Beslenme ve Diyet

Bölüm Hakkında

Beslenme; büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için besinlerin kullanılmasıdır. Toplumda genellikle beslenme bir hastalık oluşması durumunda dikkat edilecek bir kavram olarak görülmektedir. Fakat yapılan araştırmalarda bireysel diyet ve sağlık uygulamalarının düzeltilmesi, önlenebilir hastalıkları, sakatlıkları ve erken ölümleri azaltmaktadır. Beslenme yetersizliği ve dengesizliği bazı hastalıkların oluşmasında doğrudan, bazılarında ise dolaylı nedendir. Bu yüzden Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Departmanı olarak beslenme ve diyet üzerine kapsamlı hastalıklarda bireye özgü diyet programları ve beslenme eğitimleri konularında hizmet verilmektedir.

Günümüzde birçok hastalığın önlenmesinde, tedavisi sırasında ve hastalık sonrasında hastanın beslenme durumunun saptanarak, kişiye özgü, yeterli ve dengeli beslenme programları ile takip edilmesi gerekmektedir.

Koruyucu Beslenme

Çocukluk çağı beslenmesi

Yetişkinlerde karşılaştığımız birçok hastalığın tohumlarının çocukluk çağında atıldığını biliyor muydunuz? Çocuğunuza ne kadar doğru bir beslenme eğitimi veriyorsunuz, onlara nasıl örnek oluyorsunuz? Okulda beslenmesi doğru yönlendiriliyor mu? Eğer kafanızda soru işaretleri varsa beslenme ve diyet departmanımızdan çocuğunuza, hayatın erken dönemlerinden itibaren nasıl bir beslenme eğitimi verebileceğinizle ilgili danışmanlık alabilirsiniz.

Ergenlik çağı beslenmesi

Ergenlik dönemi, çocukların fiziksel özelliklerini en çok önemsedikleri dönemlerden biridir. Bu yaşlarda eğer doğru yönlendirilmezlerse kulaktan dolma yanlış bilgileri güzellik uğruna uygulayabilirler. Oysa hala büyüme ve gelişme çağındadırlar ve yanlış beslenme sistemleri ileride dönüşü olmayan, kalıcı hasarlara neden olabilir. Ergenlik çağındaki çocuğunuzda bu tarz eğilimler gözlemliyorsanız, hastanemiz diyetisyenlerinden danışmanlık alabilirsiniz.

Gebelik dönemi beslenmesi

Gebe kalmayı mı planlıyorsunuz? Ya da gebe olduğunuzu yeni mi öğrendiniz? Gebeliğiniz süresince hem bebeğin sağlıklı gelişimini sağlamak, hem gereğinden fazla kilo almamak hem de emziklilik döneminizde yapmanız gereken beslenme değişiklikleri ile ilgili departmanımızdan danışmanlık alabilirsiniz.

Tedavi Edici Beslenme

Kalp Hastalıkları

Kolesterol ya da kan yağları yüksekliğinde, besinlerle aldığınız kolesterol ve yağı , diğer besin öğelerinin alım dengesini bozmadan kontrol altında tutmak için gerekli olan tıbbi beslenme tedavisi

Şeker Hastalığı (Diyabet) – Gebeliğe Bağlı Şeker Hastalığı

Kan şekerinizi kontrol altında tutmak, ideal kilonuzu korumak ve şeker hastalığına bağlı oluşabilecek diğer hastalıkları engelleyebilmek için kişiye özel planlanmış tıbbi beslenme tedavisi

Gut Hastalığı

Ürik asit düzeyinizi ideal seviyede tutmak amacıyla planlanmış pürinden sınırlı tıbbi beslenme tedavisi

İdrar Yolu ve Böbrek Taşları

Taş oluşumu genellikle gereken önlemler alınmazsa tekrar edebilen bir durumdur. Bunun önüne geçebilmek için gerekli olan, sizde bulunan taşın cinsine göre planlanmış tıbbi beslenme tedavisi

Böbrek Hastalığı

Böbreklerinizdeki harabiyetin düzeyine bağlı olarak, biyokimyasal sonuçlarınız doğrultusunda, size özel olarak planlanan tıbbi beslenme tedavisi

Beslenme Bozukluğu (malnütrisyon)

Bebeklik ya da yetişkinlik döneminde yanlış beslenme uygulamasına ya da bir hastalığa (kanser, AİDS, barsak hastalıkları vb.)bağlı olarak ortaya çıkabilen bir durumdur. Kişinin tükettiği - tüketebileceği miktarlar ve ihtiyaçları arasında bir denge oluşturmaya yönelik tıbbi beslenme tedavisi

Şişmanlık (OBEZİTE)

Dünyada ve ülkemizde gittikçe artan bir hızla hayatımıza giren bir hastalık olan şişmanlık bizleri ne yazık ki sadece fiziksel olarak değil, kronik birçok hastalığı davet etmesiyle metabolik olarak da sıkıntıya sokmaktadır. Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak beden yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boya göre ağırlığın arzu edilen düzeyin üzerine çıktığı multifaktöriyel bir hastalıktır. Şişmanlık mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Günümüzde Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde şişmanlık sıklığındaki artış ürkütücü boyutlara varmıştır. Türkiye’de son 10 yılda yetişkinlerdeki şişmanlık oranındaki artış hafif şişmanlık için erkeklerde %19, kadınlarda %27; şişmanlık için erkeklerde %3, kadınlarda ise %30’a ulaşmıştır.

Türkiye’de toplam şişmanlık oranı % 26 civarındadır. Böylesine yaygın ve gitgide artan bir hastalık, vücudumuzdaki sistemlerin büyük çoğunluğunu doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz yönde etkilemektedir. Şişmanlık ile birlikte kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, safra kesesi hastalıkları, bazı kanser türleri, kemik-eklem rahatsızlıkları, solunum rahatsızlıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık gibi hastalıkların oluşum riski artmaktadır.

Şişmanlık (OBEZİTE) Nedenleri

  • Kalıtımsal faktörler
  • Enerji alımı ve harcanmasındaki dengesizlikler
  • Fiziksel aktivite azlığı
  • Hormonal etmenler
  • Psikolojik sorunlar

Şişmanlık Saptanması

Şişmanlığın teşhisinde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunlar arasında en pratik ve sık kullanılan yöntem Beden Kitle İndeksi (BKI) adını verdiğimiz formüldür. Bu formüle göre beden ağırlığınız hakkında bir fikir edinmek için ağırlığınızı (kg), boyunuzun metre cinsinden karesine (m²) bölüp aşağıda ki skalada hangi bölüme girdiğinize bakmanız yeterlidir.

BKI Ağırlık (kg) / Boy (m²)

BKI DEĞERLERİ;

18.9 kg/m2’nin altında olanlar - ZAYIF

19-24.9 kg/m2’nin arasında olanlar - NORMAL

25-29.9 kg/m2’nin arasında olanlar - TOPLU (HAFİF ŞİŞMAN)

30-34.9 kg/m2’nin arasında olanlar - ŞİŞMAN (OBEZ) (SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ !)

35-üzeri olanlar - AŞIRI ŞİŞMAN (SAĞLIK AÇISINDAN ÇOK RİSKLİ)

Çoğumuzun evlerinde, zaman zaman kendimizi tarttığımız, garip sesler çıkaran o ufak basküllerden vardır. Kilomuz konusunda ne kadar hassassak o kadar sık çıkarız o basküllerin üzerine. Baskülün tam ortasında tek çizgi gibi duran o plastikten her çıkışımızda birçok rakam geçer ve her geçen rakam bize olmadığımız kiloları gösterir. Şu geçen rakam evlendiğim zamanki kilom, şu geçen ilk doğumdan önceki, şu geçen arabayı almadan önceki kilom, şu geçen askere gitmeden önceki kilom ve o beyaz plastik çizgi bir yerde durur. Eğer bu rakam bize yalnız tartılma ihtiyacı hissettirecek kadar yüksekse şu cümleler kurulmaya başlanır.

  • Bakıyorum herkes kadar yiyorum, onlar zayıf; ama ben ne yesem yarıyor,
  • Az yemek yemeğe çalışıyorum; ama sonra birden dayanamayıp yemeğe saldırıyorum, bir türlü kendime engel olamıyorum,
  • Gerçekten çok yemiyorum, sabah ve öğle öğünlerinde yemek aramıyorum; hatta unuttuğum bile oluyor ama akşamları kontrolden çıkıyorum,
  • Karnım tokken bir bakıyorum buzdolabının önündeyim,
  • Sinirlenince çok yemek yiyorum.

Bizim için şişmanlık kontrol edemediğimiz tarafımızın galibiyetidir. Kendimizi bol bol suçlar yiyecekler karşısında beceriksiz, yetersiz ve güçsüz hissederiz. Toplumumuzda şişmanlık gittikçe artan bir hızla yaygınlaşmaktadır. Burada sosyal hayatımızda, şehir kültürüyle şekillenen değişiklikler oldukça önemlidir. Zayıflama diyet tedavileri de bu artan hızla beraber oldukça popüler bir konu oldu. Bu popülerlikle birlikte bilim dışı birçok yanlış bilginin toplumumuzu yanlış yönlendirdiği gözlemlenmektedir. Bu konuyla ilgili en sık sorulan 10 soruyu sizin için bir araya getirdik ve cevapladık.

S1- Su içsem yarıyor, ne yapsam zayıflayamıyorum, başkalarından ne farkım var?

C1- Başkalarından farkınız metabolizma hızınız. Bazı insanların diğerlerine göre daha az yediği halde kilo almalarının nedeni metabolizma hızlarının daha yavaş olmasıdır. Bu hızı da genetik farklılıklar, yaş, cinsiyet, vücut yağ/kas oranı, tiroit hormonları gibi birçok faktör etkiler.

S2- Arkadaşımın uyguladığı diyet benim için de uygun mudur?

C2- Hayır değildir. Her insanın yukarıda anlattığımız sebeplerle farklı enerji ihtiyaçları vardır. Bu farklardan dolayı herkesin diyet tedavisi de farklıdır, yani bireye özeldir.

S3- Bölgesel olarak zayıflamak için ne yapmalıyım?

C3- Bölgesel olarak zayıflamak mümkün değildir. Metabolik olarak en son aldığımız yağ zayıflama sürecinde ilk kullanılır. En sık yapılan yanlış karın ya da bacak kaslarını çalıştırarak göbek ve basenlerdeki yağlardan kurtulabilineceğidir. Bu tür egzersizlerle karnınızı ya da bacaklarınızı daha sıkı hale getirmeniz mümkün olsa da buradaki yağ kitlesinde bir değişiklik sağlayamasınız.

S4- Verilen kilonun yağdan kayıp olması ya da olmaması neyi değiştirir ki, önemli olan tartıda gördüğümüz rakam değil mi?

C4- Tartıda görülen rakamlar sadece genel bir göstergedir. Düşünün ki plajda mayoyla yürüyen biri söz konusu. Eğer yorum yapmanız gerekse hangi cümleyi kurarsınız? “bence 50 ya da 70 kilodur” cümlesini mi yoksa “ ne kadar diri ya da sarkık bir vücudu var” cümlesini mi? genellikle ikincisi tarzında yorumlar yapılır ve bu da vücut kompozisyonunuzun daha çok yağdan mı yoksa kastan mı oluştuğuyla ilgilidir. Doğru süreçte yağ vermek yerine kısa sürede kas ve su kaybederek verdiğiniz kilolar tartı üzerinde sizi mutlu edebilir ama ayna karşısında asla!

S5- Hem her istediğimi yemek hem de zayıflamak istiyorum. İlaç kullanarak bunu yapmak mümkün müdür?

C5- Hayır değildir. Zayıflama tedavisinde önce diyet + egzersiz uygulanır, sonuç alınamazsa uzmanlarca kontrollü bir şekilde ilaç kullanılır; ancak bu süreçte de diyet + egzersize devam etmek gereklidir. Zayıflama tedavisinin başarısı için yeme davranışlarının düzeltilmesi şarttır ve hiçbir ilaç bunu sağlayamaz.

S6- Yemek yemek bir mutluluk aracı mıdır?

C6- Evet. Bazı insanlar yaşamlarındaki boşlukları ya da stresi bir şeyler yiyerek telafi etmeye çalışırlar; ancak bu bir süre sonra kilo almayla sonuçlanınca kişi yakaladığı geçici mutluluğu kaybeder ve tekrar başa dönmüş olur. Kazanılan bu yeni mutsuzluk kaynağı bireyde pişmanlık, kendini beğenmeme ve kendine güvensizlik hatta belki de depresyon gibi daha ciddi sorunlar oluşturabilir.

S7- Sabahları limonlu sıcak su ya da zayıflama çayları içerek zayıflamak mümkün mü?

C7- Hayır değil. Zayıflama çaylarının diüretik etkileri fazla sıvı atımına neden olur. Aynı şey sauna eşofmanlar için de geçerlidir. Onlar da terleterek sıvı atımını sağlarlar. Bu durumda verilen kilo yağ değil sudur ve su içtiğiniz zaman eski halinize dönersiniz

S8- Gün içinde fazlasıyla hareket ediyorum (ev işi, koşuşturma...), ayrıca egzersiz yapmama gerçekten gerek var mı?

C8- Evet var. Gün içindeki rutin işleriniz çerçevesinde yaptığınız hareketler egzersiz olarak değerlendirilemez. Ayrıca bilinçsizce yapılan egzersizler de sağlığınız için risk teşkil edebilir. Egzersizin faydalı olabilmesi için önemli olan süresinin çok uzun olması ya da çok yoğun yapılmasından ziyade doğru nabızla ve uygun sürede yapılmasıdır ki bu da her birey için farklıdır.

S9- Şişmanlık gerçekten bir hastalık mıdır yoksa sadece bize görsel olarak rahatsızlık veren bir durum mudur?

C9- Şişmanlık bir hastalıktır. Vücudunuzda olması gerekenin üzerinde yağ bulunması sadece size görsel açıdan rahatsızlık vermekle kalmıyor aynı zamanda şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, safra kesesi taşları, gut, bazı kanser türleri, eklemlerde rahatsızlıklar ve daha birçok hastalığa da açık davetiye veriyor, hatta onların nedeni olabiliyor. Bu durumda bu kadar riskli bir şeyi sadece görsel rahatsızlık kaynağı olarak düşünmek çok masum bir ifade olarak kalıyor.

S10- Çocuğum şişman ama zaman geçtikçe boya gider zayıflar diye düşünüyorum, doğru mu acaba?

C10- Şişmanlıkta genetik faktörlerin önemli etkileri vardır. Yani sizin ya da eşinizin fazla kilolu olması çocuğunuzu da etkiler. Ama bunun dışında yanlış beslenme alışkanlıkları nedeniyle de kilolu olan çocuk sayısı hiç de az değildir. Ergenlik sonuna kadar vücutta yağ hücrelerinin sayısı artar ve durur, sonraki dönemlerde de bu hücrelerin kütlesi artar. Yani erişkinlik döneminde verdiğiniz kilolar yağ hücre sayınızı değil büyüklüğünü azaltır. Bu durumda çocukluk çağında ona kazandıracağınız doğru beslenme alışkanlıkları yağ hücre sayısının daha az artmasını sağlayabilir ve bu da çocuğunuzun ileriki yaşantısında sürekli kilolarla uğraşması riskini oldukça azaltır. Unutmayın bir toplumun eğitimi “çocuğu eğitmek” le başlar.

Yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki , kilo vermede çoğunlukla kısa süreçli başarılar sağlanabiliyor. Genellikle 5 yıl içinde %90 oranında bireyler eski kilolarına geri dönüş yapıyorlar. İstanbul Memorial Hastanesi olarak bunun üzerine düşündük, nerede hata yapıldığını araştırdık ve şişmanlıkla tekil yaklaşımlarla savaşmanın bizi bir yere götürmediğini fark ettik. Bunun ancak bir ekip çalışmasıyla ve multidisipliner bir yaklaşımla mümkün olabileceği inancıyla hastayı her açıdan değerlendirme yoluna gittik. Bu çerçevede diyet uzmanı, spor hekimi, klinik psikolog ve dahiliye uzmanından oluşan bir ekip kurduk. Hastayı merkez alıp en uygun zayıflama tedavisini belirleyerek kişiyi ulaşmak istediği hedefe hem sağlıklı, hem güvenilir hem de garantili yoldan götürmeyi kendimize amaç edindik.

Diyet Uzmanız

Diyet tedavisi tıbbi bir tedavi sürecidir. Diyet uzmanı tarafından planlanıp yürütülmesi şarttır. Kısa sürede çok kilo vermeyi vadeden bilim dışı hazır diyetler sağlığımızda kısa ve uzun vadede ciddi sorunlara yol açar. Yanlış diyetler metabolizma hızının azalması, saçlarda dökülme, sinirlilik, yorgunluk, kabızlık, soğuğa tolerans azlığı, safra kesesi taşları ve adet düzeninde bozulma gibi birçok soruna neden olabilir. Ayrıca bu tür diyetler ilerleyen yaşlarda hiperlipidemi (kan yağlarının yüksek olması) , yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıklara da sebep olduğu bilinmektedir. Genellikle hikaye şu şekilde gerçekleşir. Karpuz diyeti, protein diyeti , İsveç diyeti gibi garip başlıkları olan, haftada 7-8 kilo verdireceğini vadeden bir diyet, bir şekilde elinize geçer. Bu uygulaması güç diyeti binbir sıkıntıyla uygularsınız ve bu süreçte halsizlik, baş dönmesi, kabızlık ve yukarıda belirttiğimiz diğer sorunlar hafif ya da belirgin bir şekilde yaşanmaya başlar. Biraz kilo verdikten sonra diyet bırakılır ve yavaşlayan metabolizma hızıyla birlikte verilen kilolar hızla ve fazlasıyla geri alınır. Birey bunu “ben zayıflayamıyorum yine başaramadım” şeklinde algılar. Görüldüğü üzere bu tarz diyetlerin psikolojik hasarları da oldukça fazladır. İlerleyen yaşlarda bu yanlış uygulamalar sonucu mesela şeker hastalığı görülebilir ve biz yıllar önce yaptığımız yanlış diyetin buna sebep olabileceğini o zaman düşünmeyiz. Bu program çerçevesinde diyet tedavisi bir diyet uzmanı tarafından yürütülür. Hastaya uygulanan indirek kalorimetre ile hesaplanan metabolizma hızı, vücut yağ/kas/su oranlarının ölçümleri ve kan parametreleri doğrultusunda kişiye özel enerji, karbonhidrat, yağ ve protein örüntüsü belirlenir. Kişiden alınan genel beslenme öyküsü çerçevesinde kişinin beslenme durumu saptanır. Bireyin yaşam standartları ve alışkanlıkları göz önünde bulundurularak kişinin uygulaması en kolay diyet tedavisi belirlenir ve haftalık olarak rutin takip edilir. Tedavi sürecinde tiroit hormonlarının oluşturduğu metabolik farklılıklar ışığında, diyet kullanılarak zayıflama hızlandırılır ya da yavaşlatılır.

Klinik Psikolog

Şişmanlıkta fizyolojik ve genetik mekanizmaların yanı sıra psikolojik yapılar da önemli bir yer tutmaktadır. Şişmanlığın hem oluşumunda hem de devamlılığında rol oynayan psikolojik yapılardan en önemlisi oral kompansasyondur (ağızda çiğneyerek telafi edici mekanizma). Birçok insan yaşamdaki boşlukları günlük yaşam sonucu oluşan stres, kaygı, endişe ya da kötü bir şey olacak hissi gibi olumsuz duyguları bir şeyler yiyerek kapatmaya, dengelemeye çalışmaktadır. Ancak kısa bir süre sonra alınan kiloların fark edilmesi insanlarda pişmanlık ve hatta suçluluk duygularının ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu şekilde ortaya çıkan olumsuz duygular kişiyi tekrar ağız yoluyla doyum/tatmin aramaya yöneltmekte ve böylece birey kısır bir döngü içerisine girmiş olmaktadır. Kilo almayla birlikte başlayan pişmanlık, kendini beğenmeme gibi duygular, temel güven duygusunun sarsılması ile kendine güvensizliğe ve hatta bazen de depresyon gibi psikiyatrik bir hastalığa dönüşebilmektedir. Yani aynı zamanda psikososyal bir olgu olan şişmanlık konusunda psikolojik faktörler birer sebep olabileceği gibi sonuç olarak da ortaya çıkabilmektedir. Önerdiğimiz tedavi programında kilo alımına neden olabilecek psikolojik faktörlerin araştırılması, bu mekanizmaların ele alınması, kilo alımı sonucunda oluşan psikolojik sıkıntıların ortadan kaldırılması ve zayıflama tedavi sürecinin rahat ve başarılı olması hedeflenir. Aldığımız kilolarda psikolojik yapınızın etkin olması demek, psikolojik açıdan hastasınız ve bunun tedavi edilmesi gerekli demek değildir. Psikolojik yardım gerekliliği asla sizin acizliğiniz ya da yetersizliğiniz sonucu oluşan bir durum değildir. Zayıflama tedavisi boyunca duyguların ifadesi sağlanır, anksiyete (kaygı-endişe), depresyon gibi duygusal tepkilerin psikoterapi teknikleriyle tedavisi amaçlanır. Kişinin yeme sorununun kaynağı olabilecek, tüm yaşam alanına genelleştirdiği “denetimim kayboldu, kendimi kontrol edemiyorum” duygusunun oluşturduğu olumsuz durum azaltılır. Hastanın kendi etkin ve belirleyici rolünün hayatına hakim kılınması sağlanır.

Dahiliye Uzmanı

Bazı hormonal hastalıklar sonucu şişmanlık ortaya çıkabilmektedir. En sık rastlanılan hastalıklar arasında Cushing ve hipotiroidi hastalığı sayılmaktadır. Zayıflama tedavisi süresince bu hastalıkların tanısı için gerekli testlere ek olarak diğer metabolik göstergeler de gözden geçirilip tedavi bu doğrultuda sürdürülür. Bunlara örnek olarak kan şekeri profili, lipid ve kolesterol profili, ürik asit gibi göstergeler sayılabilir. Sonuç olarak hedef, endokrin hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmış bir şişmanlık söz konusuysa öncelikle bunu tedavi etmek ve bununla birlikte şişmanlık sonucu ortaya çıkan metabolik sorunları ortadan kaldırmaktır.

Spor Hekimi

Egzersiz yapan kişilerde kalp hastalığı 2,5-4 kat daha az görülmektedir. Yine toplumda önemli bir hastalık olan şeker hastalığından ve şişmanlıktan korunmada da egzersizin çok olumlu etkileri vardır. Ancak gün içinde aktif olmanız kilo vermeniz için yeterli değildir. Egzersiz ile yağları yakabilmek için uygun efor yoğunluğunda uygun sürede kesintisiz egzersiz yapmak gereklidir. Aynı yaşta, boyda, kiloda ve cinsiyette bulunan kişilere uygun olan egzersiz biçimi, efor yoğunluğu ve egzersiz nabzı çok farklı olabilir. Bu çerçevede zayıflama tedaviniz dahilinde, ideal egzersiz nabzının belirlenmesi ve egzersizin sizin için risk oluşturmaması için ergospirometrik yöntemle birlikte uygulanan efor testi yapılacaktır. Spor hekimi tarafından sizin için en uygun egzersiz programı saptanacaktır ve bunu yaşantınıza nasıl aktaracağınız anlatılacaktır.

Bölüm Doktorları

Bölüm Videoları

Tümünü Gör

CANLI DESTEK