Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Meme Kanseri

<p>Kadınlarda en sık g&ouml;r&uuml;len kanser tipi olan meme kanseri hastalığında, son 20 yılda teşhis ve tedavi anlamında b&uuml;y&uuml;k ilerlemeler kaydedildi. Erken tanı sayesinde memeyi koruyan ameliyat se&ccedil;enekleriyle bu hastalıktan kurtulma şansı arttı. Erken tanı konulmuş meme kanseri tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanıya &ouml;nem verin!</p> <h2><strong>Meme kanseri nedir?</strong></h2> <p>Bundan 30 yıl &ouml;nce meme kanseri, 12-14 kadında g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Meme dokusundaki s&uuml;t kanalını oluşturan ve s&uuml;t yapıcı h&uuml;crelerin kontrols&uuml;z olarak &ccedil;oğalmasıyla ortaya &ccedil;ıkar. Meme kanseri kadınlarda g&ouml;r&uuml;len kanserlerin %33&rsquo;&uuml;n&uuml; oluşturuyor. T&uuml;m kanser hastalarının ise %20&rsquo;sini tehdit ediyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise artık her 8 kadından 1&rsquo;i hayatı boyunca meme kanseriyle karşı karşıya kalma riskiyle yaşıyor.</p> <p>Meme kanseri, meme dokusu i&ccedil;inde s&uuml;t kanalları i&ccedil;erisinde oluşan kanser h&uuml;creleridir. Meme kanserlerinin y&uuml;zde 80&rsquo;i invaziv duktal karsinomdur. Invaziv duktal karsinom, meme kanserinin s&uuml;t kanallarında ortaya &ccedil;ıktığını g&ouml;sterir. Meme kanserinin y&uuml;zde 20&rsquo;si de invaziv lob&uuml;ler karsinomdur. Bu t&uuml;rde ise meme kanseri s&uuml;t kanallarında değil s&uuml;t bezlerinde gelişir. Meme kanserine neden olan h&uuml;crelerin &ccedil;oğalması ve b&uuml;y&uuml;mesi olduk&ccedil;a zaman alır. Ancak &ccedil;oğaldıktan sonra h&uuml;creler lenf ve kan yoluyla v&uuml;cudun diğer organlarına yayılabilir. Meme kanserinde en &ouml;nemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı &ccedil;ok y&uuml;ksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/glTYxkozFe4&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p>Meme kanseri kadınlarda en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Her 10 kadından birinde g&ouml;r&uuml;len meme kanseri ortalama her 100 bin kadının 20&rsquo;sinde rastlanıyor. Meme kanseri kadınlara oranla erkeklerde &ccedil;ok nadir g&ouml;r&uuml;lmektedir. Ancak hastalık geliştiğinde seyri kadınlarda g&ouml;r&uuml;len meme kanserine g&ouml;re daha hızlı ve k&ouml;t&uuml;d&uuml;r. Her 100 meme kanserinin 1&rsquo;i erkeklerde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinmese de kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi bir&ccedil;ok fakt&ouml;rden bahsedilebilir.</p> <p>Meme kanserinin g&ouml;r&uuml;lme sıklığı yaş ilerledik&ccedil;e artar. En &ccedil;ok 50-70 yaş aralığında g&ouml;r&uuml;len meme kanserinde risk ailede meme kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; bulunduğunda artmaktadır. Anne ya da kardeşte meme kanseri g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde hastalığın riski 3 kat artar. Bu nedenle aile hik&acirc;yesinde meme kanseri olan kişilerin kontrollerini &ouml;zellikle 40 yaş ile birlikte sık sık yaptırmaları gerekmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde bozulma yani mutasyon var olan kişilerin hem meme hem de yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali riski y&uuml;ksektir. Menopoz s&uuml;recinde 5 yıldan fazla hormon ilacı kullanmak da meme kanseri riskini artıran fakt&ouml;rlerden biridir.</p> <h2><strong>Meme kanseri belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Meme kanseri belirtilerini bilmek meme kanserini erken evrede yakalamak ve tedavinin başarıya ulaşması i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Meme kanseri belirtileri arasında en belirgini memede ele gelen kitledir. Ele gelen kitle meme dışında koltuk altında da olabilir. Eğer kitle b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş ise meme ucunun i&ccedil;eri doğru &ccedil;ekilmesi de meme kanseri belirtilerindendir. &Ccedil;ok nadir g&ouml;r&uuml;lse de meme ucundan kanlı ya da kansız akıntı da meme kanserini işaret edebilir. Meme kanserine neden olan t&uuml;m&ouml;r &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;rse meme derisinde &ouml;dem oluşur ve şişme g&ouml;r&uuml;lebilir. Aynı zamanda kızarıklık ve portakal g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; de karşılaşılan meme kanseri belirtilerindendir. Eğer meme kanseri yayılmış ise yayıldığı b&ouml;lge ile ilgili şikayetler de g&ouml;r&uuml;lebilir. Meme kanseri belirtilerini tanımak meme kanserinin ilerlemesine engel olabilmek adına &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu nedenle kişinin kendi meme yapısını tanıması ve risk fakt&ouml;rlerini bilmesi gerekir. Meme kanseri belirtilerini fark edebilmek i&ccedil;in her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmaya başlamalıdır. Kendi kendine meme muayenesi adet bitiminden 5-7 g&uuml;n sonra; adet g&ouml;rmeyen kadınlar ise ayda bir belirdikleri yapılmalıdır.</p> <p>Meme kanseri belirtilerini ş&ouml;yle sıralayabiliriz;</p> <ul> <li>Meme &uuml;zerinde genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket</li> <li>Memede; genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla b&uuml;y&uuml;yebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler.</li> <li>G&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik.</li> <li>Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, i&ccedil;eri doğru &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;, yaygın k&uuml;&ccedil;&uuml;k şişlikler, portakal kabuğu g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; gibi noktasal &ccedil;ekintiler.</li> <li>Meme başı ve &ccedil;evresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, d&uuml;zleşme, i&ccedil;e &ccedil;&ouml;kme, y&ouml;n değiştirme, kabuklanma, &ccedil;atlaklar ve yaralar.</li> <li>Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi.</li> <li>Koltuk altında g&ouml;r&uuml;lebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.</li> </ul> <p>Risk fakt&ouml;r&uuml;ne sahip olmanız, o hastalığa yakalanacağınız anlamına gelmez.</p> <h2><strong>Meme kanseri risk fakt&ouml;rleri</strong></h2> <p>Meme kanseri risk fakt&ouml;rlerinin en &ouml;nemlileri değiştiremeyeceğimiz risk fakt&ouml;rleridir. &Ouml;zellikle aile hik&acirc;yesinde meme kanserinin olması meme kanseri risk fakt&ouml;rlerinin başında gelmektedir. Birinci derce bir akrabada 50 yaşından &ouml;nce g&ouml;r&uuml;len meme kanseri, kişinin meme kanserine yakalanma ihtimalini 3 kat artırmaktadır. Yine 2. derece akrabalarda g&ouml;r&uuml;len meme kanseri de &ouml;nemli meme kanseri risk fakt&ouml;rlerindendir. Ayrıca ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmış ve ne kadar erken yaşta yakalanmışlar ise o kadar risk artar. Meme kanserinde bir diğer &ouml;nemli risk fakt&ouml;r&uuml; ise meme dokusunun yoğun olmasıdır. Meme dokusu i&ccedil;erisinde yağ oranı daha az olan kişilerde meme kanseri riski daha &ccedil;ok artıyor. Meme dokusunun yoğunluğunu ise mamaografk ve sonografik y&ouml;ntemlerle &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir. &Ouml;zellikle lenfoma hastalarında g&ouml;ğ&uuml;s &ccedil;evresine yakın uygulandığı i&ccedil;in maruz kalınan radyoterapi de meme kanseri i&ccedil;in sayılabilecek risk fakt&ouml;rleri arasındadır. Bu nedenle &ouml;zellikle lenfoma hastaları olmak &uuml;zere radyoterapi tedavisi alan hastaların tedaviden sonra hayat boyu kontrollerini sık&ccedil;a yaptırmaları &ouml;nerilmektedir.</p> <p>Kadınlarda meme kanseri oluşumunda risk fakt&ouml;r&uuml; sayılan erken adet g&ouml;rme de &ouml;nemsenmelidir. &Ouml;zellikle 11 yaşından &ouml;nce adet g&ouml;renler, ge&ccedil; menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli durumda kabul edilirler. Emzirmemek ya da ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol t&uuml;ketmek ve fazla kilolu olmak da meme kanseri risk fakt&ouml;rleri arasındadır. Ayrıca &ouml;zellikle menopoza girdikten sonra, menopozun etkilerini azaltmak i&ccedil;in kullanılan &ouml;strojen hormonu da meme kanseri riskini 1.5. kat artırmaktadır.</p> <p>Diğer meme kanseri risk fakt&ouml;rleri şunlardır;</p> <ul> <li>Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r.</li> <li>Ailede meme kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara g&ouml;re daha fazladır.</li> <li>Yaş ilerledik&ccedil;e meme kanseri g&ouml;r&uuml;lme riski artar.</li> <li>Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara g&ouml;re %20 daha fazla risk altındadır.</li> <li>Meme kanseri vakalarının %5-10&rsquo;u genetiktir. Aileden ge&ccedil;en bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile &uuml;yeleri i&ccedil;in risk, %80 oranındadır.</li> <li>15 yaşından &ouml;nce radyoterapi tedavisi g&ouml;rmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini %35&rsquo;e &ccedil;ıkarmaktadır.</li> <li>55 yaş ve &uuml;st&uuml; kadınların 3&rsquo;te 2&rsquo;sinde, yayılma g&ouml;steren meme kanseri bulunmaktadır.</li> <li>Yaşlanma veya yaşam şekli gibi fakt&ouml;rler, meme kanseri riskini zaman i&ccedil;inde değiştirebilir.</li> <li>Uzun s&uuml;reli fazla sigara t&uuml;ketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir.</li> <li>Fiziksel aktivite ve d&uuml;zenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.</li> <li>Şişmanlık, doğurganlık &ccedil;ağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına &ccedil;ıkarır.</li> <li>Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.</li> </ul> <h2><strong>Meme kanserine yakalanma riskini azaltmak i&ccedil;in neler yapılabilir?</strong></h2> <p>Egzersiz şeklinde yapılan fiziksel aktivitenin, meme kanseri riskini azalttığına ilişkin kanıtlar artmaktadır. Haftada en az 1,25 &ndash; 2,5 saatlik hızlı y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler, kadındaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktadır. Eğer bu y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, haftada 10 saat olursa, risk oranı biraz daha azaltmaktadır.</p> <p>Bazı araştırmalar, uzun s&uuml;reli emzirmenin meme kanserini az da olsa azalttığını &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Araştırmalar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığını g&ouml;stermektedir. Hapların kullanımına son verildiğinde, risk oranı normale d&ouml;nmektedir. &Ccedil;ok fazla hamilelik ge&ccedil;iren ve gen&ccedil; yaşta hamile kalan kadınlarda, meme kanseri olma riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik d&ouml;neminde duran adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Tedavi kararında meme kanserinin hangi alt grubu ile karşı karşıya olduğunuzu bilmek uygulanacak tedavinin başarısı a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <h2><strong>Meme kanseri t&uuml;rleri</strong></h2> <p>Meme kanseri t&uuml;rleri biyopsi ile alınan doku &uuml;zerinde yapılan patoloji incelemesi sonucunda belirlenir. Meme kanserinin bir&ccedil;ok t&uuml;r&uuml; bulunmasına rağmen genel olarak iki ayrı başlık altında değerlendirilmektedir:</p> <ul> <li>Meme kanallarını oluşturan h&uuml;crelerde oluşan duktal karsinom</li> <li>Memenin s&uuml;t bezlerinde oluşan lob&uuml;ler karsinom</li> </ul> <p>Duktal ve lob&uuml;ler karsinomlar kendi i&ccedil;lerinde yayılma g&ouml;stermeyen non-invaziv/in situ t&uuml;m&ouml;rler ve yayılma &ouml;zelliği olan invaziv t&uuml;m&ouml;rler olarak ikiye ayrılmaktadır.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/Zq1lVhmj5PY&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p><strong>Duktal Karsinoma In Situ</strong></p> <p>Elle muayenede belirlenemeyen ve mamografide d&uuml;zensiz yapısı ve kire&ccedil;lenmelerle kendini g&ouml;steren bir kanser t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Bu hastalığa sahip olan hastanın meme başı akıntısı da olabilir.</p> <p><strong>Lob&uuml;ler Karsinoma In Situ</strong></p> <p>Her iki memede de meme kanseri oluşma riskini 8-10 kat artıran &ouml;nemli bir belirtidir. Bu durumda olan hastalar d&uuml;zenli olarak kontrol ve yakın takip altında tutulmakta ve aynı zamanda hastaya koruyucu ila&ccedil;lar da verilmektedir.</p> <p>Bazı hastalarda koruyucu ama&ccedil;lı her iki memenin alınması ve meme dokusu i&ccedil;inin boşaltılması gibi işlemler yapılabilmektedir. Hastanın kozmetik a&ccedil;ıdan herhangi bir sorun yaşamaması i&ccedil;in uygulanan cerrahi yollarla protez ve meme rekonstr&uuml;ksiyonu gibi işlemler de hastaların sosyal yaşamlarına olumlu katkı sağlamaktadır. 10 yıl &ouml;ncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin t&uuml;m&ouml;r&uuml;ne &ouml;zg&uuml; tedavi y&ouml;ntemleri geliştirilmiştir. 10 yıl &ouml;ncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin t&uuml;m&ouml;r&uuml;ne &ouml;zg&uuml; tedavi y&ouml;ntemleri geliştirilmiştir.</p> <p><strong>Invaziv (Yayılım G&ouml;steren) Karsinoma</strong></p> <p>Kanser başlangı&ccedil; yeri olan h&uuml;crenin &uuml;st katmanından daha ileri yayılma g&ouml;stermesi ile invaziv kanser t&uuml;r&uuml; oluşur. Meme kanserlerinin &ccedil;oğu, invaziv karsinomdur. Yayılma &ouml;zelliği g&ouml;steren kanserler arasında, meme kanallarını oluşturan h&uuml;crelerden ortaya &ccedil;ıkan duktal karsinom en sık rastlanan meme kanseri tipidir.</p> <p><strong>Inflamatuvar Meme Kanseri</strong></p> <p>Meme kanserinin en hızlı ve k&ouml;t&uuml; seyirli tipi olarak bilinmektedir. Memeyi tamamen saran iltihabi hastalıklarıyla belirtileri benzerlik g&ouml;stermektedir. Kitle belirtisi vermez ve bazen de yalnızca kızarıklık ve sertlik gibi belirtilerle ortaya &ccedil;ıkabilir. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen meme hastalıklarında mutlaka altta yatan bir kanser olup olmadığı araştırılmalı, aksi ispatlanana kadar hastanın kanser olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek gerekli tetkik ve incelemeler yapılmalıdır.</p> <p><strong>Meme Kanseri İstatistikleri</strong></p> <ul> <li>2012 yılında d&uuml;nyada 1.7 milyon yeni meme kanseri vakasına rastlanmıştır.</li> <li>Meme kanserinin en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; ilk 3 &uuml;lke Bel&ccedil;ika, Danimarka ve Fransa&rsquo;dır.</li> <li>T&uuml;rkiye meme kanserinin en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;lkeler sıralamasında ilk 20&rsquo;nin dışında yer alır.</li> <li>Meme kanseri t&uuml;m kanserlerin %12&rsquo;sini oluşturmaktadır.</li> <li>Kadınlarda g&ouml;r&uuml;len kanserlerin %25&rsquo;i meme kanseridir.</li> </ul> <h2><strong>Memede kitle ve kist nedir?</strong></h2> <p>Memede ele gelen kitle, kist ya da solid bir kitle olabilir. &Ouml;zellikle fibroadenom ve fibrokistler memede &ccedil;ok sık g&ouml;r&uuml;len kitlelerdir. Bozuk para şeklinde g&ouml;r&uuml;len bu kitleler kansere d&ouml;n&uuml;şmeyen, iyi huylu t&uuml;m&ouml;rlerdir. Kadınlar kendi kendine meme kontrol&uuml; esnasında fark ettikleri bu kitlelerin meme kanseri ya da zararsız bir fibroadenom kitlesi olup olmadığını anlayamazlar. &Ouml;zellikle 30 yaş altı kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı olarak fibroadenomlar &ccedil;ok sık g&ouml;r&uuml;lmektedir. Memedeki kitlenin karakteri meme ultrasonu ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle kadınlar memelerinde bir değişiklik ya da kitle fark ettiklerinde en kısa zamanda uzman bir doktora g&ouml;r&uuml;nmelidir. Meme ultrasonu ve gerek g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse mamografi ile memedeki kitleye dair bir fikir elde edilebilir.</p> <h2><strong>Memede ağrı neye işaret eder?</strong></h2> <p>Memede ağrı &ouml;zellikle her iki memede de hissediliyorsa &ouml;ncelikle hormonal değişiklikleri ve adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; işaret eder. Bunun yanı sıra fibroadenom ve fibro kister de memede ağrı yapabilir. Hamile kadınlarda hormonların değişimine bağlı olarak memede ağrı g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, emziren kadınlarda da emziremeye bağlı olarak memede ağrı gelişebilir. Meme kanserinin ileri evrelerinde t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;mesine bağlı olarak &ouml;dem ve sonrasında memede ağrı oluşabilir. Ancak memede ağrı meme kanseri belirtisi olarak kabul edilmez.</p> <h2><strong>Meme kanseri evreleri</strong></h2> <p>Meme kanseri yavaş ilerleyen bir kanser t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. 5-7 yıl i&ccedil;erisinde 1 cm b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğe erişen t&uuml;m&ouml;r, &ouml;nce lenf kanalları ile koltuk altı lenf bezlerine sonrasında ise kan yoluyla karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılabilir.&nbsp; T&uuml;m&ouml;r&uuml;n hangi aşamada olduğu ve nerelere yayıldığını &ouml;ğrenmek i&ccedil;in evreleme yapılır ve tedaviye buna g&ouml;re karar verilir. Meme kanserinde evreleme i&ccedil;in TNM isimli bir sistem kullanılır.&nbsp; Buna g&ouml;re T t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu belirtir.nMeme kanserinde 4 evreden bahsedilebilir. Evre I, II ve bazı evre III t&uuml;m&ouml;rler erken evre meme kanseri kabul edilir. Evre III t&uuml;m&ouml;rlerinin bir kısmı ile evre IV t&uuml;m&ouml;rleri ise meme kanserinde ileri evre olarak adlandırılır. Meme kanserinde evreleme yaparken t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, &ccedil;evredeki lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınır. Buna g&ouml;re meme kanseri evrelerini şu şekilde tanımlayabiliriz;</p> <p><strong>Evre 0</strong> &ndash; DCIS</p> <p><strong>Evre I :</strong> T&uuml;m&ouml;r 2 cm&rsquo;den k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve hen&uuml;z lenf nodlarına sı&ccedil;ramamış.</p> <p><strong>Evre II :</strong> T&uuml;m&ouml;r 2- 5 cm arasında bir b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte olup &ccedil;evredeki lenf nodlarına sı&ccedil;ramış ya da sı&ccedil;ramamamış olabilir.</p> <p><strong>Evre III:</strong> &Ccedil;evredeki lenf bezlerine daha fazla yayılmış demektir</p> <p><strong>Evre IV:</strong> Diğer organlara (kemik, karaciğer, beyin, akciğer) veya kemiğe, uzaktaki lenf nodlarına metastaz yapmış demektir.</p> <h2><strong>Meme kanseri teşhisi</strong></h2> <p>Meme kanserinin erken teşhisi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Her kadın 20 yaşından itibaren memesini tanımalı, aylık d&uuml;zenli kontrollerini ve 40 yaşından itibaren de mamografi takibini yapmalı. Memedeki her 10 kitleden 8&rsquo;i iyi huyludur; yani kanser değildir</p> <p>Erken teşhis edilen meme kanserinde hem tedavi &ccedil;ok kolay hem de başarı şansı &ccedil;ok y&uuml;ksektir. &Ouml;rneğin Evre 0&rsquo;da yakalanan meme kanserinde başarı şansı ve hastalığın bir daha tekrar etmeme olasılığı %96&rsquo;dır. Evre I&rsquo;de başarı oranı % 93, Evre&nbsp; II&rsquo;de % 85&nbsp; şeklindedir. Ne kadar erken evrede teşhis edilirse başarı şansı da o kadar y&uuml;kselmektedir. Erken teşhis i&ccedil;in her kadının 20 yaşından itibaren ayna karşısında ayda bir kez, kendi kendine meme muayenesi yapması gerekmektedir. 35 ile 40 yaş arasında kadınlar ilk meme ultrasonunu &ccedil;ektirmeli, 40 yaşından sonra da yılda 1 kez mamografi yaptırmalıdır.</p> <p>Meme kanseri teşhisinde g&ouml;r&uuml;len her 10 kitlenin 8&rsquo;i iyi huyludur. Bunların &ccedil;oğu gen&ccedil; yaşlarda g&ouml;r&uuml;len fibroadenom veya kist denilen kanser olmayan kitleler ve orta yaşlarda g&ouml;r&uuml;len fibrokistik kitlelerdir. Memedeki kitlenin ağrılı ya da ağrısız olması bunun kanser anlamına gelmez. Ancak Ancak memede ele gelen farklı bir yapı veya kitlenin ne olduğunun mutlaka aydınlatılması kitle fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Son yıllarda toplumda meme kanserine karşı farkındalık yaratmak amacıyla yapılan sosyal sorumluluk kampanyaları ve bilin&ccedil;lendirme programları, meme kanserinde erken tanı i&ccedil;in kişinin kendi kendine meme muayenesi yapmasının &ouml;nemine işaret etmektedir.</p> <h2><strong>Meme kanserinde erken teşhis y&ouml;ntemleri</strong></h2> <p>Kendi kendine meme kontrolleri</p> <p>Yıllık mamografi</p> <p>Yıllık doktor muayenesi</p> <p>Kendi Kendine Meme Kontrolleri</p> <p>Meme muayenesi, erken tanı i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli!</p> <p>Meme kanserinden korunmak ve erken evrede meme kanserini yakalamak i&ccedil;in meme muayenesi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Meme kanseri, meme i&ccedil;inde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kitleyken m&uuml;dahale edildiğinde %100&rsquo;e yakın oranda başarı ile tedavi edilebilmektedir. Meme kanserini diğer kanserlerden ayıran bir başka &ouml;zellik de &ldquo;kanser tarama programları&rdquo; i&ccedil;inde değerlendirilebilir oluşudur. Bu nedenle memesinden hi&ccedil;bir şikayeti veya kitlesi olmayan kadınlar, &ldquo;Tarama Y&ouml;ntemleri&rdquo;ni &ouml;nemsemelidir.</p> <h2><strong>Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Kadınların d&uuml;zenli olarak ayna karşısında her ay kendi memelerini muayene etmesi kolay bir y&ouml;ntemdir. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 g&uuml;n sonra yapılmalı. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 g&uuml;n sonra yapılmalı Menopoza girenler, rahim veya yumurtalık ameliyatı olan kadınların periyodik olarak ayda bir kez aynı g&uuml;nlere denk getirecek şekilde meme muayenesini yapmaları gerekmektedir. Meme muayenesinde, memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat edilmelidir.</p> <p><strong>3 Adımda Meme Muayenesi</strong></p> <p><strong>Ayna Karşısında Muayene</strong></p> <p>Kollarınızı yukarı doğru kaldırın. Her iki memenizde herhangi bir d&uuml;zensizlik, deri &ccedil;ekintisi veya &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;s&uuml;, meme ucunda yara, kabuklanma, &ccedil;ekilme olup olmadığını kontrol edin. Ellerinizi belinize koyarak kuvvetlice aşağı doğru bastırın. Aynı anda g&ouml;ğ&uuml;s kaslarınızı iyice kasın. Aynadan meme derinizde &ccedil;ekilme olup olmadığını kontrol edin. Kontrol&uuml;n&uuml;z sonucu memelerinizin birbirine eşit olmadığını g&ouml;rebilirsiniz. Bu, olağan bir durumdur ve hastalık belirtisi olarak g&ouml;r&uuml;lmemelidir.</p> <p><strong>Duş Yaparken Muayene</strong></p> <p>Ayakta sol memenizi muayene ederken, sol elinizi başınızın &uuml;zerinde tutun. Sağ elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sol memenizi bastırarak muayene edin. Sağ elinizle sol memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler &ccedil;izecek şekilde bastırarak muayene edin.</p> <p>*Aynı işlemleri sağ memeniz i&ccedil;in sol elinizi kullanarak yapın. Meme i&ccedil;inde fındık ya da ceviz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.</p> <p><strong>Sırt&uuml;st&uuml; Yatarken Muayene</strong></p> <p>Sağ memenizi muayene ederken, sağ omzunuzun altına yastık yerleştirin ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun. Sol elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sağ memenizi bastırarak muayene edin. Sol elinizle sağ memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler &ccedil;izecek şekilde bastırarak muayene edin.</p> <p>*Aynı işlemleri, sol memeniz i&ccedil;in sağ elinizi kullanarak yapın. Meme i&ccedil;inde fındık ya da ceviz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.</p> <p>Her iki memenin, meme u&ccedil;larını nazik&ccedil;e sıkın. Meme ucunda akıntı olup olmadığını; oluyorsa a&ccedil;ık renkli mi kanlı mı olduğunu kontrol edin. Fark ettiğiniz herhangi bir şişliği, kalınlaşmayı veya akıntıyı doktorunuza bildirin.</p> <p><strong>Yıllık Mamografi</strong></p> <p>Referans olması i&ccedil;in 30&rsquo;lu yaşlarda en az bir kez mamografi &ccedil;ektirilmelidir. Meme kanserinde erken teşhis i&ccedil;in memesinde herhangi bir değişiklik fark etmeyen 40 yaş &uuml;zerindeki her kadın yıllık mamografi &ccedil;ektirmelidir. B&ouml;ylece meme kanserinin ele gelen gelen b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğe ulaşmadan yakalanması m&uuml;mk&uuml;n olur.&nbsp; Bununla birlikte daha sonraki mamografi &ccedil;ekimlerine referans olması i&ccedil;in 30&rsquo;lu yaşlarda en az bir mamografi &ccedil;ektirilerek filmin saklanması &ouml;nerilmektedir. Ailesinde hi&ccedil; meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra, ailesinde kanser &ouml;yk&uuml;s&uuml; bulunanlar ve genetik meme kanseri riski altında olanlar ise 25 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Bu kişiler ilk ultrason yaptırdıkları yaştan itibaren her yıl d&uuml;zenli olarak ultrason takibi altında olmalıdır.</p> <p><strong>Yıllık Doktor Muayenesi</strong></p> <p>Meme kanserinin erken evrede fark edilmesi ve teşhisi i&ccedil;in d&uuml;zenli doktor takibi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Hi&ccedil;bir şikayeti olmasa bile 40 yaşından sonra t&uuml;m kadınların doktora başvurarak muayene olması gerekmektedir.</p> <h2><strong>Meme kanseri tedavisi</strong></h2> <p>Son yıllarda, meme kanserinin tedavisinde kaydedilen &ouml;nemli gelişmeler ve yeni tedavi olanakları; hastalığın erken teşhisi ve tedavi ile tamamen yok edilebilmesini sağlamaktadır.</p> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde meme kanseri tedavisinde kaydedilen &ouml;nemli gelişmeler ve yeni tedavi se&ccedil;enekleri ile hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde &ouml;ncelik memenin korunmasına y&ouml;nelik tedavisi ve uygulamalardır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı &ouml;nceden tespit edilerek &ouml;nlem alınabiliyor ve t&uuml;m&ouml;re direk olarak m&uuml;dahale edilmektedir. İleri evre meme kanserinde memenin cerrahi ile alınması s&ouml;z konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstr&uuml;ksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir. Meme kanseri erken tanı sayesinde %100&rsquo;e yakın bir oranda tedavi edilebiliyor.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/7NpLLVHjA1o&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p>Meme kanseri tedavisi hastanın hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişir. Evre 0&rsquo;da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır. &Ccedil;oğu zaman radyoterapi de tedaviye eklenir. Evre I ve II &lsquo;de kitle k&uuml;&ccedil;&uuml;k olduğu i&ccedil;in &ouml;nce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir. Evre III&rsquo;te &ouml;nce kemoterapi tedavisi uygulanır ardından hasta ameliyata alınır. Evre IV&rsquo;te ise eğer kanser v&uuml;cudun &ccedil;ok fazla b&ouml;lgesine yayılmadıysa cerrahi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Ancak kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle &ouml;nerilmez. Sadece kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi uygulanır. &Ouml;zellikle Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son d&ouml;nemde geliştirile etkili kemoterapi ila&ccedil;larından. Yakın d&ouml;nemde meme kanserine &ouml;zel aşılar da yakın d&ouml;nemde tedavide kullanılacak.</p> <h2><strong>Meme kanseri tedavi y&ouml;ntemleri</strong></h2> <p><strong>Cerrahi Y&ouml;ntemler</strong></p> <p>Meme kanseri cerrahisinde &ouml;ncelikle ama&ccedil;, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n geride kalmayacak şekilde &ccedil;ıkarılması ve koltuk altına yayılım g&ouml;steren vakalarda lenf bezlerinin t&uuml;m&uuml;yle alınmasıdır.</p> <p><strong>Mastektomi</strong></p> <p><strong>Basit mastektomi:</strong> Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme u&ccedil;ları dahil t&uuml;m meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ok fazla tercih edilmeyen bir y&ouml;ntemdir.</p> <p><strong>Cilt koruyucu mastektomi:</strong> Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin &uuml;st&uuml;ndeki derinin &ccedil;oğu (meme ucu &ccedil;evresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/ouzCIBvQdCI&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p><strong>Radikal Mastektomi:</strong> Bu geniş &ccedil;aplı operasyonda t&uuml;m meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki pektoral (g&ouml;ğ&uuml;s duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, ge&ccedil;mişte olduk&ccedil;a sık kullanılmış olan bir y&ouml;ntemdir.</p> <p><strong>Meme koruyucu cerrahi</strong></p> <p>Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha &ccedil;ok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, yerine ve başka diğer fakt&ouml;rlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi y&ouml;ntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomide, memenin d&ouml;rtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu y&ouml;ntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.</p> <p><strong>Lenf bezi cerrahisi</strong></p> <p>Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek i&ccedil;in bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonu&ccedil;larının belirlenmesi i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Lenf bezlerinde kanser h&uuml;creleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla v&uuml;cudun diğer b&ouml;lgelerine yayılmış olma şansı y&uuml;ksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser h&uuml;crelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse ne t&uuml;r bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde &ouml;nemli bir rol oynar.</p> <p><strong>Radyoterapi tedavisi</strong></p> <p>Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme b&ouml;lgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser h&uuml;crelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile &ouml;zellikle yenileme riski y&uuml;ksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.</p> <p>&lt;iframe width=&quot;560&quot; height=&quot;315&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/C-lhYhbe_9g&quot; frameborder=&quot;0&quot; allow=&quot;accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture&quot; allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;</p> <p><strong>İla&ccedil; Tedavileri</strong></p> <p><strong>Kemoterapi</strong></p> <p>Meme kanserinde kemoterapi &ccedil;oğunlukla cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli h&uuml;cre kalmamasına rağmen koruyucu bir &ouml;nlem olarak bir s&uuml;re daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.</p> <p><strong>Hormonoterapi</strong></p> <p>Hormon tedavisinin amacı, kadın hormonlarına duyarlı meme kanseri vakalarında kanser hastasının hormon miktarını azaltmaktır. &Ouml;strojen hormonuna duyarlı olan bazı kanser h&uuml;creleri, daha hızlı b&uuml;y&uuml;r ve &ccedil;oğalır. Bu tedavi y&ouml;ntemi, &ouml;strojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesini &ouml;nler.</p> <p><strong>Akıllı Tedaviler</strong></p> <p>Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve t&uuml;m&ouml;re &ouml;zg&uuml; tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ila&ccedil;ları ve hormon tedavileri dışında se&ccedil;enekler bulunmazken g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ila&ccedil;ları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe y&ouml;nelik akıllı ila&ccedil;lar ile yeni hormonal tedavi ila&ccedil;larının birlikte kullanımı başarılı sonu&ccedil;lar getirmektedir.</p> <h2><strong>Meme kanseri sonrası yaşam</strong></h2> <p>Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Hastaların &ccedil;oğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf &ouml;dem ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Doğru ve erken d&ouml;nemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu s&uuml;ren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf &ouml;dem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.</p> <p>Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70&rsquo;inde g&ouml;zlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından y&ouml;netilebilir ve hastalarda bu y&ouml;nde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa s&uuml;re sonra tekrar başlanmalı ve d&uuml;zenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının &ccedil;oğu ilk 3 yıl i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri &ouml;nemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa s&uuml;re sonra tekrar başlanmalı ve d&uuml;zenli olarak devam edilmelidir.</p> <p>Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya ş&uuml;pheli bir bulgusu olmayan hastalarda hi&ccedil;bir incelemeye gerek g&ouml;r&uuml;lmez. Ancak ş&uuml;pheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya y&ouml;nelik ayrıntılı tetkikler yapılır. Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar &ouml;ncelikle kendilerine yeni bir sayfa a&ccedil;malı ve endişeden uzak yaşamalılardır. Meme kanseri tedavisi s&uuml;recinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf &ouml;dem ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Doğru ve erken d&ouml;nemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.</p> <p>Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70&rsquo;nde g&ouml;r&uuml;len cinsel problemler i&ccedil;in mutlaka uzman yardımı alınmalıdır. Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş gibi sporlara devam edilmelidir. Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl i&ccedil;erisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.</p> <h2><strong>Meme kanseri ile ilgili sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Meme kanseri s&uuml;recinde besleme nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>Meme kanseri s&uuml;recinde beslenme bi&ccedil;imi meme kanseri tedavisini olumlu y&ouml;nde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin g&uuml;&ccedil;lenmesi i&ccedil;in bir beslenme listesi bekler ve b&ouml;yle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp &uuml;r&uuml;n&uuml; pazarlayan bazı &ouml;zel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi y&ouml;nlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler &ouml;nermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.</p> <p>Yapılan araştırmalara g&ouml;re kanser tanısından sonra beslenme i&ccedil;in yapılacak &ouml;zel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından t&uuml;m bireylere &ouml;nerilen &ldquo;sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli&rdquo; genel durumu iyi olan ve beslenebilen bir&ccedil;ok kanser hastası i&ccedil;in yeterlidir. &Ccedil;alışmalar g&ouml;stermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme i&ccedil;in yapılacak &ouml;zel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.</p> <p>Meme kanseri tedavisi s&uuml;recinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun s&uuml;ren ishal, uzun s&uuml;ren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında &ouml;zel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile &ouml;zel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır. Kanser hastaları, aşırı yemek ve tuzlu gıdadan ka&ccedil;ınmalı! Erken evre meme kanseri hastaları &ouml;zellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan ka&ccedil;ınmalı ve tedavi &ouml;ncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve &ouml;dem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar.</p> <p>Ayrıca, bu d&ouml;nemde halsiz ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;z kalmama adına t&uuml;ketilen bal ve pekmez gibi y&uuml;ksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece g&uuml;&ccedil; aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir. Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer t&uuml;m kanserlerin tedavisinde bulantı kusma i&ccedil;in Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literat&uuml;r&uuml;ne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir &uuml;r&uuml;n yoktur. Dikkat! Bitkisel &uuml;r&uuml;nler, hastalara zarar verebilir. Ge&ccedil;en 20 yılda pop&uuml;ler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan &ouml;zellikleri ile &ldquo;bizleri gen&ccedil; tutacak cildimizi p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak&rdquo; varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur. Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı &ccedil;alışmaların sonucunda gereksiz ve hekim &ouml;nerisi dışında kullanılan vitaminlerin v&uuml;cuda yarardan &ccedil;ok zarar verdiği hatta bazı kanser t&uuml;rlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır. Bunun &uuml;zerine d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel &uuml;r&uuml;nlere &ccedil;evirmiştir. Ancak doğal gibi g&ouml;r&uuml;nen bu &uuml;r&uuml;nlerin de &ouml;zellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri bir&ccedil;ok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.</p> <p><strong>&Ccedil;ok şeker ve şekerli gıdalar t&uuml;ketmek meme kanserine neden olur mu?</strong></p> <p>Şekerin direkt olarak meme kanseri ile bağlantısı yoktur. Meme kanserinden korunmak i&ccedil;in ideal kilomuzda olmaya dikkat etmemiz yeterlidir.</p> <p><strong>Meme kanseri tedavisinde kalabalık ortamlardan uzak durmalı mıyım?</strong></p> <p>Meme kanseri tedavisi s&uuml;recinde kalabalık ortamlardan ka&ccedil;ınmak yerine daha &ccedil;ok sosyalleşme ve moral bulma olasılığı olan ortamlarda bulunulmalı. Tedavi s&uuml;recinde kalabalık ortamlardan mikrop kapmak gibi bir durum s&ouml;z konusu değildir.</p> <p><strong>Parf&uuml;m, deodorant, lazer epilasyon, kalıcı makyaj meme kanserine neden olur mu?</strong></p> <p>Lazer epilasyon, kalıcı makyaj yaptırmak, parf&uuml;m, deodorant kullanmak meme kanserine neden olmaz.</p> <p><strong>Meme muayenesi i&ccedil;in en doğru zaman nedir?</strong></p> <p>Meme muayenesini adet d&ouml;neminin bitiminden 4-5 g&uuml;n sonra yapmak gerekir.</p> <p><strong>İlk mamografi ve ultrason kontrol&uuml;n&uuml; ka&ccedil; yaşında yaptırmalıyım?</strong></p> <p>35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalısınız. Bu, &ldquo;Temel mamografi&rdquo; olarak adlandırılır. 40 yaşından sonra ise rutin mamografi taraması yaptırmanız gerekir.</p> <p><strong>Ailemde meme kanseri olanlar var. İlk kontrol&uuml;n&uuml; ne zaman yaptırmalıyım?</strong></p> <p>25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takiplerinizi yaptırmalısınız. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26&rsquo;dır. Ailesel meme kanseri riski altındaysanız 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelisiniz.</p> <p><strong>Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?</strong></p> <p>Mamografinin yararı, zararının &ccedil;ok &uuml;zerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla v&uuml;cut i&ccedil;in bir zarar olarak değerlendirilmemelidir. 1960&rsquo;lı yıllarda &ccedil;ok y&uuml;ksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının &ccedil;ok altında olduğu tespit edilmiştir. Mamografiler ise o d&ouml;nem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR&rsquo;da da radyasyon olmadığı i&ccedil;in hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.</p> <p><strong>Meme kanseri bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>Hi&ccedil;bir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin bir&ccedil;ok bireyinde kanser g&ouml;r&uuml;lmesi bu yanlış d&uuml;ş&uuml;nceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında vir&uuml;sler vardır.</p> <p><strong>Meme kanserinden korunmak i&ccedil;in neler yapabilirim?</strong></p> <p>Meme kanserinden tamamen korunmak s&ouml;z konusu değil. Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi değiştirilebilir fakt&ouml;rler ile g&ouml;r&uuml;nme sıklığı azaltılabilir.</p> <p><strong>Meme kanserine yakalanma riskini azaltmak i&ccedil;in spor yapmamın faydası olur mu?</strong></p> <p>G&uuml;nl&uuml;k yaşam i&ccedil;inde kendinize uygun sporu tercih etmelisiniz. Bir&ccedil;ok insan i&ccedil;in yapılabilecek spor; d&uuml;zenli ve tempolu bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;şt&uuml;r. Bununla birlikte y&uuml;zme, bisiklete binme, pilates, yoga gibi grupla veya tek başınıza yapılabileceğiniz egzersizleri tercih edebilirsiniz.</p> <p>*İstatistikler: http://www.wcrf.org/int/cancer-facts-figures/data-specific-cancers/breast-cancer-statistics</p>

Alzheimer Hastalığı

<p>Alzheimer; &ccedil;oğunlukla yaşlılıkla birlikte beyin h&uuml;crelerinin &ouml;lmesi sonucunda hafıza kaybı ve bunamaya sebep olan, bug&uuml;n i&ccedil;in geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemeyen bir n&ouml;rolojik hastalıktır. &Ccedil;oğunlukla sinsi başlangı&ccedil;lı olan ve yavaş ilerleyen Alzheimer&rsquo;ın, yaşın ilerlemesiyle birlikte g&ouml;r&uuml;lme sıklığı da artar. Bir&ccedil;ok kişide Alzheimer&rsquo;ın yaşlı hastalığı olduğu algısı mevcuttur. Bu durum doğru değildir, zira Alzheimer her ne kadar &ccedil;oğunlukla yaşlılık s&uuml;recinde karşılaşılan bir bunama t&uuml;r&uuml; olsa da bu hastalığa yakalanan kişilerin %5&rsquo;i, 40-50 yaş civarındadır. 60 yaşın altında Alzheimer&rsquo;a yakalanan kişilerin ailelerinde, bu hastalığa genetik yatkınlığın olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Alzheimer, yalnızca hastanın kendisini değil yakınlarını da psikolojik ve sosyal anlamda da etkileyen bir hastalıktır. Bu nedenle Alzheimer teşhisi almış hastanızla daha iyi iletişim kurabilmek, ilgilenebilmek ve &ccedil;aresizlik duygusuyla başa &ccedil;ıkabilmek i&ccedil;in ruh ve beden sağlığınıza &ouml;nem vermeniz gerekmektedir. Hasta yakını &ouml;ncelikle kendine iyi bakmalı, duygularını paylaşmalı ve doktoruyla s&uuml;rekli işbirliğinde bulunmalıdır. &nbsp;</p> <h2><strong>Alzheimer nedir?</strong></h2> <p>Alzheimer &ccedil;arpıcı bulgusu &ldquo;yakın hafıza kaybı&rdquo; kişinin isim, adres bilgisi, tarih, g&uuml;ncel medyatik isimlerle kendi kişisel bilgilerinden &ouml;zellikle ev adresi ve telefon numarasını hatırlayamaması, mantıklı d&uuml;ş&uuml;nme, iletişim kurabilme yeteneklerinin azalması, karmaşık g&ouml;revleri yapmakta zorlanma ve kişilik değişiklikleri gibi belirtilerle ortaya &ccedil;ıkar. Hafıza kaybının, kişilik değişiklikleri ve oluşabilecek psikolojik sorunların tehlikeli ve tıbbi tedavi gerektirecek boyutlara gelmesi, kişinin yaşam kalitesini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r.</p> <p>Hafıza, d&uuml;ş&uuml;nme ve &ouml;ğrenme gibi yetileri olumsuz y&ouml;nde etkileyen bu hastalık, ilerleyen evrelerde hastanın basit g&uuml;nl&uuml;k aktiviteleri ger&ccedil;ekleştirmesini dahi zorlaştırır.</p> <p>Alzheimer, bunamanın en yaygın t&uuml;r&uuml;d&uuml;r ve ilerleyici bir hastalık olduğundan belirtileri genellikle yaşlandık&ccedil;a artarak ortaya &ccedil;ıkar. &Ccedil;oğunlukla 60&rsquo;lı yaşlarda ilk belirtilerin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; Alzheimer hastalığı, başlangı&ccedil;ta yaşanan hafıza sıkıntılarıyla kendini belli eder.</p> <p>Alzheimer&rsquo;daki hafıza bozuklukları, ilk zamanlar yakın ge&ccedil;mişe aittir. Hastalar başlarda tarihleri, insan isimlerini unutmaya başlar, &nbsp;bildiği mekanlarda &nbsp;dolaşma sıkıntıları baş g&ouml;sterir. Bu sorunlara kişilik değişiklikleri ve diğer psikolojik sorunlar da eklenebilir.</p> <p>Hastalar yakın ge&ccedil;mişe ait hafıza bozuklukları yaşasa da, daha eskiden yaşamış olduğu olayları daha iyi hatırlar. Alzheimer hastalığını erken yakalamak &ouml;nemlidir zira &nbsp;b&ouml;ylelikle hasta ve hasta yakınlarının olası tıbbi ve sosyal sorunlarla daha iyi baş etmesi ve hızlı ilerleyen hastalık s&uuml;recinin değişimi &nbsp;sağlanabilir. Hafıza sıkıntıları ve davranış kusurları fark edilir fark edilmez mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir. Doktorunuz gereken tetkikleri ve zihinsel değerlendirme testlerini uyguladıktan sonra tedavi s&uuml;recini başlatacaktır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Alzheimer i&ccedil;in uygulanan tedaviler hastalığın ilerlemesini durduramasa da, bu seyir ge&ccedil;ici olarak yavaşlatabilir ve tedavi s&uuml;reciyle birlikte hastanın hayat kalitesinde artış meydana gelir.</p> <h2><strong>Alzheimer&rsquo;ın sebepleri nedir? Risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></h2> <p>Bilim insanları, Alzheimer hastalığına beyinde biriken &ccedil;&ouml;p proteinlerin neden olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmektedir. Bu proteinlerden hastalıktan sorumlu tutulan &nbsp;AMİLOİD BETA ve TAU proteinleridir. &Ccedil;&ouml;p proteinleri beyinden temizleyen tedavi y&ouml;ntemleri son yıllarda olduk&ccedil;a heyecan vericidir ancak hen&uuml;z yaygın kullanım i&ccedil;in erkendir. Beyin MR da amiloid beta g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi ile hastalık risk belirlenmesi, &uuml;lkemiz dahi bir&ccedil;ok &uuml;lkede yapılabilmektedir.</p> <p>Amiloid ve Tau proteinlerinin beyinde yığılması, yavaş ayavaş h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olur vebeyindeki sinir h&uuml;crelerinin (n&ouml;ronların) arasındaki bağlantılar kopmaya başlar.. N&ouml;ronlar arası bağlantılar beynin farklı kısımları ve v&uuml;cut arasında mesajları iletir ve aralarındaki bağlantının azalması durumunda Alzheimer hastalığının tipik bulguları a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar.</p> <p>Alzheimer i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri &ouml;zetle şu şekildedir:</p> <ul> <li>İleri yaş, Alzheimer hastalığı i&ccedil;in bilinen en b&uuml;y&uuml;k risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Alzheimer, normal yaşlanmanın bir par&ccedil;ası değildir; ancak yaşlandık&ccedil;a Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığı artar.</li> <li>Gen&ccedil; yaşlarda olan birinci dereceden bir akrabası &ndash; anne-babası ya da kardeşi hastalığa yakalananlar kişilerde , Alzheimer gelişme olasılığı diğer kişilere g&ouml;re biraz daha y&uuml;ksektir. Aileler arasında Alzheimer&#39;ın genetik mekanizmalarının &ccedil;oğu b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de a&ccedil;ıklanamamıştır ve genetik fakt&ouml;rler karmaşık bir yapıdadır.</li> <li>Down sendromlu hastalarda Alzheimer hastalığına yakalanma riski &ccedil;ok y&uuml;ksektir.. Bu durum 21. kromozomda beta-amiloid oluşumuna yol a&ccedil;an proteininnormalden daha fazla olarak &uuml;&ccedil; kopyasına sahip olmakla ilgilidir. Alzheimer belirtileri down sendromlu kişilerde genel pop&uuml;lasyona g&ouml;re 10 ila 20 yıl erken ortaya &ccedil;ıkma eğilimindedir.</li> <li>Hafif bilişsel bozukluk (MCI) olan kişilerde &ouml;nemli bir demans geliştirme riski vardır. Birincil MCI eksikliği hafıza olduğunda, durumun Alzheimer hastalığına bağlı demansa ilerleme olasılığı daha y&uuml;ksektir.</li> <li>Araştırmalar, uyku d&uuml;zeni olmayan kişilerde Alzheimer hastalığı riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu g&ouml;stermektedir.</li> <li>Tedavi edilmemiş depresyon</li> <li>Kafa travması</li> <li>Sigara kullanımı ya da sigara dumanına maruz kalmak</li> <li>Araştırmalar; egzersiz eksikliği, obezite, y&uuml;ksek tansiyon, y&uuml;ksek kolesterol, şeker hastalığı gibi kalp hastalığı ile ilişkili aynı risk fakt&ouml;rlerinin Alzheimer hastalığı riskini de artırabileceğini g&ouml;stermiştir.</li> </ul> <p>Uykusuzluk ve depresyonun yan yana geldiği durumlarda da Alzheimer riski artış g&ouml;sterir. Nitekim yapılan araştırmalarda uykusuzluk ve depresyonun sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; toplumlarda Alzheimer hastalığına yakalanma oranlarının &ccedil;ok y&uuml;ksek olduğu saptanmıştır. G&uuml;nl&uuml;k d&uuml;zenli 8 saat uyuyan bir kişinin beyninde bulunan protein birikintileri daha iyi temizlenebildiği i&ccedil;in Alzheimer&rsquo;in belirtilerini geciktirmek &nbsp;m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.&Ouml;te yandan cinsiyetler arasında da Alzheimer g&ouml;r&uuml;lme sıklığı değişmektedir. Her ne kadar Alzheimer&rsquo;ın kadınlarda erkeklere g&ouml;re daha &ccedil;ok rastlandığı belirtilse de bu duruma yol a&ccedil;an etkenlerden birinin kadınlarda ortalama yaşam s&uuml;resinin erkeklerden daha uzun olması olduğu g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulmalıdır.</p> <h2><strong>Alzheimer belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Alzheimer hastalığı i&ccedil;in ilk aşamadan itibaren en temel belirti unutkanlıktır zira hastalık bellekle ilgili b&ouml;lgeleri etkiler.</p> <p>Alzheimer hastası genellikle son zamanlarda ger&ccedil;ekleşen olayları veya konuşmaları hatırlamakta zorlanır.&nbsp; Hastalık ilerledik&ccedil;e hafıza bozuklukları daha da artış g&ouml;sterir, kişilik değişiklikleri meydana gelir ve diğer semptomlar gelişir.</p> <p>Alzheimer hastalığı olan bazı kişiler, erken d&ouml;nemde bir şeyleri hatırlamakta ve d&uuml;ş&uuml;nceleri organize etmekte g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiğinin farkında olabilir; ancak erken d&ouml;nemde bir aile &uuml;yesi veya yakın &ccedil;evresindeki bir arkadaşının kişideki semptomları fark etme olasılığı daha y&uuml;ksektir.</p> <p>Alzheimer hastalığının belirtileri kişiden kişiye değişme &ouml;zelliği g&ouml;sterebilse de, hastalığın ilerlemesi ile birlikte en yaygın şekilde g&ouml;r&uuml;len Alzheimer hastalığı belirtileri şu şekildedir:</p> <ul> <li>Hafıza kaybı</li> <li>Muhakeme etme yetisinin azalması</li> <li>Cisimleri tuhaf yerlere koymak (G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; buzdolabının i&ccedil;ine koymak gibi&hellip;)</li> <li>Bilin&ccedil; bulanıklığı, işleri sıraya koyma gibi işlevlerdeki bozulmalar</li> <li>Gerginlik, stres, saldırganlık ve depresyon gibi kişilik değişimleri</li> <li>Olay, zaman ve kişi kavramlarında kafa karışıklığı yaşanması</li> <li>Tekrarlanan sorular</li> <li>Bilindik g&ouml;revleri yaparken sıkıntı yaşamak / daha uzun s&uuml;rede ger&ccedil;ekleştirmek</li> <li>S&uuml;rekli kaybolmak, bilindik yerlerde &ccedil;evreyi tanıyamamak</li> <li>Uyumakta sıkıntı &ccedil;ekmek</li> <li>Konuşmakta, yardım almadan hareket etmede ve kişisel bakım g&ouml;revlerinde sorun yaşamak</li> <li>Hal&uuml;sinasyon ve sanrılar yaşamak (Davranışsal belirtiler)</li> </ul> <h2><strong>Alzheimer teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>Alzheimer, yaşlanmanın s&uuml;recinin bir par&ccedil;ası olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmemelidir. Zamanında ve doğru teşhis yapılması, gelecek i&ccedil;in yapılacak hazırlıklar ve erken tedavi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. Teşhis i&ccedil;in kullanılan tek bir test olmasa da bir&ccedil;ok tıbbi tanı testi bir arada kullanılarak hastalığın doğru teşhisi yapılabilir. Alzheimer belirtileri g&ouml;r&uuml;len hastalar &ccedil;oğunlukla n&ouml;roloji kliniklerine y&ouml;nlendirilir. Uzmanlar tarafından teşhisin koyulabilmesi i&ccedil;in hastanın sağlık ge&ccedil;mişi, ila&ccedil; kullanımı gibi konuların yanı sıra, g&uuml;nl&uuml;k aktiviteleri ger&ccedil;ekleştirebilme ve kişisel ve davranışsal değişiklikler hakkında da sorular cevaplanmalıdır. Bu soruların yanıtlarına g&ouml;re doktorlar hafıza, problem &ccedil;&ouml;zme, dikkat, sayma ve dil becerilerini &ouml;l&ccedil;mek i&ccedil;in tıbbi taramalar ger&ccedil;ekleştirebilir. Aynı zamanda Alzheimer&rsquo;a benzer semptom g&ouml;steriyor olabilecek herhangi bir hastalığı g&ouml;zlemlemek &uuml;zere standart kan ve idrar tahlilleri de ger&ccedil;ekleştirilebilir. Alzheimer&rsquo;ın kesin olarak teşhis edilebilmesi i&ccedil;in ise manyetik rezonans g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MRI) ve pozitron yayınlayıcı tomografi (PET) ve elektroansefalografi (EEG)&nbsp; gibi beyin taraması se&ccedil;eneklerine başvurulur. T&uuml;m tanı testlerinden sonra Alzheimer ş&uuml;phesi hala bulunuyorsa Alzheimer testi adı altında uygulanan bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesine y&ouml;nelik testler yardımıyla uzmanlar tarafından Alzheimer teşhisi kesin olarak yapılır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tanıda ş&uuml;phe edilen bireylerin bilişsel takipleri online olarak internet&nbsp; uygulamaları ile yapılabilmektedir.</p> <h2><strong>Alzheimer hastalığının tedavi y&ouml;ntemleri nelerdir?</strong></h2> <p>Alzheimer hastalığının kesin bir tedavisi yoktur ancak ila&ccedil; ve semptomatik tedavi ve davranışşal &nbsp;uygulamalarla Alzheimer hastasının anlama ve kavrama yeteneği ile davranışsal (giyinme, yemek, diş, banyo, hijyen, yakınlarını tanıma) bulgularında oluşan sorunların azalmasına yardımcı olunabilir. Uzmanlar tarafından kesin bir şekilde Alzheimer olarak teşhis edildikten sonra, tedavi s&uuml;reci başlar. Bu s&uuml;re&ccedil; kişiden kişiye, hastanın yaşına ve Alzheimer&rsquo;ın d&uuml;zeyine g&ouml;re değişebilir. &nbsp;Alzheimer&rsquo;ın yol a&ccedil;tığı bazı semptomları yatıştırmak i&ccedil;in belirli ila&ccedil;lar ve uygulamalar vardır. Alzheimer&rsquo;lı hastaların m&uuml;mk&uuml;n olduğunda bağımsız yaşamasını sağlamak i&ccedil;in ev ortamında dolaşmayı rahatlatacak değişimler yapmak ya da etrafa hatıraları tetikleyici nesneler ve notlar bırakmak s&ouml;z konusu uygulamalardan bazılarıdır.</p> <p>Bilişsel stim&uuml;lasyon terapisi gibi psikolojik tedavi y&ouml;ntemleri ise hastanın hafızasına, problem &ccedil;&ouml;zme yeteneğine ve konuşmasına yararlı olabilir. Amerikan Gıda ve İla&ccedil; Dairesi (FDA) tarafından onaylanan ila&ccedil;lar Orta D&uuml;zey Alzheimer hastalıklarında ve şiddetli Alzheimer vakalarında sık&ccedil;a kullanılmaktadır. Bu ila&ccedil;lar Alzheimer&rsquo;in neden olduğu semptomları azaltmak ve davranışsal sıkıntıları gidermek i&ccedil;in hekim g&ouml;zetiminde verilir. N&ouml;ronlar arasında mesajları ileten kimyasallar olan sinir taşıyıcılarını y&ouml;netme prensibine g&ouml;re &ccedil;alışan bu ila&ccedil;lar her ne kadar Alzheimer&rsquo;ın altında yatan sebebi &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemese de &ccedil;oğu hastada etki g&ouml;sterip semptomları azaltabilir.</p> <p>Hastalığın seyrini değiştirecek ve hastanın hayatının kalitesini artıracak yeni tedaviler &uuml;zerinde &ccedil;alışmalar yapılmaya devam etmektedir.</p> <h2><strong>Alzheimer&#39;a dair sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Alzheimer&rsquo;ın aşamaları nelerdir?</strong></p> <p>Alzheimer hastalığının aşamalarını bilmek, sağlık hizmeti sağlayıcılarının ve aile &uuml;yelerinin Alzheimer hastalığı olan birine nasıl bakacaklarına karar vermelerine yardımcı olur.</p> <p><strong>Klinik &ouml;ncesi aşama:</strong></p> <p>Bu zaman periyoduna preklinik evre Alzheimer hastalığı denir ve bu durum yıllarca s&uuml;rebilir.&nbsp; Klinik &ouml;ncesi aşama hastalığın hasta ve hekim tarafından bilinmesinden &ccedil;ok &ouml;nceye dayanır.</p> <p><strong>Hafif, erken d&ouml;nem:</strong></p> <p>Bu aşamadaki semptomlar hafif unutkanlığı i&ccedil;erir. Bu durum genellikle yaşlanmayla birlikte gelen hafif unutkanlık gibi g&ouml;r&uuml;nebilir. Bu d&ouml;nemde konsantrasyonla ilgili bazı sorunlar da g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p>Halif-erken d&ouml;nemdeki Alzheimer hastası halen bağımsız olarak yaşayabilir; ancak hastada şu t&uuml;r sorunlar ortaya &ccedil;ıkabilir:</p> <ul> <li>Aynı soruları tekrarlama</li> <li>Soyut d&uuml;ş&uuml;nmede zorluk &ccedil;ekmek</li> <li>Neden olmaksızın sinirlilik hali</li> <li>Zaman zaman aşırı ilgisizlik durumları</li> <li>Konuşma esnasında c&uuml;mlenin bazı yerlerinde takılma</li> <li>İsim hatırlamakta zorluk</li> <li>Değerli bir nesneyi nereye koyduğunu hatırlamakta zorluk</li> </ul> <p>Kişi bu aşamada hafıza eksikliklerinin farkında olabilir. Hastanın arkadaşları, ailesi veya komşuları da bu eksiklikleri fark edebilir. Ancak bu t&uuml;r belirtiler &ccedil;oğu zaman yorgunluğa, uykusuzluğa yorulur.</p> <p><strong>Orta dereceli bozukluk aşaması</strong>:</p> <p>Bu aşama genellikle uzun yıllar s&uuml;rer. Bu aşamadaki semptomlar hafif-erken d&ouml;neme ilaveten şunları i&ccedil;erir:</p> <ul> <li>Olayları hatırlamada giderek artan sorunlar</li> <li>Toplum kurallarına uyumsuz şekilde davranış bi&ccedil;imleri</li> <li>Okuma-yazma-konuşmada zorluklar</li> <li>Kullandığı ila&ccedil;ları almayı unutma</li> <li>İ&ccedil;e kapanmak, huzursuz ruh hali</li> <li>Bazı zamanlarda &ouml;fke patlamaları</li> <li>&Ouml;nceleri rahat bi&ccedil;imde kullanabildiği eşyanın kullanımında zorluk &ccedil;ekme</li> <li>Yeni şeyler &ouml;ğrenirken karşılaşılan b&uuml;y&uuml;k sorunlar</li> <li>Karmaşık etkinlikleri planlarken &ccedil;ıkan sorunlar</li> <li>Adres ve telefon numarası gibi kendi yaşamlarıyla ilgili ayrıntılar hatırlanmayabilir</li> <li>Derinlikli araştırma ve yazma esnasında &ccedil;ıkan sorunlar</li> </ul> <p>Hastalık ilerledik&ccedil;e Alzheimer hastalarında aşağıdaki semptomlar da g&ouml;r&uuml;lebilir:</p> <ul> <li>Bazı kişiler tanıdık gelse de isimleri hatırlanmayabilir, eş ve &ccedil;ocuklarının adı zaman zaman unutulabilir.</li> <li>Sık ağlama n&ouml;betleri, saatlerce s&uuml;rekli bi&ccedil;imde hareketsiz oturma veya yatma davranışı</li> <li>Kişinin doğru kıyafeti se&ccedil;me, giyinme, diş fır&ccedil;alama gibi g&uuml;nl&uuml;k aktiviteleri sırasında yardıma ihtiyacı olabilir.</li> <li>Kişiliklerde de değişme yaşanabilir. Karamsarlık ve i&ccedil;ine kapanma g&ouml;r&uuml;lebilir. Hal&uuml;sinasyonlar ve sanrılar ortaya &ccedil;ıkabilir.</li> <li>Bazı hastalarda uyku sorunları yaşanabilir.</li> <li>Alzheimer hastaları i&ccedil;in bu aşamada evden uzaklaşmak artık bir endişe kaynağıdır.</li> </ul> <p><strong>Şiddetli, ge&ccedil; d&ouml;nem:</strong></p> <p>Bu aşamadaki bir Alzheimer hastası;</p> <ul> <li>Y&uuml;r&uuml;mek, oturmak, banyo yapmak yemek yemek dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok fiziksel yeteneğini kaybeder.</li> <li>İdrar ve dışkılama kontrol&uuml;n&uuml; kaybedebilir.</li> <li>Bazı kelimeleri veya c&uuml;mleleri s&ouml;yleyebilse de d&uuml;zg&uuml;n şekilde konuşamayabilir</li> <li>Hemen hemen t&uuml;m aktivitelerde yardıma ihtiya&ccedil; duyar</li> <li>Enfeksiyonlara, &ouml;zellikle de zat&uuml;rreye yakalanma olasılığı daha y&uuml;ksektir.</li> </ul> <p><strong>Alzheimer hastalığı teşhisi konmuş hastaya nasıl yardım edilmelidir?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikli iş, Alzheimer teşhisinin kabullenilmesi ve t&uuml;m aktivitelerinde hastanın desteklenmesi, cesaretlendirilmesidir. G&uuml;nl&uuml;k yaşam aktivitelerinden; banyo, tuvalet, idrar-dışkı kontrol&uuml;, yemek yeme, giyinme, alışveriş, para işleri, ev işleri, yemek hazırlama, ila&ccedil;larının d&uuml;zenli kullanımı &ouml;zellikle takip edilmelidir. Bunları ne kadar bağımsız yapabilirse yaşam kalitesini o denli koruyabilecektir.</p> <p>Alzheimer hastalığı teşhisi konmuş hastaya yardım ederken dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıdaki gibidir:</p> <ul> <li>Hastanızı m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar alışık olduğu ortamdan ve eşyalarından uzaklaştırmayın zira bu değişiklik, yenileri &ouml;ğrenme g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; nedeniyle demansını belirginleştirir.</li> <li>Evin i&ccedil;inde dolaşmasını kolaylaştırın, eşyaları sadeleştirin. Odaların girişindeki engelleri kaldırın. Evin aydınlatmasını artırın. Kayabilen ayakkabı ve terlikten ka&ccedil;ının.</li> <li>Hastalığın erken d&ouml;neminde, ne yapması gerektiğini, olan biten olayları, tarihi, insanları m&uuml;mk&uuml;n olduğunca tekrarlayarak hatırlatın.</li> <li>Eşyaları bulmada g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiğinde, dolapların, kapıların &uuml;zerine neyin ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını hatırlatan etiketler yapıştırın.</li> <li>Hasta yemek yemeği reddedebilir veya aşırı yemeğe başlayabilir. Porsiyonlarını siz ayarlayıp, belli saatlerde sofraya oturtun.</li> <li>Giyinmedeki g&uuml;&ccedil;l&uuml;kleri i&ccedil;in, d&uuml;ğmeli, fermuarlı giysiler yerine, kullanımı daha kolay olanları se&ccedil;in.</li> <li>Yıkanmak giderek karmaşık ve zor bir işlem haline gelebilir. M&uuml;mk&uuml;n olduğunca bırakın kendi yıkansın. Siz hastayı adım adım y&ouml;nlendirin.</li> <li>İdrar ka&ccedil;ırma sorunu başladığında gece yatmadan birka&ccedil; saat &ouml;nce sıvı alımını kısıtlayın. G&uuml;n i&ccedil;inde d&uuml;zenli aralıklarla tuvalete g&ouml;t&uuml;r&uuml;n. Kolay tanıması i&ccedil;in tuvaletin ışığını gece de a&ccedil;ık tutun. Gerekirse erişkin tipi hasta alt bezi kullanın.</li> <li>Demans, hastanızın yeni şeyler &ouml;ğrenmesini engeller. Ancak g&uuml;nl&uuml;k işlerde size yardım etmesini, eski hobilerini yapabildiği kadar s&uuml;rd&uuml;rmesini destekleyin. Bu, onun hayata ilgisini artıracak ve mutlu edecektir.</li> <li>Hastanız d&ouml;nem d&ouml;nem daha saldırgan, hır&ccedil;ın, ş&uuml;pheci ve size karşı d&uuml;şman tavırlı olabilir. Bazen de bağımsızlığını kaybetmesi onu depresyona itebilir. Bu konuda daima hekiminizle işbirliğinde olun, bazı tedavi &ouml;nerileri olabilir.</li> <li>Hastanızın evden &ccedil;ıkıp gitmeleri ve sonra yolunu bulamayıp kaybolması olabilir. Evin kapısını kilitli tutmanız, evden habersiz &ccedil;ıkıp gitmelerini engelleyebilir. Dışarıda kaybolma olasılığına karşı, kimliğini tanıtan bir k&uuml;nye veya kimlik kartı ile adres, telefon bilgilerinizi &uuml;zerinde taşımasını sağlayın.</li> </ul> <p><strong>Alzheimer hastalığı &ouml;nlenebilir mi?</strong></p> <p>Alzheimer tamamen &ouml;nlenebilir bir hastalık değildir. Ancak yaşam tarzındaki bir dizi değişiklikle birlikte Alzheimer i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri bir nebze azaltılabilir.</p> <p>Bilimsel araştırmalar; sağlıklı beslenme, egzersiz yapma gibi kardiyovask&uuml;ler hastalık riskini azaltmaya y&ouml;nelik adımların Alzheimer hastalığı ve bunamaya neden olan diğer bozuklukları geliştirme riskini de azaltabileceğini g&ouml;stermektedir. Alzheimer riskini azaltabilecek sağlıklı yaşam tarzı se&ccedil;imleri şunları kapsar:</p> <ul> <li>D&uuml;zenli fiziksel egzersiz ve y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak</li> <li>D&uuml;zenli zihinsel egzersizler yapmak</li> <li>Taze &uuml;r&uuml;nler t&uuml;ketmek, sağlıklı yağlar ve doymuş yağ oranı d&uuml;ş&uuml;k yiyeceklerden oluşan bir diyet uygulamak</li> <li>Y&uuml;ksek tansiyon, diyabet ve y&uuml;ksek kolesterol&uuml; y&ouml;netmek i&ccedil;in tedavi y&ouml;nergelerini izlemek</li> <li>Sigarayı bırakmak</li> </ul> <p>&Ouml;te yandan yapılan araştırmalar, d&uuml;ş&uuml;nme becerilerinin korunması ve Alzheimer hastalığı riskinin azalmasının; sosyal etkinliklere katılmak, kitap okumak, dans etmek, masa oyunları oynamak, sanat icra etmek, enstr&uuml;man &ccedil;almak ve zihinsel ve sosyal katılım gerektiren diğer faaliyetlerle ilişkili olduğunu g&ouml;stermiştir.</p>

ALS Hastalığı

<p>ALS, diğer adıyla motor n&ouml;ron hastalığı, beyin ve omurilikteki sinir h&uuml;crelerini etkileyen ve istemli kas hareketinin kontrol&uuml;n&uuml;n kaybına neden olan ilerleyici bir sinir sistemi rahatsızlığıdır. ALS, beyindeki (&uuml;st motor n&ouml;ronları) ve omurilikteki (alt motor n&ouml;ronları) motor sinir h&uuml;crelerinin progresif dejenerasyonu ile karakterizedir. Motor n&ouml;ronlar artık kaslara uyarı g&ouml;nderemediğinde, kaslar t&uuml;kenmeye (atrofi) başlar, bu durum kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;ne neden olur. ALS&rsquo;nin temel nedeni bilinmemekle birlikte, hastalık vakaların %5 ila 10&#39;unda kalıtım yoluyla ebeveynlerden aktarılır. ALS, genellikle bir uzuvda kas seğirmesi ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k veya konuşma bozukluğu ile başlar. Hastalık ilerledik&ccedil;e hareket etmek, konuşmak, yemek yemek ve nefes almak i&ccedil;in gerekli olan kasların kontrol&uuml; kaybedilir. ALS hastalığı &ccedil;oğu durumda kişinin cinsel fonksiyonlarını, bağırsak veya mesane işlevlerini etkilemez. Hastalığın başlangıcından itibaren hayatta kalma s&uuml;resi farklılık g&ouml;sterir. ALS hastalığında ortalama yaşam s&uuml;resi 2 ila 5 yıl olarak bilinse de 10 yıl ve daha uzun yaşayan pek &ccedil;ok ALS hastası vardır. D&uuml;nya genelinde her yıl 100.000 kişide ortalama 1 ila 2 kişiye ALS tanısı konmaktadır. ALS, kadınlara oranla erkeklerde daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. 65 beş yaşından sonra ise ALS hastalığı erkek ve kadınlarda aynı oranda gelişir. ALS genellikle 40-60 yaş aralığında g&ouml;r&uuml;l&uuml;p, hastalığın 30 yaşından &ouml;nce başlaması &ccedil;ok nadir g&ouml;r&uuml;len bir durumdur. &Ouml;te yandan son araştırmalara g&ouml;re, ALS insidansı beyaz pop&uuml;lasyonlarda Afrikalı, Amerikalı, Asyalı veya Hispanik pop&uuml;lasyonlara g&ouml;re daha fazla g&ouml;r&uuml;nmektedir.</p> <h2><strong>ALS hastalığı sınıflandırmaları nelerdir?</strong></h2> <p>ALS olguları ailesel ve sporadik (kalıtsal olmayan) olarak ayrılır. ALS vakalarının %90-95&#39;i sporadiktir, yani bu olgularda aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; yoktur. Sporadik olgularda ALS &nbsp;hastalığının neden kaynaklandığı bilinmemektedir.</p> <p>ALS hastalığı şu şekilde sınıflandırılır:</p> <p><strong>Klasik ALS</strong></p> <p>&Uuml;st ve alt motor sinir h&uuml;crelerinin (n&ouml;ronlar) bozulması ile karakterize, ilerleyici bir n&ouml;rolojik hastalıktır. Klasik ALS, ALS&rsquo;li t&uuml;m hastaların &uuml;&ccedil;te ikisinden fazlasını kapsar.</p> <p><strong>Primer Lateral Skleroz</strong></p> <p>&Uuml;st motor sinir h&uuml;crelerinin (n&ouml;ronlar) bozulduğu, ilerleyeci n&ouml;rolojik bir hastalıktır. Alt motor n&ouml;ronlar iki yıl i&ccedil;inde etkilenmezse, hastalık genellikle saf bir &uuml;st motor n&ouml;ron hastalığı olarak kalır. Primer Lateral Skleroz t&uuml;m ALS formları i&ccedil;inde en nadir g&ouml;r&uuml;lenidir.</p> <p><strong>Progresif Bulbar Fel&ccedil; (PBP)</strong></p> <p>Alt motor sinir h&uuml;cresinin (n&ouml;ron) bozulması nedeniyle konuşma, &ccedil;iğneme ve yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; ile başlayan bir durumdur. Bu bozukluk, ALS&#39;li t&uuml;m hastaların yaklaşık % 25&#39;ini kapsar.</p> <p><strong>Progresif Musk&uuml;ler Atrofi (PMA)</strong></p> <p>Alt motor n&ouml;ronların k&ouml;t&uuml;leştiği progresif n&ouml;rolojik bir hastalıktır. &Uuml;st motor n&ouml;ronlar iki yıl i&ccedil;inde etkilenmezse, hastalık genellikle saf bir alt motor n&ouml;ron hastalığı olarak kalır.</p> <p><strong>Ailevi ALS</strong></p> <p>Aynı ailenin birden fazla &uuml;yesini etkileyen, ilerleyici n&ouml;rolojik bir hastalıktır. ALS&#39;li hastaların %5 ila %10&rsquo;unu kapsar.</p> <h2><strong>ALS hastalığı i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></h2> <p>ALS i&ccedil;in belirlenmiş risk fakt&ouml;rleri şunları i&ccedil;erir:</p> <p><strong>Aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;:</strong>ALS teşhisi konan kişilerin %5 ila 10&#39;unda hastalık kalıtım yoluyla ebeveynlerden aktarılır.</p> <p><strong>Yaş:</strong>ALS hastalığı riski yaşın ilerlemesiyle birlikte artış g&ouml;sterir ve hastalık en &ccedil;ok 40-60 yaş aralığındaki kişilerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <p><strong>Cinsiyet: 65</strong>&nbsp;yaşından &ouml;nce erkeklerde kadınlardan biraz daha fazla ALS gelişir. Bu cinsiyet farkı 70 yaşından sonra kaybolur.</p> <p><strong>Genetik:</strong>Farklı mutasyonlar, farklı etkilere neden olabilir. Normal proteindeki herhangi bir değişiklik h&uuml;creye zararlı olabilir ve hastalık oluşturabilir<strong>.</strong>Ailesel ALS hastalarında en sık rastlanan mutasyonlar C9orf72, SOD 1,TDP43, FUS, UBQLN2 gen mutasyonları olarak bilinmektedir.</p> <p>Aşağıdaki &ccedil;evresel fakt&ouml;rler de ALS&#39;yi tetikleyebilir:</p> <p><strong>Sigara i&ccedil;mek:</strong>ALS i&ccedil;in olası &ccedil;evresel risk fakt&ouml;rlerindendir. Risk, &ouml;zellikle menopoz sonrası kadınlar arasında en y&uuml;ksek d&uuml;zeydedir.</p> <p><strong>&Ccedil;evresel toksin maruziyeti:</strong>&nbsp;Bazı &ccedil;alışmalar, işyerinde veya evde kurşuna veya diğer maddelere maruz kalmanın ALS ile bağlantılı olabileceğini g&ouml;sterebilse de ge&ccedil;mişte ağır metallere maruz kalma ile ALS riski arasında pozitif bir ilişki, tutarlı bir şekilde ortaya &ccedil;ıkmamıştır.</p> <p><strong>Mesleki durum:</strong>&nbsp;Araştırmalar, orduda g&ouml;rev yapan kişilerin daha y&uuml;ksek ALS riski altında olduğunu g&ouml;stermektedir. Burada ALS gelişimini neyin tetikleyebileceği ise belirsizliğini korumaktadır.Belirli metallere, kimyasallara maruz kalmanın, travmatik yaralanmaların, viral enfeksiyonlara yakalanmanın ve yoğun efor sarf etmenin ALS gelişimini tetikleyebileceği ihtimali &uuml;zerinde durulmaktadır.</p> <h2><strong>ALS belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>ALS&#39;li kişilerde kas g&uuml;c&uuml; ve koordinasyon kaybı vardır. Hastalık ilerledik&ccedil;e; basamak &ccedil;ıkma, sandalyeden kalkma veya yutma gibi rutin işler yapılamaz hale gelebilir. Kas kuvvetsizliği, kol veya el gibi v&uuml;cudun bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde başlayablir, hastalık ilerledik&ccedil;e daha fazla kas grubunda problem gelişir. ALS hastalığı duyuları (g&ouml;rme, koku, tat, işitme) etkilemez. ALS hastalarının genelinde bunama, hafıza ile ilgili sorunlar g&ouml;r&uuml;lmemekle birlikte, az sayıda hastada bunama ve hafıza sorunlarının ortaya &ccedil;ıkabileceği bilinmektedir.</p> <p>ALS&rsquo;nin belirtileri her hasta i&ccedil;in aynı değildir, hangi n&ouml;ronların etkilendiğine bağlı olarak b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de değişkenlik g&ouml;sterir. ALS belirtileri şunları i&ccedil;erebilir:</p> <ul> <li>Kollarda omuzlarda ve dilde kas krampları ve seğirmesi</li> <li>Bacaklarda, ayaklarda ve ayak bileklerinde g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k</li> <li>Normal g&uuml;nl&uuml;k aktiviteler esnasında (y&uuml;r&uuml;me-koşma) zorluk</li> <li>Sık sık ayağı takılarak d&uuml;şme</li> <li>Kontrol edilemeyen ağlama ve g&uuml;lmeler</li> <li>Elde g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k veya beceriksizlik</li> <li>Yazı yazarken zorlanma</li> <li>Kelimeleri yuvarlayarak veya geveleyerek konuşma ve yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;</li> <li>Bilişsel ve davranışsal değişiklikler</li> <li>Ağır objeleri kaldırmada zorluk</li> <li>Sık sık elinde taşıdığı şeyleri d&uuml;ş&uuml;rmek</li> <li>G&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k ve yorgunluk</li> </ul> <p>Hastalık ilerledik&ccedil;e yukarıdaki maddelere ek olarak şu belirtiler de g&ouml;r&uuml;lebilir:</p> <ul> <li>Nefes darlığı</li> <li>Nefes almakta zorluk</li> <li>Yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;</li> <li>Fel&ccedil;</li> </ul> <p>Hastalık ilerledik&ccedil;e ALS aşağıdaki komplikasyonlara neden olabilir:</p> <p><strong>Solunum Problemleri</strong></p> <p>ALS&#39;li hastalarda en yaygın olan &ouml;l&uuml;m nedeni &nbsp;solunum kaslarının tutulmasına bağlı gelişen solunum yetmezliğidir. Solunum g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; &ccedil;eken ALS hastalarının geceleri nefes almalarına yardımcı olacak bir cihaza ihtiya&ccedil;ları olabilir. &Ouml;rneğin; ALS hastalarının geceleri nefes almalarına yardımcı olabilmek adına s&uuml;rekli bir şekilde pozitif hava yolu basıncı (CPAP) veya iki seviyeli pozitif hava yolu basıncı (BİPAP) sağlayan cihazlar &ouml;nerilebilir.</p> <p>ALS&#39;nin ileri aşamalarında bazı kişilerde, akciğerleri daha iyi havalandıran bir solunum cihazını tam olarak kullanabilmek i&ccedil;in cerrahi y&ouml;ntemle oluşturulmuş boynun &ouml;n tarafından nefes borusuna giden bir delik olan trakeostomi tercih edilebilir.</p> <p><strong>Konuşma sorunları</strong></p> <p>ALS&#39;li &ccedil;oğu hasta konuşma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; &ccedil;eker. ALS&#39;li kişilerin daha net iletişim kurmasına yardımcı olmak i&ccedil;in yardımcı cihazlar bulunmaktadır.</p> <p><strong>Yeme sorunları</strong></p> <p>ALS hastalığı ilerleyen kişilerde yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;ne bağlı olarak dehidratasyon gelişebilir. Ayrıca akciğerlere yiyecek, sıvı veya t&uuml;k&uuml;r&uuml;k bulaşma riski daha y&uuml;ksektir ve bu da pn&ouml;moniye neden olabilir. Bir beslenme t&uuml;p&uuml; bu riskleri azaltabilir, uygun hidrasyon ve beslenmeyi sağlayabilir.</p> <p><strong>Demans</strong></p> <p>ALS&#39;li&nbsp;<strong>&nbsp;</strong>kişilerde nadir olarak hafıza-bunama sorunları g&ouml;r&uuml;lebilir, s&ouml;z konusu kişilere fronto-temporal demans adı verilen bir t&uuml;r bunama teşhisi konabilir.</p> <h2><strong>ALS nasıl teşhis edilir?</strong></h2> <p>ALS&rsquo;yi doğru şekilde teşhis etmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle kişinin tıbbi ge&ccedil;mişi değerlendirilir ve fiziksel/n&ouml;rolojik muayenesi yapılır. ALS hastalığı teşhisi i&ccedil;in uygulanan &ccedil;eşitli laboratuvar ve radyolojik testler şu şekildedir:</p> <ul> <li>Elektromiyogram (EMG) [sinirlerinizdeki ve kaslarınızdaki elektriksel aktiviteyi &ouml;l&ccedil;en bir test]</li> <li>Kan testleri</li> <li>Omurilik sıvısı testi</li> <li>Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MRI) [x-ışınları kullanmadan v&uuml;cudun g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini &uuml;reten bir test]</li> </ul> <h2><strong>ALS tedavi y&ouml;ntemleri nelerdir?</strong></h2> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ALS hastalığı i&ccedil;in kesin bir tedavi yoktur, uygulanan tedavi y&ouml;ntemleri semptomları hafifletmeyi, hastaya sosyal ve duygusal destek sağlamayı, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı ama&ccedil;lamaktadır.</p> <p>Tedavi se&ccedil;enekleri şunları i&ccedil;erir:</p> <ul> <li>Ağrılı kas kramplarını, aşırı salyayı ve diğer semptomları hafifletmek i&ccedil;in ila&ccedil;lar.</li> <li>Hareketliliği s&uuml;rd&uuml;rmek, kas sertliği, kramplar ve sıvı tutulması rahatsızlığını hafifletmek i&ccedil;in fizik tedavi se&ccedil;enekleri.</li> <li>İyi beslenmeyi teşvik etmek ve yutmada zorluk şikayetleri i&ccedil;in diyetisyenler eşliğinde doğru beslenme alışkanlığı</li> <li>M&uuml;mk&uuml;n olduğunca s&ouml;zl&uuml; iletişim becerisini s&uuml;rd&uuml;rmek i&ccedil;in konuşma terapisi ve iletişim eğitimi. İletişim eğitimi, s&ouml;zl&uuml; olmayan teknikleri de i&ccedil;erir.</li> <li>Giyinme, yemek yeme, tuvalet ve banyo gibi g&uuml;nl&uuml;k aktivitelere yardımcı olmak i&ccedil;in atel, d&uuml;zeltici teller, tutunma &ccedil;ubukları, erişim cihazları vb. hastaya g&uuml;nl&uuml;k yaşamında yardımcı olacak cihazlar.</li> <li>Fonksiyonel bağımsızlığı en &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in tekerlekli sandalyeler, elektrikli yataklar veya şilteler, tahtalar gibi &ouml;zel ekipmanlar.</li> </ul> <p>ALS hastasının tedavisinde multidisipliner bir ekip &ccedil;alışması gerekir, bu ekibe dahil edilebilecek tıbbi personeller aşağıdaki gibidir:</p> <p><strong>N&ouml;rolog:</strong>ALS hastalarının durumunun teşhisi, değerlendirilmesi ve y&ouml;netiminden sorumlu ve uzman olan ana hekimdir<em>.</em></p> <p><strong>Fiziksel terapiler</strong>: Kas g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve eklem hareket a&ccedil;ıklığını m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar uzun s&uuml;re korumak adına d&uuml;ş&uuml;k etkin egzersiz &ouml;nerilerinde bulunulur.</p> <p><strong>Esneme egzersizleri</strong></p> <p>ALS hastaları i&ccedil;in esneme egzersizleri kas kramplarının sıklığını veya yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. Ağrı ve sertliği &ouml;nlemek i&ccedil;in bunlar g&uuml;nl&uuml;k olarak yapılmalıdır.</p> <p><strong>Hareket a&ccedil;ıklığı egzersizleri (ROM)</strong></p> <p>Bu egzersizlerin amacı eklemlerin normal hareket derecelerinde kalmasını sağlamak, ağrı, &ouml;dem ve kısıtlanmayı &ouml;nlemektir.</p> <p><strong>G&uuml;&ccedil;lendirme egzersizleri</strong></p> <p>ALS hastaları i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;lendirme egzersizleri tavsiye edilmez. Zira ağırlıklarla egzersiz yapmak zayıflamış kasları g&uuml;&ccedil;lendirmeyebileceği gibi kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n daha da artmasına neden olabilir.</p> <p>D&uuml;zenli fizyoterapi programı ile ama&ccedil;lanan kardiyovask&uuml;ler performansı koruyacak şekilde, varolan kas g&uuml;c&uuml;n&uuml;n ve hareket etmek i&ccedil;in gerekli olan eklem hareket a&ccedil;ıklığının m&uuml;mk&uuml;n olduğunca uzun s&uuml;re korunamsını sağlayabilmektir.</p> <p><strong>Dil ve konuşma terapisti:</strong>ALS&#39;li &ccedil;oğu insan konuşma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; &ccedil;eker. Konuşma terapisti konuşmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;eken ALS hastaları ile ilgilenir.</p> <p><strong>Diyetisyen:</strong>Optimal hidrasyon ve beslenmeyi koordine etmek i&ccedil;in sıklıkla ALS konuşma patoloğu ile birlikte &ccedil;alışır ve hastalara beslenme değişiklikleri konusunda yardımcı olur.</p> <p><strong>Solunum terapisti:</strong>&nbsp;ALS&rsquo;nin solunum etkileri konusunda uzman bir sağlık pratisyenidir. Solunum terapisti ALS hastasının nefes almasını değerlendirerek hastadaki solunum kas g&uuml;c&uuml;n&uuml; &ouml;l&ccedil;er. Solunum terapistleri ayrıca ALS hastalarında g&ouml;r&uuml;len solunum g&uuml;c&uuml;ndeki d&uuml;ş&uuml;şten kaynaklanan semptomları hafifletmek amacıyla gerekli olan ekipman konusunda destek sağlar.</p> <p><strong>Beslenme Uzmanı:</strong>ALS hastalığında beslenme desteği de &ouml;nemlidir, zira hastalığın neden olduğu yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; yeterli besinleri almayı zorlaştırabilir. Beslenme uzmanları, yutması daha kolay olan besleyici yemekler hazırlama konusunda bazı tavsiyelerde bulunabilir. Emme cihazları ve beslenme t&uuml;pleri de ALS hastasına yardımcı olabilir.</p> <h2><strong>ALS hakkında sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>ALS duyuları etkiler mi?</strong></p> <p>ALS bir motor n&ouml;ron hastalığıdır, yani sadece v&uuml;cudun istemli kaslarını etkiler. Kişinin duyularını kontrol eden duyusal n&ouml;ronlar genellikle etkilenmez. Bu nedenle, ALS&#39;li &ccedil;oğu insan g&ouml;rmeyi, duymayı, dokunmayı, koklamayı ve tat almayı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r.</p> <p><strong>ALS hastalığı bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>ALS, bulaşıcı olmayan bir hastalıktır. &nbsp;Kan, v&uuml;cut sıvıları veya havayla doğrudan temas yoluyla bulaşmaz.</p> <p><strong>ALS hastası tamamen iyileşebilir mi?</strong></p> <p>ALS hastalığının g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bilinen bir tedavisi yoktur. Solunum cihazları ve besleme t&uuml;pleriyle hastanın yaşam kalitesi ve uzunluğu artırılabilir.</p> <p><strong>ALS ile benzer semptomlar g&ouml;steren hastalıklar hangileridir?</strong></p> <p>MS hastalığı ve Parkinson başta olmak &uuml;zere ALS hastalığıyla karıştırılabilecek bir dizi hastalık vardır. Multipl Skleroz yani MS, ALS&#39;yi taklit edebilen yaygın hastalıklardan biridir. ALS ve MS hastalıklarının erken evrelerinde kas sertliği, spazmlar ve y&uuml;r&uuml;me g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;lebilir. Bununla birlikte, hastalıklar ilerledik&ccedil;e, iki hastalık arasındaki farklar daha kolay anlaşılır hale gelecektir. MS, beyin ve omurilikteki sinir h&uuml;crelerinin myelin kılıfını etkileyen otoimm&uuml;n bir hastalıkken, ALS genellikle v&uuml;cudun olduk&ccedil;a lokalize bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde başlayan &uuml;st ve alt motor n&ouml;ronu etkileyen dejeneratif bir hastalıktır.</p> <p>Parkinson ve ALS hastalıkları da bazı benzerlikleri paylaşır. Erken evrelerde post&uuml;ral dengesizlik gibi semptomlar iki hastalık arasında kafa karışıklığına neden olabilir. Ancak Parkinson v&uuml;cuttaki t&uuml;m n&ouml;ronlardan ziyade beynin belirli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; etkiler.</p> <p><strong>ALS hastaları konuşma esnasında iletişimi kolaylaştırmak i&ccedil;in neler yapabilir?</strong></p> <p>Konuşma terapistleri, ALS&#39;li kişilerin iletişim becerilerini olabildiğince korumalarına yardımcı olabilir, s&ouml;zl&uuml; olmayan iletişim becerileri dahil olmak &uuml;zere enerjiyi koruyan teknikleri de &ouml;ğretir.</p> <p>ALS hastalarının iletişimi koruması ve geliştirmesi i&ccedil;in şunlar yapılabilir:</p> <ul> <li>G&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n az olduğu bir ortam se&ccedil;ilmelidir zira televizyon veya radyonun a&ccedil;ık olduğu bir ortamda &ldquo;konuşmak&rdquo; olduk&ccedil;a yorucu olabilir.</li> <li>Yavaş şekilde konuşulmalıdır.</li> <li>Konuşulan kişinin y&uuml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden emin olunmalıdır. İyi aydınlatılmış bir ortam ve y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;şmek iletişimde anlaşılırlığı artırır.</li> <li>Konuşma esnasında kısa c&uuml;mleler kullanılmalıdır. Nefes başına bir veya iki kelime ideal olandır.</li> <li>Uzun, stresli konuşmalar esnasında destek sağlayan rahat bir duruş ve pozisyon se&ccedil;ilmelidir.</li> <li>Zayıflayan kasları g&uuml;&ccedil;lendirmeye y&ouml;nelik egzersizlerin ters etki yapabileceği unutulmamalıdır. Konuşma terapistine hangi egzersizlerin uygun olduğu sorulmalıdır.</li> <li>Planlanan konuşmalardan veya telefon g&ouml;r&uuml;şmelerinden &ouml;nce istirahat s&uuml;releri planlanmalıdır, zira yorgunluk konuşma becerisini &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkiler. Bu bağlamda konuşma becerisi i&ccedil;in sabah saatlerinde işe yarayan teknikler, g&uuml;n&uuml;n ilerleyen saatlerinde işe yaramayabilir.</li> <li>Ses kısıklığı mevcutsa konuşma esnasında bir amplifikat&ouml;r kullanılmalıdır.</li> <li>Solunum cihazı kullanan hastalar, alternatif bir hava kaynağı sağlayan elektrolarinks veya solunum t&uuml;p&uuml; kullanabilir.</li> </ul> <p>Konuşulan kişi tarafından anlaşılmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekenler i&ccedil;in aşağıdaki &ouml;neriler yardımcı olabilir:</p> <ul> <li>Zorlanmadan yazabilenler, yanında her zaman yedek bir kağıt ve kalem taşımalıdır. Bu şekilde s&ouml;ylenmeye &ccedil;alışılan şey konuşularak anlaşılmadığı takdirde yazı yoluyla iletilebilir.</li> <li>Yazmakta zorlananlar ise s&ouml;ylenen kelimelerin ilk harfini işaret etmek veya taramak i&ccedil;in bir alfabe tahtası kullanmalıdır.</li> <li>Konuşulmadan &ouml;nce konunun belirlenmesi de iletişimi kolaylaştırabilir.</li> </ul> <p><strong>ALS&rsquo;li hastaların daha net iletişim kurmasına yardımcı olabilecek cihazlar nelerdir?</strong></p> <p>ALS&#39;li kişilerin daha net iletişim kurmasına yardımcı olmak i&ccedil;in mevcut yardımcı cihazlar şunlardır:</p> <p><strong>Damak kaldırma aparatı:</strong>Tutucuya benzer bir diş aparatıdır. Yumuşak damağı kaldırır ve konuşma sırasında havanın burundan dışarı &ccedil;ıkmasını engeller.</p> <p><strong>Amplifikasyon:</strong>Ses y&uuml;ksekliğini artırmak i&ccedil;in kullanılabilen kişisel bir amplifikat&ouml;r, ayrıca ses yorgunluğunu da azaltır.</p> <p><strong>TTY telefon r&ouml;le sistemi</strong>: Bu sistemle birlikte isteğe g&ouml;re ya mesajın tamamı yazılır ya da sadece anlaşılmayan kelimeler yazılabilir.</p> <p><strong>D&uuml;ş&uuml;k teknolojili cihazlar:</strong>Diz&uuml;st&uuml; bilgisayarlar ve dil panoları, alternatif iletişim teknikleri olarak kullanılabilir.</p> <p>Y&uuml;ksek teknolojili elektronik konuşma g&uuml;&ccedil;lendiriciler, iletişim cihazları - ses sentezleyicili bilgisayarlar ve &ouml;zel iletişim cihazları da mevcuttur. Elektronik bir iletişim yardımı satın almakla ilgilenen hastalar, bu durumu &ouml;nce konuşma dili patoloğu ile g&ouml;r&uuml;şmelidir.</p> <p><strong>ALS hastasıyla konuşmak isteyen dinleyiciler nelere dikkat etmelidir?</strong></p> <p>Dinleyicilerin konuşma ve iletişim kurmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;eken ALS hastalarına yardımcı olabileceği bazı yollar şunlardır:</p> <ul> <li>Y&uuml;z y&uuml;ze iletişim kurmaya &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir.</li> <li>&lsquo;Evet&rsquo; veya &lsquo;Hayır&rsquo; yanıtı gerektiren sorular sorulmalıdır.</li> <li>C&uuml;mlenin anlaşılan kısmı tekrarlanmalıdır. (&Ouml;rneğin, &lsquo;Yukarı &ccedil;ıkıp neyi almamı istiyorsun?&rsquo;)</li> <li>ALS hastasının s&ouml;ylediği şeyin tekrar edilmesi istenmeli, daha yavaş konuşması gerektiği s&ouml;ylenmeli, veya anlaşılmayan kelimelerin hecelenmesi istenmelidir.</li> </ul> <p><strong>&nbsp;</strong></p>

Obezite

<p>Obezite, v&uuml;cutta sağlığı bozacak &ouml;l&ccedil;&uuml;de aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor. Diyabetten, kalp hastalıklarına, infertiliteden kansere pek &ccedil;ok olumsuz sağlık sorununa davetiye &ccedil;ıkaran obezite, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Obeziteye, aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, genetik ge&ccedil;iş, hormonal etmenler sebep olurken; t&uuml;m bunların &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; deneyim ve bilgi gerektirir.</p> <h2><strong>Obezite nedir?</strong></h2> <p>Obezite v&uuml;cudun yağ kitlesinin yağsız kitleye oranının aşırı artması olarak anlatılabilmektedir. Obezite tanımı, bir başka deyişle obezite, kişilerin boylarına g&ouml;re kilolarının fazla olmasıdır. Obezite, d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde hızlı bir bi&ccedil;imde ilerlemektedir. Obezite oranları her ge&ccedil;en g&uuml;n artmaktadır. Obezite, ortalama yaşam &ouml;mr&uuml; uzadık&ccedil;a hayat kalitesini d&uuml;ş&uuml;ren, insanların &uuml;retim kapasitelerini azaltan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.</p> <h2><strong>Obezite belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Obezitenin ilk belirtisi v&uuml;cuttaki yağlanma oranının artmasıdır. Hastalarda obezitenin var olup olmadığını anlamak i&ccedil;in V&uuml;cut Kitle İndeksi yani Beden Kitle İndeksi (BKİ) yardımcı olmaktadır. Obezite hesaplama y&ouml;ntemi olarak da bilinen Beden Kitle İndeksi hesaplaması, kilogram olarak v&uuml;cut ağırlığının m2 olarak boya b&ouml;l&uuml;nmesiyle yapılabilmektedir.</p> <p>&Ouml;rneğin 75 kilogram ağırlıkta, 1.70 mt. boyundaki bir kişinin obezite hesaplaması ş&ouml;yle olabilmektedir:</p> <p>75 kilogram /1.70 boy*1.70<br /> 2,89=25,95&nbsp;&nbsp;&nbsp; (toplu-fazla kilolu)</p> <p>Aynı şekilde 90 kilo ağırlıkta 1.70 mt. boyundaki bir kişinin obezite hesaplaması ş&ouml;yle olmaktadır:<br /> <br /> 90 kilogram / 1.70*1.70<br /> 2,89= 31,14 (Obezite- Diyabet ve diğer hastalıkları artmış grupta)</p> <p>Buna g&ouml;re BKİ 6 sınıfta tanımlanmıştır. Siz de kendi boy ve kilonuza g&ouml;re Beden Kitle İndeks oranınızı aşağıdaki verilere g&ouml;re &ouml;ğrenebilirsiniz:</p> <table> <tbody> <tr> <td> <p>- Zayıf</p> </td> <td> <p>&lt;18,5</p> </td> </tr> <tr> <td> <p>- Normal</p> </td> <td> <p>18,5-24,9</p> </td> </tr> <tr> <td> <p>- Toplu (fazla kilolu)</p> </td> <td> <p>25-29,9 (hafif artmış diyabet ve kalp hastalığı riski)</p> </td> </tr> <tr> <td> <p>- Obez 1 (Obezite)</p> </td> <td> <p>30-34,9 (diyabet ve diğer hastalık riskleri giderek artar)</p> </td> </tr> <tr> <td> <p>- Obez 2 (Morbid obezite)</p> </td> <td> <p>35-39,9</p> </td> </tr> <tr> <td> <p>- Obez 3 (S&uuml;per morbid obezite)</p> </td> <td> <p>&gt;40 (&ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalıklar a&ccedil;ısından risk)</p> </td> </tr> </tbody> </table> <p><br /> Yani Beden Kitle İndeksi&rsquo;nin 30&rsquo;un &uuml;zerinde olması obezite olarak adlandırılmaktadır. 40&rsquo;ın &uuml;zerinde olması morbid obezite ve 50&rsquo;nin &uuml;zerinde olması ise s&uuml;per morbid obezite olarak adlandırılmaktadır. Obezite hastalarında ayrıca horlama, aşırı terleme, uyku apnesi, eklemlerde, sırtta ağrı, ciltte tahrişe bağlı enfeksiyon, en ufak harekette bile yorularak nefessiz kalma gibi belirtiler de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <h2><strong>Obezite neden olur?</strong></h2> <p>Obezitenin bir&ccedil;ok nedeni bulunuyor. Ancak bu hastalığın oluşmasındaki en b&uuml;y&uuml;k etken hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme. Obeziteye neden olan t&uuml;m sebepleri ş&ouml;yle sıralamak m&uuml;mk&uuml;n:</p> <ol> <li>Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları</li> <li>Fiziksel aktivite yetersizliği</li> <li>Yaş, cinsiyet eğitim d&uuml;zeyi, sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel etmenler, gelir durumu</li> <li>Hormonal ve metabolik etmenler</li> <li>Genetik, psikolojik etmenler</li> <li>Sık aralıklarla &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k enerjili diyetler uygulama</li> <li>Sigara ve alkol kullanma alışkanlığı</li> <li>Kullanılan bazı ila&ccedil;lar (antidepresanlar vb.)</li> <li>Doğum sayısı ve sık doğum aralığı</li> <li>Anne s&uuml;t&uuml;n&uuml;n yetersiz alınması</li> </ol> <h2><strong>Obezite teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>Obezite teşhisi en pratik olarak Beden Kitle İndeksi&rsquo;nin hesaplaması sonucuna g&ouml;re konulmaktadır. Hastanın &ouml;yk&uuml;s&uuml;, yaşadığı problemler hekim tarafından dinlenmektedir. Beden Kitle İndeksi&rsquo;nin yanında bel &ccedil;evresinin &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; &ouml;nemlidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu rakam obeziteye bağlı oluşabilecek hastalık riskini değerlendirmede yardımcı olmaktadır.</p> <p><br /> <strong>Obeziteye bağlı oluşabilecek hastalıklar ş&ouml;yle sıralanabilir:</strong></p> <ul> <li>Tip 2 diyabet</li> <li>Y&uuml;ksek tansiyon</li> <li>Kan yağları ve kolesterol y&uuml;ksekliği</li> <li>Karaciğer yağlanması</li> <li>Damar sertliği gibi kalp damar hastalıkları</li> <li>Eklem bozuklukları</li> <li>Uyku apnesi</li> <li>Kadınlarda yumurtalık kistleri ve buna bağlı adet d&uuml;zensizlikleri</li> <li>Aşırı t&uuml;ylenme</li> <li>Erkek &ccedil;ocuklarda g&ouml;m&uuml;k penis ve hormonal bozukluklar</li> <li>Depresyon</li> <li>Bazı kanserler</li> </ul> <h2><strong>Obezite tedavisi nasıl olur?</strong></h2> <p>Obezite aslında basit bir denkleme dayanmaktadır. Eğer bedenin harcadığı enerji ihtiyacından daha fazla enerji i&ccedil;eri alınıyorsa, bu depolanır. Altta yatan genetik/metabolik bir hastalık olmadığı s&uuml;rece ya gereğinden fazla gıda alımı, ya enerji t&uuml;ketim azlığı ya da her ikisinin birlikteliği s&ouml;z konusu olmakta. Burada ilk tedavi se&ccedil;eneği olarak karşımıza tıbbi beslenme &ccedil;ıkmaktadır. Bu noktada kalorinin hangi kaynaklardan, ne sıklıkla alınacağı&nbsp;<em>&lsquo;</em>kişiye &ouml;zel&rsquo; belirlenmelidir. Diyetlerde hedef, bire bir yazılan listelere uymak değil, kişinin kendisinin esnetebileceği, yer değişiklikleri yapabileceği, s&uuml;rd&uuml;rebileceği ve en &ouml;nemlisi yaşam tarzı haline getirebileceği eğitimi almasını sağlamaktır. Beslenmenin yanında doğru egzesiz de yapılmalıdır. İkinci tedavi se&ccedil;eneği olarak da medikal y&ouml;ntemler &ouml;n plana &ccedil;ıkmaktadır.</p> <p>Obezitede hormonların sağlıklı salgılanması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır. Acıkma, yemek yeme ve doyma sinyallerinin beyne iletilmesi, alınan gıdalardaki şeker, protein ve yağların kullanılması, egzersize veya strese verilen metabolik cevap gibi g&ouml;revler tamamen hormonların kontrol&uuml; altında bulunmaktadır. Hormonlardaki dengenin bozulması obeziteyi getirebilir. Bu durumda altta yatan endokrin sorunun ila&ccedil; ya da cerrahiyle d&uuml;zeltilmesiyle kilo kontrol&uuml; sağlanabilir. Ancak normal &ccedil;alışan bir endokrin sisteme sahip kişilerin bu t&uuml;r hormon ila&ccedil;larını almasının tehlikeli olabilir. Bu y&ouml;ntemler endokrin uzmanına gitmeden denenmemelidir. &Ouml;rneğin ins&uuml;lin, gralin, leptin, tiroid, b&uuml;y&uuml;me gibi hormonların kilo alıp verme konusunda &ouml;nemli hormonlardır. Bunların yanında ince bağırsakların son b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde tokluk hissini uyandıran GLP-1 hormonu bulunmaktadır.&nbsp; GLP-1 v&uuml;cuttaki ins&uuml;lin salınımını d&uuml;zenler, beyindeki a&ccedil;lık-tokluk merkezine sinyal iletir. GLP-1 hormonuna ilişkin medikal tedavilerle &ccedil;abuk doyma, ge&ccedil; acıkma durumu sağlanabilmektedir. Medikal tedavi hastanın, endokrin uzmanının verdiği dozda g&uuml;nde bir kez kendisine enjeksiyon yapmasını i&ccedil;erir. Kullanımı diyabetlilerin yaptığı ins&uuml;line benzese de enjeksiyonun i&ccedil;eriği ins&uuml;lin değil. Diyabet tedavisi kapsamında geliştirilmiş olmakla beraber, şeker hastalığı olmayan bireylerde de obezite tedavisinde kullanılabilir. GLP-1 analogları diyet konusunda yardımcı olmakla birlikte, kilo vermeyi zorlaştıran mekanizmaları d&uuml;zenlemektedir. Ancak bunu yaparken hi&ccedil;bir ilacın doğrudan yağ yakıcı etkisi olduğunu unutmamak gerekir. Kilo vermek hastanın tedaviye uyumuyla ger&ccedil;ekleşir. Kilo vermek kadar, onu korumak da &ouml;zen ister. Bir diğer obezite tedavisi ise obezite cerrahisidir. Obezitenin tedavisinde, diyet ve egzersizle daha d&uuml;ş&uuml;k oranda başarı sağlanırken, cerrahide bu oran olduk&ccedil;a y&uuml;ksektir. Obezite cerrahisi kişinin sadece estetik g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; iyileştirmekle kalmaz yaşam kalitesine de olumlu katkı sağlar. Bu nedenle; kalp ve damar hastalıkları, psikolojik bozukluklar ve uyku apnesi gibi hastalıklara karşı cerrahi ile kalıcı kilo verilmesinin sağlanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Obezite cerrahisinde y&ouml;ntem kişiye &ouml;zel olarak belirlenmektedir. Hastalar konforlu bir ameliyat s&uuml;recinin ardından kısa s&uuml;rede iş ve sosyal yaşamlarına d&ouml;nebilme, uygun planlama ile ideal kilolarına kavuşabilmektedir.</p> <h2><strong>Obezite hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Obezite nelere sebep olur?</strong></p> <p>&Ccedil;ağın hastalığı olarak kabul edilen obezite, sağlığı bozacak d&uuml;zeyde v&uuml;cuttaki yağ miktarının artmasıyla karakterize bir sağlık problemi olarak ortaya &ccedil;ıkar. Obezite, t&uuml;m d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sağlık harcamalarını artıran, bireylerin yaşam konforunu d&uuml;ş&uuml;ren ve vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Sağlıksız beslenme alışkanlıklarının hareketsiz yaşam tarzı ile birleşmesi sonucunda ortaya &ccedil;ıkan obezite, bir&ccedil;ok sağlık sorununun da başlangı&ccedil; noktasıdır. Uyku apnesi,&nbsp; astım, polikistik over sendromu, diyabet, hipertansiyon, safra kesesi hastalıkları, gut, karaciğer yağlanması, osteoartrit, d&uuml;zensiz adet g&ouml;rme, solunum zorluğu, migren ve &ccedil;eşitli kanser t&uuml;rleri bu sağlık sorunları arasındadır. Ayrıca aşırı kilo alımına bağlı olarak ortaya &ccedil;ıkan estetik yoksunluk nedeniyle psikolojik soruların da tetikleyicisidir.</p> <p><strong>Obezite tedavisinde &ouml;nemli noktalar nelerdir?</strong></p> <p>Yaşam kalitesini ciddi anlamda d&uuml;ş&uuml;ren obezite, tedavi edilebilen kronik bir hastalıktır. Obezite tedavisinin kişiye &ouml;zg&uuml; olması gerekmektedir. Obezitenin tedavisinde; tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, ila&ccedil; tedavisi, cerrahi tedavi y&ouml;ntemleri uygulanmaktadır. Obezite tedavisi hekim, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist işbirliği i&ccedil;inde olmalıdır. Ayrıca obezite cerrahi y&ouml;ntemlerle de tedavi edilebilmektedir. Memorial Sağlık Grubu Obezite Merkezleri bu konuda hastalara yardımcı olmaktadır.</p> <p><strong>Obezite nasıl &ouml;nlenir?</strong></p> <p>Fazla kilolardan kurtulmak ve kilo kontrol&uuml; i&ccedil;in mutlaka uzman yardımı alınmalı ve uygun bir tedavi planı belirlenmeli. Fiziksel aktivite d&uuml;zeyi artırılmalı, g&uuml;nl&uuml;k y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş ve egzersizler alışkanlık haline getirilmeli. Obezite ile m&uuml;cadele i&ccedil;in diğer y&ouml;ntemler ş&ouml;yledir:</p> <ul> <li>Raf &ouml;mr&uuml; uzun, kalorili, hazır gıdalardan uzak durulmalı</li> <li>Doğal olmayan şeker t&uuml;ketilmemeli ve g&uuml;nl&uuml;k tuz alınımına dikkat edilmeli</li> <li>Sağlıklı pişirme tekniklerini tercih edilmeli</li> <li>G&uuml;n i&ccedil;erisinde v&uuml;cudun ihtiyacı kadar su i&ccedil;ilmeli</li> <li>Yemek yeme alışkanlığını değiştirilmeli ve yemekler yavaş yenilmeli</li> <li>Yağ t&uuml;ketimi konusunda dikkatli olunmalı, doymuş yağlar m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar az alınmalı</li> <li>Besin &ccedil;eşitliliğine dikkat edilmeli, her besin grubundan dengeli bir şekilde beslenilmeli</li> <li>Sebze ve meyveler mevsiminde yenilmeli</li> <li>Alkol alımından uzak durulmalı,</li> </ul> <p><strong>Obezite kanser yapar mı?</strong></p> <p>Obezite kanser riskini artırmaktadır ve bunun altında yatan mekanizma şu şekilde a&ccedil;ıklanmaktadır: Yağ dokusu y&uuml;ksek miktarda &ouml;strojen &uuml;retir. Y&uuml;ksek &ouml;strojen meme, rahim kanserleri ve bazı diğer kanserlerden sorumludur. Obez kişilerin kanlarında genellikle y&uuml;ksek seviyede ins&uuml;lin ya da ins&uuml;lin direnci bulunmaktadır. Bu durum bazı t&uuml;m&ouml;rlerin gelişmesini tetikleyebilir. Yağ h&uuml;creleri adipokine adı verilen hormonlar &uuml;retir. Bu hormonlar k&ouml;t&uuml; huylu h&uuml;cre artışını hızlandırabilir. Obez kişilerde sıklıkla, kanser riskini artıran (d&uuml;ş&uuml;k seviye kronik ya da sub-akut) enfeksiyon mevcuttur. Kansere yol a&ccedil;an diğer muhtemel mekanizmalar değişmiş bağışıklık sistemi yanıtları ve oksidatif stres olarak sıralanabilir. Aşırı kilo ve obezite rahim kanseriyle de ilişkilendirilmektedir. Obez ve aşırı kilolu kadınların, normal kilolu kadınlara kıyasla, menopoz durumlarına bakılmaksızın 2 &ndash; 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski bulunmaktadır. Bunun nedeni kesin olarak ortaya konulmamış olsa da, şeker hastalığının, d&uuml;ş&uuml;k seviyede fiziksel aktiviteyle birlikte rol oynadığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Yağ h&uuml;cresi tarafından &uuml;retilen y&uuml;ksek seviyede &ouml;strojen de rol oynamaktadır. Aşırı kilo ve obezite menopoz sonrası meme kanseri riskini artırmaktadır. Bu artışın nedeni olarak, obez kadınlarda &ouml;strojen seviyelerinin y&uuml;ksek olması g&ouml;sterilmektedir. Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon &uuml;retimini durdurduğunda, yağ h&uuml;cresi en &ouml;nemli &ouml;strojen kaynağı haline gelir. Obez kadınlarda daha fazla yağ h&uuml;cresi olduğu i&ccedil;in, &ouml;strojen seviyeleri daha y&uuml;ksektir. Bu da &ouml;strojene cevap veren meme t&uuml;m&ouml;rlerinin hızlı b&uuml;y&uuml;mesine yol a&ccedil;maktadır. Erkekler arasında y&uuml;ksek beden kitle indeksi kolorektal kanseri riskini artıran bir fakt&ouml;rd&uuml;r.&nbsp; Bel b&ouml;lgesi yağlanma (bel &ccedil;evresinin &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;yle belirlenir)&nbsp; bu anlamda &ouml;nemli bir veridir. Araştırmalar obez ve aşırı kilolu kişilerde pankreas kanseri g&ouml;r&uuml;lme sıklığının arttığını g&ouml;stermektedir. Bunun nedeninin de bel &ccedil;evresi genişliği fakt&ouml;r&uuml; olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Aşırı kilolu ve obez kişilerin, sağlıklı kiloda olan kişilere g&ouml;re, yemek borusu kanserine yakalanma riskleri ise 2 kat daha fazladır. Bunun arkasında yatan neden kesin olarak bilinmese de obez kişilerin refl&uuml; ya da barret hastalığı ge&ccedil;mişi olmasının etkisinin olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Safra kesesi kanseri riski y&uuml;ksek beden kitle indeksi ile birlikte artar. Risk artışının nedeni obez kişilerde safra kesesi taşı g&ouml;r&uuml;lme sıklığının artmasından kaynaklandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Safra kesesi taşları safrakesesi kanseri i&ccedil;in &ouml;nemli bir risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Ardında yatan mekanizmalar tam olarak bilinmese de tiroid kanseri ve b&ouml;brek kanserinin de obez kişilerde g&ouml;r&uuml;lme sıklığı y&uuml;ksektir.</p> <p><strong>Obezite &ouml;l&uuml;mc&uuml;l m&uuml;d&uuml;r?</strong></p> <p>Obezite bir&ccedil;ok hastalık ve erken &ouml;l&uuml;m i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Obezite sorunu ile karşı karşıya olan 25 yaşındaki bir erkeğin yaşam beklentisi %22 oranında azalmakta ve yaşam s&uuml;resinden 12 yıl eksilmektedir.</p> <p><strong>Obezite hangi yaşta g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Kadınlarda daha fazla rastlanan obezite, her yaşta g&ouml;r&uuml;lebilen bir hastalıktır. Gebelik ve emzirme d&ouml;nemlerinde s&uuml;t yapar diye gereksiz gıdaların alınması; her doğumda alınan kiloların bir kısmının kalıcı olması; &ouml;strojen hormonunun yağ dokusunu arttırıcı etkisi daha az hareketli yaşantıyla birleşince kadınlar i&ccedil;in kilo alımı daha kolay olmaktadır.&nbsp; Bu nedenle ev işlerinin verdiği yorgunluk, aktif ve hareketli olmakla karıştırılmamalıdır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarda ve ergenlerde de yanlış beslenme nedeniyle obezitede olduk&ccedil;a b&uuml;y&uuml;k bir artış g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Neden kilo alınır?</strong></p> <p>Kilo almanın nedenleri arasında en &ouml;nemlisi ailesel yatkınlığın bulunmasıdır. Bunun yanında kilo alma nedenleri: eğitim d&uuml;zeyi,&nbsp; yaşam şekli, iş, &ccedil;alışma şartları, yaş, cinsiyet, yemek yeme hızı, yiyecek se&ccedil;imleri ve hazır gıda ve fast food yeme alışkanlığı, alkol t&uuml;ketimi, medeni hal, boşanma, iş değişikliği, sosyok&uuml;lt&uuml;rel durum, sigara bırakma, psikolojik durum, kadınlarda adet d&uuml;zeni ve menopoza girme olabilmektedir. Kilolu bireyin, ebeveynlerinin ve kardeşleri ile yakın akrabalarındaki hastalıkların da sorgulanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu hastalıklar kilo alma nedeni olabildiği gibi kilo alma sonucu diyabet ve kalp hastalıkları gibi &ouml;nemli ailesel sağlık sorunları da &ccedil;ok gen&ccedil; yaşlarda ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Dedelerinde diyabeti olan kuşakların torunlarının gen&ccedil; yaşta şeker hastası olması s&uuml;rpriz olmaktan &ccedil;ıkmış neredeyse olağanlaşmıştır. Gen&ccedil; yaşlarda hipertansiyon ve kalp hastalıkları ve kalp krizleri giderek daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lmektedir. Kanser hastalığının &ccedil;arpıcı artışının arkasında g&ouml;sterilen &ouml;nemli nedenlerden biri yine aşırı kilodur.</p> <p><strong>Obezite cerrahisi nedir?</strong></p> <p>Obezite hastalığını tedavi etmek i&ccedil;in hastaların sindirim sistemlerine cerrahi girişimde bulunulmasına obezite cerrahisi denilmektedir. Obezite cerrahisinin nasıl yapılacağı hastadan hastaya değişmektedir.</p> <p><strong>Ka&ccedil; &ccedil;eşit obezite cerrahisi y&ouml;ntemi vardır?</strong></p> <p>Obezite cerrahisi olmak isteyenlere, obezite cerrahı t&uuml;m y&ouml;ntemler hakkında bilgi verecektir. Obezite tedavisinde kullanılan cerrahi y&ouml;ntemler ş&ouml;yle sıralanabilir: T&uuml;p mide, mide bypass cerrahisi, mini gastrik bypass, duodenal switch.</p> <p><strong>Kimler obezite cerrahisi olabilir?</strong></p> <ul> <li>Obezitede, cerrahi girişim i&ccedil;in hasta se&ccedil;erken, aşağıdaki kriterlere uyulmalıdır;</li> <li>İdeal kilonun en az %80 &uuml;zerinde olunması veya V&uuml;cut Kitle İndeksi (VKİ) 40 kg/m2&rsquo;nin &uuml;zerinde olması,</li> <li>VKİ 35-40 kg/m2 arasında olup eşlik eden hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi gibi hastalıkların bulunması,</li> <li>18-65 yaş arasında olması,</li> <li>Obezitenin en az 3 yıldır var olması,</li> <li>Hormonal hastalıkların bulunmaması,</li> <li>İla&ccedil; ve diyet tedavisine rağmen, en az 1 yıldır kilo verilememiş olması,</li> <li>Kronik alkol ve ila&ccedil; bağımlısı olmamalı,</li> <li>Hastanın uygulanacak cerrahi y&ouml;ntemin &ouml;nemini, olası risk ve ameliyattan sonra ortaya &ccedil;ıkabilecek istenmeyen durumları anlayabilecek psikososyal d&uuml;zeyde olması,</li> <li>Kabul edilebilir d&uuml;zeyde ameliyat riskine sahip olması,</li> <li>Hasta, cerrahi ekip ile uyum halinde ve fiziksel, psikolojik, sosyal veya ekonomik olarak uyum i&ccedil;inde tedavisini s&uuml;rd&uuml;rebilmelidir</li> </ul> <p><strong>Obezite psikolojik sorunlara neden olur mu?</strong></p> <p>Obezite, fizyolojik sağlığı bir&ccedil;ok a&ccedil;ıdan tehdit ettiği gibi kişinin ruh sağlığını da olumsuz olarak etkilemektedir. Obezite sıklıkla depresyona ve diğer psikiyatrik bozukluklara yol a&ccedil;maktadır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sosyok&uuml;lt&uuml;rel ve teknolojik hızlı değişimlerin yaşanması, k&uuml;lt&uuml;rel &ccedil;atışmaların artması, moda ve eğilimlerin farklılaşması ile yeme bozukluğu oranı ve obezite artış g&ouml;stermektedir. Obezite ile psikopatoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarda normal v&uuml;cut ağırlığına sahip olanlara g&ouml;re obez hastalarda daha d&uuml;ş&uuml;k benlik değeri, &ouml;zellikle depresyon, kaygı bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, uyku bozuklukları ve kişilik bozuklukları olduğu saptanmıştır. Obezite ile benlik değerinin azalması arasında doğrusal bir ilişki olduğuna dair araştırmalar vardır. Bağlanma kuramı bireylerin kişilerarası ilişkilerini a&ccedil;ıklayan bir kuramdır ve bu kurama g&ouml;re bağlanma şekli kendine g&uuml;venle ilişkilidir. Obezite rahatsızlığı olan bireylerle yapılan araştırmalarda g&uuml;vensiz bağlanma puanları daha y&uuml;ksek &ccedil;ıkmıştır. Bu kişiler arasında g&uuml;vensiz bağlananlar ise g&uuml;venli bağlananlara g&ouml;re daha &ccedil;ok kilo ile uğraşı olan, d&uuml;ş&uuml;k kendilik değerine sahip, yetersizlik ve işe yaramazlık duygularını yoğun şekilde yaşayan ve diğerleri tarafından reddedilmeye duyarlı kişilerdir. G&uuml;vensiz bağlanmanın sonucu olarak &ccedil;ocuk ya da yetişkin, bireyselleşmesi gerektiğinin farkına varamaz ve kendi kişisel değerini ve sevilebilirliğini sorgular. Kişisel yetersizlikle başa &ccedil;ıkma isteği, yeme davranışıyla ilgili katı bir tutuma d&ouml;n&uuml;şebilir. Bu a&ccedil;ıdan &ldquo;diyet yapmak ve kilo vermek&rdquo; g&uuml;c&uuml; ve kontrol&uuml; yeniden kazanmaya, kişinin kendisini en azından dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş olarak yeniden tanımlamasına olanak sağlama işlevini g&ouml;rebilir.<br /> <br /> <strong>Obezite i&ccedil;in psikolojik tedavi m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?</strong></p> <p>Obezitenin tedavisinde bir&ccedil;ok y&ouml;ntem (cerrahi, diyet vb.) uygulanmaktadır. Son yıllarda ise bu tedavilere ek olarak &ldquo;psikolojik destek y&ouml;nelimli obezite tedavisi&rdquo; ve &ldquo;psikoterapi tedavisi&rdquo; gibi yeni tedavi modelleri &ouml;ne &ccedil;ıkmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar obez bireylerde psikolojik rahatsızlıklar saptandığını a&ccedil;ıklamakta ve obezitenin diğer psikopatolojik rahatsızlıklarla birlikte g&ouml;r&uuml;lme sıklığının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu y&uuml;zden obezite tedavisinde, obeziteden kaynaklanan psikolojik rahatsızlıkların tedavisi &ouml;nem kazanmaktadır. Bir diğer a&ccedil;ıdan obeziteyi tetikleyen ve kişinin yemek yeme davranışında bulunmasına neden olan psikolojik sıkıntıların tedavi edilmesiyle kişinin kilolarından kalıcı olarak kurtulabileceğini g&ouml;steren araştırmalar da mevcuttur. Obezite ile psikopatoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarda normal v&uuml;cut ağırlığına sahip olanlara g&ouml;re obez hastalarda; daha d&uuml;ş&uuml;k benlik değeri, &ouml;zellikle depresyon, psikososyal yetersizlik, kaygı bozuklukları (sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk), cinsel işlev bozuklukları, uyku bozuklukları ve kişilik bozuklukları olduğu saptanmıştır. Farmakolojik ya da davranış tedaviler olsun hemen t&uuml;m tedavi y&ouml;ntemlerinde kilo kaybından sonra hastanın şiddetli stres altında tekrar eski yeme alışkanlığına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Her başarısız diyet yapma davranışının yeme bozukluğunun gelişimine yol a&ccedil;tığını ve kilo alımına neden olduğunu ele alırsak obezitenin tedavisinde diyet programına ek olarak bireysel terapi ve grup terapisi destekli tedavi modelleri ile kişinin &ldquo;iyi hissederek zayıflaması&rdquo; ve b&ouml;ylece kalıcı kilo vermesi sağlanabilmektedir. Obezite tedavisi &uuml;zerinde etkili olan terapi yaklaşımlarından biri &ldquo;bilişsel-davranış&ccedil;ı terapi&rdquo;dir. Bu terapide, hastaların &ccedil;evresel uyarıları ve a&ccedil;lık duyumlarını hatalı yorumladıkları ve bunun rahatsız edici duygulara ve ardından yeme davranışına yol a&ccedil;tığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. Bilişsel yeniden yapılandırma y&ouml;ntemleri kullanılarak yemek ve diyetle ilgili işlevsel olmayan d&uuml;ş&uuml;nceler, negatif duygular, motivasyon bozucu tutumlar ve bunlarla ilişkili mantık hataları tanımlanabilir. B&ouml;ylece kişiye daha sağlıklı ve akılcı d&uuml;ş&uuml;nme, daha iyi hissetme ve daha sağlıklı başa &ccedil;ıkma davranışı kazandırılmış olur. Bu yaklaşımın uygulandığı, obezite tedavisinde bireysel psikoterapiler ve grup terapilerinde etkililiğin y&uuml;ksek olduğu saptanmıştır. Bilişsel davranış&ccedil;ı terapi ile obezitenin yol a&ccedil;tığı psikolojik rahatsızlıkların tedavi edilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda obezite g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Değişen beslenme alışkanlıkları nedeniyle g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n en &ouml;nemli sağlık sorunlarından biri haline gelen &ldquo;obezite&rdquo;, erişkinler kadar &ccedil;ocukları da etkilemektedir. &Ccedil;ocuklarda g&ouml;r&uuml;len obezitenin temelinde aileden gelen genetik mirasın etkisi kadar, yemek yeme alışkanlıkları da &ouml;nemli bir fakt&ouml;rd&uuml;r. Yağ dokusu oranı yaşa g&ouml;re değişiklik g&ouml;sterir. Bu oran sağlıksız bir bi&ccedil;imde arttığında ortaya &ccedil;ıkan şişmanlık, v&uuml;cutta aşırı yağ depolanması ile ortaya &ccedil;ıkan, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilen bir enerji metabolizması bozukluğudur. Hastalık, zamanla y&uuml;ksek tansiyondan, diyabete, kalp damar hastalıklarına kadar pek &ccedil;ok ciddi sağlık soruna neden olmaktadır. Yağ h&uuml;cre sayısı artışı, ergenliğe kadar hızla devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Alınan kalori ile ilişkili olan bu artışın hızı, yaş ilerledik&ccedil;e azalmaktadır. Bu nedenle &ccedil;ocukluk &ccedil;ağındaki kilonun, kişinin obezite riski ile doğrudan ilişkisi vardır. Bebeğin doğumundan sonraki ilk 6 ay, 4-5 yaşları ve ergenlik d&ouml;nemi, &ccedil;ocuklarda en sık şişmanlığın g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yaşlardır</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda obezite nedeni nedir?</strong></p> <p>Aileden gelen genetik mirasın, &ccedil;ocukta g&ouml;r&uuml;len şişmanlık &uuml;zerinde etkileri olduğu, yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Ancak ihtiya&ccedil;tan fazla kalori alımı, yanlış beslenme, hareketsizlik &ccedil;ocuklarda obeziteye neden olur. Şişmanlığın altında yatan diğer nedenler ise; hormonal denge ve genetik hastalıklardır.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda obezite nasıl &ouml;nlenir?</strong></p> <ul> <li>Bebeğin d&uuml;zenli kontrollerini aksatılmamalı. Bu kontrollerle erken d&ouml;nemde obezite riski belirlenebilir.</li> <li>Bebek her ağladığında beslenmemelidir. &Ccedil;ocuğun beslenme şekli ve aldığı gıdalar, ailenin kontrol&uuml;nde olmalıdır. Bu sayece obezite bebekler i&ccedil;in &ouml;nlenmiş olur.</li> <li>&Ccedil;ocuk ya da bebek televizyon izlerken beslenmemeli, &ccedil;ocuğa ailece oturulan sofra alışkanlığı kazandırılmalıdır. B&ouml;ylece obezite bebek i&ccedil;in &ouml;nlenebilir.</li> <li>Fast food, cips, &ccedil;ikolata ve şekerli gıdaların t&uuml;ketiminden olabildiğince ka&ccedil;ınılmalı, m&uuml;mk&uuml;nse &ccedil;ocuk bu gıdalarla tanıştırılmamalıdır.</li> <li>K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlardan itibaren, &ccedil;ocuk her t&uuml;rl&uuml; sportif aktivite i&ccedil;in desteklenmelidir.</li> <li>Obezite sorununa karşı vakit kaybetmeden uzman yardımı almak gerekmektedir.</li> </ul> <p><strong>Obeziteden neden korkulmalı?</strong></p> <p>Şişmanlıkla beraber gelen obezite akciğer kapasitesini % 20-30 oranında azaltır. Beraberinde sigara i&ccedil;imi veya kronik bronşit gibi hastalıklar da varsa kişinin bir s&uuml;re sonra nefes alabilmesi imkansız hale gelir. Şişmanlığın etkilediği herhalde en b&uuml;y&uuml;k hastalık gurubu şeker hastalığıdır. Şişman bireylerde şeker hastalığı oluşma oranı normal bir bireye g&ouml;re 40 kat fazladır. Kırk yaşından sonra ailesinde de şeker hastalığı olan şişman bireylerin şeker hastalığı olma olasılığı % 100 d&uuml;r. Farklı bir mekanizma ile şişmanlarda 4-5 kat daha fazla tansiyon y&uuml;kseklikleri g&ouml;zlenmektedir. Hipertansiyonun yanı sıra kalp hastalığı ve kalp krizi ge&ccedil;irme ihtimali de 3-4 kat daha fazla saptanmıştır. Enteresan bir bulgu da şişmanlarda kansere olan eğilimin normal bireylere oranla bariz artmasıdır. &Ouml;zellikle akciğer kanseri 2-3 kat , over ve prostat kanseri 2 kat daha fazla saptanmıştır. Obezitedeki bir diğer problem de safra kese taşlarıdır. Safra kese taşı oluşma ihtimali normal bir bireye g&ouml;re 4-5 kat fazladır. &Ouml;zellikle karaciğer yağlanması olasılığı da bu bireylerde hissedilir d&uuml;zeyde artmaktadır. Şişmanlığın farklı bir boyutu da kişinin durumundan olan hoşnutsuzluğudur. Bu kişinin depresyona &ccedil;abuk girmesine ve ağır seyretmesine neden olabilmektedir.<br /> <br /> <strong>Kilo vermek neleri değiştirir?</strong></p> <p>Yapılan bilimsel araştırmalarca 5 kilo verilmesi durumunda, şeker hastalığı oluşma olasılığını % 50 azaltmaktadır. Dolayısıyla şekere bağlı &ouml;l&uuml;mler de y&uuml;zde 40 oranında azalırken; kişilerin &ouml;mr&uuml; 3-4 yıl uzamaktadır. 10 kilo verilmesi durumunda ise herhangi bir sebepten &ouml;l&uuml;m olasılığı % 20, kansere bağlı &ouml;l&uuml;m olasılığı % 37, kansere yakalanma olasılığı % 40 azalmaktadır. Kalp hastalığına bağlı &ouml;l&uuml;m olasılığının y&uuml;zde 15; kişilerin genel hastaneye yatış ihtimali % 25 azalmaktadır. 10 kilo verildiğinde yaşam s&uuml;resi 5-6 sene uzamaktadır.<br /> <br /> <strong>Obezite ilacı var mıdır?</strong></p> <p>Obezitenin &ccedil;eşitli medikal tedavi y&ouml;ntemleri olmakla birlikte bu y&ouml;ntemler bir endokrinoloji uzmanı tarafından verilmelidir. İnternette g&ouml;r&uuml;len &quot;Obezite ila&ccedil;ları&quot; olarak lanse edilen &uuml;r&uuml;nler asla doktora sormadan kullanılmamalıdır. Doktor kişileri şişmanlık tedavisinde mutlaka bilgilendirecektir.</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Kardiyak MR

<p>Kardiyak MR, girişimsel işleme gerek duyulmadan kalp hastalıklarının tipi ve &ouml;zellikleri konusunda detaylı bilgi vererek hastalığa hızlı teşhis konulmasını ve doğru tedavi planlaması yapılmasını sağlayan olduk&ccedil;a etkin bir tanı y&ouml;ntemidir. Y&uuml;ksek kalite g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sağlarken radyasyon maruziyetine yol a&ccedil;maması ile de tercih edilen g&uuml;venli y&ouml;ntemler arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Kardiyak MR </strong><strong>nedir? </strong></h2> <p>Kardiyak MR, radyo dalgaları, manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak kalbin detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinin alınmasını sağlayan ileri d&uuml;zey bir kardiyovask&uuml;ler g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodudur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>En sık kullanıldığı alanlardan biri kalp yetersizliğidir. Kalp yetersizliği derecesi, odacık ve kapaklarda yarattığı değişiklikler, kalp yetersizliğinin geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ml&uuml; olup olmaması konusunda ileri d&uuml;zey bilgi sağlamaktadır. Bunun dışında yukarıda da belirtildiği gibi perikard (kalp zarı), doğumsal kalp hastalıkları, kapak hastalıkları, aort hastalıkları; koroner arter hastalığında kalp kasının etkilenme derecesi ve oksijenlenme bozukluğu olup olmadığı kardiyak MR&rsquo;ın rahatlıkla yol g&ouml;stereceği alanlardır.</p> <p>Kardiyak MR ayrıca &ccedil;arpıntı, bayılma, baş d&ouml;nmesi, ritim bozukluğu olan hastalarda, buna neden olabilecek bir odak veya anatomik, hemodinamik sebep olup olmadığının araştırılmasında da kullanılmaktadır. Doğuştan kalp hastalıklarının ve aort hastalıklarında ekokardiyografi ile g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi k&ouml;t&uuml; olan ve tanı konamayan hastalarda radyasyon vermeden, acısız ağrısız şekilde tanı konulmasını sağlar ve takip ve tedavisi s&uuml;recinde yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kardiyak MR</strong><strong> nasıl yapılır?/ Nasıl uygulanır? Kişiyi nasıl bir s&uuml;re&ccedil; bekler?</strong></h2> <p>Hastalardan &ouml;ncelikle tıbbi hikayesi detaylı olarak alınıp; hastanın b&ouml;brek fonksiyonları, alerjik durumları, kalp pili, v&uuml;cudunda herhangi bir metal olup olmadığı ve gebelik durumu konusunda ayrıntılı bilgi alınmaktadır. &Ccedil;ekim ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi tetkikin doğru bir şekilde yorumu i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğundan, &ccedil;ekim; işlemin olduk&ccedil;a titiz &ccedil;alışılması gereken, ekstra &ouml;zen isteyen bir kısmıdır. Hastaya &ouml;ncelikle kontrast maddesinin ve diğer gerekebilecek ila&ccedil;ların verilebilmesi i&ccedil;in damar yolu a&ccedil;ılır. Damar yolu a&ccedil;ıldıktan sonra hasta konforlu ve geniş olan kardiyak MR makinesine alınır. Kardiyak MR, ortasında hasta yatağının girdiği bir t&uuml;nel olan mıknatıs &ouml;zelliğine sahip bir cihazdır. Hastanın g&ouml;ğs&uuml;ne kalp atım hızını kaydeden elektrotlar yapıştırılmaktadır. Dışarıdan hastaya ses komutları ile nefes alıp vermesi s&ouml;ylenir. Her bir nefes tutma s&uuml;resi genellikle 10 veya 20 saniye kadar s&uuml;rebilmektedir. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde hastanın nefes alıp verme komutlarına uyması ve hi&ccedil; hareket etmemesi, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Hasta ile &ouml;ncesinde denemeler yapıp, bu kısmı doğru yaptığından emin olunur. &Ccedil;ekim yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir ve herhangi bir ağrı, acı s&ouml;z konusu değildir. Sonrasında da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler detaylı olarak analiz edilerek hastalara raporları hızlıca teslim edilmektedir.</p> <h2><strong>Kardiyak MR hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong> hangi hastalara uygulanmamalıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ekim, ciddi klostrofobisi yani kapalı alan korkusu olan ve cihaza girmeyi kabul etmeyen hastalara uygulanmamaktadır. Bunun yanında b&ouml;brek yetersizliği olan hastaların kan tahlillerinde &uuml;re, kreatinin değerleri belli bir d&uuml;zeyin &uuml;st&uuml;nde ise bu hastaların &ouml;ncesinde hekimleri tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel MR kuralları kardiyak MR&rsquo;da da ge&ccedil;erlidir. Eğer hastanın v&uuml;cudunun herhangi bir yerinde metal protezi ya da MR ile uyumsuz bir pili varsa yapılması &ouml;nerilmez. Eğer varsa kalp pillerinin ya da metal kapağın MR &ccedil;ekimlerine uyumlu olması gerekir. İşleme karar vermeden &ouml;nce hastaya protez kapağı, pili ya da v&uuml;cudunda başka herhangi bir b&ouml;lgede metal protez olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Ayrıca piercing gibi metallerin de &ccedil;ıkarılması gerekmektedir.</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da</strong><strong> hazırlık s&uuml;reci var mıdır?</strong></p> <p>&Ouml;zel bir hazırlık s&uuml;reci olmamakla birlikte sadece kardiyak MR işleminde g&ouml;ğse takılan ve kalp ritmini kaydeden elektrotlar nedeniyle hastanın varsa g&ouml;ğs&uuml;ndeki kılları gelmeden &ouml;nce tıraş etmesi, incelemenin başarısı a&ccedil;ısından &ouml;nem taşımaktadır. Bunun yanında işlem &ouml;ncesi ila&ccedil;lar kullanılırken alerjik bir durum olursa hastanın bulantı-kusması ve aspire etme riskini minimuma indirmek i&ccedil;in 4-5 saatlik a&ccedil;lık gerekmektedir. Ayrıca aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e kullanılan ila&ccedil;lar incelemenin yapılacağı g&uuml;ne kadar kullanılmaya devam edilebilir. Kalple ilgili daha &ouml;nceden yapılmış t&uuml;m inceleme sonu&ccedil;ları ve raporları da işleme gelmeden &ouml;nce getirmek hastanın daha b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l incelenmesi a&ccedil;ısından fayda sağlayacaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR</strong><strong>&rsquo;dan sonra dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>İşlemden sonra dikkat edilmesi gereken herhangi bir durum yoktur. Hasta işlemin ardından hemen g&uuml;nl&uuml;k hayata devam edilir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın</strong><strong> avantajları nelerdir?</strong></p> <ul> <li>Diğer kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metotları olan ekokardiyografi ve kalp tomografisinden farklı olarak, doku d&uuml;zeyinde detaylı bilgi vermesi bu y&ouml;ntemi ayrıcalıklı kılan en &ouml;nemli &ouml;zelliğidir. Kalp kasının dokusu konusunda bu şekilde değerlendirme yapabilen başka bir tanı y&ouml;ntemi mevcut değildir. &Ouml;rneğin, kalp yetersizliği olan bir hastaya ekokardiyografi yapıldığında sadece kalp yetersizliğinin varlığı ve derecesi tespit edilmektedir. Ancak kardiyak MR &ccedil;ekildiğinde kalp yetersizliğinin sebebinin ne olduğu konusunda da olduk&ccedil;a &ouml;nemli bilgiler elde edilmektedir. Kalp yetersizliğine; koroner arter hastalığının mı, doğuştan gelen genetik bir kalp yetersizliği &ccedil;eşidinin mi, yoksa kalpte enfeksiyona bağlı iltihabi bir s&uuml;recin mi sebep olduğu sorusunu en iyi cevaplayabilecek kardiyak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodu kardiyak MR&rsquo;dır. Bu sayede hastaların tanı ve tedavi s&uuml;reci hızlanarak, hastalığın seyrine b&uuml;y&uuml;k bir katkı sağlanmaktadır.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>B&uuml;t&uuml;n bunları sağlarken,&nbsp; hastaların radyasyon maruziyetine sebep olmaması ise bu tekniğin olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir &ouml;zelliğidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hastaların tanı ve tedavisinin yanında, tedavi s&uuml;recine başlandıktan sonra hastaların takibi de &ouml;nemlidir. &Ouml;rneğin bir hastanın bypass ameliyatı &ouml;ncesi kardiyak MR ile değerlendirmesi yapıldığında ameliyat sonrası iyileşebilecek doku miktarı &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Takipte detaylı &ouml;l&ccedil;&uuml;mler yapabilmek ve doku bazında değerlendirme yapabilmek i&ccedil;in kardiyak MR kullanılabilir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kemoterapi hastalarında bazı ila&ccedil;lar kalbin dokusunda toksik etki yapabilmektedir. &Ouml;zellikle ekokardiyografik g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi iyi olmayan hasta gruplarında, kalp fonksiyonları detaylı olarak MR ile takip edilebilmektedir. Ayrıca radyasyon da olmadığı i&ccedil;in kanser hastaları i&ccedil;in de ayrıca b&uuml;y&uuml;k bir &ouml;nem teşkil etmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kalp kası iltihabı(miyokardit) tedavisi sonrası veya kalp krizi sonrası kalıcı bir hasar kalıp kalmadığı da kardiyak MR ile araştırılabilmektedir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Bazı romatolojik hastalıklara bağlı olarak kalp kası da etkilenebilmektedir. Kalpte tutulum varsa, kalp yetersizliğinin bu hastalıklara bağlı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yorsa tedavi tamamen değişebilmektedir. Bu nedenle, romatolojik hastalıklarda kalpte tutulum olup olmadığı konusunda da kardiyak MR olduk&ccedil;a yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Kardiyak MR&rsquo;ın g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi ekokardiyografiye g&ouml;re &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Kalbin vol&uuml;m&uuml;, kasılma g&uuml;c&uuml; ve t&uuml;m anatomisi ile ilgili detaylı analiz yapılabilir. &Ouml;zellikle sağ karıncığın farklı, zor, huni şeklinde bir anatomisi vardır ve sağ karıncığın detaylı değerlendirmesi ekokardiyografiyle zor olurken, kardiyak MR ile detaylı olarak hem hacim hem fonksiyon değerlendirmesi kolayca yapılabilmektedir. Kardiyak MR aritmojenik sağ ventrik&uuml;l displazisi (ARVD) denilen ve hayatı tehdit yaratabilen ritim bozuklukları ile gidebilen kalp hastalığında kılavuzlarda ge&ccedil;en tanı kriterlerinden biridir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <ul> <li>Hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kasının kalınlaşması ile giden ve genetik k&ouml;kenli bazı hastalıklarda, kalp kasındaki bağ doku değişimi olası ritim bozukluğu ile ilgili ileri d&uuml;zey bilgi verdiğinden, bu hastalarda yapılması mutlaka gerekmektedir. Ayrıca bu hastalık, &lsquo;otozomal dominant&rsquo; dediğimiz genetik ge&ccedil;iş şekline sahip olduğundan, aile bireylerinin ekokardiyografi ile değerlendirmesi yapıldığında arada kalınan durumlar ya da erken evre hastalık ş&uuml;phesi var ise, detaylı değerlendirme ve yine doku bazında değerlendirme i&ccedil;in aile bireylerine kardiyak MR ile kontrol yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</li> <li>Kalp i&ccedil;i kitle değerlendirmesinde, kitlenin ne &ccedil;eşit bir kitle olduğu, yayılımı hakkında detaylı bilgi sağlamaktadır.</li> <li>Konjenital(doğumsal) kalp hastalıklarında hem anatomi, hem hacim, hem de hemodinamik a&ccedil;ıdan ileri d&uuml;zey bilgi sağladığından, olduk&ccedil;a sık kullanılmaktadır. Hastaların ameliyat şekline karar verme ve sonrasındaki rutin takiplerinde yine radyasyonsuz olması, hemodinamik değerlendirme olanağı olması ve detaylı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler alınabilmesi a&ccedil;ısından tercih edilen bir tanı y&ouml;ntemidir.</li> </ul> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın s</strong><strong>&uuml;resi ne kadar?</strong></p> <p>Yaklaşık 50-60 dakika s&uuml;rmektedir.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;ın b</strong><strong>&ouml;breklere zararı var mı?</strong></p> <p>Eğer hastanın b&ouml;brek fonksiyonları bozuksa &ouml;ncesinde hidrasyon(damardan serum verilmesi işlemi) yapılır ya da buna y&ouml;nelik bazı &ouml;nlemler alınır. Eğer &ccedil;ok ciddi bir b&ouml;brek sorunu varsa s&uuml;re&ccedil; nefrolojiyle birlikte y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmektedir. B&ouml;brek sorunları olanların kardiyak MR &ouml;ncesi mutlaka hekime bunu bildirmesi gerekir. Kardiyak MR &ouml;ncesi rutin olarak kreatinin değerine zaten bakılır. Eğer hastanın yakın zamanda kreatinin değeri varsa yeniden istenmez. Ancak yakın zamanda yoksa yeniden kanda kreatinine bakılmaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Herhangi bir yan etkisi var mı?</strong></p> <p>Yukarıda da bahsedildiği gibi, işlem sırasında verilecek kontrast maddeye alerji ihtimali ve bazı b&ouml;brek hastalarında dikkat edilmezse ve &ouml;nlem alınmazsa b&ouml;brek hastalığın ilerlemesi dışında, kardiyak MR&rsquo;ın hi&ccedil;bir yan etkisi bulunmamaktadır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Rutin olarak check up programında &ccedil;ektirilir mi?</strong></p> <p>Eğer hastada herhangi bir endikasyon yoksa rutin olarak &ccedil;ektirmeye gerek yoktur. Ancak hastanın kalp yetersizliği, kapak hastalığı, doğumsal kalp hastalığı, aort genişlemesi gibi takip gerektiren bir hastalığı varsa, bu hastaların kardiyak MR ile takibi ve değerlendirilmesi &ouml;nerilebilir. &Ouml;zellikle aort genişlemesi olan ve bazı yıllık/2 yılda bir yakın takip gereken hastalarda, takibin bilgisayarlı tomografi yerine kardiyak MR ile yapılması radyasyon maruziyetini ortadan kaldıracaktır.</p> <p>&nbsp;</p> <p><strong>Kardiyak MR&rsquo;da k</strong><strong>ontrast madde veriliyor mu?</strong></p> <p>Kardiyak MR&rsquo;da kontrast madde<strong> </strong>verilmektedir. Kardiyak MR&rsquo;da ge&ccedil; ya da erken gadolinyum tutulumu adı verilen durumlar vardır. Erken tutulumda kalbin i&ccedil;inde herhangi bir pıhtı ya da mikrovask&uuml;ler obstr&uuml;ksiyon adı verilen sorun olup olmadığına bakılır. Ge&ccedil; gadolinyum fazında ise kalbin miyokard adı verilen kas dokusu i&ccedil;erisinde bir bağ dokusu değişikliği olup olmadığını g&ouml;rmek i&ccedil;in kontrast verilmesi şarttır. Kontrast madde verilmezse kalp kasındaki bağ doku değişimi, &ouml;l&uuml; kalp h&uuml;crelerinin lokalizasyonunu ya da miktarının g&ouml;r&uuml;lmesi m&uuml;mk&uuml;n olmamaktadır.</p>

PET/CT

<p>Kanserli dokuların belirlenmesi, tedavi planlaması ve s&uuml;recin değerlendirilmesi i&ccedil;in kanserle savaşta başarıyı artıran bir y&ouml;ntem olan PET/ CT, pek &ccedil;ok hastanın sağlıklı bir yaşama kavuşması en &ouml;nemli teknolojilerden biri olarak kabul ediliyor.&nbsp;</p> <h2><strong>PET/CT nedir?</strong></h2> <p>Pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) &nbsp;teknolojisi, bilgisayarlı tomografi (CT) ile birleştirilerek, bir&ccedil;ok hastalığın teşhisine olanak sağlayan &ouml;nemli teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. PET/CT &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde kullanılmaktadır. Bunun yanında nedeni bilinmeyen ateş gibi &ldquo;tanı konulamayan hastalıkların&rdquo; teşhisi, enfeksiyon odaklarının bulunması, kalp hastalarında canlı dokunun tespiti ile Alzheimer ve demansın ayrımında da etkinliğinden yararlanılmaktadır. &Ouml;zellikle kanserin ilk teşhisi, evrelenmesi, yaygınlığının belirlenmesi ve doğru bir tedavi planı &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in t&uuml;m aşamalar PET/CT cihazı ile ger&ccedil;ekleştirilmektedir. PET/CT ile kanser tedavisinin yol haritası &ccedil;ıkarılarak hastalıkla m&uuml;cadeleye &ouml;nemli katkı sağlamaktadır.</p> <p>Memorial Şişli Hastanesi, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi, Memorial Ankara Hastanesi, Memorial Diyarbakır Hastanesi ve Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi&#39;nde bulunmaktadır.</p> <h2><strong>PET/CT uygulama alanları nelerdir?</strong></h2> <p>Kanser tedavisine y&ouml;n veren PET/CT, tanı ve tedavinin şu aşamalarında kullanılmaktadır;</p> <ul> <li>Kanser ş&uuml;phesi olan dokunun metabolizmasını belirler.&nbsp;</li> <li>&Ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile tespit edilmiş kitlelerin kanser metabolizması g&ouml;sterip g&ouml;stermediğini ortaya &ccedil;ıkarır. Kitlede PET/CT pozitif ise bu kitle fazla miktarda glikoz t&uuml;ketiyordur ve kanser olma ihtimali fazladır.</li> <li>Kanser kuşkusu olan dokunun doğru ve hastaya en az rahatsızlık verecek b&ouml;lgeden biyopsi alınmasında konusunda y&ouml;nlendiricidir. Kanserli doku kontrols&uuml;z &ccedil;oğalma nedeniyle kendi yapısında da hasar oluşturabilir. Hasarlı alandan alınacak doku par&ccedil;alarından teşhis i&ccedil;in yeterli h&uuml;cre elde edilemeyebilir, PET/CT canlı h&uuml;crelerin yoğunlaştığı alanları g&ouml;sterir ve biyopsiye rehber olur</li> <li>Tanıya en hızlı yoldan ulaşmada yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT fark yaratan &ouml;zellikleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li><strong>Kanser yaygınlığının değerlendirilmesi: </strong>PET/CT teknolojisi, kanser tanısı konulduktan sonra ilk aşamada hastalık yaygınlığını değerlendirme (evrelendirme) amacıyla bir&ccedil;ok kanser t&uuml;r&uuml;nde başarı ile kullanılmaktadır. V&uuml;cuda yayılmış (metastaz) hastalığı olanlarda b&ouml;lgesel tedavilerin yapılması konusunda y&ouml;nlendirici olmaktadır.</li> <li><strong>Tedavi yaklaşımının belirlenmesi: </strong>Bu tetkik sonrasında ortalama olarak &uuml;&ccedil; hastadan birinde tedavi yaklaşımı değişmektedir. Bazen ağır bir cerrahi uygulama yerine ila&ccedil; tedavisi yapılabilmekte ve operasyona gerek kalmayabilmektedir. Bazı durumlarda ise PET/CT uzak yayılımları olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len hastada yayılım olmadığını g&ouml;stererek ila&ccedil; tedavi kararı yerine ameliyatla kanserli dokunun &ccedil;ıkarılması kararına olanak sağlamaktadır.</li> <li><strong>Kanser ilacının yararının erken saptanması:</strong> Kanser ila&ccedil;ları yan etkileri &ouml;nemsenmesi gereken ila&ccedil;lardır. Uygun ilacın kullanılması hem yan etkileri &ouml;nlemekte hem de kanserli dokuya doğru ila&ccedil; ve erken m&uuml;dahaleyle hastalığın engellenmesi sağlayabilmektedir. Tedavinin 1 veya 2. k&uuml;r&uuml; sonrasında PET/CT ile yapılacak değerlendirme ilacın ne kadar yararlı olabileceği konusunda erken d&ouml;nemde bilgi vermektedir. B&ouml;ylece ila&ccedil; erkenden değiştirilerek yeni bir ila&ccedil; tedavisine başlanabilmektedir.</li> <li><strong>Tedavi yanıtının belirlenmesi:</strong> PET/CT ile kanser ilacına yanıt hem yapısal değişimler hem de h&uuml;cresel aktivite şiddeti sayısal olarak &ouml;l&ccedil;&uuml;lerek değerlendirilebilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra canlı kanser h&uuml;cresinin varlığının araştırılması ile tedavi etkinliği belirlenebilmektedir. PET/CT tedaviye yanıtı en erken g&ouml;steren g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemidir.</li> <li><strong>Işın tedavi planının yapılması:</strong> Radyoterapi ya da ışın tedavisinde radyasyon verilecek canlı t&uuml;m&ouml;r h&uuml;cresi alanları PET/CT ile haritalanarak, doğru ve etkili tedavi şansı artmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı dokulara ışın verilmesi engellenmektedir.</li> <li><strong>Tekrarlayan hastalığın erken saptanması:</strong> Tedavi k&uuml;rleri tamamlandıktan sonra hastalar ultrason ve tomografi gibi y&ouml;ntemler ve kan tahlilleri ile takip edilir. Bu y&ouml;ntemlerde kuşkulu durum oluştuğu takdirde canlı kanser h&uuml;crelerinin yeniden ortaya &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmadığı ve yaygınlığı PET/CT y&ouml;ntemi ile saptanır.</li> </ul> <h2><strong>PET/CT işlemi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>PET/CT işlemi i&ccedil;in hastadan en az 6 saat a&ccedil;lık gerekmektedir. İlk olarak hastanın kan şekeri &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Kan şekeri istenilen sınırlarda ise damardan radyoaktif madde enjekte edilir. Radyoaktif maddeler &ccedil;eşitli olmakla birlikte en fazla kullanılanı F-18 Florodeoksiglikoz dur. Bu madde Flor-18 isimi radyoaktif maddeye bağlanmış bir şeker molek&uuml;l&uuml;d&uuml;r. Enjeksiyonu takiben hasta bir saat kadar ilacın kanserli dokuda yeterli miktarda tutulması i&ccedil;in bekletilir. Ardından PET/CT cihazında &ccedil;ekime alınır. PET/CT&rsquo;de kullanılan diğer maddeler, kemikleri g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemek i&ccedil;in F-18 NaF, prostat kanserlerinin yayılımının araştırılmasında Ga-68 PSMA, n&ouml;roendokrin t&uuml;m&ouml;rlerin araştırılmasında kullanılan Ga-68 DOTA-TATE&rsquo;tir. Bunların dışında rutinde pek kullanılmayan bir&ccedil;ok radyofarmasotik de bulunmaktadır.</p> <p>PET/CT kanserli dokunun saptanmasından tedavi planının yapılmasına, tedavi başarısının değerlendirilmesinden ışın tedavisinin planlanmasına kadar bir&ccedil;ok aşamada kanserle m&uuml;cadelede başarıyı artırabilmektedir.</p> <h2><strong>Sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <ul> <li><strong>PET/CT ne demek?</strong></li> </ul> <p>Kanserli h&uuml;crelerin normal h&uuml;crelerden en &ouml;nemli farkı, hızlı ve kontrols&uuml;z &ccedil;oğalmalarıdır. Y&uuml;ksek faaliyet g&ouml;steren h&uuml;crelerin enerji ihtiya&ccedil;ları da normalden fazladır. Kanserli h&uuml;crelerin bu s&uuml;re&ccedil;te kullandığı şeker, protein ve bazı &ouml;zel yapı taşları gibi maddeler radyoaktif olarak işaretlenip g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendiğinde, kanserli dokuların yeri saptanabilmektedir. PET/CT cihazı bu mantık temelinde &ccedil;alışır.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne i&ccedil;in &ccedil;ekilir?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oranda kanserin tanı ve evrelemesinde en ileri teknoloji tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p> <ul> <li><strong>PET/CT ne kadar s&uuml;rer?</strong></li> </ul> <p>&Ccedil;ekilecek b&ouml;lgeye g&ouml;re değişmekle birlikte ortalama 20-25 dakika s&uuml;rmektedir.</p>

Kalp Tomografisi-Koroner BT Anjiyografi

<p>Halk arasında &lsquo;sanal anjiyografi&rsquo; olarak da bilinen koroner BT anjiyografi y&ouml;ntemiyle hastanın damarlarındaki kalsiyum yani kire&ccedil;lenme d&uuml;zeylerine bakılabilir ve bunların neden olduğu darlıklar net olarak değerlendirilebilir. Kalsiyum skoru olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir belirte&ccedil; olmakla birlikte, koroner arter hastalığının ciddiyeti ile direkt bağlantılı değildir. Bazen damarlarda kalsiyum olmasına rağmen ciddi darlık olmazken, kalsiyum skoru sıfır olan yani damarlarında hi&ccedil; kire&ccedil; olmayan hastalarda da yumuşak plak adı verilen plaklar olabilir, hatta bu plaklar ciddi darlığa da neden olabilir.</p> <h2><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi nedir?</strong></h2> <p>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi, &ouml;zellikle koroner arterler ile ilgili olmak &uuml;zere kalbin anatomik bozukluklarının değerlendirilmesinde ve pek &ccedil;ok kalp hastalığının tedavi planlamasında yol g&ouml;sterici olarak uygulanan, kontrast madde kullanılarak &ccedil;ekilen tomografik bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodudur.</p> <h2><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi uygulama alanları nelerdir? Hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi, </strong>koroner arter hastalığı, kalp zarı hastalıkları, doğumsal (konjenital) kalp hastalıkları, kalp kitleleri, kapak ve protez kapak hastalıkları gibi bir&ccedil;ok kalp hastalığının tedavisi i&ccedil;in yol g&ouml;sterici olmaktadır.</p> <h2><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi fark yaratan &ouml;zellikleri/avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Koroner BT anjiyografi ile<strong> </strong>başarılı bir &ccedil;ekim ger&ccedil;ekleştirildiğinde neredeyse anjiyodaki gibi &uuml;st d&uuml;zeyde bilgi veren bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edilebilir. Hatta anjiyoda hastanın sadece damarlarının i&ccedil;i g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, Koroner BT anjiyografide hastanın damar duvarı da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. B&ouml;ylece damarlardaki plakların yapısı analiz edilebilir. Plak i&ccedil;eriği analizi &ouml;nemlidir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; plak yaygınlığı ve karakteri hastanın y&uuml;ksek riskli gruba girip girmediği konusunda da bilgi verir. T&uuml;m bu değerlendirmelere g&ouml;re hastanın tedavisi planlanır. Hastalar bazen y&uuml;ksek riskli olduğu halde efor testi normal &ccedil;ıkabilir. Bu nedenle eğer hasta hekimi tarafından riskli grupta g&ouml;r&uuml;l&uuml;yorsa Koroner BT anjiyo &ouml;nerilir ve bazen kritik darlıklar bu tetkikte ortaya &ccedil;ıkabilir. Damarda darlıkların kritik bir duruma işaret etmediği, orta ya da hafif d&uuml;zeyde plakların g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; hastalara da ila&ccedil; tedavisi başlanır ya da mevcut ila&ccedil; tedavisi d&uuml;zenlenir. Bunlara ek olarak mevcut bir kalp hastalığı olan hastalarda da rahatsızlığın seyrini ve ek problemler olup olmadığını g&ouml;rmek i&ccedil;in de Koroner BT anjiyo yapılmaktadır. &Ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı stentleri olan hastalarda Koroner BT anjiyo &ouml;nerilmez. Stent boyutları uygunsa stent i&ccedil;i daralma olup olmadığı da Koroner BT anjiyo ile kontrol edilebilir.</p> <p>Koroner BT anjiyografi, bazen tam tıkalı olan damarlarda kalsiyum miktarını &ouml;l&ccedil;mek, işlem sırasında kullanılacak tellerin ge&ccedil;işlerini planlamak ve tedavi stratejisini belirlemek i&ccedil;in de kullanılmaktadır. Koroner BT anjiyo zor işlemler sırasında kılavuzluk etmesi a&ccedil;ısından da &ouml;nem taşımaktadır. Ayrıca yalnızca 5-6 dakika s&uuml;rmekle beraber hastanın bilgilendirilmesi, damar yolunun a&ccedil;ılması, gerekli ila&ccedil;ların verilmesi ve işlemin yapılması gibi aşamalarla birlikte toplam 40 dakika kadar kısa bir s&uuml;re almaktadır.</p> <p>Koroner BT anjiyonun avantajları ş&ouml;yle sıralanmaktadır:</p> <ol> <li>G&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesi &ccedil;ok y&uuml;ksektir.</li> <li>Koroner arter hastalığında y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml; verdiği i&ccedil;in &ccedil;ok sık tercih edilmektedir. Komplike ve basit doğumsal kalp hastalıklarında, anatomi ve damarsal bağlantılar konusunda da ileri d&uuml;zeyde bilgi vermektedir</li> <li>&Ccedil;ekim i&ccedil;in 5-7 dakika gibi kısa bir s&uuml;re yeterli olduğu ve MR&rsquo;daki gibi g&uuml;r&uuml;lt&uuml; sorunu s&ouml;z konusu olmadığı i&ccedil;in hastalara rahatsızlık vermemektedir.</li> <li>İşlem sırasında ve sonrasında ağrı olmaz.&nbsp;</li> <li>Stent işlemi ya da bypass ameliyatı ge&ccedil;irmiş kişilerde veya daha &ouml;nce koroner arter hastalığı olduğu bilinmeyen hasta grubunda g&uuml;venle uygulanabilir. Koroner anatomi ve darlık d&uuml;zeyleri ile ilgili detaylı bilgi alınabilmektedir.&nbsp;&nbsp;</li> </ol> <h2><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi s&uuml;reci nasıldır?</strong></h2> <p>Hastaya işlemle ilgili bilgi verildikten sonra, bir onam formu doldurması istenir. Ardından hastanın yakın zamanda yaptırdığı bir kreatinin değeri &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; yoksa işlem g&uuml;n&uuml; hastadan kan alınarak kreatinin değerine bakılmaktadır. İşlem esnasında kontrast madde verileceği i&ccedil;in kreatinin değeri &ouml;nemlidir.</p> <p>Hastanın damar yolu a&ccedil;ılır, tomografi cihazının i&ccedil;indeki sedyeye yatırılır. Gerekiyorsa damar yolundan kalp hızını ayarlamak i&ccedil;in ila&ccedil;lar verilir. Hastaya nefes komutları anlatılır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hasta nefesini d&uuml;zg&uuml;n almaz ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; sabitlenemezse &lsquo;artefakt&rsquo; adı verilen &ccedil;ekim kalitesini d&uuml;ş&uuml;ren durumlar oluşabilir. B&ouml;yle bir durumda işlemin ge&ccedil;erliliği kalmaz &ccedil;&uuml;nk&uuml; koroner arter yapıları &ccedil;ok ince yapılardır ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de oluşacak bir bozukluk doktoru yanıltabilir. Bu nedenle nefes komutları i&ccedil;in &ouml;nceden pratik yapılır ve nefes tutma ile kalp hızının ne kadar d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;ne bakılır. Bununla birlikte verilen kontrast maddeye bağlı hastanın v&uuml;cudunda sıcaklık, idrar ka&ccedil;ırma hissi, ağzında metalik tat olabilir. İşlem sırasında panik yapıp kalp hızı artmasın diye hastaya &ouml;nceden bunların bilgisi de verilir. Hasta bunları &ouml;nceden bilirse genelde bir sıkıntı yaşanmaz. Kalp tomografisi s&uuml;reci &ccedil;ok kısa olduğu i&ccedil;in klostrofobisi olan hastalar i&ccedil;in dahi bir sorun olmamaktadır.</p> <p>Tomografide &ouml;nemli bir diğer konu da hastanın kalp hızıdır. İşlem &ouml;ncesinde kullanmakta olduğu ila&ccedil;lar sayesinde ya da o g&uuml;n damardan verilen ila&ccedil;larla kalp hızının 60 civarında olması istenmektedir. Aksi takdirde yine artefakt adı verilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kalitesini bozan durumlarla karşı karşıya kalınabilir.</p> <p>B&uuml;t&uuml;n bunların yanında hastanın &ouml;ncesinde aldığı ila&ccedil;lar detaylı sorgulanmalıdır. &Ouml;zellikle işlemden &ouml;nce cinsel g&uuml;c&uuml; artırıcı bazı ila&ccedil;ları kullanıp kullanmadığı kesinlikle bilinmelidir. Eğer hastanın bu grup ila&ccedil;ları yakın zamanda kullanma &ouml;yk&uuml;s&uuml; varsa işlemin yapılıp yapılmayacağına doktorları tarafından karar verilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ila&ccedil;ların ve işlem sırasında hastaya verilecek dilaltı spreyin eş zamanlı kullanılması durumunda kan basıncı ciddi anlamda d&uuml;şebilmektedir. Bu da hayati risk oluşturabilir. Bu nedenle cinsel g&uuml;c&uuml; artırıcı ila&ccedil; kullanan hastaların &ouml;ncesinde bilgi vermesi olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.</p> <h2><strong>Kalp tomografisi hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <h2><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi dezavantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Bu konu ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken 2 &ouml;nemli nokta bulunmaktadır. Kalp tomografisi radyasyon i&ccedil;ermektedir ve b&ouml;brek yetersizliği olan hasta grubunda kontrast madde tehlikeli olabilir. Merkezimizde hastalarımızın v&uuml;cut y&uuml;zey alanına, v&uuml;cut yapısına g&ouml;re ve damalarındaki kire&ccedil;lenme derecelerine g&ouml;re olabilecek minimum d&uuml;zeyde radyasyon alınmasını sağlayacak teknikler uygulanmaktadır. Kontrast madde miktarı da hastanın &ouml;zellikleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurularak minimum d&uuml;zeyde tutulmaktadır.</p> <p><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi hangi hastalara uygulanmamalıdır?</strong></p> <p>İşlemde kontrast madde kullanıldığından kronik b&ouml;brek yetersizliği olan hastalarda mutlaka hastanın hekimi ve Nefroloji tarafından &ouml;n değerlendirme yapılarak işleme karar verilmelidir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı stentleri olan hastalarda da koroner BT anjiyo optimal sonu&ccedil; vermeyecektir. &nbsp;Radyasyon almaması tercih edilen kanser hastaları i&ccedil;in eğer tomografi gerekiyorsa minimum radyasyon dozunu alması konusunda temkinli davranılarak &ccedil;ekim ger&ccedil;ekleştirilir.&nbsp; Bunun dışında işlem t&uuml;m hastalara uygulanabilir.</p> <p><strong>Kalp tomografisi/Koroner BT anjiyografi sonrası dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?</strong></p> <p>B&ouml;brekleriyle alakalı sorun olan bir hastada ise işlemden &ouml;nce ve sonra bir s&uuml;re sıvı verilmesi gerekebilir. İşlemden sonra kalp yetersizliği tespit edilmeyen hastalardan mutlaka 2-2.5 litre su i&ccedil;meleri istenir. Bu uygulama kontrast maddenin v&uuml;cuttan kolaylıkla atılmasını sağlar. İşlem bittikten sonra hastaların birden ayağa kalkmaması gerekir. &Ouml;nce bir s&uuml;re oturmaları sağlanır, nabız ve tansiyon kontrol edilir. Baş d&ouml;nmesi, tansiyon d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; gibi durumlarda gerekli m&uuml;dahale i&ccedil;in hasta takip altında tutulur. Ardından raporlama s&uuml;reci 1-2 g&uuml;n&uuml; bulabilmektedir.</p> <p><strong>Kalp tomografisi sonrası hamile ya da k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukların yanında durulabiliyor mu?</strong></p> <p>Kalp tomografisi N&uuml;kleer Tıp&rsquo;ta yapılan işlemlerde olduğu gibi radyoaktif bir madde i&ccedil;ermediği i&ccedil;in işlem sonrasında herhangi bir şeye dikkat etmeye gerek yoktur.</p> <p><strong>Kalp tomografisi işleminde herhangi bir ağrı olur mu?</strong></p> <p>Hayır, hi&ccedil;bir ağrı hissedilmemektedir.</p> <p><strong>Kalp tomografisinde alerji olma riski var mı?</strong></p> <p>İşlemde verilen kontrast maddeye bağlı olarak alerji gelişebileceği i&ccedil;in hastadan uygulama &ouml;ncesi alerji &ouml;yk&uuml;s&uuml; detaylı olarak alınmaktadır. Alerji olması durumunda koruyucu ila&ccedil;lar verildikten sonra işlem yapılır ve hasta işlem sonrası daha uzun s&uuml;re g&ouml;zetim altında tutulur. Anafilaksi gibi ciddi alerjik hikayesi olan hastalarda ise Alerji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;ne kons&uuml;lte edilip &ouml;ncesinde alınabilecek &ouml;nlemler tartışılmaktadır.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

Likit Biyopsi

<p>Son yıllarda teknolojik ilerlemelerle birlikte kanserin erken tanı ve tedavisinde &ouml;nemli gelişmeler yaşanıyor. Bunların en &ouml;nemlilerinden biri de likit biyopsi olarak g&ouml;steriliyor. Cerrahi m&uuml;dahale olmadan sadece koldan alınan kan &uuml;zerinde yapılan &ccedil;alışma sayesinde her hastanın kendine &ouml;zg&uuml; t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinde oluşan genetik değişiklikler tespit ediliyor ve ortaya &ccedil;ıkan tablo t&uuml;m&ouml;r takibi ve tedavi planlanmasında gerekli yol haritasını belirliyor. T&uuml;m kanser t&uuml;rlerinde etkin olarak kullanılmaya başlanan likit biyopsi, akciğer kanseri ile m&uuml;cadelede etkin tarama, erken tanı ve doğru tedavi planlaması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Hedefe y&ouml;nelik tedavinin y&uuml;r&uuml;t&uuml;lerek hastalığın kontrol altında tutulması i&ccedil;in t&uuml;m&ouml;re &ouml;zel molek&uuml;ler profilin belirlenmesi gerekiyor. Akciğer kanserine d&ouml;n&uuml;şebilen akciğer nod&uuml;llerinin de erken d&ouml;nemde tespit edilmesini sağlayan likit biyopsi tedavi başarısında anahtar rol oynuyor.</p> <h2><strong>Likit Biyopsi Nedir?</strong></h2> <p>Likit biyopsi v&uuml;cuttaki t&uuml;m&ouml;r h&uuml;creleri ya da bunlardan kopan h&uuml;cre par&ccedil;acıkları, DNA ve RNA&rsquo;yı kan dolaşımında tespit etmeye y&ouml;nelik yapılan bir testtir. Cerrahi bir m&uuml;dahale gerektirmez. Sadece koldan alınan 10 ml kan ile işlem yapılır. Her kişinin kendine &ouml;zg&uuml; t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinde oluşan genetik değişiklikler en son uygulanan teknolojik işlemler ile tespit edilir. Tespit edilen bu değişiklikler t&uuml;m&ouml;r&uuml;n takibinde ve tedavi planlanmasında &ccedil;ok &ouml;nemlidir ve yol g&ouml;stericidir. Likit biyopsinin &ccedil;ok farklı t&uuml;rleri vardır. Merkezimizdeki konsey toplantılarında her hastanın durumu değerlendirildikten sonra bilimsel gelişmelere g&ouml;re en uygun se&ccedil;im yapıldıktan sonra sonu&ccedil;lar her hastaya &ouml;zel olarak değerlendirilir.</p> <h2><strong>Likit Biyopsi Hangi Hastalıklarda Yapılır?</strong></h2> <p>Her kanser t&uuml;r&uuml;nde kullanılmaya başlanan likit biyopsi aşağıdaki kanser t&uuml;rlerinde daha sık kullanılıyor.</p> <ul> <li>Akciğer kanseri</li> <li>Meme kanseri</li> <li>Kolon kanseri</li> <li>Mide kanseri</li> <li>Karaciğer kanseri</li> <li>Prostat kanseri</li> <li>Melonom kanseri</li> <li>Pankreas kanseri</li> </ul> <h2><strong>Neden likit biyopsi yapılır?</strong></h2> <p><strong>Teşhis Ama&ccedil;lı:</strong>&nbsp;V&uuml;cutta t&uuml;m&ouml;r varlığının erken teşhisi i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Bu ama&ccedil;la</p> <ul> <li>Hastalıkların taranmasında</li> <li>Konfirmasyon ve tedavi se&ccedil;iminde</li> </ul> <p><strong>Takip Ama&ccedil;lı:</strong>Herhangi bir kanser tanısı almış olan bireylerin takibi i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Bu ama&ccedil;la</p> <ul> <li>Tedaviye yanıt ve ila&ccedil; direncinin tesbitinde</li> <li>Cerrahi tedavi ya da tekrarlama sonrası t&uuml;m&ouml;r h&uuml;crelerinin varlığının (MRD) tesbitinde likit biyopsi yol g&ouml;stericidir.</li> </ul> <p><strong>Risk ve fayda analizi:</strong>Likit biyopsi t&uuml;m&ouml;r dokusundan par&ccedil;a alınarak yapılan klasik biyopsinin yerine ge&ccedil;mez. Ancak invaziv bir işlem gerektirmemesi ve t&uuml;m&ouml;rdeki genomik değişikliklerin analizine imkan vermesi a&ccedil;ısından değerlidir. Bu alandaki teknoloji ilerledik&ccedil;e kullanımı yaygınlaşacak ve ulaşımı daha da kolaylaşacaktır.</p> <h2><strong>Ne zaman likit biyopsi yapılabilir?</strong></h2> <p>Kanser belirtileri ve ş&uuml;phesi taşıyan hastalara tanı koymak i&ccedil;in likit biyopsi yapılabilir. Takip ve tedavi amacıyla tedaviden &ouml;nce, tedavi sırasında da yapılabilir. Ayrıca hastanın tedavi sonrası hastalığının takibi i&ccedil;in yıllık veya d&ouml;nemlik kontrollerde likit biyopsi yapılabilir.</p> <h2><strong>Likit biyopsinin avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>İnvaziv bir işlem gerektirmez. Sadece damardan kan alma işlemi yapılır.</li> <li>T&uuml;m&ouml;rden biyopsi yapılma imkanı bulunmayan hastalara yapılabilir.</li> <li>Tedavi planlamasında destek olma amacı ile yapılabilir.</li> <li>T&uuml;m&ouml;rdeki genomik değişikliklerin genel bir analizine imkan verir. T&uuml;m&ouml;r i&ccedil;indeki farklı değişikliklerin hepsinin incelenmesine olanak verir.</li> <li>Seriler halinde tedavi sırasında da yapılarak tedaviye yanıtı ve diren&ccedil; oluşup olmadığı hakkında bilgi verir. Klasik biyopsi ise genellikle sadece tedaviden &ouml;nce yapılır.</li> <li>Doku formalinle muamele edilmediği i&ccedil;in teknik olarak kısıtlama olmadan DNA nın dizilenmesine imkan verir.</li> </ul> <h2><strong>Likit biyopsinin dezavantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m&ouml;r i&ccedil;inde bulunan bazı mark&ouml;rleri saptayamayabilir.</li> <li>Testlerin duyarlılığı ve &ouml;zg&uuml;ll&uuml;ğ&uuml; yapılan tekniğe g&ouml;re değişkenlik i&ccedil;erir</li> <li>Likit biyopsinin teknik olarak &ccedil;ok &ccedil;eşitleri vardır. Hen&uuml;z t&uuml;m d&uuml;nyada bu konuda bir konsens&uuml;s oluşmamıştır. Bu nedenle doğru ve g&uuml;venilir sonu&ccedil; almak i&ccedil;in tecr&uuml;beli merkezlerle iletişime ge&ccedil;ilmesi &ouml;nemlidir.</li> </ul> <h2><strong>Likit biyopsi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Likit biyopsi nasıl yapılır?</strong></p> <p>Likit biyopsi cerrahi bir işlem gerektirmeden hastanenin kan alınan herhangi bir biriminde hastanın kolundan 10 ml kan alınarak laboratuvar ortamında yapılan bir işlemdir.</p> <p><strong>Likit biyopsi i&ccedil;in ne t&uuml;r hazırlar yapılmalı?</strong></p> <p>Likit biyopsi işlemi kandan yapılan bir işlemdir. Bu nedenle hastanın kan vermek i&ccedil;in herhangi bir hazırlık yapması gerekmiyor. Hasta a&ccedil; ya da tok karnına g&uuml;n&uuml;n herhangi bir saatinde kan verebilir. &nbsp;</p> <p><strong>Likit biyopsi sonucu ne kadar zamanda &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Likit biyopsi sonucunun erken mi ge&ccedil; mi &ccedil;ıkacağı bakılması gereken gen sayısı ve yapılan işleme g&ouml;re değişir. Tek gene bakılacak ve ya az bir işlem yapılacaksa sonu&ccedil; 2 g&uuml;nde &ccedil;ıkabilir. Ancak birden fazla gene bıkılacak ve yapılacak işlem sayısı fazlayla sonu&ccedil; 2 -3 haftayı bulabilir.</p> <p><strong>Likit biyopsi kesin sonu&ccedil; verir mi?</strong></p> <p>Teknolojinin gelişmesi ile uygulanmaya başlanan likit biyopsi sonu&ccedil;ları kesine yakın doğru &ccedil;ıkar, bu nedenle t&uuml;m kanser &ccedil;eşitlerine erken teşhis konulabilir.</p> <p><strong>Likit biyopsiyi hangi doktor isteyebilir?</strong></p> <p>Başta tıbbi onkoloji uzmanları olmak &uuml;zere her b&ouml;l&uuml;m&uuml;n kanser ile ilgili b&ouml;l&uuml;mleri ve hastasındaki belirtilerin kanser olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen her doktor likit biyopsi yapılmasını uygun bulabilir.</p>

Gıda İntoleransı Testi

<p>Son yıllarda iyi yaşam&rdquo; kavramı ile birlikte v&uuml;cudumuzun hangi gıdaya olumsuz tepki verdiğini belirleyen gıda intoleransı testleri olduk&ccedil;a &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Bu testler sayesinde metabolizmamızı k&ouml;t&uuml; etkileyen; hastalıklara, fazla kilolara ve ge&ccedil;meyen yorgunluğa yol a&ccedil;an gıdalar listelenerek sağlıklı bir yaşam i&ccedil;in yol haritası &ccedil;iziliyor.&nbsp;<strong>Medroyal (Memorial Merkez Laboratuvarı)&nbsp;Direkt&ouml;r&uuml;&nbsp;&nbsp;Do&ccedil;. Dr. Nilg&uuml;n Tekkeşin, Memorial Wellness&rsquo;ta da uygulanan gıda intoleransı testlerine y&ouml;nelik bilgi verdi.&nbsp;</strong></p> <p><strong>Memorial Wellnes&rsquo;ta yaptırmak istediğiniz gıda intoleransı testi i&ccedil;in&nbsp;<a href="https://www.memorial-wellness.com/saglik-rehberi/gida-intolerans-testi.html">tıklayın.</a></strong></p> <p>V&uuml;cudun savunma sistemi, kan dola&shy;şımına giren t&uuml;m yabancı cisimlere karşı bağışıklık reaksiyonu g&ouml;stermektedir. Kandaki yabancı maddeleri etkisiz hale getiren proteinleri (immunoglob&uuml;linler, antikorlar) &uuml;retir. Y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenliğe sahip olan sorunlu bir bağırsak (ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu) veya zayıf bir bağışıklık (imm&uuml;n) sistemi t&uuml;ketilen besinlerin yabancı cisim gibi algılanmasına neden olabilmektedir.&nbsp; Genetik yatkınlıklar, işlenmiş gıdalar, olumsuz beslenme alışkanlıkları ve anne s&uuml;t&uuml;nden yeteri kadar faydalanamama gıda intoleransı sebepleri arasında yer almaktadır.</p> <h2><strong>Gıda İntolerans Testi Nedir?</strong></h2> <p>Gıda intolerans testleri, &ccedil;ok sayıda farklı besine karşı verilen imm&uuml;nolojik reaksiyonları incelemektedir. İlgili gıdanın tespitinin yapılmasıyla hangi besinlerin v&uuml;cudu zorlayarak patolojik sorunlara sebep olduğunu ve hangilerinin bağışıklık reaksiyonuna yol a&ccedil;tığını g&ouml;sterir. Bağışıklık sistemi, hastalığa yol a&ccedil;an mikropları etkisiz hale getirme işlevine sahiptir. Bedenin reaksiyon verdiği bu besinlerden ka&ccedil;ınılması ile bağırsaktaki toksinlerin boşaltmasına olanak sağlanır ve b&ouml;ylece beden iyileşebilir.</p> <h2><strong>Gıda İntoleransına Ne Sebep Olur?</strong></h2> <p>Gıda intoleransının ortaya &ccedil;ıkması &ccedil;eşitli sebeplere bağlı olup, bunların bir kısmı hen&uuml;z tamamen araştırılma&shy;mıştır ya da hala tartışmaları devam etmektedir. En &ouml;nemli nedenler; sağlıklı bir bağırsağa g&ouml;re sindirilen gıdalar i&ccedil;in daha y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenliğe sahip olan hastalıklı bir bağırsak (ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu) veya zayıf bağışıklık (imm&uuml;n) sistemdir. Bağışıklık sistemi, bu yabancı maddelere, belirli bir IgG antikoru oluşumu ile yanıt verir. Ancak, IgG ve bağlı gıda bileşenlerinin oluşturduğu imm&uuml;n kompleksin b&uuml;y&uuml;k miktarlarda oluşması, mevcut durumdaki hastalık bulgularını ağırlaştırabilir.</p> <p>Bağırsak epitelinin ge&ccedil;irgenliğini etkileyen fakt&ouml;rler arasında; antibiyotikler, ila&ccedil;lar, k&ouml;t&uuml; beslenme, alkol, parazitler, bakteriler, vir&uuml;sler ve stres bulunmaktadır. Diğer bazı etken fakt&ouml;r&shy;ler aşağıdadır;</p> <ul> <li>Gıda intoleranslarında genetik yatkınlık mevcuttur.</li> <li>&Ccedil;ocuklarda gıda intoleransları, anne s&uuml;t&uuml; verilmemesi ya da s&uuml;tten erken kesilmeden kaynaklanabilir.</li> <li>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları kritik rol oynar. Hatta belirli beslenme alışkanlıkları gıda intoleranslarının gelişimini artırır. Gıda intoleranslarına neden olan pek &ccedil;ok fakt&ouml;r değiştirilebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, sağlık durumunu iyileştirmek i&ccedil;in &ouml;nemli bir fırsat sağlar.</li> <li>Besinlerin end&uuml;striyel olarak işlenmesi, i&ccedil;eriklerindeki &ccedil;eşitli yasal katkı maddeler (gıda boyası, koruyucular, tatlandırıcılar) ve zararlı maddeler gıda intoleranslarını ilerletir ve belirli reaksiyonlara sebep olabilir. Bu tip gıdalar histaminik uyarı yapacak nitelikte besin intoleransı ortaya &ccedil;ıkarabilirler.</li> <li>&Ccedil;evresel stres de gıda intoleransına neden olabilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>Besin Alerjisi mi? Gıda İntoleransı mı? Arasındaki Fark Nedir?</strong></h2> <p>Tip I hipersensitivite (aşırı hassasiyet, reaksiyon) t&uuml;r&uuml;nde klasik bir gıda alerjisidir, IgE sınıfı antikorların, gıda bileşenlerine karşı oluşturduğu imm&uuml;n reaksiyona dayanmaktadır. Alerjik reaksiyon hayati tehlike oluşturabilir ve genellikle sindirimden hemen sonra meydana gelir. Ancak bir gıda intoleransı durumunda, reaksiyon bir s&uuml;relik gecikmeden sonra meydana gelir. Genel olarak belirgin olmayan bulgular, hasara sebep olan gıda bileşeninin sindiriminden saatler veya g&uuml;nler sonra ortaya &ccedil;ıkar. Ancak, hayati tehlikesi yoktur.</p> <p>&nbsp;</p> <table width="0"> <tbody> <tr> <td width="130"> <p><strong>&nbsp;</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Eş anlamlı*</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>İlgili antikor<br /> sınıfı</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Semptomların<br /> ortaya &ccedil;ıkması</strong></p> </td> </tr> <tr> <td width="130"> <p><strong>Gıda Alerjisi</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Tip I hiper-<br /> sensitivite /<br /> Tip II alerji</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>IgE</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Aniden (&ouml;rn.<br /> Deri kızarması<br /> / şişme</strong></p> </td> </tr> <tr> <td width="130"> <p><strong>Gıda Intoleransı</strong></p> </td> <td width="105"> <p><strong>Tip III Alerji</strong></p> </td> <td width="86"> <p><strong>IgG</strong></p> </td> <td width="132"> <p><strong>Gecikmeli<br /> (spesifik değil)</strong></p> </td> </tr> </tbody> </table> <p><br /> *Belirli gıdalara karşı Tip I hipersensitivite varsa (IgE antikoru şeklinde), bu gıdalardan tamamıyla ka&ccedil;ınılmalı veya yalnızca bir doktora danışılarak dikkatlice t&uuml;ketilmelidir. Bu &uuml;r&uuml;nler, IgE antikorların sorgulandığı alerji testlerinde ortaya &ccedil;ıkar. Gıda alerjisi ile gıda intoleransı bu noktada ayrılır. İntolerans testinde bu gıdalara karşı herhangi bir reaksiyon ortaya &ccedil;ıkmaması (IgG antikoru şeklinde) durumunda da aynı &ouml;nlemler ge&ccedil;erlidir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı belirtileri nelerdir?&nbsp;</strong></h2> <p>Gıda intoleransı ve gıda alerjisinin bazı belirtileri benzerdir ancak ikisi arasındaki farklar &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Tolere edilemeyen bir yemeği bırakmak kişiyi mutsuz edebilir. Ancak, ger&ccedil;ek bir gıda alerjisi durumunda, v&uuml;cudun bu besine tepkisi hayatı tehdit edici olabilir.</p> <p>Bir gıdaya verilen alerjik reaksiyon, bağışıklık sistemini i&ccedil;erir. Bağışıklık sistemi v&uuml;cudun kendini nasıl koruduğunu kontrol eder. &Ouml;rneğin, bir kişinin inek s&uuml;t&uuml;ne karşı alerjisi varsa, bağışıklık sistemi inek s&uuml;t&uuml;n&uuml; istilacı veya alerjen olarak tanımlar. Bağışıklık sistemi immunglobulin E (IgE) adı verilen antikorları &uuml;reterek aşırı tepki g&ouml;sterir. Bu antikorlar, kimyasalları salgılayan ve alerjik reaksiyona neden olan h&uuml;crelere gider. Her bir IgE molek&uuml;l&uuml;, her tip alerjen i&ccedil;in spesifik bir &ldquo;radar&rdquo;a sahiptir.</p> <p>Yiyeceklere karşı intoleransın aksine, gıda alerjisinde o besinden mikroskobik bir miktar yemek, besine dokunmak veya teneff&uuml;s etmek ciddi veya hatta yaşamı tehdit eden bir reaksiyona neden olabilir.</p> <p>Besinlerdeki alerjik reaksiyonların belirtileri genellikle ciltte, kurdeşen, kaşınma, cildin şişmesi şeklinde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Gastrointestinal semptomlar kusma ve ishali i&ccedil;erebilir. Solunum şikayetleri, deri ve gastrointestinal semptomlara eşlik edebilir, ancak genellikle tek başına ger&ccedil;ekleşmez.</p> <p>Anafilaksi, &ccedil;ok hızlı bir şekilde ger&ccedil;ekleşen ciddi bir alerjik reaksiyondur. Anafilaksi belirtileri nefes almada zorluk, baş d&ouml;nmesi veya bilin&ccedil; kaybı i&ccedil;erebilir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı tanısı nasıl konulur?&nbsp;</strong></h2> <p>Antikor durumunun test ile belirlenmesi, hastalığı geleneksel y&ouml;ntemlerle a&ccedil;ıklığa kavuşturulamayan ve tedavi edilemeyen, &ccedil;eşitli şikayetlerden muzdarip hastalarda ilave bir &ouml;nlemdir. Kronik yorgunluğa, sindirim sistemini tutan temel bulgulara, inek s&uuml;t&uuml;ne ve laktoz intoleransının g&ouml;r&uuml;lmesine, beslenme ve diyet ile ilgili bitmeyen şikayetlere yanıt bulunabilmektedir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı testi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Test sonu&ccedil;ları, tek tek gıda bileşenlerine karşı artan IgG antikoru konsantrasyonları hakkında bilgi sağlar ve bu da, karşılık gelen bulgularla birlikte diyette bir değişiklik i&ccedil;in başlangı&ccedil; noktası teşkil edebilir. Bu değişiklikler sadece bu konuda uzman bir diyetisyen veya doktor ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kten sonra ger&ccedil;ekleştirilmelidir.</p> <p>Gıda intolerans testi ile belirli antikorların yoğunluğunu belirlenir. Her bir test alanı test edilen besinden birine &ouml;zel proteinleri i&ccedil;erir. Olası reaksiyon, alanların her birine kan serumu uygula&shy;narak test edilir. Alandaki proteinlerin uygulanan kan tarafından tespit edilmesi halinde bir antijen-antikor kompleksi oluşturulur. Etkinliği kanıtlanmış ELISA y&ouml;ntemi kullanılarak kompleksler renklendirilir ve dolayısıyla bilgi&shy;sayar tarafından tespit edilebilir.</p> <h2><strong>Gıda intoleransı testi nasıl yorumlanır?</strong></h2> <p>Sonu&ccedil;lar, ayrı bir sonu&ccedil; raporunda derlenir. Burada, t&uuml;m test edilen gıdaların imm&uuml;n reaksiyon şiddetleri 5 farklı sınıfa ayrılır. Bu bilgiler ile birlikte, bir uzmana danıştıktan sonra bireysel bir diyet adaptasyonu uygulanabilir. Bu, genellikle kritik gıdaların ortadan kaldırılmasına ve ardından rotasyon diyetine dayanır.</p> <p>İntolerans ş&uuml;phesi olan vakalarda, reaksiyon sınıfı 5 olan gıdalar, en az 6 aylığına diyetten &ccedil;ıkarılmalıdır. Reaksiyon sınıfı 4 olan gıdalar ise, 3-6 ay arasında diyetten &ccedil;ıkarılmalıdır. Bu s&uuml;re&ccedil;ten sonra, bu gıdalar birbirlerinden ayrı şekilde bir g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne t&uuml;ketilebilir. T&uuml;kettikten sonra, 3 g&uuml;nl&uuml;k perhiz (g&ouml;zlem safhası) yapılarak, gıda ve bulgular arasındaki olası bağlantı tespit edilebilir.</p> <p>Test sonucu kişinin v&uuml;cudunun ihtiya&ccedil;ları ve iyileşme s&uuml;reci hakkında daha da bilin&ccedil;lenmesine yardımcı olmaktadır. Kişi artık kendi bedeni hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağı&shy; i&ccedil;in daha fazla se&ccedil;eneğe sahip olur ve s&uuml;reci etkileyebilir. Beslenme alışkanlıklarındaki değişim, dışarıdan bir kurum tarafından dayatılan bir kısıtlama değil bir fayda olarak g&ouml;r&uuml;lmelidir. Kişi kendi kendine v&uuml;cu&shy;dunun ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re hareket etme y&ouml;n&uuml;nde karar verebilir ve b&ouml;ylelikle sağlığını korumayı başarabilir.</p> <p>Test sonucu, kanda test edilen t&uuml;m besin maddelerini g&ouml;stermektedir. İşaretlenmiş besinler, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besinlerdir, yani kanda işaretli besin maddelerine karşı antikorlar bulunmuştur. Bu t&uuml;r antikor&shy;lar, kandaki &quot;işgalcileri&quot; kontrol etmek i&ccedil;in &uuml;retilmekte&shy;dir.</p> <p>Bağışıklık sistemi; gıda yeterince sindirilememişse ve y&uuml;ksek ge&ccedil;irgenlik nedeniyle bağırsak duvarını ge&ccedil;ip bağışıklık sistemi h&uuml;creleriyle temas kurmuşsa gıda bileşenlerini yabancı cisim olarak g&ouml;r&uuml;r. Sindirilemeyen gıda par&ccedil;acıklarının emilimi nedeniyle bağışıklık sistemine s&uuml;rekli baskı uygulanması &ccedil;ok fazla enerji gerektirmektedir. V&uuml;cut, sindirilemez gıda par&ccedil;acık&shy;larına karşı antikorlar oluşturmakla ne kadar &ccedil;ok uğraşırsa o kadar yorulur. Bağışıklık sisteminin bu şekilde aşırı zorlanması, &quot;gıda intoleransı&quot; terimi ile ifade edilen &ouml;zel olmayan patolojik belirtilerin ortaya &ccedil;ıkmasına neden olabilmektedir.</p> <p><strong>Laboratuvar sonu&ccedil;larınız bazı gıdalara karşı intoleransınız var diyorsa;</strong></p> <p>Test sonu&ccedil;ları belli gıdalara karşı IgG antikor titre d&uuml;zeylerinin y&uuml;ksek olduğunu g&ouml;sterebilir. IgG gıda intoleransının nedeninin, bağırsak ge&ccedil;irgenliğinin artmasıyla birlikte monoton diyet olduğu kabul edilir. IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağışıklık sisteminin normalde tanımadığı gıdalara yan etki ile cevap verdiğini g&ouml;stermektedir.</p> <p>IgG pozitif gıda t&uuml;ketilen her seferde, inflamatuvar bir reaksiyon ortaya &ccedil;ıkar ve bu t&uuml;m v&uuml;cudu zayıf d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. O nedenle IgG antikor d&uuml;zeyleri y&uuml;ksek ve &ccedil;ok y&uuml;ksek &ccedil;ıkan gıdalardan uzak durarak bağışıklık sistemini stabilize etmek b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.</p> <p>IgG-pozitif gıdaların artmış sayısı, bağırsak &ccedil;eperinin fazlasıyla zedelenmiş olduğunu ve hiper-ge&ccedil;irgenlik ya da ge&ccedil;irgen bağırsak sendromu diye bilinen rahatsızlığa yakalanılmış olabileceğini g&ouml;sterir. Ayrıca bağırsak florasında ve/veya bağırsak &ccedil;eperinde bir bozukluk da olabilir. O nedenle, &ouml;zel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak &ccedil;eperinin mevcut durumunun incelenmesi faydalı olabilir. Tecr&uuml;beler tek başına test sonucu pozitif gıdalardan uzak durmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda rotasyon esaslı bir diyet değişikliğine de gerek olduğunu g&ouml;stermektedir.</p> <p>İntestinal Floranın Analizi: IgG-aracılı gıda alerjilerini tetikleyen ya da şiddetlendiren genellikle bağırsak &ccedil;eperindeki bozukluklardır. O nedenle &ccedil;eşitli intestinal kontrollerle bağırsak florasının eski sağlığına kavuşturulması şarttır. Bu konuda, &ouml;zel bir dışkı tahliliyle bağırsak florasının ve bağırsak &ccedil;eperinin mevcut durumunun a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılması faydalı olabilir.</p> <p>Gelecekte, bağışıklık reaksiyonuna neden olan besin maddelerinden ka&ccedil;ınılması gerekmektedir. Bu, bu besin madde&shy;lerini bir daha asla t&uuml;ketilmeyeceği anlamına gelmez. Bu besin maddelerinden 8-12 haftalık bir s&uuml;re boyunca s&uuml;rekli olarak ka&ccedil;ındıktan sonra bir kısmını eski semptom&shy;lar ortaya &ccedil;ıkmaksızın diyet planına yeniden eklenebilmektedir. Kişi bu konuda mutlaka doktoruna veya beslenme uzmanına danışmalıdır.</p> <p><strong>Beslenme Alışkanlıklarının D&uuml;zenlenmesi</strong></p> <ul> <li>D&uuml;ş&uuml;k besin değerleri ve istenmeyen etkileri nedeniyle şeker, rafine un ve pudra şekeri ile diğer denat&uuml;re edilmiş besinlerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Şeker, kan şekeri seviyesinde g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir artışa neden olur ve pankreası &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de yorar. Rafine şeker t&uuml;ketimi bağırsaktaki ortamı (hiperasiditeyi) etkiler ve minerallerin (kalsiyum gibi) ve vitaminlerin (&ouml;zellikle de vitamin B kompleksinin) kaybına neden olur.</li> <li>Kahve, siyah &ccedil;ay ve alkol &ouml;zellikle sinir sisteminde istenmeyen rahatsızlıklara neden olabilir. Yemeklerle, fazla miktarda ve d&uuml;zenli olarak t&uuml;ketimleri zararlı olabilir. Kahve ya da siyah &ccedil;ayın d&uuml;zenli t&uuml;ketil&shy;mesi, &ouml;zellikle demir başta olmak &uuml;zere besinler&shy;den alınan minerallerin emilimini azaltabilir. Bu i&ccedil;ecekler uyarıcı olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&shy;melidir.</li> <li>Bir &ouml;ğ&uuml;nde aşırı miktarda yiyecek t&uuml;ketimi, &ouml;zellikle &ccedil;ok ge&ccedil; saatlerde metabolik sistemi aşırı derecede zorlar. Mide yiyecekleri ince bağırsağa k&uuml;&ccedil;&uuml;k porsiyonlar halinde aktarmaktadır. &Ccedil;ok fazla gıda t&uuml;ketilmesi halinde bu gıdanın b&uuml;y&uuml;k bir kısmı midede &ccedil;ok uzun s&uuml;re kalır ve bu da midede baskı hissine ya da mide mukozasında enfeksiyona neden olabilir. Akşam yemeği yalnızca hafif miktarlarda yenilmeli ve akşam 6&#39;dan sonraya bırakılmamalıdır.</li> <li>Her lokma yaklaşık 30 defa &ccedil;iğnenmelidir ve yarı sıvı besinler t&uuml;k&uuml;r&uuml;kle iyice karıştırılmalıdır. &Ccedil;iğneme, midede sindirim sıvılarının &uuml;retilmesini uyarır. Salya, yiyeceklerin sindirimin ağızda başlamasını sağlayan belirli enzimleri i&ccedil;erir. Yemek hızlı bir şekilde t&uuml;ketilmemeli ve yerken sadece yemeğe odaklanılmalıdır. Gazete, televizyon, radyo ya da sosyal medyanın dikkat dağıtmasına izin verilmemelidir.</li> <li>Meyve, hayvansal proteinler veya tahılların kombi&shy;nasyonu metabolizmaya etki ederek sıklıkla şişkinliğe ve karın ağrısına yol a&ccedil;maktadır. Bu nedenle, şişkinlik ve gastrointestinal sistemin diğer reaksiyonlarını &ouml;nlemek i&ccedil;in, meyve her zaman ayrı t&uuml;ketilmelidir.</li> <li>Gıda intoleranslarının nedenlerinden biri de dengesiz diyet programlarıdır. &Ouml;rneğin, sabah m&uuml;sli, &ouml;ğle yemeğinde makar&shy;na, &ouml;ğleden sonra kek ve akşam peynirle ekmek yenirse, g&uuml;nde d&ouml;rt kez buğday t&uuml;ketilmiş olur.</li> <li>&Ouml;zellikle atopik hastalıklardan (n&ouml;rodermit gibi) veya rotasyon diyeti denilen diyeti gerektiren gastrointestinal kanal hastalıklarında daha fazla duyarlılığın gelişmesini &ouml;nlemek i&ccedil;in, beslenme alışkanlıklarının değiş&shy;tirilmesi yararlı olacaktır.</li> </ul>

ESD-Endoskopik Submukozal Diseksiyon Yöntemi

<p>Sindirim sistemindeki t&uuml;m&ouml;r ve polipler erken aşamada y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılarak &ccedil;ok erken aşamalarda saptanabilmektedir.</p> <h2><strong>ESD nedir?</strong></h2> <p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde polipler ve erken aşamada saptanan t&uuml;m&ouml;rler ameliyata gerek kalmaksızın endospik y&ouml;ntemlerle alınabilmektedir. Endoskopik Submukozal Diseksiyon y&ouml;ntemi (ESD), sindirim sistemindeki erken evre kanserlerin ve poliplerin ameliyatsız bir şekilde &ccedil;ıkarılmasında kullanılan bir y&ouml;ntemdir.</p> <h2><strong>Hangi hastalıklarda uygulanmaktadır?</strong></h2> <p>Sindirim sistemi kanserleri T&uuml;rkiye&#39;de ve d&uuml;nyada en sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer almaktadır. &Ouml;zellikle yemek borusu, mide ve bağırsaklarda g&ouml;r&uuml;lmektedir. Sindirim sistemi kanserlerini erken evrelerde ileri endoskopik y&ouml;ntemlerle tedavi edebilmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Yemek borusu, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsakta ortaya &ccedil;ıkan, erken evre olarak adlandırılan yani belirli bir aşamayı ge&ccedil;mediği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len lezyonlarda ESD y&ouml;ntemi g&uuml;venle kullanılmaktadır. Erken d&ouml;nemde kanserli ya da kanser &ouml;nc&uuml;l&uuml; lezyonlar bu işlemle alınabilmektedir</p> <h2><strong>Avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Herhangi bir ameliyattan farklı olarak v&uuml;cutta bir kesi oluşturmadan yapılan bu işlemde hastalar &ccedil;oğunlukla 1-2 g&uuml;n i&ccedil;erisinde hastaneden taburcu edilmektedir. ESD y&ouml;ntemi başarı oranı y&uuml;ksek, komplikasyon oranının da d&uuml;ş&uuml;k olması sayesinde, erken aşamadaki polip ve t&uuml;m&ouml;rlerin &ccedil;ıkarılmasında artık t&uuml;m d&uuml;nyada olduğu gibi &uuml;lkemizde de yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. İleri yaştaki bireyler, kalp, b&ouml;brek rahatsızlığı ya da farklı sistemik hastalıkları olanlarda endoskopi ile yapıldığı ve ameliyat gerektirmediği i&ccedil;in de &ouml;zellikle tercih edilmektedir.</p> <p>Yine bu y&ouml;ntemlerle, derine inmemiş, erken evre y&uuml;zeyel kolon-mide-yemek borusu kanserleri de tedavi edilebilmektedir. B&ouml;ylece cerrahi bir operasyonlara maruz kalmadan tedavi m&uuml;mk&uuml;n olabilmektedir. Erken evre y&uuml;zeyel kanserlerin derinliğini &ouml;l&ccedil;ebilmek i&ccedil;in ise teknolojik &ouml;n incelemeler kullanılmaktadır. Optik boyama yapabilen &ouml;zelleşmiş endoskoplar, &ouml;zel boyamalar ile (Kromoendoskopi), b&uuml;y&uuml;tme &ouml;zelliklerine sahip magnifiye endoskoplar ve endoskopik ultrasonun kullanıldığı inceleme y&ouml;ntemleri ile kolonun i&ccedil; y&uuml;zeyinin yanı sıra, kolon duvarları incelenerek t&uuml;m&ouml;ral yapının derinliği doğrudan &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilmektedir.</p> <h2><strong>Nasıl uygulanmaktadır?</strong></h2> <p>ESD işlemi y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; video kamera ve diğer cihazlarla donatılmış, endoskop ismi verilen cihazlarla yapılmaktadır.&nbsp;İşlem kalın bağırsak b&ouml;lgesinde yapılacaksa kolonoskopi hazırlığında olduğu gibi hasta doktorun &ouml;nereceği şekilde &ccedil;eşitli ila&ccedil;larla bağırsak temizliği yapmış olmalıdır. Mide, ince bağırsak ya da yemek borusu b&ouml;lgesinde uygulama yapılacak ise en az 8 saatlik a&ccedil;lık yeterli olmaktadır. ESD endoskopi &uuml;nitesinde anestezi altında uygulanmaktadır.</p> <p>Ucunda y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; kamera olan ince bir boru olarak adlandırabileceğimiz endoskopla ilgili b&ouml;lgeye girilmektedir. Endoskopun kanalı i&ccedil;erisinden ge&ccedil;irilen &ouml;zel endoskopik kesiciler ve &ouml;zel kan durdurucu aletlerle lezyon tam bir par&ccedil;a olarak &ccedil;ıkartılır.</p> <h2><strong>Avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>ESD erken evre sindirim sistemi kanserlerinin tedavisinde kullanılan ameliyatsız bir işlemdir. Endoskopik olarak uygulanmaktadır. V&uuml;cuda herhangi bir kesi yapılmamaktadır. Hastalar işlemden birka&ccedil; saat sonra y&uuml;r&uuml;meye başlamakta, kendilerini işlem olmamış&ccedil;asına iyi hissetmektedirler.</p> <p>Kanser hastalarında bu işlem sonrası kemoterapiye ihtiya&ccedil; bulunmamaktadır. Ancak lezyon &ccedil;ıkarıldığında &ccedil;ok derin kas dokusuna kadar tuttuğu ortaya &ccedil;ıkarsa cerrahi ve onkoloji uzmanları ile birlikte yeni bir değerlendirme yapılmaktadır.</p> <p>ESD&rsquo;de lezyon kazıma işlemi ile &ccedil;ıkarıldığı i&ccedil;in doğru evreleme yapılabilmektedir. Kanser eğer erken aşamadaysa tedavi edici bir işlemdir. Erken aşamada değilse de hastalığın evresinin ve izlenecek tedavi yolunun belirlenmesinde yardımcıdır.</p> <h2><strong>Sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>İşlem ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Polipin, lezyonun, erken evre t&uuml;m&ouml;r&uuml;n nereye yerleştiğine, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne bağlı olarak yarım saat ile birka&ccedil; saat arasında s&uuml;rebilmektedir.</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>ESD sonrası hastanın genel durumunu takip edebilmek i&ccedil;in 1 gece hastanede yatması gerekmektedir.</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalara ilk olarak sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenmesi &ouml;nerilmektedir. Yağlı, baharatlı yiyecekler yerine yoğurt, &ccedil;orba, muhallebi, komposto, sebze yemekleri gibi daha &ccedil;ok sıvı yumuşak yemekler t&uuml;ketilmelidir.</p> <p><strong>Polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Polip anormal doku b&uuml;y&uuml;mesidir. Sindirim sisteminde b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml; zaman bunun &ouml;zellikle belli tipleri sindirim sistemi kanserlerine sebep olmaktadır. Midede bu s&uuml;re&ccedil; biraz daha hızlı ger&ccedil;ekleşmektedir. Kalın bağırsakta polipten t&uuml;m&ouml;r olma aşamasına ge&ccedil;ene kadar 5-6 yıllık bir ortalama s&uuml;re&ccedil; g&ouml;zlemlenebilmektedir. Ancak risk oluşturabileceği i&ccedil;in polipler mutlaka alınmalıdır.</p> <p><strong>Polip oluşumu i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Polip oluşumunda ailesel fakt&ouml;rler olduk&ccedil;a etkilidir. 1. ya da 2.&nbsp; derece yakınlarında polip &ouml;yk&uuml;s&uuml; olan kişiler bu konuda dikkatli olmalıdır.&nbsp; Sigara ve alkol kullanımı, obezite, &nbsp;fast food t&uuml;ketimi, yağlı karbonhidratlı yiyecekler aşırı miktarda t&uuml;ketilmesi gibi polip gelişmesi yanlış beslenme alışkanlıkları polip oluşumu i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleridir.</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len poliplerden nasıl korunulur?</strong></p> <p>Kalın bağırsak kanserleri hi&ccedil;bir belirti vermeyebilir. Hi&ccedil; belirti vermeden karaciğerde dağılmış bir şekle gelene kadar ilerleyebilir. Bu nedenle hi&ccedil;bir şikayeti olmasa da 45 yaşından sonra mutlaka tarama programlarına girilmesi &ouml;nerilmektedir. Gaitada gizli kan testi, fit adı verilen &ldquo;fekal imm&uuml;nokimyasal&nbsp;<em>test&rdquo;</em>&nbsp;bağırsakta polip olup olmadığına işaret etmesi a&ccedil;ısından &ouml;nem taşımaktadır. Ancak en duyarlı y&ouml;ntem endoskopik incelemelerdir.</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Kalın bağırsakta kanama, bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler kabız ya da ishal g&ouml;r&uuml;lebilir. Dışkıda incelme olmaya başlayabilir. Karın ağrısı, bazen karında şişlik gaz gibi şikayetler olmaya başlayabilir. 45 yaş altındakilerde de bu tablolar &ouml;nemsenmelidir.</p> <p><strong>Mide kanseri ve lezyonları belirti verir mi?</strong></p> <p>Mide kanserlerinde veya erken evreleri lezyonlarda bulantı, kusma g&ouml;r&uuml;lebilir. T&uuml;m&ouml;r midenin &uuml;st kısmına yerleştiyse yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, ağızdan kan gelmesi, dışkıdan kan gelmesi ya da dışkının siyah olması da belirtiler arasındadır. İla&ccedil; tedavisine yanıt vermeyen karın ağrıları da dikkate alınmalıdır.</p> <p><strong>Mide kanseri ve poliplerinde ESD uygulanabilir mi?</strong></p> <p>ESD işleminin sindirim sisteminde uygulanması i&ccedil;in t&uuml;m&ouml;rlerin erken aşama saptanması ilk koşuldur. Erken aşamada saptanan mide kanserlerinde de ESD y&ouml;ntemi uygulanmaktadır.</p>

EMR-Endoskopik Mukozal Rezeksiyon Yöntemi

<p>EMR sayesinde erken aşamadaki lezyonlara m&uuml;dahale edilebilmektedir.</p> <h2><strong>EMR nedir?</strong></h2> <p>Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) adı verilen y&ouml;ntem sindirim sisteminde erken aşamadaki poliplerin net bir şekilde &ccedil;ıkarılmasını sağlamaktadır. Sindirim sistemi polipleri saplı ve sapsız polipler olarak adlandırılmaktadır. Saplı polipler kesilerek standart polipektomi adı verilen uygulama ile &ccedil;ıkartılabilmektedir. Sapsız polipler ise EMR ile kabartma olarak tabir edilebilecek şekilde elevasyon yapılarak alınabilmektedir. EMR sayesinde erken aşamadaki lezyonlara m&uuml;dahale edilebilmektedir.</p> <h2><strong>Hangi hastalıklarda kullanılmaktadır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusundaki polip ve erken evre kanserler</li> <li>Barret &ouml;zofagus</li> <li>Midedeki polip ya da erken evre kanserlerde</li> <li>İnce bağırsaktaki polipler</li> <li>Kalın bağırsaklardaki polipler ve erken evre kanserler</li> </ul> <h2><strong>Avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Sindirim sistemindeki polipler b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kansere yol a&ccedil;ma riski de artmaktadır. Erken aşamadaki lezyonlar kansere d&ouml;n&uuml;şmeden pratik bir şekilde alınmaktadır. &nbsp;Bu sayede başka bir işleme gerek kalmamaktadır. Standart y&ouml;ntemlerle polip kesilip &ccedil;ıkartıldığında o b&ouml;lgede n&uuml;ks olabilmektedir. Fakat EMR y&ouml;ntemiyle &ouml;zellikle de 1cm&rsquo;in &uuml;zerinde ki poliplerin tamamını &ccedil;ıkarıldığı i&ccedil;in hem patoloji i&ccedil;in yeterli doku sağlanmakta, hem tamamı alındığı i&ccedil;in yeniden bir n&uuml;ks olma ihtimali ortadan kalkmaktadır.</p> <h2><strong>Nasıl uygulanmaktadır?</strong></h2> <p>Bu polipler endoskopi veya kolonoskopi işlemi esnasında tespit edilmektedir. Buna y&ouml;nelik olarak endoskopik ve kolonoskopik sınıflandırmalarını yapılmaktadır. Bunun ardından poliplerin hangi y&ouml;ntemle &ccedil;ıkarılacağına karar verilmektedir.&nbsp; S&uuml;resi lezyonun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne ve polipe g&ouml;re değişmektedir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yani 1-2 cm&rsquo;lik poliplerde hemen 1-2 dk i&ccedil;erisinde uygulanmaktadır. Zaten endoskopi ve kolonoskopi sırasında tespit edilen polipler belli &ouml;zelliklere uyuyorsa hasta hi&ccedil; uyandırılmadan işlem tamamlanmaktadır.</p> <p>Kişi normal endoskopi ve kolonoskopi işlemi yaptıracak şekilde hazırlanır. İşlem kalın bağırsak b&ouml;lgesinde yapılacaksa poliplerin rahat&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lmesi i&ccedil;in 1 g&uuml;n &ouml;ncesinden doktorun &ouml;nerdiği şekilde kolonoskopide olduğu gibi bağırsak temizliği yapılmalıdır. Yemek borusu, mide ya da ince bağırsakta bir işlem yapılacaksa kişinin 8 saatlik a&ccedil;lıkla gelmesi yeterli olmaktadır. Hastanın kan sulandırıcı, diyabet ila&ccedil;ları ya da kullandığı farklı medikal tedaviler varsa doktoruna bunları belirtmelidir. Bu sayede &ouml;nceden planlama yapılmaktadır. EMR işlemi &ouml;ncesi hasta uygun dozda anestezi ile uyutulmaktadır.</p> <p>EMR endoskopi &uuml;nitesinde; video kamera ve diğer cihazlarla donatılmış, ince uzun bir borudan oluşan mekanizma ile yapılmaktadır. Yemek borusundaki, midedeki ya da ince bağırsağın &uuml;st kısmındaki alan i&ccedil;in endoskop ile ağız b&ouml;lgesinden girilmektedir. Kolondaki lezyonlar i&ccedil;in ise t&uuml;p an&uuml;sten ge&ccedil;irilmektedir. Polip değerlendirildikten sonra hangi y&ouml;ntemle &ccedil;ıkarılacağına karar verilmektedir. O b&ouml;lgede kazıma işlemi yapılarak &uuml;stteki doku &ccedil;ıkartılmaktadır. Dokunun altına bir sıvı enjekte etmek i&ccedil;in endoskoptan bir iğne ge&ccedil;irilir, polipin altına bir enjeksiyon yapılarak, kabartma işlemi yapılır. Bu uygulama kanserli dokunun diğer katmanlardan ayrılmasına yardımcı olur. Daha sonra sınırları belirlenerek alınmaktadır. Cihazın en &ouml;nemli &ouml;zelliği y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğe sahip olmasıdır. &nbsp;Bir de ışık dalga boylarını değiştirerek g&ouml;r&uuml;nmeyen polipler de g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale getirmektedir. Dolayısıyla polipin saptanma oranı da artmaktadır.</p> <h2><strong>Sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>EMR g&uuml;venli bir işlem midir? Yan etkisi var mıdır?</strong></p> <p>Bu işlem son derece g&uuml;venlidir. EMR işlemine bağlı olarak nadiren b&ouml;lgede kanama ve yırtılma gelişebilir ancak uygulamanın bu konuda tecr&uuml;beli doktorlar tarafından uygun merkezlerde yapılması &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Hasta ne zaman taburcu olmaktadır?</strong></p> <p>EMR y&ouml;ntemi poliklinik ortamında yapılmakta ve hasta aynı g&uuml;n taburcu edilmektedir.</p> <p><strong>Sindirim sisteminde polipler daha b&uuml;y&uuml;kse ne yapılmaktadır?</strong></p> <p>ESD (Endoskopik submukozal diseksiyon ) y&ouml;ntemiyle bu lezyonlar alınabilmekte, hasta erken evrede bu rahatsızlıktan kurtulabilmektedir.</p>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Meme Büyütme Ameliyatı

<p>Meme estetiği, memenin formunun olduğu halden daha hoş g&ouml;z&uuml;ken bir noktaya taşımak olarak &ouml;zetlenebilir. M&uuml;dahale edilecek problem memenin k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, sarkıklığı, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, gelişimsel şekil bozuklukları ve hatta g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş bir meme başı gibi olduk&ccedil;a geniş bir yelpazede ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatları meme estetiği konusunda en &ccedil;ok yapılan ameliyatlar arasında yer almaktadır. &ldquo;Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı hangi durumlarda yapılır?&rdquo; , &ldquo;Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı nasıl yapılır?&rdquo; , &ldquo;Yağ enjeksiyonu İle meme b&uuml;y&uuml;tme yapılır mı?&rdquo; , &ldquo;Silikon meme protez tipleri nelerdir?&rdquo; , &ldquo;Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatında kullanılan silikonlar g&uuml;venli midir?&rdquo; , &ldquo;Silikon meme fiyatları, silikon ameliyatı olanların dikkat etmesi gerekenler, Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatında İz Kalır mı? gibi sorular meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatlarında merak edilen konuların başında gelmektedir.</p> <h2><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Nedir?</strong></h2> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme, mevcut meme hacminin meme dokusu altına protez yerleştirilerek olduğundan b&uuml;y&uuml;k hale getirilmesidir. Meme b&uuml;y&uuml;tme işlemi sırasında eş zamanlı olarak eğer var ise sarkıklık ve gevşekliğe karşı da meme dokusunun toparlanması yapılmalıdır.</p> <h2><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?</strong></h2> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı en sıklıkla meme ebatlarından memnun olmayan kadınlarda meme ebatını b&uuml;y&uuml;tmek i&ccedil;in yapılır. Bunun dışında meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı farklı nedenlere bağlı olarak yapılabilir.</p> <ul> <li>Emzirme ya da ciddi kilo verme sonrası sarkan ve hacmini yitiren memelerin toparlanmasını desteklemek meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı yapılabilir.</li> <li>G&ouml;ğ&uuml;s duvarı anomalisi nedeniyle meme yapısı gelişmeyen kadınlara meme hacmi sağlamak i&ccedil;in meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı yapılabilir.</li> <li>Bu durumlara ek olarak cinsiyet değişimi s&uuml;recinde meme oluşturmak i&ccedil;in de protezle meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatları ger&ccedil;ekleştirilebilir.</li> </ul> <h2><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</strong></h2> <p><strong>Meme B&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne Nasıl Karar Verilir?</strong></p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; hasta ve doktor arasında fikir alışverişinde bulunarak ortak karar verilmesi gereken bir durumdur.</p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne karar verirken ilk aşamada dikkat edilmesi gereken konular vardır.</p> <ul> <li>G&ouml;ğ&uuml;s duvarı &ouml;zellikleri</li> <li>Meme tabanı ebatları</li> <li>Memenin g&ouml;ğ&uuml;s duvarındaki yerleşimi</li> <li>Meme dokusunun kalınlığı</li> <li>Memeler arasındaki asimetri gibi se&ccedil;imleri kısıtlayabilecek fakt&ouml;rler &ouml;l&ccedil;&uuml;mler yapılarak ortaya koyulur.</li> </ul> <p>Y&uuml;zlerce değişik ebatlara sahip protez bulunmaktadır. Hastanın ameliyat isteğindeki motivasyonu karar mekanizmasında ve se&ccedil;ilecek protezin şekli ile ebatları konusunda en &ouml;nemli fakt&ouml;rd&uuml;r.</p> <p>Hastanın ne kadar değişim istediği ve değişimin ne oranda fark edilir olacağı mutlaka detaylıca konuşulmalıdır. Bazı hastalar sadece partnerlerinin fark edebileceği bir değişim isteğindeyken bazı hastalar ise sosyal yaşantısında fark edilebilecek bir değişiklik isteyebilir. Burada &ouml;nemli nokta ger&ccedil;ek&ccedil;i ve estetik a&ccedil;ıdan uygun sınırları belirlemek ve bu sınırlar i&ccedil;erisinde hastanın istediği değişimi sağlayabilmektir.</p> <p><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatı Nasıl Yapılır?</strong></p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı basit&ccedil;e 4 aşamadan oluşmaktadır.</p> <ul> <li>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatının ilk aşaması meme protezinin koyulacağı kesiyi se&ccedil;mektir.</li> <li>Belirlenen kesi kullanılarak meme protezinin koyulacağı cerrahi cep oluşturulur.</li> <li>Hazırlanan cebe en uygun olacak protezi elimizdeki protez benzeri yalancı protezlerle (sizer, &ouml;l&ccedil;&uuml;mleyici) se&ccedil;ilmelidir.</li> <li>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatının son aşamasında ise meme protezi cerrahi y&ouml;ntemle hazırlanan cebe yerleştirilir.</li> </ul> <p>Ameliyat &ouml;ncesinde tek bir ebat yerine belli bir aralıkta protezler belirlenir ve o protezlerin kopyası yalancı protezler oluşturulan cebe yerleştirilerek estetik olarak en iyi g&ouml;z&uuml;ken se&ccedil;ilir. Son aşama olarak da aynı ebattaki ger&ccedil;ek protez yerleştirilir.</p> <p><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatı Ka&ccedil; Saat S&uuml;rer?</strong></p> <p>Rutin ge&ccedil;en bir meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatı yaklaşık olarak 1,5-2 saat s&uuml;rmektedir.</p> <p><strong>Yağ enjeksiyonu İle Meme B&uuml;y&uuml;tme Yapılır mı? Hangi y&ouml;ntemler uygulanır?</strong></p> <p>Estetik ama&ccedil;lı meme b&uuml;y&uuml;tmelerde yağ enjeksiyonunu tercih edilmemektedir. Meme b&uuml;y&uuml;tmek i&ccedil;in yağ enjeksiyonunun tercih edilmemesinin birka&ccedil; ana nedeni bulunmaktadır.</p> <ul> <li>Meme b&uuml;y&uuml;tme isteyen hasta grubunda gen&ccedil; kadınlar yoğunluktadır. Bunların memelerine yapılan yağ enjeksiyonu meme kanseri ile karışabilecek radyolojik ve klinik bulgulara yol a&ccedil;abilmektedir. Aynı zamanda yağ enjeksiyonu k&ouml;k h&uuml;cre de i&ccedil;erdiği i&ccedil;in meme gibi kanserin sıklıkla g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bir dokuda hen&uuml;z tespit edilmemiş bir kanser odağını tetikleyebilir.</li> <li>Estetik olarak da b&uuml;y&uuml;k hacimlerde yapılması gereken yağ enjeksiyonları i&ccedil;in alıcı sahaların da yeterli olması gerekir. Bundan kastedilen normal kiloda bir kadından her iki memeyi anlamlı olarak b&uuml;y&uuml;tecek kadar yağ alınması m&uuml;mk&uuml;n olmayabilir.</li> <li>Son olarak yağ enjeksiyonu hacminin y&uuml;zde 40-50sini kaybedeceği i&ccedil;in proteze g&ouml;re daha kontrols&uuml;z bir sonu&ccedil; verecektir.</li> </ul> <p>Memeye yağ enjeksiyonunu daha &ccedil;ok meme kanseri sonrası memesini kaybedilen hastalara yapılan meme onarımlarını g&uuml;&ccedil;lendirmek i&ccedil;in kullanılmaktadır.</p> <p><strong>Silikon Meme Protez Tipleri Nelerdir?</strong></p> <p>Değişik markalarda &ccedil;ok sayıda &ccedil;eşit protez bulunmaktadır. En sık kullanılan protezler genel olarak;</p> <ul> <li>Şekillerine (Yuvarlak ve damla-anatomik)</li> <li>Y&uuml;zey &ouml;zelliklerine g&ouml;re ayrılır.</li> </ul> <p>Bu ayrım yapıldıktan sonra protezin g&ouml;ğ&uuml;s duvarına denk gelen tabanının ebatı ve sağladığı y&uuml;ksekliğe g&ouml;re protezler ayrılmaktadır.</p> <p><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatında Kullanılan Silikonlar G&uuml;venli midir?</strong></p> <p>Meme protezleri yani silikonların er biri dayanıklılık ve v&uuml;cuda etkisine dair onlarca testten ge&ccedil;tikten sonra kullanıma sunulur. Meme protezlerinin (silikon) v&uuml;cuda her hangi bir zararları bulunmamaktadır. Protezin oluşturduğu kaps&uuml;le bağlı &ccedil;ok nadir g&ouml;zlenen bir hastalık olan ACL son yıllarda ismini duyurmaktadır. Ancak meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatlarında kullanılan silikonlardan kaynaklı bu rahatsızlık 1 milyonda 1&rsquo;den az yani &ccedil;ok ama &ccedil;ok nadir g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p> <p><strong>Silikon Protezlerin &Ouml;mr&uuml; Ne Kadardır?</strong></p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatlarında kullanılan silikonlar &ouml;m&uuml;r boyu kullanılacak şekilde tasarlanarak &uuml;retilir. Bununla birlikte 10 seneden sonra protezin silikon dış y&uuml;zeyinden kaynaklanacak sızıntılara karşı yıllık olarak tetkik edilmeleri &ouml;nerilir.</p> <p><strong>Silikon Protez Alerji Yapabilir mi?</strong></p> <p>V&uuml;cuda yerleştirilen yabancı cisimler altın, titanyum, silikon gibi v&uuml;cudun alerjik reaksiyon vermesinin beklenmediği maddelerden &uuml;retilir. Olağan durum ise yabancı cisim reaksiyonu denilen s&uuml;re&ccedil;tir. V&uuml;cuda yerleştirilen her madde v&uuml;cudun &uuml;rettiği bir t&uuml;r &ouml;rt&uuml; ile &ouml;rt&uuml;l&uuml;r. Buna protezde kaps&uuml;l denilmektedir.</p> <p><strong>Silikon Protezler Patlar mı?</strong></p> <p>Silikon protezler patlamaz ancak hacim kaybedebilirler. Meme b&uuml;y&uuml;tmede kullanılan silikon protezlerin hacim kaybetmesi hızlı ve ani değil uzun bir d&ouml;neme yayılarak olur. Dolayısıyla patlama gibi ani bir durum s&ouml;z konusu değildir. &Uuml;retim aşamasındaki t&uuml;m testlere rağmen silikon protezde bir &uuml;retim hatası olabilir ve &ccedil;ok nadir (100.000&rsquo;de 1) şekilde dış kaps&uuml;l&uuml;nden sızıntı nedeniyle i&ccedil; silikon i&ccedil;eriği azalabilir. Bu da hacim azalması şeklinde şikayete sebep olur. Bu durumda silikon protezin &ccedil;ıkartılıp yenisi ile değiştirilmesi gerekmektedir. Protez &uuml;reticileri bu gibi durumlara karşı 10 yıl boyunca garanti sağlamaktadır.</p> <p><strong>Silikon Koyulmuş Memelerde His Kaybı Olur mu?</strong></p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatında silikon koyulmuş memelerde, meme başında ya da memenin herhangi bir yerinde his kaybı olmamaktadır.</p> <p><strong>Meme B&uuml;y&uuml;tme Ameliyatında İz Kalır mı?</strong></p> <p>Her hangi bir kesi i&ccedil;eren her ameliyatta iz kalır. Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatında ama&ccedil; başarılı bir operasyonla birlikte ameliyat izinin belli olmayacağı, dikkat &ccedil;ekmeyeceği ya da gizlenebileceği yerlere yerleştirmektir.</p> <p>Meme b&uuml;y&uuml;tme ameliyatında kullanılacak protezi yerleştirmek i&ccedil;in meme altı b&ouml;lgeye &ccedil;eşitli yerlerden kesi yapılarak yol oluşturulabilir. Bu kesinin nasıl olacağı;</p> <ul> <li>Hastanın meme yapısına</li> <li>Cerrahın tercihlerine</li> <li>Hastanın isteğine g&ouml;re şekillenir.</li> </ul> <p>Genellikle meme altı kıvrımındaki 4-5 cm&rsquo; lik bir keşiden, meme başının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; koyulacak protez i&ccedil;in yeterli olanlarda meme başından, koltuk altından ve hatta g&ouml;bek deliğinden girilerek protez koyulabilir.</p>

Meme Küçültme Ameliyatı

<p>Meme estetiği, memenin formunun olduğu halden daha hoş g&ouml;z&uuml;ken bir noktaya taşımak olarak &ouml;zetlenebilir. M&uuml;dahale edilecek problem memenin k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, sarkıklığı, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, gelişimsel şekil bozuklukları ve hatta g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş bir meme başı gibi olduk&ccedil;a geniş bir yelpazede ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Meme estetiğinde en &ccedil;ok yapılan ameliyatlardan biri olan meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatları sadece kadınlarda değil erkek hastalarda da uygulanmaktadır. &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı nasıl yapılır?&rdquo; , &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı kimlere yapılır?&rdquo; , &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatında iz kalır mı?&rdquo; , &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatının fiyatı?&rdquo; , &ldquo;Erkekte meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı&rdquo;, &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmelidir&rdquo; gibi sorular meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatlarında merak edilen konuların başında gelmektedir.</p> <h2><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Nedir?</strong></h2> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı, memeden ağırlık ve sarkıklık yapan cilt-meme bezi dokusunun &ccedil;ıkarılması ve geriye kalan memenin daha dik ve estetik olarak iyileştirilmiş durumda şekillendirilmesidir.</p> <h2><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?</strong></h2> <p>Meme gelişimini tamamlamış, memesinde riskli kitle bulunmayan memesinin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden şikayet&ccedil;i kadın hastalara yapılır. Kadınsı meme dokusu gelişimine sahip erkeklerde de meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı yapılabilir.&nbsp;</p> <h2><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</strong></h2> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatında İz Kalır mı?</strong></p> <p>Kesi i&ccedil;eren her ameliyatta olduğu gibi meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı da izli bir ameliyattır. Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatından sonra erken d&ouml;nemde izler daha koyu ve belirgin olabilir. Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatından sonra 6-12 ay i&ccedil;erisinde ameliyat izleri olduk&ccedil;a silik ve cilt rengine yakın bir hal alacaktır. Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatının izi bazı hastalarda fark edilemeyecek kadar silikleşebilir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Nasıl Yapılır? Hangi Y&ouml;ntemler Uygulanır?</strong></p> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı nasıl yapılır? sorusu merak edilen konuların başında gelmektedir. Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı yapılırken temel basamaklar sarkık olan meme başının daha yukarı bir noktaya taşınması, gerekiyorsa meme başının ufaltılması, fazla olan cilt-meme dokusunun &ccedil;ıkartılması ve kalan dokunun tekrar estetik olarak şekillendirilmesidir. Burada meme başının taşınma şekline ve doku &ccedil;ıkartma y&ouml;ntemine g&ouml;re izler değişiklik g&ouml;sterir. En sık olan iz meme başının etrafında dairesel bir iz ve o izden başlayarak meme altı yeni kıvrımına inen dikey bir izdir. Eğer meme dokusu miktarı &ccedil;ok ise meme altı kıvrımı boyunca da iz olabilir. Ters bir T harfine benzetilebilir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Ne Kadar S&uuml;rer?</strong></p> <p>Memelerin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne ve uygulanan ameliyat tekniklerine bağlı olarak meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı 2-3 saat civarında s&uuml;rer.</p> <p><strong>Erkekte Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Nasıl Yapılır?</strong></p> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı erkeklerde de yapılabilmektedir. Erkek hastalardaki kadınsı meme dokusu gelişimine Jinekomasti denmektedir. Jinekomasti ergenlik d&ouml;neminde herkeste olurken ilerleyen yaşlarda y&uuml;zde 10-15 hastada gerilemeyerek kalıcı hal alır.</p> <ul> <li>&Ccedil;eşitli ila&ccedil;lar</li> <li>Beslenme şekli</li> <li>Alışkanlıklar</li> <li>Hastalıklar nedeniyle erkeklerde meme b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; oluşabilir.</li> </ul> <p>Erkeklerde meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatına karar vermeden &ouml;nce ilk olarak meme b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n nedenin ortaya koyulması gerekir.</p> <p>Jinekomasti d&uuml;zeltilmesi i&ccedil;in karar verilirken ne kadar cilt ve ne kadar doku fazlalığı olduğu dikkate alınmalıdır. Yağsı doku liposuction y&ouml;ntemi ile alınırken meme başı altında kalan sert doku meme başının koyu b&ouml;lgesinde yapılan ufak ve iz bırakmayan bir kesi ile girilerek &ccedil;ıkartılır. &nbsp;Eğer ki memelerde cilt fazlalığı &ccedil;ok ileri ise kadınlarda meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme işleminde yapıldığı gibi izli meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme yapmak gerekebilir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></p> <ul> <li>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı sonrası gece takipler a&ccedil;ısından hastanede ge&ccedil;irilir ve bir problem izlenmediği durumda ertesi sabah taburculuk verilir.</li> <li>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı sonrası erken d&ouml;nemde ağır egzersizden ka&ccedil;ınmak gerekir ama ağır bir yatak istirahati gereği yoktur.</li> <li>Yatış pozisyonu olarak ameliyat sonrası 4 hafta boyunca sırt&uuml;st&uuml; yatmalı ve &ouml;zellikle y&uuml;z&uuml;st&uuml; yatmaktan erken d&ouml;nemde ka&ccedil;ınmalıdır.</li> <li>Genelde ilk kontrole kadar ameliyat sırasında yapılan pansumanlar değiştirilmez.</li> <li>Kontrolde yara yerleri kontrol edildikten sonra bir engel yok ise hastanın duş almasına izin verilir.</li> <li>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı sonrası uygulanan &ouml;zel s&uuml;tyen 6-8 hafta kullanılmalıdır.</li> </ul> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</strong></p> <p>Her bu &ouml;l&ccedil;ekte ameliyatta olduğu gibi meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltmenin de belli başlı riskleri vardır. Bunların hepsine karşı &ouml;nlem alınsa da &ouml;ng&ouml;r&uuml;lemeyen durumlar ortaya &ccedil;ıkabilir ancak hepsinin &uuml;stesinden gelmek i&ccedil;in gerekli m&uuml;dahaleler ameliyat ekibi tarafından ger&ccedil;ekleştirilecektir.</p> <p>İlk 24 saatteki en sık risk operasyon b&ouml;lgesine olan kanamalardır. Bu durum yaklaşık olarak her 100 hastanın 1-2&rsquo;sinde olabilir. Bu kanamanın miktarı takip edilir ve takipte eğer gerilemeyeceği &ouml;n g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse aynı gece yapılan kısa bir operasyon ile boşaltım işlemi yapılır. Bu durum nihai estetik durumu etkilemez ancak ek bir anestezi altında operasyon anlamına gelir.</p> <p>Erken haftalarda en sık karşılaşılan komplikasyonlar yara yeri enfeksiyonları ve buna bağlı olabilecek dikiş yerlerinde iyileşme problemleridir. Bu durum &ouml;zellikle dik izin yatay izle birleştiği, gerginliğin en fazla olduğu yerde daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <p>Diyabet, sigara, yumuşak doku hastalıkları gibi koşullar bu komplikasyonun riskini y&uuml;kselttiği i&ccedil;in operasyon &ouml;ncesi diyabetinizin ve yumuşak doku hastalığınızın kontrol altında olması, sigara t&uuml;ketiminizin m&uuml;mk&uuml;nse kesilmesi gerekmektedir.</p> <p>Bu risk de her 100 kişi de 2-4 dolayındadır. Bu gibi durumlar hemen her zaman pansumanlar ile toparlarken &ccedil;ok nadir şartlarda lokal bir işlemle dikiş atılması gerekebilir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Sonrası Emzirilebilir mi?</strong></p> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı sırasında s&uuml;t &uuml;reten bezler b&uuml;y&uuml;k oranda korunur ve emzirilebilir. Ancak bunun bir &ccedil;ıkarım olduğunun bir garanti olmadığının da bilgisi verilmelidir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Meme Kanserine Neden Olur mu?</strong></p> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı hi&ccedil;bir şekilde kansere neden olmaz. Tam aksine doku uzaklaştırıldığı i&ccedil;in kanser riskini d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; konusunda g&ouml;r&uuml;şler vardır ancak bilimsel yayınlarda ve geniş serilerde ortaya koyulmuş değildir. Nihai olarak kanser riskini arttırmadığını kesin olarak s&ouml;ylenebilir.</p> <p><strong>Meme K&uuml;&ccedil;&uuml;ltme Ameliyatı Fiyatı Ne Kadardır?</strong></p> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatı konusunda en merak edilen konuların başında &ldquo;Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatının fiyatı&rdquo; gelmektedir. Yapılan işleme, ihtiya&ccedil; olan tedavi bi&ccedil;imine, hastanın sağlık durumdan dolayı hastanede alacağı m&uuml;dahaleler meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatında belirleyici olmaktadır. Aynı zamanda hastanenin ve meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatını ger&ccedil;ekleştiren estetik cerrahın fiyat politikası da &ouml;nemlidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstr&uuml;ktif B&ouml;l&uuml;m&uuml; İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara. Konya, Trabzon gibi bir&ccedil;ok şehirden hasta kabul etmektedir.</p>

Meme Dikleştirme Ameliyatı

<p>Meme estetiği, memenin formunun olduğu halden daha hoş g&ouml;z&uuml;ken bir noktaya taşımak olarak &ouml;zetlenebilir. M&uuml;dahale edilecek problem memenin k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, sarkıklığı, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, gelişimsel şekil bozuklukları ve hatta g&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş bir meme başı gibi olduk&ccedil;a geniş bir yelpazede ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Meme estetiğinde meme dikleştirme ameliyatı en sık yapılan ameliyatlar arasındadır. &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatı nedir?&rdquo;, &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatı kimlere yapılır?&rdquo;, &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatı nasıl yapılır?&rdquo;, &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatı fiyatı ne kadardır?&rdquo;, &ldquo;Meme dikleştirmede ameliyatsız y&ouml;ntemler var mıdır?&rdquo;, &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatında iz kalır mı?&rdquo; , &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatının riskleri var mıdır?&rdquo; , &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatından&nbsp; sonra nelere dikkat edilmelidir&rdquo; gibi sorular meme dikleştirme konusunda merak edilen konuların başında gelmektedir.</p> <h2><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Nedir?</strong></h2> <p>Meme k&uuml;&ccedil;&uuml;ltme ameliyatlarına prensip olarak benzeyen ameliyatlardır. Meme dikleştirme ameliyatlarında temel uğraş fazla, memede sarkıklık yapan cilt dokusudur. Ya &ouml;zel &ccedil;izimlerle bu fazla cilt ya da &ccedil;ok az miktarda doku &ccedil;ıkartılır. Sarkık olan meme başı ve meme dokusu, daha dik ve dolgun bir meme elde edilecek şekilde şekillendirilir.</p> <h2><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatına Hangi Durumlarda Karar Verilir?</strong></h2> <p>Meme başının meme altı kıvrımı hizasında ve aşağısında yer aldığı (sarkıklık-pitozis) ve meme dokusunun fazla olmadığı durumlarda meme dikleştirme uygulanır</p> <h2><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</strong></h2> <p><strong>Meme Dikleştirme İ&ccedil;in Hangi Y&ouml;ntemler Uygulanır? Ameliyatsız Y&ouml;ntemler Var mıdır?</strong></p> <p>Meme dikleştirme i&ccedil;in &ccedil;eşitli kesiler i&ccedil;eren y&ouml;ntemler uygulanabilir.</p> <ul> <li>Meme başı &ccedil;evresi</li> <li>Meme başı &ccedil;evresi-kıvrıma doğru dikine iz</li> <li>Meme başı &ccedil;evresi-ters t iz</li> </ul> <p>Bu kesiler memenin mevcut durumuna ve hastanın ihtiyacına en iyi şekilde cevap verebilecek y&ouml;nteme g&ouml;re karar verilir. Anlamlı fayda sağlayan ameliyatsız bir y&ouml;ntem yoktur.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Ne Kadar S&uuml;rer?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatı 2 saat civarında bir s&uuml;re alır</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatında İz Kalır mı?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatlarıyla ilgili merak edilen konuların başında ameliyat sonrası iz kalıp kalmadığıdır. Her cerrahi girişimde olduğu gibi meme dikleştirme de iz kalır. İzler erken d&ouml;nemde daha belirgin ve kırmızı iken zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e silikleşir ve zor fark edilebilir bir hal alır.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatı &ouml;ncesinde sigara i&ccedil;imine m&uuml;mk&uuml;nse son verilmesi ya da azaltılması, bitkisel &uuml;r&uuml;nlerin aşırı t&uuml;ketiminden ka&ccedil;ınılması ve aktif bir yumuşak doku hastalığı varsa tedavisinin d&uuml;zenlenmesi gerekmektedir.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatının Riskleri Nelerdir?</strong></p> <p>Her bu &ouml;l&ccedil;ekte ameliyatta olduğu gibi meme dikleştirmenin de belli başlı riskleri vardır. Bunların hepsine karşı &ouml;nlem alınsa da &ouml;ng&ouml;r&uuml;lemeyen durumlar ortaya &ccedil;ıkabilir ancak hepsinin &uuml;stesinden gelmek i&ccedil;in gerekli m&uuml;dahaleler ameliyat ekibi tarafından ger&ccedil;ekleştirilecektir.</p> <p>İlk 24 saatteki en sık risk operasyon b&ouml;lgesine olan kanamalardır. Bu durum yaklaşık olarak her 100 hastanın 1-2&rsquo;sinde olabilir. Bu kanamanın miktarı takip edilir ve takipte eğer gerilemeyeceği &ouml;n g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse aynı gece yapılan kısa bir operasyon ile boşaltım işlemi yapılır. Bu durum nihai estetik durumu etkilemez ancak ek bir anestezi altında operasyon anlamına gelir.</p> <p>Erken haftalarda en sık karşılaşılan komplikasyonlar yara yeri enfeksiyonları ve buna bağlı olabilecek dikiş yerlerinde iyileşme problemleridir. Bu durum &ouml;zellikle dik izin yatay izle birleştiği, gerginliğin en fazla olduğu yerde daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <p>Diyabet, sigara, yumuşak doku hastalıkları gibi koşullar bu komplikasyonun riskini y&uuml;kselttiği i&ccedil;in operasyon &ouml;ncesi diyabetinizin ve yumuşak doku hastalığınızın kontrol altında olması, sigara t&uuml;ketiminizin m&uuml;mk&uuml;nse kesilmesi gerekmektedir.</p> <p>Bu risk de her 100 kişi de 2-4 dolayındadır. Bu gibi durumlar hemen her zaman pansumanlar ile toparlarken &ccedil;ok nadir şartlarda lokal bir işlemle dikiş atılması gerekebilir.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Meme Kanserine Neden Olur mu?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatı kansere sebep olmaz.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Sonrası Emzirilebilir mi?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatı sırasında s&uuml;t &uuml;reten bezler b&uuml;y&uuml;k oranda korunur ve emzirilebilir. Ancak bunun bir &ccedil;ıkarım olduğunun bir garanti olmadığının da bilgisi verilmelidir.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?</strong></p> <p>Ameliyat sonrası gece takipler a&ccedil;ısından hastanede ge&ccedil;irilir ve bir problem izlenmediği durumda ertesi sabah taburculuk verilir. Ameliyat sonrası erken d&ouml;nemde ağır egzersizden ka&ccedil;ınmak gerekir ama ağır bir yatak istirahati gereği yoktur. Yatış pozisyonu olarak ameliyat sonrası 4 hafta boyunca sırt&uuml;st&uuml; yatmalı ve &ouml;zellikle y&uuml;z&uuml;st&uuml; yatmaktan erken d&ouml;nemde ka&ccedil;ınmalıdır. Genelde ilk kontrole kadar ameliyat sırasında yapılan pansumanlar değiştirilmez. Kontrolde yara yerleri kontrol edildikten sonra bir engel yok ise hastanın duş almasına izin verilir. Ameliyat sonrası uygulanan &ouml;zel sutyen 6-8 hafta kullanılmalıdır.</p> <p><strong>Meme Dikleştirme Ameliyatı Fiyatı Ne Kadardır?</strong></p> <p>Meme dikleştirme ameliyatı ile ilgili merak edilenlerin başında &ldquo;Meme dikleştirme ameliyatı ne kadardır&rdquo; sorusu gelmektedir. Yapılan işleme, ihtiyacınız olan tedavi bi&ccedil;imine, sağlık durumunuzdan dolayı hastanede alacağınız m&uuml;dahaleler meme dikleştirme ameliyatının fiyatında değişikliklere neden olabilir. Aynı zamanda hastanenin ve meme dikleştirme ameliyatını ger&ccedil;ekleştiren estetik cerrahın fiyat politikası da &ouml;nemlidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstr&uuml;ktif B&ouml;l&uuml;m&uuml; İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara. Konya, Trabzon gibi bir&ccedil;ok şehirden hasta kabul etmektedir.</p>

Korneal Çapraz Bağlama (Cross- Linking)

<p>Kornea rahatsızlıkları arasında yer alan ve g&ouml;rme kaybına yol a&ccedil;abilen keratokonus hastalığının erken teşhisi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. &Ouml;zellikle 10-20 yaş aralığında hızlı bir şekilde seyreden keratokonus hastalığının ilerlemesi &ldquo;Korneal &Ccedil;apraz Bağlama&rdquo; (Corneal Cross-linking) y&ouml;ntemiyle durdurulabiliyor. Korneayı daha sıkı ve sağlam bir yapıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren cross-linking tedavi işlemi sonrasında hastalar kısa s&uuml;rede sağlığına kavuşabiliyor</p> <h2><strong>Cross-linking&nbsp;nedir?</strong></h2> <p>Korneal &ccedil;apraz bağlama (cross-linking) tedavisi, korneada yer alan kolajen yapılar arasındaki &ccedil;apraz bağ sayısını artırmak korneanın daha sıkı ve sağlam bir yapıya d&ouml;n&uuml;şmesini sağlayan riboflavin ve ultraviyole A ışınının kullanıldığı bir tedavi y&ouml;ntemidir.&nbsp;</p> <h2><strong>Hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Temel olarak keratokonus hastalığının ilerlemesini durdurmak i&ccedil;in kullanılan cross-linking tedavisi, keratokonusun bir versiyonu olan pell&uuml;sid marjinal dejenerasyonda (PMD) ve &ouml;zellikle Excimer Lazer sonrası oluşan ektazilerde de uygulanabilir. Bununla birlikte Excimer Lazer tedavisi olmak isteyip korneası &ccedil;ok ince olan hastalarda ektazi gelişmemesi i&ccedil;in de cross-linking ile excimer lazer kombine edilerek kullanılabilir.&nbsp;</p> <h2><strong>Avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>Normal şartlar altında keratokonusta kornea &ouml;ne doğru sivrileşir. Bu sivrileşme zaman i&ccedil;erisinde artarak korneanın incelmesine neden olur. Cross-linking tedavisinin en &ouml;nemli avantajı korneayı &ccedil;ok daha sıkı ve sağlam bir hale getirerek, korneadaki bu sivrileşmenin &ouml;n&uuml;n&uuml; kesmesidir.&nbsp;</p> <h2><strong>Bu tedavi y&ouml;ntemi nasıl uygulanır?&nbsp;</strong></h2> <p>Ameliyathane şartlarında uygulanan cross-linking tedavisi, temel olarak iki aşamada ger&ccedil;ekleştirilir. İşlem uygulanacak g&ouml;z &ouml;ncelikle anestetik damla ile uyuşturulur. Daha sonra, işlem yapılacak g&ouml;z ve &ccedil;evresi steril bir şekilde temizlenerek hazırlanır. G&ouml;ze blefarosta takılarak işlem boyunca a&ccedil;ık tutulması sağlanır. Birinci aşamada, kornea santralindeki kornea epiteli 8.5-9 mm &ccedil;apında olacak şekilde kazınır. Epitel kazınmasının ardından mutlaka kornea kalınlığının &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleştirilir. Sonrasında 20 dakika boyunca iki dakikada bir g&ouml;ze riboflavin sol&uuml;syonu damlatılır. Bu s&uuml;recin sonunda kornea kalınlığı yeniden &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Bu sırada yapılan &ouml;l&ccedil;&uuml;m kritiktir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ışın tedavisinin başlatılabilmesi i&ccedil;in korneanın en ince noktasının 400 mikronun &uuml;zerinde olması gerekmektedir. Eğer kornea kalınlığı 400 mikronun &uuml;zerindeyse 2. aşama olan UV-A ışın tedavisine başlanır. Işın tedavisinin s&uuml;resi 3-30 dakika arasında değişkenlik g&ouml;stermektedir. Standart protokolde ışın tedavisinin s&uuml;resi 30 dakikadır ve bu s&uuml;re genellikle progresyonun en riskli olduğu 18 yaş altındaki hastalarda tercih edilmektedir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, erişkin hastalarda ise hızlandırılmış protokoller (9-10 dakikalık ışın s&uuml;releri) tercih edilmektedir. 2. aşamada UV-A ışın tedavisi verilirken, korneaya 2 dakikada bir riboflavin sol&uuml;syonu tatbik edilmeye devam edilmektedir. İşlem bittiğinde ise, kornea d&uuml;zg&uuml;nce yıkanır, kalınlık &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; yapılır ve g&ouml;ze bandaj kontakt lens takılır. Bu kontakt lens epitel kapanması sağlanana kadar (3. ve 4. g&uuml;ne kadar) g&ouml;zde tutulur ve sonrasında g&ouml;zden &ccedil;ıkartılır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>Cross-Linking ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Bandaj kontakt lensin takılmasının sebebi nedir?</strong></p> <p>Bandaj kontakt lens, işlem &ouml;ncesinde kazınan epitelin iyileşmesini hızlandırır ve hastanın şikayetlerini azaltır.&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking işlemi ağrılı bir işlem midir?</strong></p> <p>&Ouml;ncesinde ve işlem boyunca aralıklarla damlatılan anestetik damlalar nedeniyle cross-linking işlemi olduk&ccedil;a konforludur. Hastalar işlemi &ccedil;ok rahat bir şekilde tolere etmektedir. Ancak, işlem sonrasında epitel iyileşmesi tamamlanana kadar hastalar yanma, batma, sulanma ve ağrı şikayetlerinden yakınmaktadır.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking cihazının ve kullanılan sol&uuml;syonun kalitesi operasyonu etkiler mi?</strong></p> <p>Kullanılan UV-A cihazının ve riboflavin sol&uuml;syonunun kalitesi işlemin başarılı olabilmesi ve yan etkilerin azaltılması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. &Ouml;rneğin, riboflavin sol&uuml;syonunun se&ccedil;imi yapılırken, &ouml;zellikle korneayı inceltmeyen sol&uuml;syonlar tercih edilmelidir. Cihaz se&ccedil;iminde ise, cihazın ergonomik bir tasarımda olması, UV-A ışınını homojen bir şekilde korneaya aktarması, ayarlanabilir s&uuml;re ve enerji parametrelerinin olması dikkate alınması gereken unsurlardır.&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking g&uuml;venli bir y&ouml;ntem midir?</strong></p> <p>İşlem &ouml;ncesi değerlendirme detaylıca yapılarak doğru hasta se&ccedil;imi yapılmış, kaliteli cihaz ve sol&uuml;syon kullanılmış ve hijyen kuralları da aksatılmamışsa, cross-linking işlemi olduk&ccedil;a g&uuml;venilir bir y&ouml;ntemdir. Ancak, t&uuml;m &ouml;nlemler alınsa da her işlem gibi bu y&ouml;ntemin de olası yan etkileri ve komplikasyonları bulunmaktadır. İşlem &ouml;ncesinde bu riskler hastaya ve yakınlarına mutlaka a&ccedil;ıklanmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking işleminin riskleri nelerdir?</strong></p> <p>Her şeyden &ouml;nce işlemin etkisiz olma ihtimali bulunmaktadır. Bununla birlikte g&ouml;r&uuml;lebilecek diğer komplikasyonlar arasında, kornea enfeksiyonları, korneada lekelenme, infiltratlar, skar gelişimi ve korneal &ouml;dem sayılabilmektedir. Bu nedenle hastaların işlem &ouml;ncesi, bu olası komplikasyonlar hakkında detaylıca bilgilendirilmeleri gerekmektedir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking g&ouml;r&uuml;ş kalitesini değiştirir mi?</strong></p> <p>Cross-linking işleminin yapılma nedeni bu hastalığı durdurmak ve korneayı daha sıkı bir hale getirmektir. Ama&ccedil; hastanın g&ouml;rme d&uuml;zeyini ve kalitesini arttırmak değildir. Ancak, cross-linking sonrasında korneada meydana gelen değişim bazı hastalarda g&ouml;rme d&uuml;zeyinde ve kalitesinde artışa neden olabilmektedir.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking kimlere uygulanmaz?</strong></p> <p>Korneada leke ya da &ccedil;atlaklık olan ve korneası &ccedil;ok incelmiş ileri evre keratokonus hastalarında cross-linking uygulanamamaktadır. Bu nedenle erken tanı ve erken m&uuml;dahale son derece &ouml;nemlidir.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>Cross-linking g&uuml;nl&uuml;k hayatı etkiler mi?</strong></p> <p>İşlem sonrası ilk &uuml;&ccedil; g&uuml;n, kazınan epitel d&uuml;zelene kadar, hastalarda yanma, batma, sulanma, ağrı, kızarma, ışık hassasiyeti olabiliyor. Bu sebeple hastaların ilk &uuml;&ccedil; g&uuml;n evde istirahat etmelerini istiyoruz.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası ne zaman taburcu olunur?</strong></p> <p>Genellikle işlemden sonra hastanede yatışa gerek yoktur. Hastalar aynı g&uuml;n evlerine gidebilirler. Bununla birlikte g&ouml;ze bandaj lens takıldığı i&ccedil;in epitel kapanmadan duş yapılmasını da istemiyoruz.&nbsp;</p> <p><strong>Bu işlemi yaptıranlar d&uuml;zenli kontrole gelmeli midir?</strong></p> <p>İşlem yapılan hastalar işlemden sonraki 4. g&uuml;n kontrole gelmelidir. Sonrasında birinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; aylarda rutin kontrol gerekir. Hastaların işlemi yaptırmalarının birinci ve ikinci ayında hastalıklarında bir k&ouml;t&uuml;leşme olabilmektedir. 2. ve 3. aydan sonra ise bu klinik k&ouml;t&uuml;leşme d&uuml;zelmeye başlar.&nbsp;</p> <p><strong>İki g&ouml;ze aynı anda işlem yapılabilir mi?</strong></p> <p>Aynı seansta iki g&ouml;ze birden işlem yapılması &ccedil;ok tercih edilen bir uygulama değildir. Ancak bazı sosyal endikasyonlar sebebiyle iki g&ouml;z&uuml;ne de aynı anda işlem yapılabilir. Daha konforlu iyileşme s&uuml;reci i&ccedil;in g&ouml;zlerin teker teker yapılması her zaman daha sağlıklı olmaktadır.</p> <p><strong>Cross-linking ile birlikte kullanılan başka teknolojiler var mı?</strong></p> <p>&Ouml;zellikle son yıllarda, cross-linking ile birlikte PRK / No Touch Lazer kombine edilebiliyor. Ancak bu kombinasyon her hastada m&uuml;mk&uuml;n olmuyor. Erken yakalanmış, kornea kalınlığı iyi olan keratokonus hastalarında bu kombinasyon tercih edilebiliyor. Bu kombinasyonun amacı ise, bir taraftan korneada cross-linking işlemini yaparak hastalığı durdurmak, diğer taraftan da PRK ya da No-Touch Lazer ile g&ouml;z&uuml;n refraksiyonunda az da olsa bir d&uuml;zeltme yaparak hastanın d&uuml;zeltilmemiş g&ouml;rme keskinliğinde artışa yol a&ccedil;abilmektir.</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al