Sağlık Kütüphanesi

Sağlığınızla ilgili merak ettiğiniz soruların yanıtlarını ve sağlıklı bir yaşam için atılması gereken adımları kütüphanemizde bulabilirsiniz.

Hastalıklar

Konjonktivit

<p>Konjonktivit, &ccedil;ok fazla &ouml;nemsenmese de, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde g&ouml;rme kusurlarına neden olabilir. Bu nedenle<strong> </strong>konjonktivitin nedeninin ayırt edilmesi ve buna g&ouml;re tedavinin d&uuml;zenlenmesi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. <strong>Memorial Şişli Hastanesi G&ouml;z B&ouml;l&uuml;m&uuml; Uzmanları </strong>konjonktivit hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Konjonktivit nedir?</strong></h2> <p>Toplumda kırmızı g&ouml;z hastalığı olarak da bilinen konjonktivit, g&ouml;z&uuml;n beyaz kısmını &ouml;rten şeffaf tabaka ve g&ouml;z kapaklarının i&ccedil; kısmının iltihaplanmasıdır. G&ouml;z kapaklarının i&ccedil; kısmı, g&ouml;z&uuml;n beyaz kısmını kaplayan ince ve şeffaf zara konjonktiva denmektedir. Konjonktivit, konjonktiva isminden gelmektedir. G&ouml;zde kırmızılığa neden olduğu i&ccedil;in de konjonktivit, toplumda kırmızı g&ouml;z hastalığı olarak bilinmektedir.</p> <h2><strong>Konjonktivit belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Konjonktivitin belirtileri şu şekilde sıralanabilir:</p> <ul> <li>G&ouml;zlerin kanlanması</li> <li>&Ccedil;apaklanma</li> <li>Sulanma</li> <li>Kızarıklık</li> <li>Kaşıntı</li> <li>G&ouml;zlerde yanma ya da batma</li> <li>Kirpiklere yapışan iltihap</li> <li>G&ouml;z kapağında veya zar yapıda şişlik</li> <li>Alt g&ouml;z kapağı i&ccedil;inde folik&uuml;ller</li> <li>G&ouml;zde ağrı</li> </ul> <h2><strong>Konjonktivit neden olur?</strong></h2> <p>Konjonktivitler, mikrobik, alerjik olmak &uuml;zere &ccedil;ok &ccedil;eşitlidir. Sulanma, &ccedil;apaklanma, kaşıntı, batma, kızarıklık, gibi belirtiler verirler. Zamanında tedavi edilmezse kronikleşebilirler. G&ouml;zler aynı ağzımız gibi dışarıdan gelen t&uuml;m etkenlere a&ccedil;ık bir b&ouml;lgedir. G&ouml;z kapakları a&ccedil;ılıp kapatılarak s&uuml;rekli olarak havadan gelen toz, toprak, mikroplar engellenir. Ayrıca bu refleks g&ouml;z&uuml;n &uuml;zerini de nemlendirir. Ancak bazen g&ouml;zler korunamayabilir. Bazı maddeler g&ouml;z&uuml;n &uuml;zerine yerleşir ve reaksiyon meydana gelir. Havada u&ccedil;uşan bir toz zerresi g&ouml;z kapaklarının arasından ge&ccedil;erek konjonktivaya ulaşır. Eğer kişi hassassa alerjik konjonktivit oluşur. Veya bazı vir&uuml;s tipleri, &ouml;rneğin grip sonrasında mikrop konjonktivaya yerleşirse viral konjonktivit meydana gelir. Veya g&ouml;zyaşının azalmasına bağlı kurumayla birlikte kapakların hareketinin yavaşlamasıyla g&ouml;z&uuml;n beyazındaki kızarıklığın artmasıyla kuru g&ouml;ze bağlı konjonktivite neden olabilir. Hepsine birden konjonktivit yani kırmızı g&ouml;z hastalığı sınıfına girmektedir.</p> <h2><strong>Konjonktivit teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>&Ouml;ncelikle hastanın detaylı anamnezi, şikayetleri g&ouml;z hastalıkları uzmanı tarafından alınır. Konjonktivit g&ouml;z doktorunun biyomikrokobik muayenesiyle teşhis edilebilir. Viral, bakteriyel ya da alerjik konjonktivit teşhisi yine doktor tarafından konulmaktadır. Eğer tanı doğru konulmazsa ve iyileşme sağlanmazsa g&ouml;zde farklı komplikasyonlar &ccedil;ıkabilir.</p> <h2><strong>Konjonktivit tedavisi nasıl olur?</strong></h2> <p>Tedavi viral, bakteriyel ya da alerjik konjonktivit t&uuml;r&uuml;ne g&ouml;re değişmektedir. Konjonktivitlerin k&ouml;keninde alerji olabilir, kuru g&ouml;z olabilir, mikrobik, viral olaylar olabilir. Tedavisi mutlaka uzman g&ouml;z doktorları tarafından yapılmalıdır. Konjonktivitin nedeninin ayırt edilmesi ve buna g&ouml;re tedavinin d&uuml;zenlenmesi &ouml;nemlidir. Kaşıntıyla beraber olan kızarıklık alerjiye bağlı konjonktivit olabilir. Alerjik konjonktivitin tedavisinde g&ouml;z damlalarıyla alerjinin yaptığı kaşıntı ve kızarıklığın ortadan kaldırılması gerekir. Eğer <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/goz-kurulugu-nedir-neden-olur">kuru g&ouml;z </a>nedeniyle tahriş meydana gelen bir konjonktivit varsa suni g&ouml;zyaşı damlaları ile tedavi edilip g&ouml;z y&uuml;zeyinin nemlendirilmesi gerekir. Bakteriyel konjonktivit varsa bunu hangi etkinin yaptığı, bu etkinin saptanması gerekirse g&ouml;zden s&uuml;r&uuml;nt&uuml; alınıp etken madde saptanabilir, uzman g&ouml;z hekimi tarafından gereken antibiyotiklerle tedavi yapılmalıdır. Eğer tedavi olunmazsa konjonktivit yerleşip tekrarlar. Konjonktivitleri tedavi ederken kirpik diplerinin hijyeninin de sağlanması gerekmektedir. Konjonktivit damla ve &ccedil;eşitli pomatlarla tedavi edilir. Konjonktivit re&ccedil;ete edilen ila&ccedil;larla kolaylıkla tedavi edilmektedir.</p> <h2><strong>Konjonktivit hastalığı hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Konjonktivit hastalığı bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>Enfeksiyonlara bağlı olan konjonktivitler sıklıkla bulaşıcıdırlar. Hastalık s&uuml;resince yapılması gerekenler, belirtilere g&ouml;re y&ouml;n değiştirmektedir. Antibiyotikli damlalar adenovirus enfeksiyonlarını ve diğer viral g&ouml;z enfeksiyonlarını iyileştiremez.&nbsp; Yalnızca bakteriyel g&ouml;z enfeksiyonu ş&uuml;phesinde ve adenovirus konjonktiviti nedeniyle zayıflamıŞ g&ouml;z direncinden faydalanmak isteyen bakteriyel konjonktivitin oluşmasına engel olmak i&ccedil;in kullanılmaktadır. Hastalığın bulaşmasını engellemek i&ccedil;in eller sık yıkanmalı, konjonktiviti olan kişilerle tokalaşmak ve &ouml;p&uuml;şmekten ka&ccedil;ınılmalıdır. Bu g&ouml;z enfeksiyonuna yakalanmış kişilerle, aynı havlu ve makyaj malzemeleri kullanılmamalıdır. Adenovirus enfeksiyonu bazı hastalarda g&ouml;z&uuml;n kornea tabakasının da tutulmasına neden olmakta ve g&ouml;rmeyi azaltabilmektedir.</p> <p><strong>Konjonktivit hastalığı nereden yayılır?</strong></p> <p>Adenovirus nedeniyle gelişen konjonktivit genellikle kreşler, okullar, hastaneler ve toplu taşıma ara&ccedil;larında hızla yayılır.</p> <p><strong>Konjonktivit ne kadar zamanda iyileşir?</strong></p> <p>G&ouml;zlerde olduk&ccedil;a yoğun kızarıklık ve &ccedil;apaklanma ile seyreden bu hastalık bir hafta, on g&uuml;n gibi bir s&uuml;re&ccedil;ten sonra iyileşirken kimi hastalarda tedavi yapılmadığı takdirde ciddi, kalıcı g&ouml;rme bozukluklarına neden olabilir. Ayrıca g&ouml;z doktorunun belirlediği s&uuml;rede kontrole gitmek de &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Konjonktivit tedavi edilmezse ne olur?</strong></p> <p>Alerjik konjonktivitler genelde &ccedil;ocuklarda g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Yenidoğan konjonktivit ve &ccedil;ocuklarda konjonktivit g&ouml;r&uuml;lebilir. Tedavi edilmezse yerleşir. Yerleşme olursa da g&ouml;zde aşırı kaşıntı meydana gelir. &Ccedil;ok kaşınma ileride keratakonus denilen korneanın incelmesiyle meydana gelen hastalığa neden olur. Bu da kalıcı g&ouml;rme kusurunu beraberinde getirir. Viral konjonktivit tedavi edilmezse tekrarlayan enfeksiyonlarla g&ouml;z&uuml;n &uuml;zerinde leke oluşturarak g&ouml;rme seviyesinde d&uuml;ş&uuml;şe neden olabilir. Eğer u&ccedil;uk vir&uuml;s&uuml;ne bağlı bir konjonktivit olursa bu da kalıcı g&ouml;rme kusuruna neden olur. Bakteriyel konjontivitler hemen iyileşebilir. Ancak yerleşirse g&uuml;nl&uuml;k yaşantıda g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&uuml;rekli &ccedil;apaklanma olacaktır. Eğer konjonktivit zamanında teşhis edilip tedavi edilmezse kalıcı g&ouml;rme kusuruna neden olacaktır. &Ouml;zellikle &ccedil;ocuklarda mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.</p> <p><strong>Konjonktivitin neden olduğu keratakonus nedir?</strong></p> <p>G&ouml;z k&uuml;resinin en &ouml;ndeki saydam tabakası olan ve etraftaki cisimleri g&ouml;rmeyi sağlayan korneanın &ouml;ne doğru bombeliğinin artması (sivrileşmesi) ve aynı zamanda incelmesi ile kendini g&ouml;steren hastalığa &ldquo;keratokonus&rdquo; adı verilmektedir. Bir&ccedil;ok keratokonus hastasında tespit edilen alerjik konjonktivit rahatsızlığı ve buna bağlı g&ouml;z&uuml;n s&uuml;rekli ovalanması da &ouml;nemli risk fakt&ouml;rleri arasında bulunmaktadır. Yapılan &ccedil;alışmalar g&ouml;z&uuml; mekanik olarak ovalamanın kornea yapısını kalıcı ya da ge&ccedil;ici olarak değiştirebileceğini g&ouml;sterirken, g&ouml;z ovalama hareketi hastalığa tetikleyici ya da ilerletici etki yapabilmektedir.</p> <p><strong>Konjonktivit evde tedavi edilir mi?</strong></p> <p>Uzman bir g&ouml;z hekimi tarafından tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Evde uygulanan y&ouml;ntemler g&ouml;ze zarar verebilir. Bu nedenle ilk olarak bir g&ouml;z doktoruna gidilmelidir.</p> <p><strong>Konjonktivite neden olan kuru g&ouml;z&uuml;n sebebi nedir?</strong></p> <p>G&ouml;zyaşının b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; ak&ouml;z tabaka oluşturur. Bu tabaka &ccedil;eşitli mikroorganizmalara karşı koruyucu g&ouml;revdedir. G&ouml;zdeki g&ouml;zyaşı film tabakasında g&ouml;zyaşının sağlıklı &uuml;retilebilmesi i&ccedil;in &ouml;nemli olan yağlı bir kısım vardır. Bu tabakanın sağlıklı olmasını sağlayan bezler ise kapaklardadır ve bu tabaka her kirpiğin dibinde bulunur. Bu tabaka sağlıklı &ccedil;alışmazsa g&ouml;zyaşı hızlı buharlaşır ve g&ouml;z kuruluğu meydana gelir. Kitap okurken, bilgisayar başında, telefon ve tablet kullanımında, klimalı yerlerde, ş&ouml;mine başında g&ouml;z uzun s&uuml;re a&ccedil;ık kaldığında g&ouml;zyaşının yağlı tabakası g&ouml;z&uuml; nemli tutar. Ama bu doğru &ccedil;alışmadığında g&ouml;z kuruluğu oluşur.<br /> <br /> <strong>G&ouml;z temizliği konjonktivit hastalığından korunmada &ouml;nemli mi?</strong></p> <p>Yoğun makyaj yapanlarda, kirpik dibi boyası kullananlarda konjonktivit gelişme riski &ccedil;ok y&uuml;ksektir. Bu nedenle g&ouml;z makyajı yapanların temizliğe dikkat etmesi gerekir. Kirpik i&ccedil;in &ouml;zel bakım şampuanları, bebek şampuanları ya da g&ouml;z temizleme mendilleri kullanılmalıdır. Bu &uuml;r&uuml;nlerin g&ouml;z doktoru onaylı olması &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Konjonktivitten nasıl korunmalı?</strong></p> <p>Eller g&ouml;zle temas ettirilmemelidir. Ayrıca bu nedenle &ccedil;evrede hasta birisi varsa onun eşyaları, &ouml;rneğin makyaj malzemeleri, havlu gibi kişisel eşyaları asla kullanılmamalıdır. Havuzların hijyenik olması &ouml;nemlidir. Bunun yanında s&uuml;rekli bilgisayar kullanan kişilerin suni g&ouml;z yaşı damlaları kullanması gerekebilir &ccedil;&uuml;nk&uuml; ekran g&ouml;z&uuml; kurutur. Ekrana bakarken s&uuml;rekli g&ouml;z kırpmak korunmakta yardımcı olmaktadır. Lens kullanan kişilerin kurallara uyması &ouml;nemlidir. Lensi kullanmadan &ouml;nce eller 20 saniye boyunca doğru bi&ccedil;imde yıkanmalıdır. Yıkanan eller tek kullanımlık kağıt havluyla iyice kurulanmalıdır ve lensler o şekilde g&ouml;ze yerleştirilmelidir. Lens kullanım saatleri i&ccedil;erisinde eller ağız, burun, y&uuml;z ve g&ouml;ze değdirilmemelidir. G&ouml;zler ovuşturulmamalıdır. Lenslerin tatlı suyla teması sağlanmamalıdır. Aynı şekilde lensler &ccedil;ıkarılırken eller yine 20 saniye boyunca doğru bi&ccedil;imde yıkanmalı; tek kullanımlık kağıt havlu ile iyice kurutulmalı ve lensler o şekilde &ccedil;ıkarılarak kutusuna konulmalıdır. Soğuk ve r&uuml;zgarlı havalarda g&ouml;z yaşı kanalı tıkanıklığı olan hastaların şikayetlerinde de artış olur. G&ouml;zyaşı kanal tıkanıklığı, g&ouml;zde sulanmaya neden olur ve devamlı bir hal aldığında ise ameliyatla tedavi edilecek kadar ileri bir boyuta gelebilmektedir. Kardan yansıyan g&uuml;neş ışınları, g&ouml;z&uuml;n kornea, lens ve retina tabakalarına zarar vermektedir. Bu nedenle uzun s&uuml;re karlı ortamda vakit ge&ccedil;irenlerin &ouml;zellikle kayak merkezlerinde bulunanların mutlaka UV korumalı g&uuml;neş g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; kullanması gerekir. G&ouml;zler sık sık kırpılmalıdır. 3 saniyede bir g&ouml;z kırpmak normal olandır. Belirli aralıklarla bilin&ccedil;li olarak g&ouml;z kırpmak g&ouml;z sağlığı i&ccedil;in &ouml;nemlidir. G&ouml;zyaşlarının buharlaşmasını yavaşlatmak, engellemek amacıyla; sa&ccedil; kurutma makinesi, klimalar ve pervaneler gibi ara&ccedil;ların g&ouml;zlere direkt hava &uuml;flemesinden ka&ccedil;ınılmalıdır. &Ouml;zellikle r&uuml;zgarın şiddetli olduğu zamanlarda dışarı &ccedil;ıkıldığında g&ouml;zlerin etrafını saran g&ouml;zl&uuml;klerin takılması &ouml;nerilmektedir. &Ouml;zellikle ofis &ccedil;alışanları bilgisayar kullanımını 5-10 dakikalık aralarla bırakmalı, g&ouml;zlerini dinlendirmelidir.</p> <p><strong>G&ouml;rmeyi tehdit etmeyen konjonktivit nedenleri nelerdir?</strong></p> <p><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/goz-kapagi-iltihabi-blefarit-nedir">Blefarit</a>, hordeolum, kuru g&ouml;z, şalazyon etkin ve doğru zamanda uygulanan tedavi sayesinde g&ouml;rmeyi tehdit etmez. Ancak orbital sel&uuml;lit, akut glokom, sklerit, &uuml;veit, korneal enfeksiyonlar g&ouml;rmeyi tehdit eden konjonktivit nedenlerindendir.</p> <p><strong>Ilık pansumanlar konjonktivite iyi gelir mi?</strong></p> <p>Toplum arasında arpacık konusunda sarımsak, diş macunu, limon gibi bitkisel uygulamalar g&ouml;zde farklı sorunlara neden olabilir. Bu nedenle bu t&uuml;r bitkisel y&ouml;ntemler uygulanmamalıdır. Doktorun verdiği tedavi hasta i&ccedil;in yeterlidir. Temiz bir &ccedil;ayla ya ılık suyla yapılan g&ouml;z pansumanı sorun yaratmaz. Ancak burada &ccedil;aydan daha &ccedil;ok sıcak pansuman etkisi &ouml;nemlidir. Hastalar ilk 24 saatte hi&ccedil;bir şey bulamazsa kaynamış ılık suyla g&ouml;z&uuml; temizleyebilir. Ancak g&ouml;ze fazla bastırmamak, g&ouml;z&uuml; ovalamamak gerekir. G&ouml;z&uuml; temizlemek i&ccedil;in g&ouml;z mendillerinin doktorun verdiği şekilde kullanılması da &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Konjonktiviti olanlar lens kullanmalı mı?</strong></p> <p>Lens kullanımı her zaman riski artıracaktır. Bu nedenle lenslerin kullanılmaması, kullanıldıysa hastalık sonrasında bu lenslerin g&ouml;ze değdirilmemesi &ouml;nemlidir. Hastalık s&uuml;recinde g&ouml;zl&uuml;k kullanılması ellerin g&ouml;ze temas ettirilmesini &ouml;nleyici olacaktır. Bu durumdayken<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/kontakt-lens-nedir-kontakt-lens-cesitleri-nelerdir"> kontakt lens </a>kullanılmamalıdır.</p>

Bartholin Kisti

<p>Vajina girişinde şişlik, şişlikten kaynaklanan ağrı ve kızarıklık şikayetlerine sebep olan Bartholin kisti pek &ccedil;ok kadında g&ouml;r&uuml;lebilen bir sorun olarak karşımıza &ccedil;ıkıyor. Tedavi edilmediğinde verdiği rahatsızlıktan dolayı yaşam kalitesini d&uuml;ş&uuml;ren bartholin kisti mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından tedavi edilmeli. <strong>Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Op. Dr. &Ccedil;iğdem Pulatoğlu</strong>, bartholin kisti hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Bartholin kisti nedir?</strong></h2> <p>Cinsel ilişki esnasında vajinada gereken kayganlığı sağlayan salgının &uuml;retimini yapan ve vajinanın girişinde her iki yanda bulunan salgı bezlerine bartholin bezleri denmektedir. Cinsel uyarıların artma d&ouml;nemi yani ergenlikten sonra bartholin bezleri aktif hale gelmektedir. Bartholin bezleri cinsel ilişki sırasında vajinal ıslaklığı sağlar ve cinsel ilişkiyi kolaylaştırır. Bazı durumlarda bartholin bezlerinin kanalları tıkanır ve i&ccedil;indeki sıvıyı boşaltamaz hale gelir. Bezlerin i&ccedil;i sıvıyla dolar ve kiste sebep olur. Bu kist enfekte olup ve apse oluşturabilir. &nbsp;Tedavi s&uuml;reci de oluşan kistin boyutuna, ağrı durumuna, enfeksiyon gelişimine bağlı olarak değişir. Bazı durumlarda cerrahi drenaj gerektirir. Antibiyotikler genellikle tedavide yardımcı olmaktadır. Bartholin kisti ve apsesi yaygın g&ouml;r&uuml;len hastalıklardandır ve tedavi edilmediğinde kişiye yaşam kalitesini d&uuml;ş&uuml;recek şekilde rahatsızlık verir.</p> <h2><strong>Bartholin kisti belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k ve enfekte olmayan bir bartholin kisti fark edilmeyebilir. Eğer bu kist b&uuml;y&uuml;rse vajinada bir yumru veya kitle hissetmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Kist genelde ağrılı ve hassastır. Bartholin kistinin tam gelişmiş enfeksiyonu birka&ccedil; g&uuml;n sonra &ccedil;ıkabilir. Kist eğer enfekte olmuşsa şu belirtiler g&ouml;r&uuml;lebilir:</p> <ul> <li>Vajinal a&ccedil;ıklığın yakınlarında hassas, hafif ağrılı bir yumru</li> <li>Y&uuml;r&uuml;rken ya da otururken rahatsızlık hissi</li> <li>Cinsel ilişki sırasında ağrı</li> <li>Ateş</li> <li>Bitkinlik</li> <li>Vajina b&ouml;lgesinde hassasiyet</li> <li>Bazen ileri derecede batma ve ağrı</li> </ul> <p>Bartholin kisti genellikle tek taraflıdır ancak nadiren &ccedil;ift taraflı da g&ouml;r&uuml;lebilir. Kısa zamanda k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;p, b&uuml;y&uuml;me potansiyeline sahiptir.</p> <h2><strong>Bartholin kisti neden olur?</strong></h2> <p>Bartholin kisti pek &ccedil;ok sebebe bağlı gelişebilir. &Ouml;rneğin dış genital b&ouml;lgeye veya vajina girişine uygulanan cerrahi bir işlem, bu b&ouml;lgede olan bir travma ya da ge&ccedil;irilen bir enfeksiyon zemin hazırlayabilir. Bazı kişilerde kistler 0.5 cm ebatındayken, bazılarında 5 cm&rsquo;e kadar bile ulaşabilmektedir. Neisseria Gonore bakterisi (halk dilinde bel soğukluğu) , &nbsp;klamidya trachomatis hastalığın sebepleri arasında sayılabilir. Bunun yanında Staphylococcus aureus ve fekalis, E. Koli, P.aeruginosa, B.fragilis, C. Perfringens Bartolin apsesi yaratan etkenler arasında olabilir. Bartholin kisti tekrarlayabilmektedir.</p> <h2><strong>Bartholin kisti teşhisi nasıl konulur?</strong></h2> <p>Bartholin kisti ve apsesi teşhisi i&ccedil;in doktor tıbbi &ouml;yk&uuml; alacaktır. Sonrasında pelvik muayene yapılır. Bunun yanında apsenin sebebi i&ccedil;in vajinal sıvı &ouml;rneği ile bazı kan tetkikleri istenebilir.&nbsp; Eğer kadın menopoza girmişse ve 40 yaş &uuml;zerindeyse <a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/kanser-nedir-kanser-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri">kanser </a>i&ccedil;in de araştırma testleri yapılabilmektedir. Bu kadınlarda kitleden biyopsi alınabilmektedir.</p> <h2><strong>Bartholin kisti tedavisi nasıl olur?</strong></h2> <p>Bartholin kisti, k&uuml;&ccedil;&uuml;k ise ve bir şikayet oluşturmuyorsa tedavi gerektirmeyebilir. Eğer bu b&ouml;lgede kist b&uuml;y&uuml;yorsa, tekrarlama durumu varsa tedavi gerekmektedir.&nbsp; Tedavi, kistin boyutuna, hastanın şikayetlerine ve apse oluşturup oluşturmamasına, enfeksiyona sebep olup olmamasına bağlı değişiklik g&ouml;sterir. Tedavi se&ccedil;enekleri arasında şunlar vardır:</p> <ul> <li><strong>Oturma banyoları:</strong> &Uuml;&ccedil; ya da d&ouml;rt g&uuml;n boyunca g&uuml;nde birka&ccedil; kez ılık suya oturmak, k&uuml;&ccedil;&uuml;k, basit ve enfekte kistin kendi kendisine yırtılmasına veya boşalmasına yardımcı olabilir.</li> <li><strong>Cerrahi drenaj:</strong> Enfekte olmuş veya &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kisti boşaltmak i&ccedil;in ameliyat gerekebilir. Lokal veya genel anestezi altında bartholin kisti ameliyatı yapılabilir. Tıkanmış olan kanalların dışarı doğru a&ccedil;ılması bir tedavi t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Hasta operasyonla birlikte rahatlar. Ortalama bir hafta i&ccedil;inde de bartholin bezi eski yapısına d&ouml;ner. Diğer bir cerrahi se&ccedil;enekse apse &uuml;zerine k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir delik a&ccedil;ılıp, apse boşaltılarak ve bartholin bezinin i&ccedil;ine g&uuml;m&uuml;ş nitrat konularak 2 g&uuml;n beklenerek yapılır. Sonrasında bu g&uuml;m&uuml;ş nitrat &ccedil;ıkarılır. Ayrıca, kist ve apsenin tedavisinde Word kateter y&ouml;ntemi de vardır. Burada apse veya kist k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir delikle a&ccedil;ılır, i&ccedil;i boşaltılır, i&ccedil;eriye Word kateterin balon kısmı yerleştirilerek; bu balon şişirilir. Kateterin diğer ucu da vajene konulur. Bu kateter 1 ay civarında bu b&ouml;lgede bırakılır, i&ccedil;erideki sıvı dışarı atılır. Bu da kist ve apsenin n&uuml;ks oranını azaltan y&ouml;ntemlerden biridir.</li> <li><strong>Antibiyotik:</strong> Tedavide bir y&ouml;ntem de antibiyotiklerdir. Doktor eğer kistin enfekte olduğunu tespit ettiyse ve test sonucu cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyonsa antibiyotik re&ccedil;ete edebilir. Ancak apse cerrahi yolla boşaltılırsa buna da ihtiya&ccedil; olmayabilir.</li> </ul> <h2><strong>Bartholin kisti hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Bartholin kisti kendiliğinden ge&ccedil;er mi?</strong></p> <p>Bartholin kistinin kendiliğinden ge&ccedil;mesi i&ccedil;in, kistin patlaması ve i&ccedil;eriğinin tamamen dışarı boşalması gerekir. Bu aşamada antibiyotik ile ağrı kesici ila&ccedil;larla ge&ccedil;ici bir rahatlama sağlanır. Bu durumda bartholin kistinin tekrarlama olasılığı vardır.</p> <p><strong>Bartholin kistleri en &ccedil;ok kimlerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Genellikle gen&ccedil; ve d&uuml;zenli cinsel hayatı bulunan kadınlarda daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</p> <p><strong>Kız &ccedil;ocuklarında bartholin kisti olur mu?</strong></p> <p>Bartholin bezleri ergenlik sonrası d&ouml;nemde aktif olduğu i&ccedil;in &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde bartholin kisti g&ouml;r&uuml;lme ihtimali &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.</p> <p><strong>Bartholin kisti evde nasıl patlatılır?</strong></p> <p>Doktor &ouml;nermeden ev usul&uuml; y&ouml;ntemler uygulanmamalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>Bartholin kisti bitkisel tedavisi olan bir sorun mu?</strong></p> <p>Hi&ccedil;bir bitkisel y&ouml;ntem doktorun vereceği tedavinin yerini tutmamaktadır. Bitkisel y&ouml;ntemler asla bir uzman doktora danışmadan denenmemelidir. Doktora danışılmadan yapılan ev i&ccedil;i, bitkisel t&uuml;rde uygulamalar faydadan &ccedil;ok zarar getirebilmektedir.</p> <p><strong>Bartholin kisti patlaması zarar verir mi?</strong></p> <p>Tedavi edilmeyen bartholin kisti patlaması riskli olabilir ve bu durum kistin yeniden tekrarlamasına neden olabilir. B&ouml;yle bir durumda mutlaka bir doktora danışılmalıdır.</p> <p><strong>Bartholin kisti sıkılır mı?</strong></p> <p>Asla bu t&uuml;r konularda kişiler kendi kendilerine y&ouml;ntemler denememelidir. Bartholin kisti sıkılmaz.</p> <p><strong>Bartholin kisti i&ccedil;in krem verilir mi?</strong></p> <p>Tedaviler kişideki kistin ve enfeksiyon durumuna g&ouml;re değişmektedir.</p> <p><strong>Bartholin kisti tekrarlar mı?</strong></p> <p>&Ccedil;eşitli tedavilerle bartholin kisti ortadan kaldırılabilmektedir. Ancak bazı hastalarda n&uuml;ksetmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Doğru şekilde tedavi edilmeyen bartholin kistlerinin de tekrarlama riski y&uuml;ksektir.</p> <p><strong>Bartholin kisti kısırlık yapar mı?</strong></p> <p>Bartholin kistinin kısırlık yapması m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p> <p><strong>Bartholin kisti tedavi edilebilir mi?</strong></p> <p>Bartholin kisti tedavi edilebilen bir sorundur. Bu konuda doktora gitmekten &ccedil;ekinilmemelidir.</p> <p><strong>Bartholin kisti ameliyatı sonrası işe ne zaman d&ouml;n&uuml;lebilir?</strong></p> <p>Ameliyatın ertesi g&uuml;n&uuml; g&uuml;ndelik yaşantıya da işe de d&ouml;n&uuml;lebilir.</p> <p><strong>Bartholin kisti ameliyatı sonrası havuza ya da denize girilebilir mi?</strong></p> <p>Ameliyat sonrasında 2 hafta kadar deniz ya da havuza girilmemelidir. Enfeksiyon riskini getirebilir.</p> <p><strong>Bartholin kisti ile cinsel ilişkiye girilir mi?</strong></p> <p>Kist k&uuml;&ccedil;&uuml;kse cinsellikten ka&ccedil;ınmaya gerek yoktur. &Ccedil;ok ileri bir vakada ilişki sırasında ağrı, acı ve rahatsızlık hissedilebilir. Zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.</p> <p><strong>Bartholin kisti ameliyatı sonrası cinsel ilişki yaşanabilir mi?</strong></p> <p>Ameliyatın ardından en az iki hafta kadar cinsel ilişki &ouml;nerilmemektedir.</p> <p><strong>Bartholin kisti bakirelerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Nadiren de olsa bartolin kisti bakirelerde de g&ouml;r&uuml;lebilir.</p> <p><strong>Bartholin kisti nasıl &ouml;nlenir?</strong></p> <p>Bartholin kistinin tam olarak neden geliştiği net değildir bu nedenle &ouml;nlem almak pek m&uuml;mk&uuml;n olmayabilir. Ancak bazı bartholin kisti vakaları cinsel yolla bulaşan bir bakteri sebebiyle olabildiğinden korunmasız cinsel temastan ka&ccedil;ınılmalıdır. Genital hijyene dikkat edilmelidir. En azından bunlar kistin apseleşip, enfekte olmasını &ouml;nleyebilir.</p> <p><strong>Bartholin kisti ameliyatı sonrasında kanama olur mu?</strong></p> <p>Ameliyat sonrasında bir miktar lekelenme g&ouml;r&uuml;lebilir. Eğer ameliyattan sonra yoğun kanama olursa doktora g&ouml;r&uuml;nmek gerekmektedir.</p> <p><strong>Bartholin kisti tedavi edilmezse ne olur?</strong></p> <p>Bartholin kistine m&uuml;dahale edilmezse kist tekrarlayabilir.</p> <p><strong>Bartholin kisti kanser belirtisi midir?</strong></p> <p>Bartholin bezinde kanser g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu t&uuml;r daha &ccedil;ok menopozdan sonra 40 yaş &uuml;st&uuml; kadınlarda g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Genellikle HPV pozitif olanlarda, sigara kullananlarda, tek eşli olmayan d&uuml;zensiz cinsel ilişkiye girenlerde, kronik hastalığı olanlarda, sistemik lupus eritemazus hastalarında, liken sklerozu bulunanlarda daha sık g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. 40 yaş &uuml;st&uuml; menopoz sonrası kadınlarda bartholin kisti mutlaka &ccedil;ıkarılıp patolojik incelemeye g&ouml;nderilmelidir. Bu şekilde kanser tanısı konulabilir.</p>

Kaçış Sendromu

<p>Ka&ccedil;ış sendromu hastalığı kılcal damarlar adı verilen daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k damarlardan sıvı sızıntıları sonucu kan basıncında hızlı d&uuml;ş&uuml;ş ile ilişkili akut ve şiddetli tekrarlayan ataklarla karakterize nadir g&ouml;r&uuml;len bir hastalıktır. Ka&ccedil;ış sendromu ilk kez tarihler 1960&rsquo;ı g&ouml;sterdiğinde Dr. Bayard Clarkson tarafından keşfedilmiştir. Hastalık literat&uuml;rde &lsquo;Systemıc Capillary Leak Syndrome&rsquo; adının kısaltması olan &lsquo;SCLS&rsquo; olarak isimlendirilir. Ka&ccedil;ış sendromu uzun s&uuml;reler boyunca krizlere yol a&ccedil;ması ile olduk&ccedil;a tehlikeli bir tıbbi durumdur. Ani ataklarla ciddi bir sağlık sorunu haline gelen ka&ccedil;ış sendromu belirtileri ortaya &ccedil;ıktığında vakit kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerekmektedir. &Ccedil;oğu durumda nedeni bilinmeyen ka&ccedil;ış sendromu bazı kişilerde yaşamları boyunca bir kez bazılarında ise yılda birka&ccedil; kez olmak &uuml;zere, sıklığı değişen epizotlar halinde ortaya &ccedil;ıkar. &Ccedil;oğu durumda nedeni bilinmeyen ka&ccedil;ış sendromunun şiddeti de kişiden kişiye g&ouml;re değişebilir. Ka&ccedil;ış sendromu en &ccedil;ok yetişkinlerde g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken hastalığın &ccedil;ocuklarda gelişmesi &ccedil;ok nadir bir durumdur.</p> <h2><strong>Ka&ccedil;ış sendromu hastalığı nedir?</strong></h2> <p>Ka&ccedil;ış sendromu hastalığı tıp literat&uuml;r&uuml;ndeki adıyla da &ldquo;Capillary Leak Syndrome&rdquo; (SCLS), kanın yoğunlaşması, tansiyonun d&uuml;şmesi gibi bulgularla birlikte bilinmeyen bir nedenle damarlardan protein, mineral ve suyun sızmasına denir. Ataklar halinde ortaya &ccedil;ıkan ka&ccedil;ış sendromu hastalığının şiddeti değişkenlik g&ouml;sterir. Ka&ccedil;ış sendromu hastası ayda bir kez krize girebileceği gibi senelerce hi&ccedil;bir şekilde belirti g&ouml;stermeyebilir. Ataklar sırasında dokuları onaran alb&uuml;min seviyesi de d&uuml;şebilir. Hastalığın sebep olabildiği şok ve masif &ouml;dem gibi etkiler &ouml;l&uuml;mc&uuml;l sonu&ccedil;lara yol a&ccedil;abilir.</p> <h2><strong>Ka&ccedil;ış sendromu nedenleri nelerdir?</strong></h2> <p>Ka&ccedil;ış sendromunun kesin nedeni hen&uuml;z bilinmemektedir. Hastalığa yol a&ccedil;an kalıtsal bir yatkınlık da tespit edilememiştir. Ka&ccedil;ış sendromu hastalarının yarısından fazlasının kanında tespit edilen bir monoklonal veya M proteini vardır. Hastalarda M protein seviyesi genellikle d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. M proteini kemik iliğindeki plazma h&uuml;creleri tarafından &uuml;retilir. Akut ataklarda M proteininin rol&uuml; bilinmemektedir. Son zamanlarda, kılcal astar h&uuml;crelerinin, akut atak sırasında &uuml;retilen kandaki bir fakt&ouml;r tarafından hasar g&ouml;rebileceği &ouml;ne s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</p> <h2><strong>Ka&ccedil;ış sendromu belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Ka&ccedil;ış sendromu belirtileri kişiden kişiye farklılık g&ouml;sterebilir. Bazı ka&ccedil;ış sendromu hastalarında diğerlerinden daha fazla semptom gelişir. Bu semptomlar hafif ya da şiddetli şekilde belirebilir. Ka&ccedil;ış sendromu semptomları genellikle krizden 24 saat &ouml;nce viral bir &uuml;st solunum yolu enfeksiyonu belirtileriyle benzer şekilde burun tıkanıklığı ve &ouml;ks&uuml;r&uuml;k şeklinde ortaya &ccedil;ıkar.</p> <p>Ka&ccedil;ış sendromu ataklar halinde ortaya &ccedil;ıkar. Atakların sayısı ve şiddeti kişiden kişiye farklılık g&ouml;sterebilir. Ka&ccedil;ış sendromu atağından &ouml;nce genel halsizlik, yorgunluk, <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/mide-agrisina-ne-iyi-gelir-mide-agrisi-nasil-gecer">mide ağrısı</a> ve kilo artışı şikayetleri ortaya &ccedil;ıkabilir. Atak sırasında g&ouml;r&uuml;len semptomlar arasında d&uuml;ş&uuml;k tansiyon, v&uuml;cutta genel şişlik, akciğerlerde ve kalp &ccedil;evresinde sıvı birikmesi ve b&ouml;brek yetmezliği yer alabilir. Hastalığın uzun vadeli komplikasyonları arasında ise kompartıman sendromu, kas yıkımı ile kalp ve akciğer yetmezliği vardır.</p> <p>Ka&ccedil;ış sendromu belirtileri &ouml;zetle şunları i&ccedil;erebilir:</p> <p>&nbsp;&bull; D&uuml;ş&uuml;k kan basıncı</p> <p>&bull; Kanda alb&uuml;min azalması (Kanda alb&uuml;min d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;yle birlikte kan plazmalarındaki protein molek&uuml;lleri dar damarlardan ge&ccedil;emez.)</p> <p>&bull; Kanın yoğunlaşması (Kalın kan, v&uuml;cuttaki oksijenin, hormonların ve besinlerin hareketlerini engelleyerek, dokulara ve h&uuml;crelere ulaşmasını engelleyebilir. Bu durum h&uuml;crelerde d&uuml;ş&uuml;k oksijen seviyelerine neden olabilir)</p> <p>&bull; Akciğerlerde ve kalp &ccedil;evresinde sıvı birikmesi</p> <p>&bull; Şişmeler oluşması, &ouml;dem oluşması</p> <p>&bull; <a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/bobrek-yetmezligi-belirtileri-nelerdir-nasil-tedavi-edilir">B&ouml;brek yetmezliği</a></p> <p>&bull;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/inme-hakkinda-bilinmesi-gerekenler"> İnme</a></p> <p>&bull; Kalp yetmezliği</p> <h2><strong>Ka&ccedil;ış sendromu nasıl teşhis edilir?</strong></h2> <p>Ka&ccedil;ış sendromu hastalığı teşhisi fiziksel muayene, laboratuvar testleri ve yukarıda belirtilen semptomların tekrarlaması (tansiyon d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, kanın yoğunlaşması kandaki alb&uuml;min d&uuml;zeyinde azalma ile birlikte v&uuml;cutta şişme belirtileri) ile konulur. Hastaların &ccedil;oğunda tekrarlayan epizotlar, monoklonal gamopati ile ilişkilidir.</p> <p>Ka&ccedil;ış sendromu; d&uuml;ş&uuml;k kan basıncı, y&uuml;ksek hematokrit ve kanda d&uuml;ş&uuml;k protein (hipoalb&uuml;minemi) olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; parametre ile teşhis edilebilir. Enfeksiyon ve C-1 esteraz inhibit&ouml;r&uuml; eksikliği gibi semptomların diğer olası nedenlerini dışlamak i&ccedil;in başka testler de yapılmalıdır. Ka&ccedil;ış sendromu kesin teşhisi i&ccedil;in alerjik &ouml;demler, kalp yetmezliği, siroz gibi diğer hastalıkların ekarte edilmesi gerekmektedir. Bazı hastalara yanlışlıkla, kemik iliğinde kırmızı kan h&uuml;crelerinin aşırı &uuml;retimi nedeniyle hematokritin y&uuml;kseldiği bir durum olan polisitemi teşhisi konulabilir. Teşhisi doğrulamak i&ccedil;in birka&ccedil; temel laboratuvar &ouml;zelliği kritik &ouml;neme sahiptir.</p> <h2><strong>Ka&ccedil;ış sendromu tedavi y&ouml;ntemleri nelerdir?</strong></h2> <p>Ka&ccedil;ış sendromunun kesin bir tedavisi mevcut değildir. Atakların &ouml;nlenmesine y&ouml;nelik olarak tedavi uygulanır, hastanın yaşam kalitesinin artırılması ama&ccedil;lanır.</p> <p>Tedavi sırasında uzun vadeli komplikasyonları &ouml;nlemeye odaklanılır. Ka&ccedil;ış sendromu semptomların tedavi olmaksızın kendiliğinden d&uuml;zelmesi nadir g&ouml;r&uuml;len bir durumdur.</p> <p>Aylık intraven&ouml;z imm&uuml;n globulin (IVIG) inf&uuml;zyonlarının yapılması &ouml;nerilir. Zira aylık intraven&ouml;z imm&uuml;noglobulin (IVIG) inf&uuml;zyonları gelecekteki atakları &ouml;nlemeye yardımcı olabilir. Başlangı&ccedil;ta astımı tedavi etmek i&ccedil;in tasarlanmış bazı ila&ccedil;lar da &ouml;nleyici tedavide yardımcı olabilir. Clarkson hastalığı olarak da adlandırılan ka&ccedil;ış sendromunun yol a&ccedil;9ğı ataklar, bir &uuml;st solunum yolu enfeksiyonu veya yoğun fiziksel eforla tetiklenebilir. Ka&ccedil;ış sendromu hastalığı tanısını almış olan bireylerin atakları tetikleyebilecek kaza ve yaralanma gibi travmalara karşı dikkat etmeleri gerekmektedir.</p> <h2><strong>AstraZeneca aşısı ile ka&ccedil;ış sendromu arasında bağlantı var mı?</strong></h2> <p>14 Nisan 2021 tarihine kadar AstraZeneca ile aşılanan beş kişide ka&ccedil;ış sendromu vakası meydana gelmiştir. Milyonlarca AstraZeneca aşısı yapılmış olduğundan, bu t&uuml;r nadir olayların aşıya atfedilip atfedilmeyeceğini veya bir pop&uuml;lasyondaki olayların normal seyrinin bir par&ccedil;ası olarak ortaya &ccedil;ıkıp &ccedil;ıkmadığını anlamak &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Avrupa Birliği&rsquo;nin (AB) ila&ccedil; d&uuml;zenleyicisi Avrupa Birliği İla&ccedil; Ajansı&rsquo;ndan yapılan a&ccedil;ıklamada (EMA), AstraZeneca ka&ccedil;ış sendromuna neden olabileceğine ilişkin ş&uuml;pheleri araştırılacağı belirtilmişti. &Ouml;te yandan 9 Haziran&#39;a kadar 24,6 milyondan fazla insan şu anda Birleşik Krallık&#39;ta AstraZeneca&rsquo;nın ilk dozunu aldı ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunlukta herhangi bir ciddi yan etki veya reaksiyon g&ouml;r&uuml;lmedi. AstraZeneca&rsquo;nın en yaygın g&ouml;r&uuml;len yan etkileri arasında enjeksiyon yerinde rahatsızlık, yorgun hissetmek, <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/bas-agrisi-nasil-gecer-bas-agrisina-ne-iyi-gelir">baş ağrısı</a>, hasta hissetme, eklem veya kas ağrısı yer aldı.</p>

Diş Eti Hastalıkları

<p>Diş etleri ağız ve dişlerin temelini oluşturuyor. Diş etlerinde ortaya &ccedil;ıkabilecek herhangi bir hastalık hem ağız hem de diş sağlığını riske atabiliyor. Her yaşta g&ouml;r&uuml;lebilen diş eti hastalığı tedavi edilmediğinde kanama, ağız kokusu hatta diş kaybına sebep olabiliyor. Diş eti hastalıklarının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebilmek i&ccedil;in ise doğru ve d&uuml;zenli bir ağız bakım rutini oluşturulması gerekiyor.<strong> Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dr. Dt. Janset Şeng&uuml;l</strong>, diş eti hastalıkları ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı nedir?</strong></h2> <p>Diş eti hastalığı, dişleri &ccedil;evreleyen ve destekleyen dokularda g&ouml;r&uuml;lebilen bir enfeksiyon hastalığıdır. &Ccedil;ocuklarda, erişkinlerde ve yaşlılarda g&ouml;zlenebilen ve dişlerde herhangi bir &ccedil;&uuml;r&uuml;k olmamasına rağmen dişleri &ccedil;evreleyen dokularda g&ouml;r&uuml;lebilen bu enfeksiyon durumu, tedavi edilmediğinde dişlerde kanama, ağız kokusu, sallanma ve hatta diş kaybına sebep olabilir. Genellikle ağrısız ilerleyen diş eti hastalıkları &ccedil;oğunlukla ileri d&ouml;nemlerde fark edilebilmektedir.</p> <h2><strong>Periodontal hastalık tipleri nelerdir?</strong></h2> <p>Dişlerin &ccedil;evresindeki dokular diş eti, &ccedil;ene kemiği ve dişler ile &ccedil;ene kemiğini birleştiren periodontal lifler olarak tanımlanabilir. Periodontal hastalığın tipleri, enfeksiyonun bahsedilen &ccedil;evre dokulardan hangilerini etkilediğine bağlı olarak tanımlanmaktadır.</p> <h3><strong>Gingivitis</strong></h3> <p>Enfeksiyonun diş etini etkilediği durumlardır. Bu evrede diş etleri kanamalı, kızarık ve şiş olarak g&ouml;zlenebilir ve hasta ağız kokusu varlığını hissedebilir. Gingivitisin tedavi edilmediği durumlarda enfeksiyon ilerleyerek periodontitisin gelişmesine sebep olabilir.</p> <h3><strong>Periodontitis</strong></h3> <p>Diş etinin yanı sıra periodontal lifler ve &ccedil;ene kemiğinin de etkilenebildiği durumlardır. Diş ve diş eti arasında bakterilerin kolayca yerleşebileceği bir boşluk olan &quot;periodontal cep&quot; oluşur. Periodontal cep varlığı enfeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledik&ccedil;e destek dokularda kayıplar olur ve dişler sallanmaya başlar, sonu&ccedil; olarak dişlerin &ccedil;ekimi gerekebilir.</p> <h3><strong>Gingival abse ve periodontal abse</strong></h3> <p>Bu iki rahatsızlıkta da g&ouml;r&uuml;lebilen diğer hastalıklar arasında yer almaktadır.&nbsp;</p> <h2><strong>Diş eti hastalıklarının başlıca belirtileri nelerdir?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarındaki en &ouml;nemli belirti diş eti kanamasıdır. Sağlıklı bir diş etinin herhangi bir zamanda kanamayacağı bilinmelidir. Diş fır&ccedil;alama esnasında veya kendiliğinden başlayan kanamalar dışında diş etinde g&ouml;r&uuml;len şişlik, kızarıklık, mavi-morumsu renk değişikliği, diş eti &ccedil;ekilmesi, diş eti b&uuml;y&uuml;mesi, dişlerde sallanma veya yer değişikliği, hassasiyet ve k&ouml;t&uuml; ağız kokusu da sıklıkla g&ouml;zlenen belirtiler arasındadır.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı neden olur?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarının başlıca nedeninin &ldquo;mikrobiyal dental plak&rdquo; olarak adlandırılan, temizlenemeyen gıda artıkları ile t&uuml;k&uuml;r&uuml;kten gelen bakterilerin birleşimi olan bir tabaka olduğu bilinmektedir. Mikrobiyal dental plak, diş &ccedil;evresindeki dokularda yıkım oluşturarak periodontal hastalığı başlatır.</p> <p>Mikrobiyal dental plağın yanı sıra sigara kullanımı, diyabet, l&ouml;semi ve <a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/aids-nedir-hiv-nedir-aids-tedavisi-nasildir">AIDS </a>gibi bazı sistemik hastalıklar, stres, kalp-tansiyon ila&ccedil;ları, antikonvulsanlar, antidepresanlar ve oral kontraseptifler gibi bazı ila&ccedil;ların kullanımı ve beslenme alışkanları da diş eti hastalıklarının oluşumunda etkilidir.</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı tedavisi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Diş eti hastalıklarında tedavi şekli, hastalığın bulunduğu evreye ve etkilediği dokulara g&ouml;re belirlenir. Diş eti hastalıklarının tedavisindeki ama&ccedil; enfeksiyona neden olan bakterilerin ve yapıların uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Bu tedavi genellikle plağın uzaklaştırılması, ultrasonik cihazlar ile diş taşı temizliğidir. Temizlik işlemi ardından diş y&uuml;zeylerini p&uuml;r&uuml;zs&uuml;zleştirmek ve var olan lekeleri gidermek amacıyla polit&uuml;r (parlatma) işlemi uygulanır. Enfeksiyonun derecesine g&ouml;re lokal anestezi uygulanarak diş eti ceplerinin i&ccedil; y&uuml;zeyleri ve diş k&ouml;k y&uuml;zeyleri temizlenebilir.</p> <p>Bu aşamaların ardından ağızdaki zararlı bakteriler uzaklaştırılarak yeni bir ortam hazırlanmış olsa da bu ortamın korunması i&ccedil;in hekim hasta işbirliğinin &ccedil;ok &ouml;nemli olduğu unutulmamalıdır. Yapılan tedavinin ardından hekimin belirttiği şekilde uygulanacak bir ağız bakımı sağlanması hastalığın tekrarlamaması ve tedavinin tamamlanabilmesi i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>Diş eti hastalığı ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş eti hastalıklarına ne iyi gelir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarından kurtulmanın ilk adımı doğru ve d&uuml;zenli bir ağız bakım rutini oluşturulmasıdır. Diş y&uuml;zeylerindeki plakların uzaklaştırılması i&ccedil;in doğru ve etkin diş fır&ccedil;alama &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Diş aralarındaki plakların uzaklaştırılması i&ccedil;in ise ara y&uuml;z bakımı uygulanmalıdır. Ağız bakım rutininin plağı uzaklaştırarak diş taşı oluşumunu engelleyeceği ancak var olan diş taşlarını uzaklaştıramayacağı unutulmamalıdır. Diş taşlarının temizlenmesi i&ccedil;in bir diş hekimine başvurulması gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları uzmanına ne isim verilir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıkları uzmanına &ldquo;Periodontolog&rdquo; ismi verilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıklarına hangi b&ouml;l&uuml;m bakar? </strong>&nbsp;</p> <p>Dişeti hastalığıyla Periodontoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml; ilgilenir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in gargara kullanılır mı?</strong></p> <p>Diş hekimliğinde ağız gargaraları, anti bakteriyel etkinlikleri nedeniyle gerek diş eti hastalıklarını gerekse diş eti hassasiyetini &ouml;nlemede yardımcı olarak kullanılabilir. Ağız gargaralarının ağız ve diş sağlığına g&ouml;re diş hekimi tarafından &ouml;nerilmesi ve izlenmesi uygundur.</p> <p><strong>Diş eti hastalıklarının oluşmaması i&ccedil;in &ouml;neriler nelerdir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının bir numaralı etkeni mikrobiyal dental plaktır. D&uuml;zenli diş fır&ccedil;alama ve ara y&uuml;z bakımı mikrobiyal dental plağın oluşumunu &ouml;nlemede anahtar rol oynar. Bunun yanı sıra 6 ayda bir d&uuml;zenli yapılan diş hekimi kontrolleri ile diş eti hastalıkları hen&uuml;z oluşmamışken veya başlangı&ccedil; aşamasındayken teşhis ve tedavi edilebilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in bitkisel tedavi y&ouml;ntemleri var mıdır?</strong></p> <p>Diş eti &ccedil;ekilmesinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bilinen ve bilimsel olarak onaylanan bir bitkisel tedavisi bulunmamaktadır. Diş eti &ccedil;ekilmesine iyi gelen doğal y&ouml;ntemler, hafif d&uuml;zeydeki şik&acirc;yetlerin gerilemesinde yardımcı olabilir fakat kalıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;m oluşturmamakla beraber kullanılacak maddenin i&ccedil;eriğine g&ouml;re ağız i&ccedil;indeki yumuşak dokulara zarar verebilir. Bu nedenle diş etlerindeki renk değişikliği, kanama, şişlik veya ağız kokusu şik&acirc;yetlerinde vakit kaybetmeden diş hekimine başvurmak en doğru y&ouml;ntem olacaktır.</p> <p><strong>Diş eti hastalığının tedavisi yapılmazsa nelerle karşılaşılabilir?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının tedavi edilmemesi olduk&ccedil;a k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ortam olan ağız i&ccedil;inde bu enfeksiyonların yayılması ve ilerleyen evrelerde diş kayıplarının g&ouml;zlenmesi ile sonu&ccedil;lanabilir. Unutulmamalıdır ki tedavi zamanı ertelendik&ccedil;e uygulanacak tedavi y&ouml;nteminin karmaşıklaşması ka&ccedil;ınılmazdır.</p> <p><strong>Alkol diş eti hastalıklarına neden olabilir mi?</strong></p> <p>Alkol kullanımı t&uuml;k&uuml;r&uuml;k miktarında ve yapısında değişikliklere sebep olabilir. Bu değişiklikler ağız kokusu ve diş eti enfeksiyonlarına zemin hazırlayabilmektedir. Ayrıca diş eti hastalığı olan b&ouml;lgeye alkol uygulanması, hastalığı azaltmayacağı gibi b&ouml;lgenin tahriş olmasına ve enfeksiyonun artmasına sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalığı tedavisi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Diş eti hastalıklarının tedavi s&uuml;resi, hastalığın seviyesine ve durumuna g&ouml;re değişiklik g&ouml;stermektedir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklarda diş eti hastalıkları g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>&Ccedil;ocuklarda diş eti problemleri dişlerin arasına gıda sıkışması ve &ccedil;ıkaramaması sonucu veya diş s&uuml;rme d&ouml;nemlerinde g&ouml;zlenebilir. Bunun dışında hatalı diş fır&ccedil;alama teknikleri, diş taşı oluşumuna ve diş eti hastalıklarına sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş eti hastalıkları i&ccedil;in diş macunu se&ccedil;imi &ouml;nem taşır mı?</strong></p> <p>Diş eti sağlığı, kullanılacak &uuml;r&uuml;nlerden &ccedil;ok fır&ccedil;alama tekniği ve mekanik temizlik ile sağlanabilmektedir. Bunun yanında bazı spesifik şikayetlere &ouml;zel diş macunu se&ccedil;imi gerekebilmektedir.&nbsp; Diş eti problemi yaşayan hastaların klinik muayenelerinde en sık g&ouml;zlenen durumun hatalı diş fır&ccedil;alama tekniği olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir.&nbsp; Klinikte yapılan muayenelerin ardından hastalara uygun diş fır&ccedil;alama tekniği, uygun fır&ccedil;a, aray&uuml;z bakım &uuml;r&uuml;n&uuml; ve diş macunu se&ccedil;imi konusunda daha doğru bilgi verilebilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Diş eti hastalığı ağız kokusu yapar mı?</strong></p> <p>Diş eti ve diş &ccedil;evresinde oluşan iltihabi dokular ağız kokusuna yol a&ccedil;abilir. Bunun dışında diş &ccedil;&uuml;r&uuml;kleri, bazı sistemik hastalıklar, sin&uuml;zit, farenjit, solunum sistemi hastalıkları, midede oluşan refl&uuml; ve beslenme şekilleri de ağız kokusuna sebep olabilir.</p> <p><strong>Diş etlerini g&uuml;&ccedil;lendirmek i&ccedil;in neler yapılmalıdır?</strong></p> <p>Dişlerin her g&uuml;n d&uuml;zenli ve doğru bir teknikle fır&ccedil;alanması ve ara y&uuml;zeylerin bakımının yapılması diş etlerinin sağlıklı kalması i&ccedil;in en &ouml;nemli y&ouml;ntemdir. Bunun yanı sıra beslenmenin de diş eti sağlığı ve ağız florasının korunması i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğu bilinmektedir. D, K2, C ve <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/a-vitamini-faydalari-nelerdir">A vitaminlerinin </a>kemik metabolizması ve savunma sisteminin g&uuml;&ccedil;lendirilmesinde etkili olduğu bilinmektedir. &nbsp;</p>

Tüm Hastalık İçerikleri

Teknolojiler

Tüm Vücut MR

<p>Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MR) ile t&uuml;m v&uuml;cut alanlarındaki hastalıkların tanı ve takibi tıbbi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemiyle yapılabiliyor. MR yumuşak dokuların, kemiklerin ve organların yapısının ve hastalıklarının y&uuml;ksek kontrast &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kte g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak sağlıyor. MR&rsquo;de, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturuluyor. MR radyasyon i&ccedil;ermiyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelişen teknoloji sayesinde hızlı ve y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapabilen MR cihazları ve yazılım programları ile t&uuml;m v&uuml;cut 50-55 dakikada i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu y&ouml;ntem, beyin ve boyun dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok organdaki t&uuml;m&ouml;rlerin erken d&ouml;nemde teşhisinde &ouml;nemli rol oynuyor. T&uuml;m v&uuml;cut manyetik rezonans g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, T&uuml;m V&uuml;cut MR ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nedir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR ile baş-boyundan başlayarak t&uuml;m v&uuml;cut alanları ayrı ayrı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendikten sonra bilgisayar programlarıyla birleştirilerek tek par&ccedil;a halinde incelenebilmektedir. İnceleme sırasında normal olmayan bulgu saptandığında, o alana ve patolojiye y&ouml;nelik &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme yapılabilmektedir. Herhangi bir belirti ortaya &ccedil;ıkmadan &ouml;nce v&uuml;cuttaki kanser, enfeksiyon veya diğer patolojiler gibi olası rahatsızlıkları belirlemek de i&ccedil;in yapılabilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile hastalıklar erken d&ouml;nemde teşhis edilerek olası etkin tedavi y&ouml;ntemlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. T&uuml;m v&uuml;cut MR ile kanser riski ve endişesi taşıyan sağlıklı kişilerin radyasyon almadan t&uuml;m v&uuml;cutlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde yararlanılabilecek bir y&ouml;ntemdir. Bu nedenle check-up ama&ccedil;lı, t&uuml;m v&uuml;cut tek seansta g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Diğer tarama ve &ldquo;check-up&rdquo; y&ouml;ntemlerine ek olarak da uygulanabilmektedir.</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR,</p> <ul> <li>Herhangi bir belirtisi olmayan, &ouml;zelikle kanser riski ve endişesi bulunan, diğer tarama testlerinin yanı sıra sağlık durumlarına genel bir bakış isteyen kişilere &ldquo;check-up&rdquo; ama&ccedil;lı yapılabilir.</li> <li>Ailesel veya genetik olarak kanser riski taşıyan kişilere yapılabilir.</li> <li>Kanser tanısı bulunan hastalarda da bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde kullanılabilir.</li> <li>Radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in &ccedil;ocuk ve gebelerde MR &ouml;ncelikle tercih edilmelidir.</li> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR, meme, prostat, akciğer ve gastrointestinal sistemin uygun değerlendirilmesi i&ccedil;in bu alanlara &ouml;zel tarama ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.</li> <li>Diz, omuz gibi eklemlerin değerlendirilmesinde, meme ve prostat g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemede, boyun, sırt ve bel fıtıklarının değerlendirilmesinde &ouml;zel &ccedil;ekimler gerektiği i&ccedil;in tanı i&ccedil;in t&uuml;m v&uuml;cut MR kullanılmaz.</li> <li>Damarların g&ouml;sterilmesi i&ccedil;in gerekli olursa kontrast madde kullanılarak t&uuml;m v&uuml;cut MR anjiografi kontrast madde kullanılarak yapılabilir.</li> <li>Kalp damarlarında risk grubunda olan hastaların ise Koroner BT Anjiyografi ile &ldquo;check up&rdquo; yaptırması &ouml;nerilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR avantajları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR radyasyon i&ccedil;ermemesi en &ouml;nemli avantajıdır. Tarama testi i&ccedil;in kullanımını olanaklı kılar. MR radyasyon i&ccedil;ermediğinden &ccedil;ocuklarda ve 3. aydan sonra gereklilik durumunda gebelerde de g&uuml;venle kullanılabilir.</li> <li>T&uuml;m V&uuml;cut MR, erken kanser tanısı, erken tedavi ve iyileşme şansına olanak tanıması en &ouml;nemli faydasıdır.</li> <li>&nbsp;Rutin MR y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa t&uuml;m v&uuml;cut MR size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR nasıl yapılır?</strong></h2> <ul> <li>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;da beyin, boyun, akciğer-g&ouml;ğ&uuml;s kafesi, karın i&ccedil;i organları karaciğer, pankreas, b&ouml;brek, b&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezi, mesane ve diğer organlar &ouml;zel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranmaktadır. Erkeklerde prostat, kadınlarda rahim ve yumurtalıklar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. Bu alanların taranması sırasında kısmen kemik ve kas yapıları da g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmektedir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastanın nefesini tutması istenmektedir. Hastanın nefes tutma isteğini yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gerekmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuuru a&ccedil;ık olmalıdır. T&uuml;m v&uuml;cut yapıları rutinde uygulanan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme paketleri ile taranırken ek olarak t&uuml;m&ouml;ral dokunun saptanmasında &ouml;zel yeri bulunan &ldquo;t&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon&rdquo; MR, incelemesi de t&uuml;m inceleme alanlarına ayrı ayrı yapılıp bilgisayar programları ile birleştirilip 3-boyutlu olarak değerlendirilmektedir. T&uuml;m v&uuml;cut dif&uuml;zyon MR y&ouml;ntemi kanserli doku ve lenf bezlerinin tanımlanmasında da &ouml;nemlidir.</li> </ul> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR &ouml;ncesi hangi hazırlıklar yapılıyor?</strong></p> <p>T&uuml;m v&uuml;cut MR işlemi yapılacak hasta, &ouml;ncelikle alanında uzman bir radyoloji teknisyeni tarafından karşılanarak &ccedil;ekim i&ccedil;in hazırlanmaya başlanmaktadır. Hastaya &ouml;ncelikle hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giydirilmektedir. Baş ve boyun b&ouml;lgesinin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozduğu i&ccedil;in kullanılmaması &ouml;nerilmektedir. Takı ve diğer aksesuarların tamamen &ccedil;ıkarılması istenmektedir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir dişler, kalemler, cep boyutunda kesici aletler ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmemektedir. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MR i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. Hastanın v&uuml;cudunda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi varsa inceleme &ouml;ncesi mutlaka bilgi vermesi gerekir. T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemelerinde karın i&ccedil;i yapıların ve safra kesesinin değerlendirilebilmesi i&ccedil;in 7-8 saat a&ccedil;lık gereklidir. Hareketli organların &ccedil;ekimi sırasında hastaya nefes tutması i&ccedil;in komutlar verilir. Kişinin bu komutları yerine getirebilmesi i&ccedil;in uykuya dalmaması gereklidir. Sağlıklı bir &ccedil;ekim i&ccedil;in kişinin uyumlu ve şuurunun a&ccedil;ık olması gerekiyor. Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanelerimizde yalnızca g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revleri kullanılmaktadır. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MR 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MR &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kanser ş&uuml;phem var, t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ailesinde kanser hastası olan, bu nedenle de kanser riski taşıyan kişilerin, herhangi bir belirtisi olmasa da bu endişesini gidermek i&ccedil;in &ldquo;check-up&rdquo; programına MR incelemesi eklenebilir.</p> <p><strong>Hangi hastalık riski olan hastalar t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır?</strong></p> <p>Ailesel ve genetik kanser riski taşıyan herkes MR incelemesi yaptırabilir. Bu sayede kanser tanısı bulunan kişiler bir&ccedil;ok avantaj sağlayabilir. Onkolojik hastalarda hastalığın tanısı, yaygınlığının g&ouml;sterilmesi ve tedavi yanıtının değerlendirilmesi i&ccedil;in de kullanılabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR&rsquo;de radyasyon var mı?</strong></p> <p>MR, radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in rahatlıkla tercih edilebilir</p> <p><strong>Hamile ve &ccedil;ocuklara t&uuml;m v&uuml;cut MR yapılır mı?</strong></p> <p>MR radyasyon i&ccedil;ermediği i&ccedil;in hamile anne adayları ve &ccedil;ocuklarda ihtiya&ccedil; duyulması halinde kullanılacak ilk g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi olmalıdır. Anne adaylarının 3 aylık hamilelik d&ouml;nemini atlattıktan sonra MR yaptırması &ouml;nerilmektedir.&nbsp;&nbsp;</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesine makyaj yaparak girilebilir mi?</strong></p> <p>MR incelemesin daha g&uuml;venilir ve doğru bilgi vermesi i&ccedil;in hastanın herhangi bir makyaj malzemesi kullanmaması ve t&uuml;m takılarını &ccedil;ıkarması gerekir.</p> <p><strong>V&uuml;cudunda herhangi bir metal par&ccedil;ası olan hastalara t&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi yapılabilir mi?</strong></p> <p>V&uuml;cudunun herhangi bir yerinde şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisi olan hastalar inceleme &ouml;ncesi hekimine bilgi vererek MR incelemesini yaptırabilir.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in herhangi bir ila&ccedil; kullanılıyor mu?</strong></p> <p>Bazı MR incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri inceleme &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjiniz sorgulanacaktır. Mutlaka size verilen onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın.</p> <p><strong>T&uuml;m v&uuml;cut MR incelemesi i&ccedil;in verilen kontrast madde alerji yapar mı?</strong></p> <p>Hastaların bazılarında MR incelemelerinde kullanılan kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. Bu nedenle MR incelemesi &ouml;ncesi hastanın kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjisi olup olmadığını kendisine verilen onam formunda mutlaka yazarak kendisini hazırlayan teknisyene bilgi vermelidir.</p> <p><strong>Teşhis konulmuş başka bir hastalığım varsa t&uuml;m v&uuml;cut MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi başka hastalığı olan veya ge&ccedil;irdiği bir ameliyat olan hastaların inceleme &ouml;ncesi kendisini hazırlayan radyoloji teknisyenine mutlaka bilgi vermesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlarda, hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rleri kullanılarak MR yapılabilir.</p> <p>&nbsp;</p>

Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRG)

<p>Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (MRG), y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile beynin anatomik yapısı ve hastalıkların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesinde diğer g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerine g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;n sonu&ccedil;lar veriyor. Bu y&ouml;ntem ile beyin hastalıkları daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilebiliyor. Kranial Fonksiyonel MR olarak da bilinen Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme de (fMRG) bir MRG y&ouml;ntemidir ve hastalığın tanı ve tedavisinde &ouml;nemli avantajlar sağlıyor. fMRG, beyin aktivitesiyle ortaya &ccedil;ıkan kan akışındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişiklikleri &ouml;l&ccedil;&uuml;yor. fMRG, uygulanan &ccedil;eşitli uyaranlar ile beyin dokusundaki kan akımı ve oksijen d&uuml;zeyinin değişmesiyle verilen tepkileri kullanarak etkin alanların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine olanak tanıyor. Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi(fMRG), T&uuml;m V&uuml;cut Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sistemi ile birlikte şu an &uuml;lkemizde başta Memorial Sağlık Grubu olmak &uuml;zere sayılı noktalarda yapılabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Radyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. &Ouml;zdil Başkan, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) y&ouml;ntemi ile ilgili şu bilgileri verdi.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;nedir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. MRG, t&uuml;m v&uuml;cut alanlarında hastalıkların tanı ve takibinde kullanılan tıbbi bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. MRG, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alan ve radyofrekans dalgaları kullanılarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturulur. MRG radyasyon i&ccedil;ermez. fMRG ise beyindeki fonksiyonel olarak aktive olan alanları, kan oksijen seviyesindeki değişmeye bağlı olarak g&ouml;steren bir MRG y&ouml;ntemidir. fMRG, diğer standart MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleriyle saptanamayan beynin fonksiyonel alanlarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesini sağlar.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;ne &ouml;l&ccedil;er?</strong></h2> <p>Oksijen beyin h&uuml;cresi olan n&ouml;ronlara kılcal damarlardaki hemoglobin aracılığıyla gelir. Beyin dokusundaki n&ouml;ronların aktivitesi arttığı zaman oksijen gereksinimleri de artar. Bu durumda n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımı da artırır.&nbsp;Bu durum n&ouml;ronal aktivitenin arttığı alanda kan akımını da artırır.&nbsp;</p> <p>Kranial Fonksiyonel MR, beyin kanlanmasında beyindeki n&ouml;ronların dinlenmede ya da işlev sırasındaki kan oksijen seviyesine bağımlı değişiklikleri &ouml;l&ccedil;erek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin oluşmasını sağlar. Beynin belli bir alanında n&ouml;ral aktivite arttığında MR sinyali de az miktarda artış g&ouml;sterir. fMRG, elde edilen MR sinyalleri analiz edilerek yapılan aktivite ile uyumlu alanları belirler.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;kullanım alanları nelerdir?</strong></h2> <p>fMRG, normal ve hastalıklı beyin fonksiyonlarının anatomik olarak yerini belirlemede kullanılır. fMRG inme, travma ve bazı dejeneratijf beyin hastalıklarında kullanılsa da g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde klinikte en sık beyin ameliyatları veya kranial alana uygulanacak diğer işlemler (radyoterapi, gama-knife tedavisi gibi) &ouml;ncesinde beyinde yer alan hastalıklı alanın kritik fonksiyonel yapılarla olan ilişkisini belirlemede kullanılır. Beyinde yer alan ve girişim uygulanacak hastalıklı doku (t&uuml;m&ouml;r, epileptik odak, damarsal lezyonlar gibi) ile konuşma, y&uuml;r&uuml;me, el-kol-bacak hareket ve duyusal fonksiyonlarını sağlayan alanlar arasındaki ilişkisi saptanır. fMRG, beyin ameliyatının veya beynin diğer girişimsel tedavilerinin olası risklerini değerlendirmek ve en uygun tedavi y&ouml;ntemini, yolunu belirleyebilmek i&ccedil;in tercih edilen tanı y&ouml;ntemidir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi i&ccedil;in hastanın diğer rutin MRG incelemelerinde olduğu gibi hareketsiz sırt&uuml;st&uuml; yatması gerekir. Beynin fMRG&rsquo;si 30-40 dakika s&uuml;rer. fMRG incelemesi sırasında rutin kranial MRG veya kranial MR perf&uuml;zyon incelemesi eklenmemişse MR kontrast madde kullanılmaz. MR odasında hastanın MR cihazında yatarken rahatlıkla g&ouml;rebileceği ekran d&uuml;zeneği vardır. Ekrana yansıtılan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler yardımı ile hastanın inceleme sırasında &ccedil;eşitli işlevleri yapması istenir. Hastalar incelemeye girmeden &ouml;nce uygulamayı yapacak radyoloji uzmanı tarafından detaylı olarak bilgilendirilir. T&uuml;m MRG incelemelerinde olduğu gibi hastanın başının hareketsiz olması en iyi sonucu elde etmek i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Kranial Fonksiyonel MR sırasında hastanın hareketsiz yatarken beyindeki fonksiyonel alanları belirlememizi sağlayacak işlemleri yapması istenir. Hastanın el, kol, bacak, dil hareketleri veya bazı y&ouml;ntemlerle akıldan s&ouml;zc&uuml;k t&uuml;retmesi gibi basit işlemleri yapması istenerek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilir. Egzersizler beynin belirli b&ouml;lgelerindeki aktiviteyi artırır. Bu aktivite, MR cihazı tarafından oluşturulan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle hastanın beyninin fonksiyonel haritasının oluşturmasına fırsat verir. Bu temel işlevleri yaparak, cerrahların beyinden bir lezyonu, t&uuml;m&ouml;r&uuml; &ccedil;ıkarmak veya epilepsi hastalarına uygulanacak ameliyat i&ccedil;in en g&uuml;venli yaklaşım şeklini bulmalarına yardımcı olur.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG)&nbsp;faydaları ve riskleri nelerdir?</strong></h2> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>g&uuml;venli, ağrısız ve invaziv olmayan bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir. fMRG&rsquo;nin en &ouml;nemli avantajı ameliyat veya uygulanacak girişimsel işlemden &ouml;nce konuşma ve el kol - bacak motor becerilerinizin beyindeki alanlarının saptanarak g&uuml;venli bir cerrahi işlem ge&ccedil;irmenizi sağlamasıdır. fMRG&#39;leri beyin cerrahlarının beyin ameliyatına hazırlanmalarına yardımcı olarak ameliyat sırasında doğru b&ouml;lgeye başarılı bir şekilde ulaşmalarını sağlar. Rutin MRG y&ouml;ntemlerindeki gibi eğer manyetik alanla uyumsuz metalik veya elektronik bir aparat v&uuml;cudunuzda yoksa fMRG size zarar verecek bir y&ouml;ntem değildir. Siz MR cihazına alınmadan bilgilendirme formu ve onam formunu okumanız ve onaylamanız istenecektir.</p> <h2><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans G&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme (fMRG) hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;a nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesi ile rutin MRG incelemesi &ouml;ncesi hazırlık hemen hemen aynıdır. Sizi inceleme i&ccedil;in radyoloji teknisyeni karşılayarak hazırlamaya başlar. Hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; giymeniz istenebilir veya giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir. Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir. Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları ve g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları, elektronik eşyaların MR odasına girmesine izin verilmez. &Ccedil;oğu durumda, &ouml;zellikle 2000 yılı sonrasında kullanılan birka&ccedil; t&uuml;r dışında, metal implantları olan hastalar MRG i&ccedil;in g&uuml;venlidir. Ancak bazı koklear (kulak) implantlar, beyin anevrizma klip t&uuml;rleri, bazı eski kalp pillerine sahip kişiler g&uuml;venlik a&ccedil;ısından değerlendirilmeden MR odasına alınmamalıdır. V&uuml;cudunuzda şarapnel, mermi veya diğer metallerden herhangi birisini varsa mutlaka radyoloji teknisyenine bilgi vermeniz gerekir. Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Size aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz ve ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz. Bazı MRG incelemelerinde kontrast madde kullanılabilir. MR kontrast maddesi &lsquo;gadolinyum&rsquo; i&ccedil;erir. Gadolinyum iyot kontrast alerjisi olan hastalarda kullanılabilir. Bir hastanın gadolinyum kontrastına alerjisi iyot kontrastına g&ouml;re &ccedil;ok daha azdır. MR incelemeniz &ouml;ncesinde kontrast madde, yiyecek ve ila&ccedil;lara karşı alerjinizin olup olmadığı hakkında sizden mutlaka bilgi alınır. Size sorulan her soruyu mutlaka onam formuna belirtin ve sizi hazırlayan teknisyenle paylaşın. Herhangi bir ciddi hastalığınız veya ge&ccedil;irdiğiniz ameliyat varsa, sizi hazırlayan radyoloji teknisyenine s&ouml;yleyin. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Biz b&ouml;l&uuml;m&uuml;m&uuml;zde yalnız g&uuml;venli olduğu belirtilen kontrast madde t&uuml;revlerini kullanmaktayız. B&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in kan testine ihtiyacınız olabilir. Hamile olma olasılığı varsa MR incelemesinden &ouml;nce belirtilmelidir. MRG 1990&#39;lardan beri kullanılmaktadır. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde MRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez. Gebelerde gerekli olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelesine a&ccedil; mı tok mu gelmeliyim?</strong></p> <p>Radyoloji teknisyeni sizinle &ccedil;ekim &ouml;ncesi detaylı bir g&ouml;r&uuml;şme yapacaktır. Aksi s&ouml;ylenmedik&ccedil;e a&ccedil; olmanıza gerek olmaz, her zamanki rutin beslenmenizi yapabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesi &ouml;ncesi başka hastalıklarım nedeniyle kullandığım ila&ccedil;ları i&ccedil;ebilir miyim?</strong></p> <p>Bazı &ouml;zel MR incelemelerinde yeme-i&ccedil;me ve kullandığınız ila&ccedil;larla ilgili farklı uygulamalar olabilir. Ancak bunun dışındaki durumlarda size farklı bir şey s&ouml;ylenmediyse ila&ccedil;larınızı alabilirsiniz.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR radyasyon var mı?</strong></p> <p>Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>radyasyon i&ccedil;ermez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR 3 aylık hamileyken yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikle hamile olma olasılığı olan kadın hastaların Kranial Fonksiyonel MR<strong> </strong>incelemesinden &ouml;nce bu olasılığı gerekli gebelik testlerini yaptırarak kesinleştirmesi gerekir. Hamile kadınlar veya anne karnındaki bebekleri &uuml;zerinde herhangi bir olumsuz etkisi bildirilmemiştir. Ancak bununla birlikte, yapılacak işlemin yararı herhangi bir potansiyel riske g&ouml;re ağır basmadığı s&uuml;rece gebelerin ilk trimesterde(3 aylık hamilelik d&ouml;nemi) fMRG &ccedil;ektirmesi &ouml;nerilmez.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR&rsquo;da hamile hastalarda kontrast madde kullanılıyor mu?</strong></p> <p>3 aylık hamilelik d&ouml;nemini tamamlayan hastalara <strong>gerekirse Kranial Fonksiyonel MR </strong>yapılabilir. Ayrıca gebelerde zorunlu olmadık&ccedil;a MR kontrast madde kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Ailemde genetik b&ouml;brek rahatsızlığı var, Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR yaptırabilir miyim?</strong></p> <p>Ciddi hastalığı olan ya da herhangi bir ameliyat ge&ccedil;iren hastaların bu durumu mutlaka radyoloji teknisyenine bildirmesi gerekir. İleri b&ouml;brek hastalığı gibi bazı durumlar, b&ouml;brek hastalığı olan hastalar i&ccedil;in g&uuml;venli kabul edilen belirli gadolinyum kontrast t&uuml;rlerinin kullanılmasını gerektirebilir. Hastanemizde kullanılan MR kontrast maddeleri g&uuml;venli gruptadır. &nbsp;Ayrıca b&ouml;breklerinizin normal &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını belirlemek i&ccedil;in sizden kan testleri istenebilir.</p> <p><strong>V&uuml;cudumdaki piercinglerimi Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi &ccedil;ıkarmalı mıyım? </strong></p> <p>Takı ve diğer aksesuarların &uuml;zerinizde olmaması gerekir. Saatler, kredi kartları, işitme cihazları, iğneler, sa&ccedil; tokaları, metal fermuarlar, &ccedil;ıkarılabilir diş, kalemler, cep bı&ccedil;akları, g&ouml;zl&uuml;kler, v&uuml;cut &ldquo;piercing&rdquo;leri, cep telefonları ve t&uuml;m elektronik eşyalar MR odasına alınmasına izin verilmez.</p> <p><strong>Kendi elbisemle Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR incelemesine gerebilir miyim?</strong></p> <p>fMRG incelemesi i&ccedil;in MR odasına hastane &ouml;nl&uuml;ğ&uuml; ile girmeniz tercih edilir. Ancak giysileriniz rahat ve metal i&ccedil;ermiyorsa onlarla da inceleme yapılabilir.</p> <p><strong>Kranial Fonksiyonel Manyetik Rezonans MR &ouml;ncesi makyajımı temizlemem gerekir mi?</strong></p> <p>Baş ve boyun b&ouml;lgenizin MR g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemesi sırasında y&uuml;z&uuml;n&uuml;ze s&uuml;r&uuml;len madde ve makyaj malzemesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml; bozacağından kullanılmaması &ouml;nerilir.</p>

CAD EYE Yapay Zeka Teknolojisi

<p>Kalın bağırsak ya da bir diğer adı ile kolon kanseri d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde sık g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor. Kolorektal kanserlerin ortaya &ccedil;ıkmasında; genetik fakt&ouml;rler, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle giderek yaygınlaşan bağırsak poliplerinin tanı ve tedavisinde ge&ccedil; kalınması &ouml;nemli rol oynuyor. Bağırsak poliplerinin erken d&ouml;nemde&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/endoskopi/kolonoskopi.html">kolonoskopi</a>&nbsp;ile tespit edilmesi, tanısının konulması ve takip edilmesi, bu oluşumların ciddi hastalıklara d&ouml;n&uuml;ş&uuml;p hayati tehlikeye yol a&ccedil;maması a&ccedil;ısından b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Endoskopik uygulamalarda CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin hata payı olmadan belirlenmesini sağlayarak, hastalığın tanı ve tedavisinde yer tutuyor.</p> <h2><strong>CAD EYE teknolojisi nedir?</strong></h2> <p>Bağırsak kanalının i&ccedil; y&uuml;zeyinden y&uuml;kselen anormal b&uuml;y&uuml;meler olarak tanımlanan ve &ccedil;oğunlukla iyi huylu olan kalın bağırsak polipleri, ihmal edildiği takdirde ilerleyip b&uuml;y&uuml;yerek kalın bağırsak kanserine d&ouml;n&uuml;şebilmektedir. 50 yaşın &uuml;zerindeki kişilerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinde g&ouml;r&uuml;len kolon poliplerinin bir kısmı kalın bağırsak kanserine ilerlemektedir. Bağırsak poliplerini saptamadaki en g&uuml;venilir y&ouml;ntem de kolonoskopik incelemelerdir. Bağırsak polipleri, modern &ccedil;ağın en gelişmiş kolonoskopi teknolojisi CAD EYE yapay zeka ile pratik bir şekilde tespit edilebilmekte, b&ouml;ylelikle kalın bağırsak kanseri gibi hayati sonu&ccedil;ları olabilecek ciddi bir hastalığın &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmektedir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi ile kalın bağırsak kanserine neden olabilecek poliplerin belirlenip &ccedil;ıkarılması, b&ouml;ylelikle kanserin oluşmadan &ouml;nlenmesi sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;avantajları nelerdir?</strong></h2> <p>CAD EYE yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak poliplerinin kansere d&ouml;n&uuml;şmeden erken aşamada tespit edilmesini sağlayan bir sistemdir. Kolonoskopi cihazına eklenen &ouml;zel bir işlemci sayesinde, detaylı ek bilgiler sağlar ve kolon poliplerinin tespit edilme oranını m&uuml;kemmel seviye getirir.&nbsp;</p> <h2><strong>CAD EYE yapay zeka teknolojisi&nbsp;nasıl uygulanıyor?</strong></h2> <p>S&uuml;re&ccedil; a&ccedil;ısından normal kolonoskopiden bir farkı yoktur. İşlem &ouml;ncesi hasta doktorunun talimatları ile bağırsak temizliğini ger&ccedil;ekleştirmektedir. İşlem g&uuml;n&uuml;nden bir gece &ouml;nce yemek ve su alımı durdurulur. Uygulama, anestezi uzmanları tarafından hasta uyutularak ger&ccedil;ekleştirilir. Hastaya sedasyon uygulandıktan sonra kalın bağırsak, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenir. Kalın bağırsakta polip saptanması durumunda polipin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, polipin sınıflandırması ve yerleşim yerine g&ouml;re tedavi se&ccedil;enekleri planlanır. Poliplerin &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğu kolonoskopi sırasında &ccedil;ıkartılır. Ancak b&uuml;y&uuml;k boyutta olan bazı endoskopik &ouml;zelliklere g&ouml;re t&uuml;m&ouml;r olacağı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len poliplerde ileri endoskopik işlemler (ESD, EMR, EFTR) gerekebilir. Kolonoskopi işleminin deneyimli kişiler tarafından yapılması, bu poliplerin tanınması ve &ouml;zelliklerinin belirlenmesi tedavi kararı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir.&nbsp;</p> <p>Bazı kalın bağırsak poliplerinin kolonoskopi sırasında tanınması ve g&ouml;r&uuml;lmesi zor olabilmektedir. Bu nedenle k&uuml;&ccedil;&uuml;k poliplerin atlanmaması ve taranması i&ccedil;in y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskoplar kullanılmakta, tarama i&ccedil;in yeterli zaman ayrılmakta ve bazı &ouml;zel endoskopik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme metodları uygulanmaktadır.</p> <p>T&uuml;m bunlara ek olarak yapay zeka teknolojisi, kalın bağırsak polipleri ve t&uuml;m&ouml;rlerin saptanmasında &ouml;nemli avantajlar sunmaktadır. CAD EYE yapay zeka, kolonoskopi sırasındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri hem doktorun ekranına yansıtmakta hem de kendi yapay zeka işlemcisine g&ouml;ndermektedir. Bu sayede kolon poliplerinin saptanma oranını m&uuml;kemmel seviyelere &ccedil;ıkarmaktadır.&nbsp;</p> <p><strong>SIK SORULAN SORULAR</strong></p> <p><strong>Uygulama ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kolonoskopik incelemeler &ccedil;oğunlukla 15-20 dakika s&uuml;rmektedir. Ancak polip saptanması durumunda, polipin &ccedil;ıkartılması nedeniyle ya da daha &ouml;nce karın ameliyatı ge&ccedil;irmiş hastalarda işlem s&uuml;resi artabilir.&nbsp;</p> <p><strong>Hastanede yatış gerekir mi?</strong></p> <p>Kolonoskopi işlemi g&uuml;n&uuml;birlik bir uygulamadır. İşlemden sonra hasta sedasyonun etkisinin ge&ccedil;mesi beklendikten sonra taburcu edilebilir. M&uuml;mk&uuml;nse işlem g&uuml;n&uuml; yanında bir refakat&ccedil;i ile gelmesi &ouml;nemlidir. O g&uuml;n araba kullanması ve ağrı bir iş yapması &ouml;nerilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>İşlem sonrası beslenme d&uuml;zeninde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Hastalar işlem sonrasında ilk &ouml;ğ&uuml;nlerinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenebilir. Bu d&ouml;nemde ağır, yağlı ve baharatlı yiyecekler tercih edilmemektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Bağırsak polipleri i&ccedil;in risk fakt&ouml;rleri nelerdir?</strong></p> <p>Yaş, aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, sigara ve alkol kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite,&nbsp; &uuml;lseratif kolit ve Crohn gibi bir iltihabi bağırsak hastalıkları risk fakt&ouml;rleri arasındadır.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta polip olduğu anlaşılabilir mi?</strong></p> <p>Bağırsak polipleri genellikle sessizce ilerleyip, hi&ccedil;bir bulguya neden olmayacağı gibi karın ağrısı, ishal, kabızlık, karında şişlik, dışkıda kan g&ouml;r&uuml;lmesi, dışkı şeklinin değişmesi, bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, kansızlık, demir eksikliği gibi belirtilerle de ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.&nbsp;</p> <p><strong>Kalın bağırsakta g&ouml;r&uuml;len polipler mutlaka alınmalı mı?</strong></p> <p>Anormal doku b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanan polipler, ilerleyen d&ouml;nemlerde kansere d&ouml;n&uuml;şebileceği i&ccedil;in, tespit edildiğinde mutlaka alınmalıdır. Polip varlığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren durumlarda da mutlaka işlem yapılmalı, polip saptama oranını artırmak i&ccedil;in de y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; endoskopik cihazlar ve yapay zeka kullanılmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>CAD EYE teknolojisi mide kanseri i&ccedil;in de kullanılabilir mi?</strong></p> <p>Bu uygulamanın &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nemlerde mide hastalıkları i&ccedil;in de kullanılması ve erken d&ouml;nem kanserleri tespit etmesi planlanmaktadır.</p>

Endoskopik Ultrasonografi (Endosonografi-EUS)

<p>Sindirim sistemine ilişkin hastalıkların teşhisinde en b&uuml;y&uuml;k yardımcı endoskopik y&ouml;ntemler olsa da, bazı durumlarda gizlenen kitle ve lezyonlar belirlenemeyebiliyor. Fakat endoskopi ve ultrasonografının tek bir cihazda birleştirilmesiyle; sindirim sisteminin hastalıkları g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebiliyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme sayesinde gerekirse işlem esnasında biyopsi alınarak, patolojik incelemeye bile g&ouml;nderilebiliyor.</p> <h2><strong>EUS nedir?</strong></h2> <p>Endoskopi sindirim sistemini incelemeye yarayan esnek bir alettir. Ultrasonografi ise y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Endosonografi ise endoskopi ile ultrasonografiyi birleştiren, sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanıyan ileri teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; bir cihazdır.</p> <p><strong>Endoskopik ultrasonografinin</strong>; yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde &ouml;nemli oranda etkili olduğu bilinmektedir.</p> <h2><strong>Endosonografi (EUS) hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <ul> <li>Yemek borusu kanseri, mide kanseri,&nbsp;<a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/rektum-kanseri.html" target="_blank">rektum kanseri</a>,&nbsp; safra yolu kanseri, pankreas kanseri tanısı, biyopsi alınması, kanserin erken evrede saptanması, ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması, rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesi</li> <li>Sindirim sistemi kaynaklı yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri, submukozal lezyonlar:&nbsp;Yemek borusu, mide, rektum gibi organların duvarlarından kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerin saptanması gastrointestinal stromal t&uuml;m&ouml;r (GİST), leiomyoma, &nbsp;vb. t&uuml;m&ouml;rlerin tespiti</li> <li>Karın i&ccedil;i lenf bezlerinden biyopsi alınması</li> <li>Anal &nbsp;fist&uuml;l:&nbsp;Tanısı ve sınıflandırılması, fist&uuml;l&uuml;n makat kasları (anal sfinkter) ile ilişkisinin anlaşılması</li> <li><a href="http://www.taviloglu.com/bagirsak-hastaliklari/bagirsak-inkontinensi-gaz-ve-diski-kacirma.html" target="_blank">Gaz ve dışkı ka&ccedil;ırma:</a>&nbsp;Anal kanal kaslarının kalınlığını ve durumunu değerlendirilmesi</li> <li>Pankreatit:&nbsp;Akut pankreatit olgularında, pankreas etrafındaki &lsquo;&rsquo;ps&ouml;dokist&rsquo;&rsquo; adı verilen yalancı kist sıvısının ve nekrozlu dokuların (nekrotizan pankreatit durumunda) tespiti ve boşaltılması, kronik pankreatit durumunda pankreas organı ve kanalının değerlendirilmesi</li> <li>Pankreas kanserlerinde EUS ile ağrı tedavisi</li> <li>Karaciğerdeki kitlelerden biyopsi alınması</li> <li>Kanser nedeniyle tıkanan safra yollarının EUS eşliğinde mideye ya da ince bağırsağa boşaltılması veya stent takılması</li> </ul> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi avantajları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Endoskopik ultrasonografinin (EUS) başlıca &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yemek borusu kanseri, mide kanseri, rektum kanseri, pankreas kanseri ve makat kanseri gibi durumlarda hem kanserin derine doğru yayılımı ve hem de etraftaki lenf bezi, damar ve organlardaki tutulumu hakkında fikir vermekte ve bu b&ouml;lgelerden biyopsi alma olanağı tanımaktadır.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi, lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi &ouml;rneği almada ve damarların i&ccedil;indeki kan akımını g&ouml;stermede standart ultrasonografiye g&ouml;re daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</li> <li>Endoskopik ultrasonografi (EUS) veya endosonografi endoskopi ile yapıldığından organların i&ccedil; kısmına girilir ve b&ouml;ylelikle g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler &ccedil;ok daha yakından ve detaylı bir şekilde alınır.</li> <li>EUS ile sindirim siteminden ve sindirim sistemine komşu organlardan kaynaklanan t&uuml;m&ouml;rlerden doku &ouml;rneği alınabilir, kist vb. oluşumlar boşaltılabilir.</li> <li>EUS sindirim sistemindeki duvar katmanlarını ayrıntılı olarak g&ouml;sterdiğinden sindirim sisteminde veya sindirim sistemine komşu organlarda oluşan t&uuml;m&ouml;rlerinin evrelenmesinde (t&uuml;m&ouml;r&uuml;n b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve derinliği, lenf bezi ve komşu organ metastazı vb.) ve sindirim sisteminde epitel altında yerleşim g&ouml;steren lezyonların incelenmesinde kullanılır.&nbsp;</li> </ul> <h2><strong>EUS nasıl yapılır? </strong></h2> <p>EUS işlemi klasik endoskopiden farklı değildir. EUS hem &uuml;st (yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı) hem de alt sindirim sisteminde (kalın bağırsak) uygulanabilir. EUS de işlem &ouml;ncesi hazırlık, işlem sonrasında dikkat edilecek hususlar ve işleme bağlı olası yan etkiler klasik endoskopide olduğundan farklı değildir. EUS normal endoskopiden daha uzun s&uuml;rebilir. Ortalama 30 dakika s&uuml;ren işlem sırasında hastaya uyku verici ve ağrı kesici ila&ccedil;lar verilir. İşlem son derece konforlu bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilir. EUS işlemi i&ccedil;in hastaneye ayaktan gelen hastalar genellikle işlem sonrasında birka&ccedil; saat izlendikten sonra evlerine g&ouml;nderilirler ve ertesi g&uuml;n normal g&uuml;nl&uuml;k yaşamlarına d&ouml;nebilirler.</p> <h2><strong>Endoskopik ultrasonografi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <ul> <li><strong>İşlem &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></li> </ul> <p>Hasta konforlu bir şekilde İşlem &ouml;ncesinde aspirin, kalp, y&uuml;ksek tansiyon ve diyabet ila&ccedil;ları gibi d&uuml;zenli olarak kullanılan ila&ccedil;lardan ve mevcut hastalıklardan doktorun mutlaka haberdar edilmesi gerekir. İla&ccedil;lardan basılarının işlem &ouml;ncesi kesilmesi gerekebilir.</p> <ul> <li><strong>İşlem sonraki s&uuml;re&ccedil; nasıldır?</strong></li> </ul> <p>EUS işlemi sonrası &ouml;nerilen s&uuml;re i&ccedil;inde hastanın hafif ve sulu yemekler yemesi &ouml;nerilmektedir. Hasta 1-2 g&uuml;n boyunca yanma ve batma oluşabilmekte, bu nedenle tuzlu su ile gargara yapılması &ouml;nerilebilmektedir. İşlem sonrası şiddetli kusma, bulantı ve y&uuml;ksek ateş gibi sorunlar ile karşılaşılırsa doktora başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p>

Tüm Teknoloji İçerikleri

Tanı ve Testler

Fetal DNA Testi

<p>Perinatal hastalıkların tanı ve tedavisinde son yıllarda &ouml;nemli gelişmeler yaşanmakta, ileri genetik incelemeler ve tarama testleri uygulanmaktadır. Down Sendromu-Trizomi 21, Edward Sendromu-Trizomi 18, Patau Sendromu-Trizomi 13, cinsiyet kromozomu-X/Y bozuklukları, triploidi, kaybolan ikiz eşi i&ccedil;in anne kanında saptanan fetal ya da plasentadan kaynaklanan serbest DNA &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri ile tarama testleri yapılmaktadır. Bu tarama testleri tanısal değerde olmasa da %99&rsquo;a yakın değerde hassasiyete sahiptir. <strong>Memorial Antalya Hastanesi Perinatoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. M. Eftal Avcı</strong> Fetal DNA testi hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Fetal DNA testine neden ihtiya&ccedil; duyulur?</strong></h2> <p>Hamilelik s&uuml;recinde bebeğin gelişimi ya da annenin sağlığını ilgilendiren bir sorun ortaya &ccedil;ıkması durumunda; &ouml;zel tetkiklerle ayrıntılı tanı konularak, ila&ccedil; tedavisi veya anne karnında uygulanacak ameliyat ya da işlemle sorunun giderilmesi, anne karnındaki bebeğin sağlığına kavuşması sağlanmaktadır.</p> <h2><strong>Fetal DNA testi nedir?</strong></h2> <ul> <li>Fetal DNA yani cfDNA testi, tanısal bir test değil bir tarama testidir.</li> <li>Sonu&ccedil;lar risk a&ccedil;ısından verilmiştir, şirketlerin &ccedil;oğu her kromozom i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;k riskli (genellikle 10.000&#39;de 1&#39;den az) veya y&uuml;ksek riskli (% 99&#39;dan fazla) olarak raporlar.</li> <li>Pozitif veya y&uuml;ksek riskli bir cfDNA sonucu, invazif testlerle doğrulanmalıdır.</li> <li>İlk trimester taraması ve trizomi 21 i&ccedil;in pozitif cfDNA sonucu olması durumunda, tanı testi CVS olabilir.</li> <li>Trizomi 18 ve 13 durumunda, pozitif bir sonucun ardından ayrıntılı bir ultrason muayenesi yapılmalıdır ve bu trizomilerle ilişkili karakteristik kusurlar tespit edilirse CVS ger&ccedil;ekleştirilebilir; taramada herhangi bir kusur saptanmazsa, plasenta sınırlı mozaiklikten kaynaklanan hatalı bir sonucu &ouml;nlemek i&ccedil;in tercih edilen tanısal test amniyosentezdir.</li> <li>Negatif veya d&uuml;ş&uuml;k riskli bir cfDNA sonucu, fet&uuml;s&uuml;n araştırılan trizomiden etkilenme ihtimalinin d&uuml;ş&uuml;k olduğu konusunda g&uuml;ven vericidir.</li> <li>&Ouml;nceki risk (anne yaşına veya &ouml;nceki bir tarama y&ouml;nteminin sonu&ccedil;larına bağlı olarak), trizomi 21 i&ccedil;in yaklaşık 300 ve trizomi 18 ve 13 i&ccedil;in 50 kat azaltılabilir. <ul> <li>cfDNA kullanarak noninvaziv prenatal an&ouml;ploidi taraması sunarken hastalarla tartışılması gereken konular aşağıdakileri i&ccedil;erir:</li> <li>Tarama isteğe bağlıdır ve alternatif tarama ve teşhis se&ccedil;enekleri mevcuttur.</li> <li>Test edilen koşullar ve nelerin tanımlanmayacağı.</li> <li>Maliyet ve sigorta kapsamı.</li> <li>Geri d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;resi (yaklaşık beş ila yedi g&uuml;n), sonu&ccedil;ların nasıl rapor edildiği, tesad&uuml;fi bulgular ve ikiz gebelikteki performans.</li> </ul> </li> <li>CfDNA testini t&uuml;m gebelere rutin olarak &ouml;nermek yerine başka bir y&ouml;ntemle, tercihen birinci trimester kombine testle (ikili test), birinci basamak taramadan sonra se&ccedil;ilen pop&uuml;lasyonun bir alt grubuna sunulabilir. Bu t&uuml;r bir yaklaşım, t&uuml;m pop&uuml;lasyonda cfDNA testini ger&ccedil;ekleştirmekten &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de daha d&uuml;ş&uuml;k bir maliyetle &ccedil;ok y&uuml;ksek tespit oranına ve &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k invazif test oranına yol a&ccedil;acaktır.</li> <li>CfDNA testi i&ccedil;in se&ccedil;ilen alt grup, y&uuml;ksek riskli veya orta riskli olanlar olabilir.</li> <li>Her hal&uuml;karda, t&uuml;m kadınlara 11-13. Haftalarda maj&ouml;r kusurların erken tespiti i&ccedil;in ayrıntılı ultrason taraması ve aspirin tedavisinden fayda sağlayacak y&uuml;ksek riskli bir grubu belirlemek i&ccedil;in erken preeklampsi taraması &ouml;nerilmelidir.</li> </ul> <h2><strong>Fetal DNA analizi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Anne dolaşımında h&uuml;cre dışı DNA (cfDNA) kullanılarak trizomi 21 (Down sendromu), trizomi 18, trizomi 13 ve yaygın cinsiyet kromozomu an&ouml;ploidileri i&ccedil;in doğum &ouml;ncesi tarama yapılabilir. Dolaşımdaki cfDNA hem anneden hem de plasentadan elde edilir ve doğumdan hemen sonra anne dolaşımından temizlenir.</p> <h2><strong>Fetal DNA testi en g&uuml;venilir şekilde nasıl yapılır?</strong></h2> <p>G&uuml;venilir bir test sonucu elde etmek i&ccedil;in anne plazması yeterli miktarda fetal (bebeğe ait) cfDNA i&ccedil;ermelidir. Birka&ccedil; fakt&ouml;r fetal fraksiyonu azaltabilir; 10. gebelik haftasından &ouml;nce tarama, yetersiz numune toplama veya işleme, annede obezite, bazı anomaliler (&ouml;rn. Trizomi 18, triploidiler), d&uuml;ş&uuml;k molek&uuml;ler ağırlıklı heparin kullanımı, in vitro fertilizasyon yoluyla gebe kalma (t&uuml;p bebek ve ya &ccedil;oğul gebelik) gibi, bu da tahlil başarısızlığına (&quot;sonu&ccedil; yok&quot; raporu) yol a&ccedil;abilir.</p> <p>cfDNA; trizomi 21, 18 ve 13 i&ccedil;in en hassas tarama se&ccedil;eneğidir fakat başarısı trizomiye g&ouml;re değişir. Toplam yanlış pozitif sonu&ccedil; oranı bu &uuml;&ccedil; trizomi i&ccedil;in y&uuml;zde 0.15&#39;tir. Cinsiyet kromozomu an&ouml;ploidileri i&ccedil;in cfDNA test performansı, &ouml;rneğin monozomi X (Turner Sendromu) i&ccedil;in; saptama oranı %90&rsquo;lara d&uuml;şerken, Turner Sendromu olmayan vakayı da yanlış olarak pozitif raporlama oranı %0.23&rsquo;e &ccedil;ıkar.</p> <h2><strong>Başarısız test sonu&ccedil;larında ne yapılır?</strong></h2> <p>&Ccedil;ok &ccedil;eşitli cfDNA başarısızlık oranları rapor edilmiştir. Bu duruma standart bir yaklaşım olmamasına rağmen, cfDNA testi i&ccedil;in tekrar numune g&ouml;ndermek yaygın bir uygulamadır. Alternatif olarak, standart bir serum tarama testi (hen&uuml;z yapılmadıysa) veya hedeflenmiş bir ultrason (detaylı ultrason) &ouml;nerilebilir. Gebeliğin zaten &quot;y&uuml;ksek risk&quot; altında olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yorsa, sonu&ccedil; alınamayan cfDNA testinin ardından invaziv bir prosed&uuml;r (haftasına g&ouml;re koryon villus &ouml;rneklemesi (CVS), amniyosentez ve ya kordosentez) yapılması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir.</p> <p>Yanlış pozitif testler (yani testin olmayan bir hastalığı varmış gibi g&ouml;stermesi), sınırlı plasental mozaisizm, &ouml;len ikiz, anne mozaisizmi, anne kanseri, ve ya teknik sorunlara bağlı olabilir</p> <p>Yanlış-negatif testler (yani testin var olan bir hastalığı g&ouml;sterememesi) sınırlı plasental mozaisizm, sınırda d&uuml;ş&uuml;k fetal fraksiyon ve teknik sorunlardan kaynaklanabilir.</p> <h2><strong>Down sendromu i&ccedil;in risk y&uuml;zdeleri nelerdir?</strong></h2> <p>Hastalar,<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/Down-sendromu"> down sendromu</a> i&ccedil;in pozitif bir sonu&ccedil; alırlarsa, fet&uuml;s&uuml;n ger&ccedil;ekten Down sendromlu olma olasılığının (pozitif tahmin değeri) muhtemelen y&uuml;zde 90&#39;dan fazla olmayacağını anlamalıdır. Down sendromu ve trizomi 18 i&ccedil;in tarama sonucu pozitif olan 35 yaş ve &uuml;st&uuml; hastalarda sırasıyla y&uuml;zde 87 ve y&uuml;zde 63 risk vardır. Aynı şekilde negatif sonu&ccedil; alan hastalar da normal fet&uuml;s olasılığının y&uuml;ksek olduğunu (&gt; y&uuml;zde 99.9) anlamalıdır, ancak bu Down sendromu olasılığını dışlamaz. &nbsp;&nbsp;</p>

Mediastinoskopi

<p>Akciğer kanserinde hastaların ge&ccedil;irdiği işlemlerden biri olan mediastinoskopi, kanserin farklı yerlere yayılıp yayılmadığını tespit eden, kanserin evrelenmesinde yardımcı olan ve genel anesteziyle yapılan bir girişimdir. Akciğer kanseri, lenfoma, sarkoidoz, lenfoma, mediastinal t&uuml;m&ouml;rler gibi &ouml;nemli rahatsızlıklarda mediastinoskopi tedavi stratejisi belirleme a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir rol oynar. G&uuml;venilir bir işlem olan mediastinoskopi altın standartta bir y&ouml;ntem olarak bilinir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kamerayla g&ouml;ğ&uuml;s b&ouml;lgesini inceleyen y&ouml;ntemin riski d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Memorial Sağlık Grubu G&ouml;ğ&uuml;s Cerrahisi B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanları mediastinoskopi işlemi hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi nedir?</strong></h2> <p>G&ouml;ğ&uuml;s hastalıklarında mediastinal t&uuml;m&ouml;rlerin tanısında kullanılan bir tanı y&ouml;ntemi olan mediastinoskopi &ouml;nemli bir işlemdir. Kalp ile akciğer arasındaki mediastinum olarak adlandırılan boş b&ouml;l&uuml;me &ouml;zel bir ara&ccedil; ile girilir. Girişim hastanın boyun kısmından olur ve nefes borusu dışından ilerleyerek boş b&ouml;lgeye gidilir. Bu b&ouml;lgeden biyopsi alınır. Mediastinoskopi, bilgisayarlı tomografi ve n&uuml;kleer tıp gibi y&ouml;ntemlerin yanında g&uuml;venilir bir uygulamadır. İşlemin bir diğer &ouml;zelliği de genel anestezi ile yapılmasıdır. İnceleme mediastinoskop ismi verilen bir aletle yapılır. Bu alet k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kamerası olan, uzun, ince ve esnek bir t&uuml;pten oluşur. Uzman doktor g&ouml;ğ&uuml;s ortasındaki ve &ccedil;evresindeki yapıları inceler. Kamera ile alınan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler bilgisayara kaydedilir. Akciğer kanseri, lenfoma, sarkoidoz, lenfoma, mediastinal t&uuml;m&ouml;rler gibi &ouml;nemli rahatsızlıklarda mediastinoskopi tedavi stratejisi belirleme a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir rol oynamaktadır. Son d&ouml;nemlerde PET gibi tanı y&ouml;ntemlerinin yanında mediastinoskopi altın standartta bir y&ouml;ntemdir. Morbidite ve mortalitesi de d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi hangi hastalıklarda kullanılır?</strong></h2> <p>Akciğer ve lenf d&uuml;ğ&uuml;mleri arasındaki alanlarda ş&uuml;phe varsa bu işlem uygulanır. Genellikle<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/akciger-kanseri"> akciğer kanserini </a>kontrol etmek ve bu kanseri evrelemek i&ccedil;in bu y&ouml;nteme başvurulur. İşlemde lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerini &ccedil;ıkarmak ve biyopsi yapmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bunun yanında tim&uuml;s bezi t&uuml;m&ouml;r&uuml;, yemek borusu kanseri ve lenfoma olan kişilerde de uygulama yapılabilir. Lenf d&uuml;ğ&uuml;mleri, kalp ve damarları, nefes borusu, yemek borusu, halk arasında iman tahtası &uuml;zerinde, tiroid bezinin altında bulunan tim&uuml;s bezi bu y&ouml;ntemle incelenebilmektedir. Tim&uuml;s bezi lenfositlerin v&uuml;cut h&uuml;creleri ve v&uuml;cuda zararlı olabilecek yabancı h&uuml;creleri ayırt etmeyi &ouml;ğrendikleri b&ouml;lgedir. Bu y&ouml;ntem sayesinde lenfoma, timoma, tiroid kitleleri, metastatik karsinomlar, sarkoidoz, bronş kistleri, n&ouml;rojen t&uuml;m&ouml;rler, paratiroid t&uuml;m&ouml;rleri, teratoma, gastroenterik herni ile ilgili veriler de alınabilir. Akciğer kanserinin ameliyatının &ouml;ncesinde evreleme i&ccedil;in kullanılmakla birlikte burada alınan lenf bezi biyopsisinde eğer kanser h&uuml;cresine rastlanırsa ameliyat &ouml;nerilmez. Bu anlamda tedavi stratejisi a&ccedil;ısından &ouml;nem taşır.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Mediastinoskopi genel anestezi altında yapılır. Hastaya damar yolundan bir ila&ccedil; verilir. İşlem i&ccedil;in hastanın boğazına bir t&uuml;p takılır ve hasta bir solunum makinesine bağlanır. G&ouml;ğ&uuml;s kemiğinin hemen &uuml;zerinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesi yapılır ve sonrasınsa mediastinoskop cihazı g&ouml;ğ&uuml;s i&ccedil;ine girilir. Cihazda ışık ve kamera vardır. Bu sayede g&ouml;ğ&uuml;s kısmı, akciğerler, &ccedil;evre b&ouml;lge incelenir ve biyopsi &ouml;rneği alınır. İşlemden sonra cihaz &ccedil;ıkarılır. Kesi yeri kapatılır. Hasta uyandırılır ve solunum cihazından ayrılır. İşlem sonrasonda anestezi nedeniyle hafif bir sersemlik olabilir.</p> <h2><strong>Mediastinoskopi hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Mediastinoskopi sonrası neler olur?</strong></p> <p>Hasta bir sorun olmadığından emin olunana kadar yakından izlenir. Hastanın ağız ve boğaz kısmı uyuşuk olabileceğinden bu uyuşma bitene kadar yemek ve i&ccedil;mek i&ccedil;in izin verilmez. Uyuşma ge&ccedil;ince, işlemden bir g&uuml;n sonra boğaz ağrısı, ses kısıklığı veya &ouml;ks&uuml;r&uuml;k g&ouml;rebilir. Kesi yerinde hafif ağrılar yaşanabilir. Eğer işlem ayakta yapıldıysa işlemden birka&ccedil; saat sonra eve gidilebilir. İşlem sırasında hastanın yanında bir refakat&ccedil;i olması &ouml;nemlidir. İşlemden sonra hastaların mutlaka takip randevusu alması gerekir. Ayrıca işlemden sonra doktora hangi ila&ccedil;ların kullanılıp kullanılmayacağı sorulmalıdır. İşlem sonrası boğazda ağrı varsa daha yumuşak besinlerle beslenilmesi tavsiye edilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi sonrası kesi bakımı nasıl yapılır?</strong></p> <p>Kesi b&ouml;lgesinde pansumanlı bir bez bırakılır. Bu bez 24 saat tutulmalıdır. 24 saat sonra atılabilir ve duş alınabilir. Ancak kesi b&ouml;lgesi hırpalanarak temizlenmemelidir. Sadece sabun ve suyun kesi yeri &uuml;zerinden akmalıdır. İşlemden sonraki 10 g&uuml;n i&ccedil;inde k&uuml;vet banyosu, y&uuml;zme havuzundan uzak durulmalıdır.</p> <p><strong>Mediastinoskopi komplikasyonları nelerdir?</strong></p> <p>Mediastinoskopi g&uuml;venilir bir işlem olsa da bazı riskleri vardır. Bu riskleri ş&ouml;yle sıralamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r:</p> <ul> <li>Zat&uuml;rree</li> <li>Kanama</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/ses-kisikligina-ne-iyi-gelir">Ses kısıklığı</a></li> <li>Kesi yeri enfeksiyonu</li> <li>Akciğer b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ccedil;&ouml;kmesi</li> </ul> <p>Eğer işlem sonrasında dikiş yerinde kanama, ateş, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, boyunda şişlik, nefes darlığı, yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, iyileşmeyen ve k&ouml;t&uuml;ye giden ses kısıklığı varsa mutlaka işlemi yapan doktora başvurmak gerekir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi &ouml;ncesi nelere dikkat edilmeli?</strong></p> <p>Hastanın kullandığı t&uuml;m ila&ccedil;lar, vitaminler de dahil, bitkisel &uuml;r&uuml;nlerle birlikte ve ila&ccedil; alerjisinin olup olmadığı doktora bildirilmelidir. Kan sulandırıcı kullanılıyorsa doktor bunun bırakılmasını isteyebilir. İşlemden en az 8 saat &ouml;nce hi&ccedil;bir şey yenilip i&ccedil;ilmemelidir. Doktor ve hemşire hastayı bu konuda bilgilendirecektir. Steroid olmayan antienflamatuar ila&ccedil;ların,&nbsp; E vitaminlerinin doktorun &ouml;nereceği şekilde bırakılması uygundur. Diyabet i&ccedil;in ila&ccedil; kullanan hastaların diyabet ila&ccedil;larıyla ilgili doktoruyla g&ouml;r&uuml;şmesi uygundur. Daha &ouml;ncesinde kalple ilgili problemi olan hastaların mediastinoskopi ile ilgili onay alması da &ouml;nemlidir. İşlem &ouml;ncesinde sadece doktorun verdiği ila&ccedil;lar kullanılmalı onlar da birka&ccedil; yudum suyla alınmalı. Herhangi bir krem, pudra, deodrant vb bir &uuml;r&uuml;n kullanılmamalıdır. Metal nesneler giyilmemelidir. Piercing, k&uuml;pe, takı gibi &uuml;r&uuml;nler giyilmemelidir. Kontakt lens kullanılıyorsa kullanılmamalıdır. Kullanılan t&uuml;m ila&ccedil;ların, tıbbi kremlerin hastanın yanında olması gerekir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi endikasyonları nelerdir?</strong></p> <p>Mediastinoskopinin esas amacı bilinen bir akciğer kanserinin tespit edilip, gerekirse ş&uuml;pheli alanın alınmasıdır. Eğer mediastinoskopi lenf nod&uuml;l&uuml; yoksa opere etme şansı y&uuml;ksektir. Mediastinoskopinin bir diğer amacı da primer ya da sekonder bir hastalığın teşhisidir. Bunları &nbsp;akciğer, &ouml;zofagus veya g&ouml;g&uuml;s kanserleri gran&uuml;lomat&ouml;z hastalıklar sarkoidoz, Tbc, hodgkin, pnomokonyozis, retrosternal paratiroit, substrenla tirod, trakea t&uuml;m&ouml;rleri, mediasten kistleri olarak sıralamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. T&uuml;m bunlardan başka mediastinoskopi tedavi ama&ccedil;lı da kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Kişiden kişiye g&ouml;re değişmekle birlikte 45 ile 60 dakika arasında s&uuml;rmektedir. Fakat bu s&uuml;re uzayabilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi &ouml;ncesinde hangi testleri yaptırmak gerekir?</strong></p> <p>İşlemden &ouml;nce başka testlere de ihtiya&ccedil; olabilir. Bu testler ş&ouml;yle sıralanabilir:</p> <ul> <li>Kan testleri</li> <li>G&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni</li> <li>EKG</li> <li>Ciğerlerinizin d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışıp &ccedil;alışmadığını kontrol etmek i&ccedil;in testler</li> <li>Kilo &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Kan basıncı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Ateş &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> <li>Kalp ve solunum hızı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;</li> </ul> <p><strong>Mediastinoskopi sonu&ccedil;ları ne zaman &ccedil;ıkar?</strong></p> <p>Sonu&ccedil;lar genellikle 1 veya 2 hafta i&ccedil;inde &ccedil;ıkabilir. İşlemi yapan doktor laboratuvara g&ouml;nderilen par&ccedil;alarla ilgili hastaya bilgi verebilir. Sonu&ccedil; bekleme s&uuml;reci endişelendirebilir, bu konuyla ilgili doktorla mutlaka irtibata ge&ccedil;mek doğru olur.</p> <p><strong>Meidastinoskopide metastaz tespit edilmezse ne olur?</strong><br /> Eğer kanser h&uuml;creleri diğer b&ouml;lgelere yayılmamışsa hastalıklı b&ouml;lge mediastinoskopi ile temizlenir. Eğer lenf bezlerine yayılım varsa ameliyat yapılmaz ve hastaya kemoterapi ve eğer gerekli g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse radyoterapi verilir.</p> <p><strong>Mediastinoskopiyi kim buldu?</strong></p> <p>1954 senesinde mediastinal lenf nodlarının keşfedilebileceği fikri ilk olarak Harken tarafından ortaya atılmıştı. Bundan 4 sene sonra yani 1959 senesinde Carlens bir skopi geliştirdi ve lenf nodlarından biyopsi alınacağını keşfetti. Bu sistem de g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar geldi. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde mediastinoskopi akciğer kanserlerinin evrelendirilmesini ve mediastinal kitleleri tanımakta kullanılmaktadır.</p> <p><strong>Ka&ccedil; t&uuml;r mediastinoskopi vardır?</strong></p> <p>Mediastinoskopi d&ouml;rt şekilde uygulanabilir. Birincisi standart servikal mediastinoskopidir. En sık uygulanan mediastinoskopidir. Hastanın boynundan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kesi a&ccedil;ılır. Kalp ile akciğer arasındaki boş alana kameralı aletle girilir. İkincisi de anterior mediastinoskopidir. Burada da g&ouml;ğs&uuml;n sol &ouml;n b&ouml;lgesinden ikinci ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kaburgaların arasından girlir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; uygulama ise ekstended servikal mediastinoskopidir. Boyundan kesi yapılır ama aort &ouml;n&uuml;nden ilerlenerek damarlar &ccedil;evresindeki lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi alınmaktadır. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise g&ouml;ğ&uuml;s kemiği altından girişim yapılan subksifoidal mediastinoskopidir.</p> <p><strong>Mediasten nedir?</strong></p> <p>Akciğerlerin arkasında kalan ve g&ouml;ğ&uuml;s kafesinde bulunan kısma mediasten denmektedir. Bu b&ouml;l&uuml;mde farklı sayıda ve t&uuml;rde t&uuml;m&ouml;rler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopi ne zaman kullanılır?</strong></p> <p>Eğer bronkoskopi ve transbronşial iğne aspirasyonu, EBUS ya da EUS ile net bilgi alınamayan hastalarda kullanılabilmektedir.</p> <p><strong>Mediastinoskopide &ouml;l&uuml;m riski var mı?</strong><br /> Yapılan araştırmalara g&ouml;re, deneyimli cerrahlar ve anestezi uzmanlarının yaptığı mediastinoskopide &ouml;l&uuml;m oranı y&uuml;zde 0.1&#39;den daha az ve y&uuml;zde 1.5 oranında morbiditesi olan g&uuml;venli bir prosed&uuml;rd&uuml;r.</p>

Bronkoskopi

<p>Bronkosopi, &ccedil;eşitli akciğer hastalıklarının tanı ve tedavisinde solunum yollarını detaylı g&ouml;rebilmek i&ccedil;in yapılan bir işlemdir. Bronkoskop denilen bir cihazla yapılmaktadır. Bronkoskopi sadece tanı i&ccedil;in değil, tedavi ama&ccedil;lı da uygulanabilen bir y&ouml;ntemdir. Memorial Şişli Hastanesi G&ouml;ğ&uuml;s Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nde <a href="https://www.memorial.com.tr/doktorlar/fusun-soysal">Uz. Dr. F&uuml;sun Soysal</a>, bronkoskopi işlemi hakkında bilgi verdi<strong>. </strong></p> <h2><strong>Bronkoskopi nedir? </strong></h2> <p>Bronkoskopi, akciğer ve solunum yollarındaki sorunları teşhis ve tedavi etmeye yardımcı olabilecek bir işlemdir. Genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılmaktadır. Nadiren de olsa bazı durumlarda genel anestezi gerekebilmektedir. Bronkoskopi işleminde ince, plastik bir kamera t&uuml;p&uuml; ile akciğerler ve solunum yolları incelenmektedir. Bronkoskopi işlemi burundan veya ağızdan yapılabilmektedir. Bronkoskopi gerektiren yaygın nedenler, &nbsp;kalıcı bir &ouml;ks&uuml;r&uuml;k, nefes almada zorluk, enfeksiyon durumu, g&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni veya BT taramasında g&ouml;r&uuml;len anormal bir bulgudur. Bronkoskopi, akciğerlerdeki t&uuml;m&ouml;rleri ve kanamayı tespit etmeye yardımcı olabilir. Bronkoskopi ayrıca mukus veya doku numuneleri almak, hava yollarındaki yabancı cisimleri veya diğer tıkanıklıkları gidermek veya akciğer sorunlarının tedavisini sağlamak i&ccedil;in kullanılabilir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi neden yapılır? </strong></h2> <ul> <li>Akciğerde herhangi bir enfeksiyon olması( &ouml;zellikle sigara i&ccedil;en kişilerde zat&uuml;rre durumu)</li> <li>Tedaviye rağmen ge&ccedil;meyen &ouml;ks&uuml;r&uuml;k,</li> <li>Akciğer dokusundan biyopsi alınması,</li> <li>Akciğerde t&uuml;m&ouml;r ş&uuml;phesi ve t&uuml;m&ouml;rden par&ccedil;a alınması</li> <li>Mukus temizliği veya t&uuml;m&ouml;r gibi bir tıkanıklığı giderme,</li> <li>Tıkanmış hava yolunu a&ccedil;ık tutmak i&ccedil;in hava yoluna bir stent (k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir t&uuml;p) yerleştirilmesi,</li> <li>Akciğerde kanama olması durumunda kanamanın yerinin tespiti ve durdurulması,</li> <li>Akciğerlerin yakınındaki lenf d&uuml;ğ&uuml;mlerinden biyopsi alınması,</li> <li>Solunum yollarını tıkayan yabancı cisimlerin &ccedil;ıkarılması i&ccedil;in bronkoskopi işlemi yapılabilmektedir.</li> </ul> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Bronkoskopi lokal anestezi ve genel anestezi altında yapılabilen bir işlemdir.</p> <p>Lokal anestezi altında yapılan bronkoskopide lokal anestezik ila&ccedil; p&uuml;sk&uuml;rt&uuml;lerek burnun i&ccedil;i ve boğazın arkası uyuşturulmaktadır. Ayrıca, işlem esnasında hastanın rahatlamasına yardımcı olmak i&ccedil;in sakinleştirici ila&ccedil; da verilebilmektedir. Sakinleştirici uyuşukluğa neden olabilir, ancak kişiyi uyutmaz.</p> <p>İşlem sırasında hasta kalp atış hızı ve kan basıncını kontrol etmek i&ccedil;in bir monit&ouml;re bağlanabilir. Parmağa nabız oksimetresi adı verilen bir cihaz da takılabilir. Bu cihaz kanın oksijen i&ccedil;eriğini kontrol eder ve bronkoskopi sırasında hastanın ekstra oksijene ihtiyacı olup olmadığını g&ouml;sterir.</p> <p>G&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanı, bronkoskopun ucunu burun deliğinden aşağıya doğru boğazın arkasından nefes borusuna (trakea) y&ouml;nlendirir. Dar burun deliklerine sahip hastalarda işlem ağızdan yapılabilmektedir. Bronkoskopi sırasında g&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanı bronkoskopun ucundaki kamera sayesinde bronşları i&ccedil;ini detaylı olarak g&ouml;rebilir. Akciğerde bulunan enfeksiyon, t&uuml;m&ouml;r, kanama ve diğer anormallikler gibi durumları araştırabilir ya da tespit edebilir. Bronkoskopi işlemi sırasında gerekli g&ouml;r&uuml;len durumlarda akciğerden bir veya daha fazla numune (biyopsi) ve yıkama suyu (lavaj) &nbsp;alınabilir. Bu &ouml;rnekler incelenmek &uuml;zere patoloji laboratuvarına g&ouml;nderilir.</p> <p>Genel anestezi altında yapılan bronkoskopi işlemi genellikle tedavi durumlarında tercih edilmektedir. Ayrıca kanama riski y&uuml;ksek t&uuml;m&ouml;rlerde, bazı yabancı cisim &ccedil;ıkarılması vakalarında ya da kritik solunum yetersizliği gelişebilecek hastalarda da tanısal ama&ccedil;la uygulanabilmektedir.</p> <h3><strong>Uygulama &ouml;ncesi yapılması gerekenler</strong></h3> <p>Bronkoskopiden bir hafta &ouml;nce aspirin gibi kan sulandırıcı ila&ccedil;ların bırakılması tavsiye edilebilir. Buna ek olarak işlemden en az 7-8 saat &ouml;nce hi&ccedil;bir şey yememek veya i&ccedil;memek gerekmektedir.</p> <h3><strong>Uygulama sonrası yapılması gerekenler </strong></h3> <p>İşlemden sonra herhangi bir komplikasyon yaşanmadığından emin olmak i&ccedil;in hasta 1-2 saat m&uuml;şahade altına alınır. Ağız ve boğaz muhtemelen birka&ccedil; saat uyuşacaktır. Uyuşukluk ge&ccedil;ene kadar ortalama 3 saat yemek yenmemeli veya su i&ccedil;ilmemelidir. Uyuşukluk ge&ccedil;tikten sonra <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/bogaz-agrisina-ne-iyi-gelir-bogaz-agrisi-nasil-gecer">boğaz ağrısı</a>, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k veya ses kısıklığı yaşanabilmektedir.</p> <p>Bronkoskopi işlemi sonrasında birka&ccedil; g&uuml;n boğaz ağrısı veya ses kısıklığı olabilir. Bronkoskopi işlemi sonrasında aşağıdaki durumlar yaşanırsa mutlaka doktora başvurulmalıdır:</p> <ul> <li>Bir g&uuml;nden fazla ateş</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/gogus-agrisi-neden-olur">G&ouml;ğ&uuml;s ağrısı</a></li> <li>Nefes almada zorluk</li> <li>&Ouml;ks&uuml;r&uuml;kle fazla miktarda kan gelmesi</li> </ul> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi ne kadar s&uuml;rer?</strong></h2> <p>Lokal anestezi altında yapılan bronkoskopi işlemi genellikle yaklaşık 15-30 dakika s&uuml;rer. Bununla birlikte, bronkoskopi &ouml;ncesi hazırlık, bronkoskopinin işlemi ve sonrası i&ccedil;in yaklaşık 3 saat s&uuml;re gerekebilmektedir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi işlemi riskli midir?</strong></h2> <p>Bronkoskopi genellikle g&uuml;venlidir, bronkoskopiden kaynaklanan komplikasyonlar ise nadir g&ouml;r&uuml;lmektedir. En sık g&ouml;r&uuml;len komplikasyon biyopsi b&ouml;lgesinde kanamadır. İşlem sırasında oksijen seviyesi d&uuml;şebilir bu durumda oksijen verilebilir. Bronkoskopiden sonra herhangi bir sorun olup olmadığını kontrol etmek i&ccedil;in uzman hekim g&ouml;ğ&uuml;s r&ouml;ntgeni isteyebilir.</p> <h2><strong>Bronkoskopi hakkında sık sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Bronkoskopik biyopsi nedir?</strong></p> <p>Bronkoskopla g&ouml;r&uuml;len hava yollarındaki herhangi bir anormal alanın tanısı i&ccedil;in biyopsi yapılabilir. Bronkoskopla biyopsi işlemi, akciğer ve bronş dokusu &ouml;rneği toplamak i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k forseps i&ccedil;i boş iğneler veya fır&ccedil;alar gibi uzun, ince aletler bronkoskoptan ge&ccedil;irerek yapılır. Alınan &ouml;rnekler incelenmek &uuml;zere patoloji laboratuvarına g&ouml;nderilir.</p> <p><strong>Bronkoskopik lavaj nedir? </strong></p> <p>Hava yollarına verilen steril tuzlu su bronkoskoptan ge&ccedil;irilerek ve ardından bu sıvı emilerek hava yollarında bulunan h&uuml;creler &ouml;rneklenebilmektedir. Bu işlem bronş yıkama (bronş lavaj) olarak da bilinir. Bronş lavaj sıvısı &ouml;rnekleri daha sonra laboratuvarda incelenir.</p> <p><strong>&Ccedil;ocuklara bronkoskopi yapılır mı?</strong></p> <p>Gerekli g&ouml;r&uuml;len durumlarda bebek ve &ccedil;ocuklara da bronkoskopi yapılabilmektedir. &Ccedil;ocuklara bronkoskopi yapılması i&ccedil;in en yaygın nedenler; tekrarlayan krup, kronik stridor ve ş&uuml;pheli yabancı cisimdir.</p> <p><strong>Bronkoskopi uyutularak mı yapılır?</strong></p> <p>Bronkoskopi lokal ve genel anestezi altında yapılabilen bir işlemdir. Bronkoskopi işleminin nasıl uygulanacağı hastanın durumuna g&ouml;re uzman hekim tarafından belirlenmektedir. Genellikle lokal anestezi altında uygulanmaktadır.</p>

Trigliserid

<p>Kararında olduğunda sağlığa faydalı ancak y&uuml;ksek olduğunda kalp ve damar hastalıklarından, inmeye sebebiyet veren trigliserid dikkat edilmesi gereken bir konudur. Y&uuml;ksek trigliserid değerleri ileriki d&ouml;nemlerde kalp krizine, diyabete de neden olabilir. Memorial Şişli Hastanesi Dahiliye B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Uz. Dr. &Ouml;zg&uuml;r Mollaoğlu trigliserid hakkında bilgi verdi.</p> <h2><strong>Trigliserid nedir? Trigliserid ne demek?</strong></h2> <p>&ldquo;Kanda trigliserid nedir?&rdquo; sorusunun yanıtını şu şekilde verebiliriz: Trigliserid, kanda bulunan bir yağ t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Genel kalp sağlığı i&ccedil;in riskler tespit edilirken kolesterol, tansiyon gibi değerlerle birlikte trigliserid değerleri takibi de &ccedil;ok &ouml;nemlidir. İnsan v&uuml;cuduna besinler aracılığıyla alınan yağlar trigliserid şeklinde depolanır. Bu depolar v&uuml;cutta yağ dokusunda yer almaktadır. Genellikle, &ouml;ğ&uuml;n aralarında, spor yaparken, uzun s&uuml;reli a&ccedil;lık durumlarında veya hormon &uuml;retiminde trigliserid kullanılmaktadır. Trigliserid değerleri, harcanan enerjiden daha &ccedil;ok enerji alınmasıyla, karbonhidrat ve yağ i&ccedil;eriği beslenmenin sık yapılması sebepleriyle y&uuml;kselebilmektedir. Bu duruma da hipertrigliserdemi denilmektedir. HDL, LDL, VLDL değerlerine bakılırken mutlaka trigliserid değerlerine de bakılmaktadır. Trigliserid seviyesinin y&uuml;kselmesi, kalp hastalığı riskinin de artması anlamına gelmektedir. Trigliserid değerinin ideal seviyede olması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Y&uuml;ksek trigliserid mutlaka d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmelidir.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekliği nedir? Trigliserid y&uuml;ksekliği ne demek?</strong></h2> <p>Kan i&ccedil;inde aşırı trigliserid bulunmasına trigliserid y&uuml;ksekliği denilmektedir. Bu durum hipertrigliseridemi olarak adlandırılmaktadır. Kanda bulunan trigliserid değerinin 150 mg/dl &uuml;zerinde olması trigliserid y&uuml;ksekliği anlamına gelir.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekse ne olur?</strong></h2> <p>Y&uuml;ksek trigliserid değerleri tehlikelidir. Bu durum kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Y&uuml;ksek trigliserit damar sertleşmesine, damar duvarlarının kalınlaşmasına yol a&ccedil;ar. Bu da&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/kalp-krizi-belirtileri-tani-ve-tedavi-yontemleri-nelerdir">kalp krizi</a>, inme, &ccedil;eşitli kalp-damar hastalıklarının riskini y&uuml;kseltir.&nbsp; Bunun yanında pankreas iltihabına neden olur. M&uuml;dahale edilmezse şeker hastalığına, hipertansiyona da davetiye &ccedil;ıkarabilmektedir. Bu nedenle &ccedil;ok dikkat edilmelidir. Yaşam tarzında iyileştirme yapmakla birlikte d&uuml;zenli olarak doktor kontrol&uuml;nden ge&ccedil;ilmesi, rutin tetkiklerin yapılması &ouml;nlem a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemli olmaktadır.</p> <h2><strong>Trigliserid neden y&uuml;kselir?</strong></h2> <p>Pek &ccedil;ok kişi &ldquo;Trigliserid y&uuml;ksekliği neden olur?&rdquo; sorusunun yanıtını merak etmektedir. Dengesiz ve sağlıklı beslenme, aşırı kilo ve obezite, alınan enerjinin harcanan enerjiden y&uuml;ksek olması, kullanılan bazı ila&ccedil;lar, ailede y&uuml;ksek trigliserid &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml;n bulunması, genetik bazı hastalıklar, sigara ve alkol kullanımı, akut ya da kronik karaciğer ve b&ouml;brek hastalıkları, tiroide bağlı sorunlar nedeniyle trigliserid değerleri y&uuml;ksek olmaktadır.</p> <h2><strong>Trigliserid y&uuml;ksekse ne yapılmalı?</strong></h2> <p>Trigliserid y&uuml;ksekliği &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi gereken bir sorundur. Bunun i&ccedil;in de yaşam tarz değişikliklerinin yapılması gerekmektedir. Trigliserid y&uuml;ksekliğinin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; sağlıklı yaşamaktan ge&ccedil;mektedir. Sağlıksız karbonhidrat alımını azaltmak, d&uuml;zenli egzersiz yapmak, trans yağlardan uzak durup doymamış yağları t&uuml;ketmek, kilo vermek ve kilo kontrol&uuml;n&uuml; sağlamak &ouml;nem taşımaktadır. Her hasta i&ccedil;in olabilecek tek bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu yoktur. Hangi hastaya hangi egzersizin, hangi beslenme bi&ccedil;iminin, hangi ilacın verileceği doktor tarafından belirlenir. Porsiyon kontrol&uuml; sağlanmalıdır. Alınan y&uuml;ksek ve ekstra kaloriler trigliseride d&ouml;ner ve yağ olarak depolanır. D&uuml;zenli &ouml;ğ&uuml;nlerle besin alımı trigliserid değerlerini d&uuml;ş&uuml;rebilir. D&uuml;zenli egzersiz mutlaka yapılmalıdır. Şekerden, hamurlu gıdalardan uzak durulmalıdır. Bitkisel yağlar uygun olan yağlardır, zeytinyağı gibi yağlara y&ouml;nelinmelidir. Kızarmış, fast-food yemeklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Meyveler, sebzeler ve tam tahıllardan oluşan lifli gıdalar t&uuml;ketilmelidir. Bu değişiklikler yeterli olmuyorsa, uzman doktor farklı y&ouml;ntemlerle tedavi &ouml;nerecektir.<br /> &nbsp;</p> <h2><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; nedir?</strong></h2> <p>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; kandaki trigliserid değerinin genelde bir probleme işaret etmez. Ancak belirli bir seviyenin altındaki trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; gıda yetmezliklerinden, hipertiroididen veya sindirim sistemi rahatsızlıklarından kaynaklanıyor olabilir. 150 mg/ dl değerinin altındaki trigliserid ideal seviye olarak kabul edilir. Ancak trigliseridin 50 ml/dl altında olması trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; olarak ifade edilebilir.</p> <h2><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; neye sebep olur?</strong></h2> <p>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, uyuşukluk, &uuml;ş&uuml;me, cilt kuruluğu, cilt incelmesi, sa&ccedil;ların kırılması, kas k&uuml;tlesi kaybına sebebiyet verebilmektedir. Bunun yanında bağışıklık sisteminin de zayıflamasına etken olabilir. Gıda yetmezliği, aşırı sigara ve alkol, kontrols&uuml;z diyetler, tiroidle ilgili problemler de trigliserid d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; getirebilir.</p> <h2><strong>Trigliserid hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Trigliserid ve kolesterol arasındaki fark nedir?</strong></p> <p>İkisi de kanda dolaşan farklı lipid t&uuml;rleridir. Trigliserid kullanılmayan kaloriyi depolar ve v&uuml;cud enerji sağlar. Kolesterol ise Kolesterol; v&uuml;cutta karaciğer tarafından bir&ccedil;ok h&uuml;cre ve h&uuml;cre i&ccedil;i yapının bileşiminde yer alan, hormonlarda ve diğer v&uuml;cut fonksiyonlarında &ouml;nemli rol oynayan yapı taşıdır.</p> <p><strong>Normal trigliserid değerleri nedir?</strong></p> <p>Trigliserid, kanda desilitre başına miligram şeklinde &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Tahlillerde bunun kısaltılmışı mg/dl&rsquo;dir. Yetişkinler i&ccedil;in 150 mg/dl altı normal seviyedir. 151-200 mg/dl sınırda y&uuml;ksek seviyededir, 201-499 mg/dl y&uuml;ksek seviyededir. 500 mg/dl ve &uuml;zeri ise &ccedil;ok y&uuml;ksek seviye anlamına gelmektedir.</p> <p><strong>Trigliserid y&uuml;ksekliği belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Trigliserid y&uuml;kseliği bir belirtiye sebep olmaz. Trigliserid y&uuml;ksekliği ve kolesterol y&uuml;ksekliği rutin kan testlerinde ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Trigliserid y&uuml;ksek olduğunda genellikle iskemil vask&uuml;ler hastalık, akut pankreatit ve g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bi&ccedil;imde lipid birikimi meydana gelebilir.</p> <p><strong>Trigliserid testi nedir?</strong></p> <p>Trigliseride &ouml;zel bir test yoktur. Rutin kan tahlillerinde LDL, HDL, total kolesterol ve trigliserid değerleri &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir. Kişinin risk fakt&ouml;rlerine, kişisel ve aile ge&ccedil;mişine g&ouml;re lipid paneli rutin kan testiyle bu değere bakılır. Test i&ccedil;in 8-12 saatlik a&ccedil;lık gerekir.</p> <p><strong>Trigliserid ne zaman &ouml;l&ccedil;&uuml;lmelidir?</strong></p> <p>Genellikle 20 yaş &uuml;zerinde olan herkesin trigliserid değerleriyle birlikte kolestertol, HDL, LDL değerlerinin en az 5 senede bir &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi gerekmektedir. 30 yaş itibariyle rutin kontrollerin her yıl yapılması &ouml;nemli olmaktadır. Ancak bu seviyeler &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;rken mutlaka 8- 12 saatlik a&ccedil;lık gerekir.</p> <p><strong>V&uuml;cut yağ oranı nasıl d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r?</strong></p> <p>Sağlıklı beslenerek ve egzersiz yaparak v&uuml;cut yağ oranı d&uuml;ş&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Ancak yağdan yoksun bir diyet uygulanmaması gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; belirli bir miktar yağ t&uuml;ketmek sağlık i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Bazı vitaminlerin v&uuml;cutta emilebilmesi i&ccedil;in yağa ihtiya&ccedil; vardır. V&uuml;cut yağ oranını d&uuml;ş&uuml;rmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle uzman bir doktordan, akabinde bir beslenme ve diyet uzmanından yardım alınmalıdır. Bunun yanında d&uuml;zenli egzersiz, d&uuml;zenli uyku ile birlikte stresten ka&ccedil;ınmak da v&uuml;cut yağını d&uuml;ş&uuml;recek y&ouml;ntemlerdendir.</p> <p><strong>Trigilserid ilacı var mı?</strong></p> <p>Sağlıklı yaşam &ouml;nerileri, bazı değişiklikler trigliseridi istenilen d&uuml;zeye getiremiyorsa uzman doktor tarafından bazı ila&ccedil;lar tavsiye edilebilir. Bunların arasında statinler, balık yağı, niasin olabilir. Eğer uzman doktor ila&ccedil; yazarsa d&uuml;zenli kullanılması ve bunu yaşam tarzı değişiklikleriyle uygulanması &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Trigliserid d&uuml;ş&uuml;ren besinler hangileridir?</strong></p> <p>Yulaf, arpa, mısır, pirin&ccedil;, buğday, mercimek, kepekli makarna gibi tam tahıllı besinler, Somon, ton balığı, sardalya, uskumru, ringa ve alabalığı gibi omega-3 y&ouml;n&uuml;nden olduk&ccedil;a zengin balıklar; zeytinyağı, kanola yağı, fındık yağı ve avokado yağı gibi doymamış bitkisel yağ grubu; badem, ceviz, fındık gibi kuruyemişler trigliserid d&uuml;ş&uuml;rmede faydalı besinler olarak bilinir. Bunun yanında lif bakımından zengin sebze ve meyveler de etkilidir. Bunlara &ouml;rnek olarak, fasulye, ke&ccedil;i boynuzu, lahana, semizotu, brokoli, marul benzeri yeşil yapraklı sebze grubu g&ouml;sterilebilir. Ayrıca <a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/adacayi-faydalari-nelerdir-adacayi-neye-iyi-gelir">ada&ccedil;ayı</a>, ay&ccedil;i&ccedil;eği, kekik, nane gibi baharat ve &ccedil;ayların da faydalı olduğu bilinir.</p> <p><strong>Trigliseridin faydaları nelerdir?</strong></p> <p>Trigliserid v&uuml;cut ısısını dengede tutarken, organları dış etkenlere karşı korur. V&uuml;cudun temel ihtiya&ccedil;larını karşılayan trigliserid, bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir, h&uuml;crelerin ve v&uuml;cudun beslenmesini sağlar. Trigliserid v&uuml;cutta enerjiye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r ve bu enerji kaslarda kullanılır. Trigliseridlerin karbonhidrat ve proteine oranla iki kat fazla enerji taşıma &ouml;zelliği bulunmaktadır. Lipaz enzimleri ve safranın etkisiyle trigliseridler ince bağırsakta ayrışarak kana ge&ccedil;er. Kanda da yeni baştan oluşarak lipoprotein olurlar. Lipoproteinler de yağ h&uuml;creleriyle diğer h&uuml;creler arasında yağ asitlerini taşırlar. Yağ h&uuml;creleri trigliseridleri sentezler ve depolar. B&ouml;ylece, enerjiye ihtiya&ccedil; duyulduğunda lipaz enzimi trigliseridleri yağ asitlerine par&ccedil;alayarak enerjiyi oluşturur.</p> <p><strong>Trigliserid ile birlikte nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Eğer trigliserid seviyesinde bir y&uuml;kseklik s&ouml;z konusuysa hastalar tokluk kan şekeri, a&ccedil;lık ve tokluk ins&uuml;lini, kolesterol, LDL, HDL &uuml;rik asit seviyelerini de kontrol ettirmelidir. &Ouml;zellikle a&ccedil;lık ve tokluk ins&uuml;lini y&uuml;ksek, LDL y&uuml;ksek ve HDL d&uuml;ş&uuml;kse kişiler &ccedil;ok dikkatli olmalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu ek tahlillerin sonu&ccedil;ları kişinin ileride kalp damar hastalığı, hipertansiyon hastalığı ve diyabet hastalığı olabileceğinin sinyallerini verebilir. Bu değerler ideal seviyeye gelmezse inme riski de y&uuml;kselir.&nbsp;<br /> <br /> <strong>Trigliserid i&ccedil;in Omega-3 faydalı mı?</strong></p> <p>Omega-3 v&uuml;cut i&ccedil;in &ccedil;ok faydalıdır. Omega- 3&rsquo;&uuml;n trigliserid değerlerini d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair pek &ccedil;ok bilgi mevcuttur. En iyi Omega-3 kaynakları somon, ringa balığı, sardalya gibi besinlerdir. Bunlar gibi Omega-3 i&ccedil;eren balıkların haftada iki kez t&uuml;ketilmesi &ouml;nerilmektedir. G&uuml;nde alınan 4 gram Omega-3&#39;&uuml;n trigliseridi y&uuml;zde 25 d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair bilgiler vardır. Bunun yanında Omega-3 HDL&#39;yi yani iyi kolesterol oranını y&uuml;kseltir. Tabii sadece bununla değil yaşam tarzını, beslenme alışkanlıklarını g&ouml;zden ge&ccedil;irmek &ouml;nemlidir.</p> <p><strong>Hipertrigliseridemi nedir?</strong></p> <p>Trigliseridin ideal olanın &ccedil;ok &uuml;zerinde olması durumudur. Yani parenkimal h&uuml;crelerde aşırı trigliserid birikmesidir. Bu durum pek &ccedil;ok soruna neden olur. S&uuml;rekli alkol alımı, proteinsiz beslenme, diyabet, obezite, kandaki oksijen azlığı bu duruma sebep olabilir. Kontrol altına alınması gereken bir durum olan Hipertrigliseridemi, kalp ve damar hastalıklarında bir numaralı risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r.</p>

Tüm Tanı ve Test İçerikleri

Tedavi Yöntemleri

Dermapen

<p>Dermapen bir diğer adıyla microneedling/mikroiğne, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ok&ccedil;a tercih edilen bir cilt yenileme işlemidir. Bu uygulama ile kolajen &uuml;retimini artırarak kırışıklıkların, ciltteki ince &ccedil;izgilerin g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml;n azaltılması, ciltte gen&ccedil;leşme ve canlandırma ama&ccedil;lanır. Dermapen işlemi, kolajen ve elastin &uuml;retimini artırmak i&ccedil;in kendi onarım ve yenileme işlevini uyaran tamamen doğal bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleşir. Dermapen uygulamasıyla en iyi sonu&ccedil;ların g&ouml;r&uuml;lebilmesi i&ccedil;in kişinin cilt &ouml;zelliklerine g&ouml;re değişkenlik g&ouml;sterebilen ardışık birka&ccedil; seans uygulama yapılması gereklidir. Dermapen, gelişmiş bir cilt mikro iğneleme sistemidir. Kalem şeklindeki bir cihaz yardımı ile &ccedil;oklu iğneler, epidermal b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; korurken, cildin gen&ccedil;leşmesini sağlamak ve cildin y&uuml;zeysel tabakasının uyarılması i&ccedil;in cilde veya yara dokusuna kolay bir şekilde n&uuml;fus eder. Dermapen işlemi ile cildin uyarılması sonrası, cildin temel yapı taşlarını oluşturan kolajen, elastin ve hyaluronik asit &uuml;retiminin tetiklenmesi sağlanarak gen&ccedil;leşmiş bir cilt dokusu elde edilmek istenir. Nitekim dermapen uygulaması kolajen ve elastin &uuml;retim s&uuml;recini hızlandırır.</p> <h2><strong>Dermapen uygulaması nedir? </strong></h2> <p>Dermapen işlemi, kolajen &uuml;retimi yoluyla cilt sorunlarını tedavi etmek i&ccedil;in uygulanan minimal invaziv bir kozmetik prosed&uuml;rd&uuml;r. Cilt yaşlandık&ccedil;a, cildin birincil yapı taşının (kolajen) &uuml;retimi yavaşlar ve bu durum da cildin incelmesine neden olur. Mikroiğneleme, yeni cilt h&uuml;crelerinin &uuml;retimini uyararak daha gen&ccedil; ve homojen bir cilt g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; yaratır. Mikroiğnelemenin klinik sonu&ccedil;ları doğaldır, hemen g&ouml;ze &ccedil;arpmaz ve zamanla v&uuml;cut kendini onardık&ccedil;a elde edilir. Sonu&ccedil; olarak dermapen t&uuml;m cilt tiplerinde kırışıklıkları, genişlemiş g&ouml;zenekleri k&uuml;&ccedil;&uuml;ltmek ve yara izlerinin g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; iyileştirmek i&ccedil;in kullanılabilir.</p> <h2><strong>Dermapen hangi cilt sorunları i&ccedil;in uygulanabilir? </strong></h2> <p>Dermapen; yaşlanmaya bağlı cilt sorunları yaşayan herkese uygulanabilen bir cilt gen&ccedil;leştirme uygulamasıdır. Dermapen işlemi daha &ccedil;ok y&uuml;z b&ouml;lgesine uygulanmakla birlikte kişinin sağlık durumunun elverişli olduğu durumlarda el, sırtı, kol b&ouml;lgesi, kal&ccedil;a b&ouml;lgesine de uygulanabilir.</p> <p>Dermapen işlemi daha &ccedil;ok aşağıdaki cilt sorunları i&ccedil;in tercih edilir:</p> <ul> <li>İnce &ccedil;izgiler ve kırışıklıklar, g&uuml;neşten zarar g&ouml;ren cilt (Dermapen, ciltte kırışık azaltma, cildin sıkılaşması, ciltteki g&uuml;neş hasarının azalması, cilt tonunun iyileştirilmesi, geniş y&uuml;z g&ouml;zeneklerinin k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;lmesi ve genel olarak canlı bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m dahil olmak &uuml;zere kişiye harika sonu&ccedil;lar verecektir. Başarılı sonu&ccedil;lar i&ccedil;in genellikle 4-6 seans gereklidir.)</li> <li>Akne veya akne izleri  (Dermapen ile akne izleri i&ccedil;in fraksiyonel lazer, IPL, lazerle y&uuml;zey yenileme ve kimyasal peeling gibi herhangi bir ablatif tedaviyle neredeyse benzer sonu&ccedil;lar elde edebilir.)</li> <li>Melazma dahil pigmentasyon </li> <li>Genişlemiş g&ouml;zenekler</li> <li>Yara izleri (K&uuml;&ccedil;&uuml;k y&uuml;z yanıklarından kaynaklanan cilt hasarı)</li> <li>Ciltteki siyah noktalar</li> <li>İstenmeyen d&ouml;vmeler</li> <li>Deri &ccedil;atlağı</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/gul-hastaligi-rozasea-nedir">G&uuml;l hastalığı</a></li> <li>G&ouml;z kenarındaki kırışıklıklar</li> </ul> <h2><strong>Microneedling/mikroiğne işleminin faydaları nelerdir?</strong></h2> <ul> <li>Kolajen &uuml;retimini uyarır</li> <li>Cilt sıkılaştırma, doğal kolajen ind&uuml;ksiyonu, lifting ve cilt gen&ccedil;leştirme (Dermapen kırışıklık azaltma, cilt sıkılaştırma ve g&uuml;neş hasarını azaltmada etkilidir. Cilt tonunda iyileşme ve b&uuml;y&uuml;k y&uuml;z g&ouml;zeneklerinde azalma ilk seanstan sonra dahi fark edilir. En iyi sonu&ccedil;lar i&ccedil;in genellikle 4 hafta arayla 4-6 seans tedavi &ouml;nerilir.)</li> <li>Yara izlerini ve hiperpigmentasyonu azaltmaya yardımcı olabilir</li> <li>Kırışıklıkların g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; azaltabilir</li> <li>Kullanılan iğneler g&uuml;venlidir ve alerjik değildir. (Enfeksiyon riskini azaltan veya ortadan kaldıran tek kullanımlık iğneler kullanır.)</li> <li>Aktif bileşenlerin penetrasyonuna yardımcı olur</li> <li>Daha az ağrılı ve minimal invaziv</li> <li>Stre&ccedil; işaretleri iyileştirir</li> <li>Daha kontroll&uuml; olma ve sonu&ccedil;ların daha tutarlı olmasını sağlayan daha tek tip bir tedavi sunma yeteneği</li> <li>Minimize edilmiş g&ouml;zenekler</li> <li>Alopesi gibi sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi problemlerini tedavi etmek</li> <li>Cilt bakım &uuml;r&uuml;nlerinden maksimum faydanın elde edilmesini sağlar. Zira işlem sonrası iğnelerle a&ccedil;ılan delikler, cilde uygulanan krem vb. cilt bakım &uuml;r&uuml;nlerinin derinin alt tabakalarına ge&ccedil;işini artırır.</li> <li>T&uuml;m v&uuml;cut b&ouml;lgeleri (g&ouml;z, ağız ve boyun &ccedil;evresindeki hassas cilt dahil) g&uuml;venle tedavi edilebilir.</li> </ul> <h2><strong>Dermapen işlemi nasıl uygulanır? </strong></h2> <p>Dermapen işlemi cilt sorunlarını &ccedil;&ouml;zmeye yardımcı olan benzersiz bir yaylı iğne ucuna sahip mikro iğneleme kalemiyle uygulanır. 11 ultra ince steril paslanmaz &ccedil;elik iğneden oluşan kalem şeklindeki dermapen cihazı ile k&uuml;&ccedil;&uuml;k y&uuml;zey kanamalarına yol a&ccedil;an k&uuml;&ccedil;&uuml;k delikler oluşturulur.</p> <p>İşlem sırasında iğneler sadece derinin katmanlarını deldiği i&ccedil;in &ccedil;ok az acı hissedilir. Rahatsızlığı en aza indirmek i&ccedil;in tedavi &ouml;ncesi topikal anestezik kremi kullanılabilir.</p> <p>Dermapen&#39;in son derece kontroll&uuml; yapısı, onu diğer mikro iğneleme tedavilerinden tıbbi olarak daha g&uuml;venli hale getirir.</p> <p>İşlemin uygulandığı b&ouml;lge iyileştik&ccedil;e, kolajen oluşmaya başlar, b&ouml;ylece daha p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z ve daha canlı bir cilt elde edilir. İnsan v&uuml;cudu yaşlandık&ccedil;a daha az kolajen &uuml;retme eğiliminde olduğundan dermapen işlemi yaşlanmaya bağlı cilt sorunları yaşayan herkese uygulanabilir.</p> <p>İşlem sonrası cildin iyileşmesi birka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;rebilir. Bazı hastalarda hafif kızarıklık, pullanma veya kaşıntı olabilir; ancak bu durum olduk&ccedil;a doğaldır. Bu t&uuml;r şikayetler kısa s&uuml;rede son bulur.</p> <p>Dermapen işlemi aşamaları &ouml;zetle aşağıdaki gibidir:</p> <h3><strong>Aşama 1-Temizleme</strong></h3> <p>Her şeyden &ouml;nce &ouml;l&uuml; h&uuml;creler, kir ve toz derinlemesine temizlenir. B&ouml;ylece iğnelerin cilde etkili bir şekilde n&uuml;fus etmesi sağlanmış olur.</p> <h3><strong>Aşama 2-Tedavi</strong></h3> <p>Tedavi aşaması yukarıda a&ccedil;ıklanan mikro iğneleme işleminin ger&ccedil;ekleştiği aşamadır. &Ouml;zetle dermapen işlemi i&ccedil;in belirlenen b&ouml;lgeye yaklaşık 20-30 dakika boyunca titreşimli mikro iğnelerle micro kanal a&ccedil;ılır.</p> <h3><strong>Aşama 3- Maskeleme</strong></h3> <p>Tedavinin ardından cilde bir soğutma maskesi uygulanabilir.</p> <h3><strong>Aşama 4- Cilt Nemlendirici</strong></h3> <p>İşlemin son aşaması cildin nemlendirilmesi ile ilgilidir. İşlemden maksimum faydayı elde etmek i&ccedil;in cildi nemli tutmak &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p> <h2><strong>Dermapen uygulaması hakkında sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Dermapen tedavisi g&uuml;venli midir?</strong></p> <p>Evet, dermapen tamamen g&uuml;venlidir. Zira mikro iğneleme uygulaması cildin doğal bariyerini delmez, sadece epidermise (cildin dış tabakasına) n&uuml;fuz ederek kolajen &uuml;retimini uyarır. Epidermis genellikle birka&ccedil; saat i&ccedil;inde hızla iyileşir ve cilt 24 ila 48 saat i&ccedil;inde tamamen normale d&ouml;ner.</p> <p><strong>Dermapen ne kadar derine etki edebilir? </strong></p> <p>Penetrasyon seviyesi ger&ccedil;ekten aranılan sonu&ccedil;lara bağlıdır. Dermapen ile ışık penetrasyonu, belirli tedavi serumlarının etkili bir şekilde emilmesi i&ccedil;in cildi yeterince uzun s&uuml;re a&ccedil;ar. G&uuml;neş hasarı ve hafif yara izi belirtilerini tersine &ccedil;evirmeyi isteyenler i&ccedil;in, orta penetrasyon cilt dokusu ve tonu &uuml;zerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir. Dermapenin sivilce izlerini ve &ccedil;atlak izlerini iyileştirmesi i&ccedil;in daha derine n&uuml;fuz etmesi gerekir.</p> <p><strong>Dermapen tedavisi i&ccedil;in kimler uygun aday değildir?</strong></p> <p>Aşağıda sıralanan kişilerde dermapen tedavisi yapılması uygun değildir:</p> <ul> <li>Hamileler</li> <li>Sedef hastalığı veya egzama gibi belirli cilt hastalıkları olan kişiler</li> <li>Dermapen yapılması istenilen b&ouml;lgede a&ccedil;ık yaraları olan kişiler</li> <li>Son zamanlarda radyoterapi tedavisi uygulanan kişiler</li> </ul> <p><strong>Dermapen tedavisinde sonu&ccedil;lar ne zaman g&ouml;r&uuml;lmeye başlar?</strong></p> <p>&Ccedil;oğu hasta, tek bir mikro iğneleme tedavisinden sonra ciltlerinin tonunda ve dokusunda g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir iyileşme yaşar. Bu gen&ccedil;leştirme tedavisinin tam etkileri, genellikle tedavi seansının ardından birka&ccedil; hafta i&ccedil;inde gelişir. Seanslar ile birlikte cildin g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nde s&uuml;rekli bir iyileşme sağlanır.</p> <p><strong>Dermapen işlemi &ouml;ncesi nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>İşlemden &ouml;nceki hafta bol su i&ccedil;mek, bol meyve ve sebze ile sağlıklı beslenmeye &ccedil;alışmak cildin tedaviye hazırlanmasına yardımcı olacaktır. İşlem &ouml;ncesi iyi bir cilt bakım rutini s&uuml;rd&uuml;rmek de tavsiye edilir.</p> <p><strong>Dermapen işlemi sonrası nelere dikkat edilmelidir? </strong></p> <p>Cildinizin m&uuml;mk&uuml;n olan en kısa s&uuml;rede normale d&ouml;nmesini sağlamak ve dermapen uygulaması sonrası en iyi sonu&ccedil;ları elde etmek i&ccedil;in aşağıda sıralanan hususlara dikkat edilmelidir:</p> <ul> <li>İşlem sonrası tedavi edilen b&ouml;lgeye dokunurken ellerin temiz olduğundan kesinlikle emin olunmalıdır.&nbsp;</li> <li>Kızarıklık ge&ccedil;ene kadar cilt bakım &uuml;r&uuml;nlerinden ka&ccedil;ınılmalı ve işlem sonrası ilk 24 saat boyunca makyaj yapılmaması gerekmektedir.</li> <li>Dermapen işleminin yapıldığı b&ouml;lgedeki kızarıklıklar d&uuml;zelene kadar sauna, sıcak banyo, egzersiz yapmaktan ka&ccedil;ınılmalıdır.</li> <li>İşlemden sonra en az 2-3 hafta s&uuml;reyle yoğun g&uuml;neş ışığına ve yapay UV ışınlarına maruz kalmaktan ka&ccedil;ınılmalıdır.</li> <li>Dermapen uygulamasından 10-14 g&uuml;n &ouml;nce ve dermapen işleminin ardından en az bir hafta yoğun g&uuml;neş ışığına maruz kalınmamalıdır.</li> </ul>

Hipertermi

<p>&Ouml;zel geliştirilen cihazlar aracılığı ile hastanın t&uuml;m v&uuml;cut ısısını ya da b&ouml;lgesel olarak t&uuml;m&ouml;r&uuml;n ısısını artırmayı hedefleyen &ldquo;Hipertermi y&ouml;ntemleri&rdquo;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde pek &ccedil;ok hastalık i&ccedil;in &ouml;nemli bir tedavi se&ccedil;eneği haline gelmiştir. Isı ile tedavi anlamına gelen hiperterminin, bir&ccedil;ok farklı alt t&uuml;r&uuml; olan kanser hastalığının tedavisi i&ccedil;in kullanıldığında, kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırdığını g&ouml;steren &ccedil;ok sayıda &ccedil;alışma bulunmaktadır. Bu haliyle hipertermi, kanser alanında kanıta dayalı &ldquo;tamamlayıcı&rdquo; bir y&ouml;ntemdir. T&uuml;m V&uuml;cut Hipertermi ve B&ouml;lgesel Hipertermi olmak &uuml;zere 2 ana başlık altında incelenmektedir.</p> <h2><strong>Hipertermi nedir? </strong></h2> <p>Hipertermi, &lsquo;ısı ile tedavi&rsquo; anlamına gelmektedir. Aynı zamanda termoterapi olarak da bilinen y&ouml;ntem, &ouml;zel geliştirilen cihazlar aracılığıyla hastanın t&uuml;m v&uuml;cut ısısı artırılarak uygulanan ve pek &ccedil;ok hastalık i&ccedil;in tercih edilen &ouml;nemli bir tedavi se&ccedil;eneğidir.</p> <h2><strong>Hipertermi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır?</strong></h2> <p>Hipertermi y&ouml;ntemleri, bir&ccedil;ok farklı alt t&uuml;r&uuml; olan kanserin tedavisinde kullanılmaktadır. Y&ouml;ntemin, <a href="https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/kemoterapi">kemoterapi </a>ve <a href="https://www.memorial.com.tr/tedavi-yontemleri/radyoterapi-nedir-nasil-uygulanir-yan-etkileri-nelerdir">radyoterapi</a> gibi temel <a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/kanser-nedir-kanser-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri">kanser </a>tedavilerinin etkisini artırdığını g&ouml;steren pek &ccedil;ok &ccedil;alışma bulunmaktadır. Bu haliyle hipertermi, kanser alanında kanıta dayalı &ldquo;tamamlayıcı&rdquo; bir y&ouml;ntemdir.</p> <h2><strong>Hipertermi kanser tedavisinde nasıl uygulanır? &nbsp;</strong></h2> <p>Hipertermi, &lsquo;T&uuml;m V&uuml;cut&rsquo; ve &lsquo;B&ouml;lgesel&rsquo; olmak &uuml;zere 2 ana başlık altında incelenir. &nbsp;</p> <h2><strong>T&uuml;m v&uuml;cut hipertermi ile kanser tedavisi</strong></h2> <p>Sağlıklı bir kişi hastalık tehdidine artan bir v&uuml;cut ısısı ile yani ateşle karşılık verir. T&uuml;m v&uuml;cudu ısıtarak ateş &ccedil;ıkarma, bağışıklık yanıtını artırmayı tetikler. Ateş, bağışıklık sisteminin aktifleşmesi ve d&uuml;zenlenmesinde &ouml;nemli bir rol oynar. Bu durum, &ldquo;doğal, ge&ccedil;ici bir imm&uuml;nolojik &ouml;zel program&rdquo; olarak nitelendirilebilir. T&uuml;m v&uuml;cut hiperterminin kanser tedavisindeki temel rol&uuml;, beraberinde uygulanan kemoterapinin etkinliğini artırmak ve bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirmektir. &Ouml;zellikle yaygın t&uuml;m&ouml;r&uuml; olan hastalarda kemoterapi ile birlikte uygulandığında tedaviyi daha etkin kılmakta ayrıca bağışıklık sistemi fonksiyonlarında &ouml;l&ccedil;&uuml;lebilir bir artışı da tetikleyebilmektedir.</p> <p>T&uuml;m v&uuml;cut hipertermide, en eski tedavi prensiplerinden biri olan ateşi y&uuml;kseltmek i&ccedil;in deriye zarar vermeyen ve derinlik etkili su filtreli infrared-A ışını yayan lambalar doğrudan karın ve g&ouml;vdeye y&ouml;neltilir. İşlem sırasında hastanın vital fonksiyonları (tansiyon, nabız, oksijen sat&uuml;rasyonu, solunum sıklığı ve v&uuml;cut ısısı) takip edilerek, v&uuml;cut ısısında kontroll&uuml; ve hedeflenmiş bir artış sağlanır. Yapılan &ccedil;alışmalar, bağışıklık sisteminin aktifleşmesi i&ccedil;in en uygun v&uuml;cut ısısı değerlerinin 39 &deg;C &ndash; 40 &deg;C olduğunu g&ouml;sterdiği i&ccedil;in kanser tedavisinde hedef v&uuml;cut ısısı, &ldquo;orta&rdquo; t&uuml;m v&uuml;cut hipertermi olarak da nitelendirilen 39 &deg;C &ndash; 40 &deg;C arasıdır. Tedavi, v&uuml;cudun verdiği tepkiye ve hedef ısıya ulaşılma s&uuml;resine g&ouml;re değişebilmekle birlikte, ortalama 4 saat kadar s&uuml;rmektedir.</p> <h2><strong>B&ouml;lgesel (lokal) hipertermi ile kanser tedavisi</strong></h2> <p>B&ouml;lgesel hipertermi, kanser tedavisi alanında uzun yıllar s&uuml;ren &ccedil;alışmaların sonunda geliştirilmiştir. Radyo frekans dalgaları ile t&uuml;m&ouml;rl&uuml; b&ouml;lgeyi ısıtma prensibine dayalı bu y&ouml;ntem, g&uuml;venli ve etkili bir şekilde kemoterapi ve radyoterapi gibi mevcut kanser tedavilerinin etkinliğini artırabilir. &ldquo;B&ouml;lgesel derin elektro hipertermi&rdquo; olarak da adlandırılan bu y&ouml;ntemde, t&uuml;m&ouml;rl&uuml; b&ouml;lgeye yoğun bir enerji uygulanır ve dokuda hedeflenen ısı, 42 &deg;C &ndash; 44 &deg;C derece arasıdır. T&uuml;m&ouml;r h&uuml;creleri &ccedil;eşitli h&uuml;cresel mekanizmaları kullanarak bağışıklık sisteminden gizlenmektedir. Ancak b&ouml;lgesel hipertermi uygulanarak verilen ısıyla, bu h&uuml;creler g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu yolla hipertermi, radyoterapi ve/veya kemoterapiyi daha etkili hale getirebilir. Bazı vakalarda daha &ouml;nce uygulandığında etkili olmayan kemoterapi ve/veya radyoterapi, hipertermi ile birlikte kullanıldığında daha başarılı sonu&ccedil;lar verebilir.</p> <p>Hipertermi etkisi altında kanser h&uuml;creleri &ldquo;ısı şok proteinleri&rdquo; oluşturur; bu proteinler bozulmuş h&uuml;cre y&uuml;zeylerinde g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. V&uuml;cudun kendi bağışıklık sistemi bu proteinleri yabancı h&uuml;creler olarak algılar. Bu da bağışıklık h&uuml;crelerinin, kanser h&uuml;creleri ile savaşması i&ccedil;in net bir g&ouml;stergedir. Hipertermi altında sağlıklı h&uuml;crelerde belirgin bir ısı şok proteini artışı oluşmaz ve normal h&uuml;creler hipertermi işleminden zarar g&ouml;rmez.</p> <p>Ortalama 60 dakika s&uuml;ren tedaviler sırasında hasta tedavi yatağında rahat&ccedil;a uzanır. G&uuml;c&uuml; ayarlanabilir radyo frekans dalgaları, karşılıklı iki elektrot başlığı ile t&uuml;m&ouml;r alanına y&ouml;neltilir ve 42 &deg;C &ndash; 44 &deg;C arası y&uuml;ksek ısıya ulaşılır. Bu sıcaklık kanser h&uuml;crelerine ve t&uuml;m&ouml;r damarlarına zarar verir.&nbsp;</p> <ul> <li>Primer t&uuml;m&ouml;rler veya yayılım g&ouml;stermiş (metastaz) t&uuml;m&ouml;rler</li> <li>Organlardaki t&uuml;m&ouml;rler (karaciğer, pankreas, b&ouml;brekler, akciğerler v.s.)</li> <li>Sindirim sistemi t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Kal&ccedil;a b&ouml;lgesi (pelvis) t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Baş ve boyun t&uuml;m&ouml;rleri</li> <li>Beyin t&uuml;m&ouml;rleri veya beyine yayılım (metastaz)</li> <li>Meme kanseri ( meme kanserinin lokal n&uuml;ks&uuml;)</li> <li><a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/prostat-kanseri-belirtileri-ve-tedavisi">Prostat kanseri</a></li> <li>Melanom</li> <li>Y&uuml;zeysel t&uuml;m&ouml;rler i&ccedil;in uygulanmaktadır.</li> </ul> <h2><strong>Hipertermi uygulamaları hakkında sık&ccedil;a sorulan sorular</strong></h2> <p><strong>Hipertermide uygulanan ısı, kanser h&uuml;creleri &uuml;zerinde nasıl bir etkiye sahiptir?</strong></p> <p>Isının neden olduğu h&uuml;cresel stres ve oluşturduğu hasar, kanser h&uuml;crelerinin apoptoza (programlı h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml;) gitmesini sağlar.</p> <p><strong>Hipertermi, kemoterapi ve radyoterapinin etkisini nasıl artırır?&nbsp; </strong></p> <p>Kanserli dokuda hipoksi (oksijen azlığı) ve asidik bir ortam mevcuttur. Bu durum kanserli dokuya kemoterapi ila&ccedil;larının ve radyoterapinin etkisini azaltır. Isı artışı ile t&uuml;m&ouml;r&uuml;n kanlanması artar, dolayısıyla &nbsp;asidik ortam azalır ve diğer tedavi y&ouml;ntemlerinin daha etkili rol oynamasına yardımcı olur.</p> <p><strong>Hipertermi, bağışıklık sisteminin &ccedil;alışmasına nasıl etki eder?</strong></p> <p>Isı ile h&uuml;cresel d&uuml;zeyde &ldquo;ısı şok proteinleri&rdquo;nin &uuml;retimi artar. Bu da &lsquo;natural-killer&rsquo; olarak bilinen bağışıklık h&uuml;crelerinin aktivitesini artırır. Isının etkisiyle, t&uuml;m&ouml;re &ouml;zg&uuml; antijen &uuml;retimi ve antijenlerin h&uuml;cre dışına &ccedil;ıkışı da artış g&ouml;sterir. Yani bir anlamda kanserli h&uuml;crelerin bağışıklık sisteminden gizlenmesini sağlayan maskeleri d&uuml;şer. B&ouml;ylelikle kanserin bağışıklık sistemi tarafından tanınması kolaylaşır. Hem t&uuml;m v&uuml;cut hipertermi hem de b&ouml;lgesel hipertermi bağışıklık sisteminin &ouml;zelleşmiş h&uuml;crelerinden olan antijen sunan h&uuml;crelerinin lenf bezlerine ge&ccedil;işini ve T h&uuml;crelerinin &ldquo;t&uuml;m&ouml;r b&ouml;lgesinde&rdquo; immunolojik yanıtını kolaylaştırır</p> <p><strong>Hipertermi, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n kılcal damar yapısı &uuml;zerinde hangi değişikliklere neden olur?</strong></p> <p>Kanserli dokudaki t&uuml;m&ouml;r&uuml; besleyen kılcal damarların yapısı, normal damarlardan farklıdır ve &ouml;zellikle b&ouml;lgesel hipertermi ile bu damarlarda mikro trombozlar (pıhtı) oluşarak t&uuml;m&ouml;r&uuml;n beslenmesi bozulabilmektedir.&nbsp;</p>

Diş Dolgusu

<p>Ağız i&ccedil;erisindeki diş kaybının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;erek hem sağlık a&ccedil;ısından hem de estetik anlamda katkı sağlayan diş dolgusu, &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış ya da &ccedil;atlamış dişlere uygulanıyor.&nbsp; Ağız ve diş sağlığının korunması i&ccedil;in kullanılan tedavilerin başında gelen diş dolgusunun nasıl yapıldığı ise dişin neden zarara uğradığına ve dişin nerede bulunduğuna bağlı olarak değişebiliyor. Dolgu işleminin ardından 12 saate kadar uzayabilen hassasiyet ve ağrı g&ouml;r&uuml;lebiliyor. İşlem sonrasında ise belli bir s&uuml;re yemek yenilmemeli, sert, soğuk ve sıcak gıdalar t&uuml;ketilmemelidir. <strong>Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dt. Esra Pek</strong>, diş dolgusu işlemi ile ilgili bilgi verdi.&nbsp;&nbsp;</p> <h2><strong>Diş dolgusu nedir?</strong></h2> <p>Diş dolgusu, &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış ya da &ccedil;atlamış olan dişlerin &ccedil;eşitli materyallerle restore edilmesidir. Madde kaybına uğramış dişlerin fonksiyonlarını yerine getirmesi ama&ccedil;lanır. &Ccedil;&uuml;r&uuml;k doku ilerlemeden uygulanan bu y&ouml;ntem, dişi tamamen kaybetmenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;er.</p> <h2><strong>Diş dolgusu kimlere yapılır?</strong></h2> <p>Diş dolgusu &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, kırılmış veya herhangi bir nedenden dolayı harabiyet g&ouml;rm&uuml;ş dişlere uygulanmaktadır. Deforme olmuş dişlere, tedavi sonrası eski g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; ve fonksiyonu kazandırılır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu hangi durumlarda yapılır?</strong></h2> <p>&Ccedil;eşitli sebeplerle madde kaybına uğramış, &ccedil;iğneme fonksiyonunu yerine getiremeyen, estetik olarak hoş g&ouml;r&uuml;nmeyen veya travma sonucu kırılmış, &ccedil;atlamış veya &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş dişlere uygulanır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu nasıl yapılır?</strong></h2> <p>İlk aşama olarak kalan diş dokusu, dolgu i&ccedil;in hazır hale getirilir. Bu aşamada &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n temizlenmesi yada daha &ouml;nce yapılmış ve uzaklaştırılması gereken eski bir dolgu var ise kalan diş dokusu bunlardan arındırılır. Bu işlemden sonra, ikinci aşama olarak dişin ağız i&ccedil;indeki konumuna, fonksiyonuna, estetik gerekliliklere ve yapılan dolgunun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re uygun malzeme se&ccedil;ilerek oluşan boşluk doldurulur. Bu işlemler esnasında, hastanın ağrı hissetmeyeceği şekilde lokal anestezi uygulanabilir. Son aşama olarak, yapılan dolgunun diğer dişlerle uyumu kontrol edilir. Hastayı rahatsız edecek fazlalıklar var ise uzaklaştırılır.</p> <h2><strong>Diş dolgusu ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş dolgusu yapıldıktan sonra nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>Dolgu tedavisi anestezi altında ger&ccedil;ekleştirildiyse, anestezi etkisi ge&ccedil;meden yemek yenilmemelidir. Anestezi etkisi ge&ccedil;meden yemek yemek, dil ya da dudakların ısırılmasına neden olabilir. Anestezinin etkisi &uuml;st &ccedil;eneye uygulanan işlemlerden sonra yaklaşık olarak 3 saatte, alt &ccedil;ene arka grup dişlerde yaklaşık 4-5 saate kadar s&uuml;rebilir. Anestezi etkisinin ge&ccedil;me s&uuml;resi kişilere g&ouml;re farklılık g&ouml;sterebilir.</p> <p>Kullanılan dolgu materyaline g&ouml;re işlem sonrası yemek yeme s&uuml;resi değişiklik g&ouml;sterebilmektedir. Bu konuda hekimin uyarıları dikkate alınmalıdır.</p> <p><strong>Diş dolgusu yapıldıktan sonra diş hassasiyeti normal mi?</strong></p> <p>Dolgu işlemi yapıldıktan sonra işlem g&ouml;ren dişte 12 saate kadar uzayabilen ağrılar ve hassasiyet normal kabul edilmektedir. Bu durumda hasta, hekimin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ağrı kesiciyi kullanabilir. 12 saati ge&ccedil;en ve şiddetlenerek artan bir ağrı mevcutsa hekiminiz ile iletişime ge&ccedil;meniz tavsiye edilir. Diş dolgusunun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne yani dişin canlı dokusunun yakınlığına g&ouml;re 6 aya kadar uzayabilen soğuk ve sıcak hassasiyeti oluşabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml; bulaşıcı mıdır?</strong></p> <p>Direkt olarak bulaşıcılık s&ouml;z konusu olmasa da &ccedil;eşitli durumlarla, bireyler arası bakteri alışverişi sonucu &ccedil;&uuml;r&uuml;ğe yatkınlık bulaşıcı olabilir. &Ouml;rneğin yeni doğan bir bebeğin ağız i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;k yapıcı bakteriler bulunmaz. Ancak ebeveynler bebeği beslerken veya &ouml;perken t&uuml;k&uuml;r&uuml;k yoluyla bakteri aktarımında bulunabilir. Bu nedenle aile bireyleri bebeği beslerken biberon, emzik gibi ara&ccedil;ları kendi ağızları ile temas ettirmemelidir.</p> <p><strong>Diş dolgusu sonrası ağrı ve acı duyulur mu?</strong></p> <p>Dolgu işlemi uygulandıktan sonra diş etinde ve dişte meydana gelen sızlama şeklinde ağrı bir s&uuml;re i&ccedil;in normal kabul edilmektedir. Ayrıca sıcak ve soğuk etkenlerle hassasiyet meydana gelmesi de yine bir s&uuml;re i&ccedil;in olası bir durumdur. Fakat şiddetlenerek devam eden, sıcak veya soğuk gibi bir etken olmadan kendiliğinden başlayarak zamanla zonklayan ağrıya d&ouml;n&uuml;şen durumlarda mutlaka diş hekimi ile iletişime ge&ccedil;ilmesi gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Yapılan dolgunun ağız i&ccedil;indeki konumuna, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, kullanılan materyallere, ağız i&ccedil;erisine birden fazla dolgu yapılacaksa dolgu sayısına,&nbsp; hastanın tedaviye uyumuna g&ouml;re değişkenlik g&ouml;stermektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu evde yapılabilir mi?</strong></p> <p>Dişin dolguya hazır hale getirilmesi i&ccedil;in gerekli teknik ekipmanın ev ortamında bulundurulamaması, uygulanan malzemelerin sertleşmesi i&ccedil;in lazer ışınının kullanılması ve &ccedil;alışılan ortamın t&uuml;k&uuml;r&uuml;kten arındırılması gibi gerekmektedir. Bu koşulların gerekliliği diş dolgusunun klinik ortamda yapılması zorunluluğunu ortaya &ccedil;ıkartmaktadır.</p> <p><strong>Estetik dolgu nedir?</strong></p> <p>Diş dokusuyla bire bir uyumlu renkte bir materyal kullanılarak işlem yapılan dişin hem diğer dişlerle uyumlu g&ouml;z&uuml;kmesi hedeflenirken hem de estetik g&ouml;r&uuml;nmesi sağlanır. Bu işlem sonucunda hedef, işlem yapılan dişin diğer dişlerden g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;n&uuml;r şekilde farklı olmamasını sağlamaktır.</p> <p><strong>Diş dolgusu d&uuml;şer mi?</strong></p> <p>Daha &ouml;nce dolgu yapılmış olan dişte tekrar &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşmuşsa, bireyde diş sıkma alışkanlığı yada anormal &ccedil;iğneme alışkanlıkları bulunuyorsa, sert kabuklu maddeler diş dokusuyla kırılmaya &ccedil;alışılmışsa diş dolgusunda kırıklar, &ccedil;atlaklar yada dolgu d&uuml;şmesi ger&ccedil;ekleşebilir.</p> <p><strong>Diş dolgusu d&uuml;şmesi durumunda ne yapılmalıdır?</strong></p> <p>&Ouml;ncelikle ağrı yoksa bile yeni bir diş dolgusunun yapılması i&ccedil;in hekimden randevu alınmalıdır. Randevu tarihine kadar meydana gelecek yeni bir hasardan korunmak i&ccedil;in sert yiyecekler t&uuml;ketilmekten ka&ccedil;ınılmalıdır. Bu b&ouml;lge daha dikkatli fır&ccedil;alanmalı ve temiz tutulmalıdır, yemek yerken bu b&ouml;lge olabildiğince kullanılmamalıdır.</p> <p><strong>Gebelik diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;ne sebep olur mu?</strong></p> <p>Gebelik direkt olarak &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumuna sebep olmaz ancak ağız i&ccedil;ini &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumu i&ccedil;in daha yatkın hale getirir. Bunun en &ouml;nemli sebebi gece aşermeleri sonucu oral hijyenin bozulması ya da kusma sonucu ağız i&ccedil;indeki asit oranının artmasıdır.</p> <p><strong>&Ccedil;&uuml;r&uuml;k dişlerin bebeğe bir zararı olur mu?</strong></p> <p>Gebelikten &ouml;nce anne adaylarının mutlaka bir diş hekimi kontrol&uuml;nden ge&ccedil;mesi ve ağız i&ccedil;erisinde gerekli b&uuml;t&uuml;n işlemleri yaptırması &ouml;nerilmektedir. Bunun en &ouml;nemli nedeni gebelik s&uuml;resinde annede oluşacak ağrının ve stresin bebeğin gelişiminde olumsuz etki oluşturabilmesidir. Aynı zamanda gebelik esnasında ger&ccedil;ekleştirilemeyecek işlemler var ise gebelikten &ouml;nce tamamlanmış olması doğru olur.</p> <p><strong>Gebelikte diş &ccedil;&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n oluşması durumunda tedavi hemen yapılmalı mı, hangi durumlarda beklenmeli?</strong></p> <p>Gebeliği takip eden kadın doğum uzmanından alınan onay ile birlikte hamileliğin her d&ouml;neminde dolgu tedavisi uygulanabilir ancak gebeliğin 13. ve 27. haftaları arası tedavi i&ccedil;in en g&uuml;venli d&ouml;nemdir.</p> <p><strong>Gebelikte diş bakımı nasıl yapılmalıdır? </strong></p> <p>Gebelik d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeye başlanıldığı ilk andan itibaren diş hekimine muayene olunmalıdır, gerekli işlemler gebelik &ouml;ncesinde tamamlanmalıdır. Aksi takdirde gebelik esnasında yapılacak b&uuml;t&uuml;n işlemler i&ccedil;in kadın doğum uzmanının g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle hareket edilmek durumunda kalınacaktır.</p> <p><strong>Hangi &ccedil;&uuml;r&uuml;klere dolgu yapılmaz?</strong></p> <p>Harabiyetin dişin b&uuml;y&uuml;k bir kısmını kapsadığı durumlarda, kendiliğinden başlayan bir ağrı mevcutsa yani &ouml;ncelikli olarak kanal tedavisi gerekiyorsa ya da bunların dışında hekimin gerekli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; başka sebepler var ise dolgu tedavisi uygulanamayabilir.</p> <p><strong>Diş dolgusu ağrısı nasıl ge&ccedil;er? Diş dolgusu sonrasında hassasiyet nasıl ge&ccedil;er?</strong></p> <p>Tedaviden sonraki birka&ccedil; g&uuml;n diş eti ve diş dokusundaki sızlama şeklindeki bir ağrı ile karşılaşılması olasıdır. &Ouml;zellikle hassasiyet mevcut ise &ccedil;ok sıcak ve &ccedil;ok soğuk yiyeceklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Herhangi bir etken olmadan ger&ccedil;ekleşen bir ağrı mevcut ise hekimin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir ağrı kesici alınabilir.</p> <p><strong>Adet d&ouml;neminde diş dolgusu yapılabilir mi?</strong></p> <p>Adet d&ouml;neminde diş dolgusu yapılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.</p> <p><strong>Diş dolgusunun &ouml;mr&uuml; ne kadardır?</strong></p> <p>Gelişen teknoloji ile birlikte dolgu materyali ve diş dokusu arasındaki bağlantı olabildiğince artmıştır. Fakat bazı durumlarda, &ccedil;eşitli sebeplerle dolgunun yenilenmesi gerekebilir. Bunların başında; tekrar &ccedil;&uuml;r&uuml;k oluşumu, hastanın diş sıkma veya sert cisimler t&uuml;ketme alışkanlığına bağlı olarak dolgunun kırılması veya dolgu ile diş dokusu arasındaki bağlantının bozulması ya da bir travma sonucu dolgunun zarar g&ouml;rmesi s&ouml;z konusu olabilir. Bu gibi sebepler dolgunun yenilenmesi gereksinimi oluşturmaktadır.</p> <p><strong>Emziren anneler diş dolgusu yaptırabilir mi?</strong></p> <p>Emziren annelerin diş dolgusu yaptırmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Fakat annenin tedaviye başlanmadan &ouml;nce hekime bu durumu bildirmesi ve kullanılan anesteziye g&ouml;re tedavi sonrası emzirme planlamasının yapılması gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş dolgusu mide bulantısı yapar mı?</strong></p> <p>Tedavi esnasında dolgu yapılacak dişin ağız i&ccedil;indeki konumuna g&ouml;re ve hastanın bu konudaki hassasiyetine g&ouml;re bulantı refleksi oluşma ihtimali vardır.</p> <p><strong>Diş dolgusu ağızda koku yapar mı?</strong></p> <p>Direkt olarak dolgu materyali ağız i&ccedil;erisinde bir kokuya neden olmasa da ağız i&ccedil;erisindeki &ccedil;&uuml;r&uuml;k doku, dişler arasındaki sağlıklı olmayan kontaklarda biriken gıda artıkları ya da mevcut olan herhangi bir diş eti rahatsızlığı ağız kokusuna neden olabilmektedir.</p>

Diş Çekimi

<p>Diş hekimliğinde dişin doğal hali ile ağızda tutulması temel ama&ccedil; olsa da, bazı durumlarda diş &ccedil;ekimi ka&ccedil;ınılmaz olabiliyor. Dolgu, kanal tedavisi veya kron uygulamaları ile kurtarılamayacak olan dişlerin &ccedil;ekilmesi gerekebiliyor. Diş &ccedil;ekimi toplumda g&ouml;z korkutan bir işlem olarak g&ouml;r&uuml;lse de, kurallara uygun işlemlerin yapılması ve hastanın &ouml;nerilere uyması s&uuml;reci sıkıntısız ge&ccedil;irmeyi sağlayabiliyor. Genellikle lokal anestezi uygulanarak yapılan diş &ccedil;ekiminin ardından ağrı oluşması normal karşılanırken, &ccedil;ekim yerinde oluşan pıhtının sigara i&ccedil;erek, dil veya herhangi bir alet değdirilerek veya sık tampon yapılarak bozulması ise yara iyileşmesini olumsuz y&ouml;nde etkiliyor. <strong>Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dr. Dt. Janset Şeng&uuml;l</strong>, diş &ccedil;ekimi ile ilgili bilgi verdi.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi nedir?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi, tedavisi m&uuml;mk&uuml;n olmayan dişlerin kemikteki yuvasından &ccedil;ıkartılması işlemidir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi hangi durumlarda uygulanır?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi işlemi aşağıdaki durumlarda uygulanmaktadır:</p> <p>-Dişlerde g&ouml;r&uuml;len &ccedil;&uuml;r&uuml;kler veya kırıklar sonucu dolgu, kanal tedavisi veya kron uygulamaları yapılabilmektedir. Ancak dişler bu tedavi se&ccedil;enekleri ile kurtarılamayacak kadar madde kaybına sahipse,</p> <p>-Diş eti hastalığı sonucu dişi destekleyen &ccedil;evre dokularda g&ouml;zlenen kayıplar ileri boyutlardaysa,</p> <p>-Ortodontik tedavi i&ccedil;in yer gereksinimine ihtiya&ccedil; duyuluyorsa,</p> <p>-G&ouml;m&uuml;l&uuml; veya yarı g&ouml;m&uuml;l&uuml; dişler zaman i&ccedil;inde &ccedil;&uuml;r&uuml;klere, ağrılara ve abse oluşumuna neden oluyorsa diş &ccedil;ekimi gerekebilmektedir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></h2> <p>Diş &ccedil;ekimi işleminden &ouml;nce &ccedil;ekim yapılacak b&ouml;lgeye lokal anestezi uygulanarak ağrı hissedilmesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilir. Daha sonra lokal anestezinin sağladığı uyuşukluk kontrol edilir. Yeterli uyuşukluk sağlandıysa &ccedil;ekim işlemi ger&ccedil;ekleştirilir.</p> <h2><strong>Diş &ccedil;ekimi ile ilgili sık sorulan sorular&nbsp;</strong></h2> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi işleminin s&uuml;resi dişin kemikle olan ilişkisi, dişin k&ouml;k sayısı ve dişin komşu dişlerle olan pozisyonu gibi bir&ccedil;ok fakt&ouml;re bağlı olarak değişiklik g&ouml;sterebilir. Bu nedenle diş &ccedil;ekimi işlemi i&ccedil;in net bir s&uuml;re vermek m&uuml;mk&uuml;n olmasa da ortalama 20 dakika olarak belirlenebilir. Daha komplike olan durumlarda s&uuml;renin uzayabileceği unutulmamalıdır.</p> <p><strong>&Ccedil;ekilen diş ka&ccedil; g&uuml;n ağrır?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekiminden sonra genellikle ilk 2-3 g&uuml;n i&ccedil;inde ağrı olması normal kabul edilir. Ancak iyileşme s&uuml;resince ağrı devam edebilir. İyileşme s&uuml;resi ortalama 7 g&uuml;n olmakla beraber g&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimi gibi daha komplike diş &ccedil;ekimlerinde bu s&uuml;re 3 haftaya kadar uzayabilmektedir. Unutulmamalıdır ki diş &ccedil;ekim sonrası &ouml;nerilere dikkat edilmesi ağrı oluşumunu azaltacaktır.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı nasıl dindirilir?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı oluşmaması i&ccedil;in &ccedil;ekim sonrası &ouml;nerilerine dikkat edilmesi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Ağrı oluştuktan sonra dindirilmesi i&ccedil;in eğer hekiminiz bir başka ila&ccedil; re&ccedil;ete etmediyse Aspirin dışında bir ağrı kesici kullanılabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ateş g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası ateş beklenen bir komplikasyon değildir. Ateş ve titreme gibi şikayetlerin olması durumunda diş hekimine başvurmak gereklidir.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yan dişlerde ağrı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r m&uuml;?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim yapılan b&ouml;lgenin &ccedil;evre dokularında ve b&ouml;lgeye komşu olan dişlerde ağrı olması beklenen bir durumdur.</p> <p><strong>Apseli diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></p> <p>Abse varlığında izlenecek yol hastanın sistemik durumuna g&ouml;re belirlenmektedir. &Ouml;rneğin ateş, şişlik varlığında diş &ccedil;ekiminin &ouml;ncesinde antibiyotik kullanımı gerekmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası sigara i&ccedil;ilebilir mi?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası sigara i&ccedil;ilmesi &ccedil;ekim boşluğuna kan dolmasını engelleyerek yara gelişimini bozmaktadır. Bu nedenle diş &ccedil;ekiminden sonra en az &uuml;&ccedil; g&uuml;n sigara i&ccedil;ilmemesi &ouml;nerilmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası ağız kokusu olur mu?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim boşluklarından kaynaklı olarak ağız kokusu g&ouml;zlenebilir. Bu koku &ccedil;ekim boşluğunun kapanması ile kendiliğinden ortadan kalkacaktır.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yara ne zaman kapanır?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası yara yerinin kapanması, a&ccedil;ılan yaranın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne ve bireyin yara iyileşme hızına g&ouml;re farklılık g&ouml;stermektedir. İyileşme s&uuml;resi ortalama 7 g&uuml;n olsa da daha komplike diş &ccedil;ekimlerinde bu s&uuml;re 3 haftaya kadar uzayabilmektedir.</p> <p><strong>Bir g&uuml;nde ka&ccedil; tane diş &ccedil;ekilir?</strong></p> <p>Bir g&uuml;n i&ccedil;inde &ccedil;ekilebilecek diş sayısı i&ccedil;in net bir yanıt vermek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu durum, &ccedil;ekilecek dişlerin kemik ile ilişkileri, k&ouml;k pozisyonları, hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik g&ouml;sterir.</p> <p><strong>Kan sulandırıcı alırken diş &ccedil;ekimi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Kan sulandırıcı (antikoag&uuml;lan) kullanımı esnasında planlanan diş &ccedil;ekiminden &ouml;nce kons&uuml;ltasyon istenmelidir. Diş &ccedil;ekim işlemi kons&uuml;ltasyon sonucuna g&ouml;re planlanmalıdır.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası neden t&uuml;k&uuml;r&uuml;lmez?</strong></p> <p>S&uuml;rekli olarak t&uuml;k&uuml;rmek kan pıhtısı oluşumunu engelleyerek &ccedil;ekim boşluğunun iyileşme s&uuml;recini bozar. Bu sebeple hastalardan &ccedil;ekim sonrasında t&uuml;k&uuml;rmemeleri istenir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası kanama artarsa ne yapmalıyız?</strong></p> <p>Sızıntı şeklindeki kanama ilk 24 saat boyunca beklenmektedir. Ancak şiddetli bir kanama olması durumunda hekime başvurulabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası iltihaplanma belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Diş &ccedil;ekimi sonrası iltihaplanma, &ccedil;ekim b&ouml;lgesinde şiddetli bir ağrı, lenf hassasiyeti, y&uuml;ksek ateş, titreme ile kendini g&ouml;sterebilir. B&ouml;yle bir durumda hekime başvurulabilir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası iyileşme s&uuml;recinde nelere dikkat edilmelidir?</strong></p> <p>-Diş &ccedil;ekimi sonrası b&ouml;lgeye yerleştirilen tamponla 30 dakika s&uuml;reyle basın&ccedil; uygulanmalı ve s&uuml;renin sonunda &ccedil;ıkartılmalıdır. Tampon uygulaması, kanamayı durdurarak pıhtı oluşmasını ve zamanla b&ouml;lgenin kemik ile dolmasını sağlayacaktır. Bu nedenle tampon uygulama aşamasına dikkat edilmezse yara iyileşmesi bozularak ağrılı bir s&uuml;rece sebep olabilir.</p> <p>-Dişlerdeki uyuşukluk hissi ge&ccedil;ene kadar bir şey yenmemelidir. Uyuşukluk hissi ge&ccedil;tikten sonra &ccedil;ok sıcak, &ccedil;ok soğuk, asitli, baharatlı gıdalardan uzak durulmalıdır. Diş &ccedil;ekiminden sonraki birka&ccedil; g&uuml;n yumuşak gıdalarla beslenilmelidir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimini takip eden &uuml;&ccedil; g&uuml;n boyunca sigara ve alkol kullanılmamalıdır.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimi komplikasyonlu olduğunda &ccedil;ekimi takip eden 8 saat boyunca 5-10 dakika aralıklarla dışardan soğuk uygulaması yapılabilir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekimi sonrası &ccedil;ekim b&ouml;lgesine dille veya herhangi bir aletle dokunulmamalıdır. &nbsp;Bu şekilde b&ouml;lgedeki pıhtı oluşumu bozularak iyileşmenin gecikmesine veya b&ouml;lgenin enfekte olmasına sebep olunabilir.</p> <p>-Diş &ccedil;ekiminden sonra ağrı oluşması beklenebilir. Ancak ağrı kesici kullanımı ile ge&ccedil;meyen, gece uykudan uyandıran ağrılar mevcut ise &ccedil;ekim b&ouml;lgesi enfekte olmuş veya pıhtı yerinden kopmuş olabilir. Bu durumda hekime başvurulması &ouml;nerilmektedir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası yemek yemeye ne zaman başlanmalıdır?</strong></p> <p>Yemek yemek i&ccedil;in uyuşukluğun ge&ccedil;mesi beklenmelidir. Bu s&uuml;re 2-4 saat arasında değişmektedir. Sonrasında da birka&ccedil; g&uuml;n yumuşak ve ılık gıdalar ile beslenmeye &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. B&ouml;lgenin sert, asitli, baharatlı, &ccedil;ok sıcak veya &ccedil;ok soğuk gıdalarla tahriş edilmesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmelidir.</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası beyaz doku oluşması ne anlama gelir?</strong></p> <p>&Ccedil;ekim b&ouml;lgesinde oluşan beyaz doku genellikle iyileşme dokusudur. İyileşme s&uuml;recinde b&ouml;lgedeki dişeti &ouml;nce beyazlaşır ardından pembe rengini alır.&nbsp;</p> <p><strong>Diş &ccedil;ekimi sonrası alveolit belirtileri nelerdir?</strong></p> <p>Alveol, dişlerin &ccedil;ene kemikleri i&ccedil;inde bulundukları b&ouml;lgedir. Alveolit de diş &ccedil;ekiminden sonra b&ouml;lgede oluşabilen iltihabi bir durumdur. Diş &ccedil;ekiminden hemen sonra b&ouml;lgenin kan ile dolması ve pıhtı oluşumu beklenirken &ccedil;eşitli nedenlerle bu pıhtı yapının bozulması alveolit oluşumu i&ccedil;in zemin hazırlar. Sigara kullanımı bu duruma yol a&ccedil;an başlıca sebeplerden biridir. Bunun dışında &ccedil;ekim b&ouml;lgesinin hijyenine dikkat edilmemesi, &ccedil;ok sıcak veya soğuk yiyecekler t&uuml;ketilmesi, b&ouml;lgenin dil veya bir yabancı cisim ile kurcalanması veya emme işlemi yapılması alveolit oluşumuna sebep olabilir. Bazı durumlarda diş &ccedil;ekimi sırasında kullanılan anestezik maddelere, hastanın kullandığı ila&ccedil;lara veya mevcut sistemik hastalıklara bağlı olarak da alveolit gelişebilmektedir. Alveolit olduk&ccedil;a ağrılı ge&ccedil;en birka&ccedil; g&uuml;ne sebep olan bir hastalıktır. Bu sebeple oluşmaması i&ccedil;in gerekli &ouml;nerilere dikkat edilmesi tavsiye edilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi nasıl yapılır?</strong></p> <p>20 yaş dişi &ccedil;enede en arkada yer alan ve en son &ccedil;ıkan dişlerdir. Kimi hastalarda sorunsuz şekilde &ccedil;ıkarak diş arkına dahil olabilirken, kimi hastalarda &ccedil;enedeki alan yetersizliği sebebiyle ağrılı olarak &ccedil;ıkabilir, tam olarak &ccedil;ıkamayabilir veya &ccedil;ıktıktan sonra enfeksiyona sebep olabilir. Ağrı ve enfeksiyonun yanı sıra komşu dişlere de zarar verebildikleri bilinmektedir. Bu nedenlerle 20 yaş dişlerinin bazı durumlarda &ccedil;ekimi gerekebilmektedir. Diş &ccedil;ekimi planlandı ise &ccedil;ekimin zorluğu dişin kemikle olan ilişkisine g&ouml;re belli olacaktır.</p> <p><strong>G&ouml;m&uuml;l&uuml; olmayan 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi ve g&ouml;m&uuml;l&uuml; 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi işlem farklılıkları nelerdir?</strong></p> <p>İster g&ouml;m&uuml;l&uuml; ister s&uuml;rm&uuml;ş olsun, diş &ccedil;ekiminin zorluğunu dişin kemikle olan ilişkisi ve k&ouml;klerin pozisyonu belirler. G&ouml;m&uuml;l&uuml; olmayan bir 20 yaş dişinin herhangi bir diş &ccedil;ekiminden farkı yoktur. G&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimlerinde, dişe ulaşımın sağlanması i&ccedil;in ilk olarak dişetinde bir insizyon yapılır. Diş eti kaldırılıp dişin g&ouml;r&uuml;lmesi i&ccedil;in rahat bir alan sağlandıktan sonra &ccedil;ekim işlemi ger&ccedil;ekleştirilir.</p> <p><strong>G&ouml;m&uuml;l&uuml; 20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası ağrı ne kadar s&uuml;rer?</strong></p> <p>G&ouml;m&uuml;l&uuml; diş &ccedil;ekimi sonrasındaki ağrı s&uuml;resi &ccedil;ekim işleminin g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re değişiklik g&ouml;stermektedir. &Ccedil;oğunlukla ilk birka&ccedil; g&uuml;n ağrı hissedilse de &uuml;&ccedil; haftaya kadar olan ağrılar normal kabul edilebilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası şişlik ka&ccedil; g&uuml;n s&uuml;rer?</strong></p> <p>20 yaş dişi &ccedil;ekimi sonrası şişlik genellikle &ccedil;ekim işlemlerinin zorluğuna bağlı olarak ortalama 2-3 g&uuml;n s&uuml;rebilir. Şişlik oluşumunun &ouml;nlenmesi i&ccedil;in genellikle ilk g&uuml;n soğuk uygulama &ouml;nerilmektedir. Bu uygulama hekim &ouml;nerilerine uyularak yapılırsa şişlik oluşma ihtimali azalacaktır.&nbsp;</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası komplikasyonlar gelişir mi?</strong></p> <p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi diş &ccedil;ekiminden sonra da komplikasyonlar g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Anestezinin beklenenden uzun s&uuml;rmesi, trismus gelişmesi, dişin kırılması, komşu dokulara veya &ccedil;ene kemiğine zarar verilmesi veya alveolit gelişmesi gibi komplikasyonlar gelişebilir.</p> <p><strong>20&rsquo;lik diş &ccedil;ekimi sonrası diş fır&ccedil;alama nasıl olmalıdır?</strong></p> <p>&Ccedil;ekimi ger&ccedil;ekleştiren hekimin bir başka &ouml;nerisi yok ise &ccedil;ekim g&uuml;n&uuml; diş fır&ccedil;alanmamalıdır. Ertesi g&uuml;n &ccedil;ekim b&ouml;lgesinden uzak kalacak şekilde dişler fır&ccedil;alanabilir.</p> <p><strong>Hamilelikte diş &ccedil;ekimi yapılır mı?</strong></p> <p>Hamilelik d&ouml;neminde diş tedavileri i&ccedil;in g&uuml;venle kullanılabilen lokal anestezik maddeler bulunmaktadır. Ancak diş hekimliğinde kullanılan r&ouml;ntgen cihazlarındaki radyasyon &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k seviyede olmasına rağmen hamilelerde r&ouml;ntgen &ccedil;ekiminden ka&ccedil;ınılması &ouml;nerilmektedir. Eğer mutlak suretle r&ouml;ntgen &ccedil;ekilmesi gerekiyorsa anneye koruyucu &ouml;nl&uuml;k giydirilerek olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k doz uygulayan cihazlarla işlem yapılmalıdır. Bu durumlar g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak hamileliğin ilk &uuml;&ccedil; ay ve son &uuml;&ccedil; ayında acil olmayan diş &ccedil;ekimleri ertelenebilir.</p> <p><strong>Emzirirken diş &ccedil;ekimi yapılabilir mi?</strong></p> <p>Emzirme d&ouml;neminde diş &ccedil;ekimi g&uuml;venle yapılabilir. &nbsp;</p>

Tüm Tedavi Yöntemleri
Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al