Kafein Bağımlısı mısınız?

Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Bölümü’nden Biyokimya Uzmanı Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kafein bağımlılığı” hakkında bilgi verdi. Kahve ve çayda bulunan en güçlü kimyasal bileşenin “kafein” olduğunu biliyoruz. Kafein, sizin de günlük yaşamınızın bir parçası haline mi geldi? Fakat günde 4 ile 7 fincan arasında değişen kahve tüketiminin, kişide huzursuzluk, sinirlilik, baş ağrıları gibi problemleri doğurduğunu biliyor muydunuz? Cevabınız “evet” ise, aşağıdaki yazıyı okuyun ve kafein tiryakiliğinizi tekrar gözden geçirin! Kafein, alkoloid grubunun azotlu organik bir bileşiğidir. Birçok bitkide bulunan kafeinin ölümcül dozu, 10 g’dır. Gereğinden çok kahve tüketimi bilinenin aksine, kişide uyarıcı etki yaratmaz; sinirsel uyarıların algılanmasında yavaşlamaya ve uyuşmaya neden olur. Kişide keyif verici bir hal yaratması, bağımlılık yapan özelliğinin temel kaynağıdır. Kafein, 200-400 mg alındığında dikkati artırır, yorgunluğu azaltır. Kafeinin uykusuzluğu giderme, direnci artırma, fiziksel, psikomotor ve intellektüel performansı artırma gibi etkileri de vardır. Kafein;
  • Merkezi sinir sisteminde uyuşukluk ve zihin yorgunluğu giderici etkisi vardır
  • Yüksek dozda konvülsiyon (sara nöbeti) oluşturur
  • Solunum sistemini uyarır, kalp atış hızını artırır
  • Hafif idrar söktürücü etkisi vardır
  • Kas, sinirler ve mide salgısını uyarıcı, metabolik hızı artırıcı etki yaratır
  • Orta düzeyde alındığında (200-300 mg) iştah artırır “Kafein ve Bağımlılık” Kafein, genellikle bağımlılık oluşturmaz. Ancak fazla kahve içenlerde ilaç bağımlılığının temel öğeleri ortaya çıkar. Yapılan denemelerde kafeinin fiziksel bağımlılık oluşturabildiği tespit edilmiştir. Bu durumda kafeinin kesilmesi, çevreye ilginin azalması, huzursuzluk, baş ağrısı, zihinsel konsantrasyonun azalması ve kaygı bozukluğu gibi etkilere neden olmuştur. “Ne Kadar Kafein?” Bu sorunun cevabı net değil. Her bireyin kafeine karşı toleransı eş olmayabilir. Kafein, vücuttan çok hızlı emilip dağılım gösterir. Vücutta veya dolaşımda birikmez, fakat alınımından saatler sonrası idrarla atılır. Bizim önerimiz bağımlılığınızı bir anda terk etmemek. Aksi takdirde, baş ağrısı, uyku hali, depresyon ve bulantı ortaya çıkar. “Gerçekten Zararsız mı?” Aşırı kafein alımı, hatta bağımlılık bile yeterince zararsız görünse de ciddi bir yan etkinin olduğunu unutmamalıyız. Kolalı içeceklerin metale verdiği zarar, deneysel olarak gösterilirken midemize verdiği hasarı hayal bile edemeyiz. Bu içecekler kafein bağımlılığını tetikledikleri gibi içerdikleri şeker veya tatlandırıcılarla da diyabet, koroner damar hastalığı, depresyon ve uykusuzluğa yol açabilir. “Susuzluğunuzu Gidermek İçin Su İçin” Susuzluğunuzu dindirmek üzere kafeinli içecekleri tercih etmek, idrar yapımını artırıcı etkileri nedeniyle, vücudunu sıvısız bırakacaktır. Bu nedenle susuzluğunuzu su içerek gidermek sağlıklı, kafeinsiz, kalorisiz, ucuz ve de kolay ulaşılabilir bir yöntemdir. “Tıpta Kafeinin Yeri” Özellikle prematürelerde henüz yeterince gelişimini tamamlayamamış akciğerlerin fonksiyonunu tam olarak yerine getirememesi nedeniyle solunum sıkıntısı olur. Kafeinin solunumu uyarıcı etkisinden faydalanarak tedavi etmek amacıyla bu tabloya sahip yeni doğanlara haricen kafein verilir ve verilen dozun uygunluğunu takip etmek amacıyla belli aralıklarda kafeininin ilaç takibi laboratuvar analizi ile yapılır.

    30 Nisan 2009

  • CANLI DESTEK