Son Yıllarda Gittikçe Artan Bir Çocukluk Hastalığı: Diyabet

Memorial Ataşehir Hasytanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Uzmanları çocuklarda diyabet konusunda bilgi verdi.

Diabetes Mellitus, insulin salgılanmasında ya da etkisindeki yetersizlik sonucu gelişen şeker, yağ ve protein metabolizmasında bozulma sonucu ortaya çıkan, kan şekerinin yükselmesi ile sonuçlanan ömür boyu süren bir hastalıktır. Çocukluk çağı diyabetinin yüzde 97’si Tip 1 diyabettir.

Tip I Diyabet

İnsulin salgılanması yetersiz olduğu için hastaların yaşamlarını sürdürebilmesi için mutlaka insulin kullanmaları gerekir. Pankreas adacıklarının harap olması sonucu ortaya çıkan insulin eksikliği, Tip I DM’nin ortaya çıkmasına yol açar. Bu adacık harabiyetinin temelinde; genetik, otoimmun ve çevresel faktörler rol oynar. Sıklık ülkeden ülkeye farklılık gösterir. En sık 5-7 ve 10-14 yaşları arasında görülür. Cinsiyet ve sosyoekonomik farklılık göstermez. Son yıllarda birçok ülkede Tip I DM olgularında artış görülmesi,endüstrileşmeyle yaşam tarzının değişmesine ve çevresel faktörlere bağlanmıştır.

Hazırlayıcı Faktörler Nelerdir?

Diyabetiklerin anne, baba ve kardeşlerinde diyabet sıklığının daha yüksek oluşu, biri diyabetli olan tek yumurta ikizlerinden diğerinde ihtimalin yüzde 50’ye yakın olması kalıtımı kanıtlar. Hastalığın ortaya çıkışında viral enfeksiyonlar, beslenme, toksinler ve stres gibi çevresel faktörler rol oynar.

Viral enfeksiyonlar doğrudan adacık hücrelerini hasara uğratarak ya da bağışıklık sistemini bozarak beta hücre harabiyetini başlatır. Kabakulak, kızamıkçık gibi salgınlar sırasında Tip 1 diyabet sıklığında artışlar görülmüştür.

Süt çocuklarında inek sütüne erken başlanması ile diyabet arasında ilişki kurulmuştur. Anne sütü ile beslenenlerde diyabet insidansının düşük olması, inek sütüne erken başlamanın diyabet gelişiminde tetikleyici olabileceğini destekleyen bir bulgudur.

Diyabetiklerin yüzde 80-90’ında adacık hücrelerine karşı antikor mevcuttur.

Yüzde 30-40’ında insulin antikorları saptanır. Bu bulgular vücudun kendi pankreas dokusuna karşı bir savaş başlattığının göstergesidir. Yani vücut kendi pankreas dokusunu artık yabancı bir doku gibi algılayıp onu vücuttan atmaya çalışmaktadır.

Tip I DM Gelişimi 6 Evrede Gelişir

  • Genetik yatkınlık vardır, adacık hücreleri sağlamdır.
  • Çevresel faktörler bağışıklık sisteminin çalışmasını bozar, vücut kendi pankreas hücrelerinin hasarlamaya başlar. İnsulin salgısı azalır fakat henüz kan şekeri normaldir.
  • Hasar ilerler, metabolik bozukluk başlar.
  • OGTT bozuktur, açlık kan şekeri yükselmiştir.
  • Klinik diyabet ortaya çıkar. Bu evrede beta hücrelerinin yüzde 80’i harap olmuştur.
  • Beta hücrelerinin tamamı harap olmuştur.

Tip I Diyabet riskini azaltmak için:

  • Potansiyel diyabet hastalığının gelişimini önlemek için çevresel tetikçilerin yok edilmesi, annenin gebelik öncesi aşılanması ile gebelikte viral enfeksiyonların önlenmesi gerekir.
  • Anne sütü ile beslenmenin özendirilmesi çok önemlidir.
  • Bazı deneme aşamasında ilaçlar üzerinde çalışılmaktadır.

Çocukluklarda klinik gidiş:

  • Akut başlangıç
  • Remisyon (balayı)
  • Şiddetlenme
  • Tam diyabet aşamalarını izler.

Klinik Bulgular

Sık tuvalete çıkma, çok su içme, aşırı yeme ve kilo kaybı klasik bulgulardır. Bulgular günler, haftalar içinde gelişebilir. Genellikle bu süre bir aydan kısadır. Bazen ilk dikkati çeken bulgu, idrar kontrolünü edinmiş çocuğun gece yatağını ıslatması olabilir. Sık rastlanan diğer bulgu yorgunluk ve letarjidir. Sıklıkla tablo direkt koma ile de ortaya çıkabilir.

Yeni tanı konmuş çocukların birçoğunda insulin tedavisine başlandıktan günler ya da haftalar sonra insulin gereksiniminde azalma görülür (balayı dönemi). Bu dönemde pankreas harabiyetini ya da vücudun insülin ihtiyacını artıran enfeksiyon, travma gibi faktör ortadan kakmıştır. İnsulin salgılanmasında kısmi iyileşme başlamıştır. Bu dönem tedaviden genellikle 2-8 hafta sonra görülür. Bu geçici iyileşme aylarca sürebilir.

Nasıl Anlaşılır?

  • Klinik bulguların yanısıra rasgele alınan kanda glikoz seviyesinin 200 mg/dl üzerinde, açlık kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde saptanması tanı koydurur.
  • Kan şekerinin yüksek olması, idrarda şeker ve keton saptanması ile tanı konur. -Çoğu kez OGTT tanı için gerekli değildir.
  • Bazen travma veya enfeksiyona bağlı olarak hiperglisemi ve glikozüri görülebilir. Bu vakalarda söz konusu hastalık geçtikten sonra OGTT yapılmalıdır.

Tedavi

Amaç: İyi bir metabolik kontrol ile normal büyüme ve gelişmenin sağlanması, akut metabolik komplikasyonlar ile birlikte ileride gelişebilecek kronik komplikasyonların önlenmesidir.

Eğitim çocuğun yaşı, ilgisi ve ailenin sosyo-kültürel durumu dikkate alınarak verilmelidir. Diyabetik bir hastanın tedavi ve eğitimi bir ekip işidir.

Bu ekipte şu uzmanlar bulunmalıdır:

  • Uzman çocuk hekimi
  • Diyabet hemşiresi
  • Diyetisyen
  • Psikolog

Diyabetik çocuğun ailesi, öğretmeni ve okul doktoru hastalık konusunda bilgilendirilmelidir. Hasta ve ailenin devamlı eğitimi, yaşam boyu devam edecek olan hastalığın uygun tedavisi için şarttır.

Tedavi

Çocuk ve ailenin diyabet konusunda eğitimi önemlidir. Bu eğitimde şu bilgiler verilir:

  • İnsulin uygulama yöntemi ve enjeksiyon bölgeleri
  • İnsulin tipleri, doz ve değişiklikleri
  • Evde kan şekeri ölçümü
  • İdrarda şeker ve keton bakılması
  • Beslenme özellikleri, besin değişimleri
  • Egzersiz yapmanın önemi ve prensipleri
  • Hipoglisemi ve hipergliseminin tanınması ve önlenmesi

Tedavi

İnsulin tedavide şarttır. Çoğul doz uygulamasının normal fizyoloji ile daha uyumlu olduğu, daha iyi bir metabolik kontrol sağladığı ve damar hasarına bağlı komplikasyonları önlediği gösterilmiştir.

Kan şekerinin açlıkta 80-120(okul öncesi 100-140) mgl /dl değerleri arasında olması istenir.

Komplikasyonlar

Akut: Ketoasidoz, hipoglisemi, sabah hiperglisemileri, insuline bağlı komplikasyonlar

Kronik: Büyüme gelişme geriliği, nefropati, nöropati, retinopati-katarakt, eklem kısıtlılığı, hepatomegali vb.

30 Nisan 2009

CANLI DESTEK