Psikoloji

Bölüm Hakkında

Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü “Çocuk ve Ergen Psikolojisi” - “Yetişkin Psikolojisi” alanlarında bireysel ihtiyaçlara uygun bir şekilde psikolojik destek sağlamaktadır.

Kız ve erkek çocuklarının kişilik oluşumunda önemli bir etkiye sahip olan çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluşabilecek psikolojik rahatsızlıkların ihmal edilmesi ilerleyen dönemlerde kişilik bozukluklarına yol açabilmektedir. Bunun için bu dönem bir Uzman desteği ile dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikolojisi Bölümü bu dönemde çocuk ve ergenlerde görülen problemlere ilişkin sağlık hizmeti vermektedir.

“Çocuğunuzda davranış bozukluğu mu fark ettiniz” “sınav stresi mi var” “kardeş kıskançlığı mı yaşıyor”  psikolojik danışmanlık desteği alması gerektiğini unutmayın!

Bebeklerde ;

  • Anne ve babaya bebek danışmanlığı (Gelişimsel aşamalar ve anne-babaların başa çıkma yöntemleri)
  • Gelişim Testleri  (BRUNET-LEZİNE gelişim testi ,DENVER  gelişim testi)

Çocuklarda;

  • Çocuk ve disiplin (kural-ceza sistemi)
  • 2 yaş sendromu
  • Aile içi iletişim
  • Çocukta cinsel gelişim -Mastürbasyon
  • Tuvalet eğitimi (alt ıslatma-kaka kaçırma)
  • Tırnak yeme
  • Takıntılar
  • Korku ve endişeler
  • Boşanma sürecinden çocuk nasıl etkilenir
  • Yuvaya uyum süreci
  • Okul problemleri (okula hazırlık, ödev yapma, sınav kaygısı)

Zeka testleri (WISC-R, BINET) ve projektif testler (RORSCHACH, CAT, DÜSS)

Sorunlarla baş etmede kognitif-davranışçı terapi ve “oyun terapisi”

Ergenlerde ;

Aile içi çatışma, arkadaş problemleri, benlik saygısı, sınav kaygısı ve diğer uyum-davranış sorunları

ERGEN VE YETİŞKİN PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK HİZMETİ

TERAPİ HİZMETLERİMİZ

  • Depresyon
  • Kaygı Bozuklukları
  • Kişilik Bozuklukları
  • Evlilik problemleri, ilişki problemleri
  • Sınav kaygısı
  • Stres yönetimi
  • Kronik Yorgunluk
  • Takıntılar – Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)
  • Panik Atak / Panik Bozukluk
  • Sosyal Fobi
  • Korkular
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Uyum Bozuklukları
  • Dürtü Kontrol Bozuklukları
  • Saç ve Kıl Koparma Hastalığı (Trikotilomani)
  • Beslenme Bozuklukları
  • Yeme Bozuklukları (obezite, bulimiya nevroza, anoreksiya nevroza)

 

TERAPİ YAKLAŞIMLARIMIZ

BİLİŞSEL DAVRANIŞCI TERAPİ

Duygusal ve davranışsal rahatsızlıkların temelinde bireylerin sahip oldukları mantık dışı düşünce biçimleri yatmaktadır. Sahip olduğumuz bilişsel süreçler nasıl hissettiğimiz ve nasıl davrandığımızın asıl belirleyicileridir. Terapide asıl olarak, düşünme, karar verme, soru sorma, yapma, ve yeniden karar verme vurgulanarak, danışanın bilişsel ve davranışsal alanları üzerinde odaklanılır. Terapi bir öğrenme süreci olarak, yeni becerilerin oluşturulduğu ve uygulandığı, yeni düşünme biçimlerinin gerçekleştirildiği, problemlerle daha etkili başa çıkma yollarının kazanıldığı psiko-eğitsel bir yaklaşım olarak görülür.

Bir kişinin inanç sistemi, güçlüklerinin temel nedenidir, içsel konuşmalar kişinin davranışında çok önemli bir rol oynar. Danışanların mantık dışı düşünceleri ve yanlış algılamaları inceleyip bunları etkili inançlarla değiştirmek üzerinde yoğunlaşır.

 

KISA SÜRELİ ÇÖZÜM ODAKLI TERAPİ

Birden fazla gerçeklik ve doğru olduğu varsayımı üzerine kurulan çözüm odaklı kısa süreli terapi, gerçeğin dışta olduğu ve kavranabileceği fikrine karşı çıkar. Bireyler, yaşamlarının anlamını, diğer insanlarla konuşarak fark edebilirler. Çözüm odaklı kısa süreli terapi, danışanları hasta olarak etiketlemekten kaçınır, teşhise itibar etmez, problemlerin altında yatan nedenlerinden çok problemin çözümüne odaklanır. Danışanların güçlü yanlarını ve sahip oldukları kaynaklarını keşfetmeye büyük önem verir. Terapinin odak noktası, problemler hakkında sonu gelmeyen konuşmalar yapmak yerine, problemlerle ilişkili olarak şu an ve gelecek ile ilgili çözümler üretmektir.

Terapi kısa süreli olma eğilimindedir. İçinde bulunulan zaman, şimdi ve gelecek üzerinde odaklanılır. Bireyin kendisi problem değildir; problem danışanın yaşadığı güçlüktür. Burada problemin ortaya çıkarılması ve dışsallaştırılması vurgulanır. Terapi, terapistle danışanın çözümleri beraber yarattığı işbirliğine dayalı bir diyalogdan oluşur. Problemin var olmadığı durumları belirleyerek/danışanlar kendileri için yeni anlamlar yaratıp yeni bir yaşam öyküsü oluşturabilir.

 

EMDR TERAPİSİ (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)

Yetişkinlerde, ergenlerde ve çocuklarda kullanılan psikoterapi yöntemdir. EMDR, psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bütüncül bir yöntemdir.

EMDR, patolojinin, uygun olmayan bir şekilde yerleşmiş algılamalardan ortaya çıktığını var sayan bilgi işleme modeline dayanan, sekiz aşamalı bir yaklaşımdır. EMDR tedavisi, rahatsız edici olaylara ulaşılmasını, işlenmesini hızlandırmak ve öğrenme sürecini iyileştirmek için, hafızanın algısal öğelerine (duygusal, bilişsel ve bedensel) odaklanmaktadır. Daha önceki dönemlere ait anıların çözülmesini sağlamak (örneğin iç görünün ortaya çıkarılması, bilişsel yeniden düzenleme, uygun (adaptive) duygulanım ve fiziksel tepkiler), ikinci derece koşullanmanın sonucu olarak, mevcut stres faktörünü tetikleyen uyaranın duyarsızlaştırılması, gelecekte daha iyi işlev gösterilebilmesi için uygun tutumların, becerilerin ve arzu edilen davranışların yerleştirilmesi terapinin amaçlarındandır.

 

ŞEMA TERAPİ

Şemalar belirgin olarak işlevselliği bozucudurlar. Kişinin huzur ve çevresi ile olumlu ilişkiler içinde olma, özerklik, keyif alma ve kendisini ifade gibi temel ihtiyaçlarını karşılamasını ve diğerleri ile ilişkide sınırları fark edebilme becerilerini engellerler. Şemalar, çevremizde olup biteni yorumlayıp, uyum sağlayarak, yaşamın gereklerini yerine getirebilmek için kullandığımız çocukluk döneminde oluşmuş zihinsel yapılarımızdır. Bebeklikten başlayarak gelişir ve yaşam boyu sürerler. Aslında Şema terimi, Erken Dönem Uyum Bozan Şema kavramının yerine kullanılmaktadır. Bu şemalar çocukluk çağının temel ihtiyaçları karşılanmadığında gelişirler.

Erişkin yaşamda şemalar gerçek olarak algılanırlar. Özellikle çocukluk yıllarında ebeveynler, kardeşler ve akranlarla olan incitici deneyimler sonucu öğrenilirler. Çocuk, yaşantılarından bir şeyler öğrenip, gelecek acılardan korunmak için çaba gösterdikçe daha da gelişirler. Böylece varlıklarını ömür boyu sürdürürler. Aslında şemalar, çocukluk çağlarındaki incitici olayların güncel temsilleridir.

Örneğin, neden azarlandığını anlamayan bir çocuk daha sonraki azarlardan korunmak için nedenini anlamasa veya bilmese de, kendisini hatalı gibi hissederek başka hata yapmaktan korunmaya çalışabilir. Bu hatalı ve kusurlu hissedebilme konusunda gelişen becerisi, ilerideki yaşamında yaşayacağı tartışmalar veya kendini savunmak zorunda kalacağı durumlarda bir engelleyici olarak çalışacaktır. Aslında şemalar, çocukluk çağlarındaki incitici olayların güncel temsilleridir. Örneğin “Kusurluluk” şeması olan bir yetişkin, kendisine defalarca sevildiği söylense bile kusurlu ve eksik hissetmeye devam edebilir. Şemanın değişimi, temel ruhsal düzenlenmeyi alt üst edebileceği için çeşitli düşünsel ve davranışsal hareketler şemayı güçlendirirler.

Şema Terapinin amacı, kişiye ait psikolojik problemler üreten şemaların ne olduğunun kişi tarafından farkına varılmasını sağlamak ve bilişsel ve yaşantısal tekniklerle kişinin başa çıkma stratejilerini geliştirmek ve güçlendirmektir.

Bölüm Doktorları

CANLI DESTEK