Episklerit, gözün beyaz kısmının üzerini kaplayan ince episklera tabakasının iltihaplanmasıdır. Genellikle hafif ağrılı veya ağrısız bir göz kızarıklığı ile görülen bu durum, kalıcı görme hasarına yol açmayan, iyi huylu bir göz hastalığıdır. Episklerit, sklerit problemine kıyasla daha az ağrılıdır ve genellikle tek gözde görülür. Nadiren her iki gözde de ortaya çıkabilir. Gerekli durumlarda yapay göz damlaları ve kortizol içeriğine sahip göz damlaları ile kişinin tedavisi gerçekleştirilebilir.
- Episklerit Nedir?
- Episklerit Gözün Hangi Bölgesini Etkiler?
- Episklerit Neden Olur?
- Episklerit Belirtileri Nelerdir?
- Episklerit Türleri Nelerdir?
- Episklerit Nasıl Teşhis Edilir?
- Episklerit ile Sklerit Arasındaki Farklar Nelerdir?
- Episklerit Tedavisi Nasıl Yapılır?
- Episklerit Tekrarlar mı?
- Episkleritin Olası Komplikasyonları Nelerdir?
- Episklerit için Hangi Bölüme ve Doktora Gidilir?
- Episklerit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Episklerit Nedir?
Episklerit, gözün beyaz kısmının hemen üzerinde yer alan ve episklera olarak adlandırılan damarlı (vasküler) doku tabakasının iltihaplanmasıdır. Göz yüzeyindeki kılcal kan damarlarının genişlemesine yol açarak gözün kırmızı veya pembe bir görünüm kazanmasına neden olan bu durum; genellikle iyi huyludur, görmeyi etkilemez ve kalıcı bir hasar bırakmadan kendiliğinden düzelir.
Episklerit Gözün Hangi Bölgesini Etkiler?
Episcleritis, göz küresinin ön yüzeyinde, gözü dış etkenlerden koruyan sklera ile en dıştaki konjonktiva arasında kalan bölgeyi etkiler. Bu hastalık, gözün arka kısımlarına, görmeyi sağlayan sinir ağlarına veya göz bebeğinin içindeki derin yapılara yayılmaz. Tamamen gözün ön-dış yüzeyindeki vasküler katmanda etki gösterir.
Sklera ve episklera nedir?
Sklera, gözün beyaz kısmını oluşturan ve göz küresini koruyan güçlü, fibröz bir dokudur. Gözün korneayı çevreleyen beyaz kısmıdır ve göz küresinin yaklaşık %80’ini kaplar. Gözün ön tarafında korneadan arka tarafta optik sinire kadar uzanır ve gözün şeklini korumasına, iç yapıları dış etkenlerden korumasına yardımcı olur. Yoğun kolajen liflerinden oluşur; bu liflerin düzensiz ve iç içe geçmiş yapısı, gözün hem dayanıklı hem de esnek olmasını sağlar. Episklera ise skleranın en dış yüzeyini kaplayan, konjonktiva ile sklera arasında konumlanmış, damardan zengin, ince ve elastik bir bağ dokusu katmanıdır.
Episklerit Neden Olur?
Episklerit çoğunlukla nedeni bilinmeyen bir durum olarak değerlendirilir ancak bazı vakalarda altta yatan sistemik hastalıklarla ilişkilendirilmesi mümkündür. Özellikle romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, relapsing polikondritis gibi bağ dokusu hastalıkları ya da ankilozan spondilit, behçet hastalığı, sedef hastalığı, ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi otoimmün nedenlere bağlı olarak bu durum ortaya çıkabilir. Episklerit nedenleri şunlardır;
- Lyme hastalığı
- Tüberküloz
- Sifiliz
- Herpes zoster
- Duman, toz veya kimyasallara maruz kalma
- Genetik yatkınlık
Otoimmün hastalıklarla ilişkisi
Bağışıklık sistemi bozuklukları, episkleranın vasküler yapılarında enfeksiyon oluşumuna neden olabilir. Vücudun savunma mekanizmalarının sağlıklı hücrelere saldırması, gözün hassas ve yüzeysel dokusunda mikrobik olmayan bir reaksiyona neden olur. Böylelikle episklerit gibi bazı göz hastalıkları ortaya çıkabilir.
Romatolojik hastalıklar
Vücudun savunma hücrelerinin kendi dokularını yabancı gibi algılayıp onlara saldırması, eklemlerle birlikte gözdeki damarlı dokularda da mikropsuz bir iltihaba yol açabilir. Bağışıklık sistemindeki bu dengesizlik, eklemlerde veya iç organlarda henüz belirti göstermemişken ilk olarak göz yüzeyindeki kılcal damarlara zarar verebilir.
Enfeksiyonlar ve diğer nedenler
Bazı bakteriyel, viral veya paraziter enfeksiyonlar da episklerit oluşumunun tetikleyicisi olarak kabul edilebilir. Bunlar arasında uçuk virüsü, Lyme hastalığı, kedi tırmığı hastalığı ve tüberküloz yer alır. Ayrıca aşırı fiziksel yorgunluk, yoğun stres, hormonal değişimler ve lokal kimyasal/çevresel faktörler de bu duruma neden olabilir.
Episklerit Belirtileri Nelerdir?
Episklerit belirtileri genellikle tek bir gözde ani başlayan kızarıklık ya da göz hassasiyeti olarak görülür. Bu süreçte kişinin gözünde sulanma ya da ışığa karşı hassasiyet oluşması da mümkündür. Özellikle gözde rahatsızlık hissi, episkleritin en yaygın belirtileri arasında değerlendirilir. Episklerit belirtileri şunlardır;
- Göz kızarıklığı
- Göz hassasiyeti
- Göz ağrısı
- Gözde sulanma
- Rahatsızlık hissi
Göz kızarıklığı
Hastalıkta görülen en belirgin semptom, gözün beyaz kısmında ortaya çıkan parlak, bazen pembe veya açık kırmızı renkteki kızarıklıktır. Bu kızarıklık gözün sadece belirli bir bölgesinde ortaya çıkabileceği gibi bazen ise gözün beyaz kısmının tamamına yayılım gösterebilir.
Gözde hassasiyet ve rahatsızlık hissi
Episklerit hastalığında genellikle görmeyi engelleyecek veya hastayı uykudan uyandıracak kadar şiddetli bir göz ağrısı hissedilmez. Bunun yerine gözün içinde hafif bir yanma, batma, kaşıntı, yabancı bir cisim varmış hissi ya da göze dışarıdan hafifçe bastırılıyormuş gibi rahatsızlık gözlemlenir. Genellikle gözü kırpmakla veya ovalamakla bu hassasiyet artar.
Sulanma ve ışığa duyarlılık
Kişinin göz pınarlarının uyarılmasına bağlı olarak gözde sulanma meydana gelebilir. Parlak ortamlarda ise hafif bir ışığa duyarlılık (fotofobi) eşlik edebilir. Fakat bu belirtiler genellikle hastada ciddi derecede rahatsızlığa neden olamaz.
Episklerit Türleri Nelerdir?
Episklerit, iki farklı türde değerlendirilebilir. Bu türler, basit episklerit ve nodüler episklerit olarak bilinir. Basit episklerit, gözde sınırlı bir kırmızı alan olabilir veya bir kızarıklık alanı gözün çoğunu kaplayabilir. Nodüler episklerit ise gözde kabarık bir iltihap yumrusu (nodül) bulunur. Episklerit genellikle sadece bir gözde görülür, ancak bazı durumlarda iki gözde de ortaya çıkabilir.
Basit episklerit
Basit episklerit en sık karşılaşılan türdür. Göz yüzeyinde herhangi bir şişliğe neden olmadan, damarların genişlemesiyle bölgede kızarıklığa yol açar. Bu kızarıklık, gözün sadece bir bölgesinde sınırlı kalabileceği gibi tüm beyaz kısma da yayılabilir. Genellikle aniden başlar ve ortalama 1 ile 2 haftalık süreç içerisinde kendiliğinden iyileşir.
Nodüler episklerit
Nodüler episklerit daha nadir görülür ve bu türde, kızarık olan bölgenin tam ortasında belirgin ve dokunulduğunda hafifçe hareket edebilen iltihabi bir doku nodüle neden olur. Basit tipe kıyasla göze daha fazla batma ve hassasiyet yaşanır. Dokudaki bu sert kabarıklığın tamamen iyileşmesi 2 haftadan uzun sürebilir.
Episklerit Nasıl Teşhis Edilir?
Episklerit teşhisi, ilk bakışta konjonktivit veya çok daha tehlikeli, körlük riski taşıyan bir göz duvarı iltihabı olarak da bilinen sklerit ile karıştırılabileceği için detaylı göz muayenesi gerektirebilir. Göz hekimleri teşhisi koyarken kızarıklığın göz duvarının tam olarak hangi katmanında ortaya çıktığını da inceler.
Göz muayenesi
Muayene sırasında biyomikroskop adı verilen özel ışıklı cihazlar yardımıyla göz yüzeyindeki damarlar detaylıca incelenir. Hekim, genişleyen damarların derin mi yoksa yüzeysel mi olduğunu anlamak amacıyla göze özel bir damla damlatabilir; bu damla yüzeysel damarları hızla büzerek kızarıklığı soldurur ve böylece iltihabın sadece üst katmanda sınırlı olup olmadığı teşhis edilir.
Altta yatan hastalıkların araştırılması
Episklerit oluşumu sürekli tekrar ediyorsa, her iki gözü birden etkiliyorsa ya da nodüllü yapıdaysa bağışıklık sistemini ilgilendiren hastalık ya da göz alerjisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda hastadan tam kan sayımı, enfeksiyon belirteçleri ve antikor testleri gibi laboratuvar tetkikleri istenerek genel sağlık değerlendirmesi gerçekleştirilir.
Episklerit ile Sklerit Arasındaki Farklar Nelerdir?
Episklerit ve sklerit, birbirine çok benzeyen ancak göz sağlığı üzerindeki etkileri, dokusal derinlikleri ve tedavi aciliyetleri açısından farklılıkları bulunan göz hastalıklarıdır. Bu iki hastalığı birbirinden ayıran en temel fark tutulan dokunun derinliğidir. Episklerit, gözün en dışındaki şeffaf zarın hemen altındaki yüzeysel, episklera bölgesinde sınırlı kalırken sklerit, kollajen tabakayı eriterek ilerleyen, çok daha ciddi bir hastalıktır.
Belirtiler açısından farklar
Episkleritte ağrı hafif bir batma hissi şeklindedir. Skleritte ise zonklayan, başa vuran ve hastayı gece uykusundan uyandıracak kadar şiddetli bir ağrı yaşanır. Episkleritte gözün rengi parlak kırmızı veya pembe tonlarındayken skleritte ise iltihap daha derin dokularda olduğu için göz akı morumsu bir renk alabilir. Episklerit hastalarının görme keskinliği tamamen normal kalırken sklerit hastalarında bulanık görme gibi belirtiler ortaya çıkar.
Tedavi açısından farklar
Episklerit vakalarında gözü nemlendiren damlalar reçete edilir. Sklerit tedavisinde, göz kaybı riskini önlemek amacıyla ağızdan veya damardan uygulanan kortizonlu ilaçlar ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılabilir. Hastalığın türüne ve altında yatan nedene bağlı olarak basit ya da nodüler episklerit tedavisi de farklılık gösterebilir.
Episklerit Tedavisi Nasıl Yapılır?
Episklerit tedavisi, hastalığın klinik seyrine, hastanın günlük yaşam kalitesini ne kadar etkilediğine ve basit ya da nodüler tipte olup olmadığına göre planlanır. Episklerit vakalarının çok büyük bir kısmı kendi kendine iyileşme eğiliminde olsa da aktif dönemdeki yanma, kızarıklık ve batma hissini baskılamak ve iyileşme sürecini hızlandırmak için göz damlası tedavisine ya da ilaç tedavisine başvurulabilir.
Göz damlası tedavileri
Göz yüzeyindeki inflamasyonu baskılamayı amaçlayan damlalar, en sık tercih edilen tedavi yöntemi olarak bilinir. Hafif seyreden, basit episkleritte ilaç kullanımına genellikle ihtiyaç duyulmaz. Suni gözyaşı damlaları ve soğuk kompres uygulamaları ile tedavi sürecine başlanması önerilir. Suni göz yaşı damlalarının yeterli olmadığı noktalarda ise kortizonsuz inflamasyon giderici damlalar reçete edilir. Kızarıklığın çok yoğun olduğu durumlarda ise kortizonlu damlaların kullanımı gerekli olabilir.
İlaç tedavileri
Göz yüzeyine damlatılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise hastaların ilaç tedavisine başlaması önerilebilir. Non-steroid antiinflamatuar tabletler hastalara reçete edilebilir. Bu ilaçların uzun süreli kullanımı önerilen bir durum değildir, bu nedenle de 2 haftadan uzun kullanılmamalıdır.
Nodüler episklerit tedavisi
Nodüler episklerit tedavisi, basit episklerit tedavisine kıyasla çok daha agresif ve uzun solukludur. Nodül yapısı, yoğun bir bağ dokusu reaksiyonu içerdiğinden hafif damlalara direnç gösterir. Bu nedenle nodüler tipte kortizonlu damlalar ile tedavi sürecine başlanır. Aynı zamanda farklı ilaç türleri de bu süreçte hastalara reçete edilir. Kontrolsüz episklerit reçete uygulaması göz sağlığı için büyük risk barındırır.
Episklerit Tekrarlar mı?
Evet, episklerit hastalığının terkrarlaması mümkündür. Bazen sadece tek bir episklerit problemi yaşayabileceği gibi daha sonrasında tekrar aynı gözde ya da diğer gözde bu durumun meydana gelme ihtimali vardır. Gözün aynı bölgesinde veya farklı bir bölümünde bu durum ortaya çıkabilir.
Nüks riskini artıran faktörler
Episkleritin bazı insanlarda tek seferlik kalıp bazılarında ise sürekli tekrarlayabilir. Bu durum, kişinin hem yaşam tarzına hem de bağışıklık sistemine bağlı olarak görülebilir. Nüks sıklığını ve şiddetini artıran en güçlü yapısal faktör; romatoid artrit, lupus sjögren sendromu veya ülseratif kolit gibi otoimmün bağ dokusu hastalıklarıdır.
Aşırı stres altında olmak, vücutta kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının dengesini bozar. Bu durum, bağışıklık sisteminin baskılanmasına ya da tam inflamasyon yanıtı vermesine yol açarak episkleritin nüks etmesine neden olabilir. Göz alerjisi episklera damarlarını da genişleterek yeniden oluşum riskini artırabilir.
Düzenli takibin önemi
Her kırmızı göz atağı episklerit olmak zorunda değildir. Bir önceki kızarıklığın nedeni episkleritken yeni başlayan kızarıklık, sklerit atağı ya dar üveit olabilir. Çok sık nüks eden nodüler episklerit, zaman içinde konjonktiva ile sklera dokusunda hasara neden olabilir. Düzenli takip ile erken dönemde kişinin tedavisine başlanması mümkün hale gelir. Aynı zamanda episklerit romatoloji taraması gerektirebilir. Bunun nedeniyse romatizmal hastalıklara bağlı episklerit oluşum riskinin değerlendirilmesidir.
Episkleritin Olası Komplikasyonları Nelerdir?
Genellikle sık nüks eden, tedavi edilmeyen veya aylar boyunca kronik bir seyir izleyen ağır nodüler episklerit vakalarında bazı komplikasyonlar görülebilir. Episklera dokusundaki yoğun ve uzun süreli yangı, korneaya doğru sızabilir ve periferik infiltrat oluşma ihtimali vardır. Çok nadir de olsa bölgedeki derin dokuların esnekliği süreçten etkilenebilir. Episklerite bağlı olarak hastalarda göz kuruluğu görülebilir.
Görmeyi etkiler mi?
Hayır, episklerit kalıcı bir görme kaybı, görme alanında daralma ya da göz tembelliği gibi problemlere neden olan bir hastalık türü değildir. Tedavi sürecinde kullanılan damlalara bağlı olarak anlık bulanıklık veya netlik kaybı yaşanabilir. İlaçlar kesildiğinde veya göz kırpmayla birlikte bu durum ortadan kalkar.
Ne zaman doktora başvurulmalıdır?
Gözdeki hafif batma hissi şakaklara ve başa vuran, gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli bir ağrıya dönüşürse ya da görme seviyesinde ani veya kademeli bir azalma, netlik kaybı veya sisli görme başlarsa doktora başvurulmalıdır. Bu gibi durumlar göz tansiyonu ile alakalı olabilir. Gözden sarı veya yeşil renkli, kıvamlı, cerahatli bir akıntı geliyorsa ve sabahları göz kapakları birbirine yapışmış olarak uyanılıyorsa enfeksiyon riski olabilir.
Episklerit için Hangi Bölüme ve Doktora Gidilir?
Gözün beyaz kısmında ortaya çıkan her türlü renk değişimi, kızarıklık, şişlik veya batma şikayetinde göz hastalıkları (oftalmoloji) bölümünden randevu alınması gereklidir. Ancak episklerit atakları yılda birkaç kez tekrarlıyorsa hastanın romatoloji veya iç hastalıkları (dahiliye) bölümüne yönlendirilmesi gerekli olabilir.
Episklerit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Episklerit kendiliğinden geçer mi?
Evet, özellikle basit episklerit vakalarının çok büyük bir kısmı 1 ile 3 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir. Ancak bu süreçte gözü yormamak gerekir. Her ihtimale karşı doktorların hastayı muayene etmesi önerilir. Kızarıklığın farklı bir nedeni olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Episklerit bulaşıcı mıdır?
Hayır, episklerit bulaşıcı bir hastalık değildir. Herhangi bir nedenle başkasına geçmesi, farklı sağlık problemi ile alakalı olabilir. Ancak bu hastalık herhangi bir şekilde kişiden kişiye geçmez.
Episklerit ne kadar sürede iyileşir?
Basit episklerit atakları genellikle kendiliğinden 7 ila 14 gün gibi kısa bir sürede tamamen ortadan kalkar. Ancak nodüler episklerit vakalarında, iyileşme sürecinin 4 ile 6 haftaya kadar uzaması mümkündür.
Episklerit görme kaybına neden olur mu?
Hayır, episklerit görme kaybına neden olan bir durum değildir. Kalıcı hasar bırakmadığı için kalıcı görme kaybına, görme alanı daralmasına ya da göz tembelliği gibi problemlere neden olmaz.
Episklerit romatolojik hastalıkların belirtisi olabilir mi?
Evet, özellikle sık nüks eden episklerit vakaları; romatoid artrit, lupus, ankilozan spondilit veya bazı sistemik vaskülitlerin belirtisi olarak değerlendirilebilir. Bağışıklık sistemindeki regülasyon bozuklukları, öncelikle göz bölgesinde belirtilere neden olabilir.
Nodüler episklerit daha ciddi bir durum mudur?
Nodüler episklerit, kalıcı doku hasarı veya görme kaybı riski taşımaz. Ancak dokuda sert, belirgin ve dokunmakla hareket eden bir iltihap yumrusu oluşturduğu için rahatsızlık hissi çok daha fazladır.
Episklerit tekrarlar mı?
Evet, episklerit kişinin aşırı yoğun stres altında olması, kronik uykusuzluk, vücut direncini düşüren ağır çalışma temposu, mevsim geçişlerinde tetiklenen göz alerjisi durumları veya vücutta tam olarak kontrol altına alınamamış gizli bir romatizma hastalığının bulunmasına bağlı olarak tekrarlayabilir.
Episklerit ile konjonktivit arasındaki fark nedir?
Konjonktivitte kızarıklık tüm göz yüzeyini ve kapak içlerini kaplar; beraberinde belirgin çapaklanma, sabahları kapakların birbirine yapışması, sulu veya iltihaplı akıntı vardır ve hastalık bulaşıcıdır. Episkleritte ise kızarıklık genellikle gözün sadece belirli bir bölgesinde oluşur ve bulaşıcı değildir.
Episklerit her iki gözü de etkileyebilir mi?
Episklerit atakları genellikle tek bir gözde başlasa da bazı hastalarda eş zamanlı olarak veya farklı zamanlardaki nüksler halinde her iki gözü birden etkileyebilir. İki gözün birden kızardığı durumlarda, iltihabın daha derin katmanlardaki anterior (ön) sklera dokusuna kayma riski veya sistemik bir otoimmün hastalığın bulunma ihtimali vardır.
Güncelleme Tarihi : 8 Temmuz 2026
Yayınlanma Tarihi: 8 Temmuz 2026
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."