Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Diş Eti Hastalıkları

<p>Diş etleri ağız ve dişlerin temelini oluşturuyor. Diş etlerinde ortaya &ccedil;ıkabilecek herhangi bir hastalık hem ağız hem de diş sağlığını riske atabiliyor. Her yaşta g&ouml;r&uuml;lebilen diş eti hastalığı tedavi edilmediğinde kanama, ağız kokusu hatta diş kaybına sebep olabiliyor. Diş eti hastalıklarının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebilmek i&ccedil;in ise doğru ve d&uuml;zenli bir ağız bakım rutini oluşturulması gerekiyor.<strong> Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dr. Dt. Janset Şeng&uuml;l</strong>, diş eti hastalıkları ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı nedir?</strong></h2> <p>Diş eti hastalığı, dişleri &ccedil;evreleyen ve destekleyen dokularda g&ouml;r&uuml;lebilen bir enfeksiyon hastalığıdır. &Ccedil;ocuklarda, erişkinlerde ve yaşlılarda g&ouml;zlenebilen ve dişlerde herhangi bir &ccedil;&uuml;r&uuml;k olmamasına rağmen dişleri &ccedil;evreleyen dokularda g&ouml;r&uuml;lebilen bu enfeksiyon durumu, tedavi edilmediğinde dişlerde kanama, ağız kokusu, sallanma ve hatta diş kaybına sebep olabilir. Genellikle ağrısız ilerleyen diş eti hastalıkları &ccedil;oğunlukla ileri d&ouml;nemlerde fark edilebilmektedir.</p> <h2><strong>Periodontal hastalık tipleri nelerdir?</strong></h2> <p>Dişlerin &ccedil;evresindeki dokular diş eti, &ccedil;ene kemiği ve dişler ile &ccedil;ene kemiğini birleştiren periodontal lifler olarak tanımlanabilir. Periodontal hastalığın tipleri, enfeksiyonun bahsedilen &ccedil;evre dokulardan hangilerini etkilediğine bağlı olarak tanımlanmaktadır.</p> <h3><strong>Gingivitis</strong></h3> <p>Enfeksiyonun diş etini etkilediği durumlardır. Bu evrede diş etleri kanamalı, kızarık ve şiş olarak g&ouml;zlenebilir ve hasta ağız kokusu varlığını hissedebilir. Gingivitisin tedavi edilmediği durumlarda enfeksiyon ilerleyerek periodontitisin gelişmesine sebep olabilir.</p> <h3><strong>Periodontitis</strong></h3> <p>Diş etinin yanı sıra periodontal lifler ve &ccedil;ene kemiğinin de etkilenebildiği durumlardır. Diş ve diş eti arasında bakterilerin kolayca yerleşebileceği bir boşluk olan &quot;periodontal cep&quot; oluşur. Periodontal cep varlığı enfeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledik&ccedil;e destek dokularda kayıplar olur ve dişler sallanmaya başlar, sonu&ccedil; olarak dişlerin &ccedil;ekimi gerekebilir.</p> <h3><strong>Gingival abse ve periodontal abse</strong></h3> <p>Bu iki rahatsızlıkta da g&ouml;r&uuml;lebilen diğer hastalıklar arasında yer almaktadır.&nbsp;</p> <h2><strong>Diş eti hastalıklarının başlıca belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarındaki en &ouml;nemli belirti diş eti kanamasıdır. Sağlıklı bir diş etinin herhangi bir zamanda kanamayacağı bilinmelidir. Diş fır&ccedil;alama esnasında veya kendiliğinden başlayan kanamalar dışında diş etinde g&ouml;r&uuml;len şişlik, kızarıklık, mavi-morumsu renk değişikliği, diş eti &ccedil;ekilmesi, diş eti b&uuml;y&uuml;mesi, dişlerde sallanma veya yer değişikliği, hassasiyet ve k&ouml;t&uuml; ağız kokusu da sıklıkla g&ouml;zlenen belirtiler arasındadır.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı neden olur?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarının başlıca nedeninin &ldquo;mikrobiyal dental plak&rdquo; olarak adlandırılan, temizlenemeyen gıda artıkları ile t&uuml;k&uuml;r&uuml;kten gelen bakterilerin birleşimi olan bir tabaka olduğu bilinmektedir. Mikrobiyal dental plak, diş &ccedil;evresindeki dokularda yıkım oluşturarak periodontal hastalığı başlatır.</p> <p>Mikrobiyal dental plağın yanı sıra sigara kullanımı, diyabet, l&ouml;semi ve AIDS gibi bazı sistemik hastalıklar, stres, kalp-tansiyon ila&ccedil;ları, antikonvulsanlar, antidepresanlar ve oral kontraseptifler gibi bazı ila&ccedil;ların kullanımı ve beslenme alışkanları da diş eti hastalıklarının oluşumunda etkilidir.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı tedavisi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarında tedavi şekli, hastalığın bulunduğu evreye ve etkilediği dokulara g&ouml;re belirlenir. Diş eti hastalıklarının tedavisindeki ama&ccedil; enfeksiyona neden olan bakterilerin ve yapıların uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Bu tedavi genellikle plağın uzaklaştırılması, ultrasonik cihazlar ile diş taşı temizliğidir. Temizlik işlemi ardından diş y&uuml;zeylerini p&uuml;r&uuml;zs&uuml;zleştirmek ve var olan lekeleri gidermek amacıyla polit&uuml;r (parlatma) işlemi uygulanır. Enfeksiyonun derecesine g&ouml;re lokal anestezi uygulanarak diş eti ceplerinin i&ccedil; y&uuml;zeyleri ve diş k&ouml;k y&uuml;zeyleri temizlenebilir.</p> <p>Bu aşamaların ardından ağızdaki zararlı bakteriler uzaklaştırılarak yeni bir ortam hazırlanmış olsa da bu ortamın korunması i&ccedil;in hekim hasta işbirliğinin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğu unutulmamalıdır. Yapılan tedavinin ardından hekimin belirttiği şekilde uygulanacak bir ağız bakımı sağlanması hastalığın tekrarlamaması ve tedavinin tamamlanabilmesi i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş eti hastalıklarına ne iyi gelir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarından kurtulmanın ilk adımı doğru ve d&uuml;zenli bir ağız bakım rutini oluşturulmasıdır. Diş y&uuml;zeylerindeki plakların uzaklaştırılması i&ccedil;in doğru ve etkin diş fır&ccedil;alama &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Diş aralarındaki plakların uzaklaştırılması i&ccedil;in ise ara y&uuml;z bakımı uygulanmalıdır. Ağız bakım rutininin plağı uzaklaştırarak diş taşı oluşumunu engelleyeceği ancak var olan diş taşlarını uzaklaştıramayacağı unutulmamalıdır. Diş taşlarının temizlenmesi i&ccedil;in bir diş hekimine başvurulması gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları uzmanına ne isim verilir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıkları uzmanına &ldquo;Periodontolog&rdquo; ismi verilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıklarına hangi b&ouml;l&uuml;m bakar? </strong>&nbsp;</p> <p>Dişeti hastalığıyla Periodontoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml; ilgilenir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in gargara kullanılır mı?</strong></p> <p>Diş hekimliğinde ağız gargaraları, anti bakteriyel etkinlikleri nedeniyle gerek diş eti hastalıklarını gerekse diş eti hassasiyetini &ouml;nlemede yardımcı olarak kullanılabilir. Ağız gargaralarının ağız ve diş sağlığına g&ouml;re diş hekimi tarafından &ouml;nerilmesi ve izlenmesi uygundur.</p> <p><strong>Diş eti hastalıklarının oluşmaması i&ccedil;in &ouml;neriler nelerdir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının bir numaralı etkeni mikrobiyal dental plaktır. D&uuml;zenli diş fır&ccedil;alama ve ara y&uuml;z bakımı mikrobiyal dental plağın oluşumunu &ouml;nlemede anahtar rol oynar. Bunun yanı sıra 6 ayda bir d&uuml;zenli yapılan diş hekimi kontrolleri ile diş eti hastalıkları hen&uuml;z oluşmamışken veya başlangı&ccedil; aşamasındayken teşhis ve tedavi edilebilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in bitkisel tedavi y&ouml;ntemleri var mıdır?</strong></p> <p>Diş eti &ccedil;ekilmesinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bilinen ve bilimsel olarak onaylanan bir bitkisel tedavisi bulunmamaktadır. Diş eti &ccedil;ekilmesine iyi gelen doğal y&ouml;ntemler, hafif d&uuml;zeydeki şik&acirc;yetlerin gerilemesinde yardımcı olabilir fakat kalıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;m oluşturmamakla beraber kullanılacak maddenin i&ccedil;eriğine g&ouml;re ağız i&ccedil;indeki yumuşak dokulara zarar verebilir. Bu nedenle diş etlerindeki renk değişikliği, kanama, şişlik veya ağız kokusu şik&acirc;yetlerinde vakit kaybetmeden diş hekimine başvurmak en doğru y&ouml;ntem olacaktır.</p> <p><strong>Diş eti hastalığının tedavisi yapılmazsa nelerle karşılaşılabilir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının tedavi edilmemesi olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ortam olan ağız i&ccedil;inde bu enfeksiyonların yayılması ve ilerleyen evrelerde diş kayıplarının g&ouml;zlenmesi ile sonu&ccedil;lanabilir. Unutulmamalıdır ki tedavi zamanı ertelendik&ccedil;e uygulanacak tedavi y&ouml;nteminin karmaşıklaşması ka&ccedil;ınılmazdır.</p> <p><strong>Alkol diş eti hastalıklarına neden olabilir mi?</strong></p> <p>Alkol kullanımı t&uuml;k&uuml;r&uuml;k miktarında ve yapısında değişikliklere sebep olabilir. Bu değişiklikler ağız kokusu ve diş eti enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilmektedir. Ayrıca diş eti hastalığı olan b&ouml;lgeye alkol uygulanması, hastalığı azaltmayacağı gibi b&ouml;lgenin tahriş olmasına ve enfeksiyonun artmasına sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalığı tedavisi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının tedavi s&uuml;resi, hastalığın seviyesine ve durumuna g&ouml;re değişiklik g&ouml;stermektedir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda diş eti hastalıkları g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>&Ccedil;ocuklarda diş eti problemleri dişlerin arasına gıda sıkışması ve &ccedil;ıkaramaması sonucu veya diş s&uuml;rme d&ouml;nemlerinde g&ouml;zlenebilir. Bunun dışında hatalı diş fır&ccedil;alama teknikleri, diş taşı oluşumuna ve diş eti hastalıklarına sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in diş macunu se&ccedil;imi &ouml;nem taşır mı?</strong></p> <p>Diş eti sağlığı, kullanılacak &uuml;r&uuml;nlerden &ccedil;ok fır&ccedil;alama tekniği ve mekanik temizlik ile sağlanabilmektedir. Bunun yanında bazı spesifik şikayetlere &ouml;zel diş macunu se&ccedil;imi gerekebilmektedir.&nbsp; Diş eti problemi yaşayan hastaların klinik muayenelerinde en sık g&ouml;zlenen durumun hatalı diş fır&ccedil;alama tekniği olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir.&nbsp; Klinikte yapılan muayenelerin ardından hastalara uygun diş fır&ccedil;alama tekniği, uygun fır&ccedil;a, aray&uuml;z bakım &uuml;r&uuml;n&uuml; ve diş macunu se&ccedil;imi konusunda daha doğru bilgi verilebilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Diş eti hastalığı ağız kokusu yapar mı?</strong></p> <p>Diş eti ve diş &ccedil;evresinde oluşan iltihabi dokular ağız kokusuna yol a&ccedil;abilir. Bunun dışında diş &ccedil;&uuml;r&uuml;kleri, bazı sistemik hastalıklar, sin&uuml;zit, farenjit, solunum sistemi hastalıkları, midede oluşan refl&uuml; ve beslenme şekilleri de ağız kokusuna sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş etlerini g&uuml;&ccedil;lendirmek i&ccedil;in neler yapılmalıdır?</strong></p> <p>Dişlerin her g&uuml;n d&uuml;zenli ve doğru bir teknikle fır&ccedil;alanması ve ara y&uuml;zeylerin bakımının yapılması diş etlerinin sağlıklı kalması i&ccedil;in en &ouml;nemli y&ouml;ntemdir. Bunun yanı sıra beslenmenin de diş eti sağlığı ve ağız florasının korunması i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğu bilinmektedir. D, K2, C ve A vitaminlerinin kemik metabolizması ve savunma sisteminin g&uuml;&ccedil;lendirilmesinde etkili olduğu bilinmektedir. &nbsp;</p>

Nazofarenks Kanseri

<p>Nazofarenks yani geniz b&ouml;lgesinde oluşan kanserler T&uuml;rkiye&rsquo;de en sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer almaktadır. T&uuml;rkiye&rsquo; de sıklıkla Tip 3 İndiferansiye karsinom g&ouml;r&uuml;lmektedir. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Op. Dr. Nurten K&uuml;&ccedil;&uuml;k, nazofarensk kanseri ve tedavi y&ouml;ntemleri hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Nazofarenks (geniz) nedir?</strong></h2> <p>Burun boşluğu ve ağız boşluğunu birleştiren ge&ccedil;iş b&ouml;lgesine nazofarenks ( geniz) denir. &Ouml;staki borusu ile her iki yandan da orta kulağa a&ccedil;ılan boşluktur.&nbsp; Burnun i&ccedil;inden &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;len bir b&ouml;lge olmadığı i&ccedil;in burundan endoskop cihazıyla g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmektedir. Ya da ağız i&ccedil;inden ayna denilen aletle g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. &Ccedil;ocuklarda sık g&ouml;r&uuml;len geniz eti de nazofarenks b&ouml;lgesinde oluşmaktadır. Geniz eti v&uuml;cudun savunma mekanizması olarak oluşan, iyi huylu, her &ccedil;ocukta sıklıkla olan lenfoid dokularıdır. &Ccedil;ocuklarda belli bir yaşa kadar g&ouml;r&uuml;len adenoid doku erişkin yaşta beklenmeyip, erişkin kişide nazofarinkste lenfoid doku izlenmişse mutlaka biyopsi alınıp patolojik incelemeye g&ouml;nderilmelidir.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanseri nedir? &nbsp;</strong></h2> <p>Nazofarensk b&ouml;lgesinde oluşan kanserlere nazofarenks kanseri denmektedir. Sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer almaktadır. Nazofarenks b&ouml;lgesinde iyi huylu( benign) t&ouml;m&uuml;rler ve k&ouml;t&uuml; huylu&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (malign) t&ouml;m&uuml;rler oluşabilmektedir. Eğer hasta bir erişkinse bu b&ouml;lgede geniz eti oluşumu beklenmemektedir. Erişkin hastanın nazofarenks b&ouml;lgesinde bir lezyon ya da kitle bulunuyorsa mutlaka bir inceleme yapılmalıdır. Erişkin grubunda sık olarak nazofarenks karsinomları g&ouml;r&uuml;lmektedir. Ayrıca erişkinlerde lenfoma ve l&ouml;semi de bu b&ouml;lgede sık olarak tutulum g&ouml;sterebilmektedir. &Ccedil;ocuklarda erişkinlerden farklı olarak nazofarenks b&ouml;lgesinde yumuşak doku (raptomiyosarkom) kanseri ya da iyi huylu olan anjiofibrom ya da plazmasitom de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p>Nazofarenks kanserinin 3 tipi bulunmaktadır.</p> <p>Tip 1 Skuam&ouml;z cell nazofarenks karsinom ( SCC)</p> <p>Tip 2 Keratinize olmayan iyi diferansiye nazofarenks karsinom</p> <p>Tip 3 İndiferansiye nazofarenks karsinom</p> <p>Tedaviye en &ccedil;abuk cevap veren nazofarenks kanseri tip 3&rsquo;t&uuml;r. Tedavi edildikten sonra tekrar g&ouml;r&uuml;lme olasılığı d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Tip 1 skuam&ouml;z cell nazofarenks karsinom ise tedavi olduktan sonra tekrarlayabilmektedir.</p> <p>Ayrıca l&ouml;semi ve lenfoma kanserleri de nazofarenks b&ouml;lgesinde sık olarak tutulum g&ouml;sterebilmektedir. Bu sebeple nazofarenks b&ouml;lgesinde g&ouml;r&uuml;len ş&uuml;pheli dokulardan mutlaka &ouml;rnek alınıp patolojik incelenmesi yapılmalı ve dokunun iyi huylu mu yoksa kanser riski olan bir doku mu olduğu belirlenmelidir.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanserinin nedenleri nelerdir?&nbsp; </strong></h2> <p>Nazofarenks kanserlerinde birden fazla etken rol oynayabilmektedir. &Ccedil;evresel fakt&ouml;rler( hava kirliliği, kimyasal buhara maruz kalmak) &nbsp;genetik yatkınlık ve vir&uuml;sler bu etkenler arasında yer almaktadır.</p> <p>En sık ergenlik d&ouml;neminde ortalama 40-50&rsquo; li yaşlarda g&ouml;r&uuml;len nazofarenks kanseri erkekleri daha fazla etkilemektedir.</p> <p>Kişinin ailesinde nazofarenks kanserinin g&ouml;r&uuml;lmesi yine riskini artırmaktadır.</p> <p>Epstein Barr vir&uuml;s ( EBV) yakından nazofarenks kanseriyle ilişkilidir. EBV pozitif kişilere mutlaka bir nazofarenks muayenesi yapılmalıdır.</p> <p>Sigara i&ccedil;en kişilerde yine nazofarensk kanseri g&ouml;r&uuml;lme sıklığı daha fazladır.</p> <p>Beslenme alışkanlıkları da nazofarenks kanseri nedenleri arasında yer almaktadır. K&ouml;t&uuml; beslenme alışkanlıkları, t&uuml;ts&uuml;lenmiş gıdaların fazla t&uuml;ketimi, odun ateşinde yemek pişirilmesi bu hastalığın g&ouml;r&uuml;lme olasılığını artırmaktadır.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanserinin belirtileri nelerdir? </strong></h2> <p>En yaygın belirtiler arasında boyunda kitleler gelir. &nbsp;Erişkinlerde yine en sık g&ouml;r&uuml;len belirtiler arasında tek taraflı orta kulak iltihapları bulunur.&nbsp; &Ouml;staki borusu her iki taraftan nazofarenkse a&ccedil;ılmaktadır. Kitle bu b&ouml;lgelerden herhangi birini kapattığında kulak havalanması bozulduğu i&ccedil;in tek taraflı orta kulak iltihaplanmaları meydana gelebilmektedir. Erişkinlerde meydana gelen tek taraflı kulak enfeksiyonlarında mutlaka nazofarenks muayenesi yapılmalı ve bu b&ouml;lgede bir kitle olup olmadığına bakılmalıdır. Genel olarak hastalar nazofarenks kanserinde;</p> <p>Boyunda lenf bezi, kitle</p> <p>Burun tıkanıklığı</p> <p>Burun kanaması</p> <p>Ge&ccedil;meyen orta kulak enfeksiyonu</p> <p>Kulak uğultusu ve kulak tıkanıklığı</p> <p>Kranial sinir tutulumlarına bağlı g&ouml;rme sıkıntıları ve ağrı şikayetleri ile doktora başvurabilir.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanserinin tanısı nasıl konur? </strong></h2> <p>Nazofarensk b&ouml;lgesinde var olan ş&uuml;pheli bir durumda ilk olarak fizik muayene yapılmaktadır. Daha sonra gerekirse tomografi, MR ve Pet CT gibi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme tekniklerinden de yararlanılmaktadır.</p> <p>Nazofarensk b&ouml;lgesi burun i&ccedil;inden endoskop cihazıyla ya da ağız boşluğundan ayna ile g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Normalde nazofarenks</p> <p>b&ouml;lgesi d&uuml;z bir yapıdadır. Eğer bu b&ouml;lgede bir kitle, kabarıklık ya da farklılık varsa kulak burun boğaz uzmanı &nbsp;bu b&ouml;lgeden biyopsi almalıdır.&nbsp; Nazofarenks kanseri bazen de boyunda tutulumlar yapabilmektedir. Bu tutulumlar ila&ccedil;lı tomografi ya da PET CT sonucu net olarak belirlenebilmektedir. Nazofarenks kanserinde kesin tanı biyopsi ile konmaktadır. Yapılan biyopside kitlenin tipi belirlenmektedir. Nazofarenks kitlelerinde tedavi kitlenin tipine g&ouml;re belirlenmektedir; iyi huylu t&uuml;m&ouml;rler cerrahi olarak &ccedil;ıkartılabilir yada takip edilebilir, eğer sonu&ccedil; nazofarenks kanseri olarak geldi ise tedavi se&ccedil;eneği &ouml;ncelikli radyoterapi + kemoterapidir.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanserinin tedavisi nasıldır? </strong></h2> <p>Yapılan biyopsi sonucunda tipi belirlenen kitlenin tedavisi de bu doğrultuda yapılmaktadır. Nazofarensk kanserinde tedavi genellikle radyoterapi + kemoterapi ile yapılmaktadır. &Ouml;zellikle Tip 3 İndiferansiye karsinom radyoterapiye &ccedil;abuk cevap veren bir t&uuml;rd&uuml;r. Erken tanı ve d&uuml;zenli takip ile tedavi başarılı sonu&ccedil;lar vermektedir.</p> <p>Lenfoma ve l&ouml;semi hastalıkları da nazofarensk b&ouml;lgesinde tutulum yapabilmektedir. Bu hastalıkların tedavisinde de radyoterapi ve kemoterapi kullanılmaktadır.</p> <p>Nazofarenks kanseri erken evrede yakalanamaz ve tedavi edilmezse, &nbsp;ge&ccedil; aşamalarda metastaz yapabilmektedir. Nazofarenks b&ouml;lgesi beyne yakın bir b&ouml;lge olduğu i&ccedil;in kafa tabanı ve sinir tutulumları sık g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. &Ouml;zellikle 6. 3. 4 ve 5. sinirleri tutabilmektedir. Kafanın arka tabanına ve sinirlere metastaz yaptığında hasta &ccedil;ift g&ouml;rmeler yaşayabilir ya da d&uuml;şebilmektedir.</p> <p>Hastanın yaşı ve cinsiyeti tedavinin gidişatını etkileyen fakt&ouml;rler arasında yer almaktadır. Erkekleri daha fazla etkileyen nazofarenks kanserinde ileri yaş, boyun b&ouml;lgesinde lenf nodu tutulumları, kafa b&ouml;lgesindeki sinir tutulumları ve Epstein Bar vir&uuml;s&uuml;n neden olmadığı kanser tipleri tedavinin seyrini olumsuz etkileyebilmektedir.</p> <h2><strong>Nazofarenks kanseri hakkında sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Nazofarenks tedavisi ne kadar s&uuml;rmektedir?</strong></p> <p>Nazofarenks tedavisi kitlenin tipine g&ouml;re, iyi huylu yada k&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;r olup olmadığına g&ouml;re, cerrahi, ya da radyoterapi ya da kemoterapi ile tedavi edilmektedir. Tedaviye kulak burun boğaz uzmanları ve onkoloji uzmanları karar vermektedir. Bu tedavilerden sonra hasta kulak burun boğaz hastalıkları ve onkoloji uzmanı tarafından d&uuml;zenli olarak takip edilmelidir. Tedaviden sonra ilk 5 yıl &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Geniz ( nazofarenks) b&ouml;lgesi neresidir? </strong></p> <p>Burun boşluğu ve ağız boşluğunu birleştiren ge&ccedil;iş b&ouml;lgesine nazofarenks ( geniz) denir. &Ouml;staki borusu ile her iki yandan da orta kulağa a&ccedil;ılan boşluktur.</p> <p><strong>Geniz eti nedir? </strong></p> <p>Geniz eti, nazofarenks b&ouml;lgesinde oluşmaktadır ve &ccedil;ocuklarda sık g&ouml;r&uuml;lmektedir. V&uuml;cudun savunma mekanizması olarak oluşan, iyi huylu, lenfoid dokulara geniz eti denmektedir. &Ccedil;ocuklarda belli bir yaşa kadar g&ouml;r&uuml;len bu dokular normal doku olarak kabul edilir.&nbsp; &nbsp;</p>

Epilepsi

<p>Halk arasında &lsquo;Sara&rsquo; hastalığı olarak bilinen epilepsi, sinir h&uuml;crelerinden &ccedil;ıkan aşırı uyarılma ile beyin fonksiyonlarının bozulmasını tanımlayan v&uuml;cudun anormal ritmik kasılmaları ile seyreden her yaş grubunda g&ouml;r&uuml;len hastalıklardan biridir. Kafa travması, ateş y&uuml;kselmesi, enfeksiyon, yoğun stres, uykusuzluk gibi bir&ccedil;ok neden <strong>epilepsi n&ouml;betine</strong> yol a&ccedil;abilir. İnsanların yaklaşık %5&rsquo;lik kısmının yaşamları boyunca tek epilepsi n&ouml;beti ge&ccedil;irdikleri bilinmektedir. Tek bir n&ouml;bet ge&ccedil;irilmesi kişinin epilepsi hastası olduğu anlamına gelmez. Memorial Sağlık Grubu N&ouml;roloji B&ouml;l&uuml;m&uuml; Uzmanları, epilepsi n&ouml;betlerinin nedenleri ve tanı ve tedavi şekline y&ouml;nelik bilgi verdi.</p> <h2><strong>Epilepsi nedir?&nbsp;</strong></h2> <p>Toplumda &quot;Sara&quot; hastalığı olarak bilinen epilepsi, tekrarlayan n&ouml;betler hastalığıdır.</p> <p>Tek n&ouml;bet ge&ccedil;iren hasta <strong>epiletik</strong> değildir. Epilepsi hastalarının &ccedil;oğu sadece birka&ccedil; dakika s&uuml;ren n&ouml;betleri dışında t&uuml;m&uuml;yle sağlıklıdır. D&uuml;nyada %1 oranında g&ouml;r&uuml;len epilepsi hastalığının kadın ve erkeklerde g&ouml;r&uuml;lme oranı eşittir. Epilepsinin yaklaşık 2/3&rsquo;&uuml;nde neden ortaya konulamazken nedeni saptanabilen epileptiklerde ise <strong>doğumsal anomaliler</strong>, doğum travmaları, kafa travması, beyin damar hastalıkları, t&uuml;m&ouml;rler, beyin iltihapları ve aşırı alkol t&uuml;ketme gibi nedenler vardır.</p> <p>Epilepsi anne-babadan &ccedil;ocuklara ge&ccedil;mez. Zira <strong>epilepsi (sara hastalığı)</strong> kalıtsal bir hastalık değildir. Epilepsi kalıtsal bir hastalık olmamasına rağmen gelişme eğilimi bazı ailelerde daha fazladır.&nbsp; Bununla birlikte epilepsinin oluşumu i&ccedil;in bazı dış fakt&ouml;rlerinde bulunması gereklidir.</p> <p>Epilepsi n&ouml;betleri yaşam boyunca herhangi bir d&ouml;nemde başlayabilir. Epilepsinin en sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; dilim ise; 20 yaşından &ouml;nce &ouml;zellikle de ilk &uuml;&ccedil; yaş i&ccedil;inde ve ergenlik &ccedil;ağına yakın zamanlardır.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/dmhFgij9yPw&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <h2><strong>Epilepsi belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Epilepsi n&ouml;beti semptomları b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de değişebilir. Nitekim epilepsili bazı insanlar n&ouml;bet sırasında birka&ccedil; saniye boş g&ouml;zlerle bakarken, diğerleri tekrar tekrar kollarını veya bacaklarını seğirebilir. Unutulmamalıdır ki&nbsp; kişinin tek bir n&ouml;bet ge&ccedil;irmesi epilepsi olduğu anlamına gelmez. Epilepsi teşhisi i&ccedil;in genellikle en az iki provoke edilmemiş n&ouml;bet gerekir. <strong>Epilepsinin bazı belirtileri </strong>şunlardır:</p> <ul> <li>V&uuml;cutta ani kasılmalar, kollarda ve bacaklarda kontrol edilemeyen sarsılma hareketleri</li> <li>Bilin&ccedil; kaybı, ge&ccedil;ici kafa karışıklığı</li> <li>G&ouml;r&uuml;n&uuml;r bir sebep olmaksızın aniden d&uuml;şme</li> <li>Korku, kaygı veya deja vu gibi psişik belirtiler</li> <li>Mide bulantısı</li> <li>Ani olarak ortaya &ccedil;ıkan yoğun korku ve endişe hali</li> <li>Ge&ccedil;ici kafa karışıklığı</li> <li>Belirgin bir uyaran olmaksızın ani g&ouml;z kırpma n&ouml;betleri</li> <li>Ellerde ve ayaklarda kısmı şekilde kontrols&uuml;zl&uuml;k</li> <li>Kendisine sorulan şeylere yanıt verememe, kısa bir s&uuml;re iletişim kuramama</li> <li>Baş sallama hareketleri (seri şekilde)</li> <li>Sabit bir noktaya bakmak</li> </ul> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/a0WK6zEhsUE&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <h2><strong>Epilepsi &ccedil;eşitleri nelerdir?</strong></h2> <p>Epilepsi krizlerinin değişik &ccedil;eşitleri vardır. Epilepsi hastasının ne t&uuml;r n&ouml;bet ge&ccedil;irdiğinin bilinmesi &ouml;nemlidir. Zira bu durum hastada hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol g&ouml;sterir. Epilepsi t&uuml;rlerinin farklılığı tutulan beyin b&ouml;lgeleriyle ilişkilidir. Bir hastada birden fazla n&ouml;bet t&uuml;r&uuml; g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p>En &ccedil;ok tanınan t&uuml;r; kol ve bacakların &ouml;nce kasıldığı, sonra &ccedil;ırpındığı, y&uuml;zde morarma, ağızdan k&ouml;p&uuml;k gelmesi bu halin bir m&uuml;ddet sonra kaybolarak hastanın gevşemesi ve ardından yavaş yavaş kendine gelmesi şeklinde ger&ccedil;ekleşen <strong>b&uuml;y&uuml;k epilepsi n&ouml;betleridir</strong>.</p> <p>Eğitim-&ouml;ğretim hayatında karşılaşılan aile ve &ouml;ğretmenlerin &lsquo;dalma&rsquo; olarak tanımladığı &ccedil;ocuğun yazı yazmasının ve konuşmasının ani bir bi&ccedil;imde bir s&uuml;re kesildiği, cevapsızlığın ardından bıraktığı aktiviteyi kaldığı yerden devam ettiği <strong>&lsquo;absans&rsquo;</strong> n&ouml;betleri de bir diğer epilepsi krizi t&uuml;r&uuml;d&uuml;r.</p> <p>Erişkin yaş d&ouml;neminde sık g&ouml;r&uuml;len n&ouml;betler arasında da &lsquo;şaşkınlık&rsquo; olarak tanımlanan n&ouml;bet t&uuml;r&uuml; vardır. Bu t&uuml;r n&ouml;betlerde kişinin g&ouml;zleri aniden sabitleşir. Kişi anlamsız konuşur, sorulan soruya yanıt vermez. Bir s&uuml;re sonra kendine gelen hasta yaşadığı n&ouml;beti hatırlamaz. T&uuml;m n&ouml;bet t&uuml;rleri kısa s&uuml;relidir. Aynı hastalarda farklı zamanlarda tekrarlayabilir.</p> <h2><strong>Epilepsi risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></h2> <p><strong>Aşağıda sıralanan fakt&ouml;rler epilepsi riskini artırabilir:</strong></p> <p><strong>Yaş: </strong>Epilepsi başlangıcı en &ccedil;ok &ccedil;ocuklarda ve yaşlı erişkinlerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <p><strong>Aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;: </strong>Ailede epilepsi &ouml;yk&uuml;s&uuml; varsa, epilepsi gelişme riski daha y&uuml;ksek olabilir.</p> <p><strong>Kafa yaralanmaları: </strong>Bazı epilepsi vakalarından kafa yaralanmaları sorumludur.<strong> </strong></p> <p><strong>İnme ve diğer damar hastalıkları: </strong>İnme ve diğer kan damarı (vask&uuml;ler) hastalıkları, epilepsiyi tetikleyebilecek beyin hasarına yol a&ccedil;abilir. Alkol alımını sınırlamak, sigaradan ka&ccedil;ınmak, sağlıklı beslenmek, d&uuml;zenli egzersiz yapmak epilepsiye yakalanma riskinizi azaltabilir.</p> <p><strong>Deman</strong>: Demans, yaşlı erişkinlerde epilepsi riskini artırabilir.</p> <p><strong>Beyin enfeksiyonları</strong>: Beyinde veya omurilikte iltihaplanmaya neden olan menenjit gibi enfeksiyonlar epilepsi riskini artırabilir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocukluktaki n&ouml;betler: </strong>Y&uuml;ksek ateş nedeniyle n&ouml;bet ge&ccedil;iren &ccedil;ocuklarda genellikle epilepsi gelişmez. Bir &ccedil;ocuğun uzun bir n&ouml;bet ge&ccedil;irmesi, başka bir sinir sistemi rahatsızlığı veya ailede epilepsi &ouml;yk&uuml;s&uuml; varsa epilepsi riskini artırır.</p> <h2><strong>Epilepsiye ne sebep olur?</strong></h2> <p>Epilepsi, bir kişinin beynini etkileyen farklı koşullardan kaynaklanabilir. &nbsp;Epilepsiye sebep olabilen bazı nedenler şunlardır:</p> <ul> <li>Fel&ccedil;</li> <li>Beyin t&uuml;m&ouml;r&uuml;</li> <li>Parazitlerden (sıtma, n&ouml;rosistitiserkoz), vir&uuml;slerden (grip, dang, zika) ve bakterilerden beyin enfeksiyonu</li> <li>Aşırı alkol ve/veya uyuşturucu kullanımı</li> <li>Travmatik beyin hasarı veya kafa travması</li> <li>Beyindeki oksijen kaybı (&Ouml;rneğin doğum sırasında)</li> <li>Bazı genetik fakt&ouml;rler (Down sendromu gibi)</li> <li>Diğer n&ouml;rolojik hastalıklar (Alzheimer hastalığı gibi&hellip;)</li> </ul> <p>Her 3 kişiden 2&#39;sinde epilepsinin nedeni bilinmemektedir. Bu tip epilepsi kriptojenik veya idiyopatik olarak adlandırılır.</p> <h2><strong>Sara n&ouml;betleri sırasında ne yapılmalı?</strong></h2> <p>Sara n&ouml;betlerinin bazılarında hasta n&ouml;betin gelmesinden &ccedil;ok kısa bir s&uuml;re &ouml;nce kendine g&uuml;venli bir pozisyon yaratırken b&uuml;y&uuml;k n&ouml;betlerin bir kısmında ise hasta bilincini kaybederek yere d&uuml;şer. Hastaların yaralanmaları daha &ccedil;ok bilincin kaybedildiği n&ouml;bet sırasında meydana gelir.</p> <p>Bilinci kaybolan hasta n&ouml;bet ge&ccedil;irdiği sırada koruma altına alınmalıdır. Hasta, b&uuml;y&uuml;k n&ouml;betlerin ger&ccedil;ekleştiği sırada d&uuml;z bir yere yatırılarak yerde başı kucağa alınır ve dilin geriye kayarak soluk borusunu kapamaması i&ccedil;in baş yana &ccedil;evrilir. N&ouml;bet bitene kadar hastanın yanında beklenir. Ayrıca hastanın &ccedil;evresinde kendisine zarar verebilecek eşyalar uzaklaştırılmalı ve eğer varsa hastanın g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ıkartılmalıdır.</p> <p><strong>&nbsp;</strong>&lt;iframe src=&quot;https://www.facebook.com/plugins/post.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fmemorialhospitalstr%2Fphotos%2Fa.184233644921887%2F1574602472551657%2F%3Ftype%3D3&amp;width=500&quot; width=&quot;500&quot; height=&quot;595&quot; style=&quot;border:none;overflow:hidden&quot; scrolling=&quot;no&quot; frameborder=&quot;0&quot; allowTransparency=&quot;true&quot; allow=&quot;encrypted-media&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p>Gerekli &ouml;nlemler alındığı vakit ortalama <strong>1-,15 dakika s&uuml;ren</strong> sara n&ouml;betinin ge&ccedil;mesi beklenmeli, daha uzun s&uuml;ren n&ouml;betlerde ise ambulans &ccedil;ağırılarak hasta sağlık merkezine ulaştırılmalıdır.</p> <p>N&ouml;bet esnasında bazı kişiler hastanın dilini ısırmasını engellemek adına hastanın ağzına sert bir cisim koymak veya &ccedil;eneyi a&ccedil;maya &ccedil;alışarak hastanın ağzında yaralar oluşmasına sebebiyet verebilmektedir. Bununla birlikte ağza yerleştirilen cisim boğaza ka&ccedil;arak nefes almayı engelleyebilir ve daha b&uuml;y&uuml;k problemlere yol a&ccedil;abilir.</p> <h2><strong>Epilepsi tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>Epilepsi tanısı konulurken hasta ve yakınlarının verdiği bilgiler &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Zira tanı uzman n&ouml;rologun hasta ve yakınlarından n&ouml;bet ile ilişkili aldığı bilgilerle konulur. Bir b&ouml;l&uuml;m epilepsi n&ouml;betlerinde hastaların bilinci tutulduğu i&ccedil;in n&ouml;bet anında hastayı g&ouml;ren insanlardan alınan bilgiler &ouml;nem teşkil eder.</p> <p>Bazı durumlarda tek başına n&ouml;bet &ouml;yk&uuml;s&uuml; ile teşhis konulabilir. Bunlarla birlikte kısa s&uuml;reli elekroensefalografi (EEG), <strong>uyku EEG&rsquo;si</strong>, kraniyanal g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler ve <strong>kan tetkikleri</strong> de ayırıcı tanı yapmak a&ccedil;ısından gereklidir.</p> <h2><strong>Epilepsi n&ouml;betinin baygınlıktan farkı nedir?</strong></h2> <p>Epilepsi n&ouml;beti &ouml;ncesi baş d&ouml;nmesi, g&ouml;z kararması ve halsizlik gibi belirtiler g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu belirtiler baygınlık ve &ouml;ncesinde de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Nitekim baygınlık ve epilepsi krizleri &ouml;ncesinde ortaya &ccedil;ıkan tablo bir hayli benzerdir. Baygınlık ile sara krizi arasındaki farklar şu şekilde sıralanabilir;</p> <ul> <li>Epilepsi krizlerinde yaralanma olasılığı bayılmaya g&ouml;re daha y&uuml;ksektir. Zira n&ouml;bet sırasında bilin&ccedil; kaybı hızlı geliştiğinden refleks savunma mekanizmaları devreye giremez.</li> <li>Baygınlıkta ge&ccedil;iren kimsede bilin&ccedil;, epilepsi n&ouml;beti ge&ccedil;iren kimseye g&ouml;re daha &ccedil;abuk yerine gelir.</li> <li>Epilepsi krizi &ouml;ncesinde kişide terleme ve solukluk gibi belirtiler sık g&ouml;r&uuml;nmez; ancak baygınlık &ouml;ncesinde bu iki belirti sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</li> <li>Epilepsi n&ouml;beti sonrası kişide uykulu bir tavır, baş ağrısı ve kafa karışıklığı g&ouml;r&uuml;lebilir. Baygınlık ge&ccedil;iren kişide ise sadece fiziksel bir g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k olur.</li> <li>Epilepsi krizleri esnasında kol ve bacaklarda kasılma, g&ouml;zlerin yukarı doğru d&ouml;nmesi, idrar ka&ccedil;ırma gibi durumlar yaşanır. Bu durumlar kısa s&uuml;reli olan baygınlıklarda g&ouml;r&uuml;lmez.</li> </ul> <h2><strong>Epilepsi tedavi y&ouml;ntemleri nelerdir?</strong></h2> <p>Epilepsi tedavisinde en &ouml;nemli husus epilepsi n&ouml;betleri durdurmak i&ccedil;in se&ccedil;ilen ila&ccedil;ların d&uuml;zenli ve dikkatli kullanımıdır. Hekimin verdiği ila&ccedil;ları d&uuml;zenli ve dikkatli kullanan her beş hastanın d&ouml;rd&uuml;nde n&ouml;betler durur.</p> <p>Her <strong>anti epileptik ilacın</strong> etki mekanizması farklı olduğundan hastanın n&ouml;bet tipine uygun olarak ila&ccedil; se&ccedil;ilir. Yeterli dozda kullanılan ila&ccedil;lar hastalığı yok etmez; ancak epilepsi n&ouml;betlerinin &ouml;nlenmesine veya sıklığının azaltılmasına y&ouml;nelik bir etki sağlar.</p> <p>Tedavi bazı hastalar i&ccedil;in &ouml;m&uuml;r boyu s&uuml;rerken &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında başlayan bazı n&ouml;betlerde ise tedavinin 15-20 yaşlarına kadar s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesi yeterli olabilir.</p> <p>Tedaviye genellikle tek bir epilepsi ilacı ile başlanır. Doz yavaş yavaş artırılır. Verilen ilacın yetersiz kaldığı durumlarda ise ikinci bir ila&ccedil; tedaviye ekledir veya ila&ccedil; değiştirilebilir. Bununla birlikte ilacın yan etkilerini izlemek i&ccedil;in belirli aralıklarla hastanın kan tahlilleri incelenir. Epilepsi ilacının en sık g&ouml;r&uuml;nen yan etkileri şu şekilde sıralanabilir;</p> <ul> <li>Uyku etkisi</li> <li>Baş d&ouml;nmesi</li> <li>Dengesizlik</li> </ul> <p>Epilepsi bazı tipleri dışında s&uuml;reklilik arz eden bir hastalıktır. Nitekim bazı hastalar i&ccedil;in ila&ccedil; tedavisi yaşam boyu gerekli olabilir. Hastanın bir <strong>n&ouml;roloji uzmanı</strong> tarafından d&uuml;zenli olarak takibi elzemdir.</p> <p>Epilepsi hastalarının yaklaşık %30&rsquo;unda her t&uuml;rl&uuml; ila&ccedil; tedavisine karşın n&ouml;bet sıklığı değişmemektedir. Nitekim &lsquo;Tedaviye diren&ccedil;li epilepsi&rsquo; olarak adlandırılan bu grubun bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde <strong>cerrahi tedavi</strong> uygulanmaktadır.</p> <p>En az iki antiepileptiğin, bir yıl s&uuml;resince y&uuml;ksek doz ile kullanılmasına karşın hala yaşam kalitesini sınırlayan n&ouml;bet aktivitesi bulunan diren&ccedil;li epilepsi hastalarına uygulanan epilepsi cerrahisinde, sara krizini tetikleyen b&ouml;lgenin cerrahi girişimler ile &ccedil;ıkarılması veya baskılanması ama&ccedil;lanmaktadır.</p> <p>Hasta cerrahi sonrası ila&ccedil;larını almaya devam eder. Belli bir s&uuml;re sonra ila&ccedil;lar tedrici olarak azaltılır ve kesilir. Cerrahi sonrası hastanın belirli aralıklar kontrol edilmesi gereklidir. &nbsp;</p> <h2><strong>Epilepsi hastalarına &ouml;neriler </strong></h2> <p>İla&ccedil; tedavisiyle birlikte hastaların b&uuml;y&uuml;k bir kısmında sara n&ouml;betlerinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilebilirken epilepsi hastalarına y&ouml;nelik &ouml;neriler şu şekilde sıralanabilir;</p> <ul> <li>İla&ccedil; alımı ve d&uuml;zenli doktor kontrolleri aksatılmamalıdır. &nbsp;</li> <li>Uyku, d&uuml;zenli ve dengeli beslenmeye &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir.</li> <li>Stresten, aşırı yorgunluktan ka&ccedil;ınılmalıdır.</li> <li>Cep telefonu, bilgisayar, tablet, televizyon başında uzun s&uuml;re ge&ccedil;irilmemelidir; zira ışığa duyarlı fotoepilepsi hastalarında parlayan ışıklar n&ouml;betleri harekete ge&ccedil;irebilir.</li> <li>Alkol kullanımından hastalığın seyrini olumsuz etkileyebileceği i&ccedil;in uzak durulmalıdır.</li> <li>Ateşli hastalıklar uygun şekilde uzman hekim tarafından tedavi edilmelidir.</li> </ul> <h2><strong>Epilepsi hastalığına ilişkin sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Epilepsi n&ouml;beti tetikleyicileri nelerdir? </strong></p> <p>Epilepsi n&ouml;betini tetikleyebilecek fakt&ouml;rler şunları i&ccedil;erebilir:</p> <ul> <li>Uyku eksikliği</li> <li>Alkol veya uyuşturucu</li> <li>Video oyunları, yanıp s&ouml;nen ışıklar veya kalın, zıt desenler</li> <li>Stres</li> <li>Bazı hastalıklar veya y&uuml;ksek ateş</li> <li>Menstr&uuml;asyon veya diğer hormonal değişiklikler</li> </ul> <p><strong>Status epileptikus nedir?</strong></p> <p>Status epileptikus 30 dakikadan uzun s&uuml;ren tek n&ouml;bet veya arada bilincin tam olarak normale d&ouml;nmediği iki ya da daha fazla n&ouml;betin peş peşe tekrarladığı durumdur. Uzun n&ouml;betler, kalıcı beyin hasarına veya &ouml;l&uuml;me yol a&ccedil;abilen acil tıbbi durumlardır. Bu n&ouml;betler genellikle sadece ila&ccedil;la durdurulabilir. Bu nedenle, beş dakikadan uzun s&uuml;ren herhangi bir n&ouml;bet i&ccedil;in derhal tıbbi yardım almak &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Epilepsi hastaları spor yapabilir mi?</strong></p> <p>Epilepsi hastalarının spor yapmalarında herhangi bir engel bulunmamaktadır; ancak grup halinde yapılan <strong>risk i&ccedil;eren</strong> ve aşırı yorgunluğa sebep olabilecek futbol, basketbol, maraton, dağcılık gibi sporlardan uzak durulması gerekmektedir.</p> <p><strong>Soğan koklatmak n&ouml;bet ge&ccedil;iren hastayı ayıltır mı?</strong></p> <p>Hastaya epilepsi krizi ge&ccedil;irdiği esnada soğan koklatmak en &ccedil;ok yapılan yanlışlardan biridir. Zira <strong>sara krizleri </strong>ge&ccedil;ici koma durumudur. Hastaya ne koklatılırsa koklatılsın hi&ccedil;bir faydası olmayacaktır.</p> <p><strong>Sara hastası kadınlar anne olabilir mi?</strong></p> <p>Sara hastası kadınların anne olmasının &ouml;n&uuml;nde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Epilepsi hastalığı olan bir anne adayı i&ccedil;in gebelik s&uuml;reci riskli bir d&ouml;nemi ifade eder; ancak <strong>gebelik s&uuml;recinde</strong> epileptik anne adayının n&ouml;rolog ve kadın-doğum uzmanı tarafından yakın bir şekilde izlenmesiyle bu hastalık anne olmanın &ouml;n&uuml;nde bir engel teşkil etmez. Gebelik planlayan sara hastaları en az 6 ay &ouml;ncesinden doktoruyla konuşmalıdır.</p> <p>&Ouml;zellikle plansız gebeliklerde gebelik &ouml;ğrenildiğinde bazı sara hastası anne adayları kullandığı ila&ccedil;ları doktora danışmadan kesebilmektedir. İla&ccedil;ların bırakılması hatadır. Zira bu durum epilepsi krizlerini tetikleyerek hem anne hem de bebek i&ccedil;in &ouml;l&uuml;m riski teşkil eder.</p> <p>Epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ila&ccedil;ların anne karnındaki bebekte <strong>doğumsal bozukluklara</strong> neden olabileceği unutulmamalıdır. İla&ccedil; kullanan epileptik annelerin normal &ccedil;ocuk doğurma oranı ise yaklaşık %90-95&rsquo;dir.</p> <p>&Ouml;te yandan <strong>epilepsili </strong>anneden doğan bebeklerde, epilepsi oluşma riski diğer bebeklere g&ouml;re biraz daha fazladır.</p> <p><strong>Epilepsi hastası anneler bebeklerini emzirebilir mi?</strong></p> <p>Anneler, doğumdan sonra bebeklerini rahat&ccedil;a emzirebilir. Zira <strong>epilepsi tedavisinde</strong> kullanılan ila&ccedil;ların &ccedil;oğu s&uuml;tle bebeğe ge&ccedil;mesine karşın, bu bebeğe zarar vermeyecek d&uuml;zeydedir.</p> <p><strong>Sara hastalığı, menopoz d&ouml;neminden nasıl etkilenmektedir?</strong></p> <p>Menopozun <strong>sara krizleri</strong> &uuml;zerindeki etkisi, değişken olabilmektedir. Bu d&ouml;nemde bazı kadınlarda epilepsi krizleri kesilirken, bazılarında artış g&ouml;sterebilmektedir. Hormonal değişimlere bağlı olarak menopoz &ouml;ncesi d&ouml;nemde ve menopoz başlangıcında n&ouml;betlerin sıklaşması, menopozun ge&ccedil; d&ouml;nemlerinde n&ouml;betlerin azalması daha olasıdır.</p> <p><strong>Epilepsi hastalarının meslek se&ccedil;imi nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>Epilepsi hastalarının &ccedil;alışmasında uygun meslek se&ccedil;tikleri s&uuml;rece herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Sara hastaları; pilot, asker, polis, marangoz olmak yerine kendileri i&ccedil;in tehlike i&ccedil;ermeyen ve sakin meslekler tercih etmelidir.</p> <p>&nbsp;&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/a0WK6zEhsUE&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p>

Arpacık

<p>Halk arasında &ldquo;İt dirseği&rdquo; olarak da bilinen arpacık, g&ouml;z kapağında yaygın olarak g&ouml;r&uuml;len bir enfeksiyondur. Genellikle sık el-g&ouml;z teması ile g&ouml;zlere bakteriyel enfeksiyonların bulaştırılması ile ortaya &ccedil;ıkan arpacık rahatsızlığına makyajlı uyumak, <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/kontakt-lens-nedir-kontakt-lens-cesitleri-nelerdir">kontakt lens </a>hijyenine dikkat etmemek ve bilefarit oluşumu sebep oluyor. İla&ccedil; tedavisinin yanı sıra sıcak pansuman da arpacığın tedavisinde kullanılan y&ouml;ntemler arasında bulunuyor. Kendi kendine ge&ccedil;meyen ve tedavisi yapılmayan arpacığın kistleşmesi ve sertleşmesi sonucunda ise şalazyon ortaya &ccedil;ıkıyor. <strong>Memorial Ankara Hastanesi G&ouml;z Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Op. Dr. Neslihan Astam</strong>, arpacık ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>Arpacık nedir? </strong></h2> <p>Arpacık g&ouml;z kapağında bulunan yağ bezlerinin iltihabıdır. G&ouml;z kapağında bulunan g&ouml;zyaşı bezlerinin yağ salgısından sorumlu olanlarının (meibomius bezleri) iltihaplanmasına arpacık denilmektedir. Arpacık, g&ouml;z kapağının kenarına yakın, &ccedil;ıban veya sivilce gibi g&ouml;r&uuml;nen kırmızı ve ağrılı bir yumru g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ndedir.&nbsp;</p> <h2><strong>Arpacık neden &ccedil;ıkar?</strong></h2> <p>Arpacık, g&ouml;z kapağındaki yağ bezlerinin enfeksiyonundan kaynaklanır. Bu enfeksiyonların &ccedil;oğundan genellikle stafilokok bakterisi sorumludur. Yağ bezlerinin iltihaplanmasının &ccedil;eşitli nedenleri bulunmaktadır. Bunlardan ilki sık el- g&ouml;z teması ile g&ouml;zlere bakteriyel enfeksiyonların bulaştırılması ile ortaya &ccedil;ıkar. Bununla birlikte makyajlı yatılması, kontakt lenslerin temiz kullanılmaması gibi g&ouml;z hijyen kurallarına uyulmaması sebepler arasında yer almaktadır. Bir de bilefarit denilen kirpik dibinde yağ birikimi yada&nbsp; kepek oluşumunda arpacık&nbsp; sık g&ouml;r&uuml;len nedenler arasında bulunur.&nbsp;</p> <h2><strong>Arpacık t&uuml;rleri nelerdir?</strong></h2> <p>Arpacık t&uuml;rleri i&ccedil; ve dış arpacık olmak &uuml;zere ikiye ayrılır. İnternal olanlar kapağın &uuml;st kısmında, eksternal olanlar da kirpik dibinde oluşmaktadır. İ&ccedil; arpacıklardan &ccedil;ok daha yaygın olarak g&ouml;r&uuml;len dış arpacıklar, genellikle kirpik folik&uuml;l&uuml;nde, bazen de bir yağ bezinde başlar.</p> <p>İ&ccedil; arpacıkların &ccedil;oğu ise g&ouml;z kapağı dokusundaki bir yağ (meibomian) bezinde başlar. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e g&ouml;z&uuml; zorlayan bu t&uuml;r, dış arpacıklardan daha acı verici olma eğilimindedirler.</p> <h2><strong>Arpacık belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Arpacığın en &ouml;nemli belirtisi g&ouml;z kapağının şişmesidir. Bir sivilce gibi enfeksiyonun &uuml;rettiği irin genellikle arpacık &uuml;zerinde bej veya sarımsı bir nokta oluşturur. Bununla birlikte g&ouml;zde kızarıklık, ağrı, sarımsı akıntı, ışığa duyarlılık, g&ouml;zde bir şey varmış hissi, batma, sulanma ve g&ouml;z kapağının kenarında kabuklanma g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <h2><strong>G&ouml;zde arpacığın tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>G&ouml;zde arpacığın tanısı ilk olarak uzman g&ouml;z doktorunun biyomikroskopi muayenesi ile konulur. Muayenede g&ouml;zyaşı yağ bezinin ucunun tıkalı olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Arpacığa dışarıdan bakıldığında beyaz bir u&ccedil; gibi g&ouml;r&uuml;lebilir. Uzman hekimin parmakla muayenesi sırasında da sertlik ve şişlik hissedilir.</p> <h2><strong>Arpacık tedavisi nasıl uygulanır? Arpacık nasıl ge&ccedil;er?</strong></h2> <p>Arpacık tedavisi, g&ouml;z kapağına yapılan hijyen bakımı ve sıcak pansuman ile başlamaktadır. &Ouml;ncelikle g&ouml;ze 5-10 dakika sıcak pansuman yapılması gerekmektedir. Sıcak pansumanı takiben bebe şampuanı elde k&ouml;p&uuml;rt&uuml;l&uuml;p kirpik diplerine masaj yapılarak uygulanır. Bu işlem de yaklaşık 5-10 saniye kadar devam eder. Sıcak pansuman ile yağ bezlerinin u&ccedil;larının a&ccedil;ılması ama&ccedil;lanır. Yağ bezleri a&ccedil;ılınca i&ccedil;inde bulunan kistik yapı dışarı &ccedil;ıkar ve bu durum tedavinin hızlı olmasını sağlar. Sonrasında g&ouml;ze antibiyotikli damla ve merhemler uygulanır. Arpacık patlayıp iyileşene kadar kontakt lens ve g&ouml;z makyajı yapmaktan ka&ccedil;ınılmalıdır.</p> <h2><strong>Arpacık ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>G&ouml;zde &ccedil;ıkan arpacığa ne iyi gelir?</strong></p> <p>G&ouml;zde &ccedil;ıkan arpacığa sıcak pansuman yapmak iyi gelir. Bu y&ouml;ntem yağ bezlerinin i&ccedil;inde birikerek kistleşen sıvının boşalmasında &ccedil;ok fayda sağlamaktadır. Bu sıvı boşalmazsa arpacık kistleşir ve sertleşmeye başlar. Bu duruma &ldquo;Şalazyon&rdquo; denmektedir. Antibiyotik ila&ccedil; tedavisine cevap vermeyen bu durumda kızarıklık ve ağrı ge&ccedil;er ancak g&ouml;z kapağında şişlik kalıcı olur. Şalazyonun tedavisi ise cerrahi y&ouml;ntemle kist duvarı ile birlikte boşaltılması şeklinde uygulanmaktadır</p> <p><strong>Arpacık kendi kendine ge&ccedil;er mi?</strong></p> <p>Arpacık kendi kendine ge&ccedil;se bile şalazyon şeklinde kalma ihtimali fazla olmaktadır. Arpacık kendi kendini sınırlamakla birlikte tedavi edilmediğinde kistleşme riski artış g&ouml;sterir.</p> <p><strong>Arpacık ne kadar s&uuml;rede ge&ccedil;er?</strong></p> <p>Arpacığın ortalama enfeksiyon hali yaklaşık bir hafta s&uuml;rer. Tedavi ile bir haftada enfeksiyon bulguları d&uuml;zelir.</p> <p><strong>Arpacık i&ccedil;in ne zaman doktora gidilmelidir?</strong></p> <p>Arpacık i&ccedil;in ne kadar erken tedaviye başlanırsa, ortaya &ccedil;ıktığı yerde iz kalmadan iyileşme şansı artar ve şalazyon olma riski azalır. &Ccedil;oğu arpacık g&ouml;ze zararsızdır ve net g&ouml;rme yeteneğini etkilemez. İlk &ouml;nce kapalı g&ouml;z kapağına g&uuml;nde birka&ccedil; kez 5-10 dakika sıcak pansuman yapılmalı ve g&ouml;z kapağına hafif&ccedil;e masaj yapılarak kişisel bakım &ouml;nlemleri uygulanmalıdır. Ancak arpacığın 48 saat sonra iyileşmeye başlamaması ve kızarıklık ile şişliğin t&uuml;m g&ouml;z kapağını etkilemesi veya yanak ile y&uuml;z&uuml;n diğer kısımlarına uzanması durumunda uzman hekime başvurulmalıdır.</p> <p><strong>Arpacığın risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p><strong>Yetersiz kapak hijyeni:</strong> &Ouml;zellikle &ccedil;ocukların ellerini y&uuml;zlerini yıkamaması ve kirpik diplerinin iyi steril edilmemesi.</p> <p><strong>Bilefarit gibi hastalıkların varlığı:</strong> Bilefarit gibi arpacığa sebep başka kapak hastalıklarının varlığı</p> <p><strong>Kontakt lens hijyeni: </strong>Kontakt lens kullananların lenslerini iyice dezenfekte etmeden veya &ouml;nce ellerini yıkamadan takıp &ccedil;ıkarması</p> <p><strong>Makyajı silmeden uyumak:</strong> G&ouml;z makyajının temizlenmeden gece boyunca g&ouml;zde bırakılması</p> <p><strong>Cilt rahatsızlıkları:</strong> Y&uuml;z kızarıklığı ile karakterize bir cilt hastalığı olan rosacea&rsquo;ya sahip olmak</p> <p><strong>Arpacık &ccedil;ıkmaması i&ccedil;in neler yapılmalıdır?</strong></p> <p>-Ellerin sabun ve ılık suyla yıkanıp hijyeni sağlanmalı. &Ouml;zellikle &ccedil;ocuklar uyumadan &ouml;nce kirpik dipleri bebe şampuanı ile yıkanmalıdır</p> <p>- Eller g&ouml;zlerden uzak tutulmalı, g&ouml;z ovalanmamalı</p> <p>- Kozmetik &uuml;r&uuml;nlere &ouml;zen g&ouml;sterilmeli, eski kozmetik &uuml;r&uuml;nler atılarak g&ouml;z enfeksiyonu riski azaltılmalı</p> <p>-Kozmetik &uuml;r&uuml;nler başkalarıyla paylaşılmamalı, gece boyunca makyajlı bir şekilde yatılmamalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; makyaj &uuml;r&uuml;nleri g&ouml;zyaşı bezlerinin tıkanmasına neden olur</p> <p>-Alerji yapan kozmetik &uuml;r&uuml;nler tercih edilmemeli,</p> <p>-Kontakt lenslerin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Kontakt lens kullananlar lenslere dokunmadan &ouml;nce ellerini iyice yıkamalı ve dezenfekte etmek i&ccedil;in doktorun tavsiyelerine uymalı,</p> <p>-Daha &ouml;nce g&ouml;zde arpacık &ccedil;ıktıysa, d&uuml;zenli olarak sıcak kompres yapılarak tekrar &ccedil;ıkmasını &ouml;nlemeye yardımcı olunmalı,</p> <p>-Blefarit rahatsızlığı olanlar g&ouml;zlerinin bakımı i&ccedil;in doktorlarının talimatlarını uygulamalı,&nbsp; d&uuml;zenli olarak kirpik dibi kepeklenmelerinin temizlenmesi alışkanlık haline getirilmelidir.</p> <p><strong>Arpacık bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>Arpacık bulaşıcı bir hastalık değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyon şeklidir.</p> <p><strong>Arpacığın bitkisel y&ouml;ntemlerle tedavisi var mıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ay &ouml;z&uuml; i&ccedil;eren şampuan, mendil ve hijyen &uuml;r&uuml;nleri arpacık tedavisi i&ccedil;in tavsiye edilebilir. Eskiden beri uygulanan &ccedil;ay pansumanında &ccedil;ayın i&ccedil;indeki TTO &ccedil;ay &ouml;z&uuml; maddesinin antiseptik &ouml;zelliğinden faydalanılmasından yola &ccedil;ıkılmaktadır. Piyasada pazarlaması yapılan farklı bitkisel tedavilerin uygulanması doğru değildir. G&ouml;z &ccedil;ok hassas bir organ olduğu i&ccedil;in doğal olduğu iddia edilen &uuml;r&uuml;n ve alternatif bitkisel &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerden uzak durulmalıdır.</p> <p><strong>Arpacık tedavi edilmezse ne olur?</strong></p> <p>Arpacık tedavi edilmezse şalazyon olma ihtimali artar. &Ccedil;ok nadir de olsa arpacığın sıkılmaya &ccedil;alışılması ve g&ouml;ze yanlış m&uuml;dahalelerin yapılması g&ouml;z kapağında aşırı derecede y&uuml;ze yayılan şişliklerin ortaya &ccedil;ıkmasına (preseptal sel&uuml;lit) sebep olabilir. Bu &ouml;zellikle &ccedil;ocuklarda &ccedil;ok risklidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ccedil;ocukların y&uuml;z b&ouml;lgesindeki enfeksiyonlar beyne yayılım g&ouml;sterebilir. Bu sebeple g&ouml;z kapaklarındaki iltihaplar &ccedil;ok dikkate alınmalıdır.</p> <p><strong>Arpacık tek g&ouml;z&uuml; m&uuml; etkiler?</strong></p> <p>Bir arpacık genellikle sadece tek g&ouml;z&uuml; etkiler, ancak aynı anda iki g&ouml;zde olması da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p><strong>Hangi durumlar arpacık olmayabilir?</strong></p> <p>Yumrunun olmadığı ancak g&ouml;z&uuml;n ve g&ouml;z kapağının şiştiği, kırmızı ve sulu belirtiler de konjonktivit veya blefarit olma olasılığı daha y&uuml;ksek olmaktadır. Bununla birlikte yumrunun sert ancak &ccedil;ok acı vermediği durumlarda da şalazyon riski daha y&uuml;ksektir.</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

Tüm Vücut MR

<p>Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MR) ile t&uuml;m v&uuml;cut alanlarındaki hastalıkların tanı ve takibi tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemiyle yapılabiliyor. MR yumuşak dokuların, kemiklerin ve organların yapısının ve hastalıklarının y&uuml;ksek kontrast &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kte g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak sağlıyor. MR&rsquo;de, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturuluyor. MR radyasyon i&ccedil;ermiyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelişen teknoloji sayesinde hızlı ve y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapabilen MR cihazları ve yazılım programları ile t&uuml;m v&uuml;cut 50-55 dakikada i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu y&ouml;ntem, beyin ve boyun dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok organdaki t&uuml;m&ouml;rlerin erken d&ouml;nemde teşhisinde &ouml;nemli rol oynuyor. T&uuml;m v&uuml;cut manyetik rezonans g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, T&uuml;m V&uuml;cut MR ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nedir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR ile baş-boyundan başlayarak t&uuml;m v&uuml;cut alanları ayrı ayrı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendikten sonra bilgisayar programlarıyla birleştirilerek tek par&ccedil;a halinde incelenebilmektedir. İnceleme sırasında normal olmayan bulgu saptandığında, o alana ve patolojiye y&ouml;nelik &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapılabilmektedir. Herhangi bir belirti ortaya &ccedil;ıkmadan &ouml;nce v&uuml;cuttaki kanser, enfeksiyon veya diğer patolojiler gibi olası rahatsızlıkları belirlemek de i&ccedil;in yapılabilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile hastalıklar erken d&ouml;nemde teşhis edilerek olası etkin tedavi y&ouml;ntemlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile kanser riski ve endişesi taşıyan sağlıklı kişilerin radyasyon almadan t&uuml;m v&uuml;cutlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde yararlanılabilecek bir y&ouml;ntemdir. Bu nedenle check-up ama&ccedil;lı, t&uuml;m v&uuml;cut tek seansta g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Diğer tarama ve &ldquo;check-up&rdquo; y&ouml;ntemlerine ek olarak da uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR,</p> <ul> <li>Herhangi bir belirtisi olmayan, &ouml;zelikle kanser riski ve endişesi bulunan, diğer tarama testlerinin yanı sıra sağlık durumlarına genel bir bakış isteyen kişilere &ldquo;check-up&rdquo; ama&ccedil;lı yapılabilir.</li> <li>Ailesel veya genetik olarak kanser riski taşıyan kişilere yapılabilir.</li> <li>Kanser tanısı bulunan hastalarda da bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde kullanılabilir.</li> <li>Radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in &ccedil;ocuk ve gebelerde MR &ouml;ncelikle tercih edilmelidir.</li> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR, meme, prostat, akciğer ve gastrointestinal sistemin uygun değerlendirilmesi i&ccedil;in bu alanlara &ouml;zel tarama ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</li> <li>Diz, omuz gibi eklemlerin değerlendirilmesinde, meme ve prostat g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemede, boyun, sırt ve bel fıtıklarının değerlendirilmesinde &ouml;zel &ccedil;ekimler gerektiği i&ccedil;in tanı i&ccedil;in t&uuml;m v&uuml;cut MR kullanılmaz.</li> <li>Damarların g&ouml;sterilmesi i&ccedil;in gerekli olursa kontrast madde kullanılarak t&uuml;m v&uuml;cut MR anjiografi kontrast madde kullanılarak yapılabilir.</li> <li>Kalp damarlarında risk grubunda olan hastaların ise Koroner BT Anjiyografi ile &ldquo;check up&rdquo; yaptırması &ouml;nerilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR avantajları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR radyasyon i&ccedil;ermemesi en &ouml;nemli avantajıdır. Tarama testi i&ccedil;in kullanımını olanaklı kılar. MR radyasyon i&ccedil;ermediğinden &ccedil;ocuklarda ve 3. aydan sonra gereklilik durumunda gebelerde de g&uuml;venle kullanılabilir.</li> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR, erken kanser tanısı, erken tedavi ve iyileşme şansına olanak tanıması en &ouml;nemli faydasıdır.</li> <li>&nbsp;Rutin MR y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa t&uuml;m v&uuml;cut MR size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nasıl yapılır?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;da beyin, boyun, akciğer-g&ouml;ğ&uuml;s kafesi, karın i&ccedil;i organları karaciğer, pankreas, b&ouml;brek, b&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezi, mesane ve diğer organlar &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranmaktadır. Erkeklerde prostat, kadınlarda rahim ve yumurtalıklar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Bu alanların taranması sırasında kısmen kemik ve kas yapıları da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmektedir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastanın nefesini tutması istenmektedir. Hastanın nefes tutma isteğini yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gerekmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuuru a&ccedil;ık olmalıdır. T&uuml;m v&uuml;cut yapıları rutinde uygulanan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranırken ek olarak t&uuml;m&ouml;ral dokunun saptanmasında &ouml;zel yeri bulunan &ldquo;t&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon&rdquo; MR, incelemesi de t&uuml;m inceleme alanlarına ayrı ayrı yapılıp bilgisayar programları ile birleştirilip 3-boyutlu olarak değerlendirilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon MR y&ouml;ntemi kanserli doku ve lenf bezlerinin tanımlanmasında da &ouml;nemlidir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR &ouml;ncesi hangi hazırlıklar yapılıyor?</strong></p> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR işlemi yapılacak hasta, &ouml;ncelikle alanında uzman bir radyoloji teknisyeni tarafından karşılanarak &ccedil;ekim i&ccedil;in hazırlanmaya başlanmaktadır. Hastaya &ouml;ncelikle hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giydirilmektedir. Baş ve boyun b&ouml;lgesinin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozduğu i&ccedil;in kullanılmaması &ouml;nerilmektedir. Takı ve diğer aksesuarların tamamen &ccedil;ıkarılması istenmektedir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir dişler, kalemler, cep boyutunda kesici aletler ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmemektedir. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MR i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. Hastanın v&uuml;cudunda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi varsa inceleme &ouml;ncesi mutlaka bilgi vermesi gerekir. T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemelerinde karın i&ccedil;i yapıların ve safra kesesinin değerlendirilebilmesi i&ccedil;in 7-8 saat a&ccedil;lık gereklidir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastaya nefes tutması i&ccedil;in komutlar verilir. Kişinin bu komutları yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gereklidir. Sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuurunun a&ccedil;ık olması gerekiyor. Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanelerimizde yalnızca g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revleri kullanılmaktadır. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MR 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MR &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kanser ş&uuml;phem var, t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ailesinde kanser hastası olan, bu nedenle de kanser riski taşıyan kişilerin, herhangi bir belirtisi olmasa da bu endişesini gidermek i&ccedil;in &ldquo;check-up&rdquo; programına MR incelemesi eklenebilir.</p> <p><strong>Hangi hastalık riski olan hastalar t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır?</strong></p> <p>Ailesel ve genetik kanser riski taşıyan herkes MR incelemesi yaptırabilir. Bu sayede kanser tanısı bulunan kişiler bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi i&ccedil;in de kullanılabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;de radyasyon var mı?</strong></p> <p>MR, radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in rahatlıkla tercih edilebilir</p> <p><strong>Hamile ve &ccedil;ocuklara t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır mı?</strong></p> <p>MR radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in hamile anne adayları ve &ccedil;ocuklarda ihtiya&ccedil; duyulması halinde kullanılacak ilk g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi olmalıdır. Anne adaylarının 3 aylık hamilelik d&ouml;nemini atlattıktan sonra MR yaptırması &ouml;nerilmektedir.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesine makyaj yaparak girilebilir mi?</strong></p> <p>MR incelemesin daha g&uuml;venilir ve doğru bilgi vermesi i&ccedil;in hastanın herhangi bir makyaj malzemesi kullanmaması ve t&uuml;m takılarını &ccedil;ıkarması gerekir.</p> <p><strong>V&uuml;cudunda herhangi bir metal par&ccedil;ası olan hastalara t&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi yapılabilir mi?</strong></p> <p>V&uuml;cudunun herhangi bir yerinde şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi olan hastalar inceleme &ouml;ncesi hekimine bilgi vererek MR incelemesini yaptırabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in herhangi bir ila&ccedil; kullanılıyor mu?</strong></p> <p>Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri inceleme &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in verilen kontrast madde alerji yapar mı?</strong></p> <p>Hastaların bazılarında MR incelemelerinde kullanılan kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. Bu nedenle MR incelemesi &ouml;ncesi hastanın kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjisi olup olmadığını kendisine verilen onam formunda mutlaka yazarak kendisini hazırlayan teknisyene bilgi vermelidir.</p> <p><strong>Teşhis konulmuş başka bir hastalığım varsa t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi başka hastalığı olan veya ge&ccedil;irdiği bir ameliyat olan hastaların inceleme &ouml;ncesi kendisini hazırlayan radyoloji teknisyenine mutlaka bilgi vermesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlarda, hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rleri kullanılarak MR yapılabilir.</p> <p>&nbsp;</p>

Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRG)

<p>Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MRG), y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile beynin anatomik yapısı ve hastalıkların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde diğer g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerine g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;n sonu&ccedil;lar veriyor. Bu y&ouml;ntem ile beyin hastalıkları daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilebiliyor. Kranial Fonksiyonel MR olarak da bilinen Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme de (fMRG) bir MRG y&ouml;ntemidir ve hastalığın tanı ve tedavisinde &ouml;nemli avantajlar sağlıyor. fMRG, beyin aktivitesiyle ortaya &ccedil;ıkan kan akışındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişiklikleri &ouml;l&ccedil;&uuml;yor. fMRG, uygulanan &ccedil;eşitli uyaranlar ile beyin dokusundaki kan akımı ve oksijen d&uuml;zeyinin değişmesiyle verilen tepkileri kullanarak etkin alanların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak tanıyor. Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi(fMRG), T&uuml;m V&uuml;cut Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi ile birlikte şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) y&ouml;ntemi ile ilgili şu bilgileri verdi.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;nedir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. MRG, t&uuml;m v&uuml;cut alanlarında hastalıkların tanı ve takibinde kullanılan tıbbi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. MRG, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturulur. MRG radyasyon i&ccedil;ermez. fMRG ise beyindeki fonksiyonel olarak aktive olan alanları, kan oksijen seviyesindeki değişmeye bağlı olarak g&ouml;steren bir MRG y&ouml;ntemidir. fMRG, diğer standart MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleriyle saptanamayan beynin fonksiyonel alanlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesini sağlar.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;ne &ouml;l&ccedil;er?</strong></h2> <p>Oksijen beyin h&uuml;cresi olan n&ouml;ronlara kılcal damarlardaki hemoglobin aracılığıyla gelir. Beyin dokusundaki n&ouml;ronların aktivitesi arttığı zaman oksijen gereksinimleri de artar. Bu durumda n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımı da artırır.&nbsp;Bu durum n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımını da artırır.&nbsp;</p> <p>Kranial Fonksiyonel MR, beyin kanlanmasında beyindeki n&ouml;ronların dinlenmede ya da işlev sırasındaki kan oksijen seviyesine bağımlı değişiklikleri &ouml;l&ccedil;erek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin oluşmasını sağlar. Beynin belli bir alanında n&ouml;ral aktivite arttığında MR sinyali de az miktarda artış g&ouml;sterir. fMRG, elde edilen MR sinyalleri analiz edilerek yapılan aktivite ile uyumlu alanları belirler.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>fMRG, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. fMRG inme, travma ve bazı dejeneratijf beyin hastalıklarında kullanılsa da g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde klinikte en sık beyin ameliyatları veya kranial alana uygulanacak diğer işlemler (radyoterapi, gama-knife tedavisi gibi) &ouml;ncesinde beyinde yer alan hastalıklı alanın kritik fonksiyonel yapılarla olan ilişkisini belirlemede kullanılır. Beyinde yer alan ve girişim uygulanacak hastalıklı doku (t&uuml;m&ouml;r, epileptik odak, damarsal lezyonlar gibi) ile konuşma, y&uuml;r&uuml;me, el-kol-bacak hareket ve duyusal fonksiyonlarını sağlayan alanlar arasındaki ilişkisi saptanır. fMRG, beyin ameliyatının veya beynin diğer girişimsel tedavilerinin olası risklerini değerlendirmek ve en uygun tedavi y&ouml;ntemini, yolunu belirleyebilmek i&ccedil;in tercih edilen tanı y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi i&ccedil;in hastanın diğer rutin MRG incelemelerinde olduğu gibi hareketsiz sırt&uuml;st&uuml; yatması gerekir. Beynin fMRG&rsquo;si 30-40 dakika s&uuml;rer. fMRG incelemesi sırasında rutin kranial MRG veya kranial MR perf&uuml;zyon incelemesi eklenmemişse MR kontrast madde kullanılmaz. MR odasında hastanın MR cihazında yatarken rahatlıkla g&ouml;rebileceği ekran d&uuml;zeneği vardır. Ekrana yansıtılan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler yardımı ile hastanın inceleme sırasında &ccedil;eşitli işlevleri yapması istenir. Hastalar incelemeye girmeden &ouml;nce uygulamayı yapacak radyoloji uzmanı tarafından detaylı olarak bilgilendirilir. T&uuml;m MRG incelemelerinde olduğu gibi hastanın başının hareketsiz olması en iyi sonucu elde etmek i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Kranial Fonksiyonel MR sırasında hastanın hareketsiz yatarken beyindeki fonksiyonel alanları belirlememizi sağlayacak işlemleri yapması istenir. Hastanın el, kol, bacak, dil hareketleri veya bazı y&ouml;ntemlerle akıldan s&ouml;zc&uuml;k t&uuml;retmesi gibi basit işlemleri yapması istenerek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilir. Egzersizler beynin belirli b&ouml;lgelerindeki aktiviteyi artırır. Bu aktivite, MR cihazı tarafından oluşturulan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle hastanın beyninin fonksiyonel haritasının oluşturmasına fırsat verir. Bu temel işlevleri yaparak, cerrahların beyinden bir lezyonu, t&uuml;m&ouml;r&uuml; &ccedil;ıkarmak veya epilepsi hastalarına uygulanacak ameliyat i&ccedil;in en g&uuml;venli yaklaşım şeklini bulmalarına yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;faydaları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>g&uuml;venli, ağrısız ve invaziv olmayan bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. fMRG&rsquo;nin en &ouml;nemli avantajı ameliyat veya uygulanacak girişimsel işlemden &ouml;nce konuşma ve el kol - bacak motor becerilerinizin beyindeki alanlarının saptanarak g&uuml;venli bir cerrahi işlem ge&ccedil;irmenizi sağlamasıdır. fMRG&#39;leri beyin cerrahlarının beyin ameliyatına hazırlanmalarına yardımcı olarak ameliyat sırasında doğru b&ouml;lgeye başarılı bir şekilde ulaşmalarını sağlar. Rutin MRG y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa fMRG size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;a nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi ile rutin MRG incelemesi &ouml;ncesi hazırlık hemen hemen aynıdır. Sizi inceleme i&ccedil;in radyoloji teknisyeni karşılayarak hazırlamaya başlar. Hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giymeniz istenebilir veya giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir. Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir. Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmez. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MRG i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. V&uuml;cudunuzda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisini varsa mutlaka radyoloji teknisyenine bilgi vermeniz gerekir. Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Size aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz ve ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz. Bazı MRG incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjinizin olup olmadığı hakkında sizden mutlaka bilgi alınır. Size sorulan her soruyu mutlaka onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Biz b&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;zde yalnız g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revlerini kullanmaktayız. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MRG 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelesine a&ccedil; mı tok mu gelmeliyim?</strong></p> <p>Radyoloji teknisyeni sizinle &ccedil;ekim &ouml;ncesi detaylı bir g&ouml;r&uuml;şme yapacaktır. Aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz, her zamanki rutin beslenmenizi yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesi &ouml;ncesi başka hastalıklarım nedeniyle kullandığım ila&ccedil;ları i&ccedil;ebilir miyim?</strong></p> <p>Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Ancak bunun dışındaki durumlarda size farklı bir şey s&ouml;ylenmediyse ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR radyasyon var mı?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>radyasyon i&ccedil;ermez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR 3 aylık hamileyken yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikle hamile olma olasılığı olan kadın hastaların Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesinden &ouml;nce bu olasılığı gerekli gebelik testlerini yaptırarak kesinleştirmesi gerekir. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Ancak bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde(3 aylık hamilelik d&ouml;nemi) fMRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;da hamile hastalarda kontrast madde kullanılıyor mu?</strong></p> <p>3 aylık hamilelik d&ouml;nemini tamamlayan hastalara <strong>gerekirse Kranial Fonksiyonel MR </strong>yapılabilir. Ayrıca gebelerde zorunlu olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Ailemde genetik b&ouml;brek rahatsızlığı var, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi hastalığı olan ya da herhangi bir ameliyat ge&ccedil;iren hastaların bu durumu mutlaka radyoloji teknisyenine bildirmesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanemizde kullanılan MR kontrast maddeleri g&uuml;venli gruptadır. &nbsp;Ayrıca b&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in sizden kan testleri istenebilir.</p> <p><strong>V&uuml;cudumdaki piercinglerimi Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi &ccedil;ıkarmalı mıyım? </strong></p> <p>Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları, g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları ve t&uuml;m elektronik eşyalar MR odasına alınmasına izin verilmez.</p> <p><strong>Kendi elbisemle Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesine gerebilir miyim?</strong></p> <p>fMRG incelemesi i&ccedil;in MR odasına hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; ile girmeniz tercih edilir. Ancak giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi makyajımı temizlemem gerekir mi?</strong></p> <p>Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir.</p>

CAD EYE Yapay Zeka Teknolojisi

<p>Kalın bağırsak ya da bir diğer adı ile kolon kanseri d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor. Kolorektal kanserlerin ortaya &ccedil;ıkmasında; genetik fakt&ouml;rler, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle giderek yaygınlaşan bağırsak poliplerinin tanı ve tedavisinde ge&ccedil; kalınması &ouml;nemli rol oynuyor. Bağırsak poliplerinin erken d&ouml;nemde&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/endoskopi/kolonoskopi.html">kolonoskopi</a>&nbsp;ile tespit edilmesi, tanısının konulması ve takip edilmesi, bu oluşumların ciddi hastalıklara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p hayati tehlikeye yol a&ccedil;maması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Endoskopik uygulamalarda CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin hata payı olmadan belirlenmesini sağlayarak, hastalığın tanı ve tedavisinde yer tutuyor.</p> <h2><strong>CAD EYE teknolojisi nedir?</strong></h2> <p>Bağırsak kanalının i&ccedil; y&uuml;zeyinden y&uuml;kselen anormal b&uuml;y&uuml;meler olarak tanımlanan ve &ccedil;oğunlukla iyi huylu olan kalın bağırsak polipleri, ihmal edildiği takdirde ilerleyip b&uuml;y&uuml;yerek kalın bağırsak kanserine d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. 50 yaşın &uuml;zerindeki kişilerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinde g&ouml;r&uuml;len kolon poliplerinin bir kısmı kalın bağırsak kanserine ilerlemektedir. Bağırsak poliplerini saptamadaki en g&uuml;venilir y&ouml;ntem de kolonoskopik incelemelerdir. Bağırsak polipleri, modern &ccedil;ağın en gelişmiş kolonoskopi teknolojisi CAD EYE yapay zeka ile pratik bir şekilde tespit edilebilmekte, b&ouml;ylelikle kalın bağırsak kanseri gibi hayati sonu&ccedil;ları olabilecek ciddi bir hastalığın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi ile kalın bağırsak kanserine neden olabilecek poliplerin belirlenip &ccedil;ıkarılması, b&ouml;ylelikle kanserin oluşmadan &ouml;nlenmesi sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin kansere d&ouml;n&uuml;şmeden erken aşamada tespit edilmesini sağlayan bir sistemdir. Kolonoskopi cihazına eklenen &ouml;zel bir işlemci sayesinde, detaylı ek bilgiler sağlar ve kolon poliplerinin tespit edilme oranını m&uuml;kemmel seviye getirir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;nasıl uygulanıyor?</strong></h2> <p>S&uuml;re&ccedil; a&ccedil;ısından normal kolonoskopiden bir farkı yoktur. İşlem &ouml;ncesi hasta doktorunun talimatları ile bağırsak temizliğini ger&ccedil;ekleştirmektedir. İşlem g&uuml;n&uuml;nden bir gece &ouml;nce yemek ve su alımı durdurulur. Uygulama, anestezi uzmanları tarafından hasta uyutularak ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaya sedasyon uygulandıktan sonra kalın bağırsak, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenir. Kalın bağırsakta polip saptanması durumunda polipin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, polipin sınıflandırması ve yerleşim yerine g&ouml;re tedavi se&ccedil;enekleri planlanır. Poliplerin &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğu kolonoskopi sırasında &ccedil;ıkartılır. Ancak b&uuml;y&uuml;k boyutta olan bazı endoskopik &ouml;zelliklere g&ouml;re t&uuml;m&ouml;r olacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len poliplerde ileri endoskopik işlemler (ESD, EMR, EFTR) gerekebilir. Kolonoskopi işleminin deneyimli kişiler tarafından yapılması, bu poliplerin tanınması ve &ouml;zelliklerinin belirlenmesi tedavi kararı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.&nbsp;</p> <p>Bazı kalın bağırsak poliplerinin kolonoskopi sırasında tanınması ve g&ouml;r&uuml;lmesi zor olabilmektedir. Bu nedenle k&uuml;&ccedil;&uuml;k poliplerin atlanmaması ve taranması i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılmakta, tarama i&ccedil;in yeterli zaman ayrılmakta ve bazı &ouml;zel endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodları uygulanmaktadır.</p> <p>T&uuml;m bunlara ek olarak yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak polipleri ve t&uuml;m&ouml;rlerin saptanmasında &ouml;nemli avantajlar sunmaktadır. CAD EYE yapay zeka, kolonoskopi sırasındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri hem doktorun ekranına yansıtmakta hem de kendi yapay zeka işlemcisine g&ouml;ndermektedir. Bu sayede kolon poliplerinin saptanma oranını m&uuml;kemmel seviyelere &ccedil;ıkarmaktadır.&nbsp;</p> <p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p> <p><strong>Uygulama ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kolonoskopik incelemeler &ccedil;oğunlukla 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ancak polip saptanması durumunda, polipin &ccedil;ıkartılması nedeniyle ya da daha &ouml;nce karın ameliyatı ge&ccedil;irmiş hastalarda işlem s&uuml;resi artabilir.&nbsp;</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>Kolonoskopi işlemi g&uuml;n&uuml;birlik bir uygulamadır. İşlemden sonra hasta sedasyonun etkisinin ge&ccedil;mesi beklendikten sonra taburcu edilebilir. M&uuml;mk&uuml;nse işlem g&uuml;n&uuml; yanında bir refakat&ccedil;i ile gelmesi &ouml;nemlidir. O g&uuml;n araba kullanması ve ağrı bir iş yapması &ouml;nerilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalar işlem sonrasında ilk &ouml;ğ&uuml;nlerinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenebilir. Bu d&ouml;nemde ağır, yağlı ve baharatlı yiyecekler tercih edilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Bağırsak polipleri i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Yaş, aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, sigara ve alkol kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite,&nbsp; &uuml;lseratif kolit ve Crohn gibi bir iltihabi bağırsak hastalıkları risk fakt&ouml;rleri arasındadır.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Bağırsak polipleri genellikle sessizce ilerleyip, hi&ccedil;bir bulguya neden olmayacağı gibi karın ağrısı, ishal, kabızlık, karında şişlik, dışkıda kan g&ouml;r&uuml;lmesi, dışkı şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, kansızlık, demir eksikliği gibi belirtilerle de ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Anormal doku b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanan polipler, ilerleyen d&ouml;nemlerde kansere d&ouml;n&uuml;şebileceği i&ccedil;in, tespit edildiğinde mutlaka alınmalıdır. Polip varlığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren durumlarda da mutlaka işlem yapılmalı, polip saptama oranını artırmak i&ccedil;in de y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskopik cihazlar ve yapay zeka kullanılmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>CAD EYE teknolojisi mide kanseri i&ccedil;in de kullanılabilir mi?</strong></p> <p>Bu uygulamanın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nemlerde mide hastalıkları i&ccedil;in de kullanılması ve erken d&ouml;nem kanserleri tespit etmesi planlanmaktadır.</p>

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

Fetal DNA Testi

<p>Perinatal hastalıkların tanı ve tedavisinde son yıllarda &ouml;nemli gelişmeler yaşanmakta, ileri genetik incelemeler ve tarama testleri uygulanmaktadır. Down Sendromu-Trizomi 21, Edward Sendromu-Trizomi 18, Patau Sendromu-Trizomi 13, cinsiyet kromozomu-X/Y bozuklukları, triploidi, kaybolan ikiz eşi i&ccedil;in anne kanında saptanan fetal ya da plasentadan kaynaklanan serbest DNA &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri ile tarama testleri yapılmaktadır. Bu tarama testleri tanısal değerde olmasa da %99&rsquo;a yakın değerde hassasiyete sahiptir. <strong>Memorial Antalya Hastanesi Perinatoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. M. Eftal Avcı</strong> Fetal DNA testi hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Fetal DNA testine neden ihtiya&ccedil; duyulur?</strong></h2> <p>Hamilelik s&uuml;recinde bebeğin gelişimi ya da annenin sağlığını ilgilendiren bir sorun ortaya &ccedil;ıkması durumunda; &ouml;zel tetkiklerle ayrıntılı tanı konularak, ila&ccedil; tedavisi veya anne karnında uygulanacak ameliyat ya da işlemle sorunun giderilmesi, anne karnındaki bebeğin sağlığına kavuşması sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>Fetal DNA testi nedir?</strong></h2> <ul> <li>Fetal DNA yani cfDNA testi, tanısal bir test değil bir tarama testidir.</li> <li>Sonu&ccedil;lar risk a&ccedil;ısından verilmiştir, şirketlerin &ccedil;oğu her kromozom i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;k riskli (genellikle 10.000&#39;de 1&#39;den az) veya y&uuml;ksek riskli (% 99&#39;dan fazla) olarak raporlar.</li> <li>Pozitif veya y&uuml;ksek riskli bir cfDNA sonucu, invazif testlerle doğrulanmalıdır.</li> <li>İlk trimester taraması ve trizomi 21 i&ccedil;in pozitif cfDNA sonucu olması durumunda, tanı testi CVS olabilir.</li> <li>Trizomi 18 ve 13 durumunda, pozitif bir sonucun ardından ayrıntılı bir ultrason muayenesi yapılmalıdır ve bu trizomilerle ilişkili karakteristik kusurlar tespit edilirse CVS ger&ccedil;ekleştirilebilir; taramada herhangi bir kusur saptanmazsa, plasenta sınırlı mozaiklikten kaynaklanan hatalı bir sonucu &ouml;nlemek i&ccedil;in tercih edilen tanısal test amniyosentezdir.</li> <li>Negatif veya d&uuml;ş&uuml;k riskli bir cfDNA sonucu, fet&uuml;s&uuml;n araştırılan trizomiden etkilenme ihtimalinin d&uuml;ş&uuml;k olduğu konusunda g&uuml;ven vericidir.</li> <li>&Ouml;nceki risk (anne yaşına veya &ouml;nceki bir tarama y&ouml;nteminin sonu&ccedil;larına bağlı olarak), trizomi 21 i&ccedil;in yaklaşık 300 ve trizomi 18 ve 13 i&ccedil;in 50 kat azaltılabilir. <ul> <li>cfDNA kullanarak noninvaziv prenatal an&ouml;ploidi taraması sunarken hastalarla tartışılması gereken konular aşağıdakileri i&ccedil;erir:</li> <li>Tarama isteğe bağlıdır ve alternatif tarama ve teşhis se&ccedil;enekleri mevcuttur.</li> <li>Test edilen koşullar ve nelerin tanımlanmayacağı.</li> <li>Maliyet ve sigorta kapsamı.</li> <li>Geri d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;resi (yaklaşık beş ila yedi g&uuml;n), sonu&ccedil;ların nasıl rapor edildiği, tesad&uuml;fi bulgular ve ikiz gebelikteki performans.</li> </ul> </li> <li>CfDNA testini t&uuml;m gebelere rutin olarak &ouml;nermek yerine başka bir y&ouml;ntemle, tercihen birinci trimester kombine testle (ikili test), birinci basamak taramadan sonra se&ccedil;ilen pop&uuml;lasyonun bir alt grubuna sunulabilir. Bu t&uuml;r bir yaklaşım, t&uuml;m pop&uuml;lasyonda cfDNA testini ger&ccedil;ekleştirmekten &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de daha d&uuml;ş&uuml;k bir maliyetle &ccedil;ok y&uuml;ksek tespit oranına ve &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k invazif test oranına yol a&ccedil;acaktır.</li> <li>CfDNA testi i&ccedil;in se&ccedil;ilen alt grup, y&uuml;ksek riskli veya orta riskli olanlar olabilir.</li> <li>Her hal&uuml;karda, t&uuml;m kadınlara 11-13. Haftalarda maj&ouml;r kusurların erken tespiti i&ccedil;in ayrıntılı ultrason taraması ve aspirin tedavisinden fayda sağlayacak y&uuml;ksek riskli bir grubu belirlemek i&ccedil;in erken preeklampsi taraması &ouml;nerilmelidir.</li> </ul> <h2><strong>Fetal DNA analizi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Anne dolaşımında h&uuml;cre dışı DNA (cfDNA) kullanılarak trizomi 21 (Down sendromu), trizomi 18, trizomi 13 ve yaygın cinsiyet kromozomu an&ouml;ploidileri i&ccedil;in doğum &ouml;ncesi tarama yapılabilir. Dolaşımdaki cfDNA hem anneden hem de plasentadan elde edilir ve doğumdan hemen sonra anne dolaşımından temizlenir.</p> <h2><strong>Fetal DNA testi en g&uuml;venilir şekilde nasıl yapılır?</strong></h2> <p>G&uuml;venilir bir test sonucu elde etmek i&ccedil;in anne plazması yeterli miktarda fetal (bebeğe ait) cfDNA i&ccedil;ermelidir. Birka&ccedil; fakt&ouml;r fetal fraksiyonu azaltabilir; 10. gebelik haftasından &ouml;nce tarama, yetersiz numune toplama veya işleme, annede obezite, bazı anomaliler (&ouml;rn. Trizomi 18, triploidiler), d&uuml;ş&uuml;k molek&uuml;ler ağırlıklı heparin kullanımı, in vitro fertilizasyon yoluyla gebe kalma (t&uuml;p bebek ve ya &ccedil;oğul gebelik) gibi, bu da tahlil başarısızlığına (&quot;sonu&ccedil; yok&quot; raporu) yol a&ccedil;abilir.</p> <p>cfDNA; trizomi 21, 18 ve 13 i&ccedil;in en hassas tarama se&ccedil;eneğidir fakat başarısı trizomiye g&ouml;re değişir. Toplam yanlış pozitif sonu&ccedil; oranı bu &uuml;&ccedil; trizomi i&ccedil;in y&uuml;zde 0.15&#39;tir. Cinsiyet kromozomu an&ouml;ploidileri i&ccedil;in cfDNA test performansı, &ouml;rneğin monozomi X (Turner Sendromu) i&ccedil;in; saptama oranı %90&rsquo;lara d&uuml;şerken, Turner Sendromu olmayan vakayı da yanlış olarak pozitif raporlama oranı %0.23&rsquo;e &ccedil;ıkar.</p> <h2><strong>Başarısız test sonu&ccedil;larında ne yapılır?</strong></h2> <p>&Ccedil;ok &ccedil;eşitli cfDNA başarısızlık oranları rapor edilmiştir. Bu duruma standart bir yaklaşım olmamasına rağmen, cfDNA testi i&ccedil;in tekrar numune g&ouml;ndermek yaygın bir uygulamadır. Alternatif olarak, standart bir serum tarama testi (hen&uuml;z yapılmadıysa) veya hedeflenmiş bir ultrason (detaylı ultrason) &ouml;nerilebilir. Gebeliğin zaten &quot;y&uuml;ksek risk&quot; altında olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yorsa, sonu&ccedil; alınamayan cfDNA testinin ardından invaziv bir prosed&uuml;r (haftasına g&ouml;re koryon villus &ouml;rneklemesi (CVS), amniyosentez ve ya kordosentez) yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</p> <p>Yanlış pozitif testler (yani testin olmayan bir hastalığı varmış gibi g&ouml;stermesi), sınırlı plasental mozaisizm, &ouml;len ikiz, anne mozaisizmi, anne kanseri, ve ya teknik sorunlara bağlı olabilir</p> <p>Yanlış-negatif testler (yani testin var olan bir hastalığı g&ouml;sterememesi) sınırlı plasental mozaisizm, sınırda d&uuml;ş&uuml;k fetal fraksiyon ve teknik sorunlardan kaynaklanabilir.</p> <h2><strong>Down sendromu i&ccedil;in risk y&uuml;zdeleri nelerdir?</strong></h2> <p>Hastalar,<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/Down-sendromu"> down sendromu</a> i&ccedil;in pozitif bir sonu&ccedil; alırlarsa, fet&uuml;s&uuml;n ger&ccedil;ekten Down sendromlu olma olasılığının (pozitif tahmin değeri) muhtemelen y&uuml;zde 90&#39;dan fazla olmayacağını anlamalıdır. Down sendromu ve trizomi 18 i&ccedil;in tarama sonucu pozitif olan 35 yaş ve &uuml;st&uuml; hastalarda sırasıyla y&uuml;zde 87 ve y&uuml;zde 63 risk vardır. Aynı şekilde negatif sonu&ccedil; alan hastalar da normal fet&uuml;s olasılığının y&uuml;ksek olduğunu (&gt; y&uuml;zde 99.9) anlamalıdır, ancak bu Down sendromu olasılığını dışlamaz. &nbsp;&nbsp;</p>

Mediastinoskopi

<p>Akciğer kanserinde hastaların ge&ccedil;irdiği işlemlerden biri olan mediastinoskopi, kanserin farklı yerlere yayılıp yayılmadığını tespit eden, kanserin evrelenmesinde yardımcı olan ve genel anesteziyle yapılan bir girişimdir. Akciğer kanseri, lenfoma, sarkoidoz, lenfoma, mediastinal t&uuml;m&ouml;rler gibi &ouml;nemli rahatsızlıklarda mediastinoskopi tedavi stratejisi belirleme a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir rol oynar. G&uuml;venilir bir işlem olan mediastinoskopi altın standartta bir y&ouml;ntem olarak bilinir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kamerayla g&ouml;ğ&uuml;s b&ouml;lgesini inceleyen y&ouml;ntemin riski d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Memorial Sağlık Grubu G&ouml;ğ&uuml;s Cerrahisi B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanları mediastinoskopi işlemi hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi nedir?</strong></h2> <p>G&ouml;ğ&uuml;s hastalıklarında mediastinal t&uuml;m&ouml;rlerin tanısında kullanılan bir tanı y&ouml;ntemi olan mediastinoskopi &ouml;nemli bir işlemdir. Kalp ile akciğer arasındaki mediastinum olarak adlandırılan boş b&ouml;l&uuml;me &ouml;zel bir ara&ccedil; ile girilir. Girişim hastanın boyun kısmından olur ve nefes borusu dışından ilerleyerek boş b&ouml;lgeye gidilir. Bu b&ouml;lgeden biyopsi alınır. Mediastinoskopi, bilgisayarlı tomografi ve n&uuml;kleer tıp gibi y&ouml;ntemlerin yanında g&uuml;venilir bir uygulamadır. İşlemin bir diğer &ouml;zelliği de genel anestezi ile yapılmasıdır. İnceleme mediastinoskop ismi verilen bir aletle yapılır. Bu alet k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kamerası olan, uzun, ince ve esnek bir t&uuml;pten oluşur. Uzman doktor g&ouml;ğ&uuml;s ortasındaki ve &ccedil;evresindeki yapıları inceler. Kamera ile alınan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler bilgisayara kaydedilir. Akciğer kanseri, lenfoma, sarkoidoz, lenfoma, mediastinal t&uuml;m&ouml;rler gibi &ouml;nemli rahatsızlıklarda mediastinoskopi tedavi stratejisi belirleme a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir rol oynamaktadır. Son d&ouml;nemlerde PET gibi tanı y&ouml;ntemlerinin yanında mediastinoskopi altın standartta bir y&ouml;ntemdir. Morbidite ve mortalitesi de d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Akciğer ve lenf d&uuml;ğ&uuml;mleri arasındaki alanlarda ş&uuml;phe varsa bu işlem uygulanır. Genellikle<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/akciger-kanseri"> akciğer kanserini </a>kontrol etmek ve bu kanseri evrelemek i&ccedil;in bu y&ouml;nteme başvurulur. İşlemde lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerini &ccedil;ıkarmak ve biyopsi yapmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bunun yanında tim&uuml;s bezi t&uuml;m&ouml;r&uuml;, yemek borusu kanseri ve lenfoma olan kişilerde de uygulama yapılabilir. Lenf d&uuml;ğ&uuml;mleri, kalp ve damarları, nefes borusu, yemek borusu, halk arasında iman tahtası &uuml;zerinde, tiroid bezinin altında bulunan tim&uuml;s bezi bu y&ouml;ntemle incelenebilmektedir. Tim&uuml;s bezi lenfositlerin v&uuml;cut h&uuml;creleri ve v&uuml;cuda zararlı olabilecek yabancı h&uuml;creleri ayırt etmeyi &ouml;ğrendikleri b&ouml;lgedir. Bu y&ouml;ntem sayesinde lenfoma, timoma, tiroid kitleleri, metastatik karsinomlar, sarkoidoz, bronş kistleri, n&ouml;rojen t&uuml;m&ouml;rler, paratiroid t&uuml;m&ouml;rleri, teratoma, gastroenterik herni ile ilgili veriler de alınabilir. Akciğer kanserinin ameliyatının &ouml;ncesinde evreleme i&ccedil;in kullanılmakla birlikte burada alınan lenf bezi biyopsisinde eğer kanser h&uuml;cresine rastlanırsa ameliyat &ouml;nerilmez. Bu anlamda tedavi stratejisi a&ccedil;ısından &ouml;nem taşır.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Mediastinoskopi genel anestezi altında yapılır. Hastaya damar yolundan bir ila&ccedil; verilir. İşlem i&ccedil;in hastanın boğazına bir t&uuml;p takılır ve hasta bir solunum makinesine bağlanır. G&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin hemen &uuml;zerinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesi yapılır ve sonrasınsa mediastinoskop cihazı g&ouml;ğ&uuml;s i&ccedil;ine girilir. Cihazda ışık ve kamera vardır. Bu sayede g&ouml;ğ&uuml;s kısmı, akciğerler, &ccedil;evre b&ouml;lge incelenir ve biyopsi &ouml;rneği alınır. İşlemden sonra cihaz &ccedil;ıkarılır. Kesi yeri kapatılır. Hasta uyandırılır ve solunum cihazından ayrılır. İşlem sonrasonda anestezi nedeniyle hafif bir sersemlik olabilir.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Mediastinoskopi sonrası neler olur?</strong></p> <p>Hasta bir sorun olmadığından emin olunana kadar yakından izlenir. Hastanın ağız ve boğaz kısmı uyuşuk olabileceğinden bu uyuşma bitene kadar yemek ve i&ccedil;mek i&ccedil;in izin verilmez. Uyuşma ge&ccedil;ince, işlemden bir g&uuml;n sonra boğaz ağrısı, ses kısıklığı veya &ouml;ks&uuml;r&uuml;k g&ouml;rebilir. Kesi yerinde hafif ağrılar yaşanabilir. Eğer işlem ayakta yapıldıysa işlemden birka&ccedil; saat sonra eve gidilebilir. İşlem sırasında hastanın yanında bir refakat&ccedil;i olması &ouml;nemlidir. İşlemden sonra hastaların mutlaka takip randevusu alması gerekir. Ayrıca işlemden sonra doktora hangi ila&ccedil;ların kullanılıp kullanılmayacağı sorulmalıdır. İşlem sonrası boğazda ağrı varsa daha yumuşak besinlerle beslenilmesi tavsiye edilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi sonrası kesi bakımı nasıl yapılır?</strong></p> <p>Kesi b&ouml;lgesinde pansumanlı bir bez bırakılır. Bu bez 24 saat tutulmalıdır. 24 saat sonra atılabilir ve duş alınabilir. Ancak kesi b&ouml;lgesi hırpalanarak temizlenmemelidir. Sadece sabun ve suyun kesi yeri &uuml;zerinden akmalıdır. İşlemden sonraki 10 g&uuml;n i&ccedil;inde k&uuml;vet banyosu, y&uuml;zme havuzundan uzak durulmalıdır.</p> <p><strong>Mediastinoskopi komplikasyonları nelerdir?</strong></p> <p>Mediastinoskopi g&uuml;venilir bir işlem olsa da bazı riskleri vardır. Bu riskleri ş&ouml;yle sıralamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r:</p> <ul> <li>Zat&uuml;rree</li> <li>Kanama</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/ses-kisikligina-ne-iyi-gelir">Ses kısıklığı</a></li> <li>Kesi yeri enfeksiyonu</li> <li>Akciğer b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ccedil;&ouml;kmesi</li> </ul> <p>Eğer işlem sonrasında dikiş yerinde kanama, ateş, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, boyunda şişlik, nefes darlığı, yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, iyileşmeyen ve k&ouml;t&uuml;ye giden ses kısıklığı varsa mutlaka işlemi yapan doktora başvurmak gerekir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi &ouml;ncesi nelere dikkat edilmeli?</strong></p> <p>Hastanın kullandığı t&uuml;m ila&ccedil;lar, vitaminler de dahil, bitkisel &uuml;r&uuml;nlerle birlikte ve ila&ccedil; alerjisinin olup olmadığı doktora bildirilmelidir. Kan sulandırıcı kullanılıyorsa doktor bunun bırakılmasını isteyebilir. İşlemden en az 8 saat &ouml;nce hi&ccedil;bir şey yenilip i&ccedil;ilmemelidir. Doktor ve hemşire hastayı bu konuda bilgilendirecektir. Steroid olmayan antienflamatuar ila&ccedil;ların,&nbsp; E vitaminlerinin doktorun &ouml;nereceği şekilde bırakılması uygundur. Diyabet i&ccedil;in ila&ccedil; kullanan hastaların diyabet ila&ccedil;larıyla ilgili doktoruyla g&ouml;r&uuml;şmesi uygundur. Daha &ouml;ncesinde kalple ilgili problemi olan hastaların mediastinoskopi ile ilgili onay alması da &ouml;nemlidir. İşlem &ouml;ncesinde sadece doktorun verdiği ila&ccedil;lar kullanılmalı onlar da birka&ccedil; yudum suyla alınmalı. Herhangi bir krem, pudra, deodrant vb bir &uuml;r&uuml;n kullanılmamalıdır. Metal nesneler giyilmemelidir. Piercing, k&uuml;pe, takı gibi &uuml;r&uuml;nler giyilmemelidir. Kontakt lens kullanılıyorsa kullanılmamalıdır. Kullanılan t&uuml;m ila&ccedil;ların, tıbbi kremlerin hastanın yanında olması gerekir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi endikasyonları nelerdir?</strong></p> <p>Mediastinoskopinin esas amacı bilinen bir akciğer kanserinin tespit edilip, gerekirse ş&uuml;pheli alanın alınmasıdır. Eğer mediastinoskopi lenf nod&uuml;l&uuml; yoksa opere etme şansı y&uuml;ksektir. Mediastinoskopinin bir diğer amacı da primer ya da sekonder bir hastalığın teşhisidir. Bunları &nbsp;akciğer, &ouml;zofagus veya g&ouml;g&uuml;s kanserleri gran&uuml;lomat&ouml;z hastalıklar sarkoidoz, Tbc, hodgkin, pnomokonyozis, retrosternal paratiroit, substrenla tirod, trakea t&uuml;m&ouml;rleri, mediasten kistleri olarak sıralamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. T&uuml;m bunlardan başka mediastinoskopi tedavi ama&ccedil;lı da kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kişiden kişiye g&ouml;re değişmekle birlikte 45 ile 60 dakika arasında s&uuml;rmektedir. Fakat bu s&uuml;re uzayabilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi &ouml;ncesinde hangi testleri yaptırmak gerekir?</strong></p> <p>İşlemden &ouml;nce başka testlere de ihtiya&ccedil; olabilir. Bu testler ş&ouml;yle sıralanabilir:</p> <ul> <li>Kan testleri</li> <li>G&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni</li> <li>EKG</li> <li>Ciğerlerinizin d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını kontrol etmek i&ccedil;in testler</li> <li>Kilo &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Kan basıncı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Ateş &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Kalp ve solunum hızı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> </ul> <p><strong>Mediastinoskopi sonu&ccedil;ları ne zaman &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Sonu&ccedil;lar genellikle 1 veya 2 hafta i&ccedil;inde &ccedil;ıkabilir. İşlemi yapan doktor laboratuvara g&ouml;nderilen par&ccedil;alarla ilgili hastaya bilgi verebilir. Sonu&ccedil; bekleme s&uuml;reci endişelendirebilir, bu konuyla ilgili doktorla mutlaka irtibata ge&ccedil;mek doğru olur.</p> <p><strong>Meidastinoskopide metastaz tespit edilmezse ne olur?</strong><br /> Eğer kanser h&uuml;creleri diğer b&ouml;lgelere yayılmamışsa hastalıklı b&ouml;lge mediastinoskopi ile temizlenir. Eğer lenf bezlerine yayılım varsa ameliyat yapılmaz ve hastaya kemoterapi ve eğer gerekli g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse radyoterapi verilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopiyi kim buldu?</strong></p> <p>1954 senesinde mediastinal lenf nodlarının keşfedilebileceği fikri ilk olarak Harken tarafından ortaya atılmıştı. Bundan 4 sene sonra yani 1959 senesinde Carlens bir skopi geliştirdi ve lenf nodlarından biyopsi alınacağını keşfetti. Bu sistem de g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar geldi. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mediastinoskopi akciğer kanserlerinin evrelendirilmesini ve mediastinal kitleleri tanımakta kullanılmaktadır.</p> <p><strong>Ka&ccedil; t&uuml;r mediastinoskopi vardır?</strong></p> <p>Mediastinoskopi d&ouml;rt şekilde uygulanabilir. Birincisi standart servikal mediastinoskopidir. En sık uygulanan mediastinoskopidir. Hastanın boynundan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesi a&ccedil;ılır. Kalp ile akciğer arasındaki boş alana kameralı aletle girilir. İkincisi de anterior mediastinoskopidir. Burada da g&ouml;ğs&uuml;n sol &ouml;n b&ouml;lgesinden ikinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kaburgaların arasından girlir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; uygulama ise ekstended servikal mediastinoskopidir. Boyundan kesi yapılır ama aort &ouml;n&uuml;nden ilerlenerek damarlar &ccedil;evresindeki lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi alınmaktadır. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise g&ouml;ğ&uuml;s kemiği altından girişim yapılan subksifoidal mediastinoskopidir.</p> <p><strong>Mediasten nedir?</strong></p> <p>Akciğerlerin arkasında kalan ve g&ouml;ğ&uuml;s kafesinde bulunan kısma mediasten denmektedir. Bu b&ouml;l&uuml;mde farklı sayıda ve t&uuml;rde t&uuml;m&ouml;rler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi ne zaman kullanılır?</strong></p> <p>Eğer bronkoskopi ve transbronşial iğne aspirasyonu, EBUS ya da EUS ile net bilgi alınamayan hastalarda kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopide &ouml;l&uuml;m riski var mı?</strong><br /> Yapılan araştırmalara g&ouml;re, deneyimli cerrahlar ve anestezi uzmanlarının yaptığı mediastinoskopide &ouml;l&uuml;m oranı y&uuml;zde 0.1&#39;den daha az ve y&uuml;zde 1.5 oranında morbiditesi olan g&uuml;venli bir prosed&uuml;rd&uuml;r.</p>

Bronkoskopi

<p>Bronkosopi, &ccedil;eşitli akciğer hastalıklarının tanı ve tedavisinde solunum yollarını detaylı g&ouml;rebilmek i&ccedil;in yapılan bir işlemdir. Bronkoskop denilen bir cihazla yapılmaktadır. Bronkoskopi sadece tanı i&ccedil;in değil, tedavi ama&ccedil;lı da uygulanabilen bir y&ouml;ntemdir. Memorial Şişli Hastanesi G&ouml;ğ&uuml;s Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde <a href="https://www.memorial.com.tr/doktorlar/fusun-soysal">Uz. Dr. F&uuml;sun Soysal</a>, bronkoskopi işlemi hakkında bilgi verdi<strong>. </strong></p> <h2><strong>Bronkoskopi nedir? </strong></h2> <p>Bronkoskopi, akciğer ve solunum yollarındaki sorunları teşhis ve tedavi etmeye yardımcı olabilecek bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılmaktadır. Nadiren de olsa bazı durumlarda genel anestezi gerekebilmektedir. Bronkoskopi işleminde ince, plastik bir kamera t&uuml;p&uuml; ile akciğerler ve solunum yolları incelenmektedir. Bronkoskopi işlemi burundan veya ağızdan yapılabilmektedir. Bronkoskopi gerektiren yaygın nedenler, &nbsp;kalıcı bir &ouml;ks&uuml;r&uuml;k, nefes almada zorluk, enfeksiyon durumu, g&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni veya BT taramasında g&ouml;r&uuml;len anormal bir bulgudur. Bronkoskopi, akciğerlerdeki t&uuml;m&ouml;rleri ve kanamayı tespit etmeye yardımcı olabilir. Bronkoskopi ayrıca mukus veya doku numuneleri almak, hava yollarındaki yabancı cisimleri veya diğer tıkanıklıkları gidermek veya akciğer sorunlarının tedavisini sağlamak i&ccedil;in kullanılabilir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi neden yapılır? </strong></h2> <ul> <li>Akciğerde herhangi bir enfeksiyon olması( &ouml;zellikle sigara i&ccedil;en kişilerde zat&uuml;rre durumu)</li> <li>Tedaviye rağmen ge&ccedil;meyen &ouml;ks&uuml;r&uuml;k,</li> <li>Akciğer dokusundan biyopsi alınması,</li> <li>Akciğerde t&uuml;m&ouml;r ş&uuml;phesi ve t&uuml;m&ouml;rden par&ccedil;a alınması</li> <li>Mukus temizliği veya t&uuml;m&ouml;r gibi bir tıkanıklığı giderme,</li> <li>Tıkanmış hava yolunu a&ccedil;ık tutmak i&ccedil;in hava yoluna bir stent (k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir t&uuml;p) yerleştirilmesi,</li> <li>Akciğerde kanama olması durumunda kanamanın yerinin tespiti ve durdurulması,</li> <li>Akciğerlerin yakınındaki lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi alınması,</li> <li>Solunum yollarını tıkayan yabancı cisimlerin &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in bronkoskopi işlemi yapılabilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Bronkoskopi lokal anestezi ve genel anestezi altında yapılabilen bir işlemdir.</p> <p>Lokal anestezi altında yapılan bronkoskopide lokal anestezik ila&ccedil; p&uuml;sk&uuml;rt&uuml;lerek burnun i&ccedil;i ve boğazın arkası uyuşturulmaktadır. Ayrıca, işlem esnasında hastanın rahatlamasına yardımcı olmak i&ccedil;in sakinleştirici ila&ccedil; da verilebilmektedir. Sakinleştirici uyuşukluğa neden olabilir, ancak kişiyi uyutmaz.</p> <p>İşlem sırasında hasta kalp atış hızı ve kan basıncını kontrol etmek i&ccedil;in bir monit&ouml;re bağlanabilir. Parmağa nabız oksimetresi adı verilen bir cihaz da takılabilir. Bu cihaz kanın oksijen i&ccedil;eriğini kontrol eder ve bronkoskopi sırasında hastanın ekstra oksijene ihtiyacı olup olmadığını g&ouml;sterir.</p> <p>G&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanı, bronkoskopun ucunu burun deliğinden aşağıya doğru boğazın arkasından nefes borusuna (trakea) y&ouml;nlendirir. Dar burun deliklerine sahip hastalarda işlem ağızdan yapılabilmektedir. Bronkoskopi sırasında g&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanı bronkoskopun ucundaki kamera sayesinde bronşları i&ccedil;ini detaylı olarak g&ouml;rebilir. Akciğerde bulunan enfeksiyon, t&uuml;m&ouml;r, kanama ve diğer anormallikler gibi durumları araştırabilir ya da tespit edebilir. Bronkoskopi işlemi sırasında gerekli g&ouml;r&uuml;len durumlarda akciğerden bir veya daha fazla numune (biyopsi) ve yıkama suyu (lavaj) &nbsp;alınabilir. Bu &ouml;rnekler incelenmek &uuml;zere patoloji laboratuvarına g&ouml;nderilir.</p> <p>Genel anestezi altında yapılan bronkoskopi işlemi genellikle tedavi durumlarında tercih edilmektedir. Ayrıca kanama riski y&uuml;ksek t&uuml;m&ouml;rlerde, bazı yabancı cisim &ccedil;ıkarılması vakalarında ya da kritik solunum yetersizliği gelişebilecek hastalarda da tanısal ama&ccedil;la uygulanabilmektedir.</p> <h3><strong>Uygulama &ouml;ncesi yapılması gerekenler</strong></h3> <p>Bronkoskopiden bir hafta &ouml;nce aspirin gibi kan sulandırıcı ila&ccedil;ların bırakılması tavsiye edilebilir. Buna ek olarak işlemden en az 7-8 saat &ouml;nce hi&ccedil;bir şey yememek veya i&ccedil;memek gerekmektedir.</p> <h3><strong>Uygulama sonrası yapılması gerekenler </strong></h3> <p>İşlemden sonra herhangi bir komplikasyon yaşanmadığından emin olmak i&ccedil;in hasta 1-2 saat m&uuml;şahade altına alınır. Ağız ve boğaz muhtemelen birka&ccedil; saat uyuşacaktır. Uyuşukluk ge&ccedil;ene kadar ortalama 3 saat yemek yenmemeli veya su i&ccedil;ilmemelidir. Uyuşukluk ge&ccedil;tikten sonra <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/bogaz-agrisina-ne-iyi-gelir-bogaz-agrisi-nasil-gecer">boğaz ağrısı</a>, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k veya ses kısıklığı yaşanabilmektedir.</p> <p>Bronkoskopi işlemi sonrasında birka&ccedil; g&uuml;n boğaz ağrısı veya ses kısıklığı olabilir. Bronkoskopi işlemi sonrasında aşağıdaki durumlar yaşanırsa mutlaka doktora başvurulmalıdır:</p> <ul> <li>Bir g&uuml;nden fazla ateş</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/gogus-agrisi-neden-olur">G&ouml;ğ&uuml;s ağrısı</a></li> <li>Nefes almada zorluk</li> <li>&Ouml;ks&uuml;r&uuml;kle fazla miktarda kan gelmesi</li> </ul> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi ne kadar s&uuml;rer?</strong></h2> <p>Lokal anestezi altında yapılan bronkoskopi işlemi genellikle yaklaşık 15-30 dakika s&uuml;rer. Bununla birlikte, bronkoskopi &ouml;ncesi hazırlık, bronkoskopinin işlemi ve sonrası i&ccedil;in yaklaşık 3 saat s&uuml;re gerekebilmektedir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi riskli midir?</strong></h2> <p>Bronkoskopi genellikle g&uuml;venlidir, bronkoskopiden kaynaklanan komplikasyonlar ise nadir g&ouml;r&uuml;lmektedir. En sık g&ouml;r&uuml;len komplikasyon biyopsi b&ouml;lgesinde kanamadır. İşlem sırasında oksijen seviyesi d&uuml;şebilir bu durumda oksijen verilebilir. Bronkoskopiden sonra herhangi bir sorun olup olmadığını kontrol etmek i&ccedil;in uzman hekim g&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni isteyebilir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi hakkında sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Bronkoskopik biyopsi nedir?</strong></p> <p>Bronkoskopla g&ouml;r&uuml;len hava yollarındaki herhangi bir anormal alanın tanısı i&ccedil;in biyopsi yapılabilir. Bronkoskopla biyopsi işlemi, akciğer ve bronş dokusu &ouml;rneği toplamak i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k forseps i&ccedil;i boş iğneler veya fır&ccedil;alar gibi uzun, ince aletler bronkoskoptan ge&ccedil;irerek yapılır. Alınan &ouml;rnekler incelenmek &uuml;zere patoloji laboratuvarına g&ouml;nderilir.</p> <p><strong>Bronkoskopik lavaj nedir? </strong></p> <p>Hava yollarına verilen steril tuzlu su bronkoskoptan ge&ccedil;irilerek ve ardından bu sıvı emilerek hava yollarında bulunan h&uuml;creler &ouml;rneklenebilmektedir. Bu işlem bronş yıkama (bronş lavaj) olarak da bilinir. Bronş lavaj sıvısı &ouml;rnekleri daha sonra laboratuvarda incelenir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklara bronkoskopi yapılır mı?</strong></p> <p>Gerekli g&ouml;r&uuml;len durumlarda bebek ve &ccedil;ocuklara da bronkoskopi yapılabilmektedir. &Ccedil;ocuklara bronkoskopi yapılması i&ccedil;in en yaygın nedenler; tekrarlayan krup, kronik stridor ve ş&uuml;pheli yabancı cisimdir.</p> <p><strong>Bronkoskopi uyutularak mı yapılır?</strong></p> <p>Bronkoskopi lokal ve genel anestezi altında yapılabilen bir işlemdir. Bronkoskopi işleminin nasıl uygulanacağı hastanın durumuna g&ouml;re uzman hekim tarafından belirlenmektedir. Genellikle lokal anestezi altında uygulanmaktadır.</p>

Trigliserid

<p>Kararında olduğunda sağlığa faydalı ancak y&uuml;ksek olduğunda kalp ve damar hastalıklarından, inmeye sebebiyet veren trigliserid dikkat edilmesi gereken bir konudur. Y&uuml;ksek trigliserid değerleri ileriki d&ouml;nemlerde kalp krizine, diyabete de neden olabilir. Memorial Şişli Hastanesi Dahiliye B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Uz. Dr. &Ouml;zg&uuml;r Mollaoğlu trigliserid hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Trigliserid nedir? Trigliserid ne demek?</strong></h2> <p>&ldquo;Kanda trigliserid nedir?&rdquo; sorusunun yanıtını şu şekilde verebiliriz: Trigliserid, kanda bulunan bir yağ t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Genel kalp sağlığı i&ccedil;in riskler tespit edilirken kolesterol, tansiyon gibi değerlerle birlikte trigliserid değerleri takibi de &ccedil;ok &ouml;nemlidir. İnsan v&uuml;cuduna besinler aracılığıyla alınan yağlar trigliserid şeklinde depolanır. Bu depolar v&uuml;cutta yağ dokusunda yer almaktadır. Genellikle, &ouml;ğ&uuml;n aralarında, spor yaparken, uzun s&uuml;reli a&ccedil;lık durumlarında veya hormon &uuml;retiminde trigliserid kullanılmaktadır. Trigliserid değerleri, harcanan enerjiden daha &ccedil;ok enerji alınmasıyla, karbonhidrat ve yağ i&ccedil;eriği beslenmenin sık yapılması sebepleriyle y&uuml;kselebilmektedir. Bu duruma da hipertrigliserdemi denilmektedir. HDL, LDL, VLDL değerlerine bakılırken mutlaka trigliserid değerlerine de bakılmaktadır. Trigliserid seviyesinin y&uuml;kselmesi, kalp hastalığı riskinin de artması anlamına gelmektedir. Trigliserid değerinin ideal seviyede olması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Y&uuml;ksek trigliserid mutlaka d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmelidir.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekliği nedir? Trigliserid y&uuml;ksekliği ne demek?</strong></h2> <p>Kan i&ccedil;inde aşırı trigliserid bulunmasına trigliserid y&uuml;ksekliği denilmektedir. Bu durum hipertrigliseridemi olarak adlandırılmaktadır. Kanda bulunan trigliserid değerinin 150 mg/dl &uuml;zerinde olması trigliserid y&uuml;ksekliği anlamına gelir.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekse ne olur?</strong></h2> <p>Y&uuml;ksek trigliserid değerleri tehlikelidir. Bu durum kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Y&uuml;ksek trigliserit damar sertleşmesine, damar duvarlarının kalınlaşmasına yol a&ccedil;ar. Bu da&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/kalp-krizi-belirtileri-tani-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir">kalp krizi</a>, inme, &ccedil;eşitli kalp-damar hastalıklarının riskini y&uuml;kseltir.&nbsp; Bunun yanında pankreas iltihabına neden olur. M&uuml;dahale edilmezse şeker hastalığına, hipertansiyona da davetiye &ccedil;ıkarabilmektedir. Bu nedenle &ccedil;ok dikkat edilmelidir. Yaşam tarzında iyileştirme yapmakla birlikte d&uuml;zenli olarak doktor kontrol&uuml;nden ge&ccedil;ilmesi, rutin tetkiklerin yapılması &ouml;nlem a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemli olmaktadır.</p> <h2><strong>Trigliserid neden y&uuml;kselir?</strong></h2> <p>Pek &ccedil;ok kişi &ldquo;Trigliserid y&uuml;ksekliği neden olur?&rdquo; sorusunun yanıtını merak etmektedir. Dengesiz ve sağlıklı beslenme, aşırı kilo ve obezite, alınan enerjinin harcanan enerjiden y&uuml;ksek olması, kullanılan bazı ila&ccedil;lar, ailede y&uuml;ksek trigliserid &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n bulunması, genetik bazı hastalıklar, sigara ve alkol kullanımı, akut ya da kronik karaciğer ve b&ouml;brek hastalıkları, tiroide bağlı sorunlar nedeniyle trigliserid değerleri y&uuml;ksek olmaktadır.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekse ne yapılmalı?</strong></h2> <p>Trigliserid y&uuml;ksekliği &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi gereken bir sorundur. Bunun i&ccedil;in de yaşam tarz değişikliklerinin yapılması gerekmektedir. Trigliserid y&uuml;ksekliğinin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; sağlıklı yaşamaktan ge&ccedil;mektedir. Sağlıksız karbonhidrat alımını azaltmak, d&uuml;zenli egzersiz yapmak, trans yağlardan uzak durup doymamış yağları t&uuml;ketmek, kilo vermek ve kilo kontrol&uuml;n&uuml; sağlamak &ouml;nem taşımaktadır. Her hasta i&ccedil;in olabilecek tek bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu yoktur. Hangi hastaya hangi egzersizin, hangi beslenme bi&ccedil;iminin, hangi ilacın verileceği doktor tarafından belirlenir. Porsiyon kontrol&uuml; sağlanmalıdır. Alınan y&uuml;ksek ve ekstra kaloriler trigliseride d&ouml;ner ve yağ olarak depolanır. D&uuml;zenli &ouml;ğ&uuml;nlerle besin alımı trigliserid değerlerini d&uuml;ş&uuml;rebilir. D&uuml;zenli egzersiz mutlaka yapılmalıdır. Şekerden, hamurlu gıdalardan uzak durulmalıdır. Bitkisel yağlar uygun olan yağlardır, zeytinyağı gibi yağlara y&ouml;nelinmelidir. Kızarmış, fast-food yemeklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Meyveler, sebzeler ve tam tahıllardan oluşan lifli gıdalar t&uuml;ketilmelidir. Bu değişiklikler yeterli olmuyorsa, uzman doktor farklı y&ouml;ntemlerle tedavi &ouml;nerecektir.<br /> &nbsp;</p> <h2><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; nedir?</strong></h2> <p>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; kandaki trigliserid değerinin genelde bir probleme işaret etmez. Ancak belirli bir seviyenin altındaki trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; gıda yetmezliklerinden, hipertiroididen veya sindirim sistemi rahatsızlıklarından kaynaklanıyor olabilir. 150 mg/ dl değerinin altındaki trigliserid ideal seviye olarak kabul edilir. Ancak trigliseridin 50 ml/dl altında olması trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; olarak ifade edilebilir.</p> <h2><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; neye sebep olur?</strong></h2> <p>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, uyuşukluk, &uuml;ş&uuml;me, cilt kuruluğu, cilt incelmesi, sa&ccedil;ların kırılması, kas k&uuml;tlesi kaybına sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanında bağışıklık sisteminin de zayıflamasına etken olabilir. Gıda yetmezliği, aşırı sigara ve alkol, kontrols&uuml;z diyetler, tiroidle ilgili problemler de trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; getirebilir.</p> <h2><strong>Trigliserid hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Trigliserid ve kolesterol arasındaki fark nedir?</strong></p> <p>İkisi de kanda dolaşan farklı lipid t&uuml;rleridir. Trigliserid kullanılmayan kaloriyi depolar ve v&uuml;cud enerji sağlar. Kolesterol ise Kolesterol; v&uuml;cutta karaciğer tarafından bir&ccedil;ok h&uuml;cre ve h&uuml;cre i&ccedil;i yapının bileşiminde yer alan, hormonlarda ve diğer v&uuml;cut fonksiyonlarında &ouml;nemli rol oynayan yapı taşıdır.</p> <p><strong>Normal trigliserid değerleri nedir?</strong></p> <p>Trigliserid, kanda desilitre başına miligram şeklinde &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Tahlillerde bunun kısaltılmışı mg/dl&rsquo;dir. Yetişkinler i&ccedil;in 150 mg/dl altı normal seviyedir. 151-200 mg/dl sınırda y&uuml;ksek seviyededir, 201-499 mg/dl y&uuml;ksek seviyededir. 500 mg/dl ve &uuml;zeri ise &ccedil;ok y&uuml;ksek seviye anlamına gelmektedir.</p> <p><strong>Trigliserid y&uuml;ksekliği belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Trigliserid y&uuml;kseliği bir belirtiye sebep olmaz. Trigliserid y&uuml;ksekliği ve kolesterol y&uuml;ksekliği rutin kan testlerinde ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Trigliserid y&uuml;ksek olduğunda genellikle iskemil vask&uuml;ler hastalık, akut pankreatit ve g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bi&ccedil;imde lipid birikimi meydana gelebilir.</p> <p><strong>Trigliserid testi nedir?</strong></p> <p>Trigliseride &ouml;zel bir test yoktur. Rutin kan tahlillerinde LDL, HDL, total kolesterol ve trigliserid değerleri &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir. Kişinin risk fakt&ouml;rlerine, kişisel ve aile ge&ccedil;mişine g&ouml;re lipid paneli rutin kan testiyle bu değere bakılır. Test i&ccedil;in 8-12 saatlik a&ccedil;lık gerekir.</p> <p><strong>Trigliserid ne zaman &ouml;l&ccedil;&uuml;lmelidir?</strong></p> <p>Genellikle 20 yaş &uuml;zerinde olan herkesin trigliserid değerleriyle birlikte kolestertol, HDL, LDL değerlerinin en az 5 senede bir &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi gerekmektedir. 30 yaş itibariyle rutin kontrollerin her yıl yapılması &ouml;nemli olmaktadır. Ancak bu seviyeler &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;rken mutlaka 8- 12 saatlik a&ccedil;lık gerekir.</p> <p><strong>V&uuml;cut yağ oranı nasıl d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Sağlıklı beslenerek ve egzersiz yaparak v&uuml;cut yağ oranı d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Ancak yağdan yoksun bir diyet uygulanmaması gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; belirli bir miktar yağ t&uuml;ketmek sağlık i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Bazı vitaminlerin v&uuml;cutta emilebilmesi i&ccedil;in yağa ihtiya&ccedil; vardır. V&uuml;cut yağ oranını d&uuml;ş&uuml;rmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle uzman bir doktordan, akabinde bir beslenme ve diyet uzmanından yardım alınmalıdır. Bunun yanında d&uuml;zenli egzersiz, d&uuml;zenli uyku ile birlikte stresten ka&ccedil;ınmak da v&uuml;cut yağını d&uuml;ş&uuml;recek y&ouml;ntemlerdendir.</p> <p><strong>Trigilserid ilacı var mı?</strong></p> <p>Sağlıklı yaşam &ouml;nerileri, bazı değişiklikler trigliseridi istenilen d&uuml;zeye getiremiyorsa uzman doktor tarafından bazı ila&ccedil;lar tavsiye edilebilir. Bunların arasında statinler, balık yağı, niasin olabilir. Eğer uzman doktor ila&ccedil; yazarsa d&uuml;zenli kullanılması ve bunu yaşam tarzı değişiklikleriyle uygulanması &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;ren besinler hangileridir?</strong></p> <p>Yulaf, arpa, mısır, pirin&ccedil;, buğday, mercimek, kepekli makarna gibi tam tahıllı besinler, Somon, ton balığı, sardalya, uskumru, ringa ve alabalığı gibi omega-3 y&ouml;n&uuml;nden olduk&ccedil;a zengin balıklar; zeytinyağı, kanola yağı, fındık yağı ve avokado yağı gibi doymamış bitkisel yağ grubu; badem, ceviz, fındık gibi kuruyemişler trigliserid d&uuml;ş&uuml;rmede faydalı besinler olarak bilinir. Bunun yanında lif bakımından zengin sebze ve meyveler de etkilidir. Bunlara &ouml;rnek olarak, fasulye, ke&ccedil;i boynuzu, lahana, semizotu, brokoli, marul benzeri yeşil yapraklı sebze grubu g&ouml;sterilebilir. Ayrıca <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/adacayi-faydalari-nelerdir-adacayi-neye-iyi-gelir">ada&ccedil;ayı</a>, ay&ccedil;i&ccedil;eği, kekik, nane gibi baharat ve &ccedil;ayların da faydalı olduğu bilinir.</p> <p><strong>Trigliseridin faydaları nelerdir?</strong></p> <p>Trigliserid v&uuml;cut ısısını dengede tutarken, organları dış etkenlere karşı korur. V&uuml;cudun temel ihtiya&ccedil;larını karşılayan trigliserid, bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir, h&uuml;crelerin ve v&uuml;cudun beslenmesini sağlar. Trigliserid v&uuml;cutta enerjiye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r ve bu enerji kaslarda kullanılır. Trigliseridlerin karbonhidrat ve proteine oranla iki kat fazla enerji taşıma &ouml;zelliği bulunmaktadır. Lipaz enzimleri ve safranın etkisiyle trigliseridler ince bağırsakta ayrışarak kana ge&ccedil;er. Kanda da yeni baştan oluşarak lipoprotein olurlar. Lipoproteinler de yağ h&uuml;creleriyle diğer h&uuml;creler arasında yağ asitlerini taşırlar. Yağ h&uuml;creleri trigliseridleri sentezler ve depolar. B&ouml;ylece, enerjiye ihtiya&ccedil; duyulduğunda lipaz enzimi trigliseridleri yağ asitlerine par&ccedil;alayarak enerjiyi oluşturur.</p> <p><strong>Trigliserid ile birlikte nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Eğer trigliserid seviyesinde bir y&uuml;kseklik s&ouml;z konusuysa hastalar tokluk kan şekeri, a&ccedil;lık ve tokluk ins&uuml;lini, kolesterol, LDL, HDL &uuml;rik asit seviyelerini de kontrol ettirmelidir. &Ouml;zellikle a&ccedil;lık ve tokluk ins&uuml;lini y&uuml;ksek, LDL y&uuml;ksek ve HDL d&uuml;ş&uuml;kse kişiler &ccedil;ok dikkatli olmalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ek tahlillerin sonu&ccedil;ları kişinin ileride kalp damar hastalığı, hipertansiyon hastalığı ve diyabet hastalığı olabileceğinin sinyallerini verebilir. Bu değerler ideal seviyeye gelmezse inme riski de y&uuml;kselir.&nbsp;<br /> <br /> <strong>Trigliserid i&ccedil;in Omega-3 faydalı mı?</strong></p> <p>Omega-3 v&uuml;cut i&ccedil;in &ccedil;ok faydalıdır. Omega- 3&rsquo;&uuml;n trigliserid değerlerini d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair pek &ccedil;ok bilgi mevcuttur. En iyi Omega-3 kaynakları somon, ringa balığı, sardalya gibi besinlerdir. Bunlar gibi Omega-3 i&ccedil;eren balıkların haftada iki kez t&uuml;ketilmesi &ouml;nerilmektedir. G&uuml;nde alınan 4 gram Omega-3&#39;&uuml;n trigliseridi y&uuml;zde 25 d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair bilgiler vardır. Bunun yanında Omega-3 HDL&#39;yi yani iyi kolesterol oranını y&uuml;kseltir. Tabii sadece bununla değil yaşam tarzını, beslenme alışkanlıklarını g&ouml;zden ge&ccedil;irmek &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Hipertrigliseridemi nedir?</strong></p> <p>Trigliseridin ideal olanın &ccedil;ok &uuml;zerinde olması durumudur. Yani parenkimal h&uuml;crelerde aşırı trigliserid birikmesidir. Bu durum pek &ccedil;ok soruna neden olur. S&uuml;rekli alkol alımı, proteinsiz beslenme, diyabet, obezite, kandaki oksijen azlığı bu duruma sebep olabilir. Kontrol altına alınması gereken bir durum olan Hipertrigliseridemi, kalp ve damar hastalıklarında bir numaralı risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r.</p>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Hipertermi

<p>&Ouml;zel geliştirilen cihazlar aracılığı ile hastanın t&uuml;m v&uuml;cut ısısını ya da b&ouml;lgesel olarak t&uuml;m&ouml;r&uuml;n ısısını artırmayı hedefleyen &ldquo;Hipertermi y&ouml;ntemleri&rdquo;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde pek &ccedil;ok hastalık i&ccedil;in &ouml;nemli bir tedavi se&ccedil;eneği haline gelmiştir. Isı ile tedavi anlamına gelen hiperterminin, bir&ccedil;ok farklı alt t&uuml;r&uuml; olan kanser hastalığının tedavisi i&ccedil;in kullanıldığında, kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırdığını g&ouml;steren &ccedil;ok sayıda &ccedil;alışma bulunmaktadır. Bu haliyle hipertermi, kanser alanında kanıta dayalı &ldquo;tamamlayıcı&rdquo; bir y&ouml;ntemdir. T&uuml;m V&uuml;cut Hipertermi ve B&ouml;lgesel Hipertermi olmak &uuml;zere 2 ana başlık altında incelenmektedir.</p> <h2><strong>Hipertermi nedir? </strong></h2> <p>Hipertermi, &lsquo;ısı ile tedavi&rsquo; anlamına gelmektedir. Aynı zamanda termoterapi olarak da bilinen y&ouml;ntem, &ouml;zel geliştirilen cihazlar aracılığıyla hastanın t&uuml;m v&uuml;cut ısısı artırılarak uygulanan ve pek &ccedil;ok hastalık i&ccedil;in tercih edilen &ouml;nemli bir tedavi se&ccedil;eneğidir.</p> <h2><strong>Hipertermi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?</strong></h2> <p>Hipertermi y&ouml;ntemleri, bir&ccedil;ok farklı alt t&uuml;r&uuml; olan kanserin tedavisinde kullanılmaktadır. Y&ouml;ntemin, kemoterapi ve radyoterapi gibi temel kanser tedavilerinin etkisini artırdığını g&ouml;steren pek &ccedil;ok &ccedil;alışma bulunmaktadır. Bu haliyle hipertermi, kanser alanında kanıta dayalı &ldquo;tamamlayıcı&rdquo; bir y&ouml;ntemdir.</p> <h2><strong>Hipertermi kanser tedavisinde nasıl uygulanır? &nbsp;</strong></h2> <p>Hipertermi, &lsquo;T&uuml;m V&uuml;cut&rsquo; ve &lsquo;B&ouml;lgesel&rsquo; olmak &uuml;zere 2 ana başlık altında incelenir. &nbsp;</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut hipertermi ile kanser tedavisi</strong></h2> <p>Sağlıklı bir kişi hastalık tehdidine artan bir v&uuml;cut ısısı ile yani ateşle karşılık verir. T&uuml;m v&uuml;cudu ısıtarak ateş &ccedil;ıkarma, bağışıklık yanıtını artırmayı tetikler. Ateş, bağışıklık sisteminin aktifleşmesi ve d&uuml;zenlenmesinde &ouml;nemli bir rol oynar. Bu durum, &ldquo;doğal, ge&ccedil;ici bir imm&uuml;nolojik &ouml;zel program&rdquo; olarak nitelendirilebilir. T&uuml;m v&uuml;cut hiperterminin kanser tedavisindeki temel rol&uuml;, beraberinde uygulanan kemoterapinin etkinliğini artırmak ve bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirmektir. &Ouml;zellikle yaygın t&uuml;m&ouml;r&uuml; olan hastalarda kemoterapi ile birlikte uygulandığında tedaviyi daha etkin kılmakta ayrıca bağışıklık sistemi fonksiyonlarında &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir bir artışı da tetikleyebilmektedir.</p> <p>T&uuml;m v&uuml;cut hipertermide, en eski tedavi prensiplerinden biri olan ateşi y&uuml;kseltmek i&ccedil;in deriye zarar vermeyen ve derinlik etkili su filtreli infrared-A ışını yayan lambalar doğrudan karın ve g&ouml;vdeye y&ouml;neltilir. İşlem sırasında hastanın vital fonksiyonları (tansiyon, nabız, oksijen sat&uuml;rasyonu, solunum sıklığı ve v&uuml;cut ısısı) takip edilerek, v&uuml;cut ısısında kontroll&uuml; ve hedeflenmiş bir artış sağlanır. Yapılan &ccedil;alışmalar, bağışıklık sisteminin aktifleşmesi i&ccedil;in en uygun v&uuml;cut ısısı değerlerinin 39 &deg;C &ndash; 40 &deg;C olduğunu g&ouml;sterdiği i&ccedil;in kanser tedavisinde hedef v&uuml;cut ısısı, &ldquo;orta&rdquo; t&uuml;m v&uuml;cut hipertermi olarak da nitelendirilen 39 &deg;C &ndash; 40 &deg;C arasıdır. Tedavi, v&uuml;cudun verdiği tepkiye ve hedef ısıya ulaşılma s&uuml;resine g&ouml;re değişebilmekle birlikte, ortalama 4 saat kadar s&uuml;rmektedir.</p> <h2><strong>B&ouml;lgesel (lokal) hipertermi ile kanser tedavisi</strong></h2> <p>B&ouml;lgesel hipertermi, kanser tedavisi alanında uzun yıllar s&uuml;ren &ccedil;alışmaların sonunda geliştirilmiştir. Radyo frekans dalgaları ile t&uuml;m&ouml;rl&uuml; b&ouml;lgeyi ısıtma prensibine dayalı bu y&ouml;ntem, g&uuml;venli ve etkili bir şekilde kemoterapi ve radyoterapi gibi mevcut kanser tedavilerinin etkinliğini artırabilir. &ldquo;B&ouml;lgesel derin elektro hipertermi&rdquo; olarak da adlandırılan bu y&ouml;ntemde, t&uuml;m&ouml;rl&uuml; b&ouml;lgeye yoğun bir enerji uygulanır ve dokuda hedeflenen ısı, 42 &deg;C &ndash; 44 &deg;C derece arasıdır. T&uuml;m&ouml;r h&uuml;creleri &ccedil;eşitli h&uuml;cresel mekanizmaları kullanarak bağışıklık sisteminden gizlenmektedir. Ancak b&ouml;lgesel hipertermi uygulanarak verilen ısıyla, bu h&uuml;creler g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu yolla hipertermi, radyoterapi ve/veya kemoterapiyi daha etkili hale getirebilir. Bazı vakalarda daha &ouml;nce uygulandığında etkili olmayan kemoterapi ve/veya radyoterapi, hipertermi ile birlikte kullanıldığında daha başarılı sonu&ccedil;lar verebilir.</p> <p>Hipertermi etkisi altında kanser h&uuml;creleri &ldquo;ısı şok proteinleri&rdquo; oluşturur; bu proteinler bozulmuş h&uuml;cre y&uuml;zeylerinde g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. V&uuml;cudun kendi bağışıklık sistemi bu proteinleri yabancı h&uuml;creler olarak algılar. Bu da bağışıklık h&uuml;crelerinin, kanser h&uuml;creleri ile savaşması i&ccedil;in net bir g&ouml;stergedir. Hipertermi altında sağlıklı h&uuml;crelerde belirgin bir ısı şok proteini artışı oluşmaz ve normal h&uuml;creler hipertermi işleminden zarar g&ouml;rmez.</p> <p>Ortalama 60 dakika s&uuml;ren tedaviler sırasında hasta tedavi yatağında rahat&ccedil;a uzanır. G&uuml;c&uuml; ayarlanabilir radyo frekans dalgaları, karşılıklı iki elektrot başlığı ile t&uuml;m&ouml;r alanına y&ouml;neltilir ve 42 &deg;C &ndash; 44 &deg;C arası y&uuml;ksek ısıya ulaşılır. Bu sıcaklık kanser h&uuml;crelerine ve t&uuml;m&ouml;r damarlarına zarar verir.&nbsp;</p> <ul> <li>Primer t&uuml;m&ouml;rler veya yayılım g&ouml;stermiş (metastaz) t&uuml;m&ouml;rler</li> <li>Organlardaki t&uuml;m&ouml;rler (karaciğer, pankreas, b&ouml;brekler, akciğerler v.s.)</li> <li>Sindirim sistemi t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Kal&ccedil;a b&ouml;lgesi (pelvis) t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Baş ve boyun t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Beyin t&uuml;m&ouml;rleri veya beyine yayılım (metastaz)</li> <li>Meme kanseri ( meme kanserinin lokal n&uuml;ks&uuml;)</li> <li>Prostat kanseri</li> <li>Melanom</li> <li>Y&uuml;zeysel t&uuml;m&ouml;rler i&ccedil;in uygulanmaktadır.</li> </ul> <h2><strong>Hipertermi uygulamaları hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Hipertermide uygulanan ısı, kanser h&uuml;creleri &uuml;zerinde nasıl bir etkiye sahiptir?</strong></p> <p>Isının neden olduğu h&uuml;cresel stres ve oluşturduğu hasar, kanser h&uuml;crelerinin apoptoza (programlı h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml;) gitmesini sağlar.</p> <p><strong>Hipertermi, kemoterapi ve radyoterapinin etkisini nasıl artırır?&nbsp; </strong></p> <p>Kanserli dokuda hipoksi (oksijen azlığı) ve asidik bir ortam mevcuttur. Bu durum kanserli dokuya kemoterapi ila&ccedil;larının ve radyoterapinin etkisini azaltır. Isı artışı ile t&uuml;m&ouml;r&uuml;n kanlanması artar, dolayısıyla &nbsp;asidik ortam azalır ve diğer tedavi y&ouml;ntemlerinin daha etkili rol oynamasına yardımcı olur.</p> <p><strong>Hipertermi, bağışıklık sisteminin &ccedil;alışmasına nasıl etki eder?</strong></p> <p>Isı ile h&uuml;cresel d&uuml;zeyde &ldquo;ısı şok proteinleri&rdquo;nin &uuml;retimi artar. Bu da &lsquo;natural-killer&rsquo; olarak bilinen bağışıklık h&uuml;crelerinin aktivitesini artırır. Isının etkisiyle, t&uuml;m&ouml;re &ouml;zg&uuml; antijen &uuml;retimi ve antijenlerin h&uuml;cre dışına &ccedil;ıkışı da artış g&ouml;sterir. Yani bir anlamda kanserli h&uuml;crelerin bağışıklık sisteminden gizlenmesini sağlayan maskeleri d&uuml;şer. B&ouml;ylelikle kanserin bağışıklık sistemi tarafından tanınması kolaylaşır. Hem t&uuml;m v&uuml;cut hipertermi hem de b&ouml;lgesel hipertermi bağışıklık sisteminin &ouml;zelleşmiş h&uuml;crelerinden olan antijen sunan h&uuml;crelerinin lenf bezlerine ge&ccedil;işini ve T h&uuml;crelerinin &ldquo;t&uuml;m&ouml;r b&ouml;lgesinde&rdquo; immunolojik yanıtını kolaylaştırır</p> <p><strong>Hipertermi, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n kılcal damar yapısı &uuml;zerinde hangi değişikliklere neden olur?</strong></p> <p>Kanserli dokudaki t&uuml;m&ouml;r&uuml; besleyen kılcal damarların yapısı, normal damarlardan farklıdır ve &ouml;zellikle b&ouml;lgesel hipertermi ile bu damarlarda mikro trombozlar (pıhtı) oluşarak t&uuml;m&ouml;r&uuml;n beslenmesi bozulabilmektedir.&nbsp;</p>

Diş Dolgusu

<p>Ağız i&ccedil;erisindeki diş kaybının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;erek hem sağlık a&ccedil;ısından hem de estetik anlamda katkı sağlayan diş dolgusu, &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış ya da &ccedil;atlamış dişlere uygulanıyor.&nbsp; Ağız ve diş sağlığının korunması i&ccedil;in kullanılan tedavilerin başında gelen diş dolgusunun nasıl yapıldığı ise dişin neden zarara uğradığına ve dişin nerede bulunduğuna bağlı olarak değişebiliyor. Dolgu işleminin ardından 12 saate kadar uzayabilen hassasiyet ve ağrı g&ouml;r&uuml;lebiliyor. İşlem sonrasında ise belli bir s&uuml;re yemek yenilmemeli, sert, soğuk ve sıcak gıdalar t&uuml;ketilmemelidir. <strong>Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dt. Esra Pek</strong>, diş dolgusu işlemi ile ilgili bilgi verdi.&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>Diş dolgusu nedir?</strong></h2> <p>Diş dolgusu, &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış ya da &ccedil;atlamış olan dişlerin &ccedil;eşitli materyallerle restore edilmesidir. Madde kaybına uğramış dişlerin fonksiyonlarını yerine getirmesi ama&ccedil;lanır. &Ccedil;&uuml;r&uuml;k doku ilerlemeden uygulanan bu y&ouml;ntem, dişi tamamen kaybetmenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;er.</p> <h2><strong>Diş dolgusu kimlere yapılır?</strong></h2> <p>Diş dolgusu &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış veya herhangi bir nedenden dolayı harabiyet g&ouml;rm&uuml;ş dişlere uygulanmaktadır. Deforme olmuş dişlere, tedavi sonrası eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; ve fonksiyonu kazandırılır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu hangi durumlarda yapılır?</strong></h2> <p>&Ccedil;eşitli sebeplerle madde kaybına uğramış, &ccedil;iğneme fonksiyonunu yerine getiremeyen, estetik olarak hoş g&ouml;r&uuml;nmeyen veya travma sonucu kırılmış, &ccedil;atlamış veya &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş dişlere uygulanır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu nasıl yapılır?</strong></h2> <p>İlk aşama olarak kalan diş dokusu, dolgu i&ccedil;in hazır hale getirilir. Bu aşamada &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n temizlenmesi yada daha &ouml;nce yapılmış ve uzaklaştırılması gereken eski bir dolgu var ise kalan diş dokusu bunlardan arındırılır. Bu işlemden sonra, ikinci aşama olarak dişin ağız i&ccedil;indeki konumuna, fonksiyonuna, estetik gerekliliklere ve yapılan dolgunun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re uygun malzeme se&ccedil;ilerek oluşan boşluk doldurulur. Bu işlemler esnasında, hastanın ağrı hissetmeyeceği şekilde lokal anestezi uygulanabilir. Son aşama olarak, yapılan dolgunun diğer dişlerle uyumu kontrol edilir. Hastayı rahatsız edecek fazlalıklar var ise uzaklaştırılır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş dolgusu yapıldıktan sonra nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Dolgu tedavisi anestezi altında ger&ccedil;ekleştirildiyse, anestezi etkisi ge&ccedil;meden yemek yenilmemelidir. Anestezi etkisi ge&ccedil;meden yemek yemek, dil ya da dudakların ısırılmasına neden olabilir. Anestezinin etkisi &uuml;st &ccedil;eneye uygulanan işlemlerden sonra yaklaşık olarak 3 saatte, alt &ccedil;ene arka grup dişlerde yaklaşık 4-5 saate kadar s&uuml;rebilir. Anestezi etkisinin ge&ccedil;me s&uuml;resi kişilere g&ouml;re farklılık g&ouml;sterebilir.</p> <p>Kullanılan dolgu materyaline g&ouml;re işlem sonrası yemek yeme s&uuml;resi değişiklik g&ouml;sterebilmektedir. Bu konuda hekimin uyarıları dikkate alınmalıdır.</p> <p><strong>Diş dolgusu yapıldıktan sonra diş hassasiyeti normal mi?</strong></p> <p>Dolgu işlemi yapıldıktan sonra işlem g&ouml;ren dişte 12 saate kadar uzayabilen ağrılar ve hassasiyet normal kabul edilmektedir. Bu durumda hasta, hekimin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ağrı kesiciyi kullanabilir. 12 saati ge&ccedil;en ve şiddetlenerek artan bir ağrı mevcutsa hekiminiz ile iletişime ge&ccedil;meniz tavsiye edilir. Diş dolgusunun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne yani dişin canlı dokusunun yakınlığına g&ouml;re 6 aya kadar uzayabilen soğuk ve sıcak hassasiyeti oluşabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml; bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>Direkt olarak bulaşıcılık s&ouml;z konusu olmasa da &ccedil;eşitli durumlarla, bireyler arası bakteri alışverişi sonucu &ccedil;&uuml;r&uuml;ğe yatkınlık bulaşıcı olabilir. &Ouml;rneğin yeni doğan bir bebeğin ağız i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;k yapıcı bakteriler bulunmaz. Ancak ebeveynler bebeği beslerken veya &ouml;perken t&uuml;k&uuml;r&uuml;k yoluyla bakteri aktarımında bulunabilir. Bu nedenle aile bireyleri bebeği beslerken biberon, emzik gibi ara&ccedil;ları kendi ağızları ile temas ettirmemelidir.</p> <p><strong>Diş dolgusu sonrası ağrı ve acı duyulur mu?</strong></p> <p>Dolgu işlemi uygulandıktan sonra diş etinde ve dişte meydana gelen sızlama şeklinde ağrı bir s&uuml;re i&ccedil;in normal kabul edilmektedir. Ayrıca sıcak ve soğuk etkenlerle hassasiyet meydana gelmesi de yine bir s&uuml;re i&ccedil;in olası bir durumdur. Fakat şiddetlenerek devam eden, sıcak veya soğuk gibi bir etken olmadan kendiliğinden başlayarak zamanla zonklayan ağrıya d&ouml;n&uuml;şen durumlarda mutlaka diş hekimi ile iletişime ge&ccedil;ilmesi gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Yapılan dolgunun ağız i&ccedil;indeki konumuna, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, kullanılan materyallere, ağız i&ccedil;erisine birden fazla dolgu yapılacaksa dolgu sayısına,&nbsp; hastanın tedaviye uyumuna g&ouml;re değişkenlik g&ouml;stermektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu evde yapılabilir mi?</strong></p> <p>Dişin dolguya hazır hale getirilmesi i&ccedil;in gerekli teknik ekipmanın ev ortamında bulundurulamaması, uygulanan malzemelerin sertleşmesi i&ccedil;in lazer ışınının kullanılması ve &ccedil;alışılan ortamın t&uuml;k&uuml;r&uuml;kten arındırılması gibi gerekmektedir. Bu koşulların gerekliliği diş dolgusunun klinik ortamda yapılması zorunluluğunu ortaya &ccedil;ıkartmaktadır.</p> <p><strong>Estetik dolgu nedir?</strong></p> <p>Diş dokusuyla bire bir uyumlu renkte bir materyal kullanılarak işlem yapılan dişin hem diğer dişlerle uyumlu g&ouml;z&uuml;kmesi hedeflenirken hem de estetik g&ouml;r&uuml;nmesi sağlanır. Bu işlem sonucunda hedef, işlem yapılan dişin diğer dişlerden g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;n&uuml;r şekilde farklı olmamasını sağlamaktır.</p> <p><strong>Diş dolgusu d&uuml;şer mi?</strong></p> <p>Daha &ouml;nce dolgu yapılmış olan dişte tekrar &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşmuşsa, bireyde diş sıkma alışkanlığı yada anormal &ccedil;iğneme alışkanlıkları bulunuyorsa, sert kabuklu maddeler diş dokusuyla kırılmaya &ccedil;alışılmışsa diş dolgusunda kırıklar, &ccedil;atlaklar yada dolgu d&uuml;şmesi ger&ccedil;ekleşebilir.</p> <p><strong>Diş dolgusu d&uuml;şmesi durumunda ne yapılmalıdır?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikle ağrı yoksa bile yeni bir diş dolgusunun yapılması i&ccedil;in hekimden randevu alınmalıdır. Randevu tarihine kadar meydana gelecek yeni bir hasardan korunmak i&ccedil;in sert yiyecekler t&uuml;ketilmekten ka&ccedil;ınılmalıdır. Bu b&ouml;lge daha dikkatli fır&ccedil;alanmalı ve temiz tutulmalıdır, yemek yerken bu b&ouml;lge olabildiğince kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Gebelik diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;ne sebep olur mu?</strong></p> <p>Gebelik direkt olarak &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumuna sebep olmaz ancak ağız i&ccedil;ini &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumu i&ccedil;in daha yatkın hale getirir. Bunun en &ouml;nemli sebebi gece aşermeleri sonucu oral hijyenin bozulması ya da kusma sonucu ağız i&ccedil;indeki asit oranının artmasıdır.</p> <p><strong>&Ccedil;&uuml;r&uuml;k dişlerin bebeğe bir zararı olur mu?</strong></p> <p>Gebelikten &ouml;nce anne adaylarının mutlaka bir diş hekimi kontrol&uuml;nden ge&ccedil;mesi ve ağız i&ccedil;erisinde gerekli b&uuml;t&uuml;n işlemleri yaptırması &ouml;nerilmektedir. Bunun en &ouml;nemli nedeni gebelik s&uuml;resinde annede oluşacak ağrının ve stresin bebeğin gelişiminde olumsuz etki oluşturabilmesidir. Aynı zamanda gebelik esnasında ger&ccedil;ekleştirilemeyecek işlemler var ise gebelikten &ouml;nce tamamlanmış olması doğru olur.</p> <p><strong>Gebelikte diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n oluşması durumunda tedavi hemen yapılmalı mı, hangi durumlarda beklenmeli?</strong></p> <p>Gebeliği takip eden kadın doğum uzmanından alınan onay ile birlikte hamileliğin her d&ouml;neminde dolgu tedavisi uygulanabilir ancak gebeliğin 13. ve 27. haftaları arası tedavi i&ccedil;in en g&uuml;venli d&ouml;nemdir.</p> <p><strong>Gebelikte diş bakımı nasıl yapılmalıdır? </strong></p> <p>Gebelik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeye başlanıldığı ilk andan itibaren diş hekimine muayene olunmalıdır, gerekli işlemler gebelik &ouml;ncesinde tamamlanmalıdır. Aksi takdirde gebelik esnasında yapılacak b&uuml;t&uuml;n işlemler i&ccedil;in kadın doğum uzmanının g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle hareket edilmek durumunda kalınacaktır.</p> <p><strong>Hangi &ccedil;&uuml;r&uuml;klere dolgu yapılmaz?</strong></p> <p>Harabiyetin dişin b&uuml;y&uuml;k bir kısmını kapsadığı durumlarda, kendiliğinden başlayan bir ağrı mevcutsa yani &ouml;ncelikli olarak kanal tedavisi gerekiyorsa ya da bunların dışında hekimin gerekli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; başka sebepler var ise dolgu tedavisi uygulanamayabilir.</p> <p><strong>Diş dolgusu ağrısı nasıl ge&ccedil;er? Diş dolgusu sonrasında hassasiyet nasıl ge&ccedil;er?</strong></p> <p>Tedaviden sonraki birka&ccedil; g&uuml;n diş eti ve diş dokusundaki sızlama şeklindeki bir ağrı ile karşılaşılması olasıdır. &Ouml;zellikle hassasiyet mevcut ise &ccedil;ok sıcak ve &ccedil;ok soğuk yiyeceklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Herhangi bir etken olmadan ger&ccedil;ekleşen bir ağrı mevcut ise hekimin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir ağrı kesici alınabilir.</p> <p><strong>Adet d&ouml;neminde diş dolgusu yapılabilir mi?</strong></p> <p>Adet d&ouml;neminde diş dolgusu yapılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.</p> <p><strong>Diş dolgusunun &ouml;mr&uuml; ne kadardır?</strong></p> <p>Gelişen teknoloji ile birlikte dolgu materyali ve diş dokusu arasındaki bağlantı olabildiğince artmıştır. Fakat bazı durumlarda, &ccedil;eşitli sebeplerle dolgunun yenilenmesi gerekebilir. Bunların başında; tekrar &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumu, hastanın diş sıkma veya sert cisimler t&uuml;ketme alışkanlığına bağlı olarak dolgunun kırılması veya dolgu ile diş dokusu arasındaki bağlantının bozulması ya da bir travma sonucu dolgunun zarar g&ouml;rmesi s&ouml;z konusu olabilir. Bu gibi sebepler dolgunun yenilenmesi gereksinimi oluşturmaktadır.</p> <p><strong>Emziren anneler diş dolgusu yaptırabilir mi?</strong></p> <p>Emziren annelerin diş dolgusu yaptırmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Fakat annenin tedaviye başlanmadan &ouml;nce hekime bu durumu bildirmesi ve kullanılan anesteziye g&ouml;re tedavi sonrası emzirme planlamasının yapılması gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu mide bulantısı yapar mı?</strong></p> <p>Tedavi esnasında dolgu yapılacak dişin ağız i&ccedil;indeki konumuna g&ouml;re ve hastanın bu konudaki hassasiyetine g&ouml;re bulantı refleksi oluşma ihtimali vardır.</p> <p><strong>Diş dolgusu ağızda koku yapar mı?</strong></p> <p>Direkt olarak dolgu materyali ağız i&ccedil;erisinde bir kokuya neden olmasa da ağız i&ccedil;erisindeki &ccedil;&uuml;r&uuml;k doku, dişler arasındaki sağlıklı olmayan kontaklarda biriken gıda artıkları ya da mevcut olan herhangi bir diş eti rahatsızlığı ağız kokusuna neden olabilmektedir.</p>

Diş Çekimi

<p>Diş hekimliğinde dişin doğal hali ile ağızda tutulması temel ama&ccedil; olsa da, bazı durumlarda diş &ccedil;ekimi ka&ccedil;ınılmaz olabiliyor. Dolgu, kanal tedavisi veya kron uygulamaları ile kurtarılamayacak olan dişlerin &ccedil;ekilmesi gerekebiliyor. Diş &ccedil;ekimi toplumda g&ouml;z korkutan bir işlem olarak g&ouml;r&uuml;lse de, kurallara uygun işlemlerin yapılması ve hastanın &ouml;nerilere uyması s&uuml;reci sıkıntısız ge&ccedil;irmeyi sağlayabiliyor. Genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılan diş &ccedil;ekiminin ardından ağrı oluşması normal karşılanırken, &ccedil;ekim yerinde oluşan pıhtının sigara i&ccedil;erek, dil veya herhangi bir alet değdirilerek veya sık tampon yapılarak bozulması ise yara iyileşmesini olumsuz y&ouml;nde etkiliyor. <strong>Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dr. Dt. Janset Şeng&uuml;l</strong>, diş &ccedil;ekimi ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi nedir?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi, tedavisi m&uuml;mk&uuml;n olmayan dişlerin kemikteki yuvasından &ccedil;ıkartılması işlemidir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi hangi durumlarda uygulanır?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi işlemi aşağıdaki durumlarda uygulanmaktadır:</p> <p>-Dişlerde g&ouml;r&uuml;len &ccedil;&uuml;r&uuml;kler veya kırıklar sonucu dolgu, kanal tedavisi veya kron uygulamaları yapılabilmektedir. Ancak dişler bu tedavi se&ccedil;enekleri ile kurtarılamayacak kadar madde kaybına sahipse,</p> <p>-Diş eti hastalığı sonucu dişi destekleyen &ccedil;evre dokularda g&ouml;zlenen kayıplar ileri boyutlardaysa,</p> <p>-Ortodontik tedavi i&ccedil;in yer gereksinimine ihtiya&ccedil; duyuluyorsa,</p> <p>-G&ouml;m&uuml;l&uuml; veya yarı g&ouml;m&uuml;l&uuml; dişler zaman i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;klere, ağrılara ve abse oluşumuna neden oluyorsa diş &ccedil;ekimi gerekebilmektedir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi işleminden &ouml;nce &ccedil;ekim yapılacak b&ouml;lgeye lokal anestezi uygulanarak ağrı hissedilmesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilir. Daha sonra lokal anestezinin sağladığı uyuşukluk kontrol edilir. Yeterli uyuşukluk sağlandıysa &ccedil;ekim işlemi ger&ccedil;ekleştirilir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi işleminin s&uuml;resi dişin kemikle olan ilişkisi, dişin k&ouml;k sayısı ve dişin komşu dişlerle olan pozisyonu gibi bir&ccedil;ok fakt&ouml;re bağlı olarak değişiklik g&ouml;sterebilir. Bu nedenle diş &ccedil;ekimi işlemi i&ccedil;in net bir s&uuml;re vermek m&uuml;mk&uuml;n olmasa da ortalama 20 dakika olarak belirlenebilir. Daha komplike olan durumlarda s&uuml;renin uzayabileceği unutulmamalıdır.</p> <p><strong>&Ccedil;ekilen diş ka&ccedil; g&uuml;n ağrır?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekiminden sonra genellikle ilk 2-3 g&uuml;n i&ccedil;inde ağrı olması normal kabul edilir. Ancak iyileşme s&uuml;resince ağrı devam edebilir. İyileşme s&uuml;resi ortalama 7 g&uuml;n olmakla beraber g&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimi gibi daha komplike diş &ccedil;ekimlerinde bu s&uuml;re 3 haftaya kadar uzayabilmektedir. Unutulmamalıdır ki diş &ccedil;ekim sonrası &ouml;nerilere dikkat edilmesi ağrı oluşumunu azaltacaktır.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı nasıl dindirilir?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı oluşmaması i&ccedil;in &ccedil;ekim sonrası &ouml;nerilerine dikkat edilmesi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Ağrı oluştuktan sonra dindirilmesi i&ccedil;in eğer hekiminiz bir başka ila&ccedil; re&ccedil;ete etmediyse Aspirin dışında bir ağrı kesici kullanılabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ateş g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası ateş beklenen bir komplikasyon değildir. Ateş ve titreme gibi şikayetlerin olması durumunda diş hekimine başvurmak gereklidir.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yan dişlerde ağrı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim yapılan b&ouml;lgenin &ccedil;evre dokularında ve b&ouml;lgeye komşu olan dişlerde ağrı olması beklenen bir durumdur.</p> <p><strong>Apseli diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></p> <p>Abse varlığında izlenecek yol hastanın sistemik durumuna g&ouml;re belirlenmektedir. &Ouml;rneğin ateş, şişlik varlığında diş &ccedil;ekiminin &ouml;ncesinde antibiyotik kullanımı gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası sigara i&ccedil;ilebilir mi?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası sigara i&ccedil;ilmesi &ccedil;ekim boşluğuna kan dolmasını engelleyerek yara gelişimini bozmaktadır. Bu nedenle diş &ccedil;ekiminden sonra en az &uuml;&ccedil; g&uuml;n sigara i&ccedil;ilmemesi &ouml;nerilmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağız kokusu olur mu?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim boşluklarından kaynaklı olarak ağız kokusu g&ouml;zlenebilir. Bu koku &ccedil;ekim boşluğunun kapanması ile kendiliğinden ortadan kalkacaktır.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yara ne zaman kapanır?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası yara yerinin kapanması, a&ccedil;ılan yaranın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne ve bireyin yara iyileşme hızına g&ouml;re farklılık g&ouml;stermektedir. İyileşme s&uuml;resi ortalama 7 g&uuml;n olsa da daha komplike diş &ccedil;ekimlerinde bu s&uuml;re 3 haftaya kadar uzayabilmektedir.</p> <p><strong>Bir g&uuml;nde ka&ccedil; tane diş &ccedil;ekilir?</strong></p> <p>Bir g&uuml;n i&ccedil;inde &ccedil;ekilebilecek diş sayısı i&ccedil;in net bir yanıt vermek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu durum, &ccedil;ekilecek dişlerin kemik ile ilişkileri, k&ouml;k pozisyonları, hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik g&ouml;sterir.</p> <p><strong>Kan sulandırıcı alırken diş &ccedil;ekimi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Kan sulandırıcı (antikoag&uuml;lan) kullanımı esnasında planlanan diş &ccedil;ekiminden &ouml;nce kons&uuml;ltasyon istenmelidir. Diş &ccedil;ekim işlemi kons&uuml;ltasyon sonucuna g&ouml;re planlanmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası neden t&uuml;k&uuml;r&uuml;lmez?</strong></p> <p>S&uuml;rekli olarak t&uuml;k&uuml;rmek kan pıhtısı oluşumunu engelleyerek &ccedil;ekim boşluğunun iyileşme s&uuml;recini bozar. Bu sebeple hastalardan &ccedil;ekim sonrasında t&uuml;k&uuml;rmemeleri istenir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası kanama artarsa ne yapmalıyız?</strong></p> <p>Sızıntı şeklindeki kanama ilk 24 saat boyunca beklenmektedir. Ancak şiddetli bir kanama olması durumunda hekime başvurulabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası iltihaplanma belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası iltihaplanma, &ccedil;ekim b&ouml;lgesinde şiddetli bir ağrı, lenf hassasiyeti, y&uuml;ksek ateş, titreme ile kendini g&ouml;sterebilir. B&ouml;yle bir durumda hekime başvurulabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası iyileşme s&uuml;recinde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>-Diş &ccedil;ekimi sonrası b&ouml;lgeye yerleştirilen tamponla 30 dakika s&uuml;reyle basın&ccedil; uygulanmalı ve s&uuml;renin sonunda &ccedil;ıkartılmalıdır. Tampon uygulaması, kanamayı durdurarak pıhtı oluşmasını ve zamanla b&ouml;lgenin kemik ile dolmasını sağlayacaktır. Bu nedenle tampon uygulama aşamasına dikkat edilmezse yara iyileşmesi bozularak ağrılı bir s&uuml;rece sebep olabilir.</p> <p>-Dişlerdeki uyuşukluk hissi ge&ccedil;ene kadar bir şey yenmemelidir. Uyuşukluk hissi ge&ccedil;tikten sonra &ccedil;ok sıcak, &ccedil;ok soğuk, asitli, baharatlı gıdalardan uzak durulmalıdır. Diş &ccedil;ekiminden sonraki birka&ccedil; g&uuml;n yumuşak gıdalarla beslenilmelidir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimini takip eden &uuml;&ccedil; g&uuml;n boyunca sigara ve alkol kullanılmamalıdır.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimi komplikasyonlu olduğunda &ccedil;ekimi takip eden 8 saat boyunca 5-10 dakika aralıklarla dışardan soğuk uygulaması yapılabilir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim b&ouml;lgesine dille veya herhangi bir aletle dokunulmamalıdır. &nbsp;Bu şekilde b&ouml;lgedeki pıhtı oluşumu bozularak iyileşmenin gecikmesine veya b&ouml;lgenin enfekte olmasına sebep olunabilir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekiminden sonra ağrı oluşması beklenebilir. Ancak ağrı kesici kullanımı ile ge&ccedil;meyen, gece uykudan uyandıran ağrılar mevcut ise &ccedil;ekim b&ouml;lgesi enfekte olmuş veya pıhtı yerinden kopmuş olabilir. Bu durumda hekime başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yemek yemeye ne zaman başlanmalıdır?</strong></p> <p>Yemek yemek i&ccedil;in uyuşukluğun ge&ccedil;mesi beklenmelidir. Bu s&uuml;re 2-4 saat arasında değişmektedir. Sonrasında da birka&ccedil; g&uuml;n yumuşak ve ılık gıdalar ile beslenmeye &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. B&ouml;lgenin sert, asitli, baharatlı, &ccedil;ok sıcak veya &ccedil;ok soğuk gıdalarla tahriş edilmesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmelidir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası beyaz doku oluşması ne anlama gelir?</strong></p> <p>&Ccedil;ekim b&ouml;lgesinde oluşan beyaz doku genellikle iyileşme dokusudur. İyileşme s&uuml;recinde b&ouml;lgedeki dişeti &ouml;nce beyazlaşır ardından pembe rengini alır.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası alveolit belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Alveol, dişlerin &ccedil;ene kemikleri i&ccedil;inde bulundukları b&ouml;lgedir. Alveolit de diş &ccedil;ekiminden sonra b&ouml;lgede oluşabilen iltihabi bir durumdur. Diş &ccedil;ekiminden hemen sonra b&ouml;lgenin kan ile dolması ve pıhtı oluşumu beklenirken &ccedil;eşitli nedenlerle bu pıhtı yapının bozulması alveolit oluşumu i&ccedil;in zemin hazırlar. Sigara kullanımı bu duruma yol a&ccedil;an başlıca sebeplerden biridir. Bunun dışında &ccedil;ekim b&ouml;lgesinin hijyenine dikkat edilmemesi, &ccedil;ok sıcak veya soğuk yiyecekler t&uuml;ketilmesi, b&ouml;lgenin dil veya bir yabancı cisim ile kurcalanması veya emme işlemi yapılması alveolit oluşumuna sebep olabilir. Bazı durumlarda diş &ccedil;ekimi sırasında kullanılan anestezik maddelere, hastanın kullandığı ila&ccedil;lara veya mevcut sistemik hastalıklara bağlı olarak da alveolit gelişebilmektedir. Alveolit olduk&ccedil;a ağrılı ge&ccedil;en birka&ccedil; g&uuml;ne sebep olan bir hastalıktır. Bu sebeple oluşmaması i&ccedil;in gerekli &ouml;nerilere dikkat edilmesi tavsiye edilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></p> <p>20 yaş dişi &ccedil;enede en arkada yer alan ve en son &ccedil;ıkan dişlerdir. Kimi hastalarda sorunsuz şekilde &ccedil;ıkarak diş arkına dahil olabilirken, kimi hastalarda &ccedil;enedeki alan yetersizliği sebebiyle ağrılı olarak &ccedil;ıkabilir, tam olarak &ccedil;ıkamayabilir veya &ccedil;ıktıktan sonra enfeksiyona sebep olabilir. Ağrı ve enfeksiyonun yanı sıra komşu dişlere de zarar verebildikleri bilinmektedir. Bu nedenlerle 20 yaş dişlerinin bazı durumlarda &ccedil;ekimi gerekebilmektedir. Diş &ccedil;ekimi planlandı ise &ccedil;ekimin zorluğu dişin kemikle olan ilişkisine g&ouml;re belli olacaktır.</p> <p><strong>G&ouml;m&uuml;l&uuml; olmayan 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi ve g&ouml;m&uuml;l&uuml; 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi işlem farklılıkları nelerdir?</strong></p> <p>İster g&ouml;m&uuml;l&uuml; ister s&uuml;rm&uuml;ş olsun, diş &ccedil;ekiminin zorluğunu dişin kemikle olan ilişkisi ve k&ouml;klerin pozisyonu belirler. G&ouml;m&uuml;l&uuml; olmayan bir 20 yaş dişinin herhangi bir diş &ccedil;ekiminden farkı yoktur. G&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimlerinde, dişe ulaşımın sağlanması i&ccedil;in ilk olarak dişetinde bir insizyon yapılır. Diş eti kaldırılıp dişin g&ouml;r&uuml;lmesi i&ccedil;in rahat bir alan sağlandıktan sonra &ccedil;ekim işlemi ger&ccedil;ekleştirilir.</p> <p><strong>G&ouml;m&uuml;l&uuml; 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>G&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimi sonrasındaki ağrı s&uuml;resi &ccedil;ekim işleminin g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re değişiklik g&ouml;stermektedir. &Ccedil;oğunlukla ilk birka&ccedil; g&uuml;n ağrı hissedilse de &uuml;&ccedil; haftaya kadar olan ağrılar normal kabul edilebilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası şişlik ka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;rer?</strong></p> <p>20 yaş dişi &ccedil;ekimi sonrası şişlik genellikle &ccedil;ekim işlemlerinin zorluğuna bağlı olarak ortalama 2-3 g&uuml;n s&uuml;rebilir. Şişlik oluşumunun &ouml;nlenmesi i&ccedil;in genellikle ilk g&uuml;n soğuk uygulama &ouml;nerilmektedir. Bu uygulama hekim &ouml;nerilerine uyularak yapılırsa şişlik oluşma ihtimali azalacaktır.&nbsp;</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası komplikasyonlar gelişir mi?</strong></p> <p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi diş &ccedil;ekiminden sonra da komplikasyonlar g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Anestezinin beklenenden uzun s&uuml;rmesi, trismus gelişmesi, dişin kırılması, komşu dokulara veya &ccedil;ene kemiğine zarar verilmesi veya alveolit gelişmesi gibi komplikasyonlar gelişebilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası diş fır&ccedil;alama nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ekimi ger&ccedil;ekleştiren hekimin bir başka &ouml;nerisi yok ise &ccedil;ekim g&uuml;n&uuml; diş fır&ccedil;alanmamalıdır. Ertesi g&uuml;n &ccedil;ekim b&ouml;lgesinden uzak kalacak şekilde dişler fır&ccedil;alanabilir.</p> <p><strong>Hamilelikte diş &ccedil;ekimi yapılır mı?</strong></p> <p>Hamilelik d&ouml;neminde diş tedavileri i&ccedil;in g&uuml;venle kullanılabilen lokal anestezik maddeler bulunmaktadır. Ancak diş hekimliğinde kullanılan r&ouml;ntgen cihazlarındaki radyasyon &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k seviyede olmasına rağmen hamilelerde r&ouml;ntgen &ccedil;ekiminden ka&ccedil;ınılması &ouml;nerilmektedir. Eğer mutlak suretle r&ouml;ntgen &ccedil;ekilmesi gerekiyorsa anneye koruyucu &ouml;nl&uuml;k giydirilerek olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k doz uygulayan cihazlarla işlem yapılmalıdır. Bu durumlar g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak hamileliğin ilk &uuml;&ccedil; ay ve son &uuml;&ccedil; ayında acil olmayan diş &ccedil;ekimleri ertelenebilir.</p> <p><strong>Emzirirken diş &ccedil;ekimi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Emzirme d&ouml;neminde diş &ccedil;ekimi g&uuml;venle yapılabilir. &nbsp;</p>

Ameliyatsız Estetik Uygulamalar

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde cerrahi işlemlerin yanı sıra minimal invaziv denilen cerrahisiz estetik uygulamalarla da cildin daha gen&ccedil; ve g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;nmesi sağlanıyor. Ameliyatsız estetik uygulamalar, cerrahi operasyonlardaki gibi anestezi kullanımı ve istirahat s&uuml;resi de gerektirmiyor. Bu y&ouml;ntemlerle kişi, kısa s&uuml;rede hatta uygulamanın yapıldığı g&uuml;n iş ve sosyal hayatına d&ouml;nebiliyor, cerrahi ile sağlanan başarılı sonu&ccedil;lar benzer şekilde elde edilebiliyor. Estetik ama&ccedil;lı ameliyatsız uygulamalar &ccedil;ok farklı &ccedil;eşitlere ayrılıyor ancak bunlardan en &ccedil;ok uygulananlar botoks, dolgu ve mezoterapi gibi işlemler olarak sıralanıyor.<strong> Memorial Antalya Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstr&uuml;ktif Cerrahi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Prof. Dr. Koray Coşkunfırat</strong>, ameliyatsız estetik uygulamalar hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Botoks</strong></h2> <p>Botoks genellikle y&uuml;zdeki kırışıklıklar i&ccedil;in kullanılır. En &ccedil;ok alın, kaz ayağı, dudak kenarı &ccedil;izgilerinde &ccedil;ok etkili olabilmektedir. <a href="https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/botoks-nedir-nasil-yapilir">Botoks</a> ile kaşlar bir miktar kaldırılarak g&ouml;zlerdeki yorgun ifadenin giderilmesi, alındaki ve iki kaş arasındaki belirli &ccedil;izgileri yok etmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Botoksun etkisi ortalama 5 ay s&uuml;rer, etkisi ge&ccedil;tikten sonra tekrarlanması gerekir.</p> <p>Botoks &ccedil;ok basit bir işlemdir. Hazırlık s&uuml;recinden sonra 10 dakikada işlem ger&ccedil;ekleştirilir. Botoks uygulaması yapılması i&ccedil;in belirli bir yaş sınırı yoktur ancak gen&ccedil; yaşlarda yapılması &ouml;nerilmez. Gen&ccedil;liğin verdiği yapı botoks ile bozulmamalıdır. Kişinin genetik durumuna g&ouml;re, ortalama 30 yaşlarında botoks uygulamasına başlanması daha uygundur.</p> <p>Botoks ayrıca terleme tedavisinde de kullanılmaktadır. Genellikle koltuk altına uygulanan botoks ayrıca avu&ccedil; i&ccedil;i ve ayak tabanına da uygulanmaktadır. Yine etkisi 5 ay kadar s&uuml;rmektedir. Botoks &ouml;zellikle yaz aylarında aşırı terlemeyi &ouml;nlemede b&uuml;y&uuml;k fayda sağlamaktadır.</p> <p>Her iki yanakta bulunan masseter kasının aşırı gelişmesi durumunda y&uuml;z kare şeklini alabilir. Kadınlarda bu kasın daha belirgin olması erkeksi bir ifade verebilir. Kadınlarda daha yuvarlak, oval bir y&uuml;z istendiğinden bu kasın i&ccedil;ine de botoks yapılarak kasın g&uuml;c&uuml;n&uuml;n azaltılması ve bu sayede kare g&ouml;r&uuml;nt&uuml; yerine oval bir y&uuml;z g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; elde edilir. Diş sıkma tedavisi de aynı şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. Masseter kası diş sıkıldığı zaman aktifleşir. Uygulanan botoks ile bu kas zayıfladığı i&ccedil;in kişi eskisi kadar dişlerini sıkamaz, rahatsızlık hissinden kurtulur b&ouml;ylece y&uuml;z g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; de ovalleşir.</p> <p>Botoks yaptırdıktan sonra botoks etkisinin daha uzun s&uuml;re olması i&ccedil;in botoks yapılan g&uuml;n, y&uuml;zdeki mimik kaslarını kasarak y&uuml;z hareketleri yapılmalıdır. Bu sayede kasın i&ccedil;ine yapılan botoks kasa daha iyi yayılır. Botoks yapılan g&uuml;n i&ccedil;inde ilk birka&ccedil; saatte eğilmemek ve uzanmamak gerekir. G&uuml;n&uuml; oturarak ya da ayakta ge&ccedil;irmek ilacın kasa daha sağlıklı dağılmasını sağlar.</p> <p>Kanıtlanmış bir bilgi olmasa da g&ouml;zlemler sonucu botoks etkisinin yaz aylarında biraz daha kısa s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</p> <h2><strong>Dolgu uygulaması</strong></h2> <p><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/cildinizde-yillarin-izlerini-dolgu-ile-silmek-mumkun">Dolgu uygulaması </a>botokstan farklı olarak y&uuml;zdeki hacmi artırır. İhtiya&ccedil; duyulan b&ouml;lgeye bir şey doldurularak bir hacim etkisi yaratır. Dolayısıyla dolgu; &ccedil;&ouml;k&uuml;k olan, belirgin olması gerekirken belirgin olmayan yerlere uygulanır. &Ouml;rneğin elmacık kemikleri d&uuml;zleştiyse, burundan dudak kenarına inen &ccedil;izgiler &ccedil;ok derinleştiyse, dudaklar inceyse dolgu maddesi uygulanarak bu b&ouml;lgelerin doldurulması veya kalınlaştırılması sağlanır.</p> <p>Y&uuml;zde belirginleştirilmesi istenen burun, &ccedil;ene, elmacık kemiği gibi yerlere dolgu maddesi le belirginlik verilir. Ayrıca daha ince daha kalın gibi farklı dolgu &ccedil;eşitleri de vardır. &Ccedil;ok ince olanlar g&ouml;zaltında yer alan &ccedil;izgilerde kullanılmaktadır. G&ouml;zyaşı oluğu denilen g&ouml;z b&ouml;lgesindeki yerlerde &ccedil;&ouml;kmeler varsa bu kişide yorgun bir ifade olmasına neden olabilir. Daha yumuşak dolgular ile bu b&ouml;lgeler doldurularak yorgunluk ifadesi giderilir.</p> <p>Piyasada en &ccedil;ok kullanılan ve tercih edilen hyal&uuml;ronik asit dolgularıdır. Hyal&uuml;ronik asit de botoks gibi bir m&uuml;ddet sonra etkisini kaybeder, deri altında eriyerek yok olur. Dolgunun uygulandığı yer, verilen dolgunun cinsi, b&ouml;lgenin ne kadar hareketli olup olmadığı gibi etkenler dolgunun erime hızını değiştirebilir. Ancak uygulanan yerde kalış s&uuml;resi ortalama 1 yıldır.&nbsp;</p> <p>Hidroksiapatit gibi daha farklı, kemik yapısına benzeyen ve y&uuml;ksek hacim veren dolgular da mevcuttur. Mesela yoğun dolgular &ccedil;ene hattının belirginleştirilmesi gibi ihtiya&ccedil;larda kullanılır.</p> <p>Dolgunun &ccedil;ok &ouml;zenle ve dikkatle uygulanması gerekir. &Ccedil;ok şiş ve doğal olmayan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde etmek kişi i&ccedil;in hoş olmayacaktır. Hastaya g&ouml;re dolgu uygulaması ayarlanmalı ve bazen ufak ameliyatlar ile kombine edilmelidir.</p> <p>V&uuml;cuda konan her yabancı cismi v&uuml;cudun kabul etmemesi normaldir. Bu &ouml;nceden anlaşılabilecek bir durum değildir. Y&uuml;ksek teknoloji sayesinde t&uuml;m malzemeler v&uuml;cuda en uygun olacak şekilde &uuml;retilir. Hyal&uuml;ranik asit zaten v&uuml;cutta bulunan ve su tutan bir maddedir. Cildin nemini sağlayan en &ouml;nemli maddelerden bir tanesidir. Cildin nemi mevsim, genetik ve yaş ile birlikte azalır. Dolayısıyla bu durumlarda hyal&uuml;ranik asit kullanılabilecek en uygun malzemelerden biridir. Ne olursa olsun kimyasal bir s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;tiği i&ccedil;in v&uuml;cudun bunlara reaksiyon g&ouml;sterme ihtimali yine de vardır. Reaksiyon olduğu zaman bunu bastıracak tedaviler de mevcuttur. Reaksiyonları &ouml;nleyecek tedavi ile bu durumlar geri &ccedil;evrilebilir. B&ouml;ylelikle v&uuml;cut uygulanan maddeye uyum sağlar ama bu &ccedil;ok şiddetli ise dolguyu bulunduğu yerden &ccedil;ıkarmak gerekir. Başka bir se&ccedil;enek de hiyaluronidaz denilen bir malzeme vardır. Bu, verilen hyal&uuml;ranik asidi yani dolguyu uygulandığı zaman eriterek dağıtır. Hem alerjik reaksiyonlarda hem de uygunsuz dolgu uygulamalarında b&ouml;lgeyi dolgudan temizlemek i&ccedil;in kullanılabilir.</p> <p>Dolgu her iki tarafta da aynı şekilde erimeyebilir diye bir d&uuml;ş&uuml;nce vardır. Bu doğru değildir. V&uuml;cudu tek par&ccedil;a olarak değerlendirmek gerekir. İki tarafa eşit miktarda uygulama yapıldıysa ve hasta bundan memnunsa ya da doktor da eşit g&ouml;r&uuml;yorsa, yine malzeme eşit miktarda erir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; verilen yanıt aynıdır. Aynı miktarda uygulanan dolgunun bir tarafta kalıp bir tarafta erimesi başka bir durumdan kaynaklanabilir. Mesela orada bir kist oluşmuştur. Gran&uuml;lom denilen dolgunun dışında bazı komplikasyonlar da gelişmiş olabilir. Neredeyse hi&ccedil; ger&ccedil;ekleşmeyecek durumlardan biridir.</p> <p>Alına da dolgu uygulanabilir. Alında kaşlar yukarıya kaldırıldığında enine &ccedil;izgiler oluşur. Bu &ccedil;izgiler dolgu ile doldurulabilir. Erkeklerde d&uuml;z bir alın alın daha erkeksi g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, kadınlarda ise daha bombeli bir alın estetik kabul edilir. Kadınlarda d&uuml;z akına bombelik vermek i&ccedil;in dolgu uygulaması yapılabilir. Temporel b&ouml;lge denilen alının her iki taraf bitiş yerinde bazen &ccedil;ukur bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; meydana gelir. Bu &ccedil;ukurların doldurulması i&ccedil;in dolgu uygulaması yapılır. &Ccedil;atık kaş g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;nde yine dolgu uygulaması yapılır.</p> <p>Burun ucunda bir t&uuml;msek ve onun altında bir &ccedil;ukur varsa, bu &ccedil;ukur doldurularak daha d&uuml;z bir burun elde edilir. Burun ucuna biraz uygulanabilir. Ancak burunda biraz daha sınırlı uygulama yapmak doğru olacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapılan her dolgu burnu biraz b&uuml;y&uuml;t&uuml;r bu y&uuml;zden &ccedil;ok dikkatli uygulama yapmak lazım. Dolgu uygulaması ge&ccedil;ici bir işlem olduğu i&ccedil;in de her yapılan uygulamada aynı istenen burun g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; elde etmek kolay olmayabilir. Ameliyat ile kesin bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m varsa &ouml;ncelikle ameliyat ile d&uuml;zeltilmesi &ouml;nerilir.</p> <p>Dolgu ellere de yapılabilir. Yaşlıların eline bakıldığında daha ince, damarların belirgin olduğu bir deri yapısı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Dolgu maddesinin elin altına uygulanarak bu damar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; giderilir ve daha dolgun bir el cildi sağlanır.</p> <p>Memeye dolgu yapılan durumlar vardır ancak &ouml;nerilmemektedir. Memeye dolgu uygulamasında aşırı miktarlarda dolgu malzemesi kullanılacağından enfeksiyon gibi durumlarda kontrol&uuml; &ccedil;ok zor durumlara neden olabilir. O kadar dolgu maddesini v&uuml;cuda vermek &ccedil;ok doğru değildir. Bu nedenle meme ve popoya dolgu uygulaması yapılması &ouml;nerilmemektedir. Ancak popoda istenmeyen gamze şeklinde bir &ccedil;&ouml;k&uuml;kl&uuml;k vardır.&nbsp; Sadece o &ccedil;&ouml;k&uuml;k b&ouml;lgeye ufak miktarlarda dolgu maddesi uygulanarak işlem ger&ccedil;ekleştirilebilir.</p> <p>G&ouml;zaltına yapılan dolgu uygulamasına ışık dolgusu denir. G&ouml;zaltına yansıyan ışığın &ccedil;ukurda karanlık, mor gibi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olmasını engellemek i&ccedil;in yapılır. Burada deri &ccedil;ok incedir ve altta hemen kemik yapı yer alır. &Ccedil;ok az miktarlarda bile belirgin bir hal alabilir. Bu y&uuml;zden ince kıvamlı bir dolguyu se&ccedil;mek gerekir.</p> <h2><strong>PRP</strong></h2> <p>Y&uuml;ze, ellere ve sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesini engellediği i&ccedil;in sa&ccedil;lı deriye uygulanır. Kişinin kendi kanından elde edilir. Herhangi bir yabancı madde bulunmaz. Sadece bir t&uuml;pte kanın i&ccedil;indeki faydalı olabilecek maddeler, diğer kan h&uuml;crelerinden ayırarak saflaştırılır. Kalan bu saflaştırılmış <a href="https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/prp-tedavisi-nedir">PRP</a> maddesi uygulama yapılacak alana noktalar halinde azar azar verilir. PRP&rsquo;de verilen faydalı h&uuml;creler cildin kalitesini artırır. Cilt daha parlak, diri, gen&ccedil; ve sağlıklı bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me kavuşur. Bazı izleri ve &ccedil;izgileri azaltır. Sa&ccedil; derisine uygulandığında sa&ccedil;ları g&uuml;rleştirir ya da d&ouml;k&uuml;lmesini engeller.</p> <h2><strong>Mezoterapi</strong></h2> <p>Mezoterapi uygulaması cildin kalitesini artırır, cildi yeniler, nemlendirir. Mezoterapi ile daha parlak ve diri g&ouml;r&uuml;n&uuml;mde bir cilt elde edilir. PRP&rsquo;den farklı olarak hazırlanmış olan malzemelerin cilde uygulanmasıyla yapılır. Mezoterapi cilt kalitesini artırmak i&ccedil;in cilde verilen sıvıların hepsidir. Bunların i&ccedil;inde genellikle cildin nemlenmesini sağlayan hyal&uuml;ronik asit mevcuttur.</p> <p>Somon DNA maddesi cilt kalitesini artırır ve mezoterapide kullanılır. Somon DNA&rsquo;da cildin ihtiya&ccedil; duyduğu bir takım aminoasitler de bulunur. Kırışıklıkların azalması sağlanırken daha nemli daha g&uuml;zel bir cilde kavuşmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p>Mezoterapi sa&ccedil;lara uygulandığında i&ccedil;eriğindeki vitamin ve mineraller ile sa&ccedil;ların d&ouml;k&uuml;lmesini &ouml;nlenir hatta yeniden sa&ccedil; &ccedil;ıkması bile sağlanabilir.</p> <p>En sık vitamin mineral kompleksleri ve hyal&uuml;ronik asit mezoterapinin olmazsa olmazlarıdır. Bunlar dışında cilt kalitesini artıracak pek &ccedil;ok y&ouml;ntem denenmiştir. Hepsinin yaşa g&ouml;re, cildin &ouml;zelliğine g&ouml;re bir takım faydaları vardır. Bunlar arasından en uygun olanı se&ccedil;ip hastaya uygun uygulama yapılması gerekir. Genellikle seanslar halinde mezoterapi yapılır. 3-4 seans uygulama yapılması işlemin kalıcılığını sağlar. Zor bir işlem değildir. Bir nevi i&ccedil;ten cilt bakımı yapılır.</p> <h2><strong>Dermapen</strong></h2> <p>İ&ccedil;inde &ccedil;ok sayıda ve k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k iğneler olan başlıklarla, cilde iğneleme yapılan bir sistemdir. Dermapen &ccedil;alıştırıldığı zaman bu başlıklar belirli bir titreşimle bu iğneleri cilde sık sık batırır. Buradaki ama&ccedil;, iğneler cilde battığı zaman cilt altındaki kolajen uyarılır. Uyarılan kolajen biraz daha sıkılaşarak iyileşir. Dolayısıyla dermapen sayesinde hem cilt sıkılaşır hem de dışarıdan uygulanan iğnelerle uyarılan deri sanki bir peeling etkisi yapmış gibi yenilenir. Kişiye dermapen yapıldığı zaman cildi uyararak cildin kendisini yenilenmesi sağlanır. &Ccedil;ok faydalı bir y&ouml;ntemdir. İyileşme s&uuml;resi 1 hafta s&uuml;rer. İğneler nedeniyle kızaran cilt 1 haftada eski formuna kavuşur. Cilt tipine ve kişinin ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re seanslar halinde yapmak gerekir.</p> <p>Dermapen akne izlerinde, g&uuml;neş lekelerinde, renk değişikliklerinde, kırışıklıklar ve kuruluk tedavisinde kullanılabilir. Cilt yenilemek i&ccedil;in ideal bir y&ouml;ntemdir.</p> <h2><strong>Soğuk lipoliz</strong></h2> <p>Soğuk lipoliz soğuk bir cihazla yapılan bir işlemdir. Hasta bu cihaza bağlanarak, hedeflenen yağ dokusunda belli bir ısıya inerek yağ dokusunda &ccedil;&ouml;z&uuml;lme olması sağlanır. Yağ dokusunu azaltmada belli miktarda etkilidir. Aşırı miktarda bir erime beklenmemesi gerekir. Seanslar halinde kişinin ihtiyacına g&ouml;re uygulama yapılır. Eğer yağlanma &ccedil;oksa ve deride de bir fazlalık varsa cerrahi gerekebilir.</p> <h2><strong>Fraksiyonel RF</strong></h2> <p>Fraksiyonel RF&rsquo;de aynı dermapende olduğu gibi cihazın yaklaşık 2*2 cm&rsquo;lik bir başlığı vardır. Bu başlığın i&ccedil;inde &ccedil;ok ince bir s&uuml;r&uuml; iğneler vardır. O iğneler cilde her bir atışta batar fakat bu sefer o iğnelerin ucuna ya da iğne boyunca radyofrekans enerjisi de verilir. Atışlarda hem iğne hem radyofrekans enerjisi ile cilt uyarılır. Radyofrekans enerjisi uygulandığı b&ouml;lgenin b&uuml;z&uuml;şmesini sağlar. Burası b&uuml;z&uuml;şt&uuml;k&ccedil;e deri sıkılaşır, bazı kırışıklıklar a&ccedil;ılır, deri daha diri bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; alır. Sıkılaşmaya bağlı bir gerilme etkisi olur. kaşlara, g&ouml;z kenarına, gıdı b&ouml;lgesine uygulanabilir. Hangi hastalara uygulama yapılacağının iyi belirlenmesi gerekir. Seanslar halinde uygulandığında etkisi daha net g&ouml;r&uuml;lmektedir. 1-2 yıl kalıcılık g&ouml;zlemlenir. Değişik başlıklarla karın &ccedil;evresine, koldaki ve bacaktaki gevşemiş ciltlere uygulanabilir.</p> <h2><strong>Akustik dalga tedavisi</strong></h2> <p>Akustik dalga tedavisinde verilen dalgalar ile yağ dokusunu par&ccedil;alayarak incelme ve sıkılaşma sağlanması hedeflenir. Genellikle bacak, basen, karın b&ouml;lgesindeki yağları ve buradaki sel&uuml;lit g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; azaltmak i&ccedil;in kullanılır. 3-4 veya belki daha fazla seanslar uygulanabilir. Ağrılı bir işlem değildir. Anestezi olmadan rahatlıkla hastaya uygulanabilen bir tedavidir. Yapılan b&ouml;lgeye g&ouml;re uygulama s&uuml;resi değişebilir. Etki s&uuml;resi de hastanın yağlanmamaya dikkat ederek, yaşamında alacağı &ouml;nlemlerle ilişkilidir.</p> <h2><strong>İp askı</strong></h2> <p>İp askı &ccedil;ok pop&uuml;ler bir y&ouml;ntemdir. Derinin altından ge&ccedil;irilen ip ile y&uuml;zdeki sarkıklıklar asılır, gerilir. Direk olarak cilt ipin altına sokulur. Cilt şakak b&ouml;lgesine, alında sa&ccedil;lı derinin i&ccedil;indeki kemiğin olduğu yere asılır. İp istenilen istikamette, istenilen sayıda cilt altından ge&ccedil;irilebilir. Nereye asılacaksa yukarıya &ccedil;ekilme ile asılır. Bu iğlerin y&uuml;zeyi balıksırtı gibi tırtırlıdır. Dolayısıyla cilt altına koyulan ip &ccedil;ekildiği zaman cilt altına tutunarak gerilir. Yukarıda asılan b&ouml;lgeye &ccedil;ağa gibi sabitlenir. Asma işlemi bu şekilde ger&ccedil;ekleştirilir ama bunun y&ouml;n&uuml; ve sayısı &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu işlem boyundaki sarkmaları germek i&ccedil;in kulak arkasına doğru da uygulanabilir. Lokal anestezi altında yapılır. Ameliyata g&ouml;re daha basit bir y&ouml;ntemdir. Son Fransız askılarının s&uuml;resi 4-5 yıla kadar uzayabilmektedir. Kişiye ve ciltteki sarkıklık derecesine, cilt kalitesine g&ouml;re değişmektedir. Cildi daha yağlı ve kalın ciltlerde etkisi daha az olur.</p> <h2><strong>&Ouml;r&uuml;mcek ağı ile cilt germe y&ouml;ntemi</strong></h2> <p>Cilt altına ağ şeklinde &ccedil;ok sayıda ip konur. Cilt altındaki kolajenin derinin altına yerleştirilen ipin etrafında b&uuml;z&uuml;şmesi beklenir. İp &ccedil;&uuml;nk&uuml; cilt altında bir reaksiyon yapar. Ağ şeklindeki ip cildi b&uuml;z&uuml;şt&uuml;r&uuml;r, ciltte gerilme ve sıkılaşma sağlar.</p> <h2><strong>Somon DNA</strong></h2> <p>Somon DNA mezoterapinin bir şeklidir. Tek başına verilebileceği gibi bazen diğer vitamin mineral kompleksleriyle karıştırılabilir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k iğneler ile ufak noktalar şeklinde cilde uygulama yapılır. Uygulama sonucunda cilt daha parlak, kaliteli, diri ve canlı g&ouml;r&uuml;n&uuml;me kavuşur. 2-3 seans uygulanabilir.</p> <h2><strong>Leke tedavisi</strong></h2> <p>Leke tedavisi lekenin neden olduğuna da bağlı olarak zor bir tedavidir. Bazı lekeler &ccedil;ok diren&ccedil;li olabilir. leke tedavisinde hem &ouml;ncesinde hem de sonrasında dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. En etkili tedavi peeling maskeleridir. Peelingler ile leke olan kısımda cildi soyarak, o leke olan b&ouml;lgeyi yok edip altından taze derinin gelmesi sağlanır.</p> <p>Bazı lazerler de leke tedavisinde kullanılabilir. Son yıllarda pop&uuml;ler olan leke lazeri denilen thulium lazer ve ND Yag lazer birka&ccedil; seansta bu lekeleri olumlu y&ouml;nde etkileyebilir. Leke tedavisinden sonra mutlaka g&uuml;neşten korunmak &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Yeniden leke oluşumunun &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmelidir.</p> <h2><strong>Kimyasal peeling</strong></h2> <p>Derinin &uuml;st tabakasını kimyasal bir takım maddeler ile yok ederek yani soyarak, alttan sağlıklı cildin &ccedil;ıkmasını sağlamak i&ccedil;in <a href="https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/kimyasal-peeling-nedir">kimyasal peeling </a>yapılır. Derinin &uuml;st tabakasında olan olumsuzluklar b&ouml;ylelikle yok edilir ve deri yenilenir. &Ccedil;eşitli kimyasal ajanlar kullanılır. En pop&uuml;lerleri trikloroasetik ve fenol gibi kimyasal maddelerdir. Bu maddeler deriye s&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Bir s&uuml;re bekletildikten sonra su veya sol&uuml;syonu ile cilt yıkanarak bu maddelerden uzaklaştırılır. Burada s&uuml;re &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Madde ciltte gerektiğinden fazla durursa yakmaya devam eder. Yeni deri oluşumunda g&uuml;neşten ve leke oluşturabilecek bazı durumlardan korunmak gerekir. Seanslar halinde uygulanabilir. Derinin yerine ve neden uygulandığına g&ouml;re bu kimyasal maddelerin yoğunluğunun artırılıp azaltılması &ouml;nemlidir. G&ouml;z &ccedil;evresinde d&uuml;ş&uuml;k yoğunlukta kullanılırken daha derin yerlerde daha yoğun dozlara ge&ccedil;ilebilir.</p> <h2><strong>Sel&uuml;lit tedavisi</strong></h2> <p><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/selulit-nedir-selulit-nasil-gecer">Sel&uuml;lit tedavisi </a>zor bir tedavidir. Radyofrekans, soğuk lipoliz ve akustik dalga gibi cerrahi dışı y&ouml;ntemler denenebilir. Bununla birlikte beslenme &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Lenfdrenajı ya da deriye vakumla masaj yapan aletler ile sel&uuml;lit g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n azaltılması sağlanabilir. Bunların hepsi kombine olarak da denenebilir. Sel&uuml;liti d&uuml;zelten bir takım mezoterapi ajanları vardır. Aynı y&uuml;zde olduğu gibi sel&uuml;litli b&ouml;lgeye iğne ile verilerek, sel&uuml;lit oluşturan neden a&ccedil;ılmaya &ccedil;alışılır. Y&uuml;zde y&uuml;z başarılı bir tedavi olmayabilir.</p> <h2><strong>Lazer tedavileri</strong></h2> <p>En sık kullanılan tedavi se&ccedil;eneklerindendir. Kimyasal peelingte yapılan işlem lazer ile de yapılabilir. Lazer ile derinin sorunlu b&ouml;lgesi belirli bir ısı ile yakılarak soyulma sağlanabilir. Lekelerde, izlerde lazere başvurulur. Bunların hepsi farklı dalga boyundaki cihazlarla yapılır. Lazer ile d&ouml;vme silinebilir. İnce kırışıklıklarda da başvurulabilir. Epilasyonda kullanılan ayrı lazer &ccedil;eşitleridir.</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al