Yükleniyor

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

İlgili Tıbbi Birimler

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), bireyin olağan dışı ve aşırı derecede stresli bir olay, yani bir travma yaşaması veya tanık olması sonrasında ortaya çıkan ciddi bir anksiyete bozukluğudur. Bu travmatik olaylar, genellikle kişinin hayatına veya fiziksel bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehdit içerir. Bozukluğun semptomları, travma anının tekrar tekrar zihinde canlanması (flashback), kabuslar, travmayı hatırlatan durumlardan kaçınma çabaları, olumsuz düşünce ve duygudurum değişiklikleri ile aşırı uyarılmışlık hali (hipervijilans) gibi belirtilerle kendini gösterebilir. TSSB, kişinin günlük işlevselliğini, sosyal ilişkilerini ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen  bir nörobiyolojik ve psikolojik tepki durumudur. Travma sonrası stres bozukluğu uzman yardımı alınarak çözülebilecek, ciddiye alınması gereken bir durumdur. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Arzu Beyribey, travma sonrası stres bozukluğu ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İçindekiler

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yaşamsal tehdit içeren bir olay veya duruma maruz kalındıktan sonra gelişen, kalıcı ve yoğun bir stres tepkisidir. Beyindeki amigdala gibi korku ve stres tepkilerini yöneten bölgelerin aşırı aktivitesi ile ilişkilidir. Hipokampus ve prefrontal korteks gibi hafıza ve bilişsel işlevlerden sorumlu beyin bölgelerindeki işlev bozuklukları da semptomların ortaya çıkmasında rol oynar. Bu nedenle TSSB, sadece psikolojik bir rahatsızlık değil, aynı zamanda nörobiyolojik temelleri olan bir bozukluktur. Tedavi edilmediği takdirde kronikleşebilir ve diğer psikiyatrik bozukluklara zemin hazırlayabilir.

Travmayla Oluşan Ruhsal Bozukluklar Nelerdir?

Travma sonucunda bireyler,  şahsi, toplumsal ve biyolojik etkenlerle, travmanın tipine, şiddetine, yaşanma şekli ve farklı bazı etkenlere bağlı olarak çeşitli tepkiler vermektedirler.  Bunlar doğrudan travma ile ilişkilendirilen;  travma sonrası stres bozukluğu (TSSB),  uyum bozuklukları ile dolaylı  travma ile ilişkilendirilen; depresyon, dissosiyatif bozukluk, borderline kişilik bozukluğu, konversiyon bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, yeme bozuklukları ve anksiyete bozuklukları ile psikotik bozukluklardır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?

Travma sonrası stres bozukluğunun nedeni insani veya doğa kaynaklı olabilir. İnsanların başına gelen tehlikeli olaylar yaşamı tehdit edici, şok edici veya çok korkutucu olabilir. Kişilerde travma sonrası stres bozukluğuna neden olabilen durumlar aşağıda sıralanmıştır.

  • Şiddetli seller, depremler veya tsunami gibi doğal afetler
  • Ciddi trafik kazaları
  • Yangın
  • Savaş
  • Terör saldırıları
  • Fiziksel istismarlar (işkence gibi)
  • Cinsel saldırı veya tecavüz
  • Ölümcül hastalıklar
  • Cinayetler
  • Sevilen birinin ani ölümü ya da kaybı

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ne Kadar Yaygındır?

Toplumdaki olaylar insanların en az yarısının travmatik bir olay yaşamasına neden olabilmektedir. Araştırmalar erkeklerin %10'u ve kadınların %20'sinin travma sonrası stres bozukluğu yaşadığını ortaya koymaktadır. Kadınlar, çocukluk döneminde sık ihmal veya istismar yaşayabilmektedir. Bu nedenle kadınlarda görülme oranı daha yüksek seyretmiştir.  Böyle bir durumda yaşam kalitesinin daha fazla negatif etkilenmemesi için mutlaka bir uzmandan yardım alınması gereklidir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri, yaşanan olaydan sonraki ilk bir ay içinde ya da yıllar sonra da ortaya çıkmayabilir. Travma sonrası stres bozukluğu belirtileri, kişinin sosyal veya iş durumlarında ve ilişkilerde önemli sorunlara neden olur. Belirtiler ise kişiden kişiye göre farklılıklar gösterir.

TSSB yaşayan bireylerde, hipokampus ( beynin hafıza merkezi) boyut olarak daha küçük görünerek, bu kısmında meydana gelen değişikliklerin korku ve endişe, hafıza sorunları ve geri dönüşlerle ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Arızalı hipokampus, geri dönüşlerin ve kâbusların düzgün bir şekilde işlenmesini engeller, bu nedenle de ürettikleri kaygı zamanla azalmaz. TSSB belirtileri aşağıda sıralanmıştır;

  • Travma öncesinde bulunmayan sıkıntı ve huzursuzluk duyguları: Tahammülsüzlük, öfke patlamaları, uyku ve konsantrasyon sorunları, aşırı tetikte olma şeklinde gözlemlenebilmektedir.   
     
  • Travmatik olayı yeniden yaşama: Geceleri kâbus olarak ya da gündüz olayı düşünme şeklinde ayrıntıların hatırlanmasıdır. Bu sırada gerçeklik duygusu kaybolabilir. Bir koku,  nesne, ses vb. sebebiyle, kaygı ve başka şiddetli duygular oluşabilir.
     
  • Kaçınma: Yaşanan olumsuz deneyimi hatırlatabilecek durumlardan uzak durma isteğidir.  Ayrıca sıkça suçluluk hissi ile bastırılmış öfke söz konusu olabilmektedir.
     
  • Duygusal kısıtlılık belirtileri: Eskiden yapılan faaliyetlere ya da diğer insanlara,  geleceğe ilişkin ilginin azalmasıdır. Depresyona benzeyen yabancılaşma, uzaklaşma duyguları oluşabilir. 

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?

Travmatik bir olay yaşayan ya da çevresindeki sevdiklerinin yaşadığına şahit olan kişiler, psikoloji uzmanından yardım almalıdır. Alanında yetkin psikoloji/ psikiyatri uzmanı, hasta ile yaptığı sözlü terapiler sonrası tanı koyabilir. Travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konulması için belirtilerin bir aydan uzun sürmesi ve kişinin yaşamını etkilemesi gerekir.

Bu tanı süreci, yalnızca semptomların yüzeysel varlığına bakmak yerine, bireyin yaşadığı travmatik olay ve sonrasında ortaya çıkan tepkilerin bütüncül bir değerlendirmesini gerektirir. Uzmanlar, tanıyı koyarken DSM-5'teki (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) dört temel kriter grubunu detaylıca inceler.

Travmatik olayın yeniden yaşanması

Bu, TSSB'nin en ayırt edici özelliklerinden biridir. Kişi, olayın üzerinden aylar hatta yıllar geçse bile, sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi hisseder. Bu durum, beklenmedik anlarda ortaya çıkan istemsiz ve rahatsız edici anılar şeklinde olabilir. Bazen bu anılar, kişiyi tamamen içine çeken ve gerçeklikten koparan flaşbeklere (flashback) dönüşebilir. Birey, olay anında hissettiği korku, çaresizlik ve dehşet duygularını yeniden yaşar. Ayrıca, travma ile ilgili kabuslar görmek de bu belirti grubuna dahildir.

Kaçınma davranışları

Travmanın yarattığı acı ve stresle başa çıkmak için birey, bilinçli veya bilinçsiz olarak o olayı hatırlatan her şeyden uzak durmaya çalışır. Bu sadece olayın yaşandığı yerden veya kişilerden kaçmakla kalmaz, aynı zamanda olayla ilgili düşünceleri, duyguları ve sohbetleri de kapsar. Bir kaza sonrası araba kullanmaktan kaçınmak ya da olayı anlatan haber programlarını izlememek gibi davranışlar bu duruma örnek gösterilebilir.

Bilişsel ve duygusal durumda olumsuz değişiklikler

Bu belirti grubu, travmanın bireyin zihinsel ve duygusal yapısında bıraktığı kalıcı izleri ifade eder. Kişi, olayın önemli kısımlarını hatırlayamama (dissosiyatif amnezi) gibi sorunlar yaşayabilir. Ayrıca, dünyaya ve insanlara karşı olumsuz ve çarpıtılmış inançlar geliştirebilir. Travma öncesinde keyif aldığı sosyal aktivitelerden ve hobilerden ilgisini kaybetmesi, sevdiklerine karşı yabancılaşma hissi ve geleceğe yönelik umutsuzluk duygusu da bu gruba dahildir.

Aşırı uyarılmışlık hali (hiperarousal)

Bu belirtiler, kişinin sinir sisteminin sürekli olarak bir tehlike alarmı durumunda kalmasından kaynaklanır. Birey, en ufak bir sese veya harekete karşı abartılı irkilme tepkileri gösterebilir ve sürekli tetikte olma hali yaşayabilir. Bu durum, uykuya dalmada ve uykuyu sürdürmede zorluk çekmeye, konsantrasyon güçlüğüne ve ani öfke patlamalarına yol açabilir.

Bu dört ana belirti grubundan herhangi birinden semptomların bir aydan uzun süre devam etmesi ve kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde bozması, TSSB tanısı konulması için hayati önem taşır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Önlenebilir mi?

Travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) travmatik bir olaydan sonra kesin olarak önlenebileceğini söylemek mümkün değildir. Ancak, psikoloji alanında yapılan birçok araştırma, travma sonrası dönemde atılacak doğru adımların ve uygulanacak bazı önlemlerin, bireyde TSSB gelişme riskini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Bu önleyici yaklaşımlar, yaşanan travmanın etkilerini yönetmeye ve bireyin psikolojik direncini güçlendirmeye odaklanır. Bu önlemler şunlardır;

  • Bir uzman desteği alın
  • Duygularınızı yönetebileceğinize inanın
  • Travmadan hayata dair dersler çıkartmaya çalışın
  • Olayın geçmişte kaldığını kendinize hatırladın
  • Olumlu duygulara odaklanın
  • Duygularınızı yakın dostlarınızla paylaşın 
  • Hayatınızdaki önemli insanlarla sürekli iletişim halinde kalın
  • Kendinizi bir kurban olarak değil, hayatta kalan biri olarak düşünmeye çalışın

Uzman desteği

Travmatik bir olaydan hemen sonra, semptomlar başlamadan veya şiddetlenmeden önce bir ruh sağlığı uzmanından destek almak, olayın etkilerini azaltmada ve sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmede kritik bir adımdır. Erken müdahale, beyindeki travma tepkilerini düzenlemeye yardımcı olabilir ve TSSB gelişim riskini önemli ölçüde düşürebilir.

Duyguları yönetme

Kendinize olan inancınız, travmanın yarattığı çaresizlik hissinin üstesinden gelmek için çok önemlidir. Duygularınızın kontrolünüz dışında olmadığını, aksine, onları anlama ve yönetme gücüne sahip olduğunuzu kabul etmek, pasif bir kurban rolünden kurtulmanıza yardımcı olur. Bu yaklaşım, stresle daha etkin mücadele etmenizi ve iyileşme sürecini hızlandırmanızı sağlar.

Travmadan öğrenmeye odaklanma

Yaşanan olayın anlamını yeniden yapılandırmak, travmanın yıkıcı etkilerini azaltabilir. Bu, olayı olumlu bir deneyim olarak görmek anlamına gelmez, aksine, bu zorlu deneyimden ne öğrendiğinize, kişisel gücünüzü nasıl keşfettiğinize ve hayata dair önceliklerinizin nasıl değiştiğine odaklanmaktır. Bu süreç, olumsuzluktan yeni bir büyüme ve gelişim yolu yaratabilir.

Geçmişte kaldığını hatırlatma

Travmatik anılar zihinde tekrar tekrar canlanabilir. Bu anların artık güncel bir tehdit olmadığını, geçmişte kaldığını kendinize rasyonel bir şekilde hatırlatmak, flaşbeklerin ve yoğun kaygıların kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Bu farkındalık, mevcut ana odaklanmanızı ve gelecek için umut beslemenizi kolaylaştırır.

Olumlu duygulara odaklanma

Travma, genellikle zihni olumsuz düşünceler ve duygularla doldurur. Bilinçli olarak neşe, şükran veya huzur gibi olumlu duygulara odaklanmak, beynin duygusal dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur. Sanat, müzik, doğa yürüyüşleri veya keyif aldığınız hobiler gibi aktivitelerle pozitif duyguları teşvik etmek, zihinsel sağlığınızı korumanız için önemlidir.

Paylaşım

Yaşadıklarınızı güvendiğiniz kişilerle açıkça konuşmak, duygusal yükünüzü hafifletir ve yalnızlık hissini azaltır. Bu paylaşımlar, olayın etkilerini normalleştirmenize ve duygusal olarak desteklendiğinizi hissetmenize olanak tanır.

İletişim halinde kalma

Sosyal destek ağı, travma sonrası iyileşme sürecinin temel bir parçasıdır. Ailenizle, arkadaşlarınızla veya güvendiğiniz diğer kişilerle kurduğunuz bağlar, size güvenlik hissi verir ve travmanın getirdiği izolasyon duygusuyla mücadele etmenizi sağlar.

Travma Sonrası Stres Bozukluğunun Tedavisi Nedir?

Travma sonrası stres bozukluğu olan kişilerin durumu, tedavi olmaması durumda zamanla kötüleşebilmektedir. Travmatik olay yıllar önce olsa bile, tedavi yardımcı olabilmektedir. 

Travma sonrası stres bozukluğunun öncelikli tedavisi travma odaklı terapidir. Ancak bazı hastalarda ilaç ve terapi birleştirilerek tedaviye devam edilir.  Burada, olay ve olayın kişi için anlamı incelenir. Uygulanan en etkili terapi yöntemleri şunlardır:

BDT (bilişsel davranışçı terapi)

Kişinin var olan şemaları ile tehdit edici olay sırasındaki algısını örtüştürme ve travmayla gelişen uyarılma ile kişinin bunu normal düzeyde tutma isteği arasındaki çatışmadan kaynaklanan sorun çözülmeye çalışılır.  Travmatik deneyim,  bireyin önceden var olan, dünyaya ve kendilik algısına ait mevcut bilişsel şemalarını bozduğundan, kişinin hayata uyumunu bozacak nitelikte yeni şemalar oluşturmuştur. 

Burada yöntem olarak, kaygı yatışıncaya kadar travma ile ilgili endişe veren uyaranlarla yüzleştirilme yapılmaktadır. Sonra da bu olumsuz deneyim sonucunda yerleşmiş olan sorunlu bilişsel süreçlerin yerini, daha adaptif bilişsel süreçlerin alması sağlanmaktadır.

Maruz bırakma, genelde bireyin travmayla bağlantılı anılarını gözünde yeniden canlandırarak anlatması veya yazmasının sağlanması şeklinde gerçekleştirilir.

EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme)

EMDR, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tedavisinde devrim niteliğinde kabul edilen ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bir psikoterapi yöntemidir. Terapinin temel amacı, travmatik anıların beyinde işlenmemiş ve "donmuş" kalmış duygusal ve bilişsel yükünü çözmektir. Normalde beyin, yaşanılan olayları işleyerek depolarken, travmatik olaylar bu süreci sekteye uğratır ve anılar, duygusal, fiziksel ve zihinsel olarak canlı kalmaya devam eder.

EMDR terapisi, bu donmuş anıların yeniden işlenmesini sağlamak için iki yönlü uyaranlar (bilateral stimulation) kullanır. Bu uyaranlar genellikle terapistin parmak hareketlerini takip eden göz hareketleri şeklinde olur, ancak iki kulağa verilen sesler veya avuç içlerine yerleştirilen titreşimli uyarıcılar da kullanılabilir. Bu uyaranlar, REM (Hızlı Göz Hareketleri) uykusunda gerçekleşen beyin süreçlerine benzer bir etki yaratarak, travmatik anının işlenmesini ve duygusal yükünün azaltılmasını sağlar.

Terapi seansı sırasında kişi, travmatik anısını, bu anıyla ilişkili olumsuz düşüncelerini (Ben güçsüzüm, Bu benim hatamdı gibi) ve o an hissettiği nefes darlığı, kalp çarpıntısı gibi bedensel duyumları düşünürken, aynı anda iki yönlü uyaranlara odaklanır. Bu süreç, donmuş bilgilerin ve duyguların serbest bırakılmasına, anının bilişsel olarak yeniden konumlanmasına ve olumsuz inançların daha olumlu ve gerçekçi düşüncelerle yer değiştirmesine yardımcı olur.

Yani EMDR, travmatik olayın birey üzerindeki olumsuz etkisini nötralize ederek, kişinin anıyı hatırlamasına rağmen eskisi gibi rahatsız olmamasını sağlar. Bu yöntem, sadece TSSB'de değil, aynı zamanda panik ataklar, fobiler, yas ve anksiyete bozuklukları gibi durumlarda da etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Travma sonrası stres bozukluğu kaç ay sürer?

TSSB tanısı konulabilmesi için belirtilerin en az bir ay boyunca devam etmesi ve kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilemesi gerekir. Eğer belirtiler bir aydan kısa sürerse, bu duruma "Akut Stres Bozukluğu" adı verilir. TSSB'nin süresi kişiden kişiye göre değişir; bazı kişilerde belirtiler aylar içinde hafifleyip kaybolurken, tedavi edilmediği takdirde yıllarca hatta ömür boyu sürebilir. Ancak doğru bir tedavi planı ile, belirtilerin şiddeti büyük ölçüde azaltılabilir ve kişi normal yaşamına dönebilir.

Ağır psikolojik travmalar nelerdir?

Ağır psikolojik travmalar, bireyin fiziksel veya psikolojik bütünlüğünü tehdit eden ve yoğun dehşet, çaresizlik veya korku duyguları uyandıran olaylardır. Bu tür travmaların en yaygın örnekleri arasında doğal afetler (deprem, sel) veya büyük kazalar (uçak kazası, araba kazası) yer alır. Aynı zamanda savaş, cinsel saldırı veya fiziksel şiddet de ağır travmalara neden olabilir. Hayatı tehdit eden bir hastalık teşhisi veya beklenmedik bir şekilde yakın birini kaybetme de psikolojik olarak derin izler bırakabilen travmatik olaylardır. Şiddet içeren bir olaya tanıklık etmek de benzer etkiler yaratabilir.

Travmanın yarattığı ruhsal sorunlar nelerdir?

Travma, sadece TSSB'ye değil, aynı zamanda birçok farklı ruhsal soruna da yol açabilir. Bu sorunlar, kişinin travmayla nasıl başa çıktığına ve ne kadar sosyal desteğe sahip olduğuna bağlı olarak değişir. En yaygın olarak görülen ruhsal sorunlar arasında depresyon, anksiyete bozuklukları (panik ataklar ve fobiler), travmanın yarattığı acıdan kaçmak için ortaya çıkan madde bağımlılığı, kontrol hissini yeniden kazanmak amacıyla gelişen yeme bozuklukları ve gerçeklikten kopma veya kimlik bölünmesi gibi belirtilerle kendini gösteren dissosiyatif bozukluklar bulunmaktadır.

Travmanın evreleri nelerdir?

Travmanın psikolojik etkileri genellikle belirli evrelerden geçerek kendini gösterir. İlk evre, olayın hemen ardından yaşanan şok ve inkar evresidir. Bu evrede kişi, olayı tam olarak kabullenemez ve bir rüya görüyormuş gibi hissedebilir. Şokun ardından kriz ve tepki evresi başlar; bu dönemde yoğun korku, öfke, kaygı ve çaresizlik duyguları yaşanır ve TSSB semptomları ortaya çıkabilir. Üçüncü evre olan iyileşme ve uyum evresinde, kişi travmanın getirdiği duygularla yüzleşmeye ve onları işlemeye başlar. Son evre ise, bazı kişilerde görülen ve travmayı kişisel gelişim için bir katalizör olarak kullanan büyüme evresidir. Bu evrede kişi daha güçlü ve dirençli hissedebilir, hayata dair öncelikleri değişebilir ve yeni bir amaç bulabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu tanı kriterleri nelerdir?

TSSB tanısı, psikiyatri ve psikoloji alanında bir referans olan DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı)'nda belirtilen kriterlere göre konulur. Bu kriterlere göre, kişinin fiili veya tehdit edici ölüm, ciddi yaralanma ya da cinsel şiddet olayını doğrudan yaşamış, tanık olmuş veya yakın birinin başına geldiğini öğrenmiş olması gerekir. Bununla birlikte, olayın en az bir belirti ile yeniden yaşanması, travma ile ilgili anı, düşünce, duygu veya dış uyaranlardan kaçınma çabası, olumsuz inançlar, umutsuzluk, yabancılaşma hissi gibi bilişsel ve duygusal değişiklikler ve sinirlilik, aşırı irkilme, uyku bozukluğu gibi uyarılma ve reaktivitede değişiklikler gibi belirtilerin de bulunması gerekir. Bu belirtilerin en az bir ay sürmesi ve kişinin sosyal, mesleki veya diğer önemli işlevlerini bozacak kadar şiddetli olması gerekmektedir.

Travma sonrası stres bozukluğu nasıl geçer?

Travma sonrası stres bozukluğu, doğru tedavi ve destekle yönetilebilir ve belirtileri büyük ölçüde hafifletilebilir. Sürecin ilk ve en önemli adımı, bir ruh sağlığı uzmanından yardım almaktır. Genellikle travma odaklı terapiler kullanılır. Bu terapilerde birey, güvenli bir ortamda travmatik deneyimini işler ve olumsuz duygularla başa çıkma becerileri kazanır. En etkili yöntemlerden biri olan Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), kişinin travma sonrası geliştirdiği olumsuz düşünce kalıplarını ve davranışlarını değiştirmeye odaklanır. Bir diğer etkili yöntem olan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) terapisi ise, travmatik anıların beyinde işlenmemiş duygusal yükünü azaltmayı hedefler. Bazı durumlarda, terapiye ek olarak belirtileri yönetmeye yardımcı olmak için ilaç tedavisi de uygulanabilir. Ayrıca, sosyal destek almak, düzenli egzersiz yapmak ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları edinmek de iyileşme sürecine önemli katkılar sağlar.

Güncelleme Tarihi : 9 Temmuz 2026

Yayınlanma Tarihi: 20 Ocak 2023


*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."

Bu Konuda Uzman Doktorlar

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

* Bu alan gereklidir.
Sosyal Medya Hesaplarımız
Canlı Destek Kolay Randevu Al
Doktor Bul Randevu Al