Kanserden Korunmak Mümkün Mü?

Kanser üzerine yapılan araştırmalar, bir kısım risk faktörlerinin hastalığın gelişmesini arttırdığını ortaya koymaktadır. Bu risk faktörlerinin bazılarından korunmak ise mümkündür.

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü uzmanları, “Kanserde risk faktörleri ve korunma yolları” hakkında bilgi verdi.

Unutulmaması gerekenler;

  • Kanser herkeste orta çıkabilir
  • Kanser hasara bağlı olarak oluşmaz
  • Kanser bulaşıcı değildir, fakat bazı virüs ve bakteri enfeksiyonları kanser riskini arttırabilir
  • Bir veya daha fazla risk faktörüne sahip olanlarda mutlaka kanser gelişecek değildir.
  • Bazı kişiler risk faktörlerine karşı daha duyarlıdırlar.

Yaş ilerledikçe kanser riski artıyor

Yaş, kanser gelişiminde en önemli risk faktörüdür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücutta anarşi yaratan hücrelere karşı vücudumuzun savunması yetersiz kalmakta bu ise kanser hücrelerinin çoğalmasını kolaylaştırmaktadır. Kanserlerin büyük bir kısmı 65 yaş ve üzerinde gelişmekte ise de, her yaşta kanser gelişebileceği unutulmamalıdır. Yaş ilerledikçe kanser riski artmaktadır. Kadınlarda meme ve üreme organlarına ait kanserler; erkeklerde prostat ve akciğer kanserleri ileri yaşlarda daha çok görülmektedir.

Sigara içilen ortamda bulunulması kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat arttırıyor

Kanserin yol açtığı tüm ölümlerin yüzde 30'u sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlıdır. Günde 1-10 adet sigara içmekle akciğer kanseri riski içmeyenlere göre yüzde 20 artarken, iki paket içildiğinde bu rakam yüzde 80'e varmaktadır. Öte yandan sigara içilmese bile sigara içilen ortamda bulunulması da (pasif içicilik) akciğer kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat arttırmaktadır. Yaklaşık 20 yıl günde bir paket sigara içmiş birinin akciğer kanserine yakalanma riski sigarayı bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde ancak yarıya inmektedir. Sigara içmeyi bırakmak kanser ve diğer kalp, damar ve akciğer hastalıklarının oluşma ihtimalini azaltmak için yapılabilecek en önemli korunmadır. Bu amaçla doktorunuza başvurduğunuzda sigarayı bırakma sırasında ihtiyacınız olacak psikolojik ve ilaç (nikotin bantları, sakızları) desteğini sağlayacaktır.

Sigaranın akciğer kanserleri başta olmak üzere boğaz, yemek borusu, mesane, pankreas, böbrek, rahim ağzı ve meme kanserlerinin oluşumunda çok önemli rol oynar. Tütünün içinde bulunan nikotinin yanı sıra nikel, kadmiyum, katran, monoksit, arsenik ve radon gibi çok sayıda kanserojen madde, p53 tümör baskılayıcı geni mutasyona uğratarak, kanserin oluşmasına neden olmaktadır. Pasif içiciler de risk altındadır. Çocuk kanserlerinin en önemli nedeni anne babanın sigara içmesidir. Hatta hamilelikte sigara kullanımı çocuk lösemilerinin en önemli nedenidir.

Kızartmalar ve yağlı yiyeceklerden kaçının

Beslenme düzenindeki yanlışlıklar, kansere zemin hazırlarlar. Yediklerimiz, yiyecekleri nasıl tükettiğimiz, hatta nasıl sakladığımız ve pişirdiğimiz dahi önemlidir. Çalışmalar yüksek yağ içerikli beslenme tarzının meme, bağırsak, prostat ve rahim kanseri riskini arttırdığını göstermektedir. Kızartma yağları kesinlikle tekrar kullanılmamalıdır. Yağlardan alınan kalori günlük kalori alımının yüzde 30'unu geçmemelidir.

Öte yandan lifli gıdalara ağırlık verilmeli, rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulmalıdır. Özellikle taze sebze ve meyveler ve son yıllarda ülkemizde de tüketimi giderek yaygınlaşan tam işlememiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Füme gıdalardan kaçınılmalıdır.

Uzak Doğu ülkelerindeki yüksek mide kanseri sıklığından isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Etleri pişirmede yeterince iyi yanmamış mangal ateşi kullanılması da bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden olmaktadır. Aynı risk yüksek miktarda nitrit içeren salam, sosis gibi şarküteri ürünleri için de geçerlidir.

Aşırı tuz tüketimi kansere zemin hazırlayabilir

Tuzun kendisi kanser yapmasa da, mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelerin etkisine ortam hazırlamaktadır. Yine tuzun bol miktarda kullanıldığı turşularda nitrozamin denilen maddeler kanser oluşmasında önemlidirler. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 oranında azaldığını göstermektedir.

“Fast food”a dikkat

Yapılan araştırmalar aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküvi çeşitlerinin, özellikle de çocuklara yönelik olanlarının, kanser açısından çok daha tehlikeli olabileceğini göstermektedir. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, yüksek ısıda pişmiş bisküviler, katkılı konserveler, yağlı ve iyice pişmiş et içerikli fast food’lar da tehlikeli yiyeceklerdir.

Küflenmiş gıdalar içerdikleri mantar zehirleri ile karaciğer kanserine neden olabilmektedir.

Sebze ve meyveler iyi yıkanmalı

Tarım ilaçlarının özellikle bilinçsiz kullanımı birçok kanser türü için risk faktörüdür. Üstelik bu tarım ilaçları sebze meyveleri yıkamakla da çıkmamaktadırlar. Kabuklarını ayıklasanız da çekirdeklerine kadar girdiği için büyük bir tehlike arz ederler. Dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı gelmektedir.

Sürekli kırmızı et yiyen kişilerin kanser olma riski, ayda bir kez kırmızı et yiyenlere göre 2.5 kat daha fazladır. Protein ihtiyacını karşılamak için kırmızı et yerine balık, tavuk, hindi etinin tercih edilmesi gerekir.

Obezite de önemli bir risk faktörü

Fiziksel aktivitenin azalması ve şişmanlık, kanser türlerinde artışına neden olur. Bilimsel çalışmalar meme, rahim, barsak, yemek borusu ve böbrek kanserlerinde şişmanlığın bir risk faktörü olduğu göstermektedir. Bu risk artışı şişmanlığa bağlı olarak östrojen artışı ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle özellikle şişmanlığın engellenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması kanserin oluşumunun engellenmesinde önemli bir faktör olarak kabul edilir.

Alkol bağımlılığı tehlike çanı anlamına geliyor

Kronik alkol bağımlılığı, başta karaciğer kanseri olmak üzere, özellikle sigara ile birlikte tüketildiğinde ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak ve mide kanserine neden olabilir. Eğer içkiden vazgeçemiyorsanız kendinizi günde 2 kadehle sınırlamalı ve sigarayı da bırakmalısınız.

Beslenme alışkanlıklarınız değiştirin

Ulusların beslenme alışkanlıklarını ve belli kanserlerin görülme sıklığını dikkate alınarak yapılan çalışmalar, yüksek yağ ve protein, düşük lif içeren gıdalar yenmesinin kalın bağırsak, meme, rahim, pankreas ve prostat kanserleri riskini artırdığını ortaya koymuşlardır. Yanlış beslenmenin bütün kanserlerin yüzde 35'inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır. İdeal bir diyet, dengeli ve her gün en az 5 öğün sebze ve meyve, hububat, ekmek, tahıl (gerekli liflerin sağlanması için) ve düşük yağ içeren yiyeceklerin alınması oldukça önemlidir. Fazla yağlı gıdalarla beslenme, alkol kullanımı, menopoz sonrası kilo almak meme kanseri riskini arttırmaktadır. Bebekleri emzirme, genç yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapmak ve bazı vitaminler meme kanserinden korunmada faydası olabilir.

Diyet ile yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmeyen insanların kansere yakalanma oranı, tüketenlere göre iki kat daha fazladır.

Bazı vitaminler, belirli kanserlere karşı koruyucu etki gösterebilir. Buna rağmen vitaminlerin doğal kaynaklardan alınması tercih edilmelidir. Yüksek yağlı diyetler meme, rahim ve prostat kanseri ile bağlantılı olabilmektedir. Yüksek oranda soya içerikli yiyeceklerin tüketilmesi, insanlarda meme, bağırsak ve prostat kanserine karşı koruyucu olabilir. Bu durumun soya içeriğinde bulunan “Genisteine” adlı maddenin kanser hücre büyümesi için gerekli proteinlerin üretimini engellemesine bağlanmaktadır.

Ultraviyole ışınları ve radyoaktif maddeler: Ultraviyole radyasyon; güneş, solaryum deride erken yaşlanma ve hasar oluşturarak cilt kanserine neden olabilir. Cilt kanserinden korunmak için özellikle çocukluk çağında düzenli güneşten koruyucu krem kullanmak, güneş ışınlarının en tehlikeli olduğu saatlerde (11:00-15:00 arasında) güneşe çıkmamak, şapka, uzun kollu giyecekler giyerek güneşten korunmak gerekmektedir. Cildinizdeki benlere dikkat etmeli, herhangi bir büyüme, ciltten kabarıklık, renkte koyulaşma veya sınırlarında düzensizlik fark edildiğinde beklemeden uzman doktora başvurmak

Pillere dikkat

Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu önemli bir neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek çok madeni yeryüzüne çıkarmakta, ne var ki aslında yeryüzünde bulunmaması gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırmada aynı duyarlılığı göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan "piller" bunun en basit örnekleridir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı ozon tabakasının incelmesi ve mesleki faktörleri de işin içine kattığımızda yüzde10'u bulmaktadır. Stratosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini artırmıştır ve ultraviyolenin cilt kanserine neden olucu etkisi kesindir.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK