Mamografi Hayat Kurtarıyor

Erken tanı meme kanseri tedavisinde başarının birinci şartını oluşturuyor. Bu nedenle hayat kurtaran erken tanı yöntemlerini bilmek ve ihmal etmemek büyük önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Radyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ergin Sağtaş meme kanseri tanısında kullanılan görüntüleme yöntemleri mamografi ve ultrasanografi hakkında bilgi verdi.

“Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür ve kadınlarda kansere bağlı ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır.” diyen Uz. Dr. Sağtaş, kanserin tanı ve taramasında kullanılan mamografi için “Memenin filmini çeken özel bir cihazdır. Çekim sırasında düşük doz x-ışını kullanılmaktadır.” diyerek ultrasanografi gibi diğer tanı yöntemlerinin genellikle mamografiyi tamamlayıcı olarak kullanıldığını belirtti.

40 yaşından sonra 1 ya da 2 yılda bir mamografi yaptırın!

Uz. Dr. Sağtaş, “Mamografi meme kanserinin erken tanısında “altın standart” olarak kabul edilmektedir.” dedi ve tarama amaçlı yapılan mamografi ile hedefin hiçbir yakınması olmayan ve muayenede ele gelmeyen kitlelerin tespit edilmesi olduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi: “Bu sayede tümör erken evrede yakalanabilmekte ve hastanın tedavi şansı artmaktadır. Tarama mamografisinde incelemeye başlama yaşı konusunda farklı görüşler bildirilmekle birlikte, risk faktörü bulunmayan kişilerde 40 yaşından itibaren 1 ya da 2 yılda bir kez mamografi çekilmesi önerilmektedir. Daha genç yaşlarda tarama ise ailesi ve yakın akrabalarında meme kanseri saptanan ve yüksek risk grubundaki kadınlarda uygulanabilir. Meme dokusunun yoğunluğu nedeniyle genç bayanlara ek olarak ultrasonografi incelemesi de yapılmalıdır.”

Mamografide dijital dönem…

Görüntüleme yöntemlerindeki teknolojilerin ilerlemesiyle dijital mamografinin, hızla klasik mamografinin yerini aldığını söyleyen Uz. Dr. Sağtaş, böylelikle klasik mamografiden farklı olarak görüntülerin dijital ortamda elde edilebildiğini belirtti ve dijital mamografinin avantajlarını şu şekilde anlattı: “Dijital mamografi ile hem daha kısa sürede çekim tamamlanmakta hem de yanlış doza bağlı tekrar çekimler önlenebilmektedir. Bunun yanı sıra daha yüksek görüntü kalitesi elde edilebilmekte ve küçük lezyolar ve milimetrik kireçlenme odakları (mikrokalsifikasyon) daha kolay tespit edilebilmektedir. Ayrıca elde edilen görüntüler dijital ortamda saklanabilmekte ve taşınabilmektedir.”

30 Ocak 2012

CANLI DESTEK