Çocuklarda Lenf Bezi Şişliklerine Dikkat!

Lösemiler ve beyin tümörlerinden sonra en sık görülen çocukluk çağı kanseri olan lenfomalar, boyunda, koltuk altında, kasıktaki lenf bezesinde görülen ağrısız şişliklerle kendini belli ediyor. Lenfomaların başarıyla tedavi edilmesi için çocuklarında hastalığın belirtilerini fark eden ebeveynlerin vakit kaybetmeden çocuk onkoloji uzmanına başvurmaları büyük önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Demir, çocuklarda lenfomaların belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Lenfoma, lenf bezlerinden köken alan kanser grubudur ve tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık %20’sini oluşturur. Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma adı altında iki gruba ayrılır. Hastalığın kesin nedeni bilinmese de pestisitler, kemoterati ilaçları, radyasyon, doğumsal ya da sonradan kazanılmış bağışıklık sistemi hastalıkları, öpücük hastalığı olarak da bilinen EBV enfeksiyonu ve organ nakli yapılmış olması riski artırmaktadır.

Çenede şişlik, azı dişlerde dökülme ve 5 günden uzun süren ateş varsa dikkat!

Lenfomaların en sık görüldüğü yaş grubu 5-10 yaş arasıdır. Çocuklarda lenfoma belirtileri; hastalığın tipine yaygınlığına ve vücutta kaynaklandığı bölgeye göre değişkenlik gösterir.  En önemli belirtilerden biri çenede şişlikle birlikte azı dişlerde dökülme olmasıdır. Çenedeki şişlik, enfeksiyona bağlı değilse, antibiyotik kullanımına rağmen devam ediyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Baş boyun bölgesinde en önemli belirti, lenf bezleri ve bademcikler gölgesinde ortaya çıkan lenf dokusu büyümeleridir. Ateş ve kilo kaybı diğer önemli belirtilerdir. Ateş, birçok çocukluk çağı hastalığının en sık görülen belirtisidir.  Ancak ateşin 5 günden uzun sürmesi, eşlik eden karaciğer, dalak ve lenf bezi büyümesi olması durumunda lenfoma riski akılda tutulmalı ve hastalar bu açıdan değerlendirilmelidir. Kronik öksürük, nefes darlığı, boyun damarlarında genişleme de lenfoma açısından diğer uyarıcı belirtilerdir. Bunların yanı sıra karın ağrısı, karında şişlik, bulantı, kusma, kanlı dışkı ve bağırsak düğümlenmesi lenfomaya bağlı olabilir. Özellikle 7 yaş üzerindeki çocuklarda iç içe geçerek ortaya çıkan bağırsak tıkanıklığının en sık nedeni lenfomalardır. Bahsedilen belirtiler birçok çocukluk çağı hastalıklarında da görülebilir. Belirtilerin devamlı ve giderek artar nitelikte olması durumunda mutlaka lenfoma açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hodgkin lenfomanın tanısında iğneli biyopsi kullanılmıyor

Tanı koymak için hastanın şikayetleri ve hastalığın öyküsü dinlendikten sonra ayrıntılı bir muayene yapılmaktadır. Hodgkin dışı lenfomalarda kesin tanı biyopsi materyalinin patolojik olarak incelenmesiyle konulur. Akciğer zarlarında veya karın boşluğunda sıvı varsa buradan alınan örnek sıvının özel boyamalarla hazırlanan yaymanın incelenmesiyle de tanı konulabilir. Ciltte tutulum varsa lenfoma tanısını cilt biyopsisiyle koymak mümkündür. Hodgkin lenfomada ise tanı, bir lenf nodunun bütün olarak çıkarılarak patolojik inceleme yapılmasıyla konulmaktadır. Hodgkin lenfoma tanısında iğne biyopsilerinin yeri yoktur.  

Tedavide başarının yolu erken teşhisten geçiyor 

Lenfomalar, çoklu ilaçlardan oluşan kombine kemoterapiyle tedavi edilmektedir. Cerrahi tedavi seçenekleri sadece tanı sürecinde ve sonrasında ortaya çıkan komplikasyonların giderilmesinde kullanılmaktadır. Kemoterapi başta bulantı, kusma, saçlarda geçici dökülme ve kemik iliğinin baskılanması gibi birçok yan etkiye neden olabilmektedir. Kemik iliği baskılanmasına bağlı olarak kansızlığın ortaya çıkması durumunda hasta yakından takip edilmeli ve gerekirse kan nakli yapılmalıdır. Kemik iliği baskılanmasının bir diğer sonucu da kanda pıhtılaşmaya neden olan trombositlerin sayısının azalmasıdır. Bunun sonucunda tedavi sürecinde burun kanaması, diş etlerinde kanama, ciltte toplu iğne başı büyüklüğünde kırmızı noktalar görülebilir. Bu durumda kan sayımı yapılarak trombositler kontrol edilmeli düşükse, damardan trombosit desteği sağlanmalıdır. Kemik iliğinde üretilen bir diğer hücre ise lökositlerdir. Lökositler vücudun mikroplara karşı savaşmasında rol almaktadır.  Dolayısıyla bu hücrelerin sayının düşmesi sonucu vücut, mikroplara karşı açık hale gelmektedir. Tedavi sürecinde lenfomalı bir hastada 38 derece ve üzerinde ateş olduğunda derhal doktoru ile iletişime geçilmelidir. Ateş olduğunda olası enfeksiyonun yaygın hale gelmeden müdahale edilmesi için en geç yarım saat içinde hastanede olmak çok önemlidir. Lenfoma tedavisi, alt yapısı yeterli merkezlerde ve deneyimli ellerde yapılmalıdır. Tedavi başarısının hastalığın evresine göre değiştiği dikkate alınarak, çocukta lenfomaya işaret eden belirtiler olması durumunda vakit kaybetmeden çocuk onkoloğuna başvurulmalıdır.

14 Haziran 2016

CANLI DESTEK