Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Ateroskleroz

<p>Ateroskleroz, yani damar sertliği sorunu v&uuml;cuttaki t&uuml;m damarları tutabiliyor. Ancak en sık kalp damalarını tuttuğundan hayati risk barındıran &ouml;nemli bir sorun olarak kabul ediliyor.</p> <h2><strong>Ateroskleroz (Damar sertliği )nedir?</strong></h2> <p>Halk arasında damar sertliği olarak bilinen sistemik bir hastalıktır. V&uuml;cuttaki b&uuml;t&uuml;n damarları tutabilmektedir. Ancak en &ccedil;ok tuttuğu damar kalp damarları yani koroner arter damarlardır. Ardından sırasıyla boyun şah damarları, beyin ve diz damarları olmak &uuml;zere devam eder. B&ouml;brek damarları tutulumu ise &ccedil;ok ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Ateroskleroz,&nbsp;aterom plaklarından oluşan bir damar rahatsızlığıdır. Aterom plakları yağlı cisimciklerin oluşturduğu yani kolesterol adı verilen kan lipit d&uuml;zeylerinin belirlediği bir hastalık şeklidir. Bunun oluşmasına neden olan bir&ccedil;ok fakt&ouml;r vardır.</p> <h2><strong>Ateroskleroz (Damart sertliği) belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Genellikle &ccedil;ok uzun yıllar boyunca sessiz seyreder. Başlangıcı yıllar &ouml;ncesine dayanan hastalık oluşumundan yaklaşık 15-20 yıl gibi bir s&uuml;re sonunda bulgu vermeye başlar. Tutulum yaptığı yere g&ouml;re değişen bir&ccedil;ok şikayeti vardır. En sık karşımıza &ccedil;ıkan kalp damarlarının tuttuğu aterosklerozdur. İlk bulgu olarak genellikle kendisini g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı şeklinde g&ouml;sterir. Bu g&ouml;ğ&uuml;s ağrısına anjina adı verilmektedir. Stabil ve stabil olmayan iki şekli vardır. Genellikle hastalar hafif bir efor esnasında g&ouml;ğs&uuml;n orta b&ouml;lgesinde yanma, sıkışma ve baskı tarzında bir ağrı yaşamaktadır. Efor sonlandırıldığı zaman ağrının ge&ccedil;tiği s&ouml;ylenir. Bu bir damar tıkanıklığının ilk bulgusudur. Bazı hastalar ise istirahat halindeyken bile g&ouml;ğ&uuml;slerinde ağrı olduğunu s&ouml;ylerler. Bu da &ccedil;ok ciddi bir damar tıkanıklığı oluştuğunun bulgusudur.</p> <h2><strong>Ateroskleroz tanısı nasıl konur?</strong></h2> <p>Ateroskleroz bir diğer adıyla damar sertliği tanısında anjiyografi, doppler ultrasonu, efor testi, sintigrafi, bilgisayarlı tomografi gibi &ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerinden destek alınır.</p> <h1><strong>Ateroskleroz tedavisi nasıldır?</strong></h1> <p>İlk tedavisi hastalık &ccedil;ıkmadan &ouml;nce yapılması gereken koruyucu tedavidir. Bunun i&ccedil;in kilo dengesinin iyi ayarlanması, beslenme programının sağlıklı şekilde oturtulması, sporun yaşamın merkezinde olması &ouml;nemlidir. Sigara t&uuml;ketiminden tamamen ka&ccedil;ınarak alkol t&uuml;ketiminin minimalize edilmesi &ouml;nerilmektedir. Hastalık başladıktan sonra ise kalp hastalığı olarak değerlendirildiğinde yani kalp damarları tutulumu s&ouml;z konusu olduğunda bunun 3 ayaklı bir tedavi metodu vardır. Birincisi ila&ccedil;ların yeterli olduğu basamak, ikincisi yapılan anjiyografik &ccedil;alışmalar sonucunda ciddi bir darlık tespit edilirse o b&ouml;lgeye uygulanacak stent işlemleridir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; aşama ise stentlerin de yeterli olmadığı ve ameliyatın gerektiği ileri cerrahi işlemlerdir.</p> <h2><strong>Ateroskleroz hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>Ateroskleroz neden ortaya &ccedil;ıkar?</strong></li> </ul> <p>Ateroskleroza sebep olan bir&ccedil;ok neden vardır. Bunların en &ouml;nemlisi genetik yatkınlıktır. İkinci en &ouml;nemli sebebi sigara kullanımıdır. Ardından diyabet yani şeker hastalığı varlığı gelir. Obezite, kan lipit d&uuml;zeylerinin y&uuml;ksek seyretmesi, sedanter yaşam yani hareketsiz yaşam gibi bir&ccedil;ok fakt&ouml;r de etki etmektedir.</p> <ul> <li><strong>Ateroskleroz i&ccedil;in ne yemeli?</strong></li> </ul> <p>Aterosklerozdan korunmak i&ccedil;in en &ouml;nemli fakt&ouml;rler sağlıklı beslenme ve sigara kullanımından uzak durmaktır. Sigara kesinlikle t&uuml;ketilmemelidir. Diğer bir &ouml;nemli konu Akdeniz tipi diyet olarak bilinen &ouml;zellikle kırmızı et ve hayvansal yağlardan uzak; sebze, meyve ve zeytinyağı ağırlıklı ve &ouml;zellikle protein kaynağı olarak da balığın tercih edildiği bir beslenme şekli kalp sağlığı a&ccedil;ısından ve aterosklerozu &ouml;nleme a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Diğer bir &ouml;nemli fakt&ouml;r ise karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzak durmaktır. Karbonhidratların son yıllarda yapılan &ccedil;alışmalarda hayvansal yağlardan &ccedil;ok daha ciddi şekilde aterosklerozu tetiklediği ortaya &ccedil;ıkmıştır.</p> <ul> <li><strong>Ateroskleroz neye yol a&ccedil;ar?</strong></li> </ul> <p>Ateroskleroz genel bir isimdir ve tuttuğu organa g&ouml;re değişik hastalıklara neden olur. Damar tıkanıklığına yol a&ccedil;ar. Tıkadığı damara bağlı olarak bir&ccedil;ok ciddi hastalığa neden olabilir. Kalp damarları tıkanırsa kalp krizi ve kalp hastalığı tablolarına neden olabilir. Beyin damarlarını tutarsa felce neden olabilir. B&ouml;brek damarlarını tutarsa kronik b&ouml;brek yetmezliği, bağırsak damarlarını tutarsa bağırsak nekrozuna kadar giden &ccedil;ok ciddi hastalıklara ve bacak damarlarını tutarsa y&uuml;r&uuml;meyle ortaya &ccedil;ıkan periferik damar hastalıklarına neden olabilir.</p> <ul> <li><strong>Ateroskleroz i&ccedil;in ne iyi gelir?</strong></li> </ul> <p>Beslenme dışında en &ouml;nemli fakt&ouml;r spor ve hareketli yaşamdır. V&uuml;cut Kitle İndeksi&rsquo;nin (VKİ) normal sınırlarda tutulması, beslenme d&uuml;zenine dikkat edilmesi ve stresten uzak durulması &ouml;nemlidir. Stres ateroskleroz varlığının &ouml;nemli sebeplerinden bir diğeridir. Bu nedenle stres y&ouml;netimi ateroskleroz ile baş etmede &ouml;nemli fakt&ouml;rlerden biridir.</p>

Vaskülit

<p>Vask&uuml;lit, v&uuml;cuttaki t&uuml;m damarları etkileyebildiğinden bu durumdan tek bir hastalık olarak s&ouml;z edilmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; birden fazla rahatsızlığa ve hastalık grubuna sebep olabiliyor. Bu nedenle hayatı tehdit edici organ hasarları gelişmeden ve ge&ccedil; kalınmadan tedavisi ger&ccedil;ekleşmesi gerekiyor.</p> <h2><strong>Vask&uuml;lit nedir?</strong></h2> <p>Kan damar (atar damar, toplar damar ve kılcal damar) duvarlarının iltihabı anlamına gelen vask&uuml;lit, damarlarda kalınlaşma, daralma, zayıflama gibi değişiklikler yaparak damarların hasarlanmasına yol a&ccedil;ar. Bunun sonucunda damarın beslediği doku ve organlara kan akışı sınırlanacağı i&ccedil;in doku ve organ hasarı meydana gelir.&nbsp; Herhangi bir yerde herhangi bir tip ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte damar etkilenebileceği i&ccedil;in vask&uuml;litler tek bir hastalık değil, &ccedil;ok geniş ve &ccedil;eşitli hastalıkların oluşturduğu bir grup hastalıktır. Bir organ da, birden &ccedil;ok organ ve sistem de etkilenebilir. Akut (kısa s&uuml;reli) veya kronik (uzun s&uuml;reli) olabilir. Beh&ccedil;et hastalığı, dev h&uuml;creli arterit (temporal arterit), Takayasu hastalığı, poliarteritis nodoza, granulomat&ouml;z polianjiit, eozinofilik gran&uuml;lomat&ouml;z polianjiit, henoch sch&ouml;nlein purpurası, k&uuml;tan&ouml;z k&uuml;&ccedil;&uuml;k damar vask&uuml;liti bazı vask&uuml;litlere &ouml;rnek olarak sayılabilir. Her yaştan, her ırktan insanı etkileyebilir ama bazı &ouml;zel vask&uuml;lit t&uuml;rlerinin belli yaş gruplarında g&ouml;r&uuml;lme ihtimali daha fazladır.</p> <h2><strong>Vask&uuml;lit belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Ateş, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı, nefes darlığı, kanlı balgam, kronik sin&uuml;zit, kanlı kabuklu burun akıntıları, tekrarlayan ağız aftları, cinsel b&ouml;lgede yaralar, kronik kulak enfeksiyonları, işitme kaybı, eklem ağrıları ve şişmeleri, kas ağrıları, gece terlemesi, deri d&ouml;k&uuml;nt&uuml;leri, deride yaralar, v&uuml;cutta uyuşma ve kas kuvvetsizliği, g&ouml;zde kızarıklık, g&ouml;rme kaybı gibi belirtilerin biri veya birka&ccedil;ı beraber g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <h2><strong>Vask&uuml;litin tanısı nasıl konur?</strong></h2> <p>Tanıda bulgular, klinik muayene, laboratuvar testler, bazen biyopsi ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme teknikleri (grafiler, EKO, doppler, BT anjiyo, MR anjiyo) birlikte değerlendirilir. Vask&uuml;litler nadir g&ouml;r&uuml;len hastalıklar olduğu i&ccedil;in benzer bulgu belirtilere sebep olan diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı iyi yapılmalıdır. &Ouml;zellikle tanı konulamamış, sistemleri etkileyen bir hastalık s&ouml;z konusu olduğunda vask&uuml;lit akla gelmelidir. Bağışıklık sistemini baskılayıcı ila&ccedil; verileceğinden &ouml;zellikle enfeksiyonların dışlanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <h2><strong>Vask&uuml;litin tedavisi nasıldır?</strong></h2> <p>Vask&uuml;litin tedavisi tutulan damara, hasar g&ouml;ren organ-sistemine ve hastalığın şiddetine g&ouml;re farklılık g&ouml;sterir. Bazı vask&uuml;lit t&uuml;rleri kendiliğinden gerilerken ve basit ağrı kesiciler dışında tedavi vermek gerekmezken bazılarında hayatı tehdit edici organ hasarları gelişmeden sitotoksik ve kortizon i&ccedil;eren ila&ccedil;larla hızlıca tedaviye başlanıp damar iltihabı kontrol altına alınmalıdır. Vask&uuml;litlerin bazıları tekrarlama eğilimi g&ouml;sterdiği i&ccedil;in genellikle uzun s&uuml;reli devam tedavileri verilir. Bazı vask&uuml;litlerin beraberinde kronik hepatit B ve kronik hepatit C enfeksiyonları olabilir, b&ouml;yle durumlarda &ouml;nce bu enfeksiyonların tedavisi yapılmalıdır. Bazen de vask&uuml;litin altından kanser hastalıkları, romatoid artrit ve bağ doku hastalıkları gibi romatizmal hastalıklar &ccedil;ıkabilir. Yine &ouml;ncelikle bu altta yatan hastalıklar tedavi edilmelidir.</p> <h2><strong>Vask&uuml;lit hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>Vask&uuml;lit neden ortaya &ccedil;ıkar?</strong></li> </ul> <p>Vask&uuml;litlerin kesin nedeni hen&uuml;z bilinmemektedir. İmm&uuml;n sistem (bağışıklık sistemi) yanlış &ccedil;alışarak damarları yabancı bir işgalci olarak algılar ve onlara savaş a&ccedil;ar. Kişinin genetik yatkınlığı, enfeksiyonlar gibi bazı &ccedil;evresel fakt&ouml;rler varlığında ortaya &ccedil;ıkabilir. Sigara i&ccedil;mek, kronik hepatit B ve hepatit C taşıyıcısı olmak, romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus gibi diğer romatizmal hastalıklara sahip olmak vask&uuml;litin ortaya &ccedil;ıkmasına sebep olabilir. Bazı yabancı maddeler, ila&ccedil;lar ve kanserler de vask&uuml;lite sebep olabilir.</p> <ul> <li><strong>Vask&uuml;lit neye yol a&ccedil;ar?&nbsp; </strong></li> </ul> <p>Bazı vask&uuml;litler tedavi edilmezse organ hasarları (b&ouml;brek yetmezliği, akciğer hasarı), kan pıhtılaşmaları , inme, anevrizma denilen damar genişlemeleri, kalıcı g&ouml;rme kaybı, ve ciddi enfeksiyonlara yol a&ccedil;abilir.</p> <ul> <li><strong>Vask&uuml;lit i&ccedil;in ne yemeli ne yememeli?</strong></li> </ul> <p>Vask&uuml;litin &ouml;zel bir diyeti yoktur.Sağlıklı, akdeniz tipi beslenme, lifli gıdalardan , az yağlı s&uuml;t &uuml;r&uuml;nlerinden, yağsız et &uuml;r&uuml;nlerinden, meyve ve sebzeden bol ve dengeli beslenme &ouml;nemlidir. Yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durulmalıdır. Bol su i&ccedil;ilmelidir. Alkol verilen iltihap baskılayıcı ila&ccedil;larla beraber karaciğeri etkileyebileceği i&ccedil;in t&uuml;ketilmemelidir. Bu hastalar genellikle kortizon kullandıklarından dolayı tuzsuz yemeli, yine kortizonlu ila&ccedil;ların kemik erimesi yan etkilerinden dolayı kalsiyum ve D vitamini destekleri almaları yararlıdır.</p> <ul> <li><strong>Vask&uuml;lite ne iyi gelir?</strong></li> </ul> <p>D&uuml;zenli egzersiz yapılması (y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, y&uuml;zme, aerobik, pilates, bisiklet, dans)&nbsp; mutluluk verdiği,&nbsp; kemik erimesinden koruduğu,&nbsp; formda kalmayı ve din&ccedil; olmayı sağladığı i&ccedil;in vask&uuml;lit hastalarında yararlıdır. Herkes kendine iyi gelen sevdiği egzersizi yapmalı, kendini egzersiz konusunda aşırı zorlamamalıdır. Vask&uuml;lit yorgunluk ve halsizlik yapabileceği i&ccedil;in vask&uuml;lit hastaları aynı zamanda yeteri kadar dinlenmeli, uykularına dikkat etmelidir. Sigara, damar duvarlarında daralmaya ve akciğer hastalığına yol a&ccedil;acağı i&ccedil;in sigarayı bırakmak &ccedil;ok elzemdir. Sosyal destek, aile ve arkadaşlarla olabildiğince &ccedil;ok vakit ge&ccedil;irmek stresin azaltılmasında etkilidir. Vask&uuml;liti olan diğer hastalarla hasta grupları oluşturmak onlarla bir araya gelmek yine hastaların kendilerini yalnız hissetmemeleri a&ccedil;ısından yararlı olabilir.</p>

Keratokonus

<p>Kornea rahatsızlıkları arasında yer alan ve g&ouml;rme kaybına yol a&ccedil;abilen keratokonus hastalığının erken teşhisi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. &Ouml;zellikle 10-20 yaş aralığında hızlı bir şekilde seyreden keratokonus hastalığı tedavi edilmediği takdirde kornea nakline sebep olabiliyor.&nbsp; Keratokonus hastalığının ilerlemesinin &ouml;n&uuml;ne Korneal &Ccedil;apraz Bağlama (Corneal Cross Linkin) tedavi y&ouml;ntemi ile ge&ccedil;ilebiliyor.</p> <h2><strong>Keratokonus nedir?</strong></h2> <p>G&ouml;z k&uuml;resinin en &ouml;ndeki saydam tabakası olan ve etraftaki cisimleri g&ouml;rmeyi sağlayan korneanın &ouml;ne doğru bombeliğinin artması (sivrileşmesi) ve aynı zamanda incelmesi ile kendini g&ouml;steren hastalığa &ldquo;Keratokonus&rdquo; denilmektedir.</p> <h2><strong>Keratokonus hastalığının belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Kornea şeklinin ve kırıcılığının değişmesine paralel olarak, hastalarda miyop ve d&uuml;zensiz astigmatizmanın artması ile buna bağlı g&ouml;rme seviyesinin ve kalitesinin giderek bozulması keratokonusun belirtileri arasında yer alır. İleri evrelerde g&ouml;rme d&uuml;zeyi ve kalitesi olduk&ccedil;a d&uuml;şerken, &ccedil;ok daha ileri d&uuml;zeyde ve kontrol altına alınamayan vakalarda korneada &lsquo;hidrops&rsquo; ve buna bağlı korneal skar g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <h2><strong>Keratokonus hastalığının nedenleri nelerdir? </strong></h2> <p>Nedeni tam olarak ortaya konulamayan keratokonus hastalığının yapılan bazı bilimsel &ccedil;alışmalara g&ouml;re genetik ge&ccedil;iş ile olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte alerjik konjonktivit rahatsızlığı ve buna bağlı g&ouml;z&uuml;n s&uuml;rekli ovalanması da &ouml;nemli risk farkt&ouml;rleri arasında yer alır. Ayrıca Down Sendromu, Marfan Sendromu, Osteogenezis Imperfekta gibi bazı sistemik ve genetik hastalıklara sahip olunması da hastalık i&ccedil;in risk fakt&ouml;r&uuml; oluşturur.</p> <h2><strong>Keratokonusun teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>10-20 yaş aralığında, g&ouml;zl&uuml;k numarası s&uuml;rekli y&uuml;kselen, sık sık g&ouml;zl&uuml;k değiştiren ve alerjik konjonktivit hikayesi olan hastalarda keratokonus ihtimali g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulmalı ve değerlendirme buna g&ouml;re yapılmalıdır. Bu tip olgularda kesin tanı koyabilmek i&ccedil;in mutlaka kornea topografisi (kornea haritası) &ccedil;ekilmelidir.&nbsp;</p> <h2><strong>Keratokonus hastalığının tedavisi nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Keratokonus hastalığının tedavisi 3 başlık altında toplanmaktadır. İlk olarak risk fakt&ouml;rlerinin en aza indirgenmesi i&ccedil;in gerekli tedbirlerin alınması ve hastalara bilgi ve eğitim verilir. Tedavinin ikinci basamağı ise &ouml;nlem alınmasına rağmen keratokonusu ilerleme g&ouml;steren, g&ouml;rme d&uuml;zeyi giderek bozulan ve korneası incelen hastalara uygulanan &ldquo;Korneal &Ccedil;apraz Bağlama (Cross-Linking)&rdquo; işlemi oluşturur. Bu y&ouml;ntem hastalığın ilerlemesini durduran en etkili y&ouml;ntem olmaktadır. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; basamakta ise hastalığa bağlı oluşan g&ouml;rme bozukluğunun d&uuml;zeltilmesi yer almaktadır. Erken evre keratokonus hastalarına sadece g&ouml;zl&uuml;k ya da yumuşak kontakt lensler yeterli gelirken, daha ileri olgularda sert gaz ge&ccedil;irgen, yumuşak keratokonus, hibrit ve skleral lensler gibi daha &ouml;zellikli kontakt lensler kullanılır. Kornea kalınlığı belirli bir d&uuml;zeyin altına inmemiş hastalarda ise kornea i&ccedil;erisine yerleştirilen halka (intrastromal ring) tedavisi uygulanır. Bu uygulama hastalarda g&ouml;rme d&uuml;zeyini artırabilmektedir.&nbsp; T&uuml;m bu tedavilerle g&ouml;rme d&uuml;zeyi artırılamayan ileri evre keratokonus hastalarına son &ccedil;are olarak kornea nakli yapılmaktadır.</p> <h2><strong>Keratokonus hastalığı ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Keratokonus hastalığı hangi yaşlarda g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Keratokonusun g&ouml;r&uuml;lme yaşı t&uuml;m d&uuml;nyada değişkenlik g&ouml;stermekle birlikte, genellikle 10&rsquo;lu ve 20&rsquo;li yaşlarda başlamaktadır.</p> <p><strong>G&ouml;z ovalamak keratokonus &uuml;zerindeki nasıl bir etki yaratır?</strong></p> <p>Yapılan &ccedil;alışmalar g&ouml;z&uuml; mekanik olarak ovalamanın kornea yapısını kalıcı ya da ge&ccedil;ici olarak değiştirebileceğini g&ouml;stermektedir. G&ouml;z ovalama hareketi hastalığa tetikleyici ya da ilerletici etki yapabilmektedir.</p> <p><strong>Hastalığın teşhisinde erken tanı &ouml;nemli midir?</strong></p> <p>İleri evrede olan keratokonus hastalarının b&uuml;y&uuml;k bir kısmında kornea nakli gerekmektedir. Bu hastalıkta erken tanı ve erken m&uuml;dahale b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.</p>

Rota Virüsü

<p>D&uuml;nyada yılda yaklaşık altı y&uuml;z bin &ccedil;ocuğun hayatını kaybetmesine sebep olan Rotavir&uuml;s, ila&ccedil;sız ancak doktor takibiyle tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak tanımlanıyor. 5 yaşına kadar her &ccedil;ocuğun en az 1 kez ge&ccedil;irdiği rotavir&uuml;s enfeksiyonu aşı ile de &ouml;nlenebiliyor. Rotavir&uuml;s aşısının tehlikeli yan etkileri olduğuna dair yaygın kanının aksine, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde aşı g&uuml;venle kullanılabiliyor. Memorial Sağlık Grubu &Ccedil;ocuk Sağlığı ve Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml; Uzmanları, rotavir&uuml;s hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;s nedir?</strong></h2> <p>Rotavirus, t&uuml;m d&uuml;nyada &ccedil;ocuklarda en sık ciddi ishale yol a&ccedil;an mikroorganizmadır. 5 yaşına kadar her &ccedil;ocuk en az 1 kez rotavirus enfeksiyonu ge&ccedil;irir. 4-36 ay arasındaki &ccedil;ocuklarda rotavirus daha ciddi ishallere sebep olur. Gelişmekte olan &uuml;lkelerde 0- 2 yaş arası &ccedil;ocuklarda ani ortaya &ccedil;ıkan ishallerin %50&rsquo;sinin sebebidir. Rota vir&uuml;s&uuml; mide-bağırsak sisteminin viral bir enfeksiyondur. Rotavir&uuml;s, &ouml;zellikle 2 yaş altı &ccedil;ocuklardaki akut ishallerin en sık nedenlerinden biridir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde genellikle hastane yatışlarının sebebidir. Aşırı kusma ve ishal, hayatı tehdit eden sıvı kaybı nedeniyle hastane şartlarında tedavi gerekli olabilir.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;s belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Bu vir&uuml;s, cerrahi m&uuml;dahale gerektiren rahatsızlıkları taklit edebilir. Doktor desteği gerekir. &Ccedil;ocuk vir&uuml;s&uuml; aldıktan 1- 2 g&uuml;n sonra belirtileri g&ouml;stermeye başlar. En sık g&ouml;r&uuml;len belirti ishaldir. Dışkı genellikle yeşil, sulu ve kansızdır. Beraberinde kusma ve ateş de olabilir. Karın ağrısı bu tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler 1 hafta s&uuml;rebilir.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;s neden olur?</strong></h2> <p>Etken ağız yoluyla bulaşır. Mikrop bulaşmış besinlerin yanı sıra, oyuncaklarda ve diğer y&uuml;zeylerde bulunması, kişisel eşyaların da bir bulaşma mekanizması olduğunu g&ouml;stermiştir. Aile i&ccedil;i yayılma sıktır ve evde birden &ccedil;ok ferdi aynı anda etkileyebilir. Ayrıca yuva ve kreşlerde de bulaşma hızlı olabilir. İshal bittikten sonra 3 g&uuml;n daha dışkı yoluyla bulaşma olabileceği ve &ldquo;Rotavir&uuml;s&rdquo;e bağlı şikayetler başlamadan bulaştırıcılığın başladığı unutulmamalıdır. Ayrıca bu rahatsızlık &ccedil;oğu zaman yiyeceklerle değil, insandan insana ya da enfekte y&uuml;zeylerde canlı kalarak insanlara bulaşmaktadır. Bu nedenle &ouml;rneğin yuvalarda alt değiştirmeler bulaşma riskini &ccedil;ok artırır.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;s tanısı nasıl konulur?</strong></h2> <p>Hastanın anamnezi alındıktan, rotavir&uuml;s ishali olup olmadığı &ouml;ğrenildikten sonra rotavir&uuml;s tanısında, dışkı &ouml;rneklerinde, rotavir&uuml;s&uuml;n antijenlerini saptayan testler sıklıkla kullanılmaktadır. Bu testler hızlı ve doğru tanı konmasını kolaylaştırmışlardır.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;s nasıl tedavi edilir?</strong></h2> <p>Hastalığın kendine &ouml;zg&uuml; bir tedavisi yoktur. Antibiyotikler tedavide gereksizdir hatta ishal ve kusmayı k&ouml;t&uuml;leştirebilirler. Yapılması gereken şey kusmanın yoğun olduğu d&ouml;nemde mideyi dinlendirdikten sonra ağızdan &ccedil;ok yavaş (5 dakikada bir tatlı kaşığı) sıvı vermektir. Sıvı kaybının &ccedil;ok olduğu d&ouml;nemlerde verilmesi en uygun sıvı tuzlu şekerli karışımlardır. Bunlar &ccedil;ocuk tarafından alınmadığı takdirde pirin&ccedil; suyu, meyve &ccedil;ayları, az yoğurtlu ayran verilebilir. Su ve tuz alımının dengesine &ouml;zen g&ouml;stermek gerekir. &ldquo;Rotavirus&rdquo; salgınları olduğunda sağlıklı &ccedil;ocuklara probiyotik verilmesinin de hastalığı engelleyebildiği g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</p> <h2><strong>Rotavir&uuml;sle ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Rotavir&uuml;s tedavisinde nelere dikkat edilir?</strong></p> <ul> <li>İyileşmeye b&uuml;y&uuml;k katkısı olan anne s&uuml;t&uuml; kesinlikle kesilmemelidir.</li> <li>İshalde sıkı diyetler &ouml;nerilmemektedir ama yağlı ve şekerli yiyeceklerden bir miktar ka&ccedil;ınmak gerekir.</li> <li>Diyetin &ccedil;ocuğun tolere ettiği şekilde geliştirilmesi &ouml;nemlidir.</li> <li>Anne babaların kilo kaybı ve iştahsızlıkla ilgili endişeleri olsa da bu s&uuml;re&ccedil;te &ouml;nemli olan &ccedil;ocuğun yeterince sıvı almasıdır. &Ccedil;ocukların, kilo verseler bile hastalık sonrası s&uuml;ratle bu kiloların geri aldıkları unutulmamalıdır. Ayrıca &ccedil;ocuğu yemesi i&ccedil;in zorlamak kusmaya neden olabilir.</li> <li>Probiyotik kullanımının hastalığın s&uuml;resini bir g&uuml;n kadar kısalttığı ve şiddetini azalttığı&nbsp; g&ouml;zlenmiştir.</li> <li>Sıvı kaybı olmadan hemen damar yolundan sıvı vermek gereksizdir ancak sıvı kaybı başladığı noktada ağızdan rehidratasyon tekniği (az az sık sık i&ccedil;irmek) etkisiz hale gelirse damar yolundan sıvı verilmesi gerekebilir.</li> </ul> <p><strong>Rotavir&uuml;sten korunma yolları nedir?</strong><br /> Korunması g&uuml;&ccedil; bir vir&uuml;st&uuml;r. Kolay bulaşır ve bir&ccedil;ok kez hastalık yapabilir. Ancak aşı ile korunma sağlanabilir. Bulaşıcı ve sık g&ouml;r&uuml;len bu hastalıktan &ccedil;ocukları korumak aşı ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. İlk rotavir&uuml;s aşı &ccedil;alışmasında yan etki olarak bağırsak d&uuml;ğ&uuml;mlenmesi g&ouml;zlemlenmiş olsa da, yapılan &ccedil;alışmalar sonrasında ortaya &ccedil;ıkarılan rotavir&uuml;s aşıları ile bu yan etki ortadan kaldırılmıştır.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı nasıl yapılır?</strong></p> <p>Toplam &uuml;retici firmanın aşısına g&ouml;re 2 ay ara ile 2 veya 3 doz, ağızdan verilir. Son aşının 6-8. ayda tamamlanması gerekir. İki doz uygulanan rotavir&uuml;s aşısında son dozun en ge&ccedil; 6. ayda, 3 doz uygulanan firmanın aşısında son dozun en ge&ccedil; 8. ayda tamamlanması gerekir. Rotavir&uuml;s aşıları &uuml;lkemizde uygulanan diğer &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı aşılarıyla eş zamanlı verilebilir. Farklı rotavir&uuml;s aşılarıyla doz rejiminin tamamlanması &ouml;nerilmez. Rotavir&uuml;s aşıları, canlı viral aşılar olduğundan bağışıklık yetmezliği olan bebeklere &ouml;nerilmez.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı ne zaman yapılmalı?</strong><br /> Rotavir&uuml;s aşılamasına ilk 6-12 haftada başlanmalıdır, aşının ilk dozuna başlama yaşı 3 ayı ge&ccedil;memelidir.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı fiyatı nedir?</strong><br /> Rotavir&uuml;s aşısı fiyatı sağlık kurumlarından &ouml;ğrenilebilir.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı ateş yapar mı?</strong><br /> Rotavir&uuml;s aşısının yan etkileri arasında ateş de yer alır. Ancak her &ccedil;ocukta ateş g&ouml;r&uuml;lmeyebilir.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı yan etkileri nelerdir?</strong></p> <p>Ge&ccedil;ici ishal ya da kusma, ateş ve iştah kaybı yan etkiler arasındadır. Ancak her &ccedil;ocukta da bu yan etkiler g&ouml;r&uuml;lmeyebilir.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s aşısı gerekli mi?</strong><br /> Rotavir&uuml;s rutin aşılama takviminde bulunmamakla birlikte sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in aşılanma gereklidir.</p> <p><strong>Birden fazla kez rotavir&uuml;s olunur mu?</strong><br /> Bir kez rotavir&uuml;s nedeniyle ishal olan &ccedil;ocuk, ilerde yeniden rotavir&uuml;s enfeksiyonu ge&ccedil;irebilir. Burada iyi olan tek şey, bağışıklık sisteminin biraz daha hazırlıklı olmasıdır. İlk rotavir&uuml;s enfeksiyonundan sonra ge&ccedil;irilen diğer rotavir&uuml;s enfeksiyonları, biraz daha hafif atlatılabilir.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;ste en korkulan şey nedir?</strong></p> <p>Rotavirus enfeksiyonunda en &ccedil;ok korkulan şey, sıvı ve elektrolit kaybıdır. Dehidratasyon dediğimiz, v&uuml;cut sıvısı ve elektrolit kaybının derecesi, tedavinin ne şekilde olması gerektiğini belirler. Hastalık sırasında g&uuml;nde 10- 20 kez ishal olabileceği gibi, sık sık kusma da s&ouml;z konusu olabilir. Bu gibi ciddi durumlarda hastaneye yatırılıp, uygun sıvı tedavisine başlamak doğru olacaktır. Hafif vakaların, evde ağızdan sıvı tedavisi ile d&uuml;zelmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ateş i&ccedil;in de ateş d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml;lerden yararlanılır.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;ste antibiyotik etkili mi?</strong><br /> Antibiyotiklerin rotavir&uuml;s &uuml;zerinde bir etkisi bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Rotavir&uuml;s diyeti var mı?</strong><br /> &Ccedil;ocuğa pirin&ccedil; suyu, meyve &ccedil;ayları, az yoğurtlu ayran verilebilir. Ayrıca probiyotik &ouml;nerilir. Sıvı ve tuz dengesine dikkat edilmelidir.</p> <p><strong>İshal nedir?</strong></p> <p>İshal (diyare), dışkının su i&ccedil;eriğinin ve sıklığının artması olarak tanımlanabilir. Bağırsak hareketlerinin artması, bağırsakta emilimin azalması ile g&uuml;nl&uuml;k dışkı miktarının artması ve dışkının daha sulu olup kıvamının bozulması olarak da a&ccedil;ıklanabilir.</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

CAD EYE Yapay Zeka Teknolojisi

<p>Kalın bağırsak ya da bir diğer adı ile kolon kanseri d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor. Kolorektal kanserlerin ortaya &ccedil;ıkmasında; genetik fakt&ouml;rler, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle giderek yaygınlaşan bağırsak poliplerinin tanı ve tedavisinde ge&ccedil; kalınması &ouml;nemli rol oynuyor. Bağırsak poliplerinin erken d&ouml;nemde&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/endoskopi/kolonoskopi.html">kolonoskopi</a>&nbsp;ile tespit edilmesi, tanısının konulması ve takip edilmesi, bu oluşumların ciddi hastalıklara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p hayati tehlikeye yol a&ccedil;maması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Endoskopik uygulamalarda CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin hata payı olmadan belirlenmesini sağlayarak, hastalığın tanı ve tedavisinde yer tutuyor.</p> <h2><strong>CAD EYE teknolojisi nedir?</strong></h2> <p>Bağırsak kanalının i&ccedil; y&uuml;zeyinden y&uuml;kselen anormal b&uuml;y&uuml;meler olarak tanımlanan ve &ccedil;oğunlukla iyi huylu olan kalın bağırsak polipleri, ihmal edildiği takdirde ilerleyip b&uuml;y&uuml;yerek kalın bağırsak kanserine d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. 50 yaşın &uuml;zerindeki kişilerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinde g&ouml;r&uuml;len kolon poliplerinin bir kısmı kalın bağırsak kanserine ilerlemektedir. Bağırsak poliplerini saptamadaki en g&uuml;venilir y&ouml;ntem de kolonoskopik incelemelerdir. Bağırsak polipleri, modern &ccedil;ağın en gelişmiş kolonoskopi teknolojisi CAD EYE yapay zeka ile pratik bir şekilde tespit edilebilmekte, b&ouml;ylelikle kalın bağırsak kanseri gibi hayati sonu&ccedil;ları olabilecek ciddi bir hastalığın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi ile kalın bağırsak kanserine neden olabilecek poliplerin belirlenip &ccedil;ıkarılması, b&ouml;ylelikle kanserin oluşmadan &ouml;nlenmesi sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin kansere d&ouml;n&uuml;şmeden erken aşamada tespit edilmesini sağlayan bir sistemdir. Kolonoskopi cihazına eklenen &ouml;zel bir işlemci sayesinde, detaylı ek bilgiler sağlar ve kolon poliplerinin tespit edilme oranını m&uuml;kemmel seviye getirir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;nasıl uygulanıyor?</strong></h2> <p>S&uuml;re&ccedil; a&ccedil;ısından normal kolonoskopiden bir farkı yoktur. İşlem &ouml;ncesi hasta doktorunun talimatları ile bağırsak temizliğini ger&ccedil;ekleştirmektedir. İşlem g&uuml;n&uuml;nden bir gece &ouml;nce yemek ve su alımı durdurulur. Uygulama, anestezi uzmanları tarafından hasta uyutularak ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaya sedasyon uygulandıktan sonra kalın bağırsak, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenir. Kalın bağırsakta polip saptanması durumunda polipin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, polipin sınıflandırması ve yerleşim yerine g&ouml;re tedavi se&ccedil;enekleri planlanır. Poliplerin &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğu kolonoskopi sırasında &ccedil;ıkartılır. Ancak b&uuml;y&uuml;k boyutta olan bazı endoskopik &ouml;zelliklere g&ouml;re t&uuml;m&ouml;r olacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len poliplerde ileri endoskopik işlemler (ESD, EMR, EFTR) gerekebilir. Kolonoskopi işleminin deneyimli kişiler tarafından yapılması, bu poliplerin tanınması ve &ouml;zelliklerinin belirlenmesi tedavi kararı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.&nbsp;</p> <p>Bazı kalın bağırsak poliplerinin kolonoskopi sırasında tanınması ve g&ouml;r&uuml;lmesi zor olabilmektedir. Bu nedenle k&uuml;&ccedil;&uuml;k poliplerin atlanmaması ve taranması i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılmakta, tarama i&ccedil;in yeterli zaman ayrılmakta ve bazı &ouml;zel endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodları uygulanmaktadır.</p> <p>T&uuml;m bunlara ek olarak yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak polipleri ve t&uuml;m&ouml;rlerin saptanmasında &ouml;nemli avantajlar sunmaktadır. CAD EYE yapay zeka, kolonoskopi sırasındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri hem doktorun ekranına yansıtmakta hem de kendi yapay zeka işlemcisine g&ouml;ndermektedir. Bu sayede kolon poliplerinin saptanma oranını m&uuml;kemmel seviyelere &ccedil;ıkarmaktadır.&nbsp;</p> <p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p> <p><strong>Uygulama ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kolonoskopik incelemeler &ccedil;oğunlukla 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ancak polip saptanması durumunda, polipin &ccedil;ıkartılması nedeniyle ya da daha &ouml;nce karın ameliyatı ge&ccedil;irmiş hastalarda işlem s&uuml;resi artabilir.&nbsp;</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>Kolonoskopi işlemi g&uuml;n&uuml;birlik bir uygulamadır. İşlemden sonra hasta sedasyonun etkisinin ge&ccedil;mesi beklendikten sonra taburcu edilebilir. M&uuml;mk&uuml;nse işlem g&uuml;n&uuml; yanında bir refakat&ccedil;i ile gelmesi &ouml;nemlidir. O g&uuml;n araba kullanması ve ağrı bir iş yapması &ouml;nerilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalar işlem sonrasında ilk &ouml;ğ&uuml;nlerinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenebilir. Bu d&ouml;nemde ağır, yağlı ve baharatlı yiyecekler tercih edilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Bağırsak polipleri i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Yaş, aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, sigara ve alkol kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite,&nbsp; &uuml;lseratif kolit ve Crohn gibi bir iltihabi bağırsak hastalıkları risk fakt&ouml;rleri arasındadır.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Bağırsak polipleri genellikle sessizce ilerleyip, hi&ccedil;bir bulguya neden olmayacağı gibi karın ağrısı, ishal, kabızlık, karında şişlik, dışkıda kan g&ouml;r&uuml;lmesi, dışkı şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, kansızlık, demir eksikliği gibi belirtilerle de ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Anormal doku b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanan polipler, ilerleyen d&ouml;nemlerde kansere d&ouml;n&uuml;şebileceği i&ccedil;in, tespit edildiğinde mutlaka alınmalıdır. Polip varlığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren durumlarda da mutlaka işlem yapılmalı, polip saptama oranını artırmak i&ccedil;in de y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskopik cihazlar ve yapay zeka kullanılmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>CAD EYE teknolojisi mide kanseri i&ccedil;in de kullanılabilir mi?</strong></p> <p>Bu uygulamanın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nemlerde mide hastalıkları i&ccedil;in de kullanılması ve erken d&ouml;nem kanserleri tespit etmesi planlanmaktadır.</p>

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Kardiyak MR

<p>Kardiyak MR, girişimsel işleme gerek duyulmadan kalp hastalıklarının tipi ve &ouml;zellikleri konusunda detaylı bilgi vererek hastalığa hızlı teşhis konulmasını ve doğru tedavi planlaması yapılmasını sağlayan olduk&ccedil;a etkin bir tanı y&ouml;ntemidir. Y&uuml;ksek kalite g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sağlarken radyasyon maruziyetine yol a&ccedil;maması ile de tercih edilen g&uuml;venli y&ouml;ntemler arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Kardiyak MR </strong><strong>nedir? </strong></h2> <p>Kardiyak MR, radyo dalgaları, manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak kalbin detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinin alınmasını sağlayan ileri d&uuml;zey bir kardiyovask&uuml;ler g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodudur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>En sık kullanıldığı alanlardan biri kalp yetersizliğidir. Kalp yetersizliği derecesi, odacık ve kapaklarda yarattığı değişiklikler, kalp yetersizliğinin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ml&uuml; olup olmaması konusunda ileri d&uuml;zey bilgi sağlamaktadır. Bunun dışında yukarıda da belirtildiği gibi perikard (kalp zarı), doğumsal kalp hastalıkları, kapak hastalıkları, aort hastalıkları; koroner arter hastalığında kalp kasının etkilenme derecesi ve oksijenlenme bozukluğu olup olmadığı kardiyak MR&rsquo;ın rahatlıkla yol g&ouml;stereceği alanlardır.</p> <p>Kardiyak MR ayrıca &ccedil;arpıntı, bayılma, baş d&ouml;nmesi, ritim bozukluğu olan hastalarda, buna neden olabilecek bir odak veya anatomik, hemodinamik sebep olup olmadığının araştırılmasında da kullanılmaktadır. Doğuştan kalp hastalıklarının ve aort hastalıklarında ekokardiyografi ile g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi k&ouml;t&uuml; olan ve tanı konamayan hastalarda radyasyon vermeden, acısız ağrısız şekilde tanı konulmasını sağlar ve takip ve tedavisi s&uuml;recinde yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> nasıl yapılır?/ Nasıl uygulanır? Kişiyi nasıl bir s&uuml;re&ccedil; bekler?</strong></h2> <p>Hastalardan &ouml;ncelikle tıbbi hikayesi detaylı olarak alınıp; hastanın b&ouml;brek fonksiyonları, alerjik durumları, kalp pili, v&uuml;cudunda herhangi bir metal olup olmadığı ve gebelik durumu konusunda ayrıntılı bilgi alınmaktadır. &Ccedil;ekim ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi tetkikin doğru bir şekilde yorumu i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğundan, &ccedil;ekim; işlemin olduk&ccedil;a titiz &ccedil;alışılması gereken, ekstra &ouml;zen isteyen bir kısmıdır. Hastaya &ouml;ncelikle kontrast maddesinin ve diğer gerekebilecek ila&ccedil;ların verilebilmesi i&ccedil;in damar yolu a&ccedil;ılır. Damar yolu a&ccedil;ıldıktan sonra hasta konforlu ve geniş olan kardiyak MR makinesine alınır. Kardiyak MR, ortasında hasta yatağının girdiği bir t&uuml;nel olan mıknatıs &ouml;zelliğine sahip bir cihazdır. Hastanın g&ouml;ğs&uuml;ne kalp atım hızını kaydeden elektrotlar yapıştırılmaktadır. Dışarıdan hastaya ses komutları ile nefes alıp vermesi s&ouml;ylenir. Her bir nefes tutma s&uuml;resi genellikle 10 veya 20 saniye kadar s&uuml;rebilmektedir. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde hastanın nefes alıp verme komutlarına uyması ve hi&ccedil; hareket etmemesi, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Hasta ile &ouml;ncesinde denemeler yapıp, bu kısmı doğru yaptığından emin olunur. &Ccedil;ekim yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir ve herhangi bir ağrı, acı s&ouml;z konusu değildir. Sonrasında da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler detaylı olarak analiz edilerek hastalara raporları hızlıca teslim edilmektedir.</p> <h2><strong>Kardiyak MR hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalara uygulanmamalıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ekim, ciddi klostrofobisi yani kapalı alan korkusu olan ve cihaza girmeyi kabul etmeyen hastalara uygulanmamaktadır. Bunun yanında b&ouml;brek yetersizliği olan hastaların kan tahlillerinde &uuml;re, kreatinin değerleri belli bir d&uuml;zeyin &uuml;st&uuml;nde ise bu hastaların &ouml;ncesinde hekimleri tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel MR kuralları kardiyak MR&rsquo;da da ge&ccedil;erlidir. Eğer hastanın v&uuml;cudunun herhangi bir yerinde metal protezi ya da MR ile uyumsuz bir pili varsa yapılması &ouml;nerilmez. Eğer varsa kalp pillerinin ya da metal kapağın MR &ccedil;ekimlerine uyumlu olması gerekir. İşleme karar vermeden &ouml;nce hastaya protez kapağı, pili ya da v&uuml;cudunda başka herhangi bir b&ouml;lgede metal protez olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Ayrıca piercing gibi metallerin de &ccedil;ıkarılması gerekmektedir.</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da</strong><strong> hazırlık s&uuml;reci var mıdır?</strong></p> <p>&Ouml;zel bir hazırlık s&uuml;reci olmamakla birlikte sadece kardiyak MR işleminde g&ouml;ğse takılan ve kalp ritmini kaydeden elektrotlar nedeniyle hastanın varsa g&ouml;ğs&uuml;ndeki kılları gelmeden &ouml;nce tıraş etmesi, incelemenin başarısı a&ccedil;ısından &ouml;nem taşımaktadır. Bunun yanında işlem &ouml;ncesi ila&ccedil;lar kullanılırken alerjik bir durum olursa hastanın bulantı-kusması ve aspire etme riskini minimuma indirmek i&ccedil;in 4-5 saatlik a&ccedil;lık gerekmektedir. Ayrıca aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e kullanılan ila&ccedil;lar incelemenin yapılacağı g&uuml;ne kadar kullanılmaya devam edilebilir. Kalple ilgili daha &ouml;nceden yapılmış t&uuml;m inceleme sonu&ccedil;ları ve raporları da işleme gelmeden &ouml;nce getirmek hastanın daha b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l incelenmesi a&ccedil;ısından fayda sağlayacaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong>&rsquo;dan sonra dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>İşlemden sonra dikkat edilmesi gereken herhangi bir durum yoktur. Hasta işlemin ardından hemen g&uuml;nl&uuml;k hayata devam edilir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın</strong><strong> avantajları nelerdir?</strong></p> <ul> <li>Diğer kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metotları olan ekokardiyografi ve kalp tomografisinden farklı olarak, doku d&uuml;zeyinde detaylı bilgi vermesi bu y&ouml;ntemi ayrıcalıklı kılan en &ouml;nemli &ouml;zelliğidir. Kalp kasının dokusu konusunda bu şekilde değerlendirme yapabilen başka bir tanı y&ouml;ntemi mevcut değildir. &Ouml;rneğin, kalp yetersizliği olan bir hastaya ekokardiyografi yapıldığında sadece kalp yetersizliğinin varlığı ve derecesi tespit edilmektedir. Ancak kardiyak MR &ccedil;ekildiğinde kalp yetersizliğinin sebebinin ne olduğu konusunda da olduk&ccedil;a &ouml;nemli bilgiler elde edilmektedir. Kalp yetersizliğine; koroner arter hastalığının mı, doğuştan gelen genetik bir kalp yetersizliği &ccedil;eşidinin mi, yoksa kalpte enfeksiyona bağlı iltihabi bir s&uuml;recin mi sebep olduğu sorusunu en iyi cevaplayabilecek kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodu kardiyak MR&rsquo;dır. Bu sayede hastaların tanı ve tedavi s&uuml;reci hızlanarak, hastalığın seyrine b&uuml;y&uuml;k bir katkı sağlanmaktadır.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>B&uuml;t&uuml;n bunları sağlarken,&nbsp; hastaların radyasyon maruziyetine sebep olmaması ise bu tekniğin olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir &ouml;zelliğidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hastaların tanı ve tedavisinin yanında, tedavi s&uuml;recine başlandıktan sonra hastaların takibi de &ouml;nemlidir. &Ouml;rneğin bir hastanın bypass ameliyatı &ouml;ncesi kardiyak MR ile değerlendirmesi yapıldığında ameliyat sonrası iyileşebilecek doku miktarı &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Takipte detaylı &ouml;l&ccedil;&uuml;mler yapabilmek ve doku bazında değerlendirme yapabilmek i&ccedil;in kardiyak MR kullanılabilir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kemoterapi hastalarında bazı ila&ccedil;lar kalbin dokusunda toksik etki yapabilmektedir. &Ouml;zellikle ekokardiyografik g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi iyi olmayan hasta gruplarında, kalp fonksiyonları detaylı olarak MR ile takip edilebilmektedir. Ayrıca radyasyon da olmadığı i&ccedil;in kanser hastaları i&ccedil;in de ayrıca b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem teşkil etmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kalp kası iltihabı(miyokardit) tedavisi sonrası veya kalp krizi sonrası kalıcı bir hasar kalıp kalmadığı da kardiyak MR ile araştırılabilmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Bazı romatolojik hastalıklara bağlı olarak kalp kası da etkilenebilmektedir. Kalpte tutulum varsa, kalp yetersizliğinin bu hastalıklara bağlı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yorsa tedavi tamamen değişebilmektedir. Bu nedenle, romatolojik hastalıklarda kalpte tutulum olup olmadığı konusunda da kardiyak MR olduk&ccedil;a yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kardiyak MR&rsquo;ın g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi ekokardiyografiye g&ouml;re &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Kalbin vol&uuml;m&uuml;, kasılma g&uuml;c&uuml; ve t&uuml;m anatomisi ile ilgili detaylı analiz yapılabilir. &Ouml;zellikle sağ karıncığın farklı, zor, huni şeklinde bir anatomisi vardır ve sağ karıncığın detaylı değerlendirmesi ekokardiyografiyle zor olurken, kardiyak MR ile detaylı olarak hem hacim hem fonksiyon değerlendirmesi kolayca yapılabilmektedir. Kardiyak MR aritmojenik sağ ventrik&uuml;l displazisi (ARVD) denilen ve hayatı tehdit yaratabilen ritim bozuklukları ile gidebilen kalp hastalığında kılavuzlarda ge&ccedil;en tanı kriterlerinden biridir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kasının kalınlaşması ile giden ve genetik k&ouml;kenli bazı hastalıklarda, kalp kasındaki bağ doku değişimi olası ritim bozukluğu ile ilgili ileri d&uuml;zey bilgi verdiğinden, bu hastalarda yapılması mutlaka gerekmektedir. Ayrıca bu hastalık, &lsquo;otozomal dominant&rsquo; dediğimiz genetik ge&ccedil;iş şekline sahip olduğundan, aile bireylerinin ekokardiyografi ile değerlendirmesi yapıldığında arada kalınan durumlar ya da erken evre hastalık ş&uuml;phesi var ise, detaylı değerlendirme ve yine doku bazında değerlendirme i&ccedil;in aile bireylerine kardiyak MR ile kontrol yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</li> <li>Kalp i&ccedil;i kitle değerlendirmesinde, kitlenin ne &ccedil;eşit bir kitle olduğu, yayılımı hakkında detaylı bilgi sağlamaktadır.</li> <li>Konjenital(doğumsal) kalp hastalıklarında hem anatomi, hem hacim, hem de hemodinamik a&ccedil;ıdan ileri d&uuml;zey bilgi sağladığından, olduk&ccedil;a sık kullanılmaktadır. Hastaların ameliyat şekline karar verme ve sonrasındaki rutin takiplerinde yine radyasyonsuz olması, hemodinamik değerlendirme olanağı olması ve detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler alınabilmesi a&ccedil;ısından tercih edilen bir tanı y&ouml;ntemidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın s</strong><strong>&uuml;resi ne kadar?</strong></p> <p>Yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın b</strong><strong>&ouml;breklere zararı var mı?</strong></p> <p>Eğer hastanın b&ouml;brek fonksiyonları bozuksa &ouml;ncesinde hidrasyon(damardan serum verilmesi işlemi) yapılır ya da buna y&ouml;nelik bazı &ouml;nlemler alınır. Eğer &ccedil;ok ciddi bir b&ouml;brek sorunu varsa s&uuml;re&ccedil; nefrolojiyle birlikte y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmektedir. B&ouml;brek sorunları olanların kardiyak MR &ouml;ncesi mutlaka hekime bunu bildirmesi gerekir. Kardiyak MR &ouml;ncesi rutin olarak kreatinin değerine zaten bakılır. Eğer hastanın yakın zamanda kreatinin değeri varsa yeniden istenmez. Ancak yakın zamanda yoksa yeniden kanda kreatinine bakılmaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Herhangi bir yan etkisi var mı?</strong></p> <p>Yukarıda da bahsedildiği gibi, işlem sırasında verilecek kontrast maddeye alerji ihtimali ve bazı b&ouml;brek hastalarında dikkat edilmezse ve &ouml;nlem alınmazsa b&ouml;brek hastalığın ilerlemesi dışında, kardiyak MR&rsquo;ın hi&ccedil;bir yan etkisi bulunmamaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Rutin olarak check up programında &ccedil;ektirilir mi?</strong></p> <p>Eğer hastada herhangi bir endikasyon yoksa rutin olarak &ccedil;ektirmeye gerek yoktur. Ancak hastanın kalp yetersizliği, kapak hastalığı, doğumsal kalp hastalığı, aort genişlemesi gibi takip gerektiren bir hastalığı varsa, bu hastaların kardiyak MR ile takibi ve değerlendirilmesi &ouml;nerilebilir. &Ouml;zellikle aort genişlemesi olan ve bazı yıllık/2 yılda bir yakın takip gereken hastalarda, takibin bilgisayarlı tomografi yerine kardiyak MR ile yapılması radyasyon maruziyetini ortadan kaldıracaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da k</strong><strong>ontrast madde veriliyor mu?</strong></p> <p>Kardiyak MR&rsquo;da kontrast madde<strong> </strong>verilmektedir. Kardiyak MR&rsquo;da ge&ccedil; ya da erken gadolinyum tutulumu adı verilen durumlar vardır. Erken tutulumda kalbin i&ccedil;inde herhangi bir pıhtı ya da mikrovask&uuml;ler obstr&uuml;ksiyon adı verilen sorun olup olmadığına bakılır. Ge&ccedil; gadolinyum fazında ise kalbin miyokard adı verilen kas dokusu i&ccedil;erisinde bir bağ dokusu değişikliği olup olmadığını g&ouml;rmek i&ccedil;in kontrast verilmesi şarttır. Kontrast madde verilmezse kalp kasındaki bağ doku değişimi, &ouml;l&uuml; kalp h&uuml;crelerinin lokalizasyonunu ya da miktarının g&ouml;r&uuml;lmesi m&uuml;mk&uuml;n olmamaktadır.</p>

PET/CT

<p>Kanserli dokuların belirlenmesi, tedavi planlaması ve s&uuml;recin değerlendirilmesi i&ccedil;in kanserle savaşta başarıyı artıran bir y&ouml;ntem olan PET/ CT, pek &ccedil;ok hastanın sağlıklı bir yaşama kavuşması en &ouml;nemli teknolojilerden biri olarak kabul ediliyor.&nbsp;</p> <h2><strong>PET/CT nedir?</strong></h2> <p>Pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) &nbsp;teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (CT) ile birleştirilerek, bir&ccedil;ok hastalığın teşhisine olanak sağlayan &ouml;nemli teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. PET/CT &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde kullanılmaktadır. Bunun yanında nedeni bilinmeyen ateş gibi &ldquo;tanı konulamayan hastalıkların&rdquo; teşhisi, enfeksiyon odaklarının bulunması, kalp hastalarında canlı dokunun tespiti ile Alzheimer ve demansın ayrımında da etkinliğinden yararlanılmaktadır. &Ouml;zellikle kanserin ilk teşhisi, evrelenmesi, yaygınlığının belirlenmesi ve doğru bir tedavi planı &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in t&uuml;m aşamalar PET/CT cihazı ile ger&ccedil;ekleştirilmektedir. PET/CT ile kanser tedavisinin yol haritası &ccedil;ıkarılarak hastalıkla m&uuml;cadeleye &ouml;nemli katkı sağlamaktadır.</p> <p>Memorial Şişli Hastanesi, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi, Memorial Ankara Hastanesi, Memorial Diyarbakır Hastanesi ve Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi&#39;nde bulunmaktadır.</p> <h2><strong>PET/CT uygulama alanları nelerdir?</strong></h2> <p>Kanser tedavisine y&ouml;n veren PET/CT, tanı ve tedavinin şu aşamalarında kullanılmaktadır;</p> <ul> <li>Kanser ş&uuml;phesi olan dokunun metabolizmasını belirler.&nbsp;</li> <li>&Ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile tespit edilmiş kitlelerin kanser metabolizması g&ouml;sterip g&ouml;stermediğini ortaya &ccedil;ıkarır. Kitlede PET/CT pozitif ise bu kitle fazla miktarda glikoz t&uuml;ketiyordur ve kanser olma ihtimali fazladır.</li> <li>Kanser kuşkusu olan dokunun doğru ve hastaya en az rahatsızlık verecek b&ouml;lgeden biyopsi alınmasında konusunda y&ouml;nlendiricidir. Kanserli doku kontrols&uuml;z &ccedil;oğalma nedeniyle kendi yapısında da hasar oluşturabilir. Hasarlı alandan alınacak doku par&ccedil;alarından teşhis i&ccedil;in yeterli h&uuml;cre elde edilemeyebilir, PET/CT canlı h&uuml;crelerin yoğunlaştığı alanları g&ouml;sterir ve biyopsiye rehber olur</li> <li>Tanıya en hızlı yoldan ulaşmada yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT fark yaratan &ouml;zellikleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li><strong>Kanser yaygınlığının değerlendirilmesi: </strong>PET/CT teknolojisi, kanser tanısı konulduktan sonra ilk aşamada hastalık yaygınlığını değerlendirme (evrelendirme) amacıyla bir&ccedil;ok kanser t&uuml;r&uuml;nde başarı ile kullanılmaktadır. V&uuml;cuda yayılmış (metastaz) hastalığı olanlarda b&ouml;lgesel tedavilerin yapılması konusunda y&ouml;nlendirici olmaktadır.</li> <li><strong>Tedavi yaklaşımının belirlenmesi: </strong>Bu tetkik sonrasında ortalama olarak &uuml;&ccedil; hastadan birinde tedavi yaklaşımı değişmektedir. Bazen ağır bir cerrahi uygulama yerine ila&ccedil; tedavisi yapılabilmekte ve operasyona gerek kalmayabilmektedir. Bazı durumlarda ise PET/CT uzak yayılımları olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len hastada yayılım olmadığını g&ouml;stererek ila&ccedil; tedavi kararı yerine ameliyatla kanserli dokunun &ccedil;ıkarılması kararına olanak sağlamaktadır.</li> <li><strong>Kanser ilacının yararının erken saptanması:</strong> Kanser ila&ccedil;ları yan etkileri &ouml;nemsenmesi gereken ila&ccedil;lardır. Uygun ilacın kullanılması hem yan etkileri &ouml;nlemekte hem de kanserli dokuya doğru ila&ccedil; ve erken m&uuml;dahaleyle hastalığın engellenmesi sağlayabilmektedir. Tedavinin 1 veya 2. k&uuml;r&uuml; sonrasında PET/CT ile yapılacak değerlendirme ilacın ne kadar yararlı olabileceği konusunda erken d&ouml;nemde bilgi vermektedir. B&ouml;ylece ila&ccedil; erkenden değiştirilerek yeni bir ila&ccedil; tedavisine başlanabilmektedir.</li> <li><strong>Tedavi yanıtının belirlenmesi:</strong> PET/CT ile kanser ilacına yanıt hem yapısal değişimler hem de h&uuml;cresel aktivite şiddeti sayısal olarak &ouml;l&ccedil;&uuml;lerek değerlendirilebilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra canlı kanser h&uuml;cresinin varlığının araştırılması ile tedavi etkinliği belirlenebilmektedir. PET/CT tedaviye yanıtı en erken g&ouml;steren g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemidir.</li> <li><strong>Işın tedavi planının yapılması:</strong> Radyoterapi ya da ışın tedavisinde radyasyon verilecek canlı t&uuml;m&ouml;r h&uuml;cresi alanları PET/CT ile haritalanarak, doğru ve etkili tedavi şansı artmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı dokulara ışın verilmesi engellenmektedir.</li> <li><strong>Tekrarlayan hastalığın erken saptanması:</strong> Tedavi k&uuml;rleri tamamlandıktan sonra hastalar ultrason ve tomografi gibi y&ouml;ntemler ve kan tahlilleri ile takip edilir. Bu y&ouml;ntemlerde kuşkulu durum oluştuğu takdirde canlı kanser h&uuml;crelerinin yeniden ortaya &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmadığı ve yaygınlığı PET/CT y&ouml;ntemi ile saptanır.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT işlemi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>PET/CT işlemi i&ccedil;in hastadan en az 6 saat a&ccedil;lık gerekmektedir. İlk olarak hastanın kan şekeri &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Kan şekeri istenilen sınırlarda ise damardan radyoaktif madde enjekte edilir. Radyoaktif maddeler &ccedil;eşitli olmakla birlikte en fazla kullanılanı F-18 Florodeoksiglikoz dur. Bu madde Flor-18 isimi radyoaktif maddeye bağlanmış bir şeker molek&uuml;l&uuml;d&uuml;r. Enjeksiyonu takiben hasta bir saat kadar ilacın kanserli dokuda yeterli miktarda tutulması i&ccedil;in bekletilir. Ardından PET/CT cihazında &ccedil;ekime alınır. PET/CT&rsquo;de kullanılan diğer maddeler, kemikleri g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemek i&ccedil;in F-18 NaF, prostat kanserlerinin yayılımının araştırılmasında Ga-68 PSMA, n&ouml;roendokrin t&uuml;m&ouml;rlerin araştırılmasında kullanılan Ga-68 DOTA-TATE&rsquo;tir. Bunların dışında rutinde pek kullanılmayan bir&ccedil;ok radyofarmasotik de bulunmaktadır.</p> <p>PET/CT kanserli dokunun saptanmasından tedavi planının yapılmasına, tedavi başarısının değerlendirilmesinden ışın tedavisinin planlanmasına kadar bir&ccedil;ok aşamada kanserle m&uuml;cadelede başarıyı artırabilmektedir.</p> <h2><strong>Sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>PET/CT ne demek?</strong></li> </ul> <p>Kanserli h&uuml;crelerin normal h&uuml;crelerden en &ouml;nemli farkı, hızlı ve kontrols&uuml;z &ccedil;oğalmalarıdır. Y&uuml;ksek faaliyet g&ouml;steren h&uuml;crelerin enerji ihtiya&ccedil;ları da normalden fazladır. Kanserli h&uuml;crelerin bu s&uuml;re&ccedil;te kullandığı şeker, protein ve bazı &ouml;zel yapı taşları gibi maddeler radyoaktif olarak işaretlenip g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendiğinde, kanserli dokuların yeri saptanabilmektedir. PET/CT cihazı bu mantık temelinde &ccedil;alışır.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne i&ccedil;in &ccedil;ekilir?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde en ileri teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne kadar s&uuml;rer?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ekilecek b&ouml;lgeye g&ouml;re değişmekle birlikte ortalama 20-25 dakika s&uuml;rmektedir.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

Ayrıntılı Ultrason

<p>G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerinin ilerlemesi ile birlikte anne karnındaki bebeğin gelişiminin her aşaması takip edilebilirken, detaylı ultrason ile bebeğin t&uuml;m organları ayrıntılı bir şekilde incelenebiliyor. Bebekte olabilecek doğumsal ve yapısal anomalilerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmının tespit edilmesini ve gerektiğinde hastalıklara m&uuml;dahale edilmesini sağlayan ayrıntılı ultrasonun bebeğe ve anneye hi&ccedil;bir zararı bulunmuyor.</p> <h2><strong>Ayrıntılı (Detaylı) ultrason nedir? </strong></h2> <p>Ayrıntılı (Detaylı) ultrason, anne karnındaki bebeğin beyni, g&ouml;zleri, burnu, dudakları, y&uuml;z&uuml;, boynu, kalbi, akciğerleri, kolları, elleri, parmakları, karın i&ccedil;i organları, sırtı, bacakları ve ayakları başta olmak &uuml;zere t&uuml;m organ gelişiminin değerlendirilmesini sağlayan bir tanı y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Ayrıntılı ultrason anne karnındaki bebekte anomali tespitinde, gelişiminin incelenmesinde, riskli gebelik ve rutin gebelik takibinde kullanılmaktadır.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Hasta yatağına uzanan hamile kişinin karnına su bazlı jel s&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Perinatoloji uzmanı, ses dalgalarını g&ouml;nderecek olan ultrasonun prob kısmını, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapılacak b&ouml;lge &uuml;zerinde gezdirerek anne karnındaki bebeğin gelişimi ile ilgili bilgi elde eder. İşlem bittikten sonra cilde s&uuml;r&uuml;len jel temizlenir.</p> <h2><strong>Ayrıntılı ultrason ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile doğumsal hastalıklar tespit edilebilir mi?</strong></p> <p>Anne karnındaki bebeğin organlarının oluşumu ile ilgili problemlerin tespit edilmesini sağlayan ayrıntılı ultrasonografi ile anne karnındaki doğumsal hastalıkların y&uuml;zde 95&rsquo;inin tanısı konulabilmektedir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile bebeğin t&uuml;m organları incelenebiliyor mu?</strong></p> <p>Anne karnında bebeğin gelişimi, embriyolojik ve fetal d&ouml;nem olmak &uuml;zere ikiye ayrılır. İlk 8 hafta embriyolojik, 8. haftadan sonrası fetal d&ouml;nem olarak kabul edilir. Fetal d&ouml;nemde, bebeğin t&uuml;m organları oluşup gelişmeye devam ettiği i&ccedil;in bebeğin organları incelenebilir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason kimler tarafından yapılır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi, bu konuda eğitim almış perinatoloji ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından belli &ouml;zellikleri olan ultrasonografi cihazları ile yapılır.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason incelemesi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Organ değerlendirmesi uzun s&uuml;ren bir işlem olduğu i&ccedil;in bu muayene yarım saat kadar s&uuml;rer.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason hangi haftalarda yapılmalıdır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi genel olarak 18-24. haftalar arasında yapılır. Fakat gelişen ultrasonografi cihazları ve teknikler sayesinde bu işlem artık 11-13. hafta aralığında da yapılabilir duruma gelmiştir. Bu haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrasonografide, yapısal anomalilerin y&uuml;zde 75&rsquo;i tanınabilir. Bununla birlikte, beyin oluşumundaki bazı problemler ve kalpteki bazı delikler bu haftada g&ouml;r&uuml;lemeyeceği i&ccedil;in 20-24. hafta arası beyin gelişimi ve kalpteki k&uuml;&ccedil;&uuml;k deliklerin değerlendirilmesi i&ccedil;in işlemin tekrarlanması &ouml;nerilir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason yaptırmak neden &ouml;nemlidir?</strong></p> <p>*Ayrıntılı ultrason yapılması, hayati organlarda problemler varsa doğumun uygun şartlarda ve planlı yapılması, bebeğin bu problemlerden daha az etkilenmesini sağlar.</p> <p>*Bazı hastalıklara anne karnında m&uuml;dahale edilmesi, bebeğin yaşama şansını artırır.</p> <p>*Bir takım &ouml;zel ultrason bulguları sayesinde, genetik hastalıkların tanısını koymada y&ouml;nlendirici olabilir.</p> <p>*Bebeğin pozisyonu, bebeğin eşinin yerleşimi, doğum şeklinin belirlenmesi gibi konuların aydınlatılmasını sağlar.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason yaptırmak bebeğe zarar verir mi?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografi s&uuml;resinin uzun olması nedeni ile gebelerde, bebeklerinin bu ses dalgalarından etkilenebileceğine dair yanlış fikirler oluşturur. Ancak ultrasonografide kullanılan cihazların bebeğe hi&ccedil;bir zararı yoktur ve g&uuml;venle kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason ile hangi genetik hastalıklar tespit edilebilir?</strong></p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tanımlanmış yaklaşık 15 bin genetik hastalık mevcuttur. Bu hastalıkların bazılarının birtakım ultrasonografik bulguları bulunur. Bir genetik hastalığın anne karnında tanısının konabilmesi i&ccedil;in bebekte yapısal bir bozukluğa neden olması gerekir. Yapısal bozukluklar arasında; kalpte delikler, kalp damarlarındaki anormallikler, kalp kapak&ccedil;ıklarında anormallikler, beyin gelişiminde bozukluklar, karın &ouml;n duvarının gelişmemesi, parmak fazlalıkları, kol-bacak kısalıkları, y&uuml;z şekli bozuklukları ve daha y&uuml;zlercesi bulunur. Bununla birlikte, bazı genetik hastalıklar ne yazık ki anne karnında bir bulgu g&ouml;stermez. Bu y&uuml;zden anormal ultrasonografi bulguları &ccedil;ok dikkatli değerlendirilmelidir.</p> <p><strong>Ayrıntılı ultrason değerlendirmesinde g&ouml;r&uuml;nt&uuml; dışında hangi fakt&ouml;rler değerlendirmeye alınır?</strong></p> <p>Ayrıntılı ultrasonografide, bebekte bir&ccedil;ok yapısal bozukluk tespit edilebilir. Bu bozukluklar tek başına bir anlam taşımaz.&nbsp; Bebeğin, anne-babanın hatta kardeşlerin de değerlendirilmesi gerekebilir. Ayrıntılı değerlendirme sonrası, ek testler yapılıp yapılmayacağına karar verilir.</p>

NST Testi

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının en sık kullandığı test y&ouml;ntemlerinden biri de NST&rsquo;dir. Gebeliğin 32.haftasından sonra yapılan NST anne karnındaki bebekten haberdar olunmasını sağlayan g&uuml;venli bir uygulamadır.</p> <h2><strong>NST nedir? NST ne demek?</strong></h2> <p>Non Stress Test (NST) en kolay tarifi ile anne karnındaki bebek ilgili bilgi sahibi olunan pratik bir uygulamadır. Bebekler, sağlıklı bir gebelikte, annelerinin rahminde en g&uuml;venli, en ideal şartlarda b&uuml;y&uuml;r. Ancak bazen bebeğe bazen de anneye bağlı sebeplerden dolayı işler yolunda gitmeyebilir. Bebeğin anne rahminde iyi beslenememesi, onu besleyen damarların i&ccedil;indeki kan akımının yeterli olmaması, bebeğin i&ccedil;inde bulunduğu amniyotik sıvının azalması ve daha bir&ccedil;ok sebepten dolayı bebek sıkıntıya girebilir. Bu, bebek i&ccedil;in stress (distress) denilen bir durumdur ve b&ouml;yle bir durum var ise bunun hemen anlaşılabilmesi gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; distress durumunda bebeğin kaybı s&ouml;z konusu olabilir, bazen bebeğin erken d&uuml;nyaya gelmesi onun anne rahminde kalmasından daha iyi olabilir ve bu kararın alınmasında NST dediğimiz test bize yardımcı olur.</p> <h2><strong>NST hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>NST hamileliğin 32. haftasından sonra uygulanan bir testtir.<strong> </strong>Fetal kalp atım hızı kontrol&uuml; olarak da bilinen bir Non Stress Test yani NST, bebeğin sağlığını kontrol etmek i&ccedil;in kullanılan yaygın bir doğum &ouml;ncesi testidir.</p> <h2><strong>NST nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>NST i&ccedil;in kullanılan cihazın adı kardiotakografdır. Gebenin karnına biri bebeğin kalp atışlarını, diğeri rahimdeki kasılmaları algılayan iki adet ayrı prob yerleştirilir. Anne adayının elinde de bebeğinin hareketlerini hissettiğinde basması i&ccedil;in bir buton bulunur. Genellikle 20 dakika boyunca cihaz bebeğin kalp atışlarında meydana gelen değişiklikleri kağıda aktarır.</p> <h2><strong>NST ile ilgili sık sorulan sorular </strong></h2> <p><strong>NST değerleri nedir?</strong></p> <p>Normalde bebeğin kalbi dakikada 120-160 arası atar. Kalp atışlarını belli s&uuml;re takip ettiğimizde azalıp ve arttığını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bu dalgalanma bize bebeğin sağlıklı olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. Ayrıca başka bir beklentimiz de bebeğin hareket ettik&ccedil;e kalp atımının hızlanması ve sonra tekrar normal ritmine d&ouml;nmesidir.</p> <p><strong>NST yorumlama nasıl olur?</strong></p> <p>Bebeğin kalp atışlarındaki dalgalanma olumludur. Bunu reaktif NST olarak değerlendiririz. Bazı durumlarda bebeğin uyuduğu veya bir problemi olduğunda hareketlerini kısıtladığından testte istenilen kriterler g&ouml;r&uuml;lemez ve o zaman da Non-reaktif NST denilen durum s&ouml;z konusu olur. Uyuyan bebek ses ya da hareketlerle uyandırılır ve NST d&uuml;zelir. Ancak bebeğin canlılığını tehlikeye atacak tıbbi bir problem var ise NST d&uuml;zelmez.</p> <p><strong>Non reaktif NST problem midir?</strong></p> <p>Her non reaktif NST bebekte ciddi bir problem var demek değildir ve b&ouml;yle bir durum var ise gebe hemen endişelenmemelidir. NST yanında ultrasonografik değerlendirme ve hekimin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; başka testler de yapılarak bebek hakkında bir karar verilir.</p> <p><strong>NST ne zaman yapılır? NST ka&ccedil;ıncı haftada yapılır?</strong></p> <p>NST hekim kararına g&ouml;re değişmekle birlikte 32. haftadan sonra normal gebelik takibinde yapılabilir. Genellikle 15 g&uuml;nde bir tekrarlanır. 36. haftadan sonra haftada bir yapılabilir ve doğum esnasında devamlı takip yapılır. Miyadı dolan (g&uuml;n ge&ccedil;mesi) ancak doğum eylemi başlamayan gebeler NST ile g&uuml;nl&uuml;k olarak sıkı takip edilir.</p> <p><strong>Riskli gebeliklerde NST ne zaman kullanılır?</strong></p> <p>Bazı hekimler NST&rsquo;yi riskli gebeliklerde ya da gebeliğin son haftalarında kullanır. Erken doğum tehditi gibi durumlarda da rahim kasılmalarını NST ile takip edebiliriz. Erken doğumu durdurmak i&ccedil;in yaptığımız tedavinin, kasılmaları durdurup durdurmadığını anlayabilmek i&ccedil;in de NST yol g&ouml;stericidir.</p> <p><strong>NST cihazı nerede bulunur?</strong></p> <p>Gebelik takibinde bizim i&ccedil;in &ouml;nemli bir yeri olan, 1. basamak değerlendirme sayılabilecek, ağrısız ve kolaylıkla yapılan NST (non stress test) artık t&uuml;m kliniklerde yaygın olarak kullanılmaktadır.</p> <p><strong>NST&rsquo;yi kim yorumlar?</strong></p> <p>NST okuma kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılmaktadır. NST sonucu doğum takibi i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>NST sancı bilgisi verir mi?</strong></p> <p>Evet verir. Rahim kasılmaları olarak bilinen sancı takibi NST ile yapılabilir.</p> <p><strong>NST&rsquo;de bebeğin kalp atışları ka&ccedil; olmalı?</strong></p> <p>Normalde bebeğin kalbi dakikada 120-160 arası atmaktadır.</p> <p><strong>NST&#39;ye nasıl bağlanılır?</strong></p> <p>Anne adayı bir sedyeye yatırılır. Bebeğin kalp atışlarının en kuvvetli duyulduğu yere kardiyotokografi cihazını algılayan prob bağlanır. Rahim kasılmalarının olduğu karnın tepe noktasına da diğer prob yerleştirilir.</p> <p><strong>NST riskli midir?</strong></p> <p>NST kesinlikle riskli bir test y&ouml;ntemi değildir.<br /> <br /> <strong>NST &ouml;ncesi a&ccedil;lık gerekir mi?</strong></p> <p>NST i&ccedil;in a&ccedil; ya da tok olunması fark etmez. Her durumda yapılabilir.</p> <p><strong>NST&#39;de doğum sancısı ka&ccedil; olmalı?</strong></p> <p>NST sonucunda 40 mm Hg &uuml;zeri ve 20 dakika s&uuml;reyle en az 3 d&uuml;zenli sancının olması doğum başlamak &uuml;zere olduğu anlamına gelebilmektedir.</p>

Likit Biyopsi

<p>Son yıllarda teknolojik ilerlemelerle birlikte kanserin erken tanı ve tedavisinde &ouml;nemli gelişmeler yaşanıyor. Bunların en &ouml;nemlilerinden biri de likit biyopsi olarak g&ouml;steriliyor. Cerrahi m&uuml;dahale olmadan sadece koldan alınan kan &uuml;zerinde yapılan &ccedil;alışma sayesinde her hastanın kendine &ouml;zg&uuml; t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinde oluşan genetik değişiklikler tespit ediliyor ve ortaya &ccedil;ıkan tablo t&uuml;m&ouml;r takibi ve tedavi planlanmasında gerekli yol haritasını belirliyor. T&uuml;m kanser t&uuml;rlerinde etkin olarak kullanılmaya başlanan likit biyopsi, akciğer kanseri ile m&uuml;cadelede etkin tarama, erken tanı ve doğru tedavi planlaması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Hedefe y&ouml;nelik tedavinin y&uuml;r&uuml;t&uuml;lerek hastalığın kontrol altında tutulması i&ccedil;in t&uuml;m&ouml;re &ouml;zel molek&uuml;ler profilin belirlenmesi gerekiyor. Akciğer kanserine d&ouml;n&uuml;şebilen akciğer nod&uuml;llerinin de erken d&ouml;nemde tespit edilmesini sağlayan likit biyopsi tedavi başarısında anahtar rol oynuyor.</p> <h2><strong>Likit Biyopsi Nedir?</strong></h2> <p>Likit biyopsi v&uuml;cuttaki t&uuml;m&ouml;r h&uuml;creleri ya da bunlardan kopan h&uuml;cre par&ccedil;acıkları, DNA ve RNA&rsquo;yı kan dolaşımında tespit etmeye y&ouml;nelik yapılan bir testtir. Cerrahi bir m&uuml;dahale gerektirmez. Sadece koldan alınan 10 ml kan ile işlem yapılır. Her kişinin kendine &ouml;zg&uuml; t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinde oluşan genetik değişiklikler en son uygulanan teknolojik işlemler ile tespit edilir. Tespit edilen bu değişiklikler t&uuml;m&ouml;r&uuml;n takibinde ve tedavi planlanmasında &ccedil;ok &ouml;nemlidir ve yol g&ouml;stericidir. Likit biyopsinin &ccedil;ok farklı t&uuml;rleri vardır. Merkezimizdeki konsey toplantılarında her hastanın durumu değerlendirildikten sonra bilimsel gelişmelere g&ouml;re en uygun se&ccedil;im yapıldıktan sonra sonu&ccedil;lar her hastaya &ouml;zel olarak değerlendirilir.</p> <h2><strong>Likit Biyopsi Hangi Hastalıklarda Yapılır?</strong></h2> <p>Her kanser t&uuml;r&uuml;nde kullanılmaya başlanan likit biyopsi aşağıdaki kanser t&uuml;rlerinde daha sık kullanılıyor.</p> <ul> <li>Akciğer kanseri</li> <li>Meme kanseri</li> <li>Kolon kanseri</li> <li>Mide kanseri</li> <li>Karaciğer kanseri</li> <li>Prostat kanseri</li> <li>Melonom kanseri</li> <li>Pankreas kanseri</li> </ul> <h2><strong>Neden likit biyopsi yapılır?</strong></h2> <p><strong>Teşhis Ama&ccedil;lı:</strong>&nbsp;V&uuml;cutta t&uuml;m&ouml;r varlığının erken teşhisi i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Bu ama&ccedil;la</p> <ul> <li>Hastalıkların taranmasında</li> <li>Konfirmasyon ve tedavi se&ccedil;iminde</li> </ul> <p><strong>Takip Ama&ccedil;lı:</strong>Herhangi bir kanser tanısı almış olan bireylerin takibi i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Bu ama&ccedil;la</p> <ul> <li>Tedaviye yanıt ve ila&ccedil; direncinin tesbitinde</li> <li>Cerrahi tedavi ya da tekrarlama sonrası t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinin varlığının (MRD) tesbitinde likit biyopsi yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <p><strong>Risk ve fayda analizi:</strong>Likit biyopsi t&uuml;m&ouml;r dokusundan par&ccedil;a alınarak yapılan klasik biyopsinin yerine ge&ccedil;mez. Ancak invaziv bir işlem gerektirmemesi ve t&uuml;m&ouml;rdeki genomik değişikliklerin analizine imkan vermesi a&ccedil;ısından değerlidir. Bu alandaki teknoloji ilerledik&ccedil;e kullanımı yaygınlaşacak ve ulaşımı daha da kolaylaşacaktır.</p> <h2><strong>Ne zaman likit biyopsi yapılabilir?</strong></h2> <p>Kanser belirtileri ve ş&uuml;phesi taşıyan hastalara tanı koymak i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Takip ve tedavi amacıyla tedaviden &ouml;nce, tedavi sırasında da yapılabilir. Ayrıca hastanın tedavi sonrası hastalığının takibi i&ccedil;in yıllık veya d&ouml;nemlik kontrollerde likit biyopsi yapılabilir.</p> <h2><strong>Likit biyopsinin avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>İnvaziv bir işlem gerektirmez. Sadece damardan kan alma işlemi yapılır.</li> <li>T&uuml;m&ouml;rden biyopsi yapılma imkanı bulunmayan hastalara yapılabilir.</li> <li>Tedavi planlamasında destek olma amacı ile yapılabilir.</li> <li>T&uuml;m&ouml;rdeki genomik değişikliklerin genel bir analizine imkan verir. T&uuml;m&ouml;r i&ccedil;indeki farklı değişikliklerin hepsinin incelenmesine olanak verir.</li> <li>Seriler halinde tedavi sırasında da yapılarak tedaviye yanıtı ve diren&ccedil; oluşup olmadığı hakkında bilgi verir. Klasik biyopsi ise genellikle sadece tedaviden &ouml;nce yapılır.</li> <li>Doku formalinle muamele edilmediği i&ccedil;in teknik olarak kısıtlama olmadan DNA nın dizilenmesine imkan verir.</li> </ul> <h2><strong>Likit biyopsinin dezavantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m&ouml;r i&ccedil;inde bulunan bazı mark&ouml;rleri saptayamayabilir.</li> <li>Testlerin duyarlılığı ve &ouml;zg&uuml;ll&uuml;ğ&uuml; yapılan tekniğe g&ouml;re değişkenlik i&ccedil;erir</li> <li>Likit biyopsinin teknik olarak &ccedil;ok &ccedil;eşitleri vardır. Hen&uuml;z t&uuml;m d&uuml;nyada bu konuda bir konsens&uuml;s oluşmamıştır. Bu nedenle doğru ve g&uuml;venilir sonu&ccedil; almak i&ccedil;in tecr&uuml;beli merkezlerle iletişime ge&ccedil;ilmesi &ouml;nemlidir.</li> </ul> <h2><strong>Likit biyopsi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Likit biyopsi nasıl yapılır?</strong></p> <p>Likit biyopsi cerrahi bir işlem gerektirmeden hastanenin kan alınan herhangi bir biriminde hastanın kolundan 10 ml kan alınarak laboratuvar ortamında yapılan bir işlemdir.</p> <p><strong>Likit biyopsi i&ccedil;in ne t&uuml;r hazırlar yapılmalı?</strong></p> <p>Likit biyopsi işlemi kandan yapılan bir işlemdir. Bu nedenle hastanın kan vermek i&ccedil;in herhangi bir hazırlık yapması gerekmiyor. Hasta a&ccedil; ya da tok karnına g&uuml;n&uuml;n herhangi bir saatinde kan verebilir. &nbsp;</p> <p><strong>Likit biyopsi sonucu ne kadar zamanda &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Likit biyopsi sonucunun erken mi ge&ccedil; mi &ccedil;ıkacağı bakılması gereken gen sayısı ve yapılan işleme g&ouml;re değişir. Tek gene bakılacak ve ya az bir işlem yapılacaksa sonu&ccedil; 2 g&uuml;nde &ccedil;ıkabilir. Ancak birden fazla gene bıkılacak ve yapılacak işlem sayısı fazlayla sonu&ccedil; 2 -3 haftayı bulabilir.</p> <p><strong>Likit biyopsi kesin sonu&ccedil; verir mi?</strong></p> <p>Teknolojinin gelişmesi ile uygulanmaya başlanan likit biyopsi sonu&ccedil;ları kesine yakın doğru &ccedil;ıkar, bu nedenle t&uuml;m kanser &ccedil;eşitlerine erken teşhis konulabilir.</p> <p><strong>Likit biyopsiyi hangi doktor isteyebilir?</strong></p> <p>Başta tıbbi onkoloji uzmanları olmak &uuml;zere her b&ouml;l&uuml;m&uuml;n kanser ile ilgili b&ouml;l&uuml;mleri ve hastasındaki belirtilerin kanser olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen her doktor likit biyopsi yapılmasını uygun bulabilir.</p>

Gıda İntoleransı Testi

<p>Son yıllarda iyi yaşam&rdquo; kavramı ile birlikte v&uuml;cudumuzun hangi gıdaya olumsuz tepki verdiğini belirleyen gıda intoleransı testleri olduk&ccedil;a &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Bu testler sayesinde metabolizmamızı k&ouml;t&uuml; etkileyen; hastalıklara, fazla kilolara ve ge&ccedil;meyen yorgunluğa yol a&ccedil;an gıdalar listelenerek sağlıklı bir yaşam i&ccedil;in yol haritası &ccedil;iziliyor.&nbsp;<strong>Medroyal (Memorial Merkez Laboratuvarı)&nbsp;Direkt&ouml;r&uuml;&nbsp;&nbsp;Do&ccedil;. Dr. Nilg&uuml;n Tekkeşin, Memorial Wellness&rsquo;ta da uygulanan gıda intoleransı testlerine y&ouml;nelik bilgi verdi.&nbsp;</strong></p> <p><strong>Memorial Wellnes&rsquo;ta yaptırmak istediğiniz gıda intoleransı testi i&ccedil;in&nbsp;<a href="https://www.memorial-wellness.com/saglik-rehberi/gida-intolerans-testi.html">tıklayın.</a></strong></p> <p>V&uuml;cudun savunma sistemi, kan dola&shy;şımına giren t&uuml;m yabancı cisimlere karşı bağışıklık reaksiyonu g&ouml;stermektedir. Kandaki yabancı maddeleri etkisiz hale getiren proteinleri (immunoglob&uuml;linler, antikorlar) &uuml;retir. Y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenliğe sahip olan sorunlu bir bağırsak (ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu) veya zayıf bir bağışıklık (imm&uuml;n) sistemi t&uuml;ketilen besinlerin yabancı cisim gibi algılanmasına neden olabilmektedir.&nbsp; Genetik yatkınlıklar, işlenmiş gıdalar, olumsuz beslenme alışkanlıkları ve anne s&uuml;t&uuml;nden yeteri kadar faydalanamama gıda intoleransı sebepleri arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Gıda İntolerans Testi Nedir?</strong></h2> <p>Gıda intolerans testleri, &ccedil;ok sayıda farklı besine karşı verilen imm&uuml;nolojik reaksiyonları incelemektedir. İlgili gıdanın tespitinin yapılmasıyla hangi besinlerin v&uuml;cudu zorlayarak patolojik sorunlara sebep olduğunu ve hangilerinin bağışıklık reaksiyonuna yol a&ccedil;tığını g&ouml;sterir. Bağışıklık sistemi, hastalığa yol a&ccedil;an mikropları etkisiz hale getirme işlevine sahiptir. Bedenin reaksiyon verdiği bu besinlerden ka&ccedil;ınılması ile bağırsaktaki toksinlerin boşaltmasına olanak sağlanır ve b&ouml;ylece beden iyileşebilir.</p> <h2><strong>Gıda İntoleransına Ne Sebep Olur?</strong></h2> <p>Gıda intoleransının ortaya &ccedil;ıkması &ccedil;eşitli sebeplere bağlı olup, bunların bir kısmı hen&uuml;z tamamen araştırılma&shy;mıştır ya da hala tartışmaları devam etmektedir. En &ouml;nemli nedenler; sağlıklı bir bağırsağa g&ouml;re sindirilen gıdalar i&ccedil;in daha y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenliğe sahip olan hastalıklı bir bağırsak (ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu) veya zayıf bağışıklık (imm&uuml;n) sistemdir. Bağışıklık sistemi, bu yabancı maddelere, belirli bir IgG antikoru oluşumu ile yanıt verir. Ancak, IgG ve bağlı gıda bileşenlerinin oluşturduğu imm&uuml;n kompleksin b&uuml;y&uuml;k miktarlarda oluşması, mevcut durumdaki hastalık bulgularını ağırlaştırabilir.</p> <p>Bağırsak epitelinin ge&ccedil;irgenliğini etkileyen fakt&ouml;rler arasında; antibiyotikler, ila&ccedil;lar, k&ouml;t&uuml; beslenme, alkol, parazitler, bakteriler, vir&uuml;sler ve stres bulunmaktadır. Diğer bazı etken fakt&ouml;r&shy;ler aşağıdadır;</p> <ul> <li>Gıda intoleranslarında genetik yatkınlık mevcuttur.</li> <li>&Ccedil;ocuklarda gıda intoleransları, anne s&uuml;t&uuml; verilmemesi ya da s&uuml;tten erken kesilmeden kaynaklanabilir.</li> <li>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları kritik rol oynar. Hatta belirli beslenme alışkanlıkları gıda intoleranslarının gelişimini artırır. Gıda intoleranslarına neden olan pek &ccedil;ok fakt&ouml;r değiştirilebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sağlık durumunu iyileştirmek i&ccedil;in &ouml;nemli bir fırsat sağlar.</li> <li>Besinlerin end&uuml;striyel olarak işlenmesi, i&ccedil;eriklerindeki &ccedil;eşitli yasal katkı maddeler (gıda boyası, koruyucular, tatlandırıcılar) ve zararlı maddeler gıda intoleranslarını ilerletir ve belirli reaksiyonlara sebep olabilir. Bu tip gıdalar histaminik uyarı yapacak nitelikte besin intoleransı ortaya &ccedil;ıkarabilirler.</li> <li>&Ccedil;evresel stres de gıda intoleransına neden olabilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>Besin Alerjisi mi? Gıda İntoleransı mı? Arasındaki Fark Nedir?</strong></h2> <p>Tip I hipersensitivite (aşırı hassasiyet, reaksiyon) t&uuml;r&uuml;nde klasik bir gıda alerjisidir, IgE sınıfı antikorların, gıda bileşenlerine karşı oluşturduğu imm&uuml;n reaksiyona dayanmaktadır. Alerjik reaksiyon hayati tehlike oluşturabilir ve genellikle sindirimden hemen sonra meydana gelir. Ancak bir gıda intoleransı durumunda, reaksiyon bir s&uuml;relik gecikmeden sonra meydana gelir. Genel olarak belirgin olmayan bulgular, hasara sebep olan gıda bileşeninin sindiriminden saatler veya g&uuml;nler sonra ortaya &ccedil;ıkar. Ancak, hayati tehlikesi yoktur.</p> <p>&nbsp;</p> <table width="0"> <tbody> <tr> <td width="130"> <p><strong>&nbsp;</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Eş anlamlı*</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>İlgili antikor<br /> sınıfı</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Semptomların<br /> ortaya &ccedil;ıkması</strong></p> </td> </tr> <tr> <td width="130"> <p><strong>Gıda Alerjisi</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Tip I hiper-<br /> sensitivite /<br /> Tip II alerji</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>IgE</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Aniden (&ouml;rn.<br /> Deri kızarması<br /> / şişme</strong></p> </td> </tr> <tr> <td width="130"> <p><strong>Gıda Intoleransı</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Tip III Alerji</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>IgG</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Gecikmeli<br /> (spesifik değil)</strong></p> </td> </tr> </tbody> </table> <p><br /> *Belirli gıdalara karşı Tip I hipersensitivite varsa (IgE antikoru şeklinde), bu gıdalardan tamamıyla ka&ccedil;ınılmalı veya yalnızca bir doktora danışılarak dikkatlice t&uuml;ketilmelidir. Bu &uuml;r&uuml;nler, IgE antikorların sorgulandığı alerji testlerinde ortaya &ccedil;ıkar. Gıda alerjisi ile gıda intoleransı bu noktada ayrılır. İntolerans testinde bu gıdalara karşı herhangi bir reaksiyon ortaya &ccedil;ıkmaması (IgG antikoru şeklinde) durumunda da aynı &ouml;nlemler ge&ccedil;erlidir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı belirtileri nelerdir?&nbsp;</strong></h2> <p>Gıda intoleransı ve gıda alerjisinin bazı belirtileri benzerdir ancak ikisi arasındaki farklar &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Tolere edilemeyen bir yemeği bırakmak kişiyi mutsuz edebilir. Ancak, ger&ccedil;ek bir gıda alerjisi durumunda, v&uuml;cudun bu besine tepkisi hayatı tehdit edici olabilir.</p> <p>Bir gıdaya verilen alerjik reaksiyon, bağışıklık sistemini i&ccedil;erir. Bağışıklık sistemi v&uuml;cudun kendini nasıl koruduğunu kontrol eder. &Ouml;rneğin, bir kişinin inek s&uuml;t&uuml;ne karşı alerjisi varsa, bağışıklık sistemi inek s&uuml;t&uuml;n&uuml; istilacı veya alerjen olarak tanımlar. Bağışıklık sistemi immunglobulin E (IgE) adı verilen antikorları &uuml;reterek aşırı tepki g&ouml;sterir. Bu antikorlar, kimyasalları salgılayan ve alerjik reaksiyona neden olan h&uuml;crelere gider. Her bir IgE molek&uuml;l&uuml;, her tip alerjen i&ccedil;in spesifik bir &ldquo;radar&rdquo;a sahiptir.</p> <p>Yiyeceklere karşı intoleransın aksine, gıda alerjisinde o besinden mikroskobik bir miktar yemek, besine dokunmak veya teneff&uuml;s etmek ciddi veya hatta yaşamı tehdit eden bir reaksiyona neden olabilir.</p> <p>Besinlerdeki alerjik reaksiyonların belirtileri genellikle ciltte, kurdeşen, kaşınma, cildin şişmesi şeklinde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Gastrointestinal semptomlar kusma ve ishali i&ccedil;erebilir. Solunum şikayetleri, deri ve gastrointestinal semptomlara eşlik edebilir, ancak genellikle tek başına ger&ccedil;ekleşmez.</p> <p>Anafilaksi, &ccedil;ok hızlı bir şekilde ger&ccedil;ekleşen ciddi bir alerjik reaksiyondur. Anafilaksi belirtileri nefes almada zorluk, baş d&ouml;nmesi veya bilin&ccedil; kaybı i&ccedil;erebilir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı tanısı nasıl konulur?&nbsp;</strong></h2> <p>Antikor durumunun test ile belirlenmesi, hastalığı geleneksel y&ouml;ntemlerle a&ccedil;ıklığa kavuşturulamayan ve tedavi edilemeyen, &ccedil;eşitli şikayetlerden muzdarip hastalarda ilave bir &ouml;nlemdir. Kronik yorgunluğa, sindirim sistemini tutan temel bulgulara, inek s&uuml;t&uuml;ne ve laktoz intoleransının g&ouml;r&uuml;lmesine, beslenme ve diyet ile ilgili bitmeyen şikayetlere yanıt bulunabilmektedir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı testi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Test sonu&ccedil;ları, tek tek gıda bileşenlerine karşı artan IgG antikoru konsantrasyonları hakkında bilgi sağlar ve bu da, karşılık gelen bulgularla birlikte diyette bir değişiklik i&ccedil;in başlangı&ccedil; noktası teşkil edebilir. Bu değişiklikler sadece bu konuda uzman bir diyetisyen veya doktor ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kten sonra ger&ccedil;ekleştirilmelidir.</p> <p>Gıda intolerans testi ile belirli antikorların yoğunluğunu belirlenir. Her bir test alanı test edilen besinden birine &ouml;zel proteinleri i&ccedil;erir. Olası reaksiyon, alanların her birine kan serumu uygula&shy;narak test edilir. Alandaki proteinlerin uygulanan kan tarafından tespit edilmesi halinde bir antijen-antikor kompleksi oluşturulur. Etkinliği kanıtlanmış ELISA y&ouml;ntemi kullanılarak kompleksler renklendirilir ve dolayısıyla bilgi&shy;sayar tarafından tespit edilebilir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı testi nasıl yorumlanır?</strong></h2> <p>Sonu&ccedil;lar, ayrı bir sonu&ccedil; raporunda derlenir. Burada, t&uuml;m test edilen gıdaların imm&uuml;n reaksiyon şiddetleri 5 farklı sınıfa ayrılır. Bu bilgiler ile birlikte, bir uzmana danıştıktan sonra bireysel bir diyet adaptasyonu uygulanabilir. Bu, genellikle kritik gıdaların ortadan kaldırılmasına ve ardından rotasyon diyetine dayanır.</p> <p>İntolerans ş&uuml;phesi olan vakalarda, reaksiyon sınıfı 5 olan gıdalar, en az 6 aylığına diyetten &ccedil;ıkarılmalıdır. Reaksiyon sınıfı 4 olan gıdalar ise, 3-6 ay arasında diyetten &ccedil;ıkarılmalıdır. Bu s&uuml;re&ccedil;ten sonra, bu gıdalar birbirlerinden ayrı şekilde bir g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne t&uuml;ketilebilir. T&uuml;kettikten sonra, 3 g&uuml;nl&uuml;k perhiz (g&ouml;zlem safhası) yapılarak, gıda ve bulgular arasındaki olası bağlantı tespit edilebilir.</p> <p>Test sonucu kişinin v&uuml;cudunun ihtiya&ccedil;ları ve iyileşme s&uuml;reci hakkında daha da bilin&ccedil;lenmesine yardımcı olmaktadır. Kişi artık kendi bedeni hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağı&shy; i&ccedil;in daha fazla se&ccedil;eneğe sahip olur ve s&uuml;reci etkileyebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişim, dışarıdan bir kurum tarafından dayatılan bir kısıtlama değil bir fayda olarak g&ouml;r&uuml;lmelidir. Kişi kendi kendine v&uuml;cu&shy;dunun ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re hareket etme y&ouml;n&uuml;nde karar verebilir ve b&ouml;ylelikle sağlığını korumayı başarabilir.</p> <p>Test sonucu, kanda test edilen t&uuml;m besin maddelerini g&ouml;stermektedir. İşaretlenmiş besinler, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besinlerdir, yani kanda işaretli besin maddelerine karşı antikorlar bulunmuştur. Bu t&uuml;r antikor&shy;lar, kandaki &quot;işgalcileri&quot; kontrol etmek i&ccedil;in &uuml;retilmekte&shy;dir.</p> <p>Bağışıklık sistemi; gıda yeterince sindirilememişse ve y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenlik nedeniyle bağırsak duvarını ge&ccedil;ip bağışıklık sistemi h&uuml;creleriyle temas kurmuşsa gıda bileşenlerini yabancı cisim olarak g&ouml;r&uuml;r. Sindirilemeyen gıda par&ccedil;acıklarının emilimi nedeniyle bağışıklık sistemine s&uuml;rekli baskı uygulanması &ccedil;ok fazla enerji gerektirmektedir. V&uuml;cut, sindirilemez gıda par&ccedil;acık&shy;larına karşı antikorlar oluşturmakla ne kadar &ccedil;ok uğraşırsa o kadar yorulur. Bağışıklık sisteminin bu şekilde aşırı zorlanması, &quot;gıda intoleransı&quot; terimi ile ifade edilen &ouml;zel olmayan patolojik belirtilerin ortaya &ccedil;ıkmasına neden olabilmektedir.</p> <p><strong>Laboratuvar sonu&ccedil;larınız bazı gıdalara karşı intoleransınız var diyorsa;</strong></p> <p>Test sonu&ccedil;ları belli gıdalara karşı IgG antikor titre d&uuml;zeylerinin y&uuml;ksek olduğunu g&ouml;sterebilir. IgG gıda intoleransının nedeninin, bağırsak ge&ccedil;irgenliğinin artmasıyla birlikte monoton diyet olduğu kabul edilir. IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağışıklık sisteminin normalde tanımadığı gıdalara yan etki ile cevap verdiğini g&ouml;stermektedir.</p> <p>IgG pozitif gıda t&uuml;ketilen her seferde, inflamatuvar bir reaksiyon ortaya &ccedil;ıkar ve bu t&uuml;m v&uuml;cudu zayıf d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. O nedenle IgG antikor d&uuml;zeyleri y&uuml;ksek ve &ccedil;ok y&uuml;ksek &ccedil;ıkan gıdalardan uzak durarak bağışıklık sistemini stabilize etmek b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.</p> <p>IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağırsak &ccedil;eperinin fazlasıyla zedelenmiş olduğunu ve hiper-ge&ccedil;irgenlik ya da ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu diye bilinen rahatsızlığa yakalanılmış olabileceğini g&ouml;sterir. Ayrıca bağırsak florasında ve/veya bağırsak &ccedil;eperinde bir bozukluk da olabilir. O nedenle, &ouml;zel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak &ccedil;eperinin mevcut durumunun incelenmesi faydalı olabilir. Tecr&uuml;beler tek başına test sonucu pozitif gıdalardan uzak durmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda rotasyon esaslı bir diyet değişikliğine de gerek olduğunu g&ouml;stermektedir.</p> <p>İntestinal Floranın Analizi: IgG-aracılı gıda alerjilerini tetikleyen ya da şiddetlendiren genellikle bağırsak &ccedil;eperindeki bozukluklardır. O nedenle &ccedil;eşitli intestinal kontrollerle bağırsak florasının eski sağlığına kavuşturulması şarttır. Bu konuda, &ouml;zel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak &ccedil;eperinin mevcut durumunun a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılması faydalı olabilir.</p> <p>Gelecekte, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besin maddelerinden ka&ccedil;ınılması gerekmektedir. Bu, bu besin madde&shy;lerini bir daha asla t&uuml;ketilmeyeceği anlamına gelmez. Bu besin maddelerinden 8-12 haftalık bir s&uuml;re boyunca s&uuml;rekli olarak ka&ccedil;ındıktan sonra bir kısmını eski semptom&shy;lar ortaya &ccedil;ıkmaksızın diyet planına yeniden eklenebilmektedir. Kişi bu konuda mutlaka doktoruna veya beslenme uzmanına danışmalıdır.</p> <p><strong>Beslenme Alışkanlıklarının D&uuml;zenlenmesi</strong></p> <ul> <li>D&uuml;ş&uuml;k besin değerleri ve istenmeyen etkileri nedeniyle şeker, rafine un ve pudra şekeri ile diğer denat&uuml;re edilmiş besinlerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Şeker, kan şekeri seviyesinde g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir artışa neden olur ve pankreası &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de yorar. Rafine şeker t&uuml;ketimi bağırsaktaki ortamı (hiperasiditeyi) etkiler ve minerallerin (kalsiyum gibi) ve vitaminlerin (&ouml;zellikle de vitamin B kompleksinin) kaybına neden olur.</li> <li>Kahve, siyah &ccedil;ay ve alkol &ouml;zellikle sinir sisteminde istenmeyen rahatsızlıklara neden olabilir. Yemeklerle, fazla miktarda ve d&uuml;zenli olarak t&uuml;ketimleri zararlı olabilir. Kahve ya da siyah &ccedil;ayın d&uuml;zenli t&uuml;ketil&shy;mesi, &ouml;zellikle demir başta olmak &uuml;zere besinler&shy;den alınan minerallerin emilimini azaltabilir. Bu i&ccedil;ecekler uyarıcı olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&shy;melidir.</li> <li>Bir &ouml;ğ&uuml;nde aşırı miktarda yiyecek t&uuml;ketimi, &ouml;zellikle &ccedil;ok ge&ccedil; saatlerde metabolik sistemi aşırı derecede zorlar. Mide yiyecekleri ince bağırsağa k&uuml;&ccedil;&uuml;k porsiyonlar halinde aktarmaktadır. &Ccedil;ok fazla gıda t&uuml;ketilmesi halinde bu gıdanın b&uuml;y&uuml;k bir kısmı midede &ccedil;ok uzun s&uuml;re kalır ve bu da midede baskı hissine ya da mide mukozasında enfeksiyona neden olabilir. Akşam yemeği yalnızca hafif miktarlarda yenilmeli ve akşam 6&#39;dan sonraya bırakılmamalıdır.</li> <li>Her lokma yaklaşık 30 defa &ccedil;iğnenmelidir ve yarı sıvı besinler t&uuml;k&uuml;r&uuml;kle iyice karıştırılmalıdır. &Ccedil;iğneme, midede sindirim sıvılarının &uuml;retilmesini uyarır. Salya, yiyeceklerin sindirimin ağızda başlamasını sağlayan belirli enzimleri i&ccedil;erir. Yemek hızlı bir şekilde t&uuml;ketilmemeli ve yerken sadece yemeğe odaklanılmalıdır. Gazete, televizyon, radyo ya da sosyal medyanın dikkat dağıtmasına izin verilmemelidir.</li> <li>Meyve, hayvansal proteinler veya tahılların kombi&shy;nasyonu metabolizmaya etki ederek sıklıkla şişkinliğe ve karın ağrısına yol a&ccedil;maktadır. Bu nedenle, şişkinlik ve gastrointestinal sistemin diğer reaksiyonlarını &ouml;nlemek i&ccedil;in, meyve her zaman ayrı t&uuml;ketilmelidir.</li> <li>Gıda intoleranslarının nedenlerinden biri de dengesiz diyet programlarıdır. &Ouml;rneğin, sabah m&uuml;sli, &ouml;ğle yemeğinde makar&shy;na, &ouml;ğleden sonra kek ve akşam peynirle ekmek yenirse, g&uuml;nde d&ouml;rt kez buğday t&uuml;ketilmiş olur.</li> <li>&Ouml;zellikle atopik hastalıklardan (n&ouml;rodermit gibi) veya rotasyon diyeti denilen diyeti gerektiren gastrointestinal kanal hastalıklarında daha fazla duyarlılığın gelişmesini &ouml;nlemek i&ccedil;in, beslenme alışkanlıklarının değiş&shy;tirilmesi yararlı olacaktır.</li> </ul>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Küçük Kesi (Minimal İnvaziv)

<p>Son yıllarda teknolojinin de gelişmesiyle birlikte kalp ameliyatları k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemi sayesinde konforlu şekilde &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yara izi ile ger&ccedil;ekleştirilebiliyor. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemi hem işlem sırasında hem de işlem sonrasında yaşam kalitesini y&uuml;kselten &ouml;nemli avantajlar sağlıyor.</p> <h2><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi (minimal invaziv)&nbsp; ile kalp ameliyatı nedir?</strong></h2> <p>Kalp ameliyatlarındaki zorlu s&uuml;recin &ccedil;ok daha &ccedil;abuk ve ağrısız ge&ccedil;mesini sağlayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi yani&nbsp;minimal invaziv cerrahi&nbsp;y&ouml;ntemi g&ouml;ğ&uuml;s (sternum) kemiğinin 20-25 cm kesilmesi yerine daha&nbsp;k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesilerle ger&ccedil;ekleştirilmektedir.</p> <h2><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi (minimal invaziv)&nbsp; ile kalp ameliyatı hangi hastalıklarda kullanılır? </strong></h2> <p>Kalp kapak ameliyatlarının tamir&nbsp;ve değişiminde,&nbsp;koroner baypas cerrahisi gerektiğinde,&nbsp;bazı kalp deliklerinin&nbsp;kapatılmasında,&nbsp;kalp i&ccedil;i t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılması gerektiğinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiyle kalp ameliyatları yapılabilmektedir.</p> <h2><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi (minimal invaziv)&nbsp; ile kalp ameliyatı nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Sağ veya sol meme altından, k&ouml;pr&uuml;c&uuml;k kemiği altından&nbsp;ya da g&ouml;ğ&uuml;s kemiği&nbsp;&ccedil;ok&nbsp;az a&ccedil;ılarak yapılan&nbsp;kesilerle&nbsp;ameliyatlar ger&ccedil;ekleştirilmektedir. A&ccedil;ık kalp ameliyatlarında g&ouml;ğ&uuml;s kemiği tamamen a&ccedil;ılmaktadır, ancak artık kalp cerrahisindeki teknolojik gelişmeler sayesinde bypass ameliyatları da kapak ameliyatları da k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemiyle ger&ccedil;ekleştirilebilmektedir.</p> <h2><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>A&ccedil;ık kalp ameliyatlarına&nbsp;g&ouml;re &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir&nbsp;kesi ile yapılan&nbsp;bu ameliyatlarda g&ouml;ğ&uuml;s &ouml;n duvarındaki kemik kesilmediği i&ccedil;in g&ouml;ğ&uuml;s duvarı b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;&nbsp;korunmaktadır.&nbsp;Bu&nbsp;da ameliyat sonrası en &ccedil;ok&nbsp;karşılaşılan&nbsp;sorun olan solunum sistemi problemlerinin &ccedil;ok&nbsp;daha az g&ouml;r&uuml;lmesine neden&nbsp;olmaktadır. Ameliyat&nbsp;esnasında ve sonrasında kanama miktarı &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k olup &ccedil;oğunlukla&nbsp;kan transf&uuml;zyonu işlemine gerek&nbsp;kalmadan hasta taburcu&nbsp;edilmektedir.&nbsp;İyileşmenin hızlanmasıyla&nbsp;yoğun bakımda kalış s&uuml;resi&nbsp;1 g&uuml;ne,&nbsp;serviste&nbsp;kalış s&uuml;resi ise 3 veya&nbsp;4 g&uuml;ne inmektedir.&nbsp;Klasik a&ccedil;ık&nbsp;ameliyatlarda kemiğin kaynama s&uuml;resi&nbsp;yaklaşık 2 ay s&uuml;rmektedir. Bu s&uuml;re i&ccedil;erisinde hastanın&nbsp;yatarken&nbsp;sağa sola d&ouml;nmemesi,&nbsp;kollarını baş&nbsp;seviyesinin &uuml;zerine kaldırmaması ve herhangi bir y&uuml;k taşımaması&nbsp;gerekir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile&nbsp;yapılan&nbsp;ameliyatlarda ise hasta ameliyattan sonra drenleri &ccedil;ekildiği andan itibaren istediği şekilde yatabilir,&nbsp;kendisini iyi hissettiği andan itibaren araba kullanmak,&nbsp;y&uuml;zmek,&nbsp;y&uuml;k taşımak gibi&nbsp;ameliyat &ouml;ncesi yaptığı her&nbsp;eylemi&nbsp;rahatlıkla ger&ccedil;ekleştirebilir. G&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin a&ccedil;ıldığı ameliyatlar kozmetik&nbsp;a&ccedil;ıdan&nbsp;da&nbsp;olduk&ccedil;a sıkıntı vericidir. &Ouml;zellikle gen&ccedil; hastalar kozmetik ve psikolojik a&ccedil;ıdan sorun yaşamakta; bu da iyileşme s&uuml;recinin uzamasına neden olmaktadır. Minimal invaziv y&ouml;ntemi&nbsp;ile&nbsp;a&ccedil;ılan&nbsp;kesinin uzunluğu 6-7&nbsp;cm arasında&nbsp;değişmektedir ve&nbsp;kollar yukarı kaldırılmadığı s&uuml;rece herhangi bir ameliyat izi&nbsp;g&ouml;r&uuml;lmez. Ayrıca osteoporoz adı verilen kemik erimesi hastalığı yaşayan &ouml;zellikle kadınlarda meme altından k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemi ile ameliyat yapmak &ccedil;ok daha faydalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; osteoporoz hastalarında sternum adı verilen iman tahtası kemiği &ccedil;ok kırılgandır ve a&ccedil;ık ameliyat sonrası rahatsızlıklar yaşanabilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi (minimal invaziv) ile sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi (minimal invaziv) ile kalp ameliyatı i&ccedil;in gerekli olan kriterler nelerdir?</strong></li> </ul> <p>&Ouml;ncelikle hastanın belli bir yaş ve kiloda olması gerekmektedir. Genelde &ccedil;ocuklarda 20-25 kilogram ve &uuml;st&uuml;nde, 8-10 yaşından sonra uygulanabilmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; minimal invaziv kalp cerrahisinde kullanılan bir takım ekipmanlar bebek ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar i&ccedil;in uygun olmayabilir. Bunun dışında daha &ouml;nce akciğer ile ilgili zat&uuml;rree, t&uuml;berk&uuml;loz gibi sorunlar yaşamış ya da akciğer ameliyatı ge&ccedil;irmiş ve bunların sonucunda akciğer zarı g&ouml;ğ&uuml;s duvarına yapışmış kişilerde de k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi uygulanamamaktadır. Akciğerler, o yapışıklıktan ayrılıp kalbe ulaşılamaz. Bu hastalar g&ouml;ğ&uuml;s kemiği kesilerek ameliyat edilmek zorundadır. Sağ ya da sol meme altından yapılamaz ancak g&ouml;ğ&uuml;s kemiği &uuml;zerinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiler uygulanabilir. Aort kapağına yapılacak m&uuml;dahalelerde ameliyat &ouml;ncesi &ccedil;ekilen tomografide aort damarının pozisyonu &ccedil;ok sola doğruysa k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi k&ouml;pr&uuml;c&uuml;k kemiği altından yapılamaz. Ancak mini-sternotomi (g&ouml;ğ&uuml;s kemiğini k&uuml;&ccedil;&uuml;k a&ccedil;ma) adı verilen y&ouml;ntem uygulanabilir. Bunun yanında kalp fonksiyonu &ccedil;ok bozuk olan hastalar, mitral kapağa y&ouml;nelik girişim yapılacaksa, aort kapağında ciddi ka&ccedil;aklar olan hastalar ve daha &ouml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile ameliyat olan hastalarda k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi tercih edilmez.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı &ouml;ncesi neler yapılmalıdır?</strong></li> </ul> <p>Klasik ameliyatlara hazırlık s&uuml;recince yapılacaklar k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ameliyatı i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Yani hasta 1 g&uuml;n &ouml;nceden yeme-i&ccedil;meyi keser. Ameliyat &ouml;ncesi gerekli kan tetkikleri yapılır. B&ouml;brek, karaciğer fonksiyonları, solunum testleri, şah damarı darlıkları araştırılır. Bunlarla ilgili problem olduğu takdirde gerekli tedavi uygulanır, ardından hasta ameliyata alınır.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı sonrası neler yapılmalıdır?</strong></li> </ul> <p>Ameliyat sonrası s&uuml;re&ccedil; k&uuml;&ccedil;&uuml;k keside a&ccedil;ık ameliyatlara g&ouml;re &ccedil;ok daha kolay ge&ccedil;mektedir. &Ouml;rneğin a&ccedil;ık ameliyat sonrası hastalar i&ccedil;in 1 ay yan d&ouml;nerek yatmamak, 5 kilogramın &uuml;zerinde y&uuml;k taşımamak gibi sınırlamalar vardır. Ancak mini torakotomi yani k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ameliyatlarında b&ouml;yle kısıtlamalar olmadığı i&ccedil;in &ccedil;ok daha erken s&uuml;rede g&uuml;nl&uuml;k hayata d&ouml;n&uuml;l&uuml;r. Bunun dışında k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi yapılacak ameliyatın t&uuml;r&uuml;ne g&ouml;re değişen dikkat edilmesi gereken &ouml;zel bazı durumlar olabilmektedir. Bunların bilgisi hastaya verilir.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı dezavantajları nelerdir?</strong></li> </ul> <p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k keside a&ccedil;ık ameliyata g&ouml;re dezavantaj olarak maliyet sayılabilir. Kullanılan ekipman bakımından &ouml;zellikli cihazların kullanılması nedeniyle maliyeti a&ccedil;ık ameliyata g&ouml;re y&uuml;ksek bir işlem olarak sayılsa da a&ccedil;ık ameliyata g&ouml;re iyileşme s&uuml;resi ve iş yaşamına d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;recinin kısalığı ile bu dezavantajı ortadan kaldırdığı s&ouml;ylenebilmektedir.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı ağrılı mıdır?</strong></li> </ul> <p>Sternum adı verilen iman tahtası kemiğinin kesilmesinde yaşanan ağrı gibi bir ağrı s&ouml;z konusu olmasa da basit ağrı kesicilerle giderilebilecek derecede ağrılar yaşanabilmektedir.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı g&uuml;venli midir?</strong></li> </ul> <p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi, cerrahlar a&ccedil;ısından &ouml;ğrenim s&uuml;resi uzun olan bir y&ouml;ntemdir. Yani cerrahın k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemini uygulayabilmesi i&ccedil;in bunun eğitimini alması gerektiği gibi; belli bir tecr&uuml;beye, cerrahi olgunluğa ve beceriye sahip olması da gerekmektedir. Cerrah klasik ameliyatlarda &ccedil;ok tecr&uuml;beli olsa bile minimal invaziv y&ouml;ntem uygulayabilmesi i&ccedil;in &ouml;zel eğitim alması gerekmektedir. Bu anlamda ehil ellerde ve donanımlı merkezlerde yapıldığı takdirde g&uuml;venli bir y&ouml;ntemdir.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı i&ccedil;in yaş sınırı var mı?</strong></li> </ul> <p>Belli bir yaş sınırı olmamakla birlikte ileri yaşlarda eşlik eden hastalıkların getirdiği ilave risk fakt&ouml;rlerinin olup olmadığına bakılmaktadır. İleri yaşın getirdiği b&ouml;brek sorunları, solunum problemi gibi sorunlar yoksa k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi i&ccedil;in &uuml;st yaş sınırı yoktur. Alt sınır olarak ise hastanın belli yaş ve kilo ağırlığına ulaşması gerekmektedir. &Ccedil;ocuklarda 20-25 kilogram ve &uuml;st&uuml; olması gerekir ve genelde 8-10 yaşından sonra uygulanabilmektedir.</p> <ul> <li><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ile kalp ameliyatı riskleri var mı?</strong></li> </ul> <p>Klasik cerrahinin barındırdığı standart riskler k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemi i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir.</p>

Açık Kalp Ameliyatı

<p>Kalp ameliyatlarında en klasik y&ouml;ntem olan a&ccedil;ık kalp ameliyatının g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir&ccedil;ok pratik alternatifi &ccedil;ıkmış olsa da, bazı hastalar i&ccedil;in a&ccedil;ık kalp ameliyatı mecburi olabiliyor. A&ccedil;ık kalp ameliyatlarının kalbi g&ouml;rerek yapılıyor olması, &ouml;nemli avantajları arasında yer alıyor.</p> <h2><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı nedir?</strong></h2> <p>G&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin a&ccedil;ıldığı, operasyon esnasında kalp ve akciğeri destekleyici cihazların kullanıldığı ameliyatlara a&ccedil;ık kalp ameliyatı denir.</p> <h2><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Kalp ritim problemleri, doğumsal kalp problemleri, kalp yetmezliği, kalp kapağı darlıkları, kalp delikleri, atardamar yırtılmaları, deformiteleri, kalp t&uuml;m&ouml;rlerinin tedavisinde uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı nasıl yapılır?</strong></h2> <p>A&ccedil;ık kalp ameliyatı g&ouml;ğ&uuml;s kemiği a&ccedil;ılarak yapılmaktadır. Kalp bu sayede g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelir. Dolaşımsa akciğer-kalp cihazına bağlanır. Kimi zaman kalp durdurularak kimi zaman da &ccedil;alıştırılarak uygulanır. Hastanın durumuna g&ouml;re bu değişir.</p> <h2><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Kalbi g&ouml;rerek yapılan ameliyatların daha avantajlı olduğu bilinmektedir. Hekim a&ccedil;ık kalp ameliyatı olunması gerektiğini s&ouml;ylediği zaman teredd&uuml;te d&uuml;ş&uuml;lmemesi gerekmektedir. Bu t&uuml;r cerrahilerin zaman kaybedilmeden yapılması hastanın avantajınadır. A&ccedil;ık kalp ameliyatlarında &ouml;l&uuml;m oranı y&uuml;zde 1&#39;in altındadır. Ameliyattan sonra hastalar &ouml;m&uuml;rlerini kalp a&ccedil;ısından sağlıklı s&uuml;rd&uuml;rmektedirler.</p> <h2><br /> <strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı i&ccedil;in gerekli olan kriterler nelerdir?</strong></li> </ul> <p>Hastada kilo kontrol&uuml;n&uuml;n sağlanması, i&ccedil;iliyorsa sigaranın bırakılması gerekir. Hayati organlarda herhangi bir sorun g&ouml;r&uuml;lmemesi a&ccedil;ık kalp ameliyatlarının en &ouml;nemli kriterlerindendir. Ameliyat koordinat&ouml;r&uuml;, kalp- damar cerrahı sizi a&ccedil;ık kalp ameliyatı kriterleri hakkında bilgilendirecektir.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı &ouml;ncesi neler yapılmalı?</strong></li> </ul> <p>Ameliyattan &ouml;nce ameliyat b&ouml;lgeleri hastane berberi tarafından tıraş edilir. Ciltten kaynaklanan enfeksiyon riskini azaltmak i&ccedil;in ameliyattan &ouml;nce banyo yapılmalıdır. Banyo sırasında doktorun &ouml;nereceği &ouml;zel antiseptik sol&uuml;syonlar kullanılmalıdır. Ameliyattan 6 saat &ouml;ncesinde a&ccedil;lık gerekmektedir. Ameliyat &ouml;ncesi akşam basit bir lavman yapılacaktır. Ameliyat &ouml;ncesindeki gece rahat uyumak i&ccedil;in hastaya ila&ccedil; verilebilir. Ameliyathaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;lmeden &ouml;nce sakinleştirici bir ila&ccedil; verilebilmektedir. Ameliyat &ouml;ncesi neler yapılması gerektiğiyle ilgili t&uuml;m bilgi kalp-damar cerrahından alınabilir.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></li> </ul> <p>Ameliyat bittikten sonra hasta yoğun bakım &uuml;nitesinde misafir edilir. Burada deneyimli yoğun bakım doktorları ve hemşireler vardır. Ortalama 1-3 g&uuml;n yoğun bakımda yatılır. Hastanın durumuna g&ouml;re bu s&uuml;re uzayabilir. Ameliyat sırasında kalp &uuml;zerine pace teli yerleştirilecektir. Ameliyattan sonra ritim sorunu olmazsa bu teller cerrah tarafından alınır. A&ccedil;ık kalp ameliyatı sonrası bakım s&uuml;recinde fizyoterapist nasıl hareket etmek gerektiği konusunda bilgilendirme yapacaktır. A&ccedil;ık kalp ameliyatı sonrası beslenme d&uuml;zeni hakkında da bilgilendirme doktorlar tarafından yapılacaktır. B&uuml;y&uuml;k abdest yapılamadıysa kat hemşiresine bunu bildirmek gerekmektedir. Ameliyattan 4 g&uuml;n sonrasında yara durumu m&uuml;saitse duş yapmakta sakınca yoktur. Ameliyat sonrasındaki hastanede yatma d&ouml;neminde kilo takibi yapılmaktadır. Eve &ccedil;ıkıldıktan sonra 8 hafta boyunca g&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin korunmasına dikkat edilmelidir. Hasta &ouml;ks&uuml;r&uuml;rken ya da hapşırırken ne yapacağına dair bilgiyi doktorlarından alacaktır. Gerekirse g&ouml;ğ&uuml;s korsesi verilmektedir. Ameliyattan sonra ilk iki ay ağır kaldırılmaması gerekmektedir. Uyku problemlerinin yaşanabildiği ameliyat sonrası d&ouml;nemde gerekirse psikolojik yardım alınabilir.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı ağrılı mıdır?</strong></li> </ul> <p>A&ccedil;ık kalp ameliyatı sırasında genel anestezi kullanıldığından ağrı yaşanmamaktadır. Sonrasında ağrı kesiciler sayesinde ağrılar minimuma indirilmektedir. Ameliyat sonrası s&uuml;re&ccedil;te ağrı yaşanmaması i&ccedil;in kalp damar cerrahisi ekibi ne yapılması gerektiğini anlatacaktır.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı g&uuml;venli midir?</strong></li> </ul> <p>A&ccedil;ık kalp ameliyatları uzman kalp damar cerrahları tarafından yapıldığında hayati riski y&uuml;zde 1&rsquo;in altında olan ameliyatlardır. Olduk&ccedil;a g&uuml;venlidir.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı i&ccedil;in yaş sınırı var mı?</strong></li> </ul> <p>İleri yaştaki hastalara a&ccedil;ık kalp ameliyatı uygulanamayabilir.</p> <ul> <li><strong>A&ccedil;ık kalp ameliyatı riskleri var mı?</strong></li> </ul> <p>Her cerrahi girişimde olduğu gibi a&ccedil;ık kalp ameliyatlarının da bazı riskleri olabilir. Riskler konusunda kalp damar cerrahi gerekli bilgilendirmeyi yapacaktır.</p>

Fraksiyonel Karbondioksit Lazer

<p>Sivilce, yanık, yara, leke gibi cilt sorunları bir&ccedil;ok kişinin ortak sorununu oluşturuyor. Estetik olarak olumsuz bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye sebep olan bu sorunların &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; i&ccedil;in lazer teknolojileri başarılı sonu&ccedil;ları ile &ouml;n plana &ccedil;ıkıyor. Son d&ouml;nemlerde en &ccedil;ok tercih edilen y&ouml;ntemler arasında yer alan Fraksiyonel Karbondioksit Lazer (Co2) uygulaması ile hem derideki sorunların tedavi edilmesi hem de kolajen oluşumunun uyarılması sağlanıyor.&nbsp;</p> <h2><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer nedir?</strong></h2> <p>Cilt yenileme amacıyla derinin &uuml;st ve orta tabakalarına etki ederek, cilt yaşlanması, sivilce, yara, &ccedil;atlak ve yanık gibi izlerin tedavisinde kullanılan en g&uuml;&ccedil;l&uuml; lazer teknolojisidir.</p> <h2><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Fraksiyonel karbondioksit lazer uygulaması sivilce izleri başta olmak &uuml;zere, ameliyat, yanık ve yara izleri, gebelik ve doğum sonrası oluşan &ccedil;atlaklar, anti aging ama&ccedil;lı olarak cilt kırışıklıkları ve sıkılaştırma amacıyla da y&uuml;z sarkmalarında kullanılmaktadır. Bununla birlikte yaşlılık ve g&uuml;neş lekelerinde, gebelik maskesi olarak adlandırılan melazma tedavisinde de uygulanabilir</p> <h2><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazerin avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Cilt yenileme amacıyla kullanılan ve en g&uuml;&ccedil;l&uuml; lazer teknolojisi olan Fraksiyonel karbondioksit lazer, iyileştirici tedavi etkilerinin y&uuml;ksek, yan etkilerinin d&uuml;ş&uuml;k olması sebebiyle son d&ouml;nemlerde en &ccedil;ok tercih edilen y&ouml;ntemler arasında yer alır. Cildin hem &uuml;st hem de alt tabakasında etki g&ouml;steren bu teknolojiyle cildin yenilenmesi sırasında &uuml;st derideki lekeler tedavi edilmekte ve kolajen oluşumu uyarılmaktadır.</p> <p>Cilt gen&ccedil;leştirici olarak uygulanan lazerlerin en etkilisi olan Fraksiyonel CO2 Lazer işlemi sonrasında bir yıl boyunca kolojen liflerinin oluşması ve yapılanması devam eder. &Ouml;zellikle derin yapılan işlemlerde, kişinin şikayeti ve cilt ihtiyacına g&ouml;re işlemi daha y&uuml;zeysel veya daha derin yapma şansı bulunur. Bu kararın doktor tarafından verilmesi gerekir.&nbsp;</p> <h2><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer nasıl uygulanır?</strong></h2> <p>Bu uygulamada, lazer ışını mikroskobik yuvarlak kolonlar halinde cilde g&ouml;nderilir. B&ouml;ylece yuvarlak kolonlar arasında sağlam doku alanlarının kalması sağlanır. Bu y&ouml;ntem ile esas olarak uygulama yapılan b&ouml;lgelerde bulunan su hedef alınmaktadır. Yani kolajen, kan damarları, keratinositler gibi su i&ccedil;eren yapılar, lazer ışını ile kontroll&uuml; bir şekilde termal hasara uğratılır. Hasara uğratılan b&ouml;lgenin hemen yanında bulunan sağlam dokulardaki canlı h&uuml;crelerin, hasarlı alana giderek zarar g&ouml;rm&uuml;ş dokuyu yenilemesi i&ccedil;in uyarı g&ouml;ndermesi sağlanır. Cildin yenilenmesi sırasında bir taraftan &uuml;st derideki lekeler tedavi edilirken, diğer taraftan da kolajen oluşumu uyarılır.</p> <h2><strong>Fraksiyonel Karbondioksit Lazer ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer başka uygulamalarla birleştirilebilir mi?</strong></p> <p>Fraksiyonel karbondioksit Lazer ile birlikte diğer anti aging uygulamalar arasında bulunan PRP ve mezoterapi gibi y&ouml;ntemler de tedaviye eklenebilir. &Ouml;zellikle anti aging ve melazma tedavisinde PRP ve mezoterapi ile birlikte yapılan Fraksiyonel karbondikosit lazer uygulaması ile olduk&ccedil;a etkili sonu&ccedil;lar alınabilir.</p> <p><strong>Tedaviden sonra normal hayata ne zaman ge&ccedil;ilir?</strong></p> <p>İşlem sonrasında hastanın iyileşmesi 7-10 g&uuml;n kadar s&uuml;rebilir. Cilt ilk &uuml;&ccedil; g&uuml;n kızarıp &ouml;dem toplamakta, daha sonraki s&uuml;re&ccedil;te ise soyulmalar başlamaktadır. Hastalar yaklaşık bir hafta sonra normal yaşantısına d&ouml;nebilmektedir.</p> <p><strong>Tedavinin etkinliği ne zaman ortaya &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Tedavinin etkinliği genellikle &uuml;&ccedil; aydan sonra belirginleşir ve etkisi hemen ortaya &ccedil;ıkmaz. İlk başlarda ger&ccedil;ekleşen soyulmalar bir peeling etkisi gibi g&ouml;r&uuml;lse de, derideki tedavi etkisi ve iyileşme genellikle 3-6 ay i&ccedil;erisinde kendini g&ouml;stermeye başlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; derideki kolajen &uuml;retimi bu s&uuml;reler i&ccedil;erisinde tamamlanır.</p> <p><strong>Tedavi ka&ccedil; seans uygulanmalıdır?</strong></p> <p>İşlemin seans sayısı yapılan tedavinin amacına, tedavi edilecek b&ouml;lgeye ve kişinin deri &ouml;zelliklerine bağlı olarak değişir. Seans sayısı genellikle 3-6 arasında olurken, iki seans arasındaki s&uuml;re ise bir ay olarak ayarlanır. Daha y&uuml;zeysel yapılan işlemlerde ise seans sayısını artırmak gerekir.</p> <p><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer işlemi ne zaman uygulanmalıdır?</strong></p> <p>Fraksiyonel karbondioksit lazer uygulaması kış d&ouml;nemlerinde daha &ccedil;ok uygulanır.</p> <p><strong>İşlem sonrası nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>İşlem sonrasında y&uuml;zde meydana gelen kızarıklıkların ve soyulmaların g&uuml;neş ile temas etmesi durumunda pigment, yani y&uuml;zde leke oluşumu riski ortaya &ccedil;ıkar. İşlem sonrasındaki g&uuml;nlerde g&uuml;neş kremi kullanılması yeterli olmamakta, bu sebeple hastaların işlemden sonra 3-5 g&uuml;n boyunca dışarı &ccedil;ıkmaması gerekmektedir.</p> <p><strong>Kişinin ten renginin işleme bir etkisi var mıdır? </strong></p> <p>Koyu tenli kişiler b&ouml;lgesel pigmentleşme ya da pigment kaybı gibi durumlardan daha &ccedil;ok etkilenirken, bu tedavide a&ccedil;ık tenliler daha şanslı grubu oluşturur.</p> <p><strong>İşlemi yaptırmak i&ccedil;in bir yaş sınırı var mıdır?</strong></p> <p>Yaş sınırı olmayan ve herkese uygulanabilen bu tedavi y&ouml;ntemini kronik hastalığı olanlar da yaptırabilir</p> <p><strong>Bu işlem kimlere uygulanmamalıdır?</strong></p> <p>Fraksiyonel karbondioksit lazer, sadece aşırı yara iyileşmesi olan hipertrofik skar ve keloid riski olanlarda uygulanmaması gerekir. Bu tip aşırı doku iyileşmesi olan kişilerde deriye verilen hasar, kalın bir parmak kalınlığında yani anormal şekilde iyileşir. Bununla birlikte kan pıhtılaşmasını engelleyen, ışığa karşı duyarlılık meydana getiren ila&ccedil; kullananlar ve solaryuma girenler de uygulama yapılmayacak kişiler arasında yer alır.</p> <p><strong>Fraksiyonel karbondioksit lazer uygulaması tekrarlanabilir mi?</strong></p> <p>Bu tedavide yaşlanmanın devam etmesi ile birlikte yeniden bir geriye d&ouml;n&uuml;ş s&ouml;z konusu olur. Ancak bu uygulamaların d&uuml;zenli olarak yaptırılması uzun vadede yenilenmiş bir cilt sağlar. Kişinin durumu yaşlanma hızına, hayat şekline, uyku d&uuml;zenine ve genetiğine g&ouml;re değişir.</p>

Robotik Cerrahi ile Kalp Ameliyatı

<p>Klasik ameliyat y&ouml;ntemlerine alternatif olarak geliştirilen ve tıp d&uuml;nyasında cerrahinin ulaştığı en ileri teknoloji olan Da Vinci Robotik Cerrahi ya da diğer adıyla robot teknolojisi kalp ameliyatlarında kullanılabiliyor. Bypass, kalp kapağı değişimi, kalp deliğini kapatma gibi ameliyatlarda başarıyla uygulanan robotik cerrahi hastanın iyileşme hızını ve konforunu artırarak &ouml;nemli avantajlar sağlıyor.</p> <h2><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı nedir?</strong></h2> <p>da Vinci Robotik Cerrahi ya da diğer adıyla robot teknolojisi, sağlık alanında ulaşılan en ileri teknoloji olarak kabul edilir. Kalp ameliyatlarında robot teknolojisi kullanıldığında minimal invaziv y&ouml;ntemle yapılan kesilerden &ccedil;ok daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiler yapılır. Minimal invaziv y&ouml;ntemle g&ouml;ğ&uuml;s boşluğu 6-7 cm a&ccedil;ılırken, robot ile 3-4 cm&rsquo;lik bir kesiden ameliyatlar ger&ccedil;ekleştirilir.</p> <h2><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı, koroner arter Bypass cerrahisi, konjenital kalp ameliyatları, aritmi ameliyatları, kalp kapak ameliyatları, kalp deliği ameliyatı ve kalp i&ccedil;i t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılmasında kullanılır.&nbsp;</p> <h2><strong>Robotik cerrahi kalp ameliyatı nasıl yapılır?</strong></h2> <p>da Vinci Robotunda; bir konsol, konsolun 3 boyutlu ekranı ve tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi joystickler bulunur. Bunların yanında hastanın v&uuml;cudunun ameliyat edilecek b&ouml;lgesinde 3 ya da 4 kol yer alır. Bu kollar konsoldan joysticklerle y&ouml;netilerek ameliyat ger&ccedil;ekleştirilir. İşlemler &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesilerden hatta koroner arter baypass ameliyatı gibi ameliyatlarda hi&ccedil; kesi uygulanmadan yapılabilmektedir. Kapak ameliyatlarında ise 2-3 cm&rsquo;lik bir kesi a&ccedil;ılarak buradan ameliyat yapılır. Robotik cerrahi bir ekip eşidir. İşlem sırasında cerrahın yanında konsolu y&ouml;netecek ikinci bir cerrah olması, işleme girecek hemşirenin de robotik cerrahi konusunda eğitimli olması gerekmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Minimal invaziv yani k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;nteminden daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesiler ile yapılan robotik ameliyatlarda g&ouml;ğ&uuml;s &ouml;n duvarındaki kemik kesilmediği i&ccedil;in g&ouml;ğ&uuml;s duvarı b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;&nbsp;korunur.&nbsp;Bu&nbsp;da ameliyat sonrası en &ccedil;ok&nbsp;karşılaşılan&nbsp;sorun olan solunum sistemi problemlerinin &ccedil;ok&nbsp;daha az g&ouml;r&uuml;lmesini sağlar. Ameliyat&nbsp;sırasında ve sonrasında kanama miktarı &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k olup &ccedil;oğunlukla&nbsp;kan transf&uuml;zyonu işlemine gerek&nbsp;kalmadan hasta taburcu&nbsp;edilir. &nbsp;İyileşmenin hızlanmasıyla&nbsp;yoğun bakımda kalış s&uuml;resi&nbsp;bir g&uuml;ne,&nbsp;serviste&nbsp;kalış s&uuml;resi ise &uuml;&ccedil; veya&nbsp;d&ouml;rt g&uuml;ne inmektedir.&nbsp;Klasik a&ccedil;ık&nbsp;ameliyatlarda ise kemiğin kaynama s&uuml;resi&nbsp;yaklaşık iki ay s&uuml;rer. Bu s&uuml;re i&ccedil;erisinde hastanın&nbsp;yatarken&nbsp;sağa sola d&ouml;nmemesi,&nbsp;kollarını baş&nbsp;seviyesinin &uuml;zerine kaldırmaması ve herhangi bir y&uuml;k taşımaması&nbsp;gerekir. Robotik cerrahide ise hasta ameliyattan sonra drenleri &ccedil;ekildiği andan itibaren istediği şekilde yatabilir,&nbsp;kendisini iyi hissettiği andan itibaren araba kullanmak,&nbsp;y&uuml;zmek,&nbsp;y&uuml;k taşımak gibi&nbsp;ameliyat &ouml;ncesi yaptığı her&nbsp;eylemi&nbsp;rahatlıkla ger&ccedil;ekleştirebilir. G&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin a&ccedil;ıldığı klasik cerrahiler kozmetik&nbsp;a&ccedil;ıdan&nbsp;da&nbsp;olduk&ccedil;a sıkıntı verici olmaktadır. &Ouml;zellikle gen&ccedil; hastalar kozmetik ve psikolojik a&ccedil;ıdan sorun yaşamakta, bu durum da iyileşme s&uuml;recinin uzamasına neden olmaktadır. Minimal invaziv y&ouml;ntemle g&ouml;ğ&uuml;s boşluğu 6-7 cm a&ccedil;ılırken robot ile 3-4 cm&rsquo;lik bir kesi ile ameliyatlar ger&ccedil;ekleştirilir. Kollar yukarı kaldırılmadığı s&uuml;rece herhangi bir ameliyat izi&nbsp;g&ouml;r&uuml;lmez.</p> <h2><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatına dair sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı i&ccedil;in kimler aday olabilir?</strong></p> <p>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatlarına herkes aday olabilir. Koroner arter Bypass cerrahisi, konjenital kalp ameliyatları, aritmi ameliyatları, kalp kapak ameliyatları,&nbsp; robotik cerrahi ile kalp deliği ameliyatı,&nbsp;kalp i&ccedil;i t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılması gibi bir&ccedil;ok ameliyat robot teknolojisi ile yapılabilmektedir.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı i&ccedil;in gerekli olan kriterler nelerdir?</strong></p> <p>Robot teknolojisi, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ameliyatlarında olduğu gibi belli yaş ve ağırlık altındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarda uygulanamamaktadır. Genel olarak 20-25 kg ve 8-10 yaş &uuml;st&uuml; &ccedil;ocuklar alt sınır kabul edilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; robot teknolojisinde kullanılan bazı ekipmanlar &ccedil;ocuklar i&ccedil;in &ccedil;ok uygun olmayabilmektedir. Kalbin akciğer makinesine bağlanması i&ccedil;in kan&uuml;l adı verilen damarların i&ccedil;ine sokulan borucuklar bebek ya da &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaştaki &ccedil;ocuklar i&ccedil;in kullanılamamaktadır. Bunların yanında daha &ouml;nce akciğer ile ilgili zat&uuml;rree, t&uuml;berk&uuml;loz gibi hastalıklar ya da akciğer ameliyatı ge&ccedil;irmiş ve bunların sonucunda akciğer zarı g&ouml;ğ&uuml;s duvarına yapışmış hastalarda da robotik cerrahi uygulanamamaktadır. Akciğerler o yapışıklıktan ayrılıp kalbe ulaşılamaz. Bunun yanı sıra kalp fonksiyonu &ccedil;ok bozuk olan hastaların kapak ameliyatlarında, mitral kapağa y&ouml;nelik girişimlerde aort kapağında ciddi ka&ccedil;aklar bulunduğunda ve daha &ouml;nce robotik cerrahi ile kapak ameliyatı olan hastalarda ameliyat gerektiğinde ikinci kez k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi ya da robotik cerrahi tercih edilmez.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı &ouml;ncesi neler yapılmalı?</strong></p> <p>Klasik ameliyatlara hazırlık s&uuml;recince yapılacak hazırlıklar, robotik cerrahi i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Anestezi dolayısıyla hasta 1 g&uuml;n &ouml;nceden yeme-i&ccedil;meyi keser. Bunun yanında hastaya ameliyat &ouml;ncesi gerekli kan tetkikleri yapılır. B&ouml;brek, karaciğer fonksiyonları, solunum testleri, şah damarı darlıkları araştırılır. Bunlarla ilgili problem olduğu takdirde gerekli tedavi uygulanır, ardından hasta ameliyata alınır.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı sonrası neler yapılmalı?</strong></p> <p>Robotik cerrahide ameliyat sonrası iyileşme s&uuml;reci a&ccedil;ık ameliyatlara g&ouml;re &ccedil;ok daha kolay ge&ccedil;mektedir. A&ccedil;ık ameliyatlar sonrası hastanın dikkat etmesi gereken bir&ccedil;ok sınırlandırma robotik cerrahi i&ccedil;in ge&ccedil;erli değildir. &Ouml;rneğin a&ccedil;ık ameliyat sonrası hastalara 1 ay yan d&ouml;nerek yatmamak, 5 kilogramın &uuml;zerinde y&uuml;k taşımamak gibi sınırlamalar bulunmaktadır. Ancak robotik cerrahide b&ouml;yle kısıtlamalar olmadığı gibi g&uuml;nl&uuml;k hayata &ccedil;ok daha erken d&ouml;n&uuml;lmektedir. Bunun dışında, da Vinci robotik cerrahi yapılacak ameliyatın Bypass, kapak ameliyatı gibi ameliyata g&ouml;re değişen &ouml;zel bazı dikkat edilmesi gereken durumlar olabilmektedir. Bunların bilgisi hastaya taburculuk &ouml;ncesi verilir.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı dezavantajları nelerdir?</strong></p> <p>Robotik cerrahinin dezavantaj olarak sayılabilecek unsuru maliyetidir. &Ouml;zel robotların kullanılıyor olması maliyetini k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemine g&ouml;re de artırmaktadır. Ancak klasik a&ccedil;ık ameliyata ve hatta k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;ntemine g&ouml;re iyileşme s&uuml;resi ve iş yaşamına d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;recinin kısalığı ile bu dezavantajı ortadan kaldırdığı s&ouml;ylenebilir. Minimal invazivde cerrahın kendi eliyle yapacağı hareketlerin &ccedil;ok daha fazlası 360 derece ve &ccedil;ok net 3 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle sağlanır. Klasik kalp ameliyatlarında cerrahlar iyi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edebilmek i&ccedil;in loop adı verilen &ouml;zel mercekler kullanırken robot cerrahideki 3 boyutlu net g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sayesinde bunlara ihtiya&ccedil; kalmamaktadır. Bu nedenle işlemler &ccedil;ok daha net ger&ccedil;ekleştirilir. &Ouml;rneğin Bypass ameliyatları sa&ccedil; kılı kadar ince ipler kullanılarak yapılan &ccedil;ok hassas ameliyatlardır. Robotik cerrahideki iyi g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sayesinde damar dikimleri &ccedil;ok daha temiz ve net bir şekilde yapılabilmektedir. İnsan g&ouml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden &ccedil;ok daha net bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sağlanmaktadır.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı ağrılı mıdır?</strong></p> <p>Sternum adı verilen iman tahtası kemiğinin kesilmesinde yaşanan gibi bir ağrı s&ouml;z konusu olmasa da basit ağrı kesicilerle giderilebilecek derecede ağrılar yaşanabilmektedir.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı g&uuml;venli midir?</strong></p> <p>Robotik cerrahi tıpkı k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi y&ouml;nteminde olduğu gibi cerrahlar a&ccedil;ısından &ouml;ğrenim s&uuml;resi uzun olan bir y&ouml;ntemdir. Yani cerrahın robotik cerrahiyi kullanabilmesi i&ccedil;in bunun eğitimini alması ayrıca belli bir tecr&uuml;beye, cerrahi olgunluğa ve beceriye sahip olması gerekmektedir. Cerrah klasik ameliyatlara &ccedil;ok alışkın olsa bile robot uygulayabilmesi i&ccedil;in &ouml;zel eğitim alması gerekmektedir. Bu anlamda ehil ellerde ve donanımlı merkezlerde yapıldığı takdirde g&uuml;venli bir y&ouml;ntemdir.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı i&ccedil;in yaş sınırı var mı?</strong></p> <p>Belli bir yaş sınırı olmamakla birlikte ileri yaşlarda eşlik eden hastalıkların getirdiği ilave risk fakt&ouml;rlerinin olup olmadığına bakılmaktadır. İleri yaşın getirdiği b&ouml;brek, solunum problemi gibi sorunlar yoksa robotik cerrahi i&ccedil;in &uuml;st yaş sınırı yoktur. Alt sınırda ise belli yaş ve kilo ağırlığına ulaşana kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar ve bebekler i&ccedil;in uygun değildir. 20-25 kg ve 8-10 yaş &uuml;st&uuml; &ccedil;ocuklar sınır kabul edilmektedir.</p> <p><strong>Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı riskleri var mı?</strong></p> <p>Klasik cerrahinin barındırdığı standart riskler robotik y&ouml;ntem i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Bu risklerin g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulması ve işlem esnasında bunlara g&ouml;re &ouml;nlemler alınabilmesi i&ccedil;in zaten işlem &ouml;ncesinde hastaya gerekli t&uuml;m tetkikler yapılır. B&ouml;brek, karaciğer fonksiyonları, solunum testleri, şah damarı darlıkları araştırılır. Bunlarla ilgili problem olduğu takdirde &ouml;nce gerekli tedavileri yapılır, ardından hasta işleme alınır.</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al