Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve Yolları (HPB) Merkezi

Bölüm Hakkında

Memorial Şişli HPB Merkezi, özellikle karaciğer, safra kesesi ve yolları ile pankreas hastalıkları tanısı ve tedavisine odaklanmış bir merkezdir.

HPB “Hepato-Pankreato-Biliyer” yani, karaciğer-pankreas- safra yolları kelimelerinin, yabancı dilde baş harflerinden oluşan uluslararası bir kısaltmadır. Bu 3 organ birbirleriyle yakın ilişkidedir. Karaciğer vücudun en büyük organı olarak karın boşluğunun sağ üstünü doldururken, safra yolları bir boru şebekesi gibi tüm karaciğerin içini birbirine bağlar, safra kesesi bu sistemle ilişkili karaciğer dışında ama ona yapışık bir organdır. Safra yolları karaciğerden çıktıktan sonra sağ-sol karaciğer kanalı ve safra kesesi kanalı birleşmesi ile tek bir kanal oluşturur, kanalın son kısmı pankreas içinden geçerek bağırsağa açılır. Birbirleriyle ilişkili olan bu üç sistemin hastalıkları da komşu olan tüm bu organları etkileyebildiği gibi bu bölgeye yönelik uygulanan cerrahiler de her hasta ve organ için farklı sonuç verebilmektedir. Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve yollarının cerrahi işlemleri ile endoskopik ve girişimsel radyolojik yöntemleri diğer bölümlerden farklı ve ayrıcalıklıdır.

HPB fikri temelleri 20’inci yüzyılın son çeyreğinde ortaya atılmış ve giderek güçlenmiştir. Tıbbi uygulamada ayrı bir kol olarak giderek artan bir şekilde önem kazanmaktadır. Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve yollarının iyi ve kötü huylu hastalıklarının yanı sıra organ yetersizliği ve nakline yönelik tedaviler; medikal, endoskopik, girişimsel radyolojik,  onkolojik ve/ veya cerrahi tedavilerde uzmanlaşmış ekipleri tek çatı altında buluşturan bir yapı ile gerçekleştirildiğinde başarının üst seviyeye ulaşabildiği kanıtlanmıştır.

Kişiye özel, ayrıcalıklı işlem ve cerrahiler

Memorial Şişli HPB Merkezi, karaciğer, safra kesesi ve yolları ve pankreas hastalıkları tanı ve tedavisi konularında uzmanlaşmış hekim ve yardımcı personelin oluşturduğu bir “ileri tanı ve tedavi” merkezidir ve amacı, hasta için en uygun tedaviyi belirlemek ve uygulamaktır.

Hastaların multidisipliner bir yaklaşım ile değerlendirilmesi, herhangi bir hastalığın tedavisi için o hastaya özgün olarak uygulanabilecek seçeneklerin tespit edilmesi ve bunların tedavi planına alınmasına olanak sağlamaktadır. Bu ilkeden yola çıkılarak oluşturulan Memorial Şişli Hastanesi HPB Merkezi’nde; karaciğer-pankreas-safra kesesi ve safra yolları hastalıkları, ilgili branşların ortak kararı ile tartışmaya yer bırakmayacak şekilde tedavi edilmektedir. Özellikle karaciğer kanseri vakalarında, hastaya yalnızca lokal ablatif tedavilerin uygulandığı girişimsel radyoloji penceresinden değil onkolojik ve transplantasyon cerrahisi bakış açısı ile yaklaşılmaktadır. Bu durumda hasta; lokal ablasyon, cerrahi rezeksiyon veya organ nakli gibi seçeneklerden yararlanmaktadır. Karaciğer yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biri olan siroz vakaları da merkezde yalnızca hepatoloji uzmanları tarafından takip edilmemekte;  girişimsel radyoloji uzmanı, organ nakli cerrahı ve hepatoloji uzmanı ile koordineli olarak izlenmektedir. Hasta gerektiğinde özellikli işlemlerden fayda görmekte, organ nakli ile sağlıklı bir yaşam hakkına sahip olmaktadır. Hastaların tedavilerden maksimum yarar görebilmesi için hasta bakımında uzmanlaşmış hemşire ve personel desteği de merkezin önemli ayrıcalıkları arasında yer almaktadır.

Karaciğer-Pankreas-Safra Kesesi ve Yolları (HPB) Hastalıkları

  • HEPATİT A

A hepatiti nedir, nasıl bulaşır?

A hepatiti özellikle karaciğeri tutan bir virüs (hepatit A virüsü) hastalığıdır. Hastalık genellikle hijyenik şartları kötü ülkelerde zaman zaman epidemi olarak adlandırılan salgınlara yol açmaktadır. Türkiye’de de zaman zaman bu tarz alevlenmeler ve özellikle okullarda salgınlarla kendini gösterebilmektedir. Hepatit A virüsünün bulaşma yolu diğer hepatit B ve C den farklıdır. Hepatit A, bu virüs ile temas etmiş gıdaların tüketilmesi ile de bulaşabilmektedir.   

Hepatit A’nın belirtileri nelerdir?

Toplumda pek çok kişi çocukluk yaşlarında bu virüsle bir şekilde karşılaşır ve ömür boyu bağışıklık kazanır. Bulgular genellikle nezle grip gibi sık görülen hastalıklarla benzerlik göstermektedir ve bu nedenle fark edilmeden geçirilebilir. Halsizlik, baş ağrısı ve ateş, Hepatit A’da sık görülen bulgular arasında yer almaktadır. Hastalık, tanı konulmadan geçiştirildiği için kişi okul veya iş yerinde virüsü bulaştıran bir etken haline gelmektedir. Hepatit A bazen karın ağrısı, iştahsızlık, ishal ve sarılık ile rahatsız edici kaşıntılar gibi bulgular da gösterebilir. Genellikle yatak istirahati ve bakımla kontrol altına alınabilen hastalık, hastane yatışı da gerektirebilecek kadar ağır seyredebilir. Hepatit A’nın çocuklardaki seyri, erişkinlere oranla daha hafiftir. Yetişkin grupta tablo çok daha ağır olabilir ve nadiren de olsa karaciğer yetersizliği ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilir. Hepatit A, diğer hepatit tipleri (B ve C) gibi kronikleşme ve siroza gidiş riski en düşük olan hastalıktır. Geçirildiğinde bağışıklık gelişir ve bu durum, ömür boyu sürer.

Hepatit A’nın tedavisi var mı, hastalıktan korunmak mümkün mü?

Çoğu virüs hastalığı gibi Hepatit A’nın da belirgin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastalık süresince genellikle baş ağrısı, ateş gibi şikayetlere yönelik tedavi uygulamak yeterli olmaktadır. Hastalığa karşı aşılanmak mümkündür ve aşı uygulaması her zaman yapılabilir.  Yaş ilerledikçe hastalık daha ağır seyredebileceğinden özellikle çocukluk çağında virüsle karşılaşıp bağışıklık kazanmamış erişkinlerin aşılanması önemlidir.

  • HEPATİT B

Hepatit B nedir?

Hepatit B, aynı adla anılan Hepatit B virüsüne bağlı olarak karaciğerde gelişen tablodur.  Özellikle güney Avrupa, Doğu ve Uzakdoğu’da görülme sıklığı oldukça fazladır. Batılı ülkelerde ise daha az görülmektedir. Türkiye, bu açıdan “orta derecede riskli” bir kuşakta yer almaktadır.

Hepatit B bulaş yolları nelerdir?

Hepatit B virüsü kan ve kan ürünleri ile bulaşır. Ayrıca, virüs Hepatit B’li hastanın tükürük ve idrar gibi vücut sıvılarında da bulunabilir. Bulaşma, virüsün bir şekilde sağlam insanın kanına karışması ile olur. Dolayısıyla virüsü taşıyan sıvının (kan veya diğer vücut sıvıları) kişideki bir yara ile temas etmesi gerekir. Hastalık oral yolla yani virüsün temas ettiği yiyecek içeceklerin ağızdan alınması ile bulaşmaz. Uyuşturucu kullanımı sırasında iğneyle birkaç kişinin teması, virüslü kan ve kan ürünlerinin nakli ile korunmasız cinsel ilişki Hepatit B için sık görülen bulaş yollarıdır. Bunların yanında eğer kullanılan aletlerin uygun şartlarda sterilizasyonu yapılmaz veya yenisi ile değiştirilmezse; dövme, manikür pedikür, cerrahi veya diş girişimleri ve akupunktur da hastalığın bulaşma yolları arasında yer almaktadır. Hepatit B hastası anneler doğum sırasında hastalığı çocuğuna bulaştırabilir. Ortak diş fırçası, başkasının tıraş bıçağını kullanma gibi kan teması muhtemel eşyalar da tehlikelidir. Hastalık, okul ve iş hayatı gibi normal günlük aktiviteler ile bulaşmaz.

Hepatit B virüsü bulaşan kişiyi nasıl bir süreç beklemektedir?

Virüs bulaşan insanların büyük çoğunluğunda ağırlığı değişen hastalık gelişmektedir. Buna Hepatit B adı verilmektedir. Hastaların bir kısmı, hastalığı fark etmeden bu süreci ayakta geçirir, bir grup kişide de nezle-grip gibi hafif rahatsızlıklar olur. Bazı hastalarda halsizlik, sarılık, göz akları ve cildin sarı renk alması gibi ağır hastalık bulguları ortaya çıkar. Bu durumda yatak istirahati veya hastane bakımı gerekir. Virüsün etkisini gösterdiği bu kişilerde vücudun bağışıklık sistemi virüse karşı silahlanır ve bu silahlar ile kişi virüse karşı bağışıklık kazanır ve bir daha hastalanmaz. Ancak erişkin hastaların yaklaşık %10’unda bağışıklık gelişmez ve olay kronik (uzun süreli ve ilerleyici) hepatit haline döner. Böyle kişilerde karaciğerde hasar ilerler ve sonunda, yıllar içinde siroz veya karaciğer kanseri gelişebilir.

Hepatit B taşıyıcılığı nedir?

Erişkin hastaların yaklaşık %10’u ile çocuk hastaların yaklaşık %90’ında, kandaki virüs temizlenemez ve bunlar virüsü taşıyarak başkalarına da bulaştırabilir. Bu kişiler “taşıyıcı” olarak adlandırılır ve görünüşte tamamen sağlıklı, hiçbir şikayeti olmayan kişilerdir. Ancak kanları ve vücut sıvılarında hayatları boyunca virüsü taşırlar. Taşıyıcı gruptaki kişilerin bir kısmında kronik hastalık gelişip, olay siroz ve/veya karaciğerde kanser ile sonlanabilir.

Hepatit B bulaş yolları açısından kimler risk altındadır?

Hepatit B’nin bulaşma riski en yüksek meslek grubu sağlık personelidir. Bu kişiler genellikle hastaların kanları ile temas edebilir. Örneğin ameliyatta ele iğne batması veya hastanın kanının istenmeden eldeki bir yaraya bulaşması söz konusu olabilir. Hepatit B’li anne doğum sırasında virüsü çocuğuna bulaştırabilir. Hepatit B’li kişi, birlikte yaşadığı ev sakinleri ile cinsel temasta bulunduğu kimselere virüs bulaşmasına yol açabilir.       

Hepatit B tanısı nasıl konur?

Hepatit B tanısının konulması için kanda antijen (virüse ait) ve antikora (bağışıklık sisteminin ürettiği silah) bakılır. Bu durumda ortaya çıkan tablo şöyledir:

  • Her ikisi de negatif ise virüsle karşılaşılmamıştır ve aşılanmak gerekir.
  • Antikor pozitif ise, hasta virüsle karşılaşmış ve tamamen iyileşme sağlanmıştır.  Hepatit B’ye karşı ömür boyu bağışıklık kazanılmıştır.
  • Antijenin pozitif olması virüsün halen vücutta olduğunu gösterir. Yeni bir süreçtir ya da sonunda kesin iyileşme ve ömür boyu bağışıklık ile sonuçlanır. Uzun süreli Ya da, kronik (uzun süreli) hastalık mevcuttur veya taşıyıcı konumundasınız demektir.  Antijenin 6 aydan fazla pozitif olması kronik enfeksiyon lehinedir.

Kronik hastalık / taşıyıcılık söz konusu ise ne yapılmalı?

Hepatit virüsünün vücuda girmesi ve bağışıklık gelişmemesi durumunda paniğe kapılmaya gerek yoktur. Kişi uzun yıllar bazı önlemler alarak normal hayatına devam edebilir. Bunun için mutlaka doktor kontrolünde takip gereklidir. Hastalığın seyri için düzenli olarak bazı tetkikler yapılması ve bunların değerlendirilmesi söz konusudur. Tahlil ve tetkiklerin sonucuna göre de belirli tedaviler uygulama konusunda karar verilmektedir. Bu arada kişi de hastalığı bulaştırma riski olduğunu bilerek buna göre davranmalıdır.

Hastalığın tedavisi var mı?

Hepatit B virüsünün vücuttan tamamen atılması ve hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik bir tedavi şu an için mümkün değildir. Ancak son zamanlarda kullanılmaya başlanan anti-viral ilaçlar ile hastalığın seyri yavaşlatılarak virüs aktivitesi azaltılabilmektedir. Yeni ilaçlar konusundaki çalışmalar da devam etmektedir.

Karaciğerde kanser gelişir mi, gelişirse ne yapılabilir?

Hepatit B virüsünün her kişide kansere yol açması gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak bazı faktörlere bağlı olarak risk artabilir. Hepatit B virüsü hem karaciğer hücresi ile etkileşerek hem de siroza neden olarak kanser gelişmesine yol açabilir. Bu nedenle, hepatit B hastası olan kişilerin sadece karaciğer hastalığı nedeniyle takipte olması yeterli değildir.  Böyle bir kanser gelişme olasılığının da göz önünde bulundurulması ve hastanın zaman zaman bu amaca uygun laboratuvar ve görüntülemeler ile izlenmesi önemlidir. Böyle bir şüphe halinde ise cerrahi çözümler devreye girmektedir. Ancak karaciğer cerrahisi ayrı bir deneyim gerektirir. Özellikle karaciğer fonksiyonları bozulmuş olan kişilerde cerrahi riskli olabilir. Bu nedenle özel bazı tetkiklerle bu riski ortaya koymak gerekebilir. Bazı durumlarda,  özellikle karaciğer yetersizliği bulguları olanlarda, cerrahiye alternatif yöntemler gündeme gelebilir. Aynı durum Hepatit C hastaları için de söz konusudur.

Siroz gelişirse ne olur? Tedavisi mümkün mü?

Siroz gelişimi, karaciğerde geri dönüşümsüz değişiklikler olduğunun göstergesidir ve sirozun klasik anlamda bir tedavisi bulunmamaktadır. Uzun yıllar içinde farklı safhalarda devam edebilen siroz bazı ilaç tedavileri ile diyetlerle kontrol altına alınabilir ve hasta uzun süre normal/normale yakın bir şekilde yaşamını devam ettirebilir. Ancak karaciğerdeki kalıcı yapısal değişiklikler belirli bir sürecin sonunda vücutta faklı etkiler göstermeye başlar. Karında sıvı toplanması, adale erimesi, karaciğerin bazı maddeleri işleyememesi sonucu bunların kanda birikerek beyin fonksiyonlarını etkilemesi ve zaman zaman yaşanan şuur kaybı gibi sorunlar oluşabilir. Hastalığın, yaşamı tehdit edebilen istenmeyen yan etkisi ise sindirim sistemi kanamalarına yol açmasıdır. Buna yemek borusu (özofagus) varis kanamaları adı verilmektedir. Siroza bağlı olarak karaciğerden geçmesi gereken kan eskisi kadar rahat bir geçiş sağlayamaz. Bu yüzden damarlarda basınç artar ve geride göllenme oluşur. Karaciğerden geçemeyen kan kendine başka yollar arar. Bunlardan biri de yemek borusu iç yüzünde bulunan damarlardır. Bunlar üzerinde oluşan aşırı basınç, damarların genişlemesine ve varis oluşumuna sebep olur. Hastanın yaşamını tehdit eden kanamalar da bu oluşum üzerine yaşanmaktadır. Endoskopik yöntemler ya da gerektiğinde cerrahi ile kanamalar kontrol edilebilir.

Siroz, belirli bir safhaya ulaştıktan sonra tek tedavi seçeneği karaciğer naklidir. Kadavradan ya da canlıdan nakille hasta, %70-80 gibi bir başarı oranıyla sağlıklı olarak günlük aktif hayatına dönebilir.

  • HEPATİT C

Hepatit C nedir?

Hepatit C aynı adla anılan, Hepatit C virüsüne bağlı gelişen bir hastalıktır. Hastalık uzun vadede karaciğerde geri dönüşümü olmayan hasara ve siroza yol açmaktadır. 1989 yılında keşfedilen virüs, bilinmediği dönemlerde belirtileri Hepatit A ve Hepatit B ile benzerlik gösterdiğinden “non A- non B hepatiti (A ve B ye bağlı olmayan)” adıyla anılmaktaydı.

Hepatit C nasıl bulaşır?

Hepatit C virüsü kan ve kan ürünleri ile bulaşır. Bunun en yaygın şekli uyuşturucu kullanımı ve kan naklidir. Aynı iğnenin pek çok kişi tarafından kullanılması, Hepatit C virüsü taşıyan bir kişiden kan nakli yapılması, aynı iğne ile birden çok kişiye yapılan aşılar, kan ile temas etmiş olan tıraş bıçağının ve diş fırçasının kullanılması, hastalığın bulaşma yollarıdır. Kan ve kan ürünleri ile ilgili risk, günümüzde yapılan testler ile hemen hemen imkansız hale gelmiştir. Ancak 1990 öncesinde hastalığın yeterince bilinmemesi ve bu tür tarama testlerinin bulunmaması nedeniyle bu dönemde yapılan kan nakilleri risk taşıyabilir. Hepatit C virüsü tükürük, idrar ve semen gibi vücut sıvılarında bulunmadığından cinsel ilişki sırasında bulaşma çok ender görülür. Virüsün vücut sıvılarında bulunması için bu sıvıların bir şekilde kan ile teması gerekir.

Hepatit C virüsü bulaşan kişiyi nasıl bir süreç beklemektedir?

Hepatit C, Hepatit A ve B’ye göre daha yeni bir hastalıktır. Bu nedenle doğal seyri ile ilgili bilgiler çok kesin olmamakla birlikte, hastalığın, ilerlemiş siroz ve karaciğer kanserine dönüşmeden yakalanması, erken dönemde tedavi edilmesi önemlidir. Ancak bilinen, vakaların çoğunda yıllar içinde ortaya çıktığı ve kalıcı olduğu yönündedir. Hastaların %80’i için virüs vücutta kalıcı hale gelmektedir. Virüs vücuda alındıktan sonra yıllar içinde karaciğerde bazı yapısal değişiklikler ve kalıcı fonksiyon bozuklukları ile kendini gösteren siroz ortaya çıkar. Ancak sürecin bu noktaya gelmesi bazı kişilerde 40-50 yıllık süreleri bazılarında ise 5 yılı kapsayabilir. Sirozun yarattığı etki de her hasta grubunda farklıdır. Hastaların bir bölümü normale yakın bir şekilde hayatını devam ettirebilirken, bazıları da

karında su toplanması, şuur bulanıklıkları, sindirim sistemi kanamaları (varis kanaması), ağır karaciğer yetersizliği veya karaciğer kanseri gibi sorunlarla karşılaşabilir. Özellikle siroz gelişiminden sonra kanser riskinin belirgin bir şekilde arttığı bilinmektedir. Bu tip hastaların, istenmeyen bu riskler göz önüne alınarak yakından takip edilmesi gerekir.

Hepatit C’nin tedavisi mümkün mü?

Öncelikle her Hepatit C hastası için tedavi gerekmediği bilinmelidir. Bu, bazı işlemlerden sonra doktoru vereceği kararla belirlenir.Hepatit C’nintedavisi konusunda, özellikle son 6 yılda olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Geçmişte hastaların en fazla %50’sinin, süresi 1 yılı bulan ve zor uygulanan tedavi protokolleri ile iyileşmeleri sağlanmaya çalışılırken, günümüzde artık bir veya birkaç tablet ile 8-24 hafta sürede her HCV hastasının virüsten kurtulması yani HCV negatif olması mümkün hale gelebilmektedir. Bu sayede, dünya tıp tarihinde belki de ilk kez global sağlık sorunu olan bir kronik viral enfeksiyonun tedavi ile ortadan kaldırılabilecek duruma gelmesi hedeflenmektedir. Tedavinin gerekliliği, süresi ve kullanılan ilaçların yan etkilerinin yönetimi düzenli doktor takibi ile belirlenmektedir.

KARACİĞER YAĞLANMASI; NASH (Non-alkolik steatohepatit)

KARACİĞER VE ALKOL

Basit kist

Kistadenom

Karaciğer Kist Hidatiği

Karaciğer kist hidatiği nedir?

Bir tür parazitin oluşturduğu hastalıktır. Halk arasında “köpek kisti” diye de bilinir. Olgun parazit kurt, çakal, köpek gibi hayvanların(“esas konak”) bağırsaklarında yaşar. Ancak üremesi için başka “ara konak”gereksinimi duyar. Parazitin yumurtası kurt, çakal, köpek gibi hayvanların dışkısı ile dışarıya atılır. Parazitin evriminde ara konak olarak rol oynayan küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar, bu parazit yumurtası bulaşık gıdaları (ot, su vb.) yediklerinde onların da bağırsaklarına geçer. Bağırsakta kurtçuk açığa çıkarak kan dolaşımına katılır ve vücudun çeşitli yerlerinde en sık da karaciğere yerleşerek, giderek büyüyen kist ya da kistler meydana getirir. Bunlar, içi sıvı dolu boşluklar olarak tanımlanan oluşumlardır. Bu hastalığa “hidatik” adı verilir. Kistlerin içinde binlerce parazit oluşturacak kurtçuklar bulunmaktadır. Daha sonra bu hastalıklı yani kistlerden içeren organların kurt, çakal ve köpek gibi hayvanlar tarafından yenmesiyle parazit, tekrar bu hayvanların bağırsağına ulaşır ve burada gelişerek, “erişkin parazit” haline gelir. Parazit, böyle bir döngü ile büyümektedir. İnsan da bu tabloda zaman zaman bir ara konak vazifesi görebilmektedir.  Parazitin yumurtasının bulaştığı maddeler (gıda, su vs) ağız yolu ile alınırsa, yumurtalar bağırsakta açılır ve içinden çıkan parazit aynı şekilde sıklıkla karaciğerde yerleşmek üzere insanda da kistler oluşturur.

Karaciğer kist hidatiği insandan insana bulaşan bir hastalık mıdır?

Karaciğer kist hidatiği insandan insana bulaşmaz. İnsan dışkısında bulunmaz. Ancak aynı şartlarda yaşayan insanlarda, bir şekilde parazit yumurtası bulaşmış kirli gıdaların herkes tarafından alınmasıyla, aynı ailenin değişik fertlerinde de olabilir.

Hastalık nasıl bir gelişim gösterir?  

Hastalık %75-80 oranında karaciğerde yerleşir. Daha az sıklıkla akciğer, karın içi diğer organlar ve beyinde de görülebilir. Parazitin yerleştiği yerde giderek büyüyen içi basınçlı bir sıvı ile dolu kist oluşur.

Hastalık karaciğer fonksiyonlarını olumsuz etkiler mi?

Hastalık karaciğer fonksiyonlarında herhangi bir olumsuz etkiye yol açmamaktadır. Genellikle karaciğer dokusunu iterek (basınç) kendine yer açtığından, karaciğer hücreleri fonksiyonlarına devam eder.

Karaciğer kist hidatiği ne gibi şikayetlere neden olur? Nasıl ortaya çıkar?

Karaciğer kist hidatiği hastalığının özgün bir şikayeti yoktur. Kist karaciğerde tek olabileceği gibi, 2,3 veya daha çok sayıda da ortaya çıkabilir. Kistler tespit edildiğinde birkaç santimden 15-20 santimetreye varan çaplarda olabilir. Küçük kistler genellikle şikayete yol açmaz. Genellikle farklı bir nedenle yapılan görüntüleme ile tesadüfen anlaşılır. Büyük yapıdaki kistler vücudun sağ tarafında, ağrı ve dolgunluk hissi gibi şikayetlerle kendini gösterebilir.

Yalnızca çok az bir vakada gelişen komplikasyonlar (istenmeyen olaylar) daha gürültülü tablolar şeklinde ortaya çıkabilir.

Kist kendi haline bırakılır ise ne olur?

Genellikle giderek büyür ve istenmeyen olaylara (komplikasyon) neden olur. Bunlar; kistin enfeksiyonu (içinde bakterilerin üremesi), safra yollarını yırtması (sarılık) ve rüptür (delinme, yırtılma) şeklinde belirti verir. Bunların ortaya çıkması, hastalıkla mücadeleyi güçleştiren riskleri de artırmaktadır.

Karaciğerdeki kist kendi kendine patlar mı?

Kistin kendi kendine patlaması, delinmesi veya tıptaki adı ile “rüptür” nadiren de olsa görülebilir. Bu durum daha çok büyük kistlere gelen ani ve şiddetli darbeler (kaza, yumruk…) sonucu gerçekleşmektedir.

Kistin yırtılması tehlikeli mi?

Kistlerin yırtılması tehlikeli olabilir. Böyle bir durumda iki tablo çok önemlidir. Birincisi, kist içeriği antijenik özellik taşır ki, şiddetli ve hayatı tehdit edebilecek alerjik reaksiyonları açığa çıkarabilir. İkincisi ise kist içeriğinin bütün karın boşluğu içerisine yayılarak yaygın hastalık halini alması durumudur. Bu noktada hastalıkla mücadele güçleşir.

Hastalığın ilaç ile tedavisi var mı?

Klasik anlamda ilaçla tedavi bulunmamaktadır. Ancak parazite etkili olduğu bilinen ve diğer tedavi yöntemlerine yardımcı bir ilaçlardan yararlanılmaktadır.    

Hastalığın tedavisi nedir?

Hastalığın standart tedavisi cerrahidir. Cerrahide yöntem olarak çok çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Ameliyatın türüne, kistin büyüklüğü, karaciğerdeki yeri, sayısı, komplikasyon olup olmaması gibi değişkenlere bakılarak karar verilir. Uygun vakalarda iğne ile aspirasyon, laparoskopi gibi teknikler denenebilir.

KARACİĞERİN İYİ HUYLU (selim) TÜMÖRLERİ

Hemanjiom

Adenom

FNH (fokalnodüler hiperplazi

KARACİĞERİN KÖTÜ HUYLU (habis) TÜMÖRLERİ

Karaciğer hücreli kanser (HCC veya HSK)

Safra yolu kökenli kanser (kolanjiokarsinom)

  1. Metastaz ne anlama gelir?

Metastaz, kanserin kaynağını aldığı organdan daha uzak bir yere yayılmış olduğunu ifade eder. Bu nedenle kanserin daha ileri bir evrede olduğunu göstermesi açısından “kötü bir işaret” olarak kabul edilir.

  1. Karaciğer metastazı ne anlama gelir?

Vücudun herhangi bir yerindeki kanserin, meydana geldiği yerden (organdan) başka bir yere yayılması metastaz olarak adlandırılır. Bunun karaciğerde görülmesi ise “karaciğer metastazı” adıyla anılır.

  1. Karaciğerde metastaz sık rastlanan bir durum mudur?

Karaciğer, kanı filtre eden büyük bir organdır. Bu nedenle, kan dolaşımına karışan kanser hücreleri bu organda takılır kalır ve büyümeye devam eder. Özellikle sindirim sisteminden (bağırsaklar) gelen kanın ilk önce karaciğerden geçmesi nedeniyle bu bölgeye ait kanserlerin karaciğer metastazları sık görülür. Kalın bağırsak, mide, pankreas, safra yolları ve ince bağırsak gibi organlara ait kanserlerde karaciğere metastaz ortaya çıkar. Ayrıca, meme kanseri, akciğer kanseri ve lenfomalara ait metastazlar da karaciğerde görülmektedir.

  1. Karaciğer metastazlarının tanısı nasıl konulur?

Karaciğerde yaygın metastaz varsa tanı koymak daha kolaydır. Karaciğer büyür ve muayenede ağrılı bir tablo ortaya çıkar. Karaciğere ait bazı laboratuvar testleri (alkalen fosfataz ve transaminazlar) yüksek değerde seyreder. Esas tanı, görüntüleme yöntemleri ile karaciğerde metastazlara ait kitlelerin ortaya konulması ile kesinleşir. Kanserin başlangıç odağı biliniyorsa metastaz tanısı koymak da kolaydır. Ancak bilinmiyorsa, karaciğerde görülen bu kitleleri primer karaciğer kanserinden ayırmak zordur ve bunun için de karaciğerdeki kitlelerden biyopsi almak gerekebilir.

  1. Karaciğer metastazlarının tedavisi mümkün müdür?

Karaciğer metastazlarının tedavisi; yayılımın hangi organdaki kanserden kaynaklı olduğuna, tümörün karaciğerdeki yaygınlığına, metastazların yerine, karaciğer dışında başka bir bölgede yayılım olup olmadığına göre planlanır. Özellikle lenfomalar bazı kemoterapi kombinasyonları ile tedavi edilebilir. Meme ve akciğer kanserlerinde kemoterapiden kısmen yarar sağlanır. Karaciğer metastazlarının tedavisi açısından, kalın bağırsak (kolorektal) kanseri metastazlarını ayrı tutmak gerekir.  Kolorektal kanserler sıklıkla karaciğere metastaz yapar ve bunlarda, karaciğerdeki metastazların da cerrahi olarak çıkarılması tedavi açısından çok önemlidir.

  1. Komorektal (kalın bağırsak) kanserlerine ait karaciğer metastazlarının tedavisi nedir?

Kolorektal kanserler oldukça sık görülen kanser türüdür. Bunların yaklaşık üçte birinde, tanı konduğu sırada karaciğerde metastaz vardır. Geri kalan yaklaşık üçte bir kısmında ise hastalığın takibi sırasında karaciğerde metastaz ortaya çıkar. Karaciğer yayılımı bulunması bu hastaların yaşam süresini etkileyen en önemli faktördür. Bu nedenle karaciğerdeki kolorektal kanser metastazlarının cerrahi olarak çıkarılması, bu hastalarda yaşam şansını belirgin uzatan önemli bir tedavi şeklidir.  

Ancak, her karaciğer metastazını cerrahi olarak çıkarmak mümkün değildir. Metastazın sayısı, yeri, karaciğerdeki dağılımı, çapı, emniyetli bir sınır ile çıkarılıp çıkarılamayacağı, karaciğer dışında hastalığın mevcudiyeti böyle bir cerrahi girişim kararında etkili yöntemlerdir.

Kolorektal kanserler ve bunlara ait karaciğer metastazları oldukça sık görülmekle birlikte, bunların ancak %10’u böyle bir cerrahi için uygun aday olabilmektedir. Cerrahi uygulanamayan karaciğer metastazlarında beklenen yaşam süresi oldukça sınırlıyken, karaciğerdeki tümör odaklarının uygun şekilde çıkarılabilmesi ise hastalarda uzun dönem yaşam (5 yıllık sağ kalım) oranı %20-30 mümkündür. Cerrahi olarak çıkarılan vakalarda karaciğerde nüks (hastalığın tekrarı) söz konusu olabilir. Bu tarz riskleri önlemek için cerrahi ile birlikte uygun bir kemoterapi uygulaması gereklidir.

Bazı durumlarda da cerrahi olarak çıkarılamayan metastazlar, uygun kemoterapi kombinasyonları ile küçültülüp cerrahi sınırlara uygun hale getirilebilir. Yine seçilmiş vakalarda kısmen cerrahi, kısmen de diğer yardımcı yöntemlerden biri olan “radyofrekans ablasyon” gibi tedavi seçeneklerinden yararlanılmaktadır.

Cerrahi uygulanamayacak vakalarda ise tek yöntem kemoterapidir. Bu, sistemik olarak yapılabileceği gibi lokal olarak sadece karaciğere yönelik de uygulanabilir. Karar ise cerrah, onkolog ve hasta ile birlikte verilmelidir.  

  1. Diğer kanser metastazlarında cerrahinin yeri var mı?

Bugün standart olarak sadece kolorektal kanserlere ait karaciğer metastazlarının cerrahi tedavisinden bahsedilebilir.

Ancak, çok uygun ve iyi seçilmiş vakalarda meme, mide, bazı pankreas tümörleri, hormon salgılayan bazı tümörler, testis ve over kaynaklı bazı tümörler, bazı böbrek tümörleri gibi tümörlere ait karaciğer metastazlarını da başarı ile çıkarmak ve beklenen yaşam süresini uzatmak mümkün olabilmektedir.

  1. Siroz nedir?

Çok değişik hastalıklara bağlı olarak karaciğerde farklı derecede hasar meydana gelir. Bunların devamlı olması sonucu, geri dönüşümü olmayan kalıcı değişiklikler ortaya çıkar. Karaciğerin yapısı bozulur ve giderek artan bir nedbe dokusu gelişimi olur. Hastalık ilerledikçe, fonksiyonel karaciğer hücresi sayısı azalır. Karaciğer sertleşir. İçinden geçmesi gereken kana karşı direnç artar. Kan buradan akamayınca, kanın geldiği bölgelerde (bağırsaklar, dalak) damar içi basıncı artar ve kan kendine başka yolar bulmaya çalışır. Tüm bunlar sonucu karaciğer fonksiyonları giderek bozulur ve karaciğer yetersizliği bulguları ortaya çıkar.

  1. Çocuklarda da görülebilir mi?

Siroz hastalığı çocuklarda da görülmektedir. Doğumdan itibaren bazı anomalilere ve bazı kalıtsal hastalıklara bağlı olarak, birkaç aylıktan itibaren karaciğerde siroz gelişebilir. Bunun en sık nedenlerinden biribiliyer atrezi’dir. Bu tablo doğuştan safra yolları azlığı veya yokluğu olarak tanımlanmaktadır.

  1. Sirozun en sık nedenleri nelerdir?

Siroza neden olan faktörler çok çeşitlidir. En sık nedenler arasında hepatit B ve C ye bağlı kronik karaciğer hastalıkları sayılabilir.

  1. Sirozun bulguları nelerdir?

Siroz uzun süreli ve ilerleyici karakterde bir olaydır. Erken dönemlerde çok hafif olan bulgular, karaciğerdeki hasar arttıkça daha da ağırlaşır.

Erken dönemde sık görülen bulgular

İştahsızlık

Kilo kaybı

Bulantı

Halsizlik

Çabuk yorulma

Daha ileri dönemlerde ortaya çıkan bulgular

Vücutta su birikimi (bacaklarda -ödem-ve karında –asit- şişlik)

Adale erimesi

Çabuk morarma veya kanamaya eğilim

Aşırı kaşıntı ve sarılık

Geçici şuur değişiklikleri

  1. Siroz karaciğerde hangi etkilere yol açar?

Karaciğer vücudun fabrikasıdır. Alınan tüm gıdalar karaciğerde vücut için faydalı ve gerekli ürünlerin yapımında kullanılır. Albümin de bunlardan biridir ve görevlerinden biri de sıvıların damar yatağı içinde tutulmasıdır. Karaciğer fonksiyonları bozulunca albümin sentezi (yapımı) da etkilenir. Albümin seviyesi azalınca sıvılar damar yatağında tutulamaz ve dokuların arasına sızar. Bu en erken bacaklarda şişme (ödem) şeklinde ortaya çıkar. Aynı mekanizma ile karın boşluğunda da sıvı birikir (asit), karın şişer. Bu hastalarda en ufak çarpma ile deride morluklar oluşabilir veya kanamaya eğilim artar. Bunun nedeni, pıhtılaşma için gerekli maddelerin (pıhtılaşma faktörleri) karaciğerdeki hasar nedeni ile gerektiği kadar yapılamamasıdır. Yine karaciğerin işleyememesi sonucu bazı maddeler kanda birikir ve ciddi kaşıntılar ve şuur değişiklikleri (ensefalopati) meydana gelebilir.

  1. Hastalığın daha ileri safhalarında neler olur?

Karaciğerdeki metabolizmanın bozulması ile safra yapımı etkilenir ve bu tabloya sarılık da eklenir. Kanda biriken maddeler (özellikle proteinli maddeler) beyni de etkiler. Uykuya eğilim ve unutkanlık konsantrasyon bozuklukları gelişir. Bu hastalar, et ve süt gibi proteinli maddeleri kısıtlamazsa, şuur kaybına kadar giden ağır tablolar ortaya çıkabilir. Kanın karaciğerden rahat geçememesi sonucu, kanı taşıyan damarlarda basınç artar (portal hipertansiyon). Dolayısıyla dalakta da basınç yükselir ve dalak büyümesi (splenomegali) ortaya çıkar.  Büyüyen dalak, kanın şekilli elemanlarını fazlaca parçalar. Bunun sonucu; alyuvarların fazla yıkımı ile kansızlık (anemi), akyuvarların (lökosit) fazla yıkımı ile lökopeni, trombositlerin (pıhtılaşmada rol oynayan hücreler) fazla tıkımı ile trombopeni gelişir. Gelişen bu durum sonrası da kanama bozuklukları ortaya çıkar.

Kan, kalbe dönüp tekrar dolaşıma katılmak üzere yeni yollar bulur. Bunlardan, klinik olarak en önemli olanı, yemek borusu (özofagus) iç duvarında yer alan kılcal damarlardır. Bu damarlar, basınç altında aşırı genişler, şişer ve baloncuklar oluşturur. Buna, “varis oluşumu” denir. Bunların, değişik mekanizmalar ile yırtılması ve yüksek basınçları; ciddi ve ölümcül olabilecek şekilde sindirim sistemi içinde (yemek borusu ve mide) kanamalara yol açar. Sirozlu hastalarda artan diğer bir risk ise karaciğerde kanser gelişimidir. Tek başına sirozun kanser yapıcı etkisi olduğu gibi siroza neden hastalıkların direkt etkisi ile karaciğerde kanser gelişebilir.

  1. Siroz önlenebilir mi?

Karaciğerde oluşan yapısal değişiklikleri geri çevirmek mümkün değildir. Ancak, farklı tedavi seçenekleri ile sirozun ilerlemesini durdurmak veya geciktirmek mümkün olabilir. Esas olan siroza neden olabilecek; alkol kullanımı, hepatitler, kalıtsal bazı hastalıklar gibi faktörleri erken dönemde ortadan kaldırmaktır. Sirozun nedeni aşırı alkol kullanımıysa, alkolün bırakılması ile karaciğerde ortaya çıkabilecek olan hasarın da önüne geçilmiş olur. Hepatitler için ise farklı ilaç tedavileri gündemdedir.

  1. Bacaklardaki şişme (ödem) ve karındaki sıvı (assit) azaltılabilir mi?

Bacaklardaki şişlik (ödem) ve karında sıvı toplanması (asit) sorunu, doktorun vereceği özel diyet ve bazı idrar söktürücüler (diüretikler) ile kontrol altına alınabilir. Yine karaciğerin fonksiyon kaybına bağlı kanda biriken maddelere bağlı gelişen şuur değişiklikleri için özel diyetler ve bağırsakları temizleyecek bazı ilaçların kullanılması gerekir.

  1. Sindirim sistemine olan kanamaların (varis kanaması) tedavisi var mı?

Ciddi sindirim sistemi kanamaları (varis kanamaları) ağızdan uygulanan bir özel tüp ile (endoskop) gerçekleştirilen özel tekniklerle durdurulabilir. Bu varislere özel ilaçlar enjekte edilerek bunlar kurutulabilir (skleroterapi) veya üzerlerine lastik bantlar yerleştirilebilir (bant ligasyonu). Bunlara rağmen durmayan veya tekrarlayan kanamalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Özelliği olan bu ameliyatların mutlaka bu konularda deneyimli bir cerrah tarafından yapılması gerekir. Cerrahinin amacı, siroz nedeni ile karaciğerden kanın akamaması sonucu bu damarlarda yükselen basıncı açılacak yeni damar yolları ile (şant) düşürmektir. Böylece kanamalar durur veya tekrarı önlenmiş olur.     

  1. Sirozun kesin tedavisi var mı?

Siroz geliştikten sonra, klasik tedaviler ile bunu geri çevirmek mümkün değildir.  Süresi kestirilememekle birlikte olay karaciğer yetersizliği ile sonlanır. Ancak bu, yolun sonu demek değildir. Hastalığın bu safhasında bilinen tek tedavi şekli  karaciğer naklidir.

KARACİĞER NAKLİ

Kadavradan nakil (Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden karaciğer)

Canlı vericili karaciğer nakli

Bölüm Doktorları