Koma; genel olarak kişinin travma, beyin hasarı, felç ve yoğun alkol zehirlenmesi gibi nedenler sonucu çevresindeki uyaranlara tepki verememesi olarak bilinen bilinçsizlik durumu ve genel uyku hali koma olarak ifade edilir. En yaygın belirtileri dış dünyayla bağlantının ve iletişimin tamamen kopması olan koma, tıbbi olarak acil bir durumdur ve vakit kaybetmeden müdahale edilmesi gerekir.
Koma Nedir?
Koma, beyin işlevlerini ışık, ses ve acı gibi dış dünya uyaranlarına karşı tamamen kapatan, bireyin tepkisizliğini, uzun süreli bilinçsizlik durumunu ve genel uyku halini ifade eder. Komadaki kişi, bilinçsiz durumda olduğu için gözleri kapalıdır, uyku halinden farklı olarak sanki kişi genel anesteziye maruz kalmış gibidir. Kısaca koma hızlıca tıbbi müdahale ile kişinin hayati fonksiyonunun sürdürülmesini önemli kılan bir rahatsızlıktır.
Koma Pozisyonu Nedir? Koma Pozisyonu Nasıl Verilir?
Koma pozisyonu, bilinci yerinde olmayan kişilerde hava yolunun tıkanmasını önlemek için kişinin yan yatırıldığı vücut pozisyonudur. Bu pozisyonda, kişi sırt üstü yatarken, yan tarafında yere diz üstü çökerek, hastanın kişiye en yakın olan kolu göğsün üzerine katlanır. Diğer kol vücuda dik açı ile yerleştirilir. Bacaklar kendine doğru çekilir ve diz bükülür. Bükülü diz kendinize doğru çekilerek dikkatlice yan tarafına doğru çevirilir, bükülü kollar başı destekler durumda olur ve baş arkaya doğru eğilerek hava yollarının açık olduğundan emin olunur.
Bu teknik adımların hassasiyeti, bilinci kapalı bir bireyin en temel fizyolojik ihtiyacı olan kesintisiz solunumu garanti altına almak üzerine kuruludur. Başın geriye eğilerek çenenin yukarı kaldırılması, dil kökünün soluk borusunu tıkama riskini ortadan kaldırırken, yan yatış sayesinde vücut sıvılarının dışarı akışı sağlanır; bu durum aspirasyon pnömonisi gibi ölümcül olabilecek komplikasyonların önüne geçer. Koma pozisyonunun bu dengeleyici yapısı, hastanın tıbbi destek gelene kadar stabil kalmasına olanak tanır ve bu manevranın ilk yardım protokollerindeki merkezi konumunu açıkça ortaya koyar.
![Koma pozisyonu nasıl verilir? Uygulama]()
İlk yardım ve acil müdahale
Koma pozisyonu; bilinci kapalı ancak solunumu bitmeyen hastalara ya da kaza yapan kişilere uygulanır. Solunum yolunun tıkanması, kusma refleksinden sonra nefesin kesilmesi durumunda uygulanır. Hasta hareket ettirilmemeli ve hastanın başı geriye, çene ise yukarı pozisyonuna getirilmelidir.
Bu sıralamanın her bir adımı, zamanla yarışılan acil durumlarda hayat kurtarıcıdır. Özellikle "Bak, Dinle, Hisset" yöntemi ile solunumun doğrulanması, koma pozisyonunun gerekliliğini teyit eder; zira solunumu durmuş bir kişiye bu pozisyon yerine derhal kalp masajı (CPR) başlanması gerekir. Bu nedenle, bu yan yatışın temel hedefi, solunumu devam eden ancak bilinçsiz olan bireyi korumaktır.
Acil servisin aranması, pozisyonun tamamlanmasının hemen ardından gelen en öncelikli adımdır, çünkü bu pozisyon geçici bir çözümdür ve profesyonel tıbbi bakımın yerini tutamaz.
Hastanede koma tedavisi
Beyin üzerinde basıyı azaltmak, nefes kontrolü, kan nakli ve ilaç tedavisi gibi tamamlayıcı tedaviler yapılabilir. Ayrıca, kronik problemlere bağlı olarak test sonuçları desteklerse antibiyotik ve glikoz kan yoluyla verilebilir.
Hastaneye ulaşıldıktan sonraki tedavi süreci, altta yatan koma nedeninin kesin teşhisine yönelik kapsamlı bir incelemeyi içerir. Beyin görüntüleme teknikleri (BT, MRG) ile nörolojik hasarın boyutu tespit edilirken, kan gazı analizleri ve metabolik paneller ile vücudun iç dengesindeki sapmalar düzeltilmeye çalışılır.
Yoğun bakım ortamında uygulanan bu müdahaleler, hayati organ fonksiyonlarının desteklenmesi ve beyin ödeminin kontrol altına alınması başta olmak üzere, kişinin bilinç durumunun geri kazanılmasına yönelik multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir.
Uzun dönemli bakım ve rehabilitasyon
Komadan sonra hatırlama ve öğrenilmiş davranışların rutine dönmesi rehabilitasyon ile hızlandırılabilir. Bu evre, genellikle hastanın uyanıklık seviyesi arttıkça başlar ve fizik tedavi, konuşma terapisi (logopedi) ve mesleki terapi gibi yaklaşımları kapsar. Nörolojik iyileşme süreci kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Dolayısıyla rehabilitasyon programları, hastanın spesifik bilişsel ve motor eksikliklerine göre kişiselleştirilmelidir. Amaç, hastanın günlük yaşam aktivitelerine (GYA) mümkün olan en yüksek bağımsızlıkla geri dönmesini sağlamak ve aileye bakım süreçleri hakkında eğitim vermektir.
Koma Pozisyonu Ne Zaman Uygulanır?
Koma pozisyonu, kişinin bilincinin tamamen kapalı olduğu ancak kalbinin atmaya ve akciğerlerinin çalışmaya devam ettiği (solunum ve dolaşımın var olduğu) durumlarda uygulanır. Acil durumlarda bir insanın komaya girmek üzere olduğu ya da halihazırda komada olduğu tespit edildikten hemen sonra bu pozisyona geçilmesi gerekir.
İlk yardımın temel kuralı olan "Bak, Dinle, Hisset" yöntemiyle hastanın nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir. Eğer hasta kendi kendine nefes alabiliyorsa ancak sesli veya fiziksel uyarılara hiçbir şekilde tepki vermiyorsa, vakit kaybetmeden koma pozisyonu verilmelidir. Beyin kanaması, kafa travmaları, zehirlenmeler, felç, şeker koması veya aşırı dozda alkol tüketimi sonucu gelişen alkol koması gibi durumlarda, hasta nefes aldığı sürece bu pozisyon hayat kurtarıcı bir köprü görevi görür.
Koma Pozisyonu Neden Uygulanır?
Koma pozisyonunun uygulanmasındaki temel amaç, bilinci kapalı olan bireyin hava yolunu (soluk borusunu) tamamen açık ve güvende tutmaktır. Bilinç kaybı yaşandığında vücuttaki tüm kaslar gibi dil ve yutak kasları da gevşer. Sırt üstü yatan bilinçsiz bir hastada, gevşeyen dil kökü geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkayabilir ve kişinin boğulmasına neden olabilir.
Aynı zamanda tıpta kurtarma pozisyonu olarak da adlandırılan bu yan yatış tekniği, oluşabilecek kusma reflekslerine karşı da tam bir koruma sağlar. Kişi yan yatırıldığında, mide içeriği veya ağız içi sıvılar soluk borusuna kaçmak (aspirasyon) yerine yer çekiminin etkisiyle ağızdan dışarıya akar. Böylece sıvıların akciğere kaçarak ölümcül enfeksiyonlara ya da ani boğulmalara yol açması engellenmiş olur.
Komanın Özellikleri Nelerdir?
Koma bitkisel hayat ile bilinçsizlik arasında kalan ara bir formu anlatır. Beyin hasarının derecesine bağlı olarak koma aniden ya da aşamalı olarak gün yüzüne çıkabilir. Koma hali belirtileri içerisinde kişinin ışığa, sese, acıya karşı tepki verememesi ya da reflekslerini kullanamaması gibi durumlar yer alır. Diğer yandan, kişi kendi isteği ile uyanamasa da uyku profili normal seyirdedir. Ayrıca kişi düşünme becerisini yerine getiremezken, biyokimyasal vücut performansını devam ettirebilir. Bu paralelde, dolaşım ve solunum gibi sistemler aktif bir şekilde kendiliğinden gerçekleşir, kişi cihaz olmadan kendi kendine nefes alabilir.
Koma ve bilinç durumu
Koma durumunda tüm nedenler için ortak bir payda kişinin beyin hasarı almış olduğudur. Genellikle kişinin bilinçdışı yaşadığı bu süreç, beyin hasarının iyileşmesine zaman verilmesini ifade eder. 1-2 gün içinde kontrolsüz uyku halinden çıkan kişi, az bir hasarla hayatına devam edebilir. Eğer süre uzarsa bitkisel hayata girebilir. Bilinç durumunu değerlendirebilmek için kişinin refleks dışı hareket ettiği tespit edilmelidir. Örneğin; kolunu kaldırarak yatan hasta bunu refleks hareketi olarak yapmış olabilir, böylece bilinci kapalı hasta komutlu bir eylem yapar.
Koma Neden Olur?
Koma nedenleri beynin merkezi sinir sisteminde belli bir ölçüde hasar oluşturur. Komaya neden olan mevcut nedenler psikolojik, travmatik ve metabolik olabilir. Bu bağlamda, vakaların %50'si beyin kanaması ve kafa travmasının kişide gözlemlenmesiyle ilişkilidir. Genel kapsamda, koma nedenleri travma, beyin hasarı, felç, toksik maddeler, ciddi enfeksiyonlar, diyabet gibi durumları içerir.
Altta yatan patolojilerin her biri, beyin dokusunun normal fonksiyonlarını yerine getirmesini engelleyen ciddi bir etkiye sahiptir. Örneğin, hipoglisemi veya ciddi elektrolit bozuklukları gibi metabolik dengesizlikler, nöronların enerji ihtiyacını karşılayamamasına yol açarak fonksiyonel duraklamaya neden olur. Bilinç kaybının nedeni ne olursa olsun, eğer kişi bilincini yitirmişse ve solunumu devam ediyorsa, acil müdahale olarak koma pozisyonu uygulamak hava yolunu güvence altına almak için hayatidir.
Travmatik beyin yaralanmaları
Kafaya darbe alınan saldırılar, trafik kazaları ya da anevrizma ile sonuçlanan hadiseler başlıca koma nedeni olarak kabul edilir. Bu tür şiddetli travmalar, kafa içi basıncın hızla artmasına neden olur ki bu durum beyin dokusuna baskı yaparak hayati merkezlerin işlevini bozar. Kafa travması sonrası bilincin tamamen kapandığı durumlarda, ilk yardım ekipleri olay yerine ulaşana dek hastanın solunum yolunu açık tutmak esastır.
Beyin enfeksiyonları
Multipli skleroz gibi kronik iltihaplar ile menenjit ve ensefalit gibi akut iltihaplanmalar da koma sebepleridir. Bu enfeksiyöz süreçler, doğrudan beyin zarlarının (meninksler) veya beyin dokusunun kendisinin iltihaplanmasına yol açar, bu da yaygın nörolojik disfonksiyona ve sonuç olarak bilinç seviyesinde düşüşe neden olabilir. Eğer hastada enfeksiyona bağlı bilinç kaybı gözlemlenirse ve solunum devam ediyorsa, koma pozisyonu ile solunum desteği sağlanmalıdır.
Toksik maddelere maruz kalma
İlaçlar, gıda zehirlenmeleri, kurşun - cıva gibi ağır metal toksinler ve karbon monoksit gibi maddelere maruz kalınması da koma nedenleri arasında sayılır. Toksik ajanlar, sinir iletimini bloke ederek veya doğrudan beyin hücrelerini tahrip ederek bilinç kaybına yol açabilir. Özellikle karbon monoksit zehirlenmesi gibi durumlarda hızlıca zehirli ortamdan uzaklaştırılma hayati önem taşır. Zehirlenme sonrası bilinçsiz kalan bir hastada, kusma riski yüksek olduğundan, koma pozisyonu uygulaması, aspirasyon riskini ortadan kaldırmak adına önemli bir adımdır.
Metabolik bozukluklar
Kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi kronik hastalıklar beyin hasarına neden olan komanın temel sebeplerindendir.
Beyin tümörleri
Beyin sapında ya da beyin merkezinde oluşan tümörler özellikle kötü huylu ise yayılım göstererek komaya neden olabilirler.
Koma Belirtileri Nelerdir?
Komanın en önemli ve ilk belirtisi, dışarıdan gelen uyaranlara karşı duyarsızlık ve kişinin iletişiminin tamamen kopmasıdır. Fiziksel ve kimyasal semptomları belirgin koma belirtileri genel olarak kişinin dış dünyaya iletişimin kapanmasını ifade eder.
Dış dünyaya duyarsızlık şeklinde başlayan komanın belirtileri şunları içerir:
- Gözlerin kapanması
- Refleks dışında ışık, acı veya ağrıya cevap verememe
- Tuvalet kontrolünün olmaması ve dışkı kaçırma
- Hareket edememe
- Solunumun düzensiz olması
Koma Teşhisi Nasıl Konulur?
Uyku haliyle soyutlanan durumda rüyaların evreleri hakkında bazı bilgilere sahip olunabilir. Ayrıca, tanı sürecinde hastanın yanında olan insanlar ve ailesinin bilgi vermesi, kişi uyanık olmadığı için oldukça önemlidir. Teşhis yöntemlerinde fiziki kontrol ve kantitatif analizlere başvurulabilir.
Koma teşhisinde kullanılan testler ve yöntemler
- Manyetik Rezonans Görüntüleme(MRI)
- Glasgow Koma Skalası
- Elektroensefalografi (EEG)
- Bilgisayarlı Tomografi (CT)
- Lomber Ponksiyon
- Laboratuvar testler ( uyuşturucu, alkol, toksik madde analizi)
Koma Pozisyonu Uygulanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bu hayati manevrayı gerçekleştirirken hem hastanın mevcut durumunu korumak hem de ona zarar vermemek için şu kritik noktalara dikkat edilmelidir;
- Solunum Sürekli Kontrol Edilmelidir: Pozisyon verilmeden önce solunumun varlığından emin olunmalı, pozisyon verildikten sonra da sağlık ekipleri gelene kadar hastanın nefes alıp almadığı düzenli olarak izlenmelidir. Eğer hastanın solunumu durursa, hemen sırt üstü pozisyona getirilerek kalp masajına (CPR) başlanmalıdır.
- Boyun ve Omurga Korunmalıdır: Eğer hastanın yüksekten düşme veya trafik kazası gibi ciddi bir omurga yaralanması şüphesi varsa, vücut ekseni (baş, boyun ve gövde) tek bir blok halinde, bükülmeden yana çevrilmelidir. Rastgele ve sert hareketler kalıcı felçlere yol açabilir.
- Hava Yolu Açısı Korunmalıdır: Hasta yan yatırıldıktan sonra, üstte kalan eli başının altına konularak baş hafifçe geriye doğru itilmeli ve çene yukarı kaldırılmalıdır. Bu, soluk borusunun gergin ve açık kalmasını sağlar.
- Zaman Yönetimi: Hasta uzun süre aynı yönde yatırılmamalıdır. Eğer profesyonel tıbbi yardımın ulaşması 30 dakikadan uzun sürecekse, bası yaralarını ve dolaşım bozukluklarını önlemek için hasta dikkatlice diğer yanına çevrilmelidir.
Koma Pozisyonu Hangi Durumlarda ve Kim Tarafından Uygulanmalı?
Koma ya da kurtarma pozisyonu, sadece bilinci kapalı ve solunumu olan durumlarda uygulanır. Eğer kişinin bilinci yerindeyse ve sizinle konuşabiliyorsa ya da tam tersi şekilde bilinci kapalıyken nefes de almıyorsa bu pozisyon kesinlikle uygulanmamalıdır. Solunumu olmayan kişilere doğrudan sırt üstü pozisyonda temel yaşam desteği (yapay solunum ve kalp masajı) verilmelidir.
Bu pozisyon, olay yerinde bulunan ve ilk yardım eğitimi almış olan ya da acil durum reflekslerine sahip herhangi bir ilkyardımcı tarafından uygulanabilir. Tıbbi ekiplerin (112 Acil Servis) olay yerine ulaşması dakikalar alabilir; oysa soluk borusunun tıkanması saniyeler içinde geri dönüşsüz beyin hasarlarına yol açar. Bu nedenle, profesyonel sağlık ekipleri gelene kadar hastanın hayatta kalmasını sağlamak amacıyla, ilgili eğitime sahip kişiler zaman karşı hızlı hareket edebilmelidir.
Koma Sonrası Yaşam ve İyileşme Süreci
Koma geçiren kişi tamamen iyileşebileceği gibi nörolojik olarak hasar da kalabilir. Bu geniş aralıklı sonuç, komaya yol açan temel nedenin şiddetine, hastanın yaşına ve ilk müdahalenin ne kadar hızlı ve etkili uygulandığına bağlıdır. İyileşme süreci, basit fizyolojik fonksiyonların geri gelmesinden daha bilişsel süreçlerin yeniden kazanılmasına kadar uzun ve değişken bir yelpazeyi kapsar.
Koma sonrası beklenen değişiklikler
Koma sonrası hastanın bilincinin yerine gelmesi, normal fizyolojik özellikler gösteriyor olması açısından takip edilir. Bilinç düzeyinin artışı genellikle uyanıklık ve ardından letarji yani uyku hali aşamalarıyla kendini gösterir. İlk aşamalarda solunumun ve kan basıncının stabil hale gelmesi en önemli göstergelerdendir; bu stabilizasyonun temelleri, acil servise gelene kadar koma pozisyonu ile atılmıştır. Hafıza geri dönüşü ise genellikle yakın zamandan uzağa doğru kademeli olarak gerçekleşir.
İyileşme sürecinde fiziksel ve zihinsel değişimler
Kişi bir süre hafıza bulanıklığı, odaklanmada problem, hareketlerinde yavaşlama gibi durumları aşarak eski koordinasyonuna dönebilir. Fiziksel iyileşme, kas gücü kaybı (atrofi) ve denge sorunlarının üstesinden gelmek için yoğun fizik tedavi gerektirebilir. Zihinsel alanda ise dikkat dağınıklığı, karar verme güçlüğü ve yorgunluk en sık rastlanan kalıcı etkilerdendir. Bu aşamada, hastanın günlük rutinlerine geri dönüşü desteklemek, sadece motor becerileri değil, aynı zamanda nörolojik yorgunluğu yönetmeyi de içerir.
Destek grupları ve psikolojik yardım
Mesleki ve fiziksel terapilerle hayat kalitesi yükseltilebilir. Hastalık sonrası anksiyete ve depresyon gibi belirtiler danışmanlık desteği ile minimize edilebilir. Koma, sadece fiziksel bir olay değil, aynı zamanda hasta ve ailesi için derin bir psikolojik travmadır. Bu süreçte rehabilitasyon merkezleri ve destek grupları, benzer deneyimleri yaşayan diğer bireylerle bağ kurma imkanı sunarak sosyal izolasyonu azaltır. Hastanın ve yakınlarının iyileşme yolculuğunda karşılaşabileceği duygusal zorlukların üstesinden gelmesi için psikolojik destek almak, tıbbi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Koma ve Koma Pozisyonu İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Komanın etkileri kalıcı mıdır?
Beyin hasarına göre kalıcı olarak etkileri kalabilir ya da tamamen düzelebilir. Kalıcı hasarın derecesi, beynin oksijensiz kaldığı süreye ve hasarın şiddetine bağlıdır. Zehirlenme gibi geri döndürülebilir nedenlerle oluşan komalarda tam düzelme olasılığı yüksektir, ancak yaygın travmatik hasar kalıcı bilişsel sorunlar bırakabilir.
Koma ne kadar sürer?
Eşdeğer olarak koma süreci 1-2 gün de sürebilir, 1 yıl da devam edebilir. Koma süresi, altta yatan nedene ve beynin iyileşme kapasitesine göre çok değişkendir. Tıbbi müdahalenin hızı ve koma pozisyonu gibi temel yaşam desteği uygulamaları, sürenin belirlenmesinde rol oynar. Uzun süren komalar genellikle vejetatif durum gibi farklı bilinç bozukluğu tablolarına dönüşebilir.
Koma pozisyonu hangi durumda verilir?
Koma pozisyonu, bilinci tamamen kapalı olan ancak solunumu ve dolaşımı devam eden tüm kişilere uygulanır. Temel amaç, kişinin dilinin geriye düşerek hava yolunu tıkamasını ve kusma gibi durumlarda mide içeriğinin akciğerlere kaçmasını önlemektir. Bu nedenle, ilk yardım sırasında bilinç kontrolü yapıldıktan ve solunumun devam ettiği "Bak-Dinle-Hisset" yöntemiyle onaylandıktan hemen sonra bu pozisyon verilmelidir. Koma pozisyonu kritik yaralanmalarda, zehirlenmelerde veya diyabet gibi metabolik sorunlara bağlı bilinç kaybında, tıbbi yardım gelene kadar hastanın hayatını korumak için güvenli bir pozisyondur.
Komadaki insanlar nasıl beslenir?
Damar yoluyla gerekli vitamin ve mineral desteği sağlanabilir. Ancak, damar yolu yani intravenöz beslenme, genellikle kısa süreli destek sağlayan veya beslenmenin başka yollarla mümkün olmadığı acil durumlarda tercih edilen bir yöntemdir. Uzun süreli koma durumlarında hastanın günlük kalori, protein ve diğer makro besin ihtiyaçlarını karşılamak için genellikle enteral beslenme yöntemine başvurulur. Enteral beslenme, burundan mideye veya ince bağırsağa yerleştirilen özel bir tüp (nazogastrik veya PEG tüpü) aracılığıyla hastaya özel formül besinlerin verilmesidir. Bu yöntem, bağırsak fonksiyonlarını korumayı ve enfeksiyon riskini azaltmayı amaçlar.
Komadaki hasta acı hisseder mi?
Acı hissi ve diğer duyusal hisler kişi tarafından yaşanmaz.
Komadan sonra hasta tamamen normal hayata döner mi?
Kişiye özgü değişkenlik gösterir.
Koma sonrasında kişi çevresinde olanları hisseder mi?
Bu konuda, beyin aktivitesinde belirgin bir değişiklik gözlemlenmemiştir.
Koma iyileşir mi?
Evet, koma beynin aldığı hasarın boyutuna ve nedenine bağlı olarak tamamen iyileşebilen bir durumdur. Erken müdahale edilen şeker koması veya zehirlenme gibi vakalarda hastalar genellikle kalıcı bir hasar kalmadan tamamen iyileşebilirken, ağır beyin travmalarında süreç kalıcı hasarlarla da sonuçlanabilir.
Komadaki insan ne zaman uyanır?
Komadaki bir insanın ne zaman uyanacağı beynin uğradığı hasarın şiddetine göre değiştiği için kesin bir zamanı yoktur. Hafif vakalar birkaç saat veya gün içinde bilincine kavuşabilirken, ağır hasarlarda bu süreç haftalar veya aylar sürebilir; genellikle ilk 2-4 hafta içinde hastanın durumunda bir netleşme beklenir.
Şok ve komanın farkı nedir?
Şok bir dolaşım sistemi yetersizliğiyken, koma doğrudan bir bilinç kaybı durumudur. Şokta organlara yeterli kan gitmediği için hasta solgun ve bitkindir ancak bilinci genellikle açıktır; komada ise beyin fonksiyonları baskılandığı için kişi hiçbir dış uyarıya yanıt veremez.
Koma pozisyonu kime verilmez?
Koma pozisyonu, bilinci açık olan kişilere ve bilinci kapalı olsa dahi kendi kendine nefes alamayanlara kesinlikle verilmez. Solunumu duran kişilere zaman kaybetmeden sırt üstü pozisyonda kalp masajı yapılması gerekir; ayrıca ağır omurga yaralanması şüphesi olanlara da hayati bir tıkanma yoksa bu pozisyon uygulanmamalıdır.
Güncelleme Tarihi : 5 Haziran 2026
Yayınlanma Tarihi: 7 Eylül 2023
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."