Sigarayı Tıbbi Tekniklerle Bırakın

“Tek seansta sigaraya son”,

“Bırakamazsanız paranız iade”,

“1 saatte sigaradan tamamen kurtulun” gibi söylemleri olan yöntemler, kısa bir süre kişinin sigara içmemesini belki sağlayabilir, ancak sigara tedavisinde önemli olan sigaraya “ara vermek” değil, 1. yıl sonunda dahi halen içmiyor olmaktır. Ne yazık ki, “sihirli değnek” benzeri bir sigara bırakma yöntemi yoktur.

Memorial Ataşehir Sigara Bırakma Merkezi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanları, sigara yasağı yaklaşırken sigarayı bırakma teknikleri ve sigaranın zararları hakkında bilgi verdi.

Sigarayı bırakmayı deneyip de başarısız olmak, bir dahaki denemede yeniden başarısız olunacağı anlamına gelmez. Sigarayı “azaltarak bırakma”, ya da daha düşük nikotin/katran içeren “light” sigaralara geçme, etkin yöntemler değildir.

Yalnız başına sigarayı bırakmada zorlanan kişilerin başvuracakları yerler, sigara bırakma poliklinikleridir.

Memorial Ataşehir Sigarayı Bırakma Merkezi’ne başvuranlar için nasıl bir yol izleniyor?

Merkezimizde, hekim kontrolünde sigara bırakma arzusunda olan kişinin bağımlılık tipi (ruhsal/fiziksel ya da her ikisi) saptanır; karbon monoksit düzeyi ölçülür; genel muayene yapılarak sigaranın yapmış olabileceği zararlar araştırılır ve kişiye uygun tedavi başlanır. Kimi bağımlılar için sadece bırakmanın gerekliliğinin hekim tarafından vurgulanması yeterli olurken, kimi durumlarda ilaç, kimi durumlarda ilave psikolojik destek gerekebilir. Sigaranın bırakılması ile ortaya çıkması olası sorunlar, sigara polikliniğini yürüten hekimle beraber aşılmaya çalışılır. Hastanın ihtiyacına göre, ilk 15. gün, 1 ay ve sonraki 3 aylık dönemlerde telefonla ya da yüz yüze görüşmeler yapılır. Hastanın izlemi 1 yıla tamamlanır. 1 yıl sonunda halen sigara içmeyen hasta başarılı kabul edilir.

Memorial Ataşehir Sigarayı Bırakma Merkezi’nde kullanılan yöntemler arasında nikotin yerine koyma tedavisi ve ilaç tedavileri yer alır. Bu tedavilerin sigara konusunda deneyimli bir hekim tarafından uygulanması gereklidir. Kişinin kendi başına bu tedavileri kullanması, çeşitli zararlar doğurabileceği gibi, hekim desteği ve motivasyonu olmadığında sigarayı bırakamayan kişi, ilaçlara ve sigarayı bırakabileceğine dair güvenini de kaybetmektedir.

Sigara Bırakmada Kullanılan Teknikler

Nikotin Yerine Koyma Tedavisi

Sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilk yöntem, nikotin yerine koyma tedavisidir. Fagerström Testi’nde orta-yüksek bağımlılık gösteren kişilerde kullanılabilir. Nikotin, alkol, eroin, kokain vb.. gibi bağımlılık yapıcı bir maddedir. Sigaranın da en az eroin ve kokain kadar bağımlılık yapabildiği bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflamasına göre, tütün bağımlılığı ruhsal ve davranışsal bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Mutluluk, rahatlama, açlık hissinde azalma ve konsantrasyon artışı gibi etkileri vardır. Vücut, nikotinin bu etkilerine alışır ve sürekli nikotin almak ister, sonuçta bağımlılık gelişir. Kişi yeterli nikotin almadığında, huzursuzluk, sinirlilik, uyku sorunları, iştah artışı, konsantrasyon güçlüğü yaşar.

Sigarayı bırakırken sigara yerine giderek azalan dozda nikotinin kullanımı ile nikotin yoksunluk belirtileri engellenmeye çalışılır. Bu yöntem sayesinde kişi, nikotin dışında sigarada bulunan diğer zararlı maddelere maruz kalmamaktadır. Diğer sigara bırakma tedavileri gibi, mutlaka doktor kontrolünde uygulanmalıdır. Bu tedavi yöntemi, gebelerde, süt verenlerde, 18 yaşın altındakilerde, kalp ve damar hastalığı olanlarda kullanılmamalıdır. Nikotin tedavisi alırken, kesinlikle sigara içilmemelidir.

  • Nikotin sakızı: Çoğu ülkede reçeteli satılmasına rağmen, İsviçre, Malta, İsviçre ve ülkemizde reçetesiz alınabilir. Sigara ihtiyacı duyulduğunda çiğnenir. Günlük 12 adetlik doz geçilmemelidir. Asitli içeceklerle beraber tüketilmemelidir. Sakız adedi giderek azaltılır ve bırakılır.
  • Nikotin bandı: Kişinin içtiği sigara adedine göre dozu ayarlanır. 7, 14, 21 mg’lık formları vardır. Üst kolun kılsız ve temiz bir bölgesine yapıştırılan bant, gün boyunca sabit düzeyde nikotin salgılayarak kişinin nikotin ihtiyacını yerine koyar. 24 saat sonra yeni bir bant, bu kez farklı bir bölgeye yapıştırılır. Günde 10 taneden az sigara içenlerde önerilmez. Yapıştırıldığı bölgede ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntıya yol açabilir. Cilt hastalığı olanların nikotin bantlarını kullanması uygun değildir.
  • Nikotin burun spreyi: Her iki burun deliğine sıkılır. 3-6 ay kullanılır. Burunda rahatsızlık hissi, öksürük yapabilir.
  • Nikotin spreyi: Burun spreyi gibi 3-6 ay süreyle kullanılır.

 

İlaç Tedavisinde Hekim Kontrolü Şart!

Sigara bırakmada yararlanılan bir diğer yöntem, ilaç tedavisidir. Nikotin tedavisinde olduğu gibi, bu ilaçlar da reçeteli alınmalı, mutlaka hekim kontrolünde uygulanmalıdır.

Bu ilaçlardan bazıları aslında anti-depresandır. Sigara bağımlıları arasında depresyon görülme sıklığı, sigara içmeyenlerden fazladır. Bunun dışında, depresyonu olan sigara içiciler, depresyonu olmayanlara göre sigarayı çok daha zor bırakmaktadırlar. Bu ilacın sigarayı bıraktırmadaki etkinliğinin yanı sıra, sigara bırakıldığında oluşabilecek öfke, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü ve kilo alımı gibi belirtileri engelleyebileceğini gösteren çalışmalar vardır. Sigara bırakma gününden 1-2 hafta önce başlanır. İlk 3 gün daha küçük dozda, sonrasında daha yüksek dozda alınır. Bu tedavi yöntemi, ağır depresyonu olanlar ile epilepsi hastalarında kullanılmamalıdır. Yan etkileri arasında uykusuzluk, baş ağrısı, ağız kuruluğu ve çarpıntı sayılabilir. Bu belirtilerin önlenmesi için hekim tarafından doz ve/veya kullanım saati ayarlanması yapılabilir.

Sigarayı bırakmada kullanılan diğer bir ilaç grubu da nikotine benzer biçimde dopamin maddesi salınmasına ve sonuç olarak sigaranın yaptığına benzer bir haz duygusu ortaya çıkarmaktadır. Bu ilacın bulantı, kabızlık ve uyku ile ilgili sorunlar gibi yan etkileri vardır.

Nikotin, vücuda alındığında beyindeki nikotin reseptörlerine bağlanır. Bu bağlanma ile beyinde “dopamin” açığa çıkar. Bu, keyif verici bir sinirler arası iletişim maddesidir. Sigarayı bırakmada kullanılan farklı bir ilaç da, nikotine benzer biçimde dopamin salınmasına neden olmakta ve sonuç olarak sigaranın yaptığına benzer bir haz duygusu ortaya çıkarmaktadır. Bu ilaç, sigara içme arzusunu baskılar ve nikotin yoksunluğuna bağlı belirtilerin ortaya çıkmasını engeller. Sigara bırakma gününden 1-2 hafta önce kullanmaya başlanır. Belirli bir doza kadar doz artırılarak kullanılır. 12 haftalık kullanım süresi sonrasında, nüksün engellenmesi için 12 haftalık ek tedavi önerilebilir. Bu ilacın bulantı, kabızlık ve uyku ile ilgili sorunlar gibi yan etkileri olabilir.

Ayrıca, sigara fizikselden çok ruhsal bağımlılığı olan ve sigara bırakmada tedaviye rağmen sorun yaşayan kişilere, psikolojik destek de önerilebilir. Bunların dışındaki yöntemlere tıbbi kabul edilmektedir.

Sigara Kadınları Erkeklerden Daha Çok Etkiliyor!

Akciğer Kanserinin Yeni Hedefi Sigara İçen Kadınlar

Akciğer kanseri, dünyada erkeklerde en sık, kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen kanser tipidir. Türkiye'de her yıl çoğunluğu kadın olmak üzere 30 - 40 bin kişide akciğer kanseri saptanmaktadır.

Akciğer kanseri, dünyada en sık 50-70 yaşlar arasında görülmekle birlikte 35 yaşından sonra risk artmakta ve kadınlarda erkeklere göre çok daha hızlı bir yükseliş göstermektedir. 25 yıl önce bu kanser türü her 11 erkeğe karşılık 1 kadında görülürken, günümüzde neredeyse her 2 erkeğe karşı 1 kadında akciğer kanseri saptanmaktadır ve bunun en büyük nedeni artık kadınların daha çok sigara içiyor olmasıdır.

Akciğer kanserine neden olan faktörler nelerdir?

Akciğer kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü % 90 oranında sigaradır. Sigara içen birinin akciğer kanserine yakalanma olasılığı, içmeyen birine göre yaklaşık 20 kat artmaktadır. İçilen sigaranın “light”, yani düşük katranlı olması kanser riskini azaltmadığı gibi sigaraya başlama yaşı ne kadar küçükse, içilen süre ne kadar uzunsa ve günlük tüketim ne kadar fazlaysa, kanser riski de o oranda artış göstermektedir.

Hiç sigara içmediği halde akciğer kanserine yakalanan her üç kişiden biri, pasif içicidir.

Sigaranın yanı sıra pipo ve puro içilmesi, çevresel ve mesleki faktörler, hava kirliliği, ailede akciğer kanseri olması, sebze ve meyveden fakir, hayvansal yağlardan zengin beslenmek de akciğer kanseri gelişiminde rol oynamaktadır.

Erken tanı hayat kurtarıcıdır!

Akciğer kanserinin belirtileri olan inatçı öksürük, var olan öksürüğün ve balgamın karakterinde değişme, balgamda kan bulunması, göğüs, sırt, kol ya da omuz ağrısı, nefes darlığı, ses kısıklığı, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, boyun ve yüzde şişme gibi durumlar görülebilse de erken dönemde hiç yakınma olmayabilir. Bu nedenle; akciğer filmi, bilgisayarlı tomografi, balgam incelemesi, bronkoskopi (havayolunun özel bir aletle incelenmesi) gibi yöntemlerle tanının hemen konulması ve tedaviye geçilmesi çok önemli. Tedavide, tümörün tipine, büyüklüğüne ve yayılımına bağlı olarak; cerrahi, kemoterapi (ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) veya bu yöntemlerin bileşimleri kullanılmaktadır. Tedavide en önemli faktör, tanıda gecikilmemesidir.

Sigara İçen Kadınlar Düşük Yapıyor, Bebekleri Ölü Doğuyor

Binlerce zararlı kimyasal madde içeren sigara, sadece akciğerleri değil, vücutta hemen her organ ve sistemi etkiliyor. Sigara, baba adaylarında sperm sayısı ve kalitesini düşürürken anne adayları için de kimi zaman; dış gebelik, düşük ve ölü doğum riski anlamına geliyor.

Sigara bebekten önce anne ve babayı etkiliyor!

Sigara içen kadın ve erkeklerde kısırlık, içmeyenlere göre çok daha sık görülmektedir. Sigara içen erkeklerin sperm sayısı düşmekte ve sperm hareketliliği azalmakta iken kadınların gebelik için gerekli hormonları sigaradan etkilenmektedir. Ayrıca sigara, yumurtanın tüplerden rahme yolculuğunu da sekteye uğratmaktadır. Tüm bunlara ek olarak sigara, kısırlık tedavisinin başarısını düşürmektedir.

Sigara içen kadınlarda, “dış gebelik” adı verilen, döllenmiş yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi durumu ve düşükler ile ölü doğumlar da sık görülür.

Sigara, “plasenta” ya da “bebeğin eşi” olarak bilinen ve bebeğin anne ile arasındaki besin maddeleri ile oksijen, karbondioksit gibi gazların alışverişinde rol alan organ ile ilgili zararlara da yol açmaktadır. “Plasenta previa”, plasentanın rahmin alt kısmında yerleşmesi anlamına gelir. Bunun sonucunda gebeliğin ilerleyen dönemlerinde kanama görülebilir ve erken doğum yaptırılması gerekebilir. Sigara içenlerde, hem plasenta previa, hem de plasentanın doğumdan daha önce rahim duvarından ayrılması olayı daha sık görülmektedir.

Anne sigara içiyorsa bebek de içiyordur!

Anne karnındaki bebek, göbek kordonu aracılığıyla annenin yediği besinlerden yararlandığı gibi, annenin aldığı ilaçlara ve zararlı maddelere de maruz kalır. Sigaradaki kimyasallar da bebeğe bu yolla ulaşıp, henüz gelişmekte olan minik organlara zarar verir. Nikotin, katran ve karbon monoksit (egzoz gazında bulunan ya da soba zehirlenmelerinde solunan gaz), bebek için sigaradaki en tehlikeli maddelerin başında gelmektedir. Anne sigara içiyorsa, bebek de içiyordur. Sigara, bebeğin küçücük organlarına annesine göre kat kat fazla zarar vermektedir.

Sigara ile gelen erken doğum tehlikesi

Anne gebelik boyunca ne kadar çok sigara içerse, bebek de o kadar küçük doğmaktadır. Erken doğum riski de artmaktadır. Erken doğan bebekler daha küçük dünyaya gelmelerinin yanı sıra, akciğerleri de henüz doğuma hazır olmadığından solunum sorunları yaşayabilmektedir.

Sigara ani beşik ölümü sendromuna yol açıyor!

Gebeliği boyunca sigara içen annenin bebeği sağlıkla dünyaya gelmiş olsa da, sigaranın bebek üzerindeki zararlı etkileri sona ermez. Bu çocuklarda nedeni bilinmeyen “ani beşik ölümü sendromu”, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre 2-3 kat daha sık görülmektedir.

Sigara içen annelerin çocuklarında dudak/damak yarıkları daha sıktır.

Bu çocuklar, solunum yolu hastalıklarına, kulak iltihaplarına ve bademciğe daha fazla yakalanırlar. Daha da önemlisi, ileriki yıllarda öğrenme, davranış ve dikkat bozuklukları gelişebilmektedir.

Emziren anneler de sigaradan uzak durmalı!

Gebeliği sigarasız geçiren anne, süt verme döneminde de sigaradan uzak durmalıdır. Sigara, anne sütünü azaltmaktadır. Anne sigara içtiğinde, bebek de emdiği süt yoluyla sigaradaki maddelere maruz kalmış olur. Diğer tüm zararlarının yanında, sigara bu çocukları daha huzursuz yapmakta ve uyku düzenlerini bozmaktadır. Bebeklerin kalp hızları artmakta, karın ağrısı, kusma ve ishal görülebilmektedir.

Sigarayı başka bir odada içmek de çözüm değildir

Sigara içen anne-babalar, sigarayı bebeğin yanında değil, başka bir oda ya da cam açık/balkonda içtiklerinde sigaranın bebeklerine zarar vermeyeceğini düşünürler. Oysa kişinin giysilerine ya da derisine sinen nikotin ve diğer zararlı maddeler, bebeğe yanında sigara içilmişçesine taşınmaktadır. Amerika’da yapılan bir araştırmada, evin farklı odasında ya da dışarıda sigara içilen evlerin bebek odalarında, hiç sigara içilmeyen evlere göre nikotin ve diğer kimyasalların düzeyi 5-8 kat daha yüksek bulunmuştur. Bebeklerde yapılan idrar tahlillerinde de, sigara ürünleri 8 kat fazla saptanmıştır. Bebeklerin akciğerleri o kadar küçüktür ki, çok az miktardaki sigara dumanı bile onlara zarar verebilmektedir.

Anne baba olmadan önce sigarayı bırakın

Tüm bu zararlı etkileri göz önüne alındığında, gebelik planlayan her annenin sigarayı bırakması uygun olacaktır. Hamile bir kadının ise, sigarayı bırakmak için gerçekten çok güçlü bir motivasyonu vardır. Özellikle ilk birkaç aydaki bulantı ve kusmalar, sigarayı bırakmayı kolaylaştırabilir. Kimi gebeler, sadece bırakmaya karar vererek bu kötü alışkanlıktan kurtulabilmektedirler. Bu; hem anne, hem de bebek için en güvenli yoldur.

Canınız sigara istediğinde bir bardak su için !

Sigarayı hatırlatacak her şeyden uzak durmak, sigara ile “iyi giden” çay ve kahve tüketimi gibi alışkanlıkları azaltmak, spor yapmak, sigara isteği geldiğinde bir bardak su içmek, sakız çiğnemek ya da ortam değiştirmek gibi küçük tedbirler işe yarayabilir. Bunu yaparken aile veya iş çevresinde sigara içen biriyle birlikte bırakmayı denemek de faydalı olabilir. Eğer baba adayı da sigara içiyorsa, bebek için risk katlanmış demektir. Bu yüzden anne ve babanın beraberce sigarayı bırakmaları bebek için çok daha önemlidir.

Eğer kendiliğinden bırakmada sorun yaşanırsa, mutlaka bir hekime danışılması uygun olacaktır. Göğüs hastalıkları uzmanları tarafından yürütülen sigara polikliniklerinde sigaranın bırakılmasına yönelik tedaviler, gereğine göre gebelikte de uygulanabilir.

Sigara Saç Telinden Ayak Tırnağına Kadar Zararlı!

  • Akciğer kanserinden ölümlerin % 90’ının, tüm kanser ölümlerinin % 30’unun sorumlusu sigaradır.
  • Kronik bronşit ve amfizemin başlıca sebebi sigaradır. Bu hastalıklar, kişiyi yatağa ve oksijene bağımlı hale getirebilmektedir.
  • Sigara, akciğerin doğal savunma sistemini bozar, solunum yollarını kaplayan titrek tüylerin felce uğramasına neden olur, zatürre gibi mikrobik hastalıklara yakalanma riskini artırır.
  • Sigara, kalp krizi riskini 3 kat arttırır, yüksek tansiyona yol açabilir.
  • Sigara, damar tıkanıklığına, el ve ayaklarda kangrene ve bunun sonucunda bu uzuvların kesilmesine yol açabilir.
  • Sigara, cildi erken yaşlandırır.
  • Sigara, mide rahatsızlıklarına yol açabilir.
  • Sigara, vücutta C vitamininin tüketilmesine ve bu vitaminin eksikliği sonucu hastalıklara eğilimin artmasına neden olur.
  • Hamilelikte sigara içilmesi düşüğe, erken doğuma, bebeğin küçük doğmasına neden olabilir. Bu bebeklerde ileride astım ve alerjik rahatsızlıkların gelişme olasılığı artar.
  • Anne veya babası sigara içen çocuklarda öksürük, hırıltı, astım, sinüzit, bademcik ve orta kulak sorunları daha sık görülmektedir.
  • Sigara, cinsel organlara giden kan miktarını azaltarak iktidarsızlığa neden olabilir, seks hormonlarının azalmasına ve spermlere zarar vererek kısırlığa neden olabilir.
  • Sigarayla alınan karbonmonoksit gazı, hücrelere oksijen taşınmasını engeller.
  • Sigara, yalnız içene değil, çevresindekilere de ciddi boyutlarda zarar vermektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes almayla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Ortamda içilen her 5 sigara, içmeyenlerin 1 sigara içmesine neden olur.

Sigara İçmemek Yetmez Pasif İçici De Olmayın!

Sigaranın zararı, yalnızca sigara içene değil, dumana maruz kalan herkesedir. Kendi sigara içmediği halde, kişinin sigara dumanına maruz kalmasına “pasif içicilik” denmektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes yoluyla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Sigara içmeyen kişilerin yanında içilmese dahi, sigara içen kişinin saçına, cildine ve giysilerine sinen dumandan etkilenebilir. Evin bir odasında sigara yakıldığında, dakikalar içinde tüm eve sigara dumanı yayılır. Halı, duvar, mobilya gibi tüm yüzeylere siner ve günler içinde buradan havaya geri yayılır.

Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak, öksürük, boğazda yanma, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilere yol açmaktadır.

Yarım Saatlik Sigara Dumanı Kalbe Giden Kanı Azaltıyor

Ev ortamında pasif dumana maruz kalan kişilerin kalp hastalığı ve akciğer kanseri riski, %25 artmaktadır. İşyeri ve kamu alanlarında da sigaraya maruz kalındığı göz önüne alındığında,  kalp hastalığı riski %50-60 kadar fazlalaşmaktadır.

Sigaranın içerdiği 4 bin kadar zararlı maddenin yaklaşık 60 tanesi, kansere neden olmaktadır. Pasif sigara dumanına maruz kalanlarda akciğer kanseri riski, %20-30 kadar artabilir. Sadece akciğer değil, mide, karaciğer, böbrek, rahim kanseri ve lösemi riski de pasif içicilik ile artış gösterir.

“Lıght Sigara İçiyorum, Bana Bir Şey Olmaz” Demeyin!

Sigaranın akciğer kanseri ile ilişkisinin anlaşılmasını izleyerek, “light” ya da düşük katranlı sigaralar, ilk olarak 1960’ların sonunda piyasaya sürülmüştür.Sigara içenlerin çoğu,  “light” ya da “mild” sigaraların daha az zararlı olduğunu veya bu şekilde daha kolay sigarayı bırakacaklarını düşünür. Oysa İngilizce’de “hafif” anlamına gelen light sigaralar, normal sigaralar kadar, hatta belki biraz daha fazla zararlıdır.*** Light sigara boğazda daha “hafif” bir his bırakıyor olabilir; ancak çoğu light sigaradaki tütün miktarı, normal sigaralardaki kadardır.*** Light sigaralar normal sigaralara oranla daha az katran içeriyor olabilir. Ancak sigara, içerdiği nikotin nedeniyle hem fiziksel; hem ruhsal bağımlılık yapabilen bir maddedir ve kişi light sigara içmeye başlasa da vücudunun alışık olduğu nikotin miktarı değişmez. Bu nedenle sigara bağımlısı; nikotin ihtiyacını light sigarayı daha derine çekmekle, sigaradan daha uzun nefesler almakla, sigarayı sonuna kadar içmekle ya da içe çekilen nefesi daha uzun süre akciğerde tutmakla gidermeye çalışır. Hatta bazen kişi günde birkaç adet daha fazla light sigara içme ihtiyacı bile duyabilir. Bu şekilde günlük toplam nikotin gereksinimini telafi etmiş olur. Bu kompanse edici tarzdaki sigara içme yöntemi ile sigara kaynaklı kimyasal maddeler, sigara içen kişinin daha da uç havayollarına gider. İşte bu nedenle, özellikle light sigara içen kişilerde, geçmişte daha az görülen özel bir akciğer kanseri tipi olan “adenokanser” sıklığı artmıştır.

Light sigaraların daha zararsız olduğu yanılgısı, sigara içme makinelerinden kaynaklanmaktadır. A.B.D.’de bu makineler, sigaradaki katran miktarını ölçmek için kullanılmaktadır. Ancak, makine, bir insanın sigaradan ne miktar katran alacağını doğru olarak saptayamaz. Light sigaraların filtrelerinde küçük havalanma delikleri bulunur. Bu delikler, sigara makinesi tarafından içildiğinde, sigara dumanını seyreltir ve makine yanlış olarak sigaradaki nikotin ve katran miktarını daha düşük gösterir. Oysa sigarayı içen makine değil de, bir insan olduğunda, yukarıda bahsedilen kompanse edici içme şekillerinin yanı sıra, birey farkında olmadan sigaranın üzerindeki havalanma deliklerini parmaklarıyla kapatır. Dolayısıyla, light sigaranın normal sigaradan pek bir farkı kalmaz.

Zararsız Ya Da Az Zararlı Sigara Yoktur

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sigara dünyadaki en önemli ikinci ölüm nedenidir. Sigara sayısız hastalığa neden olabilir. Düşük ya da yüksek katranlı, light ya da normal, tüm sigaralar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Sadece akciğerlerde değil, vücudun neredeyse tüm organlarında hasar yapabilen sigaranın zararlarından korunmak isteniyorsa, yapılacak en iyi şey sigarayı azaltmak ya da “daha hafifine” geçmek değil, sigarayı tamamen bırakmak olmalıdır. ***Yapılan araştırmalar, 30 yaşından önce sigarayı bırakmanın sigara kaynaklı hastalıkların gelişimini neredeyse tamamen önlediğini göstermektedir.*** Yaş ne olursa olsun, sigara bırakıldığında sağlık riskleri azalmaktadır. Sigarayı bırakmakta zorlanan kişilerin, sigara bırakma tedavisinde uzmanlaşmış özel sigara polikliniklerinden yardım alması faydalı olacaktır.

Sigarayı Bırakınca Ne Olur?

Sigarayı Bırakma Sürecinde;

12-24 saat içinde nikotin ve karbon monoksitin etkisi kaybolur.

1-2 gün içinde tat ve koku alma duyularınız düzelir.

6 hafta içinde bağışıklığı baskılayıcı etki ortadan kalkar.

Sigaranın yola açtığı hastalıklara yakalanma riskiniz azalır.

Sigarayı bıraktıktan sonraki 1 gün içinde kalp krizi geçirme riskiniz yarı yarıya azalır.

Solunum fonksiyonlarınızdaki hızlı gerileme düzelir.

Fiziksel kapasitenizde artış olur, daha aktif bir insan haline gelirsiniz.

Zamanla dişlerinizdeki ve cildinizdeki nikotine bağlı lekeler kaybolur.

Bir süre öksürük ve balgam miktarınızda artış olabilir. Sanılanın aksine bu bir iyileşme belirtisidir, bronşlarınızdaki titrek tüylerin iyileşip solunum yollarınızın temizlenmeye başladığını gösterir.

Sigarayı Terfi Edince Bırakın!

Sigarayı bırakmak için özel bir gün belirleyin, evlilik yıldönümü doğum günü gibi ya da örneğin terfi edince sigarayı bırakın.

Sigarayı bırakmak için sağlığınızı kaybetmeyi beklemeyin.

Kendinize güvenin.

Kararlı olun. Çevrenizdeki sigara tiryakilerinin sizi yanlış yönlendirmelerine izin vermeyin.

Yakınlarınızın desteğini isteyin. Mümkünse ailenizde ya da arkadaş çevresindeki bir sigara içicisiyle beraber sigarayı bırakın.

Sigarayı bırakmak için gün belirleyin.

Sigara içenlerden ve sigara içilen ortamlardan uzak durun.

Alkol, kahve gibi sigara içme isteğinizi artıran uyaranları tercih etmeyin.

Evinizde ve işyerinizdeki küllük, çakmak gibi eşyaları ortadan kaldırın.

Sigara içme arzusu duyduğunuzda, ortam değiştirin, şekersiz çiklet çiğneyin, yavaş yavaş su için.

Sigarayı bıraktığınızda yaşamanız olası olan sinirlilik, uyku ve konsantrasyon sorunları, iştah artışı gibi belirtilerin geçici olduğunu unutmayın.

Sigarasız yaşamın getirdiklerini düşünün. Bir çok sağlık riskinden kurtulacağınızı, daha temiz kokacağınızı, artık sağlığınızı tehlikeye atmak için bir de üzerine para vermeyeceğinizi, efor kapasitenizin artacağını, koku alma duyunuzun bile daha keskinleşeceğini ve çocuklarınıza iyi örnek olacağınızı aklınızdan çıkarmayın.

Artık daha sağlıklı bir insan olmanın tadını çıkarın.

Tek başınıza başaramayacağınızı düşünüyorsanız, mutlaka bir sigara polikliniğinden yardım alın.

05 Ağustos 2009

CANLI DESTEK