Meme sağlığı için yapılması gereken kontroller yaşa ve kişisel risklere göre değişiyor. 20’li ve 30’lu yaşlarda meme farkındalığı ve risklerin bilinmesi ön plana çıkarken, 40’lı yaşlarla birlikte düzenli mamografi taramaları önem kazanıyor. Aile öyküsü veya genetik yatkınlığı bulunan kadınlarda ise takip programının daha erken yaşlarda ve kişiye özel planlanması gerekebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Meme Merkezi’nden Prof. Dr. M. Ümit Uğurlu yaşlara göre meme sağlığı kontrolleri ve risk grubundaki kadınların izlemesi gereken yol hakkında bilgi verdi.
20’li Yaşlar: Önce Riskinizi Tanıyın
20’li yaşlarda ortalama risk taşıyan ve herhangi bir şikayeti bulunmayan kadınlarda rutin mamografi taraması önerilmemektedir. Ancak kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımaları; yeni ortaya çıkan kitle, meme başında çekilme, özellikle kanlı meme başı akıntısı, ciltte çekinti veya şekil değişikliği gibi durumlarda yaşlarından bağımsız olarak hekime başvurmaları önemlidir.
Bu dönemde kişinin meme kanseri açısından riskinin belirlenmesi de önem taşır. Özellikle yakın akrabalarda genç yaşta meme kanseri, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri ya da erkek meme kanseri öyküsü bulunması daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir. Riskli aile öyküsü bulunan kadınlarda genetik danışmanlık ve gerekli durumlarda genetik testler gündeme gelebilir; yüksek risk saptanırsa takip programı daha erken yaşlarda başlatılabilir.
30’lu Yaşlar: Aile Öyküsü Varsa Standart Takvimi Beklemeyin
Ortalama risk grubundaki kadınlarda 30’lu yaşlarda da rutin mamografi taraması genellikle önerilmemektedir. Ancak memede fark edilen yeni bir bulgu mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yaşlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle şikayete yönelik değerlendirmede meme ultrasonografi sıklıkla kullanılır; gerekli durumlarda mamografi veya meme MR’ı gibi ek yöntemlere başvurulabilir.BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklikleri bulunan, yaşam boyu meme kanseri riski yüksek olan veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış kadınlarda ise mamografi ve meme MR’ı daha erken yaşlarda takip programına dahil edilebilir. Aile öyküsünde kanserin hangi akrabada ve hangi yaşta görüldüğü, kaç kişinin etkilendiği ve eşlik eden bazı kanser türleri de riskin belirlenmesinde önemlidir. Bu nedenle takip programı ayrıntılı aile öyküsü ve kişisel risklere göre planlanmalıdır.
40’lı Yaşlar: Mamografiyi Takviminize Hemen Ekleyin
40’lı yaşlarla birlikte meme kanseri taramasında yeni bir dönem başlar. Güncel uluslararası kılavuzlarda taramanın sıklığı konusunda bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, 40 yaşından itibaren mamografi ile düzenli taramanın gündeme alınması önerilmektedir. Tarama aralığı kişinin yaşı, meme yapısı, kişisel ve ailesel riskleri dikkate alınarak hekimiyle birlikte belirlenmelidir.
Mamografinin en önemli avantajlarından biri, henüz elle hissedilemeyen ve herhangi bir şikayete neden olmayan bazı meme kanserlerinin erken dönemde saptanabilmesidir. Bu nedenle “Mememde hiçbir sorun hissetmiyorum” düşüncesi taramayı ertelemek için gerekçe olmamalıdır. Yoğun meme dokusu bulunan kadınlarda ise mamografinin değerlendirilmesi daha güç olabilir. Bu durumda kişinin bireysel riskleri de dikkate alınarak ultrasonografi veya meme MR’ı gibi ek görüntüleme yöntemlerinin gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmelidir.
50’li Yaşlar: Düzenli Taramayı Aksatmayın
Meme kanseri riski yaşla birlikte arttığı için 50’li yaşlarda düzenli mamografi taramalarının sürdürülmesi önemlidir. Kadının risk durumuna ve takip edildiği programa göre mamografi yıllık veya iki yıllık aralıklarla planlanabilir. Bu dönemde daha önce yapılan mamografilerin saklanması da önem taşır. Radyoloji uzmanının güncel görüntüleri önceki yıllardaki mamografilerle karşılaştırabilmesi, meme dokusunda zaman içinde ortaya çıkan değişikliklerin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan yeni bir meme kitlesi, meme başı veya cildinde değişiklik ya da olağan dışı meme başı akıntısı “yaşa bağlı normal bir değişiklik” olarak değerlendirilmemeli; tarama zamanı beklenmeden hekime başvurulmalıdır.
60 Yaş ve Sonrası: “Bu Yaştan Sonra Gerek Yok” Demeyin
Meme kanseri taraması yalnızca genç ve orta yaşlı kadınları ilgilendiren bir konu değildir. Yaş ilerledikçe meme kanseri riski devam etmektedir. Bu nedenle sağlıklı olan ve yaşam beklentisi uygun olan kadınlarda mamografi taramalarının sürdürülmesi önem taşır. İleri yaşlarda taramanın devam edip etmeyeceğine yalnızca takvim yaşı üzerinden karar verilmemelidir. Kadının genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları, önceki meme bulguları ve bireysel riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
Her Yaşta Geçerli Kural: Bir Değişiklik Varsa 40 Yaşını Bekleme
Tarama programları şikayeti olmayan kadınlar için oluşturulur. Memede kitle veya koltuk altında yeni bir kitle, meme başında ya da ciltte çekinti, şekil değişikliği veya özellikle kanlı akıntı varsa “mamografi yaşım gelmedi” düşüncesiyle beklenmemelidir. Meme sağlığında takip yaşa ve kişisel riske göre planlanmalıdır. 20’li yaşlarda riskin bilinmesi, 30’lu yaşlarda aile öyküsünün değerlendirilmesi, 40’lı yaşlardan itibaren ise düzenli taramaların programa alınması önemlidir. Ailesel veya genetik riski yüksek kadınlarda bu takvim daha erken başlayabilir.
Meme Sağlığı Planı Kişiye Özel 20 Yaşında Başlıyor, 40’ta Değişiyor
Meme sağlığında takip programını belirleyen en önemli unsurlardan biri kişisel risk düzeyidir. Ailede özellikle genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri görülmesi, BRCA1/BRCA2 gibi genetik değişikliklerin bulunması ya da genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olması standart tarama programını değiştirebilir. Yüksek riskli kadınlarda mamografi 40 yaşından önce başlayabilir ve meme MR’ı takip programına eklenebilir. Bu nedenle özellikle aile öyküsü bulunan kadınlarda öncelikle bireysel risk değerlendirilmeli, taramanın başlangıç yaşı ve yöntemi buna göre belirlenmelidir.
Yayınlanma Tarihi: 7 Ekim 2026
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."