Ailevi Akdeniz Ateşi nedir? Belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Genetik bir hastalık olan Ailevi Akdeniz Ateşi (Familial Mediterranean Fever-FMF), anne babadan çocuğa geçer.  Çekinik genler yoluyla taşınan bu hastalık ataklar halinde karın ağrısı, akciğer ile eklemlerde ağrılar ve yüksek ateş şikayetleriyle belirti verir. Anne babası taşıyıcı olan çocukların hastalığa yakalanma riski en az yüzde 25 olan Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı çoğunlukla Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görülmektedir. Genetik nedenlerden dolayı vücudun kendi kendine tetiklediği iltihaplı ataklarla seyreden Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığında ataklar ani olarak gelişir ve bir süre sonra kendiliğinden geriler. MEFV olarak adlandırılan bir gen bir gen mutasyonundan kaynaklanan Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığının kesin tedavisi mevcut değildir, hastalığa bağlı şikayetler hayat boyu sürebilir. Ancak ilaç kullanımıyla ateş ve ağrı atakları çok büyük oranda kontrol altına alınır ve önlenebilir. Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları için tedavi ömür boyu sürmelidir.

İçindekiler

Ailevi Akdeniz Ateşi (Familial Mediterranean Fever) hastalığı nedir?

Ailevi Akdeniz Ateşi, tekrarlayan ateşlere, karın, akciğerler ve eklemlerde ağrılı iltihaplanmaya neden olan genetik bir otoinflamatuar hastalıktır. Ailevi Akdeniz Ateşi; genellikle Akdeniz kökenli insanlarda görülen kalıtsal bir hastalıktır. Dünyada 10.000’den fazla Ailevi Akdeniz Ateşi hastası olduğu bilinmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi çoğunlukla çocukluk döneminde teşhis edilir. Bu hastalığın kesin tedavisi olmasa da, hastalığın yol açtığı belirti ve semptomlar hafifletilebilir hatta tamamen önlenebilir. 

Ailevi Akdeniz Ateşi, serozit, sinovit (eklem zarlarında oluşan iltihaplanma) veya deri döküntüsünün eşlik ettiği nispeten kısa, genellikle 1 ila 3 günlük ateş atakları ile karakterizedir. Bazı hastalarda ataklar bebeklik döneminde veya erken çocukluk döneminde başlar. Hastaların yüzde 80- 90'ı ilk ataklarını 20 yaşına kadar yaşar. Ailevi Akdeniz Ateşi ataklarının sıklığı, hem hasta grupları arasında hem de herhangi bir hasta için oldukça değişkendir ve ataklar arasındaki aralık, günlerden yıllara değişir. Atak türü - abdominal, plevral veya artritik olmak üzere zamanla değişebilir.

Ailevi Akdeniz Ateşine ne sebep olur?

Ailevi Akdeniz Ateşi, MEFV genindeki mutasyonların neden olduğu genetik bir hastalıktır. Başlangıçta, biri anneden diğeri babadan olmak üzere MEFV geninin iki anormal kopyasını gerektiren resesif bir hastalık olduğu düşünülse de, çocuklar tek bir mutasyona uğramış gen olsa bile Akdeniz Ateşi hastalığını barındırabilirler. Nadiren, anormal gen bulunmasa bile hastalara Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi konulabilir.  MEFV geni, pirin adı verilen bir protein yapar. Pyrin, iltihabın doğal kontrolünde rol oynar. MEFV geni düzgün çalışmadığında, iltihap kontrolden çıkar ve hastalar enfeksiyon olmaksızın ateş ve ağrı nöbetlerine maruz kalır.

Ailevi Akdeniz Ateşi belirtileri-semptomları nelerdir?

Ailevi Akdeniz Ateşi’nin başlıca belirtileri-semptomları şunlardır:

  • Karın, göğüs ve eklem ağrıları: FMF hastalarının yaklaşık yüzde 90’ında karın ağrısı şikayeti oluşur. Karın ağrısı genellikle 12-72 saat sürer. Bazı ataklar akut apandisiti taklit edebilir. Yine hastaların yüzde 20- 40’ında göğüs ağrısı ve yüzde 50- 60’ında eklem ağrısı oluşur. Hastalarda eklem ağrıları çoğunlukla diz ve ayak bileğini etkiler.
  • Tekrarlayan ateş nöbetleri: 38.5C-40C’ye kadar yükselebilen ateş, çoğunlukla karın, göğüs ve eklem ağrılarına eşlik eder.
  • Deride kızarıklıklar: Hastalarda daha çok diz ve ayak bileği arasındaki deride ‘erizipel benzeri kızarıklık’ olarak adlandırılan kırmızı döküntü şeklinde cilt bulgusu görülür. Bu döküntüler birkaç gün içinde geriler.

Not: Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları bazen uzun bir dönemi ataksız geçirebilir. Atakları tetikleyici etmenler arasında stresin, enfeksiyonların rolü olabileceği düşünülmektedir. Öte yandan hasta atakların sonunda tamamen düzelir ve bu periyodlar arasında bütünüyle normaldir.

Ailevi Akdeniz Ateşi komplikasyonları nelerdir?

FMF hastalığı tedavi edilmediği takdirde çeşitli komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Hastalığın yol açtığı komplikasyonlar şunları içerebilir.

Kandaki anormal protein: Ailevi Akdeniz ateşi atakları sırasında vücut anormal bir protein (amiloid A) üretebilir. Protein vücudunuzda birikerek organ hasarına (amiloidoz) neden olabilir.

Böbrek hasarı: Amiloidoz böbreklere zarar vererek nefrotik sendroma neden olabilir. Nefrotik sendrom, böbreklerin filtreleme sistemleri (glomeruli) hasar gördüğünde ortaya çıkar. Bu rahatsızlığı olan kişiler idrarlarında büyük miktarda protein kaybedebilirler. Nefrotik sendrom böbreklerde kan pıhtılaşmasına (renal ven trombozu) veya böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Kadınlarda kısırlık: Ailevi Akdeniz Ateşi’nin neden olduğu iltihap, kadın üreme organlarını da etkileyerek kısırlığa neden olabilir.

Eklem ağrısı: Ailevi Akdeniz Ateşi olan kişilerde artrit yaygındır. En sık etkilenen eklemler dizler, ayak bilekleri, kalçalar ve dirseklerdir.

Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı nasıl konulur?

FMF hastalığının tanısı dikkatli alınan bir hasta hikayesi, fiziki muayene ve laboratuvar testlerine dayanan kriterlere göre konulmaktadır. Etnik köken, tipik periyodik ateş, serözit atakları (1-4 gün süren karın, göğüs ağrısı), ailede Ailevi Akdeniz Ateşi öyküsü ve atakların ilaç ile önlenmesi tanı koymada çok yardımcıdır. Atak sırasında iltihabi süreci gösteren  lökosit sayısında artış, eritrosit sedimentasyon hızı, fibrinojen ve C-reaktif protein (CRP) düzeylerinde yükseklik takip edilir. Atak sonrası söz konusu laboratuvar bulgularındaki hızla düzelme doktorun tanı koymasına yardımcı olur. Kesin tanı koydurucu bir kriter olmayan MEFV mutasyon sonuçlarını değerlendiren genetik analiz ise klinik tanıyı destekler.

Tanı sürecinde aşağıdaki göstergeler yardımcı olabilir:

  • Bağışıklık tepkisinin bir göstergesi olan yüksek beyaz kan hücresi sayısı
  • Enflamatuar bir yanıtın bir göstergesi olan yüksek eritrosit sedimantasyon hızı (ESR)
  • Kanamayı durdurmaya yardımcı olan yüksek plazma fibrinojeni. Yüksek miktarda mevcut olan yüksek plazma fibrinojeni bu mekanizmada bir sorun olabileceğini gösterir
  • Kırmızı kan hücrelerinin yok edildiğini gösteren yüksek serum haptoglobini, Familial Mediterranean Fever (FMF) gibi romatizmal hastalıklarda sık görülen bir durumdur.
  • Karaciğer tarafından üretilen özel bir protein türü olan yüksek C-reaktif protein, yalnızca akut inflamasyon atakları sırasında bulunur.
  • İdrar tahlili ile gösterilen idrarda yüksek albümin. Ataklar sırasında mikroskobik hematüri (idrarda çok küçük - mikroskobik - miktarlarda kan veya kan hücresi) ile birlikte idrarda protein albüminin varlığı böbrek hastalığının bir belirtisi olabilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi tedavisi nasıldır?

Erken teşhis ve tedavi ile pek çok Ailevi Akdeniz Ateşi hastası normal hayatlarını sürdürebilir. Dengeli bir diyet, egzersiz programı, kilo kontrolü ve stressiz sağlıklı bir yaşam tarzı, hastalığın yol açtığı ağrıyı yönetmeye ve genel sağlık durumunu korumaya yardımcı olabilir.

Kesin tedavisi olmayan FMF hastalığının belirti ve semptomlarını kontrol etmek, önlemek için kullanılan ilaçlar şunlardır:

Kolşisin etken maddeli ilaçlar: Kolşisin yeterli dozlarda kullanıldığında Ailevi Akdeniz Ateşi’nin yol açtığı atak sayısında belirgin bir azalmayı sağlamaktadır. Kolşisinin yaygın görülen yan etkileri arasında şişkinlik, karın krampları ve ishal bulunur. Bu yan etkilerin arasında kolşisinin en sık görülen yan etkisi ishaldir ve özellikle ilaç yüksek dozlarda kullanıldığında ortaya çıkmaktadır. Kolşisinin amiloidozu engellediğini gösteren önemli çalışmalar vardır. Ancak azospermiye neden olup olmadığı konusu henüz açıklığa kavuşturulamamıştır. Nadir durumlarda, kolşisin, özellikle eritromisin (makrolid) ailesinden veya statinlerden (kolesterol ilaçları) antibiyotik alırken kas güçsüzlüğüne neden olabilir. Bu nedenle, bu ilaçların kolşisin ile dikkatle verilmesi gerekir. Kadın hastaların hamilelik veya emzirme döneminde kolşisin almayı bırakması gerekmez. Kolşisin ile tedavi edilen çocuklar yılda en az iki kez kan ve idrar testleri yaptırmalıdır.

Enflamasyonu önlemek için diğer ilaçlar: Altı ay süreyle tolere edilebilecek maksimum dozda ve düzenli kolşisin kullanmalarına rağmen ayda bir iki atak geçiren hastalar kolşisine yanıtsız olarak kabul edilir. Kolşisine yanıt alınamayan veya kolşisini tolere edemeyen hastalara alternatif tedavi yöntemleri denenebilir. Hastaya iltihaplanmaya karışan interlökin-1 adlı bir proteini bloke eden ilaçlar reçete edilebilir. Son yıllarda TNF inhibitörleri ve IL-1 inhibisyonu (IL-1 reseptör antagonisti  anakinra)  tedavide daha ağırlık kazanmaya başlamıştır.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı hakkında sık sorulan sorular

Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları ateş ataklarını azaltmak için neler yapabilirler?

Ailevi Akdeniz Ateşi hastaları tedaviye ek olarak ateş ataklarını önlemek veya azaltmak için şu noktalara dikkat etmelidir:

Yeterince uyumak: Yeterli derecede uyku bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.

Rahat bir günlük rutin: Stresli durumlar nöbetleri tetikleyebilir. Bu yüzden stresten uzak durulmalıdır.

Egzersiz: Düzenli şekilde yapılan egzersizler stresi azaltır aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir.

Dengeli ve sağlıklı beslenme: Bol meyve ve sebze tüketmek ailevi FMF hastalarına iyi gelir.  Bazı hastalarda fazla yağlı yemekler nöbetleri tetikleyebilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı ne kadar yaygındır?

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı nadir görülen bir hastalıktır. Nitekim hastalık Batı ülkelerinde 100.000 kişiden yaklaşık 2,5 kişide görülür. Hastalık en yaygın olarak Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görülür. Bu milletlerden her 200 kişiden biri Ailevi Akdeniz Ateşi hastasıdır.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı Türkiye’de ne kadar yaygındır?

Türk toplumunda Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığın görülme sıklığı yüzde 0,1'dir.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığının günlük yaşam üzerinde etkileri nasıldır?

FMF hastalığı ilerleyen yaşla birlikte genellikle iyileşir ve çoğu hastanın uygun tedaviyle normal bir hayat sürmesi mümkündür. Ancak tedavi sonuçları her ne kadar başarılı olsa da Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı tamamıyla iyileştirilemez, ömür boyu tedavi edilmesi şarttır. Şöyle ki bu hastalıkla yaşamayı kolaylaştırmak için doktorlarla güvene dayalı bir ilişki geliştirmek önemli bir husustur. Hastalığın yol açtığı ateş atakları, iltihaplanma ve vücudun çeşitli yerlerinde meydana gelen ağrılar bazen aile ve sosyal hayat üzerinde, işe ve okula devam etmede ve duygusal mutlulukta olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Hastaların bir aile üyesi, güvendiği bir arkadaş veya bir terapistle konuşması, korkularını ve hayal kırıklıklarını ifade etmesine olanak sağlayabilir. Sonuç olarak uygun bir tedavi programıyla birlikte kişiler günlük yaşam normal şekilde devam edebilir, hastalar eğitim, iş, spor faaliyetleri veya sosyal etkinliklere dilediğince katılabilir.

Memorial Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Güncelleme Tarihi : 2 Mart 2021

Yayınlanma Tarihi: 2 Mart 2021

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

Bu Konuda Uzman Doktorlar

Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al