Osteoporoza Karşı

Osteoporoza Karşı Düzenli Kemik Taraması Yaptırın

50 yaşın üstündeki kadınların %30’unda görülen “osteoporoz” yani “kemik erimesi”, özellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen hastalık için ileri yaş ve hareketsizlik risk oluşturur. Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. Feride Ekimler Süslü “osteoporoz” hastalığı ve tedavileri hakkında bilgi verdi.

Yaş ilerledikçe osteoporoz riski artar!

Uz. Dr. Süslü; “Osteoporoz”un, ilerleyen yaşla birlikte, kemik kütlesi yoğunluğundaki azalmadan kaynaklandığını dile getirerek, “Kemik erimesi; kemik kütlesinde ilerleyici azalma, kemik yapısında bozulma, kemik kırık riskinde artış gibi farklı şekillerde ortaya çıkan sistemik bir iskelet hastalığıdır” dedi. Kemik erimesinde yaş faktörünün önemine de değinen Uz. Dr. Süslü; “Kemik miktarı 20-30 yaşına kadar artmakta; 50 yaşından sonra ise azalmaya başlamaktadır. Özellikle 50-65 yaş arası kadınlarda, kemiklerde erimeye daha sık rastlanırken; 65 yaş sonrası, erkekleri de en az kadınlar kadar etkileyebilmektedir. Çocukluk döneminde görülen Osteoporoz ise; genelde altta yatan bir başka hastalık sonucu gelişebilmektedir” şeklinde konuştu.

Hareketsizlik kemik erimesini tetikler

Uz. Dr. Süslü, kemik “osteoporoz”un risk faktörleri ile ilgili şunları söyledi; “Erken menopoz, D vitamini ve kalsiyum eksikliği, aşırı alkol, sigara ve kafein tüketimi, genetik yatkınlık, şeker hastalığı, tiroid bezinin fazla çalışması, mide-bağırsak operasyonları, hareketsizlik, felç ve bazı iltihabi romatizmalar, hastalığı tetikleyen etkenler olarak sıralanabilir. Ayrıca, uzun süre kortizon kullananlarda; zayıf, açık tenli ve renkli gözlü kişilerde de “osteoporoz”un görülme sıklığı artar.”

Sinsice ilerleyen hastalık yaşam kalitesini düşürüyor

Kemik erimesinin, kırık olmadığı sürece, ağrısız ilerleyen sinsi bir hastalık olduğunu söyleyen Uz. Dr. Süslü “Hastalık, kemik yoğunluğu ölçüm işlemi ile teşhis edilmektedir. Hasta, aktivitelerinin zamanla azalması ve kronik ağrıları nedeniyle, çevresindekilere bağımlı hale gelebilir. Kemiklerde şekil bozuklukları oluşmakta, hastanın yaşam kalitesi ve psikolojisi olumsuz etkilenmektedir. Bu hastalarda omurga kırıkları, kalça ve ön kol kırıkları da sıkça görülebilmektedir” diye konuştu.

Osteoporozda erken tanı kemik kırılmalarını önler

Uz. Dr. Süslü osteoporozda başarılı bir tedavi için erken tanının önemine değindi ve düzenli kemik yoğunluğu ölçümlerinin altını çizdi: “Menopoz sonrası ilk 5 yıl, kemik erimesinin en yoğun görüldüğü dönemdir. Bu dönemde taramaların sıklıkla yapılması gerekir. 5 yılın sonunda ise iki yılda bir kemik yoğunluğu ölçümü osteoporoz riskine karşı koruyucu bir önlemdir. Bu sayede hastalığın neden olabileceği kırıklar da önlenebilir. Doktor kontrolünde ilaç tedavisinin yanı sıra; doğal yollarla alınan kalsiyum ve D vitamini hastalığın tedavisinde önemli bir yer tutar. Düzenli fiziksel aktivitenin de kemik sağlığı üzerinde olumlu etkisi vardır. Kemik kitlesindeki kaybı yavaşlatan egzersizler, osteoporoz sonucu oluşabilecek duruş bozukluklarını da engeller.”


27 Nisan 2011

CANLI DESTEK