmaktan çıkıp, önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Dinamik ve güçlü kırışıklıklar öfkelendiğimiz veya tebessüm edip güldüğümüz zaman yüzümüzün cilt altında yer alan mimik kaslarının hareketiyle oluşur ve zamanla yer ederler. Bu dinamik çizgi ve hatlar çoğunlukla alın bölgesinde, kaşların arasında ve kaz ayağı denilen şekilde göz kapağının dış köşesinde oluşarak, kişiye her an endişeli, kızgın ve yorgun görüntüsü verirler. Bu tür çizgilerin düzeltilmesinde günümüzde, etkili, güvenli ve cerrahi olmayan bir tedavi biçimi uygulanmaktadır.

Prosedürü kemodenervasyon (kimyasal sinir blokajı) prensibine dayanan Botox, clostridium botilinum adlı gıda zehirlenmesi yapan bir bakteriden elde edilen, arıtılmış A tipi bir toksini içeren ilacın piyasa imalat ismidir.

Botox tarzındaki tedavilerin ortaya çıkmasının öncelikli sebebi, yüzde yaşlanma nedeniyle oluşan değişimlere müdahale etmek için cerrahi yöntem dışında etkili medikal uygulamalara duyulan ihtiyaçtır.

Yüz kaslarımızın sürekli çalışıyor olması, kırışıklıkların ve duygusal ifadelerin yoğunlaştırdığı hat ve çizgileri oluştururlar. Botox enjeksiyonları mimik kasları denilen çok ince ve yüzeysel kaslara giden sinir uyarılarını bloke ederek, kasılıp-gevşeme hareketini sınırlar. Bu kasları gevşetir ve relax haline getirir. Enjeksiyon uygulanmayan diğer kaslar botox etkisine maruz kalmazlar ve böylece yüzdeki ifade değişmez.

Botox’un ilk etkileri uygulamadan 3 - 4 gün sonra belirmeye başlar ve tam etkisi 10 gün sonra göz ile algılanacak düzeye ulaşır. Botox’un etkisinin kalıcılık süresi kişiye özgü kriterlere bağlıdır. Ekseriyetle ortalama 4 ile 6 ay içinde ilacın tesiri yavaş yavaş azalacak ve kas hareketi yeniden başlayacaktır. Başlangıçta hastalar ilk yıl içinde 2 ila 3 kez tedavi görebilirler. İki veya daha fazla uygulama sonrasında tedavi seansları arasındaki süreler giderek uzar ve nihayet yılda bir uygulama yeterli olur. Hatta bazı hastalar istisnai bir şekilde kalıcı çözüme ulaştıklarını belirtmişlerdir.

Botox tedavisi basit ve güvenlidir. Uygulama prosedürü çok inçe bir iğne ile tedavi edilecek bölgeye botox maddesinin enjekte edilmesidir. Toplam tedavi süresi yaklaşık 15 dakikadır. Enjeksiyonda kullanılan iğnenin çok ince olması ve zerk edilen madde miktarının az olması nedeniyle ağrı ve acı hissi minimum düzeydedir. Yatıştırıcı veya anestezi gerektirmez ve kendine gelme süresi gibi ek bir zaman kaybına yol açmaz. Çoğu hasta enjeksiyon esnasındaki hissi böcek ısırması gibi, diye tanımlamaktadır. Botox uygulamasını takiben hasta hemen günlük sosyal yaşantısına dönebilir. Hatta gerekiyorsa arabasını kullanabilir. Bazen enjeksiyon yapılan bölgede makyaj ile kolayca kapatılabilen geçici hafif çürükler, kısa süreli bir ağrı veya çok az derecede “dokunmaya karşı hassasiyet hissi” oluşabilir.

Botox’un etkileri en az düzeyde olup, kalıcı değildir. Her bir botox molekülü nispeten büyük olması sebebiyle, maddenin yer değiştirip enjeksiyon bölgesinin çok dışına kayabilmesi konusu olası değildir. Sonuç olarak, nadir durumlarda botox enjeksiyonunun etkisiyle göz kapağında geçici sarkma problemlerine rastlandığı bildirilmiştir. Burada vurgulanması gereken gerçek, kozmetik denervasyon için uygulanan ilaç dozlarının, tıpta çeşitli adele spazmlarının tedavisi için kullanılan dozlardan çok daha düşük düzeyde olduğudur. Yıllardan beri temel prensipler dahilinde düzenli olarak büyük dozlarla yapılan tıbbi tedaviler sonrasında dahi sistemik bir yan etki rapor edilmektedir.

Botox enjeksiyonlarının bir etki sınırı vardır, cilt çökmeleri, çene ve gerdan sarkmaları, göz kapağı ve kaşları kaldırma işleminde cerrahi müdahaleler gerekebilir. Güneşten zarar görmüş ciltlerin tedavisinde ve deriyi gençleştirmek amacıyla yapılan revitalizasyon tedavilerinde ise kimyasal peeling ve mezoterapi gibi yöntemler daha iyi sonuç verirler.

Botox tedavileri her iki cinste aynı başarıyla uygulanmaktadır. Ancak yapılan çalışmalarda 65 yaş üstü kişilerde daha az etkili olduğu saptanmıştır.

Botox uygulamaları sadece tecrübeli ve ehliyetli bir dermatolog ya da plastik cerrah tarafından yapılmalıdır.

PDO (Polydioxanone) ipler kullanarak yapılan yüz germe işlemi, örümcek ağına benzer şekilde farklı yönlerde yerleştirilerek; ciltte kollajen üretimini uyarır ve sıkılaşma etkisine neden olur.

Bu uygulamaya ülkemizde altın iplik, altın örgü gibi isimler de verilmektedir. Cilt altına yerleştirilen ipler 6-8 ay içinde tamamen erirken kollajen artarak yüzü yukarı doğru çeker. İlk olumlu etkiler ipler yerleştirilir yerleştirmez başlar ve 1-2 ay içinde maksimuma ulaşır. Kalıcılığı 1.5-2 yıldır.

Yüz germe iplerinin hastaya sağladığı ayrıcalıklar

• Etkisini hızlı bir şekilde hemen gösterir.

• Oldukça güvenli yöntemlerden biridir.

• Etkisi ortalama 1,5 - 2 yıl sürmektedir.

• İşlem sonrası; kimi hastalarda ödem ve morluklar görülebilmesine rağmen; kişi, sosyal hayatına kısa sürelerde dönebilmektedir.

• Sadece topikal anestezi ile uygulamak mümkündür.

• Uygulama süresi, ortalamada 20 - 40 dakika kadardır.

PDO ile yüz germe, klasik akupunktur yönteminden ilham alınarak geliştirilmiştir. Özel olarak tasarlanmış iğneler sayesinde cilt altına yerleştirilen ipler örümcek ağına benzer bir çeşit ağ örerek yüzü yukarı doğru çeker. PDO ipler yok olurken cilt altında yoğun kollajen oluşturarak yüzün uzun süre gergin kalmasını sağlarlar. Bu şekilde kırışıklıklarda azalmış veya tamamen yok olmuş olacaktır.

İşlem öncesinde lokal anestezi uygulanacağından ve iğneler çok ince olduğundan acı hissi yok denecek kadar azdır. 30-40 dakika kadar kısa süren bu işlem kişiyi rahatsız etmemektedir.

İşlem sonrasında iğnenin giriş noktalarında kızarıklık, nadiren de ufak tefek morluklar oluşmaktadır. Kızarıklıklar 1-2 saat içinde yok olacaktır. Morluklar ise 1 hafta içinde PDO ipler güvenilirliği kanıtlanmış, KFDA, KGMP, CE0123 tarafından onaylanmış iplerdir.

Etkisi hemen gözlenmeye başlanan bu yöntemin kalıcılığı 1,5 - 2 senedir.

CİLT DESTEK BAKIMLARI

CİLT BAKIMLARI

Cilt yaş ilerledikçe, parlak, gergin ve dolgun görünümünü kaybeder. Gevşeme, kırışma, lekelenme, soluklaşma, incelme gibi istenmeyen bulgular ortaya çıkar. Bazen bu bulgular çok erken yaşlarda meydana gelebilir.

CİLT BAKIM BASAMAKLARI

A- TEMİZLEME

1- Temizleme:  cilde uygun ürün ile cilt, dudak ve göz çevresi temizliği

2- Tonikleme :  cildin rahatlaması ve sonraki işlemlere hazırlık için dezenfeksiyon

3- Enzim temizleme: düzensiz keratininin nazikçe arındırılması

4- Buhar + ozon: buhar verilerek gözeneklerin açılması, komedon varsa temizlenmesi,. Cilt solunumunun sağlanması.

5- Derin temizleme: açılmış gözeneklerde kalan artıkların temizliği

B- DÜZENLEME- EKSİKLERİ TAMAMLAMA

6- Yoğun bakım serumları ve ampuller: cildin ihtiyacına uygun, aktif maddelerin, serum ve ampul şeklindeki ürünlerle cilde nüfuzu

7- Maske: cilt tipine ve cildin sorunlarını düzeltmeye yönelik maskeler

C- NEMLENDİRME- CANLANDIRMA

8-  Nemlendirme:  cilde uygun oranda nem verilmesi

9-  Masaj: dolaşım ve beslenmenin canlandırılması

D- KORUMA

10- Koruma: nem kaybını önleme, UVA ve UVB ye karşı etkin koruma

1- Mini cilt bakımı

2- Normal ve karma cilt bakımı

3- Genç cilt bakımı

4- Hassas cilt bakımı

5- Rosacea bakımı

6- Kuru cilt bakımı

7- Yağlı cilt bakımı

8- Erken yaşlanmaya karşı koruyucu bakım (koruyucu antiaging) – anti temps

9- Elastikiyet kazandırma bakımı (düzeltici antiaging)- total cohesion

10- Lifting bakımı (toparlayıcı antiaging) - lift defense

11- Lekeli cilt bakımı

12- Özel bakımlar:

a- Ani gerginleştirici bakım ( özel günlerde çok genç görünüm)

b- Erkek cildi bakımları

c- Vücut bakımları

LAZER LİPOLİZ

Lazer lipoliz, vücutta istenilmeyen yağların kalıcı olarak yok edilmesinde etkisi kanıtlanmış başarılı bir uygulamadır. Lazer lipoliz yöntemi, spor, diyet ya da egzersizlerle verilemeyen bölgesel yağlanma ve şekil bozukluklarına kalıcı çözüm getirmektedir.

Lazer lipoliz uygulaması zayıflama yöntemi değildir

Lazerle lipoliz, ışık enerjisi kullanarak yağları eritme yöntemidir. Lazer lipoliz uygulamaları zayıflamaya değil vücut şekillendirmeye yardımcı olmaktadır. Vücudun istenmeyen bölgelerindeki yağ fazlalıklarından kurtularak, vücudun ideal hatlara kavuşmasını sağlar. Vücudun yağ fazlası olan her bölgesinde kullanılmaktadır. Gıdı, kollar, göbek, basen, diz üstü, diz içleri, ayak bileği gibi bölgelerde uygulanabilir.

Ağrısız işlemle bölgesel yağ fazlalıkları ortadan kalkıyor

Lazer lipoliz uygulaması genellikle lokal anestezi altında yapılmaktadır. Hastanın istenmeyen yağ alanları işaretlendikten sonra anestezi uygulanarak sadece iğnenin geçeceği bir delik açılıp buradan fiberoptik kablo, cildin altına yerleştirilip işleme başlanmaktadır. Hasta işlem sırasında herhangi bir ağrı hissetmez. Fakat işlemin sonuna doğru artan ısı ile birlikte hafif ağrı oluşabilir. İşlem sonrası istenilen miktarda yağ eritildikten sonra fiberoptik kablo çıkarılıp uygulama yapılan alanın boyutuna göre eğer alan küçük ise eritilen yağlar çekilmeden bırakılabilir. Yağ miktarının fazla olduğu durumlarda ise yağları aspirasyonla çekmek daha yararlıdır. İşlem tamamlandıktan sonra uygulama bölgesine dikiş atılmamaktadır.

Vücudun tüm bölgelerinde uygulanabiliyor

Lazer lipoliz ile yüz ve vücut bölgesindeki istenmeyen yağlar diğer lipo uygulamalarındaki yan etkiler olmaksızın nazikçe şekillendirilebilir. Karın, yüz, boyun, kalçanın iç kısımları ve kalçalar, basen, diz, sırt ve kollar dahil olmak üzere vücudun tüm bölgelerineuygulanabilmektedir. Uygulama, erkeklerde de, meme sarkmalarında ve büyümelerinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Özellikle liposuction sonrası sarkması muhtemel kol içi, bacak içi ve gıdı bölgesi gibi alanlarda kullanılması uygundur. Daha önce liposuction uygulanmış, düzgün ve yeterli miktarda yağ alınamamış alanlarda da düzeltme amacıyla da tercih edilebilir.

Yüz şekillendirmede de kullanılıyor

Lazer lipoliz genellikle 980 mm dalga boylarındaki lazer ışığının özel fiber optik kablolar aracılığı ile yağ dokusuna uygulanması ve yağın eritilmesi ile yapılmaktadır. Optik fiber kabloyla cilt altına yerleştirilen lazer ışını, yağ dokusu içinde ilerlerken oluşturduğu enerji ile yağ hücrelerinin çeperini parçalar. Bu gerginleşme yağları eritmektedir. Cilt altında meydana gelen ısı enerjisi sadece yağ hücrelerini parçalamakla kalmayıp oluşturduğu enflamasyonla cilt yüzeyinde gerginleşme ve sıkılaşma da sağlar. Cilt altına verilen lazer ışını damar çeperlerini etkilemediği için herhangi bir kanama oluşmamaktadır. Lazer lipoliz, vücut şekillendirmenin yanı sıra yüz liftingi ve yüz şekillendirmesinde de kullanılmaktadır.

48 saat sonra günlük yaşama devam

Lazer lipoliz uygulamaları sonrası morluk gibi yan etki oranı klasik tedavilere oranla daha azdır. Herhangi bir yan etki oluşmadığı takdirde hastalar 24 saat içinde taburcu edilip, 48 saat sonra ise günlük yaşamına devam edebilir.

MEZOTERAPİ

Mezoterapi nedir?

Mezoterapi, ilk kez 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı orta deri tedavisidir. Homeopatik ajanlar, farmasötikal ajanlar, vitamin, bitki ekstraktları mikroenjeksiyon tekniğiyle orta deriye enjekte edilir. Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.

Mezoterapi hangi durumlarda kullanılır?

- Selülit

- Saç dökülmesi

- Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının iyileşmesi)

- Yüz gençleştirme

- Lokal (bölgesel) yağlanma

Mezoterapi kimler için uygun değildir?

- Gebelerde

- İnme (felç) geçirmişlerde

- İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda

- Kanser durumunda

- Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda

- Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?

Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.

Mezoterapiye cevap ne zaman başlar?

Hastalığın ciddiyetine göre ve vücut yapısına göre cevap değişir. Ancak genel olarak 2-3 seansta sonuç alınmaya başlar.

Mezoterapi nasıl etki eder?

Mezoterapide problemin olduğu bölgeye uygun solüsyonlar hazırlanarak işlem uygulanır. Bu şekilde o bölgedeki kan dolaşımı, lenfatik dolaşım ve immün cevap düzenlenir.

SAÇ MEZOTERAPİSİ

Saç mezoterapisi; saç köklerinin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, aminoasitler, kılcal dolaşım hızlandırıcı ilaçlar ve epitelyum dokusunu besleyen organik materyallerin cildin orta tabakasına enjekte edilmesidir. Bu uygulama sayesinde saç kökleri hem beslenir hem de köklerin bağlı olduğu doku tamir edilir. Son zamanlarda Avrupa ve Amerika’ da yapılan birçok araştırma saç mezoterapisinin içeriklerini değiştirmiş ve destek tedaviler ortaya çıkarmıştır.

Kök Hücre Tedavisi ve Faydaları :Kök Hücreler vücudumuzda bütün dokuları ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Vücudumuzdaki kan içeriğinde bulunurlar ve ihtiyaç duyulduğunda faaliyete geçerek organ hücrelerine dönüşmektedirler. İnsan vücudundan alınan bir miktar kan ayrıştırıldığında karşımıza kırmızı kan ( akyuvar, trombosit, pıhtılaşma faktörleri, trombosit büyüme faktörü, vb. ) ve beyaz kan ( kök hücreler, plazma elementleri, vb. ) oluşumu çıkar. Beyaz kandan elde edilen kök hücre; yıpranmış saç kökü hücrelerinin tamiratında çoğu zamanda birebir yerine geçerek saç kökünün tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu sayede kısa sürede saçlarınızda sağlıklı bir değişim oluşmakta ve yıpranmış saç köklerinde yenilenme oluşmaktadır.

Kliniğimizde Growth faktör içeren Özel ürünlerle, fibrocell ile ve prp saç mezoterapisi yapılmaktadır

LAZERLE KILCAL DAMAR TEDAVİSİ

Lazerle kılcal damar tedavisi diğer tedavilerden farklı olarak fazla zaman harcamadan istenmeyen damarları ameliyatsız yok eden devrim niteliğinde bir yöntemdir. Lazer tedavisi hızlıdır, kolaylıkla uygulanabilir. En güzeli de tedavi olduğunuzda derinizde kısa süreli kızarıklık, ödem ve kabuklanma dışında kalıcı bir hasar oluşmaz. Lazerle kılcal damar tedavisinin FDA tarafından dermatolojik kullanımı onaylanmıştır.

Lazer tedavisi yüz ve bacakta birçok bölgeye rahatlıkla uygulanabilir. Acı hissi azdır. Bazen hassas kişiler için krem olarak lokal anestezik madde kullanılabilir. Genellikle soğuk uygulama yeterlidir. Tedaviden sonra makyaj yapılabilir. Erkek ve kadın herkese uygulanabilir.

Vücutta her türlü alan tedavi edilebilir. Tedavi hızlıdır.

Lazer tedavileri hızlı ve kolaydır. Tedavi süresi yapılan bölge ve damar yoğunluğuna bağlı olarak 15–60 dakika arasında değişir. Tedavi sonrası günlük yaşama rahatça devam edilebilir.

İşlemden hemen sonra geçici ödem, kızarıklık, 1 - 2 gün içerisinde kabuklanma olabilir. Ödem ve kızarıklık çok kısa sürede geriler. Kabuklanma ortalama 7 - 10 gün içinde iyileşir. Nadiren bölgede bül oluşabilir ya da renk değişikliği yapabilir. Bu yan etkiler de kalıcı değildir. İşlem sırasında acı hissi azdır.

Bazı hastalarda tek seans yeterli olabilir ancak genellikle ideal sonuç için minimum 2-3 seans yapılması önerilir.

LEKE TEDAVİSİ

Cilt üzerinde oluşan lekelerin yaralanma, akne, kıl batığı, güneş, ilaç, kozmetik gibi sebepleri olabileceği gibi iç hastalıklardan kaynaklanan değişimler de olabilir. Bunlar atlanmamalıdır. Mutlaka doktora danışılmalıdır.

En sık görülen lekelenme sebeplerinden biri güneştir. Cilt kendini korumak için rengini koyulaştır. Bu koyulaşma cildin hassas olduğu noktalarda lekelenmeye dönüşebilir. Akne, sivilce izleri de benzer şekilde lekelenme yapabilir.

Tedavi amacıyla kimyasal peeling veya lazer uygulamaları yapılabilir. Hangisinin daha uygun tedavi seçeneği olduğu doktorumuz tarafından cildin genel yapısı ve ihtiyacına göre belirlenecektir.

Leke tedavisinde hala altın bir standart yoktur. Hastanın durumuna göre değişik protokoller hazırlanabilir. Leke tedavisinde aşağıda sayılan uygulamalar tek veya kombine şekilde uygulanabilir.

  • Q switch lazer ile karbon peeling
  • Kimyasal peeling
  • Dermaroller bakımları
  • PRP
  • Radyofrekans

KALICI MAKYAJ UYGULAMALARI

Permanent make up yani kalıcı makyaj doğal pigmentleri cildin üzerine yerleştirme sanatıdır. Tamamen doğal mineral ve bitki pigmentlerinin mükemmel bileşiminden elde edilir. Kesinlikle yan etkisi yoktur. Steril ve tek kullanımlık iğnelerle kişiye özel olarak doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına zerk edilme işlemidir. İşlem tamamlandıktan sonra epidermis hücreleri ölür ve yenilenir. Pigmentasyon etkisi yaklaşık olarak 3 ile 5 yıl boyunca görünürlüğünü korur.

Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezi uygulaması yapılır. İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 30 dakika ile 1 saat arasında değişir.

Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Uygulama sonrasında kişi normal hayata derhal devam edebilir.

Her bölgeye göre kalıcı makyaj uygulama işlemi değişmekle birlikte genel anlamda ortalama 1 saat sürmektedir.

Kalıcı Makyaj Uygulaması Sırasında; her seferinde yeni örtüler kullanılması, steril ve tek kullanımlık iğneler kullanılması ile herhangi bir hastalık bulaşma riski ortadan kalkar. Kesinlikle uygulamalar steril şartlarda ve bu işi bilen kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Uygulama yapılacak bölgeye daha öncesinde sürülen lokal anestetik pomatlar(bölgeyi uyuşturan kremler) sayesinde kişi hiçbir ağrı yada acı duymamakta ve aynı gün sosyal hayata dönebilmektedir. Çok rahatlıkla gün içinde bu uygulamaları yaptırabilir ve kendinizi daha güzel ve daha dinamik görünebilirsiniz. Hem de hiç ağrı olmadan…

EPİLASYON

LAZERLİ EPİLASYON

Lazerli epilasyon vücutta istenmeyen tüylerin en hızlı, güvenli, etkili, acısız ve cilde zarar vermeden yok edilmesinde kullanılan bir epilasyon yöntemidir. Lazer epilasyon uygulamasının diğer epilasyon yöntemlerine göre en önemli avantajı; istenmeyen tüylerin üstünde %80-90 etki yaratmasıdır. Epilasyon için kıl kökünün papilla denilen kısmının yok edilmesi amaçlanır. Lazer ile kıl kökü yok edilirken amaç seçici ısıtma yaparak yani kıl köklerindeki hücrelerin yakılarak hasara uğratılmasıdır. Cilde uygulanan dalga boyundaki lazer ışınları, cilde zarar vermeden geçerek kıl kökünde bulunmakta olan melanin pigmenti tarafından emilir. Emilen bu enerji, ısıya dönüşerek kıl kökünü tekrar büyüyemeyecek biçimde tahrip eder. Bütün epilasyon lazer çeşitleri kıl gelişimini geciktirip kılların daha zayıf ve azalarak çıkmasını temin ederler.

Lazerli epilasyon uygulamasında cilt tipinize göre güç tercihi yapılır. Bu sayede kıl köklerine etki edecek ancak ciltte negatiflik gözlenmeyecek güçte çalışılarak en kısa sürede tedavinin bitirilmesi amaçlanır. Ancak herkesin vücut yapısı ve hormonsal düzeyleri, cilt tipi değişik olduğu için sonuca ulaşmak için gereken müddet kişiden kişiye değişebilir.

Lazerin epilasyon hedefli kullanımında kanserojen etki yoktur, kimyasal bir madde veya radyasyon tesiri olmaz. Laser epilasyon Amerikan gıda ve ilaç dairesi fda (food and drug association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.

Öncelikle lazerli epilasyon, mutlaka bir dermatolog veya plastik cerrah kontrolünde bir klinikte yapılması gereken bir işlem olup, güzellik salonlarında, yasal olarak yapılması yasaktır.

Bazı tedavi grubuna giren hastalarda hormonal nedenlere dayalı aşırı tüylenme ve hormonal bozukluklar tedavinin neticesini negatif yönde etkileyebilir. Dolayısıyla riskli hasta grubunda gerekirse hormonal tetkik incelemeleri veya bu konuda uzman hekim kontrolü uzmanlar tarafından değerlendirilerek hasta için en sağlıklı şartlar oluşturulup uygulanır. Bu da tedaviden alınacak yanıtın başarısını artıracaktır.

Lazer epilasyon hızlı bir yöntemdir 1-2 saatte vücuttaki bütün tüyler temizlenebilir.

Cilt üstünde alerjik bir yan tesiri yoktur, cildi tahriş etmez, yara izi bırakmaz.

Batık kılların ve kıl dönmelerinin en önemli tedavi yöntemidir.

İĞNELİ EPİLASYON

İstenmeyen tüylerin azaltılması veya tamamen yok edilmesi amacıyla düşük elektriksel akımların kıl köküne verilmesi yöntemine iğneli epilasyon denmektedir.

Verilen akım buradaki kıl hücrelerinin yapısını bozarak, büyümesini güçleştirir ve zamanla kılların yok olmasını sağlar. İlk seanstan itibaren büyümede belirgin azalma gözlenir. İğneli epilasyon ağrısı tolere edilebilir bir uygulamadır. Uygulama öncesi bölge antiseptik bir solusyonla silinir, kişiye özel epilasyon iğnesi kullanılarak kıllara tek tek uygulama yapılır. İşlem sonrası yine antiseptik bir pudra sürülerek işlem tamamlanır. Seans aralıkları kılın tekrar çıkışına göre planlanır.

Özellikle açık tenli veya sarı kıl rengine sahip kimselerde, vellus tarzı kıllarda ve beyaz renkli kıllarda IPL ve lazer uygulamaları başarılı değildir. Bu nedenle bu durumdaki hastalar iğneli epilasyon uygulaması tercih edilmelidir.

İğneli epilasyon doğru uygulandığında kesinlikle iz bırakmayan bir yöntemdir. Ancak kılın yapısını ve anatomisini bilmeyen kişiler tarafından uygulandığında kalıcı hasarlara ve skatrislere neden olabileceği unutulmamalıdır.

Bölüm Doktorları

Memorial Kayseri Hastanesi

CANLI DESTEK