Robotik Cerrahi Merkezi

Bölüm Hakkında

Da Vinci Robotik Cerrahi ya da diğer adıyla robot teknolojisi, tıp dünyasında cerrahinin ulaştığı en ileri teknolojidir ve başta ABD'deki önemli merkezler olmak üzere Türkiye’de de özellikle üroloji, kadın hastalıkları, genel cerrahi, KBB, göğüs cerrahisi, kalp cerrahisi ameliyatlarında kullanılmaktadır. 'da Vinci Robot’ teknolojisi, doktor ve hastaya sağladığı özel ayrıcalıklar ile ön plana çıkan teknoloji, bugün tüm dünyada özellikle kanserle mücadelede kullanılan en başarılı cerrahi yöntemlerden biri olma özelliğine sahiptir. Kısaca “robotik cerrahi” olarak bilinen robot yardımlı laparoskopik cerrahi yönteminin üç temel özelliği bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan görüntüleme sistemi, laparoskopik cerrahi ilkesi ile çalışır. Yani hastanın vücudunun içinden görüntü kamera yardımı ile cerraha aktarılır. Robotik cerrahide laparoskopik cerrahiden farklı olarak bu görüntü üç boyutludur ve kamera kontrolü robot tarafından yapıldığı için titremesiz net bir görüntüdür. Ameliyat edilecek organa çok yaklaşılarak daha büyük büyütmede net görüntüler elde edilebilir. Cerrah, bir konsol yardımıyla robot kollarını kumanda eder. Bu robot kolları hastaya yerleştirilir. Konsolda bulunan fiberoptik kablolar, robotun kollarına giderek cerrahın yaptığı küçük el hareketlerini robotik kollara aktarır ve bunlara bağlı cerrahi makas, doku veya iğne tutucu gibi aletlerin istenilen hareketleri yapması sağlanır. Robotik kollara bağlı cerrahi aletler 540 derece dönebildiklerinden el hareketlerinden çok daha fazlasını yapacak şekilde hareket edebilir. Ayrıca normalde insanın elindeki doğal titreme, robotik cerrahide cerrahi aletlerin uçlarına hiç yansımaz. Bu sayede hata payı da en aza indirilir.

ÜROLOJİ AMELİYATLARINDA da VİNCİ ROBOTİK CERRAHİ

Robotik Cerrahi ilk olarak 1994’te kardiyovasküler cerrahi alanında kullanılmaya başlandı. Ancak en yaygın kullanım alanı üroloji ameliyatları oldu. 2001 yılından bu yana tüm dünyada en fazla prostat kanseri cerrahisinde kullanılan da Vinci; böbrek, mesane ve testis kanserlerinde de kullanılmaktadır. 

‘da Vinci Robotik Cerrahi’ tekniği, tümüyle robota bağlı bir cerrahi uygulama değildir. İster açık, ister laparoskopik isterse de robotik yöntemlerle yapılan ameliyatlar söz konusu olduğunda ameliyat başarısında cerrahi ekibin tecrübesi en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Memorial Şişli Hastanesi Robotik Cerrahi Merkezi’nde tüm üroloji ameliyatları, dünyadaki en gelişmiş merkezlerde uygulanan yöntemler ile deneyimli ekip tarafından gerçekleştirilmektedir. 

PROSTAT KANSERİ AMELİYATLARINDA SİNİR KORUMA ÖZELLİĞİ

Özellikle 50 yaş üzeri erkeklerde ortaya çıkan ve cilt kanseri dışında gelişmiş ülkelerde en sık görülen erkek kanseri olan prostat kanseri ameliyatları sonrası, erkeklerin sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen çok önemli iki risk olan cinsel fonksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma problemleri görülebilir. ‘da Vinci Robotik Cerrahi’ tekniği ile gerçekleştirilen prostat kanseri ameliyatlarında hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek bu riskler en aza indirilmektedir. Prostata komşu olan ve penise giden sertleşme sinirleri ile idrar tutma kasları robot teknolojisi sayesinde çok daha iyi korunabilmektedir. Bu nitelikli koruma sayesinde idrar kaçırma sorunu ve penis sertleşme bozukluğu riski en aza inmektedir. Robot cerrahisi ile uygulanan “İntrafasiyal Sinir Koruma” tekniği ile ameliyat sonrası hastanın cinsel aktivite sorunu yaşama riski de en aza indirilmektedir.

Prostat cerrahisinde da Vinci’nin hastaya sağladığı ayrıcalıklar:

  • da Vinci Robotik Cerrahi sonrası hastanede kalış süresi 1 ya da 2 gün kadar olmaktadır. Yaklaşık hastaların %95'i ameliyat sonrası ikinci günde evlerine gitmiş durumdadır.
  • Geleneksel açık cerrahi ile karşılaştırıldığında ameliyat sırasında çok az kan kaybı olmaktadır. Ameliyat öncesi kan hazırlığı gerekmez.
  • Hastanede kalış döneminde ve hastaneden çıktıktan sonra da çok az oranda ağrı kesici kullanımına gerek olmaktadır. Zira hastalar ağrı hissetmezler.
  • Genellikle cerrahiden sonraki ilk hafta içinde (yaklaşık 4 ya da 6 gün sonra) idrar yoluna yerleştirilen sonda alınmaktadır. Açık cerrahide bu süre genellikle 14 -21 gün arasında değişmektedir.
  • Yaklaşık hastaların %90'ı da Vinci Robotik Cerrahi ile ameliyat sonrası ya da 3. haftada rutin çalışmalarına geri dönmektedir.

BÖBREK TÜMÖRÜ AMELİYATLARINDA BÖBREĞİ KORUYUCU ETKİ 

“da Vinci” tekniği ile gerçekleştirilen böbrek tümörü ameliyatlarında, en iyi şekilde kanser kontrolü sağlanmaktadır. Yalnızca tümör dokusu çıkarılarak sağlıklı böbrek hastada bırakılmaktadır. Robot teknolojisi ile üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü büyütülmüş görüntü altında, tümörün doku içindeki derinlik hesabı rahatlıkla yapılarak tümör böbrekten uzaklaştırılır. Tümörün çıktığı alan hızla ve derinlik kontrolüyle dikilebilir. Tümörlü doku çıkarıldıktan sonra oluşan doku boşluğu, açılan damarlar ve yaralanan idrar kanalları robotik kollar kullanılarak incelikle ve hızla onarılmaktadır. Büyük çaplı böbrek kanserinde ise böbreğin çıkarılması için uygulanabilmektedir. 

Böbrek cerrahisinde da Vinci’nin hastaya sağladığı ayrıcalıklar: 

  • Hastanede kalma süresi kısadır ve hızlı iyileşme sağlanır.
  • Ameliyat sonrası daha az ağrı ve az ağrı kesici kullanımı söz konudur.
  • Hasta günlük aktivitelerine kısa sürede döner.
  • Küçük ameliyat kesikleri nedeniyle estetik görünüm bozulmaz.
  • Ameliyat, titreme etkisinin ortadan kaldırıldığı robot kollarla gerçekleştirilir.

ROBOTİK CERRAHİ İLE 4 DELİKTEN TESTİS KANSERİ AMELİYATI  

da Vinci Robotik Cerrahi ile kapalı testis ameliyatı, Memorial Şişli Hastanesi’nde de başarıyla uygulanmaktadır. Açık olarak yapıldığında iman tahtası olarak bilinen kemiğin alt ucundan başlayarak leğen kemiği arasındaki karın duvarının kesilmesi, bağırsakların dışarı çıkarılması ve büyük damarların çevresindeki lenf bezlerinin temizlenmesi ilkesine dayanan testis kanseri ameliyatları, robot teknolojisi ile tamamen kapalı olarak birkaç delikten yapılabilmektedir. Testis kanserli hastaların açık cerrahisi için gerekli büyük kesiler, robotik cerrahinin hastalara sağladığı konfor ile tarihe karışmakta, ameliyat hastalara büyük ayrıcalıklar sağlamaktadır.

da Vinci Robotik Cerrahi ile gerçekleştirilen testis kanseri ameliyatlarıyla;  

  • Büyük kesilerdeki ağrı, enfeksiyon ve yara iyileşeme riskleri robotik cerrahi ile azalır.
  • Açık ameliyattaki gibi hastanın bağırsakları dışarı çıkarılmaz. Bu nedenle bağırsaklarda enfeksiyon ve kuruma gibi riskler ortadan kalkar.
  • Cinsel fonksiyonlara etkisi olan ve aort ya da büyük damarlar çevresinde bulunan bazı sinirsel yapılar robotik cerrahi tekniği ile daha net görülür. Daha etkili bir şekilde korunabilir. Böylece meni boşalması ile ilgili daha az sorun yaşanır.
  • Kemoterapinin uzun süreli yan etkileri de olabileceğinden, robotik cerrahi belirli hasta gruplarında avantaj sağlayabilir. 
  • Hastaların ameliyat sonrası çocuk sahibi olmalarında yaşanacak güçlükler; ameliyat öncesinde hastadan alınan spermin, sperm bankasında saklanması ve yardımcı üreme teknikleri sayesinde ortadan kaldırılabilir.

da VİNCİ İLE BAĞIRSAKTAN YAPAY MESANE

Gelişmiş ülkelerde; erkeklerde 4, kadınlarda ise 7’inci sırada görülen mesane kanseri, da Vinci Robotik Cerrahi ile vücutta ameliyat kesisi oluşturmadan tedavi edilmektedir. Açık olarak gerçekleştirilen mesane kanseri ameliyatlarında; göbeğin 4-5 cm yukarısından başlayan bir noktada, leğen kemiğine kadar uzanan bir kesi ile mesane ve lenflerin temizlenmesi, bağırsaktan yapılan mesanenin de normal idrar kanalına bağlanması söz konusudur. Bunun yanında mesanesi alınan hastalar sosyal açıdan karınlarında sürekli torba taşıma ya da belirli aralıklarla sonda kullanarak idrarlarını boşaltma gibi sorunlar yaşayabilmektedir. da Vinci Robotik Cerrahi ile yapılan mesane kanseri ameliyatlarında iki ayrı ilke uygulanmaktadır. İlki; mesanenin ve lenf bezlerinin çıkarılma işlemleri robotla yapıldıktan sonra, bağırsaklardan yeni mesane oluşturma ameliyatı açık yöntemle gerçekleştirilerek ameliyat tamamlanmaktadır. Ancak bu ameliyat tekniği için de büyük bir kesi gerekmekte ve bağırsaklar vücut dışında beklediği için enfeksiyon kapma, kuruma, sıvı ve ısı kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Memorial Şişli Hastanesi Robotik Cerrahi Merkezi’nde mesane kanseri ameliyatları, dünyada çok az merkez ve cerrah tarafından yapıldığı şekli ile tamamen kapalı olarak gerçekleştirilmektedir. Mesanenin çıkarılması, büyük damarların çevresindeki lenflerin temizlenmesi, bağırsaklardan yeniden mesane yapılması, idrar kanallarının bu yeni mesaneye bağlanması ve bunun da normal idrar yoluna bağlanması işlemlerinden oluşan ameliyat, tamamen robotik olarak tamamlanmaktadır.

Mesane kanseri ameliyatlarında robotun hastaya sağladığı ayrıcalıklar;

  • Da Vinci Robotik Cerrahi ile hasta çok büyük bir ameliyat kesisinden kurtulmuş olur. Ameliyat, her biri 8-15 milimetrelik yalnızca 6 delikten yapılabilir.
  • Açık ameliyatlarda görülebilen kesi yeri fıtıklaşmaları, kesi yeri dikişlerinin açılması ve yeniden ameliyat olma riskleri de ortadan kalkar. 
  • Robotik yapıldığı için ameliyat esnasında kanama ihtimali de azalır. 
  • Hasta hiç açılmadan ameliyat yapıldığı için bağırsakların kuruması, enfeksiyon kapması ve ısı kaybetmesi gibi riskler belirgin olarak azalır.
  • Ameliyat sonrasında hastalar daha kısa sürede iyileşerek normal yaşamlarına dönebilir.
  • Mesane kanser cerrahisinde mesane ile prostat da birlikte çıkarılır. Çünkü mesane kanserli hastaların üçte birinde, hastaların farkında olmadıkları prostat kanseri de yakalanabilir. Prostat alınırken, cinsel fonksiyon sağlayıcı sinirler ve idrar tutma mekanizması robotun sağladığı büyütme, yakından görme ve iyi aydınlatma ile daha iyi korunur.
  • Da Vinci Robotik Cerrahi ile Mesane kanseri olmuş hastalar; ameliyatın 2. ve 3. gününde beslenmeye başlar. Bağırsak hareketleri yeterince yerine geldikten sonra ve her şey yolunda giderse de bir haftadan önce taburcu edilir. Sondalı olarak geçen 3 haftanın sonunda yeni yapılan bağırsaklardan oluşan mesane dikişlerinin tam kaynadığı tespit edildiğinde sonda çekilir.
  • Kadınlarda mesane kanseri ile birlikte rahim ve yumurtalıklar da alınır. Doğum kanalından itibaren rahim alındığı için doğum kanalının da tamiri ameliyat esnasında yine robotla yapılır. 

UPJ DARLIĞINA ROBOTLA ÇÖZÜM  

Özellikle genç yaşta böbrek ağrısı sonucu ya da rastlantısal olarak tespit edilen böbrek çıkışının darlığı (UPJ darlığı) durumlarının cerrahi tedavisinde konvansiyonel laparoskopik cerrahi önemli bir çığır açmıştır. Açık cerrahi ile rekontstrüktif bir ameliyatı büyük ameliyat kesisi ile yaparken, laparoskopik olarak sadece ufak deliklerden vücut içine girilerek bu darlık %97 başarı ile tedavi edilmektedir. Ancak vücut içinde konvansiyonel laparoskopi ile milimetrik titreme, iki boyutlu görüntü ve aletlerin sınırlı hareket kabiliyeti dezavantajlarına karşı da Vinci Robotik teknoloji ile üç boyutlu görüntü altında, titremeyen robot kolları ve mükemmel hareket kabiliyeti ile çok daha rahat ve başarı ile tedavi söz konusudur.

İDRAR KAÇIRMA SORUNUNDA ROBOTİK CERRAHİNİN YERİ  

Kadınlarda özellikle mesanenin sarkmasına bağlı gelişen idrar kaçırma olgularında ve idrar kaçırmasa bile hazne dışına ele gelecek kadar ileri mesane sarkmalarında da Vinci Robotik cerrahi yöntemi uygulanabilmektedir. Robot teknolojisi ile mesanenin bir daha hiç sarkmayacak şekilde ve %100’e yakın başarı ile tedavisi mümkündür. Özellikle prolapsus denilen durumlarda gerçekleştirilen sakrokolpopeksi ameliyatlarında robotik kolların hareket kabiliyetiyle vücut içinde hızlı dikiş atabilme avantajı sağladığından robotik cerrahi ön plana çıkmaktadır. Sarkıklığa neden olan bağların ve diğer destek dokuların zayıflaması nedeniyle tamir amaçlı olarak sentetik kumaşlar kullanılarak sarkan dokuların onarımı tam anlamıyla yapılabilmektedir. da Vinci Robotik teknoloji bu onarımda da büyük avantaj sağlamaktadır.

KADIN HASTALIKLARI-JİNEKOLOJİK AMELİYATLARINDA da VİNCİ ROBOTİK CERRAHİ

da Vinci Robotik Cerrahi, üroloji ve genel cerrahinin yanında en sık kadın hastalıklarının ameliyatla tedavisinde kullanılmaktadır. 2013 yılı verilerine göre kadın hastalıklarında robot ile yapılan ameliyat sayısı, üroloji ameliyatlarının da üzerindedir. Robot teknolojisi, uzun süren laparoskopik jinekoloji ameliyatlarına, cerrahın konsol başında oturarak ameliyatını gerçekleştirebilmesi sayesinde yeni bir boyut getirmiştir.  

Kanser cerrahisinde üstün teknoloji başarısı 

Jinekolojik, ürojinekolojik ve onkolojik ameliyatlar cerrahinin en zor operasyonları arasında gösterilmektedir. Robot cerrahisi, ileri evre yumurtalık kanserleri dışında tüm jinekolojik kanserlerde en ileri teknoloji olarak kullanılmaktadır. Rahim kanseri olarak bilinen  “endometrium” kanserinin her evresinde, rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) cerrahi sınırlar içinde olanlarında uygulanabilmektedir. İnfertilite nedeniyle yapılan myomektomi operasyonu ile rahim sarkmasında da robotik cerrahiden faydalanılmaktadır. Laparoskopik yöntemle rahimden miyom çıkarılıp kapatıldığında, iyileşen bölgenin bir sonraki gebelikte yırtığa neden olma riski, dikiş yetersizliği nedeniyle artabilir. Oysa dikiş üstünlüğü sayesinde robotik cerrahide bu riskin ortaya çıkma oranı minimum düzeydedir. Endometriozis’in ilerleyen safhalarında çevre dokular çok yapışık olduğu için laparoskopik cerrahiyle bunları temizlemek güçleşmektedir. Bu tür ameliyatlarda daha rahat hareket edilebildiği için robotik cerrahi tercih edilmektedir.

Teknolojik üstünlüğe sahip

Robotik cerrahi hem sahip olduğu teknolojik gelişmeler hem de kullanım kolaylığı sayesinde hasta ve cerrah açısından birçok avantaj sunmaktadır. Hastanın hastanede kalış ve iyileşme süresi, açık ameliyatlara göre çok daha kısadır. Üstelik birkaç küçük kesiden giriş yapıldığı için cerrahi iz de kalmamaktadır. Robotik cerrahi, pelvik sistemde her yere ulaşımı çok daha kolay sağlamaktadır. Kullanılan cihazların hareket kabiliyeti de oldukça yüksektir. Cerrahi işlem ileri boyutta, rahat ve hızla gerçekleştirilmektedir. El titremeleri robotik kollara iletilmediği için ameliyat daha güvenli şekilde yapılmaktadır. Daha az kanama riski bulunur. Hastanın iyileşme süresi kısalır. Enfeksiyon riski daha düşüktür. Üç boyutlu görüntüleme avantajı, cerrahın işini kolaylaştırmaktadır. Cerrah, ameliyat sırasında bir konsol başında oturarak çalıştığı için daha az efor sarf etmekte ve konsantrasyonu bozulmamaktadır. 

GENEL CERRAHİ AMELİYATLARINDA DA VİNCİ ROBOTİK CERRAHİ

“Minimal invaziv” yani küçük kesi ile gerçekleştirilen ameliyatlar, günümüzde artık birçok alanda olduğu gibi kanser tedavilerinde de öncelikli olarak tercih edilmektedir. Günümüzde kullanılan bu teknolojiler, modern cerrahideki en önemli gelişme olarak kabul edilmekte, klasik açık cerrahilere göre, hasta ve doktora birçok ayrıcalık sunmaktadır. Minimal invaziv yöntemler sayesinde en zor ameliyatlar, cerrahi ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak hastaya konfor sağlayacak şekilde gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik cerrahi, açık cerrahiye oranla; hastanede kalış süresini en aza indirmekte ve hastaya hızlı iyileşme olanağı sunmaktadır. 

Son 10 yılda minimal invaziv ameliyatlar arasında en ileri teknoloji olarak kabul edilen robotik cerrahi, genel cerrahide özellikle de kanser ameliyatlarında artan oranda kullanılmaktadır. da Vinci Robotik Sistem, cerrah tarafından yönetilen, ameliyat sırasında en derin noktalara 3 boyutlu ve net bir görüntü ile ulaşılabilen, robotik kollarla ve en ufak titreme olmaksızın çok açılı hareket kabiliyetini sağlayan, çağımızın en ileri cerrahi teknolojisidir. da Vinci Robotik Sistem karın ön duvarına açılan küçük deliklerden girerek, vücut içindeki en derinde bulunan organları 10 kat büyütme altında ve yüksek çözünürlüklü üç boyutlu olarak görüntüleyebilmektedir. Vücut içinde 7 boyutta hareket eden robot kolları ve bunların ucundaki ince-ufak cerrahi aletlerle, cerrah kontrolünde ameliyatın gerçekleştirilmesini sağlar.

"da Vinci Robotik Cerrahi" hastaya konfor sağlar

  • Açık cerrahideki gibi büyük bir cerrahi kesi gerektirmez. İşlem, küçük deliklerden yapılır.
  • 10 kat daha büyük ve net görüntü altında ameliyat gerçekleştirilir.
  • Görüntünün kalitesi yüksek çözünürlüklü ve üç boyutludur. 3 boyutlu görüntü sayesinde derinlik avantajı sağlanır.
  • Titremeyen ve 720 derece açıda hareket kabiliyetine sahip ufak robotik kollar ile milimetrik ve her yönden dikişler rahatlıkla yerleştirilir. 
  • Damar ve sinir varlığı net olarak ortaya konur.
  • Tümör operasyonlarında açık cerrahiye göre daha başarılı bir yöntemdir.
  • Ameliyat sonrası bağırsak faaliyetlerinde normale dönüş daha hızlıdır.
  • Hastanın beslenmesi açık cerrahiye göre daha hızlı normale döner.
  • Cerrahi bölgeden enfeksiyon kapma riski düşüktür.

KANSER CERRAHİSİNDE ROBOTİK TEKNOLOJİ

Üst Gastrointestinal Sistem

2001 yılından itibaren tüm dünyada hızlı bir gelişim gösteren “da Vinci Robotik Sistem”inin günümüzde kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Üst sindirim sistemi cerrahi girişimlerinde, da Vinci Robotik Sistemin üstün doku ayırma sütürleme teknikleri sayesinde girişimler daha rahat ve güvenli bir biçimde yapılabilmektedir.

  • GERD (Reflü Cerrahisi)
  • Hiatal Hernia (Mide Fıtığı)
  • Mide ve Mide Kanseri
  • Akalazya (Yemek Borusu Alt Uç Darlıkları)

İnce Bağırsak Ameliyatları

Robotik Sistemin kullanımı; hastaya uygulanan işlemler ve cerrahın girişimlerini kolaylaştırıcı özelliği nedeniyle önemlidir. Damar ve sinirlerin, daha yakından ve ayrıntılı olarak izlenmesini sağlayarak, cerrahın daha ince doku ayırmaları yapmasına ve daha rahat dikiş atmasına yardımcı olur. Kanser cerrahisi prensiplerine daha uygun hareket etme olanağı sağlar. Laparoskopik kameralardan daha özellikli olarak 3D ( üç boyutlu) görünüm sağlayarak dokuya yaklaşımı kolaylaştırır. Bu sayede cerrahın açık ameliyatlarda görmekte ve ulaşmakta zorlandığı alanlarda daha fazla görsellik ve hareket etme imkanı sağlar.     

  • İnce Bağırsağın darlıkları (Crohn hastalığına bağlı)
  • İnce Bağırsak tümörleri

KOLOREKTAL CERRAHİ

Robotik Sistemi, laporoskopi ameliyatı şeklinde başlayarak, üstün el becerisi gereken aşamada kullanıma girer. Bu yöntemle eli karın içine sokabilmek için açılması gereken büyüklükteki bir kesiye ve elle cerrahi destek yöntemine gerek kalmaz.

Hastaya sağladığı ayrıcalıklar;

-Birçok vakada kanser kontrolünde daha iyi klinik veriler,

-Bağırsak fonksiyonlarında daha hızlı düzelme,

-Normal beslenmeye daha hızlı geçiş,

-Belirgin olarak daha az ağrı,

-Daha az kan kaybı, -Daha düşük yara enfeksiyonu riski,

-Daha kısa hastanede kalış süresi,

-Daha kısa iyileşme süresi sağlar. 

Robotik Sistemi Kolorektal cerrahide;  kolon kanserleri, rektum kanserleri ve prolopsus aAmeliyatlarında kullanılmaktadır.

HPB (KARACİĞER-PANKREAS-SAFRA YOLLARI) CERRAHİSİ

Özellikle safra yolu yaralanmalarında, onarım amaçlı açık cerrahi yöntemi yerine, da Vinci Robotik Sistem’le daha hassas ve büyük kesiye gerek kalmadan onarım yapılabilir.

  • Nöroendokrin Cerrahisi
  • Pankreas gövde, kuyruk kist ve tümörleri
  • Dalak Koruyucu Cerrahiler
  • Safra Kesesi ve Safra Yolları Operasyonları
  • Dalak Operasyonları

PANKREAS KANSERİ CERRAHİSİNDE LAPAROSKOPİK VE ROBOTİK CERRAHİ

Pankreas kanseri, karın içi kanserler arasında en tehlikeli olanıdır. Sıklığı giderek artmakta ve son yıllarda üzerinde oldukça geniş çalışmalar yapılmaktadır. Pankreas kanserini diğer kanser türlerine göre daha önemli kılan, organın yerleşim yeridir. Vücutta adeta gizlendiği noktada çok önemli görevler yapan pankreasa, cerrahi olarak da müdahale edilmesi zordur. Bu nedenle pankreas için genellikle “Dokunulmaz” ifadesi kullanılır.

Pankreas Kanseri Tedavi Süreci    

Yapılan MR ya da tomografi tetkiklerinde eğer hastaya pankreas kanseri teşhisi konulmuşsa öncelikle tanını kesin olup olmadığının saptanması için biyopsi yapılmalıdır. Yapılan görüntülemede kitle tespit edilmişse ve hastanın sarılık ve kilo kaybı gibi şikayetleri varsa tanı büyük olasılıkla doğrudur. Tanıda şüpheli durumlarda ise endoskopik biyopsi gerekli olabilir. Tedavinin en önemli aşaması cerrahidir. Hastanın tümörünün cerrahi olarak çıkarılıp çıkarılmayacağı, yapılan evreleme sonucu belirlenir. Karaciğer ya da diğer organlarda metastaz yoksa ve büyük damarlarda tutulum ileri derecede değilse hasta öncelikle ameliyat edilir. Ek tedaviler ise ameliyat sonrasında hastanın durumuna göre planlanır. Cerrahi şansı bulunmayan hastalarda ise öncelikle kemoterapi uygulanır. İlaç tedavileri ile tümörde gerileme söz konusu olduğunda ise hastanın cerrahi için aday olup olamayacağı tekrar değerlendirilir. Pankreas kanserinin vücutta birçok odağa ve uzak organlara yayılması durumunda ise öncelikle kemoterapi ve ardından da alternatif seçenekler ile tedavi planı gündeme gelir. Pankreas kanserinde de unutulmaması gereken en önemli nokta, tümörün davranışının her kanser türünde olduğu gibi kişiden kişiye farklılık göstermesidir. Bu nedenle her hastanın tedavi şansı vardır ve bu seçenekler araştırılmalıdır.  

Pankreas Kanseri Ameliyatlarında Güncel Cerrahiler

Son yıllarda pankreas kanseri cerrahisindeki en önemli gelişme, minimal invaziv yöntemlerin kullanılması, laparoskopik ve robotik cerrahilerden yararlanılmasıdır. Laparoskopik cerrahi, pankreas kanseri hastalarında da vücutta büyük bir ameliyat kesisine neden olmadan, özel aletler ile birkaç delikten girilerek yapılan işlemlerdir.  Laparoskopik cerrahi; pankreasta tümörün yerleşimi eğer pankreasın gövde ve kuyruğunda ise ilk tercih olarak değerlendirilmelidir. Pankreas başı tümörlerinde ise eğer tümör erken evrede yakalanmışsa, ana damarda tutulum yoksa ve hastanın yaşı uygunsa laparoskopik cerrahi uygulanabilir. 

Pankreas kanserlerinde robotik cerrahi hasta ve doktora şu önemli ayrıcalıkları sağlamaktadır;

  • Robotik cerrahi, açık ameliyat ile laparoskopik işlemlerin ayrıcalıklarını bir arada sunmaktadır.
  • Robotik cerrahi ile kanser daha iyi kontrol altına alınabilmektedir.
  • Cerrahide enfeksiyon riskini azalttığı ve vücutta büyük ameliyat kesilerine neden olmadığı için hastanın yaşam sansını yükseltmektedir.
  • Ameliyat sırasında damarlar, lenf düğümleri ve diğer oluşumlar daha iyi görüntülenmekte bu da ameliyatın başarı şansını artırmaktadır.
  • Ameliyat sırasında dalak korunabilmektedir.
  • Ameliyat sonrası bağırsaklar daha erken çalışmaya başlar, hasta açık ameliyatlara göre daha az ağrı hisseder, daha kısa sürede hastaneden taburcu olur, iyileşmesi ve normal yaşama geri dönüşü daha hızlı olur. Vücutta herhangi bir kesi ya da büyük bir yara izi oluşmaması, hastaya daha iyi kozmetik sonuç sağlar. 

Metastatik Pankreas Kanserlerinde Tedavi Alternatifleri

Pankreas kanseri en sık karaciğere metastaz yapar. Bu tip hastalar genellikle geç belirti veren ve pankreasın, gövde ve kuyruğuna yerleşmiş tümörlü hastalardır. Ameliyat, hastaya hızlı yanıt sağlayacak tedavi seçeneği olarak değerlendirilmemelidir. Yalnızca biyopsi sonucu ya da radyolojik görüntüsü nöroendokrin tümör olarak belirlenmiş olan hasta grupları ameliyat ile tedavi edilebilir ve hızlı yanıt alınabilir. Metastatik pankreas kanserli hastalar için tedavi şansı kemoterapidir. Ancak kemoterapi tedavisinin de hastanın durumu değerlendirildikten ve alınacak yanıt öngörüldükten sonra uygulanmalıdır.      

Robotik Bariatrik Cerrahi-Obezite Cerrahisi:

da Vinci Robotik Cerrahi teknolojisinin, tüm dünyada laparoskopik olarak gerçekleştirilen obezite ameliyatlarında da kullanılmaya başlanması, doktor ve hastaya özel ayrıcalıklar sunmaktadır. Obezite hastalarının anotomik yapıları nedeniyle bu tür ameliyatlarda ekstra gerekli olan hassasiyet, robotun titremeyen kolları ve hastanın karın bölgesinde büyük bir incelikle hareket edebilme özelliği ile sağlanabilmektedir. Cerraha üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir görüntü sağlayan robot teknolojisi, işlemin gerçekleştirildiği bölgeye komşu olan organ, doku ve sinirlerin korunmasına da olanak tanımaktadır. Bazı grup uygun hastalarda ameliyat kesisi oluşturmadan birkaç ya da tek delikten yapılabilen işlemler, hastalardaki estetik kaygıları ortadan kaldırmaktadır. 

Obezite cerrahisinde tüp mide ameliyatı ve gastrik bypass ameliyatları, robot teknolojisinden yararlanarak başarı ile gerçekleştirilmektedir.

Robot teknolojinin hasta ve doktor için sağladığı ayrıcalıklar şu şekilde sıralanabilir:

  • Cerrahi kapalı bir teknikle ve yalnızca birkaç delikten yapıldığı için açık cerrahilerde, organların hava ile teması nedeniyle görülebilecek enfeksiyon riskleri ortadan kalkar.
  • Cerrah, robot teknolojisi sayesinde 3 boyutlu ve dijital bir görünüm ile hastanın sinir, damar, kas ve dokularının yaralanma riskinden daha çok korunduğu bir imkanla ameliyatı gerçekleştirir. 
  • Robot teknolojisi sayesinde hastanın vücudunda bir ameliyat kesisi oluşmaz. Büyük bir kesi yerine birkaç delikten tamamlanan işlem sonrası hastanın hem enfeksiyon riski yok denecek kadar azalı hem de daha az ağrı ile konforlu bir iyileşme süresi geçirir.
  • Hastanın taburculuğu, günlük yaşama dönüşü ve iyileşme süresi kısaldığı, bunun yanında ağrı kontrolü sağlandığı için hasta daha kısa zamanda ağızdan beslenir ve vücut direncini geri kazanır.
  • Hasta günlük yaşam kalitesini yakaladıktan sonra iş ve sosyal yaşamına da daha hızlı bir şekilde dönüş sağlar.

CANLI DESTEK