Astım ve Alerji Konusunda Yanlış Bilinenler

Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Uzmanları, “Astım hastalığı ve alerji şikayetleri hakkında bilgi verdi. Keskinel, bu rahatsızlıklar konusunda toplumda yaygın ancak yanlış pek çok düşüncenin olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı.

Astım, bulaşıcı bir hastalıktır!

Astım, genetik faktörlerin altta yattığı, çevresel faktörlerle tetiklenebilen bir hastalıktır. Bir enfeksiyon hastalığı olmadığından bir kişiden diğerine bulaşması söz konusu değildir.

Astım tedavisinde kullanılan spreyler alışkanlık/bağımlılık yapar, ciğerleri kurutur; bir kez başlarsam bir daha hiç bırakamam!

Sprey ya da kuru toz şeklinde ilaçların uygulanması, bağımlılık yapması söz konusu değildir. Bu konudaki yaygın inanışının tam tersine, tüm ilaç uygulama şekilleri arasında en zararsızıdır denebilir. Ağızdan (tablet ya da kapsül) ve enjeksiyon şeklinde (damardan ya da kas içine) ilaç uygulandığında, verilen doz kana karışır, tüm vücuda yayılır. Oysa sprey/kuru toz uygulayıcıları kullanıldığında, sistemik uygulamaya göre çok daha küçük miktarda ilaç (mikrogram düzeyinde) verilmektedir. Bunun sebebi; ilacın hedef bölgeye vücutta dolaşmadan, doğrudan ulaşmasıdır. Bu yolla ilaç verilmesinin bağımlılık yapması söz konusu değildir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların akciğerleri “kurutması” mümkün değildir. Uzun araştırmalar sonucu geliştirilmiş olan bu ilaçları hekiminiz, her ilacı olduğu gibi, olası yarar ve zararını göz önünde bulundurarak reçetelemektedir.

Kortizon, çok zararlıdır, ne olursa olsun kullanılmamasını gerektirecek pek çok yan etkisi bulunmaktadır!

Zararsız olduğunu düşündüğümüz vitaminleri ve tamamen bitkisel ilaçları da kapsayacak şekilde her ilacın yan etkisi olabilir. Buna kortizon da dahildir. Önemli olan, ilacın beklenen yararının potansiyel zararından büyük olmasıdır. Başka bir deyişle; eğer o ilacı kullanmamak hastaya daha çok zarar verecekse, hasta ilacı kullanmalıdır. Astımlı hastalara kortizon ancak ağır durumlarda (kriz ya da alevlenme gibi) ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla verilir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi kana hemen hiç karışmayan sprey şeklindeki kortizonun neredeyse hiç yan etkisi yoktur. Kimi hastalarda sprey şeklindeki kortizon kullanımına bağlı ses kısıklığı ya da kuru öksürük gibi şikayetler çok basit bir önlemle, yani spreyi kullandıktan sonra ağzın çalkalanmasıyla önlenebilir.

Astımın asıl tedavisi alerji aşılarıdır!

Alerji aşıları, ancak belli bir yaş grubundaki ve az sayıda alerjene karşı alerjisi olan hastalarda uygulanır. Bu kararı ancak bir alerji uzmanı vermelidir. Ne yazık ki, günümüzde pek çok astım hastası, aşıyı astımlarını ortadan kaldıracak bir kurtarıcı olarak görmektedir. Aşı sadece belli bir alerjene karşı kişinin duyarlılığını ortadan kaldırabilir. Oysa her astım, alerjik olmadığı gibi; alerjik astımlarda da sadece aşı tedavisi asla yeterli olamaz. Her durumda öncelikle kişinin astımı tedavi edilmelidir. Çünkü aslında geri dönüşlü belirtileri olan astım hastalığı uygun şekilde tedavi edilmediğinde akciğerlerde kalıcı hasar bırakabilmektedir.

Kendimi iyi hissediyorum, şikayetlerim düzeldi, öyleyse ilaçlarımı bırakabilirim!

Şikayetler düzelse de, ilaçları azaltma ya da bırakma kararını hasta asla kendi kendine Vermemelidir. Astım her ne kadar geri dönüşlü belirtilerle seyretse de; eksik tedavi bronşlardaki daralmanın kalıcı hale gelmesine neden olabilir. Bu konuda doktora güvenilmeli ve ilaçların ne kadar süre ile kullanılması kararı uzmanlara bırakılmalıdır.

Astımlı hastalar spor yapmamalıdır!

Doğru tedavi edilen ve iyi takip edilen astım, kişinin hayatını etkilemez. Astımlı hasta, doktorunun önerisi doğrultusunda spor yapabilir. Yalnızca, bazı hastalarda spor öncesi nefes açıcı ilaç kullanımı gerekli olabilir. Bunun yanında, spordan ziyade; örneğin çok tozlu bir spor salonu ya da aşırı su buharı ile dolu kapalı bir havuz hastanın şikayetlerini başlatabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Etrafımdaki alerjenlerin hangisinden korunayım ki? Kaçınmaktansa bırakayım, vücudum alerjenlere alışsın!

Ne yazık ki, “çivi çiviyi söker” yaklaşımı alerji için geçerli değildir. Yani, herhangi bir alerjene daha çok maruz kalmak, o alerjene “alışmayı” sağlamaz. Tam tersine, solunum yoluyla alınan allerjenlere (örneğin polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, kedi-köpek tüyleri gibi) ne kadar çok maruz kalınırsa, geçen zaman içinde alerjik yakınmalar daha da şiddetlenecektir. Bu nedenle, alerjenlerden mümkün olduğunca kaçınmak uygun olacaktır.

Hamilelikte astım ilaçları bebeğe zararlıdır!

Astımlı hastaların yaklaşık üçte birinde gebelik sırasında astım belirtileri hafifler, üçte birinde değişmez, üçte birinde ise kötüleşir. Daha önce de belirtildiği gibi, sprey şeklindeki ilaçların neredeyse hiç yan etkisi yoktur. Bu nedenle gebelikte doktor önerisi doğrultusunda güvenle kullanılabilirler. Bebeğe asıl zarar verecek olan hekimin kontrolü altında verilecek olan ilaçlar değil, annenin astıma bağlı tedavi edilmemiş sorunlarıdır. Bu nedenle, astımlı hastaların gebelik boyunca hekim kontrolünde olmaları gerekmektedir.

Astım İlaçları

İlaçların kullanım süresine dikkat!

Çocukluk çağı astımının tedavi süresi, hastanın şikayetlerinin sıklığına ve şiddetine bağlıdır. Yılda bir kez şikayeti olan, bunun dışında hiç bir şikayeti olmayan bir çocuğun her gün ilaç kullanmasına gerek olmayabilir. Ama şikayetleri sık tekrarlayan, günlük aktivite ile solunum şikayetleri olan, şiddetli atakları olan  hastaların şikayetler kontrol altına alınıncaya kadar düzenli tedavi kullanması gerekir.

Uyum önemli bir sorun

Uzun süreli tedavileri uygulamak kolay olmasa da, hastalar ve aileleri uzun süreli tedavilerine düzenli olarak devam etmeliler. Konu ile ilgili olarak hastaların tedaviye uyumunun incelendiği bilimsel çalışmalarda; tedaviye başlandıktan bir süre sonra hastaların neredeyse % 50’sinin ilaçlarını kullanması gerektiği gibi kullanmadığı gösterilmiştir. Bu anlamda mutlaka aile ve çocuk ile bu konuyu konuşmak, uyumu artırabilecek yöntemleri uygulamak gerekmektedir.

İlaçların bilinçsiz kullanımı

Astım tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu direkt nefes yoluna verilen ve çok az (mikrogram dozunda) etken madde içeren ilaçlardır. Bunun da ancak %10 kadarı akciğerlere ulaşır. Eğer bu ilaçlar ile kullanılan ara cihazlar ya da nefes tekniği ile ilgili sorun var ise; çocuklar yeterli miktarda ilaç alamamaktadır ve iyileşme görülememektedir. Kimi zaman yapılması gereken, sadece hastanın ilacı doğru kullanmasını sağlamak olabilmektedir.

Yan etki korkusu

Hastalar çoğu kez ilaçların yan etkilerinden korkarak ilaçlarını almaları gerektiği gibi kullanmamaktadır. Korkulan sorular ve bilimsel cevaplar şöyle sıralanmaktadır:

Astımlı çocuklar yaşıtlarından daha mı kısa olur?

Kontrol altında tutulmayan uzun süreli hastalıklar, çocuğun büyüyüp, gelişmesini olumsuz etkileyebilir. Ülkemizdeki astımlı hastaların çoğu hafif ya da orta ağırlıktaki hastalar olduğu için çok yüksek dozda ilaçlar ya da ağızdan kortizon kullanması gerekecek hastaların sayısı nerede ise yok denecek kadar azdır. Astımlı çocuklar genellikle ergenliğe yaşıtlarından biraz daha geç girerler; ama erişkin boylarında anlamlı bir azalma olmamaktadır.

Astım tedavisinde kullanılan ilaçların kemikler üzerine olumsuz etkileri var mıdır?

Çocuklarda kalsiyum ve D vitamin içeren gıdalardan zengin beslenmesi önemlidir. Astım  tedavisinde kullanılan ilaçları uzun dönem kullanan çocuklarda kemik yoğunluğu ya da kemik kırıkları üzerine  olumsuz bir etki saptanmamıştır. Bu ilaçlar çok düşük dozlarda ve direkt olarak hava yollarına verildikleri için, oradan emilip  tüm vücut ile ilgili olarak kortizon içeren ilaçlar ile ilgili duyulan korkutucu yan etkilere yol açması mümkün değildir.

‘Bu ilaçları kullanmaya başladık, çocuk kilo aldı’ bu tedavinin yan etkisi midir?

Çocukların kilo almasının nedeni, muhtemelen  artık öksürüğünün balgamının olmaması ve yediği yiyeceklerdir. Çocuklar çoğu kez balgamlarını çıkaramadıkları için yutarlar ve öksürükle birlikte kusarak bu balgamları çıkarırlar. Midesi balgamla dolu bir çocuğun iştahının çok iyi olmaması bütün bu sıkıntılardan kurtulunca da kilo alması normaldir.

Bu ilaçların çocuğumun gözlerine bir zararı olur mu?

Yapılan çalışmalar “inhaler” ya da “nebül” ilaçların göz ile ilgili önemli bir yan etkiye yol açmadığını göstermiştir. Ama ilaçları uygularken maskenin iyi oturması, hem ilacın iyi alınması hem de  gözün rahatsız olmaması için önemli.

“Çocuğum bu ilaçları aldıktan sonra huysuzlaştı? Bu durum tedavinin yan etkisi olabilir mi?”

Benzer gözlemler nedeni ile uzun dönemde bu etkileri takip eden çalışmalar, “inhaler steroid” adı verilen astım tedavisinde kullanılan ilaçlar ile hiperaktif davranış, saldırganlık, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu arasında bir ilişki olmadığını göstermişlerdir.

Nefes yolundan kullanılan bu ilaçlar ağızda mantar yapar mı?

Bu nadir rastlanan bir sorundur. Genellikle ilacın uygun bir ara parça ile kullanmayan, direkt ağıza sıkan ya da beraberinde antibiyotik kullanan hastalarda rastlanır.  İlacın uygun kullanılması, ilaç kullanımı sonrası ağzın çalkalanması ve dişlerin fırçalanması önemlidir. Eğer mantar oluşumu söz konusu ise aynı bebeklerde olduğu gibi bikarbonatlı su ile ağız temizliği önerilmektedir.

Nefes yolundan kullanılan  ilaçlar diş çürüklerini artırır mı?

Bu ilaçlar ağız Ph’ında azalmaya yol açabilir. Bu, yemek sonrası dişlerin fırçalanmaması durumuna benzemektedir. Bu nedenle mümkünse ilaçları kullandıktan sonra sabah ve akşam dişlerin fırçalamaları önerilir.

Aşı tedavisi uygun olur mu?

Beş yaşın altındaki çocuklarda astım tedavisinde “immunoterapi” ile ilgili yapılmış çalışma  yoktur. Özellikle beş yaşın altındaki çocuklarda “immunoterapi” astım tedavisinde tavsiye edilmez.

 

Güncellenme Tarihi: 10 Temmuz 2017Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

CANLI DESTEK