Kemoterapi nedir? Nasıl Uygulanır? Yan Etkileri Nelerdir?

İletişime Geçin

Kemoterapi, "ilaçla (Sitotoksik) tedavi" anlamına gelir ve daha çok kanser hücrelerini etkileyen kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedavi için kullanılan terimdir. Kanserin türüne göre kemoterapinin amaçları, yan etkileri ve uygulama süresi de  farklılaşabilir. Memorial Sağlık Grubu Tıbbi Onkoloji uzmanları kemoterapi tedavisi, uygulama biçimleri ve yan etkileri hakkında bilgi verdi.

İçindekiler

Kemoterapi nedir? 

Kemoterapi, kanserin ilaçla tedavi edilmesi demektir. Kemoterapide kullanılan ilaçlar kanser hücrelerinin büyümesini ve çoğalmasını önleyerek onları hasara uğratır. Klasik kemoterapiler tek başına kullanıldıkları gibi bazı ilaç kombinasyonları ile uygulandığında daha fazla etki gösterebilmektedir. Bu nedenle kemoterapi kürleri birden fazla ilaç içerebilir.

Kemoterapi hangi hastalıklarda uygulanır? 

Kanserin tipine ve evresine göre hastalığı tedavi etmek, tümörün yayılımını önlemek, büyümesini yavaşlatmak, başladığı organdan vücudun diğer kısımlarına yayılmış kanser hücrelerini öldürmek ve kanserin bazı belirtilerini iyileştirmek amacıyla kemoterapi uygulanır. Bazı durumlarda kemoterapi tek tedavi seçeneğidir. Hastalığın evresine göre kemoterapi diğer tedavilerle (cerrahi ve radyoterapi) art arda veya eş zamanlı olarak uygulanır. Örneğin ameliyat öncesi tümörü küçültmek amacıyla veya ameliyattan sonra vücutta kalma ihtimali olan kanserli hücrelerin çoğalıp yayılmasını önlemek için kemoterapi yapılabilir. Aynı uygulamalar radyoterapi öncesinde ve sonrasında geçerlidir, radyoterapi ile aynı anda kemoterapi de uygulanabilir.

Kemoterapi ilaçları nerede nasıl uygulanır? 

Kemoterapide kullanılan ilaçlar; damar yoluyla ve ağızdan hap şeklinde uygulanabilir. Damardan uygulanan kemoterapi ilaçları, serum içine karıştırılarak çeşitli sürelerde verilir. Kemoterapi süreci uzun olan hastalarda; hastaneye yatma gereği oluşabilir ve bir süre sonra damar bulma sorunu ortaya çıkabilir. Bazı ilaçların damar içine uzun süreli uygulaması gerekli olduğundan, bu tür ilaçlar için “kateter” veya “port” denilen ve ilacın doğrudan ana damara gitmesini sağlayan cihazlar yardımı ile kemoterapi uygulanmaktadır. Kemoterapi tedavi süreci bazı hastalarda, evde, ağızdan hap şeklinde alınacak ilaçlarla da yapılmaktadır. Bu ilaçların nasıl kullanılacağı ile ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olmak ve soru işareti oluşabilecek durumlarda mutlaka doktora başvurmak gereklidir. Evde alınan haplar da damardan alınan ilaçlar kadar önemlidir ve eksik ya da yanlış kullanımı tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. Kemoterapi, damar yolu ve ağızdan hap şeklinde kullanımlarının yanı sıra vücut boşluğu içinde yer alan bazı bölgelere de uygulanmaktadır. Bunlar; karın boşluğu, akciğer zarı içi ve mesane içi olarak örneklendirilebilir. Tüm bu tedavi uygulamaları, mutlaka tam donanımlı bir onkoloji merkezinde ve tıbbi onkoloji uzmanı kontrolünde yapılmalıdır.

Kemoterapi hakkında en sık sorulan sorular 

Kemoterapi ilaçlarının türleri nedir? Nasıl etki eder? 

Kanser tedavisinde çok önemli bir yere sahip olan kemoterapide, ‘klasik kemoterapi’ uygulamaları geçerliliğini korurken, akıllı ilaçlardan moleküler uygulamalara kadar pek çok yenilikçi yöntem başarı oranlarını artırmaktadır.

Kanser hücresinin büyüme sinyallerini engelleme özelliği

Her kanser türü için sıklıkla kullanılan ‘hedefe yönelik akıllı ilaçlar’, ağızdan hap ya da damardan olmak üzere iki şekilde kullanılmaktadır. Küçük molekül ya da antikor yapısında olan bu ilaçlar, kanser hücresinin büyüme reseptörlerine tutunarak tümörün büyüme uyarısı almasına engel olur. Mide bulantısı ve saç dökülmesi gibi yan etkileri minimum ya da kontrol edilebilir düzeyde olan ilaçlar, hastaya hem etkin bir tedavi seçeneği sunmakta hem de tedavi sürecinde hastanın yaşam kalitesini artırmaktadır. Akıllı moleküller ve hedefe yönelik ilaçlar; özellikle beyin tümörlerinde, baş boyun, akciğer, mide, meme, böbrek ve prostat kanseri gibi birçok kanser türünde kullanılmaktadır. Bu ilaçların varlığı klasik kemoterapilerin varlığını ortadan kaldırmaz. Akıllı ilaçlar ile kemoterapiler, bazı kanser türlerinde kombine edilerek uygulanmaktadır.

Bağışıklık sistemi hücreleriyle tedavi desteği

İnsan vücudunda kanserle mücadele eden çok sayıda hücre bulunmaktadır. Ancak bu hücrelerin aktivasyonunun, bir noktaya kadar gerçekleşebildiği bilinmektedir. Son günlerde adından sıkça söz ettiren immünoterapiler sayesinde kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinden bu amaçla yararlanılmaktadır. Bu sayede kişinin, kendi bağışıklık sistemini ve savunma mekanizmalarını kullanma yolu ile kanserle mücadele edilmektedir. İmmünoterapi adı verilen bu yöntem, insan vücudunda bulunan kanser savaşçısı hücrelerin, kanser dokusuna yönlendirilmesiyle hastalığın tedavisini amaçlamaktadır. Serum şeklinde ve 2-3 haftalık periyotlarla hastaya verilen ajanlar, çok agresif ilerleyen bir cilt kanseri türü olan malign melanom ve akciğer kanserinde etkili sonuçlar sağlamaktadır. Ayrıca böbrek ve lenf kanserlerinin tedavisinde de kullanılabilen immünoterapiler çok sayıda kanser türünde başarı sonuçlar vermektedir.

Ameliyat şansı olmayan hastalara moleküler tedaviler

Ameliyat şansı bulunmayan hastalarda, bazı kanser türleri için yaşam süresini uzatan ve kişinin yaşam kalitesini yükselten moleküler tedaviler de önemli seçenekler arasında yer almaktadır. Kanser hücresinin özelliklerini ya da zaaflarını saptayabilen moleküller, ağız ya da damar yoluyla vücuda verildiğinde kanserli bölgeye ulaşır. Sağlıklı dokuların en az düzeyde etkilenmesi ve tümör hücrelerinin etkin dozla tahrip olmasını sağlayan tedaviler, mikroskobik boyuttaki radyoaktif yüksek enerjiye sahip “yttrium-90” içeren boncuklarla karaciğer tümörlerinde, hastalığın gerilemesi ve yaşam süresinin uzamasına katkı sağlamaktadır. Mide, pankreas, bağırsak, tiroit, akciğer gibi birçok organ kökenli olabilen “nöroendokrin” adlı kanser türünde de radyoaktif tedavilerden yararlanılmaktadır. Aktinyum ve Lutesyum gibi moleküler tedaviler, ileri evre prostat kanseri ve nöroendokrin kanserler için de oldukça etkili tedavi seçeneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Damar yoluyla verilen radyoaktif peptidler hedeflenen hücrelerin üzerine yapışarak ve yüksek miktarda ışın yayarak kanserli hücreleri yok etmektedir. Bu tedaviler, cerrahi şansı bulunmayan ve yaygın tümör varlığı olan kişilerde, hastalığın ilerlemesini durdurabilir özelliğe sahiptir. Tiroit kanserlerinde ise “atom tedavisi” olarak bilinen ve “radyonüklid tedavilerin” en yaygını olan radyoaktif iyot tedavisi öne çıkmaktadır. İşlem, tiroit kanseri tanısı konulan hastaların büyük çoğunluğuna, ameliyat sonrası ağız yolu ile kapsül veya sıvı şeklinde uygulanmaktadır.

Kemoterapi ilaçları nasıl seçilir? 

Kemoterapi uygulamalarında ilaç seçimi; tümörün cinsi, yaygınlık durumu, hastanın yaşı, genel durumu ve mevcut diğer hastalıklarına (kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, böbrek hastalığı gibi) göre tıbbi onkoloji uzmanı tarafından yapılır. Seçilen ilaçların dozları ve uygulama sıklığına da yine tıbbi onkoloji uzmanı tarafından karar verilir. Tedavi uygulama süresi ve sıklığI, hastalığın ve hastanın durumuna göre belirlenen şemaya bağlıdır. Tedavi ile elde edilen cevaba ve oluşan yan etkilere göre süre ve sıklık tıbbi onkoloji uzmanı tarafından değiştirilebilir. Genellikle en sık, 3 veya 4 hafta olmakla birlikte bazı tedavi şemalarında haftada bir veya iki haftada bir uygulama yapılmaktadır. Kemoterapinin zamanlaması konusunda en önemli nokta, tedavinin mümkün olduğu kadar düzenli ve yan etkilerin izin verdiği ölçüde zamanında yapılmasıdır. Tedavi aralıkları herhangi bir gereksinim olmadan uzatıldığında, bu süre, tümöre kendini toparlama ve ilaçlara direnç kazanarak güçlenme şansı verebilir. Tümör büyüme ve yayılmaya devam eder, hastalığın tedavi şansı azalır ya da güçleşir. Bu nedenle kemoterapi randevuları konusunda hastaların doktorununun önerisi doğrultusunda ilerlemesi çok önemlidir. Tedavi sürecinin gerekliliklerinden biri de hastanın, kendisini iyi hissetmediği dönemlerde tedavi sürecini kesinlikle değiştirmemesi ve evde kullanması gerekli ilaçları almasıdır.

Kemoterapinin yan etkileri nelerdir?

Bulantı ve Kusma

Kemoterapi nedeniyle bulantı ve kusma meydana gelebilir. Bu durum, bazı ilaçların beyindeki kusma merkezini ve mide hareketlerini etkileyerek, bulantı ve kusmaya neden olmasından kaynaklanmaktadır. Genellikle kontrol altına alınabilen bu sorun, kemoterapi öncesinde yan etkilerin oluşmasını önlemek ya da azaltmak için bazı ilaçlar kullanımını gerektirebilir. İlaçların etkisi kişiden kişiye değişebildiği için yan etkileri rahatlatıcı birden çok ilaç kullanmak gerekebilir. Hastanın, tedavi sürecini en konforlu şekilde geçirmesi ve yan etkileri tolere edebilmesi için doktoru ve hemşiresi ile birlikte kendisi için en uygun ya da yöntem seçilmelidir.

Bulantı ile ilgili yan etkiler nasıl giderilir?

Bulantı giderici ilaç almanın yanı sıra bulantı hissini azaltmak için de aşağıdaki öneriler uygulanabilir:

  • Bazen geçmişte olumlu izlenim bırakan bir yiyecek ya da içecek bu hissi azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir. Bu nedenle daha önce bulantı/kusma deneyiminde yarar görülen bir uygulama varsa öncelikle bu denenmelidir.

  • Sıcak yiyeceklerin kokusu bulantı hissini artırabilir. Bu nedenle soğuk yiyecekler, örneğin; soğuk sandviç, peynir, süzme peynir, tahıllar gibi oda sıcaklığında veya soğuk servis yapılabilen besinler tercih edilebilir. 

  • Bulantıyı azaltmak için sıvı ve yumuşak bir diyet uygulanmalıdır. Hızlı bir şekilde sıvı gıda tüketimi midede dolgunluk hissi ve bunun sonucunda da bulantı ve kusmaya neden olabileceğinden, sıvıların yavaş yavaş yudum yudum içimi uygundur. 

  • Bulantı hissini artırabilecek; tatlı, yağlı, çok baharatlı ve ağır kokulu yiyecekler tüketilmemelidir. 

  • Bulantı hissini başlatabilecek kötü koku, bulantısı olan ya da kusan kişiler, yemek yiyen kişiler ya da yemek pişirilen ortam gibi uyarılar ile görüntü, ses ve kokulardan kaçınmak gerekir. 

  • Kemoterapi sırasında ağzınızda hoş olmayan, metalik ya da ilaç tadı algılamasını azaltmaya yardımcı olan sert veya yumuşak, naneli ve ekşi şekerlemeler denenebilir. 

  • Kemoterapi uygulamasından bir gün önce, tedavi günü ve ertesi gün sıvı bir diyetle beslenme önerilir. Öğünler hafif tutarak sık beslenmeye çalışılmalıdır. 

  • Yoğun bulantının olduğu zamanlarda sevilen yiyeceklerden kaçınmak, daha sonra bu yiyeceklere karşı ortaya çıkabilecek tiksintinin önlenmesine yardımcı olacaktır.

  • Beğenilen bir müzik, televizyon programı, elektronik oyun ve kitap okuma gibi hobiler ile bulantı hissinden uzaklaşmaya çalışılabilir.

  • Derin nefes alıp-vererek kasların gevşek bırakılması rahatlamayı sağlayabilir. Aşırı bulantı hissedilen döremlerde uyku denenebilir. 

  • Egzersiz ve eğer yorgun hissedilmiyorsa açık havada yürüyüş yapılabilir. 

  • Düzenli bir ağız bakımı uygulamak hem ağızda yara gelişimini önleyecek hem de rahatlama sağlayacaktır. Bunun için karbonatlı, tuzlu su ile günde en az üç kez gargara yapılabilir.

  • Sabah uykudan uyanma anında oluşan bulantı hissi için önerilen bulantı giderici ilaç yataktan kalkmadan alınmalıdır. 30-60 dakika dinlendikten sonra kahvaltı edilmelidir. Tüm bunlara rağmen bulantı ve kusmanın devam etmesi, vücuttan su ve tuz kaybı riskini artıracağı için doktora başvurulmalıdır.

  • Birkaç günden fazla süren bulantı varlığı nedeniyle hiçbir şey yiyip içememek, günde birden fazla kusma olması, midede katı ya da sıvı hiçbir besinin tutulamaması durumunda doktora danışılmalıdır. 

Saç Dökülmesi

Kemoterapide sık görülen bir yan etki olan saç dökülmesi ile birlikte vücudun diğer tüylü bölgelerinde de dökülme ortaya çıkmaktadır. Saçlar ilk tedaviden 2-3 hafta sonra dökülmeye başlayabileceği gibi dökülme, daha geç de olabilir. Saç dökülmesinin ardından peruk, bandana, eşarp vb. kullanmakta sakınca yoktur. Saçlardaki dökülme hastayı ruhsal açıdan rahatsız edebilir. Bu nedenle hastaların duygularını paylaşmaktan kaçınmaması önemlidir. Doktor, kullanılacak ilaçların saç döküp dökmeyeceği konusunda bilgi verecektir. Bu yan etkinin tamamen geçici olduğu unutulmamalıdır. Kemoterapi tedavisi bittikten sonra saç ve tüyler yeniden çıkmaya başlayacaktır. Bazı hastalarda kemoterapi sonrası saçların daha gür çıkması mümkündür. Saç dökülmesini önlediği düşünülen ilaç ve buz şapkaları konusunda da hastalar, doktorlarının yönlendirmesi ile hareket etmelidir.

Kemoterapi̇ni̇n genel yan etki̇leri̇ ve bu etkilerin konrol yöntemleri nelerdir?

Kemoterapi ilaçlarına bağlı yan etkiler, genellikle tüm ilaçlar ile birlikte görülmektedir. Ancak her hasta bu yan etkileri yaşamayabilir. Bazı hasta grupları, tedavi sürecinde ilaçların etkilerinden kaynaklanan genel sağlık durumunu değişikliklerini yaşamadan süreci tamamlamaktadır. Kemoterapinin yan etkilerinin kontrol altına alınabilmesi için hasta ile doktor ve hemşire işbirliği gereklidir.

Halsizlik nasıl kontrol altına alınır?

Kemoterapi sürecinde, kesin olarak bilinmemekle birlikte, tek bir nedene bağlı olmadığı düşünülen halsizlik;

  • Günlük aktivitelerin iyi planlanması,

  • Hafif yürüyüş ve egzersiz programları,

  • Ağrı ve depresyonla mücadele,

  • Bu süreçte bol sıvı alınması gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir.

Ağız İçi Sorunları nasıl giderilir?

Kemoterapinin etkisiyle; ağız, boğaz ve diş etlerinde kızarıklık ile ağız yaralarının oluşmasına yol açabilen ve ’’mukozit ‘’ denilen ağız içi sorunları görülebilir. Bu nedenle yüksek doz kemoterapi alacak hastaların önceden diş-diş eti tedavilerini yaptırmaları önerilmektedir.

Doktorunuzun önereceği ağız bakım solüsyonunun yanı sıra kemoterapi döneminde;

  • Yumuşak diş fırçası kullanılması,

  • Her yemekten sonra ve yatmadan önce ılık karbonatlı suyla gargara yapılması,

  • Sert ve kabuklu yiyeceklerden uzak durulması,

  • Yumuşak gıdalarla beslenilmesi.

  • Sıcak yiyeceklerden uzak durulması tavsiye edilmektedir.

Enfeksiyon

Kemoterapi alındığı dönemde bağışıklık zayıflar ve kişi, mikroplara karşı açık hale gelir.

Bu süreçte enfeksiyon riskine karşı dikkat edilmesi gereken durumlar nedir?

• Kalabalık ortamlarda (sinema, tiyatro, çarşı-pazar vb.) çok sık bulunulmamalı.

• Tedavi süresince evde hayvan besleyen hastalar çok dikkatli olmalı.


• Evde dijital bir ateş ölçer bulundurulmalı, ateş 38 C veya üstünde olursa doktor bilgilendirilmeli.

• Erkekler tıraş olurken yaralanmamaya dikkat edilmeli.

• Kemoterapi esnasında canlı aşılar yaptırılmamalı.

• Her dışkılama sonrası makat bölgesi tahriş edilmeden temizlenmeli, ağrılı hemoroid oluşmuşsa doktor bilgilendirilmeli. 

• Sivilceler sıkılmamalı, ufak kazalar sonrası oluşan kesik, sıyrık ve yaralar enfeksiyon açısından takip edilmeli.

• Günlük duş alınmalı. 

• İdrar yaparken ağrı, yanma, sık idrara gitme, öksürük, balgam, tırnak çevresinde kızarma-şişlik, ağız-boğaz ağrıları, vajinal akıntı, varsa kateter çevresinde kızarıklık-ağrı, kemoterapi alınan damar çevresinde oluşan ağrı-kızarıklık gibi durumlarda doktor bilgilendirilmelidir.

Kanama

Kanser ve kanser tedavisine bağlı olarak, kanama ve pıhtılaşma sisteminde sorunlar oluşabilir. Nadiren yüksek doz kullanıldığında, kemoterapi ilaçları kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit (PLT) sayısını azaltabilir. Bu nedenle de hastanın kanamaya eğilimi artabilir.

Kanama sorunu nasıl kontrol altına alınır?

• Ciltte kırmızı küçük benekler ve morarma oluşursa,

• İdrarda kan görülürse,

• Dışkılamada renk siyah veya beyaz olursa,

• Anormal vajinal kanama olursa,

• Bacakta sıcaklık artışı, kızarıklık ve şişlik oluşursa doktorun bilgilendirilmesi gerekir.

Kemoterapile bağlı trombosit (PLT) sayısının düşmesi halinde nasıl önlemler alınır?

• Aspirin kullanılmamalı ve doktora danışmadan ağrı kesici alınmamalı,

• Dişler yumuşak diş fırçası ile fırçalanmalı,

• Burun zorlamadan temizlenmeli,

• Vücutta herhangi bir bölgede yanık oluşmaması için özen gösterilmeli,

• Yaralanmaya neden olabilecek aktivitelerden uzak durulmalıdır.

Cinsel Yaşam

Kanser tedavi sürecinde, cinsel yaşamın kesilmesine gerek yoktur. Bazı hastalarda cinsel istekte azalma bazı hastalarda da artış olabilir. Cinsel isteka azlığı her hasta için geçerli olmayan bir durumdur ve tedavi sonrası ortadan kalkabilir. Bu nedenle eşler arasında, “kanser bulaşma riski” gibi yanlış fikirlerin ortadan kaldırılması, korkuya kapılma ve cinsellikte aksamalar yaşanmaması için gerekirse uzman desteği alınmalıdır.

Kemoterapi tedavisinin cinsel fonksiyonlara etkisi nelerdir? Nasıl yötenilir?

Erkekler için;

Kemoterapi, erkeklerde sperm sayısını azaltarak geçici veya kalıcı kısırlığa neden olabilir. Bu nedenle tedavi öncesinde kullanılacak ilaçlar hakkında doktor ile konuşmak, alınabilecek önlemler bakımın dan önemlidir. Tüm kemoterapi ilaçları az ya da çok sperm sayısını etkileyebilir. Kullanılacak ilaçların kısırlık yapma riski bulunuyorsa, kemoterapi başlamadan önce sperm dondurma işlemi uygulanarak ileride çocuk sahibi olma şansı yeniden kazanılabilir.

Kadınlar için;

Kemoterapi ilaçları yumurta rezervini ve hormonal durumu etkileyebilir. Bazı durumlarda kemoterapi sürecinde normal düzeyde olan adet kanamalarının döngüsü değişebilir ya da kanamalar tamamen kesilebilir. Kullanılan ilaca, ilacın dozuna bağlı olarak geçici ve kalıcı kısırlık oluşabilir. Hormonal dengede değişiklikler olabileceği için menopoza işaret eden ateş basmaları, terleme, vajinada kuruluk ve yanma gibi belirtileri olabilir. 
Bu tür sorunlarda doktora danışılmalıdır.

Kemoterapi sırasında gebelik söz konusu ise bu süreçte neler yapılır?

Bazı kemoterapi ilaçları hem erkek hem de kadında çocuk sahibi olma şansını ortadan kaldırabilir. Bu durum her ilaç için söz konusu değildir ve bu nedenle de bazen kemoterapi sırasında gebelik gerçekleşebilir. Bebekte doğumsal anomalilere yol açma riski yüzünden, kemoterapi sürecinde doğum kontrolü uygulanmalıdır. Bunlar arasında da hap ya da spiral tercih edilmemeli, farklı yöntemler konusunda doktor görüşü alınmalıdır. Kadınların kemoterapi aldıkları sırada ve sonrasında, kadın doğum muayenelerini aksatmamaları da önemlidir. Doğum sonrasında kanser tespit edilen kişilerin de kemoterapi esnasında bebeğini emzirmesi söz konusu değildir.

Kemoterapinin Kas ve Sinir Sistemine Etkisi nedir?

Bazı ilaçlar sinir sistemini etkileyerek ellerde ve ayaklarda, özellikle parmaklarda uyuşma, yanma, kuvvetsizlik, karıncalanma ve hissizliğe yol açabilir. Ayrıca nadiren de olsa denge kaybı, eşyaları tutmada güçlük, eklem ağrıları, işitme kaybı, karın ağrısı ve kabızlık olabilir. Bazı ilaçlar da kasları etkileyerek kuvvetsizlik ve zayıflığa neden olabilir. Bu etkiler rahatsız edici olsa da genellikle önemli değildir ve ilaç kesildikten sonra zamanla kaybolur. Bazı hastalarda nadiren kalıcı olabilir. Bazı ilaçlar kesildikten sonra bile 6 aya kadar şikayetler devam edebilir. Belirtilerin kalıcı olması durumunda doktora danışılmalıdır.

Kaslarda ağrı ve kuvvetsizlik gibi belirtiler varsa neler yapılmalıdır?

• Delici ve kesici araçları kullanırken, bir yerinizi kesmemek için dikkatli olun.

• Yürürken ve merdiven çıkarken tırabzanlara ya da duvara tutanarak yardım alın, gerekirse baston kullanın.

• Ayakkabılarınızın, ayaklarınıza uyan ve kavrayıcı şekilde olmasına dikkat edin.

*Tedaviye bağlı parmak uçlarında uyuşukluk, batma gibi şikayetleri olan hastaların; çaydanlık, kapı kolu gibi metalik yüzeylere dokunurken bir kumaş parçasıyla tutmaları önerilir.

Kemoterapinin Cilt ve Tırnaklara Etkisi nedir?

Kemoterapi sürecinde ciltte; ender de olsa kızarma, kaşınma, soyulma, kuruluk ve sivilce gibi önemli olmayan sorunlar görülebilir. Cilt ve tırnakların renginde değişiklikler olabilir. Tırnaklar kolay kırılabilir ve üzerlerinde çizgilenmeler oluşabilir. Kemoterapi verilen damarlarda oluşan renk koyulaşması önemli değildir. Tedavi tamamlandıktan 1-2 ay sonra bu görünüm de kaybolacaktır.

Cilt problemlerine karşı alınbilecek önlemler nelerdir?

• Cildinizde aşırı kararma olabileceği için kemoterapi alırken aşırı güneşlenmeyiniz.

• Sivilce oluşursa cildinizi temiz ve kuru tutunuz.

• Ciltte kuruma oluyorsa sıcak ve uzun banyo yerine, kısa ve ılık banyolar tercih ediniz.

•Banyo sonrası nemlendirici krem ve losyonlar kullanınız.

• Tırnaklarınızı korumak için gerektiğinde eldiven kullanınız.

Kemoterapi̇ tedavi̇si̇nde beslenme nasıl olmalıdır?

Kemoterapi tedavisi sürecinde olan hastaların çok iyi beslenmesi gerekir. Kilo, normal düzelde olmalı ve korunmalı, kalori ve vücut dokularının yıkımını engelleyecek kadar proteinden zengin beslenme tercih edilmelidir. Özellikle bu dönemde sağlıklı ve dengeli beslenme, tedavinin yan etkilerinin kontrolü, enfeksiyondan korunmak ve ilaç nedeniyle olumsuz etkilenen normal dokuların iyileşmesini hızlandırmak açısından çok önemlidir. “İyi beslenme”, tüm besin öğelerini içeren dengeli bir besin programı uygulamak demektir ve bu sadece kanser hastaları için değil sağlıklı bireyler için de geçerlidir.

Kemoterapi sürecinde sağlıklı beslenmede nelere dikkat edilmelidir?

• Paketlenmiş hazır veya dondurulmuş gıdalar tüketmeyin.

• İşlenmiş et ve et ürünlerinden (salam, sosis gibi) uzak durun.

• Uzun ömürlü (UHT tekniği ile hazırlanmış) süt ve hazır meyve sularından kaçının.

• Mevsimine uygun sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin.

• Hazım probleminiz yoksa, günde 1 bardak süt ve dilediğiniz kadar yoğurt (özellikle ev yoğurdu) tüketin,

• Aşırı tatlı ve şerbetli gıdaları yemeyin.

• Haftada en az 3 öğünde nohut, mercimek, bulgur gibi kuru baklagilleri diyetinize ekleyin.

• Özellikle protein yönünden zengin besinleri, kızartmadan ve tütsüleme yapmadan tüketin.

• Balık önemli bir besin maddesidir. Haftada en az bir-iki gün balığı sofranızda bulundurun.

Günlük beslenme programı hangi besin öğelerinden oluşmalıdır?

  1. Sebze ve meyveler: ikişer porsiyon

  2. Et, tavuk, balık, yumurta: 3 porsiyon

  3. Tahıllar: 4 porsiyon

  4. Süt ve süt ürünleri: 2 porsiyon

  5. Sıvılar (çay, kahve hariç): 8-12 bardak.

• Yeterli ve dengeli beslenen kişilerde fazla vitamin alımına gerek yoktur. Hatta bazı vitamin ve antioksidan ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşim gösterebilir. 

• Beslenme konusunda daha ayrıntılı bilgi için diyetisyene başvurabilirsiniz.

*Özellikle tüketmemeniz gereken yiyecekler GREYFURT ve ISIRGAN otudur.

Tamamlayıcı ve alternati̇f tıp tekni̇kleri̇n kanser tedavisindeki yeri nedir?

Alternatif ya da tamamlayıcı tıp uygulayıcılarının en önemli söylemi modern ilaçların sentetik olduğu, hastalara faydadan çok zarar verdiği, buna karşın doğal ürünlerin daha güvenli ve hastaya şifa sunduğu şeklindedir. Ancak unutulmamalıdır ki, mevcut ilaçların büyük kısmı, bitki ve deniz ürünlerinin defalarca farklı test aşamalarından geçirilmesi ile elde edilen zorlu bir süreçle meydana getirilmektedir. Etkin bulunan ilaçlar ise uluslararası kuruluşlarca onaylanarak kullanıma sunulur. Tüm bu yolların alternatif tıp uygulayıcıları tarafından aşılması mümkün değildir. Ayrıca bazı bitkisel ürünlerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşebileceğI, tedavinin etkinliğini azaltarak veya yan etkilerini artırarak olumsuz sonuçlara yol açabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Dolayısıyla bu tür tedavileri kullanmayı düşünüyorsanız veya kullanıyorsanız mutlaka doktorunuza haber veriniz…

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

Sosyal Medya Hesaplarımız
Kolay Randevu Al