Retina Hastalıkları

Memorial Hastanesi Göz Hastalıkları Departmanı uzmanları Retina Hastalıkları konusunda bilgi veriyor: Retina farklı görevleri olan birçok tabakadan meydana gelir. Fotoreseptör tabakası, ışığa duyarlı hücreler olan kon ve basillerden oluşur. Fotoreseptörler içersinde ışık görüntüleri elektro-kimyasal sinyallere dönüşür. Fotoreseptörlerin altında retina pigment epiteli (RPE) denen koyu bir tabaka vardır. RPE, fazla ışığı emer ve oksijen, besinler ve hücresel atıkların taşınmasını sağlar.

Maküla dejenerasyonu

Retinanın merkezi bölümünü etkileyen birçok farklı hastalığa maküla dejenerasyonu denir. Maküla dejenerasyonu, 50 yaşın üstündeki insanlarda ciddi görme kaybına yol açan şeylerin başında gelir. Maküla dejenerasyonları arasında en sık görüleni, yaşa bağlı maküla dejenerasyonudur ve çoğunlukla 60 yaşın üstündeki insanları etkiler.

Hangi hastalar risk altındadır?

Ailesinde bu hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla güneş ışığına maruz kalanlar, hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı olanlar bu hastalığa daha sık yakalanırlar.

Erken maküla dejenerasyonu

Maküla dejenerasyonu olan hastaların büyük bir bölümünde hastalığın erken halleri görülür ve bu hastalarda görme kaybı azdır ve çoğunlukla maküla dejenerasyonu daha kötü bir duruma doğru ilerlemez. Maküla dejenerasyonunun erken evrelerinde, RPE tarafından sağlanan besin ve artıkların transportu azalır. Bu artık ürünler retinanın altında birikir ve drusen denilen sarımsı birikintiler oluşur. Bu evrede göz dibi muayenesinde drusen denilen bu yapılar görmesine rağmen, çoğunlukla görmeyle ilgili bir şikayet olmaz. 60 yaşın üstünde çoğu insanda drusen bulunur. Druzen varlığında görme şikayeti olmasa bile, düzenli takip gerekir. Drusenli hastaların az bir kısmında, hafif görme kaybı oluştuğunda maküla dejenerasyonu iki şekilde ilerleyebilir: Kuru (atrofik) ve yaş (eksüdatif) tipte maküla dejenerasyonu.

Kuru (atrofik) maküla dejenerasyonu

Kuru tip maküla dejenerasyonu, retinada drusen birikmesiyle karakterizedir. Yavaşca ilerler ve orta derecede bir görme kaybı yapar. Nadiren ciddi görme kaybına yol açabilr. Makülada biriken drusenlerin sayısı ve ebatları büyüyerek, RPE ve fotoreseptör hücrelerinde atrofiye yol açabilirler. Kuru tip maküla dejenerasyonunda, görme keskinliğindeki değişim retinanın etkilenen bölgesindeki fonksiyon kaybı ile uyumludur. Bazen, geniş bir bölümdeki hücreler ölür. Buna 'jeografik atrofi' denir ve görme alanının merkezinde kör bir nokta oluşturur. Bu kör noktaya skotom denir. Görmede oluşan herheangi bir değişiklik hemen göz doktoruna bildirilmelidir. Doktorun vermiş olduğu 'Amsler Grid' kartı ile hasta evde kendini test edebilir ve değişiklikleri fark edebilir. Ayrıca düzenli aralıklarla göz muayenesi de görmenin korunması açısından çok önemlidir, çünkü kuru tip maküla dejenerasyonlu hastaların bazıları daha ciddi görme kayıplarına yol açan 'yaş' forma dönebilir. Kuru tip maküla dejenerasyonunun kanıtlanmış hiçbir önleme yöntemi veya tedavisi yoktur.

Yaş (eksüdatif) maküla dejenerasyonu

Maküla dejenerasyonlu hastaların az bir kısmında yaş (eksüdatif) tip maküla dejenerasyonu oluşur. Büyük 'yumuşak' drusen veya birçok drusenin bir arada bulunduğu hastalar, yaş tip maküla dejenerasyonu için risk altındadır. Yaş tip maküla dejenerasyonunda, yeni kan damarları retinanın altında oluşur. Bu oluşan yeni kan damarlarına koroidal neovaskülarizasyon (KNV) denir. KNV'ler retinanın içine kan ve sıvı sızdırırlar. Bu aşamada, cisimler hasta tarafından eğri veya dalgalı görülürler. Hasta, dalgalı veya eğri gördüğünü Amsler grid kartında da tespit edebilir. Hasta gözdeki hasar ilerledikçe, retina tabakaları da zarar görür ve böylece görme alanında kör noktalar oluşur. Amsler grid kartındaki en ufak değişiklik, KNV belirtisi olabilir. Bu durumda, hemen göz muayenesi gerekir. Eğer bu lezyonlar yeterince erken evrede yakalanırsa, lazerle tedavi edilebilir. Hastalık tedavi edilmezse, nedbeleşme hastalığın son evresidir ve sıklıkla ciddi görme kaybıyla sonlanır. Maküla dejenerasyonu sadece retinanın merkezini tutar. Periferik, yani çevre görme, nadiren etkilenir. Maküla dejenerasyonu, yasal körlüklerin en önemli nedenlerinden birisi olmasına karşın, çok nadir durumlarda tam körlükle sonuçlanır.

Yapılan tetkikler nelerdir?

Koroidal neovaskülarizasyon varlığının tespitinde en yararlı tetkik, fluorescein anjiografidir (FFA). FFA, kalp veya beyin anjiografisinden çok farklı bir tetkik olup ağrısız, kolay ve güvenlidir. Kol damarından boyayıcı bir madde zerkedilip gözün filmleri çekilir. Nadiren, bulantı, kusma ve kaşıntı yapabilir. İdrar ve deri 1 gün boyunca sarıya boyanır. Fluorescein anjiografisinin tespit edemediği lezyonlar için bazı hastalarda indocyanin yeşil anjiografisi (İCG) kullanılır. İCG'de de yan etkiler nadirdir. Indocyanin boyası iyot içerdiğinden, iyot allerjisi olan hastalar bu durumu doktorlarına bildirmeleri gerekmektedir.

Uygulanan tedaviler nelerdir?

Lazer: Yaş tip maküla dejenerasyonunun standart tedavisinde, koroidal neovaskülarizasyonu (KNV) pıhtılaştırmak ve büyümesini engellemek için lazer kullanılır. Ancak, KNV gelişen çoğu hasta, lazer tedavisi için uygun aday değildir. Uygun olma kriterleri, KNV'nin yerine ve büyüklüğüne bağlıdır. Bazı hastalarda, tutulan bölge tedavi edilmek için çok büyük olabilir. Lazer tedavisinin faydası, sınırları ve potansiyel riskleri hekim tarafından detaylıca anlatılmalıdır. Lazer tedavisi damla anestezi ile yapılır. Lazer, direkt olarak KNV üzerine uygulanır ve bu sırada hasta çok hafif bir rahatsızlık duyabilir. Tedaviden sonra lazer yapılan yerde bir nedbe dokusu oluşur ve bu bir kör nokta olarak kalır. Şunu bilmek gerekir ki; lazer KNV ile birlikte küçük bir retina parçasınıda yok etttiğinbden görme ancak bazı hastalarda artabilir. KNV'ler tedavi edilmediğinde çoğalarak daha büyük bir nedbe dokusu bıraktığından, görme tedavi edilmeyen hastalarda çok daha azalır. Tedavi sonrasında KNV'ler tekrar oluşabildiğinden hastalar sık aralıklarla FFA ve gözdibi kontrolu gerekir. Fotodinamik tedavi: Yaş tip maküla dejenerasyonunun fotodinamik tedavisinde, ışığa duyarlı özel boyalı bir madde ile birlikte düşük enerjili lazer kullanılır. Anjiografi tetkikinde olduğu gibi, bu boyalı madde koldaki bir damardan verilerek vücutta dolaşması sağlanır. Bu madde belli bir süre sonra gözdeki anormal damar büyümesi olduğu bölgelerde toplanır. Bu noktada, düşük yoğunluktaki lazer tedavisi koroid neovaskülarizasyonuna uygulanır. Damardan enjekte edilen boyalı madde kendine has olarak lazer enerjisini emer ve böylece, sadece boyalı maddenin toplandığı yerdeki kan damarları yok edilir. Fotodinamik tedavide, konvansiyonel lazer tedavisinden farklı olarak üstteki retina dokusu zarar görmez. Fotodinamik tedaviden sonra, KNV'ler tekrar oluşabilir ve bu tedavinin tekrarları gerekebilir.

Diğer tedavi yöntemleri nelerdir?

Düşük doz radyasyon tedavisi, KNV'lerin cerrahi olarak çıkartılması, retina pigment epiteli transplantasyonu, maküla translokasyon cerrahisi, drusenler için lazer tedavisi ve ilaç tedavisi deneysel aşamada olup, dünyadaki çeşitli merkezlerde bu tedavi yöntemlerinin etkinliği ve güvenirliği araştırılmaktadır. Makula dejeneresanslı hastalar yakını çok az görürler. Yakın gözlükleri okumakta yardımcı olmaz. Çoğunlukla büyüteçler, okuma monitörleri gibi az görenlere yardım cihazlarını kullanırlar.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK