Cerrahide Konfor Ve İleri Teknolojinin Adı: “Da Vinci Robotik Cerrahi”

Memorial Şişli Hastanesi da Vinci Cerrahi Merkezi'nden Prof. Dr. Derya Balbay "da Vinci Robotik Cerrahi" ile yapılan ameliyatlar hakkında bilgi verdi.

“da Vinci Robotik Cerrahi”, son 10 yılda kanser cerrahisinde gelişen ve dünyada hızla yayılan en önemli cerrahi yöntemlerden biridir.

En az kesi ile kanser cerrahisinin tüm prensiplerine uyularak yapılan, normal dokulara da mininum düzeyde zarar veren yöntem olan “da Vinci Robotik Cerrahi”, dokuları gerçek boyutlarının 20 katı büyütüp üç boyutlu bir görüntüleme altında ameliyat olanağı sağlamaktadır.

da Vinci tekniği sayesinde, kanser kontrolü ile ilgili en iyi sonuçlar elde edilirken, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumlar da en aza indirilmiş olur.

Ürolojik kanserler, tüm kanser türleri içinde önemli bir yer tutar. Cilt kanserleri ayrı tutularak değerlendirildiğinde, iç organ kanserleri arasında en sık görülen tür, “prostat kanseri”dir. Prostat kanseri dışında, sigara içmeye bağlı olarak gelişen en önemli kanser türü “mesane tümörleri”dir. Gelişen tıp teknolojileri sayesinde böbrek kanserleri daha sık teşhis edilmekte ve herhangi bir yayılım göstermeden küçük boyutlarda yakalanarak tedavi edilebilmektedir. Kanser tedavisinde, ameliyatların hastalar tarafından kabul edilmesi güç fonksiyon kayıplarına neden olması veya ameliyat sonrası sakat kalma ve ölüm oranlarının yüksek olması nedenleriyle önceleri cerrahi dışı yöntemlere bir yönelme olmuştur. Son yıllarda anatominin daha iyi anlaşılmasının yanı sıra, hastaya daha az ağrı veren, ameliyata bağlı gelişebilecek istenmeyen durumları azaltan, ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltan, hastayı günlük yaşamına daha hızlı döndüren cerrahi teknikler geliştirilmiştir. Ayrıca anestezi ve yoğun bakım imkanlarındaki baş döndürücü gelişmeler sayesinde  ürolojik kanser tedavilerinde cerrahi tedavinin yeri giderek pekişmiştir.

Cerrahide, teknolojinin ulaştığı son nokta olarak kabul edilen, hastaya ameliyat sırasında ve sonrasında da konfor sağlayan “da Vinci Robotik Cerrahi”, ürolojik kanserlerde en çok kullanılan yöntemdir. da Vinci yöntemi ile hastalar kısa sürede sosyal hayata adapte olabilmekte, açık cerrahinin dezavantajları en aza indirilmektedir.

Prostat kanserinde cinsel fonksiyon kaybı riski azalıyor

Tüm dünyada robot teknolojisinin en yaygın kullanıldığı kanser türü prostat kanseridir. PSA testi adı verilen kan testinin sıklıkla yapılması ve tanı yöntemi olan prostat biyopsi teknikerinin gelişmesi sonucu, daha fazla sayıda prostat tanısı konulmakta ve tümörler de tedavi edilebilir dönemde yakalanmaktadır. Prostat kanseri tanısındaki önemli bir değişim de; hastalığın belirlenme yaşının, cinsel fonksiyonlarını kaybetmek istemeyen daha genç yaşlara taşınmasıdır. Bütün bunların sonucu olarak hastalar hem mükemmel tümör kontrolüne hem de ameliyata bağlı olarak gelişebilecek idrar tutamama ve cinsel fonksiyon kayıplarını en aza indiren tedavi arayışına yönelmektedir. Robotik cerrahi, hastaların bu arayışına cevap veren cerrahi yöntemdir. Tüm dünyada hızla yaygınlaşan robotik cerrahi ile prostat kanser ameliyatlarında kanser kontrolü, en az açık cerrahi ile sağlanan kadar olmakta, ameliyata bağlı kan kaybı ve kan nakli ihtiyacı pratik olarak bulunmamaktadır. Ayrıca, cinsel fonksiyonları kontrol eden sinir yapıları ve idrar tutma görevini yerine getiren kas yapıları çok daha iyi korunabildiği için; ameliyat sonrası gelişebilecek idrar tutamama, cinsel fonksiyon kaybı gibi istenmeyen durumlar daha az görülmekte, hastalar iş ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilmektedir.

Böbrek tümörü ameliyatları birkaç delikten yapılabiliyor

Gelişen ve yaygılaşan teknolojilerin kullanımı ile böbrek tümörlerinin teşhisi erken safhada ve çok küçük boyutta iken konulabilmektedir. Böbrek tümörleri 4 cm’den küçükse, sadece tümörlü dokunun çıkarılması ile tedavi edilebilir. Yani, hastanın böbreğini almaya gerek kalmaz. Amaç, mümkün olan en fazla böbrek dokusunun korunmasıdır. Rotobik cerrahi; açık cerrahi esnasında kaburga kemiklerinden bazılarının kısmen çıkartılmasına bağlı ameliyat sonrası dönemde gelişebilecek çok ağrılı durumları ortadan kaldırmakta ve kesi yerinin küçük olması nedeniyle hastaların daha hızlı iyileşmesine olanak sağlamaktadır. Bazı tür böbrek kanserlerinde ise böbrekle birlikte mesaneye idrar taşıyan kanalların tamamı ve bu kanalın mesaneye açıldığı köşedeki mesane dokusunun da birlikte çıkarılması gerekir. Bu ameliyat açık yöntemle ya büyükçe bir kesi ile yapılmakta ya da hem böbrek kesisi, hem de mesaneden parça çıkarmak için kasık bölgesinde ikinci bir kesiye ihtiyaç duyulmaktadır. Robotik cerrahide ise birkaç delik yardımıyla tüm ameliyat gerçekleştirilebilir, büyük kesilere bağlı istenmeyen etkiler önlenebilir veya en aza indirilebilir.

Mesanenin alınması hasta için önemli bir sosyal sorun

Mesanenin derin katmanlarına doğru ilerlemiş veya ilerleme riski olan, mesane dışı dokulara sıçrama özelliği bulunan kanserler için en etkili tedavi, mesanenin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Buna ek olarak mesane kanserinin sıçrama riski olan lenf bezleri de temizlenerek, kanser kontrolü en iyi şekilde sağlanmaya çalışılır. Ancak mesanenin idrar depolama ve gerektiğinde idrar boşaltma fonksiyonlarının da yerine konulması gerekir. Bunun için de herbiri farklı avantaj ve dezavantajları olan çeşitli cerrahi yöntemler kullanılır. Öncelikle böbreklerde üretilen idrarın mesaneye iletilmesini sağlayan kanallar doğrudan ya da  ‘aracı’ bağırsak parçası kullanılarak, karın cildine açılabilir. Her iki durumda da hasta hayatının geri kalanında vücuduna torba yapıştırmak zorunda kalacaktır. Torba ihtiyacını yok etmek üzere kalın bağırsaktan yapılan ve yine karın cildine açılan yöntemler geliştirilmiştir. Burada karın cildindeki açıklık idrar kaçırmaz ve bu nedenle hasatlar torba takmak zorunda kalmaz. Ancak belirli aralıklarla karındaki açıklıktan sonda takılarak içerde biriken idrarın boşaltılması gerekir. Bu yöntem de hastaların beklentilerini tam olarak karşılamaz. Hastaların beklentisi mesaneleri alınsa bile bağırsaklardan yapılan yeni mesanelerinin normal idrar yoluna bağlanması, ameliyattan sonra idrar tutabilmeleri ve idrar boşaltma işlemini normal yoldan, sonda veya torba takmaya gerek olmadan başarabilmeleridir. Bunların yanı sıra cinsel fonksiyon kayıplarının da en aza indirilmesidir.

Robotik cerrahi ile bağırsaktan yeni mesane yapılabiliyor

Tüm ameliyatlar göz önünde bulundurulduğunda açık olarak yapılan en zor ameliyatlar, mesanenin aınması, lenf bezlerinin çıkarlması ve bağırsaklardan yeniden mesane yapılmasıdır. Ciddi açık cerrahi deneyimi olan cerrahların bir kısmı bu ameliyatı yarı robotik olarak yapabilmektedir. Bu  teknikte hastalıklı mesane ve lenf bezleri çıkarılırken robot kullanılmakta, aynı zamanda cinsel fonksiyonları sağlayan sinirler ve idrar tutmayı sağlayan kas yapıları çok daha iyi korunabilmektedir. Ameliyatın geri kalan kısmı; ince bağırsaklardan yeni mesane yapılması, idrar kanallarının oluşturulan bu yeni mesaneye bağlanması ise açık cerrahi yöntemle yapılmaktadır. Son zamanlarda ameliyatın tüm safhaları robotik cerrahi ile yapılmaya başlanmıştır. Böylece cinsel fonksiyon işlevi olan sinirler ve idrar tutma mekanizmasının korunmasının yanı sıra, bağırsaklardan sıvı kaybı, bağırsakların zedelenmesi, karın zarı ve karın içi organların  havadaki mikroorganizmalardan ve yabancı cisimlere bağlı olarak iltihaplanma ihtimali azalmaktadır. Ayrıca büyük kesilere gerek kalmadığından yara yeri iltihaplanması, yara yerinden fıtıklaşma, yara yerinin açılması ve bunu kapatmak için ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyulmamaktadır. Bağırsaklar da en az zararla korunduklarından hastalar daha hızlı iyileşmekte ve bu dönemde daha az sorun yaşamaktadırlar.

Testis tümörlü hastalar açık cerrahinin risklerinden kurtuluyor

Testis tümörlerinin başlıca yayılma yeri, karın içindeki büyük damarlar etrafındaki lenf bezleridir. Günümüzde belirli risk grubundaki hastaların lenf bezleri, bu sıçrama ihtimaline karşılık ameliyatla alınmaktadır. Hastalara, kemoterapi uygulanarak lenf bezlerine sıçradığı tahmin edilen hücrelerin tedavisi yapılabilmektedir. Tüm bunların yanında hastalar hiçbir tedavi verilmeden sıkı takip altında da tutulabilir. Hastalığın takip döneminde nüksettiğine karar verilirse kemoterapi ile kontrol edilmesi sağlanabilir. Çünkü testis tümörlerinin yayılımını önlemek amacıyla tedbiren verilen kanser ilaçlarının kısırlık veya uzun dönemde başka kanserlere yol açmak gibi yan etkilerinin ortaya çıkması, cerrahi tedavileri yeniden gündeme getirmektedir. Bu hastalarda uygulanacak cerrahi de ağır bir ameliyattır. Açık cerrahide ‘iman tahtası’ olarak da bilinen göğüs kemiğinin alt ucundan leğen kemiklerinin birleştiği noktaya kadar karın boydan boya açılarak, hastanın bağırsakları vücut dışına alınır ve büyük damarlar etrafındaki lenf bezleri çıkarılır. Daha sonra bağırsaklar yeniden karın boşluğuna yerleştirilerek kesi kapatılır. Bağırsakların yapıştıkları yerden serbestlenmesi, bağırsaklardan sıvı ve ısı kaybı, karın içi zar ve organların iltihap kapma riski, yabancı cisimler gibi nedenlerle hastanın ameliyattan sonra iyileşmesi yavaşlayabilir. Ayrıca büyük kesi nedeniyle yara iltihaplanması, yara fıtıklaşması ve yara açılması, açılan yaranın kapatılması için yeniden ameliyat ihtiyacı ortaya çıkabilir. Robotik cerrahi bu dezavantajları oratadan kaldırabilir veya en aza indirebilir. Robotik cerrahi ile büyük damarlar etrafında bulunan meninin dışarıya atılmasını sağlayan sinir ağı daha iyi görünüp korunabilir ve bu fonksiyon kaybı riski de azaltılabilir.

01 Temmuz 2011

CANLI DESTEK