Mucize Bebek Şevval Özgü | Başarı Hikayeleri | Memorial Sağlık Grubu
Memorial 444 7 888 MENÜ

Tıbbi Alanlarda Başarılarımız

Doktorlarımızın Başarıları

Mucize Bebek Şevval Özgü


Memorial Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yaşama Sıkı Sıkıya Tutunan Şevval Özgü bebeğin annesi Nevin Şahin Tan, erken doğum ihtimalini öğrendiği andan itibaren yaşadıklarını bizimle paylaştı.

31. haftaya kadar her şey çok güzeldi. Hem bebeğimin hem benim sağlığım gayet iyiydi. 31. haftadaki muayenemde doktorum, bebeğimin son 3 haftada hiç kilo almadığını söyledi. Bebeğim 28. haftadaki kilo ve ölçülerindeydi. Tabiî ki önce bunun ne anlama geldiğini anlayamamıştım. Kızım karnımda büyüme devam ederken yeteri kadar beslenemezse ve oksijen alamazsa önce genel kilo alımının durduğunu, sonra organlarının beslemeyi bırakacağını belirttiler.  Bunun sonucunda da erken doğum riskinin gündeme geleceğini söylediler.

En kötü şey ise bunu değiştirebilmek için benim yapabileceğim hiç bir şey yoktu. Önce kendimi suçladım nerede yanlış yaptım diye ama bu benim yaptığım bir şeyin sonucu değildi. Sadece plasenta oluşurken böyle oluşmuştu.

31. haftadaki muayenemde gerçekten her şey değişmişti. Anne olmanın ne demek olduğunu sanırım en iyi o gün anladım. Bebeğini korumak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır bir annenin elinden hiçbir şey gelmemesi. Sanırım sadece anne olanların anlayabileceği bir çaresizlik içindeydim.

O günden sonra doktorum her üç günde bir kontrole gelmemi istedi. Üç gün sonra muayeneye gittiğimde herhangi bir olumlu gelişme yoktu. Doktorumun,  zaten durumun iyileşmesini beklemiyordu sadece daha da kötüye gitmemesini umuyordu. Amacımız bebeğimin 34 - 36. haftalara kadar karnımda kalabilmesini sağlamaktı.

Anne adaylarına tavsiyem; kendinizi ne kadar iyi hissederseniz hissedin, bu bebeğin de iyi olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle doktorunuzun söylediği muayene tarihlerine mutlaka uyun. Hiçbir kontrolünüzü atlamayın. Bu hafta iyiyim sonraki hafta muayene giderim sakın demeyin.

Bu arada doktorum evde oturup sürekli kendimi dinleyip moralimi bozmamam için telkinlerde bulundu. Hamileliğimin tam 32. haftasına denk gelen sabah kalkıp ofise gittim, her gün ki rutin işlerimi yaptım, kendimi fiziksel olarak iyi hissediyordum ama aklım sürekli bebeğimdeydi. O gün kontrolüm vardı. Hastanede aldığım haberler bu sefer iyi değildi, tıp dilinde dopler akımlarının bozulması diye geçiyor, bebeğim artık karnımda hiç beslenemiyor yeterli oksijeni alamıyordu.  32. haftada olmamıza rağmen 28. hafta ölçülerinde kalmıştı. Doktorlarım artık bebeğimin doğması gerektiğini çünkü dışarıda hem beslenebileceğini hem de yeterli oksijeni alabileceğini söyledi.

O akşam muayenelerden sonra eve bile gitmeden hastaneye yattım. Gece eşim yanımdaydı ve ikimiz içinde çok zor bir geceydi. “Yarın” tamamen büyük bir soru işaretiydi bizim için. Kızım iyi olacak mıydı, sağlığı iyi miydi, doğum nasıl geçecekti, kalıcı bir rahatsızlığı olacak mıydı, gibi dorularla geçirdik o geceyi. Bu arada sürekli NST cihazına bağlıydım, bebeğimizin kalp atışlarını duydukça aklımızdaki sorularda, endişe de korku da artıyordu.

Ertesi gün saat 12.06’da Şevval Özgü sezaryenle dünyaya geldi. 1230 gr doğmuştu, çok küçüktü ama çok güçlü bir bebekti.

Hamileliğimin ilk gününden, yaşadığımız bu problemli haftaya kadar, tabiî ki doğum ve doğum sonraki süreçte de göstermiş olduğu ilgi ve alaka için doktorum Altuğ Semiz’e sizlerin aracılığıyla bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ki bebeğimin durumunu sadece düşük doğum ağırlığı olarak nitelendirmeyip hiçbir ayrıntıyı atlamadı. İlk günden itibaren her muayede her şeyi gerçekten büyük bir özenle kontrol etti, sadece bebeğimin sağlığı değil benim psikolojimle de ilgilendi. Bana her zaman moral verdi, bıkmadan usanmadan sorduğum bütün soruları detaylı olarak cevaplandırdı. Sanırım Dr. Altuğ Bey olmasaydı bugün kızımızla mutlu yaşantımıza devam ediyor olamazdık. Ayrıca Dr. Cihangir Yılanlıoğlu da hem kontrollerimde hem de doğumumda bize gerçekten çok yardımcı oldu. Bu süreçte onun varlığını  da yanımızda hissetmek bize gerçekten büyük bir güven verdi.

Doğumdan sonra hemen kızımı görmek istedim. Ne ameliyattan yeni çıkmış olmam ne de dikişlerim umurumdaydı. Sadece kızımı görmek istiyordum. Sonunda akşam 7 gibi görebileceğimi söylediler. Eşimle yoğun bakıma gittiğimizde öncelikle steril önlüklerimizi giydik, ellerimizi ilaçlı sünger ve fırçalarla dakikalarca yıkadık. Ve ilk defa kızımı gördüm. O kadar küçüktü ki. Açık kuvözde yüz üstü yatırmışlardı. Göbeğinde kateter takılıydı, ayağında oksijenini ölçen bir kablo vardı. Göğsünde ise kalp atışlarını, nefesini gösteren başka kablolar, ağzında ise beslenmesi için bir hortum. Tüm bunlara rağmen o kadar şirin di ki. O benim minik ve aceleci kızımdı. Sanırım o anki duygularımı tarif edebilmem mümkün değil. Hem çok mutluydum, hem çok üzgün ve endişeliydim.  O an ona sarılıp göğsüme bastırabilmeyi kokusunu hissedebilmeyi o kadar çok istedim ki. Ama ona sadece dokunabildim. Minicik ellerini tuttum. Benim her şey çok yeni ve çok karmaşıktı. Onun her hareketini her çıkardığı sesi bir şey mi oldu acaba diye hemşirelere soruyordum.

Doğumdan iki gün sonra ben taburcu oldum ama kızım hastanede kuvözde kalacaktı. Hastaneden ayrılacağımız gün bir türlü eve gitmek istemedim. Kızımı arkada bırakıp gitmek her şeyden daha kötüydü. Ertesi günden itibaren de her gün hiç aksatmadan bazen günde iki defa hastaneye kızımı görmeye gittik. Bazen sabah erkende gidiyor ve gece yarısına kadar bekliyorduk. Tabi ki bu arada her gün düzenli sütlerimi sağıp kızıma verebiliyorduk. Bu süreç içinde kendimi en şanslı hissettiğim şey ise kızım emin ellerde olmasıydı Doktorumuz Ercan Tutak, işinde gerçekten çok başarılı. Doğar doğmaz ameliyathanede ilk kontrollerini yaptı ve kızım sağlığına kavuşana kadar her şeyini özenle takip etti. Şevval tam 20 gün kuvözde kaldı.

Bu süre içinde yeni doğan yoğun bakımdaki hemşirelerimizden bahsetmeden edemeyeceğim. Çünkü onlar olmasa kesinlikle bu süreci atlatamazdık. Hem bizim bebeğimize hem de kuvözde olan diğer bebeklere o kadar güzel bakıyorlardı ki, hepsine ne kadar özen ve sevgiyle yaklaştıklarını onları biraz izleyerek anlayabiliyordunuz. Günün 24 saati gözlerini bir an bile bebeklerden ayırmıyorlar. Bazen evdeyken sabah erken saatlerde ya da gece yarısı bebeğimizi merak edip arıyorduk bir kere bile nezaketlerini ve sıcaklıklarını kaybetmediler.

Yeni doğan yoğun bakım hemşirelerinin verdikleri eğitimler sayesinde kızıma çok rahat bakabiliyorum. Belki bu açıdan şanslıyım çünkü bebek bakımını işinde gerçekten profesyonel olan insanlardan öğrendim. Onu nasıl besleyeceğimi, altını nasıl değiştireceğimi, günlük bakımlarını nasıl yapmam gerektiğini, nasıl banyo yaptıracağımı, ateşini nasıl ölçeceğimi her şeyi onlardan öğrendim. Memorial Yeni Doğan Yoğun Bakım bölümündeki doktorlar ve hemşireler gerçekten mucizeler yaratıyorlar. Bebeğinizi kuvözde bırakıp gitmenizin belki tek tesellisi, ona sizin kadar sevgiyle yaklaşan hemşirelere bırakıyor olmanız.  Yeni doğan yoğun bakım bölümünden Semra hanım’a ve ekibine sanırım sadece teşekkür etmek yeterli olmaz. Hayatım boyunca onları hep sevgiyle ve minnettarlıkla hatırlayacağımı bilmelerini isterim.

Kızımız 20 gün sonra 1780 gr olarak taburcu oldu. Şevval şuan 6 ay 1 haftalık. Sağlığı da gayet iyi… Gelişimi vaktinde, doğan bebeklerle yani 4 aylık bebeklerle aynı.  Kilosu ise 6800 gr. Ve artık o uyuduğunda biz de rahat uyuyabiliyoruz.

Erken doğum yapma riski olan ya da yapan annelere en büyük tavsiyem umutlarını hiç kaybetmesinler. Doktorlarına, hemşirelerine ve her şeyden önce bebeklerine inansınlar. Kesinlikle kolay bir süreç değil bazen tükendiklerini hissedebilirler ama her şeyin çok güzel olacağına inanmaktan vazgeçmesinler.

Tüm anne adaylarına ve annelere bebekleriyle birlikte sağlıklı ve mutlu bir hayat diliyorum.

Diğer Başarı Hikayelerimiz...

ONLINE HİZMETLER
GÖRSEL HASTANE TURU
MEMORIAL'I TANIYIN
WEB SİTELERİMİZ
ONLINE RANDEVU
*
*
Yıldızla işaretlenen alanların doldurulması zorunludur.
Memorial Sağlık Grubu
Piyalepaşa Bulvarı Okmeydanı 34385 İstanbul TR
(0212) 314 66 66