Miyomların Kesin Tedavisi Laparoskopik Myomektomi İle Mümkün

Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar gidebilen tablolara neden olabilmektedir. Cerrahi dışında kesin tedavisi olmayan miyomlar son yıllarda laparoskopik myomektomi yöntemi ile alınmakta, hasta bu sayede şikayetlerinden kurtulup kısa sürede normal yaşantısına dönebilmektedir. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Önder Koç, laparoskopik myomektomi yöntemi hakkında bilgi verdi.

Miyomlar gebelik döneminde büyüyerek düşüğe sebep olabiliyor

Rahmin kendi düz kas liflerinden gelişen miyomlar, ailesinde miyom olan kadınlarda daha çok görülmektedir. Üreme çağındaki kadınlarda karşılanmamış östrojen hormonun artması sebebiyle, miyomların görülme oranları %15-20 arasındadır. Gebelikte yüksek östrojen düzeyine bağlı olarak daha fazla büyümektedirler ve büyüyen miyomlar fetüsü iterek düşüklerin yaşanmasına yol açabilmektedir. Menopoz döneminde ise östrojen hormonunun azalmasıyla miyomlar azalmakta ve küçülmektedir. Miyomlar,  genellikle sınırları belirgin ve iyi huylu kitleler olsalar da, büyüme ve kan akımı hızları ultrasonla kontrol edilerek çok nadir de olsa kötü huylu bir sarkom olma olasılıkları değerlendirilmelidir.

Miyom türleri

Miyomlar rahme yerleşme şekillerine göre üç gruba ayrılır.

  • İntramural miyomlar: En sık rastlanan miyom çeşididir. Rahmin miyometrium(düz kas) tabakası içinde bulunurlar ve büyümeye bağlı bası bulguları, kanama ya da ağrı yaratırlar.
  • Subseröz miyomlar: Rahmin dışını çeviren zarın altında yerleşmiş miyomlardır. Eğer saplı yapıda olur ve kendi etrafında dönerse kanlanması bozulur ve ağrı yapar. Nadiren bası semptomu yaratır. Hastada kanama şikayeti yaratmazlar.
  • Submüköz miyomlar: Rahmin iç zar tabakasının altına yerleşen miyomlardır. En fazla kanama yapan miyomlardır. Embriyonun implantasyonuna ve gebeliğin devamına engel olabilirler. Tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerinden önce temizlenmesi şiddetle önerilmektedir. Bazen ileri derecede büyüyerek rahimden dışarı çıkabilirler.

Laparoskopik myomektomi işlemi için doğru merkez ve uzman seçimi çok önemli

Miyomların ameliyatla alınıp alınmamasının değerlendirilmesi; hastanın durumuna, doğru zamana ve kullanılacak yönteme göre yapılır. Herhangi bir bası ya da kanamaya neden olmayan bir miyomda, kötü huylu düz kas tümörü şüphesi uyandıran bulgular da olmadığı sürece ameliyata gerek yoktur. Buna karşın aşırı kanamalar yaratan, rahme bebeğin yerleşmesine engel olan, mesaneye ve son bağırsağa bası ve ağrı yaratan miyomların ise alınması gerekmektedir. Hastanın yaşı yapılacak ameliyat yönteminin seçiminde önemlidir. İleri yaştaki hastalarda, menopoz döneminde miyomun büyümesinin duracağı ve köreleceği ihtimali göz önüne alınarak ameliyat ertelenebilir. Genç yaşlardaki hastalarda ise rahmin korunmasına yönelik bir minimal giriş cerrahisi yöntemi olan laparoskopik myomektomi (kapalı ameliyat yöntemiyle miyom çıkarılması) yöntemi kullanılabilir. Bu ameliyatta kapalı yöntemi uygulayacak jinekoloğun ileri endoskopik cerrahi ameliyatlarında deneyiminin olması büyük önem taşımaktadır.  Hastanın uygulama öncesinde doktorun daha önceki ameliyatlarının video görüntülerini görmesi ve bu konudaki operasyon sayısını öğrenmesi faydalı olacaktır.

Laparoskopik myomektomi ile kısa sürede iyileşme sağlanıyor

Operasyondan önce hastaya GNRH analoglarının yani kadının doğal östrojenini baskılayan ilaçların rutin olarak verilmesinden kaçınılmalıdır. Bu ajanlar kanamayı azaltmak için bazı cerrahlarca önerilse de miyomun rahime yaptığı hattı belirsizleştirerek miyomun rahimden ayrılmasını güçleştirir. Nadir görülen vakalarda hastanın kanamasını ameliyat öncesi keserek hastayı ameliyata hazır kan düzeyine yükseltmek için kullanılabilirler. Ameliyat sırasındaki kanamayı azaltmak için laparoskopik myomektomide önerilen yöntemler;  damar daraltıcı ajanlar (vasokonstrüktör) ya da atardamarların geçici olarak sıkıştırılmasıdır. Bu ajanların kullanılması kanama kontrolü için kullanılacak, yakma ile kanama kontrolü ihtiyacını azaltarak, daha güçlü yara iyileşmesi sağlayacaktır. Güçlü yara iyileşmesi, gebelik isteyen hastalarda rahim kasının gerilme gücü ve gebeliğin sağlıklı devamlılığı açısından oldukça önem taşımaktadır. Laparoskopik miyom ameliyatı üç ana bölümden oluşmaktadır.

  • Miyomun ayrılması: Miyoma ulaşmak için rahmin duvarına yapılan kesi ve miyom hattının bulunmasıdır. Miyomun yatağından traksiyon- kontraksiyon (mekanik çekme- karşı çekme) yöntemleriyle çıkarılmasıdır.
  • Miyom yatağının onarımı: Miyom çıkarıldıktan sonra rahim duvarında açılan kesi hattının iki kat ya da ihtiyaç halinde üç kat onarılmasıdır.
  • Miyomun parçalanarak batın dışına alınması (Morselasyonu): Bu aşamada karın boşluğuna çıkarılan miyom karın duvarından trokar yerlerinden içeri sokulan morselasyon cihazları ile küçültülerek rahim dışına alınmaktadır. Vajen arka duvarından karın boşluğuna girilerek parçalanmadan tek parça halinde miyomun çıkarılması da tercih edilebilecek diğer bir yöntemdir.

Miyomların cerrahi dışında kesin tedavisi yoktur

Sadece menopoza yakın yaşlarda ya da sistemik hastalıkların cerrahiye izin vermediği durumlarda östrojen baskılayıcı ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların uzun dönem kullanımı kemik erimesi, adet kesilmesi, ateş basması gibi şikayetlere neden olabilir. Hasta memnuniyeti bu nedenle azdır. Miyomların,  miyomu besleyen damarların tıkanması ve beslenmesinin bozulması ile giderek küçülmesinin sağlanması şeklinde önerilen tedavi yöntemleri kullanılan ajanların yumurtalık ve rahim iç zarı (endometrium) tabakasına verebilecekleri hasar riskinden dolayı genç hastalara önerilmemektedir. İlaç kullanımının yetersiz kaldığı ve kadın doğum uzmanı tarafından miyomun alınmasının gerekli görüldüğü durumlarda, laparoskopik myomektomi yönteminin kullanılması; daha az ağrı, 5 mm kadarlık küçük dikiş izi, daha az kan kaybı ve gündelik hayata daha erken dönüş sağlamaktadır. Laparoskopik yaklaşım, vakaların büyük bir kısmına uygulanabilmektedir. Cerrahi işlemin gerekli görüldüğü durumlarda, hastaların kadın doğum uzmanlarının bu tip hastalıklara yaklaşımında minimal invaziv yöntemler (laparoskopi) kullandığından emin olmaları gerekmektedir.

05 Mayıs 2014

CANLI DESTEK