Bel ve boyun fıtığı, omurga kaynaklı ağrılar ve faset eklem sorunlarında uygulanan girişimsel tedavi yöntemleri, ameliyat gerektirmeyen uygun hastalarda etkili bir seçenek sunuyor. Skopi eşliğinde, lokal anestezi ve sedasyon altında uygulanan bu yöntemler, kesi gerektirmeden ağrının kaynağına ulaşmayı ve hastaların aynı gün evlerine dönmesini sağlıyor. Transforaminal epidural steroid enjeksiyonları, faset eklem tedavileri ve nükleoplasti gibi uygulamalarla ağrının azaltılması, iyileşme sürecinin desteklenmesi ve hastaların fizik tedavi programlarına hazırlanması amaçlanıyor. Memorial Şişli Hastanesi Omurga Merkezi Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Aydoğan ve Doç. Dr. Hamit Aytar, omurga rahatsızlıklarında girişimsel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.
Ameliyat Öncesinde Etkili Bir Tedavi Seçeneği Sunulabilir mi?
Bu tedavi yöntemleri, ameliyathane ortamında skopi ile görüntüleme eşliğinde, lokal anestezi ve sedasyon altında, genel anestezi gerekmeksizin uygulanan perkütan (kesi olmadan iğne ile) girişimsel tedavi yöntemleridir. Ameliyat seçeneği öncesinde uygun hastalarda değerlendirilebilen etkili lokal tedavi seçenekleri arasında yer alır. Hastalar günübirlik yatış kapsamında işleme alınır ve odalarında 1-2 saatlik gözlemin ardından aynı gün evlerine taburcu edilir.
Bu tedaviler; henüz ameliyat gerektirecek düzeye ulaşmamış ılımlı disk hernilerinde, faset eklem dejenerasyonu veya kaymalarına bağlı eklem kökenli ağrılarda ve fıtığa bağlı hafif-orta düzey sinir kökü basılarında etkili seçeneklerdir. Amaç, ağrıyı ve bası etkisini azaltmak, hastayı sonraki koruma ve fizik tedavi programlarına uygun hâle getirmektir. Cerrahi tedaviler soruna neden olan durumu doğrudan ortadan kaldırırken, bu girişimsel yöntemler sorunlu dokuların iyileşmesi için uygun ortam ve fırsat sağlanmasını hedefler. Bu nedenle, cerrahi gerektirmeyen uygun hastalarda tedavi planının önemli bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Girişimsel Tedaviler Hem Tedavi Hem de Tanıya Yardımcı Olabilir mi?
Bu yöntemlerin bir diğer önemli faydası, tanıya yardımcı olmalarıdır. Hastaların tomografi ve MR tetkikleri birçok sorunu gösterebilir; ancak görüntülenen her bulgu, hastalığın asıl nedeni olmayabilir. Birden fazla omurga sorunu bulunan hastalarda, tedavi gerektiren asıl bölgenin belirlenmesi önem taşır. Bu amaçla uygulanan girişimsel tedavi protokolleri sırasında, işlem yapılan bölgede belirgin rahatlama elde edilmesi, ağrının kaynağının lokalize edilmesine yardımcı olabilir. Böylece yöntemler, yalnızca tedavi amacıyla değil, sorunlu bölgenin belirlenmesine katkı sağlayan tanısal bir araç olarak da değerlendirilebilir.
Bu anlamda en sık kullanılan tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:
Transforaminal epidural steroid enjeksiyonları hangi durumlarda uygulanır?
Foramen kelimesi Latince kökenli olup oluk, çukur veya geçiş anlamına gelir. Omuriliğimizden vücuda dağılan sinirler, omurganın yan taraflarında bulunan bu geçişlerden ilerleyerek omurga kanalı dışına çıkar. Omurlar arasındaki disklerde görülen, ameliyat gerektirmeyecek düzeydeki hafif-orta dereceli fıtıklar ve kanal darlıkları; omurilik kanalı içinden geçen veya yan foramenlerden çıkan sinirler üzerinde basıya neden olabilir.
Bu basılar ciddi bel, kalça ve bacak ağrılarının yanı sıra uyuşma, çekilme hissi, kramplar ve hatta güç kayıplarına yol açabilir. İşte bu sorunlu omurga bölgesine ulaşmanın en etkili ve güvenilir yollarından biri, sinirlerin geçtiği foramenlerdir. Bu girişim yöntemi, perkütan yolla iğnenin skopi altında kontrollü biçimde ilerletilmesini ve foramenler aracılığıyla sıkışmış, sorunlu bölgeye ulaşılmasını sağlar. Bu bölgeye steroid ve lokal anestezik grubu ilaçlar uygulanarak tedavi gerçekleştirilir. Böylece sorunlu bölgeye doğrudan ilaç uygulanması, ödemin azaltılması, vücut tarafından bu bölgeden salınan lokal ağrı maddelerinin etkisinin azaltılması ve bası etkisinin hafifletilmesi amaçlanır.
Faset eklem kaynaklı ağrılarda hangi tedaviler uygulanır?
Omurgamızın disklerden sonra yük taşıyan ve hareketi düzenleyen önemli yapıları arasında faset eklemleri bulunur. Omurganın her bir omurunu diğerine iki taraflı bağlayan bu eklemler, güçlü yapılar olmakla birlikte travma, aşırı yüklenme ve zorlanma nedeniyle dejenerasyona, bozulmaya ve hatta kırıklara maruz kalabilir. Doğuştan gelişimsel eksiklikler de görülebilir. Bu durumlar; bel ağrıları, kalça üzerine vuran ağrılar, bıçak saplanır tarzda ağrı atakları, bel tutulmaları ve özellikle sabahları bel tutukluğu ve ağrı ile uyanma şeklinde kendini gösterebilir.
Faset eklemlerindeki sorunlar, belde kaymaya da zemin hazırlayabilen önemli nedenler arasında yer alır. Bu eklemlerde ileri bozulma ve kayma gelişmeden önce, ağrı kaynağı olmaktan çıkarılmaları amacıyla lokal tedavi yöntemleri uygulanabilir. Bunlardan ilki, ekleme yönelik kortizon ve anestezik ilaç karışımı enjeksiyonlarıdır. Diğer yöntem ise daha etkili ve uzun süreli fayda sağlama amacıyla uygulanan RF (radyofrekans ile termokoagülasyon) işlemleridir. Faset eklem kökenli lokal omurga ağrısı, muayene ve tetkikler ile tespit edildiğinde bu lokal tedaviler etkili rahatlama sağlayabilir.
Nükleoplasti tedavisi nedir ve hangi hastalara uygulanır?
Omurlarımız arasındaki yastıkçıklar olan disklerin merkezindeki kıkırdak yapı, nükleus pulposus olarak adlandırılır. Nükleus pulposus dejenere oldukça suyunu ve esnekliğini kaybeder, hatta çöker ve ağrılı hâle gelebilir. Dış kapsülündeki yıpranma ve yırtıklar ise fıtık oluşumuna yol açabilir. İşte bu sorunlu diskin henüz yırtılıp sinir yapılara ağır bası oluşturmadığı durumlarda, disk içine uygulanan tedavi yöntemine nükleoplasti adı verilir.
Disk nükleusuna lazer ile termokoagülasyon işlemi uygulanan nükleoplasti yöntemiyle diskte basınç azalması, dehidrasyon (suyunu kaybettirme) ve buna bağlı volüm azaltılması mümkün olabilir. Böylece diskin bası etkisinin azaltılması ve yıpranmış diskten salınan ağrı maddelerinin baskılanması amaçlanır. Dejenerasyona uğramış diskler, fıtık oluşturmasalar bile ağrı nedeni olabilir. Disk kaynaklı ağrı olarak adlandırılan diskojenik ağrı ve hafif-orta düzey disk fıtıkları, nükleoplastinin hedefleri arasında yer alır. Uygun hastalarda, diskteki basıncın azaltılması ve ağrı kaynaklarının baskılanması amacıyla değerlendirilebilir.
Girişimsel tedavi günü ve sonrasında nelere dikkat edilmelidir?
Bu girişimsel tedavi yöntemleri günübirlik işlemler kapsamında uygulanır. Hasta, işlem sonrasında kendini daha iyi ve rahatlamış hissederek aynı gün evine dönebilir. Ancak ilk 2 gün ciddi istirahat ve dinlenme önerilir. Sonraki 1 hafta boyunca ise daha sedanter bir tempo benimsenmeli; zorlayıcı hareketlerden, ağır işlerden ve egzersizlerden uzak durulmalıdır. Uygulanan tedavi sonrasında vücudun ilgili omurga bölgesinin iyileşmesine ve işlemin fayda sağlamasına fırsat verilmesi önem taşır. Bu nedenle işlem sonrası dinlenme sürecine dikkat edilmelidir.
Yaklaşık 8-10 günlük dinlenme sürecinin ardından, mevcut fıtık, eklem bozukluğu veya kanal darlığının etkilerinin uzun süreli olarak kontrol altına alınması amacıyla hasta genellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon (FTR) hekimleri ile ekiplerine yönlendirilir. Sürecin devamı bu ekiplerin yönetiminde ilerler. Omurganın rehabilitasyonu, daha uzun süreli ve hatta kalıcı fayda sağlayabilir.
Girişimsel tedavi yöntemleri ile genellikle 6 ay-1 yıl arasında ciddi fayda ve rahatlama beklenir. İyi bir rehabilitasyon programı, kilo kontrolü, düzenli egzersizler ve koruma önerilerine uyum ile bu fayda çok daha uzun süreli, hatta kalıcı hâle gelebilir. Ancak faydanın çok kısa süreli olması, geçici kalması veya hiç fayda sağlanamaması; uygulanan bölgenin asıl ağrı kaynağı olmadığını ya da bu tür tedavilerin yeterli olmadığı, cerrahi gerektirecek ciddi bir sorunun bulunduğunu düşündürebilir. Böyle bir durumda tetkik ve tedavi planlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Yayınlanma Tarihi: 17 Eylül 2026
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."