Lökositler, enfeksiyonlara karşı vücudun korunmasında görev alan bağışıklık sisteminde bulunan beyaz kan hücreleridir. İstilacı olarak algınan enfeksiyonlara ve kanser hücrelerine karşı vücudu savunurlar Lökosit değerleri normalde mikrolitre olarak kanda yaklaşık 4 bin ila 10 bin aralığındadadır. Lökositoz olarak adlandırılan lökosit yüksekliği, bağışıklık sisteminin vücutta bulunan bir enfeksiyon veya iltihaba karşı tepki vermesi sonucu kandaki değerinin mikrolitre başına 11.000 mcL'den fazla olmasıdır.
- Lökosit Nedir?
- WBC Nedir? Lökosit ile Aynı Anlama mı Gelir?
- Lökosit Türleri Nelerdir?
- Lökosit Değeri Neden Değişir?
- Lökosit Yüksekliği Nedir?
- Lökosit Yüksekliği Neden Olur?
- Lökosit Yüksekliği Belirtileri Nelerdir?
- Lökosit Yüksekliği Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?
- Lökosit Düşüklüğü Nedir?
- Lökosit Düşüklüğü Neden Olur?
- Lökosit Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?
- Beyaz Kan Düşüklüğü Hangi Hastalıklara Yol Açar?
- Lökosit Düşüklüğü Ne Zaman Tehlikelidir?
- Lökosit Değerleri Nasıl Artırılır?
- Lökosit Değerleri Kaç Olmalıdır?
- Lökosit Testi Nedir?
- Lökosit Değeri Nasıl Yorumlanır?
- Lökosit Değeri için Hangi Bölüme ve Doktora Gidilir?
Lökosit Nedir?
Lökosit, vücudu enfeksiyon ve hastalıklara karşı koruyarak vücudun savunmasında görev alan bağışıklık sisteminin önemli parçası olan beyaz kan hücreleridir. Kanda ve lenf dokusunda bulunan ve kemik iliğinde üretilen lökositler vücuda giren yabancı maddelere karşı bu maddelerle yanıt vererek beyaz kan hücresi üretirler.
WBC Nedir? Lökosit ile Aynı Anlama mı Gelir?
WBC, İngilizce "White Blood Cell" ifadesinin kısaltmasıdır ve tıbbi terminolojide doğrudan lökosit (akyuvar) hücresini ifade eder. Laboratuvar sonuç belgelerinde "WBC" veya "Lökosit" ifadeleri birbiri yerine kullanılır; bu nedenle iki terim aynı hücresel yapıyı gösterir. Test sonucunda yer alan bu parametre, bağışıklık sisteminin o anki savunma kapasitesini ve olası bir reaksiyonun varlığını yansıtır. Kan tahlilinde tespit edilen lökosit değeri, vücudun savunma mekanizmasının aktifleşip aktifleşmediğini ya da bağışıklık hücrelerinin üretiminde bir aksama olup olmadığını anlamayı sağlar.
Lökosit Türleri Nelerdir?
Lökosit, nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil ve bazofili içeren, bağışıklık sisteminin bir parçası olan beyaz kan hücreleridir. Her birinin farklı sorumlulukları olan birkaç farklı lökosit türü bulunur. Lökosit türleri şöyle sıralanabilir:
- Lenfosit (LYM): Lenfositler T ve B hücrelerinden oluşarak viral enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasını sağlayan antikorların üretilmesinde görevlidir.
- Nötrofiller: Bakteri ve mantarı yok etmede etkili olan lökosit türüdür. En fazla dolaşımda bulunan lökosit türleri arasında yer alır. Nötrofiller hedef hücreleri yutarak yok edilmesini sağlar.
- Eozinofiller: Lökositin diğer bi türü olan eozinofiller, pazrazitleri yok etmede sorumlu olarak ortaya çıkar. Alerjik tepkilere karşı savaş açan bu lökosit türü mide ve bağırsak dokuların yer alır. Eozinofiller, parazit enfeksiyonları ve alerjik reaksiyonlar sırasında en aktif beyaz kan hücreleridir.
- Bazofiller: Bazofiller, öksürme, hapşırma, burun akıntısı gibi alerjilerle mücadele etmek için kan dolaşımına kimyasal salgılayarak vücudu enfeksiyonlara karşı uyarmada etkilidir. Vücutta bulunan lökosit türleri arasında en fazla yer alan türler arasındadır.
- Monositler: Lökosit türleri arasında en büyük olan monositler, çoğunlukla böbrek şeklinde bulunurlar ve tek bir çekirdekleri bulunur. Ölü hücrelerin temizlenmesinde ve hasarlı hücrelerin onarılmasında etkili olurlar.
Lökosit türlerine genel bir bakış
Lökositler, temelde iki başlık altında incelenebilir. Bunlar granülositler ve agranülositler olarak sınıflandırılabilir.
Granülositler
Beyaz kan hücresinin türlerinden olan nötrofiller, bazofiller ve eozinofiller aynı zamanda granülositlerdir. Bu hücrelerin hepsinde ayrıca azurofilik granüller (lizozomlar) ve her hücrenin işlevine özgü maddeler içeren spesifik granüller bulunur. Granülositler, çekirdeklerinin morfolojisi, boyutu ve granüllerinin nasıl boyandığı ile birbirlerinden ayırt edilebilir.
Özellikle nötrofillerin boyutu 12 ila 15 mm çapındadır ve genellikle ince şeritler veya istmuslarla birleştirilmiş 3 ila 5 segmentten oluşan çok loblu çekirdeklere sahiptir. Bu nedenle, bunlara polimorfonükleer nötrofiller adı da verilir. Nötrofiller, sitoplazmada ışık mikroskobu ile çözülemeyen, sitoplazmaya soluk pembe bir renk veren spesifik granüller içerir. Bu beyaz kan hücreleri aktifleştirildiğinde, nötrofiller diapedez yoluyla dokulara göç eder. Bu hücrelerin yaşam süreleri birkaç gündür ve bağ dokusunda aktifleştirildiğinde, apoptoz geçirirler ve daha sonra makrofaj adı verilen hücreler tarafından uzaklaştırılırlar.
Eozinofiller
Eozinofiller, kırmızıdan pembeye boyanan büyük sitoplazmik spesifik granüllere sahip iki loblu bir çekirdeğe sahiptir. Bazofiller de aynı nötrofillerde olduğu gibi 12 ila 15 mm çapındadır, iki loblu veya S şeklinde çekirdeklere sahiptir ve mavi ila mora boyanan sitoplazmik spesifik granüller içerir. Granüllerin bazofilisi heparin ve sülfatlanmış glikozaminoglikanların varlığından kaynaklanır. Bu hücreler mast hücreleriyle benzer işlevlere sahiptir.
Agranülositler
Agranülositler lenfositler ve monositlerden oluşur ve spesifik granüllerden yoksun olsalar da azurofilik granüller içerirler. Monositler, bağ dokusu ve organlardaki makrofajlar, osteoklastlar ve mikroglial hücreler gibi hücreleri içeren mononükleer fagositik sistemin öncü hücreleridir. Bu hücreler beyaz kan hücrelerinin %4 ila %8'ini oluşturur, çapları 12 ila 15 mm’dir ve girintili veya C—C şeklinde, büyük çekirdeklere sahiptirler. Bol miktarda sitoplazma vardır ve ışık mikroskobunun çözünürlüğündeki lizozomal granüller sitoplazmaya mavimsi-gri bir renk verir.
Lenfositler ise beyaz kan hücrelerinin yaklaşık %25'ini oluşturan beyaz kan hücresi türleridir. Lenfositler farklı boyutlardadır ve küresel çekirdeklere sahiptir. Küçük lenfositler kırmızı kan hücrelerine benzer boyuttadır, küresel heterokromatik çekirdeklere ve yetersiz sitoplazmaya sahiptir.
Aktif lenfositler gibi daha büyük lenfositler ise girintili çekirdeklere sahiptir ve 9 ila 18 mm çapındadır ve daha fazla sitoplazma azurofilik granül içerir.
Lökosit Değeri Neden Değişir?
Kandaki lökosit miktarı, kemik iliğinde gerçekleşen üretim hızı ile dokularda ihtiyaç duyulan hücre tüketimi arasındaki fizyolojik dengenin bozulması sonucu dinamik olarak değişir. Vücuda giren yabancı mikroorganizmalar, akut doku hasarları, yoğun fiziksel efor ve psikolojik travmalar hücre üretimini aniden tetikleyebilir. Buna karşın bağışıklık sistemini baskılayan faktörler veya kemik iliği disfonksiyonları üretim hattını yavaşlatarak hücre sayısını düşürür. Sağlıklı bireylerde mikrolitrede 4.000 ila 10.000 aralığında seyreden lökosit normal değeri, vücudun karşılaştığı biyolojik streslere, enfeksiyon tablolarına veya metabolik faktörlere bağlı olarak dalgalanma gösterir.
Lökosit Yüksekliği Nedir?
Lökosit yüksekliği, kanda normalden daha fazla beyaz kan hücresi türü olan lökosit bulunduğu anlamına gelip, lökosit değerininde 1 mikrolitre başına referans aralık olan 4-10 binden fazla olması durumudur. Lökosit yüksekliğinde kandaki lökositler vücutta enfeksiyon varlığı, kemik iliği hastalığı veya kullanılan bir ilaca reaksiyon olarak çoğalır ve normal değerlerin üzerine çıkar.
Sağlıklı bir erkek bireyde 1 mikrolitre (1 mm) başına 4 bin ile 10 bin arasında lökosit, kadınlarda ise 4 bin-11 bin arasında lökosit bulunur. Erkeklerde 10 bin, kadınlarda 11 bin olan lökosit üst sınırından daha fazla sayıda lökosit bulunuyorsa, bu lökosit yüksekliğine işaret eder ve buna tıp dilinde “lökositoz” denir.
Lökosit Yüksekliği Neden Olur?
Lökosit, enfeksiyonlarla savaşarak vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojenlere karşı inflamatuar ve hücresel refleksler gösteren beyaz kan hücreleridir. Lökositlerdeki yükselişin nedeni enfeksiyonlar, enfeksiyon dışı iltihap yapan durumlar, dalağın herhangi bir neden sonucu ameliyatla alınması, lösemiler, lösemi dışı kemik iliğinin aşırı üretimi ile giden hastalıklar, kalp krizi, anksiyete ve stres durumları, ilaçlar, hemoliz olarak bilinen kan parçalanması hastalıkları, hormon bozuklukları, alerjik hastalıklar olabilir.
Lökositoz nedenleri lökosit dediğimiz hücrelerin alt tipleri olan hücrelerin (nötrofil, eozinofil, bazofil, monosit, lenfosit) yüksekliğine göre değişir. Bununla birlikte ilk akla gelen nedenleri şöyle sıralayabiliriz:
- Enfeksiyon: Her türlü virüs, bakteri, mantar ve parazit enfeksiyonları beyaz küre yüksekliğine neden olabilir. Buradaki önemli husus, lökosit yüksekliğinin enfeksiyona bağlı olduğunu düşünmek için mutlaka bir enfeksiyon nedenli iltihap kaynağı (boğaz enfeksiyonu, akciğer enfeksiyonu, idrar yolu enfeksiyonu, yumuşak doku enfeksiyonu gibi) olmalıdır. Enfeksiyon kaynağı olmadan görülen lökosit yüksekliğinde gereksiz antibiyotik kullanılması hem antibiyotik direnci gelişmesine hem de hastanın tanısının gecikmesine neden olur.
- Enfeksiyon dışı iltihap (inflamasyon) yapan durumlar: Romatizmal hastalıklar, organ kanserleri, iltihabi bağırsak hastalıkları, enfeksiyon dışı deri iltihapları (dermatit).
- Dalağın herhangi bir neden sonucu ameliyatla alınması (splenektomi): Her türlü ameliyat sonrası lökosit yüksekliği görülebilir. Dalak ameliyatı sonrası bu daha belirgin olarak gözükür ve daha uzun sürebilir.
- Lösemi: Akut (hızlı seyirli) ve kronik (yavaş seyirli) lösemiler
- Lösemi dışı kemik iliğinin aşırı üretimi ile giden hastalıklar: Bu hastalıklar tıp dilinde “myeloproliferatif hastalıklar” olarak bilinirler.
- Kalp krizi
- Anksiyete ve stres durumları
- İlaçlar: İster tek doz kullanılsın, ister sürekli olarak kullanılsın çoğu ilaç lökosit değerlerini yükseltebilir. Lökosit yüksekliği nedeni ile hekime başvurduğunuzda mutlaka kullandığınız ilaçları belirtin.
- Hemoliz olarak bilinen kan parçalanması hastalıkları
- Hormon bozuklukları
- Alerjik hastalıklar
Yukarıda açıklandığı gibi beyaz küre yüksekliğinin enfeksiyon dışında birçok nedeni bulunmaktadır. Tam kan sayımında beyaz küre yüksekliği olan bir hasta paniğe kapılmadan ilgili hekime başvurmalı ve bu laboratuvar bulgusunun nedenleri açısından araştırılmalıdır.
Lökosit Yüksekliği Belirtileri Nelerdir?
Lökosit yüksekliğinin de en sık belirtisi enfeksiyon bulguları olarak sayabilecek şu durumlar görülür:
- Ateş
- Üşüme, titreme
- Öksürük,
- Boğaz ağrısı
- Geniz akıntısı
- Balgam
- İdrar yaparken yanma
- İshal
- Karın ağrısı
- Sık enfeksiyona yakalanma
Cilt ve yumuşak dokudaki iltihap belirtileri açısından dikkatli olmak gerekebilir. kilo kaybı, gece terlemesi, vücut ve kemik ağrıları, eklem ağrıları, beyaz küreler ile birlikte pıhtılaşma hücrelerinin ve alyuvarların düşmesine neden olan hastalıklarda halsizlik, yorgunluk, vücutta morarma ve kanama izlenebilir.
Lökosit Yüksekliği Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır?
Hücre sayısının mikrolitrede 11.000 sınırını aşması ve bu tabloya yüksek ateş, istemsiz kilo kaybı, gece terlemeleri veya lenf bezlerinde şişlik gibi sistemik semptomların eşlik etmesi durumu ciddiye almayı gerektirir. Basit viral veya bakteriyel hastalıklarda görülen geçici artışlar iyileşmeyle birlikte gerilerken, açıklanamayan ve düşmeyen yüksek değerler ayrıntılı klinik inceleme ister.
İdrar tahlilinde beliren idrarda lökosit yüksekliği, yanma ve kasık ağrısıyla birlikte seyrettiğinde sistit veya pyelonefrit riski açısından ele alınmalıdır. Rutin gebelik takiplerinde fark edilen gebelikte idrarda lökosit yüksekliği ise böbrek komplikasyonlarını ve erken doğum risklerini önlemek adına vakit kaybetmeden hekim kontrolü gerektirir.
Lökosit Düşüklüğü Nedir?
Lökopeni olarak da isimlendirilen lökosit düşüklüğü, lökosit değerinin 4 binin altında kalmasıyla görülen, bağışıklık sisteminde yer alan akyuvar değerlerinin normalde az olması durumudur. Hastalıklara ya da kullanılan ilaçlara bağlı olarak görülen lökopeni, vücudun hastalıklara karşı savunma sisteminde sorunlara sebep olur.
Lökosit Düşüklüğü Neden Olur?
Hastaların çoğunun tam kan sayımı tetkikinde gördüğü lökosit değerinin 4 binden düşük olması, beyaz kan hücresinin az olduğunu işaret eder ve tıp dilinde bu duruma lökopeni denir. Şu durumlar ve hastalıklar lökopeni yani lökosit düşüklüğüne neden olabilir:
- Kemik iliği yetmezliği(aplastik anemi) ya da kemik iliği yapımın bozuk olması
- Lösemi yani kanser hücreleri tarafından saldırıya uğrayan kemik iliği
- Kemoterapi gibi ilaçlar alıyor olmak
- Nezle, grip dahil virüslerin yol açtığı hastalıklar
- B12 vitamin eksikliği
- HIV/Aids
- Vücudun bağışıklık sistemini harap eden otoimmün bozukluklar
- Karaciğer ve dalak rahatsızlıkları
- Yoğun enfeksiyonlar
- Lupus, Romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklar
- Beslenme bozuklukları
- Verem (Tüberküloz)
Kemik iliği yetmezliği
Diğer adı aplastik anemi olan kemik iliği yetmezliğinde kandaki beyaz kan hücrelerinin sayısı olması gereken değerin daha altındadır. Bu değer milimetreküp (mikrolitre) cinsinden 4 binin altında kalmasıdır. Kemik iliği yetmezliği aynı zamanda kemik iliği yapımının bozuk olması anlamını taşır. Bu durum ortaya çıktığında beyaz kan hücresi sayısında düşüş meydana gelir ve lökosit düşüklüğü ortaya çıkar.
Lösemi tarafından saldırıya uğrayan kemik iliği
Lösemi, kan kanseri hastalığıdır. Löseminin kemik iliğine zarar vermesi sonucundan kandaki beyaz kan hücrelerinin sayısı çok ciddi oranda düşer. Bu düşüş tehlikeli boyutlara ulaşırsa müdahale edilmesi gerekebilir.
Kemoterapi tedavisi
Kanser tedavisi için kemoterapi ilaçları almak da beyaz kan hücresi sayılarında düşme meydana getirebilir. Kemoterapi süresi boyunca du düşüşü minimize etmek için doktor kontrolünde bazı müdahalelere ihtiyaç duyulabilir.
Nezle ve grip dahil virüslerin yol açtığı hastalıklar
Lökosit düşüklüğüne yol açan faktörlerden biri de enfeksiyon ve virüslerdir. Özellikle nezle ve grip dahil olmak üzere virüs ve enfeksiyonlar da beyaz kan hücrelerinin üretimini olumsuz etkileyerek lökosit düşüklüğüne yol açabilir.
B12 eksikliği
Vücuttaki vitamin ve mineral eksiklikleri kemik iliğinin beyaz kan hücresi üretme kapasitesini etkiler. Başta B12 vitamini eksikliği olmak üzere bu tarz durumlar lökosit düşüklüğüne sebebiyet verebilir.
HIV / AIDS
HIV virüsü, bağışıklık sistemini doğrudan bir şekilde etkilediği için beyaz kan hücrelerinin üretimiyle de bağlantısı vardır. Bu doğrultuda HIV virüsü vücutta enfeksiyon başlamasına veya var olan enfeksiyonun daha da hızlı bir şekilde ilerlemesine neden olabilir.
Bağışıklık sistemine zarar veren otoimmun bozukluklar
Bağışıklık sistemi, otoimmun bozukluklardan olumsuz etkilenerek kendini savunma pozisyonuna geçirmeye çalışabilir. Meydana gelen otoimmus bozukluklar bağışıklık sistemine zarar vererek lökosit üretimini etkileyebilir. Lökosit üretimi olumsuz etkilendiğinde beyaz kan hücresinin üretimi azalır ve böylelikle lökosit düşüklüğü meydana gelebilir.
Lupus ve romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklar
Lupus ve romatoid artrit, romatizmal hastalık sınıfına girer. Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına saldırmasına yol açabileceği için bu gibi senaryolarda beyaz kan hücresi düşüklüğü ortaya çıkabilir.
Beslenme bozuklukları
Sağlıksız ve düzensiz beslenmek de bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Bu beslenme bozuklukları bağışıklık sistemine zarar vermesiyle beraber lökosit üretimini de engeller. Bunun sonucunda beyaz kan hücreleri azalmaya başlar.
Tam kan sayımında lökosit değeri düşük olan bir hastanın öncelikle panik yapmaması, bu laboratuvar değerinin lösemi dışında birçok hastalığın bulgusu olabileceğini bilmesi ve ilgili hekim ya da hekimlerle işbirliği yaparak tüm bu hastalıklar açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Lökopeni ne anlama gelir?
Beyaz kan hücresi düşüklüğü anlamına gelen lökopeni, beyaz kan hücrelerinin sayısının referans değerin altına düşmesiyle ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Normal şartlarda mikrolitre başına 4.000 ile 11.000 arasında olan lökosit sayısının bu aralığın altı olarak ifade edilen 4 binin altına düştüğünde bu durum lökopeni olarak kabul edilir.
Lökopeni durumunda kandaki beyaz kan hücrelerinin sayısı azaldığı için vücut enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelebilir ve bu durum da beraberinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Lökopeninin neden olduğu faktörler çok çeşitli olabileceği gibi, birden fazla sağlık sorunlarının da bir belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Lökopeni durumu teşhis edildiğinde altta yatan nedenin doğru bir şekilde belirlenmesi için dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır. Doğru tanı, uygun tedavinin belirlenmesi noktasında önemlidir.
Lökosit Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?
Kandaki lökosit yani beyaz kan hücresi sayısı çok düşük olduğu durumlarda lökosit yüksekliğine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Lökosit düşüklüğü belirtileri şöyle sıralanır:
- Ateş ve titretme
- Vücutta ağrı
- Sık enfeksiyon kapma
- Kronik öksürük ve nefes darlığı
- Baş ağrısı
- İdrarda görüldüyse bulanık renkte olması ve kötü koku varlığı
- İdrar esnasında yanma, ağrı
- Kadın hastalarda pelvik sancılar
Beyaz Kan Düşüklüğü Hangi Hastalıklara Yol Açar?
Beyaz kan düşüklüğü, bağışıklık bariyerini zayıflatarak vücudun patojenlerle mücadelesini engeller ve şu hastalıklara ile klinik komplikasyonlara zemin hazırlar;
- Sepsis (kan zehirlenmesi): Bağışıklık hücrelerinin mikroorganizmaları sınırlayamaması sonucu enfeksiyonun kan dolaşımına yayılması ve çoklu organ yetmezliğine yol açması durumudur.
- Ağır pnömoni (zatürre): Solunum yollarına ulaşan bakteri veya virüslerin akciğer dokusunda hızla ilerleyerek solunum yetmezliği oluşturmasıdır.
- Fırsatçı mantar enfeksiyonları (kandidiyazis): Normal şartlarda zararsız olan mantarların ağız içi, yemek borusu veya iç organlarda yaygın doku hasarı başlatmasıdır.
- Cilt apseleri ve sellülit: Deri bariyerinde oluşan ufak çatlaklardan giren bakterilerin derin doku iltihaplarına ve cerahatli yaralara dönüşmesidir.
- Kronik diş eti iltihapları (periodontit): Ağız florasındaki bakterilerin kontrol altına alınamaması sebebiyle diş eti çekilmesi, kanama ve kemik kaybı gelişmesidir.
- Reaktive viral hastalıklar (zona vb.): Vücutta uykuda bekleyen suçiçeği veya herpes gibi virüslerin bağışıklık baskısı kalktığında yeniden alevlenmesidir.
- Nötropenik ateş: Nötrofil düzeyinin kritik eşiğin altına inmesiyle ortaya çıkan ve kaynağı hızla bulunup tedavi edilmezse ölümcül seyredebilen yüksek ateş tablosudur.
Lökosit Düşüklüğü Ne Zaman Tehlikelidir?
Beyaz kan hücresi sayısının mikrolitrede 4.000'in altına inmesiyle ortaya çıkan lökosit düşüklüğü, özellikle mutlak nötrofil sayısının 1.000 ve altına gerilediği durumlarda vücudu fırsatçı enfeksiyonlara karşı tamamen savunmasız bıraktığı için tehlikelidir. Tıpta lökopeni olarak adlandırılan bu derin düşüş tablosuna açıklanamayan ateş, geçmeyen boğaz yaraları veya yaygın mukozal enfeksiyonlar eklendiğinde tablo acil hematolojik değerlendirme gerektirir. Hücre sayısındaki bu azalma, bağışıklık bariyerini doğrudan zayıflatarak basit bir patojenin dahi sistemik sepsise dönüşmesine zemin hazırlayabilir.
Lökosit Değerleri Nasıl Artırılır?
Beyaz kan hücrelerini (WBC) artırmak için bazı ilaçlar kullanılabilir ancak yoğurt, yağsız proteinli besinler ve antioksidan açısından zengin sebzeler tüketmek bağışıklık sistemini güçlendirir ve lökosit değerlerini yeniden yukarıya çekebilir.
Beyaz kan hücrelerinin normal ve sağlıklı seviyelerini korumak vücuttaki enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir ve sağlıklı beyaz kan hücreleri genel vücut sağlığının temel bir bileşenidir. Eğer lökosit değerleri düşerse vücut enfeksiyon ve hastalıklara açık bir hale gelebilir.
Beyaz kan hücresi seviyesinin düşük olduğu durumlarda düşük olan değerleri artırmaya çalışmak için diyet programında değişiklikler yapmak gerekir. Ancak lökosit değerlerini olumlu etkileyebilme potansiyeli bulunan diyetler de dahil olmak üzere yeni tedavilere başlamadan önce doktora danışmayı ihmal etmeyin.
Öncelikle şu bilinmelidir ki, çok ciddi düşük değerler acil tedavi gerektiren tıbbi durumlardır.
Bu bilgiler ışığında beyaz kan hücrelerini artırdığı kanıtlanmış belirli bir diyet programı olmasa da, sebzeler ve protein açısından zengin sağlıklı bir diyet sağlıklı bir bağışıklık sistemini korumak için etkili bir yoldur.
Aşağıda yer alan besinler beyaz kan hücrelerini artırmaya yardımcı olabilir.
- Yağlı balıklar: Balıklardaki omega-3 yağ asitleri vücuttaki bazı beyaz kan hücrelerini artırabilir. Doktor kontrolünde düzenli ve dozunda tüketilen balıkların lökosit üretimi konusunda faydalı olduğu değerlendirilir.
- Yoğurt: Probiyotikler beyaz kan hücrelerinin yapımında faydalıdır. En zengin probiyotik kaynaklarından olan yoğurt da bu bağlamda beyaz kan hücresi üretimine katkı sağlar.
- Yağsız protein: Balık, deniz ürünleri, derisiz kümes hayvanları, yumurta, mercimek, fasulye ve soya gibi besinler yağsız protein örnekleridir. Vücut, beyaz kan hücreleri üretmek için proteindeki amino asitleri kullanır.
- Sebzeler: Antioksidan açısından zengin sebzeler (brokoli, koyu yapraklı yeşillikler, brüksel lahanası, havuç, tatlı patates ve pancar gibi) bağışıklık sistemi için güçlü besin kaynaklarıdır. Antioksidanları özellikle takviyelerden değil, besinlerden almak her zaman en sağlıklı yol olarak kabul edilir.
- Kuruyemişler: Kuruyemişler antioksidan, çinko ve iltihap giderici özellikleriyle bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptir. Bu da beyaz kan hücrelerinin artmasına yardımcı olduğu anlamını taşır.
- Meyveler: Yaban mersini ve çilek gibi meyveler beyaz kan hücrelerini artıran flavonoidler içerir ve düşük olan lökosit değerlerini artırabilir.
- Sarımsak: Sarımsaktaki bileşikler, makrofajları, lenfositleri, doğal öldürücü (NK) hücreleri, dendritik hücreleri ve eozinofilleri uyararak bağışıklık sistemine destek olur. Bu da aynı zamanda lökosit artışını sağlayabilir.
- B12 vitamini ve folat: B12 vitamini ve folat beyaz kan hücresi üretimine katkıda bulunur. Balık, et, kümes hayvanları, yumurta ve süt ürünleri zengin B12 kaynaklarıdır. Meyveler, sebzeler, kuruyemişler, fasulye ve birçok proteinli gıda ise güçlü folat kaynakları olarak bilinir.
Ayrıca, tam tahıllar, meyve ve sebzeler, fasulye, kuruyemişler ve tohumlar, sağlıklı yağlar, eser miktarda balık ve kümes hayvanı eti ve sınırlı miktarda kırmızı et içeren Akdeniz diyetinin beyaz kan hücresi seviyelerini artırmaya yardımcı olduğu da değerlendirilir.
Yaban mersini, çilek ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi besinler, belirli bağışıklık sistemi bozukluklarının gelişme riskini azaltmaya yardımcı olarak lökosit üretimine destek olabilir. Diğer yandan bahsi geçen bu gıdalar, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin işlevini desteklemeye yardımcı olabilecek iyi bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidan açısından besinler elde edilemeyen noktalarda takviyelere başvurulabilir ancak takviye kullanmadan önce doktora danışmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir.
Lökosit Değerleri Kaç Olmalıdır?
Lökosit refereans aralıkları laboratuvarlara göre değişmekle birlikte bir milimetreküp (mikrolitre) kanda yaklaşık 4 bin – 10 bin arasında olmalıdır. Lökosit sayısının 4 binin altında kalması lökosit değerinin düşük, 10 binin üstünde olması ise lökosit değerinin yüksek olması olarak kabul görür.
Lökosit Testi Nedir?
Lökosit testi, vücudun durumunu değerlendirmek amacıyla kandaki veya idrardaki beyaz kan hücrelerinin sayısını ölçen temel bir laboratuvar analizidir. Genellikle rutin tam kan sayımının (hemogram) ya da tam idrar tahlilinin bir parçası olarak uygulanır. Kanda mikrolitre başına belirlenen lökosit normal değeri genel sağlık taramalarında referans alınırken, idrar analizlerinde hücre varlığı incelenir.
İdrar tahlili sonuçlarında görülen idrarda lökosit yüksekliği, çoğunlukla böbrek veya mesane kaynaklı bir inflamasyonun habercisidir. Özellikle anne adaylarının rutin gebelik kontrollerinde saptanan gebelikte idrarda lökosit yüksekliği, asemptomatik idrar yolu enfeksiyonlarının erken tespit edilmesinde kritik bir tanı basamağıdır.
Lökosit Değeri Nasıl Yorumlanır?
Laboratuvardan alınan lökosit değeri, tek başına bir rakam olarak değil; hastanın klinik şikayetleri, fizik muayene bulguları ve lökosit formülündeki alt hücre tiplerinin dağılımıyla birlikte yorumlanır. Örneğin toplam hücre artışına nötrofil yüksekliğinin eşlik etmesi tipik olarak akut bakteriyel bir enfeksiyonu işaret ederken, lenfosit baskınlığı viral hastalıkları akla getirir. Yorumlama aşamasında kanda saptanan lökosit normal değeri kadar idrar tahlili bulguları da değerlendirilir; idrarda her sahada 5'ten fazla hücre izlenmesi lokal bir inflamatuar süreci doğrular.
Lökosit Değeri için Hangi Bölüme ve Doktora Gidilir?
Kan veya idrar tahlilinde saptanan lökosit anomalilerinde ilk değerlendirme için Dahiliye (İç Hastalıkları) uzmanına, çocuk hastalarda ise Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları hekimine başvurulmalıdır. Klinik tabloya göre yönlendirme şu uzmanlık alanlarına yapılır;
- İzah edilemeyen, sürekli seyreden derin lökosit düşüklüğü veya 20.000-30.000 üzerindeki aşırı yükseklikler için hematoloji.
- İdrar tahlilinde idrarda lökosit yüksekliği saptanan veya hamilelik sürecinde gebelikte idrarda lökosit yüksekliği gelişen olgular için üroloji.
- Akut yüksek ateş ve lokalize mikrobik enfeksiyon varlığında enfeksiyon hastalıkları branşına başvurulur.
Lökosit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Beyaz kan hücreleri ne yapar?
Tıbbi ismi lökosit olan beyaz kan hücreleri bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Doğuştan ve humoral bağışıklık tepkilerine katılıan lökositler kanda dolaşırlar ve yaralanmaya veya patojenlere karşı inflamatuar ve hücresel tepkiler oluştururlar. Bu yüzden beyaz kan hücrelerinin vücut için önemi yadsınamaz.
İdrarda lökosit ne anlama gelir?
İdrarda yüksek lökosit seviyeleri genellikle idrar sisteminde bir enfeksiyon olduğu anlamına gelir. Lökositler, vücudun enfeksiyonla mücadele etmek için ürettiği beyaz kan hücreleridir. İdrar yolu enfeksiyonlarının belirtileri arasında ise bulanık veya kötü kokulu idrar, ağrı, kramplar ve mide bulantısı bulunur.
Beyaz kan hücreleri ne işe yarar?
Beyaz kan hücreleri temelde vücudu enfeksiyona karşı korumakla görevli hücrelerdir. Beyaz kan hücreleri kan dolaşımında ve dokularda dolaşırken, bir enfeksiyon bölgesini tespit eder ve vücudu bilinmeyen bir organizmanın saldırısından korumak için diğer beyaz kan hücrelerine konumlarını bildirmek üzere harekete geçer. Beyaz kan hücreleri devreye girdiğinde organizmaya bağlanıp onu yok etmek için antikor proteinleri üreterek enfeksiyon ve bakterilerle mücadele eder.
Kan tahlilinde lökosit ne anlama gelir?
Lökosit, hemoglobin içermeyen, hareket yeteneğine sahip vücuttaki kanın %1'ni oluşturan beyaz kan hücreleridir. Bu noktada kan tahlilinde ortaya çıkan lökosit değeri, vücudun bağışıklık sisteminin bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin kandaki sayısını ifade eder. WBC ile ölçülen bu beyaz kan hücreleri, kişinin sağlığına ve bağışıklık sistemine karşı karşı tehdit oluşturan virüs, bakteri ve yabancı ajanlarla savaşmak için kan dolaşımında yer alırlar ve vücudun enfeksiyon ve diğer hastalıklarla mücadele etmesine yardımcı olurlar. Beyaz kan hücrelerinin başlıca türleri ise nötrofiller, eozinofiller ve bazofiller, monositler ve lenfositlerdir.
İdrarda lökosit yüksekliği nedir?
Lokositüri olarak tanımlanan idrarda lökosit yüksekliği, böbrek taşı, prostat veya idrar yolu gibi üriner sistemde bir enfeksiyona ya da pelvik tümör gibi sorunlara işaret eder.
Lökosit yüksekliği ve düşüklüğü lösemi belirtisi mi?
Lösemilerde beyaz küre yüksekliği veya tam tersine düşüklüğü izlenebilir. Fakat beyaz küre yüksekliği veya düşüklüğü tesbit edilen hastalarda tek neden lösemi değildir. Lösemi dışında da daha önce belirttiğimiz birçok hastalık beyaz kürelerde düşüklüğe veya yüksekliğe neden olabilir. Hemen hemen tüm lösemi çeşitlerinde sadece beyaz küre düşüklüğü veya yüksekliği tek laboratuvar bulgusu değildir. Çoğu lösemi de bunlara ilaveten pıhtılaşma hücrelerinin sayısında ve hemoglobin dediğimiz kan miktarında da birlikte düşüklük veya yükseklik görülebilir.
Lökosit normal, düşük veya yüksek iken CRP değerinin yüksek olması ne anlama gelir?
CRP karaciğer tarafından üretilen ve inflamasyon dediğimiz yangı veya iltihap durumunda yüksekliği tesbit edilen bir proteindir. Her türlü enfeksiyon durumunda, romatizmal hastalıklarda, kronik bağırsak hastalıklarında, kalp krizinde ve kanserlerde yükselebilir. Özellikle beyaz küre yüksekliği ile birlikte yüksek bulunması öncelikle enfeksiyon durumunu akla getirir.
Lökosit ve lenfosit yüksekliği hangi durumlarda görülür?
Beyaz küre ve lenfosit yüksekliği daha çok virüslere bağlı oluşan enfeksiyonlarda meydana gelir. Bu nedenle üst solunum yolu enfeksiyonu olarak tarif edilen her türlü nezle ve grip durumunda bu değişiklikler izlenebilir. Bunların dışında bazı romatimal hastalıklarda, dalağın ameliyatla çıkarılması durumunda, ilaçlar bağlı ve bazı lösemi tiplerinde yükseklik görülebilir.
Lökosit ve trombosit düşüklüğü hangi durumlarda görülür?
Beyaz küre ve trombosit düşüklüğünün en sık nedenlerinden bir tanesi üst solunum yolu enfeksiyonu olarak tarif edilen nezle ve grip durumudur. Bunların dışında çoğu virüslere bağlı enfeksiyonlar bu düşüklüğe neden olabilir. Beyaz küre ve trombosit düşüklüğüne hemoglobin dediğimiz kan miktarının düşüklüğü eşlik ediyorsa neden daha önemli olabilir. Olası tüm kemik iliği tembellikleri, lösemiler ve diğer kan hastalıkları açısından araştırılması gerekir.
Lökosit ve trombosit yüksekliği hangi durumlarda görülür?
Beyaz küre ve trombosit yüksekliğinin en sık nedeni vücutta oluşan bir enfeksiyon ve iltihap durumudur. Özellikle bakteri adını verdiğimiz mikroorganizmalarla oluşan enfeksiyonlar (zatüre, idrar yolu enfeksiyonu gibi) hem beyaz küreleri hem de trombosit dediğimiz pıhtılaşma hücreleri artırabilir. Bunların dışında kronik lösemilerden kronik myeloid lösemide, lösemi dışı kemik iliğin aşırı çoğalması ile karakterize myeloproliferatif hastalıklarda, bazı romatizmal hastalıklarda, hemoliz adını verdiğimiz kan parçalanması ile giden durumlarda, dalağın ameliyatla alınması durumunda, bazı cerrahi operasyonlar sonrasında, bazı alerjik hastalıklarda bu durum görülebilir.
Lökosit yani beyaz küre iğnesi nedir?
Beyaz küre iğnesi kemik iliğindeki kök hücrelerin çoğalmasını ve olgunlaşarak kemik iliğinden kana geçişini artıran bir tedavidir. Tıbbi ismi “Granulosit Koloni Stimule Edici Faktör” (G-CSF) olarak bilinir. Beyaz küreleri geçici olarak yükseltmeyi sağlar. Kanser hastalarında kemoterapi sonrası düşen beyaz kürelerin hızlıca yükseltilmesinde kullanılabileceği gibi, kök hücre verecek kişilerde kök hücrelerin kemik iliğinden kana geçişini sağlayarak rahatlıkla kandan kök hücre toplanabilmesi için de kullanılır. Bu nedenle “Kök Hücre Aşısı” olarak da bilinir.
Lökosit - kanser bağlantısı var mıdır?
Lökosit düşüklüğü ve yüksekliği ile kanser oluşumu arasında direkt bir bağlantı veya ilişki bulunmamaktadır. Fakat hematolojik kanserler dediğimiz lösemi, lenfoma ve miyelom hastalığında ve bazı organ kanserlerinde beyaz küre düşüklüğü veye yüksekliği görülebilir.
Lökosit değerleri yaşa göre değişir mi? Yenidoğanda beyaz küre sayısı nasıldır?
Lökosit değerleri yaşa göre değişir. Özellikle hayatın ilk yıllarında normale göre biraz yükselmekle birlikte 18 yaşından sonra genellikle bir mm3 kanda 4 bin-10 bin arasında seyreder. Doğumdan sonra ilk haftalarda yenidoğan bebeklerde beyaz küre sayısı ve beyaz küre alt tip hücresi olan lenfosit sayısı yüksektir. Beş – altı yaşlarında beyaz küre sayısı normale dönerken lenfosit oranı düşer ve nötrofil dediğimiz hücreler en fazla sayıda olur.
Lökosit düşüklüğü enfeksiyon yaratır mı?
Lökosit değerlerini sağlıklı referans aralıklarında tutmak başta bağışıklık sistemi olmak üzere genel vücut sağlığı açısından önemlidir. Bağışıklık sistemi güçlü olursa enfeksiyon riski de azalmış olur. Ancak düşük WBC değeri söz konusuysa enfeksiyon geliştirme riskinizi artıran lökopeni meydana gelebilir.
Lökosit yüksekliği veya düşüklüğü hamilelikte farklılık gösterir mi?
Gebelikte beyaz küre sayısı genelde normal olmakla birlikte herhangi bir enfeksiyon olmadan yüksek de bulunabilir. Genelde bir mm3 kanda 13.000 – 15.000 civarında seyredebilir. Bu durumda mutlaka bu duruma herhangi bir enfeksiyonun eşlik edip etmediği beyaz kürelerdeki bu artışın herhangi bir kan hastalığına bağlı olup olmadığı incelenmelidir. Doğum sırası ve sonrasında bu artış daha fazla olabilir. Doğumdan sonraki ilk 2 hafta içinde genellikle normale döner.
Lökosit testi neden ve nasıl yapılır?
Aynı zamanda WBC testi olarak da bilinen lökosit testi, tam kan sayımının bir parçasıdır ve kandaki beyaz kan hücrelerinin sayısını ölçmek için yapılan bir testtir. WBC sayımı vücuttaki gizli enfeksiyonların, virüslerin, otoimmün hastalıklarının, bağışıklık yetersizliklerinin ve kan hastalıklarının tespitinin yanı sıra çok şiddetli durumlarda kanser hastalarında kemoterapi ya da radyasyon tedavilerinin sonuçlarını görmek için de kullanılabilir.
Beyaz kan eksikliği için hangi bölüme gidilir?
Beyaz kan hücrelerinin kandaki sayısını ölçmek için öncelikle İç Hastalıkları bölümünden randevu alarak tam kan sayımı yaptırabilirsiniz. Tahlil sonucu bir yükseklik veya düşüklük görüldüyse ve bu durum bazı sağlık sorunlarına işaret ediyorsa ileri tetkikler için hematoloji bölümü doktorlarından randevu alınabilir. Farklı göstergeler var ise başka bölümlere de yönlendirme yapılabilir.
Lökosit değeri kaç olursa tehlikelidir?
Kandaki lökosit değeri mikrolitrede 30.000'in üzerine çıktığında veya 1.000'in altına indiğinde klinik tablo hayati risk taşıyabilir. Bu sınırların aşılması halinde ciddi kemik iliği patolojileri, lösemik reaksiyonlar veya ağır septik enfeksiyon riskleri acil tıbbi müdahale gerektirir.
Lökosit yüksekliği enfeksiyon belirtisi midir?
Lökosit yüksekliği vücutta gelişen bakteriyel, viral, mantar ya da paraziter enfeksiyonların en sık rastlanan laboratuvar belirtisidir. Ancak bu artış yalnızca mikrobik süreçlerle sınırlı kalmayıp; romatizmal inflamasyonlar, doku travmaları, alerjiler ve kemik iliği hastalıklarında da meydana gelebilir.
Lökosit düşüklüğü bağışıklığı zayıflatır mı?
Kanda lökosit düşüklüğü görülmesi, vücudun patojenleri tanıyan ve yok eden ana savunma hücrelerinin yetersiz kalmasına yol açarak bağışıklık sistemini doğrudan zayıflatır. Hücre sayısı azaldıkça vücut hem yaygın enfeksiyonlara hem de normal koşullarda hastalık yapmayan fırsatçı mikroorganizmalara karşı açık hale gelir.
Lökosit düşüklüğü kanser belirtisi midir?
Kandaki lökosit düşüklüğü tek başına doğrudan bir kanser teşhisi anlamına gelmez; fakat kemik iliğini infiltre eden lösemi, lenfoma veya metastatik tümörlerin erken belirtilerinden biri olabilir. Bununla birlikte kemoterapi ilaçları, otoimmün bozukluklar, B12 eksikliği ve bazı viral enfeksiyonlar da benzer düşüşlere yol açar.
Lökosit yüksekliği kanser belirtisi midir?
Lökosit sayısının kontrolsüz şekilde artması lösemi ve miyeloproliferatif kemik iliği kanserlerinin belirtisi olabileceği gibi, ileri evre organ tümörlerinin tetiklediği inflamasyonla da ortaya çıkabilir. Ancak klinik pratikte lökosit artışlarının büyük çoğunluğu benign enfeksiyonlardan ve doku iltihaplanmalarından kaynaklanır.
Lökosit yüksekliği stres kaynaklı olabilir mi?
Akut fiziksel yaralanmalar, cerrahi operasyonlar, aşırı egzersiz veya yoğun psikolojik stres durumlarında salgılanan kortizol ve adrenalin hormonları lökosit sayısını geçici olarak yükseltebilir. Bu fizyolojik yanıt, stres faktörü ortadan kalktıktan sonra hücrelerin yeniden lökosit normal değeri aralığına inmesiyle son bulur.
Lökosit düşüklüğü geçici olabilir mi?
Basit üst solunum yolu enfeksiyonları, influenza benzeri viral hastalıklar veya kısa süreli ilaç kullanımları sonrasında gelişen lökosit düşüklüğü genellikle geçicidir. Kemik iliğinin viral baskılanmadan kurtulması ve toksik etkenlerin vücuttan atılmasıyla birlikte kan sayımı birkaç hafta içinde kendiliğinden normale döner.
Lökosit değeri neden sürekli yüksek çıkar?
Kişinin lökosit değeri yapılan tekrarlı testlerde kalıcı olarak yüksek seyrediyorsa, altta yatan kronik otoimmün hastalıklar, kemik iliğinin aşırı hücre ürettiği miyeloproliferatif bozukluklar, sigara kullanımı veya kronik iltihabi bağırsak hastalıkları araştırılmalıdır.
Lökosit değeri neden sürekli düşük çıkar?
Kan tahlillerinde lökosit düşüklüğü tablosunun süreklilik arz etmesi; kronik kemik iliği yetmezlikleri, dalak büyümesi, kronikleşmiş otoimmün sendromlar veya kronik B12/folat emilim bozukluklarına işaret eder.
Lökosit ve nötrofil arasındaki fark nedir?
Lökosit vücuttaki tüm beyaz kan hücrelerine verilen genel üst sınıflandırma adıyken, nötrofil bu lökosit ailesinin yaklaşık %50-70'ini oluşturan en kalabalık alt türüdür. Nötrofiller, bakteriyel ve fungal tehditlere karşı ilk savunma hattını kurarak mikropları doğrudan fagosite edip yok etmekle görevlidir.
Lökosit ve lenfosit arasındaki fark nedir?
Lökosit genel savunma hücresi popülasyonunu temsil eder; lenfosit ise bu popülasyonun yaklaşık %20-40'ını oluşturan, özellikle viral enfeksiyonlarla savaşan ve antikor üreterek hücresel bağışıklık hafızasını oluşturan alt grubudur.
Güncelleme Tarihi : 23 Eylül 2026
Yayınlanma Tarihi: 18 Aralık 2023
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."