"Süt" Gerçekten Korur Mu?

Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Remzi Aydın, “Gebelik sonrası emzirme döneminde ‘süt’ nasıl korur ve korunmayı artırmak için neler yapılması gerekir?” sorularının yanıtlarını veriyor.

Gebeliğin son aylarından itibaren prolaktin hormonunun kandaki seviyesinde artış olur ve bununla beraber meme dokusunda süt üretimi başlar. Bu hormon kafatası içinde, beynin hemen altında bulunan hipofiz adlı bezden salgılanır. Doğumun gerçekleşmesi ile beraber gerek dokunsal uyarılar, gerekse bebeğin meme başını emme hareketleri ile salgılanan okstosin denilen hormon, süt kanallarında biriken sütün dışarı çıkmasını sağlar. Bebeğin düzenli olarak emzirilmesi, bu sürecin devamını sağlamakla beraber süt üretimi için gerekli olan prolaktin hormonunun kandaki seviyesini yükseltir. Bu hormonun bir diğer görevi de bir bebeğin varlığını vücudun tüm organları ile birlikte overlere de duyurmaktır. Bu duyuruyu düzenli olarak alan yumurtalık, yeni bir gebeliğe yol açabilecek yumurtlama faaliyetine son verir. Cinsel istek azalır. Vajinal kuruluk gelişir. Bütün bu gelişmenin ana amacı büyüyen yeni nesli korumaktır. Bu nedenle “Süt korur” demek mümkündür.

Bu yüksek koruyucu yöntemin başarılı olabilmesi için;

  • Anne, bebeği beslemek için ek gıda ve su kullanmamalı.
  • Emzirme aralıkları gündüz 4, gece ise 6 saatten fazla olmamalı.
  • Lohusalık kanamalarının bitmesinin ardından adet kanamaları başlamamış olmalıdır.

“Ekolojik Emzirme” İle Başarı Oranını Yükseltebilirsiniz

İlk 6 aydan sonra başarı oranı belirgin olarak düşer. Başarı oranını, ilerleyen zamanlarda da yüksek tutabilmek için bazı kriterler belirlenmiştir. Bunlar karşılandığında ilk 6 aydan sonra, ilk adet görülünceye kadar olan başarı oranı % 94 olarak bildirilmiştir. Ortalama olarak adet görmeye başlama 14 aydır. Bu kriterlerin karşılandığı doğum kontrol yöntemi de “EKOLOJİK EMZİRME” yöntemi olarak adlandırılmıştır. Belirlenen toplam 7 kriter şunlardır:

  • Doğumdan sonraki ilk 56 gün hariç, vajinal kanama olmamalıdır.
  • Emzirme ilk 6 ay için bebeğin tek beslenme kaynağı olmalıdır. Pompa kullanılmamalı, su dahi verilmemelidir.
  • Emzik kullanılmamalıdır. Bebeği sakinleştirmek için emzirme tercih edilmelidir.
  • Emzirme mümkün olduğunca sık ve uzun olmalıdır. Programlı aralıklarla emzirme yöntemi uygulanmamalıdır. Bebek her istediğinde meme verilmelidir.
  • Bebek gece anne ile beraber uyumalıdır. Fakat yapılan araştırmalar anne ile bebeğin aynı yatakta olmasının “ani bebek ölümü sendromunu”na yol açabileceği riskini ortaya koyduğundan, gerekli önlemler alınmalı veya bebek, annenin yatağın yanında ayrı bir bebek yatağında yatırılmalıdır.
  • Annenin gündüz de bebek ile beraber aralıklarla uyuması sağlanmalıdır. Anne ile bebeğin dokunsal beraberliğinin prolaktin hormon miktarını arttırdığı bilinmektedir.
  • Bebek bakımı ile anne, öncelikli olarak ilgilenmelidir. Bir bakıcının uzun süreler ile bebek ile ilgilenmesi annenin bebekten uzaklaşmasına yol açabilir.

Fakat bütün bunların karşılanmasına rağmen bu yöntemin %100 koruyucu olmadığı unutulmamalıdır. Her bünyenin duyarlılığı farklı olabileceği gibi bazen herhangi bir nedenle (işe başlama, meme başı çatlakları, bebeğin hastalıkları gibi) süt verme frekansı düştüğünde yumurtalığın çalışmaya başlaması sürpriz bir gebeliğe yol açabilir. Bu nedenle mutlaka doktorunuza danışarak size uygun doğum kontrol metodunu belirleyin.

13 Temmuz 2010

CANLI DESTEK