Sadece Sevdiklerinizin Değil Tanımadığınız Kişilerin de Hayatını Kurtarabilirsiniz

Türkiye’de 70.000’in üzerinde hasta organ bekliyor. Yıldan yıla artış gösteren bu rakam ile yapılan organ nakillerinin sayısı arasındaki fark gittikçe büyüyor. Kadavradan yapılan nakiller gün geçtikçe azalırken; canlı vericili nakiller artıyor ve hastalar yakınlarının organları ile hayata dönüyor.

Memorial Şişli Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölümü Uzmanları, Türkiye’de hızla artan organ ihtiyacına dikkat çekerek, toplumu organ bağışı konusunda daha duyarlı olmaya çağırıyor.

Organ bağışının bir halk sağlığı problemi olarak ele alınması gerekiyor

Ülkemizde organ bağışı bilinci maalesef tam olarak yerleşmiş değil. Rakamlara bakıldığında Türkiye canlıdan yapılan nakillerde Avrupa birincisi, kadavra da ise sonuncu.

ABD ve birçok Avrupa ülkesinde ise organ nakilleri ağırlıklı olarak kadavradan gerçekleştiriliyor. Milyon nüfus başına kadavra organ bağışları esas alındığında; gelişmiş ülkelerde milyon nüfus başına bağış oranı ortalama 30-35 iken, ülkemizde bu oran 4,6’dır.

Türkiye’de organ nakillerinin %75- 80’i canlıdan alınan organlarla gerçekleştiriliyor. Bu şekilde yapılan nakillerde tamamen sağlam olan bir kişi ameliyat edilip, bir böbreği veya karaciğerinin bir bölümü alınıyor. Bu aslında çok istenmeyen bir durum olmasına rağmen, insanların yaşaması için tercih edilmek zorunda kalınıyor. İnsanlar, bu kadar düşük organ bağış oranlarında kadavra beklemek yerine, sevdiklerinin hayatını kurtarabilmek için ameliyat oluyorlar. Organlarını vermek isteyen kişilere en ufak bir zarar gelmeyecek şekilde tüm kontroller yapılıyor ve emin olunduğu zaman nakil gerçekleştiriliyor. Oysaki organ bağışı rakamları yeterli olsaydı, canlıdan nakil yapmak durumunda kalınmayacaktı.

Kadavra organ bağışındaki açık, canlı vericilerden gerçekleştirilen organ nakilleri ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Ancak asla yeterli nakil sayılarına ulaşılamamaktadır.

  • Bugün 61.000 kişi kronik böbrek yetmezliği hastasıdır. Bu rakam 2016’da 95.000 olacaktır.
  • Aktif olarak böbrek nakli bekleyen 27.000 insanımız vardır.
  • 2010 yılında, böbrek nakli olması gereken hastaların ancak % 17’sine nakil gerçekleştirilebilmiştir.
  • Bugün 7.000 kişi kronik karaciğer yetmezliği hastasıdır. Bu rakam 2016’da 15.000 olacaktır.
  • Aktif olarak karaciğer nakli bekleyen 2.500 insanımız vardır.
  • 2010 yılında, böbrek nakli olması gereken hastaların ancak % 13’üne nakil gerçekleştirilebilmiştir.
  • Kalp, pankreas, akciğer, ince bağırsak, kornea, kemik iliği vs. bekleyen hastaların durumları daha da kötüdür.

 

Kronik organ yetmezliği olan hastalar ilk olarak nakil merkezlerine yönlendirilmeli

Önceliğimizin organ bağışının artırılması olduğunun bilincindeyiz. Ne kadar çok başarılı organ nakli yapılırsa, organ bağışları da o derecede artacaktır. Ancak maalesef hastalar hastalıklarının en son evresinde bize başvuruyorlar. Oysaki örneğin bir kronik böbrek yetmezliği hastasının diyalize başlamadan bir organ nakli merkezine yönlendirilmesi gerekir. Böbrek naklinin faydaları ve nakil süreci konusunda hasta bilgilendirilir. Ya da ileri evre karaciğer hastalığında hastanın yaşamsal fonksiyonları tehlikeye girmeden kişi nakle hazırlanır. İyi durumdayken hastaların nakil merkezlerine sevk edilmeleri, yapılacak ameliyatların başarı oranlarını artıracaktır.

Yoğun bakımı hasta yakınına kapatmak doğru değil

Hastalar yoğun bakımdayken yakınlarına her an bilgi verilmeli ve ailenin hastayı belirli aralıklarla ziyaret etmesi sağlanmalıdır. Enfeksiyon tehlikesi gerekçesi ile yoğun bakıma hasta yakınlarının alınmaması ve hastanın gösterilmemesi doğru bir tutum değildir. Herkesin hayati tehlikesi olan yakınını görme hakkı vardır.

Yoğun bakım doktoru hastanın yaşaması için yapılan işlemleri ve harcanan çabayı yakınlarına doğru bir şekilde aktarmalıdır. Organ bağışına giden yolda en önemli adımlardan biri, yoğun bakım süreçlerinin hasta yakınlarına zamanında ve açıkça anlatılmasıdır. Buradaki iletişim hayati önem taşımaktadır. Eğer hastanın beyin ölümü gerçekleşirse

yoğun bakım doktoru, beyin cerrahı, nörolog ve kardiyologdan oluşan uzman ekip beyin ölümüne karar verir. Sonrasında organ nakli koordinatörleri ölen kişinin yakınlarını bilgilendirir ve organ bağışı için görüşür. Eğer organ bağışı gerçekleşirse biz de ameliyatı gerçekleştiririz.

Sağlık Bakanlığı sıkı ve başarılı bir denetim politikası uyguluyor

Organ nakli yapılan her hastanın nakil merkezleri tarafından hayat boyu takip edilmesi gerekiyor.  Hastalar ile ilgili tüm bilgiler ve takip dosyaları düzenli olarak Sağlık Bakanlığı’na bildiriliyor. Türkiye’de bu kadar iyi bir denetim mekanizması hiçbir hastalık grubu için yapılmamıştır diye düşünüyorum.  Sağlık Bakanlığı bu anlamda çok sıkı çalışıyor ve yapılan her nakli takip ediyor. Nakil sonuçları bildirilmediği, dünya standartlarının altında hizmet verildiği ve yanlış bilgi verildiği takdirde nakil merkezi kapatılıyor.

Organ bağışı için toplumsal bir hareket başlatılmalı

Organ nakli ve bağışının artırılması ile ilgili bütün bu süreç eğitimle doğrudan alakalıdır. Hayatını kaybeden her bireyin Sağlık Bakanlığı tarafından kayıt altına alınması gerekir. Yoğun bakım üniteleri de dikkatle izlenmelidir. Özel eğitim projelerinin yapılması ve bilinç düzeyinin artırılması büyük katkı sağlayacaktır

“Halkımızın sağlığı için en iyisi nedir? En az maliyetle bu işin üstesinden nasıl gelebiliriz? Sağlık Bakanlığı’nın daha etkin bir rol oynaması için neler yapılmalıdır? Tıp camiası bu konuda neler yapabilir? Medya ve sivil toplum kuruluşlarından nasıl bir destek alınabilir? Yeni kanunlar mı gerekli mi?” gibi soruların cevapları aranmalı ve bu konularda kalıcı çözümler üretilmelidir.

İnsan hayatı kadar önemli olan organ bağışı için; eğitim seferberlikleri, sigarayla savaş kampanyaları, çevre bilinci kampanyaları gibi organizasyonlarla ülke çapında farkındalık yaratılmalıdır. Devletin koordinatörlüğüyle sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm toplumu aydınlatacak projeler üretilmesi çok önemlidir. Organ nakli koordinatörleri ve organ nakli cerrahları birçok farklı projede ve konferansta toplulukları bilgilendirmektedir. Bunların belirli bir strateji çerçevesinde gerçekleştirilmesi, medyanın etkin kullanılması ve en önemlisi süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Böylelikle toplumda tartışılması, yanlışların ortaya çıkarılması, doğruların anlaşılması ve bir organ bağışı kültürü oluşturma süreci başlatılmış olacaktır.

29 Nisan 2013

CANLI DESTEK