Memorial Kayseri Hastanesi - Kozmetik Dermatoloji (Kozmetoloji)

Bölüm Hakkında

Sağlıklı, pürüzsüz ve genç bir cilde, inci gibi dişlere sahip olmak, vücuttaki bölgesel fazlalıklardan kurtulmak ve fit görünmek, kırışıklıklara meydan okumak ve yaşlanmanın etkilerini azaltmak… Sağlık kadar güzelliğine de önem veren herkes için farklı uygulama seçenekleri sunan ve her geçen gün yeni teknolojilerin insan yaşamına girdiği tıp alanında adından söz ettirmeye başlayan “Kozmetoloji”, artık Memorial Kayseri Hastanesi’nde…

Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Sema Karaoğlu’nun yönetimde 6 kişilik profesyonel bir ekiple hizmet vermeye başlayan Kozmetoloji Bölümü’nde; cilt hastalıklarının tedavisi, cilt gençleştirme ve kırışıklık karşıtı uygulamalar, epilasyon, cilt bakımı ve cilt lekelerinin yok edilmesi, bölgesel zayıflama, varis ve sigarayı bırakma tedavileri başarıyla uygulanmaktadır.

Kusursuz bir cilt için lazer uygulamaları

Memorial Kayseri Hastanesi Kozmetoloji Bölümü’nde, profesyonel bir ekip çalışması ile saç telinden ayak tırnağına kadar her türlü cilt sorunlarının tedavisi, dünya standartlarında uygulamalar ile gerçekleştirilmektedir. Birçok alanda kullanılabilen lazer teknolojisi, her işlem için aynı özelliklere sahip cihazlarla uygulanmaktadır. Lazerle cilt yenileme, cilt gençleştirme göz çevresi ve kazayağı kırışıklıklarının düzeltilmesi, yüz ve boyun kırışıklıklarının giderilmesi, el üstü derisinin gençleştirilmesi yapılabilmektedir. Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme, gözenek sıkılaştırma, akne skarı tedavileri, operasyon izleri tedavileri, yanık skarı tedavileri yapılmaktadır. Erbium laser ile de ablatif cilt yenileme, her türlü skar tedavileri, her tür iyi huylu deri tümörü tedavisi, dermal nevusların (benlerin) çıkarılması, derin komedon ve yağ kistlerinin temizlenmesi ile göz üstünde kolesterol birikimi tedavisi uygulanmaktadır. Pastello Q Switch Lazer ile karbon peeling, dövme silme (siyah ve kırmızı renkler), kalıcı makyaj çıkarma, melasma tedavisi, leke tedavisi( epidermal-dermal-güneş-yaşlılık-çil), OTA nevus renk açma tedavisi, gözenek sıkılaştırma, akne tedavisi, tüy beyazlatma uygulanmaktadır.

CİLT GENÇLEŞTİRME UYGULAMALARI

Cilt Yaşlanması nedir?
Yaşlanma ilerleyen zamanla meydana gelen komplike bir olaydır. Genetik (iç etkenlerle ve zamana paralel oluşan spontan yaşlanma) ve çevresel (dış etkenlerle özellikle uv ve sigaraya bağlı gelişen foto yaşlanma) faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Cildimizde yaşlanmaya bağlı olarak pigmentasyon (leke), cilt kuruluğu, ciltte incelme, deri altındaki kollajenin yıpranması ve elastik liflerin tahrip olmasına bağlı olarak cildin yumuşaklığının kaybı, telenjiektazi (kılcal damar), kırışıklıklar, mat – sağlıksız bir görünüm, yaşlanma sonucu azalan deri elastikiyeti (derideki sarkma) meydana gelir. Bu bulgular görünümünü etkilemek suretiyle kişinin ruh sağlığını ve yaşam kalitesini etkilemektedir.

Cildin yapısını ve görünümünü düzeltmek için pek çok yöntem kullanılmaktadır. Kremler, serumlar, maskeler, soyma ve enjeksiyonlu tedaviler ilk akla gelen yöntemlerdir. Ancak etkinliği ve kişinin cildinde sosyal hayatını etkileyecek bir ize neden olmaması sebebiyle son yıllarda lazer ile cilt yenileme yöntemi oldukça önem kazanmıştır.

Bugün cilt gençleştirme ya da rejuvenasyon diye de adlandırılan bu yöntem ile kullanılan lazer enerjisi sayesinde ciltteki yaşlılık belirtilerini azaltmak, orta ve ince kırışıkları gidermek, cildin tonunu düzelterek nem oranını artırmak, daha sağlıklı-canlı-iyi bir görünüme kavuşmak mümkün.

Nasıl Etki Eder?
Cilt altı dokudaki kollajen üretimi ve yıkımı denge halinde seyrederken 25 yaşından sonra bu denge yıkım lehine bozulur. 40 yaşından sonra kollajen üretimi iyice azalır. Fotorejuvenasyon uygulaması ile deri altında hafif bir termal zedelenme oluşturur. Zedelenme sonrasında ciltte kollajen üretimi artar.

Dolayısıyla özellikle göz ve dudak çevresindeki (mimik kaslarının kasılmasına bağlık olmayan) yüzeysel ve ince kırışıklıklar lazerle giderilebilmektedir. Kırışıklıklar azalıp yok olur, cilt gerginleşir, gözenekleri sıkılaşır. Düzensiz leke ve damarları ortadan kalkar Ciltteki renk ve ton farkları azalır. Daha genç ve sağlıklı bir görünüme kavuşur ve tedavideki en önemli nokta tüm bunlar olurken kişinin sosyal hayatı hiç etkilenmez, kişi yaşamdan soyutlanmaz.

Cilt yenileme ayrıca, yüzdeki sivilce izleri, yaşlılık ve gebelik lekeleri, ince kırışıklıkların yanı sıra göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıklar, eldeki kırışıklık ve lekelerde de uygulanabilmektedir.

Kaç Seans Gerekir?
Genellikle 3–5 seans en iyi sonuçları verir. Cilt yenileme sonuçları tedaviden sonra 6 ay -1 yılda görülebilir.

Seans Araları Ne Kadar?
3-4 haftada bir tekrarlanır. Seanslar ortalama 15–20 dakika sürer.

Tedavi Sonrası Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanması gerekir.

Yan Etkisi Var mıdır?
Hafif bir kızarıklık dışında hiç bir yan etkisi bulunmaz. Çok nadiren yüzeysel kabuklanma görülebilir, ancak iz bırakmadan iyileşir.

FRAKSİYONEL LAZER İLE CİLT YENİLEME

Fraksiyonel lazer nedir?

Fraksiyonel lazer, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemidir. Lazer ışınlarının pixelleştirilmiş mini ışınlara bölünme şeklidir. Küçük mikrokolonlar halinde dokuların içine nüfuz eder. Lazer ışınlarına maruz kalan bölgelerdeki dokular tahrip olurken aralarda sağlam bölgeler de kalmaktadır. Fraksiyonel lazer cilde mozaikleme tarzında nüfus ederek, cilt altındaki yıpranmış kollajeni yok eder ve yeni kollajeni filizlendirir. Böylece üst derideki kök hücreleri aktive ederek, yeni epitel hücrelerinin yüzeyi örtmesini sağlar. Dolayısıyla fraksiyonel teknolojisi ile uygulanan lazerle cilt gençleştirme işlemi sonucunda iyileşme çok daha çabuk olur. Mikroışınların çarptığı, mikrotedavi alanları şeklinde adlandırılan bölgelerde meydana gelen yeni kolajen oluşumu cildin yenilenmesini sağlar. MCL 30 Dermablate fraksiyonel başlık tüm endikasyonlarda güvenle kullanılmaktadır.

Fraksiyonel Lazer Nasıl Çalışır?

Fraksiyonel Lazer tıpkı bir mozaik deseni gibi ciltte, ince sütunlar halinde sorunlu alanları tarar, bu alanlarda karşılaştığı yıpranmış hücre ve kollajeni yok eder. Yok olan kollajenin yerine taze kollajen oluşmasını sağlar. İşlem sonrası tazelenen kollajen, cilde parlak yumuşak ve taze bir görünüm kazandırır. Fraksiyonel lazer cildi mozaik deseni gibi etkiler. Fraksiyonel lazer sonrası, cildin gerginliği artar, gözenekleri sıkılaşır. İnce izler büyük oranda kaybolur, derin izler yüzeyelleşir. Ciltteki renk ve ton farkları azalır.

Uygulama nasıl yapılır?

Fraksiyonel lazer uygulanmadan önce cilde ya soğuk uygulama yapılır ya da ağrı kesici krem uygulanır. Kremin etki göstermesi için 20 dakika kadar beklenir. Bir gün öncesinden hastanın yüzüne makyaj yapmaması önerilir. Cilt temizlendikten sonra işleme başlanır. Doktor, uygulama alanlarını tarar. Lazer uygulanan alan mozaık şeklinde taranacağından bir seansta toplam işlem alanının ancak %5-20'si lazerlenebilir. İşlem süresi 15-20 dakika kadardır. Hasta uygulama sırasında hafif iğnelenme ve yanma hissi duyabilir.

İşlem sonrası hasta nelerle karşılaşır?

Fraksiyonel lazer sonrası tıpkı güneş yanığı gibi bir görünüm oluşur. Bu kızarıklık hali 24 saat devam eder. Ancak ilk saatlerde daha belirgindir daha sonra azalır.  Soğuk uygulaması ve topical yumuşatıcılar yararlı olur. Ertesi gün  kızarıklık tamamen geçer ciltte kuruma ve hafif kahverengileşmeler oluşur. Hasta hafif bir kapatıcı kullanarak rahatlıkla işine gidebilir. isterse makyaj yapabilir. 4. 5. günde yüzdeki ölü deri dökülmeye başlar ve bu 1-2 gün içinde tamamlanır. Cilt tertemiz pembemsi bir görünüm alır. Bu yenilenmenin işaretidir. İşlem sonrası dönemde güneşten korunmak ve yüksek faktörlü kremler kullanmak mutlaka gereklidir.

Fraksiyonel lazer hangi durumlarda kullanılır?

- Yüzdeki sivilce izlerinde

- Yüzdeki yaşlılık ve gebelik lekelerinde,

- Yüzdeki ince kırışıklıklarda

- Göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıklarda,

- Eldeki kırışıklık ve lekelerde

- Falçata izlerinde

- Yara veya cerrahi kesi izlerinde

- Vücutta oluşmuş çatlakların tedavisinde

Fraksiyonel Lazerle Sivilce izi Tedavisi

Fraksiyonel lazer, sivilce izlerinin tedavisine yepyeni bir boyut kazandırmıştır. Cildin kusurlu alanlarını derinlemesine ama kontrollü bir şekilde lazerleyerek izleri siler veya küçültür.

Yüzeyden gönderilen toplu iğne ucundan küçük lazer ışınları, derinin alt tabakalarına ulaşarak, iz görünümüne yol açan bozuk bağ dokusunu tahrip eder ve beraberinde genç ve sağlıklı doku oluşumunu başlatır.

Yeniden oluşan kollajen ve örtücü epitel sivilce izinin yerini alır. Bu yöntemle üç seans sonrası sivilce izlerini %50-80 oranında azaltmak mümkündür.

Fraksiyonel lazerle Gebelik Çatlaklarının Tedavisi

Gebelik sırasında oluşan çatlaklar, fraksiyonel lazer işlemi ile küçültülür ve cildin görünümü önemli oranda düzeltilir. Etki mekanizması, çatlak dokusundaki bozuk bağ dokunun mozaiklenerek silinmesine dayanır.

Yeni oluşan sağlıklı bağ doku, çatlak dokusunu doldurarak, izi küçültür ve cildin kalitesini artırır.

Fraksiyonel lazerle Yüz Gençleştirme

Güneş ve yaşlanmaya bağlı yüz cildi yıpranır. Kırışıklık ve pürüzlenmeler oluşur. Leke ve çizgiler ciltte dalgalı ve benekli bir görünüme yol açar.

Fraksiyonel lazer, yıpranmış kollajeni ince ışınlarla ile tahrip eder, bağ doku hücrelerinin yeni kollajen üretmesini ve epitelyum hücrelerinin yenilenmesini başlatır.

Üst ve altderinin yenilenmesi, cilde daha genç bir görünüm sağlar. Genellikle dört seans yapılması yeterlidir.

Fraksiyonel Lazerle El Gençleştirme

Yaşlanmaya bağlı el cildinde yıpranmalar oluşur. Deri incelir, kırışır ve yumuşaklığını kaybeder. Fraksiyonel lazer, kontrollü bir lazer tekniği ile el derisinin yıpranmış dokularını yeniler. Ortaya çıkan yeni hücreler cildin görünümünü değiştirir, el cildini gençleştirir.

Fraksiyonel lazerleizlerin tedavisi

Kontrollü hasarlama (mozaikleme) mekanizması sayesinde, yara izi küçültülür, düzleştirilir ve çevre doku ile olan uyumu arttırılır. Ortalama olarak dört seansta izler önemli oranda azaltılabilmektedir. Cildin renk tonunu düzenleme, canlılığını arttırma, ince kırışıklıkları ortadan kaldırma, yaşlanma bulgularını azaltmak amaçlı uygulamalardır. Yapılan işlemlere genel olarak rejuvenasyon adı verilir. Ciltteki kırmızı, mor, kahverengi lekeleri ortadan kaldırır.bazal tabakayı uyararak epitelyum hücre tabakasının kalınlaşmasını, keratinizasyonu azaltarak kaba görüntünün düzelmesini sağlar.

MCL - 30 DERMABLATE Fraxiyonel Lazer

Dermisteki hücreleri uyararak, lif ve ara madde yapımını artırır. Gözenekler kapanır. Sivilce ve yara izlerine bağlı çöküntülü izler ortadan kalkar. İnce kırışıklıklar düzelir. Cilt duru, parlak, nemli, sağlıklı ve canlı görünür. 1-4 seans genellikle istenen sonucu sağlar. Rejuvenasyon akne tedavisinde de kullanılan bir yöntemdir. Kullanılan ışık propionibakterium acnes bakterisinin sayısını azaltarak akne oluşumunu engeller. Akne sonrası kalan kırmızı, mor, kahverengi izleri ortadan kaldırır. Cilt kanlanmasını düzenleyerek aknenin iyileşmesini hızlandırır.

NONABLATİF CİLT YENİLEME

CUTERA ENDİYAK LAZER

Excel HR

Excel HR lazer, Nd: YAG teknolojisinin birleşimi ile Safir Kontakt Soğutma sayesinde tüm cilt tiplerine tedavi imkanı sunmaktadır. Safir kontakt soğutuculu başlığı sayesinde baskı yaratarak hedefe odaklanılır, etkili bir şekilde lazer derine nüfuz eder ve enerji verimli bir şekilde istenilen noktaya erişir. Hastaya konfor ve geniş epilasyon etkisi sağlar.

Excel HR lazer, hava ve cilt arasındaki kırılma indeksi farkından dolayı, atış yapılan noktada daha az etki yaratır. Sıkıştırma foliküler hedefe mesafeyi kısaltır ve etkiyi artırır. Safir sayesinde kırılganlık endeksi optimize edilerek, hedefe en iyi etkinin verilmesini sağlar. Kırılganlık endeksinin farklılığı yüzünden lazer ışını cilt altında birikir ve epidermal ısınmaya yol açar. Direkt optik eşleşme sayesinde cilt altındaki ısı birikimi azalır. Kırılganlık endeksinin optimize edilmesi ve optik lens sayesinde dağılan ışının kaçması için alan oluşur ve epidermisin fazla ısınması engellenir.

Koyu cilt tiplerinin tedavisinde epidermal koruma, artan bir endişe kaynağıdır. Kontakt soğutma sayesinde paralel soğutma tercihi üstün bir konfor sağlar. Excel HR’ın safir kontakt soğutması devamlı bir soğutma seçeneği sunar. Tedavi öncesinde, sırasında ve sonrasında her lazer atışında hastaya konfor sunar ve aynı zamanda az ve çok soğutma riski minimize edilebilir. Böylece her lazer atışında epidermis korumuş olur.

KİMYASAL PEELİNG İLE CİLT GENÇLEŞTİRME

Kimyasal peeling nedir?

Kimyasal peeling, cildi canlandırmak amacıyla uygulanan kimyasal maddelerle cildin hasarlı üst kısmının "soyulması" işlemidir. Bu şekilde daha parlak, genç, temiz bir cilt görünümü kazanılır. Bu şekilde cilt adeta yeniden hayat kazanır. Kimyasal peeling amacıyla değişik kimyasal maddeler kullanılmaktadır.Glikolik, laktik ve meyve asitlerini içeren Alfa Hidroksi Asitler,TCA, Kojik asit bunlardan bazılarıdır.. AHA, meyvelerden Kullanılan maddeye göre yüzeyel, orta ve derin peeling yapılabilmektedir.

Kimyasal peeling nasıl etki eder?

Zamanla ciltteki kollajen ve elastin liflerde bozulma olur, bunun sonucunda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluşur. Kimyasal peeling ile daha bol ve daha iyi organize olmuş yeni dokuların oluşması sağlanır. Cildin üzerindeki hasarlı kısım ayrılması ile daha sağlıklı rengi ve dokusu güzel bir cilt oluşur.

Peeling tedavisi hangi problemlerde kullanılır?

  • Akne (sivilce)tedavisi
  • Aknelerin iyileştikten sonra bıraktığı izlerin (skarlarının) tedavisi
  • Kırışıklıklar ve ince çizgilerin giderilmesi
  • Ciltteki açık porların kapanması
  • Eldeki yaşlılık lekeleri giderilmesi
  • Gebelik lekelerinin giderilmesi
  • Yaşlılık ve güneş lekelerinin tedavisi
  • Yaşlanma etkilerini geciktirmek için  uygulanmaktadır

Peeling kimler için uygun değildir?

  • Gebelerde
  • Uygulama bölgesinde aktif enfeksiyonu olanlarda

Peeling tedavisi nasıl yapılır?

İşlem öncesinde cilt temizlenir aşırı yağdan arındırılır. Daha sonra "Alfa Hidroksi Asitler (AHA)" uygulanır. Bir süre bekletildikten sonra kimyasal ciltten uzaklaştırılır. Seans aralarında kullanılacak kremlerle tedaviye devam edilir. Uygulama ortalama olarak 10 dakika sürer. 
AHA peeling 1-3 haftalık aralarla 6-8 seans yapılır. İşlem sırasında ve sonrasında geçici olarak hafif yanma hissedilebilir, ancak kişi normal aktivitesine devam edebilir.

Peeling sonrası nelere dikkat etmelidir?

Peeling uygulamasını takiben güneşten korunma çok önemlidir. AHA peeling sonrası kişiler normal aktivitelerine devam ederler. Uygulamayı takiben birkaç saat makyaj yapılmaması, bazı özel kremler dışında ürün kullanılmaması ve güneşten korunulması önemlidir.

Cildin renk tonunu düzenleme, canlılığını artırma, ince kırışıklıkları ortadan kaldırma, yaşlanma bulgularını azaltmak amaçlı uygulamalardır. Yapılan işlemlere genel olarak rejuvenasyon adı verilir. Ciltteki kırmızı, mor, kahverengi lekeleri ortadan kaldırır. Bazal tabakayı uyararak epitelyum hücre tabakasının kalınlaşmasını, keratinizasyonu azaltarak kaba görüntünün düzelmesini sağlar.

FİBROCELL İLE CİLT GENÇLEŞTİRME

Fibrocell nedir?

FibroCell hastanın kendi hücrelerinden elde edilen, zamanın etkilerini geriye çeviren Otolog Fibroblast Hücresel Tedavi yöntemidir.

Doku kaybı nedeniyle her yıl Amerika Birleşik Devletlerinde milyarlarca liraya mal olan operasyonlar yapılmaktadır. Su anki tedavi seçenekleri arasında bir başka sağlıklı dokudan ya da farklı bir bireyden doku transferi ya da kayıp dokuya destek olmak amacıyla kullanılan medikal cihazlar ve kayıp dokunun metabolik ürünlerini nötralize edecek olan farmakolojik suplementlerdir. Halihazırdaki tedavi yöntemlerinden kaynaklı problemler arasında doku ve organ donorlarının sınırlı sayıda bulunması, potansiyel doku komplikasyonları örneğin uygunsuz doku implantasyonu ve immunosupresanlara bağımlılık, mekanik cihazların sınırlı dayanıklılığı ve farmakolojik suplementasyonun uzun süreli ve kompleks oluşu yer almaktadır. Bu problemlerin çözümlenebilmesi için doku mühendisliği yaklaşımıyla dejenere olan dokunun yerine kolajen veya fibrin jele destekli yaşayan doku benzeri yapıların oluşturulması son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. In vitro olarak bu doku benzeri yapıların yara tedavisinde kullanımı doku yenilenmesinde yeni bir alandır.

Özellikle savaş, kaza ya da doğumda meydana gelen doku kayıpları, ülser kaynaklı kronik yaralar, akne, skar, suçiçeği izleri, periodontolojik uygulamalar, kellik tedavisi ve rhytid ve kırışıklık amaçlı estetik terapi alanlarında kültive edilmiş fibroblast tedavisi Avrupa ve Amerika’da sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Otolog fibroblast hücre tedavisi son dekatta plastik cerrahi ve dermatoloji alanında oldukça önem kazanan uygulamalardan bir tanesidir. Dermal ve subkütanöz defektler örneğin rhytids ve skar tedavilerinde otolog fibroblast kullanımı rekonstrüktif cerrahlar için yeni bir pencere açmıştır. Kırışıklık düzeltmede en sık yapılan bölgeler glabellar bölge, göz kenarı kazayağı bölgesi, burun dudak hattı, dudak kenarıdır. Rejuvenasyon için mesoterapi ile ve yara tedavisi için enjeksiyon ve kollajen membran ile örterek kullanılabilir. En yaygın uygulama tekniği intradermal enjeksiyon şeklindedir ve 3-6 hafta ara ile 3 tekrar olarak yapılır. Cildin renk tonunu düzenleme, canlılığını artırma, ince kırışıklıkları ortadan kaldırma, yaşlanma bulgularını azaltmak amaçlı uygulamalardır. Yapılan işlemlere genel olarak rejuvenasyon adı verilir. Ciltteki kırmızı, mor, kahverengi lekeleri ortadan kaldırır, bazal tabakayı uyararak epitelyum hücre tabakasının kalınlaşmasını, keratinizasyonu azaltarak kaba görüntünün düzelmesini sağlar.

Neden fibroCell?

FibroCell, zamanı geriye çeviren bir hücresel tedavi yöntemidir. Otolog olduğundan dolayı alerji riski minimumdur.

Hangi alanlarda kullanılır?

  • Kapanmayan kronik yaraların tedavisinde
  • Mezoterapi ile yapılabilecek yüz yenileme ( Facial rejuvenation ) uygulamalarında
  • Akne veya suçiçeği gibi rahatsızlıklar sonrası oluşan çukurların doldurulmasında
  • Yanık, geçirilmiş cerrahi ya da travmaya bağlı oyukluk ve nedbelerin tedavisinde
  • Dudakların dolgunlaştırılmasında
  • Yüzdeki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılır.

Hastaya hangi ayrıcalıkları sağlar?

  • Toksik değildir.
  • Kalıcı ve uzun etkilidir.
  • Karsinojenik değildir.
  • Teratojenik değildir.
  • Alerjik değildir.
  • Hayvansal hastalık oluşturma riski yoktur.
  • Yeterince elastiktir.
  • Enjekte edildiği yerden başka yerlere kaymaz.
  • Herkeste aynı etkilidir
  • Güvenlidir.

Biyopsi nasıl alınır?

Hastanın güneş görmemiş kulak arkasından ya da kol içinden steril şartlarda 3,0mm’lik punch biyopsi ile mercimek tanesi büyülüğünde 1 adet doku biyopsisi alınır. Bu işlemin acısız olması için uygulanan alan önceden lokal ve topikal olarak bir anestetik kremle uyuşturulur. Biyopsi % 1 antibiyotik içeren taşıma solüsyonuna (RPMI) aktarılıp aseptik koşullarda soğuk zincir ile Farmalink Sağlık Ürünleri Ürün Danışmanı’na teslim edilir.

Herhangi bir alerjik reaksiyonu önlemek amacı ile fibroblast üretimi, hastanın kendi serumu ile yapılmaktadır. Bu nedenle, biyopsi esnasında, biyokimya laboratuvarlarında kullanılan sarı tüplere alınan 12 ünite kan da biyopsi ile bir kite alınır.

Her iki malzeme de laboratuvara gönderilir ve üretime alınır.

Nasıl uygulanır?

Hekim hasta ile randevulaşarak kültür fibroblastların geleceği gün hasta, tedavi için kliniğe gelir. Doktorun tercihine ve uygulama bölgesine göre genellikle 30G incelikte 12 -13 mm uzunlukta steril enjektör kullanılmaktadır. Enjektörün luer lock olması uygulamada rahatlık ve emniyet sağlayacaktır.

CİLT DOLGULARI

“Dudaklarımız daha dolgun olsa, yanak oluklarımız daha az belirgin olsa, burnumuzdaki çöküntüler daha az olsa, göz altlarımız daha az çökük olsa” diye düşünüyorsak seçeceğimiz değişim yöntemi “Cilt Dolgusu” olacaktır. Bazılarımızın doğuştan ya da yaşamı süresince çeşitli nedenlerle yüzlerinde deri altı doku azalmaları olur. Bazen de yaşlanmanın, güneş hasarının, kaygıların, yer çekiminin ve başka çevresel faktörlerin etkisiyle, ciltte sarkma, kırışıklık ve çizgiler oluşur. Ciltteki çöküntüleri, hacim kayıplarını, kırışıklıkları deri altına bazı maddeler enjekte edilerek yok etmek mümkündür. Böylece daha genç ve alımlı bir görümün elde edilebilir.

DOLGU MADDELERİ:

Kalıcı ve geçici dolgu maddeleri vardır. Kalıcı olan silikondur. Tek seferde uygulanır. Geçici olanlarda tedaviyi yinelemek gerekir, ama avantajı belli aralıklarla istenen değişikliklerin yapılabilmesidir. Kısa-orta etkili malzemeler kullanılıp, sonuçlar yüz güldürücü olduğu durumda daha uzun etkili maddeler denenebilir.

A- Hyaluronik asit içerenler:

Hyaluronik asit, canlıların deri, kıkırdak, eklem ve gözlerinde doğal olarak bulunan bir maddedir.

  • Visagel:Sentetik olarak üretilmiş %100 saf hyaluronik asit içerir.
  • Restyllane, Perlane, Dermalive:Bakteriler tarafından ürettirilir.
  • Hylaform:Horoz ibiğinden elde edilir.

B- Kollajen içerenler:

Kollajen deri, kas, tendon, kemik gibi bir çok canlı dokuda bulunan doğal bir yapı taşıdır. Eski ürünlerde alerji riski fazlayken, yeni üretilenlerde risk azaltılmıştır.

  • Sığır kolajeni içerenler:Zyplast, Zyderm
  • İnsan kökenli içerenler:Cosmoderm, Cosmopast:

C- Kalsiyum hidroksil apatit içeren: Radiesse (Radiance):D- Polillaktik asit (PLLA) içeren:

Sentetik olarak üretilen bir maddedir. Sculptra: Cildin kendi fibroblastlarını uyararak kollajen üretmesini sağlar. Allerjik değildir. Vücutta karbon diokside dönüştürülerek atılır.

E- Yağ: Kişinin kendi karın ya da basen bölgesinin yağları enjekte edilir.

Dolgu Malzemeleri Nasıl Etki Eder?

Cilt altına uygulanan dolgu çevre dokuyla kaynaşır. Su moleküllerini tutarak daha fazla hacim kazanır. Uygulandığı dokuya sıkılık, düzgünlük kazandırır. Zamanla geçici etkide olanlar, metabolizma faaliyetleri sayesinde ortamdan uzaklaştırılır.

Dolgu Nerelere Uygulanabilir?

  • Dudak, dudak kenarı: Dolgunun başarıyla kullanıldığı bir bölgedir. Yüzün tam ortasında olarak makyajın en çarpıcı noktalarından birini oluşturan dudak, kendini iyi hissetmek ve sosyal imaj için en önemli olan organlardandır. Dolgu sayesinde kenarları daha belirgin, etli, dolgun bir dudağa sahip olabilirsiniz.
  • Burun-dudak oluğu: Kişiyi olduğundan daha yaşlı gösteren bu yüz hattı yumuşatılabilir.
  • Dudak “barkotu”:Dudaklara dik olarak duran deri kıvrımları, rujluyken iz çıkartıldığı zaman “barkot” görüntüsü oluşturduğu için bu deyim kullanılmaktadır. Dudak kenarına ve bu kırışıklıklara yapılacak dolgu işlemiyle önlenebilir, ortadan kalkabilir yada azaltılabilir.
  • Kaz ayakları:Öncelikle Botox tedavisini de göz önünde bulundurulması gerekir. Tercih edilmezse yada Botox işlemi tüm kırışıklığı giderememişse dolgu kullanılabilir.
  • Gözaltı çukurları:Elmacık kemiği üzerindeki çukurlar gölgeli görüntüsüyle daha yaşlı ve yorgun bir görüntü vermektedir. Dolgu ile hem göz altı daha genç bir görünüme kavuşacak, hem de sarkmış olan yanaklar hafifçe yukarıya doğru toparlanacaktır.
  • Burundaki bölgesel simetriler:Neredeyse bal mumu şekillendirir gibi uygulanabilir.
  • El sırtı:İncelmiş, kemik ve tendonları belirginleşmiş el sırtlarında uygulanabilir.
  • Çene ve yanak gamzeleri, çukurları
  • Ağız köşelerindeki çukurlar
  • Yara çukurları

Uygulama Şekli:

Çoğunda herhangi bir anestezi gerektirmeden, özel iğnesi aracılığıyla enjeksiyon gerçekleştirilir. Tercih edilirse anestezik merhem ya da iğne uygulanabilir. Gerek duyulan her bölgeye enjeksiyon yapılır. Masajla dokuya yayılır. Şekillendirilir. Bir-iki hafta sonra hasta yeniden değerlendirilip küçük rötuşlar yapılabilir. 30-60 dakika içinde tedavi tamamlanır.

Yan Etkiler:

Yan etkiler sık değildir. Alerjik reaksiyon, şişme, kızarma, ülserleşme, uçuk enfeksiyonu, bakteri enfeksiyonu, beze oluşumu görülebilir. Birçok dolgu maddesinden sonra iyileşme dönemi gerekmez, hemen günlük yaşama dönülebilir. Radiesse uygulamasından bir gün sonra daha normal bir görünüm kazanılırken yağ enjeksiyonundan 2-3 gün sonraya kadar şikayetler sürebilir. Dudak dolgularından sonra 1-2 gün şişlik ve hassasiyet devam edebilir.

Etki süresi

Dolgu malzemelerinin etkisi ve etki süresi maddenin kendi özelliklerinin yanı sıra, kişinin yaşına, yaşam şekline, cildinin yapısına, istenen etkinin derecesine göre değişir. Genel olarak geçici dolgu maddelerinin etkisi 3 aydan 5 yıla kadar uzayabilir. En kısa etki 3-6 ay olarak kollajenle elde edilir. Visagel en az 6 ay etkisini sürdürür. Restyllane’in etkisi 6-12 ay sürer. Radiesse 3 yıla varan etki süresine sahiptir. Yağ dolgusu 3 aydan 3 yıla kadar etki edebilir. Sculptra 4-6 hafta arayla 3-4 defa uygulanır, 2 yıl etki devam eder.

Uygulamadan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?

12 saat makyaj yapılması, sauna, buhar banyosu önerilmez. Birkaç gün güneş ışığından ve aşırı soğuktan korunmalıdır. Birkaç hafta dolgu uygulana bölgeye yüksek faktörlü güneş kremi sürülür.

Dolgunun Sakıncalı Olduğu Durumlar:

  • Cilt enfeksiyonu varlığı
  • Kollajen yada otoimmun hastalıklar
  • Sonuçta “Abartılı” beklentilerin varlığı.

Cildin renk tonunu düzenleme, canlılığını arttırma, ince kırışıklıkları ortadan kaldırma, yaşlanma bulgularını azaltmak amaçlı uygulamalardır. Yapılan işlemlere genel olarak rejuvenasyon adı verilir. Ciltteki kırmızı, mor, kahverengi lekeleri ortadan kaldırır. Bazal tabakayı uyararak epitelyum hücre tabakasının kalınlaşmasını, keratinizasyonu azaltarak kaba görüntünün düzelmesini sağlar.

PRP ile CİLT GENÇLEŞTİRME

PRP Nedir?

PRP, “    Platelet  Rich Plasma—platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma    uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulama    bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj    işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen    az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” nın (PRP), yine    aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.

(PRP)    uygulamasında amaç nedir?
Plateletler – veya diğer adıyla trombositler – vücudumuzdaki hasarlı    dokuların onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan    “büyüme faktörlerini” yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda    herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir    onarım süreci başlatır, PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan    dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti    verebilmektir, böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir    şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen    plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ila 4 kat fazladır.

PRP’    nin hedefi yara iyileşmesini sağlamak mıdır? Derinin gençleşmesi ile yara iyileşmesi    arasındaki ilişki nedir?
Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel    özelliklerini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye    yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını    çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle    derimize limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimize hızla    iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında    büyüme faktörü salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik ürünler de    benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak    elde edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci başlatmasını sağlarlar.    Derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek olan    yapı, yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır, bu nedenle plazma    uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem    olarak gelişmiştir.

Yeni    bir yöntem midir? Hangi alanlarda uygulanmaktadır?
PRP uygulaması hücresel tedavinin uygulama alanlarından yalnızca biridir.    Yeni bir yöntem değildir; dental (diş) implantlarla başlayan uygulama    alanları estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda    hızla yayılmaktadır. Yakın bir gelecekte kronik ağrı tedavisinde, tendon    hasarlarında, romatizmal yakınmalarda PRP kullanımına ait çok sayıda bilimsel    çalışmanın yayınlanması beklenmektedir.

Uygulama    hangi yollarla yapılmaktadır?
PRP uygulamalarının birçoğu  RegenLab adıyla bilinen biyoteknoloji    firması tarafından üretilmiş uygulama kitleri aracılığıyla hekimler    tarafından yapılmaktadır. Uygulamalarda PRP ile hazırlanan maskeler    kullanılabildiği gibi mezoterapi ve volüm artırıcı tedavilerde de PRP    kullanılabilmektedir. En genel tanımla estetik tıpta PRP yüz, boyun, dekolte    bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde;

  • Lazer/peeling gibi         uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak,
  • Deride yılların ve UV         ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde         kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve         parlaklığın yeniden kazandırlmasını sağlamak,
  • İyileşmesi uzun süren yara,         çatlak ve deri niteliğinin zara gördüğü durumların kontrolünü sağlamak,
  • Saç dökülmesinde tek başına         kullanmak veya diğer tedaviseçeneklerinin etkisini güçlendirmek…

...gibi    amaçlarla ve yukarıda belirtilen alanlar dışında pek çok alanda başarıyla    uygulanmaktadır.

PRP    uygulaması bir tür kök hücre tedavisi midir?
Kök hücre tedavisi veya hücresel tedavi hastalığı tedavi etmek amacıyla hasar    görmüş olan bir organa yeni hücrelerin tanıtılması anlamına gelmektedir. PRP    uygulamasında ise hasarlı dokunun onarımı için onarımı başlatan ve uyaran bir    faktör olarak plateletlerden yararlanılmaktadır, iki uygulama bu anlamda    birbirinden farklıdır. 

Hastanın    kendi kanının işlemden geçirilip hastaya tekrar verilmesi güvenilir bir    uygulama mıdır?
PRP uygulaması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastadan kendisinden    alınanladır, ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi    işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da    bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında, verilen plateletlere eklenen    hiçbir şey mevcut değildir. Bu nedenlerle bu uygulama güvenilir olarak    değerlendirilebilir.

Pratikte    PRP uygulaması nasıl yapılır?
Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp ( 16-23 ml ) kan alınır, santrfüj    cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan plateletler kitteki tüpün    içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu    ürün (PRP) dolgu veya mezoterapi gibi yollarla deriye uygulanır, deriyi    gençleştirici etkisi uygulamnın hemen sonrasında parlak ve canlı bir    görünümle belirgin hale gelir.

Bu    tedavinin uygulanması ne kadar sürüyor? Özel bir koşul gerekiyor mu?
Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır. Kolayca, acısız biçimde    uygulanır.

Kanın    alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler bir laboratuarda    yapılabilir mi ?
PRP uygulamasında kan alınmasından dolgu veya mezoterapi ya da maske    uygulamasına kadar olan tüm işlemlerin teknik ve hijyenik nedenlerle aynı    yerde yapılması gerekir.

Plateletler    bizim kanımızda serbest halde dolaştığına göre neden yaşlanan dokuya kendiliklerinden    gidip bu süreci başlatmıyorlar?
Aslında kan dolaşımı ile dokulara ulaşan plateletler bunu belirli ölçüde    yaparlar ancak genel olarak yaşlanmakta olan bir bedende bu tetikleme yeterli    değildir. Bu nedenle plateletler yoğunlaştırılıp PRP haline getirilip ve    hedeflenen dokulara; yüze, boyuna, ellere ve diğer alanlara uygulanır.

Plateletleri    yoğunlaştırarak PRP elde etmek için tek bir yöntem mi var?
Plateletlerin yoğunlaştırılarak PRP elde edilmesi teknik olanaklarla    ilgilidir. Öncelikle Plateletlerin bu zenginleştirme işlemi sırasında    herhangi bir hasar görmemesi gerekir. Ayrıca zenginleştirme belli ölçülerde    olmak zorundadır. Örneğin aşırı zenginleştirilmiş bir PRP işe yaramayacaktır.    Bundan başka, bir hastadan elde edilen kan ürünü aynı hastaya geri vermek    için etkinlik ve güvenirliliği onaylanmış ürün ve yöntemler kullanılmalıdır.    RegenLab  ürünleri bu alanda etkinlik ve güvenilirlik testleri yapılmış,    Avrupa Birliği ülkelerinde medikal gereç olarak onaylanmış. CE damgası    taşıyan, tüm dünyada kullanılmakta olan ürünlerdir.

PRP’nin    mutlaka enjekte edilmesi mi gerekir?
PRP mezoterapi veya dolgu yöntemiyle deriye verilebildiği gibi bir maske    yardımıyla da uygulanabilir, ayrıca, PRP’yi özel bir kremin içine karıştırıp    uygulamak da mümkündür.

Maske    de mezoterapi yöntemi kadar gençleştirici bir etki sağlıyor mu ?
Sağlar. Çünkü dolgu veya mezoterapi yoluyla uygulanan PRP kolaylık sağlamak    açısından kağıt bir maskeye emdirilecek uygulanmaktadır, deriye ne yolla    verilirse verilsin etkisini gösterecektir. Ayrıca PRP sadece gençleştirme    değil iyileşmeyen yaralarda, açık yaralarda, çene implantlarında ve benzer    birçok alanda da kullanılabilir.

Uygulanacak    PRP’nin belli bir dozu var mıdır? Ne kadarında ihtiyaç duyulur? Ne kadarı    uygulanır?
Burada doz aşımı gibi bir problem yoktur. Elde edilen PRP’nin tamamı    kullanılabilir. Genelde bir mezoterapi  kiti ile toplam  8    mililitre PRP elde edilebilir. BU da yüz, boyun, dekolte bölgesi, kolların    dışı, bacakların iç kısmı gibi alanların tamamında tedavi uygulamak için yeterlidir.

PRP    uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?
Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha    sonra bu parlak görünümünde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan    sonra ( yani 1 kür uygulandıktan sonra ) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.

Etkinin    tam olarak sağlanması için kaç uygulama yapmak gerekir?
Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir kür tamamlandıktan sonra    kalıcı bir ışıltı, bir toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.

Bir    kür ile elde edilen olumlu sonuçlar sonradan tamamen kaybolur mu?

Kaybolmaz, ancak 3 veya 4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir    tekrarlamak gerekir. Bu durumda uygulanan kürlerin etkisi kalıcı bir    gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya     4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

PRP    uygulamasının en önemli avantajı nedir?
Sağlanan gençleştirici etkinin dolgu ve benzer uygulamalarda elde edilen    etkiler gibi sadece belirli alanlara yoğunlaşmış olmaması, derinin daha büyük    bir bölümüne yayılması ve daha kalıcı olmasıdır. Diğer yöntemlerle sağlanan    olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları    tamamen uygulanan kişiye aittir. Kaybolup gitmez.

Bu    uygulamada istenmeyen etkiler söz konusu mudur?
Hastaya kendi kanından üretilen bir materyal  (PRP) verilmektedir.    Yapılan işlem basitçe yara iyileşmesi sürecini başlatmak ve hızlandırmaktır.    İstenmeyen bir etki ile karşılaşma olasılığı oldukça düşüktür.

PRP    uygulaması acı verir mi?
PRP uygulaması maske dışında enjeksiyonla yapılır. Kan alınması esnasında    duyulan rahatsızlıktan daha büyük boyutta bir acı hissi beklenmez. PRP ile    mezoterapi uygulaması çoğunlukla derinin 1,5 mm altına yapılır,    deriye hacim kazandırmak içinse daha derin uygulama yapmak gerekir, ancak bu    uygulamalarda dışarıdan sürülen anestezik kremler acı hissini engeller.

PRP    uygulamasının yapılmasında sakınca olan kişiler var mı?
Platelet sayısı yetersiz olan hastalarda, kanser hastalarında bu uygulama    yapılmamaktadır.

PRP uygulamasından beklentiler neler olmalıdır?
Kozmetik amaçlı PRP uygulaması birçok beklentiyi karşılayacak üstün özelliklere sahiptir.

PRP;

  • Uzun etkilidir,
  • Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır.
  • Kolay ve güvenli biçimde uygulanır.
  • Sadece yeni kolajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler.
  • Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi “doldurarak” değil “gençleştirerek” giderir.

İlk    uygulamadan sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için ardışık uygulamalar yapılmalı ve gençleştirici etkinin yığılmasını sağlamalıdır.
3 veya 4 uygulamadan oluşan kürler her 10-12 ayda bir kez tekrarlandığında kalıcı sayılabilecek kadar uzun etkili bir gençleştirici etkisi sağlanmış olacaktır.

Botoks uygulamaları

Yaşlanmaya rağmen, genç ve taze bir görüntüyü muhafaza edebilme çabası, yaşadığımız imaj çağında artık lüks olmaktan çıkıp, önemli bir gereksinim haline gelmiştir. Dinamik ve güçlü kırışıklıklar öfkelendiğimiz veya tebessüm edip güldüğümüz zaman yüzümüzün cilt altında yer alan mimik kaslarının hareketiyle oluşur ve zamanla yer ederler. Bu dinamik çizgi ve hatlar çoğunlukla alın bölgesinde, kaşların arasında ve kaz ayağı denilen şekilde göz kapağının dış köşesinde oluşarak, kişiye her an endişeli, kızgın ve yorgun görüntüsü verirler. Bu tür çizgilerin düzeltilmesinde günümüzde, etkili, güvenli ve cerrahi olmayan bir tedavi biçimi uygulanmaktadır.


Prosedürü kemodenervasyon (kimyasal sinir blokajı) prensibine dayanan Botox, clostridium botilinum adlı gıda zehirlenmesi yapan bir bakteriden elde edilen, arıtılmış A tipi bir toksini içeren ilacın piyasa imalat ismidir. 

Botox’ un fonksiyonu nedir?
Botox tarzındaki tedavilerin ortaya çıkmasının öncelikli sebebi, yüzde yaşlanma nedeniyle oluşan değişimlere müdahale etmek için cerrahi yöntem dışında etkili medikal uygulamalara duyulan ihtiyaçtır.

Yüz kaslarımızın sürekli çalışıyor olması, kırışıklıkların ve duygusal ifadelerin yoğunlaştırdığı hat ve çizgileri oluştururlar. Botox enjeksiyonları mimik kasları denilen çok ince ve yüzeysel kaslara giden sinir uyarılarını bloke ederek, kasılıp-gevşeme hareketini sınırlar. Bu kasları gevşetir ve relax haline getirir. Enjeksiyon uygulanmayan diğer kaslar botox etkisine maruz kalmazlar ve böylece yüzdeki ifade değişmez. 

Değişimi nasıl fark ederim ve bu ne kadar sürecektir?
Botox’un ilk etkileri uygulamadan 3 - 4 gün sonra belirmeye başlar ve tam etkisi 10 gün sonra göz ile algılanacak düzeye ulaşır. Botox’un etkisinin kalıcılık süresi kişiye özgü kriterlere bağlıdır. Ekseriyetle ortalama 4 ile 6 ay içinde ilacın tesiri yavaş yavaş azalacak ve kas hareketi yeniden başlayacaktır. Başlangıçta hastalar ilk yıl içinde 2 ila 3 kez tedavi görebilirler. İki veya daha fazla uygulama sonrasında tedavi seansları arasındaki süreler giderek uzar ve nihayet yılda bir uygulama yeterli olur. Hatta bazı hastalar istisnai bir şekilde kalıcı çözüme ulaştıklarını belirtmişlerdir. 

Botox tedavisi acı verir mi?
Botox tedavisi basit ve güvenlidir. Uygulama prosedürü çok inçe bir iğne ile tedavi edilecek bölgeye botox maddesinin enjekte edilmesidir. Toplam tedavi süresi yaklaşık 15 dakikadır. Enjeksiyonda kullanılan iğnenin çok ince olması ve zerk edilen madde miktarının az olması nedeniyle ağrı ve acı hissi minimum düzeydedir. Yatıştırıcı veya anestezi gerektirmez ve kendine gelme süresi gibi ek bir zaman kaybına yol açmaz. Çoğu hasta enjeksiyon esnasındaki hissi böcek ısırması gibi, diye tanımlamaktadır. Botox uygulamasını takiben hasta hemen günlük sosyal yaşantısına dönebilir. Hatta gerekiyorsa arabasını kullanabilir. Bazen enjeksiyon yapılan bölgede makyaj ile kolayca kapatılabilen geçici hafif çürükler, kısa süreli bir ağrı veya çok az derecede “dokunmaya karşı hassasiyet hissi” oluşabilir. 

Botox tedavisinin yan etkileri var mıdır?
Botox’un etkileri en az düzeyde olup, kalıcı değildir. Her bir botox molekülü nispeten büyük olması sebebiyle, maddenin yer değiştirip enjeksiyon bölgesinin çok dışına kayabilmesi konusu olası değildir. Sonuç olarak, nadir durumlarda botox enjeksiyonunun etkisiyle göz kapağında geçici sarkma problemlerine rastlandığı bildirilmiştir. Burada vurgulanması gereken gerçek, kozmetik denervasyon için uygulanan ilaç dozlarının, tıpta çeşitli adele spazmlarının tedavisi için kullanılan dozlardan çok daha düşük düzeyde olduğudur. Yıllardan beri temel prensipler dahilinde düzenli olarak büyük dozlarla yapılan tıbbi tedaviler sonrasında dahi sistemik bir yan etki rapor edilmektedir. 

Botox enjeksiyonlarının etki sınırları nedir?
Botox enjeksiyonlarının bir etki sınırı vardır, cilt çökmeleri, çene ve gerdan sarkmaları, göz kapağı ve kaşları kaldırma işleminde cerrahi müdahaleler gerekebilir. Güneşten zarar görmüş ciltlerin tedavisinde ve deriyi gençleştirmek amacıyla yapılan revitalizasyon tedavilerinde ise kimyasal peeling ve mezoterapi gibi yöntemler daha iyi sonuç verirler. 

Botox tedavilerinde cins ve yaş faktörleri önemli midir?
Botox tedavileri her iki cinste aynı başarıyla uygulanmaktadır. Ancak yapılan çalışmalarda 65 yaş üstü kişilerde daha az etkili olduğu saptanmıştır. 

Bu yöntemi kimler uygular?
Botox uygulamaları sadece tecrübeli ve ehliyetli bir hekim tarafından yapılmalıdır.

YÜZ GERME İPLERİ İLE CİLT GENÇLEŞTİRME

PDO (Polydioxanone) ipler kullanarak yapılan yüz germe işlemi, klasik iple yüz germe yönteminden çok farklı ve çok daha güvenlidir. İpler örümcek ağına benzer şekilde farklı yönlerde yerleştirilerek; ciltte kollajen üretimini uyarır ve sıkılaşma etkisine neden olur. Bu uygulamaya ülkemizde altın iplik, altın örgü gibi isimler de verilmektedir. Cilt altına yerleştirilen ipler 6-8 ay içinde tamamen erirken kollajen artarak yüzü yukarı doğru çeker. İlk olumlu etkiler ipler yerleştirilir yerleştirmez başlar ve 1-2 ay içinde maksimuma ulaşır. Kalıcılığı 1.5-2 yıldır.

Yüz germe iplerinin hastaya sağladığı ayrıcalıklar

  • Etkisini hızlı bir şekilde hemen gösterir.
  • Oldukça güvenli yöntemlerden biridir.
  • Etkisi ortalama 1,5 - 2 yıl sürmektedir.
  • İşlem sonrası; kimi hastalarda ödem ve morluklar görülebilmesine rağmen; kişi, sosyal hayatına kısa sürelerde dönebilmektedir.
  • Sadece topikal anestezi ile uygulamak mümkündür.
  • Uygulama süresi, ortalamada 20 - 40 dakika kadardır.

Yüz germe ipleri nasıl etki gösterir?

PDO ile yüz germe, klasik akupunktur yönteminden ilham alınarak geliştirilmiştir. Özel olarak tasarlanmış iğneler sayesinde cilt altına yerleştirilen ipler örümcek ağına benzer bir çeşit ağ örerek yüzü yukarı doğru çeker. PDO ipler yok olurken cilt altında yoğun kollajen oluşturarak yüzün uzun süre gergin kalmasını sağlarlar. Bu şekilde kırışıklıklarda azalmış veya tamamen yok olmuş olacaktır.

İşlem ağrılı mıdır?

İşlem öncesinde lokal anestezi uygulanacağından ve iğneler çok ince olduğundan acı hissi yok denecek kadar azdır. 30-40 dakika kadar kısa süren bu işlem kişiyi rahatsız etmemektedir.

İşlem sonrası hasta nasıl bir görüntü ile karşılaşır?

İşlem sonrasında iğnenin giriş noktalarında kızarıklık, nadiren de ufak tefek morluklar oluşmaktadır. Kızarıklıklar 1-2 saat içinde yok olacaktır. Morluklar ise 1 hafta içinde geçmektedir.

İşlemin yan etkisi var mıdır?

PDO ipler güvenilirliği kanıtlanmış, KFDA, KGMP, CE0123 tarafından onaylanmış iplerdir.

İşlemin etki süresi nedir?

Etkisi hemen gözlenmeye başlanan bu yöntemin kalıcılığı 1,5 - 2 senedir.

CİLT DESTEK BAKIMLARI

CİLT BAKIMLARI

Cilt yaş ilerledikçe, parlak, gergin ve dolgun görünümünü kaybeder. Gevşeme, kırışma, lekelenme, soluklaşma, incelme gibi istenmeyen bulgular ortaya çıkar. Bazen bu bulgular çok erken yaşlarda meydana gelebilir.

CİLT BAKIM BASAMAKLARI

A- TEMİZLEME
1- Temizleme:  cilde uygun ürün ile cilt, dudak ve göz çevresi temizliği
2- Tonikleme :  cildin rahatlaması ve sonraki işlemlere hazırlık için dezenfeksiyon
3- Enzim temizleme: düzensiz keratininin nazikçe arındırılması
4- Buhar + ozon: buhar verilerek gözeneklerin açılması, komedon varsa temizlenmesi,. Cilt solunumunun sağlanması.
5- Derin temizleme: açılmış gözeneklerde kalan artıkların temizliği

B- DÜZENLEME- EKSİKLERİ TAMAMLAMA
6- Yoğun bakım serumları ve ampuller: cildin ihtiyacına uygun, aktif maddelerin, serum ve ampul şeklindeki ürünlerle cilde nüfuzu
7- Maske: cilt tipine ve cildin sorunlarını düzeltmeye yönelik maskeler

C- NEMLENDİRME- CANLANDIRMA
8-  Nemlendirme:  cilde uygun oranda nem verilmesi
9-  Masaj: dolaşım ve beslenmenin canlandırılması

D- KORUMA
10- Koruma: nem kaybını önleme, UVA ve UVB ye karşı etkin koruma

1- Mini cilt bakımı
2- Normal ve karma cilt bakımı
3- Genç cilt bakımı
4- Hassas cilt bakımı
5- Rosacea bakımı
6- Kuru cilt bakımı
7- Yağlı cilt bakımı
8- Erken yaşlanmaya karşı koruyucu bakım (koruyucu antiaging) – anti temps
9- Elastikiyet kazandırma bakımı (düzeltici antiaging)- total cohesion
10- Lifting bakımı (toparlayıcı antiaging) - lift defense
11- Lekeli cilt bakımı – blanc perfect
12- Özel bakımlar:
a- Ani gerginleştirici bakım ( özel günlerde çok genç görünüm)
b- Erkek cildi bakımları 
c- Vücut bakımları

MEZOLİFT

Mezolift nedir?

Yüz derisinin yaşlanmasının ilk belirtileri ince çizgi ve kırışıklıkların belirmesi ve derideki elastikiyet kaybıdır. Zamanla kırışıklıklar derinleşir ve cilt sarkar.

Mezolifting yönteminde, deri içine doğal maddelerin mikro enjeksiyonları yapılarak, derinin üst ve alt tabakasında doku yenilenmesini sağlamaktadır.

Mezoliftte kullanılan maddelerin karışımları derinin metabolizmasını etkilemektedir. Mezolifting tedavisinde deri için çok önemli olan maddeler verilmektedir. Böylece daha fazla kollajen oluşarak, elastin kalitesi artarak derinin yapısı sağlamlaşır. Artan oksijenlenme nedeni ile haftalar içinde cilt sağlıklı, parlak ve tazelenmiş görünmeye başlar.

Mezolift (yüz mezoterapisi) tedavisinde kullanılan ilaçlar:

Hyaluronik asit : Yüz mezoterapisinde kullanılan bu madde insan dokusunda yaygın şekilde bulunan doğal bir polimerdir. Bu madde suyu emerek şişer ve dokuda nem ve elastikiyet sağlar.

Vitaminler : Vitamin A deri gelişimini kontrol eder. Yaşla birlikte incelen deriyi düzeltir; vitamin E is dokuları zararlı maddelerden koruyan bir antioksidandır; Vitamin C kollajen sentezini uyarır. Deri renk hücrelerinin üretimini yavaşlatır; Vitamin B deriyi besler , dokuların biyolojik dengesini düzenler; Vitamin K dokuların kan dolaşımını düzenler.

Amino asitler : Proteinlerin yapı elemanıdır. Dokuların gelişiminde rol oynarlar. Amino asitler yaşla ortaya çıkan doku hasarını onarır ve düzenlerler.

Mineral tuzlar : Hücrelerin pek çok yaşamsal faliyetlerinde düzenleyici ve destekleyici rolleri vardır. Yüz mezoterapisinde bunlar dokuların metabolizmasını iyileştirirler.

Koenzimler : Dokuların biokimyasal reaksiyonlarını düzenler. Dokuların yenilenme hızını arttırırlar.

Nükleik asitler : Derinin temel protein sentezini desteklerler. Yeni oluşan proteinler de cildin bağ dokusuna destek verir.

DMAE (Dimetil amino etanol): DMAE son yıllarda kullanıma girmiş ve yüz mezoretapisinde çok tercih edilen bir aktif maddedir. Başlıca etkisi cilt sarkmalarını ortadan kaldırması yönündedir.

Mezolift tedavileri iki hafta aralıklarla ortalama 4-6 seans yapılır. Uygulama çok ince bir enjektörle derinin 4-6 mm derinliğine, yukarda saydığımız maddeleri içeren bir kokteylin zerk edilmesidir. Her mezolift uygulaması 20 dk'dan az sürer. Vakit alan bir uygulama değildir. Uygulamadan sonra günlük yaşamınıza hemen dönebilirsiniz. Derisi hassas olan kişilerde yarım günden uzun sürmeyen hafif bir kızarıklık olabilir. Bu da makyaj ile kapatılabilir.

VÜCUT ŞEKİLLENDİRME YÖNTEMLERİ

LAZER LİPOLİZ

Lazer lipoliz, vücutta istenilmeyen yağların kalıcı olarak yok edilmesinde etkisi kanıtlanmış başarılı bir uygulamadır. Lazer lipoliz yöntemi,spor, diyet ya da egzersizlerle verilemeyen bölgesel yağlanma ve şekil bozukluklarına kalıcı çözüm getirmektedir.

Lazer lipoliz uygulaması zayıflama yöntemi değildir
Lazerle lipoliz, ışık enerjisi kullanarak yağları eritme yöntemidir. Lazer lipoliz uygulamaları zayıflamaya değil vücut şekillendirmeye yardımcı olmaktadır. Vücudun istenmeyen bölgelerindeki yağ fazlalıklarından kurtularak, vücudun ideal hatlara kavuşmasını sağlar. Vücudun yağ fazlası olan her bölgesinde kullanılmaktadır. Gıdı, kollar, göbek, basen, diz üstü, diz içleri, ayak bileği gibi bölgelerde uygulanabilir.

Ağrısız işlemle bölgesel yağ fazlalıkları ortadan kalkıyor
Lazer lipoliz uygulaması genellikle lokal anestezi altında yapılmaktadır. Hastanın istenmeyen yağ alanları işaretlendikten sonra anestezi uygulanarak sadece iğnenin geçeceği bir delik açılıp buradan fiberoptik kablo, cildin altına yerleştirilip işleme başlanmaktadır. Hasta işlem sırasında herhangi bir ağrı hissetmez. Fakat işlemin sonuna doğru artan ısı ile birlikte hafif ağrı oluşabilir. İşlem sonrası istenilen miktarda yağ eritildikten sonra fiberoptik kablo çıkarılıp uygulama yapılan alanın boyutuna göre eğer alan küçük ise eritilen yağlar çekilmeden bırakılabilir. Yağ miktarının fazla olduğu durumlarda ise yağları aspirasyonla çekmek daha yararlıdır. İşlem tamamlandıktan sonra uygulama bölgesine dikiş atılmamaktadır.

Vücudun tüm bölgelerinde uygulanabiliyor
Lazer lipoliz ile yüz ve vücut bölgesindeki istenmeyen yağlar diğer lipo uygulamalarındaki yan etkiler olmaksızın nazikçe şekillendirilebilir. Karın, yüz, boyun, kalçanın iç kısımları ve kalçalar, basen, diz, sırt ve kollar dahil olmak üzere vücudun tüm bölgelerineuygulanabilmektedir. Uygulama, erkeklerde de, meme sarkmalarında ve büyümelerinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Özellikle liposuction sonrası sarkması muhtemel kol içi, bacak içi ve gıdı bölgesi gibi alanlarda kullanılması uygundur. Daha önce liposuction uygulanmış, düzgün ve yeterli miktarda yağ alınamamış alanlarda da düzeltme amacıyla da tercih edilebilir.

Yüz şekillendirmede de kullanılıyor
Lazer lipoliz genellikle 980 mm dalga boylarındaki lazer ışığının özel fiber optik kablolar aracılığı ile yağ dokusuna uygulanması ve yağın eritilmesi ile yapılmaktadır. Optik fiber kabloyla cilt altına yerleştirilen lazer ışını, yağ dokusu içinde ilerlerken oluşturduğu enerji ile yağ hücrelerinin çeperini parçalar. Bu gerginleşme yağları eritmektedir. Cilt altında meydana gelen ısı enerjisi sadece yağ hücrelerini parçalamakla kalmayıp oluşturduğu enflamasyonla cilt yüzeyinde gerginleşme ve sıkılaşma da sağlar. Cilt altına verilen lazer ışını damar çeperlerini etkilemediği için herhangi bir kanama oluşmamaktadır. Lazer lipoliz, vücut şekillendirmenin yanı sıra yüz liftingi ve yüz şekillendirmesinde de kullanılmaktadır.

48 saat sonra günlük yaşama devam
Lazer lipoliz uygulamaları sonrası morluk gibi yan etki oranı klasik tedavilere oranla daha azdır. Herhangi bir yan etki oluşmadığı takdirde hastalar 24 saat içinde taburcu edilip, 48 saat sonra ise günlük yaşamına devam edebilir.

MEZOTERAPİ

Mezoterapi nedir?

Mezoterapi, ilk kez 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı orta deri tedavisidir. Homeopatik ajanlar, farmasötikal ajanlar, vitamin, bitki ekstraktları mikroenjeksiyon tekniğiyle orta deriye enjekte edilir. Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.

Mezoterapi hangi durumlarda kullanılır?

- Selülit
- Saç dökülmesi
- Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının iyileşmesi)
- Yüz gençleştirme
- Lokal (bölgesel) yağlanma

Mezoterapi kimler için uygun değildir?

- Gebelerde
- İnme (felç) geçirmişlerde
- İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda
- Kanser durumunda
- Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda
- Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.

Mezoterapinin yan etkileri nelerdir?

Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.

Mezoterapiye cevap ne zaman başlar?

Hastalığın ciddiyetine göre ve vücut yapısına göre cevap değişir. Ancak genel olarak 2-3 seansta sonuç alınmaya başlar.

Mezoterapi nasıl etki eder?

Mezoterapide problemin olduğu bölgeye uygun solüsyonlar hazırlanarak işlem uygulanır. Bu şekilde o bölgedeki kan dolaşımı, lenfatik dolaşım ve immün cevap düzenlenir.

SAÇ MEZOTERAPİSİ

SAÇ MEZOTERAPİSİ, KÖK HÜCRE TEDAVİSİ

Saç mezoterapisi; saç köklerinin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, aminoasitler, kılcal dolaşım hızlandırıcı ilaçlar ve epitelyum dokusunu besleyen organik materyallerin cildin orta tabakasına enjekte edilmesidir. Bu uygulama sayesinde saç kökleri hem beslenir hem de köklerin bağlı olduğu doku tamir edilir. Son zamanlarda Avrupa ve Amerika’ da yapılan birçok araştırma saç mezoterapisinin içeriklerini değiştirmiş ve destek tedaviler ortaya çıkarmıştır.

Kök Hücre Tedavisi ve Faydaları :Kök Hücreler vücudumuzda bütün dokuları ve organları oluşturan ana hücrelerdir. Vücudumuzdaki kan içeriğinde bulunurlar ve ihtiyaç duyulduğunda faaliyete geçerek organ hücrelerine dönüşmektedirler. İnsan vücudundan alınan bir miktar kan ayrıştırıldığında karşımıza kırmızı kan ( akyuvar, trombosit, pıhtılaşma faktörleri, trombosit büyüme faktörü, vb. ) ve beyaz kan ( kök hücreler, plazma elementleri, vb. ) oluşumu çıkar. Beyaz kandan elde edilen kök hücre; yıpranmış saç kökü hücrelerinin tamiratında çoğu zamanda birebir yerine geçerek saç kökünün tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu sayede kısa sürede saçlarınızda sağlıklı bir değişim oluşmakta ve yıpranmış saç köklerinde yenilenme oluşmaktadır.

LAZERLE KILCAL DAMAR TEDAVİSİ

Lazerle kılcal damar tedavisi nedir?

Lazerle kılcal damar tedavisi diğer tedavilerden farklı olarak fazla zaman harcamadan istenmeyen damarları ameliyatsız yok eden devrim niteliğinde bir yöntemdir. Lazer tedavisi hızlıdır, kolaylıkla uygulanabilir. En güzeli de tedavi olduğunuzda derinizde kısa süreli kızarıklık, ödem ve kabuklanma dışında kalıcı bir hasar oluşmaz. Lazerle kılcal damar tedavisinin FDA tarafından dermatolojik kullanımı onaylanmıştır.

Lazer tedavisinde acı, ağrı olur mu?
Lazer tedavisi yüz ve bacakta birçok bölgeye rahatlıkla uygulanabilir. Acı hissi azdır. Bazen hassas kişiler için krem olarak lokal anestezik madde kullanılabilir. Tedaviden sonra makyaj yapılabilir. Erkek ve kadın herkese uygulanabilir.

Deride hangi bölgeler tedavi edilebilir?
Vücutta her türlü alan tedavi edilebilir. Tedavi hızlıdır.

Tedaviler ne kadar sürer?
Lazer tedavileri hızlı ve kolaydır. Pek çok hasta öğlen tatilinde bile tedavi olabilir. Tedavi süresi yapılan bölge ve damar yoğunluğuna bağlı olarak 15–60 dakika arasında değişir. Tedavi sonrası günlük yaşama rahatça devam edilebilir.

Tedavinin yan etkileri nelerdir?
İşlemden hemen sonra geçici ödem, kızarıklık, 1 - 2 gün içerisinde kabuklanma olabilir. Ödem ve kızarıklık çok kısa sürede geriler. Kabuklanma ortalama 7 - 10 gün içinde iyileşir. Nadiren bölgede bül oluşabilir ya da renk değişikliği yapabilir. Bu yan etkiler de kalıcı değildir. İşlem sırasında acı hissi azdır.

Kaç seans tedavi gerekir ve tedavi ne zaman sonuç verir?
Bazı hastalarda tek seans yeterli olabilir ancak genellikle ideal sonuç için minimum 2-3 seans yapılması önerilir.

LEKE TEDAVİSİ

Cilt üzerinde oluşan lekelerin yaralanma, akne, kıl batığı, güneş, ilaç, kozmetik gibi sebepleri olabileceği gibi iç hastalıklardan kaynaklanan değişimler de olabilir. Bunlar atlanmamalıdır. Mutlaka doktora danışılmalıdır.

En sık görülen lekelenme sebeplerinden biri güneştir. Cilt kendini korumak için rengini koyulaştır. Bu koyulaşma cildin hassas olduğu noktalarda lekelenmeye dönüşebilir. Akne, sivilce izleri de benzer şekilde lekelenme yapabilir.

Tedavi amacıyla kimyasal peeling veya lazer uygulamaları yapılabilir. Hangisinin daha uygun tedavi seçeneği olduğu doktorumuz tarafından cildin genel yapısı ve ihtiyacına göre belirlenecektir.

Hangi durumları IPL Lazer sistemi tedavi eder?

Çiller

Yaşlılık lekeleri (Lentigolar)

Güneş lekeleri (Solar Lentigolar)

Doğum lekeleri

Seboroik keratoz

Hiperpigmentasyon

Şarap lekesi (Port wine stain)

Rosacea

Yüzde ve bacaklarda ince damarlanmalar

Kaç seans tedavi gerekir?

Bu lezyonun boyu, yerleşimi, derinliği ve rengine göre değişmektedir. Yüzdeki ince damarlanmalar ve yaşlılık lekeleri genellikle bir-iki tedavide iyileşebilirken, daha koyu ve derin doğum lekeleri daha fazla seans gerektirebilir. Her seans 15-20 dk. kadar sürmektedir. Tedavi aralıkları dört-sekiz hafta civarındadır ve her seanstan sonra lezyonun renginde açılma beklenmektedir.

Tedavi sonrasında ne olur?

IPL lazer tedavisini takiben hafif bir renk değişimi olabilir. Birkaç gün sonra lezyon üzerinde kabuklanma olur ve 7-14 gün içinde de düşer. Nadiren de bazı renk değişiklikleri aylarca kalabilir.

IPL tedavisinden ne beklenmeli?

Damarsal ve pigmente lezyonlarda, hastaların önemli bir bölümünde düzelme görülmektedir. Düzelme bazen çok dramatik olabilmektedir. Yine de her tıbbi işlemde olduğu gibi, bazı vakalarda hafif değişiklikler olabilir ve nadiren de değişiklik gözlenmeyebilir.

LEKE ÇEŞİTLERİ

Melasma(Cloasma)

Doğum kontrol hapları içerdikleri hormonlar nedeniyle ve hamilelik sırasındaki hormonsal değişimler, melanin pigmentin aşırı üretimini neden olabilir,bu artış ile birlikte en çok güneş gören yanak,alın ve çene gibi bölgelerde boyutları büyük, lekeler oluşabilir,bazen genetik özellik taşıyan bu durumlar tekrarlayan hamileliklerle birlikte artış gösterebilir

YAYGIN HİPERPİGMENTASYON

Böbrek üstü bezi yetmezliği ile oluşan addison hastalığı,hipertiroidizim ve hemokromatoz hastalığında görülür.

CAFE AU LAİT

Sütlü kahve renkli olan bu lekeler doğuştan ve ya erken çocukluk dönemlerinde gelişir,boyutları 2 em den 30 cm kadar olabilen bu lekeler bazen tek başlarında olabilirler ve ya norofibromatozis hastalıkların belirtisi olabilir.Bu yüzden bu lekeler kontrol altında tutulmalılar.

FOTO ALERJİK REAKSİYONLAR

Ağızdan alınan bazı ilaçlar ve ya topikal (bölgesel) sürülen bazı kimyasal ilaçlar ve ya bitki yaprakları güneş ile birlikte hiperpigmentasyona yol açabilirler.Bazen hafif kızarıklık e ya alerjik reaksiyon seviyesinde iken bazen daha ağır reaksiyonlar,bölgesel su toplamaları,ve bölgesel lekelerin oluşumuna neden olabilirler

KRONİK GÜNEŞ VE YA SOLARYUM BANYOLARI

Güneş ve solaryuma maruz kalmanın sonucunda cilt kendini korumak amacı ile daha kalınlaşır ve melanin pigment üretimi artar,dolayısıyla leke oluşumunda artış görülür.

ÇİL(EFELİD)

En çok yanak,alın ve çene kısmında görülen bu lekeler açık ve ya daha koyu kahve rengi lekeler şeklinde olabilirler. Genelde güneşli mevsimlerde artarken güneş olmayan mevsimlerde azalma gösterirler.

LENTİGO

Erken yaşlarda solar lentigo denilirken ileri yaşlarda oluşanlara senil lentigo denilir,boyutları 2-20 cm olabilirken, renkleri açık kahve renginden siyaha kadar değişen renklerde olabilirler,lentigolar bazen sistemik bir takım hastalıklarla birlikte olabilirler ve ya hastalıkların habercisi olabilirler,örneğin Peutz-jeghers sendromunda lekeler ile birlikte bağırsakta polip ve iç organlarda kanserler görülebilir.

LEKELERDE TEDAVİ

Lekelerin oluşum ve ilerlemesinde güneş çok önemli bir faktör olduğundan her şeyden önce güneşin UV ışınlarından çok iyi korunmak gerekir. UV ışınları bir tek güneşli mevsimlerde değil, bulutlu ve karlı havalarda da mevcuttur. Lekelerin ilerlememesi ve yeni lekelerin oluşmaması için her dönemde güneşten iyi korunmak gerekir. Kış aylarında 15-20 faktör güneş koruyucular kullanmaları yeterli iken yaz aylarında daha yüksek faktör içeren güneş koruyucu kullanmak gerekir. Güneş koruyucular etkilerini 4-5 saate bir kaybettiklerinde ve su ile temasta etkilerini yitirdiklerinden, birkaç saate bir tekrarlanmalarında yarar vardır. Kozmetik sektörü ise bu konuda çok hızlı bir gelişme göstererek çok değişik alternatifler sunmaktadır. Yüksek koruma faktör içeren fondöten ve pudralar, güneş koruyucu rujlar bu konudaki seçeneklerden birkaç tanesidir.

MEDİKAL TEDAVİ

Bölgeye sürülen ilaçlar bazen bölgenin rengini açabilir ve ya soyucu nitelik taşıyabilir,bilinen en önemli renk açıcılar hidrokinon, kojik asit, askorbik asit olup, bazen tek tek bazen kombine şeklinde uygulanabilir soyucu nitelikteki ilaçlar ise meyve asitleri ve ya retinoik asitlerdir ve daha derin tabakalara kadar nüfuz ederler, soyucular bazen tek başında bazen başka yöntemler ile birlikte kullanılabilirler.

KİMYASAL PEELING

Kimyasal peelingler yüzeysel,orta ve derin peeling olarak 3 gruba ayrılır yüzeysel ve derin peelingler doktorlar tarafından uygulanmalı ve değişik konsantrasyonlarda olabilirler bu meyve asit türevi ilaçlar doğru uygulandıklarında kişinin günlük aktivitelerini ve işe gitmesini etkilemezler cilt tipi, cilt rengi ve problemin yoğunluğuna göre seans sayısı ve seans araları (ortalama 5-10 seans haftada bir)değişebilir*derin peelingler cildin derin tabakalarına kadar soyma yaptıklarından iyileşme dönemleri ağır geçer doğru yapılmadığında yan etki riski fazla olduğundan çok tercih edilmezler.

DERMABRAZYON

Derinin en üst tabakası olan epidermis tabakasının tamamı, dermis tabakasının ise üst kısmının dermabrazyon cihazları kullanılarak kaldırılmasıdır. Bu cihazlar hızla dönen tel fırça ya da zımpara kağıdından oluşur ve derinin orta tabakalarına kadar soyulmasını neden olur. İlk iyileşme belirtileri bir hafta içerisinde başlarken, birkaç haftaya kadar cildi dış etkenlerden çok iyi korumak gerekir. Sadece ameliyathane ve steril şartlarda bu konuda eğitimi olan plastik cerrah ve dermatologlar tarafından uygulanan bu yöntem keloid oluşma riski olan kişilerde kesinlikle uygulanmamalıdır. Güneş ve yaşlılık lekeleri yanı sıra akne izlerinde de uygulanabilir bir yöntemdir.

MİKRODERMABRZYON

Alminiyum hidroksi kristalları kullanılarak ciltte yüzeysel peeling yapma yöntemidir*bazen tek başında bazen kimyasal peelingler ile birlikte kullanılabilir, ameliyathane şartları gerekmez,Office şartlarında uygulanabilecek bir yöntem problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir.

CRYOTHERAPY(KRİYOTERAPİ)

Lekenin dondurularak ortadan kaldırılmasıdır, Uygulamalar kolay ve pratiktir. Uygulamada sıvı azot ve ya karbondioksit kullanılır. Uygulamadan sonra bazen kızarıklık ve ya su toplamalar ve ona takiben koyu renkte kabuklanmalar olabilir*ortalama 2 hafta içerisinde kabuklar dökülür ve daha canlı renkte canlı bir deri ortaya çıkar.

LAZER

Karbondioksit ve Erbium Lazer kullanılabilir. Karbondioksit lazer derin soymaya neden olduklarından,uzun iyileşme dönemleri gösterirler ve kollojen bantlarında yenilenme sağladıklarından aynı anda cilt de gençleşme sağlarlar iyileşme dönemi zor ve uzun sürelidir erbium lazer grubunda ise iyileşme süresi daha kısa, yalnız işlem oldukça kanamalıdır ciltte kollejen yapımında artış olduğundan ciltte aynı anda gençleşme sağlayabilir.


IPL(Yoğunlaştırılmış Atımlı Işık)

Ciltte her hangi bir soyulma yapmaksızın ciltteki lekeleri gidermektir işlemden sonraki ilk 2 hafta lekenin rengi koyulaşır, hafif bir kabuk tutar.10-15 gün içerisinde kabuklar dökülür ve alttan daha temiz ve pürüzsüz bir cilt çıkar problemin yoğunluğuna göre ortalama 1-3 seans uygulama yapmak gerekir. Bu lazer çeşidi el üstündeki güneş lekeleri, dekolte ve göğüste yerleşen lekeler, yüzde ve vücuttaki kılcal damar ve varis, keloid ve epilasyon amacı ile de kullanılabilir.

EPİLASYON

LAZERLİ EPİLASYON

Lazerli epilasyon veya lazer epilasyon (laser epilation) denilen epilasyon yöntemi; vücutta istenmeyen tüylerin en hızlı, güvenli, etkili, acısız ve cilde zarar vermeden yok edilmesinde kullanılan bir epilasyon yöntemidir. Lazer epilasyon uygulamasının diğer epilasyon yöntemlerine göre en önemli avantajı; istenmeyen tüylerin üstünde %80-90 etki yaratmasıdır. Epilasyon için kıl kökünün papilla denilen kısmının yok edilmesi amaçlanır. Lazer ile kıl kökü yok edilirken amaç seçici ısıtma yaparak yani kıl köklerindeki hücrelerin yakılarak hasara uğratılmasıdır. Cilde uygulanan dalga boyundaki lazer ışınları, cilde zarar vermeden geçerek kıl kökünde bulunmakta olan melanin pigmenti tarafından emilir. Emilen bu enerji, ısıya dönüşerek kıl kökünü tekrar büyüyemeyecek biçimde tahrip eder. Bütün epilasyon lazer çeşitleri kıl gelişimini geciktirip kılların daha zayıf ve azalarak çıkmasını temin ederler.

Tedavi anında tüylerin büyüme aşamaları olan anajen (büyüme), katojen veya telojen fazda olması tedavi açısından önemlidir. Uygulama esnasında kılların değişik evrelerde olması, sonuca ulaşmak için seans sayısının artmasına sebep olur. Anajen safhadaki tüylerin lazer epilasyona en iyi yanıtı verdiği gösterilmiştir. Lazer ışının uygulama müddeti ve dozu kişinin cilt rengi ve yapısına göre değişiklik gösterir.

İstenmeyen ve vakit zaman aşırı olabilen kıllanma için pek çok epilasyon yöntemi bulunmaktadır. Bütün modern lazer epilasyon yöntemlerinin birbirine avantaj ve avantajsız tarafları bulunmaktadır. Tek bir lazer yöntemi kıl yapısı, cilt rengi ve yapılacak bölge dikkate alındığında yalnız olarak yeterli olmayabilir. Bunların içerisinde "lazer epilasyon" ağrısız kolay uygulanabilmesi ve etkili olması sebebiyle en fazla tercih edilen yöntemdir. Diğer yöntemlerden bazıları alexandrite, diode, ıpl, ND Yag ve mavi ışıktır. Bu yöntemlerden hangisi ya da hangilerinin hasta için uygulanacağına uzman hekim tarafından karar verilir.

Lazerli epilasyon uygulamasında cilt tipinize göre güç tercihi yapılır. Bu sayede kıl köklerine etki edecek ancak ciltte negatiflik gözlenmeyecek güçte çalışılarak en kısa sürede tedavinin bitirilmesi amaçlanır. Ancak herkesin vücut yapısı ve hormonsal düzeyleri, cilt tipi değişik olduğu için sonuca ulaşmak için gereken müddet kişiden kişiye değişebilir.

Kıl folikulünün evreleri

Anagen dönemi: Kıl folikullerinin etkin olduğu dönemdir. Kişiden kişiye ve vücut bölgelerine göre değişmekle birlikte bu devre yaklaşık 3 yıl veya daha uzundur.

Katogen dönemi: Anagen devre ile dinlenme devresi arasındaki geçiş dönemini kapsar. folikulün kısalması ile kendini gösterir bir kaç gün içerisinde tamamlanır.

Telogen dönemi: 3 ay kadar süren dinlenme dönemidir, bu dönemin sonunda döngü tamamlanır ve kıl dökülerek yeni bir evre başlar. bu aşamadaki kıl çekilirse bir sonraki devre olan anagen devre erken başlar. bu, ağda ve cımbız gibi yöntemlerin kıl büyümesini nasıl hızlandırıcı etki yaptığını açıklar.

Lazer ışını nasıl epilasyon yapar?

Lazerin epilasyon yapma mekanizması; milisaniyelik atışlarla cilde uygulanan lazer ışını, kıldaki melanin pigmenti tarafından emilir, çevre dokuya zarar vermeden cildi geçerek seçici olarak kıl kökünde yoğunlaşır, burada ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip eder. Birbirlerini izleyen birkaç seans sonunda uygulama yapılan bölge tüylerden arınır.

Lazer vücuda zarar verir mi?

Lazer çoğunlukla radyasyon gibi değerlendirilip, sağlığa zarar vermesinden gereksiz yere korkulmaktadır. Oysa ki lazer ile radyasyon arasında bir ilişki yoktur. Günümüz de lazer göz ameliyatlarında, diş dolgusunda ve çeşitli alanlarda en etkili tedavi seçeneğini oluşturmaktadır.

Lazerin deriye uygulanması sırasında deri altındaki doku ve organlara gelişi hoş bir etkide bulunduğuna dair bir bulgu gözlenmemiştir. Aslında çok kuvvetli epilasyon lazerleri ile dahi, etkili dozlarda ancak kıl kökü seviyesine dek ulaşabilir. Doğru dozla kullanılan lazer son derece güvenli olup günümüze kadar kötü netice veren bir etkisine rastlanmamıştır.

Lazer epilasyon güvenli midir?

Tıbbın önemli teknolojik buluşlarından olan lazer son 30-40 yıldır gelişerek birçok alanda güvenle kullanılıyor. Bu kullanım alanlarından bir yenisi de lazer epilasyondur. Doğru vakada doğru doz seçilerek güvenli kullanım sağlanır. Uygulama sırasında soğutucu hava verildiği için acı hissedilmez. Lazerin ürettiği enerji belirli bir dalga boyunda ışıktan oluşmaktadır. Cilde zarar vermeden geçerek kıl köküne ulaşan bu ışık, vücutta gelişi hoş bir bundan böyle bırakmaz. Örneğin; röntgen ışınları vücutta radyasyon gibi bundan böyle bırakmaktadır ve belirli bir vakit içinde çok alınırsa risk doğurabilir. Ancak lazer ışığının vücutta bıraktığı gelişi hoş bir bundan böyle yoktur ve bu nedenle güvenlidir. Lazerin epilasyon hedefli kullanımında kanserojen etki yoktur, kimyasal bir madde veya radyasyon tesiri olmaz. Laser epilasyon Amerikan gıda ve ilaç dairesi fda (food and drug association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.

Lazer epilasyon kimler tarafından uygulanmalıdır?

Öncelikle lazerli epilasyon, hekim (estetik ve plastik cerrahi uzmanı, cilt hastalıkları uzmanı ve medikal estetik uygulamaları hakkında sertifika almış pratisyen tabipler ) tarafından yapılması gereken bir işlem olup, yasal olarak konuda uzman olmayan kişilerin yapması yasaktır. Lazerli epilasyon yapılıp yapılmayacağına, uygulanacak doz ve enerjiye kesinlikle hekim muayenesi neticesi hekimin karar vermesi gerekmektedir. Lazerli epilasyon uygulaması kısmi bir tıbbi müdahale olup uzman hekim kontrolünde uygulanmalıdır. Bazı tedavi grubuna giren hastalarda hormonal nedenlere dayalı aşırı tüylenme ve hormonal bozukluklar tedavinin neticesini negatif yönde etkileyebilir. Dolayısıyla riskli hasta grubunda gerekirse hormonal tetkik incelemeleri veya bu konuda uzman hekim kontrolü uzmanlar tarafından değerlendirilerek hasta için en sağlıklı şartlar oluşturulup uygulanır. Bu da tedaviden alınacak yanıtın başarısını artıracaktır.


Lazer epilasyonun hastaya sağladığı ayrıcalıklar

Hastaların çoğunda etkili epilasyon temin eder.
Tekniğine ideal yapılırsa güvenilir bir yöntemdir.
Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı temin eder.
Daha az ağrılı bir yöntemdir, hastaların çoğu tedaviye rahatlıkla uyum temin eder.
Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir.
Hızlı bir yöntemdir 1-2 saatte vücuttaki bütün tüyler temizlenebilir.
Cilt üstünde alerjik bir yan tesiri yoktur, cildi tahriş etmez, yara izi bırakmaz, kanserojen olduğunu belirten gelişi hoş bir kanıt yoktur.
Batık kılların ve kıl dönmelerinin en önemli tedavi yöntemidir.
Cilt enfeksiyonu ve bulaşıcı hastalık riski yoktur.

İĞNELİ EPİLASYON

İğneli epilasyon nedir?

İstenmeyen tüylerin azaltılması veya tamamen yok edilmesi amacıyla düşük elektriksel akımların kıl köküne verilmesi yöntemine iğneli epilasyon denmektedir.

Verilen akım buradaki kıl hücrelerinin yapısını bozarak, büyümesini güçleştirir ve zamanla kılların yok olmasını sağlar. İlk seanstan itibaren büyümede belirgin azalma gözlenir. İğneli epilasyon ağrısı tolere edilebilir bir uygulamadır. Uygulama öncesi bölge antiseptik bir solusyonla silinir, kişiye özel epilasyon iğnesi kullanılarak kıllara tek tek uygulama yapılır. İşlem sonrası yine antiseptik bir pudra sürülerek işlem tamamlanır. Seans aralıkları kılın tekrar çıkışına göre belirlenmektedir.

Kimlere iğneli epilasyon uygulanır?

Özellikle açık tenli veya sarı kıl rengine sahip kimselerde, vellus tarzı kıllarda ve beyaz renkli kıllarda  IPL ve lazer uygulamaları başarılı değildir.Bu nedenle bu durumdaki hastalar iğneli epilasyonuygulaması tercih edilmelidir.

İğneli Epilasyon İz Bırakır mı?

İğneli epilasyon doğru uygulandığında kesinlikle iz bırakmayan bir yöntemdir. Ancak kılın yapısını ve anatomisini bilmeyen kişiler tarafından uygulandığında kalıcı hasarlara ve skatrislere neden olabileceği unutulmamalıdır

SELÜLİT TEDAVİLERİ

Selülit nedir?

Selülit, erkeklerde nadir olduğu için kadınlara özgü bir hastalık olarak sayılabilir. 15 yaşından itibaren kadınların %90’ını “er ya da geç” etkileyecek bir sağlık ve estetik sorunudur. Tıbben bir hastalık olarak kabul edilir ve tıbbi adı “hidrolipodistrofi”dir. Cildin yumru yumru ve çöküntülü görüntüsü cazibe kaybına da neden olarak kadınları moral bakımdan da olumsuz etkileyerek önemli bir tıbbi ve sosyal sorun haline gelmektedir. Bu klinik durum yalnızca fazla kilolu kişileri değil aynı zamanda normal hatta düşük kilolu kişilerde de görülebilir Selülit yalnızca yağ birikme sorunu değildir. Bu nedenle tedavide diyet ve egzersiz yeterli olmamaktadır. Yağlanma sadece yağ dokusu artışıyken selülitin oluşumunda hem yağ doku hem de sıvı birikimi vardır. Bayanların alt beden bölümleri üst kısımlara oranla 6 defa daha fazla yağ biriktirme eğilimindedir. Yine bu yağları 6 kat daha yavaş yok eder.

MEZOTERAPİ İLE SELÜLİT NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Mezoterapi ile cildin dermis tabakasına çok sayıda küçük enjeksiyonlarla enjekte Mezoterapi ile cildin içine ilaç karışımları uygulanır. Verilen ilaçlarla yağ eritilir, kan ve lenf dolaşımı rahatlar, doku sağlamlaşır. Tedavinin amacı kişinin selülit evresini evre 1’e düşürmektir. Selülit giderilene kadar haftalık tedaviler önerilir. İlk seanslarda etki başlamakla birlikte 10 seans kadar gerekebilir. Mezoterapi güvenli ve etkili bir yöntemdir. Hiçbir tıbbi yöntem mezoterapinin sunduğu yararı gösteremez. Mezoterapi ile önceden cerrahi yağ emme (liposuction) uygulanan kişilerde oluşan doku çöküntü ve tümsekleri de tedavi edilebilir. Selulit her yaş grubu kadın ve erkekte görülebilen ciltte dalgalı yumru görünümüdür. Problem genelde hormonal duruma bağlı lenf drenaj sorunu sonrası ortaya çıkmaktadır. 
Selülit tedavisi için mezoterapi ile 4-10 haftada, haftada bir kez olmak üzere başarılı sonuçlar alınır. Eğer hasta diyet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır. Mezoterapi ile cilt altına şırınga edilen maddeler sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depozitlerini çözer ve sertleşmiş bağ dokuyu düzeltir. Bu şekilde görünümü değiştirir.

Lokal (bölgesel) yağlanma: Mezoterapi, karın, bel, kol ve bacaktaki bölgesel yağlanmaların giderilmesinde liposuctiona alternatif tedavidir. Enjeksiyon alanındaki yağ dokunun yıkılmasını sağlar.

KARBOKSİTERAPİ İLE SELÜLİT TEDEAVİSİ

Karboksiterapi nedir?

Karboksiterapi, karbondioksit  gazının tedavi amacıyla derialtına enjekte edilmesi işlemidir. Karboksiterapi sonrası  dolaşım artar ve dolaşımla buraya gelen oksijen dokudaki bölgesel metabolizmayı hızlandırarak yağ dokusunda yıkıma neden olur. Karbondioksit gazı ilk olarak 1930  yılında Royat termallerinde, Fransa da kullanılmasından bu yana  tıbbın hizmetindedir.Karboksiterapi özellikle "sellülit tedavisinde" son derece etkili, hızlı ve rahat bir yöntem olarak kabul görmektedir.

Uygulama nasıl yapılır?

Uygulama son derede basittir. Karbondioksit gazı çok ince bir iğne yardımı ile cilt altı dokusuna enjekte edilir. Enjekte edilen gaz, doku içine kolaylıkla dağılır. Her bölge için 1-4 enjeksiyon yeterlidir. Uygulama sırasında kişiye bağlı olmakla birlikte pek ağrı hissedilmez. Karboksiterapi sonrası kişi hemen işine geri dönebilir.

Karboksiterapi nasıl etki eder?

Cilt altında  kılcal damarlar genişler, kan akışı artar ve hızlanır.
Artan dolaşımla dokuda biriken oksijen yağ yıkımına neden olur.
Yüzeye yakın dokularda oksijen kullanma potansiyeli artar.
Dokudaki ödemin atılması sağlanır.
Doku yenilenmesi uyarılır, kas tonusu artar böylece cilt ve cilt altı sıkılaşır.

Karboksiterapi kaç seans gereklidir?

Karboksiterapi haftada 2-3 kez olmak üzere  10-20 seans arasında uygulanır. Seans sayısı hastanın ihtiyacına gore belirlenir. Her seans bölgenin ihtiyacına gore 10-30 dakika arasında sürmektedir. 5-6 seans uygulandıktan sonra gözle görülür bir düzelme başlar.

Karboksiterapi hangi durumlarda kullanılır?

Sellülitlerin azaltılmasında
Lokal yağlanmaların azaltılmasında
Karın bölgesindeki gevşeme ve sarkmalarda
Yağ dokusundan zengin memelerin küçültülmesinde
Sarkmış meme dokusunun toparlanmasında
Ameliyat ve yara izlerinin hafifletilmesinde
Doğum sorası ve kilo alma sonucu oluşan cilt çatlaklarının azaltılmasında
Boyun, dekolte ve kol bölgesinin toparlanmasında
El ve yüz cildinin toparlanması ve gençleştirilmesinde
Liposuction sonrası gelişen pürüzlerin ve tümseklerin giderilmesinde
Cilt ülserlerinin iyileştirilmesinde

Karboksiterapinin yan etkileri nelerdir?

Karboksiterapinin ciddi sistemik bir yan etkisi yoktur. Yan etkiler genellikle enjeksiyon yerinde kızarma ya da morarma gibi lokal  etkilerdir. Bazı hastalar tedaviden sonra 1-2 saat şişkinlik hissedebilir.

Gazın çok verildiği durumlarda da bazen yorgunluk hissi oluşabilmektedir. Ancak genel olarak güvenli yan etkileri ihmal edilebilir bir tedavi olarak Kabul edilmektedir.

Karboksiterapi kimlere uygulanmamalıdır?

- Gebelere
- Emzirenlere
- İnsüline bağımlı ileri diabetes mellitusu olanlara
- Pıhtılaşma bozukluğu olanlara
- Kan sulandırıcı ilaç kullananlara
- Kanser hastalarına
- İleri kalp hastalığı olanlara
- Yüksek tansiyon hastalarına
- Şiddetli renal yetmezliği olan hastalar.

AWT UYGULAMASI

AWT nedir?

Akustik Dalga Terapisi (AWT) selülit için yeni bir yaklaşım getirmiştir. AWT'de, selülitin başlıca iki nedeni olan fibröz septa ve yağların alt dermis içinde oluşturduğu çıkıntılar üzerinde etki gösteren şok dalgaları kullanılmaktadır. AWT tedavisi ile üretilen şok dalgaları deriden ve yağlardan geçerek fibröz septa üzerinde etki etmekte ve şok dalgaları septaları kollajenden ayırarak deriyi serbest bırakmakta, bu sayede daha düzgün bir yüzey elde edilmektedir.

AWT aynı zamanda dermisin kalınlaşmasına ve yağ tümseklerinin azalmasına da yardımcı olmaktadır. Ultrason görüntüleri tedaviden sonra cildin yeni kollajen oluşumu ile kalınlaştığını doğrulamaktadır. Dermisin kalınlaşması cilt içine doğru çıkıntı oluşturan yağ tabakalarını azalmasına yardımcı olmakta ve ayrıca selülitli görünümü de azaltmaktadır. Selülite yol açan başlıca nedenlerin ikisi üzerinde de etkili olan AWT selülitli görünümün iyileştirilmesinde eşsiz bir terapidir. AWT uygulaması, kişiyi günlük yaşamınızdan alıkoymaz, ağrısız ve son derece konforlu bir terapi şeklidir. Selülit için önerilen tedavi protokolü, haftada iki seans olma kaydı ile 8-10 seanstır.

KALICI MAKYAJ UYGULAMALARI

Kalıcı makyaj nedir?

Permanent make up yani kalıcı makyaj doğal pigmentleri cildin üzerine yerleştirme sanatıdır. Tamamen doğal mineral ve bitki pigmentlerinin mükemmel bileşiminden elde edilir. Kesinlikle yan etkisi yoktur. Steril ve tek kullanımlık iğnelerle kişiye özel olarak doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına zerk edilme işlemidir. İşlem tamamlandıktan sonra epidermis hücreleri ölür ve yenilenir. Pigmentasyon etkisi yaklaşık olarak 3 ile 5 yıl boyunca görünürlüğünü korur.

Kalıcı makyaj nasıl yapılır?

Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezi uygulaması yapılır. İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 30 dakika ile 1 saat arasında değişir.

Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Uygulama sonrasında kişi normal hayata derhal devam edebilir.

Kalıcı makyaj ne kadar sürede uygulanır?

Her bölgeye göre kalıcı makyaj uygulama işlemi değişmekle birlikte genel anlamda ortalama 1 saat sürmektedir.

ÖNEMLİ: Kalıcı Makyaj Uygulaması Sırasında; her seferinde yeni örtüler kullanılması, steril ve tek kullanımlık iğneler kullanılması ile herhangi bir hastalık bulaşma riski ortadan kalkar. Kesinlikle uygulamalar steril şartlarda ve bu işi bilen kişiler tarafından uygulanmalıdır.

Kalıcı makyaj uygulaması ağrılı mı?
Uygulama yapılacak bölgeye daha öncesinde sürülen lokal anestetik pomatlar(bölgeyi uyuşturan kremler) sayesinde kişi hiçbir ağrı yada acı duymamakta ve aynı gün sosyal hayata dönebilmektedir. Çok rahatlıkla gün içinde bu uygulamaları yaptırabilir ve kendinizi daha güzel ve daha dinamik görünebilirsiniz. Hem de hiç ağrı olmadan…

Bölüm Doktorları

Memorial Kayseri Hastanesi