Memorial Bahçelievler Hastanesi Radyoloji Bölümü

Memorial Bahçelievler Hastanesi’nin uluslararası standartlarda ileri teknoloji ürünü cihazlarla donatılmış teknolojik altyapısı, hasta konforuna özel dizayn edilmiş sistemlerin yanı sıra radyolojik görüntülemede, erişkin ve çocuklara özel doz uygulamaları ile dikkat çekmektedir. Türkiye’de az sayıda merkezde kullanılan özellikli görüntüleme yöntemleri, “radyasyon dozunun en uygun düzeyde” uygulandığı bir sistemle hizmet vermektedir.    

“NAZİK GÖRÜNTÜLEME” UYGULAMALARI

Radyolojide tanısal amaçlı olarak kullanılan radyasyon dozu ile radyoterapide tedaviye yönelik uygulanan radyolojik doz birbirinden tamamen farklıdır. Dokularda sertleşme, yumuşama ve kanserleşme riskleri nedeniyle endişe yaratan bu durum, çocuk ve gençler ile ileri yaştaki hastalar açısından farklı şekilde değerlendirilmektedir. Hücre yenilenmesi çocukluk ve gençlik döneminde hızla gerçekleşirken, ileri yaşta giderek yavaşlamaktadır. Bu nedenle kanserleşme ihtimali, erken yaşta maruziyet ile doğru orantıdır. İleri yaşta bir hastanın yaşam beklentisi göz önüne alındığında, genç hastalarda doz uygulamasının önemi ön plana çıkmaktadır. Memorial Bahçelievler Hastanesi Radyoloji Bölümü, bu nedenle özellikle çocuk ve genç hastaların radyasyona maruziyetini en aza indiren, radyasyondaALARA”prensibi yani“nazik görüntüleme”uygulamaları gerçekleştirmektedir.

ÇOCUK DOSTU DOZ UYGULAMALARI

Çocuklarda ileri görüntülemeye yönelik olarak istenen radyolojik tetkikler, içerdiği radyasyon dozu nedeniyle ailelerde endişeye yol açmaktadır. “Çocuk dostu” görüntüleme yöntemleri; doğru tetkikin, düşük doz radyasyonla, en iyi görüntü kalitesi elde edilerek doğru tanıya ulaşmayı hedeflemektedir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Radyoloji Bölümü, özellikle çocuk hastaların görüntülemesinde“ALARA”prensibini uygulamaktadır.

“İşeme testinde” düşük doz radyasyon uygulaması  

Çocuklarda, böbrekten mesaneye kadar olan kısımda idrar kaçağının olup olmadığını değerlendirmek için kullanılan “işeme testi”, hastanın karın çekiminde bir akciğer grafisinin 2-3 katı radyasyon kullanımı gerektirmektedir. Bu durumda hasta her görüntülemede artan oranda yüksek doza maruz kalabilir. Bunu engellemek için aynı zamanda skopy’den de alınan görüntü ekrana kaydedilerek, istenilen görüntü elde edildikten sonra radyasyon dozu durdurulmakta ve tanı konulurken, düşük dozla ortaya çıkan görüntü skopy görüntüsü ile birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaktadır. Alınan radyasyon dozu da minimum düzeye indirilmektedir.   

Tomografi (BT) çekiminde çocuklara özel radyasyon dozu uygulaması

Çocuklarda tomografi (BT) çekimi yapılırken, ışınlamanın yapılacağı organ dışında vücutta herhangi bir bölgenin zarar görmesini engelleyecek şekilde “nokta atış” gerçekleştirilmesi gerekir. Teknolojideki gelişmelere bağlı olarak günümüzde artık geçmişe oranla çok daha az radyasyon dozuna sahip cihazlar ile görüntüleme yapılabilmesine rağmen, farklı uygulamalar ile bu oran daha da düşürülebilmektedir. Cihazlar “KiloVolt” denilen enerji birimi üzerinden çalışır ve akımın bir şiddeti vardır. X-ışını hastadan geçerken, bir kısmı hasta tarafından emilir ve hastayı geçen ışınlarla tanısal görüntüler oluşturulur. Vücut tarafından emilen radyasyonun bir kısmı düşük enerjili olduğundan tanısal değere sahip değildir, sadece hastanın aldığı radyasyonu arttırır. Bu gereksiz ışınları önlemek için hastaya ışın ulaşmadan önce farklı filtreler kullanılmaktadır. Burada en sık kullanılan kalay filtredir. Kalayın atom numarasına göre daha yüksek enerjili x ışınları kalayı geçer ve geri kalanı hastaya ulaşmaz. Filtreden geçen kaliteli X-ışınıyla da tanısal değer elde edilir. Az dozla yüksek kalitede görüntü elde edilir ve filtre sistemi sayesinde görüntü bulanıklığına yol açan istenmeyen ışınlar da ortadan kaldırılır. Bu uygulama ile yapılan tomografi çekimleri, çocuklarda da rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Tomografide “çift tüp” tekniği  

Tomografi çekiminde düşük doz uygulamasının yanı sıra farklı iki X-ışını kaynağının aynı anda kullanılması ile mevcut kitlelerin özelliklerinin belirlenmesi de sağlanmaktadır. “Çift tüp” tekniği olarak adlandırılan bu uygulama, hastaya önce ilaçsız daha sonra ilaçlı çekim yaparak iki ayrı radyasyon dozu alması yerine direkt olarak ilaçlı çekim yapılması ilkesine dayanır. Yapılan ilaçlı çekimde farklı KiloVolt kullanılarak, hastanın aldığı ışını arttırmadan bunun üzerinden çıkartmalar yaparak ilacın tutulup tutulmadığı kontrol edilir. Bu sayede bir kanama odağı ile kitle ayrımı, karaciğer ya da böbrekteki yoğun bir kistin tümörden ayrımı, direkt ilaçlı çekim üzerinden değerlendirilebilir. “Çift tüp” tekniği ile farklı X-ışınının aynı anda uygulanması ve bunlar arasında çıkarım yapılması ile tek işlemde nihai sonuç elde edilmektedir. Çift enerjinin işlem sonrası artıları da bulunmaktadır. Kırığı olan bir hastada, kırığın kemik iliğine ne kadar zarar verdiğini, böbrek taşı olan bir hastada taşın natürünü belirleme gibi bazı değerlendirmeler yapılabilir. Çift tüp tekniği ile tekrarlayan çekimlerin önüne geçerek radyasyon dozu azaltılmış olur, ayrıca teknik anlamda daha detaylı bilgi alınmış olur.

Çocukların hareketli yapılarına uygun görüntüleme teknikleri

Radyolojik görüntülemelerde, çocukların hareketli yapılarına uygun olarak, cihaz teknolojilerindeki ilerlemeler ile cihazlarda uygulanan hızlı çekimler ön plana çıkmaktadır. Faz sayısını azaltma, düşük doz radyasyon ve kalay teknolojisinin yanında, çocukların nefes alma süresinden daha kısa bir zamanda çekim yapabilen özellikli cihazlar sayesinde istenilen sonuç elde edilmekte ve hareketin etkisi de ortadan kalkmaktadır. Böylelikle anesteziye gerek kalmamaktadır.

Toraks bölgesinin ultrasonografik görüntüleme teknikleri

Özellikle çocuk görüntülemesinde, şüpheli bir bölge için yeterli olabilecek tekniklerin kullanılmaya başlanmasıyla radyasyona maruziyet azalmaktadır. Akciğer grafisinde görülen bir kitlenin timus denilen normal bir doku mu yoksa farklı karakterde bir kitle mi olduğunu belirleyecek tetkikin BT (tomografi) olması gerektiği anlayışı günümüzde değişmiştir. Çocuk radyolojisi alanında hızla önem kazanan toraks ultrasonografisi ile oluşumun hangi özellikte bir yapıyla uyum gösterdiği, çocuğu radyasyona maruz bırakmadan alanında uzman, deneyimli ellerde tespit edilebilmektedir.  

Görüntülemede uygun cihaz seçimi

Görüntüleme tekniklerinde radyasyon dozuna yönelik planlama, en iyi görüntü kalitesi elde etme ve çocuk dostu doz uygulamalarının yanı sıra görüntülenmesi gereken bölgeye yönelik uygun cihaz tercihi de önem kazanmaktadır. BT mi MR mı tercihine genel

  • Çocuklarda, yumuşak doku ve hareketsiz bölgelerin görüntülenmesinde ultrason sonrası gerekirse tercihen MR, akciğerler ve bağırsak gibi hareketli yapıların görüntülemesinde ise BT (tomografi) öne çıkmaktadır.   
  • Bir örnek üzerinden değerlendirecek olursak, çekim bölgesinin solunum hareketinden ne kadar etkilendiği göz önüne alınırsa,  omurgaya yakın bölgeler nisbeten daha az hareketli olduğundan bu bölgeki kitlelerin değerlendirilmesinde, radyasyon içermemesi ve doku ayrımının daha iyi olması avantajı ile MR tercih edilmektedir. Küçük çocukların işlem için alacağı anestezi işlemin bir dezavantajı olsa da, sayılan avantajlar MR’ı daha ön plana çıkarmaktadır.

ERİŞKİNLERE ÖZEL DOZ UYGULAMALARI

Düşük doz akciğer BT taraması

Yoğun sigara içiciler ve akciğer kanseri riski taşıyan hasta grupları için düşük doz BT uygulamaları, doz planlaması yapılan özellikli işlemler arasında öne çıkmaktadır. Röntgende, akciğerin gizli kalan bazı bölgelerinin değerlendirilememesi ve küçük lezyonların görülememe olasılığı, bu ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu grup hastalarda birkaç akciğer grafisi dozunda radyasyon uygulamaları ile “düşük doz akciğer BT” taraması yapılmaktadır. 30 yıl boyunca günde bir paket ya da 15 yıl sürecince günde 2 paket sigara içen ve 8 yıldan önce sigarayı bırakmamış kişiler risk grubunda olup “düşük doz akciğer BT” taraması adayıdırlar.

Birkaç röntgen dozu ile sinüs BT uygulaması

Sinüzit ve burun eğriliği tanısında halen kullanılan röntgenin yanı sıra “paranazanal sinüs BT” denilen tomografi ile görüntüleme yapılmaktadır. Önceleri yüksek dozda radyasyon ile yapılan bu tetkik, günümüzde birkaç röntgen dozunda yapılabilmekte ve çok daha detaylı bilgiler elde edilmektedir.  

İLERİ MR UYGULAMALARI

Prostat Kanseri Tanısında Multiparametrik Prostat MR uygulaması

Multiparametrik MR incelemenin, yüksek manyetik güce sahip MR cihazında yapılması, kaliteli görüntü elde edilmesi ve doğru tanıya varmak için bu incelemenin olmazsa olmazıdır. 3 Tesladan düşük güce sahip MR cihazlarıyla değerlendirme yapılması, kataraktlı gözle dünyaya bakmak gibidir. 3 Tesla MR cihazı ile, rutin MR görüntülemenin ötesinde, yüksek rezolüsyonda detaylı görüntüler alınır. Dokuların difüzyon özellikleri, kimyasal içeriği ve damar yoluyla verilen ilacın doku içi dağılım  özellikleri araştırılır.

Multiparametrik MR ile, kanser dokusu ile iyi huylu prostat büyümesi ayrımı yapılabilmekte ve kanserli dokunun yayılımı saptanabilmektedir.

Prostat kanseri gibi prostat iltihabı da kandaki PSA değerini yükseltmektedir. Yüksek PSA değeri saptanan durumlarda bu ikisinin ayrımı multiparametrik MR ile yapılabilmekte ve gereksiz prostat biopsilerinin önüne geçilebilmektedir.  Bu yöntem, kanser tanısı amaçlı hemen prostat biyopsisi yaptırmak istemeyen hastalar için oldukça avantajlı ve konforludur.

Multiparametrik MR tekniği ile elde edilen görüntüler, biopsi gerektiren durumlarda MR eşliğinde biopsi veya ultrason eşliğinde füzyon biyopsi yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Erken evre demans tanısı için MR uygulaması

Demans’ın erken evrede belirlenmesinde, multiparametrik MR değerlendirmesi önemli bir yer tutmaktadır. Kullanılan teknikerle, beynin yapısı ve fonksiyonları, hücreler arası sıvıların akışkanlığı ve hücrelerin kimyasal özellikleri araştırılarak demans tiplerinin, henüz bariz klinik bulgu vermeden erken evrede tanınması sağlanır. Beyinde henüz küçülme gerçekleşmeden, fonksiyonlarda gerileme ve nöron yapısındaki bozulmaların erken dönemde saptanması demansın erken evre göstergeleridir ve belirlendiğinde demans ile ilişkilendirilip hastaya özel önlemler alınabilir. Tüm bu işlemlerin radyasyon olmadan gerçekleştirilebilmesi de MR’ın ayrıca bir avantajıdır.

SOFTWARE UYGULAMALARI

Tümör yanıtını değerlendirme

Tümörlerinin ameliyat öncesi ve sonrası durumunu belirleme, alınan tedavinin tümöre etkisini değerlendirmede,“RECIST”adı verilen ve tümörün tedaviye yanıt derecesini gösteren yöntemler kullanılmaktadır. Bu sistem ile tümör kitlelerinin önceki ve güncel boyutları karşılaştırılmakta ve tedaviye yanıt oranı belirlenmektedir. %25’ten daha az oranda tedavi yanıtı söz konusu ise bu durum, ‘anlamlı bir değişiklik yok’ değerlendirmesi kapsamındadır. Bu bakımdan volumetrik tedavi yanıtının belirlenmesi, onkolojide çok önemli bir yere sahiptir. Geliştirilen bilgisayar uygulamaları ile lezyonların otomatik olarak volüm hesabı yapılarak bu karşılaştırma daha kolay yapılabilmektedir. Gelişen yazılım uygulamaları ile RECIST’e daha fazla bilgi eklenerek yöntemin daha da geliştirilmesi sağlanabilir.

Karaciğer volümünün değerlendirilmesi

Karaciğer nakli olacak hastaların, canlı vericilerinin karaciğerinde uygulanan “otomatik volüm tarama” yöntemi, verici karaciğerinin sol lobunun bir kısmı nakil için alındığında, yeterli hacme sahip olup olmadığı doğru bir şekilde ölçülmektedir. Bunun için otomatik volüm tarama programları geliştirilmiştir.

Böbrek taşı tespiti

İdrar yolu ya da böbrekte taş oluşumunu değerlendiren tanı yöntemleri ile taşın cinsi ve özellikleri tespit edilerek, hastanın klinik tedavi süreci yönlendirilmektedir. Taşın varlığı belirlendiğinde, beyazlık derecesi ve yoğunluğu gösteren dansite ile, taşın cinsi ve yapısının değerlendirmesi yapılır. Bu yoğunluk derecesi kemik kadar olmayabilir ya da yumuşak doku denilen organlara yakın yapıda olabilir. Bu geniş yelpazedeki oluşumlar görüntüleme ile incelenip değerlendirildikten sonra yoğun özellikte bir taşın kırılma gerekliliği ya da daha düşük dansitede bir taşın da erime ihtimali üzerinden, tedavi ve takip yaklaşımıyla hareket edilir. Bu özellikli görüntülemeler, hastaya özel tedaviyi belirleyen ayrıcalık sağlamaktadır.