Nöroloji | MEMORIAL
Memorial 444 7 888 MENÜ

Nöroloji / Sinir Sistemi Hastalıkları

E-Randevu Al

Bölüm Hakkında

Nöroloji sinir sisteminin anatomik ve fizyolojik özellikleri ile çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bozukluklarını ve klinik sendromlarını inceler. Günümüzdeki bilimsel gelişmeler, doğal olarak nörolojiye de yansımış ve nörolojinin alt bölümleri ortaya çıkmıştır. İyi organize olmuş nöroloji bölümleri, bu yapılanmayı oluşturabilen kuruluşlardır. Çeşitli nörolojik hastalıkların tanı ve tedavileri ancak bu işbirliğini gerçekleştirebilen nörolog grubu tarafından, en iyi şekilde yapılabilmektedir. Memorial Nöroloji Bölümü bu anlayışla yoluna devam etmektedir.

Nörolojinin ilgilendiği hastalıklar

  • Beyin damar hastalıkları
  • Baş ağrısı (migren), epilepsi (sara)
  • Periferik sinir hastalıkları
  • Kas hastalıkları
  • Multipl Skleroz ve benzeri hastalıklar
  • Uyku bozuklukları
  • Baş dönmesi
  • Parkinson hastalığı
  • Alzheimer ve benzeri demans hastalıkları
  • Beyin ve omurilik tümörleri ve iltihaplanmaları

Modern tıp uygulamalarında, gelişmiş laboratuvar çalışmaları önemli katkı sağlamaktadır. Laboratuar, nörolojik hastalıkların tanı ve tedavilerinde önemli yer tutmaktadır. Özellikle beyin damar hastalıklarında çok önemli olan radyoloji bölümü, kesintisiz hizmet vermektedir. CT, MR, Anjiografi, girişimsel nöroradyoloji uygulamaları nörolojik hastalıkların teşhislerinde ve tedavisinde önemli yer tutmaktadır. Başta epilepsi ve bilinç bozuklukları olmak üzere çeşitli hastalıklarda tanı da önemli olan uyanıklık ve uyku EEG tetkiklerinin yapıldığı EEG Laboratuvarı, uyku bozukluklarında kullanılan tüm gece Uyku Laboratuvarı ve sinir ve kas hastalıklarının tanısında kullanılan EMG ve Uyarılmış Yanıtlar Laboratuvarı Nöroloji Bölümü’nün belli başlı laboratuvarlarını oluşturmaktadır.

Beyin Damar Hastalıkları

Serebrovasküler Hastalıklar olarak da adlandırılır. Beyin damarlarının tıkanması ya da kanaması sonucu ortaya çıkan merkezi sinir sistemi bozukluklarıdır.  Serebrovasküler hastalıkların sıklığı toplumlara göre farklılık gösterirken, batı ülkelerinde en sık rastlanan ve en yüksek oranda kalıcı hasarlara neden olan sinir sistemi hastalığıdır. Hastalığın görülmesinde genetik faktörler kadar yaşam tarzı da önemli yer tutmaktadır. Erkeklerde ve ileri yaşlarda daha sık görülmektedir. Yaş, cinsiyet ve genetik faktörler değiştirilemeyen risk faktörleri arasında yer alır. Bunun yanında hipertansiyon, diyabet ve hiperlipidemi gibi değiştirilebilir risk faktörleri de bulunmaktadır. Serebrovasküler hastalıklar sonucu ortaya çıkan klinik tablo, halk arasında inme olarak tanımlanmaktadır.

Epilepsi (Sara)

Beyin hücrelerinde aniden başlayan geçici ve anormal elektrik boşalımları olarak ortaya çıkan klinik tablo halk arasında sara olarak bilinmektedir. Her epileptik nöbet geçiren kişi epilepsi hastası değildir. Kişi hayatının bir döneminde bir defaya mahsus epileptik nöbet geçirebilir. Nöbetler zaman içinde her hasta için belli özelliklerde, bazen kendiliğinden bazen de tetikleyen faktörler zemininde tekrarlarsa epilepsi tanısı konulur. Cinsiyet ayırt etmeyen epilepsi hastalığı daha çok gençler ve ileri yaşlardaki kişilerde görülmektedir. Herhangi bir neden olmadan da ortaya çıkabilen epilepsi hastalığı,

  • Genetik gelişimsel anormallikler
  • Anne karnında iken maruz kalınan enfeksiyonlar
  • Toksik maddeler
  • Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması
  • Doğumdan sonra geçirilen menenjit gibi beyin enfeksiyonları
  • Kafa travmaları
  • Uzun süren ve tekrarlayan ateşli havaleler
  • Ağır metal ya da karbon monoksit zehirlenmeleri
  • Beyin tümörleri, inme, beyin kanamaları
  • Aşırı alkol tüketimi metabolik bozukluklar gibi nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Epilepsi için kullanılan ilaçların alınmaması, uykusuzluk ve düzensiz beslenme gibi etkenler nöbetleri tetikleyebilir.

Hastalığın teşhis ve tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Medikal ve cerrahi tedavinin gerektirdiği alt yapı ve nöroşirurji, nöroradyolog, psikiyatrist, nöropsikolog gibi uzmanları barındıran merkezlerde tedavinin uzman nörologlar tarafından değerlendirilmeleri uygundur. Tedavide ilaç ve cerrahi olmak üzere iki yol izlenmektedir. Hasanın yaşı, diğer hastalıkları, nöbetinin tipine göre ilaç seçimi yapılmalıdır. Bazı hastalar uzun süreli hatta ömür boyu epilepsi ilaçları kullanabilirler. İlaç tedavisinde en önemli nokta ilaçların düzenli ve planlı kullanımıdır. Epilepsi cerrahisi genellikle ilaca direnç gösteren hastalara uygulanmaktadır.

Periferik sinir hastalıkları

Sinir sisteminin, kafatası boşluğu ve omurilik içindeki kısmına merkezi sinir sistemi, bu bölgeden tüm vücuda dallanarak yayılan kısımlarına ise periferik yani çevresel sinir sistemi adı verilir. Periferik sinir hastalıkları, beyinden çıkan sinir liflerinin vücudun her hangi bir yerinde tutulması olarak tanımlanır. Periferik sinir fonksiyonlarının herhangi bir sebeple devre dışı kalarak, bu sinir veya sinir grubunun elektrik verdiği kasların fonksiyon görmeme durumuyla ortaya çakır. Periferik sinir hastalıkları tek sinir tutulmasından kaynaklanabileceği gibi birden fazla sinirin tutulmasından da meydana gelebilmektedir. Tutulan sinir alanında ağrı ve kuvvetsizlik kendini belli eder. Periferik sinir hastalıkları; genetik nedenler, travma, sinir üzerinde devamlı baskı, zehirlenme, şeker hastalığı, vitamin eksikliği, dengesiz beslenme gibi sebeplerden oluşabilmektedir. Tüm sinirlerin etkilenmesi, oldukça geniş bir hastalık grubunu kapsar ve polinöropati diye isimlendirilir. Bunların yavaş yavaş gelişenleri olduğu gibi, 1-2 gün süresinde gelişip hayatı tehdit eden formları da vardır. Sinirin tutulduğu bölgeye göre, Brakiyal pleksus yaralanması, Torasik çıkış sendromu, Ulnar sinir tuzaklanması, Peroneal sinir tuzaklanması, Meraljiya parestetika ve karpal tünel sendromu gibi çeşitleri vardır. Hastalığın şekline göre ilaç, fizik tedavi ya da cerrahi tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Kas hastalıkları

Myopati yani kas hastalıkları, kaslarda güçsüzlük, ilerleyici kas erimeleri, ağrı, kramp gibi etkilerle kendini gösteren fonksiyon ve aktivitelerde yetersizlik yaratan hastalıklardır. Genellikle genetik geçişli hastalıklar olarak bilinmesine rağmen dış etkenlere bağlı olarak da gelişebilen kas hastalıkları, kas liflerinin hastalığına bağlı olarak gelişmektedir. Kas hastalıklarına neden olan bozukluk doğuştan itibaren var olsa bile bazı durumlarda kendini belli etmeyebilmektedir. Bu yüzden bazı durumlarda kas hastalıkları doğuştan görülse bile bazı hastalarda ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Kas hastalıklarında kesin tanı, uzman bir hekimin muayenesi ve ardından yapılan tetkiklerden sonra konulabilmektedir. Hastanın aile hikayesinin bilinmesinin yanında kreatin kinaz gibi kas enzimlerini içeren kan tetkikleri ile kas ve sinirlerin işlevlerini yerine getirip getiremediğini gösteren elektromyografi ölçümlerinin yapılması tanının konulması açısından önemlidir. Bu tetkiklerin yanında genetik tetkikler ve kas biyopsisi yapılması da gerekmektedir. Bugün için kesin tedavisi olmayan hastalıklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları önemli yer tutmaktadır.

En sık görülen kas hastalıkları şunlardır;

  • Duchenne ve Becker tipleri başta olmak üzere progressif musküler distrofiler
  • Miyotonik distrofi
  • Konjenital myopatiler
  • Metabolik myopatiler
  • Mitokondriyal kas Hastalıkları
  • Polimyozit gibi enflamuar kas hastalıkları

Multipl Skleroz (MS)

MS beyin ve omuriliği yani merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalıktır. Nedenleri tam olarak bilinmese de meydana gelen yanlış kodlama sonucu bağışıklık sistemi, sinir sisteminin herhangi bir bölümünü yabancı olarak tanımlar ve ona karşı savaşır. Bağışıklık sisteminin saldırdığı ve harap ettiği sinire göre MS hastalığı farklı bulgular ortaya koymaktadır. Ataklar halinde kendini gösteren MS hastalığı, her kişide farklı şiddet, sıklık ve bulgularla ortaya çıkabilmektedir. Her MS hastasının hikayesi diğerinden farklılık göstermektedir. Genelde hastalığın görülmesi 30-40 yaş aralığındadır. Genetik yatkınlık ve yetişkin çağlarda alınan virüslerin neden olabileceği MS hastalığına entelektüel, çalışan kadınların yakalanma oranın daha fazla olduğu görülmektedir. MS hastalığı kadınlarda çocuk sahibi olmayı kısıtlamamaktadır hatta hamilelik sürecinde atakların azaldığı gözlemlenmektedir. Hastalığın atakları arasında farklılıklar görülebilmektedir. Vücutta yanlış kodlama devam ettiği için ilk atağın ardından bağışıklık sistemi farklı bir siniri hedef seçebilir. Bağışıklık sisteminin tahrip ettiği sinire göre her atakta merkezi sinir sisteminin farklı bölgesi etkilemektedir. MS hastalığı en çok; algılama problemleri, güç kaybı, anormal kas spazmları, hareket problemleri, denge zorlukları, konuşma bozuklukları, yutmada zorluk, görme bozuklukları, aşırı yorgunluk, akut veya kronik ağrılar, idrar kesesi ve bağırsaklarda problemler ile depresyon gibi belirtiler vermektedir. MS hastalığın teşhisini koyabilmek için hastanın hikayesinin bilinmesi ve nörolojik muayenesi önemlidir. MR ve beyin omurilik sıvısının analizi de MS hastalığı tanısına önemli katkılar sağlar. Bunların yanı sıra uyarılmış yanıtlar denilen, kol ve bacaklardan elektrik verilip ilgili merkezlerdeki algılama sürelerine bakılarak hastalığa teşhis konulabilmektedir. Aynı yöntemlerle görme ve işitme fonksiyonları da test edilebilir. Hastalığın tam tedavisi bulunmamaktadır. MS ataklarını ve bunların etkilerini azaltmaya yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Atakların süresini ve etkisini azaltmak amacıyla yüksek doz kortizon tedavisi uygulanmaktadır. Kortizon kısa bir sürede uygulandığı için insan sağlığına fazla bir yan etkisi bulunmamaktadır. Atakları çok sık geçiren hastalarda atak sayısının azaltılması için interferon tedavisi uygulanmaktadır. Ataklar sonucu harabiyete uğrayan ve bozulan sinir yapısı zamanla vücut tarafından tamir edilebilir. Ataklar aynı sinirde tekrar tekrar gerçekleşirse, vücudun tahrip olan bölgeyi düzeltmeye zamanı olmayabilir. Bu durumlarda düzenli ve gerekli tedavi koşulları sağlanmadığı takdirde MS birçok sakatlık ve fonksiyon kaybına neden olabilmektedir. MS hastalarının çalışmasında her hangi bir engel bulunmamaktadır. Fonksiyonel kayba göre fiziksel güç isteyen ve vardiyalı işlerde çalışmamak gerekmektedir. Bunun yanında;

  • Aşırı yorgunluklardan kaçınmak
  • Sağlık beslenmek
  • Günlük yürüyüş ve egzersizler yapmak
  • Özellikle kış aylarında görülebilen ağır enfeksiyonlara karşı dikkatli olmak
  • Aşırı sıcaklardan kaçınmak
  • Hamam, sauna gibi sıcak ortamlar yerine serin suda banyo almak dikkat edilmesi gereken noktalar arasındadır.

Migren

Ataklar halinde gelişen migrenin ana belirtisi baş ağrısıdır.  Tüm baş ağrılarının %30-35’i migren baş ağrılarıdır. Migren ataklarında genellikle zonklayıcı tarzdadır, aktivitelerle şiddetlenebilir. Baş ağrısı ile birlikte bulantı kusma, ışık, ses, kokudan rahatsız olma gibi belirtiler de görülebilmektedir. Birçok hastada başın bir yarımı ağrır ve taraf değiştirebilir; genel de bir yarıma diğer yarımdan daha fazla eğilimi vardır. Sıklıkla şakaklarda ve bazen göz veya gözün arkasında yerleşir.  Alın, başın arka tarafı ve kulağın hemen arkası migren baş ağrısının en çok görüldüğü yerlerdir. Hormonların aktif olduğu genç yaşlardaki kadınlarda görülme sıklığı erkeklerin üç katına ulaşmaktadır.

Migreni tetikleyen belli başlı faktörler bulunmaktadır. Ancak bu faktörler tüm migrenliler için geçerli olmayabilmektedir. Stres, aşırı heyecan, uyku düzeninde değişiklikler, yorucu aktiviteler, açlık, sigara dumanı, ağır ve keskin kokular, çikolata, küflü peynir kabuklu kuru yemişler gibi bazı gıdalar, alkollü içecekler, adet dönemi ya da ani hava değişimleri migren ataklarını tetikleyebilmektedir.

Migren atakları auralı ve aurasız olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ağrıdan hemen önce görülen bazı nörolojik belirtilere “Aura” denmektedir. Titreyen parıldayan ışıklar, baş dönmesi, aşırı koku alma, kol ve bacaklarda uyuşukluk gibi belirtiler ağrının başlamasından önce veya ağrının ilk gelişme döneminde olur. Hasta bu belirtileri hissedince migren krizi geleceğini anlar. Aurasız migrende ise bu belirtiler gözükmemektedir.

Migren hastalarının şikayetleri doktor tarafından değerlendirildikten sonra klinik olarak tanı konulmaktadır. Migren tedavisinde birinci koşul, tetikleyici faktörleri tanımak ve bunlardan önlenebilir olanlardan kaçınmaktır. Sadece bu bile atak sayısında önemli azalma sağlayacaktır. Uygun tedavi ile hastalar migren ataklarından kurtulabilirler. Migren tanısı konduktan sonra ağrılar seyrek ise; ağrı ataklarını geçirmeye yönelik kriz tedavisi planlanır. Haftada 1-2 kez veya daha fazla atak olduğunda koruyucu tedavi yapılmalıdır. Ayrıca yaşam kalitesinin olumsuz etkilemesi, verimi düşürmesi nedeniyle mutlaka tedavi çareleri aranmalıdır. Bazen sadece tetikleyen faktörlerin (açlık, uykusuzluk, hormon kullanımı gibi) ortadan kaldırılmasıyla ağrı atakları kaybolabilir veya sıklığı, şiddeti azaltılabilir. Günde sadece bir kez doktor kontrolünde alınan ilaçlarla yıllar boyu ağrısız bir yaşam sağlanabilmektedir.

Parkinson hastalığı

Beyindeki dopamin hücrelerinin hasara uğraması ve yok olmasıyla gelişen yavaş ilerleyici nörolojik bir hastalıktır. Beyin bölgeleri arasında mesajlar iletip vücut hareketlerini kontrol eden dopamin maddesini üreten beyin hücrelerinin kayba uğramasıyla Parkinson hastalığının belirtileri ortaya çıkar.

  • Titreme
  • Hareket etmede veya yürümede zorluk
  • Yürürken kolların sallanmaması,
  • El yazısında küçülme
  • Kabızlık
  • Düşük seviyeli konuşma
  • Kamburlaşmak ya da öne eğilmek belirtileriyle ortaya çıkan Parkinson hastalığı

genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilinmektedir. Sinsi ve yavaş ilerleyen bir hastalık olduğu için uzun süre fark edilmeyebilir. Hastalığın başlama yaşı 40 ile 70 arasında değişse de genellikle 60 yaş sonrasında ortaya çıkığı görülmektedir. Hastalık erkeklerde kadınlara oranla daha fazla yaşanmaktadır. Parkinson hastalığının oluşmasına dopamin üreten hücrelerin hasar görmesinin neden olduğu bilinse de bu hücrelerin neden hasarlandığı bilinmemektedir.  Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte bu hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir.

Parkinson hastalığına tanı koymak için laboratuvar ya da röntgen tetkikleri gibi yöntemlerde sonuca ulaşmak mümkün değildir. Uzman bir nöroloğun hastadan ve hastanın yakınlarından aldığı bilgiler ve yapılan muayene sonucu tanı koyulabilmektedir. Beyindeki tümör, bazı ilaçlar ve bazı damar hastalıkları da Parkinson hastalığıyla benzer belirtileri verebilmektedir. Tanının koyulması sırasında bu ayrımın yapılması gerekmektedir.

Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar eksik olan dopamini sağlamak ya da dopamin parçalanmasını engellemeye yöneliktir. İlaç tedavisiyle kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali yüksektir. Parkinson hastalığının tedavisinde birinci hedef, hastanın toplum içinde kendini iyi hissetmesi ve günlük yaşam aktivitelerini yardıma ihtiyaç duymadan ve zorlanmadan gerçekleştirebiliyor olmasıdır. İlaç alımında yan etki görüldüğü durumlarda ilacı ya da doktoru değiştirmek yerine yan etkileri belirleyip ortadan kaldırmak gerekmektedir. İlaç tedavisinin yanı sıra cerrahi tedavi de mümkündür. Hastalık düzeltilemiyorsa ve kullanılan ilaçlar işe yaramıyorsa cerrahi tedavi yolu tercih edilebilmektedir.

Alzheimer Hastalığı

Geri dönüşümü olmayan sinsi ve yavaş ilerleyen bir hastalık olan alzheimer, halk arasında bunama olarak bilinir. Alzheimer hastalığı, hafıza, düşünce ve davranış problemlerine neden olmaktadır. Yaşanan problemler zamanla ilerler ve günlük faaliyetleri etkileyecek kadar kötüleşebilir. Alzheimer hastalığı, bunamanın en yaygın formudur ve tüm bunama vakalarının %50-80’i Alzheimer hastalığına bağlıdır. Alzheimer, hastaların büyük bir çoğunluğu 65 yaş üzerinde olsa da, yaşlanmanın sonucunda olan bir rahatsızlık olarak tanımlanmaz. Bu hastalığa yakalanan kişilerin %5’i 40-50 yaş civarındadır.

Alzheimer hastalığının nedenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtsal faktörler, beyinde protein birikimi, beyin hücrelerinin ölümü, sinirsel iletimin bozulması, ilerleyen yaş, geçmişte yaşanan depresyon, kalp krizi, tansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi damar hastalıkları ile ciddi kafa travmaları sayılabilecek risk faktörleri arasındadır.

Yaşam kalitesini düşürüp, sağlık açısından ciddi boyutlara varabilecek Alzheimer hastalığından korunmak için günlük yaşamda beyin kaynaklı bazı uyarılara dikkat edilmesi gerekmektedir.

  • Günlük hayatı etkilemeye başlayan unutkanlık,
  • Plan yapma ve problem çözmede sorunlar yaşanması,
  • Daha önce bilinen ve yapılan işleri yapmada zorlanma,
  • Zaman ve yer ile ilgili karışıklıklar,
  • Görüntüleri anlamada ve birbiriyle ilişkilendirmede zorluklar yaşanması,
  • Konuşma ve yazmada kelime bulma zorlukları
  • Eşyaları yanlış yerleştirme,
  • Karar vermede güçlük yaşama,
  • Sosyal faaliyet ve yükümlülüklerden uzaklaşma,
  • Kişilik değişiklikleri hastalığın belirtileri arasında sayılmaktadır.

Alzheimer belirtileri bulunan hastanın kısa sürede bir nöroloji uzmanına başvurması gerekmektedir.

Hastalığın bilinen kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Yapılan tedaviyle, hastalık tamamen ortadan kaldırılmasa bile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılarak yaşanan problemler azaltılabilir. Hastanın yaşam kalitesini arttırmak ve ortaya çıkan psikolojik sorunlarla başa çıkabilmek adına çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır.

Alzheimer teşhisinin koyulmasının ardından hastanın ve yakınlarının uyması gereken kurallar bulunmaktadır. Teşhisin kabullenilmesi ve tüm aktivitelerinde hastanın desteklenmesi, cesaretlendirilmesi gerekmektedir. Günlük yaşam aktivitelerinden; banyo, tuvalet, idrar-dışkı kontrolü, yemek yeme, giyinme, alışveriş, para işleri, ev işleri, yemek hazırlama, ilaçlarının düzenli kullanımı özellikle takip edilmelidir. Yapılacak işler için bir kağıda notlar alınmalıdır. Aynı şey, eşyaların yerini bulmak için de yapılmalıdır. Alzheimer hastalarının araba sürmesi tehlikelidir. Bu yüzden bir kişinin, hastaya şoför olarak eşlik etmesi gerekir. Hasta hobilerini kısıtlamamalıdır. Önceden yaptıklarını, yapmaya devam etmelidir. Hasta bunları ne kadar bağımsız yapabilirse yaşam kalitesini o kadar fazla koruyabilecektir.


Ayrıntılı Bilgi İçin Form Doldurun

Bölüm Doktorları

Memorial Şişli Hastanesi

Memorial Ataşehir Hastanesi

Memorial Ankara Hastanesi

Memorial Antalya Hastanesi

Memorial Diyarbakır Hastanesi

Memorial Kayseri Hastanesi

Memorial Dicle Hastanesi

Memorial Lara Tıp Merkezi

Yazılı Basında Yayınlanan Son Haberler

Görsel Basında Yayınlanan Son Haberler

Sağlık Rehberi'nde Nöroloji Bölümü

Nöroloji Bölümü Videoları


ONLINE HİZMETLER
GÖRSEL HASTANE TURU
MEMORIAL'I TANIYIN
WEB SİTELERİMİZ
ONLINE RANDEVU RANDEVUMU ŞİMDİ OLUŞTURMAK İSTİYORUM RANDEVU AL RANDEVU TALEBİM İÇİN ARANMAK İSTİYORUM
"Ücret bilgisi almak için 444 7 888 numaralı çağrı
merkezimizi arayabilirsiniz"
Memorial Sağlık Grubu
Piyalepaşa Bulvarı Okmeydanı 34385 İstanbul TR
(0212) 314 66 66

CANLI DESTEK