Özel Bakım Gerektiren Gebelikler

Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Koordinatörü Op. Dr. Cihangir Yılanlıoğlu “Olası tehlike oranlarının yüksek olduğu ve hekimler tarafından yakından takip edilmesi gereken gebelikler” hakkında bilgi verdi.

Gebeliğin ilk gününden itibaren yapılan düzenli kontroller, sağlıklı bir gebelik ve doğumun en önemli anahtarıdır. Anne adayının özel bakıma ihtiyacı olduğu, tehlike oranları yüksek olan gebelikler, bu düzenli takipler sırasında ortaya çıkabilir.

Rh Uygunsuzluğu

İlk kontrolde, anne adayının kan grubuna bakılarak Rh negatif mi yoksa pozitif mi olduğu belirlenir. İnsanların yaklaşık % 15’inin Rh faktörü negatiftir. Anne adayının kan grubu Rh negatif olsa bile sorun, bebeğin kan grubu Rh pozitifse ortaya çıkabilir. Kan uyuşmazlığı denen bu durumdan ilk doğan bebek etkilenmez, ancak daha sonraki gebeliklerde sorun çıkabilir.

Tedavisi için yapılacaklar; Kan grubu Rh negatif olan tüm kadınlara doğum öncesinde, herhangi bir haftada kanama olursa veya her halükarda (genellikle de 28. ya da 34. haftalarda) anti-D denen koruyucu bir iğne yapılmasıdır. Bu enjeksiyon, gebelik sırasında geçirilen herhangi bir kanama durumunda ve kan grubu Rh pozitif bebeğin doğumunun ardından da uygulanarak sonraki gebeliklerin sorunsuz geçmesi amaçlanır.

Kansızlık

Dünyada her üç kadından biri kansızlık problemi ile karşı karşıyayken, bu sorun gebe kadınların % 50’sinde görülmektedir. Bunun sebebi genellikle demir eksikliğidir. Gebelik öncesinde düzeltilmesi gerekir, çünkü gebelik sırasında da demir ihtiyacı doğal olarak artmaktadır.

Belirtileri; çarpıntı, çabuk yorulma, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık, dudak içi, avuç içi, tırnak yatakları ve göz diplerinde solmadır. Demir eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olur.

Dikkat edilmesi gereken hususlar; beslenme düzenini demir açısından zengin besinlere dayandırarak bu sorunu baştan çözmek gerekmektedir. Gebelik sırasında sigara içilmemesi, yemeklerle birlikte çay içilmemesi, taze meyve tüketimine önem verilmesi ve düzenli gebelik kontrollerinin yapılması da dikkat edilmesi gerekenler arasındadır. Hamilelik döneminde, kansızlık olmasa da 16’ıncı haftadan sonra demir alınması gerekir.

Şeker Hastalığı (Diyabet)

Diyabetli anne adaylarının sağlıklı bir bebek dünyaya getirmelerinde bir engel yoktur. Ancak hastanın dikkat etmesi gereken bazı kurallar vardır. Gebelik döneminde diyabet sorunu yaşayan anne adaylarının sürekli kontrol altında olması, hatta gebe kalmadan birkaç ay öncesinden kontrol ve takiplerin başlaması gerekmektedir. Bazı durumlarda da gebelik sırasında diyabet ortaya çıkabilir. Bunun içinde 24 – 28. haftaları arasında yapılan tarama testleri ile gebelik diyabeti (GDM) teşhisi konur. Bu gibi durumlarda kan şekerini ideal hale getirebilmek için genellikle doktor tarafından hazırlanan diyet programı yeterli olur, ancak bazen insülin tedavisine başlanması gerekebilir. Bu sırada anne adayı mutlaka bir kan şekeri ölçüm cihazı edinmeli, kan şekerini her öğünden önce, öğünlerden 2 saat sonra ve yatarken ölçmelidir.

Rahimağzı Yetersizliği

Normalde rahim ağzı, doğum başlayana kadar kapalı kalır. Büyüyen rahim ve bebeğin baskısı ile rahim ağzının erken açılması durumuna “Rahim Ağzı Yetersizliği” denmektedir. Tekrarlayan düşükleri olan kadınlarda rahim ağzı zayıflığı görülebilmektedir. Bunun başlıca nedenleri; rahim ağzının genetik zayıflığı, daha önceki doğumlar sırasında rahim ağzının yırtılması, travmatik kürtaj ve düşüklerdir.

Tanısı; belirgin rahim ya da vajinal kanama olmadan konabilmektedir. Rahim ağzının incelip silinmesi ve açılmasının ardından gerçekleşen düşükler görüldüğünde; Rahim Ağzı Yetersizliği tanısı konur. Anne adayı bir önceki gebeliğinde böyle bir sorunla karşılaştıysa 2. üç ayın başında serklaj (rahim ağzına dikiş) uygulanabilir. Bu cerrahi işlemden sonra belli bir süre yatak istirahatı önerilir. Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde, ultrasonla takip sonrasında, ancak gerekli olduğu takdirde bu işlem uygulanmaktadır.

Preeklampsi

Gebeliğin ikinci yarısında görülen bir sorundur. Halk arasında “gebelik zehirlenmesi” olarak da bilinir. Anne adayında yüksek tansiyon (14-9), ödem ve idrardaki bir protein olan albumin’in artışı ile kendini gösterir. Preeklampsi, çok ileri safhalara dek dikkat çekmeyebilir. Bu yüzden gebelik sırasında her muayenede tansiyon ölçülmesi son derece önemlidir. Tansiyonu ölçülecek olan anne adayı ölçüm öncesinde 5 dk kadar dinlendirilmelidir.

Gebeliğin 20. haftasından sonra kısa süre içerisinde aşırı kilo artışı, dizin alt kısmında oluşan ödem gibi belirtiler görüldüğünde, anne adayı vakit kaybetmeden doktoruna başvurmalıdır.

Preeklampsi için gerçek anlamdaki tek tedavi doğumun gerçekleşmesidir. Anne adayına yatak istirahatı önerilir. Koşullar uygun hale geldiğinde gebeliğin daha fazla uzatılmaması, akciğer gelişimini tamamlamış ve dış dünyaya uyum sağlayabilecek olan bebeğin (37. hafta ve sonrası) alınması en uygunudur.

Çoğul Gebelikler

Erken doğum, preeklampsi ve bebeklerin rahimde ters durması gibi sorunlara çoğul gebeliklerde daha sık rastlanır. Gebeliğe bağlı olan tüm yakınmaları, çoğul gebe olan anne adayları özellikle son aylarda dah çok yaşar.

Çoğul gebe olan kadınlar; hamilelikleri sırasında daha fazla dikkatli olmalı ve kontrollerini kesinlikle aksatmamalıdır.

Hemen Hekime Başvurulması Gereken Durumlar;

  • Hiç azalmayan şiddetli baş ağrıları
  • Görmede bulanıklık
  • Vajinal kanama
  • Sık idrara çıkma ve idrar sırasında yanma
  • Şiddetli ve uzun süren karın ağrıları
  • Vajinadan ılık su boşalması

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK