Erkeklerde Kısırlık Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Erkeklerde Kısırlık Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Düzenli ve korunmasız en az bir yıl süreli cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamama durumu İnfertilite yani kısırlık olarak tanımlanır. Bir yıl olarak belirlenen bu süre yaşam şartlarındaki değişiklikler, çalışma koşulları gibi farklı etkenler dikkate alınarak 2 yıl olarak da kabul edilebilir.  Erkek kısırlığı ve tedavisine dair pek çok merak edilen soruya Memorial Şişli Hastanesi Üroloji / Androloji Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Başar yanıt verdi.

Erkeklerde Kısırlık Belirtileri

Kısırlığın özel bir belirtisi bulunmamaktadır. Düzenli korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 1 ya da 2 yıllık süre içerisinde çocuk sahibi olamama durumu kısırlık belirtisi olarak kabul edilir. Ancak erkekte kısırlığa neden olabilecek altta yatan hastalığa bağlı olarak bir takım ek belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtiler direkt olarak testislerde değil ise hastanın bunları kısırlık ile ilişkilendirmesi çok olası değildir. Ancak, testislerde olan ağrı, şişme; peniste akıntı gibi bulgular da kısırlık belirtisi olabileceği için hasta için uyarıcı olabilir.

Erkeklerde Kısırlık Nedenleri

Kısırlık nedenlerinin üçte biri erkeğe, üçte biri kadına geri kalan üçte biri ise hem erkeğe hem de kadına ait nedenlerdir. Dolayısıyla nerdeyse %50’ - %60 oranında erkeğe ait faktörler rol oynamaktadır.

Erkek üreme sistemi esasında beynin alt bölgesinde yer hipotalamus bölgesinden başlar; yine kafa içinde beynin alt tarafındaki hipofiz bezi ile devam eder ve testislerde sonlanır. Bu bölgelerin yani üreme sisteminin anatomik lokalizasyonuna göre bölümlere ayrılarak kısırlık nedenleri değerlendirilir:

  • Anatomik olarak testis öncesi nedenler genelde hipotalamus ve hipofizi etkileyerek karşımıza çıkar ve genelde endokrin/hormonal bozukluklara bağlı olarak gelişirler. Bunun yanında özellikle hipofizin infiltratif hastalıkları, tümörleri, kanlanma bozuklukları, radyoterapi/cerrahi sonrası hipofiz fonksiyon bozuklukları, cerrahi girişimler, bazı genetik hastalıklar neticesinde de testis öncesi nedeler ortaya çıkar. Bu durumlar hemen daima hormonal bozukluk şeklindedir.
  • Testis fonksiyonunu etkileyen ve testiste sperm yapımını bozan her türlü durum kısırlık nedenidir: Testis enfeksiyonları, testis travmaları, testise yönelik cerrahi girişimler, inmemiş testis, testise toksik maddeye maruz kalma (radyoterapi/kemoterapi/kurşun-akü-civa sanayii çalışanları vb.), yüksek ısı, böcek ilaçları, kimyasal maddeler; genetik bozukluklar, testosteron salınımında yetersizlik,
  • Testiste oluşan spermin erkek genital sisteminden dışarı atılmasını engelleyen her türlü durum testis sonrası kısırlık nedeni olarak kabul edilir: Sperm hareket bozukluğu; sperm kanallarının yokluğu, ameliyat veya cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar sonucu sperm kanallarının bağlanması/zedelenmesi sonucu bütünlüğün bozulması; cinsel fonksiyon bozukluğu ve peniste şekil bozukluğuna bağlı ilişkiye girememe; prostat ameliyatı ve/veya ilaç kullanımına bağlı ya da başka nedenler meni yokluğu vb nedenler kısırlık nedenidir.

 

Erkeklerde Kısırlığa Neden Olan Hastalıklar

Bulaşıcı Hastalıklar ve Kısırlık

Ergenlik öncesi geçirilmiş kabakulak infertilite yani kısırlık bakımından genellikle herhangi bir sıkıntı oluşturmaz. Ergenlik sonrasında geçirilmiş kabakulak eğer erken tanı konulup, önlem alınırsa yine sorun oluşturmayabilir. Ergenlik sonrası geçirilen ve testisleri tutan enfeksiyon ciddi sorunlara neden olabilir. Burada kabakulak aşısının yaptırılması son derece önemlidir. Suçiçeği ateşli hastalıklar grubunda değerlendirilir. Özellikle, yine ergenlik sonrasında geçirilen yüksek ateşli enfeksiyonlar kısırlık nedeni olabilirler. Suçiçeği, kızamık, kızamıkçık gibi yüksek ateşli enfeksiyonlar testiste değişik derecede sperm yapı bozukluğuna neden olabilir ve sperm kalitesini bozabilir.

Çocukluk Çağı Kanserleri ve Kısırlık

Çocukluk çağında sık görülen lenfoma ve lösemi gibi kanserlerin tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları ileri yaşlarda sperm elde edilmesinde ciddi sorunlara neden olmaktadır. Yetişkinlerde kemoterapi tedavisi öncesi sperm dondurmak mümkünken çocukluk döneminde bu önlemin alınması mümkün değildir. Çünkü, ergenlik öncesi testis dokusunda sadece erken evre sperm hücreleri vardır. Olgun dölleyebilir sperm hücresi gelişimi ergenlik ile tamamlanmaktadır. Yine aynı nedenle, çocuklarda henüz olgun sperm hücresi oluşmadığı için testis dokusunun alınıp saklanması ve ileride sperm elde etmek üzere dondurulması da mümkün değildir.

Radyoterapi tedavisinde de alınan doz ve süreyle orantılı olarak kısırlık görülebilmektedir. Diğer kanser türlerinde ise tedaviden 2-5 yıl sonra sperm üretimi tekrar başlayabilmektedir. Üreme çağındaki yetişkin kanser hastalarında kanser cerrahisi ve tedavisi öncesinde mutlaka sperm dondurmanın önerilmesi gereklidir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Kısırlık

Tedavi edilmeyen cinsel yolla bulaşan hastalıklar zamanla kısırlık nedeni olabilmektedir. Özellikle bel soğukluğu tedavi edilmezse, sperm kanallarında tıkanıklığa neden olarak tıkayıcı tipte azospermiye yol açabilmektedir. Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar sperm kanallarında devamlı iltihap hücrelerinin bulunmasına ve böylece spermler üzerinde toksik maddelerin oluşmasına neden olarak sperm kalitesinin bozulmasına ve sperm DNA hasarının artmasına neden olmaktadırlar.

Cinsel Fonksiyon Bozuklukları Kısırlığa Neden Olur Mu?

Cinsel fonksiyon bozuklukları da kısırlık sebebidir. Çünkü başarılı bir cinsel birliktelik yok ise bu durumda başarılı bir işlem gerçekleşmeyecektir. Dolayısı ile ilişkiye giremeyen bir erkeğin çocuk sahibi olması ve üremesi beklenemez. Bu amaçla kullanılan ilaçların sperm fonksiyonu üzerine olan etkileri hakkında farklı görüşler vardır. Bu nedenle sperm sayısı sınırda olan kişilerde ilaç kullanılmadan önce doktor önerisi alınmalıdır.

Obezitenin Infertilite İle Bağlantısı

Obezite ile kısırlık arasında direk bir ilişki olmasa da dolaylı yollardan etkileşim mümkündür. Hormonal dengeyi bozan obezite sperm yapımını etkileyebilir. Ayrıca, aşırı obez kişilerde testis ısısının ve testis kanlanmasının bozulması sperm parametrelerinde bozulmaya neden olabilir.

Kısırlığın Beslenme İle İlişkisi

Sigara ve alkol sperm üzerine toksik etki yaratmaktadır. Alkol hormonal dengeyi bozarken sigara da sperm DNA hasarına neden olmaktadır.

Bunların dışında bazı antioksidan içeren gıdaların sperm kalitesini arttırdığına yönelik çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Keçiboynuzu, fındık, fıstık, leblebi, arı sütü gibi gıdaların tüketimi önerilmektedir. Ancak, bunlar bilimsel dayanağı olan çalışmalar değildir. Sperm yapımında C ve E vitamini önemli bir rol oynar. C vitamini spermin fonksiyonel yapısı için de önemlidir.

İlaç Kullanımı Kısırlığa Neden Olur Mu?

Günlük hayatta kullanılan ilaçların kısırlık üzerinde çok fazla bir etkisi yoktur. Fakat; böbrek nakli sonrasında kullanılan ilaçlar, kemoterapi ilaçları, epilepsi ve romatizma tedavisinde kullanılan ilaçların bazıları kısırlığa sebep olabilir. Bunun dışında özellik gerektiren her türlü tedavi öncesinde (örneğin radyoaktif iyod, hepatit tedavisi vb) üreme çağındaki erkeğin durumunu doktoru ile değerlendirmesi uygundur.

Erkeklerde Kısırlığa Neden Olabilecek Meslekler

Birçok kimyasal malzeme (böcek ilaçları, tarım sanayisinde kullanılan ilaçlar, matbaa sanayi, akü ve pil sanayisinde kullanılan malzemeler) sperm üretimi üzerinde etki göstermektedir. Bu alanlarda çalışan kişilerde kısırlık meydana gelebilir. Demir çelik üretim sektörü, fırın, hamam gibi sıcak ortamlarda çalışmak zorunda olan kişiler riskli gruptadır. Sık sıcak suyla duş alma, sauna veya hamama çok gitmek gibi kişisel alışkanlıklar da kısırlık nedeni olabilir. Öğretmen, kuaför gibi ayakta kalmayı gerektirecek meslekler varikosel gelişimine neden olabileceği için bu hastalık açısından risk oluşturabilir. Sürekli dar pantolon giymek ile kısırlık arasında direk bir ilişki kurmak zor olsa da testis kanlanması ve ısısının bozulması mümkündür.

Erkeklerde Kısırlık Tanısı Nasıl Konur?

Çocuk sahibi olamayarak kliniklere başvuran kişilerin öncelikle detaylı bir öyküsünün alınmasa gerekir. Fiziki muayenenin yapılmasından sonra erkek açısından yapılacak ilk şey semen analizidir. Kısırlık konusunda kadının değerlendirilmesi zor ve zahmetli olduğu için çiftlerden önce erkeğin değerlendirilmesi daha hızlı ilerlenmesi konusunda yardımcı olmaktadır. 3-5 günlük cinsel perhizin ardından önce erkeğin semen analizinin yapılması uygun tedavi yönteminin seçimi ve sonuca daha hızlı ulaşmak bakımından önemlidir.

Kısırlık Muayenesinde Nelere Dikkat edilir?

Muayenede tam bir sistemik muayene olarak yapılmalıdır. Hastanın genel görüntüsü dahi altta yatan hastalık hakkında önemli bilgiler verebilir. Alın saç çizgisinin olmaması, erkeklere ait alın girintisinin izlenmemesi, yüz kıllarının çok az veya hiç olmaması hormonal nedenleri düşündürmektedir.  

Muayene bu bulgulara ilave olarak;

  • Göğüslerde büyüme olup olmadığı (Jinekomasti)
  • Göğüsler, koltuk altı, cinsel organlar ve bacak kıllarının durumu
  • Penis ve testislerin görüntüsü
  • Testislerin torbada olup olmaması
  • Varikosel varlığı
  • Sperm kanallarının varlığı yokluğunu
  • Obezite varlığı da değerlendirilmelidir.

Semen Analiz Sonuçları Olumsuzsa Hangi Yollar İzlenir?

Semen analizi ve öyküdeki bulgulara göre hormon tetkikleri yapılabilir. Eğer azospermi denilen durum varsa yani menide hiç sperm yoksa bu durumda genetik incelemelerin de yapılması gerekir. Bunlar esas olarak periferik kromozom ve Y kromozomu incelenmesidir. Ancak, tıkayıcı tipte azoospermiden şüphe ediliyorsa sperm kanallarını değerlendirmek için transrektal ultrasonografi ve bazı özel genetik testler yapılmalıdır.

Tanı aşamasında yapılan testlerdir. Erkek üreme sistemi işleyişi ile ilişkili olan ve sperm yapımında rol oynayan hormonların (FSH, LH ve total testosteron) temel olarak bakılması gereken hormonlardır. Bunların dışında kişideki fiziki muayene ve öyküdeki bulgulara göre prolaktin, östrojen, tiroid hormonlarına da bakılabilir. Tıkayıcı olmayan azoospermi durumlarında İnhibin B düzeyi de ölçülebilir.

Sperm Şekil Bozukluğu Nedir?

Sperm; baş, orta bölge ve kuyruk olmak üzere 3 ana bölümden oluşur. Sperm şekil bozukluğu; baş, boyun, kuyruk yapısında normalde olması gerekenin dışındaki farklıları ifade eder. Günümüzde meni örneği değerlendirmesinde boyalı preparat üzerinde değerlendirme yapılır. Dünya sağlık örgütüne göre normal morfolojideki spermin %4’ün üzerinde olması gerekir.

Sperm Hareket Bozukluğu Nedir?

Spermin şekil bozukluğunun sonucunda ortaya çıkan hareket bozukluğudur. Hareketi sağlayan spermin kuyruğu olduğu için kuyruktaki yapısal bozukluk hareketi etkilemektedir. Ayrıca spermin orta bölgesi enerji üreten mitokondriyi içerir. Yine orta bölge bozuklukları da hareket bozukluğuna neden olmaktadır. Normal bir semen analizinde hareketli sperm oranı %32 ve üzerinde olmalıdır.

Şekil Bozukluğu Olan Bir Spermden Doğan Çocukta Sorun Olur Mu?

Sperm şekil bozukluğu sperm DNA hasarı neticesinde meydana gelmekte veya sperm gelişimi sağlayan genlerdeki defekt sonucu oluşmaktadır. Hasarlı bir spermin sonuca ulaşarak bir dölleme yapması mümkün değildir.

Kimlere DNA Hasarı Testi Yapılmalıdır?

Şiddetli morfolojik bozukluğu olan ve daha önce tekrarlayan başarısız yardımcı üreme yöntemi uygulaması olan çiftlere DNA hasarı testi uygulanır.

DNA Hasarı Testi Nasıl Yapılır?

DNA hasarı testi için menideki sperm kullanılarak hasarlı sperm yüzdesi hesaplanmaktadır. . 4-5 günlük cinsel perhiz sonrası alınan sperm incelemesi sonucunda değerlendirip hasarlı DNA’ya sahip sperm oranı sayılmaktadır. Bu testin yapılması için belirli bir sayının üzerinde sperm hücresi bulunması gerekir %15’in altında hasar normal kabul edilir. %16-30 arası ara değerlerdir. %30’un üzeri ise şiddetli DNA hasarı olarak kabul edilmektedir.

DNA Hasarı Olmasına Rağmen Gebe Kalınabilir Mi?

DNA hasarı yüksek olan çiftlerde aşılama ve standart tüp bebek yöntemi (IVF) yerine mikroenjeksiyon yöntemi (ICSI/IMSI) ile normal morfolojide sperm seçimi yapılarak yardımcı üreme yöntemi uygulanması önerilmektedir. Ayrıca, bazı olgularda meni spermi yerine testisten sperm alınması da tercih edilen bir yöntemdir. Bu uygulama ile gebelik ve canlı doğum oranları daha yüksek izlenmektedir.

DNA Hasarı Tedavi Edilebilir Mi?

İlaçla tedavide yaygın olarak antioksidan ajanlar, E ve C vitamini kullanılmaktadır. Ancak,  bilimsel kanıtlar henüz yeterli değildir. Varikosel, sperm DNA hasarını artıran bir diğer nedendir ve uygun vakalarda operasyon önerilir. Sigara, kimyasal toksik ajanlardan uzak durma gibi konservatif yaklaşımlar da öneriler arasında yer almaktadır.

Erkek Kısırlığının Dereceleri

Semen analizi bulgularına göre bir takım tanılar konulabilir. Sperm sayısının azalması “oligozoospremi”, hareket bozukluğu “astenozoospermi” olarak adlandırılır. Sperm sayısının 5 milyon altında olması ‘’şiddetli oligozoospermi’’, meni de hiç sperm bulunmaması ‘’azospermi’’ olarak adlandırılır. Azosperminin iki formu vardır.

  • Testiste sperm yapım yokluğuna bağlı azospermi
  • Sperm kanallarındaki tıkanıklığa bağlı azospermi

Erkek Kısırlığı Tedavisi

Tedavi süreci kişinin infertilite nedenine ve menide sperm olup olmamasına göre değişmektedir. Eğer altta yatan ve tedavi edilebilir bir durum varsa öncelikle bu düzeltilmelidir.

Erkek Kısırlığının İlaç Tedavisi Var Mıdır?

İlaç tedavisinin tek kullanılabileceği durum esas olarak hormonal bozukluklarıdır. Sperm yapımını kontrol eden hormonların azaldığı durumlarda, bu hormonlar yerine konulduğunda sperm yapımı rahatlıkla sağlanabilir. Hipogonadotropik hipogonadizm adı verilen bu tabloda iki yıla kadar uzayabilen bir ilaç tedavisi sorası menide sperm elde edilebilmekte ve normal yolla veya tüp bebek tedavisi ile çiftler çocuk sahibi olabilmektedirler

İğne Tedavisi Nedir?

Hormonal bozukluğu olan kişilerde eksik olan hormonların yerine koyma tedavisidir. İlaçla tedavi edilebilecek hasta gruplarına uygulanan bir yöntemdir. Bu hastalarda ilaç tedavisi ile rahatlıkla sorun ortadan kaldırılabilir. Tedavi süreci 1-2 yıl sürebildiğinden bu hastaların sabırlı olmaları gerekmektedir.

Aşılama Yöntemi Nedir?

Menideki sperm sayısı 10 milyonun üzerindeyse ve morfolojik olarak şiddetli bir sperm defekti yoksa aşılma yöntemi uygulanabilir. Erkekten alınan sperm yıkanarak ölü hücreler ve toksik atıklar ortamdan uzaklaştırılır. Hareketli, kaliteli sperm oranı arttırılır ve bu sperm kadının rahim ağzından içeriye özel kateter vasıtasıyla verilir. Spermler kendileri hareket ederek yumurtaya ulaşırlar. Bu yöntemin uygulanabilmesi için;

  • Morfolojik olarak normal, hareketli spermin olması
  • Kadında herhangi bir tıkanıklık faktörünün olmaması
  • Kadında yumurtalamanın ve yumurta kalitesinin normal olması gereklidir.

Sadece sınırda sorunu olan olgular için önerilen bir yöntemdir. En kolay yöntemdir fakat başarı ihtimali düşüktür.  Gebelik başarı şansı %10-15 arası değişmektedir.

Yardımcı Üreme Tekniği Nedir?

In-Vitro Fertilizasyon ( IVF):Halk arasında klasik tüp bebek olarak adlandırılan yöntemdir. Aşılamadan farklı olarak; kadından alınan yumurta, erkekten alınan ve yıkanma sonrası ölü ve atık hücrelerden temizlenen sperm ile bir tüp içerisinde birleştirilmektedir.Bu sefer sperm yumurtaya daha yakın bir mesafeden ulaşmaktadır. Ancak, sperm yine kendi hareketi ile yumurtaya ulaşmakta ve kendi kapasitesi ile dölleme işlemi olmaktadır.

Intrasitoplazmik Sperm İnjeksiyonu (ICSI): Mikroenjeksiyon olarak adlandırılan bu yöntemde erkekten alınan spermler mikroskop altında incelenerek, mümkün olan en normal şekildeki spermler seçilir. Sonrasında bu spermler, mikroskop altında kadından alınan yumurtaya tek tek yerleştirilmektedir. Son 25 yıldır erkek infertilitesinde genelde uygulanan yöntem budur.  

Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyon (IMSI):Klasik tüp bebek tedavisinde spermler mikroskopta yaklaşık 400 kat büyütülerek seçilirken,  IMSI denilen yöntemde özel mikroskoplarda spermler 7200 kat büyütülerek daha ayrıntılı incelenerek seçilebilmektedir.  Bu yolla özellikle spermin baş yapısında daha küçük büyütmelerde gözden kaçabilecek yapısal anormallikler tespit edilebilmekte ve yapısal ve genetik olarak daha sağlıklı spermlerin seçilmesi sağlanmaktadır. IMSI yöntemi;

  • Ciddi sperm problemi olan ve beraberinde sınırlı sayıda yumurtası elde edilebilen hastalarda
  • Daha önce tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşamış çiftlerde
  • Özellikle sperme bağlı bir problem tespit edildiğinde tedavideki şansı ve başarıyı arttırabilmek için kullanılabilecek önemli bir araçtır.

Kısırlık (infertilite) Ameliyatı Olarak Bilinen Mikro TESE Nedir?

Mikro TESE, ejakülatında yani menide hiç sperm hücresi bulunmayan (tıkayıcı olamayan azospermi) hastaların, mikroskobik operasyon ile testislerinden alınan dokudan sperm elde edilmesidir. Mikro TESE işlemi genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. Testis açılarak, sperm kanalları gözlemlenir ve genişlemiş dolgun sperm kanalları görüntülenerek içerisinden sperm elde edilmeye çalışılır. Bu yöntem ile altta yatan neden bağlı olarak azospermik hastaların %40-60’ın sperm elde edilebilmektedir.

Ameliyat sperm bulana kadar yaklaşık 2 saat kadar devam eder. Genital bölgeye dayalı bir ameliyat olduğu için ameliyat sonrası kişi de kanama riski, enfeksiyon riski gibi sorunlar ortaya çıkabilir.  Bu gibi durumlara yönelik doktor önerilerine uyulması gerekmektedir.

Mikro TESE Hangi Hastalara Uygulanır?

Her azoospermik hasta mikro TESE adayıdır. Tanı konulduktan sonra ilk yapılması gereken işlem genetik incelemedir. Erkekliği belirleyen Y kromozomu mutlaka değerlendirilmelidir. Y kromozomu üzerinde sperm yapımını kontrol eden AZF bölgesi ve bunun a, b, c alt bölgeliri bulunmaktadır. Bu bölgelerin kısmi veya tam noksanlıklarında sperm yapımında değişik derece sorunlar ortaya çıkabilir. Azf A bölgesinin tam noksanlığında, Azf B bölgesinin tam noksanlığında ya da her üç bölgenin tam noksanlığında sperm yapımı mümkün değildir. Dolayısı ile bu hastalara mikro TESE uygulanmamaktadır. Bunun dışındaki her hastada mikro TESE ile sperm elde etme şansı vardır.

Mikro TESE Ameliyatı Uygulanacak Olan Hastalar Nelere Dikkat Etmelidir?

Mikro TESE uygulamasında cerrahi yöntemle testisten direk sperm araması yapılacağı için herhangi bir perhize gerek yoktur. Nadirde olsa bazı hastalarda meni içerisinde az sayıda sperm çıkabilmektedir. Bu tür hastalarda işlem öncesi meni alınmakta daha sonrasında gerekirse mikro TESE uygulamasına gidilmelidir.  Sadece bu tip hastalarda cinsel perhiz önerilmektedir. Ancak, tam azoospermi hastalarda cinsel perhize gerek yoktur.

Diğer taraftan, cerrahi bir müdahale olduğu için kan sulandırıcı kullanan hastaların işlemden bir hafta önce bu tür ilaçları kesmesi gerekmektedir. Diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalığı olan hastaların bu tür sağlık sorunlarının kontrollü olması tercih edilmektedir.

Mikro TESE Ne Kadar Sürer ve Nasıl Yapılır?

Mikro TESE ameliyatı, tek tek kanalların incelenmesini gerektirdiğinden 2-2,5 saat kadar sürebilmektedir. Ameliyatın uzunluğu nedeniyle lokal anestezi yerine genel anestezi tercih edilir. Cerrahi işlem sırasında mikroskop kullanılır. Testis tamamen açıldıktan sonra sperm kanalları 20-25 kat büyütülüp görüntülenir. Bu sayede sperm kanalları daha net, canlı ve dolgun görülebilmektedir. Aynı zamanda kan damarları da daha net izlendiği için testisin kanlanması da bozulmadan cerrahi işlem yapılabilir.

Mikro TESE Ameliyatını Birden Fazla Yapılabilir Mi?

Sperm elde edilen kişide ikinci uygulamayla %85-90 olasılıkla tekrar sperm elde etmek mümkündür. Ancak, altta yatan nedene bağlı olarak ilk uygulamada sperm elde edilebilse dahi %10-15 olguda tekrarlı uygulamada sperm elde edilemeyebilir. İlk mikro TESE’nin olumsuz olduğu kişilerde ise ikinci bir mikro TESE işlemiyle sperm elde etme olasılığı genellikle %20-30 civarındadır.

Hangi Durumlarda İkinci Mikro TESE Ameliyatı Olunur?

İlk mikro TESE işleminde bulunan sperm kalite ve sayı bakımından yeterliyse tercih edilen bu spermlerin dondurulmasıdır. Sonraki uygulamalarda cerrahi mücadelelerden kaçınmak amacıyla bu spermlerin kullanılmasına öncelik verilir. Fakat, sperm kalitesi ve sayısı yetersiz ise veya dondurulacak ölçüde sperm bulunamadıysa ikinci mikro TESE uygulanması gerekir. Diğer taraftan dondurulan doku çözüldüğünde her zaman sperm elde etmek mümkün olmayabilir. Bu esnada %30-40 oranında sperm kaybıyla karşılaşılabilir.Bu durumda da ikinci mikro TESE ameliyatı gerekebilir.

Tekrarlı mikro TESE yapılacak ise iki işlem arasında en az 6 ay olmalıdır. Bu ameliyat sperm elde edilene kadar uygulanabilir. Fakat unutulmamalıdır ki bu bir cerrahi işlemdir ve testise her defasında bir müdahale söz konusudur.

Mikro TESE Ameliyatının Riskleri Var Mıdır?

Standart cerrahilerde görülen enfeksiyon, ağrı, kanama gibi riskler bulunmaktadır. Bunları önlemek için;

  • Ameliyat esnasında iyi bir kanama kontrolü yapılması
  • Ameliyat sonrasında 24 saat kanama yerine buz uygulaması
  • Hastanın erken dönemde hareket etmemesi
  • Testislerin yukarıda tutulması
  • Sıkı iç çamaşırı giyilmesi
  • Antibiyotik kullanılması gibi önlemler yeterli katkıyı sağlamaktadır.

Sperm ve hormon üreten testise yönelik cerrahi girişimlerde kanlanma ve doku hasarına bağlı olarak hormon üretiminin etkilenmesi mümkündür. Erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron düşüklüğü yaşanabilmektedir. Ancak, bu durum 6-8 hafta içerisinde düzelmekte ve testosteron düzeyi normale dönmeye başlamaktadır.

Mikro TESE Ameliyatı Başarı Oranı

İşlemin yapıldığı merkeze ve azospermi hastalarının sperm kalitesine göre başarı oranı değişmektedir.  Sperm kalite ve yapımına bağlı olarak kötü kaliteli spermle yapılan işlemlerde başarı oranı düşmektedir.

Mikro TESE İşlemi Çocuk Sahibi Olmak İçin Son Çare Midir?

Mikro TESE işlemiyle sperm bulunamayan hastaların başka bir tedavi yöntemi şuan bulunmamaktadır.

Tıkayıcı Olan Azospermi Durumlarında Hangi Yöntemler Kullanılır?

Tıkayıcı tipteki hastalarda sperm üretimi vardır. Ancak, sperm kanallarındaki sorun nedeniyle spermler dışarıya çıkamamaktadır. Bu durumlarda aspirasyon denilen yöntemler kullanılmaktadır. Kesi gerektirmeden özellikle PESA ve TESA denilen yöntemlerde sperm kanalları ve testisten aspirasyon yöntemi ile sperm elde edilmektedir. MESA olarak adlandırılan uygulama ise aynı işlemin ameliyat mikroskopu altında cerrahi olarak yapılmasıdır. Bu yöntemlerin hepsinde tıkayıcı tipteki azoospermi olgularında sperm elde etme olasılığı %100’dür.Günümüzde bu üç yöntemde sadece TESA kullanılmaktadır

Kök Hücre Tedavisiyle Kısırlık Tedavi Edilebilir Mi?

Kök hücre tedavisi ile ilgili çalışmalar deneysel olarak devam etmektedir. Bu konuda laboratuvar düzeyinde olumlu sonuçlar olsa da klinik olarak bir ilerleme bulunmamaktadır.

İnfertilite Cinsel Yaşamı Etkiler Mi?

İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerde cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilmektedir. Cinsel hayatın çocuk sahibi olmaya endekslenmesi bir süre sonra psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Bu tarz hastalarda özellikle erken boşalma sorunu en sık yaşanan cinsel fonksiyon bozukluğu olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Güncellenme Tarihi: 22 Aralık 2017Yayınlanma Tarihi: 21 Aralık 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

CANLI DESTEK