Karaciğer Tümörlerine Girişimsel Uygulamalar

Karaciğer kanserlerinin tedavisinde kullanılan girişimsel radyolojik uygulamalar, yüksek doz radyasyonun komşu organ ve dokulara zarar vermeden tümöre doğrudan etki etmesine yardımcı oluyor.

Cerrahi, medikal ve radyolojik girişimler kanser tedavisinde önemli bir yer tutuyor. Bu alanlarda yapılan çalışmalar hastaların en az yan etkiyle, en yüksek tedavi oranına ulaşmasını amaçlıyor. Karaciğer tümörlerine uygulanan Yittrium 90 Mikrosfer tedavisi de bunlardan biri. Klasik radyoterapi tedavisi yerine bir kateter yardımıyla karaciğerdeki tümöre direkt olarak yüksek doz radyasyon verilmesi esasına dayanan yöntem, birtakım olası yan etkilerin görülme oranını da düşürüyor. Bu tedavi hakkında merak edilenleri Memorial Şişli Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Barbaros Çil’den öğrendik.

Kanser tedavilerinde girişimsel radyoloji uygulamalarının önemi nedir?

Kanser tedavisinde girişimsel radyolojik uygulamaların çeşitleri ve bunların etkinliği son yıllarda gelişen teknolojiyle beraber giderek artıyor. Bu tedavilerin başında ciltten görüntüleme kılavuzluğunda tümörün içine yerleştirilen bir iğne ile tümörü yakma olarak tanımlanabilecek olan radyofrekans (RF) ve mikrodalga (MW) ablasyon tedavileri, kan damarlarından anjiyografik tekniklerle tümöre ulaşarak hem tümörün beslenmesini kesecek şekilde damarları tıkayan, hem de aynı zamanda tahrip etmek için yüksek doz kemoterapötik veya radyoaktif izotop yüklü ilaçların verildiği kemoembolizasyon ile radyoembolizasyon (Yittrium 90) tedavileri geliyor. Erken evre küçük tümörlerde tam tedavi sağlayabilen bu yöntemler, ileri evrede olmasına nedeniyle diğer tedavilerin uygulanamadığı hastalarda ise tümörün yayılmasını yavaşlatmak, durdurmak ya da tümörü küçültmek amacıyla kullanılabiliyor.

Yittrium 90 tedavisi, diğerlerinden hangi özellikleriyle ayrılıyor?

Radyoembolizasyon ya da selektif internal radyoterapi (SIRT) olarak da bilinen bu tedavi yöntemi, temel olarak karaciğerdeki bir tümöre atardamarlar yoluyla ulaşılıp, dışarıdan verilemeyecek kadar yüksek doz radyasyonun, mikroküreciklere yüklü Yittrium 90 radyoizotopu enjekte edilerek verilmesi, bu sayede de tümörün canlılığının ortadan kaldırılması esasına dayanıyor. Yittrium 90 tedavisi iki basamakta uygulanıyor. Birinci basamakta hastanın karaciğer atardamarlarının ayrıntılı olarak belirlenmesi, mide-bağırsak sistemi ile bağlantılı damarları varsa bunların tıkanması sağlanıyor. Ardından asıl Y90 radyoaktif ilacı taklit eden bir test ilacı karaciğer içine verilerek, esas tedavinin test edildiği hazırlık anjiyografisi tamamlanıyor. Hazırlık anjiyosu için hastanın hastanede yatmasına gerek olmuyor. İşlem sonucu karaciğer damar yapısının bu tedaviye uygun olduğunun anlaşılması halinde, hastaya uygun tedavi dozu nükleer tıp doktoru tarafından hesaplanarak esas tedavi günü belirleniyor. Genellikle hazırlık anjiyosundan yaklaşık 7-10 gün sonra ikinci basamak işlemde tedavi karaciğer içine, yine anjiyografik yolla veriliyor.

Bu yöntemle hangi hastalıklar tedavi ediliyor?

Günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisinde kullanılıyor. Bu hastalıklar arasında karaciğerden kaynaklanan tümörler ya da kalın bağırsak, meme, mide ve benzeri tümörlerin karaciğere yaptığı metastazlar yer alıyor.

Yittrium-90 tedavisi için kimler uygun?

Tedaviye uygun hasta grubunu mevcut tümöral hastalığı karaciğer ile sınırlı olan, karaciğerin dışında önemli bir tümör odağı bulunmayan hastalar oluşturuyor. Bunun dışında yapılan hazırlık anjiyosunda da hastanın tedaviye uygunluğu değerlendiriliyor.

Tedavi ekibi kimlerden oluşuyor?

Bu tedaviyi girişimsel radyoloji ve nükleer tıp uzmanları birlikte uyguluyor. Radyoizotop dozunun hazırlanmasını nükleer tıp bölümü, anjiyografik işlemleri de girişimsel radyoloji yapıyor.

Nasıl uygulanıyor?

Tedavinin uygulaması, diğer anjiyografik işlemlere benzer şekilde kasık atardamarından girilerek yapılıyor. İşlem sırasında fazla bir ağrı, sızı olmamakla beraber anestezi doktoru tarafından damardan, intravenöz sedasyon olarak adlandırılan hastayı rahatlatıcı ilaçlar veriliyor.

Tekrarlamak gerekiyor mu?

Karaciğere verilebilecek toplam ışın dozu belirli. Bu sınırlar aşılmamak kaydıyla, kısıtlı bir şekilde tekrarlanabiliyor.

Bu tedavi de bir tür radyoterapi mi?

Evet ama dışarıdan uygulanan klasik radyoterapide cilt yanığı, komşu organ ve dokularda oluşan hasarlar nedeniyle belli dozlar aşılamıyor. Yittrium 90 tedavisinde ise dışarıdan verilemeyecek kadar yüksek tümör içi dozlara ulaşılabiliyor.

Hastaların hastanede ne kadar kalması gerekiyor?

Karaciğer kanseri olarak adlandırılan hastalıklar iki ana gruba ayrılıyor. İlk grupta karaciğerin kendi dokusundan kaynaklanan, kaynağın bu organ olduğu kanserler yer alıyor. İkinci grupta ise kaynağın karaciğer dışında olduğu ancak organın dışarıdan gelen sıçramalar ve yayılım nedeniyle tutulduğu vakalar bulunuyor. Bu grupta meme, bağırsak, mide, pankreas ve benzeri çok farklı tümörler olabiliyor. Hastaların sayısı, birinci gruba göre daha fazla oluyor. Her iki hasta grubunda da tedavi başarıyla uygulanıyor. Cevap soruyla uyumlu değil. Tedavi günü 1 gün hastanede yatış gerekiyor. Hasta ertesi gün taburcu olabilir.

Riskler en aza düşürülüyor

Yittrium 90 tedavisi uygulanan hastaların çoğunda yaklaşık bir hafta süren halsizlik, hafif ateş gibi şikayetler görülüyor. Karaciğer içine damar yoluyla verilen radyoizotop yüklü mikrokürecikler karaciğer dışına, mide-bağırsak damarlarına kaçarsa bu bölgelerde ülser gelişimine neden olabiliyor. Bu risk oldukça düşük olsa da önlem olarak hazırlık anjiyosunda karaciğer damarları ile mide-bağırsak arasında saptanan bağlantı damarlarının istemli olarak kapatıldığını belirten Prof. Dr. Barbaros Çil, “Böylece verilen test dozu ile karaciğer dışına çıkış olmadığı teyit ediliyor. Çok nadir olarak da verilen radyasyona bağlı olarak karaciğer yetmezliği görülebiliyor. Bunun olmaması amacıyla karaciğer için belirlenen radyasyon dozu üst sınırlarına titizlikle uyulması gerekiyor” diyor.

16 Aralık 2015

CANLI DESTEK