Şok Diyetler Kalp Ritmini Bozuyor

Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Kani Gemici, bilinçsizce yapılan diyetlerin kalp ritmini bozduğunu söyledi. Anne karnında bile ortaya çıkabilen kalpteki ritim bozuklukları, 7’den 70’e her yaşta tehdit oluşturuyor. Çocukluk çağından itibaren okulla başlayan stresli yaşam, kötü beslenme, üniversite yarışı ve zorlu iş hayatı gibi unsurlar, kalbin ritmini olumsuz etkiliyor. Kadınlarda kalp ritmini bozan en önemli etkenlerden biri de şok diyetler. Ani kilo kayıplarına yol açan ve bilinçsizce yapılan diyetler, vücuttaki elektrolit dengesi ile birlikte kalp ritmini de bozuyor. Kalp ritmini olumsuz etkileyen ve ritim bozukluklarına yol açan unsurlar nelerdir? Ritim sorunları anne karnında başlıyor. Çocuk doğduğu anda kalbi çalışıyorsa ritim sorunu ortaya çıkabiliyor. Bunun için öncelikle altta yatan nedenlerin araştırılması gerekli. Anne karnında tanı için ultrason kullanılıyor. Belirgin derecede bir ritim bozukluğu varsa, çocuk doğduktan sonra kalp ile ilgili bir sorun yaşayacak demektir. Çocuklarda ritim bozuklukları erişkinler düzeyinde olduğu için kalp fonksiyonlarını bozacak bir ritim bozukluğu varsa, tedavi için yaklaşımımız erişkinlerdeki gibi olacaktır. Şok diyetler Diyet çılgınlığı son günlerde küçük büyük herkesi etkisi altına almış durumda. Bu çılgınlığı başlatan ise değişen ve gittikçe zayıflığa bağlanan güzellik imajından başka bir şey değil. Ancak şok olarak nitelendirebileceğimiz bu diyetler ritim bozukluğunun en önemli nedeni. Çünkü çok sıkı, çok kısa sürede aşırı derece kilo kaybına yol açan bu diyetler, sıvı kaybı ve elektrolit dengesini bozduğu için ritmi de olumsuz etkiliyor. Bunun için diyet yapılacaksa mutlaka diyetisyen kontrolünde olunmalı ve bilinçli kilo verilmeli. Kadınlarda ritim bozukluğu hormonal nedenlere bağlı olarak değişebilir. Hormon dengesindeki değişiklikler ve bazı dönemlerde aşırı hormon salınımı kalpte ‘erken vuruların’ daha sık ortaya çıkmasına neden olabilir. Okul stresi ve kötü beslenme ritim bozukluklarını tetikliyor Çocuklar anaokulundan itibaren hayata stresle başlıyor. 5-6 yaşında kalbi daha çok hassas olan bir çocuğun bu sorunu yaşaması kaçınılmaz. Sonrasında ilköğretim dönemi, lise ve üniversiteye hazırlık sırasında stres altında bir eğitim hayatı sürüyorlar. Sürekli rekabet haline sokuldukları için de bu stresi tolere edemiyorlar. Üniversite sonrasında iş hayatına atılma döneminde de yoğun bir stres ve savaşın içine giriyorlar. Stres elbette hayatın bir parçası ve hayatın her anında insanlar birbiri ile yarış halinde olmak durumunda. Bütün bu süreç kalbin ritmini de bozuyor ve ritim bozukluğu yaşayan hastaların kalbinde tedavisi zor hasarlar oluşabiliyor. Başarı için stres ve rekabet çok gerekli. Ancak bunun en aza indirilmesi çok önemli. Öncelikle öğrencilerin ailelerine çok önemli görevler düşüyor. Aileler çocuklarını çok iyi bir geleceğin bekliyor olması için uğraşıyor ama birinci olamamak dünyanın sonu değil. Önemli olan birincilik değil, çocukların en iyi şekilde yetiştirilmesidir. Çünkü sınıfta birincilik bir kişinin hakkı. Üniversite sayısı artarsa öğrenciler kalp hastalığı riskinden kurtulur! Uykusuzluk ve kafein tüketimi de kalbe çok zararlı. Bu durumda en çok üniversiteye hazırlanan öğrenciler risk altında. Üniversite sınavı zaten öğrenciler için çok büyük bir yarış. Bir de uykusuzluk ve aşırı kahve tüketimi öğrencilerde kalbin ritmini bozar. Türkiye’de öğrencilerin üniversite stresinden kurtulabilmelerinin çaresi, üniversite sayısının artırılmasıdır. Olayın gerilimi, her şehirde ihtiyaca göre üniversite sayısını artırmakla azalır. Her insan kendini geliştirmek zorundadır ve elbette gelişmelidir. Bunun için de bir yarış halinde olmak doğaldır. Önemli olan bunu tatlı bir yarış haline getirebilmektir. Gençler aileleri tarafından meslek seçiminde özgür bırakılmalıdır. Kendilerine uygun ve yapabilecekleri meslekleri tercih etmeleri gençler için çok önemlidir. Sevgi ve sabır çok önemlidir. İnsanlara bir şeyi sevgi ile yaptırırsanız, ne kadar hassas ve duygusal olunursa olunsun bunun kalbe bir zararı olmayacaktır. Eğer kişi yönetici ise temel felsefesi; iyilik, iyileştirmek ve sevgi olmalıdır. Böyle bir adrenalin deşarjının kişinin ritmini bozacağını düşünmüyorum. Kalp sürekli 5. viteste çalışmaz! Gerilim ve yarışma, gelecek endişesi, aşırı istekler, sürekli isteklerin körüklenmesi ve sınırların çok geniş olması, kişilerin bunlara ulaşmak için çok zorlanması kalp sağlığını çok olumsuz etkilemektedir. Bunda toplumun baskısı da çok etkili. Daha iyi bir ev, daha iyi bir araç, daha iyi bir yaşam isteği, zorlanmaları ve beraberinde de vücut iflasını getirir. Sürekli 5. viteste çalışan bir kalp bir süre sonra iflas etmeye mahkumdur. Aynı sürekli 5. viteste çalışan bir aracın motorunun işlevini bir süre sonra yitirmesi gibi. Sürekli taşikardi hali kalbi yorar. Kalbi yormamak için duruma göre 5. vitesten 4’e ya da 3’e çekmek gerekir. Bir kişinin kalp hızının çok yüksek olması onu uzun vadede kalp yetersizliğine götürecektir. Kalbin ritmini korumak için ihtiyaca göre vites değiştirmek gerekir. Ritim bozukluğu ne şekilde ortaya çıkar? Ritim bozukluğu; çarpıntı, baş dönmesi, göz kararması, fenalık hissi ve sonunda bayılma ile ortaya çıkar. Bazen de ani ölüme yol açar. Bazen rutin kontrollerde, hastada ritim bozukluğu sorunu belirlenebilir. Bazen de hasta için hayati tehlike riski taşımayan bir ritim bozukluğu da olabilir ama bu kendini belli etmeyebilir. Kalbe zarar vermeyen ritim bozuklukları var mı? Hangileri ‘zararsız’ dır? Ritim bozukluğu kalbin fonksiyonlarını bozmuyorsa zararlı değildir. Çok nadir görülen erken vurular ya da erken atımlar gibi. İster karıncıktan, ister kulakçıktan kaynaklı olsun sorunlar nadiren oluşuyorsa, kalpte herhangi bir fonksiyon bozukluğuna yol açmaz. Kalbe zarar vermez. Kalbin ritminin çok hızlı ya da çok yavaş olması uzun vadede kalbe zarar verir.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK