Yükleniyor

Akalazya Hastalığı (Yutma Güçlüğü) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

İlgili Tıbbi Birimler

Akalazya, yemek borusunun alt ucundaki kasların gevşeyememesi ile kendini gösteren bir hastalık olarak tanımlanıyor. Akalazya hastalığı yaklaşık her 100 bin ile 200 bin kişide bir görülen nadir bir rahatsızlık olarak biliniyor. Yutulan gıdalar yemek borusunda yukarıdan aşağı doğru oluşan yemek borusu kasılmaları (peristaltik hareketler) ile ilerletilir. Akalazya görülen bireylerde yemek borusunun alt ucu gevşeyemediği için içindeki gıdaların mideye geçirilmesi oldukça zorlaşır. Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Taner Kamacı, akalazya ve merak edilenler hakkında bilgi paylaştı.

İçindekiler

Akalazya Nedir?

Akalazya, yeme ve içme esnasında tüketilen gıdaların yutulmasını zorlaştıran sindirim sistemi hastalıklarından biridir. Sağlıklı bir insanın besin tüketimi esnasında yemek borusunun kasları yiyecekleri mideye doğru sıkıştıracak şekilde kasılmaktadır. Gerçekleşen bu olay sayesinde, yemek borusunun ucundaki bir kas halkası yemeğin mideye geçişini sağlamaktadır. Bu şekilde sağlıklı bir beslenme süreci gerçekleşir. Ancak akalazya rahatsızlığı bulunan bireylerde süreç bu şekilde ilerlemediğinde, besin geçişi ve sıvı geçişi zor gerçekleşmektedir.

Bir nedene bağlı görülen ya da doğumsal anomali olarak yemek borusunda yer alan sinirlerin hasar görmesi akalazya hastalığına neden olabilmektedir. Yemek borusu zamanla felç olmuş gibi davranır ve genişleyemez. Yemek borusu, yiyecekleri mideye itme yeteneğini kaybeder. Yiyecekler daha sonra yemek borusunda toplanır, bazen fermente olur ve acı tad olarak ağıza geri döner. 

Bu patolojik süreçte, yemek borusunun alt kısmında yer alan ve alt özofagus sfinkteri olarak adlandırılan kapakçık mekanizması, yutkunma eylemiyle eş zamanlı olarak gevşeme yetisini tamamen veya kısmen yitirir. Normal şartlarda peristaltik hareketlerle yani dalgalı kasılmalarla aşağı itilmesi gereken besinler, bu kapalı kapı engeline takılarak özofagusun alt kısmında birikmeye başlar.

Zamanla biriken gıdaların yarattığı basınç, yemek borusu duvarlarının esnemesine ve organın normal formundan çıkarak genişlemiş, kıvrımlı bir yapıya bürünmesine yol açar. Tıbbi literatürde motilite bozukluğu olarak sınıflandırılan bu durum, sadece bir mekanik tıkanıklık değil, aynı zamanda yemek borusunun nöromüsküler (sinir-kas) koordinasyonunun bozulmasıdır. Sonuç olarak, vücudun en temel fonksiyonlarından biri olan beslenme eylemi, kişi için fiziksel bir engele ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren kronik bir sağlık sorununa dönüşür.

Akalazya Nedenleri Nelerdir?

Sindirim sistemi rahatsızlıklarından biri olan akalazya, en sık 20 ila 40 yaşları arasında kendini belli etmektedir.  Farklı yaş guruplarında da ortaya çıkabilen bu rahatsızlığın %5 i çocuk yaş gurubunda görülmektedir. Akalazya hastalığının kesin nedeni bilinmemekle birlikte yemek borusunun alt ucundaki kas tabakasında ganglion (sinir) hücrelerinin azalmış olması suçlanmaktadır. Bu duruma sebep olarak da;

  • Genetik
  • Enfeksiyöz
  • Toksik ve otoimmün nedenler gösterilmektedir.

Bu temel nedenler, özellikle yemek borusunun alt ucunda bulunan ve lokmaların mideye geçişini sağlayan halka şeklindeki kas yapısı olan Alt Özofagus Sfinkteri (AÖS) üzerindeki sinir kontrol mekanizmasının bozulmasına yol açar. Bu sinir hasarı, esas olarak nörodejeneratif bir süreçtir ve akalazya semptomlarının temelini oluşturur. Aşağıda, bu etiyolojik faktörler incelenmiştir;

Genetik nedenler

Akalazya vakalarının büyük çoğunluğu ailesel bir geçiş göstermese de, nadir vakalarda birden fazla aile üyesinde görülmesi genetik bir yatkınlığa işaret etmektedir. Bazı bilimsel çalışmalar, bireylerin bağışıklık sistemini kontrol eden ve genetik kodlamada yer alan İnsan Lökosit Antijenleri (HLA) gibi belirli gen bölgeleri ile akalazya gelişimi arasında bir bağlantı olabileceğini düşündürmektedir. Bu genetik eğilim, kişinin çevresel tetikleyicilere karşı daha hassas olmasına ve sinir hücrelerini hedef alan otoimmün bir tepki geliştirmesine zemin hazırlayabilir.

Enfeksiyöz nedenler

Bazı viral ve parazitik enfeksiyonlar, akalazya hastalığının sinir hasarını doğrudan veya dolaylı olarak tetikleyebilir.

  • Viral Tetikleyiciler: Özellikle Herpes Simpleks Virüsü (HSV), Varicella Zoster Virüsü (VZV) gibi sinir sistemi üzerinde etkili olabilen virüsler, yemek borusunun sinir pleksusunda iltihaplanmaya yol açarak nörodejenerasyonu başlatabilir.
     
  • Parazitik Enfeksiyon: Coğrafi olarak Latin Amerika'da yaygın olan ve sekonder akalazyanın en önemli nedeni kabul edilen Chagas Hastalığı, Trypanosoma cruzi adı verilen parazitin neden olduğu bir enfeksiyondur. Bu parazit, doğrudan yemek borusunun kas tabakasındaki ganglion hücrelerini tahrip ederek, ilerleyici ve şiddetli bir akalazya tablosuna yol açar.

Toksik nedenler

Çeşitli çevresel ve kimyasal toksinlere maruziyet, sinir hücrelerinin normal işlevini bozabilir ve akalazya gelişimine katkıda bulunabilir. Bazı ilaçlar veya kimyasallar, sinir uçlarındaki sinyal ileten maddelerin dengesini değiştirerek ya da doğrudan toksik etki göstererek yemek borusu hareketliliğini etkileyebilir. Bu tür maruziyetler, özellikle genetik olarak yatkın bireylerde sinir hasarını hızlandırıcı bir rol oynayabilir.

Otoimmün nedenler

İdiyopatik yani nedeni belirlenemeyen akalazya vakalarının, otoimmün bir mekanizma ile işlediği artık güçlü bir şekilde kabul edilmektedir. Bu, vücudun bağışıklık sisteminin, henüz tam olarak anlaşılamayan bir nedenle, kendi sinir hücrelerine özellikle akalazya ile ilişkili antijenlere karşı savaş açması anlamına gelir.

Bağışıklık sistemi, bir enfeksiyonu temizlemeye çalışırken ya da çevresel bir faktörle karşılaştığında, yanlışlıkla yemek borusu sinir hücrelerini yabancı bir tehdit olarak algılar. Bu durum, sinir hücrelerinin etrafında kronik iltihaplanmaya yol açar ve zamanla bu hücrelerin yok olmasına neden olur. Sinir hücrelerinin kaybı sonucunda, AÖS'nin yemek yerken gevşemesi gereken kritik sinyaller gönderilemez hale gelir, bu da yutma güçlüğü gibi klasik akalazya semptomlarına neden olur.

Akalazya Belirtileri Nelerdir?

Akalazya hastalığının saptanmış olduğu bireylerde sağlık kuruluşlarına en sık başvurmalarına neden olan belirtiler şunları içerir;

  • Yutma güçlüğü
  • Gıdaların yemek borusunda takılması
  • Beslendikten kısa bir süre sonra kusma
  • Göğüs ağrısı ve beslenme güçlüğüne bağlı olarak ortaya çıkan kilo kaybı
  • Öksürük ve sık akciğer enfeksiyonu geçirme
  • Yemek borusunda yabancı cisim kalması

Disfaji (Yutma güçlüğü)

Akalazyanın en karakteristik ve ilk ortaya çıkan belirtisidir. Başlangıçta sadece et veya ekmek gibi katı gıdaların yutulmasında zorluk yaşanırken, hastalık ilerledikçe su ve meyve suyu gibi sıvıların geçişi de güçleşir. Hastalar genellikle gıdanın boğaz seviyesinden ziyade, göğüs kemiğinin arkasında bir noktada durduğu hissini tarif ederler.

Gıdaların yemek borusunda takılması

Yemek borusunun alt ucundaki kas grubunun (alt özofagus sfinkteri) gevşeyememesi nedeniyle tüketilen besinler mideye geçemez ve yemek borusunda birikir. Bu durum, hastada göğüs bölgesinde sürekli bir dolgunluk, baskı ve rahatsızlık hissine yol açar. Kişiler genellikle yemeği aşağı itebilmek için ayağa kalkma, su içme veya omuzlarını arkaya atma gibi manevralara ihtiyaç duyarlar.

Beslendikten kısa bir süre sonra kusma

Akalazya hastalarında görülen kusma, klasik mide bulantısına bağlı kusmadan farklıdır. Bu durum, mideye hiç ulaşmamış, sindirilmemiş ve asitle temas etmemiş gıdaların ağza geri gelmesidir. Genellikle yemekten hemen sonra veya yatar pozisyona geçildiğinde, yer çekiminin etkisiyle besinlerin kendiliğinden geri gelmesi şeklinde gerçekleşir.

Göğüs ağrısı ve belirgin kilo kaybı

Yemek borusunun aşırı genişlemesi ve kas spazmları, non-kardiyak yani kalp dışı göğüs ağrılarına neden olabilir. Bu ağrı bazen kalp kriziyle karıştırılacak kadar şiddetli olabilir. Diğer yandan, beslenmenin bir eziyet haline gelmesi ve gıdaların mideye yeterli miktarda ulaşamaması, kısa sürede kontrolsüz ve ciddi kilo kayıplarını beraberinde getirir.

Öksürük ve sık akciğer enfeksiyonu geçirme

Yemek borusunda biriken gıdalar ve sıvılar, özellikle uyku sırasında fark edilmeden soluk borusuna kaçabilir. Bu durum, geceleri aniden gelen öksürük krizlerine, kronik ses kısıklığına ve tekrarlayan zatürre (pnomöni) gibi akciğer enfeksiyonlarına zemin hazırlar.

Yemek borusunda yabancı cisim kalması (Gıda sıkışması)

İleri derece akalazya vakalarında, yemek borusu o kadar genişler ve işlevini yitirir ki, tüketilen büyük bir gıda parçası tamamen kanalı tıkayabilir. Bolus tıkanıklığı olarak da bilinen bu durum, hastanın tükürüğünü dahi yutamamasına neden olan acil bir tablo oluşturabilir ve endoskopik müdahale gerektirebilir.

Akalazya (Yutma Güçlüğü) Hastalığının Tanısı Nasıl Konulur?

Akalazya hastalığının tanısında altın standart tanı yöntemi Özofageal Manometri çalışmasıdır. Akalazya tanısı için ayrıca Özefagografi (ilaçlı yemek borusu filmi) ve endoskopiden de yararlanılmaktadır. Özefagografide yemek borusunun üst ucunun geniş olduğu, aşağıya doğru indikçe daraldığı görülmektedir. Buna ‘’kuş gagası bulgusu’’ denmektedir. Endoksopide de yemek borusunun aşağı indikçe daraldığı ve alt tarafta mantara bağlı yemek borusu iltihaplanması (fungal özefajit) görülür.

Altın standart tanı yöntemi olan manometri çalışması ile de alt özefagus sfinkter basıncının yüksek olduğu ve yutkunmakla yemek borusunun alt ucunda gevşeme olmadığı veya çok az gevşeme olduğunun görülmesi ile akalazya tanısı konulmaktadır.

Bu temel tanı araçları, hastalığın evresini, alt tipini ve hastanın tedaviye vereceği yanıtı öngörme açısından birbirini destekler nitelikte öneme sahiptir. Özofageal Manometri, özellikle yüksek çözünürlüklü manometri (HRM) teknolojisi sayesinde, akalazya tanısındaki doğruluk oranını ve sınıflandırma yeteneğini önemli ölçüde artırmıştır. Bu yöntemin temel işlevi, yemek borusu kasılmalarının ve Alt Özofagus Sfinkteri (AÖS) üzerindeki basınç değişikliklerinin milimetrik hassasiyetle ölçülmesini sağlamaktır.

HRM verileri, uluslararası kabul gören Chicago Sınıflandırması’na göre değerlendirilir; bu sınıflandırma, hastalığı üç farklı alt tipe ayırır: Tip I (Klasik Akalazya) hiç kasılma olmaması, Tip II eşzamanlı basınç artışı ve Tip III (Spastik Akalazya) şiddetli erken kasılmalar ile kendini gösterir. Bu alt tiplerin belirlenmesi, uygulanacak tedavi yönteminin seçilmesi için kritik öneme sahiptir.

Endoskopi /gastroskopi ise sadece yemek borusunun içini görselleştirmekle kalmaz, aynı zamanda ayırıcı tanı için vazgeçilmez bir araçtır. Akalazya semptomlarını taklit edebilen, ancak farklı bir tedavi gerektiren yemek borusu veya mide kanseri gibi durumların kesin olarak elenmesi için kullanılır. Bu süreçte daralmanın olduğu bölgeden biyopsi alınması gerekebilir.

Ayrıca, uzun süreli gıda birikimine bağlı olarak gelişen mantar enfeksiyonları veya mukozal hasarların derecesi bu yöntemle belirlenir. Son olarak, Özefagografi, hastanın yuttuğu kontrast maddenin geçişini ve yemek borusunun şekilsel değişikliklerini gösterir.

Bu radyolojik inceleme, Alt Özofagus Sfinkteri’nin sürekli kasılı kalması nedeniyle oluşan konik ve daralmış görünümü yani Kuş Gagası Bulgusunu netleştirir ve yemek borusunun ne kadar genişlediğini göstererek hastalığın süresi ve ciddiyeti hakkında önemli morfolojik bilgi sunar. Doğru akalazya tanısı, bu üç temel yöntemin bulgularının klinik tablo ile birlikte detaylıca değerlendirilmesiyle konulur.

Akalazya (Yutma Güçlüğü) Tedavisi Nasıldır?

Akalazya tedavisinde zaman içinde ilaçlar, botilinum toksini(botox) uygulaması, dilatasyon ve ameliyat tedavileri uygulanmıştır. İlaç tedavilerinin yan etkilerinin çok olması, botox uygulamasının da 4 ila 6 ayda bir tekrarlanmasının gerekmesi nedeniyle günümüzde çok tercih edilen tedavi yöntemleri değildir.

Akalazya tedavisinde en sık uygulanan yöntemler arasında yemek borusunun dar olan alt kısmının endoskopik olarak genişletilmesi (balon dilatasyonu) ve cerrahidir. Endoskopik dilatasyonun başarı şansı ameliyata göre daha az olmakla birlikte daha kısa sürmesi, ameliyat yarasının olmaması, erkenden kişinin normal hayatına geri dönmesi gibi avantajları nedeniyle sıklıkla ilk tercih edilen tedavi yöntemidir.

Yalnızca 9- 10 yaşından küçük çocuk hastalarda sıklıkla ilk tercih ameliyat olmaktadır. Bunun yanında ameliyat kadar efektif bir tedavi olmadığından dilatasyon tedavisinin birçok kez tekrarlanması gerekebilmektedir.  Yaklaşık 100 yıl önce tanımlanmış olan ‘’Heller Özofagokardiomyotomi’’ ameliyatı farklı modifikasyonlarla günümüzde hala en etkili tedavi seçeneğidir. Bu ameliyat karından ve göğüsten, açık veya laparoskopik olarak yapılabilmektedir. Ameliyatta yemek borusunun gevşemeyen alt ucundaki kaslar aralanarak alt özefagus (yemek borusu) basıncı düşürülür. Bu şekilde yutma güçlüğü düzeltilmiş olur.

Bu ameliyatlardan sonra sık olarak gastroözefageal reflü hastalığı(mide reflüsü)(GÖRH) görüldüğünden, birçok cerrah akalazya ameliyatına anti-reflü ameliyatını da eklemektedir. Ameliyatın başarı şansı %85-90 ın üzerinde tespit edilmiştir. Hastalar genellikle kapalı ameliyatlardan sonra ortalama 3-4 günde ,açık ameliyatlardan sonra da 6-7 günde taburcu olmaktadır.  

image_alternative_text
Prof. Dr. Erdem AKBAL
Gastroenteroloji
Kolay Randevu Talebi

Akalazya (Yutma Güçlüğü) ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Akalazya ne demek?

Tıbbi terminolojide gevşeme yetersizliği anlamına gelen bu terim, yemek borusu ile mide arasındaki kapakçığın (sfinkter) işlevini yitirmesini ifade eder. Bu durum, sindirim sisteminin en üst basamağında gıdaların geçiş yolunun kilitli kalmasıyla sonuçlanan yapısal bir engeldir.

Akalazya hastalığı tehlikeli mi?

Tedavi süreci aksatıldığında hayati riskler barındıran bu hastalık, yetersiz beslenme ve sıvı kaybı gibi ciddi tablolara yol açabilir. Ayrıca yemek borusunda biriken gıdaların soluk borusuna kaçmasıyla oluşan akciğer enfeksiyonları ve uzun süreli doku tahribatına bağlı gelişebilecek özofagus kanseri riski nedeniyle ciddiyetle ele alınmalıdır.

Akalazya kendiliğinden geçer mi?

Sinir uçlarındaki hasar ve kas fonksiyon bozukluğundan kaynaklanan bu rahatsızlığın kendi kendine ya da ilaçsız bir şekilde iyileşme ihtimali bulunmamaktadır. Akalazya ilerleyici bir hastalıktır; bu nedenle cerrahi, endoskopik veya medikal müdahalelerle yemek borusundaki bu mekanik tıkanıklığın açılması şarttır.

Akalazya hastalığı nedir ve nasıl bir hastalıktır?

Akalazya, yemek borusunun besinleri mideye iletmesini sağlayan ritmik kasılmaların kaybolduğu ve alt kapakçığın gevşeme refleksini yitirdiği bir nöromüsküler bozukluktur. Hastanın su dahi içmesini zorlaştıran, her öğünü fiziksel bir mücadeleye dönüştüren ve sosyal hayatı kısıtlayan kronik bir sindirim sistemi problemidir.

Akazlaya ameliyatı sonrası iyileşme süreci ne kadar sürer?

Kapalı yöntemlerle yapılan Akalazya ameliyatları sayesinde hastalar genellikle operasyondan bir gün sonra sıvı gıda almaya başlar ve birkaç gün içinde taburcu edilirler. Tam iyileşme ve normal beslenme düzenine geçiş süreci kişiden kişiye değişmekle birlikte, hastalar genellikle bir-iki hafta içinde sosyal ve iş hayatlarına geri dönebilirler.

Akalazya bitkisel tedavisi var mıdır?

Şifa sağlayacağı düşünülen bazı bitkisel ürünler, akalazya tedavisinde kişiler tarafından bolca tüketilmektedir. Ancak akalazya hastalığının etkili ve ispatlanmış bir bitkisel tedavisi yoktur.

Akalazya (yutma güçlüğü) ilaç tedavisi var mı?

Akalazya hastalığında şikayetlerin hafifletilmesi için bazı ilaç tedavileri uygulanabilmektedir. Ancak hiçbir ilaç tedavisi hastalık şikayetlerine tam olarak etki etmemektedir.

Akalazya (yutma güçlüğü) hastalığında botox tedavisinin yeri nedir?

Kasların kasılmasını engelleme özeliği taşıyan botox işlemi akalazya hastalığının tedavisinde uygulanabilmektedir. Ancak botox enjeksiyonunun etkisi kısa sürdüğünden kalıcı çözüm sağlamamakta ve sürekli tekrarlanma ihtiyacı doğmaktadır. Bu tekrarlamalar nedeniyle de yemek borusunun alt kısmında bazı fibrotik dokuların gelişmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle öncelikli olarak tercih edilen bir yöntem değildir.

Yutma güçlüğüne akalazyadan başka hangi hastalıklar neden olmaktadır?

Yemek borusundaki ülserler, yemek borusu ve mide birleşimindeki tümörler ve reflü hastalığı da yutma güçlüğüne neden olabilmektedir.

Yemek borusu hastalıkları nelerdir?

Boyunda, göğüs içi yemek borusunda ve alt uç mide girişinde yemek borusu tümörleri, yemek borusunda oluşan divertiküller adı verilen kesecikler, boyunda zenker divertikülü, yemek borusu ortasında midtorasik, alt uçta epifrenik, dev herniler, midenin 1/3’ünden daha fazlasının göğüs boşluğu içinde olduğu durumlar, akalazya ve hareket bozuklukları, özofagus spazmı, yemek borusu darlıkları ve yanıkları, yemek borusu yırtıkları, trakeoözofajiyal fistül gibi çok çeşitli hastalıklar görülebilmektedir.

Akalazya hastalığı (yutma güçlüğü) tedavisi sonrası beslenmede nelere dikkat edilmelidir?

Akalazya hastalığında POEM tedavisi sonrası hastanın hastanede yatış süresi içerisinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenmesi gerekmektedir. 2-3 gün yatış sonrası hastalar taburcu edilmektedir. Hastaneden çıktıktan sonra 2 hafta içerisinde sıvı ve yumuşak gıdalarla beslenmeye devam edilmelidir. 2 haftadan sonra normal beslenme düzenine tamamen dönülebilmektedir. Ancak hayat boyu reflüye sebep olabilecek gıdalardan kaçınılması, az az, sık sık öğünler tercih edilmesi önerilmektedir. Bunun yanında tam olarak çiğnemeden besinler yutulmamalıdır.

Akalazya ölümcül müdür?

Akalazya, doğası gereği doğrudan ölümcül bir hastalık sayılmaz. Ancak, bu kronik yutma güçlüğü durumu, tedavi edilmediği takdirde ciddi ve potansiyel olarak hayatı tehdit eden dolaylı komplikasyonlara yol açabilir. Hastalığın temel riski, kronik beslenme yetersizliği, ciddi kilo kaybı ve sıvı kaybıdır. Ayrıca, yemek borusunda biriken gıdaların solunum yoluna kaçarak aspirasyon pnömonisi (zatürre) gibi ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olma riski mevcuttur. Uzun yıllar süren tedavi edilmemiş vakalarda, çok nadiren de olsa, yemek borusu kanseri riski de artabilmektedir. Bu nedenle, hastalığın kendisi ölümcül olmasa da, potansiyel komplikasyonları önlemek için erken teşhis ve etkili tedavi hayati önem taşır. Uygun tedavi ile hastaların yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde korunur.

Akalazya hastalığı iyileşir mi?

Akalazya, maalesef tamamen iyileşen, yani sinir hasarının tamamen geri döndüğü bir hastalık değildir. Akalazyaya neden olan sinir hasarı, şu anki bilimsel ve tıbbi yöntemlerle geri döndürülemez bir durumdur. Dolayısıyla, hastalık tamamen ortadan kaldırılamaz. Ancak buradaki iyi haber, uygulanan tedavilerin amacının iyileştirmek yerine, hastalığın semptomlarını kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini restore etmek olmasıdır. Tedaviler, yemek borusunun alt ucundaki kasılı kalmış büzücü kası gevşetmeyi hedefleyerek gıdaların mideye geçişini kolaylaştırır.

Modern tıp, balon dilatasyonları, Botoks enjeksiyonları, cerrahi myotomi ve en güncel yöntemlerden biri olan endoskopik miyotomi (POEM) gibi son derece etkili tedavi seçenekleri sunar. Bu tedaviler, akalazya semptomlarını kalıcı veya uzun süreli olarak hafifletmede büyük başarı gösterir ve hastaların çoğunluğu normal beslenme düzenine geri dönebilir. Başka bir deyişle, hastalık tamamen geçmese de, semptomlar yüksek oranda kontrol altına alınabilir ve hastalar komplikasyon riski düşük, kaliteli bir yaşam sürebilirler.

Güncelleme Tarihi : 18 Aralık 2025

Yayınlanma Tarihi: 3 Nisan 2020


*Bu içeriğin geliştirilmesine Memorial Tıbbi Yayın Kurulu katkı sağlamıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Şikayetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz."

Bu Konuda Uzman Doktorlar

İletişim Formu

Detaylı bilgi için iletişime geçin.

* Bu alan gereklidir.
Sosyal Medya Hesaplarımız
Canlı Destek Kolay Randevu Al
Doktor Bul Randevu Al