Memorial Bahçelievler Hastanesi - Obezite Cerrahisi Merkezi

Bölüm Hakkında

Obezite hastalığını yenmek için uzun süre uygulanan bilinçsiz diyetler ve yarım bırakılan egzersizler fazla kiloların katlanarak geri dönmesine yol açmaktadır. Obezite cerrahisi, kalıcı kilo verilmesini sağlayarak kişinin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine katkıda bulunmaktadır. Ancak bu noktada doğru cerrahi yöntem seçimi çok önemlidir. Örneğin ileride bebek sahibi olmak isteyen bir kadına mini gastrik bypass yöntemi uygulanmaması gerekirken, duodenal switch de az kilosu ve seker hastalığı olan hastalara önerilmemektedir.

Memorial Bahçelievler Hastanesi Obezite Tanı ve Tedavi Merkezi, obezite cerrahisi adayı olan her hasta için “kişiye özel cerrahi yöntem” yaklaşımı ile hareket etmekte ve konsey kararı sonrası hasta için en uygun ameliyat kararı vermektedir.

‘Su içsem yarıyor’ cümlesi bir efsane değil
Mide yemek yendiği sürece kas gibi büyür ve boşalınca küçülür. Bu noktada beslenme yanlışlıkları, fiziksel aktivite azlığı gibi nedenlerle mide küçülemez hale gelir. Yüzeyi de büyüyen mideden salınan hormonların aktivitesi artar, bu da daha fazla yemek ihtiyacını beraberinde getirir. Bir süre sonra az yemek yenilse bile yenilen depolanır ve “az yiyoruz ama şişmanlıyoruz”, “su içsem yarıyor” cümleleri kurulmaya başlanır. Böylece kişi yaptığı diyetlerin kendisine kilo ya da hastalık olarak dönmesinden şikayet ederek cerrahi yöntemleri denemek ister.

Obezite cerrahisinde hazırlık dönemi
Obezite cerrahisi öncesinde hasta mutlaka bir hazırlık dönemi geçirmelidir. Hazırlık döneminde multidisipliner bir değerlendirme şarttır. Hem dahiliye, hem gastroenteroloji hem de endokrinoloji uzmanının hastayı değerlendirmesi gerekmektedir. Örneğin midede fıtık ya da helikobakter pylori adlı bakteri olup olmadığı, hastanın cinsiyeti, obeziteye eşlik eden hastalıklar göz önünde bulundurulmalı ve cerrahi yöntem buna göre seçilmelidir. Örneğin vücut kitle indeksi çok yüksek, kalp hastalığı olan kişilerde tüp mide ameliyatı seçilip hastaların hızlıca ayağa kaldırılması hedeflenir. Hastanın sağlığına kavuşmasından sonra hasta isterse revizyon cerrahisi uygulanır.

Ameliyat için hızlıca kilo almak yaşamsal riske yol açar
Obezite cerrahisinin doğru koşullarda yapılması gerekmektedir. Vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan bir hasta ne kadar diyet uygularsa uygulasın verdiği kiloyu geri almaktadır. Hiçbir diyet sonsuza kadar başarılı değildir. Ancak cerrahi yöntemlerin de istenilen sonucu vermesi için doğru hastada doğru yöntemin uygulanması ve hastanın kontrol sürecine uyması gerekmektedir. Bunun yanında ameliyat için hızlıca kilo aldırılan hastaların vücutlarında komplikasyonların oluşabildiği, ameliyat olmak için kısa sürede kilo almış birinin vücudunda proteinlerin azaldığı ve bunun da iyileşmeyi uzattığı unutulmamalıdır. Ameliyat olmak için belirli vücut kitle indeksine çok kısa sürede ulaşan kişilerin operasyonlarının başarısız sonuçlandığı ve ölüme kadar gidilebildiği atlanmamalıdır.

Obezite cerrahisi yöntemleri hastaya göre değişir
Obezite cerrahisinde yöntemler cinsiyet, kilo, hastalık, yaş, kadınlarda ileride hamile kalınıp kalınmayacağına göre değişiklik göstermektedir. Son yıllarda olumsuz sonuçları nedeniyle mide kelepçesi yöntemi terk edilmiştir.

Obezite tedavisinde kullanılan cerrahi yöntemler şöyle sıralanabilir:

Tüp mide:Anatomik olarak mide soru işaretine benzeyen bir yapıdadır. Tüp mide ameliyatı ile midenin soru işaretinin üst kısmı çıkarılır, mide ünlem işaretine benzer bir hal alır. Bu şekilde mide 100-150 ml arasındaki hacme sahip bir hale gelir. Ayrıca tüp mide ameliyatıyla çıkarılan kısımda leptin ve ghrelin hormonları vardır. Bu hormonların bulunduğu yer alındığında iştah azalır ve kilo kaybı kolay hale gelir. Tüp mide yönteminin başarısı kalıcıdır ancak doğru kişilerde uygulanmalıdır. Ameliyat öncesinde ve sonrasında hastalar diyetisyen tarafından görülmelidir. Diyetisyenin buradaki görevi hastalara yiyeceklerini reçete etmesidir. Operasyon sonrasında 24-48 saat arasında hastaya pasaj grafisi uygulanmalıdır. Bu, ameliyat sonrasında komplikasyon olup olmadığını ortaya koyan radyolojik bir tetkiktir. Ameliyattan sonrası 48 saatlik süreç içinde komplikasyon gelişme riski bulunmakla sidir. Eğer bir sorun yoksa hastaya 15 gün boyunca sıvı besinler verilir. 15 gün sonrasında diyetisyenin verdiği yemeklerin, verilen miktara uyarak kıyma makinesinden geçirerek tüketilmesi gerekir. Bir ay sonunda yine diyetisyenin verdiği miktarlardaki yiyeceklerin iyi çiğnenerek yenmesi gerekir. Tüp mide operasyonu ve sonrası bir takip işidir. Hastalar birinci, ikinci, dördüncü hafta, 3, 6, 9, 12, 18 ve 24 ay kontrollerini aksatmamalıdır.  

Mide bypass cerrahisi:Bu yöntemde düşünüldüğü gibi mide bypass edilmez, ince bağırsaklar bypass edilir. Mide bypass cerrahisi de laparoskopik olarak gerçekleşir. Tüp mide kadar fazla uygulanan bir yöntemdir. Bu ameliyat ile mide hacmi küçültülürken, vücuda alınan gıdaların emilimini de etkileyerek vücuda faydalı olmadan atılmasını sağlamaktadır. Bu ameliyatın en önemli dezavantajı, alınan gıdalarda meydana gelen emilim bozukluklarından dolayı ilerleyen günlerde bir takım vitamin eksikliklerinin oluşabilmesidir. Tüp mide ameliyatlarından sonra direkt olarak spor yapılması önerilirken, bu ameliyatlarda spor yapılmasa da zayıflanabilir. Ancak tüp mideye oranla mide bypass cerrahisinde hastanede kalım süreci daha uzundur. Tüp midede hastalar 2-4 gün içinde, mide bypass cerrahisinde 4-6 gün içinde taburcu edilir. Her iki yöntemde de hastalara ameliyat sonrası ilk 48 saatin riski olduğunu anlatmak ve hastaların ameliyat sonrasında uyandığı andan itibaren ayağa kalkmaları gerektiği konusunda bilgi vermek gerekir.

Mini gastrik bypass:Bu yöntemde uzun bir mide tüpü oluşturulduktan, ince bağırsak parçası mide birleştirilir. Ameliyat süresi daha kısa ve maliyeti daha az olmasına karşın, tip 2 diyabeti geçirme ve zayıflama etkisi başarılıdır. Ayrıca bu yöntemde hastaların bağırsak hareketleri eski haline hızlıca dönmektedir. Yöntemle yenilen gıdaların miktarı azalırken, bir kısmı emilmeden dışarı atılır. Bu da tüm obezite ameliyatları gibi diyet, egzersiz ile kilo vermeyenlerde uygulanır. Roux-en-Y Gastrik Bypass olarak da bilinen bu yöntem diyabet üzerinde çok etkilidir ancak bu ameliyat hamile kalmak isteyen hastalarda uygulanmamaktadır. Çünkü bu yöntemde karın içi anatomi değiştirilmektedir. Bu yöntemde yağlarla birlikte B9, B12 gibi vitaminler de kaybolmaktadır. Ayrıca hamilelikle birlikte büyüyen rahim, ameliyatta atılan dikiş geçişleriyle ilgili sorunlar çıkarırken komplikasyon sebebi olabilir.

Duodenal Switch:Bu yöntem de gastrik bypass gibi, hem kısıtlayıcı, hem de emilimi azaltıcı etkileri olan ameliyatlardandır. Duodenal Switch de çok yüksek Vücut Kitle İndeksine sahip diyabetik hastalara önerilmektedir. Bu ameliyat ile çok büyük bir kitle kaybına ulaşılmaktadır. Yöntem uygulanan hastaların daha uzun süreler hastanede kalmaları gerekmektedir. Bu ameliyat sonrasında çok fazla ishal görülebilmektedir. Bu nedenle hastalara öncelikle kilo verip vermek istemedikleri sorulduktan sonra bu yan etkilerin de anlatılması gerekmektedir. Bu operasyon yaklaşık 2- 2,5 saat arasında sürmekle birlikte hastaların 1-2 gün arasında yoğun bakımda kalması beklenmektedir. Kontrol için pasaj grafisi yapılan hastaları ameliyat sonrasında cerrahi ekibinin yanında endokrinolog ve diyetisyenin takip etmesi gerekir.

Robotik Cerrahi-Obezite Cerrahisi:

Cerrahide son teknoloji ürünü da Vinci Robotik Cerrahi teknolojisinin obezite hastalığı ameliyatlarında da kullanılmaya başlanması, doktor ve hastaya özel ayrıcalıklar sunmaktadır. Obezite hastalarının anatomik yapıları nedeniyle bu tür ameliyatlarda gerekli olan aşırı hassasiyet, robotun titremeyen kolları ve hastanın karın bölgesinde büyük bir incelikle hareket edebilme özelliği ile sağlanabilmektedir. Cerraha üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir görüntü sağlayan robot teknolojisi, işlemin gerçekleştirildiği bölgeye komşu olan organ, doku ve sinirlerin korunmasına da olanak tanımaktadır.

Obezite cerrahisinde tüp mide (=sleeve) ameliyatı ve gastrik bypass ameliyatları, son teknoloji robotik cerrahi tekniği ile daha başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Robot teknolojisinin hasta ve doktor için sağladığı ayrıcalıklar şunlardır:

  • Cerrahi kapalı bir teknikle ve yalnızca birkaç delikten yapıldığı için açık cerrahilerdeki enfeksiyon riskleri hemen hemen ortadan kalkmaktadır.
  • Cerrah, robot teknolojisi sayesinde 3 boyutlu ve dijital bir görünüm ile hastayı sinir, damar, kas ve dokularının yaralanma riskinden daha kolaylıkla koruyabilir.
  • Robot teknolojisi sayesinde hastanın vücudunda büyük bir ameliyat kesisi oluşmaz. Bunun yerine birkaç delikten tamamlanan işlem sonrası hastanın hem enfeksiyon riski yok denecek kadar azalır. Hasta, daha az ağrı ile konforlu bir iyileşme süresi geçirir.
  • Hastanın taburculuk süreci, günlük yaşama dönüşü ve iyileşme süresi kısaldığı, bunun yanında ağrı kontrolü sağlandığı için hasta daha kısa zamanda ağızdan beslenir ve vücut direncini geri kazanır.
  • Hasta günlük yaşam kalitesini yakaladıktan sonra iş ve sosyal yaşamına da daha hızlı bir şekilde dönüş sağlar.

Bölüm Doktorları