Kanser Olduğunu Öğrendiği Gün Sevinçten Ağladı!

Kanser, yine büyük bir mücadele karşısında yenildi.

Bu kez seçtiği kişi, 31 yıllık hemşireydi.

Hem de Medstar Kanser Merkezi’nin Onkoloji Hematoloji Sorumlu Hemşiresi,

Ayşe Karaağaçlı…

Hayatını, kanserle mücadeleye adamış Ayşe Hemşire’nin mücadelesi karşısında daha fazla dayanamadı ve “İyilik Meleği’nin” vücudunu kısa sürede terk etti.

Kanser kaybetmiş, kazanan yine cesur bir yürek olmuştu.

 

Ayşe Karaağaçlı aslında tüm kanser hastaları gibi…  Ama onlardan çok farklı…

Dertleri ile hüzün, umutları ile mutluluk, yaşam enerjileri ile gurur duyduğu o hastalardan biri olarak savaştı bu hastalıkla.  

Meme kanserine öyle bir savaş açtı, yaşama öyle bir sarıldı ki, hiçbir ek tedavi gerekmeden ameliyatla eski sağlığına kavuştu.

Bu öykü, ölümü bir an bile düşünmeden, hayatının geri kalanını yine kendisine ihtiyacı olan insanlara adayacak olan Ayşe Hemşire’nin…     

Teşhisi kendisi koydu

Sıradan bir Pazar sabahıydı… Keyifli bir pazar kahvaltısı ve duşun ardından odasına çekildi.

Yalnız kalınca bir an düşündü… 48 yaşında olması gereği, kendi kendine düzenli meme kontrolü yapması gerektiğini biliyordu. Yapıyordu da… O ana kadar anormal bir durum yaşamamıştı. Aynanın karşısına geçti ve bir anda yüzüne tokat gibi çarpan gerçek ile yüzleşmek zorunda kaldı. Meme kontrolü sırasında bir tuhaflık fark etti. Bir memesinde küçük de olsa şekil değişikliği vardı. Oysa muayenesini düzenli olarak yapsa da bu durumu kontrol etmek aklına gelmemişti. Normalin dışında bir durum hissetti. Emindi. Çünkü yıllarını kanserli hastalarla geçirmişti. “Erken evredir” diye düşündü. Yalnız kalmak istedi ve hemen dışarı çıktı. Tüm gün sokaklarda dolaştı ve 24 saat boyunca hastalığın evreleri zihninde uçuşup durdu. Durumu ne eşi, ne de çocukları ile paylaştı.

Yaşamı iki günde değişti

Sabah hastaneye geldiğinde başka biriydi artık. Ya da öyle hissediyordu. 2011 yılından bu yana çalıştığı Medstar Kanser Merkezi, gözüne bir başka görünüyordu. Aldığı nefesin değerini bilen, iyileştikten sonra yaşama bakış açısı değişen o hastalar gibiydi. Onkoloji Uzmanı Dr. Ayşegül Kargı’nın karşısına çıktı ve “Ben kanser oldum” dedi. Saat 12.00’ye kadar hastaları ile ilgilendi. Her birinde belki de kendisini görüyor, tüm rutinlerinin onlar gibi değişeceğini ve artık her şeyin farklı olacağını düşünüyordu. Önce muayene oldu. Tespit edilen iki kitle ultrason ve mamografi ile teyit edildi. Ardından biyopsi yapıldı ve sonuç 1.5 saat sonra ortaya çıktı. Çok yüksek bir ihtimalle meme kanseriydi. Kesin tanı patoloji sonucu sonrası belli olacaktı. Ayşe Hemşire’nin yaşamı iki günde bambaşka bir boyut kazanmıştı.   

Eşine anlatınca kendisiyle yüzleşti

Bu ruh haliyle, hastanenin 12’inci katındaki Kemoterapi ve Sanat Merkezi’nde yine kanser tedavisi gören hastalar ile vakit geçirmeyi tercih etti. Sanki hiçbir şey yokmuş ve onun için sıradan bir iş günüymüş gibi davrandı. Akşam eve gittiğinde, artık durumu eşi ile paylaşması gerektiğini düşündü ve anlattı: “Kanser olabilirim. Ama sonuç henüz belli değil.” Eşi, yalnızca dinledi. Ayşe Hemşire durumu eşi ile paylaştıktan sonra erkesi gün işe gideceği o gece kendisi ile yüzleşti. Geriye dönüp baktığında, 48 yıllık yaşamında hem insanlara yardımcı olabilmek için çalışmıştı. Hayatının anlamı, eşi ve çocukları ile onun gülümsemesini ve sevecenliğini bekleyen servisteki kanser hastaları için… Kafasında uçuşup duran planlar vardı. O anki ruh halini şöyle anlatıyor: “Aynanın karşısında kanser olduğumu adeta kendi kendime itiraf ettim. O zamana kadar kendim için hiçbir şey yapmadığımın farkına vardım. İnsan, yakınının hastalığında farklı, kendi hastalığında farklı duygular yaşıyor. Artık önce ben iyi olmalıydım. Benim iyi olmam ailemin, sevdiklerimin ve hastalar için çok önemliydi. Bunu anladım.”    

Cerrahı görünce yüreği “cız” etti

Tanının kesinleşeceği gün gelmişti. Ayşe Karaağaçlı her zamanki saatinde kalktı ve hazırlanarak hastaneye gitti. Günlük rutin işlerini yaptı ve öğle saatinde Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Özlük’ü gördüğünde, gerçek karşısına çıktı. “Yüreğim cız etti” derken, patoloji sonucunun kanser olduğunu o an anladığını söylüyor. Daha sonra birlikte Medstar Kanser Merkezi Başkanı Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan’ın yanına gittiler. Kendisi için her şey ayarlanmıştı. Önce MR çektirdi ve ertesi gün de PET-CT… Hastalık hangi evredeydi, vücudunda başka bir organa sıçramış mıydı? Şimdi bunların yanıtını almaya çalışıyordu. PET’ten çıktığında, o ana yaşamadığı ve ruhunu derinden etkileyen bir tablo ile karşılaşacaktı.  

Sevinç gözyaşları…

PET çekimi tamamlanıp Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Akın Yıldız’ın odasına girmek için kapıyı açtığında, Medstar Kanser Merkezi’nin efsane ekibi karşısındaydı. O ana kadar kendi kendine ağlayan ve duygularını kimseye belli etmeye çalışan Ayşe Hemşire’nin gözlerinden yaşlar boşaldı. Çünkü herkes onun için oradaydı ve gözlerinin içi gülüyordu. Ne yapacağını bilemediği bu duygusal an, hafızasında, hayatının sonuna kadar hatırlayacağı çok önemli bir ayrıntı olarak kalacaktı. Doğru yerde, doğru insanlarla bir arada olmasının verdiği heyecan ve mutlulukla sevinçten ağlayan Ayşe Hemşire, Prof. Dr. Akın Yıldız’ın sözleri ile kendine geldi. Akın Hoca, “Ayşe metastaz yok” dedi. O anda kendi kendine, “Ayşe yırttın, 10 yılı kurtardın” dedi. Gerçekten de “yırtmıştı”. Meme ameliyatı olması gerekiyordu ve bunun için de her şey hazırdı.    

Meme kaybı yaşamayacaktı

Ayşe Hemşire kararını vermişti. Memenin tamamen alınması anlamına gelen mastektomi yapılmasını istiyordu. “İşimi şansa bırakamam” diyordu kendi kendine. “Bu tümörden kurtulayım, ne olursa olsun” diye düşünüyordu. Ancak doktoru meme koruyucu seçenekler sundu. Aynı ameliyatta yeni bir meme yapılabilecekti. Hatta bunun için o ünlü isim de ameliyat masasında olacaktı. Prof. Dr. Ömer Özkan… Dünya’nın konuştuğu o isim, onun ameliyatı için hazırdı. Bu nasıl bir mutluluktu? Hiç tereddüt etmedi. Doktorlar ne karar verdiyse, onu uygulamaya hazırdı.

O, dünyanın en şanslı hastasıydı

Ameliyattan bir gece önce Prof. Dr. İhsan Karadoğan, Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve ekipleri Ayşe Hemşire ile birlikte yemeğe çıktılar. Çok güzel bir akşam geçirdiler ve ertesi gün her şeyin yeniden başlayacağını söylediler. Ertesi gün bir hasta olarak girdi Memorial Antalya Hastanesi’nin kapısından. Ameliyathaneye getirildi. Anestezi Uzmanı Dr. Murat Bey’i gördüğünde o soğuk ortam bir anda ısındı. Doktora sarıldı ve sanki hiç ameliyat olmayacakmış gibi mutluydu artık. Kendini dünyanın en şanslı hastası hissediyordu. Tümörlü meme ameliyatla alındı ve aynı seansta rekonstrüksiyon yapıldı. Uyandığında vücudunda hiçbir eksiği yoktu. Yeni hayatı başlıyordu. Ayşe Karaağaçlı, ameliyat masasından meme kaybı yaşamadan kalkığında hissettiklerini şu cümlelerle ifade ediyor: “Şu anda psikolojik olarak çok sağlam durabiliyorsam, göğsümün tamamen alınmamış olmasındandır. Benden sonra gelen çoğu kişi de aynı şekilde tedavi oldu. Göğsümün yerinde olduğunu bilmek bile beni çok mutlu ediyor. Hastalar görmek istiyorlar, gösteriyorum. Sonra onlar da benden cesaret alarak bu şekilde ameliyat oldular. Anladım ki bir kadın için meme kaybı psikolojiyi derinden yaralayan bir durum.”

Bir ameliyatla eski sağlığına kavuştu  

Hastalığını öğrendiği andan itibarın ailesi de her an yanındaydı Ayşe Hemşire’nin. Eşi ve çocukları, kanserin farkındaydı. Durumun ciddiyetini biliyordu. Ama herhangi bir tersliği, hele ölümü hiç konuşmadılar. Ameliyat sonrası onlar da derin bir nefes aldı. Patoloji raporu ikinci müjdeyi verdi. Hastalık çok erken evredeydi. Kemoterapi ve radyoterapi tedavisine gerek yoktu. Yalnızca hormon tedavisi almaya başladı. 3 aylık rapor verilmişti. Evde sıkılıyordu. 1.5 ayın sonunda dayanamadı ve hastanedeki işine geri döndü. Artık hastalarından biriydi. Onlarla daha farklı bir diyalog geliştirecekti. Onları cesaretlendirirdi. Birçok hastası da onun desteği ile sağlığına kavuştu. Ayşe Hemşire, artık hastaları daha iyi anladığını söylüyordu: “Hastalarımız bu süreçte ailelerinden çok bizimle vakit geçiriyor. Ameliyat olduğumu bildikleri için de bana her şeyi rahatlıkla anlatıyorlar. Daha önce onları diler ancak hissedemezdim. Ama artık ne yaşadıklarını ve nasıl bir ruh hali içinde olduklarını daha iyi hissediyorum.”   

Yaşamını, kansere karşı bilinçlenmeye adadı

31 yılık meslek hayatının son 4 yılını onkoloji hastaları ile geçiren ve bundan sonra da onlara destek olarak yaşamak isteyen Ayşe Hemşire, 50 yıllık yaşamının kendisine çok şey öğrettiğine inanıyor. Her ortamda kendi kendine meme muayenesinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Kadınların bu anlamda bir zincir oluşturması ve birbirlerine bunu öğretmesi için üzerine düşeni yapmaya çalışıyor. Yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu düşünmek yerine alınan her nefesin değerinin bilinmesi gerektiğini vurguluyor. Şu anda 3 ayda bir yapılan kontrolleri her şeyin yolunda olduğunu gösteriyor. Ayşe Hemşire geleceğe güvenle bakıyor.  

 

07 Mart 2017

CANLI DESTEK