Metabolizmanızı Kışa Hazırlayın

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü Uzmanları,“Metabolizmanın kışa hazırlanması” hakkında bilgi verdi. Sonbahar ve kış aylarında vücut soğuğa karşı direncini korumak için çok fazla enerji harcamaz ve metabolizmanın çalışma hızı düşer. Sürekli yeme ihtiyacının duyulduğu bu dönemde, diyet yapmak güçleşir ve hareket azalır. Ancak sağlıklı bir kış dönemi geçirmek isteyenlerin kilo kontrolü ve fiziksel aktivitelerine dikkat etmesi gerekir. YAPILMASI GEREKENLER:

  • Düzenli spor yapmak; özellikle tempolu yürüyüşler, bisiklete binmek, yüzmek mutluluk hormon salgısını arttırarak bu geçiş süresince sizi rahatlatacaktır.
  • İyi bir kahvaltı ile güne başlamak sizin hem direncinizi koruyacak hem de diyetin yapılabilirliğini artıracaktır.
  • En az beş-altı öğünden oluşan bir beslenme programı uygulamanız metabolizma hızınızın yavaşlamasını engelleyecektir.
  • Hastalık riskinin arttığı bu dönemde, yeterli oranda sebze ve meyve tüketmeye özen göstermeniz gerekmektedir. Soğuk algınlığından korunmak için; antioksidan içeriği açısından yeşil yapraklı sebzeleri (ıspanak, roka, tere gibi) tüketin. Meyve alımını günlük 4-5 porsiyonda tutun. Portakal, mandalina, nar, kivi tüketin.
  • Bu dönemde sıvı alımınızı artırmaya özen gösterin. Günde 2-2,5litre su tüketmenizi öneriyoruz. Su alımıyla birlikte ekinezya, yeşil çay, kuşburnu, ıhlamur, rezene, anason ve kekik çaylarını soğuk algınlıklarından korunmak için içebilirsiniz. Kış aylarında vücut ve metabolizma kendini koruma altına almıştır ve daha yavaş çalışmaya başlar. Kışın yeme ihtiyacı artan kişi çok fazla karbonhidratlı yiyecekler yeme ihtiyacı duyar. Bu yüzden bu dönemde dikkat edilmezse kilo artışı kaçınılmaz hale gelir. Kış aylarında hem sağlık problemi yaşamamak hem de kilo artışını engellemek için yapılması gerekenler:
  • Kış hastalıklarından korunmak, savunma mekanizmamızı güçlendirmek için de A ve C vitamininden yeterli beslenmek gerekir. Kış sebzeleri ve meyveleri de bu konuda bize yeterli oranda A ve C vitamini sağlayacaktır.
  • Narenciye ( portakal, mandalina, greyfurt ) , havuç, kivi, lahanagiller ( karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası ) , yeşil yapraklı sebzeler (maydanoz, tere, ıspanak ) A ve C vitamininden zengin besinlerdir.
  • Meyve sularından çok meyveyi direkt tüketmek, C Vitamininden daha fazla yararlanmamızı sağlar.
  • Salata ve sebze yemeklerini ana öğünlerimizde mutlaka bulundurmalı, günde en az 2-3 porsiyon mevsim meyvelerinden tüketmeye özen göstermeliyiz.
  • Magnezyum, selenyum ve çinko da bağışıklık sistemimizde etkili minerallerdir. Magnezyum ve çinko buğdayın embriyo kısmında bol miktarda bulunur bu yüzden beslenmemizde tam taneli ekmekleri tercih etmemizde fayda vardır.
  • Çinko ve selenyumu bol içerdiği için balığa soframızda sıkça yer vermek, yağlı tohumlar (fındık, ceviz, keju) hem omega-3 kaynağı hem de antioksidan mineraller acısından zenginliği açısından beslenmemizde yer almalıdır.
  • Fiziksel aktivitenin azalmasına bağlı olarak kabızlık sorunu kendini gösterebilir. Bu nedenle kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna / pirinç / erişte / un) ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Günde 10 - 14 bardak su içilmesi de kabızlığı önlemeye yardımcı olacaktır.
  • Tatlı tüketiminden kaçınmak, yenildiği taktirde tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, lokma ve tulumba gibi ağır tatlılar yerine; sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha sağlıklı olacaktır.
  • Uzun süreli açlıklardan kaçınılmalıdır. Enerji ihtiyacının karşılanması için fast-food ya da yağdan, şekerden zengin gıdalara yönelilmemelidir.
  • Kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınmak, ekmeğe yağ sürmemek, zeytinyağı bile olsa aşırı miktarda kullanmamak önemlidir.
  • Mineral içeriği açısından kuru meyveler de beslenmenizde bulunmasına özen göstermeniz gerekmektedir.
  • Yemeklerde kullanacağınız sıvı yağın yararlılığı açısından yağı yemeğe piştikten sonra ilave etmeyi tercih edin.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK