Yükleniyor

Lohusalık (doğum sonrası) depresyonu nedir? Lohusalık bunalımı nasıl geçer?

Lohusalık (doğum sonrası) depresyonu nedir? Lohusalık bunalımı nasıl geçer?

Doğumdan sonraki ilk dönem olarak ifade edilen lohusalık, 40 gün (6 hafta) devam eden ve içerisinde, annenin gebelik döneminde değişen hormonlarının eski haline dönerek, annelik duygusuyla birlikte bu hormon değişikliğinin bazen lohusalık depresyonu da olarak bilinen lohusa depresyonuna sebep olabildiği bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkıyor. Doğum sonrası lohusalık, kadının en zayıf dönemlerinden biri olarak adlandırılıyor ve bu süreçte hormonlar normal düzene geçiş yapmaya çalışıyor. Bu süreçte aile desteği olmadığında, annede oluşan kronik gerilim hali ile birlikte, uyku sorunları, bazı kişilerde ise, "postpartum psikoz" adı verilen ciddi akıl hastalığı bulgularına rastlanabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psi. Arzu Beyribey, lohusa depresyonu, annelik hüznü ve lohusalıkta ruhsal sıkıntılar hakkında bilgi verdi.

İçindekiler

Lohusa döneminde görülen ruhsal sıkıntılar nelerdir?

Psikoterapi desteği lohusalık döneminde önem taşımakta olup; emzirme, ilk annelik korkularının giderilmesi, evdeki yeni düzenin oluşturulması önem taşımaktadır. Annelik hüznü denilen, doğumdan sonraki iki haftada kadınların %70’inde görülen duygulanım değişiklikleri, ayrıca stres hormonlarının yükselmesi ile birlikte depresyona dönüşebilir.

Anneliğe geçişi kabullenme süreci nasıldır?

Çocuğun doğumundan sonra, kadının beyninde mutluluk hormonu olan serotonin azalabilir ve stres hormonu olan kortizon artabilir. Yalnız kalan annelerde "Çocuğuma bakamayacağım! Ya nefesi durursa” gibi korkular oluşabilir.

Anneliğin ilk 6 haftalık döneminde kadını yalnız bırakmamak çok önemlidir. Kadın, uyuyabilmesi şartıyla, kendini 6 haftada toparlayabilir.

Hayatında yeni bir sürece girerek artık anne olduğunu gören, hayatının eski düzeninden farklı yöne gideceğini fark eden kadında zor bir kabulleniş dönemi olabilir. Anne olmanın sorumluluğunu üstlenmek güç olabilir, kişi “Benden anne olmaz” veya “Ben kötü bir anne olacağım” gibi negatif düşüncelere kapılabilir.

Hayat düzenindeki değişimler nelerdir?

Ev hayatına yeni bir bireyin katılmasıyla oluşan düzen değişimleri, sorumluluk artışı ve olası çatışmaların çoğalması, romantik ilişki ve kişisel bakıma ayırılan zamanın azalması, hatta zaman zaman çocuğa karşı oluşabilen öfke hissine karşı hazırlıklı olmak gereklidir. Eve yardıma gelen anneanne, babaanne gibi bireylerin de ev düzeni değişimindeki etkisi,  yaşanan iletişim problemleri, yardım eden kişilere müteşekkir olunması yanında özgürlüğün kısıtlandığı hissi tarafları zorlayabilir.

Lohusalık sürecinde ve sonrasında, babanın yardımı oldukça önemlidir. Tüm ev ve bebek işlerini tek başına üstlenen annenin lohusa depresyonuna yakalanma riski oldukça yüksektir. Bu dönemde anneye destek olunması durumunda hem sürecin daha kolay atlatılması sağlanacak, hem de uzun vadede eşler arasındaki ilişki de olumlu yönde yatırımlanmış olacaktır.

Postpartum (doğum sonrası) depresyon ve lohusalık/annelik hüznü farkı nedir?

Postpartum depresyon, doğumun ardından 4 hafta içinde ortaya çıkmakta olup, atipik bir depresyon olarak değerlendirilen, annelik hüznüne göre daha uzun ve ağır seyreden bir tablodur. Lohusalık/ annelik hüznü ise, doğum yapan kişilerde 1-2 günden 1-2 haftaya kadar hafif düzeyde sıkıntılar ile %50-85 arasında sıklıkla görülen, sıkıntıların 2 haftadan uzun sürmesi durumunda, en kısa sürede psikolojik destek gerektiren bir durumdur. 

Lohusalık dönemindeki sıkıntılar 2 haftayı geçtiğinde ya da sıkıntı düzeyi yoğun olduğunda,  hızlıca durum ilerlemeden terapi desteği alınmalıdır. Annenin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu fark edemediği durumlarda,  bu konudaki doktor görüşme planlamalarında aile yakınları destek olmalıdır. 

Postpartum depresyon- lohusalık/annelik hüznü belirtileri nelerdir?

(Koyu renkle vurgulanmış olanlar genellikle annelik/lohusalık hüznünde görülmez.)

  • Kendine dair değersizlik, yetersizlik, güvensizlik, çaresizlik hisleri
  • İçe kapanıklık
  • Kaygı
  • Suçluluk hissi, ağlama atakları
  • Hareket ve konuşmada yavaşlık ya da tam tersi hiperaktivite
  • İştah, uyku bozuklukları,
  • Unutkanlık,
  • Duygusal iniş çıkışlar,
  • Konsantrasyon ve karar verme yeteneğinde azalma, keder,
  • Cinsel isteksizlik,
  • Ölüm ve intiharla ilgili düşünceler,
  • Öfke hissi,
  • Yoğun umutsuzluk, yalnızlık, kontrol kaybı, çıldırma korkusu, yaşamı anlamsız bulma,
  • Bebeğe karşı ilgisizlik, bebeği için aşırı endişelenme, bebeğe zarar vermekle ilgili düşünceler

Lohusalıkta cinsellik ile ilgili bilinmesi gerekenler nelerdir?

Çocuk sorumluluğu, ev işleri, uykusuzluk, yeni düzeni oturtma çabası, bebeğin sık ağlaması gibi sorunları düşünerek, stresi artan anne, banyo gibi bireysel ihtiyaçlarını bile zor gerçekleştirecek bir dönemdeyken, bu konulardan başka bir şey düşünemeyecek hale gelebilir. Bu durum da cinsel ilişki eylemi aksayabilir, istek azalabilir.

Yapılan araştırmalara göre, doğumdan sonra vajinal bölgedeki tahrişten ya da sezaryen doğumdan dolayı dikiş acıları çeken anne, tedirgin de hissedebilir. Kadının durumunu anlamak ilk adım olmalıdır.

Hamilelik sonrası annede meydana gelen hormonsal değişimler 6 hafta yani 40 gün sonunda normale döneceğinden, lohusalık dönemi boyunca cinsel ilişkiye girilmemesi önerilmektedir. Doğumdan sonraki 6 haftada genital organlar eski haline geri döner. Bu süreçte cinsel ilişkiye girilmesi önerilmemekle birlikte 6 hafta sonunda doktor kontrolüne takiben izin verilebilir.

Bu dönemde, cinsel ilişki sırasında yaşanan sıkıntıların başında, kadının henüz hormonal değişimlerini tamamlamamış olması yanında, genital organlarındaki değişimin cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrılara neden olabilmesidir. Kadının cinsel isteksizlik yaşamasına bağlı olarak ilişki sırasında uyarılmaması ve bu sebeple kuruluk yaşaması yanında, normal doğum yapan kadının doğum kesisi bölgesindeki hassasiyet önemli noktalardır. Dikişli bölgenin tam olarak iyileşmemesi ve bu bölgede meydana gelen hassasiyet, cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabileceğinden, çiftlerin bu bilgiler ışığında özenli davranması önerilmektedir.

Lohusa psikozu nedir?

Lohusa sürecinin ruh hali en ağır şekli olan psikoz; düşünce bozukluğu ve halüsinasyon görmeye ulaşabilen, ağır bir tablodur. Bu süreçte annenin mutlaka psikolojik destek ve gerekliyse ilaç desteği alması gereklidir.

Annenin aşırı takıntılı olması, bazen gerçek olmayan şeyleri duyup gördüğünü iddia edebilmesi, bebek konusunda aşırı korumacı davranmasına neden olabilir. Annenin bebeğine her an zarar verebileceğini düşünmesi nedeniyle ona karşı korkuyla yaklaşması da mümkündür.

Bu belirtiler halinde, mutlaka bir uzman yardımı alınması gerekmektedir. Aksi halde bu tip vakalarda intihara varan girişimler söz konusudur. Şartların derecesine bağlı olarak, psikolojik sorunlar yaşayan annenin yaklaşık 2-3 haftalık bir terapi sürecinde hastanede yatması da söz konusu olabilmektedir.

Lohusalık depresyonu kaç ay sürer, ne zaman ve nasıl geçer?

Lohusalık bunalımı olarak da adlandırılan lohusalık depresyonu kaç ay sürer sorusu sık sorulan sorulardan biridir. Bu süre kişiye göre değişkenlik göstermektedir. Bu dönemde bazı önlemler alınmalıdır.

  • Kendinize, eşinize ve bebeğinize, bu sürece alışmak için zaman tanıyın, sabırlı olmaya çalışın.
  • Bu dönemde en önemli konu kişilerin birbirine olan desteklerini, empatilerini artırmasıdır.
  • Bebeğinizle bağınızı kuvvetlendirmek için biberonla besliyor olsanız bile cildinizin onunkiyle temas halinde olmasını sağlayın.
  • Lohusa anneyi eş ve aile dostları olarak rahatlatın, kaygılarından kurtulmasına yardım edin.
  • Anneye küçük sürprizler yaparak evlilik hayatınızın heyecanını korumaya çalışın
  • Annenin ani duygusallıklarına ve aşırı tepkilerine karşı hazırlıklı olun, eleştirmeyin.
  • Omega 3 gibi gerekli vitaminlerin alınmasına dikkat ederek, fırsat yaratıp güneş ışığının altında zaman geçirip, kısa zamanlarda bile olsa sevdiğiniz bir arkadaşınızla bir kahve molası vererek kendinizi ödüllendirin.
  • Açık iletişimde olun, istek ve rahatsızlıklarınızı birikmeden, kırıcı olmadan, sakin ortamlarda belirtmeye çalışın.
  • Kriz anlarını kontrolle yönetin, geçici olduklarını kendinize hatırlatın, kriz anlarında yıkıcı konuşma ve tutumların size de ailenize de uzun vadede bir şey kazandırmayacağını unutmayın.
  • Psikoterapi desteği almayı deneyin, olay ve sorunlara hem kendiniz hem de diğer aile bireyleri açısından nasıl daha çözümcül yaklaşabileceğinizi öğrenin.

Güncelleme Tarihi : 8 Temmuz 2024

Yayınlanma Tarihi: 26 Temmuz 2022

Bu Konuda Uzman Doktorlar

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

* Bu alan gereklidir.
Sosyal Medya Hesaplarımız
Canlı Destek Kolay Randevu Al