Otizm nedir? Belirtileri nelerdir?

Otizm nedir? Belirtileri nelerdir?

Yaşamın ilk üç yılında görülmeye başlayan otizm, günümüzde en sık rastlanan nörolojik bozukluklardan biri olarak tanımlanıyor. Otizmli çocukların çevreleri ile temas ve iletişimlerinde çeşitli problemler görülüyor ancak hastalar erken tanı ve doğru rehabilitasyon programları ile hayata kazandırılabiliyor. Bilinen bir ilaç prosedürü ya da ameliyat gibi tedavi seçenekleri olmayan bu hastalıkta, rehabilitasyon süreci hastaya göre değişiyor. Memorial Sağlık Grubu Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü Uzmanları otizm hakkında bilgi verdi.

OTİZM NEDİR? OTİZM NE DEMEK?

Otizm spektrum bozukluğu ya da bilinen adıyla otizm erken çocukluk döneminde başlayan, ciddi bir gelişimsel bozukluktur. Genellikle, oturma, yürüme gibi motor becerilerin gelişiminde, boy ve kilo alımında bir sorun görülmemektedir. Otizmli çocukların dış görünüşleri diğer çocuklardan farklı değildir. Aksine güzel ve sağlıklı görünen çocuklardır. Bazılarının baş çevresi büyük olabilir. Asıl sorun, sosyal etkileşime, iletişime zarar veren, sınırlı ilgi alanlarına ve tekrarlanan hareketlere yol açan davranışlarının bulunmasıdır. Bazen belirtiler 1 yaşından önce başlarken, bazılarında normal psiko-sosyal gelişme olup “mama, baba” gibi ilk kelimeler söylendikten sonra gelişimde gerileme, duraksama fark edilir. Otizmin beynin yapısını ve işleyişini etkileyen sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu hastalığın çocuk yetiştirme türleriyle ve ailenin sosyo-ekonomik düzeyiyle bir ilgisi bulunmamaktadır

OTİZM NEDEN OLUR?

Otizmin kesin nedeni günümüze kadar yapılan araştırmalar neticesinde henüz bulunamamıştır. Genetik ve bazı çevresel faktörler (doğum komplikasyonları, viral enfeksiyonlar ve çevre kirliliği) otizm sebebi olarak gösterilmiş ancak henüz kesin olarak ispatlanmamıştır. Beyin fonksiyonlarını ve hücre iletişimlerini bozan, nadir de olsa bazı genetik, nörometabolik (beyin kimya bozuklukları) hastalıklarda veya epilepsi gibi durumlarda otizm bulgularının görüldüğü bilinmektedir. Günümüzde aşı ile otizm arasında bir ilişki olduğu kesinlikle gösterilmemiştir

OTİZM BELİRTİLERİ NELERDİR?

Belirtilerin, küçük çocuğun umursamazlığı mı yoksa iletişim konusundaki isteksizliği mi olduğuna karar verilmesi zordur. Konuşma gecikmesi birçok sağlıklı çocukta da görülebilmektedir. Çocuğun bazen belirtileri gösterirken bazen de sağlıklı gelişiyor gibi davranması ailenin kafasını karıştırabilir. Otizmin bir spektrum bozukluğu olarak adlandırılması tam da bu yüzdendir. Hafiften ağıra doğru olan belirti şiddetleri; sağlıklı ama yavaş gelişen çocukla, ağır nöro psikolojik hastalık arasında bir yelpaze oluşturur. Uyku, besin seçme gibi zorluklar sıklıkla bulunabilir.

Otizmin en temel belirtisi, çocukların göz teması kuramamalarıdır. Kısa süreli, çekingen bakış, göz kontağı varmış gibi bakma ama karşıdakini anlamaya yönelik bakmama gibi durumlar olabilir. İsmi ile çağrılan çocuklar genellikle tepki veremez ve neredeyse tümünde konuşma problemleri vardır. Bu hastalar ya hiç konuşamaz veya geç veya tuhaf konuşur. Taklit becerileri kısıtlıdır. Bay-bay yapma, selam verme ve mimik kullanmak gibi taklitleri geç öğrenirler.

Otistik çocuklar işaret ile isteklerini gösteremez ve iletişim problemleri çok sıktır. İhtiyaçlarını, karşılayacak kişinin kolunu çekerek, onu kaldırıp götürerek, ağlayarak gösterirler. Yaşıtları veya büyükler ile iletişim kurmada isteksizdirler. Grup oyunlarına katılamaz ve oyuncaklar ile anlamlı bir şekilde oynayamazlar. Akranlarıyla olmak yerine kendi halinde olmayı tercih ederler. Bazı çocuklarda sallanma, el çırpma, kanat çırpma gibi “stereotipi” denilen, tekrarlayan anormal hareketler veya koridorda koşturma, ışığı açma-kapama gibi takıntılı davranışlar görülebilir.  Otistik çocukların bir diğer önemli belirtisi temastan hoşlanmamalarıdır. Bebeklik çağında bile anne kucağında sakinleşmez, aksine rahatsız olurlar. Otistik çocuklar kendilerine ait ayrı bir dünyada yaşar. Otistik bir çocuk kucağa alınmayı önemsemez. İstediğine ulaşmak için herkesin kucağına gidebilir, yabancı algılaması yoktur. 2-3 yaşına geldiğinde cansız objelere daha fazla ilgi gösterirler. Sürekli ellerinde bir eşya tutma, objeleri dizerek oynama, arabayı ters çevirip tekerleğini döndürme veya yatarak arabanın dönen tekerleğini izleme gibi oyunları vardır. Oyuncağın bütünü yerine bir parçasıyla oynamayı severler. Onun için canlıyla cansız arasında çok fazla fark yoktur. İnsanlarla anlamlı göz kontağı kurmazlar. Ses, ışık ve kokuya karşı aşırı duyarlı olabilir, beklenmedik tepkiler verebilirler. Bazen kendisine söylenenleri papağan gibi tekrar ederler, ben-sen gibi zamirleri ters söylerler.

OTİZMİN TANISI NASIL KONULUR?

Otizm teşhisi laboratuvar testleri, görüntüleme yöntemleriyle konulmamaktadır. Tanı, çocuk psikiyatristi tarafından çocuğun gözlemlenmesi, aileye bazı soruların sorulması ve gelişim testleriyle konulur. Ayırıcı tanı, eşlik eden hastalıklar yönünden gerekirse kan tahlilleri, nörolojik, kulak-burun boğaz, metabolik hastalıklar için başka uzmanlık alanlarından konsültasyon istenebilir. Teşhisi anne karnında mümkün olmayan otizm, kız çocuklarına oranla erkek çocuklarda dört kat daha fazla görülmektedir.

OTİZM TEDAVİSİ NASILDIR?

Otizm spektrum bozukluğu sorununun bilinen bir ilaç, ameliyat gibi tedavisi yoktur. Tedavinin ana amaçları, yaşam kalitesi ile işlevsel bağımsızlığı artırmaktır. Gelişmedeki gecikmeleri desteklemek, ilgili bozuklukları tedavi etmek ve ailenin süreci yönetmesine yardımcı olmaktır. Beynin ilk 3 yıldaki gelişimi, öğrenmesi çok hızlıdır. Dışardan gelen doğru ve yoğun uyaranlarla erken müdahale, tüm gelişimsel bozukluklar gibi burada da en etkili yöntemdir.

Tedavi çocuğun gereksinimlerine göre planlanmaktadır. Küçük yaşlarda yoğun ve sürekli eğitim programları ile davranış terapileri, çocukların kendine bakabilme, sosyal ve iş yetileri kazanabilmesine yardımcı olur. Böylece işlevselliği artırır, belirtilerin şiddetini ve uyumsuz davranışları azaltır. Erken yaşta başlanan, aile desteği ile birlikte çocuğun yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre bireysel ve grup olarak özel eğitim programları hazırlanması, uzman kişilerce uygulanması, günümüzde bilinen tek “tedavi” yöntemidir. Özel eğitim ve ekip çalışmasını gerektiren tedavi uzun sürelidir ve ekipte çocuğun kendi doktoru, özel eğitimcisi, konuşma uzmanı, çocuk psikiyatri ve/veya çocuk nöroloğu mutlaka bulunmalıdır. Uygulanacak olan ilaç tedavileri ise otizme eşlik eden ve varsa mevcut problemleri azaltmaya yöneliktir.

OTİZM İLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR

Otizm genetik bir problem midir?

Hafif vakalar da tabloya eklendiğinde otizm her 110 çocuktan birinde görülmektedir. Akrabalarda otizm görülme riski, diğer çocuklara oranla daha fazla olabilir. Yapılan araştırmalara göre otizmli bir çocuğun kardeşinde yüzde 3 oranında otizm görülebilmektedir. Aile bir çocuk daha dünyaya getirmek istiyorsa mutlaka bir uzmana danışmalıdır. Akraba evliliği otizm için risk oluşturabilmektedir. Çeşitli genlerde olan mutasyonlar arasında ya da çevre ile mutasyona uğramış genler arasında önemli etkileşimler bulunabilir. Dolayısıyla, otizm vakalarının önemli bir yüzdesinin kalıtımla ilgisi olsa da, bu hastalık direkt genetikle geçmemektedir. Bu nedenle soyağacında doğrudan otizmi olan bireyler bulunmayabilir. Çeşitli genler bunlara aday olarak saptanmıştır ancak her birinin etkisi kendi başına çok düşüktür. Yani ebeveyn genomunda otizme neden olan mutasyonlar bulunmayabilir.

Otizmde ailenin rolü nedir?

Otizmli çocukların ailelerine önemli bir sorumluluk düşmektedir. Hastalığın tanımlanmasından itibaren ailelerin bu durumu kabul etmesine kadar olan süreç oldukça zordur. Bu dönem ayrıca hastalığın tedavisi için de büyük önem taşımaktadır. Tedaviye başlamak için ailenin motivasyonu ve aynı zamanda sosyal çevrenin de anne babaya desteği önemlidir. Otizmli çocukların ebeveynleri öncelikle bu sorunu kabullenmekte güçlük yaşayabilir. İlk etapta öfke ve isyan gibi tepkiler gözlemlenebilmektedir. Bunlarla birlikte geleceğe yönelik kaygı da oluşabilir. Utanma, suçluluk hissi ve sonrasında kabullenme, uyum sağlama gibi durumlar görülebilir. Teşhis sonrası tedavi ile eğitim sürecine başlanıldığında ailenin profesyonel olarak destek alması ve bu sürece hazırlanması oldukça önemlidir. Ailenin oldukça sabırlı olması gereken bu dönemde, oldukça yoğun bir emek harcandığı da bilinen gerçekler arasındadır. Ailenin çocuğunun özel olduğunu kabul etmesi ve bu konu ile ilgili eğitim, uyum süreçlerini araştırması, çocuğun geleceği için en önemli parametrelerdir. Anne babaların kendi çocukları ile aynı durumda olan ailelerle bir araya gelmeleri, çocukları için daha fazla ne yapabilecekleri konusunda fikir sahibi olmaları, bu uyum sürecine daha çok destek vermektedir. Ailelerin otizmli çocuklarını benimsemeleri ve sürece uyum sağlamalarının ardından değişen bir hayat tarzından bahsetmek mümkün olabilmektedir. Özellikli bir eğitim süreci ile otizm gerileyebilmektedir. Otizmli vakalar üzerinde yapılan birçok araştırmada, aile desteği gören çocukların topluma uyum sürecinin daha kolay olduğu ortaya konulmuştur.

Otizm testi nasıl uygulanır?

Otizm için tıbbi bir test yoktur, bazı tarama yöntemleri uygulanabilmektedir. Bunlar da çocukların gözlemlenmesini içeren tanı yöntemleridir. Örneğin bu konuda CARS Derecelendirme Sistemi kullanılmaktadır. Çocukların, diğer insanlarla iletişimleri, vücutlarını nasıl kullandıkları, değişikliklere adapte olup olamadıkları ve sözlü iletişimleri değerlendirilmektedir. M-CHAT yönteminde de bir soru listesi vardır. 18 aydan küçük çocuklar incelenmektedir. Sorular iki kısımdan oluşur. Biri ebeveynler, diğeri de çocuk psikiyatristi içindir. Bunun yanında 40 maddeden oluşan bir otizm tarama testinden yararlanılmaktadır. Bu da çocuğun iletişimini ve sosyal durumunu değerlendirmektedir. Ayrıca iki yaş için bir tarama testi de bulunmaktadır. Burada da oyun becerisi, motor beceriler ve dikkat durumları değerlendirilmektedir.

Aileler otizmde nelere dikkat etmeli?

Aileler çocuklarında şu maddelere özellikle dikkat etmeli ve mutlaka uzman yardımı almalıdır.

•           Sosyal hayata adaptasyon sorunları,
•           İletişim kurma problemi,
•           Söylenenleri algılama ya da yapma eylemini gerçekleştiremememe,
•           Göz teması kuramama,
•           Sürekli tekrarlayan hareketler gerçekleştirme,
•           Kendini ifade edememe,
•           Oyun becerisinin olmaması
•           Anne ve babayı ayırt edememe
•           Nesnelere çevresel bakış
•          Çocuğun kollarını kanat çırpar gibi çırpması, dönme, sallanma, zıplama hareketleri

Otizm çeşitleri nelerdir?

Otizm türleri konusu henüz bilimsel kesin bir ayrıma gidilmemiş olan konulardan biridir. Otizmdeki bozuklukların çok çeşitli mekanizmalar üzerinden, farklı nedenlerle çıkabildiği söylenebilir. Otizm, temel bir biçimde; zihinsel geriliğin eşlik ettiği form ile zihinsel yetilerin normal ya da üstün olduğu form olarak ikiye ayrılmaktadır. Bunlar  “yüksek işlevli ve düşük işlevli otizm” şeklinde tanımlanabilir. Bazı çocuklarda da, normal gelişim sürerken daha sonrasında otizm çıkabilmektedir. Bu da otizmin bir alt tipi olabilmektedir. Her ne kadar hastalığın ortaya çıkış nedeni bazı olaylara bağlanabilse de( anne-baba ayrılığı gibi) bunun da genetik bir kökeni olduğu düşünülmektedir. Otizm hastaları içinde epilepsi sıklıkla görülebilmektedir. Epilepsinin rastlandığı ve görülmediği hastalık tipleri de bulunmaktadır. Otizm türleri cinsiyete göre de ayrılabilir, bilimin henüz bununla ilgili net bir cevabı yok.

Otizmin aşamaları nelerdir?

Otizm gelişen bir beyinde ortaya çıkmaktadır. Henüz bebek doğmadan beyin gelişimi sırasındaki bazı aksamalarla ortaya çıkabilir. Farklı otizm tiplerinde, değişik mekanizmalar üzerinden ayrı ayrı sendromlar da ortaya çıkabilir. Gelişimsel aşamalar çocuğun yaşına göre tespit edilebilir. İlk 8 ay önemli bir dönemdir. Bu süre zarfında otizm belirtileri hakkında fikir edinilmesi mümkün olabilmektedir. 18 aylıkken bilimsel taramalar yapılabilir. Kesin tanı konuşma döneminin olduğu 3 yaşında konulabilmektedir.

Atipik otizm nedir?

Otizm belirtisi gösteren ancak bu hastalık için yeterli tanı kriteri taşımayan hastalar “atipik otizm” grubunda değerlendirilmektedir. Atipik otizmin iyileşme süreci daha kolay olabilmektedir. Tedavi sürecinde özel eğitimlerle çocukların becerilerini geliştirip, konuşmalarını güçlendirmesi hedeflenir.

Aşı otizm yapar mı?

Çocukluk çağında yapılan aşıların otizme neden olabileceği yönündeki iddiaların kaynağında, aşının içinde virüs ve bakterin canlı kalmasını sağlayan bir ağır metal olan civa bulunması yatmaktadır. Çocukları otizmli olan pek çok aile genellikle 18 ay civarında bu durumdan şüphe duymaktadır ve bu dönem de rutin aşı takvimindeki 3’lü karma aşı zamanına denk gelmektedir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı raporda; etil cıvanın (thiomersal) vücutta yarılanma ömrünün bir haftadan daha kısa olduğu, cıvaya bağlı bir takım kronik hastalıkların görülmesinin söz konusu olmadığı açıklanmıştır. Vücuttan atılımı zor olan metil cıvadır. Metil cıvanın içeriğinde thiomersal bulunmamaktadır. Thiomersal içeren aşıların kullanımı ile otizm başta olmak üzere bir takım kronik hastalıkların arttığı iddiaları üzerine, bu ilişkiyi araştıran birçok bilimsel araştırma yapılmıştır. Kızamık aşısının da SSPE ve otizmle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da deklare edilmiştir.

Konuşamamak otizm belirtisi mi?
Çocuklarda konuşamama durumu, otizmin de bir belirtisi olabilir. Çocukluk çağında yaş grubuna göre dil gelişimi süreci şöyle ilerlemektedir:

  • Bebek ilk bir ayda ağlama, öksürme, hapşırma gibi doğal sesler çıkarır. Birinci ayın sonunda ağlamaları çeşitli durumlara göre farklılaşmaya başlar.
  • İkinci ve üçüncü aylarda bebek güler, ” k” ve “g” gibi ünsüz ve “a” “e”, “o” gibi ünlü harfleri çıkarmaya başlar.
  • 4 ve 6’ıncı aylar arasında ünlü ve ünsüz seslerin sayısında artış gözlenir. Çocuk 6’ıncı ayın sonuna doğru ünsüz ile ünlü sesleri birleştirmeye başlar; örneğin ba, da, ma gibi gibi sesler çıkarabilir.
  • 7 ve 10’uncu aylar arasında ma-ma gibi hece tekrarları gözlenir. Bebek yetişkin konuşmasına benzeyen ancak anlaşılmayan diziler meydana getirir. 11’inci aydan itibaren anlaşılmayan ses dizileri arasına tek heceli sözcükler yerleştirmeye başlar. Ardından da ilk anlamlı sözcükleri telaffuz etmeye başlar.
  • 12 ve 18’inci aylar arasında sözcükleri amaçlı olarak kullanır. 3-50 sözcükten oluşan kelime dağarcığı vardır. Nesneleri ve vücut bölümlerini gösterir.
  • 18 ve 24’üncü aylar arasında basit yönergeleri yerine getirir, nesneleri ve resimleri isimlendirir. Sözcük dağarcığı 50-70 kelime içerir.

İki yaş çocuğun yürümeye, konuşmaya, kendi benliğini fark etmeye başladığı bir dönemdir. Yaşamın ikinci yılındaki hızlı gelişim, çocuğu pek çok açıdan bağımsız hale getirir. Motor yeteneklerle dil becerisinin kazanılmasının çocuğun bağımsızlığındaki etkisi büyüktür. İki yaş çocuğu koşar, tutunarak merdivenleri inip çıkar. Bu dönemde bildiği 70 veya daha fazla sözcüğü kullanır, iki sözcükten oluşan basit cümleler kurar. İki yaş sorgu çağıdır. Bu evrede çocuk nasıl ve niçin sorularını ısrarla sorar.

Ancak konuşamamak tek başına otizm belirtisi değildir. Gecikmiş konuşmaya neden olan durumlar şöyle sıralanabilir:

  • Ailesel dil gecikmesi
  • Gelişimsel dil gecikmesi
  • Prematüre doğum veya büyüme gelişme geriliği
  • İki dil konuşulması, sağ el- sol el kullanılması gibi çatışma yaratan durumlar
  • İşitme kayıpları, işitmenin algılanması bozuklukları
  • Dil bağı, yarık damak-dudak gibi ağız içi problemleri
  • Otizm, zeka geriliği yapan hastalıklar
  • Psikososyal uyaran eksikliği
  • Ailenin çocuğun üzerine titremesi ve ona konuşma fırsatı vermemesi

Kendi kendine konuşan çocuk otizmli olabilir mi?

Bebek gelişimi sürecinde kendi kendine konuşma sık görülen bir durumdur. Aileler de bu tabloyu endişeyle karşılayabilmektedir. Çocuklar yeni öğrendikleri şeyleri tekrar eder ve bu tekrarlar saatlerce sürebilir. Yeni kelimeler onları eğlendirir. Bu durumun otizmle karıştırılmaması gerekir. Otizmli çocuklar bir kelimeyi, bir soruyu günlerce tekrarlayabilir. Ebeveyn ne tepki verirse versin, otizmli çocuklar aynı kelimeyi tekrarlayabilir. Bunun ayrımını yapacak kişiler de çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları ile çocuk psikologlarıdır.

Anne ve babalar otizm konusunda ne yapmalı?

Özel eğitim temelli bir tedavi ile otistik çocuklar kendine yetebilen ve toplumla uyumlu bireyler olabilir. Anne ve babalar otizmli çocuklarının herkes gibi düşünmediğini anlamalı, bu durumu kabul etmelidir. Bu durumda ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler şöyle sıralanmaktadır:

  • Çocuğunuzun düşüncelerini ve davranışlarını iyi gözlemleyerek çözmeli, öğrenmelisiniz. Neye ne zaman tepki verdiğini takip etmelisiniz.
  • Çocuğunuzun, kendi dünyasında mutlu olduğunu; örneğin parkta bir başka çocuğun onunla oynamadığı için üzülmediğini bilmelisiniz.
  • Çocuğunuzdan beklentilerinizi doğru ayarlamalısınız. Uzun soluklu bir döneme girdiğinizin farkında olmalısınız. Eğer beklentinizi aşağıya çekerseniz, çocuğunuzun sizi mutlu etmesine fırsat verebilirsiniz.

Televizyon otizm yapar mı?

Yapılan araştırmalar 2 yaş öncesinde televizyon izleyen çocukların bilişsel gelişimlerinin olumsuz olarak etkilendiğini, dil gelişimlerinin geciktiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemde aşırı televizyon izleme ile dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve otizm arasında ilişki olduğunu gösteren pek çok araştırma bulunmaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü önlem olarak 0-2 yaş çocuklarının televizyon ekranlarından uzak durmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Cep telefonu ve tabletlerle çocuğa yemek yedirmek, onu sakinleştirmek için ekran kullanmak, hafif olan otizm bulgularının derinleşmesine neden olacaktır.

Oyun terapisi otizme faydalı mı?

Oyun terapisi, davranışsal ve duygusal sorunlar yaşayan çocukların kendilerine yardımcı olabilmeleri için onlara destek veren bir terapi yaklaşımıdır. Terapist oyun terapisinde, çocuğun güvenilir bir ortam olan oyun odasında kendi seçtiği araçlarla oynayarak, duygularını dışa vurmasına yardımcı olur. İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 6 seans oyun terapisi gören çocuklarda grup etkinliklerine katılma, iletişim kurma, dinleme ve etkinliklere odaklanma konusunda olumlu gelişim sağlandığı belirtilmiştir. Oyun terapisi otizmli çocuklar içinde son derece faydalıdır.

Asperger sendromu nedir?

Genel itibariyle otizme benzeyen Asperger sendromu hayat boyu süren bir sorundur. Son zamanlarda hastalıktan çok sosyal iletişimi ve uyumu bozan bir kişilik yapısı olarak ele alınmaktadır. Aspergerli çocuklar okul hayatı ile ortaya çıkan; içe kapanıklık, iletişim problemleri, karşıdakinin niyetini anlamada zorluk, ince motor beceri zayıflığı, takıntılar, kısıtlı ilgi alanları belirtileriyle tanınmaktadır. Asperger sendromunda dil ve konuşma becerisinde gerilik görülmemektedir. Bu çocuklar bazen patlayıcı ve aynı ses tonuyla konuşabilir. Değişiklikten hoşlanmayıp, bir sohbeti başlatmada ya da sürdürmede zorlanabilirler. Tek düze konuşup, esprileri anlayamayabilirler. Göz kontakları zayıf olur, sevdikleri konularda aşırı konuşabilirler. Asperger sendromunun doğru teşhisi için mutlaka konunun uzmanlarından yardım alınmalıdır.

Otizm tanısını kim koyar? Hangi uzmanlar otizmi teşhis edebilir?

Otizm tanısı koyabilecek uzmanlar çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları, çocuk nörolojisi uzmanları ve çocuk psikologlarıdır. Çocuk ergen ruh sağlığı uzmanları, otizmi tanır ve tedavi sürecini yürütür. Çocuk nörologları da otizm değerlendirilmesi yapabilir ancak otizm dışında farklı sorunlar varsa bu sorunlara yönelik tetkikler ve tedavi süreçlerini yürütebilirler. Eğer çocuğunuzda otizm olduğunu düşünüyorsanız Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları bölümlerine başvurabilirsiniz.

Otizm ruh hastalığı mıdır?

Hayır, otizm bir ruh hastalığı değildir. Otizm bir nörogelişimsel bir sorundur. Büyüdükçe duygusal, davranışsal ve bilişsel problemler ortaya çıkar.

Otizmli çocuk üstün zekalı mıdır?

Otizmli çocukların birçoğunda zekayı değerlendirmek kolay olmamaktadır. Erken okuma, harfleri ve rakamları ezberleme durumu ile güçlü hafıza belirtileri olabilir. Zekayı problem çözme becerisi ve uyum kapasitesi olarak tanımlarsak farklı düzeylerde zorlukları olduğu görülmektedir.

Otizmli çocukların görüntüleri birbirine benzer?

Hayır, otizmli çocukların fiziksel görüntüleri birbirine benzemez. Hepsinin özellikleri birbirinden farklıdır. Her çocuk gibi ailesine benzeyen fiziksel yapıya sahiptir.

Otizmli çocuklar üstün yetenekli midir?

Otizmli bireylerin nadir bir kısmında güçlü bir hafıza, müzik gibi üstün yetenekler olsa da, genellikle uyum ve problem çözme sorunları vardır.

Otizm ilacı var mı?

Otizmdeki tek tedavi, erken teşhisle birlikte erken ve yoğun eğitimdir. İlaçlar ana belirtileri düzeltmez ancak otizmde eşlik eden sorunları çözmek için kullanılabilir.

Otizm sıcakkanlı olmayan anne ve babaların çocuklarında mı görülmektedir?

Çocuklarıyla duygusal bağ kurmayan anne ve babalarla ilgili araştırmalar, bunun çocuğun otizmli olmasıyla bir ilgisi olmadığını göstermiştir. Otizm sebebi aile tutumları olmamakla beraber; iyileştirici davranışlarda ailenin duruşunun katkısı büyüktür.

Otizm kısa süren bir eğitimle geçebilir mi?

Otizm bir ömür süren, eğitimlerle desteklenmesi gereken bir sorundur. Yoğun ve uzun bir eğitim süreci gerektirmektedir.

Otizm diyeti var mı?

Otizm diyetle düzelen bir problem değildir. Dolayısıyla otizm diyeti yoktur. Metabolik problemler varsa buna yönelik tedaviler ve diyetler kullanılır.

Otizm bulaşıcı mıdır?

Otizm kişiden kişiye geçen bir sorun değildir. Yani otizm bulaşıcı değildir

Güncellenme Tarihi: 16 Temmuz 2020Yayınlanma Tarihi: 16 Temmuz 2020

Benzer Sağlık Rehberleri