Geçmeyen Yorgunluk Tiroite İşaret Edebilir

İnsan bedeni için hayati öneme sahip olan tiroit hormonlarının gereğinden az ya da fazla salgılanmaları birçok ciddi sağlık sorununa neden olabiliyor. Halsizlik, çok üşüme, sıcağa tahammülsüzlük gibi belirtiler tiroit hastalıklarının habercisi olabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sibel Ertek, “Uluslararası Tiroit Farkındalık Haftası”nda tiroit hastalarının bilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Boyunda şişlik ve nefes darlığı guatr habercisi olabilir

Tiroit boynun ön kısmında yer alan ve tiroit hormonlarını salgılayan bir bezdir. Tiroit hormonları, vücudun tüm hücrelerini etkileyerek organların çalışmasını ve metabolizma hızını düzenlemektedir. Tiroit bezinin çalışmasını, tiroiti uyaran hormon olan TSH aracılığıyla hipofiz bezi kontrol etmektedir. Beynin alt kısmında yer alan hipofizden salgılanan TSH hormonunun etkisiyle tiroit bezi T3 ve T4 tiroit hormonlarını salgılamaktadır. Guatr, tiroit bezinin normalden büyük olması durumudur. Guatr içerisinde büyüyen yumrular “nodül” olarak adlandırılmaktadır. Tiroit, içerisinde nodül olmadan da fazla büyük boyutlarda olabilir. Guatrın başlıca belirtileri; boyunda şişlik, bası hissi, dar ve kısa boyunlu kişilerde horlama ve nefes darlığı olarak sıralanabilir. Tiroit bezi, tiroit hormonlarını iyot kullanarak sentezlemektedir. Ülkemizde guatr görülme sıklığının en önemli nedenlerinden biri iyot eksikliğidir. Özellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda iyot tüketiminin normal olması çocukların sağlıklı beden ve zeka gelişimi için önemlidir.

Halsizlik şikayetleriniz tiroit hastalığının habercisi olabilir

Tiroitin az çalışması durumu ‘’hipotiroidi’’ olarak adlandırılmaktadır. Hipotiroidinin belirtileri; halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık, ciltte kuruluk, kabalaşma, turuncuya yaklaşan renk değişiklikleri, artan saç dökülmesi, çabuk üşüme ve soğuğa tahammülsüzlüktür. Tiroitin az çalışması durumunda verilen ilaçlar tablet şeklinde kullanılmaktadır. Bu tabletler mutlaka doktor kontrolünde alınmalıdır. Sabah aç karnına, kahvaltıdan en az 30 dakika önce ve tek başına içilmelidir. Bu ilaçların; demir ilaçları, mide ilaçları, kalsiyum tabletleri ile birlikte veya yemekle alınması sonucu bağırsaklardan emilimi bozulur ve etki gösteremezler.

Tiroit hastası anne adayları gebelik boyunca takip edilmeli

Tiroit ilaçlarının çoğu gebelikte de kullanılabilmektedir. Gebelik öncesi bu ilaçların dozlarının ayarlaması ve bazı durumlarda ilaç değişikliği yapılması gerekebilmektedir. Tiroit hastası anne adaylarının bu dönemde hem gebelik ihtimalinin daha yüksek olması hem de gebeliğin doğuma kadar sağlıklı devam etmesi için endokrinoloji uzmanına başvurmaları faydalı olacaktır. Bebeğin sağlıklı vücut ve zeka gelişimi için gerekli ideal tiroit hormon değerleri gebelerde gebe olmayanlardan farklıdır. Bu nedenle gebelik boyunca da muayene ve tetkiklerle tiroit ilaçlarının doz ayarının yapılması anne ve bebek için en doğrusudur.

Aşırı terlemeye dikkat!

Tiroitin normalden fazla çalışması ve kanda fazla tiroit hormonu bulunması durumu ise halk arasında “zehirli guatr” olarak bilinen ‘’hipertiroidi’’ye neden olmaktadır. Hipertiroidinin belirtileri; aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, çarpıntı, kilo kaybı, ellerde titreme, ishal olarak sıralanabilir. Hipertiroidi hastalığında tiroit bezi içinde fazla tiroit hormonu üreten bölgeyi değerlendirmek veya guatrda bulunan nodüllerin çalışmasını görmek amaçlarıyla tiroit sintigrafisi istenebilmektedir. Sintigrafi, çok düşük doz radyoaktif iyot verilerek yapılmaktadır. Tiroit sintigrafisinde fazla iyot tutan nodüller “sıcak nodül”, az iyot tutan nodüller “soğuk nodül” olarak değerlendirilmektedir. Sıcak nodüllerin kötü huylu hücre içerme ihtimalleri daha düşüktür.

Nodüle bağlı kanser riski ameliyata gerek kalmadan belirlenebiliyor

Tiroit nodüllerinin bir kısmında tiroit kanseri gelişme riski vardır. Bu nedenle özellikle ülkemiz gibi tiroit hastalıklarının yaygın olduğu bölgelerde tiroit muayene ve taramaların yapılması hayati önem taşımaktadır. Bu nodüllerin varlığı durumunda vakit kaybetmeden bir endokrinoloji uzmanına başvurulmalıdır. Muayenede detaylı hasta öyküsünün dinlenmesinin ardından riskli bulunan nodüllerden biyopsi istenmektedir. Kanser riskini belirlemede ultrason eşliğinde kullanılan 'tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi' yöntemi, hastalığın tanısının konulmasını ve ameliyata gerek kalmadan nodül hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Anestezi gerektirmeyen bu yöntemde; kan almada kullanılan enjektörle nodülün içerisinden çok az miktarda sıvı alınır ve alınan örnekteki hücreler mikroskop altında incelenir. Biyopsi öncesi aç kalmaya gerek yoktur ve biyopsiden hemen sonra kişi iş ve sosyal hayatına dönebilir. Tiroit kanserleri, erken dönemde yakalandıklarında kemoterapi ve radyoterapiye gerek kalmadan tedavi edilebilen hastalıklar oldukları için erken tanı büyük önem taşımaktadır.

Ailesinde tiroit kanseri olanlar kontrollerini aksatmamalı

Özellikle birinci derece yakınlarında tiroit kanseri öyküsü olan kişilerin mutlaka tiroit testlerini ve muayenesini düzenli aralıklarla yaptırmaları gerekmektedir. Bu kişiler ayrıca tiroit nodülleri varsa bunların takibini de aksatmamalıdır. Tiroit hastalıklarında ailevi yatkınlık sık görülmektedir. Ailesinde tiroit kanseri öyküsü olanlarda, tiroit kanseri yatkınlığı olan genetik hastalıklarda, radyasyona maruz kalmış kişilerde ve ayrıca nodülün büyük olduğu veya şüpheli özellikler gösterdiği durumlarda nodüllerin kanser hücreleri içerip içermediği mutlaka araştırılmalıdır.

25 Mayıs 2015

CANLI DESTEK