Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Şizofreni

<p>Toplumda g&ouml;r&uuml;lme sıklığı yaklaşık y&uuml;zde bir oranında olan şizofreni hastalığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir farkla erkeklerde kadınlardan &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Kişinin d&uuml;ş&uuml;ncesinin, yargılamasının, ger&ccedil;eği değerlendirmesinin, algısının ve davranışlarının bozulmasına sebep olan şizofreninin sebepleri arasında genetik ge&ccedil;iş &ouml;nemli bir yer tutuyor. Kesinlikle ila&ccedil; ile tedavi edilebilen bu hastalığın tekrarlamaması i&ccedil;in genellikle &ouml;m&uuml;r boyu idame tedavi uygulanması gerekiyor.</p> <p>[doctor-box]1362[/doctor-box]</p> <h2><strong>Şizofreni nedir? </strong></h2> <p>Şizofreni, d&uuml;ş&uuml;ncenin, algının, bilişsel yetilerin, istencin ve davranışın bozulduğu kronikleşen psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Belirli belirti gruplarının bir arada bulunmasına sendrom denilmektedir. Bir sendrom olan şizofreniyi oluşturan tek bir sebep yoktur.&nbsp; Bu hastalık olası bir&ccedil;ok nedenle, farklı durumların sebep olduğu bir belirtiler b&uuml;t&uuml;n&uuml; olarak tanımlanmaktadır.</p> <h2><strong>Şizofreni hastalığının belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Şizofreni hastalığı belirtileri her hastada farklılık g&ouml;sterir. Hastalık &ouml;ncesi prodrom dediğimiz d&ouml;nemde silik belirtiler g&ouml;stererek sinsice başlayabildiği gibi ani olarak da ortaya &ccedil;ıkabilir. Hastalık &ouml;ncesi belirtiler sıklıkla i&ccedil;ine kapanma, arkadaşlarından ve aktivitelerden uzaklaşma, konuşmada azalma, eksantrik uğraşılar gibi olabilir. Hastalığın alevlendiği d&ouml;nemde sanrılar, hal&uuml;sinasyonlar veya d&uuml;zensiz konuşma g&ouml;r&uuml;len şizofreni hastalarında en sık izlenen belirti kişinin hasta olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmemesi ve i&ccedil; g&ouml;r&uuml;s&uuml;n&uuml;n olmamasıdır. Bunların dışında diğer şizofreni belirtileri şu şekildedir:</p> <h3><strong>Sanrı (hezeyan)</strong></h3> <p>Ger&ccedil;ekle uyuşmayan, mantıklı tartışma ile değiştirilemeyen kalıcı inan&ccedil;lar şeklinde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hastalar genellikle dışarıdan zarar g&ouml;receği, arkasından iş &ccedil;evrildiği ve takip edildiği gibi sıklıkla paranoid sanrılar g&ouml;r&uuml;r. Buna ek olarak hastalar da &ldquo;b&uuml;y&uuml;klenmeci (b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k sanrısı)&rdquo; yani kişinin dışarıdaki diğer kişilerden farklı &ouml;zellikleri ya da g&uuml;c&uuml; olduğuna inanma, &ldquo;referans sanrısı&rdquo; denilen &ccedil;evresinde olan bitenin kendisi ile ilgili olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesi gibi sanrılar ortaya &ccedil;ıkabilir. Bu sanrı tipleri dışında ayrıca; birisinin kendisine aşık olduğunu sanma gibi &ldquo;erotomanik sanrılar&rdquo;, bir hastalığı olduğuna dair &ldquo;hipokondriyak sanrılar&rdquo; ya da d&uuml;ş&uuml;ncelerinin &ccedil;alındığı, &ccedil;ekildi veya zihnine d&uuml;ş&uuml;nce sokulduğu gibi &ldquo;bizar sanrılar&rdquo; g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <h3><strong>Varsanı (Hal&uuml;sinasyon)</strong></h3> <p>Dışardan belirli bir uyaran yokken bir uyaran varmış gibi algılanmasıdır. Hal&uuml;sinasyonlar şizofrenide daha &ccedil;ok işitsel olmakla beraber,&nbsp; dokunma, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; g&ouml;rme gibi farklı şekillerde olabilir. İşitsel varsanılar kişinin sesinin yankılanması, kişi hakkında yorum yapan bir ya da bir&ccedil;ok ses, aralarında konuşan sesler, k&ouml;t&uuml; şeyler s&ouml;yleyen sesler şeklinde olması sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <h3><strong>Dezorganize davranış</strong>&nbsp;</h3> <p>Amaca y&ouml;nelik olmayan, dışardaki g&ouml;zlemcinin anlamlandıramadığı davranışlardır.</p> <h3><strong>D&uuml;ş&uuml;nce ve konuşma bozukluğu</strong></h3> <p>Amaca varmayan, &ccedil;evresel olabilen konuşma şeklinde kendini g&ouml;sterir.</p> <h3><strong>Negatif belirtiler</strong></h3> <p>Konuşmada azalma, i&ccedil;e &ccedil;ekilme, sosyalleşmede ve amaca y&ouml;nelik aktivite ile davranışlarda azalma, y&uuml;z ifadesinde k&uuml;ntleşme oluşmasıdır.</p> <h3><strong>Katatonik Belirtiler</strong></h3> <p>Konuşmama (mutizm) Kas katılığı, dışarıdan muayene edene karşı diren&ccedil; g&ouml;sterme, s&ouml;yleneni ya da yapılanı tekrarlama, post&uuml;r alma yani v&uuml;cudu belli bir şekle getirildiğinde, bu şekli uzun s&uuml;re koruma, anlamsız sırıtmalar ve y&uuml;z ifadeleri gibi şekillerde olabilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>Şizofreni neden olur?</strong></h2> <p>Şizofreni &ccedil;ok nedenli bir rahatsızlık olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.&nbsp; Şizofreninin bazı genetik fakt&ouml;rlerle ilişkili olduğu g&ouml;sterilmiştir. &Ouml;zellikle bazı ailelerde şizofreni hastaları yoğunlaşmaktadır. Bunun yanı sıra &ccedil;evresel nedenler, annenin gebeliği sırasında ge&ccedil;irdiği bazı enfeksiyon hastalıkları gibi fakt&ouml;rler şizofreninin sebepleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte beyin yapısı ve gelişimi ile bağlantılı olduğuna dair &ccedil;eşitli teoriler &ouml;ne s&uuml;r&uuml;lmektedir.</p> <h2><strong>Şizofreni &ccedil;eşitleri nelerdir?</strong></h2> <p>G&uuml;ncel sınıflandırma sistemine g&ouml;re şizofreninin alt tipleri kaldırılmıştır. Bununla birlikte eski sınıflandırma sistemine g&ouml;re şizofreni t&uuml;rleri şunlardır.</p> <h3><strong>Paranoid şizofreni</strong></h3> <p>Sanrıların ve hal&uuml;sinasyonların &ouml;n planda olduğu bilişsel bozulma ile i&ccedil;e &ccedil;ekilme gibi negatif belirtilerin daha arka planda kaldığı ve işlevselliğin g&ouml;rece korunabildiği tiptir.</p> <h3><strong>Dezorganize (hebefrenik) şizofreni</strong></h3> <p>Konuşmanın, davranışların ve duyguların organizasyonunun bozulduğu, anlamsız g&uuml;lmeler ve y&uuml;z ifadelerinin olabildiği, g&uuml;nl&uuml;k yaşam etkinliklerinin ve &ouml;z bakım becerilerinin ileri derecede bozulabildiği, organize olmayan b&ouml;l&uuml;k p&ouml;r&ccedil;&uuml;k sanrı ya da varsayımların olduğu tiptir.</p> <h3><strong>Katatonik şizofreni</strong></h3> <p>Motor hareketlerde azalma, aşırı negativizm, konuşmama, tam tersine aşırı motor etkinlik, karşıdakinin s&ouml;ylediklerini ve hareketlerini tekrarlama, kaslarda katılık, hareket ettirmeye karşı diren&ccedil; gibi hareket sistemi ile bağlantılı belirtilerle kendini g&ouml;steren tiptir.</p> <h3><strong>Farklılaşmamış şizofreni</strong></h3> <p>Yukarıda sayılan &uuml;&ccedil; tipin &ouml;zelliklerini bir arada g&ouml;sterebilen tiptir.</p> <h3><strong>Rezid&uuml;el şizofreni</strong></h3> <p>Daha &ouml;nce şizofreni belirtilerini yoğun bir şekilde g&ouml;stermiş, ancak sonrasında d&uuml;zelmesine karşı i&ccedil;e &ccedil;ekilme, konuşma azlığı ya da &ccedil;ok detaylı olmayan sanrı ve varsayımlarla kendini g&ouml;steren bir tip olarak sınıflanabilir. Şizorfeni hastalığı, diğer bir sınıflandırma sistemine g&ouml;re Tip 1 ve Tip 2 diye ayrılır. Tip 1 diye ifade edilen durumda daha &ccedil;ok pozitif semptomlar adını verdiğimiz hezeyan ve hal&uuml;sinasyonlar g&ouml;zlenir. Tip 2 de ise negatif belirti denilen i&ccedil;e &ccedil;ekilme, konuşmada azalma, &ouml;z bakımda azalma gibi negatif belirtilerin baskın olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Genel olarak Tip 2 şizofreninin seyri daha k&ouml;t&uuml;, Tip1&rsquo;in tedavi yanıtı ise daha iyi olmaktadır.</p> <h2><strong>Şizofreni tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>Şizofreni hastalığında temel teşhis muayene ile konulur. Belirtilerin varlığı ve bu belirtilerin 6 aydan uzun s&uuml;rmesi teşhis i&ccedil;in &ouml;nemli işaretler olmaktadır. Belirtiler sadece şizofreniye &ouml;zg&uuml; olmadığı i&ccedil;in &ouml;ncelikle epilepsi, bulaşıcı hastalıklar gibi genel tıbbi duruma bağlı olarak g&ouml;zlenen hastalıklar olan diğer organik patolojilerden ve psikotik depresyon, bipolar bozukluk ve diğer psikotik belirtili psikiyatrik rahatsızlıklardan da muayene ile ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir.&nbsp; Tanıda kullanılan &ouml;zg&uuml;n bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme ve laboratuvar y&ouml;ntemi olmamasına karşın ayırıcı tanı i&ccedil;in kan tahlili, beyin g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme ve EEG gibi tanı y&ouml;ntemleri de kullanılabilir. Kesin tanı koyduran bir psikometrik test bulunmamakla beraber hastalara ayırıcı tanı s&uuml;recinde bir&ccedil;ok psikolojik test yapılabilmektedir.</p> <h2><strong>Şizofreni tedavisi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Şizofreni hastalığının tedavisinde ila&ccedil; tedavisi esastır. Verilen ila&ccedil; tedavisinin uzun s&uuml;reli olarak kullanılması gerekmektedir. İla&ccedil; tedavisinde anti psikotik adı verilen ila&ccedil;lar kullanılmaktadır. İla&ccedil; uyumu k&ouml;t&uuml; olan, tanısında ş&uuml;pheler bulunan ya da kendine ve &ccedil;evresine zarar verme ihtimali olan hastalar hastaneye yatırılarak tedavi edilmektedir. Tedavi uyumu olmayan hastalarda ağızdan verilen tedavilerden ziyade, uzun etkili diye adlandırılan kas i&ccedil;i enjeksiyon y&ouml;ntemiyle uygulanan ila&ccedil; tedavileri tercih edilmektedir. Yan etkilere g&ouml;re bazen farklı ila&ccedil;ların ya da diren&ccedil;li hastalarda farklı gruplardan ila&ccedil;ların kullanımı da g&uuml;ndeme gelebilmektedir. Hastanın tedaviyi kabul etmediği veya ayırt etme g&uuml;c&uuml; olmadığı &ouml;zel durumlarda ise vasilerinin y&ouml;nlendirmesi ya da bazen de mahkeme kararlarıyla bu hastaların tedavileri ger&ccedil;ekleştirilebilmektedir.</p> <p>İla&ccedil; tedavisinin yanı sıra psikotorepi, aile terapisi, diğer toplum ruh sağlığı merkezlerinde uygulanan y&ouml;ntemlerde tedaviye uyumu artırmak,&nbsp; işlevsellikteki kayıpları d&uuml;zeltmek ve rehabilite etmek amacı ile ger&ccedil;ekleştirilebilmektedir. Bununla birlikte bazı tedaviye diren&ccedil;li hastalarda, aciliyeti olan hastalarda ve katatonik hastalarda EKT (Şok tedavisi) uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>Şizofreni hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Şizofreni bir akıl hastalığı mıdır?</strong></p> <p>Şizofreni hastalığında, hastanın ger&ccedil;eği değerlendirme, &ccedil;evrede olan biteni algılama ve davranışları y&ouml;nlendirme yeteneği,&nbsp; ayırt etme ve karar verme becerileri bozulur. Dolayısıyla şizofreni bir akıl hastalığı olarak değerlendirilebilir.</p> <p><strong>Şizofreni &ouml;nlenebilir bir hastalık mıdır?</strong></p> <p>Şizofreninin &ouml;nlenebilir olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Bu konu ile ilgili olarak belli risk gruplarında hastalık &ouml;ncesi belirtilerle erken ila&ccedil; başlanması ve bazı psikoterapi y&ouml;ntemlerinin kullanılması gibi &ouml;nleyici &ccedil;alışmalardan bahsedilmektedir.</p> <p><strong>Şizofrenlik genetik midir?</strong></p> <p>Şizofreninin genetik ge&ccedil;işi belirgindir. Yapılan &ccedil;alışmalarda bazı genlerle şizofreni arasında bağlantılar kurulmuştur. Bunun yanı sıra ikiz &ccedil;ocuk &ccedil;alışmaları ile aile &ccedil;alışmalarında şizofreninin genetik olarak yakın kişilerde daha sık g&ouml;zlendiği kanıtlanmıştır. Ama şizofreninin nedeni tamamen genetik fakt&ouml;rlere bağlanamaz.</p> <p><strong>Şizofreni testi var mıdır?</strong></p> <p>Şizofreni muayene ile tanısı konulan bir hastalıktır. Direkt şizofreni tanısı i&ccedil;in yapılan tanı koydurucu bir laboratuvar testi ya da psikolojik test bulunmamaktadır. Bununla beraber tanı s&uuml;recinde bir&ccedil;ok psikolojik test, biyokimya tahlilleri ya da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme &ccedil;alışmaları yapılabilmektedir.</p> <p><strong>Hal&uuml;sinasyon nedir?</strong></p> <p>T&uuml;rk&ccedil;e adıyla varsanı olarak bilinen hal&uuml;sinasyon, dışarda bir uyaran yokken kişinin belli bir duyumu algılaması durumudur. Şizofreni de sıklıkla işitsel hal&uuml;sinasyon g&ouml;zlenir. Kişinin sesinin yankılanması, d&uuml;ş&uuml;ncelerini kulağı ile duyma, kendisi hakkında konuşan bir ya da daha &ccedil;ok ses duyma, kendisine k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;yleyen sesler duyma şeklinde olabilir. Bu sesler &ldquo;Elementer hal&uuml;sinasyonlar&rdquo; da denilen boru sesi, korna sesi gibi anlamsız sesler de olabilir. Şizofreni hastalarında diğer hal&uuml;sinasyon tipleri daha nadir g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Ancak v&uuml;cuda dokunulduğu ya da bir şeylerin &uuml;zerinde dolaştığını hissetme, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler, insanlar, şekiller g&ouml;rme ya da koku duyma şeklinde de hal&uuml;sinasyonlar g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p><strong>Şizofreni hastaları ve yakınları i&ccedil;in ne gibi yaşam değişiklikleri yapılmalıdır?</strong></p> <p>-Şizofrenide tedavinin, ila&ccedil; ve diğer y&ouml;ntemler ile s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi esastır. Hastalık ilk atağından sonra d&uuml;zelse bile tedavilerin ve ila&ccedil;ların tekrar bir alevlenmeyi engellemek i&ccedil;in d&uuml;zenli kullanılması gerekmektedir. Hastanın ila&ccedil; alıp almadığı takip edilmelidir. Ayrıca hangi belirtilerin olduğu, ne ila&ccedil; kullandığı, hangisinden fayda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; gibi kayıtları ailenin de tutmasında fayda bulunmaktadır.</p> <p>- Ailelerin tedavi ihtiyacının farkında olması &ouml;nemlidir. Hastalar yardıma ve tedaviye ihtiya&ccedil;ları olmadığını d&uuml;ş&uuml;nebilir ya da tedaviye direnebilir. Hastanın tedavi ihtiyacının ortaya &ccedil;ıktığını farketmek ve tedaviye y&ouml;nlendirmek bu a&ccedil;ıdan &ouml;nemlidir. Aileler hastanın kendine ve &ccedil;evreye zarar verme ihtimalinin arttığı acil durumlarda ne yapabilecekleri ile ilgili (&ouml;rn: Acile g&ouml;t&uuml;rme, adli birimler ile iletişime ge&ccedil;me, zorunlu yatış olasılıkları) bilgi sahibi olmalıdır.</p> <p>-Ev i&ccedil;indeki stresin yoğun olması hastalığın alevlenme riskini artırabilmektedir. Dolayısıyla ev i&ccedil;indeki stresin azaltılması hastalığın gidişatı i&ccedil;in &ouml;nem taşır.&nbsp;</p> <p>-Şizofreni hastası olan &ouml;zellikle yeti yitimi ile giden kişiden &ccedil;alışmak, evdeki işlere katılmak gibi beklentilerin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi gerekebilir. Hatta bir kısım hasta g&uuml;nl&uuml;k işlerinin y&ouml;nlendirilmesi i&ccedil;in s&uuml;rekli desteğe ve vasiye ihtiya&ccedil; duyabilir. Bazı hastaların da &ouml;z bakım dahil s&uuml;rekli yardıma gereksinimi olabilir.</p> <p>-Genel stresin kişiye &ouml;zel alevlendirici fakt&ouml;rlerinin ortadan kaldırılması fayda sağlar</p> <p>- Evde &ccedil;atışma ortamının azaltılması, tekrarlamaları azaltabilmektedir</p> <p>- İşlevselliğinde bozulma olan hastaların TRSM gibi hizmet veren kurumlardaki programlara katılarak, sosyalleşmesi sağlanabilir.</p> <p><strong>Şizofreni hastalarına bakım i&ccedil;in yardımcıya ihtiya&ccedil; duyulur m? </strong></p> <p>Tedaviye iyi cevap veren hastalar normal işlevselliklerini yaşamlarını ila&ccedil; tedavilerini aksatmamak şartı ile s&uuml;rd&uuml;rebilmektedir. Bununla beraber duruma g&ouml;re şizofreni, belirgin yeti yitimiyle devam edebilen bir hastalıktır. Hastaların g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarını idame ettirebilmek i&ccedil;in s&uuml;rekli bir desteğe, &ouml;nemli kararlarını vermek i&ccedil;in bir vasiye ihtiya&ccedil;ları olabilir.&nbsp; Zaman zaman bakıcı ya da yanında s&uuml;rekli birisinin kalması da gerekebilir. Bunun yanı sıra sosyal desteği az olan hastalar, bakım evlerinde kalabilmektedir.</p> <p><strong>Şizofren hastalığı kimlerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Şizofren hastalığı toplumun % 1&rsquo;inde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Erkeklerde kadınlara oranla biraz daha fazla izlenir. Şehirleşmiş yerlerde, taşraya g&ouml;re daha sık g&ouml;zlenir. Bununla birlikte sonbahar aylarında yaşanan enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak gebe kalanların &ccedil;ocuklarında, ailesinde şizofreni hastası olanlarda, başka beyin bozuklukları olanlarda daha sık şizofreniye rastlanır. Şizofreni tanısı her yaşta konulmak ile beraber ergenlik ile gen&ccedil; erişkinlikte daha sık konulur. Ayrıca kadınlarda 30&rsquo;lu yaşların ortalarında da yeni tanı konulma sıklığı artar.</p> <p><strong>Şizofreni hastaları tehlikeli midir?</strong></p> <p>Şizofreni hastalarının şiddet ve su&ccedil; oranları toplum genelinden &ccedil;ok da farklı olmamaktadır.</p> <p><strong>Şizofreni tedavisi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Şizofreni hastalarında tedavi yanıtı genellikle haftalar i&ccedil;inde ortaya &ccedil;ıkarken, atakların tekrarlamaması i&ccedil;in &ouml;m&uuml;r boyu, uzun s&uuml;reli idame tedavileri gerekebilmektedir. Tedavi g&ouml;ren hastaların 3&rsquo;te 1&rsquo;i normal bir yaşam s&uuml;rerken, 3&rsquo;te 1&rsquo;i fayda g&ouml;rmelerine rağmen yeti yitimleri yaşamaktadır. Hastaların geri kalan 3&rsquo;te 1&rsquo;i ise tedaviye yeterli yanıtı vermemektedir.</p> <p><strong>Şizofreni hastalığı i&ccedil;in hangi b&ouml;l&uuml;me başvurmak gerekir?</strong></p> <p>Şizofreni hastalığının tanı ve tedavisi i&ccedil;in psikiyatri kliniğine başvurulmalıdır.</p> <p><strong>Şizofreni hastası yakınları nasıl davranmalıdır?</strong></p> <p>Hasta yakınları hastalığın alevlendiği d&ouml;nemde tedaviye y&ouml;nlendirici ama hasta ile &ccedil;atışmayan bir &uuml;slup geliştirmeli ve hastanın sanrıları hakkında onların g&ouml;r&uuml;şlerini değiştirmek i&ccedil;in tartışmamalıdırlar. &Ouml;fkeli hastaların dikkati gerektiğinde başka y&ouml;nlere &ccedil;ekilmeli ve kendi tedavisini s&uuml;rd&uuml;rmeyen hastaların ila&ccedil; temini ile ila&ccedil; kullanımları konusunda yardımcı olunmalıdır. Bununla birlikte hasta yakınları TRSM ile iletişime ge&ccedil;ip, aile destek gruplarına katılabilirler.</p> <p><strong>Şizofreni hastalığının tekrarlanmaması i&ccedil;in neler yapılabilir?</strong></p> <p>İla&ccedil; tedavisinin d&uuml;zenli olarak uygulanması gerekir.</p> <p><strong>Şizofreni tedavisinde kullanılan ila&ccedil;ların etkisi ne kadar s&uuml;rede ortaya &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>İla&ccedil; tedavisinin etkisi, tedaviye başladıktan sonra haftalar i&ccedil;erisinde ortaya &ccedil;ıkar. İlk iki haftada taşkınlıkta rahatlama, 3-6 haftada &ccedil;evre ile olan ilişkilerde d&uuml;zelme, sonrasında da sanrılarda azalma kaydedilir.</p>

Demans

<p>Bellek, d&uuml;ş&uuml;nce ve zihinsel yeteneklerin g&uuml;nl&uuml;k yaşam aktivitelerini etkileyen bozukluğu olarak tanımlanan ve bunama olarak da bilinen demans en &ccedil;ok yaşlılarda g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Unutkanlığın &ouml;n planda olduğu bir hastalık grubuna işaret eden demans &ccedil;oğunlukla Alzheimer hastalığı ile karıştırılıyor. Oysa Alzheimer demansın sadece bir t&uuml;r&uuml; olarak tanımlanıyor Alzheimer demansı t&uuml;m demans tablolarının yaklaşık y&uuml;zde 60-80&rsquo;ini oluşturuyor. &Ccedil;eşitli y&ouml;ntemlerle ilerlemesi yavaşlatılabilen demansta erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımları &ouml;nemli rol oynuyor. Memorial Sağlık Grubu N&ouml;roloji B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanları demans hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Demans nedir?</strong></h2> <p>Bunama yani demans hastalığı bilişsel işlevlerin bozulmasıdır. Demans tanısı i&ccedil;in birden fazla bilişsel alanda etkilenme olması gerekir. Bilişsel işlevlerdeki bozulma g&uuml;nl&uuml;k yaşam aktivitelerini engeller. Mesleki performansta azalma, sıradan cihazların kullanımı, hobiler, ev işleri ya da kendi &ouml;z bakım gibi aktivitelerde kayda değer bir bozulma varsa demans tanısı akla gelmelidir. Yaşlanmaya bağlı olarak da bilişsel değişiklikler olabilir. Kişi yaşlandığında &ouml;ğrenmesi yavaşlayabilir, d&uuml;ş&uuml;nceleri değişebilir, belleği eskisi kadar iyi olmayabilir. Ancak g&uuml;nl&uuml;k yaşam aktiviteleri yaşlanma ile birlikte etkilenmez. Demans zaman i&ccedil;inde ilerleyen bir durumdur.</p> <h2><strong>Demans belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Demansın en &ouml;nemli belirtisi hafızada bozulma olmasıdır. Hafıza sorunları olduğu i&ccedil;in kişilerin yaptığı konuşmaları anımsamaması, s&uuml;rekli aynı şeyleri tekrar etmesi ya da sorması demans belirtisi olabilir. Yeni &ouml;ğrenilen isimler, telefon numaraları unutulabilir. Demans ilerlediği zaman, yeni &ouml;ğrenilenlerin yanı sıra eskiden &ouml;ğrenilen bilgiler de unutulur. Kelimeleri bulmada zorlanma, bu kelimelerin yerine anlamsız farklı kelimeler koyma demansta tipik bir sorundur. Hastalarda yargılama, soyutlama, neden-sonu&ccedil; ilişkisi yeteneği kaybolmuştur. G&uuml;ndelik yapılan &ouml;rneğin sa&ccedil; tarama, diş fır&ccedil;alama gibi aktiviteleri yapamama da demans belirtilerindendir. Duyusal uyaranları tanıma, kişinin iyi bildiği yerlerde yolunu kaybetmesi, toplum i&ccedil;inde, mesleki işlevlerde belirgin bozuklukların olması da demansın bulgularındandır. Kişilik huy değişiklikleri, davranış değişiklikleri de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <h2><strong>Demans nedenleri nelerdir?</strong></h2> <p>Demansa yol a&ccedil;an bir&ccedil;ok hastalık mevcuttur. Toplumda en sık demansa yol a&ccedil;an hastalık Alzheimer Hastalığı&rsquo;dır. Ancak Alzheimer Hastalığı dışında, damar hastalıkları sonucu (Vask&uuml;ler demans), Parkinson hastalığına bağlı, Normal basın&ccedil;lı hidrosefali gibi bir&ccedil;ok n&ouml;rolojik hastalığa ve sistemik bazı durumlara bağlı demans ortaya &ccedil;ıkabilir. Madde, alkol kullanımı, t&uuml;m&ouml;r ya da t&uuml;m bunların birka&ccedil;ının bir arada olmasıyla da demans g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Demans beyin h&uuml;crelerinin bir sebebe bağlı olarak hasar g&ouml;rmesinden kaynaklanır ve bu hasar bilişsel bozulmaya neden olur.</p> <h2><strong>Demans nasıl teşhis edilir?</strong></h2> <p>Demans tanısı i&ccedil;in hastalara Mini Mental Test uygulanmaktadır. Sık kullanılan bu tarama test sonucunda demans ş&uuml;phesi uyanmışsa hastalar daha ayrıntılı n&ouml;rolojik ve psikometrik değerlendirmeye alınmaktadır. Hasta kapsamlı bir fiziki muayeneden ge&ccedil;irilir. Kendisinden ve ayrıca bir yakınından kişinin ge&ccedil;mişiyle ilgili detaylı bir bilgi alınır. Mini Mental Test sonrasında, biyokimyasal testler, n&ouml;rog&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri (MR, BT), n&ouml;ropsikolojik testler ve gerekirse EEG, belden sıvı alma işlemleri de uygulanabilir. Bu incelemeler ışığında demans ayırıcı tanısı yapılabilir. Demansa yol a&ccedil;an hastalığın tanısının konması seyir ve tedavi a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k bir rol oynar.</p> <h2><strong>Demans tedavisi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Demans tedavisi ve bu tedaviye yanıt demansın hangi t&uuml;rde olduğuna g&ouml;re farklılık g&ouml;sterir. İlerleyici demans t&uuml;rlerinin &ccedil;oğu kesin tedavi edilemez. Ama destek tedavilerle belirtiler ve semptomlar y&ouml;netilebilir. Kolinesteraz inhibat&ouml;rleri, memantin gibi ila&ccedil;larla hastalığın seyrinin durdurulması hedeflenerek bulgularda ge&ccedil;ici d&uuml;zelme sağlanabilir. Ayrıca n&ouml;roloji uzmanı depresyon, uyku bozukluğu, ajitasyon gibi bulguları geriletmek, tedavi etmek i&ccedil;in farklı ila&ccedil;lar verebilir. Ayrıca medikal tedaviler dışında &ccedil;evre d&uuml;zenlemeleri ile hastanın bulunduğu ortamın g&uuml;venli bir hale getirilmesi gereklidir. D&uuml;şme, &ccedil;arpma gibi kazaları &ouml;nlemek i&ccedil;in hasta yakınlarına &ouml;nemli g&ouml;revler d&uuml;şmektedir. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;y&uuml; azaltmak demans hastalarının odaklanmasına yardım eder. Bı&ccedil;ak, araba anahtarı gibi g&uuml;venliği tehdit eden eşyaların gizlenmesi gerekebilir.</p> <p>Tedavi edilebilir demanslar i&ccedil;erisinde yer alan B12 eksikliği, tiroid hormon bozukluğu gibi nedenlerle ortaya &ccedil;ıkan demanslarda altta yatan nedenin tedavisi ile bulgularda tam d&uuml;zelme g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p>Demansı olan hastaların d&uuml;zenli olarak n&ouml;roloji ve psikiyatri doktorları tarafından takibinin yapılması hastalık bulgularının, hastalık seyri ve şiddetinin kontrol&uuml; a&ccedil;ısından &ouml;nem taşımaktadır.</p> <h2><strong>Demans hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Demans t&uuml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>En sık g&ouml;r&uuml;len demans Alzheimer hastalığıdır. Vask&uuml;ler demans, Lewy cisimcikli demans ve frontotemporal demans olarak adlandırılan t&uuml;rleri bulunmaktadır.</p> <p><strong>Demansta ayırıcı tanıda hangi hastalıklar yer alır?</strong></p> <p>Yalancı demansa neden olan depresyon ayırıcı tanıda mutlaka yer almalıdır. B12, B1, B6 eksiklikleri, kurşun ve cıva zehirlenmesi gibi toksik sebepler, hipotiroidizm gibi endokrin sebepler, vask&uuml;lopatiler, subdural hematom, normal basın&ccedil;lı hidrosefali, yavaş b&uuml;y&uuml;yen t&uuml;m&ouml;rler, santral sistemi enfeksiyonları ayırıcı tanıda g&ouml;zden ge&ccedil;irilmelidir.</p> <p><strong>Demans evreleri nelerdir?</strong></p> <p>Demans bulgulara g&ouml;re erken, orta ve ge&ccedil; evre olarak sınıfladırılabilir. Erken evrede, unutkanlık, zamanı takip edememek, tanıdık mekanlarda kaybolmak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Orta evrelerde, yaşanan son olaylar, insan isimleri unutulabilir. Ev i&ccedil;inde kaybolma, iletişim sorunları yaşama, kişisel bakımı yapamama gibi problemler g&ouml;r&uuml;lebilir. Ge&ccedil; evrede ise kişi zamandan, mekandan habersiz olur, yakın tanıdıklarını tanımaz, kişisel bakımını yapamaz, y&uuml;r&uuml;mede zorluk yaşayabilir, saldırgan davranışlar g&ouml;sterebilir.</p> <p><strong>Demans hızlı ilerler mi?</strong></p> <p>Hızlı ilerleyici demans tablosuna yol a&ccedil;abilecek ayırıcı tanıda yer alan bazı hastalıklar mevcuttur. Bu hastalıkların yanı sıra, Alzheimer hastalığına bağlı ya da diğer demansa yol a&ccedil;an hastalıklarının seyrinde de beslenme alışkanlıkları, ek kronik rahatsızlıklar, bazı ila&ccedil;ların kullanımı, sık enfeksiyonlar veya ge&ccedil;irilen cerrahi ameliyatlar gibi durumlarda demans daha hızlı ilerleyebilmektedir.</p> <p><strong>Demanslı hasta hal&uuml;sinasyon g&ouml;r&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Demansta sık g&ouml;r&uuml;len bir durum da hal&uuml;sinasyon g&ouml;rmedir. Genellikle orta ve ge&ccedil; evrede g&ouml;r&uuml;lmektedir. Demansta eşya &ccedil;almak, sadakatsizlik, yaşanan evin kendi evi olduğunu kabul etmeme, hastanın eşini kendi eşi olduğunu kabul etmemesi gibi durumlar g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Demans &ouml;nlenebilir mi?</strong></p> <p>Demansı &ouml;nlemenin kesin bir yolu olmamakla birlikte yaşam şeklinde değişiklikler yapılması ve risk fakt&ouml;rlerinin kontrol&uuml;, beyin rezervinin korunmasına ve demansın ilerlemesinin yavaşlatılabilmesine katkı sağlayabilir. Kişinin zihnini aktif tutması sudoku gibi zihinsel olarak teşvik eden oyunları oynamak faydalı olabilir. Fiziksel aktivite demans başlangıcını geciktirebileceğinden mutlaka egzersiz yapılmalıdır. Sigara i&ccedil;ilmemelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sigara riski artırabilir. Vitamin ve mineralden, antioksidanlardan zengin beslenmek gereklidir. Diyette tuz ve şeker alımının azaltılması faydalı olacaktır. Kardiyovask&uuml;ler risklerin y&ouml;netimi, diyabet, y&uuml;ksek tansiyon ve kolesterol&uuml;n &ouml;nlenmesi, kilo vermek faydalıdır. Kaliteli uyku, diğer sağlık koşullarının d&uuml;zeltilmesi &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Demans testleri nelerdir?</strong></p> <p>Mini Mental Test sonrasında, n&ouml;rog&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MR, BT) , n&ouml;ropsikolojik testler demans hakkında bilgi vermektedir. N&ouml;ropsikolojik testler uzman psikiyatrist ve psikologlar tarafından uygulanmaktadır. Hastanın dikkat, bellek, planlama, algı gibi işlevleri bu testlerde değerlendirmeye alınır. Bu testlerle hastaların depresyon durumuna da bakılır. Bu testten elde edilen sonu&ccedil;lar hastanın hangi tip demans profili g&ouml;sterdiği konusunda n&ouml;roloji hekimine yardımcı olur. Bu testler arasında Wechler Bellek Testi, Stroop Test, Wisconsin Kart Eşleme Testi, Semantik Akıcılık ve Harf Akıcılığı Testleri, &Ouml;ktem S&ouml;zel Bellek S&uuml;re&ccedil;leri Testi de bulunmaktadır.</p> <p><strong>Alzheimer ve demans arasındaki fark nedir?</strong></p> <p>Demans (bunama) belirti ve bulguları bir&ccedil;ok hastalık nedeniyle ortaya &ccedil;ıkmaktadır. &nbsp;Alzheimer hastalığı belirtileri de demans bulguları ile aynıdır yani Alzheimer hastalığı bunamaya neden olan bir hastalıktır. Alzheimer hastalığının ilk 2-4 senesi hafif ve erken evre olarak bilinir. En erken bulgusu yeni &ouml;ğrenilen şeylerin veya olayların unutulmasıdır. Yazmada, cihaz kullanmada zorluklar başlayabilir. Sonraki 4-10 sene arası orta evre olarak kabul edilebilir. Burada problemlerle başa &ccedil;ıkmada g&uuml;&ccedil;l&uuml;k, sebep sonu&ccedil; ilişkisi kuramama, kaybolma, uyku bozukluğu meydana gelebilir. Kişiler g&uuml;nl&uuml;k aktivitelerinde yardıma ihtiya&ccedil; duyar. Bu evrelerde kafa karışıklığı belirgin olur. İleri evrede ise yakınlar tanınmaz, d&uuml;şmeler, yutma sorunları, idrar-dışkı ka&ccedil;ırma meydana gelir. Alzheimer hastalığında risk fakt&ouml;r&uuml; olarak kalp sağlığına k&ouml;t&uuml; etkenlerin beyin sağlığına da olumsuz olduğu ifade edilir. Vask&uuml;ler risk fakt&ouml;rlerinin &ouml;nlenmesi, sigarayı bırakmak, uyku d&uuml;zeni, sosyal aktiviteler, egzersiz, bilişsel aktivite i&ccedil;in hobilerAlzheimer Hastalığı riskini azaltmada &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Egzersiz demansı &ouml;nler mi?</strong></p> <p>Demansta en b&uuml;y&uuml;k risk fakt&ouml;r&uuml; yaşlanmaktır. Demans vakalarının b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu 65 yaş &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Demans i&ccedil;in değiştirilebilir risk fakt&ouml;rleri arasında bedensel hareketsizlik ve obezite de vardır. Demansın bilişsel bulguları n&ouml;ron hasarından &ccedil;ok uzun yıllar sonra başlar. Bu sebeple gen&ccedil; yaşlarda da risk kontrol&uuml; yapmak &ouml;nemlidir. Değiştirilebilir risk fakt&ouml;rleri demansın geciktirilmesi a&ccedil;ısından &ouml;nem taşır. D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta bedensel aktivite &ouml;nermektedir. Ayrıca D&uuml;nya Sağlık &Ouml;eg&uuml;t&uuml; haftada iki kez kas germe hareketleri &ouml;nermekte. D&uuml;şmeyi azaltmak i&ccedil;in yaşlı insanlara denge aktiviteleri vermektedir.</p> <p><strong>Demans her yaşta olur mu?</strong></p> <p>Demans yaşlanınca g&ouml;r&uuml;len bir sorundur ama nadiren gen&ccedil;lerde de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p><strong>Demans &ouml;l&uuml;mc&uuml;l m&uuml;d&uuml;r?</strong></p> <p>T&uuml;m d&uuml;nyada demans kaynaklı &ouml;l&uuml;mler artmaktadır ve araştırmalara g&ouml;re yaşlılar arasında demans &ouml;l&uuml;m nedenleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. İleri evre demans hastalığında hastalar zamanlarının &ccedil;oğunu yatakta ge&ccedil;irir. İdrar yolu enfeksiyonu, yatak yarası enfeksiyonuna eğilim artar. Enfeksiyonlar sık tekrarlayabilir.<br /> <br /> <strong>Demans hastalarının yaşam s&uuml;resi nedir?</strong></p> <p>Demans hastalarının &ouml;mr&uuml; ne kadardır bu konuda sık sorulan sorulardan biridir. Ancak Demans hastalığında yaşam s&uuml;resi kişiye g&ouml;re değişmektedir. Doğru tedavi planlaması, uygun hasta bakımı yaşam kalitesi ve s&uuml;resini artırmaktadır.</p> <p><strong>Frontotemporal demans nedir?</strong></p> <p>Beyindeki frontal alanda yani alnın ardındaki alanlarda veya temporal alanda yani kulakların arkasındaki b&ouml;lgelerde ilerleyici sinir h&uuml;cresi kaybına bağlı bozukluğa denmektedir. Frontotemporal demansın da t&uuml;rleri vardır. Davranış varyantı frontotemporal demans, primer ilerleyici afazi, motor bozuklukları fonksiyonu bunların arasındadır. Frontotemporal demans hastaları genelde ilişkilerde, kişilikte ve davranışlarda g&ouml;ze &ccedil;arpan değişiklikler yaşarlar. Dil becerileri, konuşmaları, yazmaları etkilenir. Bireyler s&ouml;zl&uuml; c&uuml;mleleri anlayamayabilir. Kas veya motor fonksiyonlarda değişimler yaşanır. Kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;, y&uuml;r&uuml;me zorluğu olabilir. Frontotemporal demans tedavisi merak edilmektedir. Ancak hen&uuml;z bu hastalığın seyrini durduracak bir y&ouml;ntem yoktur. İyi bir bakım, aktiviteler, beslenme d&uuml;zeni, uyku d&uuml;zeni, stres y&ouml;netimi bu hastalık i&ccedil;in olumlu olabilir.</p> <p><strong>Lewy cisimcikli demans nedir?</strong></p> <p>Alzheimer hastalığından sonra en yaygın ikinci demans t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Lewy cisimcikli demans normal h&uuml;cre iletişimini &ouml;nleyen, n&ouml;ral rejenarasyonu bozan anormal bir protein birikiminin sonucu olarak gelişir. Belirtileri parkinson ile &ouml;rt&uuml;şebilir. Hal&uuml;sinasyonlar sıktır. Semptomların hızlı gelişmesi bu sorunun g&ouml;stergelerindendir. Kan testleri, B12 vitamini, tiroid fonksiyonlarına mutlaka bakılmalıdır. N&ouml;rog&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile araştırılmalıdır. Bu sorunun nedeni hen&uuml;z bilinmemektedir.</p> <p><strong>Vask&uuml;ler demans nedir?</strong></p> <p>Beyne kan akımını sağlayan damarların zarar g&ouml;rmesinden kaynaklanan vask&uuml;ler demans, beyin kanaması ya da damar tıkanıklığına bağlı inmeler sonucu, damar &ccedil;eperinde amiloid birikimine bağlı (Amiloid Anjiopati) ortaya &ccedil;ıkabilir. Bazen şikayetler ani olarak inme sonrasında ortaya &ccedil;ıkabilir ve zaman i&ccedil;inde ilerleme eğilimi g&ouml;sterebilir.</p>

Uyuz Hastalığı

<p>Uyuz hastalığı artropod sınıfından uyuz b&ouml;ceğinin (<em>Sarcoptes scabiei var. hominis</em>) deriye yerleşmesi nedeniyle meydana gelmektedir. T&uuml;m v&uuml;cutta kaşıntıya yol a&ccedil;an yaygın bir parazit hastalığıdır. D&uuml;nyada yıllık vaka sayısı 200-300 milyon civarındadır. D&uuml;nya sağlık &ouml;rg&uuml;t&uuml; 2017 yılında uyuz hastalığını ihmal edilmiş tropikal hastalıklar listesine almıştır. Kanada ve Almanya gibi gelişmiş toplumlarda bile epidemiler yapmaktadır.&nbsp; T&uuml;rkiye&rsquo;de &ccedil;ok sık g&ouml;r&uuml;lmekle beraber son 3 yıldır g&ouml;r&uuml;lme sıklığı 5-10 kat artmıştır. Hastalık etkeni olan uyuz b&ouml;ceği 0,3-0,5 mm boyutunda ve sekiz bacaklı olup &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmesi zordur.&nbsp; İnsana zorunlu olan parazit sadece insandan insana bulaşır. Hastalık her yaşta ve her kesimde g&ouml;r&uuml;lebilir. &Ouml;zellikle toplu yaşam alanları ve kalabalık aile ortamlarında daha hızlı yayılır. Sonbahar ve kış aylarında artış g&ouml;sterir. Yakın temas ve ortak kullanılan eşyalar bulaşta &ouml;nemlidir. Gece uykudan uyandıracak kadar v&uuml;cutta şiddetli kaşıntı olması tipiktir. Aile i&ccedil;inde birden fazla bireyde şikayet olması genelde g&ouml;zlenen bir durumdur. V&uuml;cutta kaşıntılarla beraber deride uyuzun tipik d&ouml;k&uuml;nt&uuml;leri ve kaşımaya bağlı gelişen yaralar g&ouml;zlenir.</p> <p>[doctor-box]1000044[/doctor-box]</p> <h2><strong>Uyuz hastalığı nedir?</strong></h2> <p>&ldquo;Uyuz neden olur?&rdquo; &ldquo;Uyuz v&uuml;cutta ne kadar yaşar?&rdquo;, soruları&nbsp;hastalar tarafından sık&ccedil;a sorulmaktadır. Uyuz b&ouml;ceği, yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n tamamını insanda&nbsp;tamamlayan&nbsp;<em>Sarcoptes scabiei var. hominis </em>adı verilen b&ouml;ceğin v&uuml;cuda yerleşmesiyle ortaya &ccedil;ıkan ve v&uuml;cutta kaşıntı ile seyreden paraziter bir deri hastalığıdır. İnsan derisine zorunlu olan uyuz b&ouml;ceği insan v&uuml;cudu dışında&nbsp;21 derece sıcaklık ve %40-80 nemde en fazla 3-4 g&uuml;n yaşayabilir. Uyuz b&ouml;ceğinin yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml; erkek ve dişi parazitin &ccedil;iftleşmesi ile başlar. &Ccedil;iftleşme sonrası erkek uyuz b&ouml;ceği &ouml;l&uuml;r, dişi uyuz b&ouml;cekleri ortalama 4-6 hafta yaşarlar. Dişi&nbsp;b&ouml;cek (sarkopt) 30 dakikada t&uuml;nel a&ccedil;abilir. Dişiler deri altında kazdıkları t&uuml;nellere her g&uuml;n 2-4 yumurta bırakırlar. Yumurtalardan 2-4 g&uuml;n sonra larvalar &ccedil;ıkar ve 10-14 g&uuml;n sonra erişkin parazit gelişir. Dişi sarkopt canlı deride dakikada 2,5 cm yol kat edebilir.&nbsp;Uyuz b&ouml;ceği zıplayamaz veya&nbsp;u&ccedil;amaz.&nbsp;Uyuzlu bir kişide normalde 10-12 uyuz b&ouml;ceği bulunur. &Ccedil;ocuklarda ortalama 20 &nbsp;uyuz b&ouml;ceği bulunur ve daha &ccedil;ok el ve ayak gibi b&ouml;lgelerde yerleşim g&ouml;sterir.&nbsp; Ama bağışıklık sistemi zayıf kişilerde, kortizon tedavisi g&ouml;renlerde ve kabuklu uyuzu olanlarda milyonlarca uyuz b&ouml;ceği g&ouml;r&uuml;lebilir. Her yaşta, t&uuml;m etnik gruplarda ve sosyoekonomik d&uuml;zeyde g&ouml;r&uuml;lebilir. Bakımevleri, yurtlar, koğuşlar, kamplar, hastane gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar&nbsp;g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Sosyoekonomik d&uuml;zeyi d&uuml;ş&uuml;k&nbsp;ve hijyen koşullarının iyi olmadığı topluluklarda daha sık g&ouml;zlenir.</p> <h2><strong>Uyuz belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>&nbsp;&ldquo;Uyuz olduğumu nasıl anlarım?&rdquo; soruları hastalar tarafından sık&ccedil;a sorulmaktadır. Uyuz&nbsp;b&ouml;ceğinin&nbsp;deriye yerleşmesi ve &uuml;remesi ile kişide duyarlanmaya&nbsp;neden&nbsp;olur. Bu s&uuml;re ortalama 4-6 hafta arasında değişir. Duyarlanmaya bağlı v&uuml;cutta kaşıntı şikayeti başlar. Bununla birlikte deride spesifik uyuz lezyonları ve derinin&nbsp;kaşınmasına bağlı &nbsp;gelişen yaralar g&ouml;zlenir. Uyuz belirtilerinde el parmak araları, el bileği i&ccedil; y&uuml;z&uuml;, koltuk altları, kulak arkaları, bel b&ouml;lgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kal&ccedil;alarda simetrik&nbsp;lezyonlar g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Kadınlarda meme u&ccedil;ları ve genital b&ouml;lge sık etkilenirken, erkeklerde penis ve scrotumda yaralar&nbsp;olduk&ccedil;a sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bebeklerde, bağışıklığı zayıf bireylerde ve yaşlılarda sa&ccedil;lı deri ve y&uuml;z dahil t&uuml;m v&uuml;cutta tutulum g&ouml;zlenebilir. Bebeklerin el ayası ve ayak tabanında sulu kabarcıklar (vezik&uuml;l) ve&nbsp;t&uuml;nel&nbsp;g&ouml;r&uuml;lmesi tipiktir.</p> <p>Dişi uyuz b&ouml;ceğinin deride&nbsp;t&uuml;nel oluşturmak i&ccedil;in &uuml;rettiği maddeler, dışkısı ve bıraktığı yumurtalar alerjik (gecikmiş tipte hipersensitivite) reaksiyona&nbsp;yol a&ccedil;ar. Bunun sonucunda şiddetli kaşıntı gelişir. V&uuml;cuttaki herhangi bir yeri tutsa da uyuz hastalığında&nbsp;en sık yerleşim b&ouml;lgelerinde &nbsp;(parmak araları, bilekler, dirsek, ayak, g&ouml;bek etrafı, koltuk altı, kadında meme başları ve erkekte &ouml;zellikle genital b&ouml;lgede) &nbsp;kaşıntılı yaraların&nbsp;olması tipiktir. Bu v&uuml;cut b&ouml;lgelerinde derinin&nbsp;sıcak,&nbsp;nemli&nbsp;ve kılsız olması uyuz b&ouml;ceği i&ccedil;in elverişli alan yaratmaktadır. Uyuza bağlı&nbsp;kaşıntının şiddetli olması hastaların hayat kalitesini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. V&uuml;cutta kaşıntıya ve tahrişe bağlı deride ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Uyuz&nbsp;hastalığı&nbsp;gece kaşıntısının en spesifik sebepleri arasındadır.</p> <p>En karakteristik uyuz lezyonları&nbsp;uyuz b&ouml;ceğinin de i&ccedil;inde yaşadığı gri-beyaz veya ten renginde dalgalı ip gibi veya kırık s harfi şeklinde yaklaşık 1-10 mm uzunluğundaki t&uuml;nellerdir. Buna ek olarak minik kırmızı kabarcıklar (pap&uuml;l), k&uuml;&ccedil;&uuml;k su kabarcıkları (vezik&uuml;l) ve egzama benzeri&nbsp;kaşıntılı deri lezyonları g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Kaşınmaya bağlı deride &ccedil;izikler,&nbsp;kabuklu yaralar&nbsp;ve şişlikler de&nbsp;g&ouml;zlenebilir. &nbsp;</p> <h2><strong>Uyuz nasıl bulaşır?</strong></h2> <p>Uyuz hastalığı, genellikle kişiden kişiye direkt temasla bulaşır. Bir kişiden başka bir kişiye ge&ccedil;mesi i&ccedil;in en az 15 -20 dakikalık deri teması şarttır. Cinsel birliktelik ve aynı yatakta uyuma gibi durumlarda bulaş sıktır. Deri teması dışında uyuzlu bir kişinin kullandığı yatak, &ccedil;arşaf, havlu ve giysiler ile de bulaşabilir. Cinsel partnerler ve aile &uuml;yeleri arasında hızlıca yayılır. El sıkışması veya sarılma gibi kısa s&uuml;reli temaslarda bulaş beklenmez. Sonbahar ve kış aylarında daha sık rastlanır. Toplumdaki her kesimde g&ouml;r&uuml;lebilir. Ancak kalabalık ortam, uzun s&uuml;re boyunca &nbsp;yakın temas edilen ve hijyen koşullarının k&ouml;t&uuml; olduğu yerlerde yaşayanlar en y&uuml;ksek bulaş riskine sahiptir. Askeri kışla, hapishane, hastane, okul ve bakımevi gibi toplu yaşanılan yerlerde&nbsp;salgınlar g&ouml;r&uuml;lebilir. Toplu yaşanılan yerlerde şikayet&nbsp;veya uyuzun belirtileri olmasa bile ortamda bulunan herkesin tedavi edilmesi &ouml;nemlidir.</p> <h2><strong>Uyuz hastalığının tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>Uyuz&nbsp;tanısında&nbsp;hastanın şikayetleri ve fizik muayene bulguları &ccedil;oğunlukla yeterlidir. Gece kaşıntısı, tipik deri d&ouml;k&uuml;nt&uuml;leri ve d&ouml;k&uuml;nt&uuml;lerin dağılımı&nbsp;ile&nbsp;uyuz tanısı konulur. Geceleri&nbsp;kaşıntının&nbsp;şiddetlenmesi, sıcak duş veya banyo ile artması uyuz hastalığını destekler. Uyuz tanısında ş&uuml;phe varsa lezyonların dermatoskopi cihazı ile b&uuml;y&uuml;t&uuml;lerek incelenmesi veya mikroskobik olarak değerlendirilmesi tanıya yardımcı olabilmektedir. Uyuz b&ouml;ceğinin yerleştiği t&uuml;nellerin ucunda kir birikimi, siyah nokta benzeri oluşumlar g&ouml;zlenir.</p> <p>Klasik uyuz dışında kabuklu uyuz veya Norve&ccedil; uyuzu denilen ve milyonlarca parazitin bulunduğu tablo ise biraz daha ağırdır. Uyuzun bu formu immun sistemi zayıf olan bebek, yaşlı veya hasta kişilerde g&ouml;r&uuml;lebilir. Kabuklarda &ccedil;ok sayıda uyuz b&ouml;ceği ve yumurtası yer alır. Uyuz b&ouml;ceği yoğunluğunun &ccedil;ok fazla olması nedeniyle normal uyuzdan daha &ccedil;ok bulaşıcı bir uyuz tablosudur.</p> <h2><strong>Uyuz hastalığının tedavisi nasıldır? </strong></h2> <p>&ldquo;Uyuz nasıl ge&ccedil;er?&rdquo;, ve &ldquo;uyuza kesin &ccedil;&ouml;z&uuml;m nedir?&rdquo; soruları hastalar tarafından sık&ccedil;a sorulmaktadır. Uyuza kesin &ccedil;&ouml;z&uuml;m i&ccedil;in &ouml;ncelikle tedavi s&uuml;reci aksatılmamalı ve hijyen kurallarına harfiyen uyulmalıdır. Uyuz belirtileri g&ouml;zlenen ve uyuz tanısı alan kişi ile aynı yaşam ortamını paylaşan herkese m&uuml;mk&uuml;nse eş zamanlı tedavi başlanması &ouml;nemlidir. Uyuzda parazitleri &ouml;ld&uuml;ren ila&ccedil;lar kullanılır. Uyuz tedavisinde ilk basamakta lokal uygulanabilen antiparaziter losyonlar (en sık permetrin etken maddeli uyuz kremi) veya s&uuml;lf&uuml;r-katran i&ccedil;eren klasik majistral ila&ccedil;lar (uyuz kremi) verilir. Benzil benzoat, Lindan gibi bazı ila&ccedil;lar (uyuz kremi) toksik ve irritan etkileri nedeniyle artık tercih edilmemektedir. Son yıllarda diren&ccedil;li uyuz vakalarında artış olması nedeniyle tedavi uygulama y&ouml;ntemleri modifiye edilmiştir. İla&ccedil;ların uygulanma suresini ve tekrarlanma sayısı arttırılarak diren&ccedil;li uyuz tedavisinde başarılı olunabilmektedir. Ancak buna rağmen lokal uygulanan ila&ccedil;lara da yanıt alınamadığı durumlar olabilmektedir. Bu durumda ağızdan alınan tablet formunda sistemik antiparaziter ila&ccedil;lara (ivermektin etken maddeli) başvurulabilir.</p> <p>Uyuz tedavisinde antiparaziter ila&ccedil; kullanımının yanı sıra birtakım hijyen &ouml;nlemleri de dikkate alınmalıdır. Uyuzlu kişi,&nbsp;ila&ccedil;ları s&uuml;rmeden &ouml;nce ilk olarak keselenerek&nbsp;banyo yapmalıdır.&nbsp;Banyodan sonra deri kurulanmalı ve sonrasında kulak arkasından itibaren ayak parmak u&ccedil;ları dahil t&uuml;m v&uuml;cuda uyuz ilacını&nbsp;s&uuml;r&uuml;lmelidir. Tırnaklar uzunsa kısa kesilmelidir. Uygulanan ilacın t&uuml;r&uuml;, hastanın yaşı, gebelik durumunun&nbsp;olup olmamasına g&ouml;re ila&ccedil; bekletilme s&uuml;resi değişkenlik g&ouml;sterir. Uyuz ilacını bekletme s&uuml;resi en az 24 saat olmalıdır. 24 saatin sonunda hasta tekrardan duş almalıdır. Hastanın kullandığı b&uuml;t&uuml;n giysi, havlu ve yatak &ccedil;arşaflarının en az 60 derece sıcaklıkta yıkanması ve kuruduktan sonra buharlı &uuml;t&uuml; ile &uuml;t&uuml;lenmesi gereklidir. Bu tedavinin t&uuml;m aile bireylerince yapılması ve bir hafta&nbsp;sonra tekrarlanması gereklidir. Karışım olarak uygulanan tedavilerde genellikle 3 g&uuml;n &uuml;st &uuml;ste uygulanıp duş alınması ve bir hafta sonra aynı şekilde tekrarlanması &ouml;nerilir.&nbsp;Uygulama sonrasında temiz kıyafetler giyilmelidir. Kaşıntı i&ccedil;in antihistamink haplar veya topikal steroidler kullanılabilir. Cay ağacı ve aloe vera i&ccedil;erikli kremler, krotamiton losyon kaşıntıyı hafifletmek i&ccedil;in kullanılabilir.&nbsp;Uyuz yeterli tedavi edilmediğinde kişide uyku sorunları, iş ve okul performansında azalma, yaşam kalitesinde bozulma, depresyon&nbsp;ve &nbsp;uyuzdaki&nbsp;kaşıntılı lezyonlara bağlı gelişen ciddi deri enfeksiyonları g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <h2><strong>Uyuz ile ilgili sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Uyuz tedavisinde ev nasıl temizlenmelidir?</strong></p> <p>Uyuz hastalığından korunmak i&ccedil;in uyuz tanısı olan kişi ile deri temasından ka&ccedil;ınılmalı, kullandığı giysi, havlu ve &ccedil;arşaf gibi eşyalar yıkanıp &uuml;t&uuml;lenmeden kullanılmamalıdır. Yıkanamayan halı ve yataklar s&uuml;p&uuml;r&uuml;lmeli, s&uuml;p&uuml;rge haznesi kullanım sonrası temizlenmeli. Zemin temizliğinde &ccedil;amaşır suyu ve buharlı temizleyiciler kullanılabilir.</p> <p><strong>Uyuz b&ouml;ceği hayvanlardan bulaşır mı?</strong></p> <p>Evcil hayvanlarda uyuz olabilir. Ancak hayvanlarda g&ouml;zlenen uyuz akarı t&uuml;r&uuml; ile insan uyuz akarı farklıdır. Dolayısı ile hayvandan insana uyuz ge&ccedil;se de kısa s&uuml;reli kaşıntı dışında herhangi bir parazit enfeksiyonuna yol a&ccedil;maz.</p> <p><strong>Uyuzun belirtileri ne zaman ortaya &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Uyuz paraziti sağlıklı insana bulaştığında deri altına girerek t&uuml;neller a&ccedil;ar ve hızla &uuml;remeye başlar. Kişi ilk kez uyuz paraziti ile karşılaşıyorsa uyuzun belirtilerinin ortaya &ccedil;ıkması 4-6 haftaya kadar s&uuml;rebilir. Daha &ouml;nce uyuz hastalığını ge&ccedil;irmiş ise uyuzun belirtileri 1-3 g&uuml;n gibi kısa s&uuml;rede ortaya &ccedil;ıkar.</p> <p><strong>Uyuzun kaşıntısı ne kadar s&uuml;rede ge&ccedil;er?</strong></p> <p>Uyuzda antiparaziter tedavi ile uyuz b&ouml;cekleri (akarlar) ve yumurtaları gitse de kaşıntı hemen kesilmez. Derideki duyarlanma (alerji) bir s&uuml;re daha devam eder. Bu s&uuml;re ortalama 2-6 haftadır.</p> <p><strong>Uyuz tedavisinde eşyalar ka&ccedil; derecede yıkanmalı? Uyuz tedavisinde yıkanamayan eşyalara ne uygulanmalı?</strong></p> <p>Son bir hafta i&ccedil;erisinde kullanılmış t&uuml;m kıyafet, &ccedil;amaşır ve yatak takımlarının en az 60 derecede yıkanması ve &uuml;t&uuml;lenmesi gereklidir. Yıkanamayacak eşyaların ağzı bağlı şekilde hava almadan 7 g&uuml;n saklanması yeterli olur.</p>

Lupus (Kelebek Hastalığı)

<p>Lupus( kelebek hastalığı) yani tam adı ile sistemik lupus eritematozus ( lupus SLE) tam olarak sebebi bilinmeyen ve kontrol altına alınmadığında hayati tehlikeye yol a&ccedil;an bir rahatsızlık olarak biliniyor. Kadınlarda daha sık g&ouml;r&uuml;len ve kesin bir tedavisi bulunmayan lupus( kelebek hastalığı) bağışıklık sisteminin sağlıklı h&uuml;cre ve dokulara saldırması ve fonksiyonlarını etkilemesi ile oluşuyor. Bir &ccedil;ok organ ve sistemi etkileyen lupus yani kelebek hastalığının multidisipliner bir yaklaşım ile ele alınması,&nbsp; etkilenen organ tutulumuna g&ouml;re tedavinin belirlenmesi gerekiyor.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı nedir?</strong></h2> <p>Sistemik lupus eritematozus hastalığı halk arasında &lsquo;&rsquo;kelebek hastalığı&lsquo;&rsquo; olarak bilinmektedir. Kronik&nbsp; ve ilerleyici inflamatuvar (iltihaplı) bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi, kişinin kendi doku ve organlarını hedef alır. Hastalığın cilt, eklemler, b&ouml;brekler, beyin, kalp ile birlikte pek &ccedil;ok organı ve sistemi tutabildiği bilinmektedir. En &ccedil;ok kadınlarda g&ouml;r&uuml;len lupusun teşhis edilmesi hayati a&ccedil;ıdan &ouml;nem taşımaktadır.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Lupus hastalığının belirtileri, sorunun hangi v&uuml;cut sistemini etkilediğine bağlı olarak değişebilir. İki ayrı lupus hastasının bulguları benzerlik g&ouml;stermeyebilir. Bazılarında belirtiler aniden ortaya &ccedil;ıkarken, bazılarında yavaş seyir g&ouml;sterebilir. Bazılarında hastalık hafif seyreder bazılarında ise şiddetli olur. Genel anlamda bu hastalıkta g&uuml;neş duyarlılığı, g&uuml;neş ışınlarına maruz kalanlarda burun kanatlarını ve yanakları tutan, deriden kabarık ve kızarık, genellikle kaşıntılı olmayan cilt d&ouml;k&uuml;nt&uuml;leri, y&uuml;z harici b&ouml;lgelerde cilt lezyonları, ağız i&ccedil;inde yaralar, g&ouml;z kuruluğu, baş ağrısı, ateş, eklemlerde ağrı, k&uuml;&ccedil;&uuml;k eklemlerde sabah tutukluğu, eklem şişmesi, akciğer ve kalp zarlarında sıvı toplanması, nefes alıp verirken batıcı &ouml;zellikte g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı olması, idrarda kan veya protein g&ouml;r&uuml;lmesi, b&ouml;brek fonksiyonlarında bozulma gibi &ccedil;eşitli bulgu ve belirtiler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı neden olur?</strong></h2> <p>Lupus hastalığının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve &ccedil;evresel fakt&ouml;rlerin hastalık &uuml;zerinde etkili olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Genel anlamda g&uuml;neşe maruz kalma, sigara i&ccedil;imi ve stresin lupus hastalığı gelişimi a&ccedil;ısından risk fakt&ouml;r&uuml; olduğu belirtilirken, bir ailede lupus hastalığının olması ailenin diğer bireylerinde lupus hastalığı gelişmesi olasılığında da artış ile ilişkilidir. Ayrıca bazı viral enfeksiyonlarla (&Ouml;rn: monon&uuml;kleoz) hastalık arasındaki bağlantı eskiden beri bilinmektedir. &Ouml;strojen seviyelerindeki artışın da lupus hastalığı oluşumuna katkıda bulunabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Ayrıca bazı ila&ccedil;ların uzun s&uuml;reli kullanımı da ilaca bağlı lupus hastalığına neden olabilmektedir.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>Hastalara &ouml;ncelikle ayrıntılı tıbbi sorgulama ve fizik muayene yapılır. Sonrasında hastalık ile ilgili semptom ve yakınmaları saptanan kişilerde tam kan sayımı, eritrosit sedimentasyon hızı, tam idrar tahlili yanında anti-n&uuml;kleer antikor başta olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli serolojik testler yapılır. Bazı hastalardan g&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni ve ayrıntılı kalp değerlendirilmesi a&ccedil;ısından ekokardiyogram istenebilir. B&ouml;ylece kalp ve &ccedil;evresinde, akciğerlerde sıvı birikip birikmediği kontrol edilir. Ciltte bulunan d&ouml;k&uuml;nt&uuml;lerden biyopsi &ouml;rneği de alınabilir. Bu hastalık nedeniyle b&ouml;brekler olumsuz etkilenebilir. &Ouml;zellikle tam idrar tahlilinde protein saptanan ya da idrar sedimentinde aktif h&uuml;cre saptanan bazı hastalarda b&ouml;breklerde sorun olup olmadığını daha net ortaya koyabilmek i&ccedil;in b&ouml;brek biyopsisi de yapılabilmektedir.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı tedavisi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Lupus hastalığında tedavi belirtilere ve tutulan organ sistemlerine g&ouml;re uygulanmaktadır. Her hastanın durumu farklılık g&ouml;sterebileceğinden tedavi se&ccedil;imi ve riskleri konusunda hasta bazında bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Tedavide &ccedil;oğunlukla antimalaryal ila&ccedil;lar ve kortizon i&ccedil;eren ila&ccedil;lar kullanılmakta, bazı hastalarda steroid olmayan antiinflamatuar ila&ccedil;lar, bağışıklık sistemini kontroll&uuml; olarak baskılayan imm&uuml;nosupresanlar ve hatta bazı biyolojik ajanlar kullanılabilmektedir. T&uuml;m bu ila&ccedil;lar belirtilere, hastalığın seyrine ve şiddetine g&ouml;re değişkenlik g&ouml;stermektedir. Hastalara g&uuml;neş konusunda dikkatli olmaları gerektiği s&ouml;ylenmelidir. Tedavi s&uuml;recinde doktor ziyaretleri tavsiye edilen sıklıkta ve mutlaka aksatılmadan yapılmalıdır. D&uuml;zenli egzersiz, sigara i&ccedil;memek, sağlıklı beslenmek de tedavinin &ouml;nemli bir par&ccedil;asıdır. D vitamini ve kalsiyum eksikliği saptanan hastalarda uygun tamamlayıcı tedaviler başlanmalıdır.</p> <h2><strong>Lupus (kelebek) hastalığı hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı ka&ccedil; yaşında ortaya &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Tedavi edilmediğinde hayatı tehdit eden lupus hastalığı en &ccedil;ok 15 ile 45 yaşları arasında bulunan ve doğurganlık &ccedil;ağında olan kadınlarda g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ccedil;ocuk, yaşlı ve erkeklerde &ccedil;ok daha nadiren g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığının g&ouml;r&uuml;lme sıklığı nedir?</strong></p> <p>T&uuml;rkiye&#39;de bu konu ile ilgili net bir istatistik veri bulunmamakla birlikte, araştırma yapılan &uuml;lkelerde 100 bin kişide 40 ile 100 kişi arasında g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; tahmin edilmektedir.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı genetik mi?</strong></p> <p>Lupus hastalığı genetik yatkınlığı olan bireylerde &ccedil;evresel nedenlerin de tetiklemesi sonucu ortaya &ccedil;ıkan, multfakt&ouml;riyel nedenlere bağlı gelişen kronik, iltihaplı bir bağışıklık sistemi hastalığıdır.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı bulaşıcı mı?</strong></p> <p>Lupus hastalığı bulaşıcı bir hastalık değildir.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığının bağışıklıkla ilişkisi nedir?</strong></p> <p>Lupus hastalığında bir anlamda kişinin bağışıklık sistemi hatalı &ccedil;alışmaktadır. Kişinin sağlıklı h&uuml;creleri yabancı madde olarak algılanır ve bağışıklık sistemi sağlıklı h&uuml;crelere ve dokulara saldırır. Bağışıklık sisteminin v&uuml;cudun yapı taşı olan başta kollajen ve diğer doku proteinlerine saldırması ile eklem sorunları dışında i&ccedil; organlarda da iltihap ve hasarlar ortaya &ccedil;ıkmaktadır.</p> <p><strong>Lupus ( kelebek) hastalığının t&uuml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Diskoid Lupus Eritematozus (DLE) ve Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) şeklinde iki t&uuml;r&uuml; bulunmaktadır. DLE&#39;de i&ccedil; organlar etkilenmez ancak cilt etkilenir. Derideki lezyonlar iz bırakabilir. SLE&#39;de ise organlar ve cilt etkilenir. Eğer tedavi edilmezse hayati organlarda hasar oluşabilir.<br /> &nbsp;</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığının tedavisi var mı?</strong></p> <p>Lupus hastalığının şifa anlamında tam bir tedavisi bulunmamakla birlikte, oluşabilecek yakınmaları ve hayati risk gelişimini &ouml;nleyecek bir &ccedil;ok etkin tedavisi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde uygulanmaya devam etmektedir. Lupus hastalığının tedavisinde ama&ccedil; ilerlemeyi durdurmak, kalıcı hasar gelişimi ve hayati sorunları &ouml;nlemek ve belirtileri hafifletmektir. Tedavide kullanılan ila&ccedil;lar hastalığın seyrine, kişiye ve klinik bulgulara g&ouml;re değişmektedir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda g&ouml;r&uuml;len kelebek hastalığı nedir?</strong></p> <p>Tıp diliyle Epidermolysis B&uuml;llosa olarak bilinen hastalık ciltte su dolu lezyonlar (b&uuml;ller) ile karakterizedir. Kelebek hastalığına yakalanan &ccedil;ocuklara &quot;Kelebek &ccedil;ocuklar&quot; da denmektedir. Ciltteki lezyonlar ağız i&ccedil;lerinde, yemek borusunda, mide, bağırsak ve solunum yollarında da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Deride ve mukozada oluşan b&uuml;ller, genellikle b&ouml;lgeye baskı uygulanması ya da &ccedil;arpılması sonucu ortaya &ccedil;ıkar. Hafif bir temas bile b&uuml;l&uuml;n oluşumu i&ccedil;in yeterlidir. Kırılgan cilt ile karakterize bir genetik hastalık olan kelebek hastalığı, v&uuml;cutta enfeksiyon ve yaralara yol a&ccedil;abilir.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı &ouml;l&uuml;mc&uuml;l m&uuml;d&uuml;r?</strong></p> <p>Bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık olan lupus hastalığı, bazı hastalarda hayati organları etkileyerek fonksiyonlarını bozabildiği i&ccedil;in &ouml;l&uuml;mc&uuml;l risk taşıyabilmektedir.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı iyileşir mi?</strong></p> <p>Lupus hastalığının şifa anlamında kesin bir tedavisi bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Lupus (kelebek) hastalığı ge&ccedil;ici mi?</strong></p> <p>Lupus hastalığı ge&ccedil;ici bir hastalık değildir. Ancak tedaviler ile kontrol altında tutulabilmektedir.</p> <p><strong>Eklem ağrısı lupus hastalığının belirtisi olabilir mi?</strong></p> <p>Bu hastalık kendisini eklem ağrılarıyla da belli ettiği i&ccedil;in, gen&ccedil; kadınlarda lupus hastalığından ş&uuml;phelenilmelidir. İltihap g&ouml;stergelerinin yanısıra, lupus hastalığına ait serolojik testler ile tanı netleştirilmelidir.</p> <p><strong>Lupus nefriti nedir?</strong></p> <p>Lupus nefriti, hastalığın b&ouml;breği etkilediğini g&ouml;steren ciddi bir tutulumunu ifade etmektedir. Bu hastalar bacaklarda ve bazen t&uuml;m v&uuml;cutta ortaya &ccedil;ıkan &ouml;dem ile hastaneye başvurur. Bir &ccedil;ok hastada hipertansiyon da g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hastalara &ccedil;oğunlukla b&ouml;brek biyopsisi yapılması gerekmektedir. Biyopsi sonucu doğrultusunda, hastanın klinik ve diğer laboratuvar bulguları g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak tedavisi d&uuml;zenlenir. Bazı hastalarda tedavi istenen etkiyi sağlayamazsa hastalarda kronik b&ouml;brek yetmezliği ve hatta hemodiyaliz ihtiyacı gelişebilir. Kalıcı b&ouml;brek hasarı gelişen bazı hasta gruplarında b&ouml;brek nakli uygulanabilir.</p> <p><strong>Lupus hastalarının cildi hassas mıdır?</strong></p> <p>Lupus hastalarının en &ccedil;ok yakındıkları konu g&uuml;neş ile deri lezyonlarının belirgin şekilde artmasıdır. G&uuml;neş duyarlılığı olan hastalarda ciltte kızarıklık ve kabarmalar gelişebilir. Hastaların &ouml;zelikle yaz aylarında g&uuml;neşe doğrudan maruz kalmamaları ve dışarı &ccedil;ıkmak zorunda kaldıklarında g&uuml;neşten koruyucu &ouml;zelliği olan kremler kullanmaları &ouml;nerilmektedir.</p> <p><strong>Lupus hastalarında g&ouml;z sorunları olabilir mi?</strong></p> <p>Lupus hastalığında daha &ccedil;ok kullanılan ila&ccedil;lara bağlı başta g&ouml;z ve g&ouml;z kapağı enfeksiyonları, katarakt yada retina sorunları oluşabilir. &Ouml;zellikle antimalaryal kullanan hastaların d&uuml;zenli olarak yıllık g&ouml;z ve g&ouml;rme alanı muayenelerine gitmeleri gerekmektedir. Enkefsiyon saptanan hastalarda &ccedil;eşitli g&ouml;z damlaları ve g&ouml;z merhemleri kullanılabilir.</p> <p><strong>Lupus (Kelebek) hastalığı diyeti var mı?</strong></p> <p>Sağlıklı ve doğal beslenme lupus hastalığı gibi bağışıklık sistemi ile ilişkili hastalıklarda giderek daha fazla &ouml;nem kazanmaktadır. Gluten ve laktoz gibi &ccedil;eşitli proteinlerin kısıtlanmasının bağışıklık sistemi kaynaklı iltihabın azaltılmasında etkili olabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Ayrıca başta D vitamini olmak &uuml;zere vitamin kan d&uuml;zeylerinin araştırılması ve eksiklik saptanan hastalarda uygun replasman tedavisinin yapılması olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Kortizon kullanmakta olan hastalarda kilo artışını engellemek i&ccedil;in tuz ve şeker kısıtlamasının yapılması gerekmektedir. Paketli gıdalar, fast-food t&uuml;r&uuml; yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Omega 3&rsquo;ten zengin taze balık t&uuml;ketimi teşvik edilmektedir. Ayrıca probiyotikten zengin &uuml;r&uuml;nlerin kullanılmasının da faydalı olabileceği bildirilmektedir. Bu hastalarda kemik erimesi gelişimini &ouml;nlemek a&ccedil;ısından d&uuml;zenli egzersize ek olarak D vitamini ve kalsiyum desteği de mutlaka sağlanmalıdır.</p> <p><strong>Lupus hastalığında gebelik riskli mi? Lupus hastaları hamile kalabilir mi?</strong></p> <p>Lupus hastalığında gebelik b&uuml;y&uuml;k risk taşımaktadır. Bu nedenle hastaların gebe kalması i&ccedil;in en uygun zaman, hastalığın tedavi ile kontrol altına alındığı ve remisyon olarak adlandırılan stabil d&ouml;nemde ger&ccedil;ekleşmelidir. Remisyonda olan hastalarda bile gebe kalmak ile ya da doğum sonrası hastalık alevlenmeleri g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Bu a&ccedil;ıdan gebe kalmadan &ouml;nce ve gebelik boyunca d&uuml;zenli hekim kontrol&uuml; yapılması &ccedil;ok &ouml;nem taşımaktadır</p> <p><strong>Lupus hastaları nelere dikkat etmeli?</strong></p> <p>Bu hastalıkta g&uuml;neşten korunmak &ouml;nem taşımaktadır. G&uuml;neşten korunma, uygun kıyafet, g&uuml;neş kremi ve g&ouml;zl&uuml;k kullanımı &ouml;nerilmektedir. Hastalar dinlenmelerine dikkat etmeli, sağlıklı ve doğal beslenmeli, doktorun &ouml;nerdiği egzersizleri uygulamalı ve olabildiğince stresten uzak durmalıdırlar. Stresin hastalık alevlenmesi &uuml;zerindeki etkileri kanıtlandığından, ihtiya&ccedil; g&ouml;r&uuml;len hastalara gereken psikolojik destek mutlaka sağlanmalıdır.</p> <p><strong>İla&ccedil;lar kelebek hastalığına neden olabilir mi?</strong></p> <p>Aritmi, hipertansiyon veya t&uuml;berk&uuml;loz tedavisinde kullanılan bazı ila&ccedil;ların lupus benzeri hastalık bulgularına neden olduğu bilinmektedir. Ancak bu durum geliştiğinde ilgili ila&ccedil;ların kesilmesiyle lupus hastalığına ait bulgular da d&uuml;zelmektedir.</p> <p>&nbsp;</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

Tüm Vücut MR

<p>Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MR) ile t&uuml;m v&uuml;cut alanlarındaki hastalıkların tanı ve takibi tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemiyle yapılabiliyor. MR yumuşak dokuların, kemiklerin ve organların yapısının ve hastalıklarının y&uuml;ksek kontrast &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kte g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak sağlıyor. MR&rsquo;de, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturuluyor. MR radyasyon i&ccedil;ermiyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelişen teknoloji sayesinde hızlı ve y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapabilen MR cihazları ve yazılım programları ile t&uuml;m v&uuml;cut 50-55 dakikada i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu y&ouml;ntem, beyin ve boyun dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok organdaki t&uuml;m&ouml;rlerin erken d&ouml;nemde teşhisinde &ouml;nemli rol oynuyor. T&uuml;m v&uuml;cut manyetik rezonans g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, T&uuml;m V&uuml;cut MR ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nedir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR ile baş-boyundan başlayarak t&uuml;m v&uuml;cut alanları ayrı ayrı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendikten sonra bilgisayar programlarıyla birleştirilerek tek par&ccedil;a halinde incelenebilmektedir. İnceleme sırasında normal olmayan bulgu saptandığında, o alana ve patolojiye y&ouml;nelik &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapılabilmektedir. Herhangi bir belirti ortaya &ccedil;ıkmadan &ouml;nce v&uuml;cuttaki kanser, enfeksiyon veya diğer patolojiler gibi olası rahatsızlıkları belirlemek de i&ccedil;in yapılabilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile hastalıklar erken d&ouml;nemde teşhis edilerek olası etkin tedavi y&ouml;ntemlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile kanser riski ve endişesi taşıyan sağlıklı kişilerin radyasyon almadan t&uuml;m v&uuml;cutlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde yararlanılabilecek bir y&ouml;ntemdir. Bu nedenle check-up ama&ccedil;lı, t&uuml;m v&uuml;cut tek seansta g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Diğer tarama ve &ldquo;check-up&rdquo; y&ouml;ntemlerine ek olarak da uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR,</p> <ul> <li>Herhangi bir belirtisi olmayan, &ouml;zelikle kanser riski ve endişesi bulunan, diğer tarama testlerinin yanı sıra sağlık durumlarına genel bir bakış isteyen kişilere &ldquo;check-up&rdquo; ama&ccedil;lı yapılabilir.</li> <li>Ailesel veya genetik olarak kanser riski taşıyan kişilere yapılabilir.</li> <li>Kanser tanısı bulunan hastalarda da bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde kullanılabilir.</li> <li>Radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in &ccedil;ocuk ve gebelerde MR &ouml;ncelikle tercih edilmelidir.</li> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR, meme, prostat, akciğer ve gastrointestinal sistemin uygun değerlendirilmesi i&ccedil;in bu alanlara &ouml;zel tarama ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</li> <li>Diz, omuz gibi eklemlerin değerlendirilmesinde, meme ve prostat g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemede, boyun, sırt ve bel fıtıklarının değerlendirilmesinde &ouml;zel &ccedil;ekimler gerektiği i&ccedil;in tanı i&ccedil;in t&uuml;m v&uuml;cut MR kullanılmaz.</li> <li>Damarların g&ouml;sterilmesi i&ccedil;in gerekli olursa kontrast madde kullanılarak t&uuml;m v&uuml;cut MR anjiografi kontrast madde kullanılarak yapılabilir.</li> <li>Kalp damarlarında risk grubunda olan hastaların ise Koroner BT Anjiyografi ile &ldquo;check up&rdquo; yaptırması &ouml;nerilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR avantajları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR radyasyon i&ccedil;ermemesi en &ouml;nemli avantajıdır. Tarama testi i&ccedil;in kullanımını olanaklı kılar. MR radyasyon i&ccedil;ermediğinden &ccedil;ocuklarda ve 3. aydan sonra gereklilik durumunda gebelerde de g&uuml;venle kullanılabilir.</li> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR, erken kanser tanısı, erken tedavi ve iyileşme şansına olanak tanıması en &ouml;nemli faydasıdır.</li> <li>&nbsp;Rutin MR y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa t&uuml;m v&uuml;cut MR size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nasıl yapılır?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;da beyin, boyun, akciğer-g&ouml;ğ&uuml;s kafesi, karın i&ccedil;i organları karaciğer, pankreas, b&ouml;brek, b&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezi, mesane ve diğer organlar &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranmaktadır. Erkeklerde prostat, kadınlarda rahim ve yumurtalıklar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Bu alanların taranması sırasında kısmen kemik ve kas yapıları da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmektedir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastanın nefesini tutması istenmektedir. Hastanın nefes tutma isteğini yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gerekmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuuru a&ccedil;ık olmalıdır. T&uuml;m v&uuml;cut yapıları rutinde uygulanan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranırken ek olarak t&uuml;m&ouml;ral dokunun saptanmasında &ouml;zel yeri bulunan &ldquo;t&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon&rdquo; MR, incelemesi de t&uuml;m inceleme alanlarına ayrı ayrı yapılıp bilgisayar programları ile birleştirilip 3-boyutlu olarak değerlendirilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon MR y&ouml;ntemi kanserli doku ve lenf bezlerinin tanımlanmasında da &ouml;nemlidir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR &ouml;ncesi hangi hazırlıklar yapılıyor?</strong></p> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR işlemi yapılacak hasta, &ouml;ncelikle alanında uzman bir radyoloji teknisyeni tarafından karşılanarak &ccedil;ekim i&ccedil;in hazırlanmaya başlanmaktadır. Hastaya &ouml;ncelikle hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giydirilmektedir. Baş ve boyun b&ouml;lgesinin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozduğu i&ccedil;in kullanılmaması &ouml;nerilmektedir. Takı ve diğer aksesuarların tamamen &ccedil;ıkarılması istenmektedir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir dişler, kalemler, cep boyutunda kesici aletler ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmemektedir. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MR i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. Hastanın v&uuml;cudunda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi varsa inceleme &ouml;ncesi mutlaka bilgi vermesi gerekir. T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemelerinde karın i&ccedil;i yapıların ve safra kesesinin değerlendirilebilmesi i&ccedil;in 7-8 saat a&ccedil;lık gereklidir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastaya nefes tutması i&ccedil;in komutlar verilir. Kişinin bu komutları yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gereklidir. Sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuurunun a&ccedil;ık olması gerekiyor. Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanelerimizde yalnızca g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revleri kullanılmaktadır. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MR 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MR &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kanser ş&uuml;phem var, t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ailesinde kanser hastası olan, bu nedenle de kanser riski taşıyan kişilerin, herhangi bir belirtisi olmasa da bu endişesini gidermek i&ccedil;in &ldquo;check-up&rdquo; programına MR incelemesi eklenebilir.</p> <p><strong>Hangi hastalık riski olan hastalar t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır?</strong></p> <p>Ailesel ve genetik kanser riski taşıyan herkes MR incelemesi yaptırabilir. Bu sayede kanser tanısı bulunan kişiler bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi i&ccedil;in de kullanılabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;de radyasyon var mı?</strong></p> <p>MR, radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in rahatlıkla tercih edilebilir</p> <p><strong>Hamile ve &ccedil;ocuklara t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır mı?</strong></p> <p>MR radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in hamile anne adayları ve &ccedil;ocuklarda ihtiya&ccedil; duyulması halinde kullanılacak ilk g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi olmalıdır. Anne adaylarının 3 aylık hamilelik d&ouml;nemini atlattıktan sonra MR yaptırması &ouml;nerilmektedir.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesine makyaj yaparak girilebilir mi?</strong></p> <p>MR incelemesin daha g&uuml;venilir ve doğru bilgi vermesi i&ccedil;in hastanın herhangi bir makyaj malzemesi kullanmaması ve t&uuml;m takılarını &ccedil;ıkarması gerekir.</p> <p><strong>V&uuml;cudunda herhangi bir metal par&ccedil;ası olan hastalara t&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi yapılabilir mi?</strong></p> <p>V&uuml;cudunun herhangi bir yerinde şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi olan hastalar inceleme &ouml;ncesi hekimine bilgi vererek MR incelemesini yaptırabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in herhangi bir ila&ccedil; kullanılıyor mu?</strong></p> <p>Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri inceleme &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in verilen kontrast madde alerji yapar mı?</strong></p> <p>Hastaların bazılarında MR incelemelerinde kullanılan kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. Bu nedenle MR incelemesi &ouml;ncesi hastanın kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjisi olup olmadığını kendisine verilen onam formunda mutlaka yazarak kendisini hazırlayan teknisyene bilgi vermelidir.</p> <p><strong>Teşhis konulmuş başka bir hastalığım varsa t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi başka hastalığı olan veya ge&ccedil;irdiği bir ameliyat olan hastaların inceleme &ouml;ncesi kendisini hazırlayan radyoloji teknisyenine mutlaka bilgi vermesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlarda, hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rleri kullanılarak MR yapılabilir.</p> <p>&nbsp;</p>

Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRG)

<p>Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MRG), y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile beynin anatomik yapısı ve hastalıkların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde diğer g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerine g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;n sonu&ccedil;lar veriyor. Bu y&ouml;ntem ile beyin hastalıkları daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilebiliyor. Kranial Fonksiyonel MR olarak da bilinen Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme de (fMRG) bir MRG y&ouml;ntemidir ve hastalığın tanı ve tedavisinde &ouml;nemli avantajlar sağlıyor. fMRG, beyin aktivitesiyle ortaya &ccedil;ıkan kan akışındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişiklikleri &ouml;l&ccedil;&uuml;yor. fMRG, uygulanan &ccedil;eşitli uyaranlar ile beyin dokusundaki kan akımı ve oksijen d&uuml;zeyinin değişmesiyle verilen tepkileri kullanarak etkin alanların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak tanıyor. Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi(fMRG), T&uuml;m V&uuml;cut Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi ile birlikte şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) y&ouml;ntemi ile ilgili şu bilgileri verdi.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;nedir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. MRG, t&uuml;m v&uuml;cut alanlarında hastalıkların tanı ve takibinde kullanılan tıbbi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. MRG, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturulur. MRG radyasyon i&ccedil;ermez. fMRG ise beyindeki fonksiyonel olarak aktive olan alanları, kan oksijen seviyesindeki değişmeye bağlı olarak g&ouml;steren bir MRG y&ouml;ntemidir. fMRG, diğer standart MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleriyle saptanamayan beynin fonksiyonel alanlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesini sağlar.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;ne &ouml;l&ccedil;er?</strong></h2> <p>Oksijen beyin h&uuml;cresi olan n&ouml;ronlara kılcal damarlardaki hemoglobin aracılığıyla gelir. Beyin dokusundaki n&ouml;ronların aktivitesi arttığı zaman oksijen gereksinimleri de artar. Bu durumda n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımı da artırır.&nbsp;Bu durum n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımını da artırır.&nbsp;</p> <p>Kranial Fonksiyonel MR, beyin kanlanmasında beyindeki n&ouml;ronların dinlenmede ya da işlev sırasındaki kan oksijen seviyesine bağımlı değişiklikleri &ouml;l&ccedil;erek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin oluşmasını sağlar. Beynin belli bir alanında n&ouml;ral aktivite arttığında MR sinyali de az miktarda artış g&ouml;sterir. fMRG, elde edilen MR sinyalleri analiz edilerek yapılan aktivite ile uyumlu alanları belirler.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>fMRG, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. fMRG inme, travma ve bazı dejeneratijf beyin hastalıklarında kullanılsa da g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde klinikte en sık beyin ameliyatları veya kranial alana uygulanacak diğer işlemler (radyoterapi, gama-knife tedavisi gibi) &ouml;ncesinde beyinde yer alan hastalıklı alanın kritik fonksiyonel yapılarla olan ilişkisini belirlemede kullanılır. Beyinde yer alan ve girişim uygulanacak hastalıklı doku (t&uuml;m&ouml;r, epileptik odak, damarsal lezyonlar gibi) ile konuşma, y&uuml;r&uuml;me, el-kol-bacak hareket ve duyusal fonksiyonlarını sağlayan alanlar arasındaki ilişkisi saptanır. fMRG, beyin ameliyatının veya beynin diğer girişimsel tedavilerinin olası risklerini değerlendirmek ve en uygun tedavi y&ouml;ntemini, yolunu belirleyebilmek i&ccedil;in tercih edilen tanı y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi i&ccedil;in hastanın diğer rutin MRG incelemelerinde olduğu gibi hareketsiz sırt&uuml;st&uuml; yatması gerekir. Beynin fMRG&rsquo;si 30-40 dakika s&uuml;rer. fMRG incelemesi sırasında rutin kranial MRG veya kranial MR perf&uuml;zyon incelemesi eklenmemişse MR kontrast madde kullanılmaz. MR odasında hastanın MR cihazında yatarken rahatlıkla g&ouml;rebileceği ekran d&uuml;zeneği vardır. Ekrana yansıtılan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler yardımı ile hastanın inceleme sırasında &ccedil;eşitli işlevleri yapması istenir. Hastalar incelemeye girmeden &ouml;nce uygulamayı yapacak radyoloji uzmanı tarafından detaylı olarak bilgilendirilir. T&uuml;m MRG incelemelerinde olduğu gibi hastanın başının hareketsiz olması en iyi sonucu elde etmek i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Kranial Fonksiyonel MR sırasında hastanın hareketsiz yatarken beyindeki fonksiyonel alanları belirlememizi sağlayacak işlemleri yapması istenir. Hastanın el, kol, bacak, dil hareketleri veya bazı y&ouml;ntemlerle akıldan s&ouml;zc&uuml;k t&uuml;retmesi gibi basit işlemleri yapması istenerek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilir. Egzersizler beynin belirli b&ouml;lgelerindeki aktiviteyi artırır. Bu aktivite, MR cihazı tarafından oluşturulan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle hastanın beyninin fonksiyonel haritasının oluşturmasına fırsat verir. Bu temel işlevleri yaparak, cerrahların beyinden bir lezyonu, t&uuml;m&ouml;r&uuml; &ccedil;ıkarmak veya epilepsi hastalarına uygulanacak ameliyat i&ccedil;in en g&uuml;venli yaklaşım şeklini bulmalarına yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;faydaları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>g&uuml;venli, ağrısız ve invaziv olmayan bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. fMRG&rsquo;nin en &ouml;nemli avantajı ameliyat veya uygulanacak girişimsel işlemden &ouml;nce konuşma ve el kol - bacak motor becerilerinizin beyindeki alanlarının saptanarak g&uuml;venli bir cerrahi işlem ge&ccedil;irmenizi sağlamasıdır. fMRG&#39;leri beyin cerrahlarının beyin ameliyatına hazırlanmalarına yardımcı olarak ameliyat sırasında doğru b&ouml;lgeye başarılı bir şekilde ulaşmalarını sağlar. Rutin MRG y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa fMRG size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;a nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi ile rutin MRG incelemesi &ouml;ncesi hazırlık hemen hemen aynıdır. Sizi inceleme i&ccedil;in radyoloji teknisyeni karşılayarak hazırlamaya başlar. Hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giymeniz istenebilir veya giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir. Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir. Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmez. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MRG i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. V&uuml;cudunuzda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisini varsa mutlaka radyoloji teknisyenine bilgi vermeniz gerekir. Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Size aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz ve ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz. Bazı MRG incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjinizin olup olmadığı hakkında sizden mutlaka bilgi alınır. Size sorulan her soruyu mutlaka onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Biz b&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;zde yalnız g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revlerini kullanmaktayız. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MRG 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelesine a&ccedil; mı tok mu gelmeliyim?</strong></p> <p>Radyoloji teknisyeni sizinle &ccedil;ekim &ouml;ncesi detaylı bir g&ouml;r&uuml;şme yapacaktır. Aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz, her zamanki rutin beslenmenizi yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesi &ouml;ncesi başka hastalıklarım nedeniyle kullandığım ila&ccedil;ları i&ccedil;ebilir miyim?</strong></p> <p>Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Ancak bunun dışındaki durumlarda size farklı bir şey s&ouml;ylenmediyse ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR radyasyon var mı?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>radyasyon i&ccedil;ermez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR 3 aylık hamileyken yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikle hamile olma olasılığı olan kadın hastaların Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesinden &ouml;nce bu olasılığı gerekli gebelik testlerini yaptırarak kesinleştirmesi gerekir. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Ancak bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde(3 aylık hamilelik d&ouml;nemi) fMRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;da hamile hastalarda kontrast madde kullanılıyor mu?</strong></p> <p>3 aylık hamilelik d&ouml;nemini tamamlayan hastalara <strong>gerekirse Kranial Fonksiyonel MR </strong>yapılabilir. Ayrıca gebelerde zorunlu olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Ailemde genetik b&ouml;brek rahatsızlığı var, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi hastalığı olan ya da herhangi bir ameliyat ge&ccedil;iren hastaların bu durumu mutlaka radyoloji teknisyenine bildirmesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanemizde kullanılan MR kontrast maddeleri g&uuml;venli gruptadır. &nbsp;Ayrıca b&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in sizden kan testleri istenebilir.</p> <p><strong>V&uuml;cudumdaki piercinglerimi Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi &ccedil;ıkarmalı mıyım? </strong></p> <p>Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları, g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları ve t&uuml;m elektronik eşyalar MR odasına alınmasına izin verilmez.</p> <p><strong>Kendi elbisemle Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesine gerebilir miyim?</strong></p> <p>fMRG incelemesi i&ccedil;in MR odasına hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; ile girmeniz tercih edilir. Ancak giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi makyajımı temizlemem gerekir mi?</strong></p> <p>Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir.</p>

CAD EYE Yapay Zeka Teknolojisi

<p>Kalın bağırsak ya da bir diğer adı ile kolon kanseri d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor. Kolorektal kanserlerin ortaya &ccedil;ıkmasında; genetik fakt&ouml;rler, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle giderek yaygınlaşan bağırsak poliplerinin tanı ve tedavisinde ge&ccedil; kalınması &ouml;nemli rol oynuyor. Bağırsak poliplerinin erken d&ouml;nemde&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/endoskopi/kolonoskopi.html">kolonoskopi</a>&nbsp;ile tespit edilmesi, tanısının konulması ve takip edilmesi, bu oluşumların ciddi hastalıklara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p hayati tehlikeye yol a&ccedil;maması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Endoskopik uygulamalarda CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin hata payı olmadan belirlenmesini sağlayarak, hastalığın tanı ve tedavisinde yer tutuyor.</p> <h2><strong>CAD EYE teknolojisi nedir?</strong></h2> <p>Bağırsak kanalının i&ccedil; y&uuml;zeyinden y&uuml;kselen anormal b&uuml;y&uuml;meler olarak tanımlanan ve &ccedil;oğunlukla iyi huylu olan kalın bağırsak polipleri, ihmal edildiği takdirde ilerleyip b&uuml;y&uuml;yerek kalın bağırsak kanserine d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. 50 yaşın &uuml;zerindeki kişilerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinde g&ouml;r&uuml;len kolon poliplerinin bir kısmı kalın bağırsak kanserine ilerlemektedir. Bağırsak poliplerini saptamadaki en g&uuml;venilir y&ouml;ntem de kolonoskopik incelemelerdir. Bağırsak polipleri, modern &ccedil;ağın en gelişmiş kolonoskopi teknolojisi CAD EYE yapay zeka ile pratik bir şekilde tespit edilebilmekte, b&ouml;ylelikle kalın bağırsak kanseri gibi hayati sonu&ccedil;ları olabilecek ciddi bir hastalığın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi ile kalın bağırsak kanserine neden olabilecek poliplerin belirlenip &ccedil;ıkarılması, b&ouml;ylelikle kanserin oluşmadan &ouml;nlenmesi sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin kansere d&ouml;n&uuml;şmeden erken aşamada tespit edilmesini sağlayan bir sistemdir. Kolonoskopi cihazına eklenen &ouml;zel bir işlemci sayesinde, detaylı ek bilgiler sağlar ve kolon poliplerinin tespit edilme oranını m&uuml;kemmel seviye getirir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;nasıl uygulanıyor?</strong></h2> <p>S&uuml;re&ccedil; a&ccedil;ısından normal kolonoskopiden bir farkı yoktur. İşlem &ouml;ncesi hasta doktorunun talimatları ile bağırsak temizliğini ger&ccedil;ekleştirmektedir. İşlem g&uuml;n&uuml;nden bir gece &ouml;nce yemek ve su alımı durdurulur. Uygulama, anestezi uzmanları tarafından hasta uyutularak ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaya sedasyon uygulandıktan sonra kalın bağırsak, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenir. Kalın bağırsakta polip saptanması durumunda polipin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, polipin sınıflandırması ve yerleşim yerine g&ouml;re tedavi se&ccedil;enekleri planlanır. Poliplerin &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğu kolonoskopi sırasında &ccedil;ıkartılır. Ancak b&uuml;y&uuml;k boyutta olan bazı endoskopik &ouml;zelliklere g&ouml;re t&uuml;m&ouml;r olacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len poliplerde ileri endoskopik işlemler (ESD, EMR, EFTR) gerekebilir. Kolonoskopi işleminin deneyimli kişiler tarafından yapılması, bu poliplerin tanınması ve &ouml;zelliklerinin belirlenmesi tedavi kararı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.&nbsp;</p> <p>Bazı kalın bağırsak poliplerinin kolonoskopi sırasında tanınması ve g&ouml;r&uuml;lmesi zor olabilmektedir. Bu nedenle k&uuml;&ccedil;&uuml;k poliplerin atlanmaması ve taranması i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılmakta, tarama i&ccedil;in yeterli zaman ayrılmakta ve bazı &ouml;zel endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodları uygulanmaktadır.</p> <p>T&uuml;m bunlara ek olarak yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak polipleri ve t&uuml;m&ouml;rlerin saptanmasında &ouml;nemli avantajlar sunmaktadır. CAD EYE yapay zeka, kolonoskopi sırasındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri hem doktorun ekranına yansıtmakta hem de kendi yapay zeka işlemcisine g&ouml;ndermektedir. Bu sayede kolon poliplerinin saptanma oranını m&uuml;kemmel seviyelere &ccedil;ıkarmaktadır.&nbsp;</p> <p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p> <p><strong>Uygulama ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kolonoskopik incelemeler &ccedil;oğunlukla 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ancak polip saptanması durumunda, polipin &ccedil;ıkartılması nedeniyle ya da daha &ouml;nce karın ameliyatı ge&ccedil;irmiş hastalarda işlem s&uuml;resi artabilir.&nbsp;</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>Kolonoskopi işlemi g&uuml;n&uuml;birlik bir uygulamadır. İşlemden sonra hasta sedasyonun etkisinin ge&ccedil;mesi beklendikten sonra taburcu edilebilir. M&uuml;mk&uuml;nse işlem g&uuml;n&uuml; yanında bir refakat&ccedil;i ile gelmesi &ouml;nemlidir. O g&uuml;n araba kullanması ve ağrı bir iş yapması &ouml;nerilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalar işlem sonrasında ilk &ouml;ğ&uuml;nlerinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenebilir. Bu d&ouml;nemde ağır, yağlı ve baharatlı yiyecekler tercih edilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Bağırsak polipleri i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Yaş, aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, sigara ve alkol kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite,&nbsp; &uuml;lseratif kolit ve Crohn gibi bir iltihabi bağırsak hastalıkları risk fakt&ouml;rleri arasındadır.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Bağırsak polipleri genellikle sessizce ilerleyip, hi&ccedil;bir bulguya neden olmayacağı gibi karın ağrısı, ishal, kabızlık, karında şişlik, dışkıda kan g&ouml;r&uuml;lmesi, dışkı şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, kansızlık, demir eksikliği gibi belirtilerle de ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Anormal doku b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanan polipler, ilerleyen d&ouml;nemlerde kansere d&ouml;n&uuml;şebileceği i&ccedil;in, tespit edildiğinde mutlaka alınmalıdır. Polip varlığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren durumlarda da mutlaka işlem yapılmalı, polip saptama oranını artırmak i&ccedil;in de y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskopik cihazlar ve yapay zeka kullanılmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>CAD EYE teknolojisi mide kanseri i&ccedil;in de kullanılabilir mi?</strong></p> <p>Bu uygulamanın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nemlerde mide hastalıkları i&ccedil;in de kullanılması ve erken d&ouml;nem kanserleri tespit etmesi planlanmaktadır.</p>

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

ELISA Testi

<p>Damardan alınan kan ya da bazı v&uuml;cut sıvı &ouml;rnekleriyle yapılan ELISA testi ile başta HIV olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok infeksiyon hastalığının tanısı konularak erken evrede tedavi s&uuml;recine başlanmaktadır.</p> <p>[doctor-box]26[/doctor-box]</p> <h2><strong>ELISA&nbsp;testi nedir?&nbsp;</strong></h2> <p>ELISA testi bir antijen (mikroorganizmanın &ouml;zel bir proteini) ve bir antikor (antijene karşı &uuml;retilen protein yapısındaki molek&uuml;l) arasındaki reaksiyonu g&ouml;stererek &ccedil;eşitli hastalıkların tanısında kullanılmaktadır. Testin sonucunu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r hale getirmek i&ccedil;in bir enzimden yararlanılmaktadır. ELISA testi ile infeksiyon etkenleri veya bunlara karşı v&uuml;cudun oluşturduğu antikorlar saptanabilmektedir.&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>ELISA testi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>ELISA testi kan ve bazı v&uuml;cut sıvısı &ouml;rneklerinde &ccedil;alışılmaktadır. Hastanede damardan alınan kan &ouml;rneği laboratuvara g&ouml;nderilmektedir. Ayrılan serum &ouml;rneğinde ELISA cihazlarında hastalığa &ouml;zel kitler kullanılarak test yapılmaktadır.</p> <h2><strong>ELISA testi hangi hastalıklar i&ccedil;in kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>ELISA testi ile tanısı konulan infeksiyon hastalıklarını şu şekilde sıralamak m&uuml;mk&uuml;n;</p> <ul> <li>HIV/AIDS</li> <li>Kızamık</li> <li>Kızamık&ccedil;ık</li> <li>Kabakulak</li> <li>Hepatit B</li> <li>Bruselloz gibi &ccedil;ok sayıda infeksiyon hastalığının tanısı ELİSA testi ile konulabilmektedir.</li> <li>İnfeksiyon hastalıkları dışında gebelik testi gibi &ccedil;eşitli ama&ccedil;larla kullanılan ELISA testleri de bulunmaktadır.</li> </ul> <h2><strong>ELISA testinin pozitif sonu&ccedil;lanması ne anlama gelir?</strong></h2> <p>ELISA testinin pozitif bulunması alınan &ouml;rnekte aranan antijen veya antikorun saptandığı anlamına gelmektedir. Bu hangi testin yapıldığına g&ouml;re aktif bir infeksiyon, ge&ccedil;irilmiş bir infeksiyon ya da infeksiyona karşı koruyucu bağışıklık gibi &ccedil;eşitli anlamlara gelmektedir. Bu sonu&ccedil; doktorunuz tarafından değerlendirilerek tanı i&ccedil;in size bilgi verilecektir. &nbsp;</p> <h2><strong>ELISA testinin negatif sonu&ccedil;lanması ne anlama gelir?</strong></h2> <p>ELISA testinin negatif bulunması alınan &ouml;rnekte aranan antijen veya antikorun bulunmadığı anlamına gelmektedir. Yani negatif sonu&ccedil; alınan teste g&ouml;re aranan infeksiyon yoktur veya bağışık yanıt oluşmamıştır.</p> <h2><strong>ELISA testleri ne kadar zamanda sonu&ccedil;lanır?</strong></h2> <p>Anti-HIV, HBsAg, anti-HBs gibi sık &ccedil;alışılan ELISA testleri genellikle aynı g&uuml;n sonu&ccedil;lanmaktadır. Daha seyrek &ccedil;alışılan bazı testlerin sonu&ccedil;lanması daha uzun s&uuml;rebilmektedir. Bu s&uuml;reler kan verildiği sırada sorularak &ouml;ğrenilebilir.</p> <h2><strong>ELISA testi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>ELISA testi ile HIV infeksiyonu nasıl belirlenir?</strong></p> <p>HIV infeksiyonu tanısında ELISA ile anti-HIV antikor aranmaktadır. Anti-HIV testi pozitif bulunursa, yani bu antikorun varlığı saptanırsa doğrulama testi (Western-Blot) ve klinik gerekliliğe g&ouml;re HIV vir&uuml;s&uuml;n&uuml;n genetik maddesini kanda arayan HIV-RNA PCR testi yapılmaktadır.</p> <p><strong>ELISA testi ile Hepatit B hastalığı saptanır mı?</strong></p> <p>Hepatit B hastalığında HBsAg saptanması hepatit B vir&uuml;s&uuml; varlığı anlamına gelirken, anti-HBs saptanması bağışıklık varlığını g&ouml;sterir.</p> <p><strong>ELISA testi ile COVİD-19 belirlenir mi?</strong></p> <p>COVID-19 hastalığında ELISA testi ile COVID-19 IgM ve IgG antikorları aranmaktadır. Bu testler hastalığın tanısı veya aşılanan kişilerde koruyucu antikor yanıtının g&ouml;sterilmesi konusunda fikir vermektedir. COVID-19 hastalığı tanısında altın standard PCR testidir.</p> <p><strong>ELISA testi i&ccedil;in nasıl bir hazırlık yapılıyor? </strong></p> <p>ELISA testi i&ccedil;in &ouml;nceden herhangi bir hazırlık yapmaya gerek yoktur. Hastanede damardan alınan kan ve bazı v&uuml;cut sıvıları ile ELISA testi yapılmaktadır.</p> <p><strong>ELISA testi ile HIV test sonu&ccedil;ları ne kadar zamanda &ccedil;ıkar? </strong></p> <p>ELISA HIV test sonu&ccedil;ları aynı g&uuml;n &ccedil;ıkmaktadır.</p> <p><strong>ELISA testi HIV sonu&ccedil;ları erkeklerde ve kadınlarda farklı mıdır?</strong></p> <p>HIV infeksiyonu i&ccedil;in yapılan ELISA testlerinin erkek, kadın ve &ccedil;ocuklar i&ccedil;in farklı sonu&ccedil;ları bulunmamaktadır.</p>

Hemoglobin

<p>&Ouml;zellikle aneminin (kansızlık) teşhisinde kullanılan Hemoglobin testi i&ccedil;in en fazla beş dakikalık ayırılacak zaman sonrasında gelecekte yaşayabileceğiniz hastalıkları, yaşadığınız k&uuml;&ccedil;&uuml;k sağlık sorunlarının sebeplerini &ouml;ğrenebiliriz.&nbsp;<strong>Medroyal (Memorial Merkez Laboratuvarı)&nbsp;Direkt&ouml;r&uuml;&nbsp;&nbsp;Do&ccedil;. Dr. Nilg&uuml;n Tekkeşin,</strong>&nbsp; &#39;Hemoglobin nedir?&#39;, &#39;Hemoglobin testi hangi hastalıkların tanısı i&ccedil;in yapılır?&#39;, &#39;Hemoglobin d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ne anlama gelir?&#39; sorularını yanıtlandırdı.&nbsp;</p> <h2><strong>Hemoglobin testi nedir?</strong></h2> <p>Hemoglobin (HBG) seviyeleri, bir kan testi ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r ve desilitrede gram (g/dL) cinsinden ifade edilir. Kandaki d&uuml;ş&uuml;k hemoglobin seviyesi, doğrudan d&uuml;ş&uuml;k bir oksijen seviyesi ile ilgilidir. Hemoglobin, kansızlık ya da demir eksikliği problemlerinde ilk bakılan parametredir. Hemoglobin d&uuml;zeyinin referans aralığının altında olduğu noktada yani tam kan sayımı testinde Hemoglobin seviyeleri, yaşa ve cinsiyete g&ouml;re değişiklik g&ouml;sterir. Eğer referans aralığının altında bir değerde ise, ilk akla gelen rahatsızlık anemidir. Y&uuml;ksek hemoglobin seviyeleri de,&nbsp; nadir g&ouml;r&uuml;len kan hastalığı olan polisiteminin g&ouml;stergesi olabilir. Y&uuml;ksek hemoglobin seviyeleri dehidrasyondan, sigara i&ccedil;mekten veya y&uuml;ksek rakımlarda yaşamaktan kaynaklanabilir veya akciğer veya kalp hastalığı gibi diğer durumlarla bağlantılı olabilir.</p> <h2><strong>Hemoglobin nedir?</strong></h2> <p>Hemoglobin, kanın v&uuml;cutta oksijen taşımasını m&uuml;mk&uuml;n kılan kırmızı kan h&uuml;crelerinde bulunan bir maddedir. Hemoglobin, kırmızı kan h&uuml;crelerine rengini veren ve demir a&ccedil;ısından zengin bir proteindir. Kırmızı kan h&uuml;creleri, v&uuml;cudun her yerine oksijen taşır ve bunu yapmak i&ccedil;in hemoglobine ihtiya&ccedil; duyar. Kırmızı kan h&uuml;crelerinin kan dolaşımında kolayca hareket edebilmesi i&ccedil;in yuvarlak ve esnek olması gerekir.</p> <p>Kırmızı kan h&uuml;crelerinin temel işlevi, oksijenin akciğerlerden v&uuml;cut h&uuml;crelerine taşınmasıdır. Kırmızı kan h&uuml;creleri, aslında o oksijeni taşıyan hemoglobin adı verilen bir protein i&ccedil;erir. Kılcal damarlarda, v&uuml;cut h&uuml;creleri tarafından kullanılmak &uuml;zere oksijen salınır. Kanın akciğerlerden taşıdığı oksijenin y&uuml;zde doksan yedisi hemoglobin yoluyla taşınır. Kalan y&uuml;zde 3&rsquo;&uuml; ise plazmada &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r. Hemoglobin, kanın, tek başına plazmada &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilecek olandan 30 ila 100 kat daha fazla oksijeni hareket ettirmesine izin verir.</p> <p>Oksijen seviyesinin y&uuml;ksek olduğu akciğerlerde hemoglobin, oksijen ile gevşek bir şekilde birleşir. Hemoglobin daha sonra bu oksijeni, oksijen seviyesinin d&uuml;ş&uuml;k olduğu kılcal damarlara kolayca salar. Her hemoglobin molek&uuml;l&uuml;nde d&ouml;rt demir atomu vardır. Her bir demir atomu, bir oksijen molek&uuml;l&uuml; ile bağlanır. Hemoglobindeki demir, kana kırmızı rengini veren şeydir. Bir kırmızı kan h&uuml;cresinin y&uuml;zde otuz &uuml;&ccedil;&uuml; hemoglobindir.</p> <h2><strong>Hemoglobin testi hangi hastalıkların tanısı i&ccedil;in yapılır?</strong></h2> <p>Hemoglobin, tam kan sayımının bir par&ccedil;ası olarak, &ccedil;eşitli nedenlerle istenebilir. Sonucun, referans aralığına g&ouml;re d&uuml;ş&uuml;k veya y&uuml;ksek &ccedil;ıkmasına g&ouml;re &ccedil;eşitli hastalıklar ile ilişkilendirilir.</p> <h2><strong>Hemoglobin d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ne anlama gelir?</strong></h2> <p>D&uuml;ş&uuml;k hemoglobin, bir kişinin hemoglobin seviyesinin &ouml;l&ccedil;&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde yaşına ve cinsiyetine g&ouml;re normalin en d&uuml;ş&uuml;k sınırlarının altında olduğu anlamına gelir. &Ouml;rneğin, 19 yaşında bir erkeğin tespit edilen kan değeri yaklaşık 13 g/dL&#39; nin altında ise s&ouml;z konusu kişi d&uuml;ş&uuml;k hemoglobin d&uuml;zeyine sahip demektir. D&uuml;ş&uuml;k HGB seviyelerine, v&uuml;cudun kırmızı kan h&uuml;creleri yaratma kabiliyetini etkileyen herhangi durum ya da hastalık neden olabilir. Yenidoğan bebeklerde 6-8 haftalık olduklarında ge&ccedil;ici bir anemi g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. 6-8 haftalık bebeklerde anemi g&ouml;r&uuml;lmesinin nedeni doğduklarında t&uuml;kenen kırmızı kan h&uuml;crelerinin yenilenmemesidir. Bebeğin ge&ccedil;ici anemi dışında başka bir hastalığı olmadığı takdirde bu durum bebek sağlığını olumsuz şekilde etkilemez.</p> <h2><strong>D&uuml;ş&uuml;k hemoglobin seviyesinin bulguları nelerdir?</strong></h2> <p>D&uuml;ş&uuml;k hemoglobin seviyeleri genellikle kişinin anemisi olduğunu g&ouml;sterir. &Ccedil;eşitli bulgular sergiler; zayıflık, nefes darlığı, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, baş d&ouml;nmesi, baş ağrısı, hızlı, d&uuml;zensiz kalp atışı, el ve ayak &uuml;ş&uuml;mesi, soluk cilt, gibi.</p> <p>Birka&ccedil; &ccedil;eşit anemi vardır:</p> <h3><strong>Demir eksikliği anemisi</strong></h3> <p>En &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len hemoglobin d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; nedeni demir eksikliği anemisidir. Bu t&uuml;r anemi, kişinin v&uuml;cudunda yeterince demir olmadığında ve ihtiya&ccedil; duyduğu hemoglobini &uuml;retemediğinde ortaya &ccedil;ıkar. Anemiye genellikle kan kaybı neden olur; ancak anemi demir emiliminin zayıflığından da kaynaklanabilir.</p> <h3><strong>Hamileliğe bağlı anemi</strong></h3> <p>Hamilelik ve doğumun &ouml;nemli miktarda demir ihtiyacının ortaya &ccedil;ıkmasıyla birlikte g&ouml;r&uuml;len demir eksikliği anemisidir.</p> <h3><strong>Vitamin eksikliği anemisi</strong></h3> <p>Diyette B12 vitamini veya folik asit (folat olarak da adlandırılır) gibi d&uuml;ş&uuml;k besin seviyelerinde ortaya &ccedil;ıkar. Bazı anemi t&uuml;r&uuml; folik asit B12 vitamini veya B6 takviyeleri ile tedavi edilebilir.</p> <h3><strong>Orak h&uuml;cre anemisi</strong></h3> <p>Hemoglobin proteininin anormal olduğu kalıtsal bir durumdur. Kırmızı kan h&uuml;crelerinin orak şeklinde ve sert olması, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kan damarlarından akmasını durdurması anlamına gelir.</p> <h3><strong>Hemolitik anemi</strong></h3> <p>Hemolitik anemi başka bir durumun sonucu veya kalıtsal olabilir. Kırmızı kan h&uuml;creleri kan dolaşımında veya dalakta par&ccedil;alandığında ortaya &ccedil;ıkar.</p> <h3><strong>Aplastik anemi</strong></h3> <p>Aplastik anemi kan h&uuml;crelerinin &uuml;retimi i&ccedil;in gerekli olan k&ouml;k h&uuml;crelerin yetersizliği nedeniyle oluşan bir kansızlık hastalığıdır.</p> <p><strong>Diğer:</strong> Anemiye, b&ouml;brek hastalığı ve kanser tedavisi kemoterapi gibi başka durumlar da neden olabilir. Bu t&uuml;r durumlar v&uuml;cudun kırmızı kan h&uuml;cresi yapma yeteneğini etkileyebilir.</p> <h2><strong>D&uuml;ş&uuml;k hemoglobin seviyesinin belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>D&uuml;ş&uuml;k hemoglobinin seviyesi kişilerde şu belirtilere neden olur;</p> <ul> <li>Zayıflık</li> <li>Nefes darlığı</li> <li>Baş d&ouml;nmesi</li> <li>Hızlı, d&uuml;zensiz kalp atışı</li> <li>Baş ağrısı</li> <li>El ve ayak &uuml;ş&uuml;mesi</li> <li>Soluk cilt</li> <li>G&ouml;ğ&uuml;s ağrısı</li> </ul> <h2><strong>Hemoglobin y&uuml;ksekliği ne anlama gelir? </strong></h2> <p>&Ccedil;oğunlukla Y&uuml;ksek rakımlarda yaşayan ve sigara i&ccedil;en kişilerde normalden daha y&uuml;ksek hemoglobin seviyeleri g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p>Hemoglobinin y&uuml;ksek olması şunlara da bağlı olabilir:</p> <ul> <li>Belirli t&uuml;m&ouml;rler (B&ouml;brek t&uuml;m&ouml;rleri gibi)</li> <li>Polisitemi rubra vera olarak bilinen bir kemik iliği bozukluğu</li> <li>Anabolik steroidler (&ouml;rneğin sentetik testosteron) veya eritropoietin gibi performans artırıcı ila&ccedil;lar)</li> <li>Hipoksi (d&uuml;ş&uuml;k kan oksijen seviyeleri)</li> <li>KOAH, amfizem veya pulmoner fibroz gibi ileri derece akciğer hastalıkları</li> </ul> <h2><strong>Y&uuml;ksek hemoglobin seviyesinin belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Y&uuml;ksek hemoglobin hastada şu belirtilerle kendisini g&ouml;sterebilir</p> <ul> <li>Kaşıntı</li> <li>Halsizlik hissi</li> <li>Baş ağrısı ve d&ouml;nmesi</li> <li>Aşırı terleme</li> <li>Ağrılı eklem şişmeleri</li> <li>Ani kilo kaybı</li> <li>G&ouml;zlerde beliren sararma gibi belirtilerle g&ouml;r&uuml;lebilir.</li> </ul> <h2><strong>Hemoglobin testi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Kolunuzdaki bir damardan, parmak ucundan, el &uuml;zerinden bir damardan, yenidoğan bebekler i&ccedil;in topuktan &ouml;zel bir t&uuml;pe kan &ouml;rneği alınır. Kan &ouml;rneği alınırken, kanı alınacak kişi oturtulur veya yatırılır. Kan alınacak nokta sağlam bir yere dayandırılır. Ayaktaki hastadan ya da desteklenmemiş noktadan kan alınmamaktadır. Kan koldan alınacaksa, dirsek b&uuml;k&uuml;m&uuml;nden 10-15 cm yukarıdan turnike ile sıkılır. Kanın hangi koldan, elden alınacağı &ouml;nemli değildir. Eğer kol damarları uygun olmazsa, el &uuml;st&uuml; veya ayak damarları da kullanılabilir. Kan alınacak nokta &ouml;zel bir sol&uuml;syonla silinir. Bu sol&uuml;syonun kuruması beklenir ve silinen b&ouml;lgeye dokunulmaz. Hazırlanmış, steril, kuru ve tek kullanımlık enjekt&ouml;r ile uygun damara girilir. Enjekt&ouml;r ve kol arasındaki 15 derecelik a&ccedil;ıya dikkat edilmelidir. G&ouml;r&uuml;nen damarlarda damarın 5-6 mm uzağından damara girilir. Enjekt&ouml;rle kol arasındaki piston yavaş olarak &ccedil;ekilir. Kan t&uuml;pe doldurulur. Kullanılan t&uuml;p, vakumlu olduğu i&ccedil;in kan kendiliğinden kan t&uuml;pe dolar. Hastadan iğne &ccedil;ıkarılmadan &ouml;nce koldaki turnike a&ccedil;ılır, iğne &ccedil;ıkarılır sonrasında kuru bir pamuk yardımıyla kan alınan noktaya 10 dakika basın&ccedil; uygulanır. Basın&ccedil; uygulanmasının sebebi kanamanın durması ve kan alınan noktanın morarmasının engellenmesidir. Kan alınan noktaya basın&ccedil; uygulanması gerektiği hastaya s&ouml;ylenmelidir.</p> <h2><strong>Hemoglobin&nbsp;testi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Anemi nasıl tedavi edilir? </strong></p> <p>Tedavi i&ccedil;in &ouml;ncelikle aneminin neden kaynaklandığı &ouml;ğrenilmelidir. (Yanlış beslenme- daha ciddi sağlık sorunları vb. ) &Ouml;rneğin demir eksikliğinin yol a&ccedil;tığı anemi, demir takviyesini artıran ila&ccedil;larla ve demir i&ccedil;eriği y&uuml;ksek gıdalar daha fazla t&uuml;ketilerek tedavi edilebilir. Demir i&ccedil;eriği y&ouml;n&uuml;nden zengin besinlerden bazıları şunlardır:</p> <ul> <li>Fas&uuml;lye</li> <li>İstiridyeler, bazı deniz &uuml;r&uuml;nleri</li> <li>Sığır karaciğeri</li> <li>Dana eti (Yağsız kıyma)</li> <li>Hindi eti</li> <li>Soya peyniri</li> <li>Tam buğday ekmeği</li> <li>Ton balığı</li> <li>Yumurta</li> <li>Karides</li> <li>Fıstık ezmesi</li> <li>Esmer pirin&ccedil;</li> <li>&Uuml;z&uuml;m kepeği (Zenginleştirilmiş)</li> <li>Şeker kamışı</li> </ul> <p><strong>Hemoglobin y&uuml;ksekliği nasıl tedavi edilir?</strong></p> <p>Polisitemi, KOAH, belirli t&uuml;m&ouml;rler gibi nedenler y&uuml;ksek hemoglobin seviyesine neden oluyorsa, bu hastalıkları tedavi etmek, hemoglobin seviyesini normalde d&ouml;nd&uuml;recektir. Bununla birlikte hemoglobini (HGB) d&uuml;ş&uuml;rmek i&ccedil;in şu y&ouml;ntemler de uygulanabilir:</p> <p><strong>Flebotomi:</strong> Flebotomi bir kan alma prosed&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Ş&ouml;yle ki doktor hemoglobin seviyesinin normale d&ouml;nene kadar kişiden aldığı kanı bir t&uuml;pten bir torbaya ya da bir kaba aktarır. Flebotominin başlıca hedeflerinden biri kan pıhtılarını ve buna bağlı advers olay riskini azaltmaktır. Hemoglobin seviyesi normale yakın olana kadar bu prosed&uuml;r&uuml;n tekrarlanması gerekebilir.</p> <p><strong>Bol su t&uuml;ketmek:</strong> Susuz kalındığında da hemoglobin seviyesi normalin &uuml;zerine &ccedil;ıkar. Zira susuz kalındığında kan hacminde azalma meydana gelir. &Ouml;zellikle egzersiz esnasında bol su i&ccedil;mek normal hemoglobin seviyesini korumak i&ccedil;in ihmal edilmemelidir.</p> <p><strong>Sigarayı bırakmak:</strong> Sigara bağımlısı olan kişileri hemoglobin seviyesi kronik olarak artıyorsa, hemoglobin y&uuml;ksekliğini azaltmanın en iyi yolu sigarayı bırakmaktır. Nitekim yapılan araştırmalar neticesinde sigarayı bırakan bir&ccedil;ok kişinin hemoglobin d&uuml;zeylerinin normale d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; saptanmıştır.</p> <p><strong>Hemoglobin testi neden yapılmalı?</strong></p> <p>V&uuml;cudumuzun genel sağlık durumunu belirlemede bize &ccedil;ok değerli bir bilgi verir. &Ouml;te yandan,&nbsp;<a href="https://labtestsonline.org.tr/understanding/conditions/anemia">anemi (kansızlık)</a>&nbsp;gibi değişik hastalıkları taramak ve izlemek i&ccedil;in de bu test yapılacaktır.</p> <p><strong>Hemoglobin&nbsp;testi ne zaman yapılmalıdır?</strong></p> <p>Rutin bir genel değerlendirme aşamasında tıbbi testlerin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; olarak kullanırız. &Ouml;te yandan, doktorunuz tarafından belirlendiği zamanda da bu test yapılır.</p> <p><strong>Hemoglobin&nbsp;testi yaptırmadan &ouml;nceki hazırlıklar neler?</strong></p> <p>Test sonucu testin yapıldığı cihazın &ccedil;alışma prensibi, kişinin g&uuml;nl&uuml;k su alım miktarı, yatar veya ayakta olma durumu ve s&uuml;resi gibi &ccedil;eşitli fakt&ouml;rlerden etkilenebilir. G&uuml;nd&uuml;z saatlerinde kan aldıracak kişiler daha aktif olduğu i&ccedil;in testlerin sonucu değişebilir. Y&uuml;ksek rakımlarda yaşayan kişilerde, yine bir takım değerlerde farklılıklar meydana gelir. Ayrıca, bayanlarda menst&uuml;rasyon s&uuml;reci i&ccedil;inde veya &ouml;ncesi sonrası ilk g&uuml;nlerde olma hali, gebelik gibi ciddi fizyolojik değişiklikler de sonu&ccedil;larda fark yaratacaktır. Bu nedenlerle, testi yaptırmadan &ouml;nce doktorunuza bu durumlar hakkında bilgi vermenizi &ouml;neririz.</p>

Gebelik Testi

<p>Anne olmak isteyen her kadın heyecanla gebe olup olmadığını anlamak i&ccedil;in &ccedil;eşitli yollara başvurur. Bunlar gebelik testleridir. Memorial Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanları gebelik testleriyle ilgili en merak edilen soruları yanıtladı.</p> <h2><strong>Gebelik testi nedir?</strong></h2> <p>Hamilelik testleri yani gebelik testleri bir kadının bebek bekleyip beklemediğini &ouml;ğrendiği bir y&ouml;ntemdir. Gebelik testi, kadının hamile olup olmadığının anlaşılması i&ccedil;in kandan ya da idrardan yapılan bir testtir. Gebelik testinde kanda veya idrarda hCG hormonu aranır. Eğer hCG hormonu tespit edilirse kadın hamile anlamına gelmektedir.</p> <h2><strong>Gebelik testi hangi hastalıkların teşhisi i&ccedil;in yapılır?</strong></h2> <p>Gebelik testi yani hamilelik testi hCG hormonunun yani hamileliğin teşhisi i&ccedil;in yapılmaktadır.</p> <h2><strong>Gebelik testi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>İki &ccedil;eşit gebelik testi vardır. Biri kandan gebelik biri de idrardan gebelik tespiti i&ccedil;in yapılmaktadır. Gebelik kan testi kişinin damar yolundan alınan kan ile yapılmaktadır. Kanda gebelik testinde iki &ccedil;eşit vardır. Birinde hCG hormonunun kesin değerini g&ouml;sterir diğerinde ise kanda gebeliğin olup olmadığı belirlenir. İdrarda da gebelik aranabilir. Anne adayı kadının idrarı idrar numune kabına alınır, test &ccedil;ubuğu bu idrarın i&ccedil;ine daldırılır ve laboratuvarda gebelik tespiti yapılır. Ayrıca evde yapılan hamilelik testleri de buna benzer &ccedil;alışır. Burada da eczaneden alınan gebelik testi idrar yaparken &ccedil;ubuğun orta kısmına idrar getirilir. Biraz bekledikten sonra &ccedil;ubuktaki iki &ccedil;izgiden gebelik olup olmadığı tespit edilir.</p> <h2><strong>Gebelik testi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kanda gebelik testinin avantajları nelerdir?</strong></p> <p>İdrar testine g&ouml;re daha erken sonu&ccedil; alınabilir. Kanda tespit edilen hCG seviyesi sayesinde sağlık a&ccedil;ısından gereken değerlendirmeler yapılabilir.</p> <p><strong>Hamilelik ne zaman belli olur?</strong></p> <p>Hamilelik ka&ccedil; g&uuml;nde belli olur sorusunun yanıtında net bir zaman belirtmek doğru olmamaktadır.</p> <p><strong>Hamilelik testi ne zaman yapılmalı?</strong></p> <p>Adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml; geciken sağlıklı bir kadın gecikmenin ardından en az beş en &ccedil;ok bir hafta sonra hamilelik testi yaptırabilir. Hamilelik kan testi ile daha net şekilde belirlenmektedir.</p> <p><strong>Gebelik testi ne zaman yapılmalı?</strong></p> <p>Pek &ccedil;ok kadın &ldquo;hamilelik testi ne zaman yapılır&rdquo; sorusunun yanıtını merak eder. &ldquo;Gebelik testi ne zaman yapılır&rdquo; sorusunun yanıtı ş&ouml;yle olabilir: Regl periyodunun gecikmesinden en az beş g&uuml;n ile bir hafta sonra yapılmalıdır. Gebelik testi sonucu ile ilgili yanlış değerlendirmeler yani negatif sonu&ccedil; almak testi daha erken yaptırmak sebebiyle olabilir.</p> <p><strong>Gebelik testi sonucu nasıl değerlendirilir?</strong></p> <p>Gebelik testi sonucu pozitif &ccedil;ıkar ve hCG değeri 10 ıu/l &uuml;zerindeyse bu gebe olunduğu anlamına gelir. Korunmasız cinsel ilişkiden bir hafta 10 g&uuml;n sonra eğer hamilelik oluşmuşsa kanda hCG hormonu y&uuml;kselir; evde yapılan testlerde de b&ouml;ylece gebelik belli olabilir.</p> <p><strong>Gebelik testi ne zaman belli olur?</strong></p> <p>Adet periyodunun gecikmesinden bir hafta sonra yapılan testlerde gebelik testi sonucu belli olmaktadır.</p> <p><strong>Kanda gebelik testi ka&ccedil; olmalı?</strong></p> <p>Hamile bir kadında hCG hormonu değeri her g&uuml;n artar. 0-2 haftalık gebelikte bu değer 5-50, 2-3 haftada 1000-5000, 3-4 haftada 5000-10000, 6-8 haftada 15000-200000 arasında olur.</p> <p><strong>Gebelik testi pozitif ne anlama gelir?</strong></p> <p>Hamilelik testi sonucu pozitif &ccedil;ıkarsa; bu, hamileliğin varlığı anlamına gelmektedir. Gebelik testi negatif ise gebeliğin olmaması anlamındadır.</p> <p><strong>Erken gebelik testi nedir?</strong></p> <p>Erken gebelik testleri gebe olup olmadığını bir an &ouml;nce &ouml;ğrenmek i&ccedil;in &uuml;retilen testlerden biridir. Bu testler reglnin geciktiği g&uuml;nden beş-6 g&uuml;n &ouml;ncesine kadar bile sonu&ccedil; verir. İdrardan hCG hormonunu &ouml;l&ccedil;en bir testtir. Gebe olmayan kadınlardaki hCG hormonu 5 mIU/ml&#39;den azdır. Bu testlerde 5 ve &uuml;st&uuml; değerler tespit edilebilir.</p> <p><strong>İdrarda gebelik testi en erken ne zaman belli olur?</strong></p> <p>Anne adayları gebelikten ş&uuml;phelenince ilk olarak idrar testi yapmak isterler. Eğer evde yapılan testte pozitif sonu&ccedil; alınırsa kan testine gidilir. Fakat hamilelik &ouml;nce kanda sonrasında idrarda belli olur. &Ccedil;ok erken bir s&uuml;reyse idrarda negatif g&ouml;r&uuml;nebilir.</p> <p><strong>Erken gebelik testi ne zaman yapılır?</strong></p> <p>Adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml;n geciktiği g&uuml;nden beş g&uuml;n sonra yapılabilir.</p> <p><strong>Farklı yollarla hamilelik testi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Halk arasında merak edilen sorulardan biri de hastane ortamı dışında gebelik testi yapılıp yapılmayacağıdır. Pek &ccedil;ok kişi &ldquo;Limonla hamilelik testi&rdquo;, &ldquo;Şekerle gebelik testi&rdquo;, &ldquo;Tuzla gebelik testi&rdquo;, &ldquo;&Ccedil;amaşır suyuyla gebelik testi&rdquo;, &ldquo;Diş macunu ile gebelik testi&rdquo;, &ldquo;Karbonatla gebelik testi&rdquo; gibi eski usul gebelik testleri y&ouml;ntemlerini araştırmaktadır. Bu t&uuml;r y&ouml;ntemlerin ge&ccedil;erliliği bulunmamaktadır. Kanda gebelik testi ve idrar testi her zaman doğru sonu&ccedil; verecektir.</p> <p><strong>Gebelik testi silik &ccedil;izgi ne anlama gelir?</strong></p> <p>Evde yapılan idrar gebelik testinde ikinci &ccedil;izginin silik &ccedil;ıkması gebelik ş&uuml;phesi anlamına gelir. Genellikle 3 dakika beklenince tek &ccedil;izgi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rse sonu&ccedil; negatiftir, iki &ccedil;izgi netse sonu&ccedil; pozitiftir.</p> <p><strong>İlişkiden ka&ccedil; g&uuml;n sonra hamilelik belli olur?</strong></p> <p>Başarıyla d&ouml;llenen bir yumurtanın embriyoya d&ouml;n&uuml;şmesi ve akabinde rahime tutunabilmesi i&ccedil;in 4-5 g&uuml;nl&uuml;k bir s&uuml;re gerekir. Ancak bu s&uuml;re de değişebilir. T&uuml;m hamilelik belirtilerinin &ccedil;ıkması i&ccedil;in ilişkinin ardından iki hafta ge&ccedil;mesi beklenir.</p> <p><strong>En iyi gebelik testi &ouml;nerisi var mı?</strong></p> <p>En iyi gebelik testi diye bir durum s&ouml;z konusu değildir. Gebelik testleri kandan ve idrardan yapılmaktadır. Hastane ortamında yapılan gebelik testleri daha uygundur.</p> <p><strong>Gebelik testi sabah mı yapılmalı?</strong></p> <p>Gebelik testleri saat fark etmese de sabah saatlerinde yapılan idrarın daha iyi sonu&ccedil; vereceği bilinir.</p> <p><strong>Erkek bebek belirtileri testi var mı?</strong></p> <p>B&ouml;yle bir test bulunmamaktadır. Bebeklerin cinsiyetleri genellikle 14-16. gebelik haftasında belli olmaktadır.</p> <p><strong>Adet gecikmesi gebelikten mi olur?</strong></p> <p>D&uuml;zenli olarak adet g&ouml;ren bir kadın, d&uuml;zg&uuml;n bir korunma y&ouml;ntemi kullanmıyorsa adetinin gecikmesinin en &ouml;nemli nedeni gebeliktir. Son adet tarihi ge&ccedil;tikten sonra gebelik tanısını kanda beta hcg hormonuna bakarak ya da idrarda yine bu hormonun varlığına g&ouml;re koymak m&uuml;mk&uuml;n. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gebelik tanısında kanda beta hcg testinin pozitif olması kesindir.</p> <p><strong>Koronavir&uuml;s nedeniyle gebelik testi i&ccedil;in hastaneye gitmek şart mı?</strong></p> <p>Koronavir&uuml;s riski nedeniyle hastaneye gitmekten &ccedil;ekiniliyorsa evde uygulanan gebelik testleri tercih edilebilir. Burada &ouml;nemli olan doğruluk oranı klinik testlerce kanıtlanmış bir testi se&ccedil;mek olacaktır. Ancak sonu&ccedil; pozitifse mutlaka bir kadın doğum uzmanına danışılmalıdır.</p> <p><strong>İkili test nedir?</strong></p> <p>İkili test, riskleri erken belirlemek, erken m&uuml;dahale a&ccedil;ısından &ouml;nemli. Bu testler down sendromu gibi hastalıkları belirlemede hekimlere yardımcı olmaktadır. Kandan yapılmaktadır. Gebeliğin 11 ile 14. haftaları arasında uygulanır. Testte ultrason ile bebek detaylı incelenir. Bebeğin baş ve popo mesafesi &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Bunun yanında ense saydamlığı kalınlığı ile burun kemiği değerlendirilir. Sonrasında gebenin kanı ve ultrason bilgileri eşleştirilerek kromozomal anomali riski hesaplanır.</p> <p><strong>Kan uyuşmazlığı testi nedir?</strong></p> <p>Hamilelikte annenin kan grubu Rh negatif, bebek Rh pozitifse anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olur. Kan uyuşmazlığı, RH (-) negatif bir annenin RH(+) pozitif bir bebeğe gebe kalması sonucu oluşmaktadır. Bu durum bebeğin pozitif olması, babadan bunu aldığını g&ouml;sterir. Bunun i&ccedil;in gerek hamilelik planlamasında gerekse gebelik muayenelerinde &ccedil;iftlere anne ve eşinin kan grubu sorulur. Baba pozitif anne negatifse kan uyuşmazlığı olabilir.</p> <p><strong>Gebelikte yapılan testler nelerdir?</strong></p> <p>Gebelikte yapılan tarama testleriyle bebekte olabilecek kalıtsal hastalıklar, doğumsal anomaliler hakkında bilgi alınabilir. &Ouml;rneğin Down Sendromu, kalp kapağında ka&ccedil;ak &ouml;yk&uuml;leri belirlenebilir. Bunun yanında kan sayımı testi, tiroit hormon testi, kan şekeri testi, b&ouml;brek fonksiyon testi, karaciğer enzimleri testi, bulaşıcı hastalık testleri, vitamin değer testleri, pap-smear testi gebelikte yapılan testlerdendir.</p> <p><strong>Nabızdan hamilelik testi var mı?</strong></p> <p>Hamile kadınların nabız hızları biraz daha y&uuml;ksek olabilir ama her y&uuml;ksek nabız hamilelik anlamına gelmez. Bu t&uuml;r y&ouml;ntemlerin ge&ccedil;erliliği bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Bebek cinsiyet testi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Bebeklerin cinsiyeti 14 ile 16. hafta itibariyle belli olur. Bu da ultrason ile muayenede belli olmaktadır. Dolayısıyla bebek cinsiyet testi bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Gebelik testi nasıl kullanılır?</strong></p> <p>Evde hamilelik testi genellikle daha kolay uygulanmaktadır. Bunun i&ccedil;in steril bir numune kabına ihtiya&ccedil; vardır. İdrarı bu kaba toplamak ve sonrasında gebelik testi &ccedil;ubuğunu idrara batırmak gerekir. Birka&ccedil; dakikalık beklemeden sonra &ccedil;ubukta sonu&ccedil; g&ouml;r&uuml;necektir.</p> <p><strong>Parmakla hamilelik testi yapılır mı?</strong></p> <p>Teknoloji gelişmeden &ouml;nce eskiden ebelerin yaptığı bir y&ouml;ntemdir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasında bunun bir ge&ccedil;erliliği bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Hamilelik testi adet gecikmesinden ka&ccedil; g&uuml;n sonra yapılır?</strong></p> <p>Adet periyodunun gecikmesinden bir hafta sonra hamilelik testi yapılabilir.</p> <p><strong>Sağlık ocağında gebelik testi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Gerek aile hekimliği merkezlerinde gerekse sağlık kuruluşlarında gebelik testi yapılabilmektedir.</p> <p><strong>Hangi hamilelik belirtilerinden sonra gebelik testi yapılmalı?</strong></p> <p>Gebeliğin en &ouml;nemli belirtisi adet gecikmesidir. Bunun dışında kadınlarda g&ouml;ğ&uuml;ste hassasiyet, mide bulantısı, uyku isteği, halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p>

3 Boyutlu Ekokardiyografi

<p>Bilgisayar ve transd&uuml;ser sistemlerindeki teknolojik ilerlemeler sayesinde; son 20 yılda 2 boyutlu ekokardiyografiye ek olarak 3 boyutlu ekokardiyografi teknolojisi gelişmiştir. Yapısal kalp hastalıklarının tanı ve tedavisinde 3 boyutlu ekokardiyografi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. 3 boyutlu ekokardiyografi, radyasyonsuz ve ger&ccedil;ek zamanlı elde edilen 3 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler sayesinde, kalbe ait odacıklarla ve damarlarla ilgili &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerinin detaylı olarak analiz edilebildiği ve kalbin anatomik detaylarının g&ouml;r&uuml;lmesini sağlayan ileri teknoloji bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p> <p>[doctor-box]1222[/doctor-box]</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi nedir?</strong></h2> <p>3 boyutlu ekokardiyografi hem &ldquo;transtorasik ekokardiyografi&rdquo; (standart 2 boyutlu ekokardiyografi) ile hem de &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal ekokardiyografi&rdquo; ile yapılabilir. Yani standart EKO &ccedil;ekimine ya da kısaca TEE olarak bilinen &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; &ccedil;ekimine 3 boyutlu olma &ouml;zelliği sağlayabilmektedir. Bu noktada en &ouml;nemli unsur 2 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin de y&uuml;ksek kalitede olmasıdır. 3 boyutlu ekokardiyografinin esas &ouml;zelliği kalbin kapak&ccedil;ıklarını değerlendirmede &ouml;zellikle de mitral kapakta &ouml;nemli bir tanı y&ouml;ntemi olmasıdır. Standart 2 boyutlu EKO kardiyografide kalp kesitsel olarak g&ouml;r&uuml;lmektedir; ancak 3 boyutlu ekokardiyografide tıpkı ameliyat sırasında g&ouml;ğ&uuml;s duvarı a&ccedil;ıldığındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml; gibi 3 boyutlu ger&ccedil;ek bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilmektedir.</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Mitral kapak hastalıkları, aort kapak hastalıkları, doğuştan kalp delikleri gibi durumlarda, iyi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi yakalanabilirse 3 boyutlu ekokardiyografi, tıpkı tomografik y&ouml;ntem gibi kullanılabilir.&nbsp; &Ouml;zellikle MitraClip y&ouml;ntemi mutlaka 3 boyutlu ekokardiyografi eşliğinde yapılmalıdır. Bunun yanında protez kapak komplikasyonlarından olan, kapağın kenarından dikiş atması sonucu gelişen ka&ccedil;akların; ameliyatsız, kasıktan girerek cihazla kapatılması i&ccedil;in de 3 boyutlu ekokardiyografi gereklidir. İşlemden &ouml;nce defektin boyutlarının &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi, işlem stratejisinin belirlenmesi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a faydalı olan bu y&ouml;ntem, işlem sırasında da vazge&ccedil;ilmezdir.</p> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi nasıl uygulanır? </strong></h2> <p>3 boyutlu EKO kardiyografi hem &ldquo;transtorasik ekokardiyografi&rdquo; ile yapılabilir hem de &ldquo;endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal ekokardiyografi&rdquo; işlemi sırasında yapılabilir. En iyi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi trans&ouml;zofajiyal, yani endoskopik ekokardiyografi ile elde edilir. Bazı transtorasik ekokardiyografi cihazlarının 3 boyutlu olma &ouml;zelliği bulunmaktadır. Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi&rsquo;nde kullanılan transtorasik ekokardiyografi cihazı bu &ouml;zelliktedir. Merkezimizin en &ouml;nemli &ouml;zelliklerinden bir tanesi transtorasik ekokardiyografinin rutin olarak 3 boyutlu &ccedil;ekilebiliyor olmasıdır. Normalde 2 boyutlu ekokardiyografi ile alınan ejeksiyon fraksiyonu adı verilen kalbin kasılma değerleri merkezimizde 3 boyutlu olarak ve &ccedil;ok daha y&uuml;ksek doğruluk oranı ile değerlendirilmektedir. Bunun yanında &uuml;lkemizde &ouml;zellikle mitral darlık gibi romatizmal kapak hastalıkları &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lmektedir. Mitral darlığı olan hastalarda kapak alanı &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu alan 3 boyutlu ekokardiyografi ile en doğru sonucu verir. En doğru sonu&ccedil; da doğru tedavi se&ccedil;imini sağlar. Ayrıca transtorasik ekokardiyografi sırasında 3 boyutlu ekokardiyografinin kullanılarak, t&uuml;m kalp odacıklarının vol&uuml;mlerinin ve fonksiyonlarının detaylı olarak verilebildiğini bilmekteyiz. &Ouml;zellikle fonksiyon a&ccedil;ısından bakıldığında, kalp &uuml;zerine toksik bazı kemoterapi ila&ccedil;ları almak zorunda olan kanser hastalarının 3 boyutlu ekokardiyografiden olduk&ccedil;a faydalandığını g&ouml;rmekteyiz.</p> <h2><strong>3 boyutlu ekokardiyografi avantajları nelerdir?</strong>&nbsp;</h2> <ol> <li>3 boyutlu ekokardiyografi ile<strong> </strong>mitral kapağın &ouml;n ve arka yaprak&ccedil;ığı ve her 2 yaprak&ccedil;ığa ait 3&rsquo;er adet skallop tıpkı ameliyatta g&ouml;r&uuml;len şekilde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu sayede hasta ameliyata girmeden &ouml;nce yaprak&ccedil;ıkların hangisinde problem olduğu net olarak saptanabilmektedir. Cerraha da ameliyat &ouml;ncesi bu konuda detaylı bilgi verilerek, cerrahın ameliyattan &ouml;nce nasıl bir y&ouml;ntem kullanacağına karar vermesi sağlanır.</li> <li>Mitral kapağın son yıllarda gelişen ameliyatsız, kasıktan girerek yapılan mitraClip işlemine; uygun olup olmadığı da detaylı olarak 3 boyutlu ekokardiyografi ile değerlendirilir.</li> <li>3 boyutlu ekokardiyografi trik&uuml;spit, pulmoner kapaklar i&ccedil;in de kullanılabilir.</li> <li>Kalp deliklerinin 2 boyutlu ekokardiyografi ile &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nde deliklerin şekli, tam olarak g&ouml;r&uuml;lemediği i&ccedil;in ameliyat &ouml;ncesi kasıktan girerek takılması planlanan kapama cihazları deliğe uymayabilir. 3 boyutlu ekokardiyografide delikler net olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;p, &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri d&uuml;zg&uuml;n bir şekilde yapılır. Uzun ve kısa &ccedil;apları net olarak değerlendirilir. Bu gibi doğumsal kalp deliklerinde bu sayede doğru cihaz se&ccedil;ilebilir.</li> <li>Kasıktan girilerek aort kapağı değiştirilen TAVI işleminde de bazı hastaların b&ouml;brek fonksiyonları bozuk olduğunda tomografi &ccedil;ekilemez. Bu gibi bir durumda 3 boyutlu ekokardiyografi ile değerlendirme yapılabilir. Bu &ouml;l&ccedil;&uuml;m ayrı bir deneyim ve eğitim gerektiren bir işlemdir. Rutin olarak b&uuml;t&uuml;n kardiyologların yaptığı bir işlem değildir. Ancak bunun klinik olarak &ccedil;ok faydası vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sayede b&ouml;brek yetmezliği olan bir hasta, tomografi gibi kontrast madde kullanımı gereken bir y&ouml;ntemden kurtarılmış olur. Eğer doğru bir &ouml;l&ccedil;&uuml;m yapılabilirse hastanın kapağı doğru se&ccedil;ilebilir ve işlem sırasında minimum komplikasyon gelişir.</li> </ol> <h2><strong>3 boyutlu EKO kardiyografi ile ilgili sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>3 boyutlu ekokardiyografide s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></p> <p>Transtorasik ekokardiyografinin normal &ccedil;ekimi ile 3 boyutlu &ccedil;ekimi aynıdır. Hasta s&uuml;re&ccedil;le ilgili herhangi bir farlılık hissetmez. &ldquo;Endoskopik EKO&rdquo; adı verilen &ldquo;trans&ouml;zofajiyal EKO kardiyografi&rdquo;de ise daha detaylı bakıldığı i&ccedil;in 3 boyutlu &ccedil;ekiminde s&uuml;re biraz daha uzamaktadır. Endoskopik 3 boyutlu EKO 35-40 dk. arasında s&uuml;rmektedir. Endoskopik 3 boyutlu ekonun anestezili ya da anestezisiz &ccedil;ekilmesine hastanın durumuna ve isteğine g&ouml;re karar verilmektedir. İşlem standart bir endoskopi işlemi ile aynı riskleri barındırmaktadır ve genellikle herhangi bir sorun ile karşılaşılmamaktadır. Hastada işlem i&ccedil;in 6 saatlik a&ccedil;lık ve susuzluk istenir. Kan sulandırıcı ilcaların kardiyoloğa danışılarak ayarlanması &ouml;nemlidir. Hastanın yeni ge&ccedil;irdiği mide kanaması, yemek borusunda darlıklar, alerjik durumu, bulaşıcı hastalıkları, yutkunma ile ilgili bir sıkıntısı varsa işlem &ouml;ncesinde t&uuml;m bunlar kardiyoloji uzmanı paylaşılmalıdır.</p> <p><strong>3 boyutlu ekokardiyografinin hastaya katkısı nedir?</strong></p> <p>Kapak yapısının, kalbin odacıklarının hacminin ve fonksiyonunun değerlendirilmesinde &ccedil;ok daha doğru bilgi sağlamaktadır. Bunun yanında kapak değerlendirmesinde, kalp deliklerinde &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerin doğru alınmasını sağlamaktadır.</p>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Kök Hücre Tedavisi

<p>K&ouml;k h&uuml;cre insan v&uuml;cudunda var olan h&uuml;crelerdendir. Bir t&uuml;r temel h&uuml;credir ve v&uuml;cutta ihtiyaca ve k&ouml;k h&uuml;crenin bulunduğu ortama g&ouml;re farklı h&uuml;crelere d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rler. Bu &ouml;zel h&uuml;creler de sağlıklı yeni dokular oluşturmaya yardımcı olabilir. K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi ayrıca zarar g&ouml;rm&uuml;ş dokulardaki h&uuml;crelerin onarımında da yardımcı olabilmektedir. Burada hakkında bilgi vereceğimiz k&ouml;k h&uuml;creler yetişkin tipi k&ouml;k h&uuml;crelerdir. Halk arasında bilinenin aksine PRP ile k&ouml;k h&uuml;cre uygulaması farklı tedavi y&ouml;ntemleridir. Kişinin kendi yağ dokusundan elde edilen k&ouml;k h&uuml;creler bir&ccedil;ok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. &Ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; &ccedil;oğalma kapasitesi olan k&ouml;k h&uuml;creler olarak bilinen yağ dokusu k&ouml;k h&uuml;creleri, son yıllarda klinik uygulamalarda yaygındır. Dermatolojik hastalıklar, estetik cerrahi, kardiyoloji ve ortopedi b&ouml;l&uuml;mlerinde k&ouml;k h&uuml;cre tedavilerinden yararlanılmaktadır. &ldquo;K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi nasıl yapılır?&rdquo; , &ldquo;K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi ağrılı mıdır?&rdquo;, &ldquo;Ortopedik hastalıklarda k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi&rdquo; , &ldquo;K&ouml;k h&uuml;cre nedir?&rdquo; , &ldquo;K&ouml;k h&uuml;cre ve faydaları nelerdir?&rdquo;, &ldquo;K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi nelere iyi gelir?&rdquo; gibi sorular merak edilen konuların başında gelmektedir.</p> <p>[doctor-box]935[/doctor-box]</p> <p>[doctor-box]1005516[/doctor-box]</p> <h2><strong>K&ouml;k H&uuml;cre Nedir?</strong></h2> <p>K&ouml;k h&uuml;creler, olgunlaşmış h&uuml;creleri ve dokuları &uuml;reten, s&uuml;rd&uuml;rme ve farklılaşma kapasitesine sahip &ouml;zellikli h&uuml;crelerdir. Embriyonik dokulardan, yağ dokusu ve kemik iliği gibi yetişkin dokulardan da elde edilebilirler.&nbsp; Ancak aynı zamanda farklılaşmış h&uuml;crelerin genetik olarak yeniden programlanması yoluyla da &uuml;retilirler. Araştırmalar son zamanlarda k&ouml;k h&uuml;cre tedavisini &ouml;nemli bir şekilde geliştirmiştir. Mevcut tıbbi tedavilere cevap vermeyen, hastalığın ilerlemesini &ouml;nlenemediği veya belirtilerin hafifletilemediği &ccedil;eşitli hastalıklar ve durumlar i&ccedil;in umut verici bir tedavi se&ccedil;eneği olduğunu g&ouml;stermiştir.&nbsp;</p> <h2><strong>K&ouml;k h&uuml;cre Nasıl Elde Edilir?</strong></h2> <p>K&ouml;k h&uuml;cre; embriyonik dokulardan, yağ dokusu ve kemik iliği gibi yetişkin dokulardan da elde edilebilir. Yağ dokuları, yağ dokusu k&ouml;k h&uuml;crelerinin, &ouml;zellikle kemik iliğine kıyasla bol miktarda k&ouml;k h&uuml;cre toplanması, izolasyonu ve &ccedil;oğaltılmasında avantaja sahiptir.&nbsp; Hastalarda daha az rahatsızlığa neden olmakta birlikte yağ dokusundan k&ouml;k h&uuml;cre elde etmek kolay olduğundan ve &ccedil;oğu zaman kemik iliği h&uuml;crelerinden t&uuml;retilenlerden daha fazla &ccedil;oğalma kapasitesine sahip olduğundan, yağ dokusu ideal bir k&ouml;k h&uuml;cre kaynağı olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Yağ dokusundan t&uuml;retilen k&ouml;k h&uuml;creler, g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir yapıya sahiptir, damar h&uuml;creleri de dahil olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli h&uuml;crelere ve yapılara farklılaşma kapasiteleri bulunmaktadır. Dolayısıyla damar oluşumunu destekleyip, kolay erişilebilirlik ve bağışıklık sistemini uyaran maddelerden yoksun olmaları nedeniyle de hastaya minimum sıkıntı verirler. Bu durumda rejeneratif (yenileyici) tıpta kullanım i&ccedil;in ideal olarak kabul edilir. Yağ dokusu toplama işlemi, hedeflenecek b&ouml;lgenin dikkatli bir şekilde belirlenmesi ile başlar. Pratikte ise en sık don&ouml;r (verici) alanlar uyluk dış, kal&ccedil;a ve karın b&ouml;lgeleridir. Lokal anestezi altında yapılan işlemde yaklaşık 30 ml yağ &ouml;zel şırıngalar ile aspire edilerek alınır. Toplanan materyali i&ccedil;eren şırıngalar iki veya &uuml;&ccedil; kez steril serum fizyolojik sol&uuml;syonu ile temizlenir, kapatılır ve 30 dakika bekletilir. Daha sonra &uuml;stte kalan sıvı atılır ve &ccedil;&ouml;kelti elde edilir, kalan yağı i&ccedil;eren enjekt&ouml;rler kapalı şekilde işlenmek &uuml;zere steril bir şekilde laboratuvara g&ouml;nderilir. &Ccedil;oğaltılan k&ouml;k h&uuml;creleri uygun ortamlarda saklanır. Gereken ve uygun yerlere enjekte edilir. Kolajenaz enzimi ile ayrıştırılmış yağ dokusundan t&uuml;retilen k&ouml;k h&uuml;creler; yağ dokusu, kıkırdak, kemik, iskelet kas sistemi, n&ouml;ronal h&uuml;creler, endotel h&uuml;creleri, kardiyomiyositler ve d&uuml;z kas dokusu h&uuml;creleri dahil olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli h&uuml;cresel t&uuml;rlere farklılaşabilmektedir.</p> <h2><strong>K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Hangi Hastalıklarda Kullanılabilir?</strong></h2> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi &ccedil;ok farklı hastalıklarda kullanılabilmektedir.</p> <p>Dermatoloji ve estetik cerrahide k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi</p> <ul> <li>Sedef hastalığı</li> <li>Epidermolizis b&uuml;lloza</li> <li>Sistemik skleroz</li> <li>Skleroderma</li> <li>Yaygın yanıklar</li> <li>Lipoatrofi</li> <li>Lipodistrofiler</li> <li>Akne izleri</li> <li>Yara ve skar onarımı</li> <li>Kırışıklık ve deri yaşlanması</li> <li>G&uuml;neş hasarı ve foto yaşlanma</li> </ul> <h2><strong>Cildi onarıyor ve yeniliyor</strong></h2> <p>K&ouml;k h&uuml;creli yağ enjeksiyonu uygulaması hasarlı dokunun yara izi revizyonu ve rejenerasyonu i&ccedil;in halihazırda yerleşik bir tekniktir. K&ouml;k h&uuml;creli yağ enjeksiyonu, akne izleri, gen&ccedil;leştirme ama&ccedil;lı kırışıklık ve yaşlanma gibi estetik kusurları onarmak i&ccedil;in giderek daha fazla kullanılmaktadır. Yağ dokusu k&ouml;k h&uuml;crelerinin deri i&ccedil;ine uygulanması ile deri dokusunda, kırışıklıklarda ve dermal kalınlıkta bir iyileşme sağlanabilmektedir. Deri yaşlanması, kırışıklıklar, g&uuml;neş hasarı ve foto yaşlanma, ciltte yağ dokusu kaybı gibi estetik prosed&uuml;rlerde kullanılabilir.</p> <p><strong>Ortopedi ve Travmatoloji Alanında K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi</strong></p> <ul> <li>Eklem kıkırdağı zedelenmeleri</li> <li>Diz kire&ccedil;lenmeleri</li> <li>İyileşmesi uzamış tendon sorunları</li> <li>Kaynamayan kırıklar</li> <li>Burkulma dahil bağ yaralanmaları</li> <li>Avask&uuml;ler nekrozlar</li> <li>Sporcu yaralanmalarında hızlandırıcı tedavi olarak</li> <li>Kıkırdak yaması</li> </ul> <p><strong>Kardiyoloji Alanında K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi</strong></p> <ul> <li>Miyokard infarkt-intrakoroner reperf&uuml;zyon</li> <li>Kalp yetmezliği</li> <li>İskemik kalp hastalığı - intramiyokardiyal enjeksiyonlarında)</li> </ul> <p><strong>N&ouml;rolojik ve N&ouml;rodejeneratif Hastalıklarda K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi</strong></p> <ul> <li>Travmatik beyin hasarı</li> <li>Spinal kord hasarı</li> <li>İnme</li> <li>Alzheimer</li> <li>Parkinson</li> </ul> <h2><strong>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Hangi Ortopedik Hastalara K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Uygulanmalıdır?</strong></p> <p>Kıkırdak doku v&uuml;cudun bir&ccedil;ok b&ouml;lgesinde bulunmaktadır. Eklemlerde, kaburganın u&ccedil; kısmında, omurgaların arasında, burun ve kulakta kıkırdak doku bulunmaktadır. Kan ile beslenmeyen ve sinir yapısı bulunmayan kıkırdak dokunun kendini yenileme yeteneği &ccedil;ok sınırlıdır.</p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisinde hasta se&ccedil;imi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Her hastaya k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi uygulamak doğru bir yaklaşım değildir. Hastanın ve rahatsızlığın durumu yaş ve cinsiyet gibi durumlar g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak k&ouml;k h&uuml;cre tedavisine karar verilmelidir. &Ouml;zellikle kıkırdak yapının tamamına yakınının kaybolduğu hasta gruplarında k&ouml;k h&uuml;cre tedavisini &ouml;nermek doğru değildir.</p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi;</p> <ul> <li>Erken d&ouml;nemde kıkırdak hasarlanması başlamış</li> <li>Kıkırdak hasarı olan ancak ameliyat olmak istemeyen hastalarda</li> <li>Kıkırdak hasarları dışında kas, tendon yaralanmalarında, kal&ccedil;a ve dizde erken d&ouml;nemde tanı konulan kemik beslenme sorunu olan hastalarda</li> </ul> <p><strong>Yağ enjeksiyonu ile k&ouml;k h&uuml;cre işlemi ciltte hangi b&ouml;lgelere uygulanabilir?</strong></p> <p>Yağ enjeksiyonu ile k&ouml;k h&uuml;cre işlemi başta y&uuml;z b&ouml;lgesi olmak &uuml;zere gerdan, boyun, eller gibi pek &ccedil;ok alanda kullanılabilmektedir. T&uuml;m bunların yanı sıra iz tedavilerinde TERC,H edilmektedir.</p> <p><strong>Yağ enjeksiyonu ile k&ouml;k h&uuml;cre işlemi cilde nasıl etki ediyor?</strong></p> <p>K&ouml;k h&uuml;creler uygulandıkları alanlara hızlıca uyum sağlayan yapılardır. Cilde uygulandıklarında da hangi b&ouml;lgeye enjekte edildilerse buradaki eksik doku ve h&uuml;creleri tamamlama g&ouml;revini &uuml;stlenirler. Aynı zamanda kolajen &uuml;retimine de destek verip cildin elastikiyetini artırırlar. Bu sayede sıkılaşma ile birlikte ciltte canlı, parlak ve gen&ccedil; bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m ortaya &ccedil;ıkmaktadır.</p> <p><strong>Ortopedi Hastalarında K&ouml;k H&uuml;cre İşlemi Nasıl Yapılır?</strong></p> <p>Ortopedi ve travmatoloji hastalarında k&ouml;k h&uuml;cre tedavisinin sayısı ve zamanlaması hastaya g&ouml;re belirlenmektedir. Alınacak sonu&ccedil;ta her hastaya ve rahatsızlığın durumuna g&ouml;re farklılık g&ouml;sterebilmektedir.</p> <ul> <li>Ortopedik rahatsızlıklarda k&ouml;k h&uuml;cre yağ dokusundan veya kemik iliğinden &ouml;zel bir işlemle elde edilmektedir. Bu işlemlerin ne kadar titizlikle ve hangi y&ouml;ntemle yapıldığı k&ouml;k h&uuml;cre canlılığı ve kalitesi y&ouml;n&uuml;nden &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</li> <li>K&ouml;k h&uuml;cre elde edilirken olası bir hastalığın taşınmaması veya istenmeyen h&uuml;crelerin nakledilmemesi i&ccedil;in bu işlemin &ouml;zel laboratuvar koşullarında ger&ccedil;ekleştirilmesi &ouml;nemlidir.</li> <li>Eğer yapılacaksa h&uuml;cre k&uuml;lt&uuml;r&uuml; işlemlerinin, hastalık taşınmasını engellemek ve istenmeyen h&uuml;crelerin nakledilmesini &ouml;nlemek i&ccedil;in &ouml;zel laboratuvar koşullarında yapılması gereklidir.</li> <li>K&ouml;k h&uuml;creler genellikle enjeksiyon yoluyla verilmektedir. Bunun yanı sıra cerrahi olarak uygulanan y&ouml;ntemler bulunmaktadır.</li> <li>Ger&ccedil;ekleştirilecek k&ouml;k h&uuml;cre uygulamasına g&ouml;re hastaya lokal ya da genel anestezi uygulanır.</li> <li>Cerrahi olarak uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre tedavilerinde ise elde edilen k&ouml;k h&uuml;creler matriks adı verilen &ouml;rt&uuml; şeklindeki taşıyıcıların &uuml;zerine yerleştirilir. Daha sonra hasarlı olan ve iyileşme istenen b&ouml;lgeye konulur. Bu y&ouml;ntemle k&ouml;k h&uuml;crelerin belirli bir s&uuml;re sonra kıkırdak yapıya d&ouml;n&uuml;şmesi beklenir.</li> </ul> <p><strong>Ortopedik Rahatsızlıklarda Uygulanan K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Ağrılı mıdır?</strong></p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre elde edilmesi işlemi sırasında hastaların her hangi bir ağrı ya da acı hissetmemesi i&ccedil;in sedasyon uygulanmaktadır. K&ouml;k h&uuml;cre elde edilmesi sırasında hastalar hafif sıkışma ve baskı hissedebilmektedir. Tedavinin uygulanmasında ise enjeksiyon ve cerrahi işleme g&ouml;re farklı ağrı kesiciler kullanılmaktadır.</p> <p><strong>Başkasının K&ouml;k H&uuml;cresi Kullanılabiliyor mu?</strong></p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi bir&ccedil;ok rahatsızlığın tedavisinde uygulanmaktadır. Ortopedi ve Travmatoloji ile dermatoloji alanlarında başkasının k&ouml;k h&uuml;creleri kullanılmamaktadır. Ancak halk arasında &ccedil;ok bilinen kemik iliği nakli gibi durumlarda başkasının k&ouml;k h&uuml;creleri kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Ortopedik Rahatsızlıklarda Kullanılan K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisinin Riskleri Nelerdir?</strong></p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisinin ortopedi ve travmatoloji rahatsızlıklarında kullanımında yaygın riskler bulunmamaktadır. Ancak her işlem gibi ortopedik rahatsızların tedavisinde uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre uygulamasının da riskleri olabilmektedir.</p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre uygulamasının riskleri şu şekildedir</p> <ul> <li>Uygulanan lokal veya genel anestezi alerjik tepkilere neden olabilir.</li> <li>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisinin uygulandığı b&ouml;lgede kanama veya morarma g&ouml;r&uuml;lebilir.</li> <li>Sinir ve kan damarlarında hasar meydana gelebilir.</li> <li>Nadir de olsa uygulama b&ouml;lgesinde enfeksiyon gelişebilir.</li> <li>Tedavinin uygulandığı b&ouml;lgede şişlik, dokunmaya karşı hassasiyet veya ağrı gelişebilir.</li> <li>K&ouml;k h&uuml;creler işlem sonrası her t&uuml;rl&uuml; h&uuml;creye d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. &Ouml;zellikle kıkırdak yaralanmalarına y&ouml;nelik k&ouml;k h&uuml;cre uygulamalarında kıkırdaktan başka kemiksel yapılar oluşabilmektedir. Bu t&uuml;r oluşumlar &ccedil;ok nadiren de olsa ikinci bir cerrahi işleme neden olabilmektedir.</li> </ul> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi farklı bir&ccedil;ok rahatsızlık i&ccedil;in uygulanabilmektedir. &Ouml;zellikle kemik iliği gibi konularda bağışıklık sistemini baskılayıcı ila&ccedil;lar kullanılmaktadır. Ancak ortopedik rahatsızlıkların tedavisinde uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre tedavisinde bağışıklık sistemini baskılayıcı ila&ccedil;ların kullanımına yer olmadığı i&ccedil;in bu t&uuml;r riskler bulunmamaktadır.&nbsp;</p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisinden sonra;</p> <ul> <li>Kanama</li> <li>Enjeksiyon yerinden drenaj</li> <li>Ateş</li> <li>Ağrı kesici ila&ccedil;larla kontrol edilmeyen ağrı yaşanırsa doktora başvurulmalıdır.</li> </ul> <p><strong>K&ouml;k H&uuml;cre Tedavileri Kanser Yapar mı?</strong></p> <p>Ortopedi ve travmatoloji alanında uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre tedavileri kanser oluşumuna neden olduğuna dair bilimsel kanıt yoktur aksine oluşturmadığına dair bilimsel yayınlar mevcuttur.</p> <p><strong>Ortopedik Hastalıklarda K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Ka&ccedil; Seans S&uuml;rmektedir? </strong></p> <p>Ortopedik rahatsızlıklarda uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi yaşanan soruna ve uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre işlemine g&ouml;re değişebilmektedir. Rahatsızlığın durumuna g&ouml;re bazen birden fazla seans uygulanabilirken genellikle tek seansta amaca ulaşılabilmektedir.</p> <p><strong>Cilde uygulanan k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi ka&ccedil; seans s&uuml;rer?</strong></p> <p>Yağ enjeksiyonu ile k&ouml;k h&uuml;cre tedavisi ciltte hangi hastalığa ve probleme y&ouml;nelik uygulanıyorsa; kişinin cilt yapısı, yaşı ve o g&uuml;ne kadar maruz kaldığı &ccedil;evresel fakt&ouml;rler de g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulmak &uuml;zere değişkenlik g&ouml;stermektedir.</p> <p><strong>Ortopedik Hastalıklarda K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Ne Kadar S&uuml;rer?</strong></p> <p>Enjeksiyon y&ouml;ntemiyle yapılan k&ouml;k h&uuml;cre tedavilerinde k&ouml;k h&uuml;crenin alınması 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ardından kullanılan prosed&uuml;re g&ouml;re 45 dakika ile 2 saat arasında k&ouml;k h&uuml;crenin ayrıştırma s&uuml;reci vardır. Ardından 1 dakika da enjeksiyon s&uuml;resi vardır. Bu işlemler esnasında k&ouml;k h&uuml;cre alınması ve enjeksiyonu hasta ile ilgilidir. Ayrıştırma s&uuml;reci hastadan bağımsız yapılır. Bu esnada hasta istirahat eder. Ancak matriks adı verilen &ouml;rt&uuml; şeklindeki taşıyıcılar ile cerrahi olarak ger&ccedil;ekleştirilen k&ouml;k h&uuml;cre işlemlerinin s&uuml;resi yapılacak cerrahi prosed&uuml;re g&ouml;re&nbsp; 1-2 saat s&uuml;rebilmektedir.</p> <p><strong>Ortopedik Hastalıklarda K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisinden Sonra Takip Nasıldır?</strong></p> <p>K&ouml;k h&uuml;cre tedavisinden sonra takip uygulanan işleme g&ouml;re farklılıklar g&ouml;sterebilmektedir. &Ouml;zellikle cerrahi işlemle ger&ccedil;ekleştirilen k&ouml;k h&uuml;cre tedavilerinden sonra MR gibi radyolojik y&ouml;ntemlerle takip yapılabilir. En uygun takip y&ouml;ntemi hastanın ağrı seviyesidir.&nbsp;</p> <p><strong>Ortopedik Hastalıklarda K&ouml;k H&uuml;cre Tedavisi Normal Tedavilerin Yerini Alabilir mi?</strong></p> <p>Hayır. K&ouml;k h&uuml;cre tedavisi bir yardımcı tedavi y&ouml;ntemidir. Ana tedavilere ilave olarak yapılması daha iyi sonu&ccedil;lar vermektedir. Ana tedavinin uygulanamayacağı durumlarda belirli bir s&uuml;re konfor sağlaması i&ccedil;in uygulanabilir. Ne kadar fayda g&ouml;receksiniz ve siz k&ouml;k h&uuml;cre i&ccedil;in uygun bir hasta mısınız l&uuml;tfen doktorunuzla bu konu</p>

Antidepresan

<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de her 10 kişiden biri, psikolojik sorunlar nedeniyle bir uzmana başvuruyor ve doktor &ouml;nerisi ile antidepresan kullanıyor. Ancak son yıllarda bilin&ccedil;sizce kullanılan ve doktora danışmadan alınan antidepresan grubundaki ila&ccedil;lar &ouml;nemli sağlık sorunlarına yol a&ccedil;abiliyor. Antidepresanların uzman kontrol&uuml;nde kişiye &ouml;zel verilmesi, uygun dozda kullanılması ve bırakılırken de birden alımı kesmek yerine belirli doz ayarlamaları yapılması gerekiyor.</p> <p>[doctor-box]810[/doctor-box]</p> <h2><strong>Antidepresan nedir?</strong></h2> <p>İnsanlar &uuml;zerindeki etkisi 70&rsquo;li yıllarda keşfedilen molek&uuml;l şeklindeki antideprasanlar, beyindeki hormonları (n&ouml;rotransmitter) &nbsp;değiştirmek i&ccedil;in kullanılmaktadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dışardan verilen bu hormanların doğrudan kan aracılığı ile beyine ge&ccedil;mesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu ila&ccedil;lar beyinde azalan ya da değişen hormonları, normal seviyesine d&uuml;ş&uuml;rmekte veya y&uuml;kseltmektedir.</p> <h2><strong>Antidepresan ila&ccedil;lar ne i&ccedil;in kullanılır?</strong></h2> <p>Antidepresanlar, beyinde sinir h&uuml;creleri arasındaki iletişimi sağlayan &lsquo;n&ouml;rotransmitter&rsquo; adı verilen maddelerin dengesini değiştirmek i&ccedil;in kullanılan ila&ccedil;lardır. Yani antidepresanlar bozulmuş dengeyi değiştirerek, beyinin yeniden normal bir şekilde &ccedil;alışmasını sağlamak i&ccedil;in kullanılmaktadır.</p> <h2><strong>Antidepresan hangi hastalıkların teravisinde kullanılır?</strong></h2> <p>Antidepresan ila&ccedil;lar, depresyon tedavisinin yanı sıra obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete bozuklukları ile&nbsp;zihinsel ve bedensel belirtisi olan ve ciddi psikolojik sorunlara neden olan bir&ccedil;ok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Sadece depresyon i&ccedil;in değil, kaygı bozukluğu olan hastalar &uuml;zerinde etkili oldukları, yapılan araştırmalar sonucunda belirlenmiştir.</p> <h2><strong>Antidepresanların t&uuml;rleri nelerdir?</strong></h2> <p>Beyindeki etkilerine g&ouml;re antidepresan ila&ccedil;lar gruplara ayrılmıştır.</p> <h3><strong>Se&ccedil;ici serotonin gerialım inhibit&ouml;r&uuml; (SSRI)</strong></h3> <p>Mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin, beyindeki pek &ccedil;ok farklı olayda g&ouml;rev almaktadır. Duyguların d&uuml;zenlenmesi, sinir ve &ouml;fkenin kontrol&uuml;, antisosyal davranışların engellenmesi, stres cevabı ve kaygı kontrol&uuml; gibi pek &ccedil;ok vazifesi vardır. Sinir h&uuml;creleri arasında iletişimi sağlayan n&ouml;rotransmitterler, bir h&uuml;creden &ccedil;ıkarak ve alıcı h&uuml;cre tarafından alınarak etkisini g&ouml;stermektedir. Serotonin, de v&uuml;cuttaki bir&ccedil;ok mekanizmada g&ouml;rev alan bir n&ouml;rotransmitterdir. Temelde ise se&ccedil;ici serotonin gerialım inhibit&ouml;rleri, seratonin h&uuml;creye geri alımını engelleyerek uyaracağı alıcı h&uuml;crenin daha fazla serotonine maruz kalmasını sağlamaktadır. V&uuml;cuttaki serotonin d&uuml;zeyinin artması depresyon seviyesinin artmasını engellemektedir. Bu gruptaki ila&ccedil;lar; essitalopram, sitalopram, paroksetin, fluoksetin, fluvoksamin etken maddesi i&ccedil;eren ila&ccedil;lardır ve anksiyete bozuklukları, depresif ve obsesif kompulsif bozuklukların tedavisinde kullanılır.</p> <h3><strong>Serotonin- norepinefrin geri alım inhibit&ouml;rleri (SNRI)</strong></h3> <p>SSRI&rsquo;lara benzer şekilde &ccedil;alışan bu gruptaki antidepresanlar serotoninin geri&nbsp;alımını engellemek yerine, sinir sisteminde&nbsp; bulunan&nbsp; kimyasal haberci niteliğindeki norepinefrinin de h&uuml;cre i&ccedil;ine&nbsp;geri&nbsp;alımını engellemektedir. Bu ila&ccedil;lar sayesinde alıcı h&uuml;crenin ulaşabileceği serotonin ve norepinefrin miktarı artmaktadır. Bu gruptaki ila&ccedil;lar; venlafaksin, duloksetin etken maddesini i&ccedil;ermektedir. SNRI grubu ila&ccedil;lar depresyon tedavisinden farklı olarak fibromiyalji, diyabete bağlı sinir hasarı İle anksiyete bozukluğunda kullanılmaktadır.</p> <h3><strong>Trisiklik antidepresanlar</strong></h3> <p>Antidepresonlar arasında en eski olanlarıdır. Bu gruptaki ila&ccedil;lar da SSRI ve SNRI grubu ila&ccedil;larda olduğu gibi serotonin ve norepinefrin d&uuml;zeylerini ve eser miktarda dopamini artırmaktadır. Ayrıca bu ila&ccedil;lar asetilkolin adı verilen bir başka n&ouml;rotransmitterin etkilerini de azaltmaktadır. Bunun i&ccedil;in ciddi yan etkiler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Genelde SSRI ve SNRI grubu ila&ccedil;ların işe yaramadığı durumlarda hekim kontrol&uuml;nde verilir. Amitriptilin, imipramin, nortriptilin, klomipramin etken maddesini i&ccedil;eren ila&ccedil;lar bu gruptadır. Zona veya diyabete bağlı sinir hasarı anksiyete, fibromiyalji ile migren tedavisinin yanı sıra &ccedil;ocuklarda altına ka&ccedil;ırma gibi sorunların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu gruptaki ila&ccedil;ların, bazen kalp ritminde bozulma (aritmi), kan basıncında y&uuml;kselme, ayağa kalınca oluşan tansiyon d&uuml;şmesi gibi ciddi yan etkileri olabilmektedir.</p> <h3><strong>Monoamin oksidaz inhibit&ouml;rleri (MAOI)</strong></h3> <p>Bunlar da trisiklik gruptaki gibi eski antidepresanlar arasındadır. N&ouml;rotransmitterlerin yıkımını engelleyerek serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi n&ouml;rotransmitterlerin d&uuml;zeyini artırmaktadır. Depresyon, panik atak, anksiyete bozukluğu tedavisinde işe yaramaktadır. Genelde diğer antidepresan ila&ccedil;ları işe yaramadığında kullanılmaktadır. İzokarboksazid, fenelzin, selejilin, maklobemid etken maddeleri olan ila&ccedil;lar bu grupta yer alır.</p> <h3><strong>Serotonin antagonist ve gerialım inhibit&ouml;rleri (SARI)</strong></h3> <p>Serotonin antagonist ve gerialım inhibit&ouml;rleri, diğer antidepresanların yaptığı gibi beyindeki serotonin d&uuml;zeyini artırmak i&ccedil;in kullanılır. Beyindeki etkisi diğerlerinden farklı olan bu ila&ccedil; panik atak ve anksiyete bozukluğunun tedavisinde hastalara verilmektedir. Trazodon, nefazodon etkin maddeli ila&ccedil;lar bu grupta yer almaktadır. Ayrıca bir yan etki olarak ortaya &ccedil;ıkan uyku hali nedeniyle, uykusuzluk ve uyumada g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekenlere verilebilir.&nbsp;</p> <h3><strong>Diğer antidepresanlar</strong></h3> <p>Mirtazapin, bupropion, vilazodon gibi etkin maddesi olan pek &ccedil;ok farklı &ccedil;eşitteki antidepresanlar halen kullanılmaktadır. V&uuml;cuttaki benzer etkiler oluşturan bu ila&ccedil;lar baş ağrısı, uyku g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, baş d&ouml;nmesi, cinsel problemler ile yorgunluk ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k gibi sorunların tedavisinde olumlu etki g&ouml;stermektedir.</p> <h2><strong>Antidepresanlar ne kadar s&uuml;re kullanılmalıdır?</strong></h2> <p>Her hastadaki kaygı ve duygu-durum bozukluğu farklı şekilde kendini g&ouml;stermektedir. Bu nedenle hastaya &ouml;zel antidepresan kullanılır yani tedavi planı kişiye uygun olarak belirlenir. Antidepresan grubu ila&ccedil;ların etkisi, bir iki g&uuml;n i&ccedil;inde değil ila&ccedil; kullanılmaya başladıktan iki hafta sonra hissedilir ve 8&rsquo;inci haftaya kadar aşamalı olarak devam eder. &Ouml;rneğin kaygı bozukluğu ortaya &ccedil;ıktığı andan itibaren başlayan ve en az 6 ay s&uuml;ren ila&ccedil; tedavisi &ouml;nerilir. İla&ccedil;ların etkisine ve hastalığın seyrine tekrar ediş sayısına g&ouml;re tedavi s&uuml;resi belirlenir. Bazı ila&ccedil;ların etki s&uuml;releri hastaya g&ouml;re de değişebilmektedir. Antidepresanların başlangı&ccedil; ve bitiş s&uuml;relerinde doz ayarlamaları yapılmalıdır.</p> <h2><strong>Antidepresanların yan etkisi var mıdır?</strong></h2> <p>Antidepresanların ge&ccedil;mişte y&uuml;ksek oranda olan yan etkileri, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde minimum d&uuml;zeye indirilmiştir. Hastaya uygun dozda ve soruna g&ouml;re verildiğinde yararı vardır. Uygun kişiye ve uygun dozda verilmeyen antidepresanların yan etkileri &ccedil;ok fazladır. Bazı ila&ccedil;lar gibi gelişi g&uuml;zel alınmamalıdır. Toplumda bilin&ccedil;siz antideprasan kullanımı son yıllarda artmıştır. Psikiyatri doktorunun &ouml;nerisi olmadan eş, dost, arkadaş gibi kişilerin, &lsquo;bana iyi geldi, sen de kullan&rsquo; &ouml;nerisi ile alınan antidepresanlar &ouml;nemli sağlık sorunlarına yol a&ccedil;abilmektedir. Antidepresanlar farklı &ouml;zelliğe sahip ve insan v&uuml;cudundaki etkileri ağır seyredebilen ila&ccedil;lar olduğundan, hastanın şikayetleri doğrultusunda iyi değerlendirilip, uzman doktor tarafından yine kişiye &ouml;zel olarak verilmelidir. Ayrıca kişiye uygun olmayan antidepresanların kullanımı ciddi sonu&ccedil;ların ortaya &ccedil;ıkmasına neden olabilmektedir.</p> <h2><strong>Antidepresanlar organlara zarar verir mi?</strong></h2> <p>Halk arasında, bu gruptaki ila&ccedil;ların b&ouml;brek ve karaciğere zarar verdiği, beyini &ccedil;&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; d&uuml;ş&uuml;ncesi kesinlikle doğru değildir.</p> <h2><strong>Antidepresanlar bağımlılık yapar mı?</strong></h2> <p>İla&ccedil;ların bağımlılık yapıcı &ouml;zelliği bulunmamaktadır. &Ouml;zellikle se&ccedil;ici seratonin geri alım inhibit&ouml;rleri grubundaki antidepresanlar bağımlılık yapmayan gruptadır. Ancak ila&ccedil; doktorla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lmeden bırakılır veya doz atlanırsa bazı &lsquo;&ccedil;ekilme semptomları&rsquo; oluştuğuna dair araştırma sonu&ccedil;ları bulunmaktadır. Antidepresan grubundaki ila&ccedil;ları bırakırken de dost tavsiyesi &uuml;zerine değil uzman hekimlerin &ouml;nerisi esas alınmalıdır.</p> <h2><strong>Antidepresanlar kesinlikle kullanılmalı mı?</strong></h2> <p>Bazı psikolojik sorunların tedavisinde antidepresandan başka tedavi y&ouml;ntemi bulunmamaktadır. Kaygı bozukluğu nedeniyle uygun ilacı kullanmayan bazı hastaların kaygı seviyeleri artmakta, &ccedil;arpıntı ve uyku bozukluğu gibi fizyolojik sonu&ccedil;lar ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Psikolojik olarak kontrol edilemeyen heyecan ve huzursuzluk hissi, kişiyi duygusal bir sarmalın i&ccedil;ine &ccedil;ekmektedir. Aşırı sinirlilik hali ve ağlama n&ouml;betleriyle tablo daha da ağırlaşmaktadır. Sonu&ccedil; olarak kaygı seviyesinin yoğunlaşmasının, zamanla intihar d&uuml;ş&uuml;ncesine d&ouml;n&uuml;şme gibi bir riski bulunmaktadır.</p> <h2><strong>Antidepresanlar ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Antidepresanlar uyarıcı mıdır?</strong></p> <p>Her antidepresanların&nbsp;uyarıcı&nbsp;etkisi bulunmamaktadır. Bazıları uyarıcı nitelikte bazılarıysa yatıştırıcı niteliktedir.</p> <p><strong>Antidepresanlar ile uyuşturucu ila&ccedil;lar aynı mıdır?</strong></p> <p>Genelde toplumda aynı olduğuna dair bir yargı olsa da antidepresanların i&ccedil;inde uyuşturucu &ouml;zelliğe sahip bir madde yoktur. Antidepresanlar, uyuşturucu &ouml;zelliğe sahip ila&ccedil;lar gibi hemen etki etmemesi bunun bir g&ouml;stergesidir.</p> <p><strong>Antidepresanlar uyku haline neden olur mu?</strong></p> <p>Antidepresanlar i&ccedil;inde uykuya neden olan ila&ccedil; grubu bulunmaktadır. &Ouml;zellikle depresyon s&ouml;z konusu olduğunda uykusuzluk daha b&uuml;y&uuml;k sorunlara neden olacağından kullanıldığında uykuya neden olan antidepresanlar verilmektedir. Ancak hastanın durumuna (&ccedil;alışıyorsa) g&ouml;re uyku haline neden olmayan antidepresanlar da uzman doktor tarafından verilmektedir. Hatta uyku yapmayan bazı antidepresanlardan kişiyi daha zinde ve hareketli yapabilmektedir.</p> <p><strong>Antidepresanlar diğer ila&ccedil;larla etkileşime girer mi?</strong></p> <p>Antidepresanlarların bir&ccedil;ok ila&ccedil;la etkileşime girme ihtimali az da olsa vardır. Basit bir ağrı kesici ile bile etkileşime girebilir. Bazı antidepresanlar kan seviyelerinde artma ya da azalmaya neden olacağından diğer ila&ccedil;larla kullanılacaksa kesinlikle uzman doktor tavsiyesi &uuml;zerine alınmalıdır.</p> <p><strong>Antidepresanlar alkolle birlikte alınabilir mi?</strong></p> <p>Antidepresanlar alkolle birlikte kullanıldığında etkisini yitirebilir ya da birlikte kullanıldığında beyinde olumsuz etkilere sebep olabilir. Antidepresanların alkolle birlikte alınmaması gerekir.</p> <p><strong>Antidepresanların uzun s&uuml;re kullanımı zarar verir mi?</strong></p> <p>Antidepresanlarla ilgili yapılan araştırmalarda uzun s&uuml;reli&nbsp;kullanımını ile ilgili v&uuml;cutta kalıcı bir zarar verdiği belirlenmemiştir.</p> <p><strong>Antidepresan kullanımı i&ccedil;in yaş sınırı var mı?</strong></p> <p>Antidepresanlar belli bir yaş aralığındaki &ccedil;ocuklarda da kullanılabilmektedir. &Ccedil;ocuk yaş grubunda &ccedil;alışma izni alan bazı ila&ccedil;lar 6 yaşından itibaren kullanılabilmektedir.</p>

Bişektomi

<p>Tıpkı moda gibi g&uuml;zellik algısı da d&ouml;nem d&ouml;nem değişime uğramaktadır. Bu algının en &ouml;nemli parametrelerinden biri ise kilo fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Ge&ccedil;tiğimiz y&uuml;zyılda &ouml;zellikle kadınlar i&ccedil;in daha dolgun hatlı y&uuml;z ve v&uuml;cut hatları reva&ccedil;ta iken i&ccedil;inde bulunduğumuz d&ouml;nemde yağ oranının d&uuml;ş&uuml;k olması, keskin ve belirgin hatlar g&uuml;zellik algısına daha &ccedil;ok hitap etmektedir. Ancak y&uuml;zdeki yuvarlak ve dolgun hatlar genellikle genetik ge&ccedil;işli olduğundan kişi zayıfladığında dahi istenilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilememektedir. Bu ihtiya&ccedil;tan doğan Bişektomi&rdquo; yani &ldquo;Hollywood yanağı&rdquo; uygulaması son yıllarda &ccedil;ok yaygınlaşmıştır. İşlem, &ouml;zellikle sosyal medyanın ve moda algısına y&ouml;n veren &uuml;nl&uuml;lerin etkisiyle her ge&ccedil;en g&uuml;n daha fazla kadın tarafından tercih edilmektedir.</p> <h2><strong>Bişektomi (Hollywood Yanağı) nedir?</strong></h2> <p>Genel itibariyle ameliyat sırasında ağız i&ccedil;inden yaklaşık 1 cm&rsquo;lik bir kesi yapılarak yağın yaklaşık y&uuml;zde 40&rsquo;ının alındığı bir işlem olarak tanımlanmaktadır. Bişektomi işlemi halk arasında; Hollywood yanağı, Hollywood &ccedil;enesi, yanak eritme, yanak inceltme, y&uuml;z zayıflatma, yanak aldırma, yanak estetiği, yanaktan yağ aldırma, yanak zayıflatma, ameliyatsız yanak inceltme, y&uuml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme, y&uuml;z yağı eritme, yanak yağı aldırma, yanak k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme, yanak estetiği, yanaktan yağ alımı gibi bir&ccedil;ok isimle anılabilmektedir.</p> <h2><strong>Bişektomi (Hollywood Yanağı) kimlere uygulanır?</strong></h2> <p>Ergenliğe kadar olan d&ouml;nemde yuvarlak ve dolgun hatlar &ccedil;ocukları şirin ve sempatik g&ouml;stermektedir. Ancak ergenlikten sonra keskin y&uuml;z hatları daha &ccedil;ekici algılanmakta bu nedenle bişektomi gibi uygulamalara ihtiya&ccedil; doğmaktadır. Bişektomi işlemi i&ccedil;in genellikle 25 yaş beklenmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yanak yağı yastık&ccedil;ıkları 25 yaşına kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;lmeye devam etmektedir. 25 yaşından sonra son halini alan istenmeyen y&uuml;z hatları yani yanakta şişlik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ortadan kaldırılabilmektedir.</p> <h2><strong>Bişektomi (Hollywood Yanağı) nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>İşlem, &ccedil;iğneme kaslarının arasındaki yağ yastık&ccedil;ıklarının alınmasıyla ger&ccedil;ekleşmektedir. Ameliyat sırasında ağız i&ccedil;inden yaklaşık 1 cm&rsquo;lik bir kesi yapılarak yağın yaklaşık y&uuml;zde 40&rsquo;ı alınmaktadır. Yaklaşık 40-45 dakika s&uuml;ren işlem, sedasyon ya da genel anesteziyle yapılmaktadır.&nbsp; Ağız i&ccedil;inde kalan ufak dikişler kendi kendine d&uuml;şmektedir.</p> <h2><strong>Bişektomi (Hollywood Yanağı) avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Kilo verilse dahi istenilen şekle gelemeyen ve v&uuml;cudun en &ouml;nemli b&ouml;lgesi olan y&uuml;z b&ouml;lgesinde 45 dakikalık bir işlemle istenen g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilebilmektedir.</li> <li>Elde edilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml; bu b&ouml;lgeye yapılabilen diğer işlemler g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında kalıcı olmasıyla &ouml;n plana &ccedil;ıkmaktadır.</li> <li>Bişektomi ile birlikte yanaktan yağ alınırken alınan yağlar elmacık b&ouml;lgesine eklenerek daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilmesi de sağlanabilmektedir.</li> <li>Bişektomi dışında yanak b&ouml;lgesine soğuk tedavileri, lipolizler veya yağı par&ccedil;alayacak enjeksiyonlar yapılabilir ancak bu işlemler etkinlik a&ccedil;ısından da kalıcılık a&ccedil;ısından da bişektominin yerini tutmamaktadır.</li> <li>İşlem sonrası yeni y&uuml;z yapısından memnun olmayan hastalar i&ccedil;in bişektomi işlemi ile alınan yağlar yanak i&ccedil;ine geri koyulabilmektedir. Ancak ikinci işlem i&ccedil;in minimum 1 ay beklenmelidir.</li> </ul> <h2><strong>Bişektomi ameliyatına dair sık&ccedil;a sorulan sorular </strong></h2> <ul> <li><strong>Bişektomi zararları var mıdır? &Ccedil;ok fazla yağ alınırsa ne olur?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ok fazla yağ alınırsa yanak &ccedil;&ouml;k&uuml;k kalır ve bu da k&ouml;t&uuml; bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; meydana getirir.&nbsp; Burada &ouml;nemli olan doktor tecr&uuml;besidir. Hastanın y&uuml;z&uuml; bir b&uuml;t&uuml;n olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle operasyonu ger&ccedil;ekleştirecek uzmanın bu konuda tecr&uuml;beli ve y&uuml;z anatomisine hakim olması gerekmektedir. Bunun yanında gereğinden b&uuml;y&uuml;k a&ccedil;ılan kesi, operasyon esnasında &ccedil;ıkarılacak yağ dokusunun hızlıca bulunamaması gibi sorunlar operasyon sonrasında oluşacak &ouml;demi ve s&uuml;resini artırabilmektedir. Daha d&uuml;ş&uuml;k ihtimal olarak ise yapılan kesi y&uuml;z b&ouml;lgesinde yer alan sinirlere denk gelebilir. Bu da y&uuml;z hareket kaslarında kalıcı ya da ge&ccedil;ici kayıplara neden olabilmektedir. Ancak bu d&uuml;ş&uuml;k bir ihtimaldir. G&uuml;venli olması tamamen yapıldığı merkeze bağlıdır. Steril hastane ortamında alanında uzman kişiler tarafından yapılırsa g&uuml;venli bir y&ouml;ntemdir. İşlem sonrası yeni y&uuml;z yapısından memnun olmayan hastalar i&ccedil;in bişektomi işlemi ile alınan yağlar yanak i&ccedil;ine geri koyulabilmektedir. Ancak ikinci işlem i&ccedil;in minimum 1 ay beklenmelidir.</p> <ul> <li><strong>Yanak inceltme en kalıcı y&ouml;ntemi nedir?</strong></li> </ul> <p>Y&uuml;z hatları aynı zamanda genetiktir. Yani ailede dolgun yanak var ise b&uuml;y&uuml;k ihtimalle akrabalarda da benzer şekilde yanak şişmesi algısı olacaktır. Bu nedenle hasta diyet yaparak zayıfladığında dahi yanakları erimez. Yanak inceltme konusunda bir&ccedil;ok y&ouml;ntem bulunmaktadır. Ancak bunlar soğuk tedavileri, lipolizler veya yağı par&ccedil;alayacak enjeksiyonlar gibi tamamen kalıcı olmayan y&ouml;ntemlerdir. Bu nedenle cerrahi y&ouml;ntem yanak inceltmede en kalıcı y&ouml;ntemdir.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi &ouml;ncesi sonrası s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi &ouml;ncesi herhangi bir hazırlık s&uuml;reci gerektirmezken bişektomi sonrası s&uuml;re&ccedil;te kısa s&uuml;reli antibiyotik kullanımı, ağız bakımı ve gargara uygulanmaktadır. Diğer dikkat edilmesi gereken şey ise 1-2 g&uuml;nl&uuml;k sıvı t&uuml;ketimidir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; g&uuml;nden sonra p&uuml;re gibi yumuşak doku i&ccedil;eren gıdaların t&uuml;ketimine başlanabilir. 1 haftadan sonra ise hasta normal beslenmesine başlamaktadır. Bişektomi ameliyatı sonrası ağız i&ccedil;inde yanaklarda şişlikler olabilmektedir. Bunun oturması yaklaşık 2-3 hafta s&uuml;rer. İlk aydan itibaren nihai sonuca ulaşılır. İşlem hastanın konuşmasını engellemez. İş ya da g&uuml;nl&uuml;k etkinliklerine işlem g&uuml;n&uuml; dahi etkisi olmaz. İşlemden &ccedil;ıktıktan sonra hasta aynı g&uuml;n işine d&ouml;nebilir.</p> <p>&bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Bişektomi ile birlikte aynı seansta burun estetiği yapılabilir mi?</strong></p> <p>Bişektomi ile birlikte aynı seansta burun estetiği, kep&ccedil;e kulak estetiği, &ccedil;ene botoksu gibi diğer b&uuml;t&uuml;n estetik işlemler kombine edilebilmektedir.</p> <p>&bull;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>bişektomi ismi nereden gelmektedir?</strong></p> <p>Uygulama, Bichat isimli bir doktor tarafından tariflendiği i&ccedil;in literat&uuml;rde onun ismi kullanılmaktadır.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi ile Hollywood yanağı aynı işlem midir?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi ameliyatının; Hollywood yanağı, Hollywood &ccedil;enesi, yanak eritme, yanak inceltme, y&uuml;z zayıflatma, yanak aldırma, yanak estetiği, yanaktan yağ aldırma, yanak zayıflatma, ameliyatsız yanak inceltme, y&uuml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme, y&uuml;z yağı eritme, yanak yağı aldırma, yanak daraltma gibi farklı isimleri kullanılmaktadır.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi fiyatları ne kadar?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi fiyat bilgisi ve yanak şişmesi i&ccedil;in hangi doktor gibi sorular hastalar tarafında sık&ccedil;a sorulmaktadır. Bişektomi ameliyatı fiyat skalası işlemin yapılacağı merkeze ve doktora g&ouml;re değişkenlik g&ouml;sterdiğinden en sağlıklı yanıt yapılacak muayene sonunda belirlenecek fiyat skalası olmalıdır. Doğru doktor se&ccedil;iminde ise g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulması gereken en &ouml;nemli nokta doğru merkez ve doğru uzmanlar konusunda araştırma yapılması, bu konuda olumlu referansları olan merkezlerin tercih edilmesidir. Bişektomi ameliyatının deneyimli doktorlar ve ekip tarafından hastane ortamında yapılması en g&uuml;venli yoldur.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi kimlere yapılmaz?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi işlemi i&ccedil;in genellikle 25 yaş beklenmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yanak yağı yastık&ccedil;ıkları 25 yaşına kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;lmeye devam etmektedir. Bu nedenle 25 yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;klere yapılması &ouml;nerilmez.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi ağrılı mı?</strong></li> </ul> <p>Yaklaşık 40-45 dakika s&uuml;ren bişektomi işlemi sedasyon ya da genel anesteziyle yapılmaktadır.&nbsp; Bu nedenle herhangi bir ağrı hissedilmemektedir.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi kalıcı mı? Bişektomi tekrarlar mı?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi y&ouml;ntemiyle elde edilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml; bu b&ouml;lgeye yapılabilen soğuk tedavileri, lipolizler veya yağı par&ccedil;alayacak enjeksiyon gibi işlemler g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında kalıcı olmasıyla &ouml;n plana &ccedil;ıkmaktadır.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi erkeklere de yapılabilir mi?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi erkek hastalar i&ccedil;in de g&uuml;venle uygulanabilen bir y&ouml;ntemdir.</p> <ul> <li><strong>Bişektomi sonrası şişlik ne zaman ge&ccedil;er?</strong></li> </ul> <p>Bişektomi işleminden sonra kesi yapılan b&ouml;lge, yaklaşık 1 hafta sonra iyileşir. Ancak b&ouml;lgede birka&ccedil; hafta s&uuml;ren hafif &ouml;dem olması normaldir.</p>

Diş Beyazlatma

<p>Beyaz dişler g&uuml;nl&uuml;k yaşamda hijyen, &ouml;zg&uuml;ven ve estetik g&ouml;r&uuml;n&uuml;m a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir yer tutuyor. Ancak fizyolojik nedenlerin yanı sıra; sigara, antibiyotik kullanımı, kahve ve &ccedil;ay t&uuml;ketimi gibi i&ccedil;- dış sebeplerle beyaz dişler renklenmelere bırakabiliyor. Dişlerde oluşan bu renklenmeler ofis ve ev ortamında ger&ccedil;ekleştirilen farklı diş beyazlatma y&ouml;ntemleriyle beyazlatılabiliyor. Gerekli dikkat ve &ouml;zenin g&ouml;sterilmesiyle sağlanan diş beyazlığı uzun soluklu olabiliyor. Diş beyazlatma konusunda bir uzmana danışılması ve kişiye &ouml;zel tedavi y&ouml;ntemlerinin uygulanması gerekiyor. &nbsp;</p> <h2><strong>Diş beyazlatma nedir?</strong></h2> <p>Diş beyazlatma, dişlerin y&uuml;zeyindeki g&ouml;zenekli mine ve dentin yapısında oluşan renkli organik ve inorganik maddelerin diş beyazlatma jelleri ile giderilmesi işlemidir.</p> <h2><strong>Diş beyazlatma işlemi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Diş beyazlatma işlemi dişlerin i&ccedil; veya dış kaynaklı sebeplerle renklenmesi durumunda kullanılır.</p> <h2><strong>Diş beyazlatma işlemi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Diş beyazlatma y&ouml;ntemleri kullanılan teknik ve uygulama alanlarına g&ouml;re farklılık g&ouml;stermektedir. &nbsp;Bu y&ouml;ntemler aşağıdaki gibidir:</p> <p><strong>Ev tipi diş beyazlatma:</strong> Evde diş beyazlatma olarak bilinen ev tipi diş beyazlatma y&ouml;ntemi i&ccedil;in ağız i&ccedil;inden &ouml;l&ccedil;&uuml; alınarak kişiye &ouml;zel uygun beyazlatma plakları hazırlanır. Hazırlanan bu plağın i&ccedil;ine belirli miktarlarda diş beyazlatma jeli (%10&ndash;15 &lsquo;lik karbamid peroksid veya hidrojen peroksit) uygulanır. Plağın g&uuml;n i&ccedil;inde en az 4-6 saat kullanılacak şekilde ortalama 10-15 g&uuml;n ya da gece uykusu boyunca 8-10 g&uuml;n boyunca kullanılması şeklinde uygulanan bir tedavidir.</p> <p><strong>Ofis tipi diş beyazlatma&nbsp;(Klinik ortamda beyazlatma):</strong> Bu y&ouml;ntem &ldquo;Lazerle diş beyazlatma y&ouml;ntemi&rdquo; olarak da bilinir ve klinikte hekim tarafından uygulanır. Uygulama s&uuml;resi diğer y&ouml;ntemlere g&ouml;re daha kısa s&uuml;rer. Diş hekimi tarafından dişlerin &uuml;zerine s&uuml;r&uuml;len beyazlatma jeli UV ışını ya da lazer yardımıyla aktif hale getirilir ve beyazlatma işlemi ortalama bir saat s&uuml;rer.</p> <p><strong>Kombine diş beyazlatma (Ev+ ofis tipi beyazlatma): </strong>Bu y&ouml;ntemde diş beyazlatma evde ve ofis ortamında beraber uygulanır.<strong> </strong>Klinikte uygulandıktan sonra 2-3 g&uuml;n ev tipi beyazlatma ile işlem desteklenir.</p> <p><strong>Tek diş beyazlatma (i&ccedil;ten beyazlatma):</strong> Kanal tedavisi sonrası renk değiştiren dişlere uygulanır. Dişteki dolgu s&ouml;k&uuml;l&uuml;r, a&ccedil;ılan boşluğa beyazlatma jeli uygulanır ve devamında diş, ge&ccedil;ici dolgu ile kapatılır. İstenilen renge ulaşıncaya kadar 3 g&uuml;n aralıklarla seanslar tekrarlanır.</p> <h2><strong>Diş beyazlatma tedavisi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Hangi tip diş beyazlatma y&ouml;ntemi daha uygundur?</strong></p> <p>Eğer diş renginin beyaza yakın ve birka&ccedil; ton a&ccedil;ılması isteniyorsa sadece lazer tipi veya ev tipi beyazlatma yeterli olabilir. Ancak dişlerde sigara, kahve veya &ccedil;aydan dolayı &ccedil;ok fazla renklenme varsa kombine diş beyazlatma y&ouml;ntemi daha etkili olur. Kişiye uygun diş beyazlatma y&ouml;ntemine karar verebilmek i&ccedil;in mutlaka doktor muayenesi gerekir.&nbsp;</p> <p><strong>Diş beyazlatmanın zararı var mıdır?</strong></p> <p>Beyazlatma y&ouml;ntemleri dişlerde az da olsa hassasiyete sebep olabilir. Bu hassasiyet havaya, &ccedil;ok sıcak ya da soğuk yiyecek ve i&ccedil;eceklere karşı olabilir. Bu durum normal ve beklenen bir yan etkidir. Diş hassasiyetinin genellikle 24-48 saat i&ccedil;erisinde ge&ccedil;mesi beklenir. Beklenmeyen bir durum ile karşılaşıldığında mutlaka hekime başvurulmalıdır. Diş hekimi kontrol&uuml;nde yapılan beyazlatmanın dişlere zararı yoktur.&nbsp;</p> <p><strong>Dişlerin beyazlaması ne kadar s&uuml;rer? </strong></p> <p>Dişlerin beyazlaması kişiden kişiye g&ouml;re değişiklik g&ouml;stermektedir. Ortalama beyazlama s&uuml;resi 2-3 haftadır. Antibiyotik kullanımına bağlı oluşan grileşmelerin beyazlaması daha zordur ve sonuca ulaşmak daha uzun bir s&uuml;re gerektirebilir.</p> <p><strong>Diş beyazlatmanın etkisi kalıcı mıdır?</strong></p> <p>Beyazlatma sonrasında renk zamanla kaybolmaya başlar. Bu s&uuml;re hastanın renkli sıvılar (&ccedil;ay, kahve, şarap, kola vb.) ve sigara kullanımına g&ouml;re değişir. 6 ay ile 1 yıl arası bir zaman alır. Beyazlatma, 6 ayda 1 ya da 2 seans ile desteklenirse diş beyazlatma kalıcı hale gelir.</p> <p><strong>İşlem sonrasında nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Beyazlatma s&uuml;resince ve sonrasında iki g&uuml;n &ccedil;ay, kahve, şarap, kola gibi renkli sıvılardan ve t&uuml;t&uuml;n mamullerinden kesinlikle uzak durulması gerekir.</p> <p><strong>Diş renginin farklı olmasının sebebi nelerdir?</strong></p> <p>Diş renginin kişilere g&ouml;re farklılık g&ouml;stermesinin &ccedil;eşitli nedenleri vardır. Renklenmeler i&ccedil;sel veya dış kaynaklı olabilir. Bunlar; fizyolojik renklenmeler, amalgam dolgu yapıldıktan sonra oluşan renklenmeler, hamilelik ve bebeklik d&ouml;neminde antibiyotik kullanımına bağlı renklenmeler, kanal tedavisine bağlı olarak dişin i&ccedil;sel olarak renklenmesi, kahve, &ccedil;ay, sigara gibi t&uuml;ketimlerin sıklıkla kullanılmasına bağlı renklenmeler, travma sonucu dişin i&ccedil;indeki canlı dokunun canlılığını yitirmesiyle oluşan renklenmeler olarak sıralanabilir.</p> <p><strong>Ev tipi diş beyazlatma tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Piyasada farklı farklı diş beyazlatma &uuml;r&uuml;nleri satılmaktadır. Ev tipi diş beyazlatmalarında dikkat edilmesi gereken husus, jeli tarif edilenden fazla uygulamamaktır. Aksi takdirde plak i&ccedil;inden taşan jel diş etlerini tahriş eder. B&ouml;yle bir durumda diş etleri hemen yıkanmalı ve diş hekimi ile iletişime ge&ccedil;ilmelidir.</p> <p><strong>Diş beyazlatma işlemini yaptırmak i&ccedil;in yaş sınırı var mıdır?</strong></p> <p>Diş beyazlatma işlemi 18 yaşından b&uuml;y&uuml;k t&uuml;m yetişkinlerde uygulanabilir.</p> <p><strong>Diş beyazlatma işleminin yapılmaması gereken durumlar var mıdır?</strong></p> <p>Beyazlatma yapılmaması gereken durumlar hastanın mevcut durumu ile ilgilidir. Bunun dışında hamilelerde uygulanması tavsiye edilmemektedir.</p> <p><strong>Doğal ya da doğal olmayan alternatif yollarla diş beyazlatma işlemlerinin zararları nelerdir?</strong></p> <p>Karbonat ile diş beyazlatma, zerde&ccedil;al ile diş beyazlatma, Hindistancevizi yağı ile diş beyazlatma, &ccedil;ilek ile diş beyazlatma, al&uuml;minyum folyo ile diş beyazlatma, limon ile diş beyazlatma, elma sirkesi ile diş beyazlatma, ceviz kabuğu ile diş beyazlatma ve &ccedil;amaşır suyu ile diş beyazlatma gibi y&uuml;zlerce farklı beyazlatma uygulamaları denenmektedir. Ancak bu tip maddelerin dişleri beyazlatmaya hi&ccedil;bir faydası olmadığı gibi dişler &uuml;zerinde geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ms&uuml;z hasarlar ve hassasiyetler oluşturur. Kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al