Boyun Fıtığı Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Boyun Fıtığı Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Masa başında, bilgisayar karşısında uzun saatler geçiriyor; spor yapmıyorsanız ya da genetik olarak kaslarınız zayıfsa “Boyun Fıtığı” için risk grubundasınız demektir. Saatlerce bilgisayar karşısında çalışmak ve hareketsizlik sonucu ortaya çıkabilen boyun fıtığı, pek çok kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Ancak beyin ve sinir cerrahisindeki yeni yöntemler, teşhis ve tedavi süreçlerini kısaltarak, yaşam kalitesinin yükseltilmesine yardımcı oluyor. Memorial Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü uzmanları, yürüme zorluğuna dahi yol açabilen boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Boyun Fıtığı Nedir?

Omurga, dikey yönde etki yapan vücut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında, hareket fonksiyonunu da yürütmek durumundadır. Bu yüzden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi çatışan iki özelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili özellik, omurganın bölümlü yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır. Diskler dikey yönde, yana eğilme ve dönme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak üzerindeki duruşu da disk üzerine yansıyan kuvvetleri artırır. Sonuç olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek üzere yıpranmaktadır. Yük emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir. Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı görülme riski yüksektir. Boyun bölgesinde her omur, cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

Boyun Fıtığı Belirtileri

Boyun fıtığı, omurilik ve sinir köklerini etkileyen, en sık hayatın 30- 40’lı yaşlarında hastalıktır. Boyun fıtığının belirtileri fıtığın yerine, hastalığın süresine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. En sık karşılaşılan boyun fıtığı belirtileri ise şöyledir;

  • Tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrı,
  • Parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber seyreden ağrı.
  • Ağrı ile birlikte yayıldığı kolda kuvvet kaybı.
  • Ele alınan cisimleri düşürmek
  • Yürüme güçlüğü ve dengesizlik

Boyun fıtığı, akut ve kronik olarak iki döneme ayrılabilir. Akut dönemde: nukleus pulpozus’un fıtıklaşması veya serbest olarak dışarı çıkması durumu söz konusu iken, kronik dönemde kemikte gagalaşmaların oluşumu (osteofit) veya genel olarak omurga sistemini oluşturan yapıların yaygın dejenerasyonu ile servikal spondilozis adı verilen bir tablo söz konusudur. Akut boyun disk fıtıklaşmalarında; tek yanlı, kürek kemiğine, göğse üst ekstremiteye yayılan ağrılar hissedilebilir. Ağrı, öksürük, ıkınma ve hapşırma ile artabilir.

Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli sürede yatak istirahati ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir.

Boyun Fıtığı Nedenleri

Boyun fıtığının oluşması pek çok nedene bağlı olmakla birlikte boyun, bele göre daha narin bir yapıda olduğundan, boyundaki deformasyonlar daha erken yaşlarda başlayabilir. Sürekli aynı noktaya bakmak, boynu uzun süre aynı noktada tutmak, bilgisayar ya da televizyon karşısında uzun süre geçirmek, soğuk klima ısısına maruz kalmak ve egzersiz yapmamak başlıca boyun fıtığı nedenleri arasındadır.

Boyun fıtığı bazı kişilerde yapısal özelliklere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Genellikle ince, narin ve uzun boyunlu insanlarda boyun fıtığı, kısa boyunlu insanlara oranda daha çok görülmektedir. Bu tip insanların kas yapıları daha zayıftır ve çevresel faktörler ile yaşam biçiminden çok daha kolay etkilenir. Boynun kötü kullanımı da söz konusuysa, bu kişiler daha yüksek oranda boyun fıtığı riski altındadır. Kısa boyunlu ve basık kafa yapısına sahip olan kişilerde ise boyun fıtığının görülme oranı çok daha düşüktür. 

Sigara kullanmak da boyun fıtığı riskini artıran nedenler arasındadır. Özellikle genç yaşlarda sigaraya başlayanlarda, boyun yapısı çok kısa sürede bozulmaktadır. Sigara, akciğer kanserine genellikle 20 yıl gibi uzun bir dönemde neden olurken, sigara içen kişilerde ilk 5 yıl içinde boyun fıtığı vakalarına rastlanmaktadır. Genetik faktörler de boyun fıtığı üzerinde etkilidir. Eğer kişinin ailesinde boyun fıtığı vakaları varsa, fıtık olma riski de artmaktadır.

Uygunsuz çalışma ve uyuma pozisyonları boyun fıtığının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Oturur vaziyette uyuyakalmak, önemli bir boyun fıtığı faktörüdür. Bu tür alışkınlığı olan kişilerde boyun yastığı kullanılması gereklidir. Gece uykusunda en az 6-8 saat vakit geçirildiği için boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran ortopedik yastıklar kullanılmalıdır. Yanlış bir uyuma pozisyonunda geçirilen süre, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.   

Boyun fıtığı için risk faktörleri; 

  • Trafik kazası, travma geçirmek, şoförlük, bankacılık gibi mesleklerde çalışmak,
  • Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,
  • Boyun kaslarında zayıflık,
  • Yanlış duruş, psikolojik stres, yorgunluk
  • Uzun süreli bilgisayar kullanımı
  • Profesyonel olmayan masaj
  • Ev işleri, dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi aktiviteler boyun ağrılarını artıran faktörlerdir. Bu yüzden kadınlarda boyun ağrılarının görülme sıklığı daha fazladır.

Boyun Fıtığı Tanısı

Boyun fıtığı tanısında hastanın detaylı öyküsü ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür ve sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür. Ama görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir. Boyun fıtığında kesin tanının koyulabilmesi için ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) yeterlidir.

Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi önerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Boyun fıtığı tedavisi eğer hastalık hafif şiddette ise istirahat, stresten uzak bir yaşam, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi ile yapılır. Ancak boyun ve kol ağrıları ilaç ve fizik tedaviye rağmen geçmiyorsa, hastaların kollarında uyuşukluk, kuvvet azlığı varsa hasta ameliyatla tedavi edilmesi gerekebilir. Günümüzde boyun fıtığı ameliyatları daha başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Uykuları kaçırabilen ve yaşam kalitesini düşüren boyun fıtığının, mikrocerrahi yöntemi ile tedavisi mümkündür. Mikrocerrahi yöntemiyle hastada mevcut şikayetler ortadan, kaldırılmaya ve ağrıdan dolayı düşmüş olan yaşam kalitesi de yükseltilmeye çalışılır.

Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı ameliyatının amacı; omurilik ve buradan çıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, birçok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının yük taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır. Geleneksel cerrahi yöntemler, geniş alanda normal doku tahribatına neden olur. Böylece omurilik ve sinir dokusu rahatlatılmakla beraber, omurganın fonksiyonunun bozulmasına yol açar. Sonuçta hastaya ek olarak kafes, plak, vida gibi materyallerle ameliyat yapılması zorunlu hale gelebilir. Omurganın fıtık seviyesindeki bölümünü hareketsiz hale getiren bu ameliyat tekniğinin; süresinin uzun olması, fazla miktarda kan kaybı ve ameliyat sonrası ağrılı ve uzun iyileşme süreci, yüksek oranda başarısızlık, uzun vadede diğer disklerde fıtıklaşmalara yol açması bu yöntemlerin dezavantajıdır. Diğer yandan hareketli bölümü koruma amacıyla geliştirilen disk protezi de istenilen sonuçlara ulaşılmasını sağlayamamıştır. Uzun dönemde protezlerin hareket kabiliyetini kaybettikleri izlenmektedir.

MİNİMAL İNVAZİV CERRAHİ İLE MAKSİMUM HASTA KONFORU

Radyolojik görüntüleme yöntemlerindeki (MR) gelişmeler boyun fıtığına yol açan yumuşak ve kemik dokuların ayrıntılı tespitinde faydalıdır. Mikrocerrahi yönteminde 1,5 cm.lik cilt kesisi yapılır. Doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır. Omurganın yük taşıyabilme ve hareket edebilme gücü bozulmadığı için hasta ameliyattan bir gün sonra yürütülür ve taburcu edilir. Hastanın boyunluk kullanmasına gerek kalmaz. Dikiş yoktur ve işlemden 2 gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hasta oturabilir, yürüyebilir ve merdiven inip çıkabilir. Ameliyattan 2 hafta sonra da egzersiz programı başlatılır. Bu “minimal invaziv cerrahi” yani girişimsel yöntemle boyun fıtığı ameliyatlarında alınan sonuçlar son derece yüz güldürücüdür. Bu ameliyat tekniği hastaların çok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın olmaması, çok kısa sürede sosyal yaşantıya dönüş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile özelikle önerilmektedir.

Boyun Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boyun fıtığının cerrahi yöntemle iyileşme oranı son yıllarda oldukça yükselmiştir. Hasta medikal tedaviden yarar görmüyor ve felç durumu riski ile karşı karşıyaysa, cerrahi müdahale uygulanmaktadır. Cerrahi müdahale sonrası ise hastanın aynı noktadan tekrar boyun fıtığı olma oranı ise son derece düşüktür. Ameliyatlar artık çok büyük kesilerle yapılmamakta, mikroskobik ve endoskopik yöntemlerle boyunun sağ tarafından girilerek uygulanan, 1-1.5 saatlik ameliyatlar sonrası hasta 10 gün içinde normal yaşantısına geri dönmektedir. 

Boyu fıtığı ameliyatı olan hastaların 10 gün sonra normal aktivitelere dönebilmeleri bazı noktalara dikkat etmeleri gerekmektedir. Bunlar;

  • Taburcu olduktan sonraki ilk yedi gün içerisinde, hastanede olduğu gibi yatak istirahatine devam edilmelidir.
  • Günde sadece 6-7 kez (tuvalet ve yemek ihtiyacı için) kalkılmalı, bunun dışında yatılmalıdır. Yataktan kalkma ve yatağa yatma hareketlerinin öğretilen biçimde olmasına dikkat edilmelidir.
  • Yatak ve yatış biçimi: Yatak hastaya uygun ortopedik bin yatak olmalıdır. Sırt üstü ve/veya yan yatılıp, dönülebilir. Ortopedik bir yastık kullanılmalıdır. Yataktan kalkarken öğretildiği şekilde koldan destek alarak önce oturmak sonra ayağa kalkmak esastır.
  • Oturma: İkinci haftadan sonra dik olarak oturulabilir. Alçak, yumuşak koltuk ya da kanepelere gömülerek oturulmamalıdır.
  • Tuvalet: İlk hafta tuvalet ihtiyacı klozete oturularak giderilmelidir.
  • Banyo: Hastaneden taburcu olduktan sonraki 1’inci gün yara hattı su geçirmez şekilde kapatıldığından banyo almakta bir sakınca yoktur. Yara 1’inci haftada doktor gördükten sonra açık bırakıldığı halde hasta banyo yapabilir.
  • Yürüyüş: Taburcu olduktan 1 hafta sonra arttırılarak her gün yapılmalıdır.
  • Ameliyat yeri̇: Ameliyat yerinde karıncalanma uyuşukluk veya sertlik hissi olabilir. Hareketle, öksürmekle dikişlerin açılması söz konusu değildir. Yara yerinden dikiş̧ alınmayacaktır. Yara yerinden herhangi bir akıntı olduğunda kısa sürede doktora başvurulmalıdır.
  • Sigara ve alkol: Sağlığa zararlı olan maddelerin kullanılmaması gerekmektedir. Bunlar fıtık oluşumunda etkili olur. Yara iyileşmesini geciktirme gibi olumsuz bir etkileri de vardır.
  • Cinsel yaşam: Bir hafta süre ile cinsel aktivitenin kısıtlı olmasına dikkat edilmelidir.
  • Otomobil kullanma: Birinci haftadan sonra kısa mesafelerde araba kullanılabilir.
  • Diyet: Kilo almamak hem omurganın hem de genel sağlık için gereklidir. Bu nedenle hastanın durumuna uygun diyet düzeninin hastaneden çıkmadan programlaması gerekirse diyet bölümünden yardım istenmesi gerekmektedir.
  • İlaçlar: Hastaya taburculuğu esnasında verilen ilaçlar 1 hafta süre ile kullanılmalıdır.
  • Boyun ameliyatı sonrası dikkat etmeniz gerekenleriayrıntılı şekilde inceleyebilirsiniz.

Boyun Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boyun sağlığının korunması için gün içinde uyulması için gereken kurallar ve egzersizler önemlidir.

  • Bakılan kişi, cisim ya da objeye cepheden baş-boyun ve gövde aynı düzlem üstünde olacak şekilde dönülmelidir.
  • Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalıdır. Oturma ve ayakta kalma süresi 45 dakikayı geçmemelidir. Maksimum 45 dakikada bir pozisyon değiştirmek ihmal edilmemelidir.
  • Yüz üstü yatmak yerine yan yatmak tercih edilmelidir. Ortopedik yastık kullanmak önemlidir. Kuş tüyü elyaf gibi maddelerden yapılmış yastıklar boyun sağlığı için uygun değildir.
  • Okuma sırasında boynu öne doğru ileri derecede bükmek boyun sağlığı açısından uygun değildir. Uzun süreli okumada boynu bükerek değil, kitap yüksekliğini uygun bir seviyede ayarlayarak ve göz hareketleri ile okuma yapılmalıdır. Bunun için açılı kitap destekleri kullanmak faydalı olur.
  • Özellikle bilgisayar kullanırken ekran göz hizasında olmalı ve ekrana gövde ile yönlenmiş olarak bakılmalıdır.
  • Boyun rüzgârdan, soğuktan, direk boyna vuran klima akımlarından korunmalıdır. Banyo ve yüzme sonrasında ıslak kalmamaya dikkat edilmelidir.

Boyun Fıtığına İyi Gelen Egzersizler

Boyun fıtığından korunmak için boyun fıtığına iyi gelen egzersizleri düzenli olarak yapmakta fayda vardır. Özellikle boyun fıtığı risk grubunda iseniz mutlaka düzenli egzersiz hayatınızın bir parçası olmalıdır. Genelde boynu sağa sola bükmeden, boyun adalesini güçlendiren egzersizler, boyun fıtığına yakalanma riskini azalmaktadır. İzometrik denilen elin; alnın ortası, şakak ve enseye konularak itilmesi şeklinde yapılan ve her bir itmede 10’a kadar sayılan egzersizler, boyun kaslarını güçlendirmektedir. Önerilen bu hareketler, günde en az 2 ya da 3 kez yapılarak bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Kişi, gün içinde 5 dakikayı kendine ayırarak boyun fıtığı riskinden korunabilir. Bunun yanında; boyun fıtığına yakalanma riski olanlar, bilinçli ve düzenli olarak yüzerek bu riski azaltabilir. Yüzme boyun yapısının bozulmasını engelleyen önemli bir faktördür. Masa başında çalışan kişiler ise sırt ve bel desteği olan sandalyeler kullanmalıdır. Mümkün olduğu kadar klimalardan uzak durulmalı ve bilgisayarlar göz hizasında olacak şekilde çalışılmalıdır. 

Güncellenme Tarihi: 15 Kasım 2017Yayınlanma Tarihi: 14 Kasım 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

CANLI DESTEK