Teşekkür Alan Bölümlerimiz

Teşekkür Alan Doktorlarımız

Kutay, Hülya ve Selçuk Sokur'dan Mektup Var

Sayın Hocam Seydi Battal Gölgeli. Bizlerden km.lerce uzağa gitmiş olsanız da, klavyenin tuşları kadar da yakınmışsınız meğer.

Teknoloji işte! İnşallah bizi hatırlayabilirsiniz. Hani bir Kutay Hocam diyerek sevdiğiniz bebek vardı. Bir ara Kanada’ya gitmek için çabalayan bir aile. Dilerim hatırlamışsınızdır. Hatırlayamamış olsanız da, satırlarımı lütfen ben nasıl davranırdım diyerek okuyunuz.

Zira, size yazmanın sebebi, güler yüzünüzü özlemiş olmamızdır. Allah’a şükürler olsun ki uzun zamandır hiç hastalık görmedik oğlumda. E tabii burnunun aktığı günleri de yaşadık. Lakin, hafif hastalıklardı. Geçen hafta, hafif hafif bir ateş başladı Kutay’da. Ateş düşürücü verdimse de fayda etmedi. Islak havlularla vücudu soğutmaya çalıştık, yine olmadı. Ateş 38.8’i gösterince panik oldum. Kutay titremeye, sayıklamaya başladı. Gecenin 2’sinde yapılabilecek en iyi şeyin hastaneye gitmek olduğunu düşündük. Daha önce çalıştığımız özel hastaneye telaşla gittik. Sizi sorduk ve uzun zaman önce oradan ayrıldığınızı öğrendik. İlk şok buydu. Bundan sonraya bakalım dedik ve nöbetçi çocuk doktorunun odasına gittik. Hocam, gecenin o vakti kimse sıcak yatağından kalkıp da bir yere gitmez değil mi? Ancak, söz konusu canınızdan can koparan evladınızsa, bırakın ana-baba olmayı insan olmak yeterlidir telaşınızı anlamaya.

Ah hocam, siz olmalıydınız orada.Ya da sizin gibi babacan birisi. “Ne o, sirke satışları mı patladı?” diyerek karşılandık. Çocuğum kucağımda çaresizlik içinde baktım doktora. Derdimizi anlattık. Uykusunun bölünmüşlüğü bir yana, ateşinde verdiği sıkıntıyla Kutay muayene olmak istemedi. Ne tesadüf ki, muayene etmeye gönüllüde göremedim. Anne olmadan önce de çok çocuk başını okşadım ki anne olduktan sonra, çocuklara toz konsa rahatsız oldum. Evet sayın Hocam, önce insan olmak önemli. Entariye değil de içindekine değer vermek önemli. İki kol, iki bacak yetmiyor insan olmaya. Allah’ın özenerek yarattığı insanlar… Ne diyeyim hocam, ne diyeyim. Sizi, sizin gibileri çok aradık o akşam. Aslında bir o akşam değil, her zaman gereklisiniz bu dünyada. Kutay’ın başını okşamanız geldi aklıma. Ve eşim de aynı şeyi aynı şeyi düşünmüş ki, iğne yapan genç arkadaşa ister istemez dertlendi “Çocuk doktoru böyle mi olur?” diye.

Kutay şu an gayet iyi. Bademciği iltihaplandığı için inatçı bir ateşmiş yaşadığımız. Geçici olsun dedik, geçti şükür. Bakınız ki, bu hastalık size yazmamıza vesile oldu. Biz, Kutay Mimarlık olarak hala işimize devam etmekteyiz. Buralarda bir aileniz olduğunu bilin istedik. Yüce Rabbim, yolunuzu her daim açık etsin inşallah. Başınız pınar, ayalarınız göl olsun inşallah. Bir tebessümle bin dua alırsınız inşallah. Memorial hastanesi’nin ne denli şanslı olduğunu yazmamıza gerek yok değil mi? Görüşmek dileğiyle, hoşçakalın..

Kutay&Hülya&Selçuk Sokur
Özel Sektör
16.04.2006 / İstanbul

Önemli Not: Bu bölümünde yer alan yazılar değiştirilmeden aynen yayınlanmaktadır.

Diğer Hastalarımızdan...