Günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türleri arasında rahim ağzı (serviks) kanseri karşımıza çıkıyor. Hastalığın neredeyse tamamı, vücutta uzun süre kalan HPV virüsü nedeniyle gelişiyor. Bu süreç yıllar sürdüğü için, aşı ve düzenli kontroller sayesinde kanser daha oluşmadan engellenebiliyor veya erken tanı ile tamamen iyileştirilebiliyor. Üstelik bu kanserin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıyor. Artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, kişiye özel ve sadece gerektiği kadar müdahale etme dönemi başlıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında önemli bilgiler veriyor.
Önce Korunma, Sonra Erken Tanı
Kanserden korunma süreci önce virüsten kaçınmakla, ardından da düzenli kontrollerle sağlanıyor. Bu korunmanın en önemli iki adımını HPV aşısı ve tarama testleri oluşturuyor. Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor.
Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor.
"Az Çoktur": Gereksiz Büyük Ameliyatlardan Kaçınılıyor
Geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulanıyordu. Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor.
Anne Olma Şansı Korunabiliyor
Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçenekler ön plana çıkıyor. Tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabiliyor. Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor.
Nöbetçi Lenf Bezi Yöntemiyle Bacak Şişmelerinin Önüne Geçiliyor
Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı nöbetçi lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor.
Doğru Merkez ve Doğru Karar Hayat Kurtarıyor
Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisi artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geliyor. Tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanması ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırıyor. Doğru hastaya uygulanan doğru ameliyat, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün kılıyor.
Yayınlanma Tarihi: 8 Temmuz 2026
*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."