Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) nedir? Belirtileri nelerdir?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) nedir? Belirtileri nelerdir?

Yineleyici düşünce ve davranışlara yol açan obsesif kompulsif bozukluk, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günlük hayatta takıntılı ve endişeli düşüncelerle bağlantılı olarak tekrarlayıcı davranışlar olabilmektedir. Bu takıntı ve endişeler kişinin saatlerini alıyor ve yaşantısını olumsuz yönde etkiliyorsa bu durum önemli bir rahatsızlığın varlığına işaret ediyor olabilir. Düşünmek istemediğiniz halde gün içinde defalarca zihninizi meşgul eden düşünceleriniz varsa veya düşünce takıntıları ve takıntıların getirdiği sıkıntılı hali azaltmak amacıyla aynı şeyi tekrar tekrar yapmaktan kendinizi alamıyorsanız obsesif kompulsif bozukluğunuz olabilir. Memorial Bahçelievler Psikiyatri Bölümü Prof. Dr. Ercan Abay, obsesif kompulsif bozukluk belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk, mantık dışı olduğunu bilindiği halde tekrar tekrar zihni meşgul eden kontrol altına alınamayan düşünceler ve düşünce takıntılarının sebep olduğu sıkıntının yok olması amacıyla bazı hareketleri defalarca yapmak şeklinde seyreden bir psikiyatrik bozukluktur.

Obsesif kompulsif bozukluk yani saplantı bozukluğu olan kişiler, istemsiz şekilde oluşan zihni tekrar tekrar kurcalayan kaygı verici düşünceler nedeniyle sürekli korku halindedir. Kaygı veren bu tür düşüncelerden kurtulmak isteyen saplantı bozukluğu olan kişiler kimi zaman kapının kilitli olup olmadığını tekrar tekrar kontrol eder, kimi zaman ocağı açık bırakmış olabileceği düşüncesiyle sık sık mutfağa kontrole gider,  bazen de mikrop kapmaktan korktuğu için ellerini tekrar tekrar yıkar. Bu örneklerdeki gibi gerçekleşen bu tür davranışlar toplumda "takıntı" olarak değerlendirilse de bu durum psikolojik hastalıklardan bir tanesidir.  

Obsesif kompulsif bozukluk rahatsızlığı olan kişiler eğer zihinlerini kurcalayan düşünceler doğrultusunda ritüeller yani aşırı veyahut mantıksız bulunan ama yine de yapılan tekrarlayıcı davranışlar sergilemezse saplantı bozukluğu daha da kötüleşebilir. Bazen saatlerce süren saplantılar yüzünden kişilerin yaşam kalitesi düşer, kişi yapması gerekenleri yapamaz ve gün içinde çok fazla yorulur.

Bu tür rahatsızlığa sahip olan kişiler eğitim veya çalışma hayatında da büyük sıkıntı çekebilir. Örneğin hazırlanan bir proje defalarca üzerinden geçilmesine kontrol edilmesine rağmen kaygı verici düşünceler yüzünden zamanında teslim edilmeyebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk(OKB) tipleri

Obsesif kompulsif bozuklukların birçok tipi bulunmaktadır. Tipler hastalığın belirtilerine göre sınıflandırılır. Bu bozukluk çeşitli şekiller alsa da hepsi aynı rahatsızlığın farklı görüntülerini yansıtır.

Birçok tipi bulunan Obsesif kompulsif bozukluklarda halk arasında ‘temizlik hastalığı’ en sık rastlanan tiptir.

‘Temizlik hastalığı’ rahatsızlığı olan kişiler kendilerini mikrop bulaşabilir endişesiyle kirden, pislikten uzak tutmak isterler. Bununla birlikte ‘vesvese hastalığı’, söylenmek istenmeyen küfürlerin, cinsel içerik de içerebilen görüntülerin akla geldiği ‘ben nasıl insanım hastalığı’  ve prizleri, mutfaktaki fırını, kapının kilidini tekrar tekrar kontrol etme hissine yol açan ‘kontrol etme’ hastalığı şeklinde sık görülmektedir.  

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) nedenleri?

Kesin olarak obsesif kompulsif bozukluk nedenleri bilinmese de; rahatsızlığın oluşmasında biyolojik, genetik nedenlerin yanı sıra çevresel nedenlerin de etkili olabileceği düşünülmektedir.

Biyolojik olarak sıklıkla serotonin sistemi ile bağlantı kurulurken, psikolojik açıklamalarda öğrenme kuramları üzerinde durulmaktadır. Rahatsızlık genellikle çocukluk dönemi ve çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olarak tarif edilen ergenlik dönemlerinde başlar, özellikle kişinin hayatının yolunda gitmediği sıkıntılı dönemlerde artış gösterebilir.

Anksiyete ile giden Obsesif kompulsif bozukluk hastaları saçma düşüncelerden dolayı, hastalıklarını gizli tutarlar, tedavi için başvuruları ortalama on yıl kadar gecikebilir. Birçok hasta istemsiz olarak gerçekleşen düşünceleri ve düşüncelerin yol açtığı tekrarlayıcı davranışları uzun zaman bir rahatsızlık olarak görmedikleri ve yaptıkları zorlantıların yapılması gerektiği için yaptıklarını düşündüklerinden bir uzmana başvurmazlar. Hastaların bir kısmı da saplantı bozukluğu belirtilerinden utanmaları ve tedaviden korktuklarından dolayı bir uzmana başvurmaktan kaçınırlar.

 

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) belirtileri nelerdir?

Takıntı-zorlantı bozukluğu olarak da adlandırılan obsesif kompulsif bozukluk; kişinin tekrarlayıcı, rahatsız edici, kaygı verici, utandırıcı, korkutucu düşünceler, şüpheler, mantık dışı isteklerle mücadele ettiği; tüm bu olumsuzlukları kontrol edebilmek için, sıkıntısını bir nebze de olsa azaltmak için tekrarlayıcı bazı davranışları veya zihinsel uğraşları yerine getirdiği bir psikiyatrik bozukluktur.

Obsesif kompulsif bozukluktaki önü alınamayan istenmediği halde akla kendiliğinden gelen takıntılar ve zorlantılar (tekrarlayıcı davranışlar)  kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler, söz konusu rahatsızlık kişinin sosyal çevreyle olan ilişkilerini sekteye uğratabilir, eğitim ve iş yaşamları bu rahatsızlıkla beraber olumsuz yönde etkilenebilir.

OKB hastalığı çok farklı belirtiler gösterebilir. Obsesif kompulsif bozukluk rahatsızlığına sahip olan kişilerdeki en yaygın belirtiler şöyle sıralanabilir.

  • Kir veya mikrop bulaşmasından korkma; kapı kollarına, çöp tenekesine dokunamama (Elleri defalarca yıkama davranışı),
  • Giysilerine pis bir madde bulaşmış olabileceği kaygısından dolayı bunları sık sık değiştirme,
  • Hata yapmaktan korkma,
  • Abartılı biçimde düzen merakı, simetri takıntısı, kusursuzluk ihtiyacı, mükemmeliyetçilik,
  • Başkasına isteyerek veya yanlışlıkla zarar vermekten korkma,
  • Sosyal çevrede uygunsuz şekilde davranmaktan korkma,
  • Cinsel veya dinsel konuları düşünmekten korkma,
  • Tekrar tekrar bir şeyleri kontrol etme isteği (Ocak, kapı, prizler, şofben),
  • Rutin işleri sırasında yüksek sesli veya içinden sürekli sayı sayma,
  • İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı,
  • Eşyaları nesneleri sürekli bir biçimde düzenleme,
  • Akıldan çıkmayan görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma,
  • Belirli kelimeleri cümleleri tekrarlama,
  • Sıkıntıların, problemlerin artacağından endişe edilen durumlardan ve yerlerden kaçınma.

Başkalarınca gereksiz görülen eşyaların ‘bir gün lazım olur’ düşüncesiyle biriktirildiği ve atılmadığı biçiminde bir davranış bozukluğu olarak nitelendirilen ‘istifleme hastalığı’ ayrı bir bozukluk olarak tanımlansa da obsesif kompulsif bozukluk ile bağlantısı vardır. ‘İstifleme hastalığı’ obsesif kompulsif bozukluğun bir görünümü olduğu gibi, OKB depresyon ve kaygı bozukluğu ile bir arada da görülebilir.

Takıntılar istenmeyen davranışları neden oluyor

Obsesyon; günlük yaşamı olumsuz etkileyecek biçimde ortaya çıkan mantık dışı, takıntılı, rahatsız edici düşünceleri barındıran devamlılık gösteren durumlardır.

Bozukluğun bir diğer parçası da kompulsiyon olarak adlandırılan zihni sıklıkla rahatsız eden obsesyondan uzaklaştırmak amacıyla kişinin aslında yapmak istemediği davranışları yapmaya zorlayan sürekli tekrarlanan davranışlardır.

Kompulsiyonlar, obsesyonun yol açtığı mevcut sıkıntıyı azaltmanın tek yolu olarak görüldüğünden kişinin çoğu zamanını alıyor olabilir.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tedavisi

Bu rahatsızlığın tedavi edilmeden kendi kendine geçme olasılığı çok düşüktür. Takıntılı düşünce ve davranışlar hayat kalitesini olumsuz yönde etkiliyor ise vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. Obsesif kompulsif bozukluğu ilaç tedavileri veya bilişsel davranışçı psikoterapi tedavi yöntemiyle düzelebilmektedir. İki türlü tedavi yöntemiyle de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

İlaç tedavisi alan hastaların belli bir ilacı ya da ilaçları etkin dozlarda düzenli olarak kullanması beklenir. İlaç tedavisi alan kişi tedavinin olumlu etkilerini ilk bir iki ayda görmeye başlar. İlaçların tam etkisi ise 3-4 ay içerisinde ortaya çıkmaktadır. İlaç tedavisinin iyilik halinden sonra da uzun süreli kullanılması hastalığın tekrarlanmasının önüne geçer. Erişkin gruplarda ilaç tedavisinin ve psikoterapinin birlikte uygulanması önerilir.

Psikoterapi tedavi yönteminde hasta, doktoru veya psikoterapisti ile en az haftalık seanslar şeklinde ortalama 12-20 seans arasında görüşmelere katılmakta, bununla birlikte seanslarda yapılan çalışmaları seans dışında da uygulamaktadır.

Tedavi ile sağlığına kavuşan hastaların; yaşam kalitesi, ailesiyle, sosyal çevresiyle olan ilişkisi, eğitim ve mesleki başarısı önemli ölçüde düzelmektedir.

Güncellenme Tarihi: 04 Mart 2020Yayınlanma Tarihi: 04 Mart 2020