Bel Fıtığı İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar Sakat Bırakabilir

Her gün binlerce hasta bel fıtığı habercisi olabilecek bel veya bacak ağrıları şikayetleriyle hekimlere başvurmaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu tür şikayetler yaygın bir şekilde kişilerin aile ve sosyal yaşamlarını etkilerken, hastayı bazen haftalarca yatağa bağlayabilmektedir.

Omurgalar arasındaki disklerin dışarıya doğru taşması ve bu bölgede bulunan sinirlerin ve omuriliğin sıkışması ile nükseden bel fıtığı tedavilerinde, doğru hastalara, doğru teşhis ve doğru tedavi uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Ancak halk arasında sıkça karşılaşılan bel fıtığı vakaları kulaktan dolma bilgileri de beraberinde getirmekte ve yanlış yönlendirmelere neden olabilmektedir. Hekime danışılmadan elde edilmiş yanlış bilgiler, vücutta kalıcı hasarlar oluşmasına neden olabilmektedir.

Memorial Antalya Hastanesi Nöroşirürji Bölümü’nden Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu, bel fıtığı tedavilerinde cerrahi yöntemlerin uygulanması konusunda doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.

“Ameliyat bel fıtığı veya omurga kireçlenmelerinde son çaredir.”

Hayır. Sanılanın aksine, bazı durumlarda ameliyat ilk seçenek olabilmektedir. Özellikle uzun süre devam eden şiddetli ağrılardan, ayaklarda kuvvet kaybından ve idrar kaçırmaktan şikayet ediliyorsa ameliyat tercih edilebilmektedir.

“Bel fıtığı ve kireçlenme ameliyatları çok riskli ameliyatlardır.”

Hayır. Günümüzde uygulanan yeni yöntemlerle risk oranı çok aza indirgenmiştir. Mikrodiskektomi ve mikrocerrahi yöntemleri, yani mikroskop kullanılarak yapılan ameliyatlarda, başarı şansı %95 civarındadır.

“Ameliyat sonrasında hastalığın nüks etme riski yüksektir.”

Hayır. Ameliyat sonrasında istirahat süresine uyulan hastalarda, kilo düzenlemesi yapılıp, düzenli egzersizler ve doğru oturup kalkma eğitimleri de verildiği takdirde, hastalığın yeniden nüks etme oranı %5’in altına düşmektedir. Bel fıtığı omurganın dejeneratif bir hastalığıdır. Bu nedenle hangi yöntemle tedavi olunursa olunsun risk faktörlerinin azaltılıp, hayatın ona göre düzenlenmesi gerekmektedir.

“Bel fıtığı ameliyatından sonra hasta iş yaşantısına devam edebilir.”

Hayır. Bel fıtığı ameliyatı sonrasında, kişi tedavi süresince uyması gereken yaşam biçimini benimsediği takdirde, yaklaşık 3-4 hafta içinde işinin başına dönebilir ve dilediği kadar bu aktiviteyi sürdürebilmektedir.

“Bel fıtığı ameliyatları cinsel fonksiyonları olumsuz etkiler.”

Hayır. Bu ameliyatların kesinlikle cinsel fonksiyonlar üzerinde olumsuz etkileri bulunmamaktadır. Ancak geç kalınmış ve ayaklarda felç gelişmiş hastalarda operasyon öncesi var olan sıkıntılar daha sonra düzelemeyebilmektedir.

“Fizik tedavi ve egzersiz bel fıtığını tamamen yok edebilir.”

Hayır. Fizik tedavi ve diğer yöntemler orijinal halini kaybetmiş dokuyu eski haline sokamaz. Bu tür tedavilerde amaç kas ve eklemleri kuvvetlendirip vücut yükünü dağıtmaktır.

“Bel fıtığında masaj ve bel çekme ile iyileşmek mümkündür.”

Hayır. Bu yöntemler fizik tedavi içinde kullanılabilen yöntemlerdir ancak her hastaya göre farklı uygulanması ve hekim gözetimi altında yapılması gerekmektedir. Dışarıda ehliyetsiz kişiler tarafından yapılan bu tür tedavi girişimleri yüksek risk taşımaktadır. Yanlış uygulanan bu tür girişimler sakat kalma ile dahi sonuçlanabilmektedir.

“Omurga problemleri kişinin zayıf veya kilolu olmasıyla ilişkilidir.”

Hayır. Omurga hastalıklarında kilo önemli bir etkendir. Ancak kas yapısı zayıf ama az kilolu kişilerde de bel fıtığı ve diğer omurga hastalıkları ortaya çıkabilmektedir.

26 Ocak 2011

CANLI DESTEK