Meme Operasyonları

“Kadın vücudundaki en duygusal organın meme olduğunu düşünüyorum, çünkü kadına kimliğini verir, bebeğin yaşam kaynağıdır, anneliğin sembolüdür. Ayrıca bedenin o hayranlık verici siluetinin oluşmasını sağlar. Bu yüzden memedeki herhangi bir hastalık veya şekil bozukluğu kadının duygularını derinden sarsmaktadır.” diyen Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Deniz İşcen, meme estetiği ve meme operasyonları ile ilgili bilgi verdi.

“Dünyada her sekiz kadından biri meme kanseri oluyor” haberleriyle, korku içinde yaşamakta olan kadınlara bu hastalıktan kurtulmanın mümkün olduğu anlatılırken memenin yeniden yapılarak fiziksel ve duygusal eksikliğin giderilebildiği konusunun yeterince anlatılmaması meme tedavisinde bir eksikliktir. Memesi alınmış birçok kadın yeniden meme yapılabildiğinden habersizdir.

Sadece habis hastalıklar değil, iyi huylu meme kitlelerinin çıkarılmasından sonra oluşan şekil bozukluklarını düzeltmek de mümkündür. Memede çıkartılan dokunun yerine kaydırılacak meme dokusu çoğu zaman mevcuttur. Olmasa da diğer plastik cerrahi yöntemleri ile bu doku sağlanabilir.

Kadınların bu kadar önem verdiği meme ya çok büyük olursa?

Kilolarca memeyi gün boyu boynuna asılmış bir torba gibi taşıyan, geceleri yatarken bu nedenle rahatsızlık çeken kadınların durumunu anlamak çok zor belki. Bunun için bu büyüklükte bir torbayı boynunuza asarak sürekli yaşamanız gerek.

Tıbbi açıdan bakıldığında, içinde gelişen küçük bir tümörü gizleyecek ve geç belirti verecek büyük memelerde herhangi bir hastalığın erken tanısı zordur. Ayrıca hastalar boyun ve bel ağrıları, hatta boyun fıtığı ve meme altında oluşan pişiklerden yakınarak doktorlara müracaat ederler.

Bu durumda plastik cerrahlar memeleri küçültmek için imdada yetişirler. Genellikle uygulanan teknik meme başı ve areolada çevresel bir kesi ile buna eklenen dikey bir kesi ile yapılan ameliyattır, buna bazen yatay kısa bir çizgi de gerekli olur. Uygulanan dikey çizgili (vertikal) mamoplasti sonrası meme şeklinin hastayı mutlu ettiğini, yara izinin ise hastayı rahatsız etmediğini görmekteyiz. İlk haftayı kontrollerle geçirdikten sonra yara iyileşmesinin tamamlandığı yirminci güne kadar hastayı takip etmekteyiz. Hastalarımız altı ay ve bir yıllık geç kontrollere gelmeyecek kadar mutlu oluyorlar ama biz onları daha sonraları da görmek isteriz.

Memesi küçültülen hastaların doğum yapması ve süt vermesi mümkündür. Geçirilecek hamilelik memeyi bir ölçüde tekrar büyüterek şeklini biraz bozabilir. Doğurganlık yaşını geçmiş ve çok büyük memelerde ise farklı bir teknik kullanarak meme başını yeni yerine serbest doku nakli şeklinde aktarabiliriz. Bu durumda daha fazla doku çıkarılabilir. Teorik olarak , bu teknikle yapılan ameliyatlarda meme başı emzirme fonksiyonunu kaybeder, zaten bu nedenle sadece ileri yaş grubunda bu teknik tercih edilir.

Kadınların yaşadığı bir başka sorun ise ergenlik çağında memenin az gelişmesi veya hiç gelişmemesidir.Hormonal nedenlerde oluşan bu durum hastanın bu açıdan incelenmesini gerektirir. Bir sorun saptanmamışsa yapılacak işlem meme protezi ameliyatıdır.Bilindiği gibi günümüzde çok güzel meme protezleri vardır ve bunlar kısa bir ameliyatla bedene yerleştirirlir. Bir süre sonra beden protezi kendi parçası gibi algılar.Ömür boyu kalabilen , sorun yaratmadıkça değiştirilmesi gerekmeyen bu protezler içinde sıvı silikon vardır.Çeperi katı silikon ve üzerinde poliüretan ince bir kaplamadan oluşur.İnsan vücuduna giren her yabancı cisimde olduğu gibi vücudun oluşturduğu kapsül dokusu zamanla protezi sarar . Ameliyat sonrasında yapılacak masajlar oluşan kapsülü genişleterek ileride buna bağlı sorunlara engel olur. Meme protezi ile ilgili başka bir sorunla pek karşılaşmamaktayız .

İki memenin birbirine eşit olmadığı durumlarla sık görülür.Aslında hemen her kadının iki memesi birbirinden farklıdır , bu fark en az olduğunda hastayı rahatsız etmez .Rahatsızlık verecek boyutlardaki farklar ise plastik cerrahini tüm yöntemleri kullanılarak düzeltilebilir. Bunlar arasında en basiti küçük olan tarafa yağ enjeksiyonudur. Hastanın kendi vücudundan alınacak yağ bir işlemden geçirildikten sonra meme bölgesinde deri altına veya meme arkasındaki kasın üstüne verilir. Meme bezi içine yağ enjeksiyonu asla yapılmamalıdır. Çünkü ileride çekilebilecek mamografilerde yanıltıcı görüntüler verebilir.Yağ enjeksiyonu ile kazanılacak hacim çok azdır , ancak meme üst iç kısmına hafif dolgunluk verilmesi, asimetriler veya meme onarımından sonra oluşan eşitsizliklerde yararlı ve kolay bir yöntemdir. Doku kesilmesi olmadığı için yara izi de kalmaz.

Doğuştan bir memenin hiç gelişmediği durumlarla da karşılaşmaktayız , hatta bu hastalarda göğüs kası (pektoral kas) da gelişmemiş olabilir ve el parmakları arasında yapışıklık vardır .Bu durum tıpta Poland Sendromu olarak adlandırılır. Yine plastik cerrahi yöntemleri ile düzeltilmesi mümkündür.

Plastik cerrahi yöntemlerinden bahsederken , genel olarak doku eksikliklerinde kullanılan kas-deri flabı yöntemleri meme bölgesinin eksikliklerinde bu dokuyu tamamlayıcı bir rol oynadığını belirtmek gerekir. Memesi alınmış hastalarda , ameliyat bölgesinde oluşmuş radyoterapi hasarı , aşırı sertlik vb gibi durumlarda bu bölgeye hastanın sırt yan bölgesindeki kas-deri flabının taşınması veya karında doğumlardan sonra kalan fazla deri ve yağ dokusunun rektus kası ile birlikte meme bölgesine yerleştirilip şekillendirilmesi ile doğal görünümlü memeler elde edilmektedir. Meme onarımı konusunda en kolay uygulanan yöntem ise deri genişletme ile yapılan ameliyatlardır. Bu amaçla kas ve deri altına yerleştirilen doku genişletici silikon protez birkaç ayda şişirilerek fazla deri elde edilir , daha sonra bunun altına meme protezi yerleştirilerek meme başı da yapılır. Bu ameliyatlar seanslara bölünerek yapılan bir dizi ameliyattır, hasta ile hekimin iyi anlaşarak birlikte uzun bir yolculuğa çıkması gibidir. Yani sonuç altı ay- bir yıl arasında alınır.

Kadın bedeninin simgesel organı meme, asla ihmal edilmeyecek bir organdır. Kadınlar ve hekimler olarak memeye hak ettiği saygı ve özeni göstermeliyiz. Memeye yaklaşım ve tedavisinde hekimin cinsiyetinin bir önemi olmasa da hasta ile empati kurabilmek ve duygularını anlayabilmek açısından plastik cerrahın kimliğinin önemine inanmaktayım.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK